Arkaik Çağ Seramiği Arkaik Dönem Seramiği ARKAİK DÖNEM       Köklü bir mezar inancına sahip olan Yunanlılar, insanın vücut (soma) ve ruhtan (psykhe) oluştuğunu düşünürler. Bu inanç gereğince, ölüm sonrasında belli bir düzeni içeren törenler düzenlenir. Somanın hazırlanması (prothesis), somanın mezara götürülüşü (ekphora) ve somanın gömülmesi şeklinde bir törendi.       1. AŞAMA: Somanın hazırlanması ilk aşamadır. Bu aşamada ölünün gözleri kapatılır, çenesi bağlanır ve yıkanır. Böylelikle kötü ruhun kovulduğuna inanılır. Yıkama işlemini yaşlı kadınlar yapmaktadır. Yıkanan ölü daha sonra kokulu yağlarla ovulur ve parfümlenir.       2. AŞAMA: Prothesis bölümü yapılan ikinci aşamadır. Bu aşamada ölü evin içerisinde sergilenir. Ölümden bir gün sonra yapılan bu aşama zorunluluk arz eder. Hatta ülke dışında ölen bir kişinin bile cenazesi evine getirilir, kemikleri olsa dahi sergilenir. Sergilemede ölünün sadece başı açıktır ve kefene sarılıdır.         3. AŞAMA: Ekphora son aşamadır. Prothesis'in ertesi günü sabahı, ölü yatağıyla birlikte görevliler veya akrabaları vasıtasıyla, elle veya arabayla taşınır.       Ölüyü gömme işlemi yasalar gereğince, ölünün yakınları tarafından yapılır. Mezar yeri hazır olan törende, mezar yerini yaptırma erkek evlatlara ait bir görevdir. Ebeveynlerine mezar yaptırmayanlara çok büyük cezalar verilirdi. Hatta demostan atılmaya kadar gidebilirdi. Ebeveynleri ne olursa olsun, mezar yeri mutlaka yapılmalıdır. Ölünün ölüm şekline bağlı olarak gömü işlemleri yapılır. Örneğin şimşek çakması ile ölen bir kişi öldüğü yere gömülür. Kendini öldüren kişinin de elleri kesilip öyle gömülür. Mezarı hak etmeyenler katil ve hırsızlardır. Bunların cesetleri şehrin dışına gömülür.   ARKAİK DÖNEM SERAMİĞİ        Mika (Akha) Uygarlığı'nın M.Ö. XIII. yüzyılın sonlarına doğru çökmesinin ardından, mevcut siyasi ve sosyal yapının da çökmesi, Bronz Çağı'nda Mikenlilerin kullandığı yazının kaybolması ve anıtsal mimarinin ortadan kalkmasından dolayı, Yunan dünyası içe kapanmış ve araştırmacılar tarafından "Karanlık Çağ (Yunan Ortaçağı)" denilen, yaklaşık olarak M.Ö. 1200-800/750 yılları arasını kapsayan bir döneme girmiştir. Bu dönem aynı zamanda Yunan nüfusunun neredeyse %80'lere kadar varan bir oranla düştüğü ve insanların basit yerleşim yerlerinde yaşadığı bir dönemdir. Karanlık çağın başlarında, Anadolu kıyılarına göç eden Yunanlılar, zamanla daha uzak ülkelerle ticari ilişkiler kurmaya ve uzak ülkelerle ilgili bilgi toplamaya başladılar.        M.Ö. VIII. yüzyılda tam olarak bilinmeyen nedenlerden dolayı, Yunan dünyasında bir nüfus patlaması gerçekleşmiş ve dolayısıyla sınırlı sayıda kişiye yeten kent toprakları, Yunanlıları doyurmaz hale gelmiştir. Bu patlamanın getirdiği sosyal ve ekonomik problemler nedeniyle ok sayıda Yunanlı, ana vatanlarını terk ederek, Akdeniz'in diğer bölgelerine ve Karadeniz kıyılarına göç etmiş ve buralarda sayısız koloniler kurmuştur. Yunan tarihinde Kolonizasyon Çağı olarak adlandırılan bu dönem, M.Ö. VIII. yüzyıl ortalarında başlamış ve M.Ö. VI. yüzyıl ortalarında sona ermiştir.     Büyük kolonizasyon hareketi başlamadan hemen önce, M.Ö. VIII. yüzyıl başlarında Yunanlılar, Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında emporia (ticaret merkezi) kurmuşlardı. Kolonizasyon hareketi emporialardan farklı karakter taşıyan kolonilerin kurulmasıyla başlamıştır. Yeni kurulan apoikia, politik açıdan ana kentten bağımsız, kendi kendilerini idare eden ve kendilerine yeten kent yerleşimleriydiler. Bununla beraber anakent ile koloni arasında kültürel bağ devam eder ve her iki kentte benzer tanrılara inanırlardı. Ayrıca anakent ve kolonilerde hemen hemen aynı hukuk kuralları ve kanunlar uygulanmaktaydı. Ana kentten getirilen ateşin yandığı sunağın etrafında aynı dönemlerde kutsal bayramlar kutlanır ve anakentle aynı takvim kullanılırdı.       Koloniler hep kıyı kentlerde kurulmuştur. Bunun nedeni ise deniz ticaretidir. Yunanlılar ilk başlarda daha çok Batı Akdeniz'de (M.Ö. 750-650), daha sonra da Kuzey Ege, Marmara ve Karadeniz'de (M.Ö. 650-550) koloniler kurmuşlardı. İlk koloniler gemicilikte ilerlemiş, az toprağa sahip kent devletleri tarafından kurulmuştur. İlk zamanlar tarım topraklarının azlığı ve özellikle yaşanan uzun süreli kuraklıklar, ilk yerleşimcileri verimli ve geniş topraklar bulmaya itmiştir. Bu nedenle Batı Anadolu'daki İon kent devletleri, ilk zamanlar kolonizasyon hareketlerine pek ilgi göstermemişlerdi.       Aiolis Bölgesi, İon Adaları ve Yunan anakarasındaki kısıtlı tarım arazilerine sahip kent devletleri, kolonizasyon hareketlerine öncülük etmişlerdir. Daha sonradan Yunan şehir devletlerinin büyümesi ve ticari ilişkilerin gelişmesi sonucunda ortaya çıkan hammadde ve pazar arayışı, ticari açıdan uygun bölgelere koloniler kurmayı daha cazip hale getirmiştir. Yunanlıların koloni kuruluşlarında çoğunlukla sistemli ve kurallara uygun hareket etmişlerdir. Koloniler Oikist adı verilen bir önderin yönetimi altındadır. Oikisti, Apollon Bilicilik Merkezi koloni kuracak şehrin önde gelen kişileri arasından seçerdi.       M.Ö. VI. yüzyıl ortalarından sonra koloni kurmak oldukça güçleşti. Bunun en büyük nedeni, doğuda güçlenen Perslerin ve batıda Etrüskler ile ittifak yapan Kartacalıların, Yunanlıların yeni koloniler kurmasını engellemesiydi. Bununla beraber Arkaik Çağ'ın başlarında (M.Ö. 800-750) yaklaşık 800 olan Yunan kent devletleri sayısı, Kolonizasyon Dönemi M.Ö. 500'lerde sona erdiğinde, yaklaşık 1500'e çıkmıştı. Dönem doğu etkisinin başladığı dönemdir. Aslan, sphenks gibi hayvanlar ile palmet, lotus gibi bitki motiflerini eserlerinde kullanmışlardır. Bu motifler yalnız siyah silüet değil, iç ayrıntılarıyla birlikte resmedilmiştir.       KORİNTH SERAMİĞİ       Ticaret kolonizasyon hareketlerinin gerçekleştiği, Syrakusai (M.Ö. 734), Megara Hyblaea (M.Ö. 730), Gale (M.Ö. 690) ve Selinus (M.Ö. 630), Oryantalizan Dönem'de Korinth seramiğinin kesin tarih vermesi açısından önemlidir. Bu merkezlerden yola çıkılarak Kıta Yunanistan'da bulunmuş Oryantalizan seramikler kolay tarihlendirilmektedir. Seramiklerle birlikte bulunan sikkelerde kesin tarih verme açısından önemlidir. Bu dönemde Kıta Yunanistan'a ticaret için gelen kolonilerin bıraktığı sikkelerden yola çıkılarak da kesin bilgiler doğrulanmıştır.       Korinth seramiğinin kronolojisini Humfry Payne ve Amyx detaylı çalışmıştır. Doğu etkilerini ilk önce Payne ele almıştır. Korinth seramiği üzerine yapılan çeşitli kronolojik tasnifler vardır. İlk kez Johansen (1923) Protokorinth Dönem ile ilgili seramikleri ele almıştır. Ekrem Akurgal'da Payne'nin tarihlendirmelerini kabul eder ve 25 yıllık dilimlerin mantıklı olduğunu söyler.       Korinth atölyeleri, stil akımları arasında M.Ö. 750-550 tarihleri arasında en çok yayılım gösteren seramik stil akımı olarak önem taşır. Korinth, M.Ö. VII. yüzyılda seramik sanayisinde dünyanın başta gelen merkezidir. Korinthli ustalar üretimini amaca uygun boyutlarda düzenlemişti. Seramikleri boyayan sanatçı atölyeleri dünyanın pek çok merkezinde üretimini sergileyerek uluslararası bir üne kavuşmuştur.       Korintli ustalar, M.Ö. 750'de geometrik gelenekten uzaklaşarak yepyeni bir akıma girmiştir. Korinth'in iyi biçimlendirilmiş ve belli bir düzen içerisinde bezenmiş geometrik vazolarındaki bezemeler, metal işçiliğindeki oymacılık sanatından gelen yeni bir tekniğin denendiği, iç detayları kazıma ile verilen tasvirli ve öykücü konulu ürünler üreten Korinth, Antik Yunan sanatında geometrik üslubu terk eden kenttir. Yakındoğu sanatı ile Korinth atölyeleri, Oryantalizan Dönem ile birlikte en etkin ve yayılımcı atölyeler oluşmuştur.     KORİNTH SERAMİĞİNİN GENEL EVRELERİ   Sir John Boardman'a Göre Protokorinth Evresi   2.      ---Örtüşen süslemeli (Figürler ağız ve kulp bölgelerine taşmakta)