Jeoformoloji Buzulların oluşturduğu Yüzey Şekilleri ve İklimsel Önemi BUZULLARIN OLUŞTURDUĞU YÜZEY ŞEKİLLERİ VE İKLİMSEL ÖNEMİ JEOMORFOLOJİ ÖDEVİ HAZIRLAYANLAR ? (20824537) GAMZE İDİL AYANOĞLU ? (20824609) PINAR ÇAĞLAR ? (20824963) TOLGA CAN ÖZKUYUMCU BUZULLARIN OLUŞTURDUĞU YÜZEY ŞEKİLLERİ VE İKLİMSEL ÖNEMİ GİRİŞ ............................................................................................................................................................ 2 BUZULLARIN OLUŞUM VE HAREKET ŞEKİLLERİ .............................................................................................. 4 BUZUL TÜRLERİ ............................................................................................................................................ 5 Vadi Buzulları ........................................................................................................................................... 5 Kıta Buzulları ve Buz Takkeleri ................................................................................................................... 5 BUZULLARIN AŞINDIRMASI VE TAŞIMASI ..................................................................................................... 6 Vadi Buzullarının Aşındırması .................................................................................................................... 6 U-Şekilli Buzul Tekneleri ........................................................................................................................................ 6 Asılı Vadiler .......................................................................................................................................................... 7 Sirk, Arete, Horn ................................................................................................................................................... 7 Kıta Buzulları Ve Aşındırma Şekilleri .......................................................................................................... 8 BUZUL ÇÖKELLERİ ......................................................................................................................................... 8 Tilden Oluşan Yüzey Şekilleri ..................................................................................................................... 8 Morenler .............................................................................................................................................................. 8 Uç Moren:........................................................................................................................................................ 8 Yan ve Orta Morenler : ..................................................................................................................................... 9 Drumlinler .......................................................................................................................................................... 10 Tabakalanmış Sürüntüden Oluşan Yüzey Şekilleri .................................................................................... 10 Selinti Ovaları ve Vadi Zincirleri ........................................................................................................................... 10 Kameler ve Eskerler ............................................................................................................................................ 10 TÜRKİYE’ DE BUZULLARIN OLUŞTURDUĞU YÜZEY ŞEKİLLERİ ....................................................................... 11 .............................................................................................................................................................. 13 ........................................................................... 15 İKLİMSEL ÖZELLİKLERİ................................................................................................................................. 16 SORULAR: ..................................................................................................... Error! Bookmark not defined. BUZULLARIN OLUŞTURDUĞU YÜZEY ŞEKİLLERİ VE İKLİMSEL ÖNEMİ GİRİŞ Bilim adamları insanların ilkim değişiminin ne kadarına yol açtığı konusunda hem fikir olmasalar dahi son birkaç on yılda yüzey sıcaklığını artmış olduğu bilinmekte. Artış normal bir iklimsel oynamanın bir parçası mı, yoksa aslında iklim üzerinde olumsuz etkiler sahip ‘sera gazları’ dediğimiz gazların atmosfere karışması mı? Bu soruların cevabı net olmamakta fakat jeolojik geçmişte Buzul Çağı’nın 1,6 milyon yıl ile 10.000 yıl öncesi arasında gerçekleştiği bilinmekte ve Buzul Çağı’nın sonundan bu yana Yer’in birkaç iklimsel oynama geçirdiğini bilmekteyiz. Yaklaşık 6.000 yıl önce Holosen de mevcut olan ortalama sıcaklığın bugün mevcut olan sıcaklıktan bir miktar daha yüksek olduğunu biliyoruz. Kuzey Afrika’daki Büyük Sahra Çölü gibi günümüzün kurak bölgelerinin bir kısmı gür bitki örtüsü, bataklık ve gölleri destekleyecek yeterlilikte yağışa sahipti. Yaklaşık MS 1000 ile 1300 arası dışında Holosen Maksimum sonrası daha serin sıcaklıkların olduğu bir dönem olup Avrupa günümüzde olduğundan 480 km daha kuzeyde şarap üzümlerinin yetiştirildiği Orta Sıcaklık Dönemi olarak bilinen döneme geçmiştir. Bununla birlikte yaklaşık MS 1300’de başlayan soğuma eğilimi yaklaşık 1500’den 1800’lerin ortasına veya sonlarına kadar süren Küçük Buzul Çağı’na yol açtı. Bu dönemde Buzullar genişledi kışlar daha soğuk, yazlar daha serin ve yağışlı geçerken yüksek enlemde ki deniz buzları uzun dönemler boyunca erimedi ve kıtlıklar yaşandı. Jeologlar buzulu bir merkez alandan ya yamaç aşağı ya da dışa doğru akan sertleşmiş kardan oluşan kara kütlesi olarak tanımlar. Buzullar pleistosen Dönemde ( Buzul Çağı ) daha geniş yerler kaplamaktaydı, bugün hala mevcutturlar ve kara yüzeyinin yaklaşık %10 unu kaplarlar. Şekil 1 JEOLOJİK ZAMAN TABLOSU BUZULLARIN OLUŞUM VE HAREKET ŞEKİLLERİ Buz bir kristal olup kendine özgü fiziksel ve kimyasal özelliklere sahiptir bu yüzden de mineral olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla buzul buzu kolaylıkla deforme olabilen bir kayaç türüdür. Çok düzgün bir biçimde kristallenir. Daha sıcak dönemlerde erimeden daha çok kar yağışı olan bir alanda net birikme olur. Yeni düşmüş karın yaklaşık olarak %80’i havayla dolu boşlulardan ve %20’si katılardan oluşur ama biriktiğinde kısmen eriyip yeniden donarak buzkar olarak bilinen tanesel bir kar tipine dönerek katılaşır. Daha çok kar biriktiğinde buzkar gömülerek daha da sertleşir ve yaklaşık %90’ı katılardan oluşan buzul buzu haline gelene kadar yeniden kristalleşir. Kar ve buz kalınlığı 40 metrelik kritik derinliğe ulaştığında derinde ki buz gerilimi hiçbir çatlama içermeyen kalıcı bir deformasyon tipi olan plastik akmayı doğuracak büyüklüktedir. Buzullar başlıca plastik akmayla hareket ederken taban kaymasıyla alttaki yüzey üzerinde de kayabilir. Taban kaymasını altındaki yüzey ile buzul arasında bulunan su sürtünmeyi azaltarak kolaylaştırır. O halde buzulun hareketi devamlı olmakta olan plastik akma ile döneme bağlı olarak değişen taban kaymasının bileşkesinden kaynaklanır. Gerçekte buzulun altındaki yüzey donduğunda sadece plastik akmayla hareket etmektedir. Plastik akma buz içinde oluşan deformasyonu kapsarken buna karşılık taban kayması buzun altındaki yüzey üzerinde kaymasıdır. . Bu tür hareket buzulların çok soğuk iklim koşullarında olmaları durumunda egemendir. Tüm buzul, erime sıcaklığının çok altında bir sıcaklıktadır ve altındaki zemine donarak yapışmıştır. Plastik akışla, buzulun hareketleri zemindeki toprak veya kayaçları deforme ederek koparır ve buzulla beraber taşır Ele alınan herhangi bir zamanda buzul akışı gözlendiğinde her zaman buzulun üst kısmının alt kısmına göre daha uzağa hareket ettiği görülmüştür. Şekil 2 Kar'ın Buzkar'a Dönüşümü Şekil 3 Buzulların Hareket Şekli BUZUL TÜRLERİ Tüm buzulların bazı ortak özellikleri olmakla birlikte birkaç yönde farklılık gösterirler. Bir kısmı dağ vadileri ya da dağ kenarlarında oluşan çöküntüler ile sınırlıdır ve yüksek topoğrafyadan düşük topografyaya akmaktadırlar. Diğerleri çok daha büyük kalınlığa ve yayılıma sahiptir ve birikme merkezlerinden dışa doğru akmakta olup tümüyle topografyadan bağımsızdır. Böylelikle iki ana buzul türü tanımlanır; Vadi ve Kıta buzulları. Vadi Buzulları Adından anlaşılacağı üzere bir vadi buzulu daha yüksek topografyadan düşük topografyaya hareket halinde olup bir dağ vadisi ile sınırlıdır. Terminolojik olarak vadi buzulu yerine, alp buzulu ve dağ buzulu da kullanılmaktadır. Nehirler ve ırmakların kollara sahip olmasına benzer şekilde buzul vadisinin de birbiriyle bağlantılı bir vadiler sistemi içinde bir buzul ağı oluşturarak onlara katıldığı küçük buzul kolları vardır. Vadi buzulları kıta buzullarına nazaran daha küçük boyuttadırlar. Vadi buzulları, hızları buzulun derinliği ve vadi yamaçlarına olan uzaklıklarına bağlı olarak hareket ederler. Buzulun temelde ve vadi yamaçlarında kayaçlarla olan dokanaklarında kuvvetli sürtünmeler mevcuttur. Buzullarda yürütülen ölçme çalışmaları, buzulun en hızlı kısmının ortasında olduğunu göstermiştir. Ayrıca buzulun içine açılan düşey deliklerdeki deformasyonların incelenmesinden, buzulun temelinin - altının – ortasına göre daha yavaş hareket ettiğini ortaya çıkarmıştır Kıta Buzulları ve Buz Takkeleri Buz yaygıları olarak da bilinen kıta buzulları en az 50,000 km 2 yi kaplamakta olup topografyadan bağımsızdır. Vadi buzulları vadinin sınırları içinde aşağıya doğru akarken kıta Şekil 4 Vadi Buzulu Şekil 6 Kıta Buzulu Şekil 5 Buz Takkesi buzulları buz kalınlığındaki değişimlere karşılık olarak ortadaki birikme alanlarından tüm yönlerde dışa doğru akmaktadır. Kıta buzullar günümüzde sadece Grönland ve Antarktika’da bulunur. Vadi ve kıta buzulları büyüklüğü ve yerine göre kolaylıkla ayırt edilebilmesine karşın buz takkesi adlı bir geçiş türü bilinmektedir. Buz takkeleri kıta buzullarına benzemekle birlikte alansal olarak daha az yer kaplarlar, daha küçüktürler. Bazı buzul takkeleri ise vadi buzullarının büyüyüp ayrımları üzerlediği ve bitişik vadiler arasında geçerek kesintisiz bir buz takkesi oluşturacak şekilde birleştiğinde oluşmaktadır. BUZULLARIN AŞINDIRMASI VE TAŞIMASI Buzulların aşındırma gücü dikkat çekicidir. Birkaç yüz metre yüksekliğindeki bir buzul, bir yılda milyonlarca ton kayaç koparmakta ve öğütmektedir. Buzulların aşındırma büyüklüğü, su ve rüzgarla karşılaştırıldığında çok büyüktür. Kenarlarında ve temelinde bir buzul, kayaçları parçalar ve bunları altındaki kayacı öğütür. Çıkarılma olarak da adlandırılan sürükleyip götürme, buzul buzu çatlaklarda ya da ana kaya çıkıntısının yarıklarında donup sonunda yumuşak kesimleri sürükleyip götürür. Sürükleyip götürmenin göstergesi ‘koyunsu kaya’ veya ‘hörgüçlü kaya’ olarak adlandırılan yüzey şeklidir. Küçük bir tepe gibi bir engelin üstçığırını düzleştirmekte ve engelden yinelenen donma ve sürüklenme ile altçığırdan kopan kaya parçalarını götürür. Çökel yüklü buzul buzu üzerinde hareket ettiği ana kayayı etkili olarak abrazyonla aşındırıp parlayan bir yüzey olan buz cilasını meydana getirir. Abrazyon kayaç yüzeylerinde ender olarak birkaç mm’den daha derin oldukça düz çentiklerden oluşan buzul çizikleri de ortaya çıkarır. Abrazyon sonuçta kaya unu denilen un kıvamında kil ve silt boyu malzemeden oluşan bir agrega ortaya çıkararak tümüyle ufalar. Buzullardan boşalan ırmaklarda suyun renginin beyazlaşmasının sebebi suya kaya ununun karışmasıdır. Vadi Buzullarının Aşındırması U-Şekilli Buzul Tekneleri U şekilli bir buzul teknesi vadi buzullaşmasının en belirgin özelliklerinden birisidir. Akarsuların aşındırdığı dağ vadileri tipik V şekillidir; vadi tabanına dik olarak inen vadi duvarlarına sahiptir. Vadi buzulları ise oldukça geniş vadi tabanına sahiptirler. Şekil 7 Koyunsu Kaya Oluşumu Buzulların geniş, deniz düzeyinin bugün olan seviyeden yaklaşık 100-130 m daha düşük olduğu Pleistosen’ de denize akan buzullar vadilerini şu anda olduğundan çok daha derinlere aşındırmışlarıdır. Pleistosen sonunda buzullar eriyip deniz düzeyi yükseldiğinde okyanus bugün fiyort adlı uzun, dik duvarlı koylar olan buzul teknelerinin alt uçlarını doldurdu. Asılı Vadiler Buzul ve akarsular sadece vadi şekilleri ile değil aynı zamanda kolları ile olan eklemleri ile de farklılıklar gösterirler. Buzullar erimeden bu eklemler birbirlerine benzerler fakat bu durum buzullar eridiğinde değişebilir. Buzul erimesi ile ortaya daha derin bir ana vadi ve ona kavuşan fakat daha sığ ve erime sonrasında asılı kalan vadiler (hanging valley) oluşabilirler Sirk, Arete, Horn Vadi buzulları, teknelerin üst ucunda buzyalağı (sirk) adlı dik duvarlı, tabak şekilli çöküntülerden oluşup hareket ederler. Buzyalakları tipik olarak üç tarafı dik duvarlarla kapalı ve bir yanı açık olup buradan buzul teknesine ilerler. Çöküntüde kar ve buz biriktiğinde kırağı tutması ve sürükleyip götürme buzyalağına tipik şeklini verene kadar onu genişletir. Buzul buzu sadece hareket etmekle kalmaz aynı zamanda kayaçla çevrilen bir çöküntüyü kazıyacak tarzda döner. Bu çöküntüler yaygın biçimde tarn adıyla bilinen küçük bir göl içerir. Buz yarıklarının yanal olarak ve tepeden aşındırmasıyla genişlediği gerçeği sırtlar ve boynuz biçimli oluşumlar gibi ayırt edici aşınma özelliklerinin kökenini açıklar. Dar, keskin sırtlar olan Şekil 8 Fİyort Şekil 9 Asılı Vadi Oluşumu ve Horn-Arete-Sirk-Tarn arete iki şekilde oluşur, çoğu durumda buzyalakları sırtın karşı yanlarında oluşmakta ve tepeden aşındırma geriye yalnız ince bir kayaç parçası kalıncaya kadar sırtı indirir. Aynı etki paralel iki buzul teknesinde aşınmanın aradaki sırtı ince bir kayaç dilimine indirdiğinde olur. Buzyalaklarının tepeden aşınmasıyla oluşan dik duvarlı, piramit şeklinde gelişen boynuz biçimli oluşumlardır bu oluşumlar horn adını alır. Yapının ortaya çıkması için bir dağ zirvesinin yanlarında tümü tepeye doğru aşınan en az üç buzyalağına sahip olması gerekir. Kıta Buzulları Ve Aşındırma Şekilleri Bu buzullar buzun içinde çıkıntı yapan yüksek alanları eğimli hale getirip aşındırdığından aşındırdığı alanlar düz ve yuvarlanmış olma eğilimindedir. Köşeli veya keskin yüzey şekilleri aksine yuvarlanmış tepelerle kesilen oldukça düz bir topografya ile karakterize edilir. BUZUL ÇÖKELLERİ Hem vadi gem de kıta buzulları etkin olarak aşındırıp taşımakta ve sonuçta çökel yüklerini buzul etkinliğinden gelen tüm çökeller için buzul sürüntüsü olarak depolar. Buzullar önlerine kattıkları her boyuttan malzemeyi sürükleyerek hareket ederler. Buzulun eridiği kesimlerde bu sürüklenen malzeme çökelir. Buzul sürüntüsü iki tiptir ; Til ve Katmanlanmış sürüntü. Til doğrudan buzul buzundan depolanan çökellerden oluşur. Til; çok değişik boyutlarda tane içeren, kötü boylanmış, tabakasız, karmakarışık bir yapıdadır. Katmanlanmış sürüntü iste tabakalıdır, bir miktarda olsa boylanma söz konusudur. Tilden Oluşan Yüzey Şekilleri Morenler Bir buzul tarafından taşınan veya sürükleme olarak çökeltilen bloklu, kumlu ve killi malzemeye genelde moren adı verilir. Uç Moren: Boyut ve görünüm açısından en göze çarpanı, buzulun ucunda oluşan uç morenidir. Buz önü durağan olduğunda buzul içinde akma sürer ve buz içinde ya da üstünde taşınan bir çökel buzulun ucunda bir moloz yığını olarak boşaltılır. Buz önü durağan hale gelene kadar devam eden bu çökeller uç morenleridir. Duraylılık sonrası bütçesinde ki değişimlere bağlı olarak buzul ilerleyip çekilebilir. Eğer buzul negatif bir bütçeye sahip ise buz önü birikme zonuna doğru çekilmeye başlar. Buz önüne gerileyip eriyen buzdan kurutulduğunda til çökelir ve bir taban moreni tabakası oluşturur. Buzulun bir dönem geri çekilmesi sonrası buzulun ucu yeniden duraylı hale gelir ve bir başka dip moreni çökeltir. Buz önü gerilediğinden dolayı tüm morenler gerileme morenleri adını alır. Buzulların en geniş yayılımını belirleyen en dıştaki dip morenleri ise son moren adını alır. Yan ve Orta Morenler : Vadi buzulları kenarları boyunca çok miktarda çökel taşırlar. Bu çökellerin bir kısmı vadi duvarlarından aşınarak götürülmekle birlikte önemli bir bölümü kütle hareketi süreçleri ile buzul yüzeyi üzerinde düşer ya da kayar. Bu çökeller buzul kenarı boyunca yan morenler adını alan uzun til sırtları olarak depolanır. İki yan morenin birleştiği yerde bir buzul kolu daha büyük bir buzula aktığından bir orta moren oluşur. Şekil 10 Morenler Şekil 11 Yan ve Uç Moren ( Bylot Island, Canada ) Drumlinler Kıta buzullarının til depoladığı birçok alanda til drumlin olarak bilinen boyuna tepelerle şekillendirilmiştir. Drumlinler nadir olarak tek olarak gözlenir, genelde binlerce drumlinin bir arada olduğu drumlin alanları görülür. Şimdiye kadar nasıl oluştukları açıklık kazanmamıştır. Tabakalanmış Sürüntüden Oluşan Yüzey Şekilleri Selinti Ovaları ve Vadi Zincirleri Buzulların çoğu soğuk aylar dışında çökel yüklü erimiş sular boşaltırlar. Bu eriyen sular geniş bir bölgede kıta buzullarının önünde her yere yayılan bir örgülü ırmak dizisi oluşturur. Çökellerin bir çoğunun kum ve çakıl barları olarak depolandığı bu ırmaklara çok fazla çökel gelir, bu şekilde oluşmuş geniş çökel örtüsü selinti ovası adını alır. Vadi buzulları da büyük miktarda erimiş sular boşaltmakta ve tıpkı kıta buzulları gibi yayılan örgülü ırmaklara sahiptir. Bununla birlikte bu ırmaklar buzul teknelerinin alt kesimleriyle sınırlı olup bu ırmakların uzun, dar katmanlanmış sürüntüsü vadi zincirleri adını alır. Kameler ve Eskerler Buzullardan eriyerek akan ve tortul taşıyan ve çökelten sularla değişik şekillerde çökelme olabilir. Bunlardan eskerler buzullardan çıkan ve genellikle düz olmayan, fakat ortalama olarak buzul hareket doğrultusunda akan suların bıraktıkları dar, uzun, kum ve çakıldan Şekil 12Tabakalanmış Sürüntü ve Tilden Oluşan Yüzey oluşan çökellerdir. Kanala benzeyen uzanımda ve kıvrımlı olmaları, iyi boylanmış ve suyla taşınmış olduğunu düşündüren tortul yapıları eskerlerin akarsularla taşınmış olduklarına işaret etmektedir. Eskerler, bir göle kavuşmaları durumunda bir delta şeklinde çökelme ortamı yaratırlar ve bu Kameler oluşur. Kameler yüksekliği 50m ye kadar çıkabilen koni biçimli tepelerdir. Bu kamalarda, yazın erimiş sularla kaplı göllerde olan kaba siltli çökelmeler yerini kışın gölün donarak göl suyunun hareketsiz olması nedeni ile çökelen killi seviyeler alır. Böylece kışları yazın birikmiş olan siltli malzemenin üzerine daha ince killi kısımlar çökelirler. TÜRKİYE’ DE BUZULLARIN OLUŞTURDUĞU YÜZEY ŞEKİLLERİ Bugün içinde bulunduğumuz son jeolojik devir olan Dördüncü Zamanın (Kuvaterner) ilk yarısını oluşturan Buzul Çağında (Pleistosen) iklimin günümüze oranla daha soğumasına veya ısınmasına bağlı olarak iklim değişiklikleri oluşmuştur. Bu bakımdan dört büyük buzul devri, dörtte buzul arası devri yaşanmıştır. Buzul devrinde, yeryüzünde sıcaklığın genelde azalmasına dayanarak örneğin Avrupa'da Alp dağlarının eteklerine kadar düzlük sahalar ve dağlar buzullarla kaplanmış; deniz ve okyanusların seviyesi ise birkaç metre alçalmıştır. Buzul arası devrelerde ise buzullar erimiş okyanus ve denizlerin seviyesi yeniden günümüzdeki seviyelerine göre birkaç metre yükselmiştir. İklimde oluşan bu değişimlerden ülkemizde etkilendiği gibi özellikle Buzul Çağının (Pleistosen) dördüncü ve son buzul döneminde (Würm) ülkemizdeki yüksek dağlar buzullarla kaplanmıştır. Buzullar, yüksek dağları ve kutup bölgelerini şekillendiren başlıca dış etkenlerdir. Bu alanlarda yağışlar kar şeklinde olur. Ancak sıcaklık çok düşük olduğundan yağan karlar, kısmen eriyemeden üst üste yığılır. Yıl boyunca ortadan kalkmayan bu karlara toktağan ya da sürekli karlar denir. Bunların başladığı yere ise sürekli kar sınırı adı verilir. Bu sınırın yüksekliği sıcaklık ve kar yağışı değerlerine bağlı olarak değişir. Bu sınır, örneğin tropikal kuşak dağları üzerinde 5000-6000 m arasından geçerken, Kuzey Kutup Bölgesi'nde 500 m, Güney Kutup Bölgesi'nde ise 0 m yani deniz seviyesinden başlar. Türkiye'de sürekli kar sınırı, batıdaki Şekil 13Tabakalanmış Sürüntü ile Oluşan Yüzey Şekilleri-2- dağlar üzerinde 2200-2400 metrelerden başlar. Bu seviye karasallığa bağlı olarak ülkemizin doğusuna ve iç kısmına gidildikçe yükselmektedir. Karadeniz Bölgesi'ndeki kıyı dağları üzerinde 2500 m, İç Anadolu'da 3500 m, Doğu Anadolu'da 4000 metrelerden geçer. Türkiye'de buzullara bugün ancak sürekli kar sınırını geçen bazı dağlar üzerinde rastlanır. Türkiye'de buzulların bulunduğu dağlar şunlardır: Güneydoğu Torosların Hakkâri dağlık kütlesi üzerindeki Buzul (Cilo) Dağ, Orta Toroslar’ da Aladağ ve Bolkar Dağları, Doğu Karadeniz Dağları'ndan Kaçkar, Üçdoruk (Verçenik) Dağı, Orta Anadolu'da Erciyes Dağı, Doğu Anadolu'da Süphan Dağı ve Büyük Ağrı Dağı'dır. Bu dağlarımızın özellikle kuzey yüzlerinde buzullar çeşitli tiplerde bulunur. Büyük Ağrı üzerinde zirveyi takke şeklinde kaplayan bir örtü buzulu vardır. Bu buzuldan aşağıya doğru yaklaşık 10 buzul dili sarkar. Hakkâri Dağlık yöresinde Buzul (Cilo) Dağı üzerinde birkaç vadi buzulu ile birçok sirk buzulu bulunur. Aladağlar, Bolkar, Erciyes ve Süphan buzulları küçük sirk buzulları şeklindedirler. Dördüncü Zamanın ilk devresi olan buzul çağında Türkiye'de buzullar bugünkünden çok daha geniş sahalar kaplamışlardı. Hatta yüksek dağ alanlarında yer alan vadilerde çeşitli uzunlukta vadi buzulları oluşmuştu. Bugün o devirden kalma buzullaşma izlerini ülkemizin birçok dağında görmek mümkündür. Bu izlere Batı, Orta ve Güneydoğu Toroslarda, Göller Yöresi'nde Davras, Barla, Dedegöl ve Sultan Dağlarında, tüm Karadeniz Dağları'nda, Doğu Anadolu'da Mercan Dağları, Keşiş Dağı, Mescit Dağı, Yalnızçam Dağı, Bingöl Dağı, Marmara Bölgesi'nde Uludağ'da rastlanır. Bu izlerin bir kısmı buzul aşındırma şekilleri (sirkler, sirk gölleri, hörgüç kayalar, piramidal zirveler ve U şekilli vadiler), bir kısmı ise buzul biriktirme şekilleri (farklı buzul taşlardan oluşan moren setleredir. Şekil 14 TÜRKİYE BUZUL ALANLARI Şekil 16 BUZUL VADİSİ-HACER VADİSİ/ YEDİGÖLLER Şekil 15 ALADAĞLAR Şekil 17 KAÇKAR BUZULU VE MORENLERİ Şekil 18 YEDİGÖLLER BÖLGESİ Şekil 20 AVUSTURYA Şekil 21 PERU Şekil 19 ALETSCH BUZULU - İSVİÇRE Şekil 22 BALTORO BUZULU İKLİMSEL ÖZELLİKLERİ Şekil 23 KARTOPU DÜNYA Yeryüzünü şekillendiren dış etkenlerin faaliyetlerini; yağış, sıcaklık, rüzgâr ve nem gibi iklim elemanlarının tür, şiddet, sıklık ve etkili oldukları süreleri yönlendirir, denetler. Yağışın yağmur şeklinde olması, yıllık toplam miktarı, bu miktarın yıl içindeki dağılışı ve sıklığı, yağmurun yağış şekli gibi özellikleri etkenlerin faaliyetleri üzerinde önemli rol oynamaktadır. Sıcaklık, rüzgâr ve nem gibi diğer iklim elemanlarının da yerel ya da bölgesel farklılaşan özellikleri, faaliyet gösteren etkenlerin belirlenmesinde ve ayrıca bu etkenlerin süreçleri ve oluşturdukları yüzey şekilleri üzerinde belirleyici rol oynar. Böylece, benzer yağış alan, farklı sıcaklık ortalamalarına sahip iki bölgedeki hâkim morfodinamik etken ve süreçler de farklı olmakta, bu farklılaşma yüzey şekillerine de aynen yansımaktadır. İklim ve yapı özellikleri bir yerdeki egemen morfodinamik etken ve süreçlerin faaliyetlerini denetleyen, yönlendiren temel faktörlerdir. Ancak, yüzey şekillerinin gelişimindeki aşamalar ve gelişmişlik düzeyi ise mevcut koşulların değişmeden etkin olduğu zaman aralığı ile doğrudan ilişkilidir. Bir başka ifade ile bir yerin iklim ve yapı özellikleri değişmeden ne kadar uzun süre devamlılıklarını koruyabilirlerse, oradaki yer şekillerinin gelişim evreleri o oranda ileri safhalara ulaşabilir. Ancak bu durumun gerçekleşmesi oldukça zordur. Zira yerin iç dinamiklerinin kontrolünde gerçekleşen yeryüzünün yapısal deformasyonu geçmişten günümüze, sürekli bir devimin halindedir ve bu durum devam edecektir. İklim özelliklerindeki değişim de gerek jeolojik mazi ve gerekse Kuvaterner gibi daha kısa zaman aralıkları için, hem dünyamızın, hem de güneş sistemimizin fiziksel özelliklerinden kaynaklanan sebeplerden dolayı daima olmuştur, gelecekte de olmaya devam edecektir. İklim, yapı ve zaman faktörlerinin denetlediği etken ve süreçler zaman içinde değişiklik gösterebilir. Bazen iklim ve yapısal özelliklerdeki değişiklikler etken ve süreçlerin de değişmesine neden olur. Böylece, Polijenik (çok kökenli) olarak tanımlanan ve en az iki farklı etkenin oluşturduğu yeryüzü şeklini iç içe görmek mümkündür. Örneğin; bir etken olarak vadi buzullarının oluşturduğu “U” şekilli tekne vadi içinde, buzulların çekilmesi sonrasında bir akarsuyun açtığı “V” şekilli genç vadi, buzul ve akarsu etkenlerinin ortaklaşa oluşturdukları bir yeryüzü şeklini meydana getirmektedir. Şekil 24 MİLANKOVİÇ KURAMINI AÇIKLAYICI DİYAGRAM (Yerkürenin dönmesi ve yörüngesindeki küçük düzensizlikler iklim değişimlerini etkileyebilir. Yerkürenin yörüngesi yaklaşık bir daireden bir elipse geçmekte ve yaklaşık 100,000 yıl sonra bu olay tekrarlanmaktadır Yerkürenin dönme ekseni yavaş hareket etmekte ve uzayda bir koni oluşturmaktadır. Bugün Kuzey Yarıkürenin kış geçirdiği Ocak ayında Yerküre güneşe en yakın durumdadır. 11,000 yıl sonra durum terslenecektir.) Buzul çökellerinin ulaştıkları alanları inceleyen jeologlar, bugün Grönland'da yer alan kıtasal buzulların bir zamanlar çok daha geniş yer kapladıklarını Kuzey Amerika'nın ortalarına kadar - gösterdiler. Daha sonra yapılan çeşitli araştırmalar, yerkürenin Dördüncü zaman (Kuvaterner) boyunca bir kaç buzul çağı geçirmiş olduğunu ortaya çıkardı. Bu buzul çağları boyunca, okyanus suyunun buzullara dönüşmesi ile bu sularda önemli alçalmalar olduğu anlaşıldı. Buna göre, en önemli buzul çağlarından biri olan ve günümüzden 18 000 yıl önce oluşan buzul çağında, deniz suyunun yaklaşık 130 metre kadar düştüğü ve bugünkü buzul kütlesinin üç misli kadarının oluştuğu düşünülmektedir. Buzul çağlarının oluşmasını en iyi açıklayan kuram, güneşin etrafında dönen ve bu yıldızdan devamlı olarak ısı alarak dış dengesini oluşturan dünyanın eksenindeki kısa, orta ve uzun vadeli değişikliklerdir. Bu değişiklikler ile dünyanın aldığı ısı miktarı değişmekte ve azaldığında oluşan soğumanın sonucu buzullar artmaktadır.