Genel Biyoloji Bitki ve Hayvan Hücresi H Ü CREN İ N YAPISI H ü cre canl lar n yap s n olu şturan en k üçü k canl birimidir. ilk defa 1665 y l nda İ ngiliz bilim adam Robert Hook, mantar dokusunda g ö zleyerek, bo şluk anlam na gelen "h ü cre" s ö zc ü ğ ü n ü kullanm şt r. G ö r ü len, esas nda h ü crenin yaln z ö l ü ç eperiydi. Bohemyal fizyolog Purkinje, h ü crenin i ç kapsam na protoplazma adini vermi ştir. H ü cre bilimine ili şkin ilk yay şnlar, bitkilerde Schleiden (1838) ve hayvanlarda Schawann (1838) î le baslar. Bu iki ara şt r c "H ü cre Kuram "n n kurucular olarak kab ul edilirler. ilk doku k ü lt ü r ü n ü ise Amerikal Rass Harrison (1907) semender h ü creleriyle yapmay ba şarm şt r. Bir canl y olu şturan h ü crelerinde b ü y ü k ç o ğ unlu ğ u canl d r. Baz canl lar tek bir h ü cre yap s ndad rlar (bakteriler ve tek h ü creliler). Di ğ er b ü t ü n canl lar ise ç ok h ü crelidir. Canl lar n v ü cut b ü y ü kl ü ğ ü artt k ç a h ü cre say s da artar. Canl lardaki h ü creler ç ekirdek yap lar bak m ndan ikiye ayr l r. Prokaryot h ü crelerde; ç ekirdek zar olmad ğ ndan belirgin bir ç ekirdek g ö zlenemez. Ayr ca bu h ü cre lerde mitokondri, kloroplast, endoplazmik retikulum gibi zarla ç evrili organellerde bulunmaz. Bakteriler ve mavi-ye şil alg’ler bu şekildedir. Ö karyot h ü creler; ger ç ek h ü creler olup, ç ekirdek ve di ğ er organc klar belirgin olarak vard r. H ü cre denince ç o ğ u zaman kastedilende ö karyot bir h ü credir. Protistler ve b ü t ü n ç ok h ü crelilerin h ü cre yap s b ö yledir. H ü cre genellikle g ö zle g ö r ü lemeyecek kadar k üçü k (10-15 mikron) olup, mikroskoplarla b ü y ü t ü lerek incelenir. Hayvanlar n d ö llenmemi ş yumurtalar ve baz s u yosunlar g ö zle g ö r ü lebilen (makroskobik) b ü y ü k h ü crelerdir. Her h ü crenin, bulundu ğ u doku ve canl t ü r ü ne, yada yapt ğ i şe g ö re farkl şekli vard r. Ancak; bitkisel h ü creler genellikle k öş eli, hayvansal h ü creler ise genellikle yuvarlakt r. H ü creler ge nellikle renksiz olup, baz lar ta ş m ş olduklar renk maddelerine g ö re farkl renklerde olabilirler. Alyuvarlar k rm z , yaprak h ü creleri ye şil, ya ğ h ü creleri sar , vs.. Ö karyot h ü creler zar, stoplazma ve ç ekirdek olmaz ü zere ba şl ca üç k s mda incelenir. H Ü CRE ZARI H ü creyi d ş ortamdan ay ran, da ğ lmas n ö nleyen, ona şekil veren ve onu d ş etkilerden korumaya ç al şan, canl , esnek, ç ok ince ve yar saydam bir zard r. Esas yap maddesi “ protein ve ya ğ ” d r. En ö nemli ö zelli ğ i se ç ici ge ç irgen olmas , en ö nemli g ö revi ise, h ü creye madde giri ş ç k ş n d ü zenlemesidir. Zar ç ok ince oldu ğ undan ş k mikroskobuyla zor g ö r ü l ü r. Zarlar n Yap s : H ü cre zar , yakla ş k olarak %60 protein, %35 ya ğ ve %5 oran nda da karbonhidrat i ç erir. Bu molek ü llerin nas l bir d ü z ende yerle şti ğ ini en ü y ü a ç klayan “ ak c mozaik zar modeli ” dir. Daha eski bir g ö r üş olan Danielli Davson modeli cans z bir zar ö zelli ğ i ta ş makta olup, aktif ta ş may izah edememektedir. Ak c mozaik modeline g ö re, zar n esas ç at s n , ç ift katl lipid ( ya ğ ) tabakas olu şturur. B ü y ü kl ü k üçü kl ü protein molek ü lleri lipid tabakas na d ü zensiz olarak g ö m ü lm üş t ü r (mozaik g ö r ü n ü m ü ). Karbonhidratlar proteinlerin baz lar na ba ğ lanarak Glikoproteinleri, ya ğ molek ü llerinin baz lar na ba ğ lanarak da glikolipidleri ol u ştururlar. Bu molek ü ller zar n se ç ici ge ç irgenli ğ inde ç ok ö nemli rol oynarlar. H ü crelerin birbirini tan mas , hormonlar gibi ö zel maddelerin h ü crelere al nmas bunlarla sa ğ lan r. Bu nedenle bir canl n n farkl dokular ndaki zar yap lar farkl olabilir. B u modelin en ö nemli ö zelli ğ i ya ğ tabakas n n devaml hareket halinde ve ak c olmas d r. H ü cre zar n n se ç ici ge ç irgenli ğ ini sa ğ layan esas yap por (delik) denilen a ç kl klard r. Zardan girip ç kacak molek ü llerin b ü y ü kl ü ğ ü porlar taraf ndan belirlenir. B ü t ü n h ü crelerde porlar n b ü y ü kl ü ğ ü genellikle ayn d r. Ancak her h ü credeki por say s farkl olabilir. Zardan Madde Ge ç i ş i : H ü cre zar se ç ici ge ç irgen ö zelli ğ inden dolay , b ü t ü n maddelerin girmesini engeller. Se ç ici ge ç irgenli ğ in olu şmas nda porlar n b ü y ü kl ü ğ ü , zar n kimyasal yap s ve ge ç ecek molek ü llerin durumu etkili olmaktad r. Bunlar dikkate al nd ğ nda şunlar s ö ylenebilir: K üçü k molek ü ller b ü y ü k molek ü llerden daha kolay ge ç er: Glikoz ve daha k üçü k molek ü ller ge ç ebilir, Glikozdan b ü y ü kler ge ç emez. H2 O, O2, CO2 ç ok kolay ge ç en maddelerdendir. N ö rt molek ü ller iyonlardan daha kolay ge ç er : Çü nk ü zar ü zerinde iyonlar n ge ç i şini zorla şt ran (+) ve (-) y ü kler vard r. Yani zarda iyonik yap dad r. Ya ğ çö zen maddeler kolay ge ç er : Çü nk ü zar n ara yap s ya ğ d r. Bu maddeler zar n se ç ici ge ç irgenli ğ ini bozarak ge ç erler (alkol, eter ve kloroform gibi). Ya ğ da çö z ü nen maddeler de kolay ge ç er . Ya ğ da eriyen A,D,E,K vitaminleri b ö yledir. Yukar da belirtilen ö zelliklerinde etkisiyle maddeler h ü creye ba ş l ca d ö rt yoll a girip ç karlar. D İ F Ü ZYON : Maddelerin yo ğ un olduklar ortamdan az yo ğ un olduklar ortama do ğ ru yay lmalar d r. Dif ü zyon i ç in maddelerin hareketli olmalar gerekir. M ü rekkebin suda, kolonyan n havada, şekerin ç ay i ç inde, O2 ve CO2’nin suda da ğ lmalar b irer dif ü zyondur. Dif ü zyon iki ortam n yo ğ unluklar e şit oluncaya 1kadar devam eder. Canl ve cans z zarlar, zar olmayan ortamlarda ger ç ekle şir. 0 santigrat derecede ve daha d üşü k s cakl kta dif ü zyon durur. H ü creler bu yolla porlar ndan ge ç ebilen maddeleri al r ve verirler. Dif ü zyon h z na konsantrasyon fark , s cakl k ve molek ü l b ü y ü kl ü ğ ü etkilidir. OSMOZ : Su i ç in ö zel bir ge ç i ş şeklidir. Yar ge ç irgen bir zar arac l ğ ile, bir ortamdan di ğ er ortama su ge ç i şine denir. Su oran fazla olan ortamdan, su or an az olan ortama su ge ç i şi olur. K saca suyun dif ü zyonuna osmoz denir. H ü creler osmozla su al şveri şi yaparlar. B ö ylece h ü cre i ç i su konsantrasyonlar n belirli oranda tutarlar. H ü crenin osmozla ilgili üç de ğ i şik durumu vard r. a)Plazmoliz: H ü creler, k endilerinden daha yo ğ un bir çö zelti ortam nda kal r veya b ö yle bir ortama konulursa su vererek b ü z ü l ü rler. Buna plazmoliz denir. Tatl sularda ya şayan Paramesyum, amip gibi canl lar tuzlu suya konulurlarsa plazmoliz olurlar. Çü nk ü tuzlu su daha yo ğ undur. H ü crenin su oran ndaki bozulma hayatsal olaylar n aksatarak ö l ü me sebep olabilir. Sebzelerin tuzlan nca sulanmas palzmolizden dolay d r. b)Deplazmoliz: Plazmolize u ğ rami ş h ü crelerin kendilerinden daha az yo ğ un ortamda su alarak şi şmelerine denir. Tohuml ar n ç imlenirken ortamdan su almalar , emici t ü ylerin toprak suyunu emmesi, ince ba ğ rsaktaki fazla suyun kana ge ç mesi birer deplazmoliz ö rne ğ idir. c)Turgor: H ü crelerin saf (ar ) suya konulduklar nda gere ğ inden fazla su alarak gerginle şmelerine denir. Ha yvan h ü creleri turgor sonucu patlayabilirler. Alyuvarlar n bu şekilde patlamalar na Hemoliz denir. Bitki h ü crelerinde sel ü l ö z ç eper bulundu ğ undan turgor bas nc h ü creyi par ç alayamaz. Aksine turgor bas nc taze dal u ç lar nda ve otsu bitkilerde dikli ğ i sa ğ la r. K ü st ü m otundaki hareket de turgor bas nc ndan kaynaklanmaktad r. Sonu ç olarak dif ü zyon ve osmoz hem canl hem de cans z h ü creler i ç in ge ç erlidir. Her iki ortam yo ğ unlu ğ unu e şitleyinceye kadar ge ç i ş olur. Ge ç ecek molek ü ller porlardan s ğ abilen k üçü k mole k ü llerdir. Bu iki olay h ü crenin m ü dahalesi olmadan ger ç ekle şdi ğ inden enerji harcanmaz. Bunu i ç in dif ü zyonda osmoz pasif ta ş ma kabul edilir. AKT İ F TA Ş IMA : Dif ü zyon ve osmoz yolu ile h ü cre, bulundu ğ u ortamdan istedi ğ i kadar madde alamaz. Ya da i ç indeki m addelerin ç o ğ unlu ğ unu d şar atamaz. Çü nk ü ortam yo ğ unluklar e şitlenince ge ç i ş durur. Bunun i ç in h ü creler enerji harcayarak, e şit yo ğ unluklu ya da az yo ğ un ortamlardan madde al rlar ve ya i ç lerindeki baz maddeleri ç ok yo ğ un ortamlara verebilirler. Buna a ktif ta ş ma denir. Harcanan enerji ATP’dir. Olayda enzimlerde kullan l r. Bu olay zar n canl l ğ n spatlar. Aktif ta ş ma sayesinde h ü creler i ç i ortamlar ndan d ş ortamdan ç ok fazla oranda madde bulundurabilmektedirler. Suda ya şayan Nitella bitkisinde vey a hayvanlar n bir ç ok dokusunda h ü creler bulunduklar s v ortama g ö re daha fazla (K) Potasyum, daha az (Na) Sodyum bulundururlar. Aktif ta ş ma ile en ç ok iyonlar ve porlardan s ğ abilen k üçü k molek ü ller ta ş n r. Aktif ta ş maya en g ü zel ö rnek Sodyum-Potasyum pompas d r. Aktif ta ş ma sayesinde h ü crelerin i ç k s mlar nda y ü ksek oranda Potasyum, d ş k s mlar nda ise y ü ksek oranda sodyum bulunur. Sinir h ü crelerinin zarlar nda impuls uyart lar (impuls) iletilmeside aktif ta ş ma ile olmaktad r. ENDOS İ TOZ VE EKZOS İ TOZ : Dif ü zyon ve aktif ta ş ma ile porlardan s ğ abilen maddeler ge ç ebilmektedir. Oysa h ü creler b ü y ü k molek ü ll ü maddelere de ihtiya ç duymakta ve ya b ö yle molek ü lleri d şar atmak zorundad r. Bu şekilde b ü y ü k molek ü ll ü maddeler h ü cre zar nda olu şan bir ke secikle h ü creye al n r (Endositoz). Veya h ü creden salg lanarak at l r (Ekzositoz). S v maddelerin al nmas nda h ü cre pasiftir. Buna Pinositoz denir. Kat maddelerin al nmas nda ise h ü cre daha aktiftir. Yalanc ayaklar ç kararak maddelerin etraf n sarar. E n ç ok tek h ü crelilerde ve akyuvarlarda g ö r ü len bu olaya da Fagositoz denir. Her iki olay da daha ç ok hayvan h ü crelerinde g ö r ü l ü r. Bitkilerde h ü cre ç eperi bunu etkiler. H ü creye al nan bu b ü y ü k maddeler lisozomlardaki h ü cre i ç i sindirim enzimleriyle par ç alan r. H ü creye endositozla al nan b ü y ü k molek ü ll ü besinler lizozom taraf ndan sindirilir ve sindirim ü r ü nleri sitoplazmaya da ğ l r. Kalan art klar ise bo şalt m kofulu halinde d şar at l r. Ekzositoz: h ü cre i ç erisinde olu şturulan enzim, hormon, ç e şitli pro teinler, bitkilerde re ç ine ve eterik ya ğ lar, hayvanlarda mukus ve di ğ er b ü y ü k molek ü ll ü salg maddelerinin golgi organc l ğ yard m yla, k üçü k kesecikler halinde d şar at lmalar na denir. Salg h ü crelerinde daha ç ok oranda ger ç ekle ştirilir. Ayn şekilde h ü cre i ç i sindirim art klar da bo şalt m kofullar ile zardan d şar at l r. Bitkilerde salg maddeleri ç eperdeki ge ç itlerden ge ç ebilecek b ü y ü kl ü ktedirler. Endositoz ile h ü cre zar n y ü zey alan azal rken ekzositozla h ü cre y ü zeyi artar. Hem endositoz hem d e ekzositozda canl zar g ö rev yapar ve enerji harcar. H Ü CRE STOPLAZMASI H ü cre zar ile ç ekirdek zar aras n dolduran, organeller ve plazmadan meydana gelmi ş bir kar ş md r. Organeller ve plazma olarak iki k s mda incelenir. 2A)H ü cre organelleri : Ç ok h ü creli, geli şmi ş yap l canl larda organ ve sistemlerle ger ç ekle ştirilen hayatsal olaylar (solunum, sindirim, dola ş m, ü reme vs.) tek h ü creli canl larda ve ç ok h ü crelilerin her bir h ü cresinde “ organel ” denilen h ü cre i ç i yap lar yla ger ç ekle ştirilir. O hal de her h ü cre organeli bir organ ya da sisteme kar ş l k gelmektedir. Her h ü crenin tek ba ş na canl l k ö zelli ğ i g ö sterebilmesi organellerle m ü mk ü n olmaktad r. Sentrozom ve Ribozom d ş ndaki organeller zarla ç evrilidir. H ü creleri, yap ve fonksiyon olarak m ü k emmel i şleyen bir devlete benzetebiliriz. 1-Endoplazmik Retikulum: Ç ekirdek zar na kadar uzanan , h ü creyi a ğ gibi ö rm üş , h ü cre i ç i kanallar sistemidir. Ü zerinde Ribozom bulunduranlara gran ü ll ü Endoplazmik Retikulum, bulundurmayanlara gran ü ls ü z Endoplazmi k Retikulum denir. E.R’ lar h ü cre i ç ine ve d ş na madde ta ş nmas nda, baz maddelerin depolanmas nda g ö rev al rlar. Ribozomlarda sentezlenen maddeleri de golgi’ye ta ş rlar. 2-Ribozom: I ş k mikroskobuyla g ö r ü lemeyen ç ok k üçü k organellerdir. Ç ekirdek zar , E.R., stoplazma s v s , kloroplast ve mitokondride bulunurlar. H ü crede her t ü rl ü protein ve enzim sentezinin yap ld ğ yerlerdir. Protein ve RNA’dan yap lm şlard r. B ü y ü k ve k üçü k alt birimlerden olu şurlar. Protein, enzim ve hormon sentezi h zl olan h ü c relerde daha ç ok bulunur. Bir ç o ğ u yan yana gelerek Polizomlar olu ştururlar. Vir ü s hari ç b ü t ü n canl h ü crelerde bulunan temel organeldir. 3-Mitokondri: Ç ift katl zarla ç evrili b ü y ü k organellerdir. Oksijenli solunumun yap ld ğ yerlerdir. ATP’yi sentez v e depo ederler (h ü crenin enerji santralleridir). H ü credeki enerji gerektiren reaksiyonlar n b ü y ü k ç o ğ unlu ğ u ATP’yi mitokondriden sa ğ lar. En ç ok protein ve Lipid’den yap lm şlard r. Az. Miktarda, kendilerine has DNA, RNA ve ribozomlar vard r. İ ç zar k vr m lar yaparak krista’lar olu şturmu ştur. Mitokondri enerji gereksinimi fazla olan (karaci ğ er, kalp kas , v.s) h ü crelerde daha ç ok bulunur. Bakteri, mavi ye şil alg ve alyuvarlarda bulunmaz. B ö l ü nerek ç o ğ alabilirler. O halde, mitokondriler ; Glikozun harcand ğ (par ç aland ğ ), O2’nin (Oksijenin) kullan ld ğ , CO2’nin (karbondioksidin) ü retildi ğ i H2O’nun (suyun) olu ştu ğ u, ATP’nin ü retilip depoland ğ yerlerdir.Bunlardan O2’nin kullan lmas ba şka hi ç bir yerde ger ç ekle şmez. 4-Golgi: E.R.’den olu şmu ştur. Birbirin e paralel uzanm ş kanalc k ve kesecikler şeklindedir. Salg maddelerinin olu şturulmas , paketlenmesi ve salg lanmas ndan sorumludurlar. Pankreas, s ü t bezi, hipofiz gibi salg bezlerinde, bitkilerin nektar bezlerinde, salg dokusunda bol bulunur. De ğ i şerek lizozomlar meydana getirirler. 5-Lisozom: H ü cre i ç i sindirim enzimlerini ta ş yan keseciklerdir. H ü creye fagositoz ve pinositozla al nm ş ya da h ü cre i ç erisinde olu şturulmu ş her t ü rl ü b ü y ü k molek ü ller lisozomlar taraf ndan hidroliz edilir. H ü cre ya şlan nc a lisozomlar patlar ve h ü cre kendi kendini sindirir. Buna otoliz denir. Kurba ğ a larvalar nda kuyru ğ un kaybolmas , ö lm üş cesetlerin daha ç abuk çü r ü mesi bu intihar kesecikleriyle m ü mk ü n olmaktad r. 6-Koful (Vakuol): Bitki h ü crelerinde ve tek h ü crelilerde d aha ç ok ya da daha b ü y ü k olarak bulunurlar. H ü crede olu şan art k maddelerin ve fazla s v lar n depoland ğ keseciklerdir. Bitkilerde h ü cre ya şland k ç a koful b ü y ü r. Çü nk ü tuzlu art klar kofullarda biriktirilir. Kofullar plazmolizde (su kaybetme) k üçü l ü r. De plazmoliz ve turgor’da (su alma) b ü y ü r. Bitkilerde salg lanan bir ç ok koku maddesi koful ö z suyundan d ş ar at l r. Kofullar fagositoz ve pinositozdan, E.R.’den, golgiden ve ç ekirdek zar ndan olu şabilirler. 7-Sentrozom: Sadece hayvansal h ü crelerde ve ba z basit yap l alg ve mantar h ü crelerinde bulunur. Silindir şeklindeki iki sentriolden olu şur. H ü cre b ö l ü nmesi s ras nda e şlenerek h ü crenin kutuplar na ç ekilir ve i ğ ipliklerini olu ştururlar. Bu sayede kromozom tak mlar n n ayr lmas sa ğ lan r. Her sentrio l 9 adet protein yap daki t ü p demetinden meydana gelmi ştir. Bitki h ü crelerinde sentrozom bulunmad ğ takdirde i ğ iplikleri stoplazmadaki proteinlerden do ğ rudan olu şturulur. 8-Plastidler: Yaln z bitkisel h ü crelerde bulunan renk maddeleridir. H ü cre gen ç ik en renksizdirler. Zamanla geli şen h ü creye g ö re kendi renklerini al rlar. Kloroplast, kromoplast ve l ö koplast olarak üç ç e şittir. Kloroplast : Ye şil renklidirler. Klorofil demetleri (Granum) ve bunlar aras n dolduran s v dan (stroma) olu şurlar. Yaprak ve gen ç g ö vde h ü crelerinde bulunurlar. Baz bakteriler ve mavi ye şil alg’lerde kloroplast buunmay p, klorofil molek ü lleri, stoplazma s v s na da ğ lm şt r. Mantarlarda klorofil yoktur. Kloroplast fotosentezle organik besinlerin ve serbest oksijenin ü retildi ğ i yerlerdir. Bu sayede g ü ne şin ş k enerjisi kimyasal enerjiye d ö n üş t ü r ü lm üş olur. B ü t ü n canl organizmalar enerjilerini fotosentezle ü retilen organik besinlerden sa ğ larlar. Buna g ö re kloroplastlar: I ş ğ n kullan ld ğ (so ğ uruldu ğ u) ? 3CO2’nin tutulup kullan l d ğ (indirgendi ğ i) ? H2O’nun kullan ld ğ (par ç aland ğ ) ? O2’nin olu şturuldu ğ u ? Glikoz ve ni şastan n sentezlendi ğ i yerlerdir. ? Bunlardan ş ğ n kullan lmas ve suyun par ç alanmas klorofilden ba şka hi ç bir yerde ger ç ekle şmez. Kloroplast’lar n da mitokondri gib i kendine ait DNA, RNA ve ribozomlar vard r. Kromoplastlar : Ye şilin d ş ndaki renkleri olu şturan pigment maddelerini ta ş yan taneciklerdir. Ç i ç ek ve meyvelere renk verirler. Karoten (turuncu), kasantofil (sar ) ve likopin (k rm z ) ba şl calar d r. Bitki lerdeki di ğ er bir ç ok renk, koful ö z suyunun asitlik veya bazl ğ na g ö re renk de ğ i ştirebilen, “ antokyan ” maddesi taraf ndan olu şturulur. L ö koplast : Renksiz plastidlerdir. Ni şasta, ya ğ ve protein depo ederler. Bu sebepten en ç ok depo organlar nda bulunurla r. B ü t ü n plastidler ş k ve s cakl k etkisiyle birbirlerine d ö n üş ebilirler. Tohumlar n ve patates yumrusunun ye şermesi, domatesin k zarmas , sonbaharda yapraklar n sararmas gibi. 9-H ü cre Ç eperi (H ü cre duvar ): Sadece bakteri ve bitki h ü crelerinde bulunu r. Bir h ü cre organeli olmay p h ü creyi d ştan saran koruyucu bir yap d r. Genellikle bir karbondihrat olan sel ü lozdan meydana gelmi ştir. Bitki t ü r ü ne g ö re ç eper ü zerinde k ü tin, lignin, s ü berin, kalsiyum ve silisyum gibi farkl maddeler birikir. H ü cre ç eperi cans z ve serttir. Ü zerindeki delikler h ü cre zar ndaki porlardan daha b ü y ü k oldu ğ u i ç in tam bir ge ç irgendir. Bitkilere dayan kl l k ve esneklik verir. Bitkilerin ç eperi sel ü lozdan de ğ il ba şka maddelerden yap lm şt r. b)H ü cre Plazmas : Organc klar agras n dolduran kolloid bir s v kar ş m d r. B ü y ü k oran n su olu şturur (%60-90). Bu oran su bitkilerinde %98, spor ve tohumlarda %10, insan h ü crelerinde %65’dir. Yaland k ç a su oran azal r. Su ile beraber enzimler, hormonlar, n ü kleotidler, tRNA’lar, mRNA’lar , ATP, aistler, iyonlar, mineraller, sindirilmi ş (amino asit, glikoz, ya ğ asiti, gliserol) ve sindir şmemi ş (protein, ya ğ , ni şasta, glikojen) besin maddeleri plazmay olu şturur. Ç EK İ RDEK (NUKLEUS) Bakteri, mavi-ye şil alg ve memelilerin alyuvarlar hari ç b ü t ü n canl h ü crelerde bulunur. Ç ekirde ğ i olmayan canl larda ç ekirdek maddesi (DNA’lar) stoplazmaya da ğ lm ş olarak bulunur. Ç ekirdek h ü crenin b ü t ü n hayatsal olaylar n kontrol eden (y ö neten) merkez ve genetik maddenin koruyucusudur. a)Yap s ve ö zellikl eri : Ç ekirdek zar ç ift katl d r. Ü zerindeki porlar h ü cre zar ndakilerden daha geni ştir. Çü nk ü mRNA ve tRNA’lar n ge ç mesini sa ğ lamal d r. Bazen ç ekirdek zar n n d ş k sm nda ribozomlar bulunur. Ayr ca ç ekirdek zar kromozomlar n stoplazmaya da ğ larak bozu lmas n ö nler. H ü cre b ö l ü n ü rken eriyerek kaybolur. Ç ekirdek ç ik, kromatin ipli ğ in yo ğ unla şm ş şeklidir. Protein ve RNA y ö n ü nden de zengindir. H ü cre b ö l ü nmesi esas nda kaybolur, sonra yeniden olu şturulur. Ç ekirdek plazmas (karyoplazma) ise su, n ü kleotidler, RNA, ATP ve enzimlerden meydana gelmi ştir. Kromatin iplikler , ç ekirde ğ in en ö nemli k s mlar d r. Bunlar h ü cre b ö l ü nmesi an nda k sal p, kal nla şarak belirginle şir ve kromozom ad n al rlar. Kromozomlar n g ö revleri, h ü crenin y ö netimi ve kal t m sa ğ lamakt r. Her canl t ü r ü nde belli say da olup, zamanla de ğ i şmez. Baz t ü rlerin kromozom say lar ayn olabilir. Bu ç ok ö nemli de ğ ildir. Ö nemli olan kromozomlar ü zerindeki şifrelerin benzer olmas d r. İ nsanda 46, kurtba ğ bitkisinde 46 ve moli bal ğ nda 46 kromozo m vard r. Ancak g ö r ü ld ü ğ ü gibi üçü de birbirinden ç ok farkl canl lard r. Bir t ü r ba ğ rsak kurdunda 2 adet, bir t ü r e ğ reltiotunda ise 1500 adet kromozom vard r. Ancak ba ğ rsak kurdu hayvan olmakla daha m ü kemmel say l r. B ö l ü nme s ras nda ş k mikroskobuyl a g ö r ü len ve incelenen kromozomlar e şlenmi ş halde bulunurlar. DNA ve proteinden olu şurlar, DNA’lar n stoplazma s v s i ç inde mutasyondan koruyan bu protein yap d r. E şlenmi ş iki karde ş kromozomu bir arada tutan ba ğ lant noktas na Sentromer denir. İ ğ iplikl eri de bu k s mlara ba ğ lan r. Sentromerin bulundu ğ u b ö lgeye g ö re kromozomlar farkl g ö r ü n ü m kazan rlar. 2n kromozomlu (diploid) h ü crelerde kromozomlar ç ift ç ift bulunur (cinsiyet kromozomlar hari ç ). Ş ekil ve g ö rev bak m ndan birbirine benzeyen bu kromozom ç iftlerine homolog kromozomlar denir. Homolog kromozomlar n kar ş l kl b ö lge (lokus)’lerinde bulunan Gen’ler ayn karakterler ü zerine etkilidir. b) Ç ekirde ğ in Y ö neticili ğ i: Ç ekirde ğ in h ü cre hayat i ç in ne kadar ö nemli oldu ğ u ve h ü crenin y ö netim merkezi oldu ğ u ç e şitli deneylerle ispatlanm şt r. Bu konuda en me şhur deney tek h ü creli bir su yosunu olan Acetebularia t ü rleriyle yap lan deneylerdir. Bu su yosununun şemsiye k sm yuvarlar ve y ld z 4bi ç imli olmak ü zere iki t ü r ü vard r. Her iki t ü rden kesilen ç ek irdekli ve ç ekirdeksiz par ç alar n a ş lan p geli şmesi incelenmi ş ve şemsiye şeklini ç ekirde ğ in belirledi ğ i ortaya ç m şt r. Bitki ve hayvan h ü cresinin kar ş la ş t rmas G ö r ü ld ü ğ ü gibi bitki ve hayvan h ü creleri aras nda baz organel ve yap lar farkl d r. Pl astidler, h ü cre ç eperi ve b ü y ü k koful sadece bitki h ü crelerinde bulunur. Sentrozom ve Lisozom sadece hayvan h ü crelerinde bulunur. Farklardan bir di ğ eri de stoplazmada bulunan besin maddeleridir. Ni şasta, maltoz ve s ü kroz bitkisel h ü crelerde bulunur. Gliko jen ve Laktoz ise genellikle hayvansal h ü crelerde ve bakterilerde bulunur. Ayr ca h ü cre b ö l ü nmesi yap l rken, hayvan h ü creleri “ bo ğ umlanmak ” suretiyle, bitki h ü creleri ise “ ara lamel ” olu şturarak stoplazma b ö l ü nmesini ger ç ekle ştirirler. Ş ekil 1 Kaynak : http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/son_deney/deneyler/deney03.htm Hayvan H ü cresi Bitki H ü cresi 5Ş ekil 2 Kaynak : http://www.bilkent.edu.tr/~tcan/hucre.htm Hayvan H ü cresi Bitki H ü cresi Ş ekil 3 Kaynak : http://www.sayisal.com.tr/altegitnehucre.htm 6