Genel Ceza Hukuku www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 3 / 030403004 - 1 - CEZA HUKUKU • Ceza davalarında taraflar davalı veya davacı değildir. • Bütün ceza davalarına kamu davası denir. • Ceza kanunundaki suçlar şikayete bağlı suçlar değildir. • Dddia makamı devletin resmi görevlisidir. • Sanık: Suç yükleme iddiasıyla mahkeme huzuruna çıkan kişi • Müdafi: Sanığın savunmasını yapan avukattır. • Mağdur: Suçtan zarar gören kişi • Müdahil: Suçtan zarar gören kişinin davaya katılması • Kararlar başka davaları etkilemez. • Genel kurulun vermiş olduğu karar içtiadi birleştirme kararıdır ve herkesi bağlar • Ceza hukukunun tek kaynağı kanundur. • Temyiz Etmek: Kanun yoluna başvurmak Verilen kararın hukuka uygun olmaması gerekçesiyle itiraz etme. KANUNDLDK DLKESD a. Biçimsel Kanunilik Dlkesi 1. Anti sosyal olsalar bile kanunun açıkça suç saymadığı hareketler cezalandırılamaz. Dolayısıyla kanunun suç saydığı hareketler a sosyal olmasa bile cezalandırılır. 2. Hiç kimse kanun tarafından açıkça tespit edilmeyen bir ceza ile cezalandırılamaz. b. Öze Dlişkin Kanunilik Dlkesi Bir eylem kanunda suç olarak sayılsa da sayılmasa da a sosyal ise cezalandırılabilir yada kanunda öngörülen bir cezadan farklı bir cezayla cezalandırılabilir. Sonuçlar; 1) Kanunen suç olmasa da sosyal yönden tehlikeli olan davranışlar cezalandırılabilir veya suç sayıldığı halde tehlikeli olmayan davranışlar cezalandırılmayabilir. 2) Kanunda öngörülen cezalarla bağlı kalınması zorunlu değildir. • • • • Kanunilik ilkesi 3 alt ilkeye dayanır. 1) Kanunun tekelciliği Türk ceza kanununu biçimsel kanuniliğe dayanır. Ceza hukukunda biçimsel kanuniliğin gereği olarak kanunun tekelciliği ilkesi kabul edilmiştir. Ceza hukukunda kanunun tekelciliği gereği ilkesiyle idari işlemle suç ve ceza yaratılamaz. 2) Kanunun geriye yürümezliği Yorum söylediği ve amacıyla sınırlıdır. Ceza hukukunda kıyas yasağı vardır. Yani 10 portakal çalanla 10 elma çalana aynı ceza verilmez. Kanunun geçmişe uygulanmazlığı ( geriye yürümezliği ) kanun çıktıktan sonrası için uygulanır. Öncesi için uygulanamaz. Kanun geleceğe uygulanamaz, kanun ancak yürürlükte bulunan kanuna göre uygulanır. Eski kanuna göre yargılanan biri kanun çıktığı anda bu yeni kanuna göre yargılanır. Ancak toplumsal güven ortadan kalkacağı için kanun suçlunun lehine değilse uygulanmaz. www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 3 / 030403004 - 2 - Kişi hak ve özgürlüklerini yasama organının keyfiliklerine karşı korumaya yönelik bu ilke gereğince kanunlar temel kural olarak yürürlüğe girmelerinden sonra işlenen fiillere uygulanamayacağını ifade eder. Ceza kanunun 7. md sine göre işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. Bunun yanında suçlun lehine olan kanunun geçmişe uygulanabilirliği 7. md de düzenlenmiştir. 3) Kanunun açıklığı Kanunun hangi eylemi sosyal saymış, hangi eylemi a sosyal saymış bu kanunda açıkça belirtilmiş olmalıdır. Keyfiyeti engelleyici bir özelliği vardır. Suçun Dşlendiği Zaman Hakim olan anlayışa göre hareketin veya ihmalin yapıldığı anda suç işlenmiş sayılır. ( Davranış Ölçütü ) Ceza Kanununun Yer Yönünden Sınırları 1. Ülkesellik Dlkesi Bu ilkeye göre ceza kanununu sadece ülkede işlenen suçlara uygulanır. 2. Şahsilik Dlkesi Bu ilkeye göre ceza kanunu sadece vatandaşlara uygulanır. 3. Koruma Dlkesi Bu ilke ceza kanununun, bunu koyan devlete yada onun vatandaşına karşı işlenen suçlara uygulanır. 4. Evrensellik Dlkesi Ceza kanunları, nerede - kim tarafından işlenirse işlensin tüm suçlara uygulanır. TCK esas itibariyle ülkesellik ilkesini kabul etmiştir. Ancak bu ilke diğer ilkelerle yumuşatılmıştır. a) Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Türkiye ülkesi Türk toprakları – iç sular – karasuları ve bunların üzerindeki hava sahasından oluşur. b) Yabancı ülkede ( bazı suçları işleyen Türk’te Türk kanunlarına göre yargılanır. c) Yabancı ülkede Türkiye veya Türk vatandaşlarına karşı işlenen bazı suçlara Türk kanunları uygulanır. d) Yabancı ülkede yabancı tarafından bir yabancıya veya başka bir devlete karşı işlenen bazı suçlara da Türk kanunlarını uygulamak mümkündür. Suçun Dşlendiği Yer Suçun maddi unsurunu oluşturan davranış ve sonuç aynı yerde meydana gelmişse o yer suçun işlendiği yerdir. “mesafe suçları” adı verilen suçlarda suçun maddi unsurunun kısmen bir ülkede, kısmen de başka bir ülkede gerçekleşmesi söz konusudur. ( Antakya’dan kurşun sıkılır Suriye’de birinin ölümüne sebep olmak vb. ) Bu durumda, TCK’ye göre, ister davranış kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmiş olsun, ister sadece sonuç Türkiye’de gerçekleşmiş olsun suç Türkiye’de işlenmiş sayılır. www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 3 / 030403004 - 3 - Suçluların Geri Verilmesi Suçluların suç işledikten sonra başka ülkelere kaçarak fiillerinin sonuçlarından kurtulmalarını önlemek amacıyla suçluların geri verilemesi uluslar arası anlaşmalarla kabul edilmiştir. Suçluların geri verilmesine Dair Avrupa sözleşmesi, geri vermeye esas olabilecek filleri şu şekilde göstermiştir. a) Fiil her iki devletin kanununda da suç olmalı b) Fiil her iki devletin kanununda da asgari bir sene ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya veya tedbiri gerektirmelidir. c) Geri istenen kimse geri isteyen devletin mahkum edilmiş ise, bunun süresi ( 4 ) aydan az olmamalıdır. d) Suç siyasi, askeri suç olmamalıdır. Kendisine geri verilen devlet, geri verilen kişiyi geri vermeye esas olandan başka bir fiilden dolayı yargılayamaz. Ceza Kanununun Kişi Yönünden Sınırları 1) Cumhurbaşkanının Sorumluluğu Anayasasının 105. maddesine göre “Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirleri aleyhine yargı mercilerine başvurulamaz. Ancak vatana ihanetten dolayı suçlanabilir. 2) Yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı • Yasama Sorumsuzluğu: Sorumsuzluk milletvekillerinin meclis çalışmalarındaki oy – söz – düşünceleri ile işledikleri suçlar yönünden kabul edilmiştir. Bunların dışındaki fiiller sorumsuzluğun kapsamına dahil değildir. Sorumsuzluk, üyelik sıfatının sona ermesi ile bitmez devam eder. • Yasama Dokunulmazlığı: Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekillerinin Meclisin kararı olmadıkça tutulamaması, sorgulanamaması, tutuklanamaması, yargılanamaması vb. ifade eder. • Dokunulmazlığın Dstisnaları: 1) Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri 2) Seçimden önce soruşturulmasına başlanmış olmak kaydıyla Anayasanın 14. maddesindeki durumlar. 3) Diplomasi dokunulmazlığı Diplomasi çalışanlarının yabancı ülkede görevlerini yerel idareler müdahalesi olmaksızın ve gereken gizlilikle yapabilmelerini sağlamak için uluslar arası hukukun tanıdığı siyasi bir teminattır. Diplomasi çalışanları görev yaptıkları ülkenin yargısına tabi değildir. 4) Askeri işbirliği antlaşmalarından kaynaklanan dokunulmazlıklar NATO sözleşmesinde bu konuda düzenlenmiş maddeler vardır. SUÇ VE UNSURLARI Suç: Yükümlülük ehliyetine sahip olan bir kimsenin kusurlu iradesinden doğan, hukuka aykırı kanunda yazılı tipe uygun ve karşılığında ceza tayin edilmiş olan fiillerine suç denir. Suçun Unsurları Bir eylemin suç olabilmesi için gerekli şartlara suçun unsurları denir. www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 3 / 030403004 - 4 - Kanunilik ( Tipiklik ) Unsuru Bir fiilin suç olarak sayılabilmesi için kanunda yazılı tipe uygun olması gerekir bu unsur kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin bir sonucudur. Eğer fiil kanundaki tanıma uymazsa diğer bütün unsurları toplamış olsa bile suç sayılmaz. Maddi Unsur Dış dünyada açığa çıkan insan davranışı yapmak yada yapmamak biçiminde görünür. Yapmak şeklinde ortaya çıkarsa icrai yapmamak şeklinde ortaya çıkarsa ihmali davranış denir. Suçun oluşabilmesi için icrai veya ihmali biçimde beliren bir hareketin varlığı şarttır. a) Dcrai Hareket Kişinin vücuduyla yaptığı icrai bir davranıştır. Çoğunlukla bedensel davranışlar biçiminde ortaya çıkan icrai hareket sözle de yapılabilir. Örnek: Hakaret suçu, tabanca ve bıçakla adam öldürme vb. gibi davranışlar. b) Dhmali Hareket Bireyin yapmak zorunda olduğu bir hareketi yapmamasından ibarettir. Ancak bütün ihmali davranışlar değil hukuk kurallarıyla çatışan ihmali davranışlar hukuku ilgilendirir. Bu nedenle hukuk düzeni tarafından yapılması emredilen hareketlerin yapılmasıdır. Örnek: Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi gibi. Manevi Unsur Hareketin ve ihmalin bilinçli ve iradi olmasını gerektiren manevi unsur kusurluluk olarak adlandırılır. Bu unsura göre suçun meydana gelebilmesi için failin kanundaki tanıma uygun ve hukuka aykırı olan fiiline özgür iradesi ve isteğinin katılmış olması gerekmektedir. Eğer suça kusurlu irade katılmadıysa suçta meydana gelmez. a) Kast Suçu oluşturan bir eylemin işlenişini ve sonucunu birlikte istemek durumudur. Türk Ceza Kanununa göre kast suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleşmesidir. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. b) Olası Kast Kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurlarının gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Kastla arasındaki fark kastta eylem ve sonuç bilerek ve istenerek işlenir. Olası kastta suçun kanun tanımındaki unsurları öngörülmesine rağmen fiil işlenir. Dolayısıyla olası kastta sonucu istememek ama kabullenmek durumu vardır. Olası kastta indirilmiş ceza verilir. c) Taksir Hukuken hareketin isteyerek yapılması fakat neticenin öngörülmemesi yada öngörülebilir olsa da istenilmemesidir. Çoğunlukla, dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslek ve sanatta acemilik biçimlerinde ortaya çıkar. Taksirli suçlarda kural olarak failin taksirinin derecesine göre ceza verilir. Örnek: Trafik kazaları, damdan kiremit düşmesi neticesinde birinin ölmesi vb. d) Bilinçli Taksir Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşı neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır. Bir başka ifadeyle failin sonucu öngörebiliyor olması fakat sonucun gerçekleşmesini istememesi ve gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket etmesi şeklinde ortaya çıkan taksir biçimidir. Örnek: Buzlanmış yolda sürat yapmak vb. www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 3 / 030403004 - 5 - Hukuka Uygunluk Nedenleri Kanunun hükmünü yerine getirebilmek için yapılan işlem hukuk çerçevesinde sayılır. Emirler 3 biçimde olabilir. Emir yasa tarafından yetkilendirilmiş amir tarafında verilmiş veya yasaya uygun içeriğe sahipse ve suç unsuru taşımıyorsa uygulayıcı tarafından uygulanması zorunludur ve hukuka uygunluk nedenidir. 1. Meşru Müdafaa ( Haklı Savunma ) Kişinin kendisini koruma maksadıyla yapmış olduğu fiili harekettir. Koşulları; 1. Koşul: Bir saldırı olması yada olma tehlikesinin bulunması lazımdır. 2. Koşul: Saldırı bir hakka yönelmiş olmalıdır. 3. Koşul: Saldırı haksız olmalıdır. 4. Koşul: Savunma zorunlu olmalıdır. 5. Koşul: Müdahale saldırıyla orantılı olmalıdır. 2. Zorunluluk Hali Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik bilerek neden olmadığı ve başka yollarla korunma olasılığı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarma zorunluluğu ile saldırı ile orantılı olarak işlenen fiillerde zorunluluk hali sebebiyle ortaya çıkan hukuka uygunluk nedenidir. Haklı savunmadan temel farklılıkları: 1. Tehlikeye neden olmayan masum bir üçüncü şahısa zarar verilmesi durumunda ayrıca zarar gören kişiye hakkaniyet gereğince tazminat ödeme zorunluluğunun bulunmasıdır. 2. Zorunluluk halinden bahsedebilmek için zararlı davranışın yapıldığı sırada tehlikeli durumun gerçekleşmesi olasılığının varlığı ve failin bunu bilerek neden olmamış olması gerekir. 3. Failin işlediği fiil korunma yönünden zorunlu olmalıdır. Dolayısıyla başka yolla korunma olanağının bulunmamasıdır. www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 3 / 030403004 - 6 - VDZE SONRASI Hakkın Kullanılması TCK madde 26’ya göre hakkını kullanan kimseye ceza verilmez Bir hakkın kullanılması amacıyla işlenen fiilin cezalandırılmaması için hukuk düzeninin bu hakkı tanımış olması ve bu hakkın kullanılmasına da izin vermiş olması gerekir. Hakkın kullanılması şeklindeki hukuka uygunluk nedeni hak sahibinin kanunun belirlediği sınırları aşması halinde geçerli değildir. Eğer fail hakkını kullanmadan önce veya kullandığı sırada yargı organlarına başvurmak zorundaysa böyle bir başvuruda bulunmaksızın hakkını kullanmaya kalkışan kimse bu hukuka uygunluk nedeninden yararlanamaz. Dlgilinin ( Hak Sahibinin ) Rızası Hukuken korunan varlığın sahibinin rıza ve rızasızlık şeklinde ortaya çıkan iradesi ceza hukuku açısından önemlidir. TCK 26’ya göre kişinin mutlak olarak tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere açıkladığı rızasına uygun işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. Ceza kanununa göre açıklanan rızanın sınırları şöyledir; 1. Rıza mutlak olarak tasarruf edilebilen haklara ilişkin olmalıdır. Tasarruf edilebilen haklar kanunda düzenlenmiştir. Ancak bireyin serbestçe yararlanmasını garanti altına almak amacıyla tanımlanan haklar tasarruf edilebilen haklardır. Dolayısıyla doğrudan devlete ait menfaatleri ihlal eden suçlar, toplumsal menfaatleri ihlal eden suçlar, kamu barışı, güveni, sağlığı ve genel ahlaka karşı suçlarda rızanın herhangi bir etkisi yoktur. Buna karşı malvarlığı basit vücut dokunulmazlığı, vücut dokunulmazlığı üzerindeki tasarruf yetkisi fiziki bütünlüğünün devamı şeklinde zarar görmesine neden olan veya başka şekilde kanuna kamu düzenine yada ahlaka aykırı olan davranışlar yönünden yoktur. Ölümden sonra vücut bütünlüğüne yönelik tasarruf yetkisi mümkündür dolayısıyla bu haklarla ilgili rıza hukuka uygunluk açısından etkilidir. 2. Açıklanan Rızanın geçerli bir rıza olması gerekir. a) Rıza gösterme yetkisi korunan menfaatlerin sahibine aittir. b) Rıza gösterme yetkisine sahip olan kişi böyle bir beyanda bulunmaya ehliyetli olmalıdır. Buradaki ehliyetten kasıt ayırt etme gücüne sahip olmaktır. c) Rıza sahibinin kendi hakkının zarar görmesine veya tehlikeye sokulmasına izin veren açıklanmış iradesine gerek vardır. d) Rızanın gösterilmiş olması yetmez. Hareketin gerçekleştiği zamanda rızanın devam etmesi gereklidir. e) Farklı görüşle olmasına rağmen ahlaka aykırı veya ahlaksızca şartlara bağlanan rıza geçersizdir.