Genel Çevre Esasları 3 - 4 08.10.2012 1 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 1 ENERJİ VE ÇEVRE FOSİL YAKITLAR 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 2 Doğal çevreyi, tüm insan faaliyetleri etkilemektedir. Bu faaliyetlerin en etkililerinden biri ENERJD alanıdır. Sanayi devrimimin başlangıcından beri giderek artan ve aşırı boyutlara ulaşan, tükenme pahasına sürdürülen fosil yakıt kullanımı, enerji-çevre sorunlarının oluşmasının temel nedenidir. Diğer enerji kaynaklarının da doğal çevre üzerinde etkileri vardır. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 3 Onların kullanımı fosil yakıtlar düzeyine ulaşmadığından, teknolojilerinin farklılığından etkileri daha sınırlı bulunmaktadır. Ancak, teknik ve teknolojik açıdan, "enerjinin kirlisi yoktur, ama üretim teknolojisinin kirlisi vardır". Dolayısı ile temiz üretim, temiz ürün çözüm yolu görülmelidir. Bugün "enerji ve çevre kirlenmesi" denilince, fosil yakıtların yanma emisyonları ve nükleer enerji fobileri anlaşılmaktadır. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 4 Tüm teknolojilerin bir değişiklik ve bir risk oluşturduğu gerçektir. Çünkü teknoloji, insanların çevreyi değiştirmek için uyguladıkları tekniklerin tümü olup, her teknolojinin olumlu ve olumsuz çevre değişiklikleri getirmesi kaçınılmazdır. Bunun en güzel örneği, çevre dostu ve yeşil enerjiler denilen yeni ve yenilenebilir kaynakların bile, olumlu yanlarının yanı sıra, olumsuz çevre etkilerinin bulunabilmesidir. (HES Projeleri)08.10.2012 2 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 5 Ülkemizde çevre sorunları, son yıllarda giderek artan bir oranda gündeme gelerek kamuoyunun ilgisini çekmeye başlamıştır. Enerji sektörü de günümüz yaşantısında vazgeçilmezliğinin yanı sıra üretim, iletim ve tüketim aşamalarında giderek artan çevre sorunları yaratmakta ve kamuoyunun tepkisine neden olmaktadır. Atmosfere verilen kirleticilerin ve sera gazlarının büyük bir bölümü enerji sektöründe yani enerji üretimi ve tüketimi, ya da çevriminden kaynaklanmaktadır. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 6 Günümüzde dünyadaki enerji üretimi daha çok fosil yakıtlı termik santraller,hidroelektrik ve nükleer enerji santrallerinden karşılanmaktadır. Türkiye'de yaygın olarak kullanılan fosil kökenli petrol, kömür, doğalgaz gibi enerji kaynaklarının sınırlı olması bu kaynakların kullanımında verimliliğin arttırılmasını ve yeni enerji kaynaklarının yaygınlaştırılmasını gerektirmektedir. Böylece enerji açısından dışa bağımlılığın yarattığı olumsuz etkiler azaltılabilecektir. Üretim ve refah seviyesini etkilemeden enerji tüketiminin azaltılması yani enerji tasarrufu, daha güçlü ve rekabet şansı artmış bir ekonomi ve daha az kirletilmiş bir çevre için gereklidir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 7 Endüstriyel faaliyetler sonucunda, her yıl atmosfere yaklaşık 20 milyar ton karbondioksit, 100 milyon ton kükürt bileşikleri, 2 milyon ton kurşun ve diğer zehirli kimyasal bileşikler salınmaktadır. Tüm bu faaliyetlerin insan ve çevre için büyük bir tehlike oluşturabileceği bilinmesine karşın dünyanın bol ve ucuz enerjiye olan ihtiyacının arttığı da bilinen bir gerçektir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 8 Kömür, mazot ya da doğal gaz gibi fosil yakıtlarla çalışan termik santrallerin çevreye pek çok zarar verdiği tespit edilmiştir. Bu yakıtların yanmak için havaya ihtiyacı vardır. Bu kimyasal işlem sonucunda doğal olarak karbondioksit (CO2 ), azot oksitler (NOx ) ve kükürt dioksit (SO2 ) gibi gazlar oluşmakta ve bunlar santralin bacasından atmosfere salınmaktadır. 08.10.2012 3 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 9 Fosil Yakıtlar: Mineral yakıtlar olarak da bilinirler. Hidrokarbon içeren Kömür, Petrol ve Doğal Gaz gibi doğal enerji kaynaklarıdır. Fosil yakıtların kullanımı çok geniş endüstriyel alanlarda mümkündür. Elektrik üretiminde, genelde fosil yakıtın yanması ile açığa çıkan enerji bir türbine güç olarak iletilir. Eski jeneratörlerde genelde yakıtın yanması ile elde edilen buhar, türbini döndürmek için kullanılırdı. Fakat yeni enerji santrallerinde yanma ile elde edilen gazlar direkt olarak gaz türbinini döndürmektedir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 10 Fosil Yakıtlar Kömür: Türkiye'nin taşkömürü rezervi 834.5, linyit rezervi 1.718 milyon TEP'e karşılık gelmektedir. Taşkömürü yatakları açısında en zengin bölge Zonguldak havzasıdır. Türkiye genelinde hemen her yöreye dağılmış durumda bulunan linyit rezervlerinin yarısından fazlası oldukça düşük (1500 Kcal/kg) ısıl değere sahiptir. 3000 Kcal/kg ve üstü ısıl değere sahip linyit rezervleri ise toplamın ancak % 7'sine karşılık gelmektedir. Bu nedenle üretilen linyitin büyük bir bölümü ısınma ve sanayi sektörü için elverişli olmayıp elektrik üretiminde kullanılmaktadır. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 11 Doğalgaz: Bilinen fosil yakıtların en temizi olan doğalgaz tabiatta bulunduğu şekliyle elektrik üretiminde, sanayide hammadde olarak ve proses elektrik enerjisinde kullanılmaktadır. Türkiye'de doğalgaz rezervleri de oldukça kısıtlıdır.Tespiti yapılmış toplam doğalgaz rezervi 17.5 milyar m3 olup üretilebilir rezerv 12 milyar m3'dür. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 12 Petrol: Dünya enerji ihtiyacının %45'i petrolden karşılanmaktadır. 2000 yılında ise bu oranın %40 seviyesine düşmesi beklenmektedir. Türkiye'de tüketilen toplam enerji kaynakları arasında %44'lük bir payla petrol önemli konuma sahiptir.08.10.2012 4 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 13 TÜRKDYE'DE ENERJD DURUMU Türkiye'de toplam ticari enerji üretiminde %47 oranında bir paya sahip olan linyit, en önemli enerji kaynağı olmaktadır. Hidrolik enerji toplam enerji üretiminin %28'ini karşılarken, %17'sini petrol ve %8'ini de taşkömürü sağlamaktadır 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 14 Termik Santrallerin Çevreye Etkileri Termoelektrik güç üretimi en genel anlamıyla kömür, petrol ve doğal gaz yakıtlı olarak yapılmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda ülkemizde tüketilen toplam elektrik enerjisinin % 60'ının üretildiği termik santrallerimizde 1950 yılında kullanılan yakıtın % 68'ini taşkömürü oluşturuken 1970'li yıllardan itibaren yerli enerji kaynaklarımız arasında önemli bir potansiyele sahip linyit kömürleri devreye girmiştir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 15 Santrallerden enerji elde edilmesi sırasında baca gazları, baca külleri, kül ve kömür stok sahasındaki küller, açık kömür işletme sahaları, dekapaj sahaları, kömür nakil yolları, kömür ve küllerin bantlarla taşınması esnasında çevre olumsuz yönde etkilenmektedir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 16 Termik santrallerde yakıtın yanması sonucu oluşan ve atmosfere verilen başlıca kirletici emisyonlar kükürtoksitleri, azotoksitleri, karbonoksitler ve partikül maddelerdir. Bu emisyonlar, kullanılan yakıtın türüne, yakıtın bileşimine ve kullanılan yakma teknolojisine bağlı olarak değişiklikler göstermektedir.08.10.2012 5 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 17 Yakıtlar yanarken içerdikleri kükürtlü bileşiklerde yanar. Kükürdün yüksek sıcaklıklarda kararlı olan bileşiği kükürtdioksitdir, ancak az miktarda kükürttrioksit de oluşur. Kükürtoksitler su ile birleşerek sülfirik asit oluşturur. Sudaki çözünürlükleri yüksek olduğu için yağmur damlacıkları ile birleşerek asit yağmurları olarak yeryüzüne ulaşırlar. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 18 Termik santrallerin baca gazındaki azotoksitlerin yaklaşık % 95'ini NO, %5'ini ise N02 oluşturmaktadır. Azotmonoksit atmosferdeki oksijenle tepkimeye girerek azotdioksiti oluşturur. Azotoksitlerde su ile tepkimeye girerek asit oluştururlar. Bu oksitlerin atmosferde ortalama kalma süreleri yaklaşık bir haftadır ve büyük bir kısmı asit veya nitratlar halinde çökerek çevre kirliliğine neden olur. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 19 Yere ulaşan asidik kirleticiler toprak ve suların pH değerini düşürürler. Toprak ve sulardaki kimyasal ve biyolojik olaylar pH değerinden önemli ölçüde etkilenirler. Asit yağmurları ağaçları yapraksız hale getirerek öldürmektedir. Asit yağmurları toprakların asitlik derecesini artırarak, alüminyum ve civa gibi toksik metalleri mobilize ederek, topraktaki azot fiksasyonunu engelleyerek ve nitratları mobil hale getirerek ve bitkilerin gelişmesini tahrik ederek zararlı etki yapmaktadır. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 20 Termik santrallerde uçucu kül ve kazan atıklarının açıkta depolanmaları durumunda içerdikleri metaller veya diğer bileşiklerin yağmur ile su kaynaklarına sızmaları veya rüzgar ile atmosferde sürüklenmeleri çevreye zarar vermektedir.Termik santrallerimizin hepsinde elektrofiltreler mevcut olmakla birlikte çeşitli nedenlerle çalıştırılamaması nedeniyle çeşitli çevre sorunları yaşanmaktadır.08.10.2012 6 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 21 Bu uçucu küllerin çevreye yayılması ile doğal ve kültür bitkilerinin yapraklarını örterek bunların solunum ve fotosentez yapma imkanını azaltmakta veya ortadan kaldırmaktadır. Hava kirliliği yaratarak insan sağlığını etkilemekte, küldeki radyoaktif maddeler nedeniyle çevresini etkilemektedir. Ayrıca kül stok sahaları ekonomik nedenler ön planda tutularak termik santrallere çok yakın alanlarda seçilmiştirler. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 22 Böylece yerleşim yerlerine yanlış olarak çok yakın kurulan termik santraller nedeniyle kül stok sahaları da yerleşim yerlerine çok yakın tesis edilmişlerdir. Bu atıklar yörede peyzaj değerlerini bozmakta arazının değerini düşürmektedir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 23 Termik santrallerin çalışması esnasında karbondioksitin atmosferde birikip atmosferin özelliklerini etkileyerek ve uzun vadede sera etkisi yaratarak dünyamızda ciddi iklim değişikliklerine yol açacağı beklenmektedir. Karbonmonoksit ve uçucu organik maddeler yanma verimini azaltan ve hava kirliliğine yol açan parametrelerdir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 24 Isınma Amaçlı Kullanımdan Kaynaklanan Çevresel Etkiler08.10.2012 7 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 25 Evsel ısınma amaçlı yakılan kömür ve fuel-oil emisyonlarının alçak bacalardan atmosfere atılması, kullanılan yakıtın yüksek oranda kükürt ve kül içermesi, ısıtma sistemlerinde yanmanın genellikle tam olmaması gibi faktörler inversiyon gibi meteorolojik faktörlerle bir araya geldiğinde özellikle kış aylarında hava kirliliği ortaya çıkmakta ve insan sağlığı olumsuz yönde etkilenmektedir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 26 Özellikle 1950'li yıllardan sonra görülen hızlı kentleşme, Türkiye'deki hava kirliliğinin en önemli sebeplerindendir. Büyük kentlerimizde kış aylarında görülen hava kirliliği başlıca ısınma amacıyla tüketilen yakıtlardan kaynaklanmaktadır. Şehirlerimizde hava kirliliğinin tespit edilmesi için sürekli ölçümler yapılmaktadır. Ancak hava kirletici emisyonlardan sadece kükürtdioksit ve partikül madde ölçümleri yapılmakta diğer kirleticiler hiç ölçülememektedir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 27 Ülkemizde genelde ısınmada en fazla odun ve biomas kullanılmakta, daha sonra fuel-oil, LPG, motorin ve gazyağından oluşan petrol ürünleri gelmekte, daha sonra ise linyit ve taşkömürü gelmektedir.Doğalgaz ise gerilerde kalmaktadır. Ancak hava kirliliğinin yoğun olduğu şehirlerde ağırlıklı olarak yerli linyit kömürü, yerli ve ithal taşkömürü, 6 nolu fuel-oil ve kalorifer yakıtı kullanılmaktadır. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 28 ENERJİ KONUSUNDA YASAL DURUM08.10.2012 8 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 29 Enerji ile ilgili ilk yasa, 1926 yılında çıkarılan 790 sayılı Petrol Yasasıdır. Daha sonraki yıllarda bu yasa değiştirilmiştir. 1954 ve 1960'lı yıllarda enerji sektörü ve bu sektörde yer alan kamu kuruluşlarının kuruluş yasaları birbirini izlemiştir. 1954 yılında çıkarılan Maden Yasası sektör açısından önemli yasalardan birisidir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 30 Enerji sektörü için en önemli yasalardan biri 1983 yılında çıkartılan Çevre Kanunu'dur. Sektörden kaynaklanan çevre sorunlarına çözüm getirmek amacıyla, Çevre Kanunu gereğince çeşitli yönetmelikler çıkarılmıştır. Bu Yönetmeliklerin başında 2 Kasım 1986 tarihli Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği gelmektedir. Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği'nce her türlü faaliyet sonucu atmosfere yayılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aeresol halindeki emisyonların kontrol altına alınması, insanın ve çevresinin hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden korunması, 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 31 hava kirlenmeleri sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkilerin giderilmesi ve bu etkilerin ortaya çıkmamasının önlenmesi amaçlanmıştır. Buna göre, Termik Santraller Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği'ne göre izne tabi tesisler kapsamında olup söz konusu yönetmelik gereği emisyon izni almakla yükümlüdürler. Yönetmeliğin 10. maddesine göre, santrallere emisyon izni verilmesi aşamasında Çevre Bakanlığı yetkili merciye sadece görüş bildirmekle yükümlüdür. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 32 BÜYÜK YAKMA TESİSLERİ YÖNETMELİĞİ HAVA KALİTESİ DEĞERLENDİRME VE YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİ ISINMADAN KAYNAKLI HAVA KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ SANAYİ KAYNAKLI HAVA KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ08.10.2012 9 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 33 BÜYÜK YAKMA TESİSLERİ YÖNETMELİĞİ 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 34 Amaç: Bu Yönetmeliğin amacı, enerji üretim tesislerinin faaliyeti sonucu atmosfere yayılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonları kontrol altına almak; insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden korumak; hava kirlenmeleri sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkileri gidermek ve bu etkilerin ortaya çıkmamasını sağlamak için gerekli usul ve esasları belirlemektir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 35 Kapsam: Bu Yönetmelik, ısıl gücü 50 MW veya daha fazla olan, yalnızca enerji üretimi için inşa edilen, katı, sıvı veya gaz yakıtların kullanıldığı yakma tesislerini kapsar. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 36 SANAYİ KAYNAKLI HAVA KİRLİLİĞİNİN KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ08.10.2012 10 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 37 Amaç: Bu Yönetmeliğin amacı, sanayi ve enerji üretim tesislerinin faaliyeti sonucu atmosfere yayılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonları kontrol altına almak; insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden korumak; hava kirlenmeleri sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkileri gidermek ve bu etkilerin ortaya çıkmamasını sağlamaktır 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 38 Kapsam: Dşletmelerin kurulması ve işletilmesi için gerekli esasları, işletmeden çıkan hava emisyonları ve işletmenin etki alanı içerisinde hava kirliliğinin önlenmesinin tetkik ve tespiti ile, yakıtların, ham maddelerin ve ürünlerin üretilmesi, kullanılması, depolanması ve taşınmasına ilişkin usul ve esasları kapsar. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 39 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 40 Termik santrallerde kullanılan soğutma sularının kullanılması sonucunda, santral bacalarından çıkan sıcak baca gazlarının çevre havası üzerindeki termal etki yaratmasının yanı sıra, deşarj edilen soğutma suları alıcı ortamda termal etki yapmakta ve su ekolojisini değiştirmektedir. Termik santrallerin, deşarj edilecek soğutma suyunun sıcaklığı, deşarj esasları ile evsel ve işletmeden kaynaklanan atık suların deşarj esas ve kriterleri Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nde belirtilmiştir.08.10.2012 11 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 41 FOSDL YAKITLARIN KULLANIMINDAN KAYNAKLANAN ÇEVRE SORUNLARI 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 42 Sera Etkisi: Sanayi devrimiyle birlikte artarak devam eden kömür, petrol ve doğalgaz tüketimi karbondioksit, metan gazı, azotoksit, kloroflorokarbon gibi kirletici gazların atmosfere yayılmasına sebep olmuş, kirletici gazlar dünya ortalama sıcaklığını 0,5 derece arttırmıştır. Sera etkisi oluşumunda en etkili gaz karbondioksit olup fosil yakıtlara bağlı enerji tüketimi bu hızda devam ederse çok yakın bir süre içerisinde ortalama sıcaklığın 2-5 derece artacağı düşünülmektedir. Sıcaklıkların artması deniz seviyelerinin yükselişine ve kuraklığa yol açacaktır. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 43 Dünya ortalama sıcaklığının artması ile şimdiden kuzey ve güney kutup dairelerinde buzul kütleleri erimeye başlamış olup son 30 yılda okyanus seviyeleri bir miktar yükselmiştir. Önlem alınmazsa okyanus seviyeleri yüzyılın sonunda 1,8m ile 2,4m arasında yükseleceği düşünülmektedir. Buzulların tamamen erimesi durumunda ise okyanus suları 6- 7m yükselecek ve dünyamızda özellikler kıyıya yakın şehirler, ovalar ve limanların sular altında kalma ihtimali çok yüksektir. Hızla artan dünya nüfusu da düşünüldüğünde bu durum beslenme sıkıntısına yol açacak ve örnek vermek gerekirse Mısır'ın büyük bir bölümü ve Florida eyaleti sular altında kalacaktır. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 44 Sera etkisi kuraklığa da yol açmaktadır. Kuraklık tarım ürünlerinde verim kaybına neden olurken buna bağlı olarak hayvancılık sektörünü de zarara uğratmaktadır. Kuraklık sonucunda sulama sitemleri zarar görecek, insanlar içmek ve kullanmak için su temin etmekte sorunlarla karşı karşıya kalacaktır. Kuraklık, nehirlerin taşıdıkları su miktarını azaltacak hem canlı hayatı hem de su üstü trafiğinde büyük kayıplara neden olacaktır. Kuraklığa bağlı olarak sıcaklıklar da artacağı için canlılar üzerinde olumsuz etki büyük ölçüde hissedilecektir.08.10.2012 12 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 45 Asit Yağmurları: Fosil yakıtların yanması ile ortaya çıkan karbondioksit, karbonmonoksit, azot, kükürtoksit gibi zararlı ve kirletici gazlar atmosfere karışmaktadır. Yağış anında havada bulunan bu zararlı gazla nem ile birleşip asit yağmurlarına neden olmaktadır. Asit, düştüğü her yere zarar vereceği için canlı ve cansız varlıklar bu durumdan etkilenmektedir. Asit yağmurları toprağın mineral dengesini bozmakta ve ağaçlarda çıkan yaprakların yanmasına neden olmaktadır. Avrupa'daki ormanlarda yapılan bir çalışmaya göre yeni çıkan tomurcukların %15'i ya kötü durumda ya da ölmüş olduğu belgelenmiştir. Oysa ormanlar, atmosferdeki karbondioksit oranını azaltan en önemli varlıklardan biridir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 46 Dçme suyu da asit yağmurlarından etkilenen önemli maddelerden birisidir. Sulara karışan asit, borulardaki metalleri eritmekte ve bu suları iççen insanların hayatını tehlikeye atmaktadır. Asit yağmurları, okyanusları da etkilemekte ve önem alınmaması durumunda yüzeyden 60m derinliğe kadar olan bölümlerde canlı hayatın ortadan kalkma durumuyla karşı karşıya kalınacağı bilinmektedir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 47 Kirli Sis: Fosil yakıt tüketiminin neden olduğu diğer tehlike ise kirli sistir. Kirli sis, azot oksit ve oksijenin birleşmesi ile oluşur. Kirli sis, solunum yolu rahatsızlıklarına neden olmaktadır. 1952 yılında Londra'da 4 gün boyunca etkisini sürdüren kirli sis, solunum yolu rahatsızlığına sahip 4000 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Günümüzde enerji tüketiminde fosil yakıtların payının %85 civarında olduğu bilinmektedir. Fosil yakıt kaynaklarının bilinen rezervleri dikkate alındığında petrol 40, doğalgaz 62 ve kömür 230 yıl süre ile ihtiyaç duyulan enerji miktarını karşılayabileceği düşünülmektedir. 07.10.2012 Öğr. Gör Serkan ÖREN 48 Tüm bu nedenlerden dolayı gelecek nesillere yaşanabilecek bir dünya bırakmak adına birey olarak karbon ayak izimizi azaltmalı, çevre bilincinin topluma kazandırılması konusunda üzerimize düşen görevleri yapmalı, geri dönüşüm yapmaya ve geri dönüşümlü ürünler kullanmaya gayret etmeli, hem kendimizi hem de çevremizi doğa ile dost olan yenilenebilir enerji kaynakları hakkında bilinçlendirmeliyiz