Kimya Teknolojisi Çevre Koruma 3-4 DYA 114 Çevre Koruma BÜRO YÖNET İM İ ve YÖNET İC İ AS İSTANLI ĞI PROGRAMI Yrd.Doç.Dr. Sefa KOCABA Ş 3-4.Hafta: Hava Kirlili ğini Önleme, Su Kirlili ği, GürültüHava Kirlili ğini Önleme Çalı şmaları Öncelikle e ğitimi a ğırlık verilmeli, çevre e ğitimi dersleri okutulmalı ve halk da bu konuda çe şitli yollarla bilinçlendirilmelidir. Evleri ısıtmak için yüksek kalorili kömürler kullanılmalı, kalorisi dü şük olan ve havayı daha çok kirleten kaçak kömür kullanımı engellenmeli, Her yıl evlerin bacaları ve soba boruları temizlenmeli, Evlerin pencere, kapı ve çatıların izolasyonuna önem verilmeli, Kullanılan sobaların TSE belgeli olmasına dikkat edilmeli, Yeni yerle şim yerlerinde merkezi ısıtma sistemleri kullanılmalı, Ye şil alanlar arttırılmalı, imar planlarındaki hava kirlili ğini azaltıcı tedbirler uygulamaya konulmalı, Bununla birlikte kaliteli yakıt kullanımı (is ve duman oranı az ) te şvik edilip, desteklenmeli, imkânlar ölçüsünde ısınmada fosil yakıtlardan uzakla şılmalı, do ğal gaz, elektrik, güne ş enerjisi. vb. alternatif yollara a ğırlık verilmelidir. Yakıcıların eğitimi sa ğlanmalıdır. Kalorifer ve do ğalgaz kazanlarının periyodik olarak bakımı yapılmalı, Egzoz gazlarının kontrolü için tedbirler alınmalı, filtre zorunlulu ğu getirilmelidir. Toplu ta şım araçları yaygınla ştırılmalı, Endüstri kurulu şlarının bacaları da yüksek olmalı ayrıca modern imkânlardan faydalanılıp filtre taktırılmalıdır. Hava kirlili ği ölçümleri her yerle şim biriminde düzenli ve sürekli olarak yapılmalıdır. Konuyla ilgili te şkilatlanmalar ve uluslar arası ili şkiler hızlandırılmalı Bu konuda yasal tedbirler alınmalı, kanun ve yönetmeliklere uymayanlar titizlikle izlenip, gerekli cezalarla (para, hapis vb.) cezalandırılarak çevre ve insan sa ğlı ğı korunmalıdır.Su Kirlili ği Do ğal olarak kirlenmemi ş bir su ortamında bulunan canlılar o su ortamıyla belirli bir denge içindedirler. En genel anlamıyla su kirlenmesi, su ortamının do ğal dengesinin bozulması olarak tanımlanabilir. Kısaca, suya karı şan maddeler suların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini de ği ştirerek suyun do ğal yapısını bozmasını, insan ve canlı sa ğlı ğına zarar verecek düzeyde de ği şime yol açması olarak tanımlanabilir. Suların kendi kendini temizleme kapasitesinin azalmasına hatta yok olması. Su Kirlili ğinin Nedenleri Tarımsal Faaliyetlerin Neden Oldu ğu Kirlilik: Tarım alanlarında kullanılan pestisid (tarım ilaçları) ve herbisitler (zararlı otlarla mücadele ilaçları), suda do ğal olarak güç parçalanan bile şiklerdir. Bu tür bile şiklerin bir kısmı, canlı bünyelerde yukarıda a ğır metaller için anlatılanlara benzer şekilde birikme ve toksit etkilere neden olurlar. Di ğer bir kısım ise, canlı bünyede mutajen ve kanserojen etkiler yaparlar. Yo ğun tarım yapılan arazilerde kullanılan tarım araçları genellikle çok dayanıklı olduklarından ayrı şmaları yıllarca sürebilir. Bunlar, hem toprak kirlenmesine, hem de su kaynaklarının kirlenmesine neden olmaktadır. Bir ba şka kirlenme tipi de erozyondur. Erozyonla çok miktarda tarıma elveri şli toprak kaybı söz konusudur. Verimli topra ğın yok olmasından dolayı tarımsal üretimdeki dü şü ş, kalite bozulması, besin zincirindeki eksikliklerin yanı sıra erozyonla ta şınan topraklar, denizlerde ve akarsularda bulanıklık olu şturarak su içi ekolojik dengeyi etkilemektedir. Arazinin iyi a ğaçlandırılmaması, orman yangınları, ormanların kaçak olarak kesilerek tarım alanı haline getirilmesi erozyona sebep olmakta, bu da su kirlili ğini oluşturmaktadır.Sanayi Faaliyetlerinin Neden Oldu ğu Kirlilik Bilindi ği gibi dünyada su tüketiminde, önemli bir unsur da endüstriyel sulardır ve memleketler teknolojik olarak geli ştikçe endüstriler için su gereksinimi artmaktadır. Her endüstriyel proses (üretim), do ğal su sistemine zararlı olabilecek atıklar verir. Sanayide kullanılarak atılan sular kullanım yerlerine göre de ği şik kalitelerde olaca ğından bunları ta şıdıkları kirletici tür ve yüklerine göre ba şlıca üç grupta toplayabiliriz: Üretim İşlemleri Atıkları: Her endüstrinin kendine özgü atık suyu vardır. Üretim esasında olu şan atık sular, proses atık sular olarak nitelendirir. Proses atık suları çe şitli hammaddeleri, ara madde atıkları ve mamul madde atıkları içerir. Proses suları, anorganik ve organik atık maddeleri içermektedir. So ğutma Suları: Bu sular temiz olup sadece yüzeysel suların sıcaklı ğını yükseltir. Sıcaklı ğın yükselmesi ile iki problem ortaya çıkar. Oksijenin sudaki çözünürlü ğüa za l ır. Sıcaklı ğın yükselmesi, biyolojik faaliyeti hızlandırarak atık suda oksijen azalmasına neden olur. İşyeri ve Çalı şanların Temizli ği ve Sıhhi Kullanımla İlgili Atıklar: Bu suların %10’u dö şeme yıkamalarından ve musluklardan, %90’ı banyo ve tuvaletlerden gelir. Yerle şim Yerlerindeki Atıkların Neden Oldu ğu Kirlilik İnsan ya şamıyla ilgili (antropojenik) kaynaklardan kanalizasyon sistemine verilen suların toplamına atık sular denir. Bunlar, bir yerle şim biriminin birçok pisliklerinin bir araya geldi ği son derece kirli sulardır. İçlerinde, suda çözünen asitlerin bazıları yanı sıra suda çözünmeyen katılar, sıvılar, süspansiyon, emülsiyon ve ayrıca çok çe şitli zararlı ve zararsız bakteriler bulunur. Böyle sular, eskiden kanalizasyon sistemiyle yakından geçen bir nehre veya yakında bulunan bir göle verilirdi. Zamanında atık suların çok büyük bir kısmı arıtma i şlemine tabi tutulur. Önemli bir kısmı insan atıklarından mutfak suyu, sebze ve yiyecek artıklarından meydana gelir. Bu atık su, taze oldu ğu zaman bulanık gri veya sarı renklidir. Belli bir kokuya sahiptir. Kendisini te şkil eden maddelerin oksijen sarf edici özelliklerinden dolayı çok az oksijen içerirler. Bazen suda oksijen hiç bulunmayabilir. Az e ğimli kanallarda veya uzun süren akı şlarda bir çürüme belirtisi ba ş göstererek rengi kararır, çürütme olur ve H2S gazı meydana gelir. Çürütme ise, atık suyun biyolojik yolla arıtılmasını imkânsız kılar. Evsel atık sularda, bakteriler ve bilhassa insan ve hayvan ba ğırsaklarından gelen ve çok miktarda rastlanan normal zamanda zararsız olan kolibakterilerde de bulunur. Biyolojik olarak arıtma tesislerinde hastalık yapan mikroplar zararsız hale getirilmesine ra ğmen tamamen ortadan kaldırılmamaktadır.Su Kirlili ğinin İnsan Sa ğlı ğına Etkisi Kolera, tifo, paratifo, dizanteri, hepatit, ishal, çocuk felci, sıtma gibi hastalıklar ne yazık ki sa ğlıksız sulardan kaynaklanmaktadır. Bütün dünyada ve ülkemizde su kaynaklarına olan ihtiyaca paralel olarak sınırlı olan bu kaynaklar üzerindeki kirlilik giderek artmaktadır. Su kirlili ğine etki eden ba şlıca unsurlar; sanayile şme, şehirle şme, nüfus artı şı, zirai faaliyetlerdir. Sanayinin çevre üzerindeki olumsuz rolü di ğer faktörlerden çok daha fazladır. Sanayi kurulu şlarının arıtılmadan bo şaltılan sıvı atıkları su kirlili ğine sebep olarak hızlı bir şekilde çevrenin tahribine yol açmaktadır. Dünya Sa ğlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünyada her gün yakla şık 25 bin ki şi sağlıksız su kullanımından dolayı ölüyor. Tifo, kolera, dizanteri gibi ölümcül hastalıklar su ile insana geçti ği gibi, gerek atık suların gerekse zirai gübrelerin kuyu sularına bula şması sonucu amonyak ve nitrit gibi kimyevi maddelerden insan sa ğlı ğı bozuluyor. Ayrıca yer altı sularına ula şan zirai ilaçlardan meydana gelen zehirlenmeler de insan ölümlerine yol açabiliyor. Kirli su, içerisinde insan sa ğlı ğına zararlı, patojen mikroorganizmalar bulundurmaktadır. Kirli suyun çe şitli yollarla içme ve kullanma sularına karı şması ve sulamada kullanılması sonucunda tifo, dizanteri, sarılık, kolera vb. bula şıcı hastalıklara yol açmaktadır. Bu nedenle içme ve kullanma sularının ilgili kurum ve kurulu şlarca sürekli kontrol edilmesi, kirletici faktörlerin ortadan kaldırılması ve dezenfekte edilmesi gerekmektedir.Atık Sular ve Arıtmaları Şehir atık sularının göl, nehir, deniz gibi bir kayna ğa verilmeden önce arıtılması gerekir. Arıtma ba şlıca 3 kademede yapılır. Ancak her arıtma 3 kademeli olmayabilir. Birinci kademede, atık sulardaki katı parçacıklar (organik ve inorganik) ayrılır ve atık sular, biyokimyasal oksijen ihtiyacı daha az olan bir su haline getirilir. Böylece bir arıtmaya daha çok fiziksel arıtma denir. İkinci kademede, atık suların biyolojik oksijen ihtiyacı daha da dü şürülür, yani atık sular organik maddelerden büyük oranda arttırılır. Ancak, süspansiyon ve emülsiyon halindeki maddelerle, suda çözünen maddeler ortamda kalır. Bu kademe arıtmasına daha çok biyolojik temizleme denir. Üçüncü kademede ise, atık sularda süspansiyon halinde bile parçacık kalmadı ğı gibi suda çözünen organik ve inorganik maddelerin de hemen hepsi ayrılır. Böyle sular, tekrar şehir su şebekesine verilebilir. Biyolojik Kimyasal FizikselSu Kirlili ğinin Önlenmesi Suyun ya şamın devamı açısından ne denli önemli bir kaynak oldu ğu bilinciyle bizden sonra gelecek ku şaklara sa ğlıklı içme suyu ve ya şanabilir bir çevre bırakmamız gerekti ği konusunda büyük görev dü şmektedir. Su kirlili ğini önlemek için devlet tarafından yapılacak müdahalelerde ilk akla gelen giri şim, kirlilik standartlarının belirlenmesidir. Yüzeysel ve yeraltı sularında kirlenmelere neden olabilecek katı atıklar çe şitli yöntemlerle bertaraf edilmelidir. Yerle şim yerlerindeki atık sular arıtma istasyonlarından geçirildikten sonra bertaraf edilmelidir. Fabrikalara filtre ve arıtma tesisleri konulmalıdır. Üretimde do ğaya zarar vermeyecek maddeler kullanılmalıdır. Alıcı ortamların durumu iyile ştirilmelidir. Örne ğin, su de ği şim potansiyeli dü şük olan koy ve körfezlerde alınabilecek bazı önlemlerle su sirkülasyonu arttırılarak kirleticilerin daha az bir şekilde seyreltilmesi mümkün olabilir Alıcı su ortamlarının seyreltme ve do ğal arıtma potansiyelleri kullanılabilir. Örneğin, açık deniz kıyılarında oldu ğu gibi alıcı ortamların çok yüksek seyreltme kapasitesine sahip oldu ğu durumlarda basit mekanik arıtma i şleminden sonra, derin deniz de şarjları (bo şaltma) uygun bir atık su bertaraf yöntemi olabilir Birey olarak çevremizdekileri daha az kirletme konusunda uyarabiliriz. Bütün bunların yanında insanlar çevreyi koruma adına bilinçlendirilmelidir. Çünkü insanlar artık şunun farkına varmalıdır: Dünya bir tanedir ve onu koruyacak yine insanlardır.Toprak Kirlili ği Topra ğın tanımı Yeryüzündeki kara parçaları, toplam yeryüzü alanının %29,2’sini olu şturmaktadır. Dünyamızda kutuplarla birlikte altı kara parçası bulunmaktadır. Kara parçalarının derinlikleri, insanlar için önemli petrol ve madenleri içermektedir. Canlıların besin ihtiyacı ise derinliklerden de ğil, yüzey tabakalındaki canlı üretimlerden kar şılanır. Toprak deyimi, genellikle yerkabu ğunu olu şturan kayaların, fiziksel ve kimyasal ayrı şması sonucunda biyolojik olayların da yardımı ile meydana gelen gev şek yeryüzü örtüsüne verilen genel addır. Buna ra ğmen topra ğın herkes tarafından beklenen faydası ve fonksiyonuna göre ba şka tanımlamaları da vardır. Toprak, üzerinde ve içinde geni ş bir canlı toplulu ğunu barındıran, bitkilerin durak yeri ve besin kayna ğı olan ve belirli oranda katı, sıvı ve gaz içeren maddeler toplulu ğunun genel adıdır. Topra ğın meydana gelmesi çok kolay olmamaktadır. Belirli bir süre içinde iklim şartlarının ve bitki örtüsünün ana kayaya etkisi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan bunu kendi iste ğimiz do ğrultusunda arttırmak elimizde de ğildir. Fakat meydana gelmi ş topra ğı korumak elimizdedir. Topra ğın meydana gelmesinde be ş ana faktör rol oynar. Bunlar: Bitki örtüsü ve canlılar İklim Anakaya veya ana madde Topografya ZamanToprak, besin maddelerini ve suyu depo edebilmektedir. Bitkiler de topraktan bu besin maddelerini ve suyu alarak yapraklarında, dallarında ve çiçeklerinde havanın CO2 ve ı şık enerjisi ile birle ştirerek bir takım organik bile şikler meydana getirmektedir. Ayrıca toprak içinde ya şayan çe şitli canlılar, topra ğın olu şumunda önemli rol oynamaktadır. Toprak içinde yer alan mikroorganizmalar, topra ğa dü şen çe şitli organik maddeleri parçalayıp ayrı ştırırlar.Böylece organik maddeler sayesinde olur. Organik madde miktarının fazlalı ğı da, topra ğın erozyona kar şı dirence arttırır. İklim, gerek ana kayayı fiziksel ve kimyasal de ği şikli ğe u ğratarak, gerekse bitki örtüsü ve canlılara dolaylı etkisi ile toprak olu şumunda etkili olan faktördür. Ana kaya ise, topra ğın hammaddesini te şkil eder. Topra ğın olu şum hızı ve bunun derecesi, belirli oranlarda arazinin topografik özelliklerine ba ğlıdır. Arazinin düz, e ğimli veya engebeli olması, topra ğın tekstürü ve kalınlı ğında büyük rol oynar. Toprak olu şumu, uzun süreyi kapsayan bir zaman sürecinde gerçekle şir. Zaman, topra ğın kalınlık derecesinde ve fazlala şmasında, olgunla şmasında önemli rol oynar.Toprak Kirlili ğinin nedenleri Kimyasal gübre ve tarım ilacı uygulamaları topra ğın zamanla niteliklerini kaybetmesine yol açmaktadır. Toprak yapısını bilmeden bilinçsizce yapılan kimyasal gübrelerle gübreleme, bitkisel verimin dü şmesinden ba şka, ileride toprak yapısının de ği şmesine de yol açabilir. Belediyelerce şehir çöplerinin verimli tarım arazilerinde depolanması, sanayi bölgelerindeki kimyasal katı ve sıvı atıkların topra ğa bırakılması ve maden atıklarının toprak üzerinde bırakılması ile radyoaktif atıkların topra ğa verilmesi sonucunda a ğır metaller topra ğa karı şabilmektedir. Özellikle kur şun, kadminyum, krom, nikel, cıva ve çinko belli ba şlı a ğır metaller olup, topra ğın do ğal karakterini de ği ştirebilmekte ve mikroorganizmaları etkilemektedir. Egzoz gazları, ozon, karbonmonoksit, kükürtdioksit, kur şun ve kadmiyum vs. gibi zehirli maddeler havaya yayılmakta ve solunum yolu ile büyük bir kısmı canlılar tarafından alınmaktadır. Geriye kalanı ise, rüzgârlar ile uzak mesafelere ta şınmakta ve ya ğı şlarla yere inerek, toprak ve suları kirletmektedir. Sanayi atıklarının ve evsel atıkların karı ştı ğı sularla sulanmı ş topraklar ise, kimyasal kirliliklerle kar şı kar şıya kalırlar. Sanayi atık suları, fazla miktarda iz elementleri ve özellikle canlılar için toksit maddeleri fazla içerdiklerinden toprak canlıları üzerinde olumsuz etkide bulunurlar. Kanalizasyon sularının pH de ğerleri ve tuz içerikleri de toprak canlılarının geli şmesine olumsuz yönde etki yapar. Kanalizasyon suyunun ve arıtma çamurunun bazı problemlere neden olaca ğı gözden uzak tutulmamalıdır. Toprakta pH de ğerinin, iz elementlerin ve bitkiye toksit olan maddelerin yükselmesi söz konusudur. Kanalizasyon suyu ve arıtma çamuru tarımda kullanılmasının topra ğa zarar verebilece ği gözden uzak tutulmamalıdır. Bunların dı şında kanalizasyon sularında daima artan oranlarda bulunan ve arıtma çamuru kuru maddesinin % 2'sine varabilen deterjanlar topra ğa zararlı etkide bulunabilir. Erozyonla çok miktarda tarıma elveri şli toprak kaybı söz konusudur. Verimli topra ğın yok olmasından dolayı tarımsal üretimdeki dü şü ş, kalite bozulması, besin zincirindeki eksikliklerin yanı sıra erozyonla ta şınan topraklar, denizlerde ve akarsularda bulanıklık olu şturarak su içi ekolojik dengeyi etkilemektedir.Toprak Kirlili ğinin önlenmesi Her şeyden önce çok yaygın ve şiddetli derecedeki erozyon devam etmektedir. Erozyonla toprak kaybının en aza indirilmesi için ba şta toprakla u ğra şanlar olmak üzere, herkesin topra ğın kıymetini bilmesi ve usulüne uygun kullanması gerekir. Usulüne uygun tarım teknikleri kullanmak, orman alanlarının korunması, a ğaçlandırma seferberli ği gibi çalı şmalara öncelik verilmelidir. Tarımsal arazilerin amaç dı şı kullanımına son verilmelidir. Çünkü tarımsal arazilerin amaç dı şı kullanımı sonucu bu bölgelerde kurulan sanayi tesisleri ve yerle şim alanlarından çıkan kirleticilerin özellikle yakın çevredeki tarım arazileri için önemli bir kirlilik riski olu şturmaktadır. Toprak kirlili ğinin önemi, boyutları, çevre ve sa ğlık üzerine olan etkileri gibi konularda yapılmı ş ara ştırmalar; hava ve su kirlili ği gibi di ğer çevre sorunları üzerine yapılmı ş geni ş çaplı ara ştırmalara göre yetersiz olup envanter ve bilgi eksikli ği vardır. Bu eksikli ğin giderilmesi için üniversiteler, konuyla ilgili meslek odaları ve kamu kurulu şları i şbirli ği yapmalıdır. Kurumlar arası koordinasyon eksikli ği giderilmeli, Çevre ve Orman Bakanlı ğı, Sa ğlık Bakanlı ğı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlı ğı, Üniversiteler, ilgili ticaret odaları (Ziraat Odası, Sanayi ve Ticaret Odası vs.), ilgili sektör temsilcileri arasında koordinasyon sa ğlanmalıdır. Tarım ve hayvancılıkla u ğra şan çiftçilere gübreleme, ilaçlama gibi konularda e ğitim verilmelidir. Belediyeler şehir çöplerini verimli tarım arazilerinde ve çevrelerinde depolamamalıdır. Belediyeler şehir çöpleri için geri kazanım, arıtma, imha etme üniteleri kurmalıdır. Sanayi bölgelerinde kimyasal katı ve sıvı atıklar topra ğa bırakılmamalı, maden atıkları toprak üzerinde bırakılmamalı, radyoaktif atıklar topra ğa verilmemelidir. İlgili kamu kurulu şlarınca, zararlı atıkların bırakılabilece ği korumalı alanlar olu şturulmalı, sanayi bölgelerinde kamu veya özel i şletmeler tarafından arıtma ve imha etme üniteleri kurulmalıdır. Kanalizasyon suları veya arıtma çamurları tarımda çiftçiler tarafından kullanılmamalıdır. Çevre ve sa ğlıkla ilgili kamu kurulu şlarınca kanalizasyon sularının ve arıtma çamurlarının tarımda kullanılması engellenmelidir. Çevre, sa ğlık, tarım ile ilgili kamu kurulu şları tarafından; toprak kirlili ğini önlemek için, belediyeler, madenler, sanayi bölgeleri, tarımsal araziler sıkı denetim altına alınmalıdır.Gürültü İnsanların i şitme sa ğlı ğını ve algılamasını olumsuz yönde etkileyen, fizyolojik ve psikolojik dengeleri bozabilen, i ş performansını azaltan, çevrenin ho şnutlu ğunu ve sakinli ğini yok ederek niteli ğini de ği ştiren önemli bir çevre kirlili ği türüdür. İstenmeyen ve dinleyene bir anlam ifade etmeyen sestir. Ses dalgaları halinde yayılan bir enerji şeklidir. Çe şitli seslerin kula ğa karı şmasına gürültü denir. Gürültü çe şitli kaynaklardan çıkan, birbiriyle ilgisi olmayan seslerdir. Böyle ses karı şımlarının, uyumlu ses karı şımı olan müzikle bir ilgisi yoktur. Ses şiddetinin ölçüm birimi, DES İBEL’dir. dB simgesi ile gösterilir. Desibel, insan kula ğının en çok hassas oldu ğu orta ve yüksek frekansların özellikle vurgulandı ğı bir ses de ğerlendirme birimidir.0-30 Desibel arası Çok sessiz 30-50 Desibel arası Sessiz 50-60 Desibel arası Orta derecede gürültü 60-70 Desibel arası Gürültülü 70-80 Desibel arası Çok gürültülü ortamSeslerin sınıflandırılması Gürültü dB(Desibel) İşitebilen 0 desibel Sakin yerde bir ev 30 desibel Ortalama bir ev 40 desibel Bir i şyeri 50 desibel Normal konu şma 60 desibel Orta a ğırlıkta trafik 70 desibel Kula ğın rahatsız oldu ğu 85 desibel A ğır trafik 90 desibel Hava kompresörü 95 desibel 500 m.’den uçan bir jet uça ğı 120 desibelGürültü kaynaklarının çıkarttığı desibel miktarları Gürültü kayna ğı Üst gürültü seviyesi (dB) Otomobil 75 Otobüs (kent içi) 85 A ğır vasıta 80 Lokomotif 85 Elektrikli tren (tam yükle) 80 Zincir ve iplik fab. 106.5 Kereste fab. 102.5 Döküm ve emaye fab. 96.5 Makine alet fab. 99 Tekel sigara fab. 101 Gazete, rotatif fabr. 100.5 Kundura fab. 104.5 Tıp endüstri fab. 98 Tekstil fab. 97.7 Dokuma tezgâhı 101.5 Tarama dairesi 99.5 İplikhane, reither makinası 96.5Gürültünün insana etkisi 1. Derece 30 dB - 60 dB Konforsuzluk, rahatsızlık, öfke, kızgınlık, Konsantrasyon ve uyku bozuklu ğu 2. Derece 65 dB – 90 dB Fizyolojik tepkiler (Kan basıncının artması, Kalp atı şı, solunum hızlanması, beyin Sıvısındaki basıncın azalması, ani refleksler) 3. Derece 90 dB – 120 dB Fizyolojik tepkilerin artması, ba ş a ğrıları 4. Derece 120 dB den çok İç kulakta hasar ve dengenin bozulması 5. Derece 140 dB den çok ciddi beyin tahribatıGürültü Kirlili ğinin Önlenmesi İnsan ve çevresinin pek çok yönden olumsuz yönde etkileyen gürültü her şeyden önce e ğitimle önlenmelidir. Ancak, eğitim meyvesi geç alınan bir faaliyet oldu ğu için bununla birlikte teknik tedbirler ve kanuni (yasal) tedbirler acil olarak alınmalıdır. Gürültü kirlili ğine neden olacak yapıların ve e ğlence ne ait mekânların ses yalıtımlarını arttırıcı önlemler alınmalıdır. Bir ta şıttan çıkan gürültünün önlenmesi için uygun susturucunun tasarımı ve imalatı yapılmalıdır. Trafik gürültüsünü önlemek için hız kontrolü ve sinyalizasyon tedbirleri alınabilecek ilk tedbirler olarak dü şünülmelidir.