1 - Tıbbi Genetik Biyoteknoloji Etik Prof.Dr. Munis Dundar Erciyes University Medical Faculty Department of Medical Genetics Kayseri/TurkeyGeneti ğin tarihi İ nsanlar uzun zamandan beri kal t m • bilmektedirler. -- ç ocuklar ebeveynlerine benzemektedir • --evcil hayvanlar ve bitkiler, iyi ö zellikleri • se ç ilerek ü retilmi ş tir --S ü merler atlar n n soy kay tlar n tutmu ş lard r • --m s rl lar hurma ü retiminin verilerini • tutmu ş lard r.Eski fikirler Genel olarak kal t m bilinenin aksine,modern • genetikten ö nce bir ç ok yanl ş fikirler ortaya at ld ve ü stesinden gelindi. 1. t ü m ya ş am di ğer ya ş amdan gelir. Canl lar cans z • materyallerden kendili ğinden meydana gelmezler. B ü y ü k istisna : hayat n temeli? 2. t ü r kavram : yeni yavrular ayn t ü r ü n biraraya • gelmesiyle olu ş ur. Hybrid t ü rler olu ş maz.Eski fikirler 3. Organizmalar ta ş d klar herediter • materyal taraf ndan geli ş ir.“preformation”, bu fikir her bir spermin (veya yumurta) boyut olarak b ü y ü yen k üçü k bir insan oldu ğu fikrine kar ş ç kt . 4. ç evre herediter materyali de ği ş tiremez . • “kazan lm ş karakterlerin kal t m ”. Mutasyonlar rastgele olaylard r.Eski fikirler 5. erkek ve di ş iler yavrular na e ş it katk da • bulunur. --antik yunan d üşü ncesi: erkek bitkiler a • “tohum” di ş iler “bah ç e”. --yeni gine inanc :seks ü reme ile ilgili • de ğildir.Charles Darwin-1859 Ç o ğu biyoloji bilgilerinin k ö k ü • Darwin ’ in veritaban na dayan r.do ğal seleksiyon bir ç ok ö zellik olarak organizman n ö zelliklerinin bir sonraki nesle ge ç mesine ba ğl d r. Onlar n ba ş kala ş m (mutasyon) seleksiyon i ç in ö nemlidir. Darwin ‘in bunun nas l yap ld ğ na dair hi ç bir fikri yokken, kal t m n organizman n bir ö zelli ği oldu ğunu kavramas n sa ğlad .Gregor Mendel-1869 Mendel ’ in bezelye ü zerindeki • kal t m n karakteristi ği hakk ndaki ç al ş malar bireysel ö zelliklerin ayr ayr kal t ld ğ n g ö sterdi. Dominant ve resesif ö zellikleri ortaya koydu ve bu ö zelliklerin gelecek nesillere aktar lmas n ara ş t rd .1930 y l ndan ö nce mendelyen genetik ve do ğal seleksiyon birle ş ikti.Theodore Boveri and William Sutton-- 1902 Boveri ve Sutton • kal tsal genetik materyalin kromozom oldu ğu hakk nda kan tlar sunmu ş tur .Archibald Garrod-1902 Archibald Garrod • genetik hastal klar n ilk kan t olarak, alkaptonuria g ö sterdi. Benzer ç al ş malarla cystinuria ve pentosuria, o d ö nemde geli ş tirilen “Metabolizmada do ğu ş tan hatalar. Thomas Hunt Morgan1908-1935 Deneysel bir organizma • olarak meyve ile ç al ş malar yapm ş t r, Morgan ve arkada ş lar genlerin kromozomlar ü zerinde ayr birimlerde oldu ğunu g ö sterdi, kromozomlar fiziksel ba ğlant l olabilir ve mutasyona u ğram ş olabilir.George Beadle and Edward Tatum--1941 Beadle ve Tatum (biyokimyasal • geneti ğin kurucular ) g ö sterdi mutant Neurosporada biyosentetik bir enzim kayb n g ö sterdi. Bu deneyle gen ve protein aras ndaki ili ş ki g ö sterilmi ş tir.Oswald Avery-1944 Avery ve arkada ş lar • showed thatbir bakteri t ü r ü nden di ğerine transfer edilen DNA y izole etmi ş tir , DNA n n genetik materyal oldu ğunu g ö stermi ş tir.Linus Pauling-1949 Orak h ü creli anemi • alyuvarlar n etkilendi ği genetik bir hastal k oldu ğunu g ö stermi ş tir. Pauling g ö stermi ş tir ki bu hastal k hemoglobin molek ü l ü nde spesifik de ği ş ikliklerle ili ş kilidir, ‘molek ü ler hastal k ’ terimini ortaya atm ş t r.Fred Sanger-1955 Sanger ins ü linin birincil • yap s n belirlemi ş tir. Daha ö nemli veritabanlar i ç in , onun tekni ği modern genetik veritabanlar i ç in binlerce sekansl k protein i ç in dizileri sa ğlamada ara ç oldu. Vernon Ingram-1956 Pauling orak h ü creli aneminin bir molek ü ler hastal k oldu ğunu g ö sterdi. Ingram bu hastal ğ n temelini olu ş turan hemoglobinin beta zincirinin belirli bir aminoasidinde de ği ş iklik oldu ğunu tesbit etti.1960-1966 -- protein sentezini tarifledi B ü t ü n canl h ü creler genetik kodu DNA daki baz dizilimine g ö re protein ü r ü nleri i ç in kullan r. NIRENBERG & KHORANA1970 -- Hamilton Smith ilk restriksiyon enzimini ke ş fetti DNA y spesifik bir b ö lgeden kesebilmek i ç in. Daniel Nathans & Werner Arber ilk kromozomun fiziksel haritas n olu ş turmak i ç in restriksiyon enzimini kulland . SMITH, NATHANS & ARBER1975 Edward Southern; Southern blot 1977 Walter Gilbert ve Allan Maxam, ve Fred Sanger ayr ı ayr ı çalı ş malarda, bazlar ı n DNA n ı n uzun bölümlerindeki s ı ras ı n ı h ı zl ı bir ş ekilde belirleyen bi teknik geki ş tirdiler.1977 –ayr ı ayr ı çal ı ş mada , her bir teknik DNA n n uzun b ö l ü mlerinin baz diziliminin h zl bi ş ekilde belirlenmesini sa ğ lam ş t r. BERG, GILBERT, MAXAM & SANGER1978 Yuet Wai Kan and Andree-Marie Dozy ; discovered restriction-fragment-length polymorphisms (RFLPs). 1985-1990 Kary Mullis;PCRComparative Genomics Proteomics Functional Genomics Medical Genomics Human Genome Project 2000 - 2001 C ompleted in 2003, the Human Genome Project (HGP) was a 13-year project Klonlama 1997 y l nda, İ ngiltere ’ deki Roslin Enstit ü s ü ’ nden • Ian Wilmut ve arkada ş lar , klonlanm ş bir koyunun 1996 y l nda d ü nyaya gelmi ş oldu ğunu a ç klad lar.Ara ş t rmac lar bunu a ç klamak i ç in, “Dolly” olarak adland rd klar koyunun sa ğl kl bir bi ç imde geli ş ti ğinden emin olmak istemi ş lerdi. Dolly,yeti ş kin bir memeli canl n n kal tsal malzemesinin, yeni ve onunla e ş bir canl yaratmada kullan lmas n n ilk ö rne ğiydi.Klonlama Dolly den bu yana, klonlama d ü nyas nda bir ç ok • ilerleme ger ç ekle ş ti. D ü nyan n farkl yerlerindeki laboratuvarlarda ara ş t rmac lar koyunun yan s ra fare, inek, ke ç i, maymun, kedi gibi ba ş ka canl lar da klonlamay ba ş ard lar. Ancak, klonlanan canl lar n sa ğl ğ , patent haklar , • genetik ç e ş itlilik, insan klonlama konular ndaki tart ş mal konularda hala çö z ü mler geli ş tirilmi ş de ğil.Klonlama 1970 li y llarda ara ş t rmac lar, fare, inek, ve • koyun gibi canl lar n embr ş yolar n klonlayabiliyordu. Bu deneylerde, embriyolar birbirine e ş par ç alara b ö l ü n ü yor ve tek yumurta ikizleri olu ş turuyorlard . Bu embriyolar, bir sperm taraf ndan d ö llenmi ş bir yumurta h ü cresinden olu ş tu ğu i ç in, yavrular hem anneden, hemde babadan gelen kal tsal ö zelliklere sahip oluyorlard .Klonlama Bir kez ö zelle ş tikten sonra, yeti ş kin h ü crelerinin • rollerinin de ği ş tirilemeyece ği, bu h ü crelerin embriyo a ş amas na d ö nd ü r ü lemeyece ği d üş ü n ü l ü yordu. Dolly , bu d üşü ncenin yanl ş oldu ğunu kan tlad . Ara ş t rmac lar, “bedensel h ü cre ç ekirde ği • aktar m ” y ö ntemiyle, alt ya ş ndaki bir koyundan al nan beden h ü cresini, yepyeni bir canl yaratmak i ç in kullanm ş lard .Gen ekspresyonu ve Transgenler Transgen teknolojisi k saca, bir t ü re ait • genin ayn veya ba ş ka bir t ü re aktar lmas na olanak sa ğlanmas ş eklinde ifade edebiliriz. G ü n ü m ü zde bu teknoloji gen d ü zenlenmesi, • ba ğ ş kl k sistemi, kanser ara ş t rmalar ve geli ş im biyolojisini de i ç eren biyomedikal alanlarda uygulanmaktad r. Mikroenjeksiyon teknigi ile ü retilen ve daha ç ok • hastal k modellemesi amac yla gelistirilen transgenik farelerin ilki 1980 y l nda yay nlanm st r. Temel ama ç , elde edilecek ü r ü n ü n –ki bu ü r ü n • terap ö tik degere sahiptir ve t bbi a ç dan son derece degerlidir- bol miktarda ve m ü mk ü n oldugunca saf olarak kazan lmas d r.Gen transfer teknolojisi ile hayvan veya bitki • genomu i ç erisine herhangi bir yabanc genin aktar m sa ğlanabilmektedir. Gen, genom i ç erisine entegre oldu ğunda, anlat m • yapt ğ nda, transgenik organizmalar promot ö rlerin uzunlu ğuna, ö zelli ğine ve aktar lan genin yap s na ba ğl olarak yeni genotipik ve fenotipik ö zelliklere sahip olmaktad rlar. Transgenik hayvanlar n ü retiminde kullan lan transgen • yap lar n iki temel ö zelli ği vard r. Bunlar; fonksiyon kazand ran veya fonksiyon kayb na neden olan transgen yap lar d r. Fonksiyon kazand r c ö zelli ğe sahip olan yap larda ama ç ; • bir h ü cre veya doku tipinde daha ö nce varolmayan gen ü r ü n ü ne yeni anlat m kazand r lmas d r Fonksiyon kayb na neden olan transgen yap lar nda ise • ama ç , bir h ü cre veya doku tipinde mevcut olan bir gen yap s n n ö zelli ğinin bask lanmas ş eklinde ifade edilebilmektedir Gen ekspresyonu nas l d ü zenlenir?H ü cre formasyonu ve transfeksiyon Üç farkl ş ekilde bakteriler aras DNA • al ş veri ş i ve transferi yap labilir. B ü t ü n olgularda DNA n n kaynak h ü cresi • don ö r(verici) , alan h ü crede recipient(al c ) olarak adland r l r. Her bir olguda don ö r h ü crenin DNA s al c • h ü crenin DNAs na rekombinant exchange ile aktar l r.E ğer exchange al c n n geninin bir allelini • i ç eriyorsa al c genomu ve fenotip de ği ş ebilir. Bakteriler aras DNA al ş veri ş formlar ; • -transformasyon -konjugasyon -transd ü ksiyonPlasmidler Plasmidler mini • kromozomlar i ç in en uygundur. Plasmidler k üçü k sirk ü ler • DNA molek ü lleridir. Plasmidler de ği ş ik • b ü y ü kl ü ktedirler. S kl kla 1,000 - 25,000 baz ç ifti b ü y ü kl ü ğü ndedir. Plasmidler kendi kendine • ç o ğalabilir.S kl kla bir h ü crede bir ç ok plasmid kopyas • olu ş abilir. Ayr ca baz h ü creler farkl plasmidler • i ç erebilir veya hi ç plasmid i ç ermez. Ö zel durumlar d ş nda plazmidler genellikle • h ü cre ya ş am i ç in gerekli olmayan genler ta ş rlar. ö rne ğim bir ç ok plasmid antibiyotik diren ç geni ta ş r.E ğer bir h ü crede antibiyotik diren ç genini • ta ş yan bir plasmid varsa ona ö zg ü antibiyotik h ü creye etki etmez fakat bu h ü cre plasmidi veya antibiyotik diren ç genini kaybederse o antibiyoti ğe duyarl hale gelir.Restriction enzyme cloning PCR cloningTransformasyon Ç evredeki DNA n n bakteri taraf ndan • al nmas d r.DNA bir ç ok farkl kaynaktan gelebilir.S kl kla ö l ü bakterilerden kalan DNA lard r. Bir h ü crenin i ç ine yabanc bir DNA 'n n girmesi, • bu DNA'n n genomunun par ç as haline gelmesi ve DNA'daki genlerin ifade olmas sonucu, o h ü crenin de ği ş ime u ğramas d r Figure 1. First transformation experiment. In #1 live encapsulated bacteria are injected into mice and they die. In #2 live non-encapsulated mutants are injected into mice and they live. In #3 heat-killed encapsulated bacteria are injected into mice and they live. Finally, in #4 a mixture of heat-killed encapsulated bacteria and non- encapsulated live bacteria are injected into the mice and they die. Konjugasyon Bakteriyel konjugasyon h ü cre temas yoluyla bakteriler • aras nda genetik malzeme aktar m d r. Transformasyon ve transd ü ksiyon gibi bu da bir yatay gen transferi mekanizmas d r. Olay verici bir h ü creden al c bir h ü creye genetik malzeme • aktar m ndan ibarettir. Konj ü gasyon olabilmesi i ç in verici bakterinin konjugatif, yani hareket ettirilebilir bir genetik unsura sahip olmas gerekir, bu ç o ğu zaman bir konjugatif plazmittir. Ç o ğu konjugatif plazmid, al c h ü crede benzer bir plazmidin olmad ğ n a ğlayacak bir sisteme sahiptir. Konjugasyon Aktar lan genetik bilgi al c h ü creye bir yarar • sa ğlayabilir, ö rne ğin ona antibiyotik direnci verebilir veya ortamda bulunan bir besin maddesini daha iyi sindirmesini sa ğlayacak bir enzim sentezlenmesini sa ğlayabilir. Ancak, bu genetik elemanlar bakterinin genetik • parazitleri olarak, konjugasyon da bu elemanlar n kendini yeni konaklara aktarmak i ç in evrimle ş tirmi ş oldu ğu bir mekanizma olarak da g ö r ü lebilirler. KonjugasyonKonjugasyonKonjugasyonTransd ü ksiyon Transd ü ksiyon(genetik) bir h ü creden di ğerine bir • vir ü s arac l ğ yla genetik bilginin aktar lmas d r. Sinyal transd ü ksiyonu (molek ü ler biyoloji) bir • h ü crenin bir cins sinyali ba ş ka bir sinyale d ö n üş t ü rmesi. Ç e ş itli bakteriyofajla olabilir.bunlar n baz lar • genetik transfere arac l k eder ve bu sadece ç ift iplikli DNA i ç eren bakteriyofaj ile olur.Transd ü ksiyon Bu faj iki t ü rl ü y k m yapabilir, her ikiside • genetik analiz i ç in kullan ş l d r. Litik ve lizojenik olarak adland r l r. İ ki t ü rl ü transd ü ksiyon vard r. • -generalize transd ü ksiyon - ö zel transd ü ksiyonTransd ü ksiyon Bakteri h ü cresi fajla infekte oldu ğu • zaman,h ü crenin i ç ine faj DNA s ge ç er. Viral DNA bir ç ok kez replike olur ve viral gen eksprese olur, viral kapsidi yapan protein ü r ü n ü ve n ü kleazlar konak genomunu par ç alara ay rarak sindirir. Yeni ç o ğalan viral DNA molek ü lleri viral kapsit i ç ine paketlenir ve bakteri h ü cresi par ç alan r, daha sonra ba ş ka h ü creleri infekte edebilecek y ü zlerce viral h ü cre meydana gelir.H ü cre transfeksiyonu Viral veya Non viral y ö ntemlerle h ü cre • i ç ine n ü kleik asit aktar lmas s ü reci transfeksiyon olarak adland r l r. Bu y ö ntem modern genetik ara ş t rmalar ve • gen tedavisinin temelini olu ş turmaktad r. Ö karyotik h ü cre i ç ine DNA aktar lmas d r • transfeksiyon,hayvan h ü creleri gibi.Transfeksiyon do ğada ya ge ç ici yada stabildir. • Yabanc DNA aktar ld ğ nda mitoz ö ncesinde • yada s ras nda h ü cre yok edilir.Bu durum ge ç ici transfeksiyon olarak adland r l r. K sa s ü relidir ve transfeksiyondan sonra k sa s ü reli kullan labilir. Daha nadir olarak,yabanc DNAh ü crenin • nukleusuna girdi ği zaman h ü crenin DNAs na eklenir yada DNA y de ği ş tirir. Transfeksiyonun bu tipindeki d ö n üşü m h ü crede • mitoz s ras nda DNA de ği ş imleri tekrarlan r ve buna stabil transfeksiyon denir.TRANSFEKS İ YONDA D İ KKAT ETMEM İ Z GEREKEN HUSUSLAR Transfeksiyonda kullanaca ğ m z DNA ’ n n y ü ksek • safl kta olmas na dikkat etmeliyiz Kapal , dairesel ve s ü per coil yap daki DNA kal b • (‘ccc pDNA ’ ) transfeksiyon ş amas i ç in istenen bir yap d r. Tranfekte edilecek h ü cremizin durumu ö nemlidir; • h ü cre hatt n n ihtiya ç duydu ğu ö zelle ş mi ş besi ortamlar kullan lmal d r, rutin pasajlamada 10-15 pasaj ge ç mi ş h ü creler yerine taze stoklardan h ü creler haz rlanmal d r.H ü creler mutlaka logaritmik b ü y ü me • faz nda bulunmal d r, canl l k oran n n %90 ’ dan fazla olmas gerekmektedir, mikoplazmal kontaminasyon riski a ç s ndan • h ü creler test edilmelidir, TRANSFEKS İ YON METODLARI Transfeksiyon metodlar biyokimyasal ve • fiziksel y ö ntemler olmak ü zere iki gruba ayr l r. Bunlar; 1) Biyokimyasal y ö ntemler; -Kalsiyum ve strontium fosfat ko- presipitasyonu, - DEAE-dekstran ve polibrene - Katyonik lipid ajanlar (CLR)2 ) Fiziksel y ö ntemler; • -Elektroporasyon -Biyolistik ( Gen tabancas ), -Mikroenjeksiyon Vekt ö r sistemleri Vekt ö r sistemleri 2 ç e ş ittir. Bunlar viral k ö kenli • sistemler ve non-viral sistemlerdir. Vir ü s k ö kenli sistemlerde ise; vir ü slerin hastal ğa • yol a ç an gen par ç alar n n yerine, hastalar iyile ş tirme amac yla rekombinant genler yerle ş tirilmektedir. Bu ş ekilde de ği ş tirilmi ş vir ü sler h ü creye girmek • i ç in kendi y ö ntemlerini kullan rlar ve genomlar n n ekspresyonu sonucu, genin kodlad ğ protein ü retilmeye ba ş lan r. Ö te yandan, vir ü s ü n kendisini ç o ğaltmak i ç in • ihtiya ç duydu ğu genler, tedavi edici genlerle de ği ş tirilmi ş oldu ğundan, vir ü s ç o ğal p h ü creyi patlatamaz. Bunu yerine, h ü crede vir ü s ü n ta ş d ğ hastal ğ • d ü zeltici genin ekspresyonu olur, genin kodlad ğ protein (yani ila ç ) ü retilir ve genetik bozukluk nedeniyle ü retilemeyen proteinin yerini al r. En ç ok kullan lan viral vekt ö rler, • retrovir ü sler, adenovir ü sler, herpesvir ü sler (u ç uk vir ü s ü ) ve adeno-ili ş kili vir ü slerdir. İ deal bir vekt ö rde aranan ö zellikler y ü ksek titraj, • kolay tasarlanabilme, integre olabilme yetene ği ve gen transkripsiyonunun kontrol edilebiliyor olmas n n yan nda, imm ü nolojik etkilerin olmamas d r Non-Viral Sistemler 1-) Do ğrudan DNA Enjeksiyonu: • 2-)Lipozom Form ü lasyonlar 3-) biolistik Gen Enjeksiyonu 4-) Molek ü ler Konjugatlar Viral Vekt ö r Sistemleri 1-) Retrovir ü sler • 2-) Maloney-Murine-L ö semi Vir ü s • (MoMLV) Vekt ö rler 3-)Adenovir ü s Vekt ö rler • 4-) Herpes Simplex Virus (HSV) Vekt ö rler • 5-) Adeno İ li ş kili Vir ü s Vekt ö rleri •Genetik ve etik Ahlaki , gelenekler veya kurallara g ö re davran ş t r. • Etik s ö zc ü ğü “ethios”tan gelmektedir.”Ethios” • g ü venilir, onurlu bi ç iminde a ç klanabilecek bir anlam y ü k ü ne sahiptir. Bilim olgusuna etik a ç dan bak ld ğ nda bilim • ü retimi s ü resince ortaya ç kan ahlak sorunlar n n nas l çö z ü lece ğ ine ili ş kin bilim toplumunun vicdan n olu ş turan ilkeler b ü t ü n ü akla gelmektedir.Genetik ve etik Eti ğin bilim ü retimindeki ana i ş levi “teknik • olarak yap lmas olas olanlar” ile “izin verilebilir olanlar” aras ndaki s n r ç izebilmek ve hem ara ş t rma, hem de verilerin yay nlanmas s ü recinde belirli etik ilkelerin ya ş ama ge ç irilebilmesini sa ğlamakt r. Yani “bilim etikle el s k ş mak zorundad r” . •Yayg n kullan m modelleri Etik, belli davran ş lar yarg layan kurallar • ve ahlaki prensipleri kapsar. Geli ş me s ü recinde hala ge ç erli olan teoriler geni ş kapsaml modeller olarak kullan labilir.a. Faydac l k Ç o ğu ki ş ilerin maddi varl klar n koruma ve refah artt rma amac olan sonu ç lara dayanan teorilerdir. (1) Eylemler, ac y en alt d ü zeye indirmek ve mutlulu ğu en ü st d ü zeye ula ş t rma yeteneklerine g ö re yarg lan r (yani eylemler retrospektif olarak de ğerlendirilir).D ö rt ö zellik verilir: • -Zorunluluk iyiyi maksimize etmektir (yararl l k). -Ki ş isel iyilik de ğil genel bir iyiye ula ş mak i ç in iyili ği standardize te ş ebb ü s ü (Fayda) -Eylemler, sonu ç lar ile do ğru veya yanl ş olabilir (Sonu ç ç karma) -T ü m gruplar etkileyen sonu ç lar e ş it olarak dikkate al nmal d r (Evrensellik)(2) Faydac l ğ n zorunlu olmas , ki ş isel olmas ndan ç ok toplumun yarar nad r (yani; ki ş isellik daha geni ş toplumsal yararlar i ç in feda edilebilir). B ö ylece, ki ş ilerin haklar , kendili ğindenlik (otonomi) de ğerleri ile uyu ş an bir faydac l k (utilitarianizm) yaparak ö n plana getirilebilir. Kararlar n sonu ç lar n ö nceden kestirmek de m ü mk ü n olmaz.b. Deontoloji (g ö rev teorisi) Eylemlerin do ğru yada yanl ş oldu ğunu • g ö sterir ve eylemler sonu ç lara g ö re yarg lanmamal d r Bu model, do ğru s ö ylemeyi, s ö ze sad k kalmay , belli ş ekilde hareket etmede ki ş ilerin sorumlulu ğunu vurgular. G ö revler a ş a ğ dakileri i ç erir: •Daima hayat korur (g ö rev, intihar veya • ö tonaziye kar ş d r). Bir doktorun sorumlulu ğu di ğerlerine en iyiyi • sa ğlamadan ç ok ki ş isel olarak sadece hastaya kar ş d r. Doktor- hasta ili ş kisi ahlaktan ba ğ ms z bir anlama sahiptir Eylem, s ü rekli evrensel olmal d r. Ö zel t bbi • problemli bir hastada uygulanm ş olan bir i ş lem, ayn durumda olan her hasta i ç in sa ğlanabilmelidir.Etik prensipler 1- Yararl l k , yarar vermek ve zararlar ö nlemek ve uzakla ş t rmak i ş idir. Biyomedikal ara ş t rmalar, koruyucu hekimlik ve halk sa ğl ğ giri ş imlerinin t ü m olarak topluma yararl oldu ğu s ö ylenebilir. Klinik genetikde somatik gen tedavisi tek gen hastal klar i ç in kal t msal olmayan d ü zeltmeler sa ğlayarak yararl olabilir. G ö revler a şa ğ dakileri i ç erir:Etik prensipler 2- Otonomi (kendili ğindenlik), ki ş ilerin kendileri olma ve medikal tedaviyi de i ç eren, ki ş ilerin kendi davran ş bi ç imini se ç me prensibidir. Ki ş iler di ğerleri ile k skanmamal d r. a. Prensip, yetersiz olan ki ş ilere (yani ç ocuklar, psikiyatrik hastal ğ olan ki ş iler veya bilin ç siz ki ş iler) uygulanamaz ve ki ş ilerin tam olarak bilgilenmi ş olduklar farzedilir. b. Otonomiye ö rnek olarak prenatal tan hakk nda bilgilendirilmi ş ve kendisi i ç in yap lacak i ş lemin uygulan p uygulanmamas na karar veren bir kad n verilebilir.Etik prensipler 3- Adalet , benzer olgular n ayn ş artlarda tedavi edilmesi prensibidir. Da ğ t mc adalet, toplumda hem faydada ve hem de sorumlulukta adil da ğ l m g ö sterir ve s n rl l klar oldu ğunda olu ş maya ba ş lar. Ö rne ğin, e ğer ö nerilen t ü m medikal programlar kapsam nda, s n rl kaynaklar varsa, bir merkez, sadece baz ya ş lar n ü zerindeki kad nlara amniyosentez yapmay sa ğlamay kararla ş t rabilir. Bu karar, y ü ksek riskli ki ş ilerin, e ş it olarak tedavi edilmesini fakat daha az riskli ki ş ilere i ş lemin yap lmamas n ifade eder Etik prensipler 4- Zarar vermeme (normal eficence), yararl olmaktan t ü retilmi ş bir i ş tir ve ki ş iye k ö t ü l ü k veya zarar vermemek demektir. Bu i ş , bir doktorun i ş inde usta olmas n gerektirir. Bir ç ocu ğa veya eri ş kinde tedaviyi k s tlamak veya geri ç ekmek, ki ş inin ö ld ü r ü c ü bir olay i ç inde oldu ğuna karar verilmesi durumunun d ş nda, zararl olarak g ö r ü lebilir.Etik prensipler 5- Ger ç ek -do ğruyu s ö ylemek ve ba ş kalar na yalan s ö ylemekten ka ç nmak- bir hastan n kendisi hakk nda bilgi sahibi olma hakk olarak bilinir. a. S ö ylememe, bilginin hastaya zararl olabilece ği d üşü n ü ld ü ğü nde kararla ş t r labilir, fakat sa ğl k personeli olarak, mant kl bir hasta bilmek istedi ğinde ve hastan n bilgiye ihtiyac oldu ğunda s ö ylenmelidir. b. Yeni bir ila ç ara ş t r l rken, hastaya ara ş t rmaya kat lmas istenmeden ö nce, bu ilac n b ü t ü n riskleri ve yararlar s ö ylenmelidir.Etik prensipler 6- Sadakat anla ş ma ve s ö zleri tutmad r. • Doktorun bak m alt na ald ğ nda hastay ihmal etmeme, g ö revidir. E ğer, bir ç ift, prenatal tan i ç in geldi ve fetus kromozomal anomalili olarak saptand ise, dan ş manlar tan n n s ö ylenmesi (ne kadar zor olaca ğ n ö nemsemeden), bilgi vermek ve deste ği s ü rd ü rmekle g ö revlidir.Etik ikilemlerin varl ğ nda karara varmak. Genetik dan ş manl k sa ğlaman n bir k sm • olarak doktor hareketin iki veya daha fazla ters y ö n ü nden se ç im yapmakla y ü zy ü ze kalabilir ve dan ş may y ü r ü tmek ve etkili olabilmek i ç in insani kararlar verebilmelidir. B ö yle sorunlar i ç in bir ç er ç eve ç izmek yard mc olabilir.1- Ger ç eklerin tan mlanmas , do ğru t bbi bilgi, aile • hakk nda ayr nt lar aile deste ği ve durumu dikkate alarak doktorun kendi e ğilim ve de ğerlerini kapsar. 2- Etik prensiblerin tan mlanmas . E ğer bir hareket y ö n ü a ç k ç a belli ise insani sorunlar çö z ü lm üş t ü r. E ğer de ğilse prensipler ö nem derecelerine g ö re s ralanmal d r. Ö rne ğin, hastan n otonomisi mi ö nemlidir yoksa, doktorun hastan n ö nemsenmemesine neden olan yarar sa ğlama i ş i mi daha ö nemlidir? E ğer se ç im a ç k de ğilse di ğer basamaklar gerekli olabilir.3- Benzer olgular ile kar ş la ş t rma. E ğer • bir prensibin en ö nemli oldu ğu benzer bir olgu varsa, doktor bunu, karar vermek i ç in ö rnek olarak kullanabilir. B ö yle kar ş la ş t rmalar kullanmak i ç in vakadan vakaya ahlaksal farkl l klar olmamal d r.4- Bir etik komite kullan lmas . Bir ç ok • hastanede t ptan, hem ş irelikten, sosyal hizmet uzmanlar ndan, bilimsel ki ş ilerden avukatlardan ve toplum planlamac lar ndan birer temsilcinin oldu ğu etik komiteler vard r. Bu komitelerin amac , etik ç at alt ndaki b ö yle problemleri de ğerlendirmek ve klinisyene yard m etmektir. Bu tipteki komiteler doktor ad na karar vermez. Ancak ö ğü t ve destek verir.ET İ KTEK İ SORUNLAR GENET İ K KLONLAMA; • -D ü nyada klonlama i ç in ilk resmi izin İ ngiliz h ü k ü meti taraf ndan New Castle ü niversitesine ins ü lin ü reten h ü crelerin ş eker hastalar na nakledilmesi ara ş t rmalar i ç in “insan embriyonu h ü cre kopyalamas ” amac yla verildi. - İ kinci izin yine İ ngiliz h ü k ü meti taraf ndan Roslin Enstit ü s ü ne “insan embriyonlar n n kopyalanarak motor sinir h ü creleri hastal klar n n ara ş t r lmas ” amac yla verildi.K ü rtaj kar ş tlar n n kar ş ç kt ğ bu alandaki • ara ş t rmalar n insanlar n kopyalar n n veya klon bebek yarat lmas na y ö nelik olmad ğ belirtildi. Bu izinle insan embriyonundan al nacak k ö k • h ü crelerinin sinir h ü crelerine d ö n üşü m ü ve sa ğl kl embriyonlarda sinir h ü crelerinin geli ş imi ü zerinde ç al ş lacakt Daha sonra Avrupa patent b ü rosu Avustralyal • Amrad ş irketine,insan ve hayvan h ü crelerini kar ş t rarak yeni embriyonlar yapabilme iznini vermi ş tir.Ama ç hayvandan insana organ naklini m ü mk ü n k lacak • hayvanlar yaratmak.Ama sonu ç tam bilinmez ,bu da bilim d ü nyas nda tart ş malara neden oluyor. C İ NS İ YET SE Ç İ M İ ; • -Preimplantasyon Genetik Tan ad verilen ve embriyonun genetik yap s n ve kromozom kurulu ş unu belirleyebilen tekniklerin geli ş mesiyle embriyonik a ş amada cinsiyet belirlenmeside m ü mk ü n hale gelmi ş tir. Bu tekni ğin uygulanabilmesi i ç in t ü p bebek uygulamas na ve bu uygulama ile embriyo olu ş turulmas na gereksinim vard r. SOSYAL SORUNLAR; • - İ nsan genomunun haritalanmas i ş verenlere i ş e alacaklar kimselerin, potansiyel olarak kal tsal hastal klar ta ş y p ta ş mad klar n ö nceden bilme ve bu hastal ğa sahip olma riskinde olan ki ş ilerin kuruma getirecekleri mali y ü k ü ö nceden tahmin etme ve ona g ö re i ş e almada yeni standartlar getirme imkan sunuyor. - Pek ç ok insan ö l ü mc ü l bir hastal ğ n genini ta ş d ğ i ç in i ş vereni taraf ndan i ş ten at labilir, sigorta ş irketleri taraf ndan aforoz edilebilirİ nsanlar n genetik yap s çö z ü ld ü ğü zaman • hangi toplumlar n birbirleriyle akraba oldu ğu , g öç yollar n n nas l geli ş ti ği gibi konular ayd nlat lacak.Bunun insanlar n hangi rktan geldi ğinin tespit edilip ayr mc l ğa sebep olabilece ği d üşü n ü l ü yor.K Ö K H Ü CRE İ nsan embriyosundan ve kemik ili ğinden elde edilen k ö k • h ü crelerin, uygun ş artlar sa ğland ğ nda doku ve organlara d ö n üş me yetene ği bulunmaktad r. K ö k h ü cre konusunda etik olarak iki z t g ö r üş ç at ş ma • halindedir. Baz lar t bbi geli ş melerin ö n ü ndeki engellerin kald r lmas gerekti ğini savunurken, di ğerleri erken embriyonik d ö nemlerde bile bir canl n n varl ğ na m ü dahale edilmemesi gerekti ğini s ö ylemektedirler. Çü nk ü k ö k h ü cre elde edilen embriyo imha edilmektedir. Embriyo toplu i ğne ba ş kadard r, ama İ NSANI OLU Ş TURMA POTANS İ YEL İ NE SAH İ PT İ R.GENET İ K M Ü DAHALE ve TEDAV İ REKOMB İ NANT İ LA Ç LAR; Bakterilere insan • gen par ç alar n n sokulup bunlar n insan proteinlerini ü retebilmesi ile, bu ü r ü nlerin bir ç ok hastal ğ n tedavisinde kullan labilmesi m ü mk ü n olmu ş tur. Bu t ü r ü r ü nler rekombinant ila ç lar olarak adland r lmaktad r. Ö rne ğin rekombinant ins ü lin, eritropoetin, b ü y ü me • hormonu, hepatit a ş s , interl ö kin,fakt ö r VII bu y ö ntemle bol miktarda kaliteli ve saf olarak elde edilebilmektedir.REKOMB İ NANT Y İ YECEKLER; • G ü n ü m ü zde genetik yap s de ği ş tirilerek co ğrafi ş artlara daha uygun ve verimli hale getirilen bir ç ok bitki ü retilmektedir. ABD de so ğu ğa kar ş diren ç li donmayan patatesler ü retilmeye ba ş lanm ş t r. Bu patatesi yiyen insanlarda bu genin nas l bir etki yapaca ğ bilinmiyor. GENET İ K BAKTER İ LER; Mikro organizmalar n • genetik yap lar nda de ği ş iklik yap larak bir tak m biyolojik silahlar geli ş tirilebilir. Mesela her t ü rl ü antibiyoti ğe diren ç li bir bakteri, bitkileri h zla yok eden bir vir ü s ya da bir bakteri geli ş tirilebilir. Buna benzer bir ç ok ş eyi kullanmak m ü mk ü nd ü r. Ge ç ti ğimiz y llarda bir tanker kazas nda denize d ö k ü len petrol, petrol t ü keten bakteriler vas tas yla temizlendi.GENET İ K TESTLERDE ET İ K İ K İ LEMLER T pta etik sorunlar n tart ş lmas nda refarans olarak • kullan lan üç temel prensip vard r. Fayda; hastan n iyili ği i ç in ç al ş mak - -Ki ş inin otonomisine sayg g ö stermek; ki ş inin t bbi bak m n kontrol etme hakk na sayg duymak ve zorlay c olmamak -Adalet; herkesin e ş it ve adil hizmet almas n garanti etmek Bu üç temel prensip biri di ğeri ile ç at ş yor ş eklinde alg lan nca karma ş k etik sorunlar ortaya ç kmaktad r.DO Ğ UM Ö NCES İ GENET İ K TEST YAPMA Genetik ç ilerden s kl kla kal tsal ciddi bir hastal ğ olan • ç ocu ğa sahip olma ihtimalini ortadan kald rmak i ç in yard m etmeleri istenir. Etik ikilem ebeveynin ü reme karar n vermedeki otonomisine • sayg duyma ile hayatla ba ğda ş an bir hastal kla etkilenmi ş bir fetusun d üşü r ü lmesi, ö z ü rl ü ki ş iye faydal veya adilmidir tart ş mas aras ndaki dengeyi bulmaya ç al ş makt r. Gelecekte insan genom projesinin ilerlemesi ile zeka, • ki ş ilik, boy ve di ğer fiziki ö zellikler gibi kompleks karakterleri olu ş turan genler ve aleller muhtemelen belirlenebilecektir. Bu ve benzeri t bbi olmayan kriterler do ğum ö ncesi tan i ç in hakl bir gerek ç e olabilir mi ?HASTALI Ğ A YATKINLI Ğ I G Ö STEREN GENET İ K TESTLER Etik ikilemin ya ş and ğ bir ba ş ka sahada • molek ü ler testin yap ld ğ ndan daha sonraki bir ya ş ta ortaya ç kan hastal klar i ç in yap lan genetik testlerdir. Ö rne ğin Huntington Hastal ğ gibi ge ç ortaya • ç kan n ö rolojik hastal klar vard r. Bu hastal klarda mutant alleli ta ş yan ki ş i presemptomatik olabilir ancak kesinlikle hayat n n daha sonraki bir zaman nda bug ü n i ç in tedavisi ç ok az veya hi ç olmayan a ğ r bir hastal k geli ş ecektir.Ç OCUKLARDA GENET İ K TEST Ç ocuklar n otonomisi yani kendileri ve kendilerinin genetik yap lar • konusunda karar verme yetenekleri,ebeveynlerin bu bilgiye sahip olma istekleri ile dengede olmal d r. Baz ebeveynler ç ok belirli bir t bbi m ü dahale olmasa bile ç ocu ğun bu • bilgiden istifade edece ğini, ç ocu ğun gelecekte ciddi bir hastal ğa sahip olma ihtimalini ö ğrenmek ve ç ocu ğu haz rlamak bak m ndan bunun ebeveynin g ö revi oldu ğunu d üş ü nmektedirler. Bioetik ç iler aras nda a ğ rl kl g ö r üş ç ocu ğun a ç k ç a bir faydas • olmad k ç a ge ç ba ş layan hastal klar i ç in ta ş y c l ğ n saptanmas n n, ç ocuk yeteri kadar b ü y ü k ve olgunsa (ge ç ad ö lesan) yapt rmak isteme karar n kendisi verdi ğinde yap lmas ş eklindedir.GENET İ K TARAMALARDA ET İ K İ K İ LEM Genetik taramalar n amac halk sa ğl ğ n d ü zeltmek • olmakla birlikte ö ng ö r ü lmeyen olumsuz sonu ç lar da ortaya ç kabilir. Genetik testte oldu ğu gibi psikolojik sorunlara veya i ş yerinde ve sigorta i ş lemlerinde ayr mc l ğa neden olabilir. Toplan lan bilgiye veya ö rne ğin kendisine yetkili • olmayanlar n ula ş abilmesi nedeni ile bilginin gizlili ği konusunda endi ş e olabilir. Çü nk ü ailedeki etkilenmi ş ki ş i ihtimali ile taranan ki ş i genellikle test edilmeyi arzu etmez. Toplanan ö rnekler ve bilgiden kimin faydalanma hakk • vard r, DNA gibi ö rneklerin onay n verildi ği tarama testi d ş nda ba ş ka ama ç larla kullan lmayaca ğ ndan nas l emin olabiliriz.GENEL KONULAR A. Bilgilendirilmi ş olur • B. Sonu ç lar n bildirilmesi • C. Genetik dan ş manl k • D. Gizlilik • E. Amac n uygunlu ğunun kat l mc ya a ç klanmas • F. Kararda ba ğ ms zl k • G. Kat l mc n n ara ş t rmaya ba ğl olan (varsa) • giderlerinin kar ş lanmasÖ ZEL KONULAR Yukar da bahsedilen genel konular n • d ş nda, yaln zca genetik tan ya ö zg ü baz etik sorunlar bulunmaktad r. 1- Bulgular n ge ç erlili ği • 2. Ç ocuklarda genetik tan • 3. Karar n aileye b rak lmas • 4. Preimplantasyon Tan ve ö zel nitelikte • bebek se ç imi