Fiziksel jeoloji 2 Mineraller BÖLÜM 2 MİNERAL Doğal yoldan oluşmuş, inorganik, karakteristik bir atomik iç yapısı (kristal yapısı), belli bir kimyasal bileşimi (formülü) olan, sabit veya belli sınırlar içinde değişebilen fiziksel özellikleri olan maddelere mineral denir. Bu nedenle su, bitkiler, hayvanlar, atmosfer ile mineraller ve kayaçların tümü maddeden oluşur. Fizikçiler maddeyi üç halde ya da evrede tanımlar: sıvılar, gazlar ve katılar. Atmosferdeki gazlarla birlikte yüzey ve yeraltı suyu gibi sıvılar akarsular ve rüzgarlar gibi birçok yüzey süreci göz önüne alındığında tümü de önemli olmakla birlikte burada ana ilgi alanımız mineraller olduğu için katılardır. O halde, sonraki soru madde nelerden meydana gelmiştir? MADDE Kütlesi olan ve alan kaplayan her şey maddedir. 1 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)2 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıAtomlar ve Elementler Maddeler atom olarak bilinen çok küçük parçacıklardan oluşan kimyasal element- lerden meydana gelir (şekil 2.3). Atomlar, belli bir elementin özelliklerini içinde barındıran en küçük madde birimleridir. Bir başka deyişle, radyoaktif bozunmanın dışında farklı bileşimdeki maddelere bölünemez. Dolayısıyla bir element tümü aynı özelliklere sahip atomlardan oluşur. Bilim adamları, Tablo 2.1’de bir kısmı listelenen 92 tane doğal element bulmuştur. Tüm doğal elemenler ile birçok yapay elementin bir adı ve simgesi vardır. Örneğin oksijen (O), alüminyum (Al) ve potasyum (K) gibi. Atomun merkezinde, pozitif elektrik yuklu proton ile elektrik yüksüz nötron olarak bilinen bir ya da daha çok parçacıktan oluşan küçük bir çekirdek bulunur (şekil 2.3). Atom çekirdeği, atom çapının 1 / 100.000 kadarı iken gerçekte atom kütlesinin tamamını içerir. 3 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)4 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları Bir ya da daha çok elektron yörünge- sinde bulunan negatif elektrik yüklü elektronlar çekirdeğin çevresinde belli uzaklıklarda hızla dönerler. Elektronlar bir ato- mun diğer atomlarla nasıl etkileştiğini belirlerken çekirdek, pozitif yüklü protonlar negatif yüklü elektronları çekip yörüngelerinde tuttuklarından dolayı bir atomun sahip olduğu elektron sayısını belirler. Atomlar aslında nötr durumdadır. Yani proton sayısı elektron sayısına eşittir. Proton sayısından daha az veya daha çok elektronu olan atomlara iyon denir. Atom dış katından bir elektron kaybederse pozitif yüklü bir iyon (katyon), bir elektron kazanırsa negatif yüklü bir iyon (anyon) haline dönüşür. Bir atomun çekirdeğindeki proton sayısı, atomun kimliğini onun atom numarası olarak belirler. Örneğin hidrojenin (H) çekirdeğinde bir proton bulunur ve dolayısıyla atom numarası 1’dir. Çekirdeklerinde helyum (He) 2, karbon (C) 6 ve uranyum (U) 92 proton bulundurduğundan atom numaraları sırasıyla 2, 6 ve 92’dir. Atomlar çekirdeklerinde bulunan proton ve nötron sayılarının toplamı olan kütle numaraları ile de nitelendirilir (elektronların kütlesi ihmal edilebilecek ölçüdedir). Aynı elementin atomları nötron sayıları değişebildiğinden farklı kütle numaralarına sahip olur 5 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıTüm karbon atomları 6 proton bulundurduğu halde - aksi halde karbon olmazdı - nötron sayıları değiştiğinden kütle numaraları 12, 13 ve 14 olabilir. Böylece her biri farklı kütle numarasına sahip ya da izotop olarak bilinen üç karbon tipini tanıyoruz (şekil 2.4). Karbon ya da başka bir elementin izotopları kimyasal olarak aynı davranışı gösterir; örneğin karbon 12 ve karbon14’ün her ikisi de karbondioksitte (CO2), bulunur. Bununla birlikte bazı elementler radyoaktif olup doğal yollarla bozuşup öteki duraylı elementlere dönüşürler. Karbon 14 radyoaktif, karbon 12 ve karbon 13 duraylıdır. Radyoaktif izotoplar kayaçların kesin yaşlarını belirlemede önemlidir. 6 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Bağlanma ve Bileşikler Atomların çevresinde dönen elektronlar arasındaki etkileşimler bağlanma olarak bilinen bir süreçle iki ya da daha çok atomun birbirine bağlanmasıyla sonuçlanabilir. İki ya da daha fazla elementin atomları birleştiğinde ortaya çıkan madde bir bileşiktir. Gaz haldeki oksijen sadece oksijen atomlarından oluştuğundan elementtir, oysa silisyum ve oksijen atomlarını içeren kuvars minerali bir bileşiktir. Birçok mineral bileşik olmakla birlikte altın, platin ve diğer birkaç mineral önemli istisnalardır. Minerallerde başta iyonik ve kovalent olmak üzere iki kimyasal bağ türü önemlidir. Daha az yaygın olan öteki iki kimyasal bağ türü olan metalik ve van der Waals bağlarıdır. 7 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Metalik ve van der Waals bağları Metalik bağlanma aşırı bir elektron paylaşımı türünden kaynaklanır. Altın, gümüş ve bakır gibi metallerin en dış yörüngesindeki elektronlar bir atomdan diğerine kolayca hareketlenir. Bu elektron hareketliliği metallerin, metalik parlaklığa sahip olması (yansıyan ışıktaki görünümleri), elektrik ile ısıyı iyi iletmesi ve kolaylıkla biçimlendirilebilmesini açıklar. Elektrik yüksüz bazı atom ya da moleküllerin iyonik, kovalent ya da metalik bağlanmaya uygun elektronları bulunmaz. Bununla beraber yakın olduklarında bu atomlar arasında zayıf bir çekim kuvveti vardır. Bu zayıf çekim kuvveti van der Waals ya da kalıntı bağdır. Grafit mineralinde karbon atomları birbirlerine zayıf van der Waals bağlarıyla bağlanan levhalar oluşturacak şekilde kovalent bağlıdır (şekil 2.6c). Bu bağlanma turu grafiti kurşunkalem uçları için yararlı hale getirir; kurşunkalem bir kağıt parçası boyunca hareket ettirildiğinde küçük grafit parçaları van der Waals bağlarıyla tutulan duzlemler boyunca kopar ve kağıda yapışır. 8 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıMİNERAL Doğal yoldan oluşmuş, inorganik, karakteristik bir atomik iç yapısı (kristal yapısı), belli bir kimyasal bileşimi (formülü) olan, sabit veya belli sınırlar içinde değişebilen fiziksel özellikleri olan maddelere mineral denir. Doğal Olarak Oluşan İnorganik Maddeler Doğal olma ölçütü mineralleri insanın ürettiği tüm maddelerden ayrı tutar. Bu nedenle sentetik elmaslar ve yakutlar ile yapay olarak üretilen diğer maddeler mineral olarak değerlendirilemez. Mineralin tanımına göre hayvansal ve bitkisel maddelerin mineral olmaması gerekir. Ancak, mercanlar, midyeler ve çok sayıda diğer hayvan ve bitkileri de içine alan bazı organizmalar kavkılarını ya aragonit ya da kalsit minerali olan kalsiyum karbonat (Ca-CO3) bileşiğinden ya da kuvars mineralindeki silisyum dioksitten (SiO2) oluşturur. Kristal Yapısı Mineraller, kendini oluşturan atomlarının, halit mineralindeki gibi düzenli, üç boyutlu bir çatıda dizildiği kristalin katılardır. Boşluktaki gibi ideal koşullar altında mineral kristalleri gelişerek düzlemsel yüzeylere (kristal yüzleri), keskin köşelere ve düz kenarlara sahip mükemmel kristaller oluşturur (şekil 2.7). Bir başka deyişle düzgün geometrik şekilli iyi oluşmuş bir mineral kristali, düzenli bir iç atomik yapının dışa yansımasıdır. Tüm katı maddeler, kristal yapılı değildir; örneğin doğal ve yapay cam, düzenli atom diziliminden yoksundur ve “şekilsiz” anlamına gelen amorf olarak adlandırılır. 9 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıAtomların düzenli iç yapıda çatıya sahip olduğu bir katı için Kristalin kullanılırken kristal, düzlemsel yüzeylere (kristal yüzleri), keskin köşelere ve düz kenarlara sahip bir geometrik şekildir. Bu yüzden kristal, kristalin bir yapının dışa vurumudur. Kristalin katılar olan mineraller her zaman iyi oluşmuş kristaller ortaya çıkarmaz. (Şekil 2.8). 1669 yılında Danimarkalı bilim adamı Nicolas Steno farklı kuvars örneklerindeki eşdeğer kristal yüzeylerinin kesişim açılarının aynı olduğunu belirledi. O zamandan beri bu yüzeylerarası açıların değişmezliği yasası boyutlarına, şekillerine, yaşlarına ve coğrafi konumlarına bakılmaksızın diğer pek çok mineralde de kanıtlanmıştır (şekil 2.8c). Steno, mineral kristallerinin çok küçük, benzer yapı bloklarından yapıldığını ve bu yapı bloklarının diziliminin mineral kristallerinin dış şeklini belirlediğini vurguladı. Kısacası Steno’nun minerallerin dış görünüşünün kristalin iç yapısından kaynaklandığını ortaya atmış ve bu daha sonra kanıtlanmıştır. 10 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)11 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Minerallerin Kimyasal Bileşimi Kimyasal bir formülle gösterilen mineral bileşimi, minerali oluşturan farklı elementlerin atom sayılarını göstermenin pratik bir şeklidir. Kuvars minerali her iki oksijen (O) atomuna karşılık bir silisyum (Si) atomu içerir ve bu yüzden SiO2 formüllüdür. Ortoklaz bir potasyum, bir aluminyum, üç silisyum ve sekiz oksijen atomundan oluşur (KAlSi3O8) . Doğal elementler olarak bilinen birkaç mineral tek bir elementten oluşur. Grafit ile elmas karbon (C); gümüş (Ag), platin (Pt) ve altın (Au) ile temsil edilir. Birçok mineralin kimyasal bileşimi değişmez. Kuvars hep silisyum ve oksijenden (SiO2) oluşur, halit yalnızca sodyum ve klor içerir (NaCl). İki ya da daha çok elementin atomları yaklaşık aynı büyüklük ve yükte ise bir element diğerinin yerini alabileceğinden diğer mineraller bir bileşim aralığına sahip olur. Şekil 2.9’da demir ve magnezyum atomlarının yaklaşık aynı büyüklükte olduğuna dikkat edin; bu nedenle birbirlerinin yerlerini alabilirler. 12 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıOlivin mineralinin silisyum ve oksijenle birlikte sadece magnezyum, sadece demir ya da her ikisini birden içerdiği anlamına gelen kimyasal formülü (Mg,Fe)2 SiO4’dur. Aslına bakılırsa olivin terimi genellikle hem demir hem de magnezyum içeren minerallerde kullanılırken forsterit sadece magnezyum iceren olivin (Mg2SiO4), sadece demir iceren olivin (Fe2SiO4) fayalit olarak bilinir. Çok sayıda başka mineralin de bileşim aralıkları dizileri olduğundan bunlar gerçekte birkaç üyeli mineral gruplarıdır. 13 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Minerallerin Fiziksel Özellikleri Mineral tanımındaki son ölçüt parlaklık (luster), renk, çizgi rengi (streak), kristal şekli, dilinim (cleavage) ve kırık yüzeyi (fracture), sertlik (hardness), özgül ağırlık (yoğunluk) gibi özelliklere bağlanan karakteristik fiziksel özelliklerdir. Minerallerin bileşimi ve yapısı bu özellikleri denetler. Parlaklık Parlaklık (renkle karıştırılmamalı), mineralin yüzeyinden yansıyan ışığın niteliği ve şiddetidir. İki temel parlaklık tipi vardır: metal görünümüne sahip olan metalik (galen) ve metalik olmayan parlaklık. Camsı ya da cama benzer (kuvarstaki gibi), donuk ya da topraksı, mumsu, yağsı ve parıltılı (elmastaki gibi) parlaklıklar, metalik olmayan birkaç parlaklık tipi arasındadır. Renk Bazı minerallerin tanımlanmasında en belirgin fiziksel özellik olan renk tüm mineraller için geçerli değildir. Buna rağmen minerallerin tanımlanmasına yardımcı olan renk üzerine bazı genellemeler yapılabilir. Olivin zeytin yeşili renkte olmasına rağmen ferromagnezyen silikatlar tipik biçimde siyah, kahverengi ya da koyu yeşildir. Öte yandan ferromagnezyen olmayan silikatların renkleri epey değişir ama nadiren koyudur. 14 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıBu silikatların cok daha tipik olan renkleri beyaz, krem, renksiz, pembenin tonları ile soluk yeşildir. Metal parlaklığına sahip minerallerin renginin metal olmayan minerallerin renginden daha tutarlıdır. Örneğin galen hep kurşun grisi renkteyken pirit pirinc sarısı rengindedir Aksine metal olmayan bir mineral olan kuvarsın rengi renksiz, dumansı kahverengiden siyaha, pembe, sarı– kahverengi, süt beyazı, mavi ya da menekşeden mora kadar değişir. 15 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları16 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıKristal Şekli Önceden belirtildiği gibi, mineral kristalleri yaygın olmadığından çok sayıdaki mineral örneği o minerale özgü mükemmel kristal şeklini göstermeyecektir. Bununla beraber mineraller ideal koşullarda geliştiğinde iyi şekilli kristaller oluşturabilecek atomik yapıya sahip olur. Bazı mineraller tipik kristal şekliyle oluşur. Örneğin 6 ve 12 kenarlı pirit kristalleri gibi 12 kenarlı granat kristalleri de yaygındır. Boşluklarda büyüyen ya da kayaçların boşluk ya da çatlaklarında dolaşan sıcak sulardan (hidrotermal çözeltiler) çökelen mineraller genelde kristal olarak oluşurlar. Kristal şekli mineral tanımlamada çok yararlı bir özellik olduğu halde birçok mineral aynı kristal şekline sahiptir. Pirit (FeS2), galen (PbS) ve halit (NaCl) kubik kristaller olarak bulunurken bu mineraller renk, parlaklık, sertlik ve yoğunluk gibi diğer özellikler yardımıyla kolayca ayırt edilebilir. 17 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Dilinim (foliasyon) Kırık Yüzeyi (fracture) Tüm minerallerin sahip olmadığı dilinim, bir mineral kristalinde bağların kuvvetiyle belirlenen yumuşak bir zayıflık düzlemi ya da düzlemleri boyunca kırılma ya da ayrılma eğilimi gösterme özelliğidir. Dilinim, niteliği (mükemmel, iyi, zayıf), yönü ve dilinim düzlemlerinin kesişme açılarına göre belirtilir. Yaygın bir ferromagnezyen silikat olan biyotit, tek yönlü mukemmel dilinime sahiptir, Biyotitin az boşluklu, birbirine paralel birçok düzlemleri boyunca mükemmel dilinimlenmesi gerçeği onun yapısı ile ilgilidir; demir ve magnezyum iyonlarının birbirine zayıfça bağlandığı silis tetraedr tabakalarına sahip bir tabaka silikattır. (şekil 2.17a). Feldispatlar, birbirlerini dik açılarda kesen iki yönlü dilinime sahipken (şekil 2.17b), halit minerali, birbirlerini dik açılarda kesen üç yönlü dilinime sahiptir (şekil 2.17c). 18 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıKalsit de kesişim açılarının hiçbiri dik açı olmayan üç yönlü dilinime sahiptir bu yüzden kalsitin dilinim parcaları romboedrdir (şekil 2.17d). Dört yönlü dilinime sahip mineraller fluorit ve elmastır (şekil 2.17e). En sert mineral olan elmas şaşırtıcı biçimde kolaylıkla dilimlenebilir. Çinko cevheri olan sfalerit gibi birkac mineral altı yönlü dilinime sahiptir (şekil 2-17f). 19 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Dilinim, minerallerin önemli tanıtıcı bir özelliği olup bazı mineralleri ayırırken bilinmesi gerekir. Örneğin piroksen minerali ojit ve amfibol minerali hornblend birbirine çok benzer; her ikisi de koyu yeşil ve siyahtır, aynı sertliğe ve iki yönlü dilinime sahiptir. Bununla beraber ojitin dilinim düzlemleri birbirini yaklaşık 90°de keserken hornblend de 56° ve 124°’lik açılarla keser (şekil 2.18). Dilinimin aksine kırılma, düzensiz yüzeyler boyunca mineral ayrılmasıdır. Herhangi bir minerale yeterince kuvvet uygulanırsa kırılabilir ama kırılma yüzeyleri yumuşaktan ziyade genellikle pürüzlü ya da konkoidaldir (kavisli). 20 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Sertlik Avusturyalı bir jeolog olan Friedrich Mohs, 10 mineral için göreli bir sertlik ölçeği geliştirdi. Bilinen en sert mineral olan elmasa 10 öteki minerallere de daha düşük değerler vermiştir. Göreli sertlik Mohs sertlik ölçeğiyle kolaylıkla belirlenebilir (Tablo 2.3). Kuvars fluoriti çizerken fluoritle çizilmez, jips tırnakla çizilebilir vb. Sertlik, aşınmaya karşı mineralin direnci olarak tanımlanır ve çoğunlukla iç yapısı ile denetlenir. Örneğin grafit ve elmasın her ikisi de karbondan oluştuğu halde grafitin sertliği 1-2, elmasınki ise 10’dur. 21 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıÖzgül Ağırlık (Yoğunluk) Burada aşağı yukarı eşlanlamlı kullanmamıza rağmen özgül ağırlık ve yoğunluk ayrı kavramlardır. Bir mineralin özgül ağırlğı, ağırlığının eşit hacimdeki saf suyun ağırlığına olan oranıdır. Dolayısıyla özgül ağırllığı 3 olan bir mineral, sudan 3 kat daha ağırdır. Tüm oranlarda olduğu gibi özgül ağırlık da gr/cm3 olarak ifade edilmez, boyutsuz bir sayıdır. Aksine yoğunluk, birim hacim başına mineralin kütlesi (ağırlığı) olup gr/cm3 cinsinden ifade edilir. Böylece galenin özgül ağırlığı 7.58 ve yoğunluğu da 7.58 gr/cm3 dür. Özgül ağırlık ve yoğunluk, mineralin bileşimine ve yapısına göre değişir. Demir, magnezyum ya da her ikisini birden icerdiğinden dolayı ferromagnezyum silikatlar, ferromagnezyum olmayan silikatlardan daha yoğun olma eğilimindedir. Genelde galen ve hematit gibi metalik mineraller, metal olmayanlardan daha yoğundur. 19.3 gr/cm3 yoğunluğa sahip olan saf altın, kurşundan yaklaşık 2.5 kat daha yoğundur. Özgül ağırlık yada yoğunluğun yapı ile nasıl denetlendiğine örnek olarak her ikisi de karbondan (C) oluşan elmas ve grafit verilebilir. Elmasın özgül ağırlığı 3.5 iken grafitinki 2.09 ile 2.33 arasında değişir. 22 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıDiğer Kullanışlı Mineral Özellikleri Bazı mineraller başka fiziksel özellikleriyle tanınırlar. Talkın ayırt edici sabunsu (kaygan) bir hissi vardır, grafit kağıda yazar, halit tuz tadı verir ve magnetit mıknatıslıdır. Kalsit, bir nesneye saydam bir kalsit parçasından bakıldığında çift görüntüye sahip olduğu anlamında çift kırılma özelliğine sahiptir. Bazı tabaka silikatları plastiktir ve yeni bir şekil verildiğinde o şekilde kalır; diğer mineraller ise esnek olup onları büken kuvvetler ortadan kalktığında ilk şekillerine dönerler. Basit bir kimyasal test olan mineral örneğine bir damla seyreltik hidroklorik asit uygulanması ile kalsit ve dolomit mineralleri ayırt edilebilir. Mineral kalsit ise, asitle hemen tepkimeye girecek ve asitin kabarıp köpürmesine neden olarak karbon dioksit açığa çıkaracaktır. Aksine dolomit toz haline gelmedikçe hidroklorik asitle tepkimeye girmeyecektir. 23 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları24 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıMİNERAL GRUPLARI Jeologlar, üyelerinin aynı negatif yüklü iyon ya da iyon gruplarını paylaştığı mineral sınıfları ya da grupları tanımlarlar. Önceki bölümde iyonların, atomların en dıştaki yörüngelerinde elektron yitirip kazanmalarından ileri gelen pozitif ya da negatif yüklü atomlar olduğuna değinildi. İyonların yanı sıra bazı mineraller iyonlarla birlikte içlerinde bağımsız birimler gibi davranan kök olarak bilinen farklı atomlardan meydana gelen sıkıca bağlı karmaşık gruplar içerir. Üç oksijen atomuna bağlı bir karbon atomundan oluşan karbonat kökü buna iyi bir örnektir ve bu şekilde -2 elektrik yüklü CO3 formülüne sahiptir. Diğer yaygın kökler ve yükleri: sulfat (SO4, - 2), hidroksil (OH2, - 1) ve silikattı r (SiO2, - 4) (şekil 2.11). 25 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Silikat Mineralleri Silisyum ve oksijen yerkabuğunda en bol bulunan iki element olduğu için birçok mineralde bu elementlerin varlığı şaşırtıcı değildir. Silisyum ve oksijenin birleşmesi silis olarak bilinir ve silis iceren mineraller de silikatlardır. Kuvars (SiO2), tümüyle silisyum ve oksijenden oluşan saf silistir. Coğu silikatlar ortoklaz (KAlSi3O8) ve olivin [(MgFe)2SiO4] de olduğu gibi bir ya da daha cok element icerir. Silikat mineralleri, bilinen minerallerin yaklaşık ucte birini oluşturur, ama daha da etkileyici olanı yerkabuğunun belki de % 95’ini oluşturan biçimdeki bolluğudur. Silikat minerallerinin temel yapıtaşı bir silisyum ile dört oksijen atomundan oluşan silis tetraedridir. Yandaki şekilde silis kökü gösteriliyor. Bu atomların dizilimi oksijen atomları arasındaki boşluğu kaplayan silis atomunu dört oksijen atomunun çevrelediği dört yüzlü bir piramit yapısı şeklindedir.Silisyum atomu pozitif dort yuklu ve oksijen atomlarının her biri negatif iki yuklu olup toplam negatif dort yuklu (SiO4)-4 bir iyon koku ortaya çıkar. Silis tetraedri negatif yuklu olduğundan doğada ayrı bir iyon grubu olarak bulunmaz; bunun yerine pozitif yuklu iyonlarla bileşik oluşturur ya da oksijen atomlarını diğer silis tetraedrleri ile paylaşır. En basit silikat minerallerinde silis tetraedrleri pozitif yuklu iyonlara bağlı bağımsız birimler olarak yer alır. 26 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Tek başına bir tetraedre sahip minerallerde silisyumun oksijen oranı 1:4’ tür ve silis iyonunun negatif yükü pozitif iyonlarla dengelenir. Örneğin, olivin [(Mg,Fe)2SiO4]-4 değerlikli silis iyonunu dengelemek için ya iki magnezyum iyonu (Mg+2) veya iki demir iyonu (Fe+2) ya da her ikisinden birer tane vardır. Silis tetraedrleri bir araya gelerek sonsuz uzunlukta zincirler oluştu- rabilirler. Piroksen minerallerinde olduğu gibi basit zincirler, her tetraedrin komşu tetraedrle oksijen atomlarının ikisini paylaşmasıyla oluşurken sonuçta silisyumun oksijene oranı 1:3 olur. Bir piroksen grubu minerali olan enstatit, (MgSiO3) kimyasal formülünde bu Amfibol grubu mineraller, iki paralel sırada ortaklaşa kullanılan tetraedrlerin, birbirine çapraz bağlandığı bir çift zincir yapısına sahiptir. Çift zincirlerin oluşması silisyumun oksijene oranını 4:11 olarak verir, bu yüzden her bir çift zincir – 6 elektrik yüküne sahiptir. Genellikle Mg+2, Fe+2 ve Al+2 çift zincirlerin birbiriyle bağlantı yerlerinde bulunur. 27 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları oranı yansıtır. Mg+2 gibi pozitif iyonlar ile dengelenen net –2 elektrik yüküne sahip tek zincirler birbirleri ile paralel zincirler yapacak şekilde bağlanır. (Monroe&Wicander, 2005)Tabaka yapılı zincirlerde komşu tetraedrler, her tetraedrdeki üç oksijeni paylaşırlar. Bu tür yapılar, silisyumun oksijene oranının 2:5 olduğu aralıksız silis tetraedr tabakalarında olur. Aralıksız tabakalar, tabakalar arasında yer alan pozitif iyonlarla dengelenen negatif bir elektrik yukune de sahiptir. Bu özel yapılar, biyotit ve muskovit gibi mikalar ve kil minerallerinin kendine özgü tabaka yapısını açıklar. Silis tetraedrinin dört oksijen atomu komşu tetraedrler ile paylaşıldığında silis tetraedr- lerinden oluşan üç boyutlu ağlar oluşur. Oksijen atomlarının bu şekilde paylaşılması elektrik yüksüz olan silisyumun oksijene 1:2 oranını verir. Kuvars yaygın bir çatı silikatıdır. 28 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları (Monroe&Wicander, 2005)Ferromagnezyen silikatlar Demir (Fe), magnezyum (Mg) ya da her ikisini birden içeren bazı silikat mineralleri ferromagnezyen silikatlar olarak bilinir. Bu tür mineraller genelde koyu renkli ve ferromagnezyen olmayan silikatlara göre daha yoğundur. Olivin piroksenler, amfiboller ve biyotit yaygın rastlanan bazı ferromagnezyen silikat minerallerdir. Zeytin yeşili renkli olan olivin bazı magmatik kayaçlarda yaygın olarak bulunurken diğer bircok kayacta rastlanmaz. Piroksenler ve amfiboller mineral grupları olup çeşitleri olan ojit ve hornblend cok yaygındır. Biyotit mika, ayırt edici bir tabaka yapısı olan yaygın, koyu renkli bir ferromag- nezyen silikatıdır. 29 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları30 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları Ferromagnezyen Olmayan Silikatlar Adlarının akla getirdiği gibi demir ve magnezyumdan yoksun olan ferromagnezyen olmayan silikatlar, genelde açık renkli ve ferro- magnezyen silikatlardan daha az yoğundur. Yerkabuğunda en yaygın rastlanan mineraller feldispatlar olarak bilinen ferro- magnezyen olmayan silikatlardır. Feldispat, her biri birkac tur iceren iki ayrı grubun tanımladığı genel bir addır. Mikroklin ve ortoklasın (KAlSi3O8) temsil ettiği potasyum feldispatlar, magmatik, metamorfik ve bazı çökel kayaclarda yaygın olarak bulunur. Tum feldispatlarda olduğu gibi mikroklin ve ortoklaz da iki iç zayıflık düzlemine sahip olup bu yonler boyunca kırılır ya da dilinim gosterir.31 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları Feldispatların ikinci grubu olan plajiyoklaz feldispatlar, kalsiyumca zengin (CaAl2Si2O8) olan ceşitlerinden sodyumca zengin (NaAlSi3O8) olanlarına doğru değişir. Ayırt edici feldispat dilinimine sahip olup tipik beyaz, krem ya da gri renklidir. Plajiyoklaz dilinim yuzeyleri çizik adı verilen sayısız ayırt edici, az boşluklu paralel cizgiler gosterir. Cok yaygın ferromagnezyen olmayan bir silikat olan kuvars (SiO2), ozellikle granit, gnays ve kumtaşı gibi kayaclarda olmak uzere üç ana kayaç grubunda da bulunur. Çatı silikatı olan kuvars coğunlukla camsı gorunumu ve sertliği ile tanınabilir (şekil 2.14). Bir mika turu olan muskovit de oldukca yaygın bir başka ferromagnezyen olmayan silikattır. Biyotit gibi muskovit de tabaka silikat olmakla birlikte biyotit siyah, muskovit tipik bicimde neredeyse renksizdir (şekil 2.14). Ceşitli kil mineralleri de mikalara ozgu tabaka yapısına sahip olduğu halde kristalleri öylesine küçüktür ki sadece cok aşırı büyütme ile görülebilir. Bu kil mineralleri, birkac kayaç türünün önemli bileşenleri ve toprakların da ana bileşenleridir.Karbonat Mineralleri Negatif yuklu karbonat kokunden (CO3)-2 oluşan karbonat mineralleri, aragonit ya da kalsit mineralleri olan kalsiyum karbonat› icerir (CaCO3) (şekil 2.15a). Durays›z aragonit olup genelde kireçtaşı kayacı nın ana bileşeni olan kalsite donuflur. Bircok başka karbonat minerali olmasına karşın ilgilenmemiz gereken sadece bunlardan biridir: Dolomit [CaMg(CO3)2], kalsitin magnezyum eklenmesiyle kimyasal alterasyona uğramasıyla oluşur. Dolomit mineralinden oluşan çökel kayacı dolotaşıdır . 32 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıDiğer Mineral Grupları Jeologlar, silikatlar ve karbonatlara ek olarak başka birkaç mineral grubunu da tanımlar (Tablo 2.2). Bu gruplarda yer alan mineraller silikatlar ve karbonatlardan daha az yaygın olmakla birlikte bircoğu kayaclarda az miktarda bulunur ve diğerleri de cok onemli kaynaklardır. Oksitlerde, hematit (Fe2O3) ve magnetitte (Fe3O4) olduğu gibi bir element oksijenle birleşir. Hematit ve manyetit içeren kayaçlar, celik uretimi icin gereken demir cevherinin kaynaklarıdır. Oksitlerle ilişkili hidroksitler, coğunlukla diğer minerallerin kimyasal bozunması sonucu oluşur. Doğal elementlerin tek bir elementten oluşmuş mineraller olduğuna dikkat cekmiştik. Elmas ve grafit (C), altın (Au), gümüş (Ag) ve platin (Pt) doğal element örnekleridir. Gümüş ve bakır gibi bazı elementler hem doğal element hem de bileşik olarak bulunduğu icin diğer mineral gruplarına da örneğin gumuş sulfit olan arjantit (Ag2S) – girer. Fosfat koku (PO4)-3 iceren birkac mineral ve kayac, gubrelemede kullanılan onemli fosfat kaynaklarıdır. Kurşun cevheri olan galen minerali gibi (PbS) sulfitler kukurtle (S-2) bileşik yapan pozitif yuklu bir iyona sahipken, sulfatlarda, jipsteki (CaSO4.2H2O) gibi karmaşık sulfat iyonu (SO4)-2 ile birleşen bir element vardır. Halitler, halojen elementler olan fluorur (F-1) ve kloruru (Cl-1) icerir; ornek mineralleri halit (NaCl) ve fluorittir (CaF2). 33 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıMİNERALLER NEREDE VE NASIL OLUŞUR? Magma (yüzeye ulaşan magmaya lav denir) olarak bilinen ergimiş kayaç malzemesinin soğuması mineral oluşumunu açıklayan bir olgudur. Magma ya da lav soğuduğunda mineraller kristallenip gelişerek bazalt (ferromagnezyen silikatlarca zengin) ve granit (ferromagnezyen olmayan silikatlarca zengin) gibi çeşitli magmatik kayaçların mineral bileşimini belirler. Magmadan gelen sıcak sulu çözeltiler genelde yan kayaçlardaki çatlaklar ve boşlukları kaplar ve bu çözeltilerden bir kısmında ekonomik öneme sahip değişik mineraller kristallenir. Mineraller ayrıca sıcak kaynaklardaki sular soğuduğunda ve sıcak, mineralce zengin sular siyah bacalar olarak bilinen sıcak kaynaklardan deniz tabanına boşaldığında da oluşurlar. Deniz suyunda, daha nadir olarak göl suyunda bulunan çözülmüş malzemeler, su buharlaştığında bileşik yaparak halit (NaCl), jips (CaSO4. 2H2O) ve diğer birkaç minerali meydana getirirler. Her ikisi de kalsiyum karbonat (CaCO3) ceşidi olan aragonit ve/veya kalsit, buharlaşan sulardan da oluşmakla birlikte midyeler, istiridyeler, mercanlar ve yuzen mikroorganizmalar gibi organizmaların kavkılarını oluşturmak icin bu bileşiği kullandıklarında da oluşur. Birkaç bitki ve hayvanın dış iskeletlerinde kullandıkları silisyum dioksit (SiO2), canlılar öldüklerinde deniz tabanında mineral olarak birikir. Bazı kil mineralleri ise kimyasal sureçler feldispatlar gibi oteki mineralleri bileşim bileşim ve yap›sal açıdan değişikliğe uğrattığında oluşurken diğerleri de kayaçların metamorfizma ile değişmesiyle ortaya çıkar. Gerçekte metamorfizmaya neden olan ısı, basınc ve kimyasal olarak etkin sıvılar bircok mineralin oluşmasına yol acar. Volkanik bacalarda hidrojen sulfur (H2S) ve kukurt dioksit (SO2) gibi gazlar tepkimeye girerek kukurt ortaya çıkardığında bile birkaç mineral oluşur. 34 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları35 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları KAYAÇ OLUŞTURAN MİNERALLER Kayaç terimi bir ya da daha çok mineralden oluşan katı bir yığışımdır. Aynı terim ayrıca doğal cam obsidiyende olduğu gibi mineral benzeri madde toplulukları ile kömürdeki katı organik madde kütlelerini de içine alır. Belli oranlarda potasyum feldispat ve kuvars içeren granit, tıpkı sadece kalsitten oluşan kireçtaşı gibi bir kayaçtır. Bazı kayaçlar birçok mineralden oluşabildiği gibi, yalnızca kayaç oluşturan mineraller adıyla bilinen birkaçı, kayaç tanımlama ve sınıflamasında kullanılabilecek ölçüde yaygındır (Tablo 2.4). Tali mineraller olarak bilinen diğer mineraller ise o kadar az miktarlarda bulunur ki göz önüne alınmaz. Granit, potasyum feldispatlar ve kuvarsla birlikte az miktarda biyotit mika ve daha az miktarlarda diğer mineralleri icerir (Şekil 2.20). Yerkabuğunda en yaygın bulunan mineraller silikat mineralleridir. Dolayısıyla çoğu kayaç bu minerallerden meydana gelmiştir. Gerçekten de feldispat mineralleri (plajiyoklaz feldispatlar ve potasyum feldispatlar) ve kuvars, Yerkabuğunun % 60 tan fazlasını oluşturur. Yüzlerce silikat minerali arasında birçoğu tali mineral olarak bulunurken yalnızca birkacı kayaçlarda çok yaygındır. Silikat olmayan en yaygın kayaç oluşturan mineraller, karbonat olan kalsit (CaCO3) ve dolomit [CaMg(CO3)2] sırasıyla kireçtaşı ve dolotaşı çökel kayaçlarının ana bileşenleridir. Sulfatlar ve halitler arasında ise jips kayacında jips (CaSO4.2H2O) ve kaya tuzundaki halit (NaCl), kayaç oluşturma niteliğine sahiptir. Bu mineraller ve oluşturdukları kayaçlar bazı alanlarda yaygın olsa da kayaç oluşturan silikat ve karbonat minerallerine göre daha az rastlanır.36 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları37 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları38 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları