Helmintoloji Helmintoloji Kitap l VETER İNER HELM İNTOLOJ İ Prof. Dr. Müfit TOPARLAK Prof. Dr. Erkut TÜZER İ.Ü. Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı 2000 II Toparlak ve Tüzer III Veteriner Helmintoloji İÇ İNDEK İLER Toparlak ve Tüzer IV ŞEKİLLER Bu eseri Müfit TOPARLAK anne ve babasına Erkut TÜZER ise sevdiklerine ithaf etmektedir. V Veteriner Helmintoloji ÖNSÖZ Bu eser, ilk kez 1995 yılında ders notu olarak çıkarılmı ş ve Türkiye’deki Veteriner Fakültelerinin Parazitoloji Anabilim Dallarına ele ştiri almak üzere gönderilmi ştir. Daha sonra 1997 yılında güncelle ştirerek yeniden ço ğaltılmı ştır. Bu eserin her seferinde yeniden olu şmasında ö ğrencilerimizin ele ştirilerinin katkısı büyük olmu ştur. Bu ço ğaltımlarda birinci ço ğaltımdaki hataların düzeltilmesinin yanı sıra bazı konular tekrar ele alınarak daha anla şılır hale getirilmi ş ve pek çok yeni şekil ve şema ilave edilmi ştir. Ayrıca eserin arkasında Türkiye’de çıkarılan antelmentikler bir tablo halinde verilmi ştir. Bu eser öncelikli olarak evcil memeliler ve kanatlılarda görülen önemli helmint hastalıklarıyla ilgili temel bilgileri içermektedir. Türkiye’de bu konuda en son baskısı 1961 yılında yapılan Prof.Dr.Hasan Şükrü Oytun’un “Genel Parazitoloji ve Helmintoloji” kıtabıyla gene en son baskısı 1981 yılında yapılan Prof.Dr.Nevzat Güralp’in “Helmintoloji” kitabı dı şında yazılmı ş herhangi bir kitap bulunmamaktadır. Bu kitapların dı şında ayrıca Prof.Güralp’ın 1985 yılında çıkan ve aynı yazarın 1981 yılında basımı yapılan kitabı temel alan bir teksiri (Helmintoloji) de bulunmaktadır. Bu geçen süre içinde bilimin hızla ilerlemesi sonucu helmintoloji alanında birçok yeni bilgiler ortaya konulmu ş ve yeni ilaçlar ortaya çıkmı ştır. Dolayısıyla bu eser bu alanda meydana gelmi ş olan bir bo şlu ğu doldurmak amacıyla hazırlanmı ştır. Bu eserin hazırlanması s ırasında eserin arkasında yazılan kaynaklardaki ve kaynaklarda belirtilmeyen 1992-1998 yılları arasında çıkan “Helminthological abstracts Series A” ve VetCD'deki bilgiler gözden geçirilmi ş, her konu üzerinde tartı şılarak en anla şılır ve en sade biçimde yazılmaya çalı şılmı ş ve fazla ayrıntılı bilgiler vermekten kaçınılmı ştır. Bu eserde parazitlerin ayrıntılı morfolojisi üzerinde fazlaca durulmamı ş, sadece paraziti pratik yönden tanıtıcı bilgiler sunulmu ştur. Bu eserde a ğırlık özellikle parazitlerin ya şam çemberleri, hastalı ğın olu şum mekanizması, epizootiyoloji, tanı, sa ğaltım ve kontrol konuları üzerinde olmu ştur. Bunları daha iyi anlatabilmek ve açıklayabilmek için eser içine orjinal şemalar ve büyük bir ço ğunlu ğu gene orjinal olan şekiller katılmı ştır. Parazitlerin morfolojileriyle ilgili şekillerin noksanlı ğı tarafımızdan hazırlanan “Veteriner Helmintoloji Prati ği” ( İ.Ü. Vet. Fak.Yayın., Ders Notu 28, 1995) ve tanıya ilgili tekniklerin noksanlı ğı ise gene tarafımızdan hazırlanan “Paraziter Hastalıkların Tanısında Laboratuvar Teknikleri, Pfizer 1994” ile giderilmeye çalı şılmı ştır. Bu eserin hazırlanması yo ğun bir çalı şmayla yakla şık altı y ıl kadar bir süre almı ştır. Eserin bu yeniden ço ğaltımlarında pek çok hatalar düzeltilmi ştir. Buna ra ğmen şüphesiz gözden kaçmı ş hatalar veya eksiklikler hala bulunacaktır. Gelen ele ştirilerin ı şı ğı altında bu hatalar ve eksiklikler de ilerideki ço ğaltımlarda giderilmeye çalı şılacaktır. Bu eserin ö ğrencilere oldu ğu kadar Veteriner Hekimlere de yararlı olaca ğı inancındayız. Bu eserin hazırlanmasında yardımlarını gördü ğümüz ba şta Ar ş. Gör. Vedat Kele ş olmak üzere Anabilim Dalımız Ara ştırma Görevlilerine ve doktora ö ğrencilerine te şekkür ederiz. Ayrıca bu eserin yeniden hazırlanması için te şvik ve ele ştirilerini esirgemeyen çok sevgili ö ğrencilerimize de te şekkürü bir borç biliriz. G İR İŞ Helmint, eski Yunanca "helmins" veya "helminthos" kelimelerinden türemi ş bir isimdir. Solucan, kurt veya kurtcuk anlamına gelir. Helmintleri inceleyen bilim dalına helmintoloji, helmintlerden ileri gelen hastalıklara ise helmintosis denir. Helminthosis’ler omurgalı ve omurgasız hayvanlarda görülür. Helminthosis’lerin önemi a şa ğıdaki maddelerde özetlenebilir. 1-Evcil hayvanlarda verim kayıplarına neden olur: Bunlar açık veya gizli kayıplar olarak kalır ve hesaplanamayan büyük ekonomik boyutlara ula şabilir. 2-Bazıları zoonosis’dir (Zoonoz): Bunlar insan sa ğlı ğını yakından ilgilendirir. 3-Estetik yönden önemli olabilir: Evde beslenen hayvanlarda görülen helmintler insanlara zarar versin veya vermesin göze ho ş gelmeyen bir görüntü sunabilir. Örne ğin köpe ğin anüsünden sarkan şerit halkası, dı şkı veya kusmukta görülen askaritler tiksindiricidir. Veteriner helmintoloji, yukarıdaki maddelerde belirtilen olumsuzlukların ortadan kaldırılmasını veya en dü şük düzeye indirilmesini amaç edinir. Bu amaca ula şabilmek için de helmintlerin morfolojilerini, ya şam çemberlerini, bunlardan ileri gelen hastalı ğın patojenezini, epizootiyolojisini, tanısını, sa ğaltım ve kontrolünü inceler. Veteriner hekimli ği yönünden önemli helmintler hayvanlar aleminin (Metazoa) dört şubesinde (phylum) bulunurlar. 1-Platyhelminthes şubesi (Yassı solucanlar): Vücutları dorsoventral yassıdır. Büyük ço ğunlu ğu hermafrodittir. Acoelomate canlılardır(vucut bo şlu ğu yoktur,organlar mezodermal hücrelerden olu şmu ş parankim içinde bulunur).. Bu şubede iki önemli sınıf (classis) bulunur. 1a-Trematoda Sınıfı: Vücut segmentsizdir. Sindirim kanalı vardır. 1b-Cestoda sınıfı: Vücut segmentlidir. Sindirim kanalı yoktur. Sindirim, vücut yüzeyinden absorbsiyon ile olur. 2-Nemathelminthes şubesi: Vücutları silindiriktir. Ayrı e şeylidirler. Sindirim kanalı vardır.Pseudocoelomate canlılardır (mezoderm ile endoderm arasında içi sıvı dolu bo şluk bulunur organlar bu bo şlukta serbest olarak yer alır). Bu şubede iki sınıf bulunur. 2a-Nematoda Sınıfı (Yuvarlak solucanlar): Bunlar insan ve hayvanlarda parazitlenirler. Ancak Toparlak ve Tüzer 2 serbest ya şayan türler de vardır. 2b-Nemathomorpha Sınıfı (Tel solucanlar): Eri şkinleri tatlı sularda serbest ya şam sürer. Larvaları bazı böceklerde parazitlenir. Veteriner Hekimli ği yönünden önemli de ğildir.Bu sınıfta Gordius spp.vardır 3-Acanthocephala şubesi (Ba şları dikenli solucanlar): Ön kısmında üzerinde çengeller bulunan bir hortum vardır. Ayrı e şeylidir. Sindirim kanalı yoktur. Sindirim Cestoda'da oldu ğu gibidir. Psudocoelomate canlılardır. 4-Annelida şubesi (Halkalı solucanlar): Vücut bunlarda içten metamerik segmentlidir. Dı ş kısımlarında ise bu segment sayısına kar şılık gelmeyen daha fazla sayıda halkalanma görülür. Sindirim kanalı vardır. Hermafrodizm gösterirler.Coelomate canlılardır( İçi sıvı dolu vucut bo şlu ğu mezoderm ile çevrilidir,bo şlukta bulunan organların üzeri mezoderm ile örtülüdür). Bu şubede sülükler ve yer solucanları bulunur. TREMATODA SINIFI Bu sınıfta üç altsınıf bulunur. Bunlar Aspidogastrea, Veteriner Helmintoloji 3 Monogenea ve Digenea'dır. Aspidogastrea altsınıfındakiler balık, yumu şakça ve kabukluların endo- ve ektoparaziti, Monogenea altsınıfındakiler balık, amfibi ve sürüngenlerin ektoparazitidirler. Bu iki altsınıftakilerin geli şmeleri direktir. Bu sınıfta esas konumuzu Digenea altsınıfındaki türler olu şturacaktır. Digenea Altsınıfı Eri şkinleri memeli ve kanatlıların endoparazitidir. Bu hayvanların karaci ğerinde, sindirim kanalında ve dola şım sisteminde ya şarlar. Larva dönemlerinden bazıları do ğada serbest, bazıları ise arakonakda bulunur. Morfoloji Eri şkinler: Dı ş görünü şleri ço ğunlukla yaprak biçimindedir. Ancak tesbih tanesi (Örn. Paramphistomum) veya ince uzun silindirik (Örn. Schistosoma) şekillerde olanları da vardır. Vücut tegument adı verilen bir yapı ile örtülüdür. Tegument düz (Örn. Dicrocoelium spp), dikenli (Örn. Fasciola spp) veya tüberküllü (Örn. bazı Schistosoma spp) yapıdadır. Tegumentin görevleri: 1) Ba ğırsakta yerle şen parazitleri konak enzimlerinden korumak, 2) Metabolizma sonucu olu şan azotlu bile şikleri dı şarı atmak, 3) Bazı amino asitleri absorbe etmektir. Tegumentin altında kaslar bulunur. Ço ğu Digenea’da biri önde olan iki adet çekmen vardır. Önde olanına a ğız çekmeni di ğerine karın çekmeni adı verilir . Bunlardan ba şka bazı türlerde (Örn. Heterophyes spp.) genital deli ği çevreleyen bir çekmen daha bulunur. Buna genital çekmen adı verilir. Notocotylidae ailesindekilerde sadece a ğız çekmeni bulunur, karın çekmeni yoktur. Çekmenlerin görevi kona ğa tutunmayla ilgilidir. Toparlak ve Tüzer 4 Vücut bo şlu ğu olmadı ğından iç organlar parankima içine yerle şmi ştir. Sindirim sistemi basittir. Bu sistem a ğız ile ba şlar sonra sırasıyla prefarenks (ön yutak), farenks, özofagus ve iki kol halindeki ba ğırsaklar gelir. Bu ba ğırsak kolları ço ğu Digenea'da düz boru şeklinde bazılarında ise dallanmı ş (Örn. Fasciola) bir yapıdadır. Ba ğırsak kolları genellikle kör olarak sonlanır. bunlara sekum denir. Anüs yoktur. Digenea'ların gıdalarını genellikle kan ve doku artıkları olu şturur. Sindirim ba ğırsaklarda olur.Anüs olmadı ğından sindirilmemi ş g ıdalar a ğızdan dı şarı atılır (regürjitasyon). Bo şaltı sistemi, parankimada simetrik olarak da ğılmı ş çok sayıdaki kirpikli ate ş hücreleri, bu hücrelerden çıkan küçük bo şaltı kanalları ve küçük bo şaltı kanallarının ba ğlandı ğı ana bo şaltı kanalından olu şur. Bu da dı şarı açılır. Sinir sistemi, uzunlamasına seyreden iki sinir ipli ği ile bunların özofagus civarında birle şmesinden olu şan iki sinir yuma ğından ibarettir. Cinsiyet bakımından ço ğu hermafrodittir. Ancak Schistosomatidae ailesindekiler ayrı e şeylidir. Hermafrodit olanlarda döllenme kendi kendine olabildi ği gibi aynı türün farklı fertleri arasında da olabilir. Erkek üreme organları testisle ba şlar. (genellikle iki adet olan testis Schistosomatidae ailesindekilerde 4 veya daha fazla sayıda). Testislerden vasa efferens'ler çıkar. Daha sonra bunlar birle şerek vasa deferens'i olu şturur. Vasa deferens, sirrus (cirrus) kesesisi adı verilen bir keseden içeri girer. Sirrus kesesi içinde vesicula seminalis, prostat bezleri ve ileri geri hareket edebilen sirrus yer alır. Sirrus ilkel bir penistir. Sirrusun ucu genital deli ğe açılır. Genital delik sirrus ve daha sonra bahsedilecek olan uterusun uç kısmının birle şerek dı şarı açıldı ğı deliktir. Genital delik karın çekmeninin önünde (Örn. Fasciola spp) veya arkasında (Örn. Heterophyes spp) bulunur. Di şi üreme organları tek bir ovaryum ile ba şlar. Ovaryumdan ovidukt (yumurta kanalı) çıkar ve bu Veteriner Helmintoloji 5 kanal distalde geni şleyerek ootip (ootype) adını alır. Ootipten sonra uterus gelir. Uterusun ucu genital deli ğe açılır. Ayrıca ovidukttan köken alan ve vücudun dorsaline açılan bir kanal vardır. Bu kanala, Laurer kanalı veya vajinal kanal adı verilir. Ootipin çevresinde Mehlis bezleri adı verilen bezler bulunur. Bunların kanalları ootipe açılır. Parazitin iki tarafında simetrik olarak yer alan vitellojen bezler bulunur. Bu bezlerin kanalları da ootipe açılır. Döllenme ve yumurtanın olu şumu: Trematodlarda döllenme kendi kendine veya ayrı fertler arasında gerçekle şebilir. Kendi kendine döllenmede sirrustan çıkan spermalar genital delikten uterusa girer ve recepteculum seminis'te depolanır. Ayrı fertler arasında meydana gelen döllenmede ise bir trematodun sirrusu di ğerinin genital deli ğine veya Laurer kanalına girer. Sirrustan çıkan spermalar recepteculum seminis'te depolanır. Ovaryumdan çıkan yumurta ootipe gelir. Burada recepteculum seminis'ten gelen spermalarla döllenir ve zigot olu şur. Bundan sonraki a şama zigotun etrafının yumurta kabu ğu ile çevrilmesdir. Yumurta kabu ğunun olu şmasında vitellojen bezler ve Mehlis bezleri görev alır. Vitellojen bezler yumurta sarısını ve kabuk materyalini (protein, fenol ve fenolaz) yapar. Vitellojen bezlerin salgısı içinde kabuk materyalini ta şıyan yumurta sarısı hücrelerinden ibarettir. Kabuk materyali yumurta sarısı hücreleri içinde globüller halinde bulunur. Bu globüllere kabuk globülleri denir. Vitellojen bezler bu salgısını kanalları aracılı ğyla ootipe bo şaltır ve zigotun etrafı bu hücrelerle sarılır. Bu sırada yine kanalları ootipe açılan Mehlis bezlerinin salgısı içinde bulunan fosfolipidler yumurta sarısı hücreleri içinde bulunan kabuk globüllerinin dı şarı atılmasına neden olur. Bu globüller yumurta sarısı hücreleri ve zigotun etrafını sarar. Fosfolipidlerin ikinci görevi yumurta sarısı hücreleri ve zigotun etrafını saran kabuk globüllerinden kabu ğun olu şması için gerekli olan kimyasal olayı ba şlatmasıdır. Böylece zigot ve yumurta sarısı hücresi etrafında kabuk şekillenir. Bu kabuk yeni şekillendi ğinde yumu şaktır. Zamanla sertle şir. Kabu ğun sertle şmesi ootipin son kısmında ba şlar yumurta uterusta iken tamamlanır. Kabuk genellikle siklerotin, bazı türlerde ise keratin yapısındadır. Olu şan yumurta uterustan geçerek genital delikten dı şarı atılır. Yumurtaları: Digenea'nın yumurta tipleri a şa ğıda verilmi ştir. Bunlar taze dı şkıda görülen yumurta özelliklerini içerir. 1-Kapaksız dikenli yumurta tipi: Bunlarda kapak bulunmaz. Yumurta kabu ğu üzerinde az veya çok geli şmi ş bir diken vardır. Yumurta içinde mirasidyum bulunur. Bu tip yumurta Schistosomatidae ailesindekilerde görülür. 2-Kapaklı büyük yumurta tipi (Fascioliid tip): Toparlak ve Tüzer 6 Bir kutbunda kapak bulunan 80 µm veya daha uzun oval yumurtalardır. Yumurta kabu ğu incedir. Yumurtanın içinde bir veya daha fazla sayıda blastomer bulunur. Mirasidyum henüz geli şmemi ştir. Bu yumurta tipi Fasciolidae, Paramphistomidae, Troglotrematidae, Diplostomatidae ve Echinostomatidae ailelerinde görülür. 3-Kapaklı küçük yumurta tipi (Dicrocoeliid tip): Bir kutbunda kapak bulunan 50 µm veya daha kısa oval yumurtalardır. Yumurta kabu ğu kalındır ve içinde mirasidyum bulunur. görülür. Bu yumurta tipi Dicrocoelidae, Heterophyidae, Opisthorchiidae ailelerinde görülür. 4-Filamentli yumurta tipi: Bunlar 18-28 µm arası uzunlukta içinde mirasidyum bulunan yumurtalardır. İki kutbunda tıkaç bulunur ve bu tıkaçlardan 150-200 µm kadar uzunlukta filamentler çıkar. Bunlar filamentli görünü şleriyle Monogenea yumurtalarını andırır. Bu tip yumurtalar Notocotylidae ailesindeki türlerde görülür. Larva dönemleri: Digenea'ların ya şam çemberlerinde genel olarak mirasidyum (miracidium), sporokist (sporocyst), redi (redia), serker (cercaria) ve metaserker (metacercaria) adı verilen larva dönemleri görülür. Mirasidyum: Armut şeklinde, ön tarafı geni ş bir yapısı vardır. Üzeri kirpikli bir epitelle kaplıdır. Ön uçta arakona ğın dokularını delme ğe yarayan bir diken bulunur. Bazı türlerde ön tarafta, göz lekesi adı verilen bir veya iki adet yapı bulunur. Sporokist: Bu larva dönemi ince duvarlı bir kesedir. Kesenin iç duvarında aktif olarak bölünebilen hücreler vardır. Bu hücrelerin geli şmesi ve sürekli bölünmesi sonucu kese içinde üreyici kapsüller olu şur. Bu kapsüllerden rediler veya ikinci nesil sporokistler meydana gelir. Bunlar herbir sporokist içinde çok sayıda olu şurlar ve sporokisti patlatarak salyangozun vücudunda serbest hale gelirler. İkinci nesil sporokistler yapı olarak bir önceki dönem sporokistlere benzerler. Birinci nesil sporokistlere ana sporokist, ikinci nesil sporokistlere ise kız sporokist de denilmektedir. Her bir kız sporokisten de çok sayıda serkerler meydana gelir. Serkerler kız sporokistleri patlatarak serbest hale gelir ve salyangozu terkeder. Redi: Vücutları silindirik bir yapıdadır. Ön taraflarında a ğız çekmeni yer alır. Sindirim kanalı ve bo şaltı sistemleri vardır. Vücudun bir tarafına açılan bir do ğum deli ği bulunur. Bunlarda da sporokistlerde oldu ğu gibi vücudun iç duvarında aktif olarak bölünebilen hücreler vardır. Bu hücrelerin geli şmesi ve sürekli bölünmesi sonucu kese içinde yer alan üreyici kapsüller geli şir. Her bir kapsülden serker olu şur. Her bir redi içinde çok sayıda olu şan serkerler do ğum deli ğinden rediyi terkerder. Serker: Vücutları gövde ve kuyruk olmak üzere iki kısımdan olu şmu ştur. Bunlarda a ğız ve karın çekmenleri, sindirim kanalı, bo şaltı, sinir sistemleri Veteriner Helmintoloji 7 ve üreme organlarının ba şlangıç izleri bulunur. Kuyruk hareket organıdır. Serkerlerde proteolitik enzimler salgılayan bezler bulunur. Bu enzimler arakona ğı terketmede ve daha sonraki arakona ğa (varsa) veya kona ğa girmede rol oynar. Serkerler morfolojik yapılarına göre tiplendirilirler. Gymnocephalous tip serker: A ğız ve karın çekmenleri vardır. Karın çekmeni kuyruk dibinde biraz ilerde bulunur. Sindirim kanalı iyi geli şmi ştir. Amphistome tip serker: Bunlarda ventral çekmen kuyruk dibinin hemen önünde yer alır. Echinostome tip serker: Bunların ön kısmında dikenli bir yaka vardır. Notocotylid (Monostome) tip serker: A ğız çekmenleri vardır. Ancak karın çekmenleri yoktur. Furcocercous tip serker: Çatal kuyrukludur. Metaserker: Serkerlerin kuyruklarını kaybedip kistlenmi ş halidir. Bu kistlenme türlere göre ikinci bir arakonakta veya dı ş ortamda olmaktadır. Bunların enfektif olabilmesi için belirli bir süre geli şme göstermesi gerekir. Bu süre bir saat ile (Örnek Fasciola hepatica) bir kaç ay arasında de ği şir. Proteolitik enzim yapan bezler bunlarda da bulunmaktadır. Bu bezlerden salgılanan enzimler konakta kistten çıkı şta ve organ ve dokularda göç etmede görev alırlar. Ya şam çemberleri (Biyoloji) Digenea’ların ya şam çemberleri ilgili şemada gösterilmi ştir. Geli şmeyle ilgili bazı önemli noktalar a şa ğıda verilecektir. Her bir grubun ya şam çemberiyle ilgili ayrıntılar ise kendi konularında i şlenecektir. Digenea'da ya şam çemberleri Kona ğı terkedi şi: Parazit sonkona ğı yumurta olarak terkeder. Terkedi ş yolları bir-iki türün dı şkıyladır. Ancak yumurta Schistosoma haematobium’da idrarla dı şarı atılır. Paragonimus spp ve Schistosoma nasale ise dı şkının yanı s ıra birincisinde balgamla ve ikincisinde burun akıntısıyla da dı şarı çıkmaktadır. Yumurtanın dı ş ortamda geli şmesi: Atılan yumurtalar geli şme durumlarına göre iki tiptir. Bunlar parazit türüne göre; 1-kona ğı terketti ğinde içinde mirasidyum olanlar ve 2-kona ğı terketti ğinde içinde mirasidyum olmayanlardır. Mirasidyumlu yumurtaların dı ş ortamda bir geli şmesi yoktur. Mirasidyumsuz yumurtalar ise dı ş ortamda geli şerek içinde mirasidyum olu şur. Mirasidyumun geli şmesinde rol oynayan faktörler şunlardır: Toparlak ve Tüzer 8 1-Sulu veya nemli ortam 2-Çevre sıcaklı ğı (Genellikle 28ºC) 3-Yüksek O 2 basıncı Mirasidyumun yumurtayı terketmesi ve arakonak salyangozun enfeksiyonu: Arakonak salyangoz iki şekilde enfekte olur: 1-Mirasidyum yumurtayı dı ş ortamda terkeder ve salyangoza girer: Mirasidyumun dı ş ortamda yumurtayı terketmesinde önemli faktörler şunlardır: a-Sulu bir ortamın olu şması, b-Sulu ortamın ozmotik basıncı, c-I şık d-Sıcaklık Serbest kalan mirasidyum suda kirpikleri yardımıyla yüzerek kendisi için uygun arakona ğı arar. Mirasidyumun sindirim sistemi geli şmedi ğinden dı ş ortamda beslenemez ve birkaç saat ile 24 saat arası bir süre içinde uygun bir arakonak bulamazsa ölür. Salyangozun çıkardı ğı bazı salgılar (Mukus, seratonin, aminoasitler veya di ğer organik asitler, Mg) mirasidyumun uygun arakona ğı bulmasında yardımcı olur ve salgıladı ğı proteolitik enzimlerle arakonak salyangozun manto bo şlu ğundan vücut örtüsünü yarım dakika içinde delerek dokularına girer. 2-Salyangoz mirasidyum ta şıyan yumurtayı yiyerek enfekte olur: Mirasidyum, yumurtayla birlikte salyangoz tarafından oral yolla alınır ve yumurtayı salyangozun ba ğırsa ğında terkeder. Daha sonra ba ğırsak duvarını delerek vücuda girer: Mirasidyumun yumurtayı salyangozun ba ğırsa ğında terketmesinde rol oynayan faktör salyangozun ba ğırsak enzimleridir. Serbest kalan mirasidyumun ba ğırsak duvarını delmesinde ve dokulara gidi şinde proteolitik enzimlerinin rolü vardır. Parazitin salyangozdaki geli şimi: Mirasidyum salyangozun dokularına girdikten sonra üzerindeki kirpikli epitel tabakası kaybolur ve ince uzun bir torba halini alarak sporokist dönemine geçer. Parazitin salyangozda aseksüel ço ğalması bundan sonra ba şlar. Bu ço ğalma bir pedogenesis’dir. Bu ço ğalmanın yolları ilgili şemada parazit ailelerine göre gösterilmi ştir. Bu aseksüel ço ğalma sonucu bir mirasidyumdan çok sayıda (600 ile milyonlar arası) serker olu şur. Bu ço ğalmanın salyangoz üzerinde üç türlü etkisi görülebilir. 1-Salyangoz a ğır enfeksiyonlar sonucu ölebilir. 2-Salyangozun gonodotropik hormonunun aktivasyonunu inhibe edilir ve gametogenezis olayı durur. Böylece salyangozda paraziter kastrasyon şekillenir. 3-Salyangozun aldı ğı g ıda maddeleri üremede (gametogenesiz’te) kullanılmadı ğından somatik dokulara yönelir. Bunun sonucu salyangoz a şırı derecede büyür ve devle şir. Olu şan serkerler salyangozu iki şekilde terkeder. Bazı türlerin serkerleri salyangozu do ğal deliklerinden terkeder (Örnek Fasciolidae). Bazı türlerde ise terkedi ş salyangozun tegümentinin (Dı ş örtüsü) delinmesiyle olur (Örnek Schistosomatidae). Serkerlerin kona ğı terketmesinde sıcaklık ve ı şık iki önemli faktördür. Bazı türlerde ilave üçüncü bir faktör sulu bir ortamın olu şmasıdır. Kona ğın enfeksiyonu: Schistosomatidae ailesinde metaserker devresi yoktur. Bunların serkerleri suya giren sonkonakların derisini delerek sonkona ğa girerler. Schistosomatidae dı şındaki di ğer ailelerde ise sonkonak enfeksiyonu metaserker ile olur. Bazı türlerin serkerleri suda bulunan yaprak veya bitkilere yapı şarak kuyruklarını kaybeder, kistlenir ve metaserker haline geçer. Bunlar dı ş ortamda dü şük sıcaklıklara dayanıklı, kuraklı ğa ise hassastırlar. Bazı türlerde ise serkerler ikinci bir arakona ğa girerek bu arakonakta metaserker haline geçerler. İkinci arakona ğa giri ş aktif (Serker arakona ğın vücut örtüsünü deler) veya pasif (Arakonak serkeri a ğız yoluyla alır) olarak gerçekle şir. Echinostomatidae ailesindeki bazı türlerde arasıra serkerler birinci arakona ğı terketmez ve burada metaserker haline geçer. Sonkonaklar dı ş ortamdaki metaserkerleri yada metaserkerli arakonakları yiyerek enfeksiyona yakalanır. Metaserkerler sonkonakta sindirim kanalında açılır. Metaserkerin açılması iki devrede meydana gelir. 1-Aktivasyon devresi: Bu devreyi ba şlatan ortamdaki yo ğun CO 2 miktarı ve ortamın sıcaklı ğıdır. Bu devrede parazit hareketlilik kazanır. 2-Çıkı ş devresi: Bu devreyi ba şlatan ise safra sıvısıdır. Safra etkisi ile parazit proteolitik enzim salgılar ve kisti içerden parçalayarak dı şarı çıkar. Çıkan genç parazitler türlere göre ya sindirim kanalında yada yerle şecekleri organlara göç ederek olgun eri şkinler meydana gelir. Veteriner Helmintoloji 9 Digenea'nın Sınıflandırılması Bu altsınıfta çok sayıda aile ve bunlara ba ğlı cinsler bulunmaktadır. Biz burada sadece önemli gördü ğümüz bazı ailelere yer verdik. Aile Cins _ 1- Diplostomatidae 1- Alaria 2- Diplostomum 3- Postodiplostomum 2- Schistosomatidae 1- Schistosoma 2- Orientobilharzia 3- Trichobilharzia 4- Ornithobilharzia 5- Austrobilharzia 6- Gigantobilharzia 3- Paramphistomatidae 1- Paramphistomum 2- Calicophoron 3- Cotylophoron 4- Gigantocotyle 4- Dicrocoelidae 1- Dicrocoelium 2- Eurytrema 3- Platynosomum 5- Heterophyidae 1- Heterophyes 2- Metagonimus 3-Phagicola 4-Stictodora 6- Fasciolidae 1- Fasciola 2- Fascioloides 3- Fasciolopsis 7- Echinostomatidae 1- Echinostoma 2- Echinoparyphium 3- Echinochasmus 4-Episthocasmus 5- Hypoderaum 6- Isthmiophora 8- Troglotrematidae 1- Troglotrema 2- Paragonimus 3- Collyriclum 4- Nanophyetus 9- Opisthorchiidae 1- Opisthorchis 2- Metorchis 3- Parametorchis 10- Prosthogonimidae 1- Prosthogonimus 11- Notocotylidae 1-Notocotylus 2-Catatropis 3-Ogmocotyle Fasciolidae Ailesi Bu ailedekilerin vücutları yaprak biçimindedir. Karın çekmeni a ğız çekmenine yakın olarak yer almı ştır. Ba ğırsakları, çok sayıda kör keselere ayrılmı ştır. Ovaryum ve testisler çok sayıda dallardan olu şmu ştur. Tegument dikenlidir. Geli şmelerinde tatlısu salyangozlarını arakonak olarak kullanırlar. Bu ailede bulunan ba şlıca cinsler, Fasciola, Fascioloides ve Fasciolopsis'dir. Fasciola cinsi Bu cins altında bulunan türler ba şta ruminantlar olmak üzere birçok memelinin karaci ğer safra yollarında ya şarlar. Bu cinste yurdumuzda görülen türler Fasciola hepatica ve F.gigantica'dır. Bu parazitlerin ve di ğer Digenea’ların karaci ğerde görülen eri şkin devrelerine halk arasında kelebek adı verilmektedir. Bu türlerden ba şka F.halli(syn.F.californica)A.B.D.de sı ğır ve koyunlarda,F.jacksoni Afrika ve Hindistan da fillerde,F.nyanzae ise hipopotamlarda görülür. Fasciola hepatica (Yaprak kelebe ği) Yayılı şı: Yurdumuz dahil dünyanın birçok bölgesinde görülür. Morfoloji: Makroskobik: Genç eri şkinler, karaci ğere geldiklerinde birkaç milimetre uzunlu ğundadır. Biçimleri mızrak ucunu (lanset) andırır. Bunların rengi beyazdır. Olgunla şmı ş eri şkinleri zeytin yapra ğına benzer. Bunların uzunlu ğu 3,5 cm'ye kadar ula şır. Ön taraflarında belirgin konik bir çıkıntı vardır. Bu çıkıntının her iki yanında tipik omuz çıkıntıları bulunur. Vücut kenarları arkaya do ğru birbirine yakla şır. Arka uç Fasciola gigantica'ya göre sivridir. Olgunla şmı ş eri şkinlerin rengi petrol ye şilidir. Mikroskobik: Tegument üzerinde uçları arkaya dönük dikenler vardır. A ğız ve karın çekmenleri kolayca görülür. Karın çekmeni omuz hizasında orta hatta yer alır. Yumurtaları oval ve sarı renklidir. Bir kutbunda kapak bulunur. Büyüklü ğü ortalama 150 X 90 µm dir. Toparlak ve Tüzer 10 Sonkonakları: Ba şlıca ruminantlardır. Ancak insan dahil birçok memeli hayvanda da geli şir. Genç eri şkinler karaci ğer parankimasında görülür. Olgunla şmı ş eri şkinleri ise safra kanallarında yerle şir. Nadiren sapık parazit olarak insanlarda deri altı, akci ğer ve di ğer bazı organ ve dokularda görülür. Arakonakları: Yurdumuzda bilinen arakona ğı Lymnaea truncatula'dır. Bu salyangoz pH yönünden hafif asit olan bataklık arazilerde amfibik bir ya şam gösterir. Di ğer bazı Lymnaea türleri de arakonaklık yapabilmektedir. Ya şam Çemberi (Biyoloji): Safra kanallarında ya şayan olgunla şmı ş eri şkinler yumurtalarını buralara bırakır. Bunlar safra kanalları yoluyla ba ğırsa ğa, oradan da dı şkı ile dı şarı atılır. Yumurtaların geli şebilmesi için nemli veya sulu bir bir ortama gereksinim vardır. Yumurta içinde mirasidyumun geli şmesi 22º C'ta 14-17 günde olur . Ancak bu süre çevre sıcaklı ğına ba ğlı olarak birkaç aya kadar da çıkabilir. Mirasidyum geli ştikten sonra sulu bir ortamda yumurtanın kapa ğını açar. Bu i şte ı şık önemli bir faktördür. Çünkü ı şık etkisi ile mirasidyum bir enzim salgılar ve bu yumurta kapa ğını açar. Serbest kalan mirasidyum suda yüzerek uygun arakona ğı arar. Bunlar 24 saat kadar bir süre ya şarlarsa da ço ğunlu ğunun salyangozu enfekte edebilme kabiliyeti üç saatle sınırlıdır. Mirasidyum salyangoza girdikten sonra burada sırasıyla sporokist, redi ve serker dönemleri geli şir Ortamın kurak oldu ğu durumlarda ikinci bir redi Veteriner Helmintoloji 11 dönemi (kız redi) daha geli şir. Arakona ğın ya şadı ğı ortamdaki su çekilirse salyangoz kendini çamura gömer. Burada aylarca enfekte olarak ya şamını sürdürür. Arakona ğın bulundu ğu ortama tekrar su geldi ğinde salyangozlar çamurdan çıkarlar ve bir anda bol miktarda serker çıkarmaya ba şlarlar. Serkerler arakona ğı terkederek suda yüzme ğe ba şlarlar. Temiz su serker çıkı şını uyarır. Serkerlerin çıkı şı 9-26º C arasında olur. Bunlar suda bulunan bitki, bitki yaprakları veya di ğer cisimlere yapı şarak kistlenir ve böylece sonkonak için enfektif dönem olan metaserkerler meydana gelir. Mirasidyumun yumurtayı terkedi şinden metaserkerlerin olu şmasına kadar geçen süre en uygun (optimum) ko şullarda en az 5-6 haftadır. Tek bir mirasidyumla enfekte salyangoz 600 kadar serker çıkarabilir. Yumurta içinde mirasidyumun, arakonak içindeki larva dönemlerinin ve bizzat arakona ğın kendisinin geli şmesinde en uygun ısı 22-26°C'dir. Bunların geli şmeleri ortamın ısısı 10°C ve altına dü şerse durur. Uygun şartlarda yani nemli ve serin bir ortamda bir yıla kadar bir süre canlı kalabilirler. Sonkonaklar metaserkerli otları yiyerek enfekte olurlar. Ba ğırsaklara gelen metaserkerlerin kist duvarı yırtılır ve genç eri şkinler kistten çıkar. Genç eri şkinler ba ğırsak duvarını delerek peritona oradan da karaci ğere ula şırlar. Bu olay yakla şık bir haftalık bir süre içinde olur. Karaci ğer kapsülasını delerek içeri giren genç eri şkinler parankim hücrelerini yiyerek tünel kazarlar. Bunlara parazitin göç yolları denir. Parazitlerin parankimadaki göç süresi yakla şık 6-7 haftadır. Bu sırada parazitler giderek büyürler. Bu süre sonunda parazitler önce küçük safra kanallarına oradan da daha büyük safra kanallarına hatta safra kesesine giderler ve e şeysel olgunlu ğa eri şerek yumurta çıkarmaya ba şlarlar. Bunların safra kanallarına girmesinden yumurtlamaya ba şlamalarına kadar geçen süre yakla şık 4 haftadır. Böylece metaserkerlerin alınmasından parazitlerin yumurta çıkarmaya ba şlamasına kadar geçen süre (prepatent süre) yakla şık 11-12 haftadır. Fasciola hepatica'nın tüm biyolojisini tamamlayabilmesi için optimum ko şularda en az 17-18 haftaya gereksinimi vardır. Fasciola hepatica sonkonakta uzun süre ya şayan parazitlerdir. Bunlar koyunlarda 11 yıla kadar ya şar. Koyunlarda uzun süre ya şamasının nedeni tegumentin üstünde yer alan glikokaliks örtüsünün antijenik yapısını sürekli de ği ştirerek kona ğın immun sistemini atlatması ve parazitin salgıladı ğı bazı moleküllerin immünosupressör etki yapmasıdır. Fakat sı ğırlarda ya şam süresi bir yıldan kısadır. Sı ğırlarda prenatal enfeksiyon da görülmü ştür. Parazit insanlarda 6 yıl kadar ya şayabilmektedir. Epizootiyoloji: Fasciolosis hepatica meraya ba ğlı bir enfeksiyondur. Metaserkerler silajda canlılı ğını hemen yitirir. Kuru otta ise bir aya kadar canlı kalır. Hayvanlar enfeksiyona merada metaserkerli otları yiyerek yakalanır. Etkenler kı şı sonkonaklarda eri şkin olarak, merada yumurta içinde, arakonak içinde veya otlara yapı şmı ş metaserker olarak geçirir. Fasciolosis hepatica’ın epizootiyolojisinde rol oynayan faktörler şunlardır: 1-Arakonakların geli şmesine uygun alanların yaygınlı ğı: Arakonakları amfibik özelli ğe sahiptir. Suya ve çamura girip çıkarak ya şarlar. Bunların ideal geli şme yerleri; a-bataklık araziler, b-göl veya nehirlerin ta şmaları sonucu kenarlarında olu şan çamurlu bataklık alanlar, c-taban suyunun yüksek oldu ğu yerlerde hayvanların ayak izleriyle olu şan içleri suyla dolu çukurcuklardır. Bu gibi alanların fazlalı ğı enfeksiyonun yo ğunlu ğunu yani konaktaki parazit sayısını artırır. Toparlak ve Tüzer 12 2-Ya ğı ş rejimi ve topra ğın nemi: Ya ğı şlar ve topra ğın nemi bir kaç yolla etkisini gösterir. a-Ya ğı şlar, arakonakların geli şmesine uygun yerlerin geni şlemesine ve yapısını korumasına olanak sa ğlar. Ya ğı şların kesilmesi sonucu bu tip alanlar kurumaya ba şlar. Bu gibi durumlarda ise salyangoz çamura gömülerek kendini korur. E ğer toprak nemli kalırsa bu salyangozların ço ğu canlılı ğını devam ettirir. Fakat toprak iyice kurursa ço ğu ölür. Bunlar ya ğı şın tekrar olması ile çamurdan çıkarak ya şamına devam eder. b-Topra ğın nemi ve ya ğı ş, yumurtaların geli şmesi için de hayati önemdedir. Mirasidyumun yumurtayı terketmesi ve arakona ğı enfekte edi şi ile arakonakta meydana gelen serkerlerin dı şarı ç ıkı şları gene sulu bir ortamda olmaktadır. Arakonak çamurda iken çıkamayan serkerler sulu ortamı bulunca birden dı şarı çıkarlar. c-Nemli ortam metaserkerlerin canlı kalma sürelerini artırır. d-Ya ğı şların az olması otların kurumasına ve böylece hayvanların salyangoz populasyonunun fazla oldu ğu nisbeten sulu kesimlerde yo ğunla şmasına neden olur. Böylece arakonak-parazit-sonkonak ili şkisi sıkla şır. 3-Çevre sıcaklı ğı: Çevre sıcaklı ğı da etkisini bir kaç yolla gösterir. a-Çevre sıcaklı ğı 22-26°C olursa yumurta içinde mirasidyumun, arakonakların ve arakonak içindeki dönemlerinin geli şmesi en hızlı şekilde olur. b-Çevre sıcaklı ğı 10°C ve altına dü şerse bütün bunların geli şmesi tamamen durur. c-Kı şın ise çevre ısısının -4°C'ın altına dü şmesi parazitlerin yumurtalarını ve metaserkerlerini öldürür. Gene bu gibi çok dü şük sıcaklıklar çamura gömülü salyangozların da ço ğunu öldürür. d-Kı şın çevre sıcaklı ğı 0°C'ın yukarısında ise yumurtalar ve metaserkerler kı şı canlı olarak atlatır. 4-Sonkonak populasyonunun yo ğunlu ğu ve sonkonak çe şidi: Arakonakların ideal ya şama alanlarına fazla sayıda hayvan sokulması konak parazit ili şkisini sıkla ştırır. Gene böyle alanlara bu parazitlerin ideal sonkonakları olan küçük ruminantların sokulması enfeksiyon yo ğunlu ğunu artırır. 5-Eri şkin parazitlere kar şı ilaç baskısı: Sonkonaktaki parazit populasyonuna kar şı yapılacak ilaç uygulamaları yörede enfeksiyon yo ğunlu ğunu azaltır. Bir yörede fasciolosis enfeksiyonunun epizootiyolojisi, yukarıda bahsedilen faktörler arasındaki karma şık ili şkiye ba ğlıdır. Patojenez: Fasciolosisde bir karaci ğer tahribi söz konusudur. Bu tahribat genç parazitler tarafından parankimada, olgun parazitler tarafından safra kanallarında meydana gelir. Patojenez, kona ğın ba ğı şıklık durumuna, parazitin karaci ğerdeki geli şme dönemlerine ve belirli bir sürede alınan metaserker sayısına göre de ği şir. Koyunlarda patojenez: Bu hayvanlarda bu parazite kar şı iyi bir ba ğı şıklık şekillenmez.. Bu nedenle kısa sürede fazla sayıda metaserkerin alınması, karaci ğer parankimasında şiddetli tahribata yol açar. Bu olay akut travmatik bir hepatitisten ibarettir. Bu durumda çok sayıda genç parazit parankimada göç eder ve parankima hücreleri tahrip olur. Bu göç sırasında parazitler damarları da parçalar, karaci ğerde kanamalara neden olur ve arkalarında kan ile dolu tünelcikler bırakırlar. Daha sonra bu alanlar yangı hücreleri ile dolar. Bu kanamaların şiddetine göre hayvanda bir makrositik anemi olu şabilir. Bazı durumlarda a şırı kanamadan dolayı hayvan birdenbire ölebilir. Enfeksiyon daha az şiddetli olur ve hayvan ya şarsa bu alanlar fibrosis ile iyile şir. Enfeksiyonun buraya kadar olan kısmına akut fasciolosis denir. Parazitler daha sonra safra yollarına girer ve olgunla şırlar. Enfeksiyonun bundan sonraki dönemi kronik fasciolosistir. Kronik fasciolosis akut olayı atlatanlarda veya az sayıda metaserkerin alınması sonucu akut enfeksiyon tablosu gerçekle şmeden şekillenir. Parazitlerin üzerindeki dikenler safra kanalı epitelini sürekli irrite eder. Safra kanalları yangıla şır ve fibröz doku ile kalınla şır. Safranın kıvamı koyula şır ve safranın akı şı yava şlar. Bu dönemde parazitler safra sıvısı ve safra kanalı epitelinin yanı s ıra kan ile de beslendiklerinden dolayı hayvanda demir noksanlı ğına ba ğlı anemi şekillenir. Safra kanallarının yapısının bozulması, plasma proteinlerinin bu kanallar içine geçmesine ve ba ğırsaklar yoluyla dı şarı atılmasına neden olur. Buna ba ğlı olarak da kanda albumin düzeyi dü şer. Bu durum vücutta ödemlerin olu şmasına ve kilo kaybına neden olur. Sı ğırlarda patojenez: Bir ya şından küçük sı ğırlarda hastalık koyunlardaki gibi seyreder. Bir ya şından büyük ve daha önce bu parazitle kar şıla şmı ş sı ğırlarda is e parazite kar şı bir ba ğı şıklık şekillenir. Bu durumda: a-Karaci ğerde var olan parazitlerin ya şama şansları azalır. b-Yeni giren genç eri şkinlerin karaci ğerde geçirdikleri göç yava şlar. Sonuç olarak karaci ğerde yerle şen parazit sayısı azalır. Bu nedenden dolayı hastalık bir ya şından büyük sı ğırlarda akut de ğil kronik seyreder. Bu hayvanlarda konakçı reaksiyonu fazla oldu ğundan parazitler safra kanalları içinde ölür. Sı ğırlarda gerek bir ya şından küçüklerde ve gerekse bir ya şından büyük ve daha önce bu parazitle Veteriner Helmintoloji 13 kar şıla şmı ş olanlarda kronik dönemde koyunlardan farklı olarak safra kanallarının fibrosisini, kalsifikasyon izler. Klinik belirtiler ve patolojik lezyonlar: Akut fasciolosis'te: Çok fazla sayıda metaserker ile olu şan enfeksiyonlar perakut seyreder. Hayvanlar bir iki gün içinde klinik belirti göstermeden ölür. Bu gibi durumlarda nekropside karaci ğer kapsülünün yırtıldı ğı, karın bo şlu ğuna kan doldu ğu (1-8 litre arası) görülür. Normal akut seyirde ise klinik bulgular olarak hayvanlarda halsizlik, solunum güçlü ğü, karın bölgesinin şi şkinli ği görülür. Karın bölgesi palpasyonda a ğrılıdır. Karaci ğerdeki hemorajinin büyüklü ğüne göre de ği şen derecelerde anemi de görülebilir. Nekropside karın bo şlu ğunda kanlı ve fibrinli bir sıvı vardır. Karaci ğer büyümü ş ve kanamalıdır. Yüzeyi (özellikle ventral lob) fibrinli bir zarla örtülüdür. Kapsulası altında hematomlar görülebilir. Kesit yüzeyi genç eri şkinlerin göç yollarından dolayı delik de şiktir. Bu yolların sonunda göç halindeki beyaz renkli genç eri şkinler görülür. Kronik fasciolosis'te: Klinik olarak hayvanlarda anemi, zayıflık, çene altı ödemi ve karın bölgesinin şi şkinli ği dikkati çeker. Hayvanlarda protein, karbonhidrat ve mineral madde metabolizmalarını bozarak verim kayıplarına (et, süt verimleri ve yapa ğı kalitesi) neden olur. Çok az parazitten ileri gelen subklinik enfeksiyonlarda sadece verim kayıpları ortaya çıkar. Nekropside, hayvan zayıflamı ştır. Karın bo şlu ğunda asites görülür. Karaci ğerin dı ş görünümü bozulmu ştur. Sınırları düzensiz bir görünümdedir. Rengi açılmı ş, kıvamı sertle şmi ş ve hacim olarak küçülmü ştür. Safra kanalları kalınla şmı ştır. Safra kanalları etrafında ve parazitlerin göç yollarında fibrosis görülür. Safra kanalları ve safra kesesi içinde olgunla şmı ş eri şkin parazitler bulunur. Sı ğırlarda koyunlardan farklı olarak safra kanallarında kireçlenme vardır. Tanı (Te şhis): Klinik belirtiler hava şartları ve yörede arakonakların varlı ğı tanıda yardımcı unsurlardır. Akut fasciolosis'te: Akut enfeksiyonun tanısı esas olarak nekropside lezyonları ve göç halindeki beyaz renkli genç eri şkinleri görmekle olur. Ancak sı ğırlarda prati ğe indirgenmemi ş olmakla birlikte karaci ğerin parankim hücrelerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan glutamat dehidrojenaz enzimlerinin kandaki düzeyinin saptanması ile de tanı yapılabilir. Birkaç hayvanın nekropsi yapılabilmesi açısından koyunlarda tanıyı koymak sı ğırlara göre daha kolaydır. Kronik fasciolosis'te: D ı şkıda yumurtaların görülmesiyle yapılır. Bu yumurtalar Paramphistomum yumurtaları ile karı ştırılabilir. Ancak Paramphistomum yumurtaları daha büyük ve gri-beyaz renklidirler. Fasciola hepatica ve F.gigantica yumurtaları ise birbirlerinden ayırtedilemez. Dı şkı yoklamasında sedimentasyon veya konsantre ZnSO 4 çözeltisiyle flotasyon yöntemleri uygulanır. Ayrıca safra epitellerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan gamaglutamik transpeptidaz enziminin kandaki düzeyinin saptanmasıyla da tanı yapılabilir. Sa ğaltım: Fasciolosis'e kar şı sa ğaltım amacıyla kullanılan ilaçlar baskılayıcı olmayan (nonsupressif) olarak kullanılır. Bunun amacı kilinik belirtiler gösteren hayvanları tedavi etmek böylece verim kayıplarının önüne geçmektir. Bu parazite kar şı kullanılan ilaçlardan carbon tetrachloride, hexachloroethane ve hexachlorophene oldukça eskidir. Bunlardan hexachlorophene ucuz ve nisbeten daha az toksik olması nedeniyle halen ülkemizde kullanılmaktadır. Son zamanlarda, toksisitesi az fakat antiparaziter etkisi yüksek olan ilaçlar kullanıma sunulmu ştur. Toparlak ve Tüzer 14 Fasciolosis hepatica'nın sa ğaltımında kullanılan ilaçlar ve dozları a şa ğıda verilmi ştir. Koyunda ilaçlar: Kimyasal madde Akut Kronik Diamphenethide 80 mg/kg - Triclabendazole 7,5 mg/kg 7,5 mg/kg Rafoxanide - 5 mg/kg Nitroxynil - 10 mg/kg Oxyclosanide - 15 mg/kg Niclofolan - 5 mg/kg Brotianide - 10 mg/kg Albendazole - 15 mg/kg Hexachlorophene - 25 mg/kg Netobimin - 20 mg/kg Closantel - 10 mg/kg Disophenol - 10 mg/kg Clorsulon - 20 mg/kg Sı ğırda ilaçlar: Kimyasal madde Akut Kronik Triclabendazole 10 mg/kg 10 mg/kg Rafoxanide - 2,5 mg/kg Nitroxynil - 10 mg/kg Oxyclosanide - 10 mg/kg Niclofolan - 3 mg/kg Albendazole - 10 mg/kg Netobimin - 20 mg/kg Closantel - 2,5 mg/kg Clorsulon - 7 mg/kg Kontrol: Fasciolosis hepatica’ın kontrolunda a şa ğıdaki üç nokta gözönüne alınmalıdır. 1-Arakonaklarla mücadele: Bunun için; a-Arakonakların ya şadı ğı yerlerin drenajı yapılarak bu alanlar kurutulur. Bu en kesin ve kalıcı bir metotdur. b-Arakonakları öldürmek için molluscisidler kullanılır. Bu yöntem ise geçici bir fayda sa ğlar. Bu amaçla kullanılan ilaçlar Niclosamide, Baylucide, bakırpentaklorfenat, bakır sülfat ve Frescon'dur. Ancak bu tip ilaçlar do ğal ya şama zarar verebilece ğinden kullanımında dikkatli olmak gerekir. c-Biyolojik mücadelede ortamdaki salyangozları yiyen kurba ğa ve ördekler kullanılabilir. 2-Sonkonakta ilaç kullanımı: a-Konakta eri şkin parazite yönelik ilaç kullanımı: Bu şekilde ilaçlama 1) Meranın yumurta ile kontaminasyonunu engeller, 2) kona ğı kronik fasciolosis'in zararlı etkilerinden korur. Bu amaçlar için tek bir ilaç uygulaması konaktaki eri şkin parazit sayısının yıl içinde en yüksek oldu ğu zamanda yapılır. b-Konakta genç parazitlere kar şı ilaç kullanmak: Bu ilaçlamada amaç konakları akut fasciolosis'in zararlı etkilerinden korumaktır. Bu amaca yönelik olarak ilaçlama merada metaserkerin sayısının hastalı ğı ba şlatabilecek kritik sayıya ula ştı ğı zaman ba şlamalı ve risk süresi ortadan kalkana kadar 5-6 haftada bir ilaçlamaya devam edilmelidir. Bir yörede gerek eri şkinlere ve gerekse genç parazitlere yönelik ilaçların kullanım zamanları, o yörede yapılacak epizootiyolojik çalı şmalar sonucu belirlenir. Bununla birlikte Kuzey Yarım Kürede olan Ülkemiz için genel olarak Eylül-Aralık arası parazitin genç şekillerine (akut fasciolosis’e) kar şı, kı ş aylarında ise eri şkin parazitlere (kronik fasciolosis'e) kar şı ilaçlama yapılması tavsiye edilebilir. 3-Sonkonakların enfekte alanlara girmesini engellemek: Bu sayede hayvanların enfeksiyon riski önlenebilir. Fasciolosis’in ekonomik önemi: a-Hayvanların ölümlerine neden olur. b-Et, süt verimi azalır ve yapa ğı kalitesi bozulur. c-Hayvanın geli şmesi yava şlar. d-Mezbahalarda büyük çapta karaci ğer kaybı meydana gelir. Nekrotik hepatitis (kara hastalık) Fasciola hepatica’nın genç eri şkinleri karaci ğere geldikten sonra parankim dokudan göç ederek safra kanallarına do ğru giderler. Bu sırada genç kelebekler (Genç eri şkinler) karaci ğer parankim hücrelerini tahrip ederler. Bu tahribat sonucu anaerobik bir ortam şekillenir. Bu ise bu organda mevcut olan veya genç eri şkinlerle ba ğırsaktan sürüklenen Clostridium novyi tip-B sporlarının geli şmesini ve toksin olu şumunu gerçekle ştirir. Hayvan toksemi sonucu ölür. Bu olaya birkaç parazit dahi neden olabilir. Ancak bu hastalı ğın geli şmesi sadece Fasciola hepatica ile ilgili olmayıp karaci ğer parankimasında tahribat yapan canlı veya cansız tüm etkenler hazırlayıcı sebep olabilir. Bu olay ço ğunlukla koyunlarda görülür. Fasciola gigantica (Yılan kelebe ği) Yayılı şı: Yurdumuz dahil tropik ve subtropik iklime sahip bir çok ülkede görülür. Morfoloji: Makroskobik: Fasciola hepatica'dan daha büyüktür. Olgunla şmı ş eri şkinlerin uzunlu ğu 7,5 cm'ye ula şabilir. Fasciola hepatica'ya göre öndeki konik çıkıntısı daha kısa ve omuz çıkıntıları daha az belirgindir. Vücut kenarları birbirine paralel seyreder ve arka uç yuvarlak olarak sonlanır. Ancak Fasciola hepatica ve F.gigantica hibridlerinde her iki türe ait morfolojik özellikler gözlenir. Veteriner Helmintoloji 15 Mikroskobik: Yumurtaları F.hepatica’nın yumurtalarından daha büyüktür. Ortalama boyutları 190 X 100 mikron civarındadır. Bununla beraber büyüklü ğü F.hepatica'nınki kadar olan yumurtalar da vardır. Sonkonakları: Özellikle çifttırnaklı hayvanlardır. Bununla birlikte insan dahil di ğer memelileri de enfekte edebilir. Sonkonakta karaci ğerde safra kanallarında yerle şir. Arakonakları: Yurdumuzda bilinen arakona ğı Lymnaea auricularia'dır. Bu salyangoz L.truncatula gibi bataklık arazilerde de ğil suda ya şar yani akuatiktir. Di ğer bazı Lymnaea türleri de bu parazite arakonaklık yapabilmektedir. Ya şam çemberi: Sonkonak tarafından dı şkıyla dı şarı ç ıkan yumurtalar göl, gölet baraj gibi yerlerin kenarlarındaki sı ğ sulara dü ştüklerinde içinde mirasidyum geli şir. Daha sonra ya ğı şlarla göl suyunun göl kenarındaki alanları kaplaması ile arakonaklar da buralara ula şırlar. Bu sırada yumurtayı terkeden mirasidyum salyangozu enfekte eder. Arakonaktaki geli şme dönemleri sporokist, redi ve serker dönemleridir. Salyangozdaki tüm geli şmesini optimum sıcaklıkta (26°C) 36-40 günde tamamlar. Serkerlerin arakona ğı terketmesi ço ğunlukla kurak mevsimin ba şlayıp suların göl yata ğına çekilmesi sırasında olur. Çıkan serkerler suda bulunan otlara ve di ğer maddelere yapı şmaz ve su yüzeyinde kistlenerek metaserker haline geçerler. Bu gibi yerlerden su içen sonkonaklar enfekte olurlar. Sonkonaktaki geli şme Fasciola hepatica'nınkine benzer. Ancak prepatent süre daha uzun olup 13-16 haftadır. Patojenez, Klinik belirtiler, Patolojik bozukluklar, Tanı, Sa ğaltım ve Ekonomik önemi: Fasciola hepatica'da anlatıldı ğı gibidir. Epizootiyoloji: Arakonaklık yapan Lymnaea auricularia akuatiktir. Bu nedenle hastalık su kanalları, göller veya barajların çevresinde otlayan hayvanlarda görülür. Ya ğı şlı ve kurak mevsimlerin görüldü ğü subtropik ve tropik bölgelerde yumurtalar içinde mirasidyumun geli şmesi için optimal şartlar vardır. Epizootiyolojide rol oynayan üç önemli faktör vardır. 1-Ya ğı şların ba şlaması ve su rezervuarlarının yataklarından ta şması: Ya ğı şlı mevsimin ba şlaması ile mirasidyumlar yumurtaları terkeder ve salyangozları enfekte eder. Parazitin salyangoz içindeki geli şmesi ya ğı şlı mevsim sona erdi ğinde tamamlanır. Bu devrede çevrede otlar bol oldu ğundan ve su kenarları bataklık oldu ğundan hayvanlar su kenarlarına pek gitmezler. Böylece metaserker alma riski azalır. 2-Kurak mevsimin ba şlaması ve ta şan suların tekrar geri çekilmesi: Kurak mevsimin ba şlaması ile serker çıkı şı da ba şlar. Bu mevsimde su kanalları, göller ve barajlarda su seviyesi hala yüksektir. Serker çıkı şı su seviyesi dü şene kadar devam eder. Metaserkerler su yüzeyinde bulunur. Kurak mevsimlerde çevrede otlar kurudu ğundan ve bataklık alanlar kuruyarak otlu alanlar sadece su kenarlarında kaldı ğından hayvanlar bu yerlerde yo ğunla şır. Bu sırada su içen hayvanlar su üzerindeki metaserkerleri alarak enfeksiyona yakalanır. Bu yüzden bu parazitten ileri gelen akut olaylar kurak mevsimlerde görülür. 3-Sonkonakta parazite kar şı ilaç uygulama sıklı ğı: İlaç uygulaması parazit sayısını azaltarak etkili olur. Kontrol: Kontrol prensipleri fasciolosis hepatica'da bahsedildi ği gibidir. Fakat arakona ğı akuatik oldu ğundan bunlarla mücadele hemen hemen imkansızdır. Ya şadıkları sulara molluscisitlerin uygulanabilece ği dü şünülürse de bu durumda suda ya şayan di ğer canlılar da zarar görece ğinden sakıncalıdır. Bu gibi alanların etrafının çitle çevirmenin pratik uygulanabilece ği sahalar çok azdır. Bu durumda sonkonaktaki parazitlere yönelik ilaç uygulamasından ba şkaca yapılabilecek fazlaca bir şey kalmamaktadır. Fascioloides magna Yayılı şı: Kuzey Amerika ve Avrupa'dır. Türkiye'de rastlanmamı ştır. Morfoloji: Makroskobik: 10 X 3 cm boyutlarındadır. Ön tarafında konik çıkıntı bulunmaz. Yassı ve etlice bir yapıdadır. Toparlak ve Tüzer 16 Mikroskobik: Yumurtaları şekil ve renk olarak F.hepatica'nınkine benzer. Sonkonakları: Özellikle geyiklerdir. Ancak di ğer ruminantlar, domuz ve nadiren atlarda görülür. Sonkonakta karaci ğerde yerle şir. Arakonakları: Lymnaea truncatula ve di ğer bazı amfibik Lymnaea türleridir. Ya şam çemberi: Fasciola hepatica'nınkine benzer. Fakat geli şmesi daha uzun sürer. Salyangozdaki geli şmesi optimum şartlarda 7-8 haftadır. Parazit geyik ve sı ğırlarda karaciger dokusunun olu şturdu ğu kapsül içinde bulunur. Geyiklerde bu kapsül bir kanalla safra kanallarına ba ğlı olup bu kanal aracılı ğıyla yumurtaları dı şarı çıkar. Ancak sı ğırlarda bu ba ğlantı yoktur. Koyun ve keçilerde ise konakçı reaksiyonu yeterli olamadı ğından parazit sürekli olarak karaci ğer dokusunda gezinir ve e şeysel olgunlu ğa eri şmez. Prepatent süre geyik ve sı ğırlarda 7 aydır. Patojenitesi: Patojenitesi geyik ve sı ğırlarda oldukça az olmasına kar şılık koyun ve keçilerde konakçı reaksiyonu az oldu ğundan birkaç parazit dahi öldürücüdür. Tanı: Geyiklerde parazitin yumurtalarına dı şkıda rastlanabilir. Fakat sı ğır, koyun ve keçilerde dı şkıda yumurta görülmez. Bu hayvanlarda tanı ancak nekropside parazitleri görmekle olur. Sa ğaltım: Geyiklerde Clorsulon 24 mg/kg, Albendazole 26 mg/kg ve Oxyclozanide, koyunlarda Clorsulon 15 mg/kg, Albendazole 7.5 mg/kg ve Closantel 15 mg7kg, sı ğırlarda rafoxanide kullanılır. Kontrol: Koyun ve sı ğırlar geyiklerin gezindi ği alanlarda otlatılmamalıdır. Arakonak mücadelesi yapılmalıdır. Fasciolopsis buski Bu parazit Uzakdo ğu'da görülür. Parazit, insan ve domuzlarda inceba ğırsaklarda ya şar. 7,5 X 2 cm boyutunda oval bir trematoddur. Yumurtaları Fasciola yumurtalarına benzer. Geli şmelerinde Planorbidae ailesindeki su salyangozlarını arakonak olarak kullanırlar. Çok sayıda olduklarında ba ğırsaklarda ülserlere neden olurlar. Veteriner Helmintoloji 17 Dicrocoelidae Ailesi Bu ailedeki parazitler küçük ve mızrak ucu biçimindedir. Omurgalıların karaci ğer safra yollarında ve pankreas kanallarında ya şarlar. Yumurta dı şkı ile atıldı ğında içinde mirasidyum geli şmi ştir. iki arakonak kullanırlar. Birinci arakonak olan salyangozdaki geli şimi sırasında redi dönemi görülmez. Bu ailede Dicrocoelium, Eurytrema ve Platynosomum cinsleri yer alır. Dicrocoelium Cinsi Bu cinse ba ğlı üç tür vardır. Bunlar Dicrocoelium dentriticum, D.hospes ve D.chinensis 'tir. Dicrocoelium dentriticum (Kum kelebe ği) Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünyanın birçok bölgesinde görülür. Morfoloji: Makroskobik: Uzunlu ğu 1 cm'den kısa, lanset (mızrak ucu) biçiminde yarı saydam bir parazittir. Ruminantların safra kanalında ya şayan diger trematodlarla karı şmaz. Mikroskobik: Ba ğırsakları, uçları kör olarak sonlanan iki boru biçimindedir. Karın çekmeninin arkasında arka arkaya sıralanmı ş iki adet testis bulunur. Bunların hemen arkasında bir adet ovaryum yer alır. Tegument dikensizdir. Yumurtaları 45 X 30 mikron boyutunda koyu kahverenkli ve kapaklıdır. Yumurtalar ilk görünümde kavrulmu ş kahve çekirde ğine benzer. Yumurtalar sonkona ğı d ı şkıyla terkederken içinde mirasidyum geli şmi ştir. Bu parazit morfolojik olarak D.hospes’e benzer. Fakat D.hospes’te vitellojen bezler ba ğırsak kanallarının medialinde bulunur. Buna kar şılık D.dendriticum’ta bu bezler ba ğırsak kanallarının lateralinde yer alır. Sonkonakları: Özellikle ruminantlardır. Arasıra ise domuz, at, insan, tav şan ve farelerde görülür. Sonkonakta safra kanallarına ve safra kesesine yerle şir. Arakonakları: 1.Arakonakları: Helicella, Zebrina, Cionella ve di ğer bazı cinslere ba ğlı kara salyangozlarıdır. 2.Arakonakları: Formica cinsine ba ğlı karıncalardır. Ya şam çemberi: Sonkona ğı d ı şkıyla terkeden yumurtalar arakonaklık yapan kara salyangozları tarafından alınır. Ba ğırsakta serbest kalan mirasidyum ba ğırsa ğı delerek salyangozun hepatopankreasına gider. Burada ana sporokist ve daha sonra da bundan kız sporokistler geli şir. Kız sporokistlerden ise serkerler olu şur. Serker yı ğınları salyangozun içinde sümüksel bir madde ile sarılır. Böylece olu şan sümüksel yumak salyangozu solunum deli ğinden terkeder. Salyangozdaki geli şim en az üç ay sürer. Hava sıcaklı ğının dü şmesi serker atılımını h ızlandırır. Serker ta şıyan bu sümüksel yumaklar ikinci arakonak olan karıncalar tarafından yuvalarına ta şınır. Karıncalar onları hemen veya sonra yer bu durumda tüm karınca kolonisi serkerlerle enfekte olabilir. Serkerler ço ğu karıncaların vücut bo şlu ğuna giderek kistlenir ve metaserker haline geçer. Karıncalarda metaserkerlerin geli şmesi ve enfektif hale gelmesi 28-32°C'ta 35-38 gün sürer. Bazı serkerler, vücut bo şlu ğuna girdiklerinde beyin görevi yapan subözofagial gangliyona giderek orada kistlenir. Toparlak ve Tüzer 18 Karıncanın bu organında bulunan metaserkerler burada tahribat olu şturur. Karıncalar anormal davranı ş biçimleri gösterirler. Bu gibi karıncalar otların tepesine tırmanma e ğilimindedir. Ak şam serinli ği çökünce çeneleri istem dı şı kasılır ve üzerinde bulundu ğu otu bırakamaz, bütün gece o şekilde kalır. Sabahın erken saatlerinde güne ş do ğup hava ısınmaya ba şlayınca çenenin bu kasılması ortadan kalkar ve karıncalar tekrar hareket etmeye ba şlar. Hayvanlar otlarla birlikte enfekte karıncaları yiyerek enfeksiyona yakalanırlar. Alınan metaserkerler sonkona ğın ince ba ğırsa ğında açılarak genç eri şkinler ortaya çıkar. Genç eri şkinler koledok kanalından (Ductus choledochus) göç ederek safra kanallarına ula şır. Bu olay birkaç saat gibi kısa bir sürede gerçekle şir. Bu genç kelebeklerin F.hepatica'da oldu ğu gibi karaci ğer parankimasında bir göç geçirmesi söz konusu de ğildir. Prepatent süre 10-12 haftadır. Parazitlerin sonkonaktaki ya şam süresi en az 8 yıldır. Patojenez: Patojeniteleri azdır. Bunun nedenleri şunlardır: a-Parazitler karaci ğer parankimasında göç geçirmezler. b-Tegumenti dikensizdir. c-Boyutları küçüktür. Safra kanallarında bini a şan sayılarda oldukları durumlarda bile karaci ğerde önemli bir de ği şiklik olmaz. Ancak sayıca onbinlere ula ştıklarında karaci ğerde lezyonlar ve hatta ölümler şekillenir. A ğır enfeksiyonlarda küçük safra kanallarında fibrosis ve geni şleme görülür. Karaci ğerde siroz şekillenir. Koyunlarda bu parazite kar şı bir ba ğı şıklık olu şmaz. Bu nedenle bu hayvanlarda sürekli metaserker alımı sonucu parazitler sayıca çok yüksek rakamlara ula şabilir (Bir koyunda 50 000'e kadar çıkabilir). Klinik belirtiler: Ço ğu olayda klinik belirti görülmez. A ğır enfeksiyonlarda kansızlık ödem ve zayıflık ortaya çıkar. Epizootiyoloji: Epizootiyolojide rol oynayan faktörler şunlardır. 1-Yumurtalarının özelli ği: Yumurtaları so ğu ğa (-10°C'ta kadar canlı kalır) ve kuraklı ğa oldukça dayanıklı olup merada yıllarca canlı kalabilir. 2-Arakonaklarının özelli ği: Arakonakları karada ya şadı ğından ya şama alanları sulu veya bataklık olanlarla sınırlı de ğildir. Bu durum parazite geni ş bir yayılım olana ğı sa ğlar. 3-Çevre sıcaklı ğı: a-Çevre sıcaklı ğı birinci ve ikinci arakonakların aktivitelerini etkiler. b-Gece-gündüz sıcaklık farkı yeteri kadar olursa serker çıkı şı hızlanır. c-Geceleyin sıcaklık dü şü şü enfekte karıncaların otların üstünde kasılıp kalmalarına neden olur. 4-Otlatma özelli ği: Sabahın erken saatlerinde hava ısınmadan hayvanların otlatılması enfeksiyon riskini artırır. Tanı: Parazitin canlı hayvandaki varlı ğı d ı şkıda yumurtaların görülmesiyle ortaya konulur. Bu amaçla sedimentasyon yöntemi uygulanır. Postmortem yoklamalarda karaci ğer safra kanallarında parazitin görülmesiyle te şhis edilir. Sa ğaltım: Dicrocoelium dentriticum ilaçlara kar şı oldukça dirençlidir. Bu nedenle sınırlı sayıda ilaç ancak yüksek dozlarda etkilidir. Bunlardan Hetolin 20 mg/kg, Albendazole 20 mg/kg, Cambendazole 25 mg/kg, Fenbendazole 150 mg/kg, Thiabendazole 250 mg/kg, Netobimin 20 mg/kg, Praziquantel 50 mg/kg dozda sı ğır ve koyunlarda etkilidir. Kontrol: Dicrocoeliosis'in kontrolu epizootiyolojide bahsedilen özelliklerden dolayı zordur. Pratikte geçerli iki yöntem vardır. a-Hayvanları sabahın erken saatlerinde enfekte meralara sokmamak, b-Sonkonaklarda belirli düzenli aralıklarla bunlara kar şı etkili ilaçları kullanmak Ekonomik önemi: Mezbahalarda önemli oranda karaci ğer kaybına neden olabilir. Veteriner Helmintoloji 19 Dicrocoelium hospes Bu parazit Afrika’da ve özellikle de Nijerya'da yayılı ş gösterir. Sı ğırlarda, arasıra da koyun ve keçilerde karaci ğer safra kesesinde görülür. Birinci arakonak Limicolaria cinsindeki karasalyangozları, ikinci arakonak Dorylus ve Cematogaster cinslerine ba ğlı karıncalardır. Bu parazit morfolojik olarak D.dentriticum’a benzer. Fakat D.hospes’te vitellojen bezler ba ğırsak kanallarının medialinde bulunur. Buna kar şılık D.dendriticum’ta bu bezler ba ğırsak kanallarının lateralinde yer alır. Dicrocoelium chinensis Bu parazit Uzak-Do ğu'da yabani tav şanlarda karaci ğerde görülmü ştür. Eurytrema Cinsi Bu cinse ba ğlı E.pancreaticum çift tırnaklılar, arasıra insan ve domuzda, E.procyonis kedilerde, E.tongkinense mandalarda pankreas kanallarında ya şarlar. Oldukça küçük parazitlerdir. Uzunlu ğu 16 mm kadardır. Yumurtaları dicrocoeliid tiptir. Bu parazitler Türkiye'de görülmemi ştir. Birinci arakonakları kara salyangozları, ikinci arakonakları çekirgelerdir. Sonkonak metaserker ta şıyan çekirge yiyerek enfekte olur. A ğır enfeksiyonlarda pankreasta fibrosis ve atrofi şekillenir. Sa ğaltımda sı ğırlarda albendazole (12,5 mg/kg), koyunlarda albendazole (7,5 mg/kg), praziquantel (20 mg/kg dozda iki gün arka arkaya) kullanılır . Platynosomum Cinsi Bu cinste iki tür vardır. Bunlar Platynosomum fastosum (Syn.P.concinnum) ve P.arietis 'tir. Platynosomum fastosum kedilerin karaci ğer safra yollarında ya şar. Patojen bir türdür. Makroskobik olarak D.dentriticum'a benzer. Üç arakonak kullanır. Bunlar sırasıyla kara salyangozları, kabuklu artropotlar ve kertenkelelerdir. Kediler metaserker ta şıyan kertenkeleleri yiyerek enfekte olur. Hafif enfeksiyonlarda kedilerde sadece i ştahsızlık görülür. A ğır enfeksiyonlarda ise karaci ğerde siroz, sarılık, ishal, kusma ve ölüm görülür. Buna bazı ülkelerde kertenkele zehirlemesi denir. Tanıda hayvana önce kolagok (safra akıtıcı) olarak 2 ml/kg dozda mısırözü ya ğı verilir. Dı şkı 2-24 saat sonra alınır ve formalin- ether flotasyon tekni ği ile muayene edilir. Mikroskopta dicrocoeliid tipte yumurtalar aranır. Sa ğaltımında Praziquantel 20 mg/kg, Nitroscanate 100 mg/kg dozlarında verilir. Platynosomum arietis koyun ve keçilerin ince ba ğırsaklarında parazitlenir. Yumurtaları dicrocoeliid tiptir. Patojen de ğildir. Heterophyidae Ailesi Bu ailedeki parazitlerin uzunlu ğu 2 mm kadardır. Ön tarafları arka taraflarına göre daha dardır. Kütikülanın üstü dikenlerle kaplıdır. Genital deli ğin etrafı genellikle bir çekmenle çevrilidir. Buna genital çekmen adı verilir. Bu ailede Heterophyes, Metagonimus, Phagicola , Stictodora ve Dexiogonimus cinsleri yer alır. Heterophyes cinsi Bun cinse ba ğlı olarak karnivorlarda görülen Toparlak ve Tüzer 20 Heterophyes heterophyes ,H.dispar veD.ciureanus türleri vardır. Her üç tür de yurdumuzda görülmü ştür. A şa ğıda yurdumuzda daha yaygın olarak bulunumu ş olan Heterophyes heterophyes'den bahsedilmi ştir. Heterophyes heterophyes Yayılı şı: Yurdumuzda, Ortado ğu’da ve Uzakdo ğu’da görülmektedir. Morfoloji: Uzunlu ğu yakla şık 1,5 mm kadardır. Bu türün morfolojik olarak en önemli özelli ği genital deli ği çevreleyen bir genital çekmenin bulunmasıdır. Bu çekmen karın çekmenin hemen arkasında yer alır. Yumurtaları Dicrocoelium dendriticum yumurtalarına benzer. Ancak bunların yumurtaları açık kahverengindedir. Sonkonak: Karnivorlar ve insandır. Sonkonakta inceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: 1.Arakona ğı: Tatlı su salyangozları ( Pirenella conica, Cerithidia cingulata), 2.Arakona ğı: Bazı tatlısu balıklarıdır (Mugil cephalus, M.capito, Tilapia nilotica, Aphanius fasciatus, Acanthogobius spp.). Ya şam Çemberi: Yumurtalar sonkona ğın dı şkısıyla dı şarı çıkar. Bu yumurtaların içinde geli şmi ş bir mirasidyum bulunur. Bu yumurtalar birinci arkonak tarafından yenir. Mirasidyum birinci arakona ğın vücudunda yumurtayı terkeder. Parazit bu arakonakta sporokist ve redi devrelerini geçirerek ço ğalır. Meydana gelen serkerler 3-4 hafta sonra birinci arakona ğı terkeder. Bu serkerler ikinci arakona ğın pulları altında, yüzgeçlerde, kuyrukta, solungaçlarda ve yüzlek kaslarda kistlenerek metaserker haline gelir. Bu gibi balıklar sonkonak tarafından yenirse metaserkerler inceba ğırsaklarda açılır. Prepatent süre hayvanlarda yakla şık 9 gün, insanda ise 15-20 gündür. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Bu parazit insanlarda ve hayvanlarda ancak çok sayıda oldukları zaman bir enterite neden olur. Bu enterit insanlarda kanlı olabilir. Tanı: Tanı d ı şkıda yumurtaların görülmesiyle yapılır. Ancak yumurtalarını gene aynı konaklarda bulunan Metagonimus ve Opisthorchis yumurtalarına benzer. Pratikte ayrımı zordur. Sa ğaltım ve Kontrol: İnsanların sa ğaltımda Praziquantel, Niclofolan, Niclosamide kullanılır. Bu ilaçlar hayvanlarda da denenebilir. Metagonimus cinsi Bu cins altında insanlarda Metagonimus takahashii ve insan ve hayvanlarda Metagonimus yokogawai türleri vardır. Bunlardan M.yokogawai yurdumuzda görüldü ğünden a şa ğıda bahsedilmi ştir. Metagonimus yokogawai Bu parazit köpek, kedi ve arasıra insan ve domuzların duodenumunda ya şar. Bu parazit Balkanlar’dan Uzakdo ğu’ya kadar bir bölgede yayılı ş gösterir. Yurdumuzda görülmü ştür. Parazitin uzunlu ğu 2,5 mm kadardır. Birinci arakona ğı tatlısu salyangozları ( Melania, Oncomelania), ikinci arakona ğı ise çeşitli tatlısu balıklarıdır (alabalık, kefal ve sazan balıkları). Ya şam çemberi, patojenez tanı ve sa ğaltım Heterophyes’te oldu ğu gibidir. Veteriner Helmintoloji 21 Phagicola ve Stictodora cinsleri Yurdumuzda Phagicola longa ve Stictodora sawakiensis tilkilerin ince ba ğırsaklarında, Phagicola italica köpeklerin inceba ğırsaklarında görülmü ştür. Paramphistomatidae Ailesi Bu ailedeki parazitlerin en önemli morfolojik özellikleri vücutlarının di ğer trematodlar gibi yassı olmayıp fıçı gibi yuvarlak olu şu ve karın çekmenlerinin vücudun arka ucunda yer almasıdır. Geli şmelerinde tek bir arakonak kullanırlar. Bu arakonak akuatik bir salyangozdur. Bu ailedeki en önemli cins Paramphistomum'dur. Bu cinse ba ğlı türler eri şkin dönemde çifttırnaklıların ön midelerinde ya şar. Daha az önemli olan di ğer cinslerden Cotylophoron, Calicophoron, Ceylonocotyle, Gastrothylax, Fischoederius, Carmyerius çifttırnaklıların ön midelerinde, Gigantocotyle sı ğır ve mandaların safra kanallarında, Gastrodiscus ve Pseudodiscus tektırnaklıların sekum ve kolonlarında, Gastrodiscoides ise domuzların sekumunda bulunur. Bu cinslerden Paramphistomum ve Calicophoron yurdumuzda görülmü ştür. Paramphistomum Cinsi Bu cinse ba ğlı 14'ten fazla tür vardır. Bunlar arasında yurdumuzda bulunan türler Paramphistomum cervi ve P.ichikawai'dir. Birçok özellikleri aynı olmasından dolayı bu türler toplu olarak i şlenecektir. Yayılı şı: Yurdumuz dahil birçok ülkede görülürler. Morfoloji: Makroskobik: Olgunla şmı ş eri şkinleri 1 cm civarında pembe rekli, kesik koni biçiminde yuvarlak parazitlerdir. Göç halindeki genç eri şkinler ise gene pembe renkli olup 5 mm'den küçüktür. Mikroskobik: Eri şkinlerin ön tarafında a ğız çekmeni, arka tarafında tabanda ise karın çekmeni yer alır. Yumurtaları Fasciola cinsindekilere benzer, fakat biraz daha büyük ve gri-beyaz renktedir. Sonkonakları: Çifttırnaklılardır. Göç halindeki genç eri şkinleri duodenumda, olgunla şmı ş eri şkinleri ise rumen ve retikulumda bulunur. Arakonakları: Planorbis ve Bulinus cinslerine ba ğlı akuatik salyangozlardır. Ya şam çemberi: Sonkonak dı şındaki geli şmesi Fasciola gigantica'nınkine benzer. Arakonak salyangoz F.gigantica'nınki gibi akuatik olup sularda (göl, gölet, baraj gibi) ya şar. Ancak arakonaktaki geli şme için optimum sıcaklık biraz daha yüksektir (26- Toparlak ve Tüzer 22 30°C'ta). Parazit bu sıcaklıkta salyangozdaki geli şmesini bir ayda tamamlar. Salyangozda sırasıyla sporokist, redi, kız redi ve serker dönemlerini geçirir. Yine farklı olarak bunların serkerleri otlara yapı şarak metaserker haline geçer. Enfeksiyon metaserkerli otların yenmesiyle olur. Bir ba şka fark ise sonkonaktaki enfeksiyonun sadece sindirim kanalıyla sınırlı kalmasıdır.. Metaserkerler duodenumda açıldıktan sonra genç eri şkinler duodenum ve abomazumdan göç ederek rumene gelir, yerle şir ve olgunla şırlar. Duodenumdaki göç süresi 6, prepatent süre 7-10 haftadır. Patojenez: Patojenezi akut ve kronik olmak üzere iki dönemde incelemek gerekir. Akut dönem parazitlerin asıl patojen etkilerini gösterdi ği dönemdir ve kısa süre içinde fazla sayıda metaserker alınmasıyla ortaya çıkar. Bu dönemde parazitler duodenum ve abomazumda göç halindedir. Buralarda mukoza hücreleriyle beslenerek geli şirler. Bu parazitler mukozaya, bazen kas ve seroz tabakaya kadar gömülür. Bu sırada ba ğırsakta nekroz, ülser ve kanamalar geli şir. Bu bozukluklar enfeksiyonun şiddetine göre kanlı olabilen pis kokulu bir ishale neden olur. A ğır enfeksiyonlarda hayvan ölebilir. Akut enfeksiyonda patojenez mekanizmasını ayrıntılı olarak a şa ğıdaki gibi birkaç maddede toplamak mümkündür. 1-Metaserkerden çıkan olgunla şmamı ş genç parazitler duodenum ve abomazum mukozasına karın çekmenleriyle tutunurlar. Bu olay mukozada bo ğulmaya, nekroza, ülser ve kanamalara neden olur. 2-Ba ğırsaklardaki bu bozukluklar hayvanda i ştahsızlık ve yemden kesilmeye neden olur. Yemden kesilme sonucu kilo kaybı ve kaslarda açlık atrofisi şekillenir. Ba ğırsakta olu şan bozukluklar gıda emilimini bozar. 3- İnceba ğırsaklarda olu şan erezyon ve ülserler plasma albuminlerinin ba ğırsak içine sızmasına neden olur. Bu sırada albumine ba ğlı olan kalsiyum da atılır ve kalsiyumun plasmadaki konsantrasyonu dü şer. 4-Hayvanın katı gıda alımının azalmasına kar şılık bol miktarda su içmesi ve ba ğırsaklardaki plazma proteinlerinin koku şması, pis kokulu ve sulu bir ishale neden olur. 5-Plazma proteinlerinin konsantrasyonunun dü şüklü ğü, vücutta yaygın ödemlere ve asites, hidrothoraks ve hidroperikardium gibi vücut bo şluklarında sıvı toplanmasına yol açar. Plazmanın hacmı azalır. 6-Plazma miktarındaki azalma kan hacminin azalmasına yol açar. Bu da dola şım bozuklu ğu ve hipoksiye neden olur. Bu nedenle daha fazla eritrosit dola şıma girer. 7-Ani ölümlerin nedeni, bitkinlik ve açlıkla birlikte olu şan akci ğer ödemidir. Rumendeki olgunla şmı ş eri şkinlerle ilgili kronik dönemde parazitlerin bilinen bir patojen etkileri yoktur. Sadece parazitlerin karın çekmenlerinin rumen papillalarını bo ğması sonucu buralarda atrofiler şekillenir. Klinik belirtiler ve nekropsi bulguları Akut dönemde: Genç eri şkinlerin göçü sırasında, hayvanlarda anoreksi, pis kokulu ishal, ka şeksi, bazen çene altında ödem görülür. A ğır olaylarda ishalin ba şlamasından sonra 5-9 gün içinde ölüm şekillenir. Nekropside ba ğırsak mukozasına yapı şmı ş veya gömülü olarak çok sayıda pembe renkli olgunla şmamı ş parazit görülür. Di ğer görülebilecek bozukluklardan patojenezde bahsedilmi ştir. Kronik dönemde: Olgunla şmı ş parazitler rumen papillalarında atrofiye neden olurlar ve herhangi bir klinik belirtiye yol açmazlar. Nekropside rumende kırmızı pembe renkli olgun parazitler papillalar arasında görülür. Epizootiyoloji: Epizootiyoloji F.gigantica enfeksiyonuna benzer. Farkı, hayvanlar kurak mevsimde su kenarlarındaki suyun çekildi ği alanda bulunan otları yerken bu otlara yapı şık olan metaserkerleri alarak enfeksiyona yakalanmasıdır. Halbuki F.gigantica enfeksiyonunda metaserkerler su üzerindedir ve hayvanlar su içerek enfeksiyona yakalanır. Tanı Akut enfeksiyonda: Canlı hayvanlarda tanı zordur. Tanı için on gram kadar ishalli dı şkı alınır. Üzerine 100-200 ml su ilave edilir. Karı şım 5 dakika çökmeye bırakılır. Üst kısım çöküntü oynatılmaksızın atılır. Bu i şlem 4-5 kez tekrarlanır. Çöküntü siyah bir zemin üzerine bo şaltılır. Pirinç tanesi büyüklü ğünde beyaz veya pembe renkli genç parazitler aranır. Postmortem tanı ise nekropsi kısmında bahsedilen lezyon ve parazitleri görmekle olur. Kronik enfeksiyonda: Canlı hayvanlarda dı şkıda yumurtaları görmekle olur. Postmortem olarak rumende eri şkin parazitler aranır. Sa ğaltım: Sa ğaltımda kullanılan ilaçlar ve dozları a şa ğıda verilmi ştir. Veteriner Helmintoloji 23 Koyunda Kimyasal madde Akut _ Kronik _ Closantel 10 mg/kg - Niclosamide 50-90 mg/kg - Rafoxanide 15-23 mg/kg - Niclofolan 10-15 mg/kg - Resorantel 65 mg/kg 65 mg/kg Oxyclosanide - 15 mg/kg Brotianide - 15 mg/kg Bithionol - 15 mg/kg Sı ğırda Kimyasal madde Akut _ Kronik _ Rafoxanide 15-23 mg/kg - Niclofolan 6-9 mg/kg - Resorantel 65 mg/kg 65 mg/kg Oxyclosanide 18,7 mg/kg 10 mg/kg Kontrol: Esas olarak Fasciola gigantica enfeksiyonunda oldu ğu gibidir. Troglotrematidae Ailesi Bu ailede Paragonimus ve Nanophyteus cinsleri önemlidir. Paragonimus cinsi Bu cinse ba ğlı birçok tür vardır. Bunlar karnivorların akci ğerlerinde ya şar. Pekço ğu insanlarda da parazitlenir. Yurdumuzda görülmezler. Bu parazitler kalın, kırmızı renkli ve limon şeklindedir. Ortalama 15 X 8 mm boyutundadırlar. Kütıkulaları dikenlerle kaplıdır. Bu cinstekiler iki arakonak kullanır. Birinci arakonakları tatlısu salyangozları, ikinci arakonakları ise tatlısularda ya şayan yengeç, istakoz gibi kabuklu artropotlardır. Sonkonak metaserker ta şıyan ikinci arakona ğı yiyerek enfekte olur. Sindirim kanalında serbest kalan genç eri şkinler ba ğırsak duvarını, diyaframayı ve akci ğerleri delerek bron şiyollere ula şır. Burada kona ğın reaksiyonu sonucu etrafları fibroz kapsülle çevrilir ve olgunla şırlar. Parazitler genellikle kistler içinde çift olarak bulunurlar. Kist bir kanalla bron şiyole açılır. Parazit bu yolla yumurtasını dı şarı çıkarır. Yumurtalar balgam içinde bron ş, trakea, yutaktan geçerek sindirim kanalına gelir. Oradan da dı şkıyla dı şarı atılır. Parazitler genellikle kona ğın ömrü boyunca canlı kalır. Enfekte hayvanlarda bron şitis olu şur ve buna ba ğlı olarak da öksürük şekillenir. Tanı, dı şkı veya balgamda sarı-kahverenkli 118 X 60 µm boyutlarında, kapaklı yumurtaların görülmesiyle yapılır. Sa ğaltımda fenbendazole, albendazole ve triclabendazole gibi ilaçlar kullanılır. Enfeksiyondan korunmak için tatlısularda ya şayan yengeç ve ıstakozlar çi ğ veya az pi şmi ş olarak yenmemelidir. Nanophyetus salmincola Köpek, vizon ve di ğer balık yiyen memelilerin ince ba ğırsaklarında ya şayan 1,5 mm uzunlu ğunda çok küçük beyaz renkli bir trematodtur. Toparlak ve Tüzer 24 Yumurtaları 87-97 X 25-55 µm'dir. Yumurtalar sarı renkli ve kapaklıdır. Kapak kar şısındaki kutupta bir çıkıntı bulunur. ria Amerika ve Rusya'da görülür. Bu parazit Neorickettsia helminthoeca'nın vektörüdür. Bu Rickettsia köpeklerde lenf yumrularında büyüme ve hemorajik bir enteritisle karakterize "Salmon balı ğı zehirlenmesi"ne yol açar. N.helminthoeca bu trematodun yumurtaları ile dı şarı atılır. Buradan birinci arakonak olan tatlısu salyangozuna ve daha sonra ikinci arakonak olan balıklara geçer. Balıklarda metaserkerler içinde bu Rickettsia bulunur. Köpek bu şekilde enfekte metaserker ta şıyan balıkları yedi ğinde Rickettsia'yı da alır. Bu balıklar Salmonidae ailesindendirler (salmon ve alabalıklar). Sa ğaltımda köpeklerde parazite kar şı praziquantel (7 mg/kg) kullanılabilir. Neorickettsia helminthoeca'ya kar şı ise Sülfonamidler verilir ve hayvanın asit-baz dengesi korunur. Opisthorchiidae ailesi Bu ailedeki parazitler sonkonakta yerle ştikleri yer, büyüklük ve şekil bakımından benzemeleri nedeniyle Dicrocoeliidae ailesindekilerle karı şır. Ancak bunlarda testisler uterus ve ovaryumun arkasında yer alır ve ayrımları böylece yapılır. Sonkonakta safra ve pankreas kanallarında ya şar. Opisthorchis cinsi Türler ve yayılı şları: Opisthorchis tenuicollis (Syn.O.felineus): Ba şlıca köpek, kedi, di ğer balık yiyen etcillerde, domuz ve seyrek olarakta insanlarda görülür. Yurdumuz da dahil olmak üzere geni ş bir yayılı ş alanına sahiptir. Opisthorchis sinensis ve O.viverrini: Ba şlıca insanlarda ve balık yiyen karnivorlar görülür. Uzakdo ğuda yayılı ş gösterirler. Opisthorchis canimus Hindistan'da köpeklerde görülür. Morfoloji: Büyüklükleri 7-12 mm olan küçük parazitlerdir. Vücutları Dicrocoelium dentriticum'a benzer. Testisler ovaryumun arkasında yer alır. Yumurtaları 30 X 15 µm boyutlarında, armut biçiminde ve kapaklıdır Sonkonak: Balık yiyen etciller ve insandır. Sonkonakta karaci ğer safra yollarına yerle şir. Arakonak: 1. Arakonakları tatlısu salyangozları (Bulinus Veteriner Helmintoloji 25 spp, Bithynia spp) 2. Arakonakları tatlısu balıklarıdır. Ya şam çemberi: Yumurtalar içinde mirasidyum geli şmi ş olarak sonkona ğı dı şkıyla terkeder. Bunlar birinci arakonak tarafından yutulur ve iki ay sonra geli şen serkerler salyangozu terkeder. Serkerler ikinci arakonaklara bunların derisini delerek girer ve bunların kaslarında metaserker olarak kistlenir. Sonkonaklar metaserkerle enfekte balıkları yiyerek paraziti alırlar. Sonkona ğın ba ğırsa ğında açılan metaserkerler ana safra kanalı boyunca göç ederek karaci ğerdeki daha ince safra yollarına gider ve buralarda 3-4 hafta içinde cinsel olgunlu ğa eri şir. Parazitler sonkona ğın ya şamı boyunca ya şar. Patojenez ve klinik belirtiler: Dikenli tegumente sahip genç parazitler safra kanalı epitelinde irritasyona ve bunun sonucu papillom ve karsinom gibi tümörlerin geli şmesine neden olur. A ğır enfeksiyonlarda hayvanlarda zayıflık sarılık, asites ve karaciğerde büyüme görülür. Tanı: Dı şkıda ether-formalin tekni ği ile yumurtaların görülmesiyle konur. Sa ğaltım: Köpeklerde Fenbendazole (200 mg/kg/gün arka arka üç gün), köpek ve kedilerde Hexachlorophene (20 mg/kg), Praziquantel (100 mg/kg), kedide Levamisole (100 mg/kg) olarak verilir. Kontrol: Balık etleri yeterince pi şirilerek yenmelidir. Metorchis ve Parametorchis cinsleri Bu cinslerdeki türler bazı morfolojik özellikleri dı şında di ğer bütün yönleriyle Opisthorchis cinsindekine benzer. Avrupa, Asya va Amerika'nın so ğuk yörelerinde görülürler. Schistosomatidae Ailesi Bu ailede bulunan türler di ğer Digenea'lardan farklı olarak, 1-Memeli ve kanatlıların venalarında ya şar. 2-Vücutları silindiriktir. 3-Ayrı e şeylidir. 4-Yumurtaları kapaksız ve dikenlidir. 5-Serkerleri çatal kuyrukludur. 6-Metaserker dönemi yoktur. 7-Serkerler sonkona ğa deriyi veya mukozayı delerek girerler. Bu ailede Schistosoma ve Orientobilharzia cinslerine ba ğlı türler memelilerde, Ornithobilharzia, Bilharziella, Heterobilharzia, Bivitellobilharzia, Austrobilharzia ve Gigantobilharzia cinslerine ba ğlı türler ise kanatlılarda parazitlenirler. Bu ailedekilerin arakonakları de ği şik cinslerdeki tatlısu salyangozlarıdır. Veteriner Hekimli ği açısından Schistosoma ve Orientobilharzia cinsleri önemlidir. Toparlak ve Tüzer 26 Schistosoma ve Orientobilharzia cinsleri Bu cinslere ba ğlı türlere ilgili bilgiler tablo halinde verilmi ştir. Morfoloji Makroskopi: Erkek parazitlerin vücutları di şilere nazaran daha geni ş ve nisbeten yassıdır. Takriben 2 cm boyundadırlar. Erkek ventralinde bulunan bir kanalda di şiyi ta şır. Buna jinekoforik (gynaechophoric) kanal adı verilir. Di şilerin vücudu silindirik yapıdadır. Bu yüzden nematodlara benzer. Fakat a ğız ve karın çekmenlerinin bulunmasıyla onlardan ayrılır. Mikroskopi: Yumurtaları ortalama 100 µm kadardır. Kapaksız ve dikenlidirler. Dikenin yeri türlere göre farklılık gösterir. Serkerlerin kuyrukları arka kısımda iki dala ayrılarak sonlanır. Bu yüzden bunlara çatal kuyruklu Schistosomatidae ailesinde bazı türler, konakları, arakonakları, yerle ştikleri yer ve yayılı şları Türler Sonkonak Yerle şti ği vena Arakona ğı Yayılı şı _ S.haematobium İnsan Sidik kesesi Bulinus Türkiye, Ortado ğu, Afrika S.mansoni insan Portal, mezenterik Planorbis Afrika, Amerika S.japonicum insan, hayvan Portal, mezenterik Oncomelenia Uzakdo ğu, Hindistan S.bovis Çifttırnaklı Portal, mezenterik Bulinus Avrupa, Afrika, Asya, Ortado ğu S.matthei Çifttırnaklı Portal, mezenterik Bulinus Afrika S.curassoni Çifttırnaklı Portal, mezenterik Bulinus Afrika S.leiperi Sı ğır Portal, mezenterik Bulinus Afrika S.indicum Çifttırnaklı, tektırnaklı Portal, mezenterik Planorbis Hindistan S.margrebowiei Çifttırnaklı Portal, mezenterik ? Afrika S.nasale Çifttırnaklı, tektırnaklı Burun mukozası Planorbis Amerika, Asya, Afrika S.spindale Çifttırnaklı, tektırnaklı, etçil Portal, mezenterik Planorbis Hindistan, Afrika S.incognitum Domuz, köpek Portal, mezenterik Planorbis Afrika, Asya S.rhodaini Köpek, kedi Portal, mezenterik Planorbis Afrika S.mekongi Köpek,Domuz Portal, mezenterik Lithoglyphopsis Uzakdo ğu O.turkestanicum De ği şik memeliler Portal, mezenterik Lymnaea Türkiye, Ortado ğu, Hindistan, Asya O.dattai Çifttırnaklı Portal, mezenterik Lymnaea Hindistan O.harinasutai Manda Portal, mezenterik Lymnaea Tayland O.bomfordi Manda Portal, mezenterik Radix lagatis Hindistan O.cheni Koyun Portal, mezenterik ? Çin Veteriner Helmintoloji 27 serker (Furcocercous cercaria veya kısaca furcocercaria) adı verilir. Schistosoma ve Orientobilharzia cinslerini birbirinden ayıran en önemli özellik erkeklerindeki testis foliküllerinin sayılarıdır. Schistosoma cinsinde bu sayı 16'dan az Orientobilharzia cinsinde ise 37'den fazladır. Ya şam çemberi: Di şi parazitleri terkeden yumurtalar dikenleriyle venaları delerek dı şarıyla irtibatı olan en yakın organın bo şlu ğuna dü şerler buradan da sonkona ğı terkederler. Mezenteryum venalarına yerle şen türlerde bu çıkı ş d ı şkıyla, sidik kesesi venasına yerle şenler için idrarla ve burun mukozasına yerle şen türler ise burun akıntısıyla olur. Yumurta kona ğı terketti ği anda içinde mirasidyum geli şmi ştir. Yumurta dı şarı ç ıkar çıkmaz sulu bir ortamda mirasidyum hemen yumurtayı terkeder. Suda yüzen mirasidyum kendisi için uygun arakona ğa kısa sürede girer. Arakonak salyangozda sırasıyla sporokist, kız sporokist ve serker dönemlerini geçirir. Salyangozdaki geli şim enaz 5 hafta sürer Toparlak ve Tüzer 28 Serkerler salyangozu terkederek suda yüzerler.. Bunlar di ğer Digenea'lardaki gibi kistlenip metaserker haline geçmezler. Sonkonak için enfektif dönem serker dönemidir. Serkerlerin bulundu ğu göl, baraj, sulama kanalları veya delta bölgeleri gibi durgun sulara giren veya böyle sulardan içen sonkona ğa parazit deriyi veya sindirim kanalı mukozasını delerek girer. Bu giri ş sırasında serkerlerin kuyrukları kopar. Bu genç parazitlere şistozomül adı verilir. Bunlar kan yoluyla sırasıyla kalbe, akci ğerlere ve karaci ğere gelir ve vena portanın dallarına yerle şirler. Parazitler burada e şeysel olgunlu ğa eri şir. Bundan sonra her tür sonkonakta yerle şti ği yere göç eder. Prepatent süre genellikle 6-9 haftadır. Patojenez ve klinik belirtiler: Patojenez ve klinik belirtiler birbirini takibeden 4 devrede incelenir. 1- İnvazyon dönemi (serker dermatidi): Bu devre, serkerlerin deriyi delerek kona ğa girdi ği dönemdir. Serkerlerin deriye girdikleri sırada, çıkardıkları sekret ve sitolitik enzimler ve özellikle de bunların ölmeleri sonucu ortaya çıkan vücut antijenleri deride lokal gecikmi ş tip a şırı duyarlılık reaksiyonuna yol açar. Bu reaksiyonun şiddeti; a-invazyonların tekrarlanmasına, b-deride ölen serker sayısına ba ğlıdır. Kendi konaklarına giren serkerin bir kısmı, yabancı bir kona ğa girenlerin ise tamamı deride ölür. Bu nedenle yabancı konakta geli şen reaksiyonlar, daha fazla serker ölmesinden dolayı daha şiddetlidir. Serker dermatidinde deride ka şıntı, kızarıklıklar, papüller ve püstüller gözlenmektedir. Serker dermatidi insanlarda özellikle de insanlara yabancı olan türlerin (özellikle sonkona ğı kanatlı olanlar) serkerleriyle olu şan invazyonlarda dikkati çekmektedir. Serker dermatidi, insanlardaki gibi şiddetli olmamakla beraber hayvanlarda da geli şmektedir. Ancak hayvanların derisi kıllarla kaplı oldu ğundan olu şan deri reaksiyonları pek dikkati çekmemektedir. 2-Göç dönemi: Bu dönem şistozomüllerin kandamarları yoluyla kalp, akci ğer ve oradan da karaci ğer portal sistemine göç etti ği devredir. Bu dönem genellikle belirtisiz geçer. Ancak a ğır enfeksiyonlarda akci ğerlerde pnöymoni tablosu görülebilir. 3-Olgunla şma dönemi: Bu dönem şistozomullerin karaci ğerde e şeysel olgunlu ğa eri ştikleri devredir. Bu dönem de genellikle belirtisiz geçer. Ancak daha sonra karaci ğeri terkeden parazitler yerle ştikleri organların venlerine gelir. Eri şkinler burada phlebitise neden olur. Bunun sonucu damarlar kısmen tıkanır. Bazen yerle ştikleri yeri terkeden eri şkinler kanla sürüklenerek di ğer organlara (pankreas, akci ğer, mezenter lenf yumruları) yerle şerek ciddi sonuçlara yol açabilir. Eri şkin parazitler bulundukları damarların içinde kan emerler. Kandaki eritrositlerde bulunan hematin maddesi parazit tarafından sindirilemez. Bu parazitlerde anüs olmadı ğından sindirilmemi ş gıdalar kusularak dı şarı atılır. Sindirilemeyen hematin de kusmu ğun içindedir. Hematin retiküloendotelial sistemin (RES) hematinosit (haematinocyte) hücreleri adı verilen makrofajlar tarafından fagosite edilirler. Karaci ğerde RES hücreleri olan Kupffer hücrelerinin bazıları da bu fagositoza katılır. Hematin ile dolu makrofajlar ve birçok Kupffer hücresi kan yoluyla karaci ğerden kalp ve akci ğerlere gider. Bu nedenle akci ğerler açık gri bir renk alır. Bu durum koyun schistosomiosis'i için patogonomiktir. Bu durum sı ğırlarda dikkati çekmez. İlk enfeksiyonlarda vücuda yerle şen eri şkin parazitler uzun süre ya şar ve kona ğı reenfeksiyonlara dirençli kılar (Konkomitant ba ğı şıklık). 4-Yumurtlama dönemi: Bu dönem en önemli patojen etkilerin görüldü ğü devredir. Eri şkin parazitlerin çıkardı ğı yumurtaların iki türlü etkisi vardır. a-Mekanik etki: Yumurtalar kan damarlarını terkederken damarları yırtarlar ve kanamalara neden Veteriner Helmintoloji 29 olur. Bu kanamalar her türün yumurtasını terketti ği organda olu şur. Buna ba ğlı olarak anemi şekillenir. b- İmmünopatolojik etki: Parazitlerin immünopatolojik etkisi mezenteriyum venalarında yerle şen türlerde karaci ğer ve ba ğırsaklarda görülür. Bu türlerin yumurtalarının büyük bir kısmı ba ğırsak mukozasını delerek lümene dü şer. Bu sırada bazı yumurtalar mukozada tutulur. Yumurtalarının bir kısmı ise portal vena aracılı ğı ile karaci ğere sürüklenir ve burada presinuzoidal venüllerde tutulur. Buralarda yumurta içinde bulunan mirasidyum tarafından hepatotoksik bazı maddeler salgılanır. Bu maddeler yumurta dikeni kanalından geçerek yumurtayı terkeder. Bu sekret içindeki maddeler antijenik özelliktedir. Bunlara çözülebilir yumurta antijenleri (soluble egg antigens) denir. Bu antijene ili şkili olarak granülomatoz tipte Tip-4 a şırı duyarlılık reaksiyonu geli şir. Her bir yumurta çevresinde önce yangısal reaksiyon, sonra granülom olu şumu ve bunu da fibrozis izler (Yabancı cisim granülasyon dokusu). Bu olaylar 1) karaci ğeri yumurtadan çıkan toksik maddelerden korur ve 2) yumurta içinde bulunan mirasidyumun ölümüne yol açar. Bu granülasyon dokusunun faydalı yanlarının yanı s ıra kona ğa da zararlı etkisi vardır. Ba ğırsaklardaki granülomların sayısı fazla oldu ğunda ba ğırsak mukozası kalınla şır. Böylece ba ğırsaklardan gıda ve su emilimini güçle ştirir ve malabsorbsiyon sendromu geli şir. Sonuçta hayvanda ishal ve zayıflama şekillenir. A ğır enfeksiyonlarda ölüm meydana gelebilir. Karaci ğerde granülom sayısı fazla oldu ğunda ise fibrosizin şiddetine ba ğlı olarak siroz geli şir ve şiddetli olaylarda karaci ğer yetmezli ği sonucu konak ölebilir. Çünkü granülom organdaki normal kan akımını bozar. Bazen granülomlara şiddeti az olmakla birlikte di ğer organ veya dokularda da rastlanabilir. Granülomun olu şmasına ilgili immünopatolojik olayın geli şmesi a şa ğıdaki gibidir. Söz konusu yumurta antijenleri protein, glikoprotein, karbonhidrat ve glikolipid karı şımdan ibarettir. Bu maddelerin belirli parçaları T H 1 hücreleri tarafından tanınır. Bunlar sitokinler salgılar ve bunun etkisi ile her bir yumurtanın etrafı lenfosit, makrofaj, eozinofil ve di ğer yangı hücreleri tarafından çevrilir. Burada toplanan makrofajlar tarafından salgılanan sitokinler, özellikle TNF (tumor necrosing factor) granülom olu şumunu ba şlatır. Yumurta antijenleri daha sonra antijen spesifik T H 2 olu şmasına yol açar. Bu hücreler ise IL-5 (Interleukin 5) salgılayarak yumurta çevresine daha fazla sayıda eozinofil toplanmasına yol açar. Böylece granülomun yapısında lenfosit, makrofaj, eozinofil, plasma hücreleri, epiteloid hücreler, dev hücreler ve fibroblastlar bulunur. Daha sonra granülomu olu şturan hücreler fibroblast aktivitesine yol açan maddeler salgılar. Uyarılan bu hücreler kollejen üreterek granülomun etrafını fibrinle sarar (fibrosis). Epizootiyoloji: Epizootiyolojisi, Fasciola gigantica’nınkine benzer. Tanı: Canlı hayvanlarda eri şkin parazitlerin varlı ğı burun akıntısında (Schistosoma nasale), idrarda (S.haematobium) ve dı şkıda (Di ğer Schistosoma türlerinde) tipik dikenli ve kapaksız yumurtaların görülmesiyle olur. Nekropside mezenter venalarında yerle şen türlerin tanısında mezenterler bir ı şık kayna ğı kar şısında gerilir. Mezenter venleri içinde süt beyazı rengindeki parazitler aranır. Sa ğaltım: Sa ğaltım sırasında ölen parazitlerin bir kısmının bulundukları damarlardan sürüklenerek ya şamsal önemi olan damarları (özellikle portal damarları) tıkaması sonucu bir kısım hayvanın ölebilece ği konusunda hayvan sahibi önceden uyarılmalıdır. Bu parazitlere kar şı en yaygın kullanılmı ş ilaçlar antimon bile şikleridir. Bu bile şiklerden Tartar emetik, Antimozan ve Stibofen en çok kullanılanlardır. Ancak hayvanlara oldukça toksik olan bu ilaçların yerlerini son zamanlarda Niridazol, Trichlorfon , Praziquantel ve bir anti malaryal ilaç olan Artemether almı ştır. Kontrol: Fasciola gigantica ve Paramphistomum enfeksiyonlarında oldu ğu gibidir.Biyolojik kontrolde Hirudo medicinalis arakonak tatlı su salyangozlarına kar şı kullanılmaktadır. Bu sülük türü S.mansoni nin arakona ğı olan Biomphalaria alexandirina nın dokularını ve yumurtalarını yemektedir. Bunların dı şında S.japonicum a kar şı a şı çalı şmaları devam etmektedir. Diplostomatidae ailesi Bu ailede Alaria cinsi önemlidir. Bu cinse ba ğlı Alaria alata,A.canis, A.arisaemoides, A.nasuae, A.marcianae türleri bulunur. Bunlardan Alaria alata, yurdumuzda görülmü ştür. Bu cinste bulunan türler 2- Toparlak ve Tüzer 30 6 mm uzunlukta olup köpek, kedi, tilki ve vizonların ince ba ğırsaklarında ya şar. Parazitlerin iki arakonakları vardır. Bunlar su salyangozları ve kurba ğalardır. Son konaklar metaserker ta şıyan kurba ğaları yiyerek enfekte olur. Genç parazitler ba ğırsakları deler, karın bo şlu ğuna dü şerler. Parazitler diyaframayı delerek akci ğerlere oradan da trake, yemekborusu yollarıyla ba ğırsaklara gelir ve e şeysel olgunlu ğa eri şirler. A ğır enfeksiyonlarda duodenumda şiddetli yangı olu şturur. Parazit insanlara da geçebilir ve öldürücü akci ğer yangıları yapabilir. Tedavide Praziquantel kullanılır. Echinostomatidae ailesi Bu ailedeki türler küçük ve ince uzun parazitlerdir. En önemli morfolojik özellikleri ön kısımlarında dikenli yaka benzeri bir yapının bulunmasıdır. Bu ailede Echinostoma, Echinoparyphium, Echinochasmus, Episthocasmus, Hypoderaeum ve Isthmiophora cinslerine ba ğlı türler bulunur. Bu cinslerden Hypoderaeum kanatlılarda, Echinochasmus, Episthocasmus ve Isthmiophora cinslerindekiler karnivorlarda di ğer iki cinstekiler ise hem kanatlı ve hem de karnivorlarda ince ve kalın ba ğırsaklarda ya şar. Bu cinslere ba ğlı Echinochasmus perfoliatus ve Episthocasmus caninum yurdumuz köpeklerinde görülmü ştür. Ayrıca Echinostoma ve Echinoparyphium cinslerine ba ğlı bazı türler insanlarda da görülebilmektedir. Bu parazitlerin iki arakona ğı vardır. Birincisi su salyangozları ikincisi ise gene su salyangozu, kurba ğa veya balıklardır. Ancak serkerler birinci arakona ğı terketmeden aynı arakonakta metaserker haline geçebilir. Sonkonak metaserker ta şıyan arakonakları yiyerek enfekte olur. Prepatent süre 10-12 gündür. Bu cinslere ba ğlı türlerin patojeniteleri birbirlerine benzer. A ğır enfeksiyonlarda parazitler dikenleri ile ba ğırsakta şiddetli bir enteritise yol Veteriner Helmintoloji 31 açarlar. Bu durum bazen öldürücü olabilir. Tanı, dı şkıda yumurtalarının görülmesi ile olur. Yumurtalar sarı renkli, kapaklı ve ortalama 126 X 94 µm boyutlarındadır. Sa ğaltımda, Brotianide, Oxyclosanide, Rafoxanide ve Flubendazole kullanılır. Kontrolde, arakonak salyangozlarla mücadele yapılır. insanlara çi ğ kurba ğa ve salyangoz yememeleri önerilir. Prosthogonimidae ailesi Prosthogonimus cinsi Türler: Prosthogonimus pellucidus P.macrorchis P.ovatus P.anatinus P.aneatus P.oviformis Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünya'nın birçok yeridir. Morfoloji: Küçük armut biçimi parazitlerdir. Tegument dikenlerle kaplıdır. 9 X 5 mm boyutundadırlar. Yumurtaları koyu kahverenkli kapaklı 28 X 16 µm boyutlarındadır. Sonkonakları: Bütün evcil kanatlılardır. Ovidukt, Fabricius kesesi ve ba ğırsaklara yerle şirler. Arakonakları: 1.Arakonakları de ği şik türlerden su salyangozları, 2.Arakonakları Odonata takımındaki (kız böcekleri) artropotlardır. Ya şam çemberi: Sonkonak tarafından atılan yumurtalar içinde mirasidyum geli şir. Salyangozlar içinde mirasidyum bulunan yumurtaları yutarlar. Yumurtayı salyangozda iken terkeden mirasidyum daha sonra sporokist, kız sporokist ve serker dönemlerini geçirir. Serkerler salyangozu terkederek ikinci arakonak olan kız böceklerinin tatlı sularda bulunan nimflerine girer ve metaserker haline geçer. Sonkonak metaserker ta şıyan nimf veya eri şkinleri yiyerek enfekte olur. Konak tarafından alınan metaserkerler ba ğırsaklarda açılır ve çıkan genç eri şkinler genç kanatlılarda do ğrudan Fabricius kesesine giderek orada cinsel olgunlu ğa eri şirler. Ya şlı kanatlılarda Fabricius kesesi atrofiye oldu ğundan genç parazitler ovidukta gelir ve burada olgunla şırlar. Patojenez: Prosthogonimus türleri kanatlıların en patojen Digenea'larıdır. Yumurtlayan kanatlılarda ovudukt hareketleri bu parazitlerin bu organa girmesini kolayla ştırır ve burada akut bir yangının şekillenmesine neden olur. Bu durum bozuk şekilli yumurta olu şumuna ve kloakadan albumin sızmasına yol açar. Bunun nedeni şu şekilde açıklanabilir: Yumurta irrite olmu ş ovidukttan o kadar hızlı geçer ki kabuk olu şması için yeterli süre kalmaz. Fakat kabu ğun olu şması için kalsiyum salgılayan bezler normal fonksiyonunu yapmaya devam eder. Bu salgı kabuk olu şumuna sarf edilmedi ğinden sonradan kloakadan kendili ğinden akar. Ayrıca ovidukt irritasyonu, bu kanalın ters peristaltik hareketine neden olarak albumin, parazit ve bakterilerin periton bo şlu ğuna girmesine neden olur. Bunun sonucu olarak olu şan akut peritonitisten hayvanlar ölür. Klinik belirtiler: Hastalık özellikle arakonakların aktif oldukları aylarda görülür. Enfekte hayvanlar yumu şak kabuklu veya kabuksuz yumurta yumurtlamaya ba şlar. Bu gibi tavuklar oturma e ğiliminde olup hareketsizdirler. Kloakadan albumin ve kalsiyumdan zengin süt kıvamında bir sıvı akar. Bu sıvı anüs civarındaki tüylerin birbirine yapı şmasına ve kirlenmesine neden olur. Bu kirin üzerinde sarı beyaz çizgiler ve parazitler bulunabilir. Kanatlılar halsiz, karınları sarkıktır. Yürürken, bacaklarını birbirinden oldukça uzakta tutarlar. Tavuklar yumurtadan kesilir. E ğer peritonitis geli şmi ş ise ibik ve sakallarda siyanoz görülür. Kanatlı yatar ve ölür. Tanı: Kloaka akıntısında çok sayıda parazit yumurtasına bazen de eri şkinlere rastlanır. Toparlak ve Tüzer 32 Sa ğaltım: Sa ğaltım amacıyla Albendazole ve Praziquantel kullanılır. Kontrol: Kanatlıların kız böcekleriyle ili şkisinin kesilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Notocotylidae ailesi Bu ailede bulunan türler kanatlıların (Notoctylus spp, Catatropis spp) ve ruminantların (Ogmocotyle) ba ğırsaklarında ya şarlar. Uzunlukları 0.8-6 mm kadardır. Bu ailedekilerin en önemli morfolojik özellikleri yumurtalarının iki kutbunda iki uzun filamentin olması (Bak genel kısımda filamentli yumurta) ve eri şkin parazitlerde ventral çekmenin bulunmamasıdır. Patojeniteleri hakkında bilgi yoktur. Arakonakları su salyangozlarıdır. Metaserkerleri, salyangozların kabukları üzerinde veya su otlarında bulunur. Konak bunları yiyerek enfekte olur. CESTODA SINIFI Cestoda sınıfında çok sayıda takım vardır. Ancak veteriner hekimli ği açısından önemli cestodlar Cyclophyllidea ve Pseudophyllidea takımlarında yer alır. Bunlar skoleks, halka, yumurta, larva yapıları bakımından morfolojik, sonkonak dı şındaki geli şmeleri yönünden biyolojik farklılıklara sahiptir. Morfoloji Eri şkinler: Genel vücut yapıları: İstisnalar dı şında dorso- ventral yassı parazitlerdir. Dorsal ventral ayrımı di şi üreme sisteminin yerle şimine göre yapılır. Bu sistemin yakın oldu ğu yüz ventral yüzdür. Uterus deli ği olan türlerde (Pseudophyllidea) ikinci bir ayrım noktası bu deli ğin açıldı ğı yerdir. Uterus deli ğinin açıldı ğı yüz genellikle ventral olarak kabul edilir. Cestodların vücudu trematodlarda oldu ğu gibi tegumentle örtülüdür. Tegumentin üzerinde çok sayıda parmak benzeri çıkıntılar bulunur. Bunların her birine mikrovillus adı verilir. Bunlar a-absorbsiyon yüzeyini artırarak ve çevresindeki yarı sindirilmi ş g ıdaların absorbsiyonunu yaparak sindirimle ilgili ve b-kona ğın ba ğırsak epitellerinin mikrovilluslarıyla kar şılıklı kilitlenerek tutunmayla ilgili görevleri üstlenirler. Eri şkin bir cestodun vücudu dı ş bakıda her biri farklı görev yapan üç ana kısma ayrılır. Bunlar skoleks (ba ş), proliferasyon bölgesi (ço ğunlukla boyun adını alır.) ve strobila (zincir)'dır. 1-Skoleks: Parazitin kona ğa tutunmasında ana görevi üstlenen vücut kısmıdır. Her iki takımda skoleks yapısı oldukça farklıdır. Cyclophyllidea takımındakilerde tutunma organelleri çekmen (vantuz) ve rostellumdur. Bazı türlerde rostellum yoktur (Örn. Taenia saginata, Mesocestoides lineatus ve Anoplocephalidae ailesindeki türlerde) . Rostellumu olanlara silahlı olmayanlara ise silahsız cestod adı verilir. Çekmenler dört adet olup skoleksin yan yüzeyinde simetrik olarak yer almı ştır. Bazı cestod türlerinde (Örn. Davainea ve bazı Raillietina türlerinde) bu çekmenlerin kenarlarında kitini yapıda çengeller bulunur. Rostellum skoleksin önünde yer alır. İleri-geri hareket edebilir. Silindire yakın konik biçimdedir. Rostellumun üzerindeki çengeller bazı türlerde bir, bazı türlerde ise birden fazla sıra olu şturur. Pseudophyllidea takımında çekmen ve rostellum bulunmaz. Bunlarda tutunma organı olarak botriya (bothria) adı verilen dar ve derin iki adet yarık vardır. 2-Proliferasyon bölgesi (boyun): Bu kısım skoleksin hemen arkasında yer alır ve halkaların olu ştu ğu kısımdır. Veteriner Helmintoloji 33 3-Strobila (Zincir, halkalar): Proliferasyon bölgesinden sonra yer alan kısımdır. Parazitin üremesinden sorumludur. Bu kısım proglotid adı verilen segmentlerden (halkalardan) olu şmu ştur. Proglottid sayısına ba ğlı olarak zincir uzunlu ğu türlere göre birkaç milimetreden birkaç metreye kadar ula şabilir. Bir proglotidin enine kesitinde tegumentten ba şka iki kısım daha vardır. Bunlardan dı ştakine korteks, içtekine ise medulla adı verilir. Korteksde parazitin kontraksiyonunu dolayısıyla hareketini sa ğlayan kaslar bulunur. Medüllada ise genital organlar ve bo şaltı sistemi yer alır. Bütün bu yapılar vücut bo şlu ğu olmadı ğından parankima içine gömülmü şlerdir. Cyclophyllidea takımındakilerde halkalar, bulundukları yer ve geli şme durumlarına göre üç tipdir. Bunlar genç (olgunla şmamı ş), olgun ve gebe halkalardır. Genç halkalar boyundan hemen sonra gelen halkalardır. Di ğer halkalara göre küçük boyutlu olup bunlarda genital organlar henüz geli şmemi ştir. Olgun halkalar, genç halkalardan sonra gelir. Bunlar tam geli şmi ş genital organlara sahiptir. Gebe halkalar olgun halkalardan sonra gelir. Bu halkalarda genital organlar atrofiye olmu ştur. Bunlarda sadece içi yumurtalarla dolu uterus kalmı ştır. Pseudophyllidea takımındakilerde ise gebe halkalar bulunmayıp sadece genç ve olgun halkalar vardır. Bunlarda olgun halkaların uterusunda olgunla şan yumurtalar uterus deli ğinden dı şarı atılır. Üreme kabiliyetini yitiren halkalar (ya şlı halkalar) zincirden kopar ve dı şkıyla dı şarı çıkar. Bo şaltı sistemi: Buna osmoregülator sistem adı da verilir. Bu sistem trematodlarda oldu ğu gibi ate ş hücreleri, toplama kanalları ve ana toplama kanallarından ibarettir. Ana toplama kanalları skoleksten ba şlayıp zincir boyunca sa ğlı sollu seyrederek en son halkadan dı şarı açılır. Sinir sistemi: Bu sistem skolekste bulunan bir sinir dü ğümü ile bundan çıkan ve halkalara yayılan sinir iplikçiklerinden ibarettir. Üreme sistemi: Cestodlar hermafrodittir. Strobilayı olu şturan halkalarda önce erkeklik üreme organları sonra di şilik üreme organları geli şir (Protandri). Her olgun halkada erkeklik ve di şilik üreme organları birlikte bulunur. Di şilik üreme organları, ovaryum, yumurta kanalı (ovidukt), vitellojen bezler, Mehlis bezleri, ootip, vajina, recepteculum seminis ve uterustan olu şmu ştur. Türlere göre ovaryum tek parça veya lopludur. Vitellojen bezler tek veya çift loplu veya halkada da ğılmı ş vaziyettedir. Vitellojen bezlerin ve Mehlis bezlerinin kanalları ootipe açılır. Vajina genital deli ğe açılır. Uterus ootipten çıkar ve içinde döllenmi ş yumurtalar bulunur. Cyclophyllidea takımındakilerde uterus kör bir kese biçiminde olup Toparlak ve Tüzer 34 dı şarıya açılan bir deli ği yoktur. Buna kar şılık Pseudophyllidea takımındakilerde ise uterus ventralde bir delikle (uterus deli ği) dı şarı açılır. Erkeklik organları, testisler, vasa efferensiya, vas deferens, vesicula seminalis, sirrus kesesi ve sirrustan ibarettir. Sirrus ve vajinanın ortak olarak dı şarı açıldı ğı deli ğe genital delik denir. Genital delik, Pseudophyllidea takımındakilerde halkanın orta hattından ventrale, Cyclophyllidea takımının Mesocestoididae ailesindekilerde halkanın orta hattından dorsale, Cyclophyllidea takımının di ğer türlerinde ise halkaların lateral kenarından dı şarı açılır. Bazı cestod türlerinde üreme organları iki takım halindedir (Cyclophyllidea takımının Anoplocephalidae ve Dilepididae aileleri). Bu durumda halkalardan bilateral (iki yanda) dı şarı açılan iki genital delik bulunur. Döllenme ve yumurtanın olu şumu: Trematodlardakine benzer. Testislerde olu şan spermalar vasa eferensia’ya, vas deferens, vesicula seminalis ve cirrus’a (sirrus) gelir. Spermalar bundan sonra ya (a) aynı halkanın, ya (b) aynı ferdin ba şka bir halkasının veya (c) aynı tür parazitin ba şka bir ferdinin halkasının vajinasına girer. Spermalar vajinadan geçerek reseptekulum seministe depolanır. Bu sırada ovaryumda olu şan yumurta oviduktan geçerek ootipe gelir. Döllenme ootipte olur. Yumurta kabu ğunun olu şumu trematodlarda oldu ğu gibidir. Kabu ğu olu şan yumurtalar daha sonra uterusa geçerler. Pseudophyllidea takımındakilerde uterusta olgunla şan yumurtalar, uterus deli ğinden dı şarı atılır ve dı şkıyla dı şarı çıkar. Cyclophyllidea takımındakilerde uterus deli ği olmadı ğından yumurtalar uterusta birikir. Bu birikme sonucu uterusun hacmı artar ve etrafına basınç yapar. Basınç nedeniyle zamanla uterus dı şında kalan genital organlar atrofiye olur. Böylece halkada içi yumurtalarla dolu uterus kalır. Bunlara gebe halkalar denir. Gebe halkalar strobilanın arka tarafından koparak dı şkıyla dı şarı atılır. Bu halkalar dı ş ortamda Veteriner Helmintoloji 35 parçalanır ve yumurtalar serbest kalır Bazı türlerde gebe halkalardaki uterus da ortadan kaybolur. Bu durumda yumurtalar, ya yumurta kapsülleri (=Yumurta paketi) ya da paruterin organlar adı verilen koruyucu bir yapı ile çevrilirler. Yumurta kapsülleri uterus duvarından, paruterin organlar ise uterus duvarının da kaybolması sonucu uterusun etrafındaki daha yo ğun olan parankimadan şekillenir. Yalnız yumurta kapsülü ifadesinin yumurtanın katlarından olan kapsülle karı ştırılmamalıdır. Yumurtaları: Cestod yumurtalarının içinde onkosfer adı verilen üç çift çengel ta şıyan bir larva bulunur. Onkosfer bazı cestodlarda yumurta kona ğı terkettikten sonra dı ş ortamda (Pseudophyllidea), bazılarında ise cestodun uterusu içinde (Cyclopyllidea) geli şir. Di ğer özellikler takımlara göre farklılıklar gösterir. 1-Pseudophyllidea takımı (Pseudophyllid tip yumurta): Bu yumurtaların bir kutbunda kapak bulunan geli şmi ş sert bir kapsülü vardır. Buna yumurta kabu ğu da denir. Bu özelli ği ile trematod yumurtalarını andırır. Dı şkıyla atıldı ğında içinde geli şmemi ş bir embriyo bulunur. Sulu ortamda embriyo geli şmesini tamamlar ve içinde üç çift çengel olu şur. Buna onkosfer denir. Onkosferin etrafı kirpikli bir epitel tabakası ile sarılıdır. Bu onkosfere etrafını saran kirpikli epitel tabakasıyla birlikte korasidyum denir. 2-Cyclophyllidea takımı (Cyclophyllid tip yumurtalar): Cyclophyllidea takımındakilerde onkosfer cestodun uterusu içinde geli şir. Bu nedenle dı şkıyla dı şarı ç ıkan yumurtaların içinde üç çift çengelli onkosfer mevcuttur. Onkosferi saran bir çok tabaka vardır. Bunlar şunlardır: 1-Kapsül: Az geli şmi ş olup yumu şak yapıdadır veya yoktur. 2-Dı ş tabaka: Kapsülle iç tabaka arasında bulunur. 3- İç tabaka: Bu tabaka embriyofor ile dı ş tabaka arasında yer alır. 4-Embriyofor: İç tabaka tarafından olu şturulur. İç tabaka ile onkosfer zarı arasında yer alır. 5-Onkosfer zarı: Onkosferi sarar. Bu tabakalardaki de ği şikliklere göre Cyclophyllid tip yumurtalar üçe ayrılır. Bunlar Dipylidium tip, Taenia tip ve Stilesia tip yumurtalardır Dipylidium tip yumurtalar (Dipylidiid tipler): Bu tip yumurtalar Taenidae ve Thysanosomidae aileleri hariç di ğer ailelerde görülür. Yumurtalar bazı farklıklarla birbirine benzer. Bunlarda kapsül az geli şmi ş ve yumu şaktır. Onkosferi çevreleyen embriyofor ise Anoplocephalidae’de armut biçiminde (Anoplocephalid alt tip), Hymenolepididae’de limon biçimindedir (Hymenolepid alt tip) . Dipylidiidae ve Mesocestoidae’de ince bir zar halindedir (Mesocestoidid alt tip). Taenia tip yumurta (Taeniid tip): Bu tip yumurta Cyclophyllidea takımındaki Taenidae ailesinde görülür. Kapsül çok incedir. Gebe halka dı şkıyla dı şarı atılırken yumurtanın kapsülü halkanın uterusu içinde parçalanır. Bu yüzden dı şkıda bulunan yumurtalarda kapsül görülmez. Onkosferi çevreleyen embriyofor çok kalın ve radial (ı şınsı) çizgilidir. Buna bazen pratikte kabuk adı da verilir. Stilesia tip yumurta: Thysanosomidae ailesinde görülür. Bunların yumurtalarında onkosfer zarı dı şında di ğer tabakalar görülmez. Onkosfer zarının Toparlak ve Tüzer 36 üzeri kalın hücresel bir katla örtülüdür. Bu hücresel kat yumurta uterusta ilerlerken olu şur. Larvaları 1-Pseudophyllidea larvaları: Pseudophyllidea takımındakilerde birbirini takip eden korasidyum (coracidium), proserkoyit (procercoid) ve plöyroserkoyit (pleurocercoid) olmak üzere üç larva dönemi bulunur. Korasidyum: İçinde altı adet çengeli olan etrafı silyumlu epitelle çevrili özel bir onkosfer tipidir. Yumurta içinde ve daha sonra suda serbest halde bulunur. Proserkoyit: Oval yapıdadır. Arka tarafında üzerinde altı adet çengel ta şıyan ampul benzeri yapıda ve serkomer (Cercomer) adı verilen bir çıkıntısı vardır. Kopepodlarda (Crustacea sınıfı Copepoda takımı) bulunur. Plöyroserkoyit: Vücudu uzun olup ön tarafında botriya ta şıyan gerçek bir skoleks bulunur. Eri şkin forma benzer. Ancak ondan halkalanma göstermemesi ve üreme organlarının olmamasıyla ayırt edilir. Omurgalılarda bulunur. Spirometra cinsindeki türlerin bu dönem larvalarına sparganum adı da verilir. 2-Cyclophyllidea larvaları: Cyclophyllidea takımındakilerin büyük bir ço ğunlu ğunda iki, Mesocestoididae ailesindekilerde ise üç larva dönemi bulunur. Hepsinde ilk larva dönemi onkosferdir. ikinci larva dönemleri türlere göre morfolojik farklılıklar gösterir ve sistiserkoyit (Cysticercoid), sistiserkus (Cysticercus), strobiloserkus (Strobilocercus), sönürüs (Coenurus) ve hidatid kist (Hydatid cyst) adlarını alırlar. Mesocestoididae ailesindekilerde ikinci larva dönemi sistiserkoyit olup üçüncü larva dönemi tetratiridyum (Tetrathyridium) adını alır. Onkosfer: Bu larva dönemi, üç çift çengel ta şıyan yuvarlak yapıda bir embriyodur. Yumurta içinde bulunur. Buna heksakant (Hexacanth = altı çengelli) embriyo adı da verilir. Sistiserkoyit: Küçük bir kesedir. İçi invagine olmamı ş bir skoleks tarafından doldurulmu ştur. Bu nedenle bir bo şlu ğa sahip de ğildir. Bu larva dönemi omurgasız hayvanlarda bulunur. Ancak Hymenolepis nana’da bu larva tipine omurgalı konakda da rastlanabilir. Sistiserkus: Sistiserkus içi sıvı dolu kesedir. İçinde bu keseden içeri do ğru invagine olmu ş bir adet skoleks bulunur. Memeli hayvanlarda görülür. Strobiloserkus: Bu larva tipi evagine bir skoleks, Veteriner Helmintoloji 37 dölerme organları bulunmayan yalancı bir zincir (Pseudostrobila) ve en arkada yer alan küçük bir keseden olu şmu ştur. Memelilerde görülür. Sönürüs: Sistiserkus yapısına benzer ancak bu larva tipinde keseden içeri invagine olmu ş çok sayıda skoleks bulunur. Bu larva memelilerde bulunur. Echinococcus kisti: Bu larva tipi Echinococcus cinsinde bulunan parazitlerin larvalarına verilen genel bir isimdir. Bu larva tipi Echinococcus granulosus’ta ve E.multilocularis’te farklı yapıdadır. Bu larvalar omurgalılarda bulunur. 1-Echinococcus granulosus’ta kist yapısı: Bu larva tipine hidatid kist veya kist hidatid de denir. Bu kist içi sıvı dolu büyük bir kese biçimindedir. Bu kesenin duvarı iki farklı tabakadan olu şmu ştur. Bunlar dı şta kütiküler ve içte germinal tabakalardır .Germinal tabakanın görevi; a-dı şarı do ğru kütiküler tabakayı, b-içeri veya bazen de dı şarı do ğru skoleks ve üreyici kapsülleri olu şturmaktır. Üreyici kapsül etrafı germinal tabakayla çevrilmi ş içinde iki veya daha fazla sayıda skoleks bulunan yapılardır. Zamanla üreyici kapsülün dı ş yüzü kütiküla ile örtülür ve böylece kız keseler meydana gelir. Böylece bu larva tipi, 1-dı şta kütiküler tabaka, 2-içte germinal tabaka, 3-germinal tabakaya ba ğlantılı skoleksler, 4-germinal tabakadan kopmu ş serbest yüzen skoleksler, 5-germinal tabakaya ba ğlantılı üreyici kapsüller, 6-germinal tabakadan kopmu ş serbest yüzen üreyici kapsüller, 7-serbest üreyici kapsüllerin geli şmesi sonucu meydana gelen kız keselerden ibarettir. Ayrıca vücudun bu kiste kar şı gösterdi ği reaksiyon sonucu, 8-kisti çevreleyen kona ğa ait bir fibröz tabaka(perikist) da bulunmaktadır. 2-Echinococcus multilocularis’te kist yapısı: Bu kiste aynı zamanda multilokuler kist veya alveoler kist veya multiveziküler kist adları da verilmektedir. Bu kistin yukarıda belirtilen kistten farkı şunlardır: 1-Kona ğa ait fibroz kapsül yoktur. 2-Kistin kutiküler membranı çok incedir. 3-Kistin birbiriyle ba ğlantili bo şlukları vardır. 4-Kistin içi jelatinimsi bir maddeyle doludur. Tetratridyum: Ön tarafı geni ş, arakaya do ğru incelen, yassı, invagine bir skoleksi olan solucan benzeri bir larvadır. Omurgalılarda bulunur. Ya şam çemberleri Cestodlarda Hymenolepis nana hariç tutulursa geli şme indirektir. Eri şkin cestodlar, birkaç tür hariç sonkona ğın ince ba ğırsaklarında ya şar. Larva dönemleri türlere göre farklı doku ve organlarda geli şir. Pseudophyllidea takımı: Bu takımda izlenen ya şam çemberi şemada gösterilmi ştir. Burada bazı önemli noktalara de ğinilecektir. Toparlak ve Tüzer 38 Yumurtanın kona ğı terkedi şi: Eri şkin parazitlerde uterus deli ği bulunur. Yumurtalar uterus deli ğinden paraziti terkederek dı şkıya karı şır ve dı şkıyla dı şarı çıkar. Yumurtanın dı ş ortamda geli şmesi ve korasidyumun serbest kalması: D ı şkıyla atılan yumurtaların içinde henüz onkosfer geli şmemi ştir. Onkosferin geli şmesi için sulu bir ortam, O 2 ve uygun sıcaklık (Optimum sıcaklık 25-26ºC) gerekir. Korasidyumun yumurtayı terketmesinde en önemli faktör ı şıktır. Trematodlarda oldu ğu gibi ı şık etkisi ile korasidyum bir enzim salgılar. Bu enzim kapa ğın açılmasına neden olur ve kapa ğın açılmasıyla korasidyum yumurtayı terkeder ve suda yüzer. Korasidyum arakonak tarafından alınmazsa 12 saat içinde ölür. Korasidyumun birinci arakona ğa girmesi ve burada geli şmesi: Suda yüzen korasidyum arakonak kabuklu (Cyclops spp, Diaptomus spp) tarafından a ğız yoluyla alınır. Arakona ğın ba ğırsaklarında embriyofor sindirim enzimleri etkisiyle ortadan kalkar. Serbest kalan onkosfer ba ğırsak duvarını delerek vücut dokularında proserkoyid haline geçer. Proserkoyidin ikinci arakona ğa girmesi ve bunda geli şmesi: Proserkoyid ta şıyan birinci arakonaklar ikinci arakonaklar tarafından yendi ğinde larvalar ba ğırsak duvarını deler ve vücut dokuları ve organlarında (özellikle sindirim kanalı ve karaci ğerde) son larva devresi olan plöyroserkoyid haline geçer. Sonkona ğın enfeksiyonu: Plöroserkoyid ta şıyan ikinci arakonakların sonkonak tarafında yenmesinden sonra ba ğırsakta eri şkin cestod geli şir. E ğer ikinci arakonaklar sonkona ğın dı şında bazı hayvanlar (Balık, kurba ğa, kirpi) tarafından yenirse plöyroserkoyidler onların vücutlarında kistlenirler. Bunlar paratenik konaktır. E ğer paratenik konak sonkona ğın yiyebilece ği bir hayvansa biyolojik çember tamamlanır. Tersi durumda ya şam çemberi tamamlanamaz. Cyclophyllidea takımı: Bu takımdakilerin ya şam çemberleri ilgili şemada özetlenmi ştir. Her parazitin ya şam çemberinin ayrıntıları kendi konusunda i şlenecektir. Burada ortak olan bazı noktalara a şa ğıda de ğinilmi ştir. Yumurtanın sonkona ğı terkedi şi: Yumurta kona ğı iki şekilde terkeder. Ana yolda gebe halkalar strobiladan koparak dı şkıyla dı şarı ç ıkar. Halka dı ş ortamda parçalanır ve yumurtalar etrafa da ğılır. Seyrek olarak gerçekle şen ikinci yolda ise gebe halkalar sonkona ğın ba ğırsa ğında parçalanır ve yumurtalar dı şkıyla birlikte dı şarı çıkar. Arakona ğın enfeksiyonu: Arakonak yumurtayı a ğız yoluyla alarak enfekte olur. Yumurtanın açılıp onkosferin dı şarı çıkması iki kademede olur. 1-Yumurtanın açılması: Bu i şlemde kapsül ve embriyofor ortadan kalkar. Bu i şlem arakonak olarak artropod kullanan cestodların yumurtalarında mekanik olarak gerçekle şir. Artropod yumurtayı a ğzıyla alır ve kapsülü parçalar. Yumurtanın geri kalan tabakaları arakona ğın orta ba ğırsa ğındaki sindirim enzimleriyle ortadan kaldırılır. Arakonak olarak omurgalıları kullananlarda ise embriyoforun ortadan kaldırılması genellikle omurgalının sindirim enzimleri olan pepsin ve pankreatin ile olmaktadır. 2-Onkosferin aktive olması: Onkosfer hareketlenerek yumurtayı terkeder. Arakonak olarak artropod kullananlarda aktivasyon fiziko-kimyasal faktörler yardımıyla gerçekle şir. Veteriner Helmintoloji 39 Arakonak olarak omurgalı kullananlarda rol oynayan faktörler safra ve uygun fizyolojik şartlardır (pH, CO 2 basıncı, vd). Arakonaktaki geli şme: Arakonak olarak omurgasızları kullananlarda onkosfer ba ğırsa ğı deler, vücut bo şlu ğuna geçer ve orada sistiserkoyid haline dönü şür. Arakonak olarak omurgalıları kulananlarda ise onkosfer türlere göre de ği şik yolları izler: 1-Onkosfer ba ğırsak villuslarına girerek orada sistiserkoyid haline dönü şür (Örnek: Hymenolepis nana). 2-Ba ğırsak duvarını delip kan yoluyla yerle şece ği organa veya dokuya gider Damardan çıkarak larva haline dönü şür (Örnek: Taenia saginata, T.solium, T.multiceps, Echinococcus spp vs.). 3-Ba ğırsak duvarını delip kan yoluyla karaci ğere gelir, damarı terkeder karaci ğer parankimasında çengelleri ve enzimleri yardımıyla aktif olarak göç ederek karaci ğeri terkeder. Karın bo şlu ğundaki organların serozasında larva haline dönü şür (Örnek: Taenia hydatigena, T.pisiformis). Sonkona ğın enfeksiyonu: Larva ta şıyan arakonakların yenmesiyle gerçekle şir. Ba ğırsa ğa gelen larva eri şkin şerit haline geçer. Bu i şlem iki basamakta gerçekle şir. 1-Protoskoleksin serbest kalması: Larva içindeki protoskoleksin hareketlenmesinde ve protoskoleksin larvanın di ğer kısımlarından kurtulmasında en önemli faktör safra tuzlarıdır. Bunun yanı s ıra vücut sıcaklı ğının, pH’ın, CO 2 ve O 2 basıncının da rolü vardır. 2-Protoskoleksin ba ğırsak mukozasına tutunması ve halkaların olu şmaya ba şlaması Cestoda'nın sınıflandırılması 1-Cestodaria altsınıfı: Skoleksi yoktur. Vücut segmentlere ayrılmamı ştır. Yalnızca bir üreme organı takımı (Erkek ve di şi) vardır. Yumurta içindeki larvaları 10 kancalıdır. Buna dekakant (decacanth) adı verilir. Bu altsınıfta çok az sayıda tür vardır. Bunların eri şkinleri balıklarda görülür. 2-Eucestoda altsınıfı: Skoleksi vardır. Caryophyllidea takımı hariç vücut segmentlere ayrılmı ştır ve her segmentte bir üreme organı takımı (Erkek ve di şi) bulunur. Yumurta içindeki larvası altı çengellidir. Buna hekzakant (hexacanth) adı verilir. Bu kitapta yukarıdaki sınıflandırma dikkate alınmaksızın Cestoda veya cestod kelimeleriyle Eucestoda alsınıfını veya bu altsınıftaki parazitleri kastedece ğiz. Eucestoda altsınıfında Tetraphyllidea, Trypanorhyncha, Cyclophyllidea, Pseudophyllidea, Protocephalidea, Lecanicephalidea, Diphyllidea, Nippotaeniidea, Aporidea, Spatheborhriidea ve Caryophyllidea takımları yer alı. Burada Veteriner Hekimli ği yönünden önemli olan Pseudophyllidea ve Cyclophyllidea takımlarına ba ğlı türler i şlenecektir. Bu iki takımda bulunan türlerin eri şkinleri memeli ve kanatlılarda görülmektedir. Pseudophyllidea takımı: Aile _ Cins _ 1-Diphyllobothriidae 1- Diphyllobothrium 2- Spirometra 3- Ligula 4- Schistocephalus Cyclophyllidea takımı Aile _ Cins _ 1-Taeniidae 1- Taenia 2- Echinococcus 2-Anoplocephalidae 1- Anoplocephala 2- Paranoplocephala 3- Moniezia 4- Cittotaenia 5- Bertiella 3-Thysanosomidae 1- Thysanosoma 2- Stilesia 3- Thysaniezia 4- Avitellina 4-Dilepididae 1- Amoebotaenia 5-Dipylidiidae 1- Dipylidium 2- Joyeuxiella Toparlak ve Tüzer 40 3- Diplopylidium 4-Choanotaenia 6-Davaineidae 1- Davainea 2- Raillietina 3- Cotugnia 4- Houttuynia 7-Hymenolepididae 1- Hymenolepis 2- Diorchis 8-Fimbriariidae 1- Fimbriaria 9-Mesocestoidae 1- Mesocestoides 2- Mesogyna Pseudophyllidea takımı Diphyllobothrium cinsi Bu cinste Diphyllobothrium dendriticum, D.ditremum türlerin eri şkinleri su ku şlarında ve bazen memelilerde (insan, hamster ve rat), Diphyllobothrium latum, D.nikonkaiense türlerin eri şkinleri ise sadece memelilerde görülür. Burada en yaygın tür olan Diphyllobothrium latum'dan bahsedilecektir. Diphyllobothrium latum Yayılı şı: Kuzey ülkelerinde görülür. Morfoloji: Eri şkinlerin boyu 20 m kadardır. Yumurtaları 67- 71 X 40-51 µm boyutlarındadır. Di ğer morfolojik özellikler takımın genel özelliklerini gösterir. Sonkonakları: Köpek, kedi, kutup ayısı, domuz, ve insan gibi balık yiyen memelilerdir. İnce ba ğırsaklarda yerle şir. Arakonakları: 1.Arakonakları: Crustacea sınıfından Cyclops cinsi artropotlar, 2.Arakonakları: tatlısu balıklarıdır ( Salmon, alabalık, turna balı ğı, tatlısu levre ği). Plöyroserkoyitler balıkların kas ve iç organlarında bulunur. Ya şam çemberi: Biyolojisi genel kısımda anlatıldı ğı gibidir. Prepatent süre bir aydır. Patojenez ve klinik belirtiler: Bu cestod ba ğırsaklarda gıda içindeki B 12 vitaminini absorbe ederek halkalarında depolar. Bu Veteriner Helmintoloji 41 vitamin alyuvar yapımında kullanıldı ğından noksanlı ğında konakta pernisiyöz anemi (makrositik hiperkromik anemi) şekillenir. Epizootiyoloji: Bu parazit aslında insanların parazitidir. Zira parazit di ğer konaklarda çok az sayıda döllenmi ş yumurta çıkarır. Bu nedenle epizootiyolojide iki önemli faktör vardır. Bunlar (a)insan dı şkısının tatlısulara karı şması ve (b)iyi pi şmemi ş balıkların yenmesidir. Köpek ve domuz gibi evcil hayvanlar enfeksiyona genellikle çi ğ balık yiyerek yakalanmaktadırlar. Tanı: Dı şkıda yumurtaları görmekle olur. Sa ğaltım: Eri şkin şeride kar şı praziquantel ve niclosamide kullanılır. Spirometra cinsi Bu cinste Spirometra mansonoides, S.mansoni, S.houghtoni, S.proleferuns, S.erinacei türleri bulunur. Bu türlerin eri şkinleri karnivorlarda görülür. A şa ğıda yurdumuzda görülen Spirometra erinacei'den bahsedilmi ştir. Spirometra erinacei Yayılı şı: Dünya'nın birçok ülkesinde görülür. Yurdumuzda görülmü ştür (Yayınlanmamı ş veri). Morfoloji: Morfolojik olarak Diphyllobothrium latum'a çok benzer. Ancak uterusun şekliyle birbirinden ayrılırlar. D.latum'da uterus rozet şeklinde, bu parazitte ise spiral bir görünü şü vardır. Ayrıca bu parazitin uzunlu ğu 1 - 1,5 metre olup daha kısadır. Sonkonakları: Karnivorlardır. Sonkonakta ince ba ğırsaklara yerle şir. Arakonaklar 1.Arakonakları: Cyclops spp, 2.Arakonakları: Su yılanları, kurba ğa yavruları, amfibik hayvanlar, ku şlar, insan dahil memelilerdir. Plöyroserkoyitleri, ikinci arakonakların vücut bo şluklarında, deri altında ve kasların ba ğ dokusunda yerle şir. Paratenik konakları: Su yılanları, kurba ğa yavruları, amfibik hayvanlar, ku şlar insan dahil memelilerdir. Sparganumları (Plöyroserkoyitleri), paratenik konakların vücut bo şluklarında, deri altında ve kasların ba ğ dokusunda yerle şir. Ya şam çemberi: Korasidyum birinci arakonakları enfekte eder ve onlarda proserkoyitler geli şir. Birinci arakonakları yiyen ikinci arakonaklarda proserkoyitler ba ğırsak duvarını deler, deri altında, kasların ba ğ dokusunda ve vücut bo şluklarında plöyroserkoyitler meydana gelir. Bunların plöyroserkoyitine sparganum adı da verilir. Plöyroserkoyit ta şıyan ikinci arakonaklar sonkonaklar tarafından yendi ğinde ise 10 ile 30 gün arasında eri şkin şerit geli şir. E ğer ikinci arakonaklar sonkonak dı şındaki di ğer omurgalılar tarafından yenirse plöyroserkoyitler bu konaklarda yerle şir fakat geli şme göstermez. Bunlar parazit için paratenik konaklık ödevi görür. Enfekte paratenik konaklar sonkonaklar tarafından yendi ğinde de eri şkin şerit meydana gelir. Patojenez: Sonkonaktaki eri şkin cestodun patolojik etkisi çok azdır. Plöyroserkoyitlerin ikinci arakonaklarda yaptı ğı enfeksiyona sparganozis denir. Bu enfeksiyon insanlarda önemlidir. insanlar bu enfeksiyona üç yolla yakalanırlar. 1-Proserkoyitlerle enfekte birinci arakonakları yanlı şlıkla yiyerek, 2-ikinci arakonalarda bulunan plöyroserkoyitleri yiyerek. Bu durumda ikinci arakonak olan domuzlardaki sparganozis önem ta şır. Domuzların çe şitli dokularında bulunan plöyroserkoyitler iyi pi şmemi ş etlerle insanlar tarafından alındı ğında dokulara gidip yerle şirler. 3-Enfekte kurba ğa ve yılan eti, göz ve yaralarda amprik tedavide pansuman olarak kullanıldı ğında plöyroserkoyitler insanların gözüne veya yaralardan içeri girerek kas dokusuna yerle şir. İnsanlarda sparganumlar özellikle deri altında yerle şerek buralarda yangı, ürtiker, ödem ve eozinofiliye yol açar. Toparlak ve Tüzer 42 Tanı: Eri şkinlerin tanısı sonkona ğın dı şkısında yumurtalarını görmekle yapılır. Sa ğaltım: Eri şkin parazitler için bunamidine hydrochloride, mebendazole, niclosamide, nitroscanate ve praziquantel kullanılır. İnsanlarda sparganozisin tedavisi cerrahidir. Ligula intestinalis Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünyanın birçok yöresinde göl ve baraj bölgelerinde Morfoloji: Eri şkinleri 28 cm, plöyroserkoyitleri 40 cm kadardır. Di ğer morfolojik özellikler takım özelli ği gösterir. Sonkonakları: Su ku şlarıdır. Sonkonakta ince ba ğırsaklarda yerle şir. Arakonaklar: 1.Arakonakları: Kopepotlar (Copepoda), 2.Arakonakları: Tatlısu balıkları Plöyroserkoyitleri tatlısu balıklarının vücut bo şluklarında Ya şam çemberi: 0Ya şam çemberi Diphyllobothrium latum'unkine benzer. Eri şkin parazitlerin ya şam süresi birkaç günle sınırlıdır. Patojenez: Eri şkin parazitlerin önemli patojen etkisi yoktur. Fakat plöyroserkoyitlerinin tatlısu balıklarında olu şturdu ğu ligulosis ekonomik yönden önemlidir. Bunların plöyroserkoyitleri, büyük olması nedeniyle balıkların karın bo şlu ğundaki organlara basınç yapar. Böylece bu organlar normal fonksiyonlarını yapamazlar. Bu organlar içinde en çok ovaryumlar ve testisler etkilenir. Bunlarda atrofi şekillenir. Bu olaya paraziter kastrasyon denir. Enfekte balıkların karınları şi şkin olup iyi yüzemezler. Hatta bazılarının karınları patlamı ş ve parazitler dı şarı çıkmı ş olabilir. Kontrol: Göl ve barajlarda ligulosis’in kontrolu zordur. Ancak balıkçılık i şletmelerinde hasta balıklar su Veteriner Helmintoloji 43 yüzeyinden toplanır ve su ku şlarının sayısı azaltılmaya çalı şılır. Cyclophyllidea takımı Taeniidae ailesi Bu ailede bulunan türlerin eri şkinleri etçil hayvanlarda ve insanlarda ya şar. Skolekslerinde Taenia saginata hariç di ğerlerinde bir rostellum bulunur. Bunun üzerinde iki sıra gül dikeni şeklinde çengeller vardır. Her olgun halkada sa ğda veya solda laterale açılan bir adet genital delik yer alır. Yumurtaları küçük ve yuvarlaktır. Onkosfer üzeri radyal çizgili kalın bir embriyoforla çevrilidir. Bu özellikleriyle di ğer cestodlardan ayrılır. Ancak bu ailedekilerin yumurtaları birbirinden morfolojik olarak ayırt edilemez . Bu ailede bulunan türlerin eri şkinlerinin morfolojik olarak birbirinden ayrımları oldukça zordur. Ayrımda uzunluk, skoleks büyüklü ğü, rostellumdaki çengel sayısı ve bunların büyüklü ğü, testis sayıları, sirrus kesesinin halkada bo şaltım kanallarına göre yerle şim yeri, vajina kıvrımları, vajina sifinkterinin bulunup bulunmaması gibi morfolojik özelliklere bakılır. Arakonakları memeli hayvanlar olup bunlarda görülen larva şekilleri sistiserkus, sönürus, strobiloserkus ve hidatit kisttir. Taenia cinsi Bu cinse ba ğlı çok sayıda tür vardır. Bu türlerin sonkonakları, larval dönemleri, arakonakları ve larvaların bulundu ğu organlar a şa ğıdaki tabloda gösterilmi ştir. İnsanlarda Taeniosis Taenia saginata Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünya'nın birçok yerinde görülür. Morfoloji: Eri şkini 5-15 metre boyundadır. Di ğer Taenia türlerinden farklı olarak skolekste rostellum yoktur . Gebe halkalardaki uterus halkanın her iki tarafında 15-30 adet dala sahiptir. Bu sayı Taenia solium'da 7-12 adettir. Larvası kirli-beyaz renkli, 1 cm çaplı, içi su dolu bir kesedir. Bu kese ayrıca kona ğa ait fibröz bir ba ğdoku ile de sarılı olup içinde dı şarıdan çıplak gözle görülebilen bir adet skoleks bulunur. Skolekste rostellum yoktur. Toparlak ve Tüzer 44 Sonkonak: İnsan Sonkonakta inceba ğırsaklara, nadiren de safra kesesine yerle şir. Arakonak: Sı ğır ve deve Arakonakta çizgili kaslara, kalp kasına, seyrek olarak da tükürük bezi, lenf bezi, beyin, karaci ğere yerle şir. Ya şam çemberi: İnsanların ince ba ğırsaklarında bulunan eri şkin şeritten kopan gebe halkalar ba ğırsaklarda parçalanır ve ortaya çıkan yumurtalar dı şkıyla dı şarı atılır. Bundan ba şka halkalar do ğrudan dı şkıyla da dı şarı çıkabilir ve dı ş ortamda bunlar parçalanarak yumurtalar serbest kalır. Bu yumurtalar dı ş ortama çok dirençli olup aylarca canlılıklarını korurlar. Yumurtalar merada otlayan sı ğırlar tarafından alındıklarında onkosfer ince ba ğırsaklarda serbest kalır, ba ğırsa ğı deler ve kan yoluyla çizgili kaslara gider. Çizgili kaslarda bunların larvası olan Cysticercus bovis geli şir. Bunlar 12 hafta sonra enfektif hale gelirler. Bunların sistiserklerinin en çok görüldüğü kaslar masseter, diyafram ve kalp kaslarıdır. Bu kistlerin kaslardaki ya şam süresi birkaç haftadan birkaç yıla kadar de ği şir. İnsanlar çi ğ veya iyi pi şmemi ş enfekte sı ğır veya deve etlerini yiyerek paraziti alır. Prepatent süre 2-3 aydır. Patojenez ve klinik belirtiler: Eri şkin formu insanlarda ishal ve karın a ğrısına neden olmaktadır. Larvaları ise, deneysel olarak çok sayıda yumurta ile yapılan enfeksiyonlarda sı ğırlarda kalp kasında şiddetli bozukluklar olu şturmaktadır. Epizootiyoloji: Sı ğırlar enfeksiyonu esas olarak oral yolla alır. Bu da ya insanların bula şık ellerindeki ya da meradaki yumurtaların oral yolla alınmasıyla olmaktadır. Çok seyrek olaylarda onkosfer intrauterin olarak buza ğıya geçebilmektedir. Ya şları 3-6 aylıktan büyük olan sı ğırlarda bunların sistiserklerine kar şı bir ba ğı şıklık geli şir. Ba ğı şık hayvanlar reenfeksiyonlara direnç gösterirler. Ancak bu ba ğı şıklık hayvanda mevcut sistiserkleri öldürmez. Mera birkaç yolla enfekte olur. Bunlar; 1- İnsanların meraya dı şkılamaları, 2- İnsan dı şkısının gübre olarak kullanılması, 3-Kanalizasyon sularının meraya akması, 4-Tren helalarından çıkan dı şkıların ortalı ğa saçılmasıdır. 5-Mera kontaminasyonunda ku şlar da önemli rol oynar. Ku şlar insan dı şkısında bulunan bu şeridin halkalarını yerler. Halkalar bu hayvanların ba ğırsaklarında parçalanır ve yumurtalar serbest kalır. Yumurtalar ku şlarda bir de ği şikli ğe u ğramadan dı şkıyla gittikleri yerlere atılır. Bu yolla bir yöreden ba şka bir yöreye yumurtalar ta şınmı ş olur. Tanı: Sı ğırlarda Cysticercosis bovis'in tanısı pratikte postmortem olarak yapılabilmektedir. Mezbahalarda sistiserklerin ençok yerle şti ği yerlere ensizyon yapılır Önemli Taenia türleri, konakları, larvaları, arakonakları, larvanın yerle şti ği yer Tür adı Sonkonak Larva adı Arakonak Larvanın yerle şti ği yer T.saginata İnsan Cysticercus bovis S ı ğır, nadiren deve Kas T.solium İnsan Cysticercus cellulosa Domuz, insan Kas, beyin, göz vs. T.multiceps Köpekgiller Coenurus cerebralis Ruminant MSS T.hydatigena Köpekgiller Cysticercus tenuicollis Ruminant, domuz Periton T.ovis Köpekgiller Cysticercus ovis Koyun Kas T.psiformis Köpekgiller Cysticercus psiformis Tav şan Periton T.serialis Köpekgiller Coenurus serialis Tav şan Ba ğdoku T.taeniaformis Kedigiller Strobilosercus fasciolaris Fare, rat Karaci ğer T.krabbei Köpekgiller Cysticercus tarandi Ren geyi ği Kas Veteriner Helmintoloji 45 ve buralarda sistiserkler aranır. İnsanlarda eri şkin formunun tanısı d ı şkıda yumurta ve halkaların görülmesiyle olur. Sa ğaltım: Sı ğırlarda 50 mg/kg/gün dozda dört gün süreyle praziquantel verilmesi sistiserkleri öldürür. Ancak canlı hayvanlarda sistiserklerin pratik tanısının yapılamayı şı ve bu tedavinin pahalı olu şu pratikte ilaç uygulamasını imkansız hale getirir. İnsanlarda eri şkin parazite kar şı niclosamide, praziquantel, albendazole, paramomycine (amino glikozit türevi bir antibiyotik) kullanılır. Kontrol: Kontrol önlemleri a şa ğıdaki gibi özetlenebilir. 1- İnsan dı şkısının sı ğırların otladıkları alanlara karı şması önlenmelidir. 2-Mezbahalarda et muayeneleri dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. 3-Sı ğır etleri iyi pi şirilerek yenmelidir. 4-Bazı ülkelerde sı ğırlarda Cystisercus bovis'e kar şı oldukça olumlu sonuçlar veren a şı çalı şmaları vardır. Taenia solium Yayılı şı: Bu şerit domuz etinin tüketildi ği her yerde görülebilir. Morfoloji: Eri şkinleri Taenia saginata'ya benzer. Fakat skoleksinde iki sıra çengel ta şıyan bir rostellumun olması ve gebe halkada bulunan uterus dallarının sayısının daha az olması ile ondan ayrılır. Larvası Taenia saginata'nınkine benzer. Ancak skoleksinde rostellum bulunur. Sonkonak: İnsan Sonkonakta inceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: Domuz: Kaslara yerle şir İnsanda: Beyin, omurilik, derialtı, iskelet kasları, kalp kası ve göze yerle şir. Ya şam çemberi: Taenia saginata'ya benzer. İnsanda bulunan eri şkin parazite ait halkalar dı şkıyla dı şarı ç ıkar. Halkaların parçalamasıyla etrafa da ğılan yumurtalar a ğız yoluyla domuzlar tarafından alınır. Ba ğırsakta serbest kalan onkosfer ba ğırsak duvarını delerek kan yoluyla kaslara gider. Burada larva dönemi olan Cysticercus cellulosa olu şur. İnsanlar iyi pi şmemi ş enfekte domuz etlerini yiyerek bu sistiserkleri alırlar. Bunlar inceba ğırsakta eri şkin parazit haline gelirler. Taenia saginata'dan farkı sonkonak olan insanlarda da arakonakta oldu ğu gibi sistiserklerin meydana gelmesidir. Bu durum; 1-Taenia solium yumurtalarının bula şık su veya gıdalarla alınmasından, 2-Enfekte şahısların dı şkısıyla çıkan halkalardan da ğılan yumurtaları aynı şahsın enfekte elleriyle kendine bula ştırmasından (dı ş oto enfeksiyon) ve 3-Enfekte şahıslarda ters ba ğırsak peristalti ği ile buradan sürüklenerek mideye gelen gebe halkaların parçalanmasından sonra ortaya çıkan onkosferlerin kan dola şımına karı şmasından (iç oto enfeksiyon) Toparlak ve Tüzer 46 kaynaklanmaktadır. Kan dola şımına geçen onkosfer, beyin, omurilik, derialtı, iskelet kasları, kalp kası ve göz gibi organlara giderek sistiserk (Cysticercus cellulosa) haline geçer. Patojenez ve klinik belirtiler: Eri şkin şerit insanlarda genellikle klinik belirtilere yol açmaz. Larvasının (Cysticercus cellulosa) insanlarda yerle şti ği yere göre de ği şik klinik belirtiler ortaya çıkar. Sistiserkler merkezi sinir sisteminde bulundu ğunda (nöyro sistiserkozis) sara benzeri belirtilere, gözde bulundu ğunda (orbital miyo sistiserkozis).körlü ğe yol açar. Sistiserkler, özellikle iskelet kaslarında (musküler sistiserkozis) bulunanlar zamanla kalsifiye olurlar. Larvası ( Cysticercus cellulosa) domuzda klinik belirtiye yol açmaz. Ancak enfekte hayvanların etleri imha edilir veya şartlı kullanıma tabidir. Epizootiyoloji: Taenia saginata enfeksiyonunkine benzer. Domuzlarda ilk enfeksiyondan sonra reenfeksiyonlara kar şı 5 ay süre ile dirençli kalırlar. Tanı: Domuzlarda tanı et muayenesi ile yapılır. İnsanlarda beyine yerle şen sistiserklerin tanısı beyin tomografisi ile yapılır. Ayrıca serolojik testlerde kullanılmaktadır. İnsanlarda eri şkin formunun tanısı d ı şkıda yumurta ve halkaların görülmesiyle olur. Sa ğaltım: İnsanlarda sistiserkleri öldürmek için praziquantel, metrifonat, albendazole kullanılır. Eri şkinleri öldürmek için niclosamide ve praziquantel kullanılır. Ba ğırsakta bulunan parazitleri tamamen atmak için mutlaka MgSO 4 gibi bir sürgüt verilmelidir. Dichlorophene gibi parazitin atılmadan önce ba ğırsaklarda parçalanmasına yol açabilecek herhangi bir ilaç verilmemelidir. E ğer verilirse parçalanan proglottitlerden açı ğa çıkan yumurtalardan serbest kalan onkosferler ba ğırsa ğı delerek sistiserklerin olu şumuna neden olurlar. Kontrol: Taenia saginata enfeksiyonunda oldu ğu gibidir. Karnivorlarda Taeniosis Taenia multiceps (Syn. Multiceps multiceps) Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünya'nın birçok yöresi Morfoloji: Eri şkinleri 40-100 cm arasındadır. Larvası olan Coenurus cerebralis ortalama 5 cm çapında olup içinde yüzlerce invagine skoleks bulundurur. Sonkonak: Köpek ve yabani Canidae'ler Sonkonakta inceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: Koyun, keçi, di ğer ruminantlar, seyrek olarak at, insan ve kedi Arakonakta beyin, omurilikte yerle şir. Ya şam çemberi: Sonkonaklardan atılan halkaların parçalanmasıyla serbest kalan yumurtalar arakonaklar tarafından alındı ğında inceba ğırsaklarda serbest kalan onkosfer kan yoluyla beyin ve omurili ğe gider. Buralarda sönürüs tipinde olan larvalar geli şir. Bu larvaların enfektif hale gelmesi için yakla şık 8 aylık bir süreye gereksinim vardır. Sonkonaklar bu gibi enfekte organları yiyerek paraziti alır ve inceba ğırsaklarda eri şkin şeritler olu şur. Prepatent süre 1,5-2 ay Veteriner Helmintoloji 47 arasındadır. Patojenez ve klinik belirtiler: Sonkonaktaki taeniosis hafif enfeksiyonda belirtiler göstermez. A ğır enfeksiyonlarda ise kabızlık veya ishal, zayıflık dikkati çeker. Bazen ba ğırsak tıkanması nedeniyle hayvan ölebilir. Arakonaklarda sönüriyazis enfeksiyonu üç şekilde görülebilir. 1-Akut ensefalik sönüriyazis (Coenurosis): Onkosferin beyin dokusundaki göçü sırasındaki travmadan olu şur. E ğer hayvanlar çok sayıda yumurta ile enfekte olmu şlarsa onkosferlerin beyindeki invazyonları s ırasında akut travmatik bir meningoensefalit geli şir. Hayvanlar çok kısa bir süre içinde ölürler. 2-Kronik ensefalik sönüriyazis: Geli şen kistin yaptı ğı basınca ili şkin olarak ortaya çıkar. Az sayıda (bir kaç) yumurta ile olu şan enfeksiyonlarda onkosferin göçü sırasında olu şan travma klinik tabloya yol açmaz. Bu durumda yumurtaların alını şından 4-6 ay sonra beyinde 1-2 adet kist (larva) görülür. Bu kistler geli ştikçe yaptıkları basınçtan dolayı beyin dokusunda giderek artan bir tahribat olu şur ve kistin yerle şti ği yere göre de ği şen semptomlar olu şur. Bunlar görme bozuklukları (bir veya her iki gözde bakar körlük) ve dönme hareketleri gibi normal olmayan davranı şlardır. Bu gibi hayvanlar beslenemediklerinden dolayı zayıflarlar ve sonunda ölürler. Beynin dı ş yüzüne yerle şen larvalar frontal ve paryetal kemiklere yaptı ğı basınçtan dolayı bu kemiklerin incelmesine ve daha sonra da delinmesine yol açabilir. 3-Medüller sönüriyazis: Hastalı ğın bu şekli seyrek olarak görülür. Parazitler omurili ğe yerle şir. Arka ayakların felci ile kendini belli eder. Ba şkaca bir belirti yoktur. Hayvanlar beslenemediklerinden ölürler. Epizootiyoloji: Sönüriyazis ço ğunlukla koyun ve keçilerde görülür. Enfeksiyona seyrek olarak genç sı ğırlarda, ender olarakta atlarda rastlanmaktadır. Çiftlik hayvanları için enfeksiyon kayna ğını çoban köpekleri olu şturur. Çevreye da ğılan yumurtalar dı ş şartlara oldukça dayanıklı olup 6 ayı a şan bir süre canlı kalabilir. Tanı: Sonkonaktaki eri şkinlerin tür tanısı güçtür. Dı şkı yoklamasında tipik yumurta ve halkaların görülmesiyle ile ancak Taenidae ailesinden bir cestodun varlı ğı ortaya konulabilir. Arakonaklarda ensefalitik formun tanısı zordur. Çünkü bu formun belirtileri, beyinde bozukluklar yapan hipokalsemi, meningoensefalitisler, listeriyozis, sıçrama hastalı ğı (louping-ill), serebrospinal nematodiyazis, beyin apseleri, serebral östriyazis ve beyin tümörleri gibi di ğer hastalıklarınkine benzer. Ancak östriyaziste aynı zamanda burundan irinli bir akıntı gelmesine kar şılık bu durum sönüriyaziste yoktur. Kronik ensefalitik formun tanısında e ğer larvalar beyin yüzeyine yerle şmi ş ve kafa kemiklerinde incelme veya delinme meydana gelmi şse bu durum palpasyonla saptanabilir. Bu formun tanısında oftalmaskopi de kullanılmaktadır. Gözün fundusunda optik diskte (kör noktada) dejenerasyon ve hemostasis vardır. Optik disk retina ile kayna şmı ş vaziyettedir. Bu durumlar lokomotor bozuklukların ortaya çıkmasından iki ay öncesine kadar bir süre içinde görülebilmektedir. Bütün bu bilgilere göre canlı hayvanda kesin tanı oldukça zordur. Kesin tanı ancak nekropside larvaların görülmesiyle yapılabilir. Sa ğaltım: Serebro-spinal sönüriyazisin pratikte sa ğaltımı yoktur. En akılcı çözüm hastalık saptanır saptanmaz hayvanı kesime göndermektir. Eri şkin cestodlara kar şı kullanılan ilaçlar "Karnivorlarda Taeniosis’in Sa ğaltımı" kısmında verilmi ştir. Kontrol: Alınması gerekli kontrol önlemleri şunlardır. 1-Sonkonaklarda cestod enfeksiyonlarının sa ğaltımı 2-Mezbahalarda et ve sakatat muayenelerinin iyi yapılması 3-Sakatatların çi ğ olarak kedi ve köpeklere yedirilmemesi 4-Enfekte sakatatların imhası veya ısı i şlemlerinden geçirilerek ba şka amaçlarla kullanılması Taenia serialis Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünya'nın çe şitli ülkelerinde görülür. Morfoloji: Eri şkinlerinin boyu 70 cm'ye kadar ula şır. Larvası yakla şık 4 cm çaplı içinde çok sayıda skoleks ta şıyan bir kesedir. Sonkonak: Köpek, tilki Sonkonakta inceba ğırsaklara yerle şir. Toparlak ve Tüzer 48 Arakonak: Tav şan ve di ğer kemiriciler Larvası olan Coenurus serialis deri altı ve intermuskuler ba ğdokuda yerle şir. Ya şam çemberi: Taenia multiceps'inkine benzer. Ancak bunda larvalar arakona ğın deri altı veya intermuskuler ba ğdokusuna yerle şir. Patojenitesi: Gerek eri şkin formu ve gerekse larvası fazla patojen de ğildir. Ancak sönürüslarla enfekte tav şanlar estetik görünümleri nedeniyle insan gıdası olarak tüketime sunulamaz. Tanı: Sonkonaktaki eri şkinlerin tür tanısı güçtür. Dı şkı yoklamasında tipik yumurta ve halkaların görülmesiyle ile ancak Taenidae ailesinden bir cestodun varlı ğı ortaya konulabilir. Arakonakta tanı nekropside larvaların görülmesiyle yapılır. Sa ğaltım: Eri şkin cestodlara kar şı kullanılan ilaçlar "Karnivorlarda taeniosis’in Sa ğaltımı" kısmında verilmi ştir. Kontrol: Enfekte tav şan etleri köpeklere yedirilmemelidir. Köpeklerde eri şkin cestodlarla mücadele yapılmalıdır. Taenia ovis Yayılı şı: Yurdumuz dahil birçok ülkede görülür. Morfoloji: Eri şkinleri 1 m'ye, larvaları geli şti ği zaman 6 mm'ye kadar uzunlu ğa eri şir. Sonkonak: Canidae ailesindeki hayvanlar Sonkonakta inceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: Koyun, keçi Larvası olan Cysticercus ovis iskelet ve kalp kasında yerle şir. Ya şam çemberi: Taenia saginata'ya benzer. Prepatent süre 2 aydır. Patojenez ve klinik belirtiler: Eri şkinlerin fazlaca patojenik etkileri yoktur. Larvaları ise mezbahalarda estetik görünümlerinden dolayı etin imhasına yol açar. Ba şkaca bilinen bir zararı yoktur. Tanı: Sonkonaktaki eri şkinlerin tür tanısı güçtür. Dı şkı yoklamasında tipik yumurta ve halkaların görülmesiyle ile ancak Taenidae ailesinden bir cestodun varlı ğı ortaya konulabilir. Arakonakta tanı nekropside larvaların görülmesiyle yapılır. Sa ğaltım: Eri şkin cestodlara kar şı kullanılan ilaçlar "Karnivorlarda Taeniosis'in Sa ğaltımı" kısmında verilmi ştir. Kontrol: Köpeklere enfekte çi ğ et yedirilmemeli ve köpeklerde eri şkin cestodların sa ğaltımı yapılmalıdır. Taenia hydatigena Yayılı şı: Yurdumuz dahil pek çok ülkede görülür. Morfoloji: Eri şkin şeritin boyu 75-500 cm arasındadır. Larvaları yakla şık 8 cm çapındadır. Larvaların üzerinde peritondan köken alan bir tabaka bulunur. Sonkonak: Canidae ailesi Sonkonakta inceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: Ruminantlar ve domuz Larvası olan Cysticercus tenuicollis arakonakların karın bo şlu ğunda karaci ğere ve mezenterlere yapı şık olarak bulunur. Ya şam çemberi: Arakonaklar yumurtaları aldıktan sonra ba ğırsak duvarını delen onkosferler kan dola şımına girer ve karaci ğere gelirler. Karaci ğer parankimasında yakla şık 4 hafta göç eder. Daha sonra bu organı Veteriner Helmintoloji 49 terkeder ve karın bo şlu ğuna gelir. Karın bo şlu ğunda 4 hafta sonra her bir onkosferden larvalar geli şir. Bu larvaları yiyen sonkonaklar enfeksiyona yakalanır. Patojenez: Arakonakta onkosferlerin karaci ğerdeki göçleri sırasında akut fascioliosis'tekine benzer patolojik olaylar geli şir. Bu olaya hepatitis sistiserkoza denir. A ğır enfeksiyonlarda hayvanlarda 19-20 gün içinde ölümler görülür. Sonkonaktaki taeniosis hafif enfeksiyonda belirtiler göstermez. A ğır enfeksiyonlarda ise kabızlık veya ishal, zayıflık dikkati çeker. Bazen ba ğırsak tıkanması nedeniyle hayvan ölebilir. Tanı: Sonkonaktaki eri şkinlerin tür tanısı güçtür. Dı şkı yoklamasında tipik yumurta ve halkaların görülmesiyle ile ancak Taenidae ailesinden bir cestodun varlı ğı ortaya konulabilir. Arakonakta tanı nekropside larvaların görülmesiyle yapılır. Sa ğaltım: Eri şkin cestodlara kar şı kullanılan ilaçlar "Karnivorlarda taeniosis’in Sa ğaltımı" kısmında verilmi ştir. Kontrol: Köpeklere larvalar yedirilmemeli ve köpeklerde eri şkin cestodların sa ğaltımı yapılmalıdır. Taenia psiformis Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler. Morfoloji: Eri şkini 2 m boyundadır. Sistiserkleri bezelye büyüklü ğündedir. Sonkonak: Canidae ailesi, seyrek olarak kedi Sonkonakta inceba ğırsak Arakonak: Tav şan Larvaları olan Cysticercus psiformis karın bo şlu ğunda karaci ğer, böbrek ve rektumun mezenteryumuna tutunmu ş olarak görülür. Ya şam çemberi: Taenia hydatigena'nınkine benzer. Patojenez: Taenia hydatigena'da ki gibidir. Tanı: Sonkonaktaki eri şkinlerin tür tanısı güçtür. Dı şkı yoklamasında tipik yumurta ve halkaların görülmesiyle ile ancak Taenidae ailesinden bir cestodun varlı ğı ortaya konulabilir. Arakonakta tanı nekropside larvaların görülmesiyle yapılır. Sa ğaltım: Eri şkin cestodlara kar şı kullanılan ilaçlar "Karnivorlarda Taeniosis'in Sa ğaltımı" kısmında verilmi ştir. Kontrol: Taenia hydatigena'daki gibidir. Taenia taeniaformis (Syn. Hydatigera taeniaformis) Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji: Eri şkin şerit 50-60 cm uzunlu ğundadır. Son halkası çan şeklindedir. Larvaları karaci ğer parankimasında bezelye büyüklü ğünde nodüller içinde yer alır. Nodül açıldı ğında içinde 10 cm uzunlu ğunda şerit şeklinde, arkasında 1 cm çapında kese bulunan strobiloserkus ortaya çıkar. Sonkonak: Felidae ailesi Sonkonakta inceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: Fare, rat (keme), tav şan, sincap Larvası olan Strobilocercus fasciolaris Toparlak ve Tüzer 50 arakonakların karaci ğer parankimasında yerle şir. Ya şam çemberi: Ya şam çemberini, kedi-fare ili şkisi içinde tamamlar. Kedide prepatent süre 36-42 gündür. Eri şkin şerit kedilerde 2 yıl ya şayabilir. Patojenez: Eri şkin cestod skoleksini ba ğırsak mukozasına gömer ve bazen ba ğırsak delinmesine yol açabilir. Arakonakta ise fazla patojen etkisi yoktur. Tanı: Bu parazitin tanısı, dı şkıda çan şeklinde halkasının görülmesiyle konur. Arakonakta tanı nekropside tipik larvaların görülmesiyle yapılır. Sa ğaltım: "Karnivorlarda Taeniosis'in Sa ğaltımı" kısmında bahsedilecektir. Kontrol: Kedilerin sa ğaltımı yapılmalı ve bunların arakonak olan fare, rat gibi hayvanları yemesi engellenmelidir. Karnivorlarda Taeniosis'in Sa ğaltımı Burada verilen bilgiler Taenia cinsinde bulunan parazitlerle ilgilidir. Echinococcus, Dipylidium, Joyeuxiella ve Mesocestoides cinslerinde bulunan türlerin sa ğaltımı kendi konularında verilecektir. Bunamidine hydrochloride: Kedi 25 mg/kg, köpek 50 mg/kg. Bu ilaç aç karına verilir. Tabletler hiçbir zaman kırılarak, gıda veya su içinde verilmemelidir. Zira bu ilaç a ğız mukozasını irrite eder. Hayvanlara ilaç verilmesinden 3 saat sonra gıda verilebilir. Bu ilaç 14 gün içinde tekrar kullanılmamalıdır. Bu ilaç 6 aylıktan küçük karnivorlara verilmemelidir. Dichlorophene: Kedi-köpek 220 mg/kg, hayvan bir gece önce aç bırakılır. İshal veya kusma yapabilir. Epsiprantel: Kedi 2,75 mg/kg, köpek 5,5 mg/kg Tablet şeklinde kullanılır. Bu ilaç 7 haftalıktan küçük hayvanlarda kullanılmaz.. Fenbendazole: Köpek 50 mg/kg Mebendazole: Köpek 22 mg/kg, gıda içinde günde bir kez 3-5 gün bu dozda arka arkaya verilir. Kedilerde 50 mg/kg tek doz kullanılır. Niclosamide: Kedi-köpek 157 mg/kg. Bir gece önce aç bırakılan hayvanlara tablet olarak verilir. Bu ilaç ba ğırsak tembelli ği ve akut ishal olan hayvanlarda katiyen kullanılmamalıdır. Nitroscanate: Kedi-köpek 50 mg/kg. Özellikle Greyhound ırkı köpeklerde yan etki olarak kusma meydana getirmektedir. Praziquantel: Kedi-köpek 5 mg/kg. Tablet veya injeksiyon formülasyonları vardır. Bu ilaç 1 aylıktan küçük yavrularda kullanılmamalıdır. Echinococcus cinsi Bu cins altında bulunan parazitler karnivorların en küçük şeritlerindendir. Bu cinste Echinococcus granulosus, E.multilocularis, E.oligarthus, E.vogeli türleri yer alır. Arakonaklarda E.granulosus'un yaptı ğı hastalı ğa kistik echinococcosis, Emultilocularis'inkine alveolar echinococcosis, E.oligarthus ve E.vogeli'ninkine ise polikistik echinococcosis denir. Bunlardan Echinococcus granulosus yurdumuzda görüldü ğünden önemlidir. E.multilocularis'in yurdumuzda görüldü ğü bildirilmekte ise de bu konu hala tartı şmalıdır. Burada bu iki türden bahsedilmi ştir. Echinococcus granulosus Bu türün birçok alt türü vardır. Bunlar a şa ğıda tabloda verilmi ştir. Alttür _ Sonkonak Arakonak E.g.granulosus Köpek, yabani Canidae (kırmızı tilki hariç) Ruminant, deve, tavsan, domuz, insan, maymun, kanguru, bazen kanatlı E.g.equinus Köpek, kırmızı tilki At, e şek E.g.africanus Köpek, kedi Sı ğır, koyun E.g.felidis Arslan Zebra E.g.lycaonotis Köpek Koyun E.g.ortleppi Köpek, Çakal Sı ğır E.g.borealis Canidae Memeli E.g.canadensis Kurt Memeli Bunlardan yurdumuzda görülen Echinococcus granulosus granulosus önemlidir. Veteriner Helmintoloji 51 Echinococcus g. granulosus Yayılı şı: Echinococcus granulosus granulosus yurdumuz dahill Dünya'nın birçok yerinde görülür. Morfoloji Eri şkinleri: Uzunlu ğu 2-7 mm kadardır. Ba şta çift sıra dikenli bir rostellum bulunur. Boyun vardır. Halka sayısı ço ğunlukla 3 adettir. Son halka, gebe halka olup vücut uzunlu ğunun yakla şık yarısı kadardır. Olgun halkalarda testis sayısı 45-65'tir. Testisler halka içine da ğılmı ştır. Genital delik, halkanın ön ve arka uçları ortasında veya biraz arkasında olmak üzere lateralde yeralır. Di ğer yönlerden Taenidae ailesinin genel morfolojik özelliklerini gösterir. Yumurtası: Taenidae ailesinin yumurta özeli ğini gösterir. Larvası: Hidatid kistin morfolojik özelli ği cestodların genel özellikleri kısmında anlatılmı ştır. Sonkonak: Tabloda verilmi ştir. Sonkonakta inceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: Tabloda verilmi ştir. Larvası olan kist hidatit ba şlıca karaci ğer ve akci ğer, arasıra di ğer organlarda görülür. Ya şam çemberi: Sonkonak protoskoleksli kist ta şıyan organları yiyerek enfekte olur. Sonkona ğın inceba ğırsa ğında sindirilen bu organlardan serbest kalan her bir protoskoleksten bir adet parazit geli şir. Parazitler en erken 5 haftada eri şkin hale gelirler. Bu şeritlerin sonkonakta ya şama süreleri 2 yıldan fazladır. Eri şkin parazitten her gün bir gebe halka koparak dı şkıyla dı şarı atılır. Atılan bu halkaların içindeki enfektif yumurtalar, halkaların parçalanması ile etrafa da ğılır. Arakonaklar su veya yiyeceklerle enfektif yumurtaları alır. Arakona ğın inceba ğırsa ğındaki enzimler yumurtanın kütiküler tabakayı (blokları) parçalar ve onkosfer serbest kalır. Serbest kalan onkosfer ba ğırsak duvarını delerek kan yoluyla karaci ğere, lenf yoluyla akci ğere ve buradan da akci ğer kapillar damarlarını geçebilirse büyük dola şıma girerek di ğer organlara gider. Ya şam çemberinin buraya kadar olan kısmında parazit güçlü bir immünolojik etkiye sahiptir. ve onkosfer antijenleri vücutta olu şturdu ğu IgA, IgG antikorlarıyla sonraki enfeksiyonlara kar şı güçlü bir koruyucu immünite geli ştirir. Her bir onkosferden bir adet kist geli şir. Kistlerin geli şmesi oldukça yava ştır. Toparlak ve Tüzer 52 İçlerinde protoskolekslerin olu şması için yakla şık 5-6 ay süre gerekir. Bu sırada kistlerin çapı 1-2 cm civarındadır. Kistlerin geli şmesi yıllarca devam eder. Geli şmesinin devamı sonucu kistler 20-30 cm çapa eri şebilmektedir. Burada bir yumurtadan bir kist geli şmi ştir. Bu kistin içinde aseksüel ço ğalma biçimlerinden tomurcuklanma ile binlerce protoskoleks olu şur (poliembriyoni). Kistlerin yıllarca canlı kalmasının nedeni şu şekilde açıklanır: Kistlerin duvarı normalde antikorlara, aktive olmu ş komplemente ve sitotoksik hücrelere açıktır. Fakat kist tarafından çıkarılan bazı moleküller, antikomplementer etki göstermektedir. Bu ise komplementin kist üzerindeki litik (eritici) etkisini engeller. Bu durumda parazit kona ğın immun saldırılarından etkilenmez ve uzun süre ya şamını sürdürür. Larvanın çevresindeki konak tarafından olu şturulan fibröz kat da paraziti kona ğın immun saldırısına kar şı ilave olarak korur. Ayrıca kistin kona ğın ba ğı şıklık sistemini deprese edici etkisi vardır. Kistler makroskopik olarak iki tipte görülür. Bunlar uniloküler kist ve multikistik (multiveziküler) kist tipleridir. Uniloküler tip büyükçe bir keseden ibarettir. Di ğeri ise birarada bulunan, birbirine yapı şık çok sayıda küçük ve ba ğımsız kistler toplulu ğudur. Multiveziküler kistler, tek bir kistin dı şa do ğru (eksojen) çok sayıda kız keseler olu şturmasıyla meydana gelmi ştir. Uniloküler kistler daha ziyade koyun ve insanda, multiveziküler kistler ise özellikle sı ğırlarda görülmektedir. İçinde protoskoleks bulunan kistlere fertil kist adı verilir. Bazen kistin içinde protoskoleks bulunmaz. Bu tip kistlere ise steril kist adı verilir. Kistlerin steril olmasında rol oynayan faktörler kona ğın türü ve ya şıdır. Koyunlarda genellikle fertil kistlerin bulunmasına kar şılık sı ğırlarda steril kistler ço ğunluktadır. Sı ğırlardaki kistler genellikle önce kazeyifikasyona sonra da kalsifikasyona u ğrar. Kona ğın ya şının artmasıyla steril kistlerin sayısında da artma görülür. Arakonaktaki bu fertil kistler patladı ğında etrafa da ğılan protoskolekslerden sekunder kistler geli şir. Bu olay protoskolekslerin ba şka bir arakona ğın vücut bo şlu ğuna verilmesiyle de gerçekle şmektedir. Halbuki protoskoleksler sonkonak tarafından alındı ğında ise bunlardan eri şkin şeritler olu şmaktadır. Yani protoskolekslerden iki farklı yönde geli şme olabilmektedir. Yapılan bir çalı şmada monofazik sıvı ortama konan protoskolekslerden kist hidatid geli şmesine kar şılık sıvı-yarıkatı bifazik ortama konan protoskolekslerden ise eri şkin cestod geli şmi ştir. Bu durum şöyle açıklanmı ştır. E ğer protoskoleks evagine oldu ğunda ba ğırsak mukozasının hücre yüzeyinin olu şturdu ğu yarı katı ortamına benzer bir ortamla temas ederse protoskoleksin vantuzları ona yapı şmaktadır. Bu temas ise protoskolekste nörosekretör bir sistemi harekete geçirmektedir. Bu sistem ise genetik düzenlemeyi eri şkin cestod olu şturacak biçimde yapmaktadır. Aksi halde genetik düzenleme kist hidatid olacak şekilde olmaktadır. Bu parazit arakonaklarda intrauterin olarak da bula şabilmektedir. Bu olay insan , manda ve devede görülmü ştür. Patojenez ve klinik belirtiler: Eri şkin şeridin sonkona ğa önemli bir zararı yoktur. Binlerce eri şkin parazit bile köpekte herhangi bir klinik belirtiye yol açmaz. Larvaların arakona ğın karaci ğer ve akci ğerde bulundu ğu durumlarda kistler küçükken herhangi bir klinik belirti görülmez, fakat verim kayıpları ortaya çıkar Veteriner Helmintoloji 53 . Böyle durumlarda enfeksiyonun varlı ğı ancak mezbahalarda veya otopside belirlenir. Ancak arakona ğın ya şam süresinin uzun oldu ğu durumda (Örn. insanda) kistler büyük boyutlara ula şır ve yaptı ğı basınç ve tıkama etkisi sonucu klinik tablonun olu şmasına yol açar. Kistler böbrek, kalp, pankreas, merkezi sinir sistemine, göze ve uzun kemiklerin ilik bo şlu ğuna yerle şmi şse küçük bir kist dahi yaptı ğı basınç sonucu kısa sürede klinik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. Klinik belirtiler kistin yerle şti ği yere göre de ği şir. Karaci ğerdeki kistler hafif bir sarılı ğa neden olur. Karaci ğerin iyi çalı şmaması sonucu sindirim bozukluklarına (ishal, i ştahta azalma), akci ğerdeki kistler kronik bronkopnöymoni semptomlarına, kalpteki kistler kalp yetersizli ğine, beyindeki kistler koyunlarda sönürustaki gibi ensefalitise, kemiktekiler iskelet bozuklukları, topallık ve spontan kemik kırılmalarına neden olur. A ğır enfeksiyonlarda anemi ve ka şeksi gibi genel belirtiler de ortaya çıkar. Vurma, çarpma, dü şme ve operasyonlar sırasında kistin patlaması sonucu a şa ğıda anlatılan anaflaktik şokun olu şmadı ğı durumlarda da ğılan her bir protoskoleksten konakta yeni bir kist (sekonder kist) meydana gelir. Bu durum klinik tablonun çok a ğır bir durum almasına neden olur. Kistin patlaması sonucu çok sayıda protoskoleskten çok sayıda yeni kist olu ştu ğundan bu hastlı ğa multıble hidatidosis de denir. Vurma, çarpma, dü şme ve operasyonlar sırasında kistin patlaması sonucu genellikle Tip-1 a şırı duyarlılık reaksiyonuna ba ğlı anaflaksi geli şir. Bu olayın geli şmesi şu şekildedir. Arakonak yumurtaları aldıktan sonra serbest kalan onkosfer ilgili organa gider ve yerle şir. Onkosferden kistin geli şmesi sırasında parazit antijenlerine kar şı IgE antikorları olu şur. Bu antikorlar mast hücrelerine ba ğlanarak onları duyarlı hale getirir. Kist geli ştikten sonra kist duvarı, konakla parazit arasında çok az madde alı ş veri şine izin verir ve bu yüzden kist patlamadı ğı sürece konakta herhangi bir reaksiyon görülmez. Ancak herhangi bir nedenle kist patlarsa serbest kalan kist sıvısı içindeki antijenler duyarlı mast hücrelerini aktive ederek degranüle olmalarına neden olur. Degranülasyon sonucu açı ğa çıkan vazoaktif aminler damarlar ve düz kaslar üzerinde etkili olarak Tip-1 a şırı duyarlılık reaksiyonu sonucu anaflaksiye yol açarlar. Kistlere kar şı olu şan antikorlar glomerüllerde birikerek glomerülonefritise neden olur (Tip-3 a şırı duyarlılık). Ayrıca kistlerden salınan parazite ait bazı moleküller immünosupresyona, buna ba ğlı malignant sarkomlara, gastrik ve mukozal hiperplaziye, testesteron üretinin azalmasına veya durmasına, ba ğ doku metabolizmasında de ği şikliklere neden olur. Epizootiyoloji: Hidatidozun (kistik echinococcosis) çıkı ş ve yayılı şına etki eden birçok faktörler vardır. Bunlar üç ana grupta toplanabilir. 1-Parazite ait faktörler: a-Eri şkin şeritlerde atılan halka sayısı di ğer cestodlara göre az olup genellikle günde bir tanedir. b-Gebe halkadaki yumurta sayısı di ğer cestodlara göre oldukça azdır (400-1000 arası). Parazit yukarıdaki faktörlerin olumsuzlu ğunu a şa ğıdaki faktörlerle telafi eder. c-Sonkonakta eri şkin şerit sayısı fazladır. d-Yumurtaların çevre ko şullarına dayanıklılı ğı çok fazladır. Nemli ortamlarda 1 yıl kadar canlı kalabilirler. Bu durum arakona ğın yumurtayı alabilme olasılı ğını artırır. e-Arakonalarda larvaların ya şama süresi uzundur. Bu ise sonkona ğın enfekte olabilme olasılı ğını artırır. f-Genellikle arakonakta kist sayısı ve kistler içindeki protoskoleks sayısı fazladır. Bu ise sonkonaktaki parazit sayısının yüksek olmasının nedenidir. 2-Arakonakla ilgili faktörler: Bazı hayvan türlerinde fertil kist oranı fazladır. Bu durum özellikle koyunlarda görülür. Buna kar şılık sı ğır, domuz gibi hayvanlarda steril kist oranı yüksektir. Bu yüzden hidatidozis koyun yeti ştiricili ğin yo ğun oldu ğu yörelerde daha yaygındır. 3-Çevreyle ilgili faktörler: a-Çevrede son- veya arakonaklık yapabilecek evcil ve yabani hayvanların sıklı ğı b-Yöredeki hayvan hareketlerinin durumu: Gerek yöreler arası ve gerekse ülkeler arasında kontrolsuz hayvan hareketlerinin enfeksiyonun yayılmasında rolü vardır. c-Mezbahaların durumu: Özellikle küçük mezbahalarda enfekte organların imha edilmemesi ve mezbaha çevresine atılması bu gibi yerlerde dola şan köpeklerin enfekte olmasına yol açar. d- İnsanların kültür düzeyi: İnsanların yeterince bilgilendirilmemesi veya bilgilendirildikleri zaman konunun önemini yeterince anlayamalaları en önemli faktörlerdendir. Epizootiyolojik çemberler: Parazit ya şam Toparlak ve Tüzer 54 çemberini, kırsal kesimde evcil kasaplık hayvan ve köpek arasında (Kırsal çember), ormanlık yörelerde ise yabani Canidae'ler ve yabani ruminantlar arasında (Orman çemberi) tamamlar. Ancak parazitin bir çemberden di ğerine de ği şik geçi ş yolları vardır. Kırsaldan ormansal çembere geçi ş yolları: a-Kist ta şıyan evcil ruminantların yabani Canidae'ler tarafından parçalanarak yenmesi, b-Enfekte köpeklerin (Av ve çoban köpekleri) ormanlık alanlarda dola şması s ırasında oraları yumurtalarla enfekte etmeleri. Ormansaldan kırsala geçi ş yolları: a-Evcil hayvanların ormanlık yörelerde otlarken yabani Canidae'lerden çıkan yumurtaları almaları, b-Av veya çoban köpeklerinin enfekte yabani ruminantlardaki kistleri yemeleri. İnsanlara hidatidozun bula şma yolları: İnsan enfeksiyonuna parazitin sadece yumurtası neden olur. Bunun dı şında herhangi bir bula şma yolu yoktur. İnsanlar yumurtaları şu şekillerde alabilir: 1-Enfekte dı şkının gıda veya sulara bula şması: Yerde yeti şen sebze ve meyvalara do ğrudan enfekte dı şkının bula şması ve bunların iyice yıkanmadan yenmesi sonucu gerçekle şir (Örn. Çilek, marul, maydanoz vs). Bula şma, bazen sineklerin enfekte dı şkılara konarak orada bulunan yumurtaları vücutlarıyla yiyeceklere ta şımalarıyla da olur 2-Enfekte toprak veya kumlarla: Özellikle çocukların toprak veya kum havuzlarında oynarken ellerinin enfekte köpek dı şkısına bula şması ve daha sonra ellerini yıkamadan a ğızlarına götürmeleriyle gerçekle şir. 3-Köpeklerin sevilmesi sırasında: Köpek tüylerinde yumurta bulunabilir sevme sırasında ele bula şan yumurtalar ellerin yıkanmamasıyla insana bula şır. 4-Enfekte dı şkının toz haline gelmesiyle: Enfekte dı şkı kurur ve toz haline gelir. Daha sonra yumurtalar, rüzgarla uçarak yiyeceklere bula şır veya insanları a ğız ve burunlarından enfekte eder. 5- İntrauterin enfeksiyon söz konusu olabilir. Zira ceninde kist hidatid görülmü ştür. Tanı: Hayvanlarda kist hidati ğin tanısına pek ba şvurulmamaktatır. Çünki kistler arakonaklarda pek önemli bir klinik belirtiye yol açmamaktadır. Fakat insanlarda kist hidati ğin tanısında radyografiden, serolojik (komplement fiksasyon, immunoelektroforez vs.) ve allerjik (Casoni intra dermal test) testlerden yararlanılmaktadır. Canlı köpeklerde eri şkin şeridin varlı ğını ortaya koymak zordur. Zira parazitin dı şkıyla atılan gebe halkaları çok küçüktür ve her zaman dı şkıda bulunmaz. Bu nedenle bu parazitin varlı ğını ortaya koyabilmek için ba ğırsaktaki parazitlerin dı şkıyla atılmasını sa ğlamak üzere Arecoline hydrochloride (1-2 mg/kg) verilir. Daha sonra dı şkıda parazitler bir büyüteç yardımıyla aranır. Ancak bu ilaç hayvanlarda ba ğırsak kanamalarına yol açar. Bazen gebe halkaların ba ğırsakta parçalanması sonucu dı şkıyla parazitin yumurtaları da çıkabilir. Fakat yumurtalar Taenidae ailesindeki di ğer türlerin yumurtalarından ayırt edilemez. Bu yüzden dı şkıda yumurta arayarak bu parazitten ileri gelen enfeksiyonun tanısı mümkün de ğildir. Ancak son yıllarda yapılan çalı şmalarda spesifik echinococcus anti-onkosferal monoklonal antikorlar kullanılarak bu parazitin yumurtalarını di ğerlerinden ayırılabildi ği ortaya konmu ştur. Nekropside köpe ğin ince ba ğırsakları açılır. Geni ş bir küvete az miktar su konarak ba ğırsaklar içine yayılır. Bu durumda mukozaya yapı şmı ş parazitler kolayca görülür. Son yıllarda köpeklerde ehinococcosis'in tanısı Ehinococcos granulosus'a özgül kopro antijenlerinin serolojik testler ile ortaya konulmasıyla yapılmaktadır. Bu amaçla kullanılan ELISA yöntemiyle enfeksiyonun 7'inci gününden itibaren tanı konulabilmektedir. Sa ğaltım: Bu parazitin eri şkinlerine kar şı tam etkili olan kimyasal maddeler praziquantel, Epsiprantel, bakıroksiklorit (Tsestan), ve Cantrodiphene’dir. Praziquantel 5 mg/kg, Tsestan ise 50 mg/kg dozda kullanılır. İlaç verilmesinden sonra köpekler 48 saat kadar gözetim altında tutulur ve bu süre içinde yapılan dı şkılar toplanarak imha edilirse yumurtaların etrafa saçılarak enfeksiyon kayna ğı olu şturması önlenmi ş olur. İnsanlarda sa ğaltım ya cerrahi yolla ya da ilaçla olmaktadır. Büyük kistlerde cerrahi yola ba şvurulur. Önce kist sıvısı aspire edilir. Kist içine %2.5-10’luk Veteriner Helmintoloji 55 formalin enjekte edilir. Bu arada sekunder kistlerin olu şmasına ve anaflaktik şoka meydan vermemek için kistin patlamamasına dikkat edilir. Son zamanlarda bazı ilaçların kistleri öldürdü ğü belirlenmi ştir. Özellikle operasyonla alınması mümkün olamayan kistlerde bu ilaçlar kullanılmaktadır. Bu amaçla kullanılan aktif maddeler Albendazole, Praziquantel, Mebendazole ve Floromebendezol'dur. bunlara arasında en etkilisi Albendazole'dir. Ayrıca operasyon sırasında patlayan kistlerden sekonder kistlerin olu şmasını engellemek amacı ile(kemoprofilaktik amaç) göstermi ş oldukları sinerjik etkiden dolayı Albendazol+ivermektin, ve Albendezol+Praziquantel birlikte kullanılmaktadır. Kontrol: Kontrolda iki temel nokta vardır. Bunlar; a-Köpeklerin kistli organları yemesi engellenmelidir. b-Köpeklerde eri şkin şeride kar şı ilaç kullanılmalıdır. Bilindi ği gibi parazitin köpeklerdeki prepatent süresi en kısa 5 haftadır. Yani köpek kistli bir organı yedikten en erken 5 hafta geçtikten sonra dı şkısıyla gebe halkaları ç ıkarmaya ba şlar. Bu gebe halkalardan da ğılan yumurtalar arakonaklar için enfeksiyonun kayna ğını olu şturur. Bu nedenle köpek çi ğ et veya sakatat yiyiyorsa ya da bu durum kesin olarak bilinemiyorsa 5 haftayı geçmeyen periyodlarla ilaçlama yapılmalıdır. Echinococcus multilocularis Bu türün üç alttürü bulunmaktadır. Bunlar a şa ğıda tabloda verilmi ştir. Alttür _ Sonkonak Arakonak E.m.multilocularis K ırmızı tilki, köpek, kedi Tarla faresi, insan, di ğer memeliler E.m.sibiricensis Kutup tilkisi, husky ırkı köpek Bazı küçük kemiriciler (Vole, Muskrat, Lemming) E.m.kuzakhensis Köpek Koyun, yaban domuzu A şa ğıda yurdumuzda görüldü ğü iddia edilen Echinococcus multilocularis multilocularis hakkında bilgi verilmi ştir. Echinococcus m. multilocularis Yayılı şı: Ilıman iklim ku şa ğında so ğuk yörelerde Morfoloji: Eri şkinleri Echinococcus g. granulosus'a benzer. Fakat bunlar 4-5 halkalı olu şmu ştur ve son halka vücut uzunlu ğunun yarısından kısadır. Olgun halkalarda testis sayısı 17-26'dır. Testisler genital deli ğin hemen arkasında toplanmı ştır. Genital delik, halkanın ön ve arka uçları ortasından biraz önde olmak üzere lateralde yeralır. Larvaları multiloküler veya alveoler kist adını alır. Bu kistlerin kütiküler membranı iyi geli şmemi ş olup çok incedir. Kistler birbiriyle ba ğıntılı bo şluklara sahiptir. Bu nedenle bir sünger manzarasındadır. Bo şlukların içi kist hidatikteki gibi sıvı ile dolu olmayıp jelatin benzeri bir madde ile doludur. Bu maddenin içinde protoskoleksler bulunur. Bu kist, kütiküler membranının ince olması ve kona ğın bu kiste kar şı fibroz kapsül olu şturmaması nedeniyle organ veya doku bo şluklarının içine kolayca yayılır ve di ğer organlara tümör gibi metastazlar yapabilir. Toparlak ve Tüzer 56 Sonkonak: Tabloda verilmi ştir. Eri şkinleri sonkonakta inceba ğırsaklarda yerle şir. Arakonak: Tabloda verilmi ştir. Kistler, karaci ğer ve di ğer organlarda yerle şir ve alveoler echinococcosis'e neden olur. Bu parazitin larvalarına bazen son konak köpeklerin karaci ğer ve deri altında rastlanması enteresandır. Ya şam çemberi: Echinococcus granulosus'un ya şam çemberine çok benzerlik gösterir. Ayrıldı ğı noktalar şunlardır: a-Bu parazitin ideal sonkona ğı bazı tilki türleridir. Ancak köpek ve kedi de sonkonaklık yapabilir. b- İdeal arakonakları tarla fareleridir. Bunlardaki alveoler kistler genellikle fertildir. Arakonaklık yapan di ğer memelilerde kistlerin büyük bir ço ğunlu ğu sterildir. c-Prepatent süre E.granulosus'tan daha kısadır (4-5 hafta). Patojenez: Bu parazitin kistinin invazyon derecesi arakona ğın bu kiste kar şı gösterdi ği direncin derecesine ba ğlıdır. Tarla fareleri bu parazite kar şı dirençli oldu ğundan bunlarda kistin yayılması (invazyonu) sınırlıdır. Buna kar şın di ğer hayvanlarda ve insanda kist duvarının ince olmasından ve yayılmasını s ınırlayacak fibröz kapsül olu şmadı ğından, kist, bulundu ğu organın her yerine yayılabilir. Hatta kistten kopan bazı parçalar di ğer organlara giderek metastazlar yapabilir. Epizootiyoloji: Bu parazitin ideal arakona ğı tarla fareleri ba şlıca sonkona ğını ise bu tarla farelerini yiyen tilki ve kurtlar olması nedeniyle parazitin ya şam çemberi ormalık çevrelerde (silvatik) geçer. İnsanlar kurt ve tilkilerin dı şkılarıyla bula şık su ve gıdaları (çilek, bö ğürtlen, marul, maydanoz vs) alarak enfekte olurlar. Enfekte tarla farelerini yiyen kedi ve köpekler de enfekte olabilirler. Bu durumda bu hayvanların dı şkıları insalar için tehlike olu şturabilir. Tanı: Echinococcus granulosus’ta oldu ğu gibidir. Ayrıca parazitin dı şkıdaki antijenlerinin (kopro antijen) ELISA ve dı şkıdaki parazite ait DNA nınPCR ile ortaya konmasıyla tanı yapılabilir. Bu yöntemler yumurtanın dı şkıda görülmedi ği durumlarda sonuç verir. Kontrol: Silvatik bir seyire sahip oldu ğundan kontrolu güçtür. Yiyeceklerin yıkanarak yenmesine dikkat edilmelidir. Sa ğaltım: Eri şkin parazitlere kar şı praziquantel 5 mg/kg,.Epsiprantel 2.75 mg/kg dozlarda kullanılır. Anoplocephalidae ailesi Bu ailedeki parazitler esas olarak ruminantlarda ve tektırnaklılarda önemlidir. Ancak tav şan, güvercin, maymun ve insanda ya şayan türler de vardır. Bu ailedekilerin eri şkinlerinde skolekste rostellum yoktur (silahsız şerit). Proglottitlerin (halkalar) eni uzunlu ğundan fazladır. Türlere göre olgun halkalarında bir veya iki genital organ takımı 1 vardır. Genital delik laterale açılır. Gebe halkalarda yumurtalar, yumurta kapsülleri (keseleri) veya paruterin organ içinde bulunurlar. Paruterin organ bir veya daha fazla sayıdadır. Yumurtaları 3 kat zar çevreler. En içte yer alan ve onkosferi saran kat (Embriyofor) kitini yapıda olup armut biçimindedir. Ortadaki albuminöz tabaka, en dı ştaki ise vitellin zardır. Yumurtanın dı ş şekli türlere göre farklılık gösterir. Arakonakları bazılarında Oribatei grubu akarlardır. Tektırnaklılarda Anoplocephala, 1 Her genital organ takımı bir erkeklik ve bir di şilik organından olu şur Veteriner Helmintoloji 57 Paranoplocephala, Moniezia; ruminantlarda Moniezia; tav şanlarda Cittotaenia; güvercinlerde Aporina ve maymun ve insanda Bertiella cinslerine ba ğlı türler bulunur. Ya şam çemberleri birbirine benzer. Anoplocephala perfoliata ve A.magna Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünya'nın çe şitli ülkeleri Morfoloji: Anoplocephala perfoliata'nın eri şkinleri 8 cm uzunlu ğunda ve 1-2 cm geni şli ğindedir. Skolekste bulunan her çekmenin altında küpe benzeri bir çıkıntı vardır. Anoplocephala magna'nın eri şkinleri 80 cm uzunlu ğunda 2 cm geni şli ğindedir. Skolekste küpe benzeri çıkıntılar yoktur. Her iki türde de her olgun halkada bir adet genital organ takımı bulunur. Yumurtalarını 3 kat zar çevreler. En içteki kat (Embriyofor) kitini yapıda ve armut biçiminde olup onkosferi sarar. Ortadaki albuminöz tabaka, en dı ştaki ise vitellin zardır.Yumurtaları 50 X 80 µm çapındadır. Yuvarlak veya piramit şeklindedir. Eri şkin ve yumurtaların morfolojisine ilgili di ğer bilgiler ailenin genel kısmında verilmi ştir. Sonkonakları: Tektırnaklılar Anoplocephala perfoliata ince- ve kalınba ğırsaklarda, özellikle ileosekal valfte, A.magna inceba ğırsak Arakonakları: Oribatei grubu akarlar Sistiserkoyitleri, arakonak akarların vücut bo şlu ğunda yerle şir. Ya şam çemberi: Gebe halkalar dı şkıyla atılır. Halkalar parçalanır ve yumurtalar serbest kalır. Yumurtalar koprofaj (dı şkı yiyen) olan arakonak akarlar tarafından alınır. Bunların vücut bo şluklarında iki ile dört ay içinde sistiserkoyitler geli şir. Tektırnaklılar enfekte akarları otlarla birlikte yiyerek enfekte olurlar. Prepatent süre 1-2 aydır. Patojenez: Anoplocephala magna tektırnaklıların en patojen cestodudur. A ğır enfeksiyonlarda kataral ve bazen de hemorajik bir enterit şekillenir. Bazen ba ğırsak delinir ve akut peritonitten hayvan ölür.. Hafif Toparlak ve Tüzer 58 enfeksiyonlarda sindirim bozuklukları görülür. A.perfoliata ço ğunlukla ileum ve sekumun birle şti ği yerde yani ileosekal valfte (Valvula ileo-caecale) yerle şir. Burada tutundu ğu yerlerde ülserlere, intussusception ve hatta bazen delinmelere neden olur. E ğer ba ğırsak delinirse hayvan ölür. Delinmenin gerçekle şmedi ği kronik vakalarda ülserlerin çevresinde granülasyon dokusu olu şur. Bu doku bazen bir elma büyüklü ğüne eri şerek ileosekal deli ği tıkar. Bu ise ölümle sonuçlanan rekürrent sancıya yol açar. Her iki tür de fazla sayıda olduklarında ba ğırsak tıkanmasına yol açabilirler. Hastalık 3-4 ya şındaki hayvanlarda daha şiddetli seyreder. Klinik belirtiler: Ço ğu enfeksiyonlarda parazit sayısı az oldu ğundan klinik belirti dikkati çekmez. Fakat a ğır enfeksiyonlarda sindirim bozuklukları, ishal, halsizlik, zayıflık ve sancı şekillenir. Ba ğırsak tıkanması ve delinmesi olayları ölümle sonuçlanır. Klinik belirtiler 3-4 ya şındaki hayvanlarda daha belirgindir. Epizootiyoloji: Parazitler her ya ştaki hayvanlarda görülür. Enfeksiyon arakonak akarların aktif oldu ğu mevsimlerde kendini gösterir. Yumurtaları merada don olmazsa 9 ay kadar canlı kalabilir. Tanı: Kesin tanı dı şkıda yumurtaların görülmesiyle olur. Ancak a ğır enfeksiyonlarda bile dı şkıda yumurtaların görülemeyece ği de unutulmamalıdır. Sa ğaltım: Bu parazite kar şı kullanılan ilaçlar şunlardır: Niclosamide 50-88 mg/kg, Mebendazole 15-20 mg/kg, Bithionol 7 mg/kg, Resorantel 65 mg/kg, Pyrantel pamoate 14-20 mg/kg Kontrol: Geçerli kontrol önlemi atlar, meraya çıkmadan önce mera kontaminasyonunu engellemek amacıyla uygun bir antelmentikle tedavi edilmesidir. Paranoplocephala mamillana Tektırnaklıların duodenumunda ya şar. Bu parazit 5 cm uzunlu ğunda 0,5 cm geni şli ğindedir. Skolekste küpe benzeri çıkıntılar yoktur. Çekmenleri yarık biçimindedir. Her olgun halkada bir adet genital organ takımı bulunur. Eri şkin ve yumurtaların morfolojisine ilgili di ğer bilgiler ailenin genel kısmında verilmi ştir. Genellikle önemsiz bir parazittir. Çok fazla oldu ğu durumlarda Anoplocephala magna enfeksiyonundakine benzer klinik belirtilere yol açar. Di ğer hususlar bir önceki konuda bahsedildi ği gibidir. Moniezia pallida Tektırnaklılarda görülür. Morfolojik olarak sı ğırlardaki Moniezia benedeni’ye benzer. Parazitin patolojik bozukluklara yol açmadı ğı sanılmaktadır. Moniezia expansa ve M.benedeni Yayılı şı: Yurdumuz dahil birçok ülkede Morfoloji: Eri şkinlerin uzunlukları 200 cm veya daha uzun olabilir. Geni şlik M.expansa'da 1,5, M.benedeni'de 2,5 cm'ye ula şır. Skolekste rostellum ve çengel bulunmaz. Halkaların geni şli ği uzunlu ğundan fazladır. Her halkada iki genital organ takımı vardır. Genital delikler halkaların iki lateralinden dı şarı açılır. Olgun halkalar arasında bir sıra bez bulunur. Bu bezler her halkanın arka sınırında yer alır. Bunlara interproglotidal bez adı verilir ve tür ayrımında önem ta şır. Bu bezler M.expansa'da halkanın tüm geni şli ği boyunca uzanırken M.benedeni'de halkanın orta kısmını kaplar. Yumurtaları Anoplocephala'larınkine benzer. Ancak dı ş görünü şleri piramit veya tavla zarı şeklindedir. Büyüklükleri 55 -75 µm çapındadır. Veteriner Helmintoloji 59 Sonkonakları: Moniezia expansa: Koyun, keçi, seyrek olarak sı ğır M.benedeni: Sı ğır Sonkonakta inceba ğırsaklara yerle şir. Arakonakları: Oribatei grubu akarlar Larvaları olan sistiserkoyitler arakonakların vücut bo şlu ğunda ya şar. Ya şam çemberi: Anoplocephala cinsindekilere benzer. Bunlarda ya şam süresi, sonkonakta yakla şık üç ay, arakonakta ise arakona ğın ya şamı boyuncadır (1-2 yıl). Patojenez ve klinik belirtiler: Patojen etkileri azdır. Ancak bir ya şından küçük hayvanlarda a ğır enfeksiyonlarda hayvanlarda ishal, zayıflama, çırpınma ve solunum bozuklukları görülebilir. Parazit sayısı çok fazla ise ölüm, ya ba ğırsak tıkanmasından yada bunların ekskretlerinin toksik etkisinden ileri gelir. Epizootiyoloji: Enfeksiyon genellikle bir ya şına kadar olan kuzu o ğlak ve buza ğılarda görülür. Hayvanlarda bir ya şından sonra bu parazitlere kar şı bir direnç geli şir. Bunun sonucu sonucu olarak eri şkin hayvanlarda genellikle çok az sayıda parazit bulunur. Enfeksiyon, arakonakların aktif oldu ğu mevsimlerde görülür. Parazitler kı şı arakonaklarda sistiserkoyit olarak geçirir. Arakonak olan akarlar toprak üzerindeki humus üzerinde veya içinde ya şarlar. Gölgelik, nemli yerleri severler. Günün güne şli saatlerinde topra ğa gömülürler. Bu nedenle bula şma daha çok sabah ve ak şam saatlerinde veya ya ğı şlı ve bulutlu havalarda gerçekle şir. Tanı: Dı şkıda gebe halkaların veya yumurtaların görülmesiyle olur. Sa ğaltım: Bu parazitlere kar şı kullanılan kimyasal maddeler ve dozları liste halinde a şa ğıdadır: Albendazole 10 mg/kg, Fenbendazole 5 mg/kg, Cambendazole 20 mg/kg, Oxfendazole 5 mg/kg, Niclosamide 75-150 mg/kg, Bunamidine hydroxynaphtoate 25-50 mg/kg, Dichlorophene 100 mg/kg, Resorantel 65 mg/kg, Bithionol 200 mg/kg, Praziquantel 15 mg/kg Kontrol: Hayvanlara, arakonakların en çok görüldü ğü mevsimlerde periyodik ilaç uygulanır. Fazla enfekte meraya ertesi yıl genç hayvanlar sokulmaz. Cittotaenia cinsi Bu cinse ba ğlı Cittotaenia ctenoides ve C.denticulata, C.pectinata (Syn. Mosgovoyia pectinata) türleri vardır. Her üç tür de tav şanların ince ba ğırsaklarında ya şar. Bunlardan Cittotaenia pectinata yurdumuzda yabani tav şanlarda görülmü ştür. Cittotaenia ctenoides'in boyu 80 cm, eni 1 cm kadardır. Toparlak ve Tüzer 60 Yumurtalarında armut benzeri aparey bulunur. Arakonakları Oribatei grubu akarlardır. Bu parazitlerden ileri gelen a ğır enfeksiyonlarda sindirim bozuklukları, zayıflık ve hatta ölüm meydana gelir. Sa ğaltımda Praziquantel ve Moniezia'ya kar şı kullanılan Benzimidazol grubu antelmentikler kullanılmaktadır. Thysanosomidae ailesi Bu ailedeki parazitler ruminantlarda görülür. Arakonakları esas olarak Psocidae ailesindeki insektlerdir. Bazılarında Oribatei grubu akarlar da arakonaklık yapabilir. Bu ailede bulunan parazitlerin ya şam çemberleri Anoplocephalidae ailesinde anlatıldı ğı gibidir. Türlere göre olgun halkalarında bir veya iki genital organ takımı vardır. Genital delik laterale açılır. Yumurtalarının üzerinde kalın hücresel bir kat bulunur. Anoplocephalidae ailesindekilerin yumurtalarında görülen armut biçimindeki embriyofor bunlarda yoktur. Bu ailede Avitellina, Stilesia, Thysanosama ve Thysaniezia cinsleri bulunur. Stilesia cinsi Bu cinste iki tür yer alır. Bunlar Stilesia hepatica ve S.globipunctata'dır. Stilesia hepatica koyun ve keçilerin safra kanallarında, S.globipunctata ise çifttırnaklıların inceba ğırsaklarında ya şar. Arakonakları Oribatei grubu akarlardır. Ya şam çemberleri ailenin tipik özelliklerini gösterir. Bunların boyu 60 cm, eni 2-3 mm civarındadır. Skoleks oldukça büyüktür. Zincirde (Strobila) halkalanma (Segmentasyon) pek belirgin de ğildir. Halkalar çok kısadır. Olgun halkalarda bir adet genital organ takımı vardır. Testisler bo şaltı kanallarının mediyanında yer alır. Uterus, uzun olup olgun halkada enlemesine halter biçiminde görülür. Her gebe halkada içinde yumurtalar bulunan iki adet paruterin organ yer alır. Gebe halkalar arkaya do ğru giderek çan biçimini alır. Yumurtaları oldukça küçük ve oval olup içlerinde armut biçimindeki yapı yoktur. Yumurtanın boyutları 26 X 20 µm civarındadır. Patojenez yönünden, S.hepatica enfeksiyonları ço ğunlukla klinik belirtilere ve karaci ğerde ciddi bir bozuklu ğa yol açmaz. A ğır enfeksiyonlarda safra kanalları duvarında yangı ve kalınla şma meydana gelir. E ğer meydana gelen kalınla şma (siroz) karaci ğerin önemli bir kısmını etkilemi şse, bu durumda mezbahalarda bu gibi karaci ğerler imha edilir ve ekonomik kayıp meydana gelir. S.globipunctata ise özellikle duodenum ve yeyunumun birle şti ği yere tutunur. Parazitin olgunla şmamı ş formlarının skoleksleri mukozaya gömülür ve burada bir nodül olu şumuna neden olur. Bunun sonucu olarak enteritis ve ishal olu şur. A ğır enfeksiyonlarda anoreksi, koordinasyon bozuklu ğu şekillenir. Hayvan yatar ve kalkamaz. Enfeksiyon ölümle sonuçlanabilir. Bu parazitlerden ileri gelen enfeksiyonda tanı otopside konur. Sa ğaltımda bunlara kar şı Praziquantel 15 mg/kg dozda kullanılır. Korunma önlemi olarak arakonakların aktif oldu ğu mevsimlerde periyodik ilaç uygulaması yapılır. Thysanosoma cinsi Bu cinste sadece Thysanosoma actinioides türü vardır. Bu parazit koyun, sı ğır ve geyik gibi çifttırnaklı hayvanların ince ba ğırsaklarında, safra ve pankreas kanallarında ya şar. Sonkonakta Moniezia'ların aksine birkaç yıl canlı kalır. Arakona ğı Psocidae ailesindeki insektlerdir. Boyu 15-30 cm, eni 8 mm dir. En belirgin morfolojik özelli ği her halkanın arka kenarında gözle görülebilir büyüklükte saçak şeklinde çıkıntıların olmasıdır. Bu nedenle bu parazite "saçaklı şerit" adı verilmektedir. Her olgun halkada iki adet genital organ takımı vardır. Her gebe segmentte bir kaç yüz adet paruterin organ bulunur. Yumurtaları 27 X 19 µm boyutları civarında olup armut biçimi aparey ta şımaz. Veteriner Helmintoloji 61 Safra ve pankreas kanallarında bulundu ğunda bu kanaları t ıkayarak safra ve pankreas sıvılarının akı şını engeller. Böylece sindirim bozukluklarına yol açar ve hayvan gıdadan yararlanamaz. Bu parazitlerden ileri gelen enfeksiyonda tanı otopside konur. Sa ğaltımda Bithionol 200 mg/kg, Niclosamide 400-600 mg/kg, Cambendazole 100 mg/kg ve kullanılır. Praziquantel de 40 mg/kg etkilidir. Korunma önlemi olarak arakonakların aktif oldu ğu mevsimlerde periyodik ilaç uygulaması yapılır. Thysaniezia cinsi (Syn. Helictometra) Bu cinste sadece Thysaniezia giardi (Syn. Helictometra giardi, H.ovilla) türü vardır. Bu parazit ruminantların inceba ğırsaklarında ya şar. Hem gençlerde ve hem de eri şkin hayvanlarda görülür. Arakonakları Psocidae ailesindeki böcekler ve Oribatei grubu akarlardır. Uzunlu ğu 200 cm, geni şli ği 12 mm civarındadır. Segmentleri (halkaları) kısadır. Her olgun segmentte bir adet genital organ takımı bulunur. Testisler bo şaltı kanallarının lateralinde yer alır. Her gebe halkada, içinde yumurtalar bulunan çok sayıda küçük paruterin organ yer alır. Yumurtalarında armut biçimli aparey yoktur. Yumurtaları çok küçük (20-25 µm) olup hiçbir zaman tek ba şına bulunmaz. Yumurtaların 10-15 adedi bir paruterin organ içinde bulunur. Bu paruterin organ kalın kabuklu, gri renkli ve oval yapılı olup bir kutbunda çıkıntısı vardır. Büyüklü ğü 100 µm kadardır. Parazit genellikle hayvanlarda az sayıda bulunur ve patojen etkisi gözükmez. Nadiren çok sayıda oldukları durumlarda klinik belirtilere yol açar. Sa ğaltımda Moniezia'ya kar şı kullanılan ilaçlar kullanılır. Korunma önlemi olarak arakonakların aktif oldu ğu mevsimlerde periyodik ilaç uygulaması yapılır. Avitellina cinsi Bu cins altında Avitellina centripunctata, A.chalmersi, A.goughi ve A.tatia türleri vardır. Ruminantların inceba ğırsaklarında yerle şirler. Arakonakları Psocidae ailesindeki böceklerdir. Bunlardan yurdumuzda görülmesi açısından A.centripunctata önemlidir. Avitellina centripunctata Bu parazit ba şlıca koyun olmak üzere ruminantların ince ba ğırsaklarında ya şar. Arakona ğı Psocidae ailesindeki böceklerdir. Parazitin boyu 300 cm, eni 3 mm dir. ilk bakı şta Moniezia'lara benzer fakat halkalar kısa ve segmentasyon belirsizdir. Son halkalar tamamen silindirik bir şekil almı ştır. Testisler bo şaltı kanallarının her iki tarafında yer alır. Her halkada bir genital organ takımı bulunur. Uterus halkanın ortasında enlilemesine yer almı ştır. Her gebe halkada, halkanın ortasında kalın duvarlı içi yumurtalarla dolu bir adet paruterin organ bulunur. Uteruslar ve paruterin organlar strobilanın orta hattında (medial hatta) opak, gözle görülebilen bir çizgi olu şturur. Yumurtaları 21-45 µm çapındadır. Yumurtalar armut biçimli aparey ta şımaz. Patojenez, sa ğaltım ve kontrol Moniezia enfeksiyonlarında oldu ğu gibidir. Dipylidiidae ailesi Bu aililede Dipylidium, Joyeuxiella, Diplopylidium ve Metroliastes cinsleri yer alır. Dipylidium cinsi Bu cins altında karnivorlarda parazitlenen 8 tür bulunur. Bunlar Dipylidium caninum, D.sexcoronatum, D.buencaminoi, D.catus, D.dongolense, D.genettae, D.otocyonis, D.oitaense'dir. Bunlardan ilk tür en yaygın görülen ve üzerinde enfazla bilgi olan tür oldu ğundan a şa ğıda ondan bahsedilecektir. . Dipylidium caninum Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünya'da yaygın Toparlak ve Tüzer 62 Morfoloji: Dipylidium cinsindeki parazitler Taenia cinsi parazitlerden daha kısadır. Rostellumları ileri geri hareket edebilir. Her halkada iki adet genital organ takımı bulunur. Genital delikler her halkanın iki yanında kar şılıklı dı şarı açılır. Dipylidium caninum'un boyu 20-50 cm'dir. Rostellum üzerinde 3-4 sıra gül dikeni benzeri çengel bulunur. Olgun ve gebe halkalar ilk bakı şta kavun çekirde ğine benzer. Yumurtaları kapsül (paket) içinde bulunurlar. Her kapsül 2-30 arasında yumurta ta şır. Bazen kapsül parçalanır yumurtalar tek tek da ğılabilir. Bu durumda yumurtanın embiyoforunun radyal çizgili olmayı şı ile Taenidae ailesinin yumurtalarından ayrılır. Sonkonak: Köpek, kedi, tilki, arasıra insan Sonkonaklarda inceba ğırsaklara yerle şirler. Arakonak: Pire (Ctenocephalides canis, C.felis, Pulex irritans) ve bit (Trichodectes canis) Sistiserkoyitleri arakona ğın vücut bo şlu ğunda yerle şir. Ya şam çemberi: Dı şkı ile atılan gebe halkalar hareketlidir. Bazen bu hareketlili ği sayesinde kona ğı kendi kendine terkedebilir. Dı şarı ç ıkan bu halkalar parçalanır ve yumurtalar serbest kalır. Yumurtalar arakonaklar tarafından alınır. Arakonakta serbest kalan onkosfer bunların vücut bo şlu ğuna gider ve sistiserkoyitleri olu şturur. Trichodectes canis'in bütün geli şme dönemleri hayvanların anüsleri civarında yapı şık olan yumurtaları yiyerek enfekte olabilir. Fakat pirelerde durum farklıdır. Eri şkin pireler kan emicidirler. Bu nedenle pireler, bu parazitin yumurtalarını ancak a ğız yapıları çi ğneyici olan larva dönemlerinde alabilirler. Parazitin arakonaktaki geli şiminde çevre sıcaklı ğının önemi büyüktür. Bu yüzden daimi parazit olan ve sürekli konak üzerinde bulunan bitlerde geli şme 1 ayda tamamlanır. Fakat larva ve pupa dönemleri yerde geçen pirelerde geli şme çevre sıcaklı ğına ba ğlı olarak bir kaç ay sürebilir. Pire kokondan çıktıktan sonra embriyo iki üç gün içinde sistiserkoyit haline dönü şür. Sonkonak, bit ve pirelerden kendini temizlerken bunları yiyerek enfekte olur. Sistiserkoyitler ince ba ğırsakta serbest kalır. Veteriner Helmintoloji 63 Sistiserkoyit skoleksini çıkararak ba ğırsa ğa tutunur ve eri şkin hale do ğru geli şmeye ba şlar. Prepatent süre 2-3 haftadır. İnsanlar özellikle çocuklar sonkonak olan kedi ve köpekleri severken ellerine bula şan enfekte arakonakları yanlı şlıkla yiyerek enfekte olurlar. Patojenez ve klinik belirtiler: Eri şkin şeritler, çok sayıda olduklarında genç hayvanlarda sürekli ishale, bazen ishali takiben kabızlı ğa, zayıflamaya yol açabilir. Çok sayıda olan parazitlerin çıkardıkları toksinler genç hayvanlarda sinirsel bozukluklara neden olabilir. Bu bozukluklar kendini konvulziyon, şiddetli epileptik nöbetler, kusma biçiminde gösterir. Anüs civarına gelen hareketli halkalar, gerek gençlerde ve gerekse eri şkin hayvanlarda anal sifinkterde irritasyon ve buna ba ğlı olarakta ka şıntıya yol açar. Hayvan oturma vaziyetinde anüsünü yere sürterek ka şınır. Bunun sonucunda anal bezlerin yangısı şekillenir. Epizootiyoloji: Bu parazitten ileri gelen enfeksiyonda en önemli epizootiyolojik faktör, arakonaklık yapan bit ve pirelerin varlı ğı ve enfestasyon yo ğunlu ğudur. Arakonak bulundu ğu sürece reenfeksiyonlar sürekli olu şur. Tanı: Parazitin halkalarını anüs çevresinde ve dı şkıda görmekle yapılır. Halkalar, pirinç tanesiden kavun çekirde ğine varan de ği şik görünümlerde olur. Bu halkalar bir lam üzerine konur ve üzerine bir iki damla su damlatılır. Halka bir bagetle ezilerek parçalanır. Kaba partiküller kenara çekilir, üzerine lamel kapatılır ve mikroskopta 10 x 10 büyütmede incelenir. Mikroskopta çok sayıda yumurtayı ta şıyan yumurta kapsülleri (yumurta paketi) aranır. Bazen halkalar ba ğırsakta parçalanır. Bu durumda dı şkıda tipik yumurtalara rastlanabilir. Sa ğaltım ve Kontrol: Sa ğaltım ve kontrol birlikte yapılır. Öncelikle iyi bir ektoparaziter mücadele gerekir. Aksi halde reenfeksiyonlar olu şur. Ektoparazit mücadelesi yeterince yapılamıyorsa o zaman parazitin 2-3 hafta olan prepatent süresi göz önüne alınarak bu şeride kar şı 2 haftada bir periyodik olarak ilaç kullanılmalıdır. Bu şeride yönelik kullanılan ilaçlar ve dozları şunlardır: Praziquantel 5 mg/kg, Niclosamide 300 mg/kg (18 saat aç kalmasını takiben), Bunamidine hydrochloride 25-50 mg/kg, Nitroscanate 50 mg/kg, Diüredosan 50 mg/kg, Streptothricin 50 mg/kg, Epsiprantel kedide 2,75 mg/kg, köpekte 5,5 mg/kg, Dichlorophene 220 mg/kg (Hayvan bir gece aç b ırakıldıktan sonra) Mebendazole Kedide 50 mg/kg Joyeuxiella Bu cinste Joyeuxiella pasqualei, J.domestica, J.fuhremanni, J.echinorehynchoides türleri yer alır. Bunlar karnivorlarda parazitlenir. Bunlardan Joyeuxiella pasqualei yurdumuzda görüldü ğünden burada bahsedilecektir. Joyeuxiella pasqualei Yayılı şı: Yurdumuz dahil dünyanın çe şitli yerlerinde Morfoloji: Uzunlu ğu 50 cm'ye ula şır. Rostellumunda 14-18 sıra çengel vardır. Yumurtadaki embiyofor yapısı Dipylidium'unkine benzer. Ancak farklı olarak yumurta kapsülünün içinde tek bir yumurta bulunur. Sonkonak: Kedi, köpek, kurt Sonkonkta inceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: Coleoptera takımındaki bazı koprofaj artropodlar Sistiserkoyitler arakonakların vücut bo şluklarında Paratenik konak: Sürüngenler (kertenkele vs) Paratenik konakta vücut bo şlu ğu, sindirim sistemi serozası altında Ya şam çemberi: Arakonaklar yumurtaları yiyerek alır. Sonkonak ya arakona ğı veya bunları yiyen paratenik kona ğı Toparlak ve Tüzer 64 yiyerek enfeksiyonu alır. Prepatent süre 83 gündür. Patojenez ve klinik belirtiler: Bu konuda bilgi yoktur. Tanı: Dipylidium caninum'da oldu ğu gibidir. Ancak bunlarda yumurta kapsülü tek bir yumurta ta şır. Sa ğaltım: Bu parazite kar şı kullanılan ilaçlar ve dozları şunlardır: Praziquantel 5 mg/kg, Niclosamide 750 mg/kg (18 saat aç bırakıldıktan sonra), Bunamidine hydrochloride 25-50 mg/kg, Nitroscanate 50 mg/kg Kontrol: Arakonaklarla mücadele zor oldu ğundan kontrolu zordur. Diplopylidium nölleri Parazitin boyu 0.9-12 cm arasındadır. Rostellumunda 2-4 sıra diken bulunur. Sa ğaltımına ilgili bilgi yoktur. Bu türle ilgili di ğer bilgiler Joyeuxiella pasqualei'de anlatılanlar gibidir. Metroliastes lucida Bu tür tavuk ve hindilerin ince ba ğırsaklarında ya şar. Arakonaklı ğını de ği şik türde çekirgeler yapar. Uzunlu ğu 2, geni şli ği 0,15 cm dir. Skolekste rostellum ve çengel bulunmaz. Her halkada genital delik tektir ve strobilada düzensiz olarak sa ğlı sollu dı şa açılır. Gebe halkalarda paruterin organlar çıplak gözle yan yana duran iki kese halinde görülebilir. Choanotaenia infundibulum Bu parazit tavuk ve hindilerin inceba ğırsaklarında ya şar. Boyu 23 cm civarındadır. Skolekste 16-20 adet çengel bulunan bir rostellum yer alır. Zincirde arkadaki segmentler öndekine göre çok geni ştir. Bu durum parazite tipik bir görünüm kazandırır. Yumurtaları oval olup iki kutbunda iplikçik bulunur. Sistiserkoyitler arakonakları Musca domestica, Coleoptera takımından birçok koprofaj böcek ve bazı çekirgelerde bulunur. Prepatent süre 13 gündür. Bu parazit belirgin patolojik de ği şiklikler meydana getirmez. Ancak çok sayıda olduklarında ba ğırsak villuslarında yangı ve dejenerasyon olu ştururlar. Arakonaklı ğını sinekler de yapabildi ğinden bu parazit modern i şletmelerdeki hatta sinek teli olmayan kafes tavukçulu ğundaki hayvanlarda dahi görülebilir. Tanı, sa ğaltım ve kontrole ilgili bilgiler Fimbriariidae ailesinin sonunda verilecektir. Dilepididae ailesi Amoebotaenia cuneata (Syn. A.sphenoides) Evcil kanatlıların ince ba ğırsaklarında ya şar. Oldukça küçük bir parazittir. Uzunlu ğu 4 mm'yi geçmez. Zincirdeki halka sayısı 25-30 arasındadır. Halkalar kabaca üçgene benzer. Rostellumda 12-14 adet tek sıralı diken bulunur. Vantuzlarında çengel yoktur. Yumurtaları yuvarlak olup onkosferin hemen dı şında belirgin granüler bir tabaka bulunur. Sistiserkoyitleri yer solucanlarında bulunur. Sistiserkoyitlerin yer solucanında geli şmesi 14 gün sürer. Kanatlılar ya ğı şlı havalardan sonra yeryüzüne çıkan yer solucanlarını yiyerek enfekte olur. Prepatent süre 4 haftadır. Bu parazit genellikle klinik belirtiye yol açmaz. A ğır enfeksiyonlarda enteritise ve verim kayıplarına yol açar. Tanı, sa ğaltım ve kontrole ilgili bilgiler Veteriner Helmintoloji 65 Fimbriariidae ailesinin sonunda verilecektir. Bu parazit modern tavukçuluk i şletmelerinde görülmez. Davaineidae ailesi Bu ailedeki parazitlerin rostellumunda 1-2 sıra çekiç benzeri çok sayıda çengel bulunur. Çekmenlerin etrafı genellikle çengellidir. Halkalarda genellikle tek bir genital organ takımı bulunur. Davainea cinsi ve türleri Bu cinse ba ğlı Davainea proglottina evcil kanatlılarda, D.meleagridis hindide, D.andrei keklikde, D.nana ve D.paucisegmentata Gine Tavu ğunda bulunur. Bunlar arasında D.proglottina önemlidir. Davainea proglottina Yayılı şı: Yurdumuz dahil dünyanın çe şitli yerleri Morfoloji: Eri şkinlerinin boyu 4 mm'nin altındadır. Rostellumda iki sıra halinde 94 adet çengelcik bulunur. Vantuzların etrafı 4-5 sıra çengelle çevrilmi ştir. Strobila 4-9 segmentten ibarettir. Son halkanın eni ile boyu birbirine yakın uzunluktadır. Genital organ takımı tektir. Gebe halkalarda, her bir yumurta kapsülü içinde tek bir yumurta bulunur. Yumurtaları küresel olup 40 µm çapındadır. Onkosferi saran zarlar (kabuk) belirgin de ğildir. Sonkonak: Tavuk, hindi, güvercin, bıldırcın, sülün Duodenum yerle şir. Arakonak: Kabuklu ve kabuksuz kara salyangozları (Agriolimax, Arion, Cepoea ve Limax cinsleri) Sistiserkoyitler arakona ğın sindirim kanalında Ya şam çemberi: Parazitin gebe halkaları dı şkıyla dı şarı çıkar. Her gün bir segment atılır. Halkalar aktif olarak hareket ederken yumurtalar etrafa saçılır. Etrafa da ğılan yumurtalar arakonak salyangozlar tarafından alınır. Bunlarda yakla şık üç haftada sistiserkoyitler geli şir ve salyangozlar en az 1 yıl kadar enfekte kalır. Bir salyangozda 1000'den fazla sistiserkoyit bulunabilir. Sonkonak bu gibi enfekte salyangozları yiyerek enfekte olur. Prepatent süre 1-2 haftadır. Parazitler son konakta 3 yıl kadar canlı kalırlar. Patojenez ve klinik belirtiler: Kanatlılarda görülen cestodlar arasında Davainea cinsindekiler en patojen olanlarıdır. Bunun nedenleri; a-bunların skolekslerinde çok fazla sayıda çengel bulunması ve b-arakonaktaki sistiserkoyit sayısının çok fazla olmasıdır. Parazit duodenumun villusları arasına derince yerle şerek hemoraji ve nekrozlara neden olur. Geli şen ödem nedeniyle mukoza kalınla şır. Duodenumun içinde fazla miktarda mukus bulunur. Çok a ğır enfeksiyonlarda hemorajik enteritisten hayvan kısa sürede ölür. Kronik seyirde ise enteritise ba ğlı olarak hayvan giderek zayıflar, anemi ve ka şeksi sonucu ölür. Epizootiyoloji: Bu parazitin yumurtaları so ğu ğa ve kuraklı ğa dayanıklı de ğildir. Ancak yumurtalar nemli, sıcak ve gölgelik yerlerde 5 gün canlı kalır. Bu gibi yerler arakonak salyangozların da tercih ettikleri yerlerdir ve salyangoz enfeksiyonu böylece kolayca alır. Parazit arakonakların barınamadı ğındı ğı modern i şletmelerde görülmez. Tanı, Sa ğaltım ve Kontrol: Bu konulara ilgili bilgiler Fimbriariidae ailesinin sonunda verilecektir. Raillietina cinsi Yayılı şı: Kozmopolit türlerdir. Dünyanın hemen her yerinde görülürler. Türler ve konakları: R.echinobothrida Tavuk, hindi R.cesticillus Tavuk, hindi, R.tetragona Tavuk, hindi, güvercin, Gine Tavu ğu Bu üç türden ba şka daha az önemli bir kaç tür daha vardır. Parazitler inceba ğırsaklara yerle şir Morfoloji Önemli üç Raillietina türünün bazı morfolojik özellikleri tablo halinde verilmi ştir. Toparlak ve Tüzer 66 Raillietina tetragona, R.echinobothrida, R.cesticillus türlerinin bazı morfolojik özellikleri Morfolojik özellik R.tetrago. R.echino. R.cesticillus Uzunluk 25 cm 13 cm 4-13 cm Çekmen şekli Oval Yuvarlak Ay çöre ği şek. Çekmende çengel sırası 8-15 8-15 Çengelsiz Rostellum çengeli şekli Çekiç Çekiç Çekiç Rostellum çengeli sırası 1 2 2 Rostellum çengeli sayısı 100 200 400-500 Rostellum çengeli boyu 6-8 µm 10-30 µm 7-12 µm Boyun Belirgin Yok Yok Gebe halkadaki her kapsülde yumurta sayısı 6-12 8-12 1 Arakonak: R.tetragona: Karınca (Pheidole, Tetramorium, Onthophagus) R.echinobothrida: Karınca (Pheidole, Tetramorium) R.cesticillus: Musca domestica, bazı hamamböce ği türleri, Coleoptera takımındaki bazı artropodlar. Ya şam çemberi: Dı şkıyla dı şarı ç ıkan gebe halkalar arakonaklar tarafından alınır. Arakonakta sistiserkoyitler geli şir. Sonkonaklar enfekte arakonakları yiyerek paraziti alır. İnce ba ğırsakta eri şkin hale geçerler. Prepatent süre 3 haftadır. Parazitlerin ya şam süresi en fazla 10 haftadır. Patojenez: Raillietina cinsinde en patojen tür R.echinobothrida'dır. Bu türün ba ğırsaklara gömülü olan skoleksi kona ğın reaksiyonu sonucu skoleks etrafında 1-6 mm çapında, ortası kazeyifiye olmu ş nodüllerin meydana gelmesine neden olur. Bunlar bazen kanatlı tüberkülozu nodülleriyle karı ştırılabilir. R.tetragona ve R.cesticillus'da nodüller şekillenmez. Çok a ğır enfeksiyonlarda kataral bir enterit görülür. Hayvanlarda kilo ve verim kaybı (yumurta) görülür. Epizootiyoloji: Arakonakların aktif oldu ğu sıcak mevsimlerde enfeksiyon riski artar. Tanı, Sa ğaltım ve Kontrol: Bu konudaki bilgiler Fimbriariidae aiilesinin sonunda verilecektir. Hymenolepididae ailesi Bu ailedeki türler küçük veya orta büyüklükteki şeritlerdir. Skolekslerinde vantuzların etrafı çengelsizdir. Rostellum vardır. Rostellumda genellikle bir sıra çengel (8-10 adet) bulunur, bazı türlerde ise çengel yoktur. Çengeller diken şeklindedir. Strobilanın silindirik yapıda olması önemli bir morfolojik özelliktir. Her olgun halkada bir takım dölerme organı vardır. Testisler büyük ve üç adettir. Ovaryum tek ve büyüktür. Yumurtaları üç ince zar ta şır (Hymenolepid alt tip). Bu ailede Hymenolepis ve Diorchis cinsleri bulunur. Hymenolepis cinsindekiler özellikle kemiriciler olmak üzere memelilerde ve kanatlılarda, Diorchis cinsindekiler ise kanatlılarda görülür. Hymenolepis cinsi Bu cinse ba ğlı 300'den fazla tür bulunmaktadır. Burada nisbeten önemli olan türlerden bahsedilecektir. Hymenolepis nana (Syn. Vampirolepis nana) Yayılı şı: Yurdumuz dahil dünyanın de ği şik yöreleri Morfoloji: Eri şkinleri 2,5-4 cm uzunluktadır. Halkaları silindiriktir. Veteriner Helmintoloji 67 Rostellumunda tek sıra halinde çengeller bulunur. Yumurtası ovaldir. Onkosferi saran embriyofor limon biçiminde olup her iki kutbunda birer dü ğmecik bulunur ve bu dü ğmeciklerden iplikcikler çıkar. Sonkonak: Küçük kemiriciler, bazı primatlar ve insan İnceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: Bazı Coleoptera türleri (un Coleoptera'ları, Tenebrio molitor) ve bazı pireler (Pulex irritans, Xenopsylla cheopis, Ctenocephalides canis) Ya şam çemberi: Cestodlar arasında hem direkt ve hem de indirekt geli şebilen tek türdür. Heteroksen geli şme ( İndirekt geli şme, dolaylı geli şme): D ı şkıyla atılan yumurtalar arakonaklar tarafından alınır. Bunlarda sistiserkoyitler geli şir. Enfekte arakona ğın sonkonak tarafından yenmesiyle sistiserkoyitler duodenumda serbest hale geçer. Bunlardan da eri şkin parazitler olu şur. Homoksen geli şme (Monoksen geli şme, Direkt geli şme): D ı şkıyla atılan yumurtaların sonkonak tarafından alınmasıyla olur. Yumurtalar anüs-el-a ğız yoluyla (dı ş otoenfeksiyon) veya bula şık gıdalarla alınır. Yumurta inceba ğırsakta açılır ve onkosfer villusları delerek içeri girer ve burada 4’üncü günde sistiserkoyitler görülür. Altı saat kadar bir süre sonra sistiserkoyitler villusu parçalayarak ba ğırsak lümenine döner. Burada eri şkin şerit geli şir. Prepatent süre konaklara göre de ği şir. bu süre ratlarda 11-16, farelerde 14-25 gündür. Bula şmanın di ğer bir yolu da iç otoenfeksiyondur. Bu durumda sonkonakta ba ğırsaklarda parçalanan gebe halkalardan çıkan yumurtalar açılır ve onkosfer serbest kalır. Bundan sonraki geli şme yukarıda anlatıldı ğı gibidir. Toparlak ve Tüzer 68 Ratlarda maksimum yumurta üretimi patent sürenin 14 ile-16'ıncı günler arasındadır. Eri şkin parazitin ratlarda ya şama süresi 12-24, farelerde 2-56 gündür. Patojenez: İnsanlarda özellikle çocuklarda görülür. A ğır enfeksiyonlarda i ştahsızlık, kusma, ishal ve karın a ğrısı olu şturmaktadır. Enfekte farelerde ise büyümede yava şlama ve kilo kaybı şekillenir. Tanı: Dı şkıda tipik yumurtaları görmekle olur. Sa ğaltım ve Kontrol: Parazitin geli şebilme özelli ğinden dolayı bu parazitten ileri gelen enfeksiyonlar kolayca yayılır. Bu nedenle de kontrolu oldukça zordur. Laboratuvarlardaki kemirici kolonilerinde tekrarlanan sa ğaltımlar ve sıkı hijyen tedbirleri kontrolde esastır. Parazitin eradikasyonunda sezaryan ile alınan yavruların yeti ştirilmesi önem ta şımaktadır. Hamster ve ratlarda bu parazitin sa ğaltımında kullanılan ilaçlar şunlardır: Niclosamide 200 mg/kg, Bunamidine hydrochloride 200 mg/kg, Thiabendazole 300 mg/kg veya gıdaya % 0.3 oranında karı ştırılarak 14 gün süreyle, Mebendazole 3 gün süreyle günde 30 mg/kg, Praziquantel 25 mg/kg ve Uredofos İnsanlarda Niclosamide, Praziquantel ve Paromomisin verilebilir. Hymenolepis diminuta Bu parazit küçük kemiricilerde oldukça yaygındır. Seyrek olarak da köpeklerde ve insanlarda görülebilir. Eri şkinleri 2-6 cm uzunluktadır. Arakonakları esas olarak pireler ve un Coleoptera'larıdır. Ancak di ğer bazı insektlerde arakonaklık yapabilir. Hymenolepis nana'dan morfolojik ve biyolojik olarak farkı: 1-Skolekste rostellum yoktur. 2-Yumurtalarında onkosferin her iki kutbunda bulunan dü ğmeciklerden iplikçikler çıkmaz. 3-Ya şam çemberinde direkt geli şme (homoksen geli şme) yoktur. Kemiricilerdeki Di ğer Hymenolepis Türleri Hymenolepis microstoma küçük kemiricilerde safra kesesi, safra kanalları ve duodenum'da yerle şir. Farelerde görülen di ğer bir tür Hymenolepis fraterna'dır. Sistiserkoyitleri birçok artropotta görülür. Kanatlılardaki Hymenolepis türleri Yayılı şı: Kozmopolit Türler ve Konakları: Hymenolepis carioca tavuklarda (Gallus spp) H.cantaniana tavuk ve hindilerde H.lanceolata ördek ve kazlarda H.megalops ördek ve kazlarda H.coronula ördek ve kazlarda Hymenolepis megalops kloaka ve bursa fabricius'ta, di ğer türler ise inceba ğırsaklarda yerle şir. Morfoloji: Bu türlerin ayırımında genellikle uzunluk, rostellumda çengellerin bulunup bulunmaması ve testislerin halkalardaki dizili ş durumu dikkate alınır. H.megalops'u di ğerlerinden ayıran en önemli morfolojik özellik büyük olan skoleksidir (1-2 mm çapında). Bunların bazı morfolojik özellikleri tabloda verilmi ştir. Arakonakları: H.carioca'da koprofaj Coleoptera'lar, un Coleoptera'ları, Stomoxys calsitrans; H.lanceolata'da tatlısu kabukluları (Crustacea); H.cantaniana'da koprofaj Coleoptera'lar; H.megalops'ta bazı Crustacea'lar (Ostracoda); H.coronula'da bazı tatlısu Crustacea'ları (Cyclops, Cypria, Candena, Cyclocypris) arakonaklık yapar. Ayrıca bu parazite bazı su salyangozları transport konaklık yapabilir. Ya şam çemberi: Dı şkıyla atılan yumurtalar arakonaklar tarafından alınır. Bunlarda sistiserkoyitler geli şir. Bu gibi Veteriner Helmintoloji 69 arakonaklar sonkonaklar tarafından yendi ğinde eri şkin parazitler geli şir. Bazıları transport arakonak kullanır. Bunlar yumurtaları yediklerinde bir geli şme olmaz. Ancak gerçek arakonaklar bunları yedi ğinde sistiserkoyitler olu şur. Patojenez: Bu türlerden a ğır enfeksiyonlarda kanatlılarda kilo kaybı ve büyümede gerilik görülür. H.lanceolata ve H.megalops en patojen türler olup bunlardan ileri gelen enfeksiyonlarda ölüm de olabilir. Tanı, Sa ğaltım ve Kontrol: Bu konudaki bilgiler Fimbriariidae ailesinden sonra verilecektir. Diorchis cinsi Bu cinse ba ğlı Diorchis nyrocae türü ördeklerde yaygın olarak görülen bir türdür. Arakonakları bazı Crustacea'lardır. Fimbriariidae ailesi Fimbriaria fasciolaris Bu tür evcil ve yabani kaz ve ördeklerin duodenumunda ya şayan yaygın bir türdür. Parazite tavuklarda da rastlanabilir. Arakonakları tatlısu Crustacea'larıdır (Ostracoda, Copepoda). Kanatlılar içme sularıyla bu kabukluları alarak enfekte olur. Parazitin boyu 50, eni ise 9 mm civarındadır. Bu parazitin skoleksi oldukça küçüktür. Çekmenlerinde çengel yoktur. Rostellumunda 10-12 çengel bulunur. Vücudun ön kısmında ve skoleksin arkasında dı şa do ğru kıvrılmı ş ve geni şlemi ş bir kısım bulunur. Bu kısma psöydoskoleks adı verilir. Parazit bu psöydoskoleksle ba ğırsaklara tutunur. Vücutta gerçek bir segmentasyon yoktur. Dı ştan görülen enine çizgiler segmentasyon varmı ş görüntüsünü verse bile bu çizgilenmeler iç kısımda organların düzenlenmesine kar şılık de ğildir. Genital delikler tek tarafa açılır. Her genital organ takımında üç testis bulunur. Uterus tüm vücut boyunca uzanır ve arka tarafta tüplere ayrılır. Yumurtalar bu tüplerin içinde bulunur. Yumurtaları mekik biçiminde olup oval bir embriyofor ta şır. Patojenezi pek bilinmemektedir. Kanatlılarda Cestod Enfeksiyonlarının Tanısı Gebe halkaların dı şkıyla atılmasına ra ğmen çok küçük olmaları nedeniyle gözden kaçabilir. Bu nedenle hayvanların taze dı şkıları ince bir süzgeç üzerine konur ve üzerinden su geçirilerek iyice yıkanır. Süzgeç üzerinde kalan kısım halkalar yönünden incelenir. Halkalar bulundu ğunda bir lam üzerine alınır ve bir kaç damla su konarak bir ba ğetle parçalanır. Lamel kapatılarak yumurtaları aranır. Yumurta özelliklerinden cinsler düzeyinde ayrımları yapılır. Tanı genellikle nekropside konur. Bu amaçla muayenesi yapılacak hayvanları temsil edecek sayıda kanatlının nekropsisi yapılır. Bazı cestodlar çok küçük boyda olduklarından makroskobik bakıdan sonra ba ğırsak mukozası kazıntısı da mikroskopta incelenmelidir. Kanatlı Cestod Enfeksiyonlarının Sa ğaltım ve Kontrolu Sa ğaltım ve arakonaklara yönelik kontrol tedbirleri birlikte uygulanmalıdır. Sa ğaltımda kullanılan ilaçlar şunlardır: Butinorat (Butynorate) 75-150 mg/kg, Niclosamide, Hexachlorophene 50- 100 mg/kg, Resorantel, Praziquantel, Albendazole ve Oxfendazole. Arakonaklara yönelik mücadele tedbirleri alınır. Bu amaçla sinek ve karıncalara kar şı insektisitler, salyangozlara kar şı uygun moluskisitler (Metaldehit içeren yem tuzakları tercih edilir), yersolucanlarıyla, Coleoptera takımındaki ve Crustacea sınıfındaki arakonaklarla mücadele zordur. Mesocestoidae ailesi Mesocestoides cinsi Türler: Mesocestoides lineatus ve M.corti(syn.M.vogae) Yayılı şı: Yurdumuz dahil bir çok ülkede görülür. Morfoloji: Eri şkin parazitin boyu 30-250 cm arasındadır. Skolekste rostellum yoktur. Halkalar kare şeklindedir. Her bir halkada tek bir genital organ takımı bulunur. Genital delik di ğer cestodlardan farklı olarak halkaların lateraline de ğil dorsaline açılır. Gebe halkalarda onkosferler uterustan paruterin organlara geçerler. Her gebe halkanın ortasında kalın duvarlı bir paruterin organ Kanatlılarda görülen Hymenolepis türlerinin bazı morfolojik özellikleri Türler Boy En Rostellum Testis dizili şi H.carioca 3-8 cm 0,5 cm Çengelsiz Üçgen H.lanceolata 13 cm 1,8 cm 8 çengelli Orta hatta çizgi Toparlak ve Tüzer 70 ve bunun içinde de yı ğın halinde yumurtalar bulunur. Yumurtaları oval ve çok ince kabukludur. Çapları 60 X 43 µm kadardır. Tetratridiumlar (ikinci larva dönemi) 1 cm veya daha uzundur. Yassı buru şuk bir yapıdadır. Ön kısımlar geni ş arka kısımları dardır. Ön kısımda dört çekmen ta şıyan invagine bir skoleks bulunur. Sonkonakları: Köpek, kedi yabani karnivorlar, arasıra insan İnceba ğırsaklara yerle şir. Arakonakları 1.Arakonakları: Koprofaj Coleoptera'lar ve Oribatei grubu akarlar 2.Arakonakları: Sonkonaklar da dahil olmak üzere memeliler, kanatlılar, sürüngenler, amfibiler. İkinci arakonakta Tetratridyum ve ditridyumlar ço ğunlukla peritonda olmak üzere seröz bo şluklarda serbest olarak, arasırada karaci ğer ve akci ğerlerde kistler içinde bulunur. Ya şam çemberi: Sonkonaktan dı şkıyla çıkan halkalar dı ş ortamda parçalanır ve yumurtalar etrafa saçılır. Bu yumurtalar birinci arakonaklar tarafından alınır ve bunlarda sistiserkoyitler geli şir. Bundan sonra geli şme iki yolla olabilir. 1-Sonkona ğın birinci arakonakla enfeksiyonu: Bu durumda birinci arakona ğın yenmesiyle alınan sistiserkoyitler karın bo şlu ğuna geçer ve burada tetratridium veya ditridiumlar geli şir. Bunların bir kısmı vücut bo şlu ğunda kalırken bir kısmı ba ğırsak duvarını delerek ba ğırsa ğın lümenine gelir ve eri şkin hale ula şır. 2-Sonkona ğın ikinci arakonakla enfeksiyonu: İkinci arakonak birinci arakonakları yediklerinde sistiserkoyitler karın bo şlu ğuna geçer ve burada tetratridium veya ditridiumlar geli şir. Enfekte ikinci arakonaklar sonkonak tarafından yendi ğinde tetratridium veya ditridiumların bir kısmı sonkona ğın ba ğırsa ğında eri şkin hale gelir. Bir kısmı ise ba ğırsak duvarını delerek karın bo şlu ğuna geçer. Karın bo şlu ğuna geçenlerin de bir kısmı burada kalırken bir kısmı da tekrar ba ğırsak lümenine döner ve eri şkin hale ula şır. Sonkona ğın tetratridium veya ditridiumları alınması sonucu olu şan enfeksiyonlarda prepatent süre 16-20 gündür. Yukarıdaki ya şam çemberi hem M.lineatus ve hem de M.corti için geçerlidir. Ancak M.corti'de bazı farklılıklar vardır. Bu farklar şunlardır. a-M.corti’de ikinci arakonak daha ziyade kemiriciler ve kertenkelerlerdir. b-M.corti’de tetratridiumların e şeysiz olarak ço ğalabilme yetene ği vardır. Bu ço ğalma tetratridiumun skoleksinden ba şlayarak uzunlamasına ikiye bölünme şeklinde olur. Bu ço ğalma hem ikinci arakonakta hem de sonkonakta olur. c-M.corti’de eri şkin parazit de e şeysiz olarak Veteriner Helmintoloji 71 ço ğalabilmektedir. Bu iki şekilde olur. Birincisinde eri şkin parazit skoleksten ba şlayarak uzunlamasına ikiye bölünür ve yeni bir şerit meydana gelir. İkincisinde ise eri şkin şeridin halkalarından yan tomurcuklanma ile tetratridiumlar olu şmaktadır. Patojenez: Eri şkin şeritler bilindi ği kadarıyla zararsızdır. Ancak tetratridium veya ditridiumlardan ileri gelen enfeksiyonlar önemlidir. Köpek ve kedilerde şiddetli peritonitis ve asitese yol açar. Mesocestoides corti’de tetratridiumun e şeysiz olarak ço ğalabilme yetene ği vardır. Bu durum patojenezinde önemli rol oynar. Bu e şeysiz ço ğalma yetene ğine ba ğlı olarak ikinci arakona ğın ve sonkona ğın karın bo şlu ğunda çok sayıda tetratridium veya ditridium, sonkona ğın ba ğırsa ğında ise çok sayıda eri şkin şerit bulunur. Tanı: Dı şkıyla atılan halkaların görülmesi ve incelenmesiyle eri şkin şeridin tanısı yapılır. Sa ğaltım: Karnivorlarda eri şkin şeride: Praziquantel 5 mg/kg, Bunamidine hydrochloride kedide 25 mg/kg, köpekte 50 mg/kg Farelerde tetratridyumlara: Mebendazole 100 mg/kg Mesocestoides corti’de tam sa ğaltım yapılamadı ğı durumlarda, parazit aseksuel ço ğalma yetene ğine sahip oldu ğundan, hayvan yeni bir enfeksiyon almamasına ra ğmen, ba ğırsaklarında yeniden çok sayıda parazit olu şabilir. Kontrol: Kontrol güçtür. Çünkü arakonak çe şidi çok fazladır. NEMATODA SINIFI Nematodlar do ğada oldukça yaygındır. Vücutları silindirik yapıda ve segmentsizdir. Bu iki özellikleriyle di ğer helmintlerden kolayca ayrılır. Bunlardan bir kısmı serbest bir kısmı ise simbiyotik olarak ya şarlar. Simbiyotik ya şayanlar konaklarının sindirim kanalında, dokularında ve vücut sıvılarında bulunurlar. Serbest ya şayanlar sularda, toprakta bulunurlar ve mikroorganizmalarla beslenirler. Morfolojik ve Fizyolojik Özellikleri Eri şkinler: Nematodlar silindirik yapıdadır. Vücudun üzeri renksiz ve saydam olan kütikula ile örtülmü ştür. Kütikula 1) Paraziti konak enzimlerinden korur. 2) Metabolizma sonucu olu şan azotlu bile şiklerin atılmasını sa ğlar. 3) Bazı türlerde (askaritler) glikozu absorbe ederek emilmesini sa ğlar. Di şiler genellikle erkeklerden daha büyük ve her iki ucu sivridir. Erkeklerin ön ucu sivridir. Erkeklerin bazılarında arka tarafta kütikulanın şemsiye biçiminde geni şlemesinden olu şmu ş bir yapı vardır. Buna bursa kopulatriks adı verilir. Bazılarında ise arka uçlarında kuyruk kanatları adı verilen kütikula geni şlemeleri yer alır. Bu yüzden bursa kopulatriksi olan erkek nematodların arka uçları küt, kuyruk kanatları olanlarda ise sivridir. Kütikula üzerinde bazı türlerde enlilemesine bazı türlerde boylamasına çizgiler görülür. Di ğer bazılarında ise kütikula düz görünümlüdür. Kütikulanın altında hipodermis tabakası bulunur. Kütikula hipodermisin salgılarıyla olu şmu ştur. Hipodermis vücut bo şlu ğuna do ğru dört adet çıkıntı yapar. Çıkıntıların biri dorsalde, bir di ğeri ventralde kalan ikisi ise lateral kenarlarda yer almı şlardır. Üst ve alttaki çıkıntılardan sinir kordonları, yandaki çıkıntılardan ise bo şaltı kanalları geçer. Hipodermisin altında kas tabakası bulunur. Bu kaslar uzunlamasına bir seyir takip eder. Kas tabakasının altında sölom (vücut bo şlu ğu) bulunur. Vücut bo şlu ğunda yüksek basınçlı bir sıvı (hemolenf) vardır. Kütikula bu basınçlı s ıvıya kar şı koyar. Böylece vücudun sertli ği ve şekli meydana gelir. Hareket üstte ve altta yer alan kasların sırasıyla kasılması ve gev şemesi sonucu olur. Bu nedenle nematodlarda hareket sinuzoidaldır (yılanvari hareket). İç organların ço ğu iplik şeklindedir. Bunlar vücut bo şlu ğunu dolduran sıvı içinde asılı durumdadır. Kütiküla de ği şiklikleri: Kütiküla nematodların çe şitli yerlerinde de ği şik morfolojik özellikler gösterebilir. Bu kütikula de ği şikliklerinin en Toparlak ve Tüzer 72 önemlileri şunlardır: 1-Taç yaprakları: Taç yaprakları a ğız kapsülünün içten veya dı ştan ku şatan ardı şık olarak dizilmi ş parmak şeklinde çıkıntılardır. A ğız kapsülünü içten ku şatanlara iç taç yaprakları, dı ştan ku şatanlara da dı ş taç yaprakları denir. Buna Strongyloidea üstailesindeki bir kısım nematodda rastlanır. Bunların tam olarak görevleri bilinmemektedir. Ancak beslenme sırasında parazitin mukozaya tutunmasını ve parazit mukozadan ayrıldı ğında a ğız kapsülünün içine yabancı cisimlerin girmemesini sa ğladı ğı zannedilmektedir. 2-Boyun ve kuyruk papilleri: Boyun papilleri özofagus bölgesinin ön kısmında, kuyruk papilleri kuyruk kısmında görülür. Her iki grup papil de parmak veya diken benzeri çıkıntılardır. Bunlar dokunma duyusu organelleri olarak görev yapabildikleri gibi özellikle de kuyruk kanatlarını destekleyici organel olarak da görev yaparlar. 3-Boyun ve kuyruk kanatları: Boyun ve kuyruk kanatları, kütikulanın kanat biçiminde geni şlemesinden olu şmu ştur. Boyun kanatları özofagus bölgesinde, kuyruk kanatları kuyruk bölgesinde yer alır. 4-Ba ş ve boyun vezikülleri: Ba ş vezikülü a ğız deli ğinin çevresini, boyun vezikülü özofagus bölgesinin etrafını ku şatan kesemsi, seffaf şi şkinliklerdir. 5-Bursa kopulatriks (çiftle şme kesesi): Erkek Veteriner Helmintoloji 73 nematodlarda görülür. Kuyruk kanadının daha fazla geni şlemesinden olu şmu ştur. Bu kesenin içinde parmak biçiminde, destekleyici görevi olan kaburga adı verilen yapılar mevcuttur. Çiftle şme kesesi iki büyük lateral ve bir küçük dorsal lobdan ibarettir. Bu organın görevi çiftle şmede di şiyi kavramaktır. 6-Plak ve kordonlar: Plak ve kordonlar nematodların kütikulaları üzerinde bulunan plak veya kordon benzeri yapılardır. Sindirim sistemi: Sindirim kanalı, vücudu hemen hemen tüm uzunlu ğu boyunca kateden bir boru şeklindedir. Vücudun ön kısmı a ğız ile ba şlar. Bir çok nematodta a ğız sadece bir delikten ibarettir . Bazı nematodlarda ise a ğız dudaklarla çevrilidir. Bu dudakların sayısı genellikle üç adettir. Her iki tipte de a ğız do ğrudan yemek borusuna açılır. Buna kar şılık Strogyloidea üstailesindeki türlerde a ğız büyük olup a ğız bo şlu ğuna açılır. Bu bo şlu ğa a ğız kapsülü adı da verilir. A ğız kapsülünde di şler bulunabilir. A ğız kapsülüne özofagus bezlerinin kanalları açılır. Yemek borusu genellikle kaslıdır. A ğıza alınan gıdayı ba ğırsaklara pompalar. Özofagus çe şitli morfolojik özellikler gösterir. Bu morfolojik özellikler nematodların tanınmasında önemli rol oynar. Bursa kopulatrikse sahip nematodlarda yemek borusunun arka tarafı hafif bir şi şkinlik gösterir. Buna filariform tip özofagus adı verilir. Toparlak ve Tüzer 74 Ascarioidea üstailesindekilerde yemek borusunun arkasında görülen bu şi şlik çok büyüktür. Buna bulbuslu özofagus tipi adı verilir. Oxyuroidea üstailesindekilerde özofagusun ön ve arka tarafında şi şkinlikler bulunur. Buna çift bulbuslu özofagus tipi adı verilir. Spiruroidea ve Filarioidea üstailelerindekilerde yemek borusunun ön kısmı kaslı arka kısmı ise bezli bir yapıdadır. Bu tipe kaslı-bezli tip özofagus denir. Trichuroidea'larda yemek borusu tek sıra halinde çok sayıda hücrenin arka arkaya dizilmesinden olu şmu ştur ve çok ince bir yapı gösterir. Buna trikuroid veya stikosom tip özofagus denir. Bir de rabditiform tip özofagus vardır ki bunda yemek borusunun ön ve arka kısmı hafif şi şkin ve ortası dardır. Bu dar kısma istmus adı verilir. Bu tip özofagusa daha çok nematodların preparaziter dönemlerinde ve serbest ya şayan eri şkin nematodlarda rastlanır. Veteriner Helmintoloji 75 Ba ğırsak boru şeklindedir. Ba ğırsak lümeni tek sıra hücrelerle örtülüdür. Bu hücrelerin lümene bakan yüzleri mikrovilluslara sahiptir. Mikrovilluslar hücrelerin emilim yüzeyini artırır. Di şi nematodlarda ba ğırsak anüs ile sonlanır. Genellikle anüs subterminaldir. Di şilerde sindirim kanalı ile genital organların dı şarı açılı şları ba ğımsız oldu ğundan bir kloaka yoktur. Erkek nematodlarda ise ba ğırsak sonu deferens kanalı ile birle şir ve bir kloaka olu şturur. Nematodlarda sindirim: A ğız kapsülü büyük olan nematodlarda, parazitler beslenirlerken bir parça mukozayı negatif bir basınç ile kapsül içine çekerler. Çekilen mukoza parçası a ğız kapsülünde sindirilir. Sindirim olayı a ğız bo şlu ğuna biti şik bezlerden (özofagus bezleri) bu bo şlu ğa akıtılan enzimlerin yardımıyla olur. Sindirilen gıda özofagus yoluyla ba ğırsaklara pompalanır. Sindirilmi ş gıdanın emilimi ba ğısaklarda olur. Sindirilemeyen artıklar anüsten veya kloakadan dı şarı atılır. A ğız kapsülleri küçük (Trichostrongyloidea) veya a ğızları sadece bir delikten ibaret (Ascaridoidea) olanlar mukoza sıvısı veya ölü hücre artıklarıyla beslenirler. Oxyuroidea üstailesindekiler kalın ba ğırsak içeri ği, kanda veya dokularda ya şayan nematodlar (Filarioidea) sadece doku sıvıları veya plazma ile beslenirler. Bo şaltı sistemi: Bu sistem çok basittir. Bo şaltı kanalları nematodun her iki yanında seyreder. Bu kanallar yemek borusu bölgesinde birle şerek bo şaltı deli ğine açılırlar. Sinir sistemi: Sinir sistemi özofagusu çevreleyen bir sinir halkası ile bundan çıkan öne ve arkaya do ğru uzanan sinir iplikciklerinden ibarettir. Duyu organelleri: Bunlar (a) kimyasal reseptörler ve (b) dokunma duyusu reseptörlerinden iberettir. Kimyasal reseptörler amfid ve fasmidlerdir. Amfidler ve fasmidler benzer yapıda organellerdir. Amfidler ba şın her iki yanında iki adet sı ğ çukurcuktur. Fasmidler ise anüsün Toparlak ve Tüzer 76 arkasında bulunur. Dokunma duyusu reseptörleri ise genellikle papillerdir. Genital organlar: Di şi üreme organları, ovaryum, ovidukt, reseptekulum seminis, uterus, vajina ve vulvadan ibarettir. Bu organlar tek veya çift olabilir. Uterus vaginaya açılır. Vagina vulva ile sonlanır. Bazı türlerde vulva kapaklıdır. Yine bazı türlerde uterus ile vajinanın birle şti ği yerde kısa kaslı bir organ vardır. Bu organa ovojektör adı verilir. Bunun görevi yumurtanın atılmasına yardımcı olmaktır. Erkeklik organları tek bir testis, bundan çıkan deferens kanalı, vezikula seminalis ve kaslı ejekulatör kanaldan ibarettir. Çiftle şmede görev alan yardımcı erkeklik organları ise spikulum, gubernakulum ve telemondur. Spikulumlar genellikle iki, bazı türlerde bir adet olup bazı türlerde ise spikulum yoktur. Spikulumlar dorsalde kloakanın hemen önünde bulunurlar. Görevleri di şiye tutunmak ve vulvayı açmaktır. Gubernakulum kloakanın dorsal duvarında yer alan kitinli bir kalınla şmadır. Görevi spikulumlara kılavuzluk etmektir. Kloakanın ventral çeperinin kitinli kalınla şması ise telemonu olu şturur. Telemon bazı nematodlarda görülen bir organeldir. Kloakanın lateralinde çiftle şmeye yardımcı ba şka olu şumlar da vardır. Bunlardan bir tanesi bursa kopulatrikstir. Di ğeri ise kuyruk kanadlarıdır. Bunlar çiftle şmede di şiyi kavramada ise yararlar. Çiftle şme, döllenme, yumurtanın olu şumu: Erkek nematod di şiye di şinin salgıladı ğı feramonlar vasıtasıyla yakla şır ve onu kavrar. Gubernakulumun kılavuzlu ğunda spikulumlar vajinaya girer ve onu geni şletir. Kloakadan çıkan spermalar vajinadan uterusa girer ve döllenme resepteculum seministe meydana gelir. Zigot olu ştuktan sonra etrafını hemen döllenme zarı sarar. Bu zar zigot tarafından salgılanır. Bu zar daha sonra giderek kalınla şarak yumurtanın kabu ğunun kitin tabakasını olu şturur. Bu sırada vitellin membran adı verilen ikinci bir zar da kitintabakasının iç kısmında olu şur. Bu zar da zigot tarafın salgılanır ve lipid karakterdedir. Böylece olu şan yumurta en içte zigot ile onu çevreleyen lipid ve kitin tabakasından olu şan kabuktan ibarettir. Döllenen yumurtalar uterusta bir müddet tutulup Veteriner Helmintoloji 77 olgunla ştıktan sonra ovojektörle vulvadan dı şarı atılır. Bazı nematodlarda yumurta uterustan geçerken kitinli tabakanın dı ş k ısmını uterustan salgılanan yapı şkan bir protein tabakası sarar. E ğer yumurta atıldı ğında yumurta içinde geli şme az ise ve içinde sadece bir veya birkaç blastomer bulunuyorsa bu tip nematodlara ovipar nematodlar denir. E ğer yumurta atıldı ğında içinde larva bulunuyorsa bunlar ovovivipar nematodlar olarak adlandırılır. Bazı nematodlarda ise uterus içinde bulunan yumurta iyice geli şir ve larva yumurtayı uterusta terk eder. Bunlar di şiyi larva halinde terk ederler. Bunlar vivipar nematodlardır. Dola şım ve solunum sistemi: Nematodlarda dola şım ve solunum sistemi yoktur. Yumurtaları: Dı ş görünü şleri yuvarlak, oval, limon şeklinde veya daha ba şka biçimlerde olabilir. Genellikle kapaksızdır. Bazılarında bir veya iki kutbunda tıkaç benzeri yapılar olabilir. Yumurta kabu ğu bazılarında kalın, bazılarında ince, hatta zar şeklinde olabilir. Yumurta kabu ğu 1-5 tabakalıdır. Ço ğunda ise tabaka sayısı üçtür. Bu tabakalardan en içte lipid karakterli olanın görevi, dı ş ortamdan içeriye suyun girmesini engellemektir. Kitinli tabaka yumurtaya şekil ve sertlik verir, yumurtayı d ı ş ortama kar şı (don, kuraklık) korur. Bazı nematodların yumurtalarının en dı şında bulunan protein tabakası ise yumurtaya yapı şkanlık kazandırır. Bazı türlerin yumurtalarında di şiyi terk etti ği anda içinde tek blastomer, bazılarında çok sayıda blastomer bazılarında ise birinci dönem larva bulunabilir. Hayvanların taze dı şkılarında görülen nematod yumurta tipleri a şa ğıda verilmi ştir. Ancak bu gruplara girmeyen bazı türlerin yumurtaları da vardır. 1-Strongil veya strongilid (Strongyle, strongylid) tip: İnce kabuklu ve ovaldir. İçinde çok sayıda blastomer bulunur. Trichostrongyloidea ve Strongyloidea üst ailesindeki ço ğu nematodlarda görülür. Bu grupta yer alan Syngamus cinsindekilerde yumurtanın iki kutbunda türlere göre belirgin veya belirsiz kapak bulunur. 2-Askaridoid (Ascaridoid) tip: Kalın kabukludur. İçinde tek bir blastomer bulunur. Ascaridoidea üstailesindeki parazitlerde görülür. Toparlak ve Tüzer 78 3-Oksiroid (Oxyuroid) tip: Oval, asimetrik (bir kenarı düz di ğer kenarı d ı ş bükey) ve bir kutbunda tıkaç bulunan yumurtalardır. İçinde morulanın son safhası veya larva bulunur. Oxyuroidea üstailesindeki parazitlerde görülür. 4-Spiruroid tip: Bu tipte yumurtada kona ğı terketti ğinde içinde birinci dönem larva (L ) bulunur. Bunlar yumurta kabu ğunun kalınlı ğına göre iki alttipe ayrılabilir. Bunlar kalın kabuklu ve ince kabuklu spiruroid alttip yumurtalardır. Kalın kalın kabuklu olanların uzunlu ğu 30 µm kadardır. Bu alttipe ait yumurtalar Spirocerca cinsinde görülür. İnce kabuklu spiruroid alttip yumurtalar ise Habronema ve Draschia cinslerinde görülür. 1 5-Trichuroid tip: Limon biçimdedir. Kalın kabukludur. İki ucunda tıkaç vardır. Trichuris spp, Capillaria spp ve Dioctophyma renale’nin yumurtaları bu gruptadır. 6-Rhabditoid tip: Strongil tip yumurtaya benzer. Farkı daha küçük olması ve kona ğı veya nematodu terketti ğinde içinde birinci dönem larva (L ) bulunmasıdır. Strongyloides ve Rhabditis cinslerinde görülür. 1 Larvaları: Nematodların ya şamlarında 5 devre vardır. Bunlardan ilk 4’ü larva dönemidir. Bunlar L 1 , L 2 , L 3 ve L 4 olarak adlandırılır. L 4 ’ten de genç eri şkinler meydana gelir. Genç eri şkinleri L 5 olarak adlandıranlar da vardır. Bunların geli şmesinden sonra eri şkin nematodlar meydana gelir. Genital organların geli şmeye ba şlaması L 4 devresinde olur. E şeysel farklıla şma da ilk kez bu devrede dikkati çeker. Genital organların geli şmesini tamamlaması L 5 döneminde olur. Ancak bunlar daha sonra eri şkin nematodlarda fonksiyonel hale geçerler. Veteriner Helmintoloji 79 Nematod larvaları her larva döneminde beslenirler ve büyürler, bunların sonucu üzerlerindeki kitinli kılıf dar gelir. Bu yüzden yeni bir kılıf olu şturarak eski kılıflarını atarlar (Ecdysis, gömlek de ği ştirme) ve bir sonraki ya şam devresine geçerler. Nematodlar geli şmeleri sırasında dört kez gömlek de ği ştirler. Gömlek de ği ştirme sırasında larva beslenmez ve dı ş uyarılara kar şı tepki göstermez, letarjiktir. Gömlek de ği ştirme olayı d ı ş ortamda, arakonakta veya sonkonakta olabilmektedir. Dı ş ortamda da bu olay ya yumurta içinde ya da serbest larvada gerçekle şir. Bu olayları ba şlatan uyarı tam olarak bilinmemektedir. Ancak bu olayın ba şlamasında ortamdaki CO 2 yo ğunlu ğunun uyarıcı etkisinın rolü oldu ğu öne sürülmektedir. Gömlek de ği ştirme sırasındaki letarjik devrede a şa ğıdaki olaylar sırasıyla geli şir. 1-Yeni kitinli kılıfın olu şması 2-Eski kılıfın gev şemesi 3-Eski kılıfın enzimle parçalanması (Bu enzim larvanın salgı bezlerinden salgılanan aminopeptidazdır. Buna aynı zamanda gömlek de ği ştirme sıvısı adı da verilir) 4-Larvanın eski kılıfından kurtulması Larvalar morfolojik olarak sindirim kanalının geli şme durumu ve özofagus yapısı temel alınarak üç tipte incelenebilir. 1-Mikrofiler: Bir çe şit L 1 dönemi larvadır. Sindirim kanalı geli şmemi ştir. Filaroidea takımında görülür. 2-Rabtidiform larva: Sindirim kanalı geli şmi ştir. Özofagusu rabtidiform tiptedir. Ço ğu nematodların L 1 ’leri genellikle bu tiptedir. 3-Filariform larva: Sindirim kanalı geli şmi ştir. Özofagus filariform tiptedir. Sonkonak için enfektif larvalar ço ğu nematotta bu tiptedir. Toparlak ve Tüzer 80 Ya şam çemberleri Çiftle şmeden sonra di şi nematodlar yumurta veya larva çıkarırlar. Nematodların ya şam çemberleri oldukça karı şıktır. Burada nematodların ya şam çemberleri ile ilgili genel çizgiler sunulacaktır. Nematodların bir kısmı kona ğı türlere göre yumurta veya larva olarak terkederken bir kısmı ise konakta yumurta (Capillaria hepatica) veya larva olarak kalır. Homoksen (Direkt) Geli şenler: Bu gruptakilerin geli şmesi ilgili şemada verilmi ştir. Kona ğı terketmeyerek larva olarak kalanlar, konaktan kona ğa kanibalizm veya karnivorizmle geçer. Gene kona ğı terketmeyerek konakta yumurta olarak kalan Capillaria hepatica’da, yumurtalar ancak konak ba şka bir hayvan tarafından parçalandıktan sonra serbest ortama yani topra ğa geçebilir. Daha sonraki geli şme a şa ğıdaki gibi devam eder. Kona ğı terkedenlerde ise dı şarı ç ıkan yumurta veya larvalar ço ğu türde dı ş ortamda geli şerek enfektif forma ula şır ve kona ğa girer. Bazı türlerde ise kona ğı terkeden larvalar enfektif formdadır. Bunlar dı ş ortamda geli şme göstermeden do ğrudan kona ğı enfekte edebilirler. Heteroksen ( İndirekt) Geli şenler: Bu gruptakilerin geli şmesi ilgili şemada verilmi ştir. Sonkona ğı terketmeyerek larva olarak kalanlarda sonkonaktan sonkona ğa bula şma bir vektör aracılı ğıyla olur. Sonkona ğı terkedenlerde ise dı şarı çıkan yumurta veya larvalar ço ğu türde dı ş ortamda geli şerek arakonak için enfektif forma ula şır ve arakona ğa girer. Bazı türlerde ise sonkona ğı terkeden larvalar dı ş ortamda geli şme göstermeden arakona ğı enfekte eder. Sonkonak arakonak aracılı ğıyla paraziti alır. Gerek homoksen ve gerekse heteroksen geli şme yollarını takip ederek sonkona ğa giren parazitler, türlere göre de ği şik yollardan geçerek yerle şim yerlerine gider ve eri şkin hale ula şırlar. Nematodların ya şam çemberlerindeki bazı noktalar a şa ğıda açıklanacaktır. Kona ğı terk edi ş yolları: Türlere göre de ği şmek üzere bu yollar dı şkı, idrar, balgam ve kusmuktur. Vivipar nematodların L 1 'leri Veteriner Helmintoloji 81 ise kona ğı terk edi şleri ancak ya bir vektör aracılı ğıyla olur yada kona ğın ba şka bir konak tarafından yenmesiyle gerçekle şir. Dı ş ortamdaki geli şme: Yumurta ve larvaların geli şmeleri: Nematodların dı ş ortamdaki yumurta ve larva dönemlerinin geli şmesine etki eden faktörler ortamın sıcaklık ve rutubetidir. Geli şme için genel olarak optimum sıcaklık 18°-27°C ve optimal nisbi nem %80-100 arasındadır. Larvanın yumurtayı terketmesi: Yumurta içinde bulunan larva çevreden aldı ğı s ıcaklık ve rutubet uyarımlarıyla lipaz enzimi salgılar. Bu enzim yumurtanın en içteki lipid karakterdeki tabakasını eritir. Böylece yumurta içine dı şarıdan su girmeye ba şlar. Larva bu suyu bünyesinde toplayarak büyür, yumurta içine sı ğmaz ve kabu ğun geri kalan tabakalarını parçalar. Böylece yumurtayı terk eder. Arakonak veya vektörler, bunların enfeksiyonu ve bunlardaki geli şme: Arakonaklar: Ço ğunlukla omurgasızlar (kabuklu ve kabuksuz salyangozlar, artropotlar, yer solucanı), bazı omurgalılar (fare, kertenkele, kurba ğa vs) olmaktadır. Larvalar arakonakları aktif veya pasif olarak enfekte ederler. Yumurta enfeksiyonu ise pasif olarak gerçekle şir. Arakonak enfekte oldu ğunda içinde sonkonaklar için enfektif larvalar geli şir. Gnatostoma cinsindekilerde ise önce birinci arakonakta ikinci arakonak için enfektif larvalar (L 2 ) geli şir. ikinci arakonaklar birincileri yiyerek paraziti alırlar. ikinci arakonaklarda sonkonak için enfektif olan larva formu (L 3 ) olu şur. Larva arakona ğı terk etmez. Vektörler: Arakona ğın özel bir çe şididir. Bunlar, parazitin kendileri için enfektif dönemini aktif olarak konaktan alır, kendilerinde konak için enfektif larvalar olu şur ve bunları kona ğa aktif olarak bula ştırır. Bunlar de ği şik cinslere ba ğlı sokucu emici sineklerdir. Sonkonak enfeksiyonu ve sonkonakta geli şme: Sonkonak enfeksiyonu: Yumurta, larva, arakonak veya vektör enfeksiyonları şeklinde olur. Yumurta ve arakonak enfeksiyonu pasif olarak, larva enfeksiyonları aktif veya pasif olarak gerçekle şir. Vektörle olu şan enfeksiyonlarda parazit kendisi aktif olarak kona ğa girmedi ğinden bu da pasif bir bula şma şeklidir. Sonkonakta larvanın yumurtayı terketmesi: Larva yumurtayı terk etmek için gerekli uyarıyı konaktan alır. Bu i şte CO 2 önemli bir faktördür. Larva gerekli uyarıyı aldı ğında kitinaz enzimi salgılar. Bu enzim en içte yer alan lipid tabakasını geçerek kitin tabakasını eritir. Daha sonra en içteki lipid tabakası da parçalanarak larva dı şarı çıkar. Sonkonakta geli şme: Kona ğa giren larvalar gömlek de ği ştirmelerini tamamlar ve eri şkin nematodlar olu şur. Bunlar çiftle şir ve di şiler yeni jenerasyonları üretir. Her türün eri şkinlerinin vücutta ya şadıkları belirli bir yerle şim yeri vardır. Nematodların bir kısmında kona ğa giren larvalar do ğrudan yerle şim yerlerine giderek geli şmelerini tamamlarlar. Bazılarında ise ya şadıkları organa yerle şmeden önce vücut içinde bir göç geçirirler. Bu göç esnasında de ği şik organ ve dokularda gömlek de ği ştirirler. Bazı nematodlarda, kona ğın parazite kar şı ba ğı şık oldu ğu durumlarda veya enfektif larvalar kona ğa girmeden önce dı ş ortamda kötü ko şullar (kuraklık, don) geçirirse larvalar, konakta doku ve organlarda latent halde beklerler (hipobiyoz, larvanın inhibisyonu). Bu larvalara hipobiyotik larva ( inhibe larva) adı verilir. Bunlar metabolik olarak inaktifdir. Hipobiyotik larvalar kona ğın ba ğı şıklı ğının ortadan kalktı ğı ve/veya hava şartlarının iyile şti ği durumlarda tekrar geli şmelerine devam ederler. E ğer bu ba ğı şıklı ğı k ırıcı faktör gebelik, laktasyon, uzun süreli kortikosteroit tedaviler vs ise bazı nematodların inhibe larvaları tekrar aktivite kazanarak transplasental veya galaktojen yolla yavruya geçer ve geli şmelerini yavruda tamamlarlar. Nematoda'nın sınıflandırılması Veteriner hekimli ği yönünden önemli nematodların prati ğe yönelik basitle ştirilmi ş bir gruplaması a şa ğıda verilmi ştir. Bu gruplama parazit nematodların genel sınıflandırmasını tam olarak açıklamaz. Üstaile _ Cinsler _ 1-Trichostrongyloidea 1-Trichostrongylus 2-Ostertagia 3-Marshallagia 4-Haemonchus 5-Trichostrongylus 6-Cooperia 7-Nematodirus 8-Mecistocirrus 9-Dictyocaulus 10-Amidostomum 11-Ollulanus 12-Ornithostrongylus 2-Strongyloidea 1-Strongylus 2-Triodontophorus 3-Craterostomum 4-Oesophagodontus 5-Cyathostomum 6-Cylicocyclus 7-Cylicodontophorus 8-Cylicostephanus 9-Posteriostomum 10-Gyalocephalus 11-Cabellonema 12-Cylindropharynx 13-Chabertia Toparlak ve Tüzer 82 14-Oesophagostomum 15-Stephanurus 16-Syngamus 17-Cyathostoma 18-Mammomonogamus 19-Ancylostoma 20-Uncinaria 21-Necator 22-Bunostomum 23-Gaigeria 24-Globocephalus 3-Metastrongyloidea 1-Metastrongylus 2-Muellerius 3-Protostrongylus 4-Cystocaulus 5-Spiculocaulus 6-Neostrongylus 7-Oslerus 8-Filaroides 9-Aelurostrongylus 10-Angiostrongylus 11-Crenosoma 4-Rhabditoidea 1-Strongyloides 2-Rhabditis 3-Micronema 5-Ascaridoidea 1-Ascaris 2-Toxocara 3-Toxascaris 4-Parascaris 5-Ascaridia 6-Heterakis 7-Anisakis, 8-Pseudoterranova 9-Contracaecum 6-Oxyuroidea 1-Oxyuris 2-Enterobius 3-Skrjabinema 4-Probstmayria 7-Spiruroidea 1-Spirocerca 2-Habronema 3-Draschia 4-Thelazia 5-Gnathostoma 6-Gongylonema 7-Parabronema 8-Physaloptera 8-Filarioidea 1-Parafilaria 2-Stephanofilaria 3- Dirofilaria 4-Dipetalonema 5-Onchocerca 6-Seteria 7-Elaeophora 9-Trichuroidea 1-Trichuris 2-Capillaria 3-Trichinella 10-Dioctophymatoidea 1-Dioctophyma. Trichostrongyloidea Üstailesi Bu üstailedaki parazitler küçük ve kıl benzeri parazitlerdir. Bu ailede Dictyocaulus cinsinde bulunan türler memelilerin akci ğerlerinde, di ğerleri ise memeli ve ku şların sindirim kanalında ya şarlar. Bu üstailedeki türlerde basit bir a ğız deli ği bulunmaktadır. Erkeklerinde iyi geli şmi ş bursa kopulatriks vardır. Spikulumları iki adettir. Tür tayinlerinde bursa kopulatriks ve spikulumların morfolojik özelliklerinden yararlanılır. Geli şmeleri direktir. Enfektif larvalar L 3 'lerdir. Akci ğerde yerle şen türler hariç di ğerleri konakta göç yapmazlar. Bu üstailede bulunan önemli cinslerden Ostertagia, Marshallagia, Haemonchus, Trichostrongylus, Cooperia, Nematodirus, Mecistocirrus cinsleri sindirim kanalında, Dictyocaulus cinsi ise akci ğerde bulunur. Ostertagia cinsi Bu cinse ba ğlı türler daha ziyade ılıman iklim ku şa ğında bulunan ruminantlarda paraziter gastritisin en önemli etkenidirler. Türler: Ostertagia ostertagi, O.lyrata, O.circumcincta, O.occidentalis, O.trifurcata, O.leptospicularis, O.aegagri, O.podjapolskyi Yayılı şı: Kozmopolit Morfoloji: Eri şkinler k ırmızı-kahverengindedir. Erkekler 7- 8, di şiler 9-12 mm uzunlu ğundadır. Parazit uzunlu ğu boyunca hemen hemen aynı kalınlıktadır. Ön kısımlarında iki adet küçük servikal papil yer alır. Di şilerinde küçük bir vulva kapa ğı bulunabilir. Bu kapak çan şeklindedir. Mikroskopta büyük büyütmeler altında incelendi ğinde kuyruk ucunda yuvarlak halka şeklinde yapılar görülür. Kütiküla çizgileri uzunlamasınadır. Erkeklerinde bursa kopulatriksteki dorsal lob simetriktir. Spikulumlar türlere göre de ği şik morfolojik özellikler gösterir. Veteriner Helmintoloji 83 Konakları: Bunlardan O.aegagri sadece keçilerde, di ğerleri ruminantlarda Abomazum, özellikle plöyrusta yerle şir. Ya şam çemberleri: Di şiler ovipardır. Yumurta di şiyi terk etti ğinde içinde de ği şik sayıda blastomer bulunur. Bu yumurtalar dı şkıyla kona ğı terk eder. Dı ş ortamdaki uygun sıcaklık ve rutubette yumurtaların içinde L 1 'ler geli şir ve yumurtayı terk eder. Bunlar beslenir, büyür ve gömlek de ği ştirerek L 2 olurlar. L 1 v e L 2 'ler hareketlidir ve bakterilerle beslenirler. L 2 'ler gömlek de ği ştirir ve L 3 olurlar. L 3 'ler parazitin serbest ya şayan son geli şme dönemidir. Bunlar konak için enfektif larvalardır. L 2 'den L 3 'e dönü şümde gömlek de ği ştirme sırasında L 2 döneminin kütikülası atılmaz ve bir kılıf olarak L 3 'lerin üzerinde kalır. Bu kılıf L 3 'lerin her tarafını sarar dolayısıyla a ğız da bu kılıfla örtülü kaldı ğından bunlar beslenemezler. Bu dönemde daha önceki dönemde alarak depoladıkları gıda maddelerini kullanırlar. L 3 'ler dı şkıyı ya ğı şın etkisiyle terk eder ve hemen yakınındaki otlara göç ederler. Yumurtaların ve dı şarı ç ıkan larvaların geli şmesi için ortamın sıcaklı ğının 20°C, ortamın nisbi neminin ise %85-90 olması en uygun ko şullardır. Hayvanlar otlarla birlikte L 3 'leri alarak enfekte olur. Enfeksiyondan sonra L 3 'lerin üzerinde L 2 'den kalma kılıf rumenin alkali ortamında atılır. Bu kılıftan kurtulan L 3 'ler abomazum bezlerine girer, burada gömlek de ği ştirir ve L 4 olur. Toparlak ve Tüzer 84 Bunlar ba şlangıçta 1,3 mm civarında olup bunlara erken dönem L 4 'ler veya L 4 'lerin ba şlangıç dönemi adı verilir. Bunlar daha sonra büyür ve boyları yakla şık 5 mm'ye ula şır. Bunlara da geç dönem L 4 'ler veya L 4 'lerin son dönemi adı verilir. L 4 'lerin boylarının 1,3 mm'den 5 mm'ye ula şması 7 günde olur. L 4 'lerin son dönemleri gömlek de ği ştirerek genç eri şkinler (L 5 ) olu şur. Bunlar büyür, boyları 8 mm'ye ula şır ve enfeksiyonun 18'inci günü abomazum bezlerini terk ederek mukoza yüzeyine gelirler. Burada e şeysel olgunlu ğa eri şirler. Prepatent süre 18-21 gündür. Parazitlerin büyük bir ço ğunlu ğu 35'inci günden sonra yava ş yava ş atılmaya ba şlar. Fakat prepatent süre bazen L 4 'lerin ba şlangıç döneminde geli şmede görülen geçici bir duraklama (hipobiyoz) nedeniyle birkaç aya kadar uzayabilir. Sı ğırlarda ostertagiosis Bu konu sı ğırlarda paraziter gastroenteritis'in en önemli etkeni olan O.ostertagi esas alınarak i şlenecektir. Bu hastalık hayvanlarda kilo kaybı ve ishal ile karakterize olup meraya ilk kez çıkan buza ğılarda problem olu şturur. Patojenez ve klinik belirtiler: Patolojik de ği şiklikler üç devrede incelenebilir. 1'inci devre enfeksiyonun 17'inci gününe kadar olan günleri, 2'cisi 17-35'inci günler arasını, 3'üncü devre ise 35'inci günden sonrasını kapsar. 1.devre: Bu devrede larvalar bez lümeninde bulunur ve a şa ğıdaki patolojik bozukluklara neden olur. a-Larva bez lümenine basınç yapar. Bunun sonucu olarak bez, tabanı geni ş tepesi dar armut şeklini alır. b-Bez epitelinin üst kısmında bulunan mukus hücrelerinde ço ğalma yani hiperplazi görülür. Bunun sonucu olarak parazitli bezlerin çevresinde mukoza kalınla şır. Bu hiperplazik odaklar abomazum mukozasında nodüller olarak göze çarpar. Bunlara primer nodüller adı verilir. Bunların çapları 2 mm civarında, renkleri gri-beyaz ve ortaları göbeklidir. Bu göbe ğin orta kısımda bulunan delik, içinde parazit bulunan bez lümenine açılır. c-Bez epitelinde enzim (pepsinojen) salgılayan zimojen hücreler ve asit (HCl) salgılayan paryetal hücreler, mukus hücrelerine dönü şür (metaplazi). Bunun sonucunda abomazumun pH'sında ve plasma pepsinojen düzeyinde hafif bir yükselme şekillenir. Bu devrede olu şan patolojik bozukluklar sadece parazitli bezlerle sınırlı kaldı ğından, abomazum mukozasının fizyolojik fonksiyonunda önemli bir de ği şiklik görülmez. Veteriner Helmintoloji 85 2.devre: Bu devrede larvalar bezleri terk etmektedir. Parazitler esas patojen etkilerini bu devrede gösterirler. Bu devrede görülen patolojik bozukluklar şunlardır. a-Primer nodüller daha da geli şir. Büyüklükleri mercimek büyüklü ğüne ula şır. Bunlara sekunder nodül adı verilir. Bunlar civardaki normal parazitsiz bezleri sıkı ştırır ve bu bezlerde de hiperplazi ve metaplazi şekillenir. A ğır enfeksiyonlarda bu hiperplazik odaklar yani nodüller birbiriyle birle şir ve makroskobik olarak abomazum mukozasında düzensiz kalınla şmı ş lekeler halinde görülür. Bunlar maroken derisine benzer görünümdedir. b-Nodüllerin merkezindeki hücrelerde sitoliz olu şur ve nodüllerin orta kısmı çöker. A ğır enfeksiyonlarda yanyana bulunan birçok nodülün çökmesi sonucu mukozada makroskobik olarak difterik görünümlü alanların ortaya çıkmasına neden olur. c-Yukarıdaki patolojik bozukluklar sonucu bez epiteli hücreleri arasında bulunan ba ğlantı kaybolur. Bu patolojik de ği şiklikler bu devrede görülen önemli fizyolojik ve biyokimyasal de ği şikliklerin ve enfeksiyonun klinik belirtilerinin nedenidir. Çünkü: 1-Paryetal hücreler mukus hücrelerine dönü ştü ğünden HCl salgılanması durur. Buna ba ğlı olarak abomazum pH'sı 2-3 iken 7'ye yükselir. Bu bazik ortam a-Abomazumda bakterilerin hızla ço ğalmasına yol açarak ishale neden olur. b-Ortamda HCl olmadı ğından zimojen hücrelerin salgıladı ğı pepsinojen pepsine dönü şemez, buna ba ğlı olarak protein sindirimi bozulur ve klorofil denatüre olamaz. Bu yüzden ishalin rengi ye şildir. c-Mide ba ğırsak hormonları olan kolesistokinin ve gastrinin salgılanmasına neden olur. Bu iki hormonun kandaki konsantrasyonu artar. Buna ba ğlı olarak hipotalamustaki gıda alma merkezleri etkilenir ve rumen, retikulum ve abomazumun hareketleri azalır. Bu durum buralardaki gıdanın geçi şini yava şlatarak i ştahsızlı ğa neden olur. 2-Hücreler arası ba ğlantı bozuldu ğundan abomazum mukozası makro molekülleri geçirir hale gelir. Bu durumda pepsinojen kana, kandaki plasma proteinleri (özellikle albumin) ise abomazum lümenine geçer. Plazma proteinlerinin kaybı hipoalbuminemi ile sonuçlanır. Bu durumda vücutta, özellikle çene altında ödemler şekillenir. Albumin kaybı ayrıca karaci ğerde protein metabolizmasını da etkiler. Özellikle kas ve yapa ğı için gerekli özel proteinler yeteri kadar sentezlenemez. Sonuçta kaslarda zayıflama ve yapa ğı kalitesinde bozulma görülür. 3.devre: Bu devrede enfeksiyonun 35'inci gününden itibaren eri şkin parazitler yava ş yava ş atılır. Enfeksiyonun 63-70'inci günlerine kadar mide mukozası gerek yapısal ve gerekse i şlevsel olarak normale döner. Ostertagiosis'te klinik belirtiler larvaların bezleri terk etmeleri sırasında yani ikinci dönemde ortaya çıkar. Bu dönemde görülen klinik belirtiler ye şil renkli ishal, i ştahsızlık, verim kaybı (kilo, süt vs.), deri altı ödemleri ve şiddetli Toparlak ve Tüzer 86 enfeksiyonlarda ölümlerdir. Epizootiyoloji: Dı ş ortamda Ostertagia ostertagi'nin yumurtaların geli şmesi, yumurtadan larva çıkı şı ve bu larvaların geli şmeleri ve ya şamları üzerinde çe şitli faktörler rol oynar. Bunlar arasında sıcaklık ve nem en önemlileridir. Yumurta, L 1 , L 2 ve L 3 'lerin geli şmesi merada bulunan dı şkı içinde olur. Dı şkı gerekli nem ve sıcaklı ğı sa ğladı ğı gibi bu dönemleri kı şın dondurucu etkisinden ve yazın olu şan kuraklıktan korur. Yumurta, L 1 , L 2 ve L 3 'lerin geli şmesi için optimum sıcaklık 20°C olup bu sıcaklıkta yumurtadan L 3 'ün geli şmesi 7 günde tamamlanır. Yumurtaların geli şmesi ve larvanın yumurtayı terk etmesi 6°C'ta da olabilmektedir. Bu geli şme sıcaklı ğının dü şüklü ğü nedeniyle ostertagiosis, kı şları so ğuk geçen ılıman iklim ku şa ğında önemlidir. Merada uzun otların bulunması yumurtaları ve larvaları kötü hava şartlarından korur. L 3 'lerin dı şkıyı terk etmelerinde en önemli faktör ya ğı ştır. Dı şkıyı terk eden larvaların ise ancak % 5-8'i ota geçebilir. Geri kalanı toprak yüzeyinde kalır. Sı ğırlar, üzerinde larva bulunan otları yiyerek enfekte olurlar. Ya ğı ş olmadı ğında ise L 3 'ler dı şkıyı terk edemez. Bu durum sı ğırların enfeksiyona yakalanma riskini azaltır. Merada L 3 'lerin sayısında görülen mevsimsel farklılıklar ostertagiosis'in şiddetini belirleyen en önemli faktördür. Yazın ve sonbaharda merada otlayan enfekte hayvanlardan çıkan yumurtalardan geli şen L 3 'lerin çok az bir kısmı kı şı atlatır. Bunların büyük bir kısmı k ı şı toprak altında geçirir. Bu nedenle ilkbahar ba şlangıcında merada çok az sayıda L 3 bulunur. Fakat kı şın hava şartlarının yumu şak geçti ği durumlarda merada L 3 sayısı oldukça yüksek olabilir. Bu gibi durumlarda duyarlı sı ğırlar (parazitle daha önce kar şıla şmamı ş ve bu parazite kar şı ba ğı şıklık şekillenmemi ş hayvanlar) meraya çıkarsa çok sayıda larva ile enfekte olur ve hayvanlarda 3-5 hafta sonra klinik bir tablo ortaya çıkar. Fakat bu durum çok seyrek görülür. Çünkü genellikle meradaki L 3 sayısı klinik tablo olu şturacak düzeyde de ğildir. Ancak bu larvaların epizootiyolojideki rolü hayvanlarda subklinik enfeksiyon olu şturarak otlama döneminin geri kalan süresi içinde meranın kontaminasyonunu sa ğlamaktır. Merada az sayıda bulunan L 3 'lerle enfekte olan duyarlı hayvanlar prepatent süre sonunda dı şkılarıyla çok sayıda yumurta çıkarmaya ba şlarlar. Bu yumurtalardan L 3 'lerin geli şme hızı yeterli sıcaklık ve rutubetin bulundu ğu yaz ortalarına do ğru artar. Gene bu zamanda toprakta bulunan L 3 'ler de otlara göç eder. E ğer birim alanda otlatılan hayvan sayısı da fazla ise bu durumda merada L 3 'lerin sayısında önemli derecede artı ş görülür. Buna ba ğlı olarak duyarlı hayvanlar çok sayıda larva ile enfekte olurlar ve bu hayvanlarda da yukarıdaki gibi klinik bir tablo ortaya çıkar. Klinik tablo olu şturan bu her iki tip ostertagiosis'e Tip-1 veya yaz ostertagiosis'i denir (Tip-1 ostertagiosis = yeni alınan larvaların do ğrudan geli şmesi sonucu olu şan enfeksiyon). Bu her iki tipte de alınan larvalar inhibe olmadan normal geli şmelerini sürdürür ve büyük bir kısmı eri şkin hale gelir. Enfekte hayvanlar dı şkılarıyla tekrar yumurta çıkarmaya ba şlarlar. Bu arada bu gibi hayvanlarda parazitlere kar şı bir ba ğı şıklık geli şmeye ba şlar. Bu ba ğı şıklı ğın etkisi a şa ğıdaki gibi ortaya çıkar: Konakt ba k 1-Eri şkin parazitlerin büyük bir kısmı Tip-1 a şırı duyarlılı ğına ba ğlı olarak dı şarı atılır (selfkür, kendi kendini tedavi). 2-Atılamayanların yumurtlama kapasiteleri azalır. 3-Yeni alınan larvalar ya ba ğırsaklara yerle şmeden hemen atılır, 4-ya da bunlar inhibisyona girerler. Bütün bu yukarıdakilerin sonucu olarak hayvanlarda toplam eri şkin parazit sayısı oldukça azalır ve belirli bir düzeyde kalır. Dolayısı ile buza ğılar kı şa yumurtlama kapasitesi dü şük olan az sayıda eri şkin parazitle girerler. Geli şen ba ğı şıklık konkomitant ba ğı şıklık * şeklindedir. Yani konakta belirli sayıda erişkin parazit bulundu ğu sürece hayvan yeniden olu şacak enfeksiyonlara kar şı direnç gösterir. Sonbahar sonuna do ğru havaların so ğuması, dı şkıda bulunan yumurtalardan L 3 'lerin geli şme hızını oldukça azaltır. Ayrıca merada belirli bir süre so ğu ğa maruz kalmı ş L 3 'ler hayvanlar tarafından alındı ğında bunların büyük bir oranı (% 80) L 4 'lerin ba şlangıç döneminde iken hipobiyoza girer ve geli şmeleri durur. Larvaların konakta hipobiyoza girmesinde kuraklık da rol oynar. Havaların uzun süre kurak gitti ği dönemlerde larvalar dı şkıyı terk edemez. Ya ğmurların ba şlamasıyla otlara geçen bu gibi larvalar hayvanlar tarafından alındı ğında hipobiyoza girerler. * Konkomitant ba ğı şıklık (Concomitant immunity): a parazit var oldu ğu sürece buna kar şı bir ğı şıklı ğın bulunma durumudur. Bu ba ğı şıklık mevcut paraziti etkilemez ancak kona ğı daha sonra aynı tür parazitle olu şacak enfeksiyonlara kar şı korur. Parazit konaktan herhangi bir yolla uzakla ştırılırsa bu ba ğı şıklık ısa sürede ortadan kalkar. Bu ba ğı şıklık tipine premünisyon da denilmektedir. Veteriner Helmintoloji 87 Yukarıda görüldü ğü üzere so ğuk, kuraklık ve konak ba ğı şıklı ğı hipobiyoza girmede rol oynayan en önemli faktörlerdir. Larvalar hangi sebeple hipobiyoza girerse girsin geli şmelerindeki duraklama aylarca sürebilir ve bu dönemde ostertagiosis kendini klinik olarak göstermez. Buna Pretip-2 ostertagiosis adı verilir (Pretip-2 ostertagiosis = inhibisyon halinde duran larvaların olu şturdu ğu ve klinik tablo olu şturmayan enfeksiyon). Hipobiyoza u ğramı ş larvaların geli şmelerine devam etmesinde rol oynayan faktörler şunlardır: 1-Sıcaklık ve rutubet gibi olumlu hava şartlarının geri gelmesi, 2-konak ba ğı şıklı ğının hormonal de ği şiklikler veya beslenme nedeniyle zayıflamasıdır. Yukarıdaki şartlar genellikle kı ş sonu ve ilkbaharda kendini gösterir. Böylece abomazum bezlerinde bulunan hipobiyotik larvalar geli şmelerini tamamlar ve çok sayıda larva aynı anda bezleri terk ederse abomazum mukozasında çok şiddetli bir tahribat meydana gelir ve klinik tablo ortaya çıkar. Buna Tip-2 ostertagiosis'i veya kı ş ostertagiosis'i adı verilir (Tip-2 ostertagiosis = inhibe larvaların harekete geçmeleri ve geli şmeleri sonucu olu şan enfeksiyondur). Tip-2'de abomazumda olu şan tahribat Tip-1'dekine göre daha şiddetli olup hayvanlarda büyük oranda ölümlere neden olur. Ancak inhibe larvaların bezleri terk edi şi her zaman aynı anda olmaz. Bu nedenle Tip-2 ostertagiosis'i her zaman görülmez. Kı şın ahırdaki hayvanlar bu parazit enfeksiyonu ile kar şıla şmaz ve bu süre içinde olgun parazitler atılır. Bu yüzden konkomitant ba ğı şıklı ğın etkisi azalır. Konkomitant ba ğı şıklı ğın tamamen ortadan kalkmasını önleyen konaktaki inhibe larvaların antijenik etkisidir. Dolayısıyla ilkbaharda ikinci kez meraya çıkan hayvanlar enfeksiyona duyarlı hale gelir. Fakat ilkbaharda yeniden meydana gelen enfeksiyonlar sonucu kısa sürede ba ğı şıklık kazanırlar ve hayvanlarda parazit sayısı azalır. Böylece hayvanlarda ikici otlatma sezonunda kuvvetli bir ba ğı şıklık şekillenir. Ancak bu ba ğı şıklık do ğum esnasında kırılır. Bu sı ğırlar dı şkılarıyla çok sayıda yumurta çıkarır ve mera bula şmasına yol açarak enfeksiyonun yıldan yıla sürmesinde önemli rol oynarlar. Tanı: Tip-1 Ostertagiosis: Enfeksiyonun bu şeklinde hayvanın ya şı, mevsim, hava durumu ve klinik belirtiler enfeksiyondan şüphe ettirir (Patojenez ve klinik belirtiler ile epizootiyolojiye bakınız). Kesin tanı d ı şkı yumurta sayımı, plazma pepsinojen düzeyinin belirlenmesi ve nekropsiyle yapılır. Klinik bir enfeksiyonda yumurta sayısı gram dı şkıda 1000 adetten fazladır . Nekropside abomazum mukozasında de ği şiklikler görülür (Patojenez ve klinik belirtilere bakınız). Plazma pepsinojen düzeyi, 2 ya şına kadar olan ve klinik belirti gösteren hayvanlarda 3 iü'yi geçer (normalde bu de ğer 1 iü'dir). Abomazumdaki toplam parazit sayısı (Eri şkin + mukozadaki inhibe larvalar) hesaplanır. Abomazum lümeninde fazla sayıda eri şkin parazit, mukozada ise az sayıda inhibe larva bulunur. Pretip-2 Ostertagiosis: Klinik belirtilere yol açmaz. Nekropside abomazum mukozasında çok sayıda inhibe larvaya rastlanır. Tip-2 Ostertagiosis: Enfeksiyonun bu şeklinde hayvanın ya şı, daha önceki hava ko şulları, mevsim ve klinik belirtiler enfeksiyondan şüphe ettirir (Patojenez ve klinik belirtiler ile epizootiyolojiye bakınız). Plazma pepsinojen düzeyi artar. Enfeksiyonun bu şeklinde dı şkı yoklaması de ğer ta şımaz. Çünkü inhibe larvalar aynı anda harekete geçerek geli şmelerine devam ederler. Klinik belirtiler prepatent süre içinde oldu ğundan dı şkıda önemli sayılarda yumurtaya rastlanmaz. Klinik olarak tanı uygun antelmentikler verilerek do ğrulanır. Tanı için nekropsi yapılabilir. Abomazum mukozasında şiddetli patolojik bozukluklar görülür. Abomazumda toplam parazit sayısı hesaplanır. Sayımda mukozada geli şmekte olan larvaların sayısının fazla olmasına kar şılık abomazum lümeninde az sayıda erişkin parazit görülür. Sa ğaltım: Tip-1 Ostertagiosis: Burada kullanılacak ilaçlar geli şmekte olan larvalara ve eri şkin parazitlere yönelik olmalıdır. Bu amaçla etki alanı geni ş antelmentikler kullanılabilir. Bunlar benzimidazol grubu ilaçlar (albendazole, fenbendazole, oxfendazole), probenzimidazol grubu ilaçlar (febantel, thiofenat, netobimin), levamisole veya ivermectin, doramectin, moxidectin, eprinomectin kullanılabilir. Tedavi sonrası buza ğılar temiz bir meraya alınırlar. Tip-2 Ostertagiosis: Burada kullanılacak ilaçların Tip-1 Ostertagiosis'ten farklı olarak inhibe larvalara da etki etmesi istenir. Fakat inhibe larvalar metabolik olarak inaktif olduklarından ilaçlar bunlara kar şı Toparlak ve Tüzer 88 kolayca etkimez. Normal dozlarda kullanıldı ğında yukarıda adı geçen ilaçlardan sadece benzimidazoller, ivermectin ve doramectin Tip-2 Ostertagiosis'in sa ğaltımında i şe yarar. Probenzimidazoller ise ancak yüksek dozlarda etkisini gösterir. Kontrol: Sı ğırlarda ostertagiosisin kontrolü sürüde özellikle bir ya şına kadar olan ba ğı şıklı ğı geli şmemi ş hayvanları korumak için yapılır. Sı ğırlarda ostertagiosis'in kontrolünü daha iyi anlamak için ekosistemle ilgili şemaya bakınız Ekosistemdeki parazitlerin populasyonunu, paraziter (konakta) ve paraziter olmayan (dı ş ortamda) kısımlar olu şturur. Kontrolün temelini, populasyonun bu her iki kısmını sayıca en dü şük düzeyde tutulması olu şturur. Bu ise ancak güvenlı meranın sa ğlanmasıyla gerçekle şir. Güvenli mera, enfektivitesi dü şük olan yani içinde enfektif larva (L 3 ) sayısının hayvanlarda ekonomik kayıplara yol açmayacak düzeyde oldu ğu meralardır. Meranın enfektivitesi kg kuru ottaki enfektif larva sayısı ile ifade edilir. Ancak merada enfektif larva sayısının sıfır olması arzu edilmez. Çünkü böyle meralara sokulan hayvanlarda ba ğı şıklık geli şmez. Güvenli meranın olu şturulması için; 1) paraziter dönemlere kar şı ilaç uygulaması, 2) bilinçli mera kullanımı gerekir. 1- İlaç kullanılması: İlaç, hayvanlarda geli şmekte olan larvalara, inhibe larvalara ve eri şkinlere kar şı kullanılır. Geli şmekte olan larvalara ve eri şkinlere kar şı yapılacak ilaçlama kuramsal olarak reenfeksiyonların en az düzeyde yani merada enfektif larvaların en az sayıda bulundu ğu zamanlarda yapılır. Böylece tüm ekosistem içinde yani gerek hayvanda ve gerekse merada bulunan tüm parazit populasyonu azalmı ş olur. Bu görü ş göz önüne alındı ğında buza ğılar ilkbaharda meraya çıktıklarında otlarla birlikte kı şı atlatmı ş larvaları alırlar. Genelde merada kı şı atlatan larva sayısı azdır ve dolayısıyla bu zamanda reenfeksiyonlar oldukça dü şük düzeydedir. Hayvanların meraya çıkı şından 2,5 hafta sonra yani meradan alınan larvaların prepatent süreyi tamamlayıp yumurtlamaya ba şlamalarından önce yapılacak bir ilaçlama tüm parazit populasyonunda bir azalmaya yol açacaktır. Böylece ilerde olu şabilecek Tip-1 ostertagiosis engelenecektir. Antelmentiklerin, enfeksiyonun mevsimsel seyrini temel alarak kullanılmasına "stratejik antelmentik kullanımı" * adı verilir. E ğer enfeksiyonun geli şmesi için gerekli uygun şartlar normal mevsimsel seyrin ötesinde de devam ediyorsa bu durumda "taktik antelmentik kullanımı" yapılır. Ancak ilaç uygulamalarından ba şarı sa ğlayabilmek için merayı kullanan tüm bir ya şından küçük hayvanların ilaçlanması gereklidir. Ayrıca meraya çıkan gebeli ğin son döneminde olan veya yeni do ğum yapmı ş hayvanlara da ilaç verilir. Çünkü do ğum sırasında bu gibi hayvanlar dı şkılarıyla fazla miktarda yumurta çıkararak merayı önemli derecede kirletmektedirler (periparturient rise). parazite kar b--ilaçlar s c- her kullan gerekir(Önce Benzimidazol grubunda Di ğer bir yöntem uzun süre etkili rumen bolleridir. Bunlar rumen içine yerle ştirilir ve 3 ay gibi uzun bir süre içinde bulundurdu ğu aktif maddeyi yava ş yava ş rumen içine salar. Böylece otlama süresince alınan larvalar geli şmeye fırsat bulamazlar. Aynı etkiyi sa ğlamak için kısa süre etkili ilaçları, prepatent süre ve ilacın etki süresi gözönüne alınarak daha sık kullanılması gerekir. Gerek rumen bolleriyle ve gerekse sık ilaç kullanımı (supressif ilaç kullanımı) sonucu olu şan ilaç baskısı, bazı * Parazit Enfeksiyolarında ilaç kullanım tipleri Salvage (Terapötik) ilaç kullanımı: Bu tip ilaç kullanma paraziter hastalı ğın kontrolü ile ilgisi olmayıp,hastalık ortaya çıktı ğında hayvanların hayatını kurtarmak amacı ile yapılır. Stratejik ilaç kullanımı: Mera dönemi boyunca hayvanlardaki parazit sayısını ekonomik kayıplara yol açmayacak düzeyde tutmak için parazitin belirli geli şme dönemlerine kar şı y ılın belirli zamanlarında yapılan ilaçlamadır.0 Taktik ilaç kullanımı: Hava şartlarının parazitlerin kona ğa bula şması için uygun oldu ğu zamanlarda yapılan ilaçlamadır.Böylece kona ğa bula şan parazitler yumurtlama dönemine ula şıp(prepatent süre)mera kotaminasyonuna yol açmadan yok edilirler Süppressive (Baskılayıcı) ilaç kullanımı: Parazitlerin kona ğa bula şma hızının yüksek oldu ğu yerlerde parazitlerin prepatentt süresi esas alınarak düzenli aralıklar ile yapılan ilaçlamadır. Bu yöntem belli bir süre konaktaki parazit sayısının en dü şük düzeyde tutulması için en etkili ilaçlama tipidir. Fakat pahalıdır, şı olu şan konak ba ğı şıklı ğının kırılmasına yolaçmasının yanı sıra parazitlerde ilaca kar şı direç geli şmesine de neden olur. Direnç geli şimini engellemek için a-ilaçları do ğru dozda vermek ı sık aralıklar ile kullanmamakl ık kullanmak zorunlulu ğu var ise ım aralı ğında--ilaçları farklı kimyasal gruplardan seçmek di ğer bir anlamda bu gruplar arasında rotasyon yapmak n bir ilaç sonra Makrosiklik grubundan bir ilaç kullanmak gibi). Veteriner Helmintoloji 89 istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bunlar; 1-Parazitlerin eri şkin döneme ula şmadan sürekli öldürülmeleri hayvanlarda konkomitant ba ğı şıklı ğın olu şmasını engeller. 2-Merada parazit sayısı s ıfıra do ğru gider ve güvenli meranın olu şması tehlikeye dü şer. Gerek birinci ve gerekse ikinci durumun sonucu olarak ba ğı şıklı ğın olu şmaması nedeniyle hayvanlar enfeksiyona duyarlı hale gelirler. 3-Çok az sayıda parazit ilaç baskısından kurtulur. Kurtulan bu parazitler ço ğalırken ilaca kar şı kazanmı ş oldu ğu direnci genler vasıtasıyla sonraki nesillerine aktarır. Aynı ilacın kullanımına devam edilmesi sonucu zamanla bu parazit populasyonunda kullanılan ilaca kar şı direnç geli şir. Sonuçta tedavi ba şarısız olur. Kı şın ahırdaki hayvanlarda inhibe larvalara kar şı ilaç uygulaması yapılır. Böylece kı ş sonu veya ilkbahar ba şında ortaya çıkabilecek Tip-2 ostertagiosis'in önüne geçildi ği gibi bu larvaların geli şmesi sonucu meydana gelecek mera kirlenmesi de önlenecektir. 2-Bilinçli mera kullanımı: Bu de ği şik biçimlerde olur. a-Meranın dinlendirilmesi: Bu metotta meraya bir süre hayvan sokulmayarak larvaların ölmesi sa ğlanır. Ayrıca bu süre içinde büyüyen otlarda oransal olarak larva sayısı azalmı ş olur. Meranın dinlendirilme süresi o bölgedeki iklimin şartlarına ba ğlıdır. E ğer mümkünse bu dönemde büyüyen otlar biçilerek daha sonra yem olarak kullanılabilinir. b-Karı şık otlatma: De ği şik hayvan türlerinin aynı anda merada otlatılmasıdır. Esası parazitlerin konak özgüllü ğüne dayanır. Farklı hayvan türleri birbirlerine ait olan parazitleri alırlar. Böylece tek bir hayvan türünün a ğır bir şekilde enfekte olmasının önüne geçilir. Ancak bu metotta hayvanların tüketecekleri ot miktarları göz önüne alınarak karı şık otlatma yapılan türlerdeki hayvan sayıları dengelenmelidir. c-Hayvan türleri arasında mera rotasyonu: Meranın farklı hayvan türleri tarafından yıllık rotasyonlarla kullanılmasıdır. Böylece konak özgüllü ğü ve Ostertagia ostertagi L 3 'lerinin meradaki ya şam süresinin optimum şartlarda bir yıldan az olması nedeniyle enfektif larvalar merada sayıca azaltılmı ş olur. Ancak sı ğır ve koyunlar arasında ortak ya şayan Haemonchus contortus ve Trichostrongylus axei göz önüne alınmalıdır. d-Genç ve eri şkin sı ğırlar arasında mera rotasy onu: Bu metotta meraya önce enfeksiyona duyarlı buza ğılar sokulur. Böylece bu hayvanlar L 3 'lerin az sayıda oldu ğu otların üst kısımlarını yerler. Daha sonra buza ğılar bu kısımdan uzakla ştırılır yerine eri şkin sı ğırlar sokulur. Eri şkin hayvanlar ise L 3 'lerin çok sayıda oldu ğu otların alt kısımlarını yerler. Ancak eri şkin sı ğırlar dı şkılarıyla çok az sayıda yumurta çıkardı ğından (geli şen ba ğı şıklık nedeniyle) meranın kontaminasyonu önemli derecede önlenmi ş olur. Gerek "c" ve gerekse "d"de birden fazla mera yoksa mevcut meranın çitlerle padoklanması gerekir. Buda oldukça masraflıdır. Koyunlarda Ostertagiosis Ostertagia circumcincta koyunlarda ve O.trifurcata kuzularda önemli iki türdür. Koyunlarda ostertagiosis sı ğırlardakine benzer biçimde Tip-1 ve Tip-2 olarak iki şekilde görülür. Epizootiyoloji, kontrol ve sa ğaltımdaki bazı farklılıklar dı şında di ğer bilgiler sı ğır ostertagiosis'ine benzer. Epizootiyoloji: Esas olarak sı ğır ostertagiosis'inkine benzer. Farklı yönleri şunlardır: 1-Bu hayvanlarda ba ğı şıklık daha yava ş geli şir ve ancak üçüncü otlatma sezonunda belirli bir düzeye ula şır. 2-Koyunlarda kuzulama sinkronize (e ş zamanlı) oldu ğu için gram dı şkıdaki yumurta sayısının (EPG) do ğuma yakın ve do ğum sonrası yükselme (periparturiyent yükselme, periparturient rise) olayı önem ta şır. Bu olayda özellikle do ğum yapan laktasyondaki di şi koyunlar dı şkılarıyla yüksek sayıda yumurta çıkararak meranın a şırı derecede bula şmasına yol açarlar. Dı şkıda yumurta sayısında yükselme, do ğumdan 5 hafta önce ve do ğumdan 6 hafta sonraki bir zaman periyodunda görülür. Yumurta sayısındaki bu artı ş konak ba ğı şıklı ğının azalmasıyla do ğrudan ilgilidir. Ba ğı şıklıkta görülen bu azalmaya ise do ğumdan be ş hafta önce salgılanmaya ba şlayan ve laktasyonun ba şında en yüksek düzeye ula şan ve kuzular sütten kesildi ğinde yava ş yava ş kandaki konsantrasyonu dü şen prolaktin hormonu neden olur. Ba ğı şıklı ğın azalması parazitler üzerine etki yapar. Sonuçta hipobiyoza girmi ş larvalar geli şmeye ba şlar, yeni alınan larvalar konakta yerle şir ve olgunlu ğa eri şir, mevcut di şi parazitlerin yumurtlama kapasitesi artar ve mevcut parazitlerin konaktan atılması gecikir. Kandaki prolaktin konsantrasyonun artı şı ile dı şkıyla atılan yumurta sayısındaki artı ş arasında pozitif bir korrelasyon vardır. 3-Koyun dı şkısında L 3 'lerin kötü hava şartlarına kar şı olan dayanıklılı ğı sı ğır dı şkısındakine göre daha azdır. Çünkü daha hacımlı olan sı ğır dı şkısı larvalar için daha iyi bir koruyucudur. Sa ğaltım: Sı ğırlardaki gibidir. Yalnız ilave olarak sı ğırlardaki inhibe larvaların ortadan kaldırılmasında kullanılamayan thiabendazole ve levamisole gibi antelmentikler koyunlarda kullanılabilir. Zira koyun Toparlak ve Tüzer 90 abomazumunun mukozası s ı ğırınkine nazaran daha incedir. Bu yüzden bu ilaçlar koyunlardaki inhibe larvalarla kolayca temas eder. Kontrol: Koyun ostertagiosis'inin kontrolu sı ğırlardakine benzer. Ancak farklı olarak güvenli meranın olu şturulmasında periparturiyent yükselme olayının engellenmesi gerekir. Bu amaçla olgun parazitlere, geli şmekte ve inhibe larvalara kar şı etkili olan bir ilaç koyunlara gebeli ğin 4'üncü ayında uygulanmalıdır. Di ğer yönleri sı ğır ostertagiosis'indeki gibidir. Keçilerde Ostertagiosis Keçilerde koyunlarda görülen Ostertagia circumcincta, O.trifurcata ve sı ğır ve koyunlarda görülen O.leptospicularis'e duyarlıdır. Hatta sı ğırlarda görülen O.ostertagi'de keçilerde ya şayabilmektedir. Patojenez, tanı, sa ğaltım ve kontrol esas olarak di ğer ruminantlarda oldu ğu gibidir. Hastalı ğın epzootiyolojisi bakımından koyun ve keçiler arasında önemli farklılıklar vardır. Keçiler genelde mera dı şı yerlerde yeti ştirilir. A ğaçların özellikle fidanların sürgünlerini ve dallarını yerler. Yerden yeme alı şkanlıkları azdır. Dolayısıyla keçiler nematod larvalarıyla çok az kar şıla şırlar. Bu yüzden koyun ve sı ğırlarda görülen ba ğı şıklık bu hayvanlarda yeteri kadar geli şemez. Bu gibi hayvanlar a ğır enfekte meraya girdiklerinde hastalık bunlarda aynı meraya giren sı ğır ve koyunlara nazaran çok daha şiddetli seyreder. Keçiler bu yüzden genç-eri şkin farkı olmadan hastalı ğa duyarlıdırlar. Marshallagia marshalli Bu tür tropik ve suptropik bölgelerde koyun ve keçilerin ince ba ğırsaklarında ya şar. Morfolojik olarak Ostertagia türlerine benzer. Fakat onlardan boyca daha uzundur. Yumurtaları daha büyüktür. Ya şam çemberi Ostertagia'larınki gibidir. Ancak konak için enfektif larvalar yumurtayı terk eden L 2 dönemindeki larvalardır. Bunlarda Ostertagia cinsindekiler gibi abomazumda nodül meydana getirirler. Patojenezi bilinmiyor. Haemonchus cinsi Türler ve konakları: Haemonchus contortus Sı ğır, koyun , keçi H.placei ve H.similis Sı ğır Abomazuma yerle şir. Yayılı şı: Tropik ve suptropik bölgeler Morfoloji: Makroskobik olarak eri şkinleri yerle ştiklere yere (abomazum) ve büyüklüklerine (uzunlu ğu 2-3 cm) göre kolayca ayırdedilirler. Di şilerde, taze örneklerde, beyaz renkli olan ovaryumlar kanla dolu kırmızı renkli ba ğırsakların etrafına spiral şekilde sarılmı ş vaziyettedir. Mikroskobik olarak erkek ve di şilerin ön taraflarında iki adet servikal papil bulunur . Erkeklerin bursa kopulatriksinde dorsal lob asimetriktir. Veteriner Helmintoloji 91 Spikülumların ucu olta i ğnesi şeklindedir. Di şilerde dil şeklinde bir vulva kapa ğı bulunur. Ya şam çemberi: Direkt (homoksen, monoksen) geli şirler. Di şilerin yumurtlama kapasitesi çok yüksektir. Yumurtalar hayvanın dı şkısıyla meraya çıkar. Bu yumurtaların içinde L 1 'ler geli şir ve yumurtayı terk eder. L 1 'lerden L 3 'lerin olu şması için gerekli süre optimum şartlarda 5 gündür. Havaların serin oldu ğu durumlarda bu süre haftalar veya aylar alabilir. L 3 'lerin hayvanlar tarafından alınmasından sonra rumende L 2 döneminden kalma kılıf atılır. Larva mukozada mide bezlerine çok yakın olarak iki kez gömlek de ği ştirirler. Son gömle ği de ği ştirmeden önce a ğız kapsüllerinde geli şen delici lanset vasıtasıyla kan damarlarından kan emerler. Eri şkin hale geldiklerinde mukoza yüzeyine gelirler. Prepatent süre koyunlarda 2-3, sı ğırlarda 4 haftadır. Eri şkinleri konakta birkaç ay canlı kalır. Ancak havanın so ğuması (kı şın) veya kurak gitmesi (yazın) L 4 ’lerin geli şmesini durdurarak hipobiyoza neden olur. Koyunlarda Haemonchosis Patojenez ve klinik bulgular: Enfeksiyonun 3 de ği şik seyri vardır. Hiperakut enfeksiyon: 10'000-35'000 adet enfektif larvanın alınmasından sonra L 4 'ler abomazumda pete şiel kanamalara yol açarlar. Buna kar şılık genç eri şkinler (L 5 ) kan emerler ve kan emdikleri yerlerde kanama ve erozyonlara neden olurlar. Hayvan günde 200 ile 600 ml arasında kan kaybedebilir. Kemiklerin epifizlerindeki kırmızı kemik ili ği geni şlemeye ba şlar. Parazitler eri şkin hale gelmeden hayvan ölür. Bu gibi hayvanlarda anemi vardır. Dı şkılarında kan bulunur. Hayvan 7 gün içinde aniden ölür. Ba şkaca bir belirti görülmez. Akut enfeksiyon: Hayvanda 1'000-10'000 adet eri şkin parazit bulunursa enfeksiyonun bu tipi görülür. Hayvan günde 50-200 ml kan kaybeder. Bu kan kaybı eritropoiesis ile telafi edilmeye çalı şılır. Enfeksiyondan 2 hafta sonra anemi şekillenir. Ancak bu i şlem hayvandaki demir stoklarını önemli ölçüde azaltır. Abomazumdan albumin sızar ve protein kaybı ortaya çıkar. Bu protein kaybı kaslardaki amino asitlerden kar şılanmaya çalı şılır. Bu yüzden hayvanda kilo kaybı şekillenir. Plazma protein seviyesinin azalması ödemlere neden olur. Epifizlerdeki kırmızı kemik ili ğindeki geni şleme medulla bo şlu ğuna do ğru ilerler. Hayvanlarda anemi, çene altı ödemi, zayıflık ve di şi hayvanlarda süt veriminin azalması görülür. Kronik enfeksiyon: Hayvanda 100-1'000 adet eri şkin parazitin bulunursa enfeksiyonun bu tipi ortaya çıkar. Hayvanda günlük kan kaybı 5-50 ml arasındadır. Bu olay aylarca devam eder. Kan kaybı eritropoiesis'le kar şılanır. Fakat kan serumundaki demir düzeyi çok azalır. Demir noksanlı ğı nedeniyle kırmızı kemik ili ği beyaz kemik ili ğine dönü şür. Abomazuma albumin sızar ve kilo kaybı meydana gelir. Hayvanlarda i ştahsızlık, kilo kaybı olu şur ve sonuçta hayvan ölür. Ba ğı şıklık: Koyunlarda Haemonchus contortus enfeksiyonunda ba ğı şıklı ğa etki yapan de ği şik faktörler vardır: 1-Genetik yapı: Parazite kar şı olu şan ba ğı şıklıkla kan grupları arasında bir ili şki kurulmu ştur. 2-Ya ş: Kuzular eri şkin hayvanlara göre daha duyarlıdır. Bunun nedeni gençlerin ba ğı şıklık sisteminin iyi geli şmemesi olabilece ği gibi a şırı derecede alınan antijenin olu şturdu ğu immünolojik yanıtsızlıktan da ileri gelebilir. 3-Irk: Amerika ve Afrika'da yapılan çalı şmalarda bazı ırkların di ğer bazı ırklara göre hastalı ğa daha direçli oldu ğu görülmü ştür. 4-Stres: Gebelik, do ğum ve laktasyon gibi bazı fizyolojik stresler (hormonal de ği şiklikler) ba ğı şıklı ğı Toparlak ve Tüzer 92 kırar. Konaktaki immun yanıt, Tip-1 a şırı duyarlılık, eozinofilin rol aldı ğı ADCC (Antikora ba ğlı hücresel sitotoksisite) ve hücresel immun yanıta ba ğlı olarak ortaya çıkar. İmmun yanıtının geli şimi a şa ğıdaki gibidir. 1- İlk enfeksiyonlar (Konakta immun yanıtın olu şması ve kona ğın parazite kar şı duyarlı hale gelmesi): Bu olayda rol oynayan antijen, 3'üncü gömlek de ği ştirme sırasında parazitin larvalarından salgılanan sekrettir. Bu antijen, submukozada ba ğı şıklık sistemini uyarır. Hücresel immun yanıtın uyarılması sonucu antijene özgül T H klonu olu şur. Sıvısal ba ğı şık mekanizmasının uyarılması sonucu ise B-lenfositlerinden antijene özgül bellek hücreleri (Memory cell) ve antijenine özgül antikor üreten plazma hücreleri olu şur. Plazma hücreleri IgE, IgG ve IgA tipi antikorlar üretir. IgG ve IgA antikorların bir kısmı kana geçer. Submukoza ve mukozada bulunan IgE'lerin bir kısmı (Fc kısımlarıyla) mast hücrelerine ba ğlanır. Bu durumdaki mast hücrelerine duyarlı mast hücreleri adı verilir. Böylece hayvan enfeksiyona ba ğı şıklık yönünden duyarlı hale gelmi ş olur. Henüz bu safhada hayvanda herhangi bir reaksiyon şekillenmez. Bu şekilde duyarlı hayvanlarda mukoza ve submukozada duyarlı mast hücreleri, antijene özgül T H lenfositler, serbest Ig'ler (IgE, IgG, IgA) vardır. Kan plazmasında ise Ba şlıca IgG olmak üzere IgG ve IgE görülür. 2-Az sayıda parazitle olan reenfeksiyonlar: Bu durumda antijen miktarı azdır. Antijen bellek hücreleri uyarır. Böylece mevcut antikor miktarı artar. Az miktardaki antijen serbest antikorlara ba ğlanır ve açıkta serbest antijen kalmaz. Böylece duyarlı mast hücreleri ve antijene özgül T H lenfositler uyarılmaz. Bu yüzden herhangi bir reaksiyon olu şmaz. Bu durumda parazitlerin bir kısmı mukozada hipobiyoza girerler. Bir kısmının ise geli şmesi yava şlar ve prepatent süre uzar. Eri şkin hale gelenlerin ise yumurtlama kapasiteleri azalır. Yani parazitin konaktaki biyotik gücü azalır. 3-Çok sayıda parazitle olan reenfeksiyonlar: Antijen miktarı fazladır. Bu durumda bellek hücreler uyarılır. Serbest antikor miktarı artar. Ancak giren antijen miktarı çok fazla oldu ğundan mevcut serbest antikor miktarı antijenin hepsini ba ğlayamaz ve ortamda sebest antijen kalır. Bu antijenler 1) duyarlı mast hücreleri üzerlerindeki IgE'lere (Fab kısımlarına) ba ğlanır. 2) Antijene özgül T H lenfositlerine ba ğlanarak onları sitokinler salgılamaları için aktive eder. Antijen mast hücrelerine ba ğlandı ğında mast hücresi degranüle olur. Bu granüller içinde vazoaktif aminler (serotonin, histamin), ECF (Eozinofil kemotaktik faktör), TNF (Tümör nekroze edici faktör) açı ğa çıkar. Vazoaktif aminler damarlarda vazodilatasyona ve damar geçirgenli ğinin artmasına neden olur. Bu durumda kan plazması içindeki antikorlarla birlikte mukoza ve submukozaya dolar ve ödem şekillenir. Daha sonra bunlar lümene de geçer. Ödem parazitlerin ba ğırsak mukozasında beslenme ortamını bozar. Gerek damarların geni şlemesi ve geçirgenli ğinin artması ve gerekse ECF'nin etkisiyle damar içindeki eozinofiller mukoza, submukoza ve lümene geçerler. TNF ise ortamda bulunan eozinofilleri aktive eder. Vazo aktif aminler ba ğırsaktaki düz kasların kontraksiyonuna, dolayısıyla ba ğırsak peristalti ğinin artmasına neden olur. Bu durum parazitler için sürgüt (musil) etkisi yapar. Bu şekilde lümene gelen antikorlar (IgE, IgG, IgA) parazitin kütikülası üzerinde (a ğız, anüs dı şarı açılan delikler civarındaki) antijenlere Fab kısımlarıyla ba ğlanır. Antikorun açıkta kalan Fc kısımlarına ise eozinofiller ba ğlanır. Bu durumda eozinofiller degranüle olur. Granüller içinde bulunan toksik proteinler kütikülayı tahrip eder (Eozinofilin rol aldı ğı ADCC). Bu sırada TH lenfositler tarafından salgılanan sitokinler ba ğırsak goblet hücrelerini uyarır ve Veteriner Helmintoloji 93 bunların lümene bol miktarda mukus (musin) salgılamasına neden olur. Yapı şkan bir madde olan mukus parazitin etrafını sarar ve onu hareketsiz kılar. Yukarıda anlatılan bu olayların tümü parazitlerin ba ğırsaktan atılmasını sa ğlar. Yukarıda anlatılan bu olaya kendi kendini sa ğaltım (selfcure) denir. Kendi kendini sa ğaltım olayı haemonchosis'in enzootik oldu ğu yerlerde görülür. Bu gibi yerlerde ya ğı şların ba şlamasıyla hayvanların dı şkılarıyla atılan Haemonchus contortus yumurtalarının sayısı selfkür nedeniyle sıfıra yakla şır. Kendi kendine sa ğaltım olayı hem parazit ve hem de konak için faydalıdır. Çünü parazit ya şlı neslini atmı ş ve genç nesle yer hazırlamı ştır. Konak ise kısa bir süre kan kaybından kurtulmu ştur. Epizootiyoloji: Epizootiyolojide rol oynayan faktörler şunlardır: 1-Parazitin yüksek yumurtlama kapasitesi vardır. 2-Merada, yumurtalardan enfektif larvaların olu şması için yüksek ısı (22 °C) ve neme gereksinim vardır. Özellikle ya ğı şlı havalardan sonra akut enfeksiyon kendini gösterir. 3-Gerek genç ve gerekse eri şkin koyunlarda genel olarak ba ğı şıklık şekillenmez. Bu nedenle hayvanlar parazite kar şı sürekli olarak duyarlıdır. Bu ise meranın sürekli bula şmasına yol açar. Bu enfeksiyonun epizootiyolojisi Tropik, subtropik bölgeler ile ılıman iklim bölgelerinde farklı seyreder. Tropik ve subtropik bölgelerde: Bu iklim ku şa ğında meralarda kı şlar serin ve ya ğı şlı di ğer mevsimler ise genellikle sıcak ve ya ğı şlı geçer. Buna ba ğlı olarak enfeksiyonun seyri a şa ğıda oldu ğu gibi kendini gösterir. ilkbaharda meraya çıkan enfekte hayvanlar dı şkılarıyla çok sayıda yumurta çıkarırlar. Sıcaklık ve ya ğı şın etkisiyle bu yumurtalardan kısa sürede L 3 'ler geli şir. Bunların meradaki sayısı artar. Yaz boyunca hayvanlar enfekte olur ve akut haemonchosis kendini gösterir. Bu sırada hayvanlarda kendi kendini tedavi (selfcure) olayı da görülebilir. Sonbaharın sonlarına do ğru havalar serinledi ğinde alınan L 3 'ler konakta hipobiyoza girerler ve kı şı bu şekilde geçirirler. Kı ş sonunda havaların ısınması ve ya ğı şların ba şlamasıyla bunlar hipobiyozdan çıkarak geli şmelerine devam ederler. Bu durumda Oestertagiosis'te oldu ğu gibi hipobiyotik larvaların geli şmesine ba ğlı olarak akut haemonchosis kendini gösterebilir. Ilıman iklim bölgelerinde: Bu bölgelerde kı şlar so ğuk, ilkbahar ya ğı şlı yılın di ğer mevsimleri kurak geçmektedir. Buna ba ğlı olarak Enfeksiyonun seyri a şa ğıdaki gibidir. ilkbaharda meraya çıkan hayvanlar dı şkılarıyla çok miktarda yumurta çıkarırlar. ilkbaharın sonlarına do ğru sıcaklık ve nemin etkisiyle bunlardan L 3 'ler çıkar. Merada otlayan hayvanlar bu L 3 'lerle enfekte olurlar. Ancak bu larvalar geli şmelerine devam etmiyerek hipobiyoza girerler. Bu nedenle kurak geçen yaz ve sonbahar ile so ğuk geçen kı ş boyunca hipobiyoz devam eder. ilkbaharda ise hipobiyotik larvaların gei şmelerine devam etmeleri sonucu akut haemonchosis ortaya çıkar. Tanı: Hiperakut enfeksiyonun tanısı sadece nekropsiyle yapılabilir. Abomazumdaki de ği şikliklere bakılır. Akut ve kronik enfeksiyonların tanısı ise pratikte sadece nekropsiyle yapılır. Ancak uzman ki şiler dı şkı yumurta sayısı ve larva kültürüne ba ğlı olarak tanı yapabilir. Sa ğaltım: Akut ve kronik enfeksiyonların sa ğaltımında Probenzimidazol grubu Netobimin (7.5 mg/kg) Benzimidazol grubu Albendazole (3.8 mg/kgca), Cambendazole (20 mg/kgca), Fenbendazole (5 mg/kgca), Mebendazole (15 mg/kgca), Oxfendazole (5 mg/kgca), Oxibendazole (15 mg/kgca), Thiabendazole (88 mg/kgca), Di ğer gruplardan Closantel (10 mg/kgca), Disophenol (10 mg/kgca), Toparlak ve Tüzer 94 Febantel (5mg/kgca), Ivermectin (0,2 mg/kgca), Eprinomectin (0.5 mg/kg) Levamisole-enjektabl (7,5 mg/kgca), Morantel tartarate (12,5 mg/kgca), Rafoxanide (7,5 mg/kgca) Sa ğaltımdan sonra hayvanlar temiz bir meraya alınır. Kontrol: Akut enfeksiyonları önlemek için akut enfeksiyonların görülebildi ği mevsimlerde 2-4 haftada bir geli şmekte olan ve eri şkin parazitlere kar şı, hipobiyoz döneminde ise hipobiyotik larvalara kar şı ilaç uygulaması yapılır. Bu amaçla sa ğaltımda bahsedilen ilaçlar kullanılabilir. Keçilerde Haemonchosis Keçiler Haemonchus contortus'a kar şı oldukça duyarlı hayvanlardır. Bu durum özellikle bu hayvanların merada otlamaya zorlandıklarında ortaya çıkar. Sı ğırlarda Haemonchosis Haemonchus placei ve H.similis'in neden oldu ğu hastalık bir çok yönden koyunların haemonchosis'ine benzer. Tropik ve subtropik bölgelerde görülür. Hastalık hipobiyotik larvaların olgunla şması nedeniyle kurak mevsimlerin sonunda kendini gösterir. Koyunlardan farklı olarak iki ya şından büyük mera sı ğırlarında bu parazitlere kar şı bir ba ğı şıklık geli şir. Fakat bu ba ğı şıklık hayvanların iyi beslenemedi ği durumlarda kolayca kırılır. Sa ğaltımda koyunlarda kullanılan ilaçlara ilaveten doramectin ve abamectin de kullanılabilinir. Mecistocirrus digitatus Sı ğır ve mandaların abomazumunda ya şar ve kan emer. Makroskobik olarak Haemonchus contortus'a çok benzer. Mikroskobik olarak uzun ve ince spikulumlara sahip olmasıyla ondan ayrılır. Prepatent süre 60-80 gündür. Patojenez Haemonchus contortus'a benzer. Sa ğaltımında 0,2 mg/kg dozda doramectin kullanılabilir. Trichostrongylus cinsi Türler, konakları ve yerle şti ği yer: Tür Konak Yerle şti ği yer T.axei Ruminant Abomazum At, domuz Mide T.colubriformis Ruminant İnceba ğırsak T.rugatus Ruminant İnceba ğırsak T.falculatus Ruminant İnceba ğırsak T.probolurus Ruminant İnceba ğırsak T.longispicularis Ruminant İnceba ğırsak T.vitrinus Koyun, keçi İnceba ğırsak T.capricola Koyun, keçi İnceba ğırsak T.retortaeformis Tav şan İnceba ğırsak T.tenuis Kanatlı İnceba ğırsak, sekum Yayılı şı: Kozmopolit Morfoloji Makroskobik: Eri şkinleri 7 mm'den kısa ve oldukça ince parazitlerdir. Mikroskobik: Belir ğin bir a ğız kapsülleri yoktur. Bu cinste bulunan parazitlerin en önemli özelli ği özofagus bölgesinde bo şaltı deli ğinin açıldı ğı bir yarı ğın bulunmasıdır. Spikulumları kalın olup dallara ayrılmamı ştır. T. axei'de spikulumlardan biri uzun di ğeri kısadır. Di şilerde vulva kapa ğı bulunmaz. Ya şam çemberi: Ya şam çemberi Haemonchus'a benzer. Uygun ko şullarda yumurtadan L 3 'ün geli şmesi 1-2 haftada olur. T. axei'de L 3 'ler mide mukozasının bezleri arasına girer. Di ğer türlerde ise L 3 'ler ba ğırsak villuslarına girer. Prepatent süre ço ğu türde 2-3 haftadır. Ancak T. axei'nin atlardaki prepatent süresi 25 gün, T. tenuis'in ise 10 gündür. Patojenez ve klinik belirtiler: Trichostrongylus axei'den ileri gelen enfeksiyon midede meydana gelen pH degi şiklikleri, mukozadaki permeabilite bozuklukları yönlerinden Oestertagia enfeksiyonlarına benzer. Ba ğırsak trichostrongylosis'inde ba ğırsak villuslarında kayna şma ve atrofi meydana gelir. Bunun sonucu olarak absorbsiyon bozulur. Anoreksi ve diyare belli ba şlı klinik belirtilerdir. Trichostrongylus tenuis'ten ileri gelen enfeksiyonlarda akut hemorajik bir tifilitis olu şur. Epizootiyoloji: Bu hastalı ğın epizootiyolojisinde önemli noktalar şunlardır: Veteriner Helmintoloji 95 1-Larvaların inhibe olma kapasitesi çok azdır. İnhibisyon olursa L 3 döneminde olur. 2- L 3 'lerin merada kı şı atlatma kapasiteleri çok yüksektir. 3-Oestertagiosis'te oldu ğu gibi bunlara kar şı immunite yava ş geli şir. Yukarıdaki faktörlere ba ğlı olarak hastalı ğın seyri şöyle geli şir. Kı şı atlatan larvalar ilkbaharda eri şkin koyun ve kuzular tarafından alınır. Bu larvalar yaz ba şında olgunla şır ve çok sayıda yumurta çıkarmaya ba şlarlar. Sonbaharda merada larva sayısı çok fazla artar. Bu dönemde otlayan hayvanlarda klinik trichostrongylosis ortaya çıkar. Bazen kı şı atlatmı ş larvaların sayısı çok fazla olabilir. Bu durumda ilkbahar ba şında da hastalı ğın klinik formu görülebilir. Bu durumlar bölgenin iklim yapısına göre de ği şiklikler gösterir. Tanı: Klinik belirtilere ve nekropsi bulgularına göre yapılır. EPG (gram dı şkıdaki yumurta sayısı) önemli bir bulgudur. Ancak dı şkıdan larva kültürü yapılmalıdır. Sa ğaltım ve kontrol: Benzimidazol grubu ilaçlar, febantel, levamisole, morantel tartarate tetramisole, ivermectin, doramectin, moxidectin ve abamectin kullanılır. Kontrol epizootiyoloji esas alınarak yapılır Cooperia cinsi Türler ve konakları: C.oncophora Sı ğır C.punctata Sı ğır C.pectinata Sı ğır C.curtucei Koyun, keçi C.surnabada Sı ğır, koyun (Syn.C.mcmasteri) İnceba ğırsaklarda yerle şir Yayılı şı: Kozmopolit Morfoloji Makroskobik: Büyüklükleri Oestagia'lara benzer. Dikkati çeken özellikleri saat yayı biçimindeki duru şlarıdır. Mikroskobik: Ozefagus bölgesinde görülen küçük ba ş vezikülü ve bu bölgede görülen enlilemesine kütiküler çizgiler tipiktir. Spikülümlerin ortasında kanat benzeri geni şlemeler vardır. Ya şam çemberi: Trichostrongylus'lara benzer. C.oncophora ve C.curtucei kona ğın ba ğırsak mukozası yüzeyinde geli şir. Di ğer türler ise ba ğırsak mukozası epitelini delerler. Prepatent süre 15-21 gündür. Patojenez ve klinik belirtiler: Cooperia oncophora ve C.curtucei buza ğılar için az patojendir. Bu parazitlere kar şı bir yıl sonra kuvvetli bir ba ğı şıklık geli şir. Di ğer türler oldukça patojendir. Zira bunlar ba ğırsak epitelini delerek villus atrofisine neden olurlar. Böylece ba ğırsa ğın absobsiyon yüzeyi azalır. A ğır enfeksiyonlarda ishal vardır. Ayrıca kilo kaybı ve çene altında ödem görülebilir. Epizootiyoloji: Bu parazitin hipobiyoza girmesinde kuraklık ve so ğuk önemli faktörlerdir. Tanı: Trichostrongylosis'te oldu ğu gibidir. Sa ğaltım: Benzimidazol grubu ilaçlar, ivermectin, doramectin, moxidectin, abamectin, levamisole ve tetramisole kullanılır. Kontrol: Prensipler koyun ve sı ğır oestertagiosis'inde oldu ğu gibidir. Nematodirus Cinsi Türler ve konakları: N.filicollis Koyun, keçi N.spathiger Koyun, keçi, sı ğır N.helventianus Sı ğır N.abnormalis Koyun, keçi N.lanceolatus Ruminant İnceba ğırsaklara yerle şir. Yayılı şı: Kozmopolit Morfoloji Makroskobik: Eri şkinleri 2 cm uzunlu ğundadır. Mikroskobik: Erkek ve di şilerinin ön kısmında küçük bir ba ş vezikülü bulunur. Erkeklerde spikulumlar uzundur. Toparlak ve Tüzer 96 Di şilerin arka kısmı sivri sonlanır. Yumurtaları ovaldir. Yumurtalarının büyüklü ğü, Marshallagia hariç Trichostrongylidae ailesindeki di ğer cinslerin yumurtalarının yakla şık iki katı kadardır. Nematodirus yumurtası hemen aynı büyüklükte olan Marshallagia yumurtasından tablodaki özellikleriyle ayrılır. Nematodirus (Nema.) ve Marshallagia (Mars.) yumurtalarının (Taze dı şkıdaki) ayrımı Yumurta özelli ği Nema. Mars. Blastomer sayısı 4-8 16-32 Blastomer büyüklü ğü Büyük Küçük Kabu ğun yan tarafında kalınlık Yok Var Ya şam çemberi: Dı şkıyla atılan yumurtaların içinde L 1 , L 2 ve L 3 'ler olu şur. Ilıman iklim ku şa ğında, ilkbaharda L 3 'ler yumurtayı terk eder. Hayvanlar otlarla birlikte L 3 'leri alarak enfekte olurlar. L 3 'ler alındıktan sonra inceba ğırsak mukozasına girerler. Daha sonra L 4 'ler bunu takiben de L 5 'ler olu şur. L 5 'ler ba ğırsak lümenine geçerek olgunla şır. Prepatent süre 15-26 gündür. Patojenez ve klinik belirtiler: Parazit esas patojen etkisini L 5 'lerin mukoza içinden ba ğırsak lümenine geçerken (enfeksiyonun 10-12'inci günlerinde) gösterir. Bu sırada ba ğırsak villusları tahrip olur. Mukozada erozyon şekillenir. Bu durum ise villuslarda atrofiye neden olur. Buna ba ğlı olarak ba ğırsa ğın absorbsiyon kapasitesi dü şer ve ishal şekillenir. Hayvanda şiddetli bir su kaybı olu şur ve özellikle genç hayvanlarda ölüm olabilir. Epizootiyoloji: Epizootiyolojide önemli noktalar şunlardır. 1-Larvalar L 3 dönemine kadar yumurtayı terk etmez. Bu durumda yumurta kabu ğu koruyucu etki yapar. Kabuk, larvaları dondan ve kuraklıktan korur. 2-Ya ğı ş L 3 'lerin yumurtayı terk etmesinde en önemli faktördür. Bu nedenle a ğır enfeksiyonlar ya ğı şlardan sonra görülür. 3-Bir ya şından büyük hayvanlarda bu parazite kar şı bir ba ğı şıklık geli şir. Fakat bu ba ğı şıklık stres durumlarında kolaylıkla kırılabilir. 4-L 4 'ler hipobiyoza girebilir. Bunun nedeni çevre ko şullarından ziyade ba ğı şıklıktır. Tanı: Klinik belirtiler prepatent süreden önce ortaya çıktı ğından dı şkıda yumurta bakısının bir önemi yoktur. Tanı nekropsiye dayanır. Sa ğaltım: Benzimidazol grubu ilaçlar, levamizol, febantel, morantel tartarate, ivermectin, doramectin ve moxidectin kullanılır. Kontrol: Sadece bu parazitten ileri gelen enfeksiyonlar nadir olup genellikle di ğer mide ba ğırsak nematodlarıyla birlikte görülür. Bu nedenle türlere kar şı alınacak tedbirler bunlarda da etkili olur. Ruminant ve Tektırnaklılarda Akci ğer nematodları Büyük ruminant ve tektırnaklılarda akci ğer nematodu olarak Dictyocaulus cinsine ba ğlı türler bulunur. Buna kar şılık küçük ruminantlarda bu cinse ilave olarak ileride Metastrongyloidea üstailesinde bahsedilecek olan Protostrongylus, Muellerius, Cystocaulus, Spiculocaulus, ve Neostrongylus cinslerine ba ğlı türler de bulunmaktadır. Dictyocaulus Cinsi Türler ve konakları: D.viviparus Sı ğır, geyik D.filaria Koyun, keçi D.arnfieldi Tektırnaklı Trakea ve bron şlara yerle şirler. Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji: Eri şkinleri 8 cm boyunda beyaz yorgan ipli ği görünümündedir. Konakları, yerle şim yerleri ve büyüklükleri tanı için yeterlidir. Veteriner Helmintoloji 97 Dictyocaulus viviparus Sı ğırlarda paraziter bronkopnöymoniye neden olur. Meraya yeni çıkan buza ğılarda görülür. Ya şam çemberi: Di şiler ovovivipardırlar. Yani di şinin çıkardı ğı yumurtaların içinde geli şmi ş L 1 'ler bulunur. Yumurta di şi paraziti terk eder etmez bu L 1 'ler de kısa bir süre sonra yumurtayı terk eder. Serbest kalan L 1 'ler trakeaya göç eder. Daha sonra yuta ğa, oradan yutulur ve dı şkıyla kona ğı terk eder. Dı şkıda bulunan bu larvaların hareketleri çok a ğırdır. Bunların ba ğırsak hücreleri koyu kahverenkli besin granülleri ile doludur. Bu sayede preparaziter dönemleri beslenmez. L 1 'lerden L 3 'lerin olu şmasına kadar geçen süre optimum ko şullarda 5 gündür. Ancak do ğada bu süre daha uzundur. L 3 'ler ya kendi hareketleriyle ya da bir mantar olan Pilobolus cinsi mantarlar aracılı ğıyla dı şkıyı terk ederler (Bu olay epizootiyolojide anlatılacaktır) ve otların üzerine ula şırlar. Hayvanlar otlarla birlikte bu L 3 'leri alarak enfekte olurlar. L 3 'ler kona ğın inceba ğırsak mukozasını deler ve mezenterium lenf yumrularına ula şır. Burada gömlek de ği ştirir ve L 4 olurlar. L 4 'ler kan ve lenf yoluyla akci ğerlere gelir. Akci ğer kapillarlarını deler ve alveollerin içine girer. Bu olay parazitlerin giri şinden bir hafta sonra gerçekle şir. L 4 'ler alveollerden bron şiyollere göç eder, burada gömlek de ği ştirir ve L 5 olur. Bunlar ise bron ş ve trakeaya gelerek olgunla şır. Prepatent süre 3-4 haftadır. Patojenez ve klinik belirtiler: Dört devrede incelenir. 1'inci Devre (Delme devresi), (1-7'inci günler): Bu devrede L 4 'ler alveolleri deler ve akci ğer lezyonları henüz görülmez. 2'inci Devre (Prepatent devre), (8-25'inci günler): Bu devrede L 4 'lerin alveollerde görülmesiyle ba şlar ve bu devrede patojenez şu şekilde geli şir: a-Alveollerdeki L 4 'ler alveolitis olu şturur. Toparlak ve Tüzer 98 b-Bron şiyol ve bron şlarda bulunan L 5 'ler bron şiolitis ve bron şitise yol açar. Bron şiyol ve bron şların lümeni yangı hücreleri tarafından doldurulur. Böylece lümen tıkanır. Geride kalan alveollere hava gitmez. Sonuçta alveoller söner (kollabe olur). c-Bu durumda di ğer alveoller, sönen alveollerin görevini de üstlenir. Böylece bunlar a şırı derecede havayla dolarak yırtılır, hava doku aralıklarına sızar ve şiddetli bir interstisiyel amfizem ve ödem şekillenir. Bu durumda hayvanlarda öksürük ve solunum güçlü ğü vardır. Bunlar ilk klinik belirtilerdir. A ğır enfeksiyonlarda hayvanlar 15 gün içinde ölür. 3'üncü Devre (Patent devre), 26-60'ıncı günler): Bu devrede patojenez şu şekilde geli şir: a-Bron şların lümeninde çok sayıda eri şkin parazit ve mukus toplanır. b-Bu parazitler tarafından çıkarılan yumurta ve larvalar aspire olarak alveoller içinde birikir ve etraflarında yangı hücreleri toplanır. Bunun sonucu bu gibi alveoller görev yapamaz, söner. Böylece parazitli bron şların çevresinde sönen alveollerden olu şan koyu kırmızı renkli alanlar şekillenir. Bunlar makroskobik alanlardır. Sönen alveollerin görevini di ğer alveoller yüklenir. Bu nedenle a şırı derecede hava ile dolan sa ğlam alveoller yırtılır ve hava doku aralarına sızar. c-Sonuçta interstisiyel amfizem ve ödem olu şur. Bu dönemde hayvanlar i ştahsızdır, öksürür ve burunlarından mükoz akıntı gelir. 4'üncü Devre (Postpatent devre), (61-90'ıncı günler): Bu devre iyile şme devresidir. Çünkü eri şkin parazitler atılmaktadır. Bununla birlikte şiddeti giderek azalan lezyonlar birkaç hafta veya birkaç ay daha görülür. Sonunda akci ğerler normale döner ve öksürük durur. Bu devrede enfeksiyonu a ğır atlatan bazı hayvanlarda aniden şiddetli solunum güçlü ğü ortaya çıkabilir ve hayvan 1-4 gün içinde ölebilir. Buna postpatent parazitik bron şitis denir. Bunun nedeni iki şekilde açıklanabilir. a-Alveollerin üzerinde bulunan ve gaz alı şveri şinden sorumlu Tip-2 pnöymosit hücreleri ço ğalır ve alveolün çevresini kaplar (Epitelizasyon). Bunun sonucu alveollerde gaz alı şveri şi durur. Bu durumda di ğer alveoller sönen alveollerin görevini de ek olarak üzerine alır. Sonuçta interstitiyel amfizem ve ödem şekillenir. Tip-2 pnöymosit hücreleri'nde ço ğalmanın nedeni tam bilinmemekle birlikte ölen parazitlerin alveoller içine girmesinin sebep oldu ğu sanılmaktadır. b-Hayvanlar sekonder bakteriyel enfeksiyonlara maruz kalabilir ve interstisiyel pnöymoni sonucu ölebilir. Epizootiyoloji: Bu parazit özellikle meraya ilk defa çıkan genç hayvanlarda sorun olur. Daha ya şlı hayvanlarda kuvvetli bir kazanılmı ş ba ğı şıklık şekillenir. Ancak bu parazitle daha önce kar şıla şmamı ş ve dolayısıyla ba ğı şıklı ğı bulunmayan eri şkin sı ğırlar enfeksiyona maruz kalırsa bunlar da hastalanırlar. Epizootiyolojide rol oynayan faktörler şunlardır: 1-Kı şı merada L 3 olarak atlatan parazitler: Bunlar sonbahardan ilkbahara kadar canlılıklarını koruyabilir ve ilkbaharda meraya çıkan hayvanlarda enfeksiyona neden olur. Bunlar genellikle kı şı toprak altında atlatır. 2-Kı şı konakta eri şkin olarak atlatan parazitler: Özellikle bir ya şından büyük enfekte Veteriner Helmintoloji 99 sı ğırlarda kı şın az sayıda parazit bulunur. Bunlar ilkbaharda merayı enfekte eder. 3-Kı şı konakta hipobiyotik L 5 olarak atlatan parazitler: Sonbaharda alınan L 3 'lerin büyük bir ço ğunlu ğu geli şmesini tamamlamaz. Ço ğu bron şiyollerde L 5 döneminde hipobiyoza girer ve kı şı bu şekilde atlatır. Hayvanlar ilkbaharda meraya çıktıklarında bu L 5 'ler geli şmelerine devam eder, olgunla şır ve yumurta çıkarmaya ba şlarlar. Merayı enfekte eder. 4-Pilebolus cinsine ba ğlı mantarlar: Bu mantar dı şkı atıldıktan bir hafta sonra dı şkı yüzeyinde geli şir. Çünkü bu mantar ya şamak için özellikle ot yiyen hayvanların dı şkısında bulunan mikroorganizmaların sa ğladı ğı demir ihtiva eden organik bile şiklere ihtiyaç gösterir. L 3 'ler bu mantarın spor kapsülüne tırmanır. Spor kapsülü patladı ğında üzerindeki L 3 'ler sporlarla 3 m kadar yarıçaplı bir alana fırlatılır. Rüzgarlı havalarda bu mesafe daha da artar. Böylece larvalar merada geni ş bir alana da ğılır. Hayvanlar otlara tırmanan larvaları yiyerek enfekte olur. Bu durum ahır içinde de olabilir. Mantarın fırlattı ğı larvalar ahır içindeki içme sularını enfekte eder. Hayvan suyla larvaları alır. 5-Ya ğı ş: Ya ğı ş dı şkıda bulunan larvaların ya şama ve yayılmasında önemli bir faktördür. bu nedenle paraziter bron şitis havaların ya ğı şlı ve yumu şak oldu ğu zamanlarda ortaya çıkar. Kuraklık larvalar üzerinde öldürücü etki yapar. 6-Meranın vejetasyon durumu: Otun bol oldu ğu durumlarda otalrın olu şturdu ğu gölgeden dolayı larvalar güne şin öldürücü etkisinden kendini korur. Tanı: Prepatent dönemde klinik belirtiler ve nekropsi, patent dönemde klinik belirtiler ve dı şkıda larva aranmasıyla yapılır. Sa ğaltım: Bu amaçla benzimidazol grubu ilaç, probenzimidazol grubundan febantel ve makrosiklik laktonlardan ivermectin (0,2 mg/kg), doramectin (0,2 mg/kg), abamectin (0,2 mg/kg), moxidectin (0,2 mg/kg) ve eprinomectin (0.5 mg/kg) kullanılır. Bu ilaçlar bu parazitin bütün geli şme dönemlerine etkilidir. Hastalı ğın şiddetli seyretti ği sürülerde sa ğaltım yapılırken ilaçların kullanımından sonra klinik belirtilerin artabilece ği hatta ölümlerin bile görülebilece ği (postparaziter bron şitise benzer sebeplerle), bazı hayvanların tekrar eski sa ğlı ğına kavu şamayaca ğı veya geli şmeden geri kalaca ğı konusunda hayvan sahibi uyarılmalıdır. Kontrol: Bu parazitten ileri gelen enfeksiyonun epizootiyolojisi ostertagiosis'e benzer. Bu yüzden ostertagiosis'te alınacak kontrol önlemleri bunlar için de geçerlidir. Buza ğıları enfeksiyondan korumanın en iyi yolu bu parazite kar şı a şılamaktır. Bu amaçla irradiye edilerek atenüe edilmi ş L 3 'lerden olu şan canlı a şı Avrupa'da kullanılmaktadır. Bu a şı hayvanlara 8 haftalıktan itibaren ba şlanır. Bir ay ara ile iki doz olarak uygulanır. Ba ğı şıklı ğın kuvvetlenmesi için yapılan ikinci dozdan sonra hayvanlar iki hafta boyunca reenfeksiyonlardan korunur. A şı enfeksiyonun hafif seyretmesine neden olur ve klinik bir tablonun ortaya çıkmasını engeller. Fakat hayvanlarda az da olsa eri şkin parazit bulunur. Bu ise meranın az da olsa kontamine olmasına yol açar. Bu nedenle herhangi bir çiftlikteki tüm buza ğıların a şılanması gerekir. Sı ğırların paraziter bron şitisinde reenfeksiyon sendromu Do ğal yolla veya a şıyla olsun D.viviparus'a kar şı ba ğı şıklık kazanan sı ğırlar enfeksiyona maruz kaldı ğında klinik belirtiler ortaya çıkmaz. Ancak arasıra bu gibi hayvanlarda da klinik belirtilerin ortaya çıktı ğı durumlar görülebilir. Buna reenfeksiyon sendromu adı verilir. Bu olay ba ğı şık hayvanların meradan çok fazla sayıda L 3 aldıkları durumda geli şir. Bu durumda fazla sayıda larva akci ğerlere gelir bron şiyollere göç eder ve burada şiddetli konak reaksiyonu ile kar şıla şır ve sonuçta bu larvalar ölür. Ölen larvaların etrafında ço ğalan lenfo-retiküler hücreler bron şları t ıkar. Bu gibi hayvanlarda solunum güçlü ğü, öksürük ve ölüm görülebilir. Anamnez iyi alınmaz ise bu olay hastalı ğın prepatent devresiyle karı şabilir. Sa ğaltımda yukarıdaki ilaçlar kullanılır ve mera derhal de ği ştirilir. Dictyocaulus filaria Bu parazit koyun ve keçilerde bronkopnöymoniye yol açar. Toparlak ve Tüzer 100 Ya şam çemberi, patojenez, klinik belirtiler ve epizootiyolojisi Dictyocaulus viviparus benzer. Tanı: Dı şkıda L 1 'leri görmekle olur. Bu L 1 'lerin ön kısmında dü ğme benzeri bir çıkıntı vardır. Bu çıkıntı D.viviparus'ta yoktur. Sa ğaltım ve kontrol: Dictyocaulus viviparus'taki gibidir. Dictyocaulus arnfieldi Bu parazit daha çok e şeklerde görülür ve bu hayvanlarda seyrek olarak klinik belirtilere neden olur. Atlarda ise durum farklıdır. Bu hayvanlarda parazitler genellikle olgunla şmaz ve dı şkılarında yumurta görülmez. Dolayısıyla bu hayvanlardaki yayılı şını ortaya koymak güçtür. Enfekte atlarda kronik bir öksürük görülür. Ya şam çemberi: Bu parazitin ya şam çemberi iyi bilinmemektedir. Ancak ya şam çemberi D.viviparus‘unkine benzedi ği dü şünülmektedir. Farkları şunlardır: 1-Eri şkin parazitler genellikle küçük bron şlarda bulunur. 2-Bunlarda dı şkıyla L 1 ihtiva eden yumurta atılır. Yumurtalar atılır atılmaz L 1 'ler yumurtaları terk eder. Prepatent süre 2-4 aydır. Patent enfeksiyon her ya ştaki e şeklerde ve bir ya şına kadar olan atlarda görülür. Patojenez: At ve e şeklerde lezyonlar karakteristik olup D.viviparus'unkinden biraz farklıdır. Lezyonlara daha çok akci ğerin diyafragmatik lobunda rastlanır. Burada 3-5 cm çapında yuvarlak üzerleri tümsek yaygın odaklar görülür. Klinik belirtiler: E şeklerde klinik belirtiler nadiren ortaya çıkar. E şeklerde klinik belirtilerin görülmemesinin nedeni bunların seyrek olarak ko şmalarından kaynaklanmaktadır. Taylarda ise hızlı solunum ve öksürük görülebilir. A ğır enfeksiyonlarda taylar ölebilir. Epizootiyoloji: E şekler enfeksiyonu çok genç ya şlarda alırlar. Muhtemelen reenfeksiyonlar sonucu devamlı enfekte kalırlar. Atlar ise enfeksiyonu e şeklerle payla ştıkları meradan alırlar. Bu parazitten ileri gelen enfeksiyonun epizootiyolojisinde Pilobolus cinsi mantarlar önemli rol oynar. Tanı: Enfekte e şeklerin dı şkısında L 1 'lere rastlanır. Atlarda ise rastlanmaz. Atlarda tanı bronskopi ile bron şlarda larvaları görmek ile ve klinik belirtilere göre yapılır. Sa ğaltım: Levamisole, fenbendazole, mebendazole ivermectin(oral yolla) ve Moxidectin (oral yolla) etkilidir.. Kontrol: At ve e şekler ayrı otlatılır. Enfeksiyonun yo ğun görüldüğü zamanlarda hayvanlar ilaçlanır. Amidostomum cinsi Amidostomum anseris Bu tür ördek kaz gibi su ku şlarının ta şlı ğında bulunur. Eri şkin parazit açık kırmızı renklidir. Boyu 2,5 cm kadardır. A ğız kapsülü sı ğ olup 3 adet di ş ta şır. Geli şmeleri Nematodirus'larda oldu ğu gibidir. Genç hayvanlar için oldukça patojendir. Ta şlı ğın mükoz ve submukoz dokularını deler, kanamalar meydana Veteriner Helmintoloji 101 getirir ve kendileri bizzat kan emerler. Kanatlılarda i ştah kaybolmu ştur, anemi vardır. Ölüm şekillenebilir. Sa ğaltımda Benzimidazol grubu ilaçlar, tetramisole, levamisole kullanılır. Ollulanus cinsi Ollulanus tricuspis Bu parazit kedi, tilki, yabani Felidae ve domuzların midesinde mukus tabakası altında ya şar. Parazit yurdumuzda görülmü ştür. Boyu 0,7-1 mm civarındadır. Parazitin ba ş k ısmı spiral bir kıvrım gösterir. Di şilerinin kuyru ğunda 3-4 adet kısa çıkıntı vardır. Di şiler vivipardır. Di şilerin çıkardı ğı larvalar aynı konakta biyolojisini tamamlayabilir. Bula şma L 3 ihtiva eden enfekte hayvan kusmu ğunun di ğer bir hayvan tarafından yenmesiyle olmaktadır. Patojenezi hakkında çok az bilgi vardır. Domuzlarda kronik gastritise neden olmaktadır. Kedilerde tanı için hayvanlara kusturucu bir ilaç verilir. Daha sonra kusmuk larva yönünden incelenir. Sa ğaltımda benzimidazol grubu ilaçlar ve ivermectin kullanılır. Ornithostrongylus cinsi Ornithostrongylus quadriradiatus Bu parazitin eri şkinleri 2,5 cm kadardır. Kırmızı renklidirler. Güvercinlerin kursak ve inceba ğırsaklarında ya şarlar. Kan emerler. Sonuçta enteritis, anemi ve a ğır enfeksiyonlarda ölüm meydana gelir. Strongyloidea üstailesi Bu üstailede bulunan türlerin en önemli bazı özellikleri şunlardır: 1-A ğız kapsülleri geni ştir. A ğız kapsülü içinde di ş veya kesici plaklar bulunur. 2-Bazı türlerde a ğız deli ğini çevreleyen taç yaprakları adı verilen bir yapı bulunur. 3-Yumurtaları Trichostrongylidae yumurtalarına benzer. Bu üstailede Syngamus, Cyathostoma ve Mammomonogamus cinslerine ba ğlı türler burun bo şlukları, larinks, trakea ve bron şlarda, Stephanurus cinsindekiler perirenal bölgede ve di ğerleri ba ğırsaklarda ya şar. Ba ğırsaklarda ya şayanlar ise strongiller ve kancalıkurtlar olmak üzere iki kısma ayrılır. Strongiller kalınba ğırsaklarda, kancalıkurtlar ise inceba ğırsaklarda ya şar. Önemli strongil cinsleri: Strongylus, Triodontophorus, Craterostomum, Oesophagodontus, Cyathostomum, Cylicocyclus, Cylicodontophorus, Cylicostephanus, Posteriostomum, Gyalocephalus, Cabellonema Cylindropharynx Chabertia Oesophagostomum. Önemli kancalıkurt cinsleri: Ancylostoma, Uncinaria Bunostomum Gaigeria Globocephalus Tektırnaklıların Konakta Göç Yapan Büyük Strongilleri Bunlar 1,5-5 cm arası uzunluktadır. Larvaları iç organlarda göç yapar. Toparlak ve Tüzer 102 Strongylus cinsi Türler: Strongylus vulgaris, S.edentatus, S.equinus, S.asini Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünya'nın çe şitli ülkeleri Morfoloji Makroskobik: Koyu kahverenkli, 1,5-5 cm arası uzunlukta parazitlerdir. A ğız kapsülleri büyüktür. Mikroskobik: Tür ayrımları a ğız kapsüllerindeki di şlerin varlı ğına ve sayısına göre yapılır. Strongylus türlerinin ayrımı Di ş sayısı Di ş şekli _ S.vulgaris 2 Kulak şeklinde S.edentatus Yok - S.equinus 4 Konik S.asini 1 - Konakları: At, e şek, zebra Sekum ve kolona yerle şir Ya şam çemberi: 1-Preparaziter dönem: D ı şkıyla yumurtalar atılır. Yumurta içinde L 1 'ler geli şir. Bunlar yumurtayı terk eder. Uygun şartlarda iki hafta sonra L 3 'ler olu şur. Hayvanlar L 3 'leri otlarla alarak enfekte olur. 2-Paraziter dönem: L 3 'ler otlarla alındıktan sonra inceba ğırsaklarda üzerlerindeki gömle ği atar ve mukozadan içeri girer Strongylus vulgaris: Submukozada gömlek de ği ştirir, L 4 'ler olu şur. Bunlar bir hafta içinde submukozadaki küçük arterlere girer ve kan akı şının tersine yönde giderek predileksiyon yerleri (tercih yeri) olan arteria mezenterika kranialis ve onun kollarına göç ederler. Burada 3-4 ay kadar durduktan sonra gömlek de ği ştirirler ve L 5 'ler olu şur. Bunlar arterlerden a şa ğı do ğru sekuma göç ederler. Parazitler bu ba ğırsa ğın seroz yüzeyinde nodüller olu ştururlar. Daha sonra bu nodüller ba ğırsak içine do ğru yırtılır ve parazitler ba ğırsak içine gelirler. 1,5-2 ay sonra da e şeysel olgunlu ğa eri şirler. Parazitin kona ğa giri şinden e şeysel olgunlu ğa eri şene kadar geçen süre (prepatent süre) yakla şık 6 aydır. Strongylus edentatus: L 3 'ler portal vena ile birkaç gün içinde karaci ğere gelir. Burada nodüller olu şturur ve iki hafta sonra gömlek de ği ştirirler, L 4 'ler olu şur. Veteriner Helmintoloji 103 Karaci ğer içinde göç ederler. 6-7 hafta sonra hepato-renal ligamentlerin çevresinde subperitoneal olarak bulunurlar. Larvalar subperitoneal olarak birçok yerlere göç ederler ve esas yerle şim yerleri olan karaci ğer ligamentlerine gelirler. Dört ay sonra burada gömlek de ği ştirir ve L 5 'ler olu şur. L 5 'ler subperitoneal olarak sa ğ ventral kolonun duvarına ula şır. Burada büyük irinli nodüller olu ştururlar. Daha sonra parazitler nodülleri yırtar ve ba ğırsak lümenine geçerler. Burada olgunla şırlar. Prepatent süre 10-12 aydır. Larvalara bazen periton bo şlu ğunda da rastlanabilir. Bunlar burada geli şerek steril (kısır) eri şkinleri olu ştururlar. Strongylus equinus: L 3 'ler inceba ğırsa ğın musküler ve subserozal tabakasına yerle şir ve burada noduller olu ştururlar. Bu nodüllerde gömlek de ği ştirir ve L 4 'ler olu şur. L 4 'ler periton yoluyla karaci ğere gelir . Karaci ğerde 6-7 hafta göç geçirir ve karaci ğeri terk ederler. L 4 'ler daha sonra pankreasa gelir ve burada da bir gömlek de ği ştirirler, L 5 'ler olu şur. L 5 'ler bundan sonra sekum veya ventral kolana gelerek burada olgunla şırlar. Prepatent süre 8-9 aydır. Strongylus asini: L 3 'ler portal vena ile karaci ğere gelir. Burada gömlek de ği ştirirler, L 4 'ler olu şur. Bunlar tekrar portal vena'ya dönerler. Burada da bir gömlek de ği ştirirler ve L 5 'ler olu şur. L 5 'ler bilinmeyen bir yolla sekum veya kolona gelerek burada olgunla şırlar. Patojenez ve klinik belirtiler 1-Larvaların yaptı ğı bozukluklar: Strongylus vulgaris larvalarının arter duvarında yaptı ğı bozukluklar; 1) trombusların ve buradan kopan parçaların neden oldu ğu embolilerin şekillenmesi, 2) arter duvarında yangı sonucu kalınla şma, 3) arter duvarında geni şleme (aneurisma) ve incelmedir. Bunun sonucu arter yırtılır ve hayvan ölür . Bütün bu lezyonlar damarlarda kan akımını bozar. Arterlerin besledi ği ba ğırsak bölgelerine kan gitmez ve enfarktüsler olu şur. Bunları ise gangren izler ve hayvan ölür. Larvalar di ğer önemli arterlere de gidebilmekte (koroner arterler, karotit arter, eksternal iliyak arter ve spermatik arter) ve hayvanın ölümüne yol açabilmektedir. Larvaların arteriya mezenterika kranialis ve kollarında olu şturdu ğu trombus ve emboliler nedeniyle şiddetli bir sancı meydana gelir. Buna kızılkurt sancısı adı verilir. Toparlak ve Tüzer 104 Strongylus edendatus larvaları karaci ğerde patolojik de ği şikliklere neden olur. Yo ğun enfeksiyonlarda hayvanlar ölebilir. Bu durumda i ştahsızlık, karın a ğrısı, kabızlık, ataksi ile albumin ve safra pigmentleri ihtiva eden kırmızı renkli idrar görülür. Strongylus equinus larvalarının patogenitesi hakkında çok az bilgi mevcuttur. Larvalar karaci ğer göçleri sırasında kanamalı göç yolları meydana getirir. Hayvanlarda durgunluk görülür. Strongylus asini'nin L 4 ve L 5 'leri vena portada ve onun kollarında nodüler, kist benzeri trombo-endofilebitis meydana getirir. 2-Eri şkinlerin yaptı ğı bozukluklar: Eri şkin parazitlerin beslenme biçimlerinden dolayı kalın ba ğırsaklarda lezyonlar olu şur. Ayrıca ba ğırsak mukozasında meydana gelen nodüllerin açılması sonucu lezyonlar şekillenir. Bu parazitlerin a ğız kapsülleri büyüktür. Büyük bir mukoza parçasını a ğız kapsülleri içine çekerler ve bunu sindirirler. Bu sırada kanamalar olu şur. Parazit bu kısmı bırakır ve yemek üzere mukozanın sa ğlam di ğer bir kısmını a ğız kapsülü içine çeker. Böylece geride kanamalı ülserler kalır. Kanamaların çok oldu ğu durumlarda hayvanlarda anemi vardır. Hayvanlarda ishal görülür. Tektırnaklıların Konakta Göç Yapmayan Büyük Strongilleri Bu gruptakilerin boyları 1-2,5 cm arasında de ği şir. Larvaları konakta bir göç yapmaz. Bu grupta Triodontophorus, Craterostomum ve Oesophagodontus cinsi yer alır. Triodontophorus cinsindekilerde a ğız kapsülü içinde 6 adet (üç çift) di ş bulunur. Craterostomum cinsindekilerde üçgen biçiminde 3 adet di ş vardır. Ancak bu di şler a ğız kapsülü içine uzanmaz. Oesophagodontus cinsindekilerde ise üç adet lanset benzeri di ş benzeri çıkıntılar bulunur. Ancak bunlar da a ğız kapsülü içine uzanmaz. Triodontophorus cinsi Türler: Triodontophorus serratus, T.tenuicollis, T.brevicauda, T.minor Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji Makroskobik: 1-2,5 cm boyunda kırmızı renkli parazitlerdir. Mikroskobik: Türlerin birbirinden ayrılması a ğız kapsülündeki di ş sayısına göre yapılır. Konak: At, e şek Kolon ve sekuma yerle şir Ya şam çemberi: İyi bilinmemektedir. Tek tırnaklıların küçük strongillerine benzedi ği tahmin edilmektedir. Patojenez: Eri şkin parazitler mukoza ile beslenir ve göç yapan strongillerin eri şkinlerinin yaptıkları bozukluklara benzer bozukluklar olu ştururlar. Craterostomum ve Oesophagodontus cinsileri Bu cinstekiler genel hatlarıyla bundan önceki cinse benzerler Tektırnaklıların Konakta Göç Yapmayan Küçük Strongilleri Cinsler: Cyathostomum, Cylicocyclus, Cylicodontophorus, Cylicostephanus, Posteriostomum, Gyalocephalus, Cabellonema Cylindropharynx Bunların Cyathostomum, Cylicocyclus, Cylicodontophorus, Cylicostephanus cinsleri eskiden Trichonema cinsi adı altında yer alırlardı. Türler: Bu cinslere ba ğlı 40 dan fazla tür bulunur. Veteriner Helmintoloji 105 Yerle ştikleri yer: Tektırnaklıların kolon ve sekumuna yerle şir. Morfoloji Makroskobik: 1,5 cm den daha kısa boylu parazitlerdir. Koyu kırmızı veya beyaz renklidirler. Mikroskobik: A ğız kapsülleri bundan önceki strongillere nazaran daha küçüktür. Tür ayrımları a ğız kapsülünün yapısına, iç ve dı ş taç yapraklarına göre yapılır. Ya şam çemberleri: Konak dı şındaki geli şme göç yapan büyük strongillere benzer. Larvaları konakta göç geçirmez. L 3 'ler kona ğa geldiklerinde kalın ba ğırsak mukozasına girerler. Burada nodüller olu ştururlar. Nodüllerin içinde L 4 'ler olu şur. L 4 'ler ba ğırsak lümenine geçerler ve L 5 'ler olu şur. Bazı durumlarda L 4 'ler ba ğırsak mukozasında hipobiyoza girerler. Patojenez ve klinik belirtiler: Bu parazitler atların sekum ve kolonlarında genellikle çok yüksek sayılarda bulunur (1 milyondan fazla olabilir). Eri şkin parazitler a ğır enfeksiyonlarda deskuamatif kataral enteritise neden olur. Larvalar kalın ba ğırsaklarda çok sayıda nodüller olu şturur. Bu nodüllerde bulunan larvalar kı ş sonu-ilkbahar ba şında ba ğırsak lümenine dönerken ba ğırsakta büyük tahribat olu şturur. Bu durumda hayvanlarda siddetli ishal ve ölüm görülebilir. Bu olay genç sı ğırların Tip-2 ostertagiosis'ine benzer. Tektırnaklıların Strongil Enfeksiyonlarında Epizootiyoloji Bu enfeksiyon genç hayvanların (6 aylık-3 ya ş) sorunudur. Bununla birlikte çok sayıda hayvanın barındırıldı ğı yerlerde daha ya şlı hayvanlarda da hastalık şiddetli seyredebilir. At strongil enfeksiyonlarının epizootiyolojisi ruminantların trichostrongylidiosis'inkine benzer. Fakat ruminantlardan farklı olarak; 1-Eri şkin atlar fazla sayıda parazit barındırır ve bunlar meranın kirlenmesinde önemli rol oynarlar. 2-Bunlarda larva inhibisyonu küçük strongillerin ço ğunda görülür. 3-Periparturiyent yükselme olayı bunlarda görülmez. Tektırnaklıların Strongil Enfeksiyonlarında Tanı Larvalardan ileri gelen hastalı ğın tanısı güç bazen de imkansızdır. Ancak S.vulgaris‘in larvalarından enfeksiyonunun tanısında rektal yolla arteria mesenterica cranialis’in palpasyonu yapılır. Bu arter aortanın altında sol böbrek hilusunun yanında kalınla şmı ş düzensiz bir durumda kendini belli eder. Di ğer bir tanı yolu arteriografidir. Küçük türlerden ileri gelen enfeksiyonlarda olu şan şiddetli ishal olaylarında dı şkıda larvalar aranabilir. Eri şkinlerden ileri gelen enfeksiyonlarda dı şkıda tipik yumurtalar aranır. Strongylus cinsindeki türlerin yumurtalarının boyları 75-93 µm arasındadır. Di ğer türlerde yumurta boyu ise 100-140 µm arasında yer alır. Yumurtaların morfolojik özelliklerine bakarak parazitlerin cins düzeyinde tanısı zordur. Bu amaçla dı şkı kültürü yapılır. Yumurtalardan larva çıkarılır ve bu larvalar dı şarda 3'üncü döneme kadar geli ştirlir. Bunların morfolojik özelliklerinden cins düzeyinde tanı yapılır. Tektırnaklıların Strongil Enfeksiyonlarında Sa ğaltım Göç halindeki larvalara kar şı: Strongylus vulgaris'in arterdeki L 4 'lerine: Albendazole (50 mg/kgca) günde iki kez iki gün süreyle Oxfendazole (25 mg/kgca) günde üç kez üç gün süreyle Thiabendazole (440 mg/kgca) tek doz Pyrantel tartarate (40 mg/kgca) tek doz Ivermectin (tek tırnaklı için özel oral formülasyonu olan Equvalan) (0,2 mg/kgca) Strongylus edentatus larvalarına kar şı: Fenbendazole (60 mg/kgca) Küçük strongillerin larvalarına: Albendazole (50 mg/kgca) günde iki kez iki gün süreyle Oxfendazole (20 mg/kgca) günde üç kez üç gün süreyle Ivermectin (tek tırnaklı için özel oral formülasyonu olan Equvalan)(0,2 mg/kgca) Eri şkinlere Kar şı: Strongylus vulgaris'in eri şkinlerine: Albendazole (5 mg/kgca), Mebendazole (8m mg/kgca) Toparlak ve Tüzer 106 Cambendazole (20 mg/kgca) Oxfendazole (10 mg/kgca) Fenbendazole (7,5 mg/kgca) Oxibendazole (10 mg/kgca) Thiabendazole (80 mg/kgca) Dichlorvos (47,5 mg/kgca) Haloxon (60 mg/kgca) Trichlorfon (40 mg/kgca) Pyrantel tartarate (12,5 mg/kgca) Moxidectin (0,3-0,5 mg/kg) Ivermectin (tektırnaklı förmülasyonu) (0,2 mg/kgca) Strongylus edentadus'un eri şkinlerine: Moxidectin (0,3-0,5 mg/kg) Küçük strongillerin eri şkinlerine: Piperazine tuzlarından Piperazine adipate ve Piperazine citrate 240 (mg/kgca) Tektırnaklıların Strongil Enfeksiyonlarında Kontrol Her ya şta hayvan enfekte oldu ğundan ve yumurta çıkardı ğından, sütten kesilmi ş iki aylıktan yukarı tüm hayvanlar her 4-6 haftada bir ilaçlanmalıdır. Bu metot ileride bahsedilecek olan Parascaris equorum ve Oxyrus equi enfeksiyonlarını da engeller. Bazı türlerde hipobiyoz görüldü ğünden kı şın tavladaki hayvanları da ilaçlamak yararlıdır. Di ğer Strongil Enfeksiyonları Chabertia ovina Yayılı şı: Kozmopolit Morfoloji Makroskobik: Boyu 1,5-2,5 cm kadardır. Rengi beyazdır. Ön kısmı ventrale do ğru hafif kıvrıktır. Mikroskobik: A ğız kapsülü çok büyük ve çan biçimindedir. A ğız antero-vertrale açılır. A ğız deli ği etrafında çift sıra küçük papiller bulunur. A ğız kapsülünde di ş bulunmaz. Konakları: Koyun, keçi, seyrek olarak sı ğır Kolona yerle şir Ya şam çemberi: Preparaziter geli şme ruminantların Trichostrongylidae'lerine benzer. Paraziter dönemde L 3 'ler inceba ğırsak mukozasına girer. Burada bir hafta sonra gömlek de ği ştirirler. Meydana gelen L 4 'ler mukozayı deler ve ba ğırsak lümenine ula şırlar. Bunlar buradan göç eder ve sekuma gelirler. Kona ğa giri şlerinin 25'inci günü L 5 'ler olu şur. Bunlar ise buradan göç ederek kolonlara gelir ve olgunla şırlar. Prepatent süre 42 gündür. Patojenez: Bu parazitler esas patojen etkilerini L 5 ve olgun dönemde gösterirler. Bunlar ba ğırsak mukozasını a ğız kapsülü içine çeker, sindirir. Böylece kanama ve ülserler olu şur. Lezyonlu bu ba ğırsaktan protein kaybı şekillenir. Mukozada ödem vardır. Klinik belirtiler: Şiddetli enfeksiyonlarda kanlı olabilen bir ishal vardır. Koyunlarda anemi,hipoalbuminemi ve kilo kaybı olu şur. Yün verimi azalır. Epizootiyoloji: Bu parazitin L 3 'leri kı şı merada, L 4 'leri ise kı şı konakta hipobiyotik larva olarak atlatabilir. Tanı: Canlı hayvanlarda dı şkıda yumurtaları görmekle ve dı şkı kültüründen larvaların identifikasyonu ile yapılır. Nekropside parazitleri ve lezyonları görmekle olur. Sa ğaltım ve kontrol: Trichostrongylidae'lerde oldu ğu gibidir. Oesophagostomum cinsi Bu cinstekiler nodül olu şturan nematodlar olarak da bilinir. Veteriner Helmintoloji 107 Türler ve konakları: O.columbianum Koyun, keçi O.venulosum Koyun, keçi O.radiatum S ı ğır, manda O.dentatum Domuz O.quadrispinulatum Domuz Sekum ve kolona yerle şirler. Yayılı şları: Kozmopolit Morfoloji Makroskobik: Boyları 1-2 cm kadardır. Beyaz renkli kalın parazitlerdir. Ön kısımları sivri olmasıyla Chabertia'dan ayrılır. Mikroskobik: A ğız kapsülü küçüktür. Ço ğu türde a ğız deli ği taç yapraklarıyla çevrilidir. A ğız kapsülü çevresinde küçük bir ba ş vezikülü bulunur. Bunun arkasında boyun vezikülü yer alır. Boyun vezikülünü bazı türlerde boyun kanatları izler. Ayrıca bu cinstekilerde servikal papiller (boyun papilleri) de bulunur. Tür ayrımı boyun papillerinin ve taç yapraklarının durumuna göre yapılır. Ya şam çemberi: Preparaziter dönemleri Trichostrongylidae'lere benzer. Enfeksiyon L 3 'lerin otlarla oral yolla alınmasıyla olur. Domuzlarda ve koyunlarda larvalar deriden de girebilmektedir. İlk defa enfekte olan hayvanlarda bu larvalar ba ğırsak, özellikle de inceba ğırsa ğın ön kısmının mukozasına girer (1'inci histotropik dönem). Burada 5 gün kalır. Bu sırada gömlek de ği ştirirler. Meydana gelen L 4 'ler ba ğırsak lümenine geçerler. Buradan kalınba ğırsaklara giderler. Bir kısmı tekrar mukozaya girerken (2'inci histotropik dönem) di ğerleri burada geli şmelerini sürdürerek olgunla şır. Prepatent süre 6 haftadır Bazı türlerde (Oesophagostomum columbianum, O.radiatum, O.quadrispinulatum) ikinci enfeksiyonlarda hayvanlarda çok az larva normal geli şmesini sürdürerek eri şkin hale gelir. Larvaların ço ğu 1'inci veya 2'inci histotropik dönemlerde mukozada tutulur. Larvaların mukozada tutulmasının nedeni konak ba ğı şıklı ğıyla ilgilidir. Bunun sonucu olarak Ço ğu L 3 'lerin etrafında bir nodül olu şur. Larvalar bu nodüller içinde gömlek de ği ştirir ve 3-4 ay hatta bir yıla kadar kalır. Konak ba ğı şıklı ğının kırıldı ğı durumlarda (kötü beslenme, do ğum gibi) larvalar (L 4 ) nodülleri terk ederek ba ğırsak lümenine geçer ve kalın ba ğırsaklara giderler. Kalınba ğırsaklarda geli şmelerini tamamlarlar. Bu gibi hayvanlarda konak reaksiyonu sürdürdü ğü durumlarda nodüller açılmaz ve parazit nodülleri terk edemez. Bu nodüller içinde konak reaksiyonu sonucu ölürler. Bu nedenle genç koyunlarda çok sayıda eri şkin parazit olmasına kar şılık nodül pek görülmez. Tersine olarak eri şkin hayvanlarda nodül fazla sayıda bulunur fakat eri şkin parazit azdır. Oesophagostomum venulosum'da nodül olu şmaz, Oesophagostomum dentatum'da ise güçlükle görülür. Toparlak ve Tüzer 108 Patojenez ve klinik belirtiler: Patojen etkiler üç dönemde ortaya çıkar. 1) Mukoza göçü dönemi, 2) Eri şkin parazit dönemi ve 3) Nodül dönemi l-Mukoza göçü dönemi: Bu dönem, larvaların mukozayı terk edip lümene döndükleri devredir. 2-Eri şkin parazit dönemi: Eri şkin parazitlerin kolonda mukoza ve kanla beslendikleri devredir. Her iki devrede de ba ğırsak duvarında ödem, mukozada kanama, albumin kaybı olu şur. Buna ba ğlı olarak i ştahsızlık, ishal, kilo kaybı, anemi, hipoproteinemi ve ölüm meydana gelebilir. Bu her iki dönem özellikle enfeksiyona ilk kez yakalanan genç hayvanlarda dikkati çeker. 3-Nodül dönemi: O.columbianum, O.radiatum, O.quadrispinulatum türleriyle olu şan ikinci enfeksiyonlarda konak reaksiyonu sonucu larvaların etrafı eozinofiller, yabancı cisim dev hücreleri ve en dı şta ise fibroblastlardan olu şan bir kapsülle çevrilir. Nodülün içi ye şil renkli bir irinle doludur. Genellikle bu nodüllerin içi bakterilerle kontaminedir. Nodüllerin genellikle ba ğırsak lümenine açılan bir deli ği bulunur. Nodüllerin içi zamanla kazeyifiye ve kalsifiye olur ve içlerindeki larvalar ölür. Nodüllerin çapı koyunlarda 2-3, sı ğırlarda 5 cm'ye kadar ula şabilmektedir. Çok sayıda nodül ba ğırsakta bulundu ğunda; a-Gıda ve su absorbsiyonunu, b-Ba ğırsak hareketlerini, c-Sindirimi bozar. Konak reaksiyonunun kırıldı ğı ve larvaların nodülleri terk etti ği zamanda yukarıda bahsedilen mukoza göçünde görülen reaksiyonlar ortaya çıkar. Bu nodüller bazen peritona do ğru yırtılır ve irin peritona karı şır. Hayvanlar peritonitisten ölebilir. Nodül ta şıyan ba ğırsaklar sanayide salam, sosis, sucuk ve katküt yapımında kullanılamaz. Ekonomik kayıp olu şur. Epizootiyoloji: Epizootiyolojide önemli noktalar şunlardır. 1-L 3 'ler so ğu ğa dayanıklıdır. Kı şı merada geçirebilir. 2-Ço ğu türden ileri gelen enfeksiyonlarda gençler çok fazla eri şkin parazit ta şıdıklarından meranın kirlenmesinde önemli rol oynarlar. 3-Ya ğı ş merada L 3 'lerin dı şkıyı terkedip etrafa yayılmasında önemli bir faktördür. 4-Bazı türler deriden girebildi ği için mera enfeksiyonunun yanı s ıra ahır enfeksiyonu da olabilir. 5-Sinekler L 3 'leri bacaklarıyla bir ahırdan ötekine ta şıyabilir. (Özellikle domuzlarda) 6-Bazı türlerde (O.venulosum, O.dentatum, O.quadrispinulatum) L 4 'ler Ostertagia'larda oldu ğu gibi hipobiyoza girerler. Tanı: Canlı hayvanlarda ancak eri şkin parazitlerden ileri gelen kronik enfeksiyonların tanısı mümkündür. Dı şkıda bulunan yumurtaları Trichostrongylidae yumurtalarına benzedi ği için dı şkı kültürü yapılarak larvalardan tanıya gidilir. Ölü hayvanlarda ise nekropsiyle olur. Sa ğaltım: Ruminantlarda benzimidazol grubu ilaçlar, febantel, ivermectin, doramectin ve moxidectin kullanılır. Domuzlarda larvalara kar şı fenbendazole, flubendazole, eri şkin parazitlere kar şı thiofenat, febantel, hem larva ve hem eri şkinlere kar şı diclorvos ve levamisole kullanılır. Kontrol: Ruminantların ostertagiosis'inde oldu ğu gibidir. Stephanurus dentatus Stephanurus cinsinde yer alan bu tür domuzların böbrek ve perirenal dokularında yerle şir. Tropik bölgelerde görülür. Uzunlu ğu 4,5 cm kadardır. Yumurtaları kona ğın idrarıyla dı şarı çıkar. Veteriner Helmintoloji 109 Bu yumurtaların içinde kısa sürede L 1 'ler geli şir ve yumurtayı terkeder. İki kez gömlek de ği ştirerek L 3 dönemine ula şırlar. Bunlar enfektif larvalardır. Bula şma üç yolla olur: 1- L 3 'lerin oral yolla alınmasıyla, 2- L 3 'lerin deriyi delmesiyle ve 3- L 3 ta şıyan yersolucanlarının yenmesiyle olur. Yersolucanları paratenik konaktır. Enfeksiyondan sonra larvalar karaci ğere, ordan da periton yoluyla böbreklere ula şırlar ve olgunla şırlar. Larvaların özellikle karaci ğerdeki göçleri sırasında yaptı ğı tahribat önemlidir. Hayvanlarda siroz ve ölüme yol açabilir. Tanı nekropside olur. Çünkü karaci ğer tahribatı prepatent sürede olmaktadır. Tedavide benzimidazol grubu ilaçlar ile ivermectin, doramectin ve levamisole kullanılır. Syngamus trachea Yayılı şı: Yurdumuz dahil dünyanın çe şitli ülkeleri Morfoloji Makroskobik: Erkeklerle di şiler sürekli çiftle şme halinde bulunurlar ve Y harfine benzer bir görünümdedirler. Erkekler di şilerin 4-5 katı daha küçüktür. Erkekler 5 mm, di şiler 20 mm civarındadır. Kırmızı renkte görünürler. Mikroskobik: A ğız kapsülü sı ğ ve büyüktür. A ğız kapsülünün tabanında 10 adet di ş yer alır. Yumurtaları ovaldir. Her iki kutbunda kapak bulunur. Konak: Evcil kanatlılar, sülün, keklik gibi av ku şları (su ku şları hariç) Trakea'ya yerle şir Ya şam çemberi: Di şiler yumurtalarını trakeaya bırakır. Bunlar önce yuta ğa gelir. Buradan yutularak dı şkıyla dı şarı atılır. L 1 , L 2 ve L 3 dönemlerini yumurta içinde geçirir. L 3 'ler yumurtayı terkedebilir veya terketmeyebilir. Yumurtayı terkeden L 3 'lerin dı ş ortama olan dayanıklıkları azdır. L 3 ta şıyan yumurtalar ise yersolucanı, kara ve su salyangozları, bazı sinekler ve di ğer bazı artropotlar tarafından alınır. Bunlar paratenik konaklardır. Enfeksiyon oral yolla olur ve parazitler kona ğa 3 şekilde girerler. 1- L 3 ta şıyan yumurtaların alınmasıyla 2-Yumurtayı terkeden L 3 'lerin alınmasıyla 3- L 3 ta şıyan paratenik konakların alınmasıyla Toparlak ve Tüzer 110 L 3 'ler sonkona ğa girdiklerinde ba ğırsa ğı deler ve kan yoluyla akci ğerlere gelir (4-6 saat sonra). Akci ğerlerde 5 günde iki kez gömlek de ği ştirir. Boyları 1-2 mm'ye ula şır. Çiftle şme 7'inci günde trakea ve bron şlarda olur. Prepatent süre 18-20 gündür. Patojenez ve klinik belirtiler: Bu parazit patojen etkisini özellikle genç hayvanlarda gösterir ve ba şlıca hindi palazları ve av ku şlarının yavruları etkilenir. Bunlarda larvaların akci ğerde yaptı ğı göç sonucu a ğır enfeksiyonlarda pnöymoni ve ölüm görülür. Daha az şiddetli enfeksiyonlarda eri şkin parazitler trakeada kanamalara neden olur. Ayrıca trakeada a şırı bir mukus üretimi söz konusudur. Bu mukus akci ğer bron şiyollerini tıkayarak asfeksiden hayvanı öldürür. Hayvanlarda solunum güçlü ğü vardır. Hayvanlar nefes alabilmek için a ğızlarını sürekli açık tutar ve boyunlarını ileri do ğru uzatır. Hayvanlar ba şlarını sürekli sallarlar ve öksürürler. Epizootiyoloji: Daha ziyade genç hayvanlar duyarlıdır. Ya şlı hayvanlar ise enfeksiyonun kayna ğını olu ştururlar. Parazitin yumurtaları toprakta 9 ay kadar canlı kalır. Paratenik konaklardaki L 3 'ler yıllarca canlı kalır. Paratenik konaklar zaman içinde sürekli olarak L 3 'leri vücutlarında biriktirirler. Bu yüzden enfeksiyon daha ziyade açıkta beslenen hayvanlarda görülür ve paratenik konakla olu şan enfeksiyonlar daha ciddi problemlere yol açar. Sürekli yumurta çıkaran yabani ku şlar (karga gibi) enfeksiyonun devam etmesinde önemli faktördürler. Tanı: Klinik belirtiler ve dı şkıdaki yumurtaların görülmesiyle yapılır. Tanıyı do ğrulamak amacıyla hastalar arasından seçilen birkaç hayvana nekropsi yapılır. Sa ğaltım: Yeme katılarak verilen thiabendazole (0,3-1,5 g/kg tek oral doz veya yemde % 0,05 oranında katılarak 7 gün), mebendazole veya fenbendazole (her ikisi de yemde % 0,01 oranında 7-14 gün süreyle) kullanılır. Ayrıca moxidectin, ivermectin, albendazole, levamisole, flubendazole ve dimetridazole de kullanılır. Kontrol: Genç ve eri şkinler ayrı yeti ştirilir. Kümes altlı ğı kuru tutulmaya çalı şılır. Arakonaklarla mücadele yapılır. Yabani ku şların kümeslere giri şi engellenir. Cyathostoma bronchialis Bu tür Cyathostoma cinside yer alır ve ördek ve kazların trakeasında ya şar. Bu parazitlerin erkek ve di şilerinin sürekli çiftle şme halinde olmamalarıyla Syngamus trachea'dan ayrılır. A ğız kapsülünün tabanında 6-7 adet di ş bulunur. Di ğer yönleriyle Syngamus trachea'ya benzer. Mammomonogamus Cinsi Bu cinste bulunan türler memelilerin solunum sisteminde ya şarlar. Ruminantlarda M.laryngeus larinkste ve M.nasicola burun bo şluklarında; kedilerde M.ierei burun bo şlu ğunda bulunur. Mammomonogamus laryngeus ara sıra insanlarda da Bu parazitler yurdumuzda görülmemi ştir. görülmektedir. Kancalıkurt Enfeksiyonları Karnivorlarda Ancylostoma ve Uncinaria, ruminantlarda Bunostomum ve Gaigeria, domuzlarda Globocephalus cinslerine ba ğlı türler bulunur. Bu gruptakilere kancalıkurt denmesinin nedeni ön kısımlarının kıvrık olması dolayısıyla kanca benzeri görünmelerindendir. Geli şmeleri direktir. Enfeksiyon oral ve/veya perkutan olarak olur. Bu parazitler inceba ğırsaklarda yerle şir ve kan emerler. Oldukça patojen türlerdir. Karnivorlarda Kancalıkurt Enfeksiyonları Türler ve konakları: Ancylostoma caninum köpek, tilki A.tubaeforme kedi A.braziliense köpek, kedi Uncinaria stenocephala köpek, kedi, tilki Konakların inceba ğırsaklarına yerle şir. Transport konakları: Fare, rat Yayılı ş: Yurdumuz dahil Dünya'nın sıcak iklime sahip ülkelerinde görülür. Morfoloji Makroskobik: Boyları 1-2 cm uzunlu ğundadır. Ön kısımları kıvrık olup kancaya benzer. Mikroskobik: A ğız kapsüllleri büyük olup kenarında Ancylostoma cinsinde di şler, Uncinaria cinsinde bir çift (2 adet) kesici plak bulunur. Di ş sayısı A.caninum ve A.tubaeforme'de üç çift, A.braziliense‘de iki çifttir. Veteriner Helmintoloji 111 Yumurtaları Trichostrongylidae yumurtalarına benzer. Ya şam çemberleri: Ancylostoma caninum: Homoksen geli şir. Dı şkıyla atılan yumurtalar içinde L 1 'ler geli şir. L 1 'ler yumurtayı terkeder dı ş ortamda bakterilerle baslenirler. Daha sonra L 2 ’ler meydana gelir. Bunlar da geli şip beslendikten sonra L 3 'ler meydana gelir. Bunlar L 2 döneminden kalan kılıfı üzerinden atmazlar ve dı ş ortamdan beslenmezler. Uygun şartlarda yumurtadan L 3 'lerin meydana geli şi 30-23ºC’ta 2-8 gündür. Dı ş ortamdaki bu L 3 'ler kona ğa deri ve/veya a ğız yoluyla girer. Deri yoluyla enfeksiyon: Larvalar deriyi delerek girer. Bunların izleyecekleri yol enfeksiyonun endemik oldu ğu bir yerde hayvanın ya şına göre de ği şir. Endemik olmayan yerlerde ise parazit hayvanlarda ba ğı şıklı ğın olmaması nedeniyle üç aylı ğa kadar olan köpeklerdeki yolları izler. A şa ğıda endemik bir alanda parazitin izleyece ği yollar verilmi ştir. Üç aylı ğa kadar köpeklerde: Larvalar deriyi delerek girer. Kan ve lenf yoluyla sa ğ kalbe oradan akci ğerlere göç eder. Akci ğer kapillar damarlarında L 4 olurlar. Bu larvalar kapillar damarları patlatarak alveollere girer. Bu larvalar bro şiyol, bron ş, trakea, yutak, yemek borusu yolunu izleyerek inceba ğırsaklara gelirler ve eri şkin hale geçerler. Yani bir trakeal göç yaparak ince ba ğırsaklara gelirler. Prepatent süre 14-20 gündür. Üç aylıktan büyük köpeklerde: Bu hayvanlarda kona ğa giren larvaların ancak küçük bir kısmı yukarıda anlatılan yolu izleyerek eri şkin döneme ula şır. Giren larvaların ço ğu daha önceki enfeksiyonlarda olu şan ba ğı şıklı ğın etkisiyle kaslara ve ba ğırsak duvarına giderek L 3 döneminde inhibisyona girer. Ba ğırsakta bulunan eri şkin parazitlerle inhibe larvalar arasında sayıca bir denge kurulur. Ba ğırsaktaki eri şkin parazit sayısı belirli bir sayıda oldu ğu sürece inhibe larvalar harekete geçmez. E ğer eri şkin parazitler sa ğaltımla ortadan kaldırılırsa bunların yerine geçecek sayıda inhibe larva aktive olur ve ba ğırsakta eri şkin döneme ula şırlar. Bu larvaları inhibisyondan çıkaran di ğer bir olay gebeliktir. İnhibe larvalar gebelik hormonlarının etkisi ile do ğuma iki hafta kala harekete geçerler. Harekete geçen larvalar a şa ğıdaki yolları izlerler. a-Bir kısmı inceba ğırsa ğa gidip eri şkin döneme ula şır. Ancak bunların prepatent süresi 4 hafta olup dı şarıdan yeni alınan larvaların prepatent süresinin yakla şık iki katıdır. Yani inhibisyondan çıkan larvalar daha yava ş geli şmektedir. b-Bir kısmı intrauterin yolla yavruyu enfekte eder. Larvalar yavruda inhibisyona girer. Bunlar do ğumdan sonra tekrar hareketlenirler ve ba ğırsakta eri şkin hale gelirler. Bu yolla enfekte olan yavrularda parazitin yumurtası do ğumdan sonra en erken 13’üncü günde dı şkıda görülür. c-Geri kalan kısmı ise galaktojen yolla yavruya geçmektedir. Larvalar do ğumdan sonra 20 gün süre ile sütle çıkmaktadır. Dı şkıda yumurta enfeksiyonun alınmasından en erken 16 gün sonra görülür. İnhibe larvalar dört gebelik döneminde kısım kısım harekete geçerler. A ğız yoluyla enfeksiyon: A ğız yoluyla giren larvalar iki yolu izleyebilir. Mukoza yoluyla enfeksiyon: A ğız yoluyla alınan larvaların bir kısmı mukozayı deler. Mukozadan içeri giren larvalar hayvanın ya şına göre deri yoluyla enfeksiyondaki yolları izler. Do ğrudan inceba ğırsak enfeksiyonu: A ğız yoluyla alınan larvaların bir kısmı ise yemek borusu, mide yolunu izleyerek do ğrudan inceba ğırsaklara gelir. Burada Liberkühn bezlerine girerler ve tekrar lümene geri dönerler. Gömlek de ği ştirerek önce L 4 'ler, daha sonra da eri şkin parazitler meydana gelir. Prepatent süre 15-26 gündür. Ancak alınan larvalar dı şarıda aniden dona maruz kalmı şsa o zaman inceba ğırsa ğa gelen larvalar burada tutularak inibisyona girer. Do ğrudan inceba ğırsak enfeksiyonu L 3 'lerle enfekte transport konakların (Fare, rat gibi) yenmesiyle de olu şmaktadır. Ancylostoma tubaeforme, A.braziliense ve Toparlak ve Tüzer 112 Uncinaria stenocephala: 1-Bunlarda ya şam çemberi temel olarak Ancylostoma caninum’unkine benzer. Ancak bunlarda intrauterin ve galaktojen bula şma yoktur. 2-Uncinaria stenocephala’da deri ve mukoza yoluyla giren larvaların büyük bir kısmı geli şemeyerek eri şkin döneme ula şamaz. Prepatent süre Ancylostoma tubaeforme’de 22-25 gün, A.braziliense’de köpekte 10, kedide 11 gün ve Uncinaria stenocephala’da 15 gündür. Patojenez ve klinik belirtiler: Ancylostoma caninum’da: A şa ğıda endemik bir bölgedeki durum yansıtılmı ştır. Endemik olmayan yerlerde aniden olu şan enfeksiyonlarda ya şa bakmaksızın üç aylıktan küçüklerdeki duruma yakın olaylar gözlenir. Üç aylıktan küçük köpeklerde: 1-Deriyi delme devresi: İlk enfeksiyonlarda deriyi delme sırasında fazlaca bir reaksiyon gözlenmez. Çünkü bu hayvanlarda a şırı duyarlılı ğa yol açacak düzeyde ba ğı şıklık henüz geli şmemi ştir. 2-Göç devresi: A ğır enfeksiyonlarda göç eden larvalar akci ğerlerde kapillar damarlardan çıkıp alveollere girme sırasında şiddetli kanamaya yol açar. 3- İntestinal devre: Bu devre eri şkin parazitlerin kan emmesi ve emdikleri ba ğırsak mukozasında meydana gelen kanamalar sonucu ortaya çıkar. Parazitlerin emmi ş oldukları kan ve a ğız kapsüllerine çekmi ş oldukları ba ğırsak mukoza parçasının sindirilmesi sırasında şiddetli kan kaybı olur. Hayvanların dı şkısında kan bulunur. 2’inci ve 3’üncü devrede olu şan olaylar sonucu solunum güçlü ğü, solunum sayısında artma ve anemi meydana gelir. Bu durum özellikle galaktojen yolla enfekte olmu ş genç köpeklerde dikkati çeker. Çünkü sadece sütle beslenen (Süt demirden fakirdir) bu hayvanların vücutlarınaki demir stokları kaybedilen kandaki demiri kar şılıyacak düzeyde de ğildir. Yeni do ğmu ş yavrularda 50-100 eri şkin parazit ölüme neden olabilir. Hayvanlar 2-3 hafta içinde ölürler. Üç aylıktan büyük köpeklerde: 1-Deriyi delme devresi: Bu ya ş grubunda parazite önceden duyarlı hale gelmi ş köpeklerde larvaların deriden girmeleri sırasında ya ş ekzema ve ülserlerle karakterize deri lezyonları geli şebilir. Bu lezyonlara daha çok parmak arası deride rastlanır. Bu lezyonlar hayvanlarda topallamaya neden olabilir. 2-Göç devresi: Bu devre belirtisiz seyreder. Çünkü olu şan ba ğı şıklık nedeniyle larvaların büyük bir kısmı trakeal göç geçirmez ve akci ğer bozuklukları olu şmaz. 3- İntestinal devre: Bu ya ş grubundaki hayvanlarda ba ğı şıklık nedeniyle ba ğırsaklarında bulunan eri şkin parazit sayısı az oldu ğundan ve de ği şik besinlerle beslenmelerinden dolayı demir stokları yeterli oldu ğundan kan kaybı fazla de ğildir. Bu ya ş grubundaki hayvanlarda bitkinlik vardır. Tüyleri karı şık ve mattır. Uzun süren enfeksiyonlarda mikrositik-hipokromik bir anemi meydana çıkar. Di ğer türlerde: Bu gruptakiler ya kan emmezler (Ancylostoma braziliense) ya da çok az kan emerler. Bu nedenle az patojen etkiye sahiptir. Hayvanlarda sindirim bozuklu ğu ve arasıra ishale neden olurlar. İnsanlarda: Karnivor kancalıkurtlarının enfektif larvaları insan derisini deler ve dermiste gezinerek deri larva migransına neden olurlar. Ancak bunlar insanda deriden daha öteye gidip eri şkin hale gelemezler. Dermis içindeki gezinti yolları k ırmızı renkli ve ka şıntılıdır. Ancak enfektif larvalar a ğız yoluyla alınırsa insanlarda iç organ larva göçüne neden olurlar. Epizootiyoloji: 1-Çevre faktörü: Bu parazitlerin yumurta ve larvalarının geli şmesinde ve canlılıklarını korumalarında sıcaklı ğın, topra ğın yapısı ve neminin büyük rolü vardır. Geli şme, gölgelik, orta derecede nemli ve iyi havalanan topraklarda en iyi olur. A şırı sulu, veya kuru, direkt güne ş ı şı ğı alan yerler, killi topraklar geli şme ve canlılı ğın devamı için uygun de ğildir. Yumurtadan enfektif larvaların meydana geli şi uygun toprakta 30-23ºC lar arasında en hızlı olur. Bu süre sırasıyla 2-8 gündür. Geli şme 15ºC’ın altında durur. Nemli ve gölgelik ortamlarda larvalar uzun süre (haftalarca) canlılıklarını sürdürebilir. Köpek kulübelerinin altı rutubetli ve toprak ise hastalı ğın ortaya çıkması kaçınılmazdır. Çevre faktörlerinden en önemlilerden biriside dı şkı hijyenidir. Dı şkının yerde birikmesi ve etrafa da ğılması içindeki yumurtaların da ortama da ğılmasına neden olur. Bütün bu faktörler köpek yeti ştiricili ği yapılan yerlerde problem olarak ortaya çıkar. 2-Konak faktörü: Üç aylıktan küçük hayvanlar dı şkılarla çevreyi kontamine ederler. Daha ya şlı hayvanlar ise enfeksiyona rezervuarlık yapar. 3-Parazit faktörü: Biyotik potansiyeli yüksek Veteriner Helmintoloji 113 parazitlerdir. Di şiler çok sayıda yumurta yumurtlarlar. Bir di şi günde 20 bin yumurta çıkarabilir. Dı ş ortamda larvalar yumurtadan kısa sürede çıkar. E ğer çevre ko şulları uygun de ğilse bunların büyük bir kısmı ölür. Tanı: Klinik belirtilere ve dı şkıda yumurtaların aranmasına dayanır. Ancak süt emen yavrularda bozukluklar prepatent sürede ortaya çıktı ğından dı şkıda yumurta görülmeyebilir. Sa ğaltım: Sa ğaltımda kullanılan ilaçlar şunlardır: Kimyasal madde Köpek Kedi _ Ivermectin 0,2 mg/kg - Moxidectin 0,2 mg/kg - Milbemycin oxyme 0,5 mg/kg - 3-Gebe ve laktasyondaki köpeklerin ilaçlanması: Larvaların inhibisyondan çıkması do ğumdan iki hafta öncesine rastlamaktadır. Sütle larva atılı şı 20 gün sürmektedir. Bu süreler içinde hareketlenen larvaların bir kısmı da annenin ba ğırsaklarında eri şkin hale geçmektedir. Hareketlenen bu larvalardan olu şan eri şkinlerin yumurta çıkarması da en erken 28 gün sonra olmaktadır. Bu durumda annenin ilaçlanması ilk olarak do ğuma iki hafta kala ba şlamalı ve ilaçlama do ğumdan 48 (20+28) gün sonraya kadar iki haftada bir yapılması gerekir. Ancak biyolojik variyasyonlar göz önüne alınarak son ilaçlama süresi do ğumdan sonra iki ay sonrasına kadar olabilir. Selamectin 6 mg/kg Mebendazole 50 mg/kg 50 mg/kg (be ş gün) (be ş gün) Nitroscanate 100 mg/kg - Pyrantel pamoate 11,6 mg/kg 20 mg/kg Fenbendazole 25 mg/kg 30 mg/kg Ivermectin, Coli, Greyhound ve Alman Çoban Köpe ği ırklarında nöyrotoksiktir. Çünkü bu ilaç bu ırk köpeklerde di ğer ırklara göre kan-beyin bariyerini kolayca geçer. Kan - beyin bariyerinin yapısını bozan meningitis olgularında ise toksisite her ırk köpek için geçerlidir. Bütün bu ilaçlar ba ğırsaktaki geli şmekte olan larvalara ve eri şkinlere kar şı etkilidir. Hastalı ğın şiddetli oldu ğu durumlarda anemiye kar şı demir ve B 12 preparatları verilir. Gençlerde bazen kan nakli de gerekebilir. Kontrol: Kontrolde hedefler: 1-Dı ş ortamdan gelecek enfeksiyonların engellenmesi: a-Çevrede yapılacak düzenlemeler b-Konaktan yumurta çıkı şının engellenmesi 2-Anneden geçen enfeksiyonların ( İntrauterin ve galaktojen enfeksiyonlar)engellenmesidir. Kontrolde yapılacak uygulamalar: 1-Çevre ko şullarının düzeltilmesi ve zeminin dezenfeksiyonu: Zeminin fiziki yapısının nemli bir ortam olu şmayacak şekilde düzenlenmesi (Beton olması), dı şkıların günlük uzakla ştırılması gerekir. Zemine larvaları öldürmek için 10 m 2 ’ye 2 kg dozda sodyum borat uygulanmalıdır. Zeminin ilaçlanması yumurtadan enfektif larvanın geli şmesine izin verilmeyecek periyodlarla yapılmalıdır (Bkz. epizootiyoloji). 2-Üç aylı ğa kadar olan yavrularda: Yavruların dı şkısında yumurtalara en erken intrauterin bula şmada do ğumdan 13 gün sonra, galaktojen bula şmada sütle larvaların alını şından 16 gün sonra rastlanmaktadır. Sütle larva çıkı şı ise do ğumdan sonra 20 gün süre ile devam etmektedir. Dı ş ortamdan alınan larva enfeksiyonlarında ise prepatent süre en kısa 14 gündür. Ya şam çemberindeki bu süreler göz önüne alındı ğında yeni do ğan yavrular do ğumun ilk haftası sonunda ba şlamak üzere üç aylık olana kadar iki haftada bir kez ilaçlanır. Böylece hayvanlarda ba ğı şıklık geli şene kadar intrauterin, galaktojen yollarla ve dı ş ortamdan gelecek enfeksiyonlar sa ğaltılır ve çevrenin yumurtayla kontaminasyonu engellenir. Pratik açıdan annenin ilaçlamasında, ilk ilaçlama do ğumdan iki hafta önce uygulanır. Sonraki ilaçlamalar ise do ğumdan sonra 3’üncü aya kadar yavrularla birlikte yapılır. Gebe olan di şilerde do ğumdan iki hafta önce yapılacak 1 mg/kg dozda doramectin her iki amaca da hizmet eder. Ancak ba ğırsaktan eri şkin parazitlerin ortadan kaldırılması inhibe larvaların tekrar harekete geçip ortadan kaldırılan eri şkinlerin yerini alaca ğı unutulmamalıdır. Ruminantlarda Kancalıkurt Enfeksiyonları Türler ve konakları: Bunostomum trigonocephalum koyun, keçi B.phlebothomum s ı ğır Gaigeria pachyscelis koyun, keçi İnceba ğırsaklara yerle şirler Yayılı ş: Yurdumuz dahil pek çok ülkede Morfoloji Makroskobik: Ruminantların inceba ğırsaklarında bulunan en büyük nematodlardır (askaritler hariç). Uzunlukları 1-3 cm kadardır. Mikroskobik: A ğız kapsülleri geni ş olup ventral kenarında iki adet kitini yapıda kesici plak (levha) bulunur. Türlerin ayrımı ise a ğız kapsülü içinde yer alan di şlerin konumu, şekli ve sayısına göre yapılır. Toparlak ve Tüzer 114 Yumurtaları Trichostrongylidae yumurtalarına benzer. Ya şam çemberi: Enfeksiyon Bunostomum'larda deri ve oral, Gaigeria'da deri yoluyla olur. Deri yoluyla olan bula şmada larvalar A.caninum'da oldu ğu gibi akci ğer göçü geçirdi ği halde oral yolla olanlarda larvalar do ğrudan ba ğırsaklara giderek olgunla şır. Prepatent süre Bunostomum'larda 10 hafta, Gaigeria'da ise 8,5 haftadır. Patojenez ve klinik belirtiler: Eri şkinler kan emer. Hayvanlarda anemi, hipoalbuminemi, ishal ve kilo kaybına neden olurlar. Özellikle Gaigeria'dan ileri gelen enfeksiyonlarda çok az sayıdaki parazit bile koyunların ölümüne neden olabilir. Buza ğılarda larvaların deriden girmesi sırasında ayaklarda ka şıntıya ve hayvanın ayaklarını yere vurmasına neden olur. Tanı: Dı şkıdaki yumurtaları di ğer strongil tip yumurtalarla karı şır. Kesin tanı ancak larva kültüründen elde edilen L 3 'lerin morfolojik özelliklerine göre yapılır. Sa ğaltım ve kontrol: Oestertagiosis'te kullanılan ilaçlar kullanılır. Kontrol: Dı şkının ahırdan uzakla ştırılmasına, hayvanların altlıklarının kuru olmasına dikkat edilir. Domuzlarda Kancalıkurt Enfeksiyonu Domuzlarda Globocephalus cinsine ba ğlı türler (G.longemucronatus, G.urosbulatus, G.samoensis ve G.versteri) kancalıkurt enfeksiyonuna neden olur. Bunlar inceba ğırsaklarda yerle şir. Ya şam çemberleri tam olarak bilinmemektedir. Hayvanlarda anemi yaparlar. Tedavide karnivor ancylostomiasis'inde kullanılan ilaçlar kullanılabilir. Metastrongyloidea üstailesi Bu üstailedeki türlerin ço ğu akci ğerlerde ya şar ve Trichostrongyloidea üstailesi Dictyocaulus cinsinde bulunan türlerle birlikte akci ğer kılkurtları olarak bilinirler. Bu üstailedekiler heteroksen geli şirler. Domuzların Akci ğer Nematodları Türler: Metastrongylus apri, M.salmi, M.pudendotectus Domuzların bron ş ve bron şiollerine yerle şir. Arakonakları: Yer solucanı Yayılı şları Kozmopolit Morfoloji: Eri şkinlerin boyu 6 cm'ye yakla şır. Kona ğı, yerle şti ği yer ve uzunlu ğu cins te şhisi için yeterlidir. Yumurtalar kalın kabuklu olup dı şkıyla atıldı ğında içinde L 1 bulunur. Ya şam çemberi: Yumurtalar dı şkıyla atıldıktan sonra içindeki larva yumurtayı terkeder veya terketmez. Arakonak yersolucanı larva veya yumurtaları yer. Arakonakta L 1 - L 3 'e kadar olan geli şme 26 °C'de yakla şık 10 gün sürer. Domuz solucanı yiyerek enfekte olur. Ba ğırsa ğa gelen L 3 mezenterik lenf yumrularına girer. Burada L 4 'e dönü şür. Bunlar kan ve lenf yoluyla akci ğerlere gider. Bron şiollere geldiklerinde L 5 'ler meydana gelir ve olgunla şır. Prepatent süre 4 haftadır. Patojenez ve klinik bulgular: Patojenez Dictyocaulus'lardan ileri gelen enfeksiyonunkine benzer. Ancak Metastrongylus'ların patojenitesi daha azdır. Bazen genç domuzlarda verminöz bron şitis ve pnöymoni geli şebilir. A ğır enfeksiyonlarda öksürük, solunum Veteriner Helmintoloji 115 güçlü ğü ve burun akıntısı görülür. Bu parazitlerin larvaları domuz influenza virusunu ta şır ve bu hastalı ğın epizootiyolojisinde önemli rol oynar. Epizootiyoloji: Bu parazitin yumurtaları so ğu ğa kar şı dayanıklı olup toprakta canlılı ğını bir yıl kadar koruyabilir. Bu durum arakona ğın paraziti alma şansını artırır. Arakonakta L 3 'lerin ya şam süresi solucanın ömrü olan 7 yıl kadardır. Hastalık özellikle 4-6 aylık domuzlarda yaygındır. Hastalık arakona ğın görüldü ğü toprak zeminde yapılan domuz i şletmelerinde daha sık görülür. Tanı: Dı şkı bakısı esastır. Ancak yumurtalar a ğır oldu ğundan bunları yüzdürmek için yo ğun MgSO 4 çözeltisi kullanılır. Sa ğaltım: Sa ğaltımda benzimidazol grubu ilaçlar, levamisole, tetramisole ve ivermectin kullanılır. Kontrol: Domuzlara ilaç uygulanır ve arakonaklarla mücadele edilir. Bu amaçla domuz ahırlarının tabanı beton yapılır. Küçük Ruminantların Akci ğer Nematodları Bu hayvanlarda görülen akci ğer nematodlarından Dictiyocaulus filaria daha önceki konularda bahsedilmi ştir. Di ğer türler a şa ğıdadır. Türler ve akci ğerde yerle şti ği yer: Muellerius capillaris Alveol Protostrongylus rufescens Bron şiol Protostrongylus unciphorus Bron şiol Cystocaulus ocreatus Parankima Spiculocaulus leuckarti Bron ş Neostrongylus linearis Bron ş Arakonak: Kabuklu veya kabuksuz karasalyangozları Yayılı ş: Yurdumuz dahil dünyanın çe şitli ülkeleri Morfoloji: Eri şkinleri 1-3 cm uzunlu ğundadır. Saç kılına benzerler. Kahverenklidirler. Türlerin birbirinden ayrımı erkeklerin spikulum ve dorsal kaburganın yapılarına göre olur. Dı şkıdaki larvaların (L 1 ) ayrımı cins düzeyinde kuyruk özelliklerine göre yapılır. Muellerius'ta kuyruk tribu şon biçiminde olup bir dorsal diken ta şır . Cystocaulus'ta kuyrukta biri dorsal ve ikisi subventral olmak üzere üç diken bulunur. Neostrongylus'ta kuyruk iki kısma ayrılmı ştır. ilk kısmı kare şeklinde , ikinci kısmı ise lanset biçimindedir. Diken bakımından Cystocaulus'a benzer. Ancak dorsal diken az belirgindir. Protostrongylus'ta kuyruk düz kama şeklindedir. Bu parazitlerle birlikte görülen Dictyocaulus filaria'da ise kuyruk parmak şeklinde küt olarak sonlanır. Ya şam çemberi: Bu parazitlerin di şileri ovo-vivipardırlar. Yumurtaları yerle ştikleri yerlere bırakırlar. Yumurta içindeki L 1 hemen yumurtayı terkeder ve trakea, yutak ve ba ğırsaklar yoluyla dı şarı atılır. L 1 'ler, Toparlak ve Tüzer 116 arakonak olan salyangozun yumu şak dokularını deler ve salyangoza girer. Burada 2-3 haftada L 3 haline dönerler. Küçük ruminantlar enfekte salyangozları otlarla birlikte yiyerek enfekte olurlar. L 3 'ler ba ğırsak mukozasını deler ve kan ve lenf yoluyla akci ğerlere gelirler. Prepatent süre cinslere göre 5-10 hafta arasında de ği şir. Parazitler vücutta iki yıl kadar canlı kalırlar. Patojenez ve klinik belirtiler: Bu parazitlerin patojen etkileri fazla de ğildir. Sadece a ğır Protostrongylus enfeksiyonlarında küçük bron şların tıkanması ve lobuler pnöymoni söz konusudur. Müellerius cinsindekiler ise prulent bronkopnöymoni ve fibrinoz plöyritis olu şturur . Bron ş epitellerinde adenom benzeri yapılara yol açabilir. Bu cinsler fazlaca klinik belirtilere yol açmazlar. Bu parazitlerin önemi, hayvanları pastorella enfeksiyonlarına dispoze kılmasıdır. Epizootiyoloji: Bu parazitlerin geni ş bir yayılı ş göstermesinde önemli faktörler şunlardır: 1-L 1 'ler dı şkıda, L 3 'ler ise arakonakta uzun süre ya şarlar. 2-Parazitler sonkonakta uzun süre ya şar 3-Sonkonakta parazitlere kar şı bir ba ğı şıklık olu şmaz. Bu nedenle eri şkin koyunlarda çok fazla sayıda parazit bulunur. Tanı: Dı şkıda Baerman-Wetzel yöntemiyle elde edilen L 1 'lerin görülmesiyle konur. Sa ğaltım: Sa ğaltımda benzimidazol grubu ilaçlar, levamisole, moxidectin ve ivermectin etkilidir. Kontrol: Arakonaklar geni ş yayılım alanına sahip oldu ğundan kontrol zordur. Karnivorlarda Akci ğer Nematodları Bu grupta Oslerus, Filaroides, Aelurostrongylus, Angiostrongylus, Crenosoma, Capillaria cinslerine ba ğlı parazitler yer alır. Capillaria aerophila daha sonra Capillaria cinsi içinde, rat ve farelerde görülen Angiostrongylus cantonensis ise burada geçecektir. Oslerus osleri (Syn. Filaroides osleri) Yayılı ş: Kozmopolit Morfoloji: Uzunlukları 1,5 cm kadardır. Veteriner Helmintoloji 117 L 1 'leri kıvrık ve a ğır hareketli olup kuyrukları S harfi şeklindedir. Konak: Köpek Trakeanın bifurkasyon bölgesinde fibroz nodüller içinde bulunur. Ya şam çemberi: Homoksen geli şir. Di şiler ovo-vivipardır. Yumurtaların ço ğu trakeada açılır ve L 1 'ler dı şarı çıkar. Bunlar yuta ğa gelir, bunların bir kısmı yutularak dı şkıyla di ğer bir kısmı ise salya ile dı şarı atılır. Enfektif larva dönemi bu L 1 'lerdir. Bula şma süt emen köpek yavrularında daha çok annenin yavrusunu yalaması s ırasında meydana gelir. Eri şkinlerde ise enfektif larvaların gıda veya suyla alınmasıyla olu şur. L 1 'ler yutulduktan sonra inceba ğırsaklarda gömlek de ği ştirir ve L 2 olur. Bunlar ba ğırsak mukozasını deler ve lenf yoluyla kalp, oradan da akci ğerlere gider. Alveol ve bron şiyollerde olgunla şırlar ve trakeaya göç ederler. Prepatent süre 10-18 haftadır. Patojenez: Enfeksiyondan iki ay sonra nodüller olu şur. Bu nodüller pembe renkli olup içlerinde parazitler bulunur. Nekropside bu nodüllere dı ştan bakıldı ğında içindeki parazitler rahatlıkla görülür. Nodüller fibröz yapıda ve 2 cm çapındadır. Bu nodüllere özellikle trakeanın bifurkasyon bölgesinde rastlanır. Klinik belirtiler: Ço ğu durumda klinik belirti görülmez. Fakat hastalık 6-12 aylık arası köpeklerde şiddetli seyreder. Bu gibi hayvanlarda solunum güçlü ğü ve öksürük görülebilir. Bu durum hayvanlar a şırı efor sarfetti ğinde artar. Tanı: Şiddetli öksürük sırasında atılan balgamda L 1 'ler aranır. Dı şkıda L 1 'leri görme şansı azdır. Bu amaçla dı şkı ZnSO 4 flotasyon tekni ği ile incelenir. Bronkoskopi en iyi tanı yöntemidir. Bu yöntemle nodüllerin büyüklükleri ve yerleri hakkında fikir edinilir. Sa ğaltım: Şu anda iyi bir antelmentik sa ğaltımı olmamakla Toparlak ve Tüzer 118 beraber a şa ğıdaki ilaçlar kullanılabilir. Eri şkin köpeklerde ve yavrularda levamisole 7,5 mg/kgca 30 gün süre ile, albendazole 9,5 mg/kgca 40 gün süre ile veya sadece eri şkin köpeklerde albendazole 50 mg/kgca dozda 5 gün süre ile kullanılır. Ayrıca yüksek dozlarda fenbendazole ve oxbendazole uzun süre kullanılabilir. Bu sa ğaltımlardan yanıt alınmazsa görülebilen nodüller intratrakeal operasyonla uzakla ştırılır. Ivermectin 0.2 mg/kg dozda etkili bulunmu ştur. Kontrol: Di şiler 50 mg/kgca dozda 5 gün süre ile albendazole ile sa ğaltılır. Yavrular annelerinden ayrılır. Filaroides Cinsi Türler: Filaroides hirti, F.milksi Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Konak: Köpek Akci ğer parankimasına yerle şir. Morfoloji: Oldukça küçük parazitlerdir (F.hirti 2,5-13 mm, F.milksi ise daha küçük). L 1 'lerin kuyru ğunda bir bo ğulma ve bunu takiben bir çentik bulunur. En uçta ise mızrak benzeri yapı yer alır. Ya şam çemberi: Ya şam çemberi O.osleri'ninki gibidir. Ancak bu parazit konakta otoenfeksiyona da neden olabilmektedir. Trakeadan yuta ğa, oradan da ba ğırsaklara gelen L 1 'lerin tekrar ba ğırsak duvarından içeri girerek ya şam çemberini tamamlaması sonucu bu otoenfeksiyon meydana gelmektedir. Prepatent süre F.hirti'de 5 hafta, F.milksi de ise bilinmemektedir. Patojenez ve klinik belirtiler: Plöyra altında ve akci ğer parankimasında küçük yumu şak gri renkli nodüller meydana gelir. Bu nodüllerin içinde parazitler bulunur. Genellikle klinik belirtilere yol açmazlar. A ğır enfeksiyonlarda hayvanda solunum hızlıdır. Tanı: Oslerus osleri'deki gibidir. Sa ğaltım: Albendazole 100 mg/kgca doz günde iki e şit doza bölünerek 5 gün süre ile kullanılır. ilaç eri şkin parazitlerin ço ğunu öldürür. Ölmeyen di şiler kalsa bile bunlar sterildir. Levamizole 5 mg/kg dozda etkilidir. Kontrol: Oslerus osleri'deki gibidir. Aelurostrongylus abstrusus Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji: Eri şkinlerin uzunlu ğu 1 cm kadardır. L 1 'lerin kuyru ğu S harfi şeklindedir. Ayrıca kuyruklarında subterminal bir diken ta şırlar. Sonkonak Kediler Akci ğer parankimine ve küçük bron şiyollere yerle şirler Arakonak: Karasalyangozları Veteriner Helmintoloji 119 Paratenik konak: Fare, kurba ğa, kertenkele, ku ş- Ya şam çemberi: Di şiler ovipardırlar. Di şiler tarafından çıkarılan yumurtalar alveollere gider ve orada nodülcükler meydana getirir. Bunlar akci ğerde plöra altında yuvarlak küçük gri-beyaz lezyonlar olarak görülür. Yumurtalar bu nodülcüklerin içinde geli şir ve L 1 'ler nodülcüklerden dı şarı ç ıkar. L 1 'ler solunum ve sindirim kanalı yollarıyla dı şarı atılır. Bunlar dı ş ortamda 2 haftaya kadar canlı kalır. L 1 'ler arakonaklar olan karasalyangozları tarafından alınırlar. Arakonakta iki gömlek de ği ştirirler ve enfektif larva olan L 3 'ler şekillenir. Arakonaktaki geli şme 2-5 hafta sürer. E ğer salyangoz paratenik konaklar tarafından yenirse bu enfektif larvalar bunların vücudunda kistlenir. Sonkonak olan kedi ya do ğrudan arakonak olan salyangozları ya da paratenik konakları yiyerek enfekte olur. Prepatent süre 5-6 haftadır. Patojenez: Bu parazitin patojenitesi azdır. Enfeksiyonların ço ğu nekropside ortaya çıkar. Ço ğu olaylarda akci ğerlerde 1 cm çapında içinde parazit yumurtalarının bulundu ğu nodülcükler görülür. A ğır enfeksiyonlarda akci ğerlerde sarı renkli krem kıvamında bölgeler olu şabilir. Gögüs bo şlu ğunda yumurta ve larvalardan zengin süt kıvamında bir sıvı bulunabilir. Bu gibi hayvanlarda ölüm görülebilir. Klinik belirtiler: Evde beslenen hareketsiz kedilerde hafif bir öksürük görülür. Hareketli kedilerde ise bu bulguya ilaveten burun akıntısı, güç solunum ve mukuslu bir balgam görülür. Tanı: Baerman-Wetzel yöntemiyle dı şkıda L 1 'ler aranır. Sa ğaltım: Levamisole 8 mg/kgca dozda iki şer gün arayla üç kez oral yolla, ivermectin 0,4 mg/kgca tek doz parenteral yolla verilir. Kontrol: Kontrol güçtür. Çünkü kedilerin paratenik konakları yemesini engellemek mümkün olamamaktadır. Angiostrongylus cinsi Bu cinste yer alan Angiostrongylus vasorum köpek ve tilkilerde, A. cantonensis ratlarda görülür. Angiostrongylus vasorum Yayılı şı: Avrupa, Amerika, Rusya'da görülmektedir. Morfoloji: Eri şkinlerin uzunlu ğu 1,5-2,5 cm'dir. Di şilerde Haemonchus'larda oldu ğu gibi beyaz olan ovaryum kırmızı olan ba ğırsa ğın etrafına kıvrılmı ştır. L 1 'lerin ba ş k ısmında (önünde) bir dü ğmecik bulunur. Kuyrukları “S” harfi biçimindedir. Toparlak ve Tüzer 120 Sonkonak Köpek ve tilkiler Pulmoner arter, nadiren kalbin sa ğ ventrikülü Arakonak: Kabuklu ve kabuksuz karasalyangozları Ya şam çemberi: Yumurtalar akci ğer kapillar damarları tarafından tutulur. Burada yumurtalar geli şir ve larvalar çıkar. L 1 'ler alveollere ve oradan trakea, yutak ve sindirim kanalı yoluyla dı şarı çıkar. Larvalar arakona ğa girer ve burada enfektif olan L 3 'ler olu şur. Sonkonak enfekte arakona ğı yiyerek paraziti alır. L 3 'ler sonkona ğın mide ve ba ğırsak duvarını delerek mezenteriyal lenf yumrularına gelir. Buradan pulmoner artere ve kollarına giderek olgunla şır. Prepatent süre 7 haftadır. Parazitler 2 yıldan fazla bir süre konakta canlı kalır. Patojenez ve klinik belirtiler: Pulmoner arter ve kollarındaki parazitler ve çıkardıkları yumurtalar damarları t ıkarlar ve olu şan endarteritise ba ğlı trombozlar geli şir. Bunlar ise dola şım bozuklu ğuna yol açar. Zaman içinde kalp yetmezli ği ortaya çıkar. Bunlara ba ğlı olarak özellikle efor sarfeden hayvanlarda hızlı solunum ve öksürük görülür. Hastalık kronik seyirlidir. Tanı: L 1 'ler dı şkı ve balgamda görülür. Sa ğaltım: Mebendazole be ş gün süreyle kullanılır. Ayrıca ivermectin ve levamizole de kullanılır. Ancak bu ilaçlar kullanıldı ğında aniden ölen parazitler Tip-1 a şırı duyarlılık reaksiyonuna yol açarak hayvanda hipovolamik şoka neden olabilmektedir. Angiostrongylus cantonensis Bu parazit ratların akci ğer nematodudur. Arakonakları su ve kara salyangozları, paratenik konakları ise Crustacea ve kurba ğalardır. Arakonak veya paratenik konakları çi ğ olarak yiyen insanlarda larva migrans sonucu eozinofilik meningoensefalitise neden olur. Crenosoma vulpis Yayılı şı: Kozmopolit Morfoloji: Eri şkinlerin uzunlu ğu 1,5 cm'dir. Kütikülasında halka şeklinde kıvrımlar bulunur. Bunların kenarında arkaya do ğru yönelmi ş dikenler yer alır. L 1 'lerin kuyru ğu düzdür. Bu özelli ği ile akci ğerlerde görülen di ğer türlerin larvalarından ayrılır. Sonkonak: Köpek ve tilkiler Trakea, bron ş ve bron şiyol Arakonak: Kara salyangozları Ya şam çemberi: Di şiler ovo-vivipardır. L 1 'leri dı şkıyla atılır. Bunlar arakonaklar tarafından alınır. Arakonaklarda L 3 dönemine ula şırlar. sonkonaklar enfekte arakonakları yiyerek paraziti alır. Larvalar sindirim kanalında serbest kalır. Akci ğerlere giderek eri şkin döneme ula şırlar. Prepatent süre 19 gündür. Patojenez ve klinik belirtiler: Parazitin kütikülası üzerindeki dikenler bron ş ve bron şiyollerin mukozasını irrite eder. Ayrıca parazitler küçük bron şiyolleri tıkar. Hayvanda bronkopnöymoni geli şir. Öksürük, hızlı solunum, burun akıntısı gibi klinik belirtiler görülür. A ğır enfeksiyonlarda hayvan ölür. Veteriner Helmintoloji 121 Tanı: Dı şkıda L 1 'leri aranır. Sa ğaltım: Levamisole 8 mg/kg oral yolla tek doz olarak verilir. Ayrıca fenbendazole ve ivermectin de etkilidir. Rhabditoidea üstailesi Bu üstailede Strongyloides, Rhabditis ve Micronema cinslerine ba ğlı türler yer alır. Bunlardan son iki cins serbest ya şayan nematodlar olup arasıra hayvanlarda rastlansal parazitizim yaparlar. Strongyloides cinsi Türler ve konakları: Strongyloides westeri Tektırnaklı S.papillosus Ruminant S.stercoralis Kedi, köpek, insan S.tumefaciens Kedi S.ransomi Domuz S.avium Kanatlı İnceba ğırsaklara yerle şir. Yayılı şı: Kozmopolit Morfoloji Makroskobik: Boyları 1 cm'den kısadır. Çok ince parazitlerdir. Çıplak gözle görülmeleri zordur. Mikroskobik: Bunların sadece di şileri parazittir. Özofagusları vücut uzunlu ğunun 1/3'ü kadardır. Yumurtaları oval ve ince kabukludur. Herbivorlarda yumurta dı şkıyla atıldı ğında içinde L 1 bulunur. Di ğer hayvanlarda ve insanda dı şkıyla do ğrudan L 1 'ler atılır. Ya şam Çemberi: Strongyloides'lerin sonkonaklarında sadece di şileri bulunur. Bunlarda üreme konakta partenogenezle olur. Yani di şilerin döllenmeden çıkardı ğı yumurtalar içinde embriyo geli şebilmektedir. Di şinin çıkardı ğı yumurtaların içinde L 1 bulunur. Herbivorlarda bu L 1 ta şıyan yumurtalar dı şkıyla dı şarı atılır. Di ğer hayvanlarda ve insanda ise yumurta bunların ba ğırsaklarında açılır ve do ğrudan L 1 ’ler dı şarı ç ıkar. Yumurta olarak çıkanlarda L 1 ’ler konak dı şında yumurtayı terkeder. L 1 ’lerin bundan sonraki geli şmesi dı ş ortamdaki hava şartlarına ba ğlıdır. E ğer hava ko şulları (sıcaklık ve rutubet) dı ş ortamda ya şamaya uygun de ğilse L 1 ’ler homogonik, uygunsa heterogonik ya şam çemberine girer 1-Homogonik Çember: L 1 ’ler iki kere gömlek de ği ştirerek L 3 dönemine geçer. Bunlar enfektif larvalardır. L 3 ‘ler kona ğa deriyi veya a ğız mukozasını delerek girer. Bunlar venalar yoluyla akci ğerlere gelir burada L 4 olur. Daha sonra trakeaya, oradan da ba ğırsa ğa gelerek yerle şirler. Bunlardan eri şkin di şiler meydana gelir. Bir görü şe göre de ba ğırsaklarda da erkekler olu şur. Fakat bunlar çok kısa sürede dı şarı atıldı ğından görülmezler. Bu çemberde L 1 ve L 2 ’ler rabdidiform Toparlak ve Tüzer 122 di ğer geli şme dönemleri filariform özelliktedir. Tektırnaklı, ruminant ve domuzlarda vücuda giren L 3 'lerin bir kısmı kaslara gider ve hipobiyoza girer. Bunlar do ğumdan kısa bir süre önce harekete geçerek intrauterin yolla yavruya geçer. Do ğum sonrası ise bu larvalar sütle yavruyu enfekte eder. Prepatent süre 8- 14 gündür. 2-Heterogonik Çember: Dı ş ortamda L 1 'ler 4 kez gömlek de ği ştirir ve erkek ve di şi nemadotlar geli şir . Eri şkin erkek ve di şi nemadotlar bu parazitin serbest neslini olu şturur. Dı ş ortamda olu şan bu erkek ve di şiler çiftle şirler ve di şiler yumurtlarlar . Bunlarda da yumurta içinde L 1 geli şmi ştir. L 1 'ler yumurtayı terkeder. Bunlardan da aynı şekilde L 2 , L 3 , L 4 , L 5 ve L 5 'lerden de erkek ve di şi nemadotlar geli şir. E ğer hava şartları uygunlu ğu devam ederse dı ş ortamda birkaç serbest nesil meydana gelebilir. Hava şaartları kötüle şirse meydana gelen L 1 'ler yukarıda anlatılan homogonik çembere girer. Heterogonik çemberde tüm geli şme dönemlerinde rabdidiform özelliktedir. Patojenez: Enfektif larvalar deriyi deldiklerinde o bölgede bir kızarıklılık olu şur. Bu sırada özellikle koyunlarda bu lezyonlu deri bölgesinden Bacteroides nodosus (Piyeten etkeni) girebilir. Larvaların akci ğerlerden göçü sırasında ise akci ğer yüzeyinde gözle görülebilen küçük kanama odakları şekillenir. Olgun parazitler duodenum ve yeyunum'un üst kısmında bulunur. Sayıca fazla olduklarında ba ğırsaklarda ödem ve erozyonlara neden olurlar. Bu durum ise kataral bir enteritise ve sindirim ile absorbsiyonun bozulmasına yol açar. Klinik belirtiler: Özellikle genç hayvanlarda ortaya çıkar ve ishal, i ştahsızlık, kilo kaybı olarak kendini gösterir. İnsanda ise karın a ğrısı ishal ve ürtikere yol açar. Epizootiyoloji: Enfektif larvaların üzerinde L 2 'den kalma kılıf bulunmaz. Bu yüzden kötü hava şartlarından kısa sürede etkilenirler. Bunların geli şmesi için rutubet ve sıcaklık şarttır. Bu nedenle strongylidiosis daha ziyade sıcak iklimli bölgelerde görülür. Bu enfeksiyon intrauterin ve sütle de yavrulara geçmektedir. Annelerin kaslarında bulundurdu ğu hipobiyotik larvalar nedeniyle enfeksiyonun bula şmasında rolleri vardır. Süt emen tektırnaklı ve Veteriner Helmintoloji 123 domuz yavrularında ya şamlarının ilk haftasında klinik strongylidiosis ortaya çıkar. Tanı: Genç hayvanlarda ya şamlarının ilk haftasında görülen klinik belirtiler ile dı şkıda görülen yumurtalar veya larvalarla tanı konur. Sa ğaltım ve kontrol: Strongyloides enfeksiyonlarında özel kontrol tedbirlerine çok seyrek olarak ba şvurulur. Klinik olaylarda benzimidazoller, ivermectin, doramectin ve moxidectin kullanılır. Di şi domuzlarda do ğumdan 4- 16 gün önce verilen tek doz ivermectin sütle bula şmayı engeller. Rhabditis cinsi Bu cinste bulunan parazitler do ğada serbest ya şarlar. Uzunlukları 1-3 mm civarındadır. Özofagusları rhabdidiform özelli ği gösterir. Bu nematodlar bazen hayvanların derisini istila ederek şiddetli ka şıntıya neden olurlar. Bu durum genellikle köpeklerde dikkati çeker. Köpekler nemli saman altlıkları üzerine yattı ğında hayvanın yerle temas eden yerlerinde bu nematodlara rastlanır. E ğer olaya bakteriler karı şırsa hayvanın kıllarında dökülme, derisinde kızarıklılık ve pustüller şekillenir. Tanıda lezyonlu bölgeden yapılan deri kazıntısında etkenler görülür. Sa ğaltım semptomatiktir. Korunmada altlıklar temiz tutulur. Micronema cinsi Micronema deletrix serbest ya şayan bir türdür. uzunlu ğu 0,5 mm civarındadır. Bu tür bazen atların beyninde, böbre ğinde, burun ve alt çenede granülomların içinde rastlanır. Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları şiddetli sinirsel belirtilerle ortaya çıkar ve ölümle sonuçlanır. Ascaridoidea üstailesi Bu gruptakiler büyük nematodlardır. Ço ğu tür evcil hayvanlarda görülür. Hem larvaları ve hem de eri şkinleri veteriner hekimli ği yönünden önemlidir. Eri şkinleri genç hayvanlarda geli şme bozukluklarına yol açar. Bazen ba ğırsak tıkanmalarına neden olur. Larvaları ise çe şitli organlarda geçirdikleri göç nedeni ile de ği şik patolojik bozukluklara neden olur. Birkaç tür hariç bu ailedeki türlerin ortak özellikleri şunlardır. 1-A ğız kapsülleri yoktur. 2-A ğız deli ği üç adet dudakla çevrilidir. 3-Enfeksiyon yumurta ile olur. 4-Enfektif dönem, yumurta içindeki L 2 'dir. 5-Ya şam çemberlerinde transport (paratenik) konak bulunabilir. Ascaris suum Yayılı şı: Kozmopolit Morfoloji: Eri şkinleri domuzlarda görülen en büyük nematoddur. Di şileri 40 cm kadar uzunluktadır. Domuzlarda bulunan ba şka bir parazitle karı ştırılmaz. Yumurtaları oval, sarı renkli ve kalın kabukludur. Kabu ğun üstü tırtıklıdır. Toparlak ve Tüzer 124 Konak: Domuzlar İnceba ğırsaklara yerle şir Ya şam Çemberi: Direkt geli şir. Yumurtalar dı şkıyla atılır. Dı ş ortamda 3 haftada yumurta içinde L 2 'ler olu şur. Bu L 2 'lerin enfektif olması için bir süre daha geçmesi gerekir (22-26 C'ta bir haftada). Yumurta kuraklı ğa ve dona son derece dayanıklıdır. Bu yüzden uygun ortamda 4 yıla kadar canlılı ğını koruyabilir. Enfeksiyon enfektif larva ta şıyan yumurtaların a ğızdan alınmasıyla meydana gelir. Yumurta ince ba ğırsaklarda açılır ve L 2 'ler kan yoluyla karaci ğere gider. Burada gömlek de ği ştirirler. Meydana gelen L 3 'ler kan yoluyla akci ğerlere gider. Akci ğer dokusunda göç yaparak trakeaya gelir. Oradan yuta ğa ve oradan da yutularak ince ba ğırsaklara gider. İnce ba ğırsaklarda 2 gömlek de ği ştirerek eri şkin askaritler meydana gelir. Bu nematodun geli şmesinde yer solucanları ve dı şkı yiyen böcekler paratenik konaklık yaparlar. Dı şkıdaki yumurtalar bu paratenik konaklar tarafından alınır. Bunların sindirim kanalında yumurtalar açılır. Serbest kalan L 2 'ler bu canlıların dokularına yerle şir. Parazit bu canlılarda uzun süre canlı kalabilir. Domuzlar bu arakonakları yiyerek de enfekte olabilir. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Karaci ğer ve akci ğerde göç geçiren larvalar de ği şik patolojik bozukluklara yol açar. Larvalar karaci ğer parankiminde lezyonlar olu şturur. Organizma daha sonra bu lezyonları fibröz doku ile tamire çalı şır. Bunun sonucunda 1 cm çapında beyaz renkli odaklar olu şur. Bunlara süt odakları da denmektedir. Larvaların akci ğer parankimasında geçirdikleri göç sırasında geçici bir pnöymoni olu şur. Bu durum klinik olarak özellikle 4 aylıktan küçük hayvanlarda dikkati çeker. Zira daha ya şlı hayvanlarda bu parazite kar şı bir ya ş direnci geli şmektedir. Ba ğırsaklarda bulunan eri şkin parazitler mukozaya çok az zarar verir. Ancak sayıca fazla olduklarında ba ğırsak tıkanmasına yol açarlar. Bazen parazitin eri şkinleri koledok kanalına da girebilir. Bu durumda sarılı ğa neden olur. Mezbahalarda sarılık nedeniyle karkas kaybına yol açabilir. Bu parazit arasıra sı ğır ve koyunları da enfekte edebilir. Fakat bu hayvanlarda eri şkin döneme ula şamazlar.Ancak bunlar koyunların ba ğırsaklarında L 5 dönemine ula şabilirler. Göç eden larvalar sı ğırlarda pnöymoniye, koyunlarda ise karaci ğerde süt odaklarının geli şmesine neden olur. Bu durum mezbaha kontrollerinde karaci ğer kaybına yol açar. Epizootiyoloji: Bu konuda etkili olan faktörler şunlardır. 1-Sıcaklık ve rutubet: Sıcaklık ve rutubet yumurta içinde enfektif larvanın geli şmesinde önemli bir rol oynar. Bu yüzden enfeksiyon daha ziyade yaz aylarında görülür. Sıcaklık ve rutubet aynı zamanda paratenik konakların aktiviteleri üzerinde de önemli rolü vardır. 2-Yumurtanın dı ş şartlara dayanıklılı ğı: Yumurtaları kalın kabuklu olup dı ş şartlara oldukça dayanıklıdır ve uzun süre canlılı ğını korur. Bu ise gerek domuzların ve gerekse paratenik konakların enfeksiyonu alma olasılı ğını artırır. Tanı: Eri şkin parazitlerin varlı ğı d ı şkıda yumurtaları görmekle olur. Sa ğaltım: Eri şkin dönemlerine kar şı benzimidazoller, doramectin, dichlorvos, tetramisole kullanılır. Pnöymoni olaylarında göç eden larvalara kar şı levamisole ve ivermectin kullanılır. Kontrol: Yumurtaların dı ş ortamda uzun süre ya şaması kontrolu güçle ştirir. Domuz barınakların temizli ği enfeksiyon riskini azaltır. Askarit enfeksiyonu görülen yeti ştirmelerde domuz yavruları 5-6 haftalık iken sa ğaltım yapılır. Bu sa ğaltım bir ay sonra tekrarlanır. Toxocara canis Bu parazit veteriner hekimli ği açısından oldu ğu kadar insanlarda iç organ larva göçü (viseral larva migrans) yapması dolayısıyla insan sa ğlı ğını da yakından ilgilendirir. Yayılı şı: Yurdumuz dahil dünyanın de ği şik ülkeleri Morfoloji: Köpeklerde iki askarit türü görülür. Bunlar Veteriner Helmintoloji 125 Toxocara canis ve Toxascaris leonina'dır. Uzunlukları 6-10 cm kadar olup krem rengindedirler. Toxocara canis'in yumurtaları kahverengi, yuvarlak ve kalın kabuklu ve kabu ğun üzeri tırtıklıdır. Bu iki paraziti birbirinden ayıran ba şlıca morfolojik özellikler ileride Toxascaris leonina konusunda verilmi ştir. Konak: Köpek, tilki ve muhtemelen Canidae ailesindeki di ğer türler Eri şkinler inceba ğırsaklara yerle şir. Paratenik konak: De ği şik memeliler (özellikle fare ve ratlar), insan ve de ği şik kanatlılardır. L 2 ’ler paratenik kona ğın de ği şik organ ve dokularında bulunur. Ya şam Çemberi: Ya şam çemberi oldukça karma şıktır. Hayvanların ya ş ve cinsiyet durumlarına ve enfeksiyonun enfektif yumurta (L 2 ta şıyan) veya enfekte paratenik konakla (L 2 ta şıyan) olu şuna göre farklı seyreder. Altı aylık ve daha büyük köpeklerde: Bu gruptaki hayvanlar için enfeksiyon kayna ğını enfektif yumurtalar ve enfekte paratenik konaklar olu şturur. Hangi kaynaktan gelirse gelsin ba ğırsakta serbest kalan L 2 ’ler ba ğırsak duvarını deler ve kan yoluyla önce karaci ğere gider. Daha sonra parazitler gene kan yoluyla akci ğer ve kalbe gelir. Kalbe gelen parazitler büyük dola şımla bütün vücutta organ ve dokulara yayılır (Somatik göç) ve inhibisyona girerler. Bu gibi inhibe larvalar erkek köpeklerde bir süre sonra ölür. Gebe olmayan di şilerde ise bunlar hayvanın ya şamı boyunca canlı kalır. Köpek gebe kalırsa inhibe larvalar hayvanın gebelik hormonların etksi ile gebeli ğin 42’inci gününden itibaren inhibisyondan çıkmaya ba şlarlar. İnhibisyondan çıkı ş belirli bir zaman periyodu içinde olur. İnhibe larvaların her gebelik döneminde bir kısmı inhibisyondan çıkar. Harekete geçen larvaların bir kısmı uterusu geçerek yavrunun karaci ğerine yerle şir ve burada yavru do ğuncaya kadar inhibe olarak kalırlar. Harekete geçen larvaların yavruya geçmeyen geri kalan kısmı annenin akci ğerine gider ve orada gömlek de ği ştirerek L 3 haline geçerler. Bu L 3 ’ler iki yolu izler. Birinci yolda L 3 ’lerin bir kısmı meme bezlerine giderler ve do ğumdan ba şlayarak 35 gün süre ile sütle atılır. L 3 ’lerin geri kalan kısmı ise ikinci yolu takip ederek ba ğırsaklara gider ve orada eri şkin hale ula şırlar. Bu gibi hayvanların dı şkısında yumurtalara en erken do ğumdan sonra 25’inci günde rastlanır. Bu parazitler uzun süre ba ğırsaktan atılmaz ve dı şkılarıyla 9-108 gün süre ile yumurta çıkarmaya devam ederler. Toparlak ve Tüzer 126 Yeni do ğan veya üç aylı ğa kadar olan köpeklerde: Bu gibi hayvanlarda enfeksiyonun kayna ğını, anneden intrauterin geçen ve galaktojen yolla alınan larvalar ve yavruların annelerini süt emerken veya onu yalarken almı ş oldukları enfektif yumurtalar ve yavrunun et yemeye ba şlamasından sonra enfekte paratenik konaklar olu şturur. 1- İntrauterin enfeksiyon: Do ğum öncesi yavrunun karaci ğerinde bulanan larvalar (L 2 ), yavru do ğar do ğmaz akci ğerlere gider ve burada gömlek de ği ştirerek L 3 olur. Do ğumdan bir hafta sonra bunlar trakea-yutak yoluyla mideye gelir. Midede bir gömlek daha de ği ştirerek L 4 olurlar. Parazitler do ğumdan sonra 2’inci haftanın sonunda inceba ğırsaklarda eri şkin hale geçerler. Yumurta yavrunun dı şkısında en erken do ğumdan sonra 3’üncü haftanın sonunda (21’inci gün) görülür. 2-Galaktojen enfeksiyon: Anneden süt emmeye ba şlayan yavrular do ğumdan sonraki 35’inci güne kadar sütle atılan L 3 ’lerle enfekte olurlar. Parazitlerin sütle alınmasından bir hafta sonra larvalar (L 4 ) yavrunun inceba ğırsa ğında görülür ve eri şkin hale geçerler. Dı şkıda yumurtalar, sütle larvaların alınmasından 2 hafta sonra (14’üncü günde) görülür. 3-Yumurta enfeksiyonu: L 2 ’ler yumurtayı ba ğırsakta terkeder. Ba ğırsak duvarını deler ve kan yoluyla önce karaci ğere gider. Larvaların bir kısmı burada tutulur. Geri kalanı kan yoluyla akci ğerlere gider. Burada gömlek de ği ştirir ve L 3 olur. L 3 ’lerin bir kısmı burada kalırken geri kalanı göçe devam ederek trakea-yutak yolunu izleyerek mideye gelirler. Midede bir gömlek daha de ği ştirerek L 4 olurlar. Daha sonra inceba ğırsaklara gelirler ve eri şkin hale geçerler (Trakeal göç). Yumurta enfeksiyonunda prepatent süre en erken 28 gündür. 4-Paratenik konak enfeksiyonu: Burada izlenen yol yumurta enfeksiyonunda oldu ğu gibidir. Yani trakeal göç sonucu eri şkin parazitler olu şur. Üç ile altı aylık arası köpeklerde: Bu grupta enfeksiyon kayna ğı enfektif yumurtalar ve enfekte paratenik konaklardır. Bu ya ş arası köpeklerde trakeal göç yaparak eri şkin hale gelen larvaların sayısı yava ş yava ş azalırken somatik göçe yönelip inhibe olanların sayısı artar. Hayvanın ya şı altı aylı ğa ula ştı ğında larvaların tümü somatik göç sonucu inhibisyona girerler. Trakeal göç sonucu inceba ğırsakta eri şkin hale gelen parazitler hayvanın ya şı üç ay olduktan sonra yava ş yava ş yava ş atılmaya ba şlar ve hayvan 6-8 aylık oldu ğunda ba ğırsaklarında parazit kalmaz. Veteriner Helmintoloji 127 Patojenez ve klinik belirtiler: Eri şkin parazitler ba ğırsaklarda genellikle az derecede reaksiyona neden olur. Hayvanda karın şi şkinli ği, geli şme bozuklu ğu, ishal gibi belirtiler ortaya çıkar. Bunlar bazen ba ğırsaklarda tıkanma ve delinmelere yol açabilirler, bu ise ölüme neden olabilir. Bu parazitin asıl patojenik etkisi larvaların göçü sırasında görülür. Akci ğerlerde göç eden larvalar pnöymoniye neden olurlar. A ğır enfeksiyonlarda öksürük, solunumun hızlanması ve burun akıntısı görülür. Hatta yeni do ğan yavrular bu yüzden 2-3 hafta içinde ölebilirler. Larvaların bir kısmı ise beyne giderek fokal lezyonlar olu şturur. Bu da hayvanda sara benzeri sinirsel belirtilere (epileptik konvulziyonlara) yol açar. Ancak bu sinirsel belirtilere parazitlerin toksik metabolitlerinin de yol açtı ğı öne sürülmektedir. Bu parazitlere kar şı geli şen immun yanı ve vaskulit sonucu gözde anterior üveyit geli şebilir. Epizootiyoloji: Parazitin bula şmasında üç önemli faktör vardır. 1-Di şi köpekler: Di şi köpekler bula şmada esas kayna ğı olu şturur. Bunlar vücutlarında bulunan inhibe larvalar her gebelik döneminde bir kısmı harekete geçerek intra uterin ve/veya galaktojen yolla yavruları enfekte eder. 2-Altı aylıktan küçük veya gebe köpekler: Bu gruptaki hayvanlar dı şkılarıyla yumurta çıkarırlar. Parazitin biyotik potansiyeli çok yüksektir. Çok fazla sayıda yumurtlarlar(Bir di şi günde ortalama 200.000 yumurta.) Yumurtalar do ğada ortalama iki haftada enfektif hale gelirler. Yumurtalar dı ş ortam şartlarına özellikle nemli, gölgelik ve bitki örtüsü fazla olan yerlerde çok uzun süre (Bir yıla kadar) canlılıklarını korurlar. Bunlar hem sonkonaklar ve hem de insan dahil di ğer paratenik konaklar için sürekli enfeksiyon kayna ğıdır. 3-Paratenik konaklar: Paratenik konakla olu şan enfeksiyon daha ziyade av köpekleri için söz konusudur. Tanı: Köpek yavrularında do ğumun ilk iki haftası içinde görülen pnöymoni tablosu parazitten şüphe ettirir. Daha sonra flotasyon yöntemiyle dı şkıda tipik yumurtaların görülmesi tanıyı do ğrular. Sa ğaltım: Ba ğırsaktaki geli şmekte olan larvalara ve eri şkin parazitlere kar şı: Piperazine bile şikleri (200 mg/kg), Fenbendazole (50 mg/kg dozda üç gün süreyle) Mebendazole (22 mg/kg dozda 3-5 gün süreyle) Nitroscanate (50 mg/kg) Albendazole (20 mg/kg dozda arka arkaya üç gün) Ivermectin (0.2 mg/kg) Moxidectin (0.2 mg/kg) Milbemycine oxyme (0.25 mg/kg) Selamectin(6 mg/kg) Kontrol Kontroldeki hedefler Ancylostoma caninum enfeksiyonundakine benzer. Kontrolde yapılan uygulamalar: 1-Çevre hijyeninin düzeltilmesi: D ı şkıda çok sayıda yumurta bulunur ve çevre çok kısa bir sürede a ğır bir biçimde kontamine olur. Her ne kadar yumurtanın dı ş ortamda enfektif hale gelmesi yakla şık 2 hafta sürerse de dı şkıların günlük uzakla ştırılması ilerde temizli ği zor olan a ğır kontaminasyonun önüne geçer ve hem de di ğer enfeksiyonları önlemede yardımcı olur. Toplanan dı şkıların yakılması en iyi çözümdür. 2-Üç aylı ğa kadar köpek yavrularında: Bu ya ş grubundaki köpek yavrularında intrauterin, galaktojen ve yumurta enfeksiyonları söz konusudur. Yavrular intrauterin bula şma sonucu do ğumdan 3 hafta sonra dı şkılarıyla yumurta çıkarmakta ancak galaktojen bula şmada bu süre iki haftaya inmektedir. Köpek do ğdu ğu gün süt emerse iki haftanın sonunda yumurta çıkarmaya ba şlar. Galaktojen bula şma do ğumdan sonraki 35’inci güne kadar sürdü ğünden sürekli reenfeksiyonlar sözkonusudur. Yavrunun 35’inci günde çıkan larvaları da aldı ğı var sayılırsa 35+14=49’uncu gün ba ğırsakta eri şkin parazit olu şur. Bütün bunlar göz önüne alınarak intrauterin ve galaktojen bula şma sonucu dı şkıyla yumurta çıkı şının engellenmesi için yeni do ğan yavrular 14 günlük aralarla Toparlak ve Tüzer 128 do ğumdan sonra 2, 4, 6 ve 8’inci haftalarda ilaçlanmalıdır. Bu süreler içinde yapılan ilaçlamalar aynı zamanda yumurta enfeksiyonlarını da engellemektedir (A şa ğı bak.). 3-Üç ile altı aylık arası köpek yavrularında: Bu ya ş grubundaki köpeklerde yumurta enfeksiyonları söz konusudur. Bu enfeksiyonda larvaların trakeal göç geçirip ba ğırsaklara gelmesi 14 gün sürmekte ve dı şkıda yumurtaya rastlanması ise 28’inci günde olmaktadır. Gıda ve su hijyeni açısından yumurta enfeksiyonlarının engellenemedi ği durumlarda 8’inci haftadan sonra hayvan altı aylık oluncaya kadar periyodik ilaçlama yapılmalıdır. Bu ilaçlamada esas etkisi ba ğırsaktaki parazitlere olan ilaçlar 2 haftada bir, hem ba ğırsaktaki ve hem de göç eden larvalara etki eden ilaçlar ise 4 haftada bir periyodik olarak kullanılmalıdır. Yukarıdaki ilaçlama zamanları etki süresi kısa olan ilaçlar için geçerlidir. Kalıcı etkisi olan ilaçlarda bu sürelere ilacın hayvanda kalı ş süresi eklenir. Bu amaçla sa ğaltım konusunda belirtilen ilaçlar kullanılır. 4-Gebe ve laktasyondaki köpeklerin ilaçlanması: Bunun amacı a-Yavruların intrauterin ve galaktojen enfeksiyonlarını engellemek , b-Annenin ba ğırsak enfeksyonunu ortadan kaldırarak dı şkılarıyla yumurta çıkarmalarını engellemektir. Hipobiyotik larvaların metabolizmaları minumum düzeydedir. Bu yüzden ilaçlar bunlara kolayca etki etmez. İlaçlar ancak larvalar inhibisyondan çıktıktan sonra etkisini gösterir. Larvaların inhibisyondan çıkı şı gebeli ğin 42’inci günden itibaren olmaktadır. İlaç larvaların harekete geçmeden kısa bir süre önce verilmeye ba şlanmalıdır. Aksi halde herekete geçen larvalar yavrunun karaci ğerine gidip ihnhibe hale gelecekler ve ilaç etkili olamayacaktır. Bu yüzden ilaç anneye gebeli ğin 40’ıncı gününde kullanılmalı ve bu süre geçirilmemelidir.. Unutulmaması gereken di ğer bir husus da ilaçların aktif larvalara etki etti ğidir. Bu yüzden daha sonraki gebelikler için bu ilacın etkisi söz konusu de ğildir. İntrauterin ve galaktojen bula şmayı engellemek için kullanılan ilaçlar şunlardır: Fenbendazole: Di şi köpeklere gebeli ği 40’ıncı gününden ba şlamak üzere do ğumdan sonra 14’üncü güne kadar olan süre içinde her gün yüksek dozlarda (50 mg/kg) verilebilir. Doramectin: Gebeli ğin 40’ıncı gününde 1 mg/kg deri altı tek doz. Annelerde laktasyon sırasında harekete geçmi ş larvalardan bir kısmı ba ğırsaklara gider ve eri şkin döneme ula şarak yumurta çıkarmaya ba şlar. Bu gibi hayvanların do ğumdan en erken 25 gün sonra dı şkılarında yumurta görülmeye ba şlar. Bu yüzden annelerin do ğum sonrası yumurta çıkırmalarının engellenmesi için pratikte yavrularla aynı zamanda ilaçlanır. Bu amaçla sa ğaltım konusunda belirtilen ilaçlar kullanılır. 5-Paratenik konaklarla mücadele Toxocara cati Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünya'nın de ği şik ülkeleri Morfoloji: Kedilerde yurdumuzda iki askarit türü görülür. Bunlar Toxocara cati ve Toxascaris leonina'dır. Parazit 6-10 cm uzunlukta ve krem rengindedir. Toxocara cati'nin yumurtaları kahverengi, yuvarlak, kalın kabuklu olup kabu ğun üzeri tırtıklıdır. Bu iki paraziti birbirinden ayıran ba şlıca morfolojik özellikler ileride Toxascaris leonina konusunda verilmi ştir. Konak: Kedi ve Felidae ailesindeki di ğer türler İnceba ğırsaklara yerle şir Ya şam Çemberi: Ya şam çemberi Toxocara canis 'inkine benzer. Sadece intrauterin bula şmanın görülmemesiyle ondan ayrılır. Yumurta ile olan enfeksiyonlarda prepatent süre 8 haftadır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Enfeksiyon daha ziyade glaktojen yolla veya enfekte paratenik kona ğın yenmesiyle gerçekle şir. Bu durumda larvalar akci ğer-trakeal göç geçirmez. Lezyonlara sadece ba ğırsaklarda rastlanır. Enfekte hayvanlarda karın şi şli ği, ishal, tüylerde matlık ve geli şme bozuklukları görülür. Köpeklerin Toxocara canis enfeksiyonunda görüldü ğü gibi kedilerde de Taxocara cati enfeksiyonlarında epileptik konvulziyonlar görülebilir. Tanı: Dı şkıda yumurtaları görmekle olur. Sa ğaltım: Toxocara canis enfeksiyonunda oldu ğu gibidir. İlave olarak olarak mebendazole 50 mg/kg dozda kullanılabilir. Veteriner Helmintoloji 129 Kontrol: Galaktojen bula şma önemli bir yol oldu ğundan yeni do ğan yavrular annelerinden ayrılır ve suni beslenirler. Yavrulara Toxocara canis 'de verilen süreler içinde sa ğaltım uygulanır. Toxocara malaysiensis Bu tür Malezya da kedilerde (Felis catus) görülür.Morfolojik.olarak T.canis e benzerse de boyun kanatlarının enlemesine kesiti ,spikül uzunlu ğu ve dudak yapıları bakımından ondan ayrılır. İç Organ Larva Göçü (Viseral Larva Migrans, VLM) Bir nematod larvasının yabancı bir kona ğın dokularını istila etmesi ve daha fazla geli şme gösterememesine bu ad verilir. Askarit yumurtaları yabancı bir kona ğa girdi ğinde larvalar bu konakların ba ğırsaklarında yumurtayı terkeder. Bunlar normal kona ğındaki gibi davranarak ba ğırsak duvarını deler ve vena porta yoluyla karaci ğere gider. Fakat bu larvalar bu gibi yabancı konaklarda akci ğer-trakea göçü geçirmezler. Ancak kan dola şımıyla bütün iç organlara yayılırlar. Larvalar buralarda inhibe olurlar ve belirli bir süre sonra(T.canis larvaları 9 yıl veya daha uzun süre konakta canlı kalabilir) ölürler. Bu duruma insanlarda, özellikle çocuklarda rastlanır. Çocuklarda sık görülmesinin nedeni bunların çocuk bahçelerinde köpek veya kedi dı şkısı ile bula şık kumları önce ellemeleri sonra ellerini a ğızlarına götürmelerinden kaynaklanmaktadır. Toxocara canis ve Toxocara cati yumurtaları insanlar tarafından alındı ğında ba ğırsakta serbest kalan larvalar kan yoluyla karaci ğere gelir. Buradan akci ğerlere bazen de genel dola şımla göz (okuler larva migrans), beyin (serebral larva migrans) gibi organlara giderek yerle şir. Karaci ğerde büyüme meydana gelir (Hepatomegali). Kanda eozinofili ve löykositoz olu şur. Gözde ise larva özellikle retinaya yerle şir. Burada organizmanıın yaptı ğı reaksiyon sonucu larvanın etrafında bir granülom olu şur. Bu durum bir tümör olan retinoblastoma ile karı ştırılmakta ve gözün operasyonla alımına bile yol açmaktadır. Larvalar bazen optik disk üzerinde de bulunur ve körlü ğe neden olur. VLM de dokulardaki lezyonlar göç eden larvalardan çok kona ğın bu larvalara gösterdi ği immunolojik reaksiyon sonucu olu şmaktadır. Larvaların ekskretör antijenleri Th2 tip CD4 lefositlerini uyararak bunların IL4 salgılamasına yol açar. IL4 ise B lenfositlerini uyararak bunların IgE ve IL5 olu şturmasına neden olur. Bunlar da sırası ile konakta eosinofili ve vaskuler adezyon olu şturur. Bu lezyonların tedavisinde bugün lazer teknolojisi kullanılmaktadır. Toxocara canis'den ileri gelen iç organ larva migransının tanısı ELISA veya PCR ile yapılabilmektedir. İnsanlarda tedavide thiabendazole, mebendazole, albendazole ve diethylcarbamazine kullanılır. İnsanları iç organ larva göçünden korumada 1-Köpek ve kedilerde parazit kontrolu yapılması 2-Bu hayvanların dı şkılarının ortadan kaldırılması 3-Çocukların oynadıkları yerlere bu hayvanların girmesinin engellenmesi esastır. İç organ larva göçüne askaritler dı şında Toparlak ve Tüzer 130 Gnathostoma spinigerum, Capillaria hepatica, Ancylostoma caninum, Angiostrongylus cantonensis, Bunostomum spp, Dirofilaria spp ve anizakid parazitler de yol açar. Toxocara vitulorum Yayılı şı: Yurdumuz dahil Dünya'nın de ği şik ülkeleri Morfoloji: Eri şkinleri s ı ğırların ba ğırsa ğında bulunan en büyük nematoddur. Di şiler 30 cm uzunlukta, pembe renkte ve kalındır. Kütikula saydamdır. Bu yüzden iç organlar çıplak gözle görülebilir. Yumurtaları Toxocara canis'inkine benzer. Konak: Sı ğır ve manda İnceba ğırsaklara yerle şir Ya şam Çemberi: Toxocara canis'e benzer. Ancak bunlar paratenik konak kullanmazlar. Bu hayvanlarda altı aydan sonra bu parazite kar şı bir direnç geli şti ğinden bu ya ştan büyük olan hayvanlarda genellikle eri şkin parazite rastlanmaz. Çünkü larvalar dokulara giderek inhibe olur. Gebeli ğin son dönemlerinde bunlar hareketlenerek bir kısmı intrauterin olarak yavruya geçer, geri kalanı ise sütle atılır. Larvaların sütle atılı şı do ğumdan sonra bir ay kadar sürer. Bu sütü emen buza ğılarda parazitlerin eri şkin hale gelmesi 3- 4 haftalık bir süre alır. Eri şkin parazitler 38'inci günden itibaren atılmaya ba şlar buza ğı 6 aylı ğa ula ştı ğında ba ğırsaklarında eri şkin parazitlere rastlanmaz. Buza ğılar yumurta ile de enfekte olabilir. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Bu parazit patojen etkisini özellikle 6 aylı ğa kadar olan genç hayvanlarda gösterir. Bu gibi hayvanlarda ba ğırsak delinmesine, çok sayıda olduklarında ba ğırsak tıkanmasına yol açabilirler. Hayvanlarda sancı (kolik) görülebilir. Enfekte hayvanların nefesi bütirik asit (Sarımsa ğa benzer) kokar. Bu koku ascariosis’in karekteristik bir belirtisidir. Bu gibi hayvanlarda geli şme bozuklukları, ishal, malaklarda ise ölümler görülebilir. Epizootiyoloji: Enfeksiyonun esas kayna ğını di şi hayvanların dokularındaki inhibe larvalar olu şturur ve enfeksiyonun esas bula şma yolu da galaktojen yoldur. Yumurta enfeksiyonları di şilerin enfeksiyonunda yani inhibe larvaların olu şmasında önem ta şır. Bu nematodun yumurtaları di ğer askarit yumurtaları gibi dı ş şartlara oldukça dayanıklıdırlar. Tanı: Eri şkinlerin varlı ğının ortaya konması d ı şkıda tipik yumurtaların görülmesiyle olur. Sa ğaltım: Sa ğaltımda piperazine bile şikleri, benzimidazoller, ivermectin, doramectin ve moxidectin kullanılır. Kontrol: Buza ğılar 3-6 haftalık iken ilaçlanır. Böylece ba ğırsaklardaki eri şkin parazitler ortadan kaldırılır. Toxascaris leonina Yayılı şı: Yurdumuz dahil de ği şik ülkeler Morfoloji: Uzunlu ğu 6-10 cm kadardır. Bu türü köpeklerde Toxocara canis'ten, kedilerde ise Toxocara cati 'den ayırmak gerekir. Bunların birbirinden ayırıcı morfolojileri tabloda verilmi ştir. Toxascaris leonina, Toxocara canis ve T.cati’nin ayrımı Özellik T. leo. T.can. T. cat Servikal kanat şekli Mızrak ucu Mızrak ucu Ok ucu Erkekde arka uçta çıkıntı Yok Var Var Yumurta kabu ğunun dı şı Düz Tırtıklı T ırtıklı Veteriner Helmintoloji 131 Konak: Canidae ve Felidae ailelerindeki karnivorlar İnceba ğırsaklara yerle şir. Arakonak: Fare L 3 halinde de ği şik dokulara yerle şir. Ya şam Çemberi: Enfeksiyon ya enfekte yumurtaların veya enfekte arakona ğın (farenin) yenmesiyle olur. Sonkonaktaki geli şme tamamen inceba ğırsak duvarında ve lümeninde gerçekle şir. Larvalar iç organlarda göç yapmaz. Prepatent süre 11 haftadır. Sa ğaltım ve Kontrol: Toxocara canis'te oldu ğu gibidir. Enfeksiyon kayna ğını arakonaktaki inhibe larvalar ve yerdeki yumurtalar olu şturur. Bu nedenle kontrol kona ğın sa ğaltımına dayanır. Dı şkının ortadan kaldırılmas ise önemli bir faktördür. Parascaris equorum Yayılı şı: Yurdumuz dahil de ği şik ülkeler Morfoloji Makroskobik: Rengi beyazdır. Uzunlu ğu 40 cm kadardır. Bu yüzden tektırnaklılardaki di ğer bir parazitle karı şmaz. Mikroskobik: Eri şkin parazitlerin a ğız deli ği üç adet büyük dudakla çevrilmi ştir. Erkeklerin arka ucunda küçük bir kuyruk kanadı bulunur. Yumurtaları yuvarlak kahverenkli ve kalın kabukludur. Kabu ğun dı şı tırtıklıdır. Konak: Tektırnaklılar İnceba ğırsaklara yerle şir. Ya şam Çemberi: Yumurtanın geli şmesi için uygun sıcaklıklar 15- 35ºC arasındadır. Yaz aylarında dı şkıyla atılan yumurtaların içinde 10-12 gün sonra enfektif dönem larvalar (L 2 ) geli şir. Enfektif larvanın geli şmesi 35ºC'ta 9 günde olmaktadır. Bu süreler sıcaklı ğın azalmasıyla uzar. Konak enfektif larva ta şıyan yumurtalarla enfekte olur. Bu yumurtalar ba ğırsakta açılır. Larvalar ba ğırsak duvarını deler ve iki gün içinde karaci ğere ula şır. Parazitler karaci ğere ula ştı ğında L 3 dönemine ula şmı şlardır. Bu larvalar iki hafta sonra akci ğerlere gelir. Solunum yollarıyla yuta ğa, oradan da yutularak ba ğırsaklara gelirler. İnceba ğırsaklarda iki gömlek de ği ştirerek eri şkin hale ula şırlar. Prepatent süre 10 haftadır. Larvalar bazen böbreklere ve merkezi sinir sistemine de gidebilir. Patojenez: Karaci ğer ve akci ğerde göç eden larvalar buralarda kanamalar meydana getirir. Kronik olaylarda akci ğerlerde ölen larvaların etrafında nodüller olu şur. Bu nodüller plöyra altında kendini gri-ye şil odaklar halinde gösterir.Karaci ğerde ise kanama odakları yerini beyaz renkli fibröz odaklara bırakır. Böbreklere giden larvalar nefrite, merkezi sinir sistemine gidenler ise epileptik nöbetlere yol açar. Eri şkin parazitler sayıca fazla olduklarında bazen ba ğırsak delinmesine yol açarak peritonitis sonucu Toparlak ve Tüzer 132 hayvanın ölümüne neden olur. Klinik belirtiler: Akci ğerde göç eden larvalar öksürü ğe neden olur. Eri şkin parazitler ise sayıca fazla olduklarında kilo kaybı, geli şme bozukluğuna ve kıllarda matla şmaya yol açar. Epizootiyoloji: Ascaridiosis, bu hayvanlarda da genç hayvanların, yani tayların sorunudur. Altı aydan sonra bu hayvanlarda bu parazite kar şı direnç geli şir. Epizootiyolojide önemli iki faktör vardır. 1-Di şi parazitler çok sayıda yumurtlar ve enfekte taylar dı şkılarıyla her gün milyonlarca yumurta çıkarır. Az sayıda parazit barındıran ya şlı atlar ise mera kontaminasyonundan sorumludur. 2-Yumurtalar dı ş şartlara oldukça dayanıklıdır. Yıllarca canlı kalabilirler. Yumurtalar -9 ile -10ºC'ta 23 ay süreye kadar canlı kalabilirler. Tanı: Eri şkin parazitlerin varlı ğı d ı şkıda yumurtaların görülmesiyle konur. Fakat hastalık kendini daha ziyade prepatent süre içinde göstermektedir. Bu yüzden dı şkı yoklamasının fazla bir önemi yoktur. Sa ğaltım: Sa ğaltımda piperazin bile şikleri (100 mg/kg), benzimidazol grubu ilaçlar (cambendazole 20 mg/kg, fenbendazole 10 mg/kg), dichlorvos, haloxon ve netobimin kullanılır. Moxidectin 0,3-0,5 mg/kg dozda, ivermectin 0.2 mg/kg dozda etkilidir. Atlarda moxidectin ve ivermectin’in atlar için özel förmülasyonları kullanılır. Kontrol: Atların strongylidosis'inde oldu ğu gibidir. Ascaridia cinsi Türler ve konakları: Ascaridia galli Evcil ve yabani kanatlılar A.dissimilis Hindi A.columbae Güvercin Yayılı şları: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji: Bu parazitler beyaz renklidir. Di şileri 12 cm kadar uzunlu ğa eri şir. kanatlıların en büyük nematodlarıdır. Yumurtaları ovaldir. Kabukları kalın ve üstü düzdür. Bu yumurtalar Heterakis yumurtalarına çok benzer. Ayrımları pratik olarak güçtür. Ya şam çemberi: Yumurtalar dı şkıyla atılır. Optimum şartlarda 3 haftada enfektif olurlar. Enfektif yumurtaların içinde L 2 'ler bulunur. Enfeksiyon iki şekilde olur. 1-Yumurtaların alınmasıyla gerçekle şir. 2-Enfektif larva ta şıyan transport konak olan yersolucanlarının yenmesiyle meydana gelir. Yersolucanları enfektif yumurtaları alır. Yumurtadan çıkan larvalar yersolucanının vücudunda bulunur. Prepatent süre gençlerde 5-6, eri şkin kanatlılarda 8 hafta kadardır. Parazitlerin konakta ya şam süresi 1 yıl kadardır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Ascaridiosis özellikle genç hayvanlarda problemdir. Patojenik etkileri prepatent süre içinde gösterirler. Bu dönemde larvalar ba ğırsak mukozasındadır. Bunlar kataral bir enteritise hatta a ğır enfeksiyonlarda ba ğırsaklarda kanamalara neden olur. Klinik olarak hafif enfeksiyonlarda hayvanlarda herhangi bir belirti gözükmez. Parazit sayısının fazla Veteriner Helmintoloji 133 oldu ğu a ğır enfeksiyonlarda ba ğırsaklarda tıkanma ve bu yüzden hayvanlarda ölüm görülebilir. Epizootiyoloji: Enfeksiyonun rezervuarlı ğını eri şkin kanatlılar, topraktaki yumurtalar ve yer solucanları yapar. Tanı: En iyi tanı nekropside parazitleri görmekle yapılır. Zira dı şkıyla atılan yumurtalarını Heterakis spp yumurtalarından ayırmak pratikte mümkün de ğildir. Sa ğaltım ve Kontrol: Sa ğaltımda piperazine tuzları ve levamisole içme sularına katılarak verilir. Hayvanların ilaç alımını kolayla ştırmak için hayvanlar bir gece öncesinden susuz bırakılır. Kontrolde genç ve eri şkin hayvanlar ayrı yeti ştirilir. Dı şkının su veya yiyeceklere karı şmasının önlenmesi gerekir. Heterakis cinsi Türler ve Konakları Heterakis gallinarum Evcil ve yabani kanatlılar H.dispar Kaz ve ördek H.isolonche Sülün ve bazı av ku şları Sekuma yerle şirler. Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji: Eri şkinleri beyaz renkli parazitlerdir. Uzunlukları 1,5 cm kadardır. Arka uçları sivridir. Makroskobik bakı bu cinsin ayrımında yeterlidir. Mikroskobik olarak ise bu cinse ba ğlı türlerin erkeklerinde kloakanın önünde bir çekmen bulunur. Ayrıca kuyruk kanatları bulunur. Bunlar parmak şeklinde çıkıntılar (kaudal papiller) ile desteklenmi ştir . Yumurtaları Ascaridia galli yumurtalarına benzer. Ya şam Çemberi: Yumurtalar dı şkıyla atıldıklarında optimal şartlarda iki haftada enfektif hale gelir. Konak dı şındaki geli şme Ascaridia galli 'deki gibidir. Konaktaki geli şme Heterakis gallinarum ve H.dispar'da tamamen sekum lümeninde, H.isolonche'de ise sekum mukozası içinde olmaktadır. Eri şkin parazitlere sekum mukozası içinde bulunan nodüller içinde rastlanır. Bu nodüllerin ortası deliktir. Bu delik aracılı ğıyla parazit yumurtaları ba ğırsak lümenine çıkar. Prepatent süre 1 aydır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Heterakis gallinarum'un patojenitesi fazla de ğildir. Bu parazitin önemi Histomonas meleagridis adlı protozoona arakonaklık yapmasıdır. Bu protozoon Heterakis gallinarum yumurtaları içindeki L 2 'ler içinde bulunur. Sekumda ya şayan Heterakis gallinarum aynı yerde ya şayan Histomonas meleagridis'i a ğız yoluyla alır. Bu protozoon Heterakis gallinarum'un sindirim sisteminden yumurtalıklarına, oradan da yumurtalarına geçer. Böylece Heterakis gallinarum'un yumurtaları bu porotozoonla enfekte olur. Yumurtalar konak dı şında enfektif hale geldi ğinde protozoonlar da L2'ler içinde bulunur. Yumurtanın kanatlı tarafından alınmasıyla protozoon da kanatlıya bula şmı ş olur. Protozon yersolucanında bulunan L2'ler içinde bulunur. Dolayısıyla yersolucanının yenmesiyle de bu protozoon bula şabilir. Heterakis dispar patojen de ğildir. H.isolonche patojen bir tür olup sekumda önemli yangılara neden olur. Mukozada meydana getirdi ği nodüller hayvanlarda ishal zayıflama ve ölümler meydana getirir. Epizootiyoloji: Ascaridiosis galli'ninkine benzer. Tanı: Pratikte dı şkı yoklamasında yumurtaları Ascaridia galli'ninkinden ayırt edilemedi ğinden en iyi tanı nekropsiyle olur. H.isolonche'den ileri gelen enfeksiyonda sekum mukozasında nodüller görülür. Bunların içinde eri şkin parazitler bulunur. Sa ğaltım ve Kontrol: Ascaridiosis galli'de oldu ğu gibidir. Toparlak ve Tüzer 134 Subulura cinsi Bu cins altında S.brumpti,S.differens,S.minetti veS.suctoria türleri bulunur.S.differens yurdumuzda görülmü ştür..Bunların eri şkinleri son konak kanatlıların çekumunda ya şar.Arakonakları d ı şkı yiyen böcekler ve hamam böcekleridir.Erkekleri10,di şileri14 mm uzundur.A ğız kapsüllerinin tabanında 3 küçük di ş vardır.Yumurtaları oval,kalın kabuklu ve larvalıdır.Türlere göre çapı 60-80 µ kadardır.Az patojen türler olarak kabul edilirler. Anisakid Parazitler Bu parazitler morfolojik olarak askaritlere benzer. Bunların eri şkinleri deniz memelileri (Ayı balı ğı, yunus, balina). Larvaları deniz balıklarında görülür. Bu grupta Anisakis simplex, Pseudoterranova decipiens ve Controcaecum osculatum türleri dünyada yaygındır. Türkiye’de hamsilerde Controcaecum aduncum türüne rastlanılmı ştır. Ya şam çemberleri şu şekildedir. Yumurtalar sonkonaktan dı şkıyla çıkar. Suda yumurta içinde L 1 geli şir. L 1 yumurtayı terkeder. Bu larvalar arakonak kabuklular (Euphausia, Thysanoessa) tarafından alınır. Bunlarda sonkonak için enfektif olan L 3 ’ler geli şir. Sonkonak bu gibi enfekte Crustacea’ları yerse enfeksiyona yakalanır. E ğer bu gibi enfekte kabuklular bazı deniz balıkları tarafından yenirse L 3 ’ler bunların ba ğırsaklarında kistlenir. Bu balıklar bu parazit için paratenik konaktır. Sonkonak ço ğunlukla paratenik konakları yiyerek enfeksiyona yakalanır. Enfekte balıklar e ğer insanlar tarafından iyi pi şirilmeden yenirse L 3 ’ler insanların de ği şik organlarına göç ederek yerle şir. Böylece iç organ larva göçü olu şur. Bu olay ölüme neden olabilir. Larvalar, balıklar öldükten sonra harekete geçerek kas dokuya giderler. Bu yüzden kontrol açısından paratenik konak olabilen balıklar yakalanır yakalanmaz ba ğırsakları çıkarılarak temizlenmelidir. Veya balıklar -35ºC'ta 15 saat bırakılırsa larvalar ölür. Oxyuroidea Üstailesi Bu üstailedeki türler hayvanların kalın ba ğırsaklarında ya şar. Bunlara genellikle kılkurdu adı verilir. Bunların di şilerinin arka kısmı sivridir. Bu parazitlerde çift bulbuslu bir özofagus vardır. Monoksen geli şirler.Bu grupta Enterobius, Oxyuris Skrjabinema ve Probstmayria cinsinleri yer alır. Oxyuris cinsi Oxyuris equi Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji Makroskobik: Eri şkin di şileri 10 cm kadar uzunluktadır. Kuyrukları sivridir. Renkleri beyazdır. Eri şkin erkekler ise 1 cm'den kısadır. Mikroskobik: Özofagus çift bulbusludur. Erkekler kuyruk kanadına sahiptir. Spikulum tektir. Di şilerde vulva ön tarafta bulunur. Yumurtaları oval ve sarı renklidir. Kabu ğun bir tarafı düz di ğer tarafı tümsektir. Yumurtanın bir kutbunda kapak bulunur. Konak: Tektırnaklılar Sekum, kolon ve rektuma yerle şir. Ya şam Çemberi: Eri şkin parazitler kolon lümeninde bulunurlar. Çiftle ştikten sonra gebe di şi anüse göç eder. Ön Veteriner Helmintoloji 135 kısmını anüsten dı şarı ç ıkarır ve anüs çevresine yumurtalarını bırakır. Burada bir haftada yumurtalar içinde enfektif larva olan L 3 'ler olu şur. Enfeksiyon enfektif larva ta şıyan yumurtaların a ğız yoluyla alınmasıyla olu şur. L 3 'ler inceba ğırsaklarda yumurtayı terkeder ve kalın ba ğırsa ğa göç eder. Burada mukoza kriptlerine girerler. Burada 10 gün içinde gömlek de ği ştirir ve L 4 'ler olu şur. L 4 'ler kriptleri terkeder ve mukoza yüzeyine çıkar. Bunlar mukoza ile beslenir. L 4 'ler gömlek de ği ştirir ve L 5 'ler olu şur. Bunlar daha sonra eri şkin hale gelir. L 5 'ler ve eri şkinler ba ğırsak içeri ği ile beslenir. Patojenez: Parazitin patojen etkisi L 4 döneminde görülür. Bunlar mukoza ile beslendiklerinden mukozada erezyonlar meydana gelir. Eri şkin parazitlerin patojen etkisi yoktur. Ancak di şiler yumurtlamak üzere geldikleri anüste ka şıntıya neden olurlar. Klinik Belirtiler: Klinik olarak anüste ka şıntı görülür. Hayvan ka şınmak amacıyla anüsünü sa ğa sola sürter. Buna ba ğlı olarak anüs çevresinde kıllar dökülür ve yangısel reaksiyonlar olu şur. Epizootiyoloji: Enfektif yumurtalar anüs çevresinde bulunur. Hayvanın anüsünü sa ğa sola sürtmesi sonucu yumurtalar çevreye yayılır. Sonuçta at tavlalarında enfeksiyon kolayca yayılır. Hayvanlarda bu enfeksiyona kar şı çok az bir ba ğı şıklık geli şir. Tanı: Klinik belirtiler parazitten şüphe ettirir. Kesin tanı anüs çevresinde ve dı şkıda yumurtaları görmekle olur. Dı şkı yoklamasında yumurtalara çok seyrek rastlanır. Bu yüzden anüs çevresinden alınan kazıntıda yumurtalara rastlama olasılı ğı daha fazladır. Bazen dı şkıda di şi parazitlere rastlanabilir. Çünkü yumurtlamak için anüse gelen di şiler dı şkıyla dı şarı atılabilir. Sa ğaltım ve Kontrol: Sa ğaltımda tektırnaklıların ascaridios ve strongylidios'unda kullanılan ilaçlar verilir. Kontrolde ahır hijyeni önemlidir. Hayvanların anüs çevresi ve derisi temiz tutulmalıdır. Skrjabinema cinsi Skrjabinema ovis ve S.caprae Yayılı şı: Skrjabinema ovis yurdumuz dahil çe şitli ülkelerde Morfoloji: Uzunlukları 1 cm kadardır. A ğız deli ğinin etrafında 3 adet büyük ve üç adet küçük dudak yer alır. Özofagusun arkası bulbusludur. Erkeklerin arka kısmında kuyruk kanatları bulunur. Spikulum tektir. Yumurtaları oksiroid tiptir. Konak: Koyun, keçi, antilop Sekum ve kolona yerle şir. Ya şam Çemberi: Ya şam çemberi Oxyuris equi'ye benzer. Patojenez: Patojen bir parazit de ğildir. Tanı: Tanı nekropside olur. Bunlar bazen Oesophagostomum columbianum larvalarıyla karı ştırılmaktadır. Probstmayria cinsi Probstmayria vivipara Tektırnakların kolonlarında ya şar. Uzunlu ğu 3 mm'den kısadır. Vivipar bir nematodtur. Di şi tarafından çıkarılan larvalar enfektif dönemdedir. Bu nedenle ya şam çemberini aynı konakta tamamlayabilir. Yurdumuzda e şeklerde görülmü ştür. Enterobius cinsi Enterobius vermicularis Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji: Krem renkli parazitlerdir. 2-13 mm uzunlu ğundadır. Di şilerin kuyru ğu uzun ve sivridir. Di ğer yönleriyle Oxyuris equi'ye benzer Toparlak ve Tüzer 136 Konak: İnsan, maymun ( şempanze, gibbon) Sekuma yerle şir Ya şam Çemberi: Eri şkin di şi parazitler sekumdan arkaya do ğru göç ederler. Yumurtalarını anüs çevresine bırakırlar. Bu yumurtalar birkaç günde enfektif hale gelir. Konak enfektif larva ta şıyan yumurtaları a ğız yoluyla alarak enfekte olur. Eri şkinlerin ya şam süresi 1-2 aydır. Prepatent süre 2 aydır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Di şileri yumurtlamak üzere anüs çevresinde bulunması buralarda şiddetli bir irritasyon yapar ve şiddetli bir ka şıntı olu şur. Bu parazit insanlarda bazen vulva, vajina, uterus ve hatta yumurta kanallarında görülebilir. Buralarda irritasyon yapar. Arasıra apandisite neden olabilir. Epizootiyoloji: Özellikle çocuklarda görülür. Yumurtalar çok kısa sürede enfektif hale gelir ve dı ş şartlara dayanıklıdır. Bula şma 3 biçimde olur. 1-Dı şarı atılan yumurtaların ba şka bir konak tarafından alınması (sebze, su veya elle) 2-Anüs civarına yapı şan yumurtaların enfektif hale gelmesinden sonra elle direkt anüsten a ğıza bula şması (Otoenfeksiyon) 3-Anüs civarında enfektif hale gelen yumurtaların perianal bölgede açılması ve çıkan larvaların ba ğırsa ğa do ğru geri göç etmeleri (Retroenfeksiyon). Bu özellikle uzun süren inatçı enfeksiyonlara neden olur. Tanı: Yumurtalar anüs civarında oldu ğundan genellikle dı şkıda rastlanmaz. Tanıda selofanband yöntemi uygulanır. Sabah dı şkı yapılmadan ve anüs civarı yıkanmadan önce selofanband bu bölgeye yapı ştırılır. Daha sonra buradan alınan selofanband bir lam üzerine yapı ştırılır ve mikroskopta tipik yumurtaları aranır. Sa ğaltım ve Kontrol: Sa ğaltımda hayvanlarda piperazine ve thiabendazole kullanılır. Spiruroidea üstailesi Bu grupta bulunan nematodların erkeklerinin arka kısmı spiral bir biçimde kıvrılmı ştır. Heteroksen geli şirler. Arakonakları bir artropoddur. Bu gruptaki önemli cinsler Spirocerca, Habronema, Draschia, Thelezia, Gnathostoma, Gongylonema, Parabronema ve Physaloptera'dır. Spirocerca lupi Yayılı şı: Yurdumuz dahil tropik ve subtropik bölgeler Morfoloji: Eri şkinlerinin uzunlu ğu 8 cm kadardır. Renkleri pembe renklidir. Yumurtaları elips biçiminde ve kalın kabukludur. Yumurta dı şkı ile atıldı ğında içinde larva bulunur. Sonkonak: Köpek, kedi Eri şkinleri özofagus ve midede olu şturdukları granülomlar içinde bulunur. Larvaları aorta duvarı içinde görülür. Arakonak: Coleoptera takımında bulunan koprofaj böcekler Paratenik konak: Kanatlı, kemirici, kertenkele Ya şam Çemberi: Dı şkıyla atılan yumurtalar arakonak tarafından alınır. Yumurta bunların vücudunda açılır. L 1 bu Veteriner Helmintoloji 137 artropotta enfektif L 3 dönemine ula şır. L 3 'ler artropodun vücudunda kistlenir. Bazen L 3 ta şıyan bu hakiki arakonaklar kanatlı, kemirici veya kertenkeleler tarafından yenilir. Bu durumda L 3 'ler bunların dokularında kistlenir. Bunlar ise paratenik konaklık yaparlar. Sonkonak ya hakiki arakona ğı veya paratenik kona ğı yiyerek enfekte olur. L 3 'ler sonkona ğın sindirim sisteminde serbest kalır, mide duvarını deler ve mide arterlerinin advensiya tabakası içinden göç ederek aorta thoracica'ya ula şırlar. Parazitler damar duvarından göç ederek 3 ay sonra bu arterin yakınındaki yer alan özofagus ve mide duvarına gelir. Parazitler özofagusta granülomların olu şmasına neden olur. Bu granülomlara mide ve aorta duvarında da rastlanabilir. Parazitler granülomlar içimde yakla şık 3 ay içinde olgunla şırlar. Prepatent süre 5-6 aydır. Granülomların içi ile özofagus veya mide lümenini birbirine ba ğlayan bir delik veya kanal bulunur. Parazit yumurtaları bu delikten veya kanaldan bulundu ğu yere göre özofagus veya mide lümenine gelir. Oradan da dı şkıyla dı şarı çıkar. Bazen bu delik bulunmayabilir. Bu durumda enfekte hayvanın dı şkısında yumurta görülmez. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Aorta'nın iç duvarında göç eden larvalar burada irritasyona neden olur. Şiddetli enfeksiyonlarda bu damarlarda daralma ve yırtılma şekillenebilir. Bu durumda ani ölümler görülür. Özofagustaki granülomların çapı 4 cm'ye kadar ula şabilir. Bu granülomlar hayvanlarda yutma güçlü ğüne ve sürekli kusmaya neden olurlar. Ayrıca özofagusta yırtılma ve kanamalara da neden olabilirler. Özofagustaki granülomlar zamanla çe şitli komplikasyonlara da neden olurlar. Bunlardan birincisi enfekte köpeklerin çok azında görülen özofagus osteosarcom'larıdır. İkincisi ise daha seyrek görülen thoraks omurlarında görülen spondilosis ve uzun kemiklerin hipertrofik pülmoner osteoarthropatia'sıdır. Osteoarthropatia uzun kemiklerde kalınla şma ile kendini belli eder. Bunun nedeni daha sonra açıklanacaktır. Parazitin genç şekillerine bazen spinal kanalda da rastlanır. Burada kanamalara yol açarak paraplejiye yol açarlar. Epizootiyoloji: Epizootiyolojide paratenik konakların rolü önemlidir. Tanı: Hastalık belirtileri özofagusun yabancı cisimle tıkanması, özofagusun genetik disfonksiyonu ve gö ğüsteki tümöral olu şumlarda görülen belirtileri taklit eder. Bu nedenle ayırıcı tanı zordur. Kesin tanı dı şkıda yumurtaların görülmesiyle konulur. Bu amaçla flotasyonda doymu ş tuzlu su yerine konsantra şeker solüsyonu veya sodyum nitrat (özgül a ğırlık 1.36) kullanılması. Tanıda Yumurtanın görülmedi ği şüpheli olaylarda tanıda endoskopiden ve radyografiden yararlanılır. Sa ğaltım ve Kontrol: Sa ğaltımda eri şkin parazitlere kar şı Disophenol 10 mg/kg dozda bir hafta arayla iki kez verilir. Bu amaçla ayrıca diethylcarbamazine de kullanılır Makrosiklik laktonlar grubundan Doramectin 200 µgr/kg dozda 14 gün ara ile üç kez kullanılır.. . Granulomlar operasyonla uzakla ştırılır. Arakonak spektrumunun geni ş olması kontrolü güçle ştirir. Hipertrofik Pülmoner Osteoarthropatia Uzun kemiklerde simetrik olarak görülen ve periosttan köken alan yeni kemik üremeleri ile karakterize bir hastalıktır. Hastalık kendini kemiklerde enlilemesine bir kalınla şma ile belli eder. Bu durum kemiklerdeki lokal kan akımındaki artı ş ile ilgilidir. Bu hastalık bazı sistemik hastalıklar sonucu ortaya çıkar. Bu hastalıkların lezyonları tarafından olu şturulan nöyro-vasküler refleks sonucu periosta kan akımı hızlanır ve kemiklerdeki bu bozuklu ğa yol açar. Bu hastalıklar şunlardır: Toparlak ve Tüzer 138 1-Gögüs bo şlu ğunda görülen hastalıklar: Primer ve sekunder pulmoner neoplazi ve tüberküloz, granülomlar, yabancı cisimler, özefagus granulom ve sarkomları (Özellikle Spirocerca lupi'de), valvuler endokardite yol açan Dirofilaria immitis enfeksiyonunda 2-Karın bo şlu ğunda görülen hastalıklar: Bunlar karaci ğer ve sidik kesesi tümörleri ile piyometradır. Habronema ve Draschia Cinsleri Türler: Habronema muscae, H.microstoma (Syn.H.majus), Draschia megastoma Yayılı şı: Yurdumuz dahil de ği şik ülkeler Morfoloji: Habronema cinsindekilerin eri şkinleri 12-25 mm uzunluktadır. A ğız kapsülü silindir biçimindedir. Erkeklerin arka kısmı spiral şekilde kıvrılmı ştır. Draschia cinsinde eri şkinlerin uzunlukları 13 mm kadardır. A ğız kapsülü huni biçimindedir. Yumurta her iki cinste de çok ince kabukludur. İçinde L 1 bulunur. Konak: Tektırnaklılar Habronema spp eri şkinleri mide mukozasında, Draschia megastoma eri şkinleri ise mide mukozasında fibröz nödüller içinde yerle şir. Arakonak (Vektör): Draschia megastoma ve Habronema muscae'ya, Musca ve Haematobia cinslerine ba ğlı sinekler, Habronema microstoma'ya Stomoxys calsitrans (ahır sine ği) biyolojik vektörlük yapar. Ya şam Çemberi: Dı şkıyla dı şarı ya içinde L 1 bulunan yumurtalar halinde ya da do ğrudan L 1 olarak atılır. Bunlar arakonak sineklerin larvaları tarafından alınır. L 1 'ler sineklerin larvalarında geli şir ve sinek eri şkin hale geldi ğinde sineklerin vücudunda L 3 halinde bulunur. Bu sinekler beslenmek amacıyla tektırnaklıların a ğız etrafına kondu ğunda L 3 'ler sine ğin a ğız organellerinden tektırnaklıların a ğız kenarında deri üzerine bırakılır. Bu larvalar hayvanın yalanması sırasında alınır veya sinek do ğrudan yutulur. L 3 'ler hayvanın midesinin fundus kısmında 2 ayda Veteriner Helmintoloji 139 geli şmesini tamamlar. Draschia'ların eri şkinleri midede fibröz nodüller içinde bulunur. Bu nodüller birkaç delikle mide bo şlu ğuna açılır. Parazitlerin yumurtaları bu deliklerden mideye geçer. E ğer sinekler L 3 'leri derideki yaralara bırakırsa larvalar burada geli şmesini sürdüremez. Patojenez Mide habronemosis'i ve draschiosis'i: Habronema'nın eri şkinleri hafif kataral bir gastritise neden olurlar. Midede mukus üretimi artar. Draschia'ların eri şkinleri midede, içinde kazeöz bir kitle ve parazitler bulunan fibroz nodül olu şumuna neden olur. Bu nodüller ya yapmı ş oldukları ç ıkıntı ile mide fonksiyonlarını mekanik olarak bozarlar, ya da bazen delinerek peritona açılırlar. Böylece hayvanda peritonitis meydana gelir. Deri habronemosis'i ve draschiosis'i: Deride lezyonlara bırakılan larvalar ise burada yaptıkları sürekli irritasyon sonucu granülomların şekillenmesine neden olur. Bu lezyonlara daha ziyade yazın rastlandı ğından bunlara yaz yarası da denir. Akci ğer habronemosis'i: Bu parazitlerin larvalarına akci ğerlerde de rastlanabilir. Bunlar akci ğerlerde küçük apseler olu ştururlar. Larvaların akci ğere hangi yolla gittikleri hakkında bilgi yoktur. Klinik Belirtiler: Mide habronemosis'inde genellikle klinik belirti görülmez. Mide draschiosis'inde nodüller plöyris bölgesinde bulundu ğunda sfinkterin kapanmasını engeller ve sindirim bozukluklarına neden olur. Deri habronemosis'i ve draschiosis'inde lezyonlar daha çok vücudun yara bulunan bölgelerinde ortaya çıkar. Önce yara olan kısımda şiddetli bir ka şıntı vardır. Bu ka şıntı sonucu hayvan ka şınmak amacıyla yarayı öteye beriye sürter. Böylece yaranın geni şli ği ve derinli ği artar. Daha sonra bu yara kısımlarımda kırmızı kahverenginde iyile şmeyen granülomlar şekillenir. Bu granülomlar deri yüzeyinden çıkıntı yapar ve çapları 8 cm'ye kadar olabilir. Bu granülomlara yaz aylarında sinek mevsiminde rastlanır ve havalar so ğuyup sinek aktiviteleri sona erinceye kadar iyile şmez. Larvalar bazen gözü istila eder. Bunun sonucu konjoktivitis olu şur. Konjoktivada ülser ve nodüller geli şir. Epizootiyoloji: Deri lezyonlarının görülmesi vektör sineklerin mevsimsel aktivitesine ba ğlıdır. Toparlak ve Tüzer 140 Tanı: Deri habronemosis'inde: Deride iyile şmeye yana şmayan kırmızı renkli granülomların görülmesi tanıda yardımcıdır. Yaralardan alınan kazıntıda larvalar aranır. Larvaların kuyru ğunda dikenli bir çıkıntı vardır. Bu çıkıntının görülmesiyle kesin tanı konur. Mide habronemosis'inde: Tanı zordur. Zira dı şkıda yumurta ve larvalara her zaman rastlanmaz. Sa ğaltım ve Kontrol: Ivermectin hem mide ve hem de deri habronemosis'i ve draschiosis'inde etkilidir. Moxidectin 0,3-0,5 mg/kg dozda mide habronemosis'inde kullanılır. Kontrolde vektör sineklerle mücadele esastır. Thelazia cinsi Türler ve Konakları: Thelazia rhodesii S ı ğır T.gulosa (Syn.T.alfortensis ) S ı ğır T.skrjabini S ı ğır T.bubalis Manda T.californiensis Koyun, kedi, köpek, insan T.leesei Deve T.lacrimalis At T.callipaeda Köpek, tav şan, insan T.erschowi Domuz Thelazia sp Papa ğan Konjoktiva kesesi ve göz ya şı kanalına yerle şirler. Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji: Küçük ince parazitlerdir. Uzunlukları 10-20 mm kadardır. A ğız kapsülleri vardır. Vücudun ön kısmında kütiküler çizgiler bulunur. Arakonak (Vektör): Musca, Fannia v e Morellia cinslerine ba ğlı sinekler Ya şam Çemberi: Bu parazitlerin di şileri larvipardır. Di şilerin çıkardı ğı L 1 'ler göz ya şına karı şır. Bu larvalar buradan arakonak sinekler tarafından alınır. Larvaların sinekteki geli şimi bunların ovaryumunda olur ve L 3 'ler meydana gelir. Geli şme yazın sıcakta 15-30 gün sürer. L 3 'ler sine ğin hortumuna gelir. Sinek beslenmek amacıyla göze kondu ğunda bu larvaları göze bırakır. L 3 'ler geli şmelerine gözde devam ederek eri şkin hale gelirler. Prepatent süre 3-6 haftadır. Eri şkin parazitler konakta bir yıldan fazla ya şar. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Parazitin kutikulasının tırtıklı ve L 5 'lerin hareketli olması gözde lezyonların olu şmasına yol açar. Olu şan konjoktivitis sonucu göz ya şı salgısı artar. A ğır olaylarda korneada ülserler meydana gelir ve kornea bulanıkla şır. Hayvanda fotofobi görülür. Epizootiyoloji: Theleziosis'in epizootiyolojisi vektör sineklerin mevsimsel faaliyetlerine ba ğlıdır. Eri şkin parazitler konakta yıllarca ya şadı ğından semptom göstermeyen hayvanlar parazite rezervuarlık yaparlar. Tanı: Tanı, konjoktiva kesesinde parazitleri görmekle konur. Sa ğaltım Tüm hayvanlarda parazitler forseps ile alınmaya çalı şılır. Bunun yapılamayaca ğı sayıda çık hayvan olan durumlarda ilaç kullanılır. Sı ğırlarda: Tetramisole: 12,5-15 mg/kg dozda deri altı yolla Levamisole: 5 mg/kg dozda deri altı yolla Ivermectin: 0,2 mg/kg dozda deri altı Doramectin: 0,2 mg/kg dozda deri altı Atlarda: Göz lugol iyodin solüsyonu (%0.5'lik) ile 1-5 kez Veteriner Helmintoloji 141 yıkanır. Köpek: Göz %2'lik Levamizole göz yıkaması yapılır. Ivermectin: 0,2 mg/kg dozda deri altı Kedide: Göz %2'lik Levamizole göz yıkaması yapılır. Papa ğanda: Demecarium'un %0.125'lik solüsyonundan göze bir damla damlatılır. Bu ilaç bir kolinesteraz inhibitörüdür ve parazitleri felç eder. Felç olan parazitler daha sonra gözün steril serum fizyolojikle yıkanmasıyla uzakla ştırılır. Kontrol: Vektör mücadelesi yapılır. Gnathostoma Cinsi Türler ve konakları: Gnathostoma hispidum domuz G.doloresi domuz G.spinigerum kedi ve köpek, (insanlarda larva migrans yapar) Mide duvarında nodüller içinde yerle şir. Yayılı şı: Güney Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya Morfoloji: Vücutları kalındır. Di şiler 3 cm kadar uzunluktadır. Ya şadı ğı yer cins tayini için yeterlidir. Tanıyı do ğrulamak amacıyla büyüteçle parazitin ön kısmına bakılır. Ön kısım şi şkindir ve burada küçük çengel sıraları bulunur. Arakonak 1.Arakonak: Tatlı sularda ya şayan de ği şik Crustacea 2.Arakonak: Küçük memeliler, ku şlar, sürüngenler, balık ve amfibia Ya şam Çemberi: Yumurtalar dı şkıyla atılır. Yumurta içinde L 1 geli şir. L 1 yumurtayı terkeder. Bunlar 1.arakonak tarafından alınır. 1.arakonakta L 2 geli şir. 2.arakonak L 2 ta şıyan 1.arakonakları yiyerek enfekte olur. 2.arakonakta sonkonak için enfektif olan L 3 geli şir. Sonkonak enfekte 2.arakona ğı yiyerek enfekte olur. Sonkonaktaki tüm geli şme mide duvarında olur. Patojenez: Parazit patojen etkisini mide duvarında yapmı ş oldu ğu 3-4 cm çapındaki fibroz nodüllerle gösterir. Bunların içinde parazit bulunmaktadır. Mide duvarında ülser ve nekrozlar olu şur. En patojen tür G.spinigerum'dur. Bu tür kedilerde mide delinmesi ve peritonis sonucu ölüme yol açar. İnsanlarda viseral larva migrans olaylarında ise G.spinigerum'un larvalarına deri altında nodüller içinde, bazende merkezi sinir sisteminde rastlanabilir. Bu tür hiçbir zaman insanlarda eri şkin hale gelemez. Enfeksiyonun kayna ğını genellikle 2.arakonak görevini yapan evcil kanatlıların iyi pi şmemi ş etleri olu şturur. Toparlak ve Tüzer 142 Klinik Belirtiler: Genellikle bu parazitten ileri gelen enfeksiyonlarda klinik belirti görülmez. Fakat kedilerde mideye ilgili akut belirtiler görülebilir. Tanı: Dı şkıda yumurtaları görmekle yapılır. Yumurtaları oval, ye şilimsi renkte olup bir kutbunda kapak bulunur. Sa ğaltım ve kontrol: Hayvanlarda sa ğaltım ve kontrole ilgili fazla bilgi yoktur. İnsanlarda Ivermectin, Albendazole ve Mebendazole kullanılır. Ayrıca parazitler operatif olarak uzakla ştırılabilir. Gongylonema cinsi Bu cinse ba ğlı parazitlerin eri şkinleri memelilerin özofagus, önmide ve mideleriyle kanatlıların kursa ğında mukoza altında ya şar. En yaygın tür Gongylonema pulchrum'dur. Bu tür ba şta koyun ve keçi olmak üzere tüm evcil hayvanlarda görülür. Bunun dı şında Gongylonema verrucosum, G.mönnigi ruminantlarda, Gongylonema ingluvicola kanatlılarda görülür. Bu parazitlerin di şileri 90 mm kadardır. Mikroskobik olarak incelendi ğinde ön taraflarında kütikular plaklar bulunur. Yumurtaları kalın kabukludur. Yumurtaların iki kutbu kapaklıdır. Yumurta paraziti ve kona ğı terketti ğinde içinde birinci dönem larva (L 1 ) bulunur. Geli şmelerinde hamamböceklerini ve bazı koprofaj böcekleri arakonak olarak kullanır. İçinde L 1 bulunan yumurtalar dı şkıyla atılır. Bunlar arakonaklar tarafından alınır. Yakla şık bir ay içinde L 3 dönemine ula şır. Sonkonak enfekte larva ta şıyan arakonakları yiyerek paraziti alır. Bu parazitler konak için zararlı de ğildir. Parabronema cinsi Bu cinste bulunan Parabronema skrjabini yurdumuz dahil Dünya'nın çe şitli ülkelerinde deve, zürafa ve tüm ruminantlarda, P.africanum, P.longispiculatum, P.rhodesiense Afrika'da fillerde, P.roundi Afrika'da gergedanlarda, P.pecaria Brezilya'da yabani domuzlarda görülür. Parabronema skrjabini kona ğın abomazum mukozasına gömülü olarak bulunur. Arakonakları Haematobia, Lyperosia, Stomoxys cinslerine ba ğlı sinek türleridir. Physaloptera cinsi Bu cinste Physaloptera canis, P.preputialis P.brevispiculum, P.rara ve P.felidis türleri bulunur. Bu türler köpek, kedi ve Felidae ailesindeki di ğer hayvanların mide ve duodenumunda bulunurlar. Veteriner Helmintoloji 143 En yaygını P.preputialis olmak üzere ilk üç tür yurdumuzda kedi ve köpeklerde görülmü ştür. Physaloptera praeputialis'in yumurtaları kalın kabukludur. Arakonakları hamanböcekleri, Coleoptera takımındaki bazı k ınkanatlılar ve Orthoptera takımındaki bazı böceklerdir. Hayvanların midesinde erozyonlara yol açar. Tedavide kedilerde ivermectin 0.2 mg/kg dozda kullanılmı ştır. Filarioidea Üstailesi Bu üstailedeki parazitler heteroksen geli şirler. Arakonakları bir artropod olup aynı zamanda vektörlük yapar. Bu üstailedekilerin ço ğunlu ğu larvipardır. Eri şkinleri türlere göre vücut bo şluklarında, kanda, deri altı ba ğ dokuda ve intermuskuler ba ğ dokuda bulunurlar. Di şiler yumurta veya mikrofiler çıkarır. Yumurtalardan da mikrofilerler çıkar. Mikrofilerlere perifer kan ve dokularda rastlanır. Buralarda vektör tarafından alınmasını beklerler. Bu üstailede önemli olan cinsler Parafilaria, Stephanofilaria, Dirofilaria, Dipetalonema, Onchocerca, Seteria ve Elaeophora 'dır. Parafilaria cinsi Türler ve Sonkonakları: Parafilaria bovicola S ı ğır, manda P.multipapillosa At Deri altı ba ğ dokuda ve intermuskuler ba ğ dokuda yerle şir. Yayılı ş: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji: Eri şkinleri 3-7 cm kadar uzunluktadır. Ön taraflarında çok sayıda papil ve yuvarlak çizgiler bulunur. Mikrofilerlerin uzunlu ğu 0,2 mm kadardır . Arakonak (Vektör): Parafilaria bovicola Muscidae ailesi sinekler P.multipapillosa Haematobia cinsi sinekler Toparlak ve Tüzer 144 Ya şam Çemberi: Subkutan veya intermuskuler ba ğ dokuda ya şayan di şiler buradan dermis ve epidermise do ğru göç ederler. Bu sırada buralarda ödemli ve hemorajik nodüller meydana getirirler. Daha sonra parazit nodülün üst kısmını deriye do ğru deler ve buraya yumurtalarını bırakır. Bu sırada nodülün içindeki kan yumurtalarla beraber dı şarı akar. Bu yumurtalardan çok kısa bir sürede mikrofilerler çıkar. Kan çevredeki kılların üstüne akar ve orada pıhtıla şır. Kanın kokusu vektör sinekleri çeker. Deri yüzeyindeki kanama odaklarında bulunan mikrofilerler vektörler tarafından alınır. Mikrofilerler bunların vücudunda hava sıcaklı ğına ba ğlı olarak birkaç hafta veya ayda L 3 haline gelir. Vektörler beslenmek amacıyla derideki yaralara ve göz ya şı sekresyonuna kondu ğunda L 3 'leri buralara bırakır. Bunlar daha sonra deri altına göç eder ve orada ortalama 6 ayda eri şkin hale gelir. Kanama odakları ise yakla şık 8'inci aydan sonra ortaya çıkar. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Subkutan veya intermuskuler ba ğ dokuda ya şayan di şiler buradan dermis ve epidermise do ğru göç ederken ödemli ve hemorajik nodüller meydana getirirler. Bunlar bezelye veya fındık büyüklü ğündedir. Nodüller çok kısa sürede olu şur ve birkaç saat içinde kanama ba şlar. Kanama 24-48 saat kadar sürer. Daha sonra kanama durur. Fakat bu nodülün hemen yakınında ba şka bir nodül şekillenir ve bu olaylar böylece devam eder. Bu lezyonlara özellikle yazın rastlanır ve yaz kanaması adı verilir . Lezyonlar so ğuk havalarda kaybolur. Fakat sıcak havalarda tekrar ortaya çıkar. Hastalık bu şekilde 4 yıl kadar devam edebilir. Bazen bu nodüller sekunder olarak piyojen bakterilerle enfekte olabilir. Buna ba ğlı olarak da deri altı apseleri ve deride nekroz meydana gelebilir. Epizootiyoloji: Epizootiyolojisinde vektör sineklerin faaliyetleri önem ta şır. Tanı: Klinik belirtiler hastalıktan şüphe ettirir. Kesin tanı kanama odaklarından alınan kanda yumurta veya mikrofilerlerin görülmesiyle konur. Sa ğaltım ve Kontrol: Sa ğaltımda Ivermectin ve Doramectin kullanılır. Ancak tektırnaklılara Ivermectin'in özel oral preparatı verilmelidir. Parenteral yolla uygulanmaz. Kontrolde vektör sinek mücadelesi yapılır. Stephanofilaria cinsi Türler: Stephanofilaria stilesi, S.assamensis, S.zaheeri, S.kaeli, S.okinawaensis Yayılı şı: ABD, Rusya, Avrupa, Asya, Hindistan ve Uzakdo ğu Morfoloji: Uzunlukları 1 cm’den kısadır. A ğız deli ği dikenlerle çevrilidir. Sonkonak: Sı ğır, manda Derinin dermis tabakasında yerle şir. Arakonak: Muscidae ailesindeki sinekler Ya şam Çemberi: Eri şkin parazitler deride açık yaralar meydana getirir. Bu yaralardaki eksudatta parazitin mikrofilerleri bulunur. Bu yaralar arakonak vektörleri cezbeder. Bunlar yaralardaki mikrofilerleri alırlar. Bunların vücudunda mikrofilerler geli şir ve L 3 dönemine ula şır. Bu süre 3 hafta kadardır. Bunlar enfektif larvalardır. Sonkonak, sineklerin deriye enfektif larvaları bırakmasıyla enfeksiyonu alır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Deride eri şkin parazitler önce deride nodüller meydana getirir. Daha sonra bunların iç kısmı kan ve irinle dolar ve papüller olu şur. Bu papüllerin orta kısmı yumu şak olup etrafı hiperkeratinizedir. Bu lezyonların orta kısımındaki deri kısmı soyulur ve genellikle bundan dolayı kanama meydana gelir. Bu zamanda deri kalınla şmı ş ve kabuklanmı ş bir durumdadır. Veteriner Helmintoloji 145 Bu da arakonak vektörleri bu lezyonlu kısımlara çeker. Lezyonlar genellikle enfeksiyonun ikinci haftasında ortaya çıkar. Bu lezyonlar a ğrılıdır. A ğrı nedeniyle hayvanlarda süt veriminde önemli derecede azalma meydana gelir. Lezyonlar so ğuk havalarda ortadan kaybolmakla birlikte derideki lezyonlar kalıcıdır. Bu yüzden deride önemli ekonomik kayıplar meydana getirir. Epizootiyoloji: Hastalı ğın ortaya çıkmasında hayvanların yedi ği otun tipi çok önemlidir. Ye şil otla beslenen hayvanlar yumu şak ve sulu dı şkı yaparlar. Bu dı şkılar ise arakonak vektörlerin ya şaması için çok uygun bir ortam olu şturur. Tanı: Lezyonlardan alınan kazıntıda eri şkin parazitler ve mikrofilerler aranır. Sa ğaltım ve Kontrol: Sa ğaltımında ivermectin etkilidir. Kontrolde arakonaklarla mücadele edilir. Dirofilaria Cinsi Bu cinse ba ğlı kozmopolit olarak köpeklerde Dirofilaria immitis ve D.repens, Amerika Birle şik Devletleri'nde yabani kedilerde ve seyrek olarak köpeklerde Dirofilaria striata, Amerika Birle şik Devletleri'nde rakun ve insanda Dirofilaria tenuis, kuzey ülkelerinde ayı ve insanda Dirofilaria ursui ve insanda Dirofilaria scapiceps türleri vardır. İlk iki tür yurdumuzda köpeklerde görülmü ştür. Dirofilaria immitis Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji: Eri şkinleri 12-30 cm kadar uzunluktadır . Erkeklerin kuyru ğu spiral olarak kıvrıktır . Sa ğ spikül sol spikülden daha kısadır. Di şilerde vulva özofagusun arka kısmında yer alır. Mikrofilerlerin geni şli ği 6-7 µm uzunlu ğu ise 300 µm ’yi geçer. Ba şları sivri olup kuyruk düz olarak sonlanır. Toparlak ve Tüzer 146 Konak: Köpek, arasıra kedi, seyrek olarak insan, at ve deniz aslanıdır. Kalbin sa ğ ventrikülü, arteria pulmonalis, vena cava caudalis ve vena hepatica, seyrek olarak da gözde, bron şiollerde, interdigital kist ve apselerde, beyin arterlerinde ve spinal kanalda bulunur. Arakonak (Vektör): Culex, Aedes ve Anopheles cinslerine ba ğlı sivrisinekler Ya şam Çemberi: Eri şkin parazitler be ş y ıl boyunca mikrofiler çıkarırlar. Mikrofilerler kan dola şımında bulunur. Bu sırada vektör sinek tarafından alınır. Larvanın geli şmesi sine ğin malpiki kanallarında devam eder. Burada L 3 dönemine ula şır. Daha sonra vektörün tükürük bezlerine giderler. Sivrisinekteki geli şme yakla şık 2 hafta sürer. Bu süre 8 gün (30ºC'ta) ile 28 gün (1-8ºC'de) arasında de ği şir. Sivrisinek kan emmek üzere kona ğa geldi ğinde bu larvalar kona ğa girer. Enfekte bir sivrisinek yakla şık olarak 10-12 larva (L 3 ) enjekte eder. L 3 'ler deri altı ve seroza altı ba ğ dokulara giderler. Burada 4 ay içinde iki kere gömlek de ği ştirerek L 5 haline gelirler. L 5 'ler buradan venalar yoluyla sa ğ kalbe gelir. Burada eri şkin hale gelir ve enfeksiyondan 6-7 ay sonra mikrofiler çıkarmaya ba şlar. Mikrofilerler kanda 2-4 yıl kadar ya şar. Mikrofilerlerin intrauterin geçi şi de söz konusudur. Bu nedenle yeni do ğan yavruların kanında mikrofilerler görülebilir. Patojenez: Köpeklerde: L 3 ve L 4 'lerin konak üzerinde herhangi bir patojen etkileri yoktur. Patojen etkiye L 5 'ler, eri şkinler ve daha az oranda mikrofilerler sahiptir. 1-Eri şkin parazitler: a-Parazitler kalpte bulundu ğunda kalp kapaklarında bozukluklar ve endokarditis meydana getirirler. Kronikle şti ğinde pulmoner osteoartropatiye neden olur. (Bkz Spirocerca lupi'ye) b-Arteria pulmonalis'te bulunduklarında intimayı irrite ederler. Buna ba ğlı olarak geli şen endarteritis sonucu intima katında kalınla şma ve fibrozis olu şur. Damarlar daralır. Küçük perifer akci ğer damarlarının daralması sonucu pulmoner hipertansiyon şekillenir. c-Parazitlerin bizzat kendileri dola şıma mani olur. Yukarıdaki her üç durumda da büyük ve küçük dola şımda durgunluk ortaya çıkar. Küçük dola şımdaki durgunluk akci ğer ödemine, büyük dola şımdaki durgunluk ise asitese yol açar. Veteriner Helmintoloji 147 d-Endarteritisler sonucu intimada meydana gelen lezyonlar burada trombüslere, trombüslerden kopan parçalar ise akci ğerde embolilerin meydana gelmesine neden olur. e-Parazitlerin sekresyon ve ekskresyonlarının antijenik özelli ği vardır. Bunlara kar şı antikorlar olu şur. Bu antikorlar antijen ile birle şerek immun kompleksleri olu ştururlar. Bu immun kompleksler böbrek glomeruluslarının taban memranlarında birikir ve glomerulonefritise neden olur. (Tip-3 a şırı duyarlılık reaksiyonu sonucu) f-Arasıra parazitler çok sayıda (75'den fazla) olduklarında vena cava caudalis'i ve vena hepatica'yı tıkar. Bunun sonucu pasif venöz konjestiyon ve karaci ğer yetersizli ği meydana gelir. Bu genellikle ölümle sonuçlanır. Buna vena caval sendrom adı verilir. 2-Mikrofilerler: a-Mikrofilerlerin kandaki sayılarıının artması herhangi bir dokudaki kapillar damarların tıkanmasına yol açabilir. Bu durumda hayati organlarda infrakt sonucu nekrozlar olu şur ve ölüme neden olur. b-Mikrofilerlere kar şı da antikorlar geli şir ve yukarıdaki gibi glomerulonefritise yol açar. Ayrıca bu antikorlar kanda bulunan komplementle birle şerek immum kompleksleri meydana getirir. Bu immun kompleksler de mikrofilerle birle şerek Tip-2 a şırı duyarlılı ğa yol açarlar. Buna ba ğlı olarak 1-ka şıntılı ülserli nodullü dermatitislere 2-ka şıntılı papüllü ve kabuklu dermatit (uyuz benzeri) 3-ka şıntılı ülserli dermatit 4-eritamatöz allopesik dermatit 5-seboreik deri bozukluklarına neden olur. Anafilaktik şok: Dirofilaria immitis'li bir hayvandan alınan kan e ğer daha önce bu hastalı ğı atlatmı ş ve duyarlı bir hale gelmi ş hayvana verilirse anaflaktik şok meydana gelebilir. Kedilerde: Patogenezdeki prensipler aynıdır. Ancak bu hayvanlar bu parazitten ileri gelen enfeksiyonlara daha dirençli olup hastalık köpeklere nazaran daha hafif seyreder. Klinik Belirtiler: Klinik belirtiler a şa ğıdaki faktörlere ba ğlı olarak de ği şir. 1-Parazit sayısı 2-Köpe ğin büyüklü ğü 3-Hastalı ğın hayvanda bulunu ş süresi 4-Parazitin hayvanda yerle şim yeri Çok az sayıda parazit bulundu ğu durumda köpeklerde herhangi bir belirti görülmez. Parazit çok oldu ğunda köpek efor gösteremez. Hayvanda öksürük görülür. Öksürük mikrofilerler kanda görülmeden 2-3 ay öncesi örtaya çıkar. Kalp ve akci ğerlerde patolojik sesler duyulur. Bazen kollaps ve ölüm şekillenir. Vena caval sendrom kendini i ştahsızlık, karaci ğer yetersizli ği, asites, idrarda safra tuzları ve hemoglobin görülmesi, trombositopeni, anteriör üveyit, sarılık, kollaps ve ölümle belli eder. Ayrıca bazı hayvanlarda de ği şik tiplerde ka şıntılı kronik dermatitisler göze çarpar. Epizootiyoloji: Epizootiyolojide rol oynayan faktörler şunlardır. 1-Sıcaklık ve rutubet: Bu faktörler vektörün ve vektördeki parazitin geli şmesini etkiler. 2-Konak popülasyonu: Çok sayıda olduklarında arakonak enfeksiyonu için kaynak olu şturur. 3-Vektör (arakonak) popülasyonu: Enfeksiyonun bula şmasını kolayla ştırır. 4-Parazitin konaktaki ya şam süresi: Eri şkin parazitler 3-5 yıl kadar canlı kalır. Bu süre içinde kona ğın kanında sürekli mikrofiler bulunur. Ayrıca eri şkin parazitler olmadı ğı halde mikrofilerler ise kanda 2-3 yıl kadar canlı kalabilir. 5-Konak ba ğı şıklı ğı: Bu parazite kar şı konakta önemli bir ba ğı şıklık olu şmaz. Ancak arasıra immun yanıt nedeniyle mikrofilerler ortadan kalkabilir ve di şi parazitler steril (kısır) hale gelebilir. Tanı: 1-Anemnez: Bölgede enfeksiyonun varlı ğı, köpe ğin sivrisinek enfestasyonlarıyla kar şıla şma durumu. 2-Klinik belirtiler: Efora kar şı tepkisi ölçülür. Kalp ve akci ğer sesleri dinlenir. Thorasik radyografi ve elektrokardiyografiler alınarak de ğerlendirilir. Thorasik radyografide pulmoner arteriel hipertrofi, sa ğ ventriküler geni şleme ve akci ğer arteriollerinde geni şleme görülür . Di ğer tedavilere yanıt vermeyen kronik, ka şıntılı dermatitlerde bu parazitten de şüphe edilmelidir. Bütün bunlar tanıda yardımcı olabilir. 3-Mikrofilerler aranması: Bu amaçla kan mikrofilerlerin en çok görüldü ğü saat 16:00-18:00 arası alınması gerekir. Kan almadan önce hayvana 12-19 mg/kg dozda asetil kolin deri altı yolla uygulanır. Bu madde mikrofilerlerin kanda hemen Toparlak ve Tüzer 148 yo ğunla şmasını sa ğlar. Bu amaçla birçok metot vardır. Kanın do ğrudan incelenmesi (Basit teknik): Antikoagulantlı olarak alınan kan do ğrudan lam lamel arasında incelenir. Bu teknikte mikrofilerler hareketli olarak görülür. Ancak tür ayrımı yapılamaz. Modifiye Knott Tekni ği: Bir zenginle ştirme yöntemidir. Bu metotla hareketsiz ve boyanmı ş mikrofilerler görülür. Ancak bu yolla tür ayrımı sadece Dirofilaria immitis ve Dipetalonema reconditum görülen ülkelerde yapılabilir. Antikoagulantlı alınan kanın bir ml'si 9 ml %2'lik formalin ile karı ştırılır. 3 dakika beklendikten sonra 2000 devir/dak 5 dakika santrifüje edilir. Santrifüj sonucunda üstteki sıvı atılır ve sediment üzerine %0.1 metilen mavisinden 1-2 damla ilave edilerek karı ştırılır. Bu karı şım lam lamel arasında mikroskopta incelenir. Dirofilaria immitis ve Dipetalonema reconditum mikrofilerlerinin birbirinden morfolojik ayrımı tabloda verilmi ştir. D.immitis ve D.reconditum mikrofilerlerin ayrımı Uzunluk Ön kısmı Kuyruk D.imm. >300 µm Sivri ve kancasız Düz D.rec. <300 µm Küt ve kancalı K ıvrık Asit fosfataz tekni ği: Bu teknik bir zenginle ştirme yöntemidir ve mikrofilerlerin hangi türe ait oldu ğunu belirlemede kullanılır. Teknik mikrofilerlerdeki enzim bulunan bölgelerinin boyanması temeline dayanır. Antikoagulantlı olarak alınan 2 ml kan üzerine 18 ml eritrositleri lize edici solüsyon (Triton X-Rom Haas®) ilave edilir. Karı şım polycarbonat filtreden (Nücleopore, General Electric Co. USA) geçirilir. Üzerine 2-3 damla metilen mavisi konur. Filtre lam üzerine alınır ve mikroskopta bakılır. Filtrede mikrofiler görülüyorsa AS-TR fosfat enzimi içeren solüsyonla filtrenin boyaması yapılır ve mikroskopta tekrar incelenir. Dirofilaria immitis mikrofilerlerinin anüs ve anterior(Bo şaltı deli ği) kısımlarında kahverengi-kırmızı boyanmı ş noktalar görülür. Dirofilaria repens mikrofilerlerinin posteriorunda(Anüs) tek enzim bandı olu şur. Dipetalonema reconditum mikrofilerleri tüm vücudu pembe kahverengi renk alır. Mikrofilere dayalı tanıda dikkat edilecek noktalar: Bazen köpekte eri şkin parazit olmadı ğı halde kanda mikrofiler görülebilir. Bu durum şu şekilde açıklanır. 1-Mikrofilerler anneden yavruya intrauterin olarak geçmi ş olabilir. 2- İlaç verilerek eri şkin parazitler öldürülmü ştür. Fakat mikrofilerler 2-4 yıl kadar canlı kalabilir. 3-Kan nakli ile geçmi ş olabilir. Yukarıdaki durumun tersine bazen köpekte eri şkin parazit oldu ğu halde kanda mikrofiler görülmeyebilir. Bu durum şu şekilde açıklanır: 1-Bütün parazitler aynı cinsiyette olabilir. 2-Parazitler henüz geli şme döneminde bulunabilir. 3-Köpek bir mikrofilarisitle sa ğaltılmı ş olabilir. 4-Yüksek düzeyde olu şan antikorlar mikrofilerleri ortadan kaldırmı ş ve aynı zamanda eri şkin di şileri steril hale getirmi ş olabilir. Enfekte oldu ğundan şüphe edilen fakat kanında mikrofiler görülmeyen köpekte serolojik tanı yöntemlerine ba şvurulur. 4-Serolojik tanı yöntemleri: Serolojik tekniklerde iki tip yakla şım vardır. 1-Serumda do ğrudan parazite kar şı olu şan antikorların aranması 2-Eri şkin parazitler tarafından salınan antijenlerin aranması Bunlardan birinci yakla şımı esas alan ticari tanı kitleri bulunmaktadır. Fakat yanlı ş pozitif sonuçlar verebilir. İkinci yakla şımı esas alan ise, bu parazitin belirli Veteriner Helmintoloji 149 antijenlerine ba ğlanan monoklonal antikorları kullanan ELISA ve Lateks aglutinasyon tanı kitleridir. Bunlar bir önceki testlerden daha etkilidir. Fakat parazit sayısının az oldu ğu durumlarda cevap vermeyebilir. Sa ğaltım: Sa ğaltımdan önce köpe ğin kalp, akci ğer, karaci ğer ve böbrek fonksiyon testleri yapılmalıdır. E ğer testler sonucunda organlarda fonksiyon bozuklukları varsa bu bozuklukları giderici önlemler alınmalıdır. Parazitlere yönelik sa ğaltımında iki hedef vardır. Önce eri şkin parazitler ortadan kaldırılır. Altı hafta sonra mikrofilerlere etkili ilaçlar kullanılır. Eri şkin parazitlere kar şı kullanılan ilaçlar (Filarisitler):. Bu amaçla a şa ğıdaki ilaçlar kullanılır. Thiacetarsamide sodium (Caparsolate): 2,2 mg/kg dozda 10 saati geçmeyen aralıklarla üç gün süre ile iv yolla verilir. Bu tedaviden sonra eri şkin parazitler bir hafta içinde ölür. Ölen parazitler arteria pulmonalis'le akci ğerlere sürüklenirler. Burada geçici bir süre dola şımı engellerler. Fakat bu ölü parazitler fagasitozla ortadan kaldırılır. Bununla birlikte tedaviden sonra 4. ve 6. haftalarda akci ğerlerde önemli derecede lezyonlar geli şir. Bu nedenle bu haftalar içinde köpek stresten uzakla ştırılıp dinlendirilmelidir. Bazı köpeklerde bu ilacın verilmesi sırasında kusma ate ş ve solunum güçlü ğü görülebilir. Bu yan etkiler görüldü ğünde arsenamid tedavisi derhal kesilmelidir. Melarsomine dihydrochloride (Immiticide): 2,5 mg/kg dozda 24 saat ara ile iki kez derin kas içi (Lumbar kasa) verilir. Levamisole: günlük 2,5 mg/kg dozda hergün 14 gün süre ile verilir. Takiben iki gün günlük 5 mg/kg dozda ve daha sonra iki hafta boyunca günlük 10 mg/kg dozda verilir. Ancak levamisolele kullanılan köpeklerde ataksi görülür. İlaç kesidi ğinde bu ortadan kalkar. Sa ğaltım sırasında olu şacak trombo-embolilerileri engellemek için kanı sulandırıcı ve tromboz olu şumunu engelleyici ilaçların da kullanılması gerekir. Bu ilaçlar eri şkinlere yönelik sa ğaltım süresince verilmelidir. Bu amaçla a şa ğıdaki ilaçlar kullanılabilir. Ticlopidine hydrochloride: 108 mg/kg her gün Heparin: 300 U/kg, SC, her 8 saatte bir Acetylsalicylic acid (Aspirin): 5 mg/kg oral yolla her gün. Acetylsalicylic acid’in streptokinase ile birlikte kullanımı da söz konusudur. Ancak son deneysel çalı şmalar acetylsalicylic acid’in bu konuda fazlaca bir etkisinin olmadı ğını göstermi ştir. Mikrofilerlere etkili ilaçlar (Mikrofilarisitler): Bu amaçla a şa ğıdaki ilaçlar kullanılır. 1-Levamisole: Bu ilaç günlük 11 mg/kg dozda 6- 12 gün süre ile verilir. 2-Ivermectin: 0.2 mg/kg dozda verilir. Yalnız bu doz Koli ırkı köpeklerde nöyrotoksiktir. 3-Milbemycin oxime: 0,5 mg/kg dozda oral yolla kullanılır. 4-Selamectin 0.6-0.12 mg/kg dozda topikal kullanılır. A şırı duyarlılı ğa ba ğlı geli şen dermatitisler bu tedaviler sonucu kendili ğinden ortadan kalkar. Kontrol ve korunma: Sivrisinek mücadelesi pratikte pek mümkün olamadı ğından bu amaçla sadece köpeklerde geli şmekte olan larvalara (L 3 ve L 4 ) etkili ilaçlar kullanılır. Hastalı ğın endemik oldu ğu yerlerde sa ğlam köpeklerin korunmasında etki süresi yakla şık bir ay olan ivermectin, moxidectin ve milbemycin oxime en uygun ilaçlardır. Bu ilaçlar ayda bir kez uygulanır. Bu amaçla bu ilaçların uygulanmasına sivrisineklerin görülmeye ba şlamasından bir ay öncesi ba şlanır ve sivrisineklerin ortadan kaybolu şundan bir ay sonrasına kadar devam edilir. Ivermectin'in bu amaçla kullanılan dozu 0,006 mg/kg'dır. Bu doz koli ırkı köpeklerde de toksik etki yapmaz. Bununla birlikte Koli ırkı köpeklerin 8 saat süre ile yakından izlenmesi gerekir. Milbemicyn oxime ise yukarıdaki dozda uygulanır. Moxidectin ise ayda bir kez 0.003 mg/kg dozda uygulanır. Selamectin 6mg/kg dozda verilir.(Bu dozdaki Selamectin koli ırkındaki köpekler için toksik de ğildir). Dirofilaria repens Kedi ve köpeklerin deri altı dokusunda ya şar. Bu parazit seyrek olarak insanlarda da görülebilir. Eri şkinlerin boyu 5-17 cm arasında de ği şir. Vektörleri Aedes ve Mansonia cinsine ba ğlı sivrisineklerdir. Patojen etkisi çok azdır. Mikrofilerler deri altında kan ve lenf sıvısında bulunur. Dirofilaria ursui Bu tür Asya ve kuzey Amerikada siyah ayılarda ve insanlarda görülür..Eri şkinleri derialtı ba ğdokusunda,aorta,böbrek ve rectumu saran ba ğ dokuda bulunur.Eri şkin erkek parazitler 51-86 mm,di şiler 117-292 mm dir.Kanda bulunan mikrofilerleri 185-292 µ dur.Patojen bir tür de ğildir. Toparlak ve Tüzer 150 Dipetalonema cinsi Bu cinse ba ğlı birçok tür bulunur. Bunlar içinde en önemlisi Dipetalonema reconditum'dur. Eri şkinleri deri altı ba ğ dokusunda ya şar. Vektörleri (arakonak) pire (Ctenocephalides felis) ve bittir (Heterodoxus spiniger). Bu tür apatojendir. Klinik önemi kanda bulunan mikrofilerlerinin Dirofilaria immitis'le karı şmasından ileri gelmektedir. Mikrofilerlerin ayrımı Dirofilaria immitis konusunda verilmi ştir. Onchocerca cinsi Türler ve konakları: Bu cinse ba ğlı birçok tür bulunmaktadır. Yurdumuzda görülen türler ve konakları a şa ğıdadır. Onchocerca reticulata Tektırnaklı O.armillata Ruminantlarda, bazen tektırnaklılarda Onchocerca armillata aortada, O.reticulata ise ayakta fleksör tendoların ba ğ dokusunda bulunur. Arakonak (Vektör): Onchocerca reticulata'nın vektörü Culicoides cinsine ba ğlı sinekler, O.armillata'nın vektörleri ise bilinmemektedir. Yayılı şı: Onchocerca reticulata ve O.armillata türleri Türkiye'de görülmü ştür. Morfoloji: Eri şkinleri 7-70 cm arasında de ği şir. Dokularda nodüller içinde kıvrılmı ş olarak bulunurlar. Kütiküla üzerinde spiral kalınla şmalar görülür. Bunlar özellikle di şilerde belirlidir. Ya şam Çemberi: Onchocerca reticulata'nın mikrofilerleri eri şkinlerin bulundu ğu kısımlarda deri altı ba ğ dokuda ve lenf damarlarında bulunur. Vektör beslenirken mikrofilerleri alır. Mikrofilerler vektörde enfektif larva dönemine (L 3 ) ula şır. Vektör beslenirken bu enfektif larvaları kona ğın derisinden içeri bırakır. Larvalar buradan yerle şim yerlerine göç ederek eri şkin hale gelirler. Onchocerca armillata'nın ya şam çemberi bilinmemektedir. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Onchocerca armillata'nın eri şkinleri aorta duvarında nodüller meydana getirir ve aneurisma'lara yol açar. Genellikle klinik belirti görülmez. Çok a ğır enfeksiyonlarda mikrofilerleri göze giderek gözde körlü ğe neden olabilir. Onchocerca reticulata'nın eri şkinleri bulundukları yerlerde a ğrısız yaygın sıcak ödemli şi şlikler meydana getirir. Bu şi şlikler 3-4 hafta süreyle kalır. Bu sürenin sonunda iner ve kaybolur. Ancak ligamentler kalınla şmı ş olarak kalır. Burada küçük içi kazeyifiye veya kalsifiye nodüller kalır. Enfekte hayvanlarda bölgenin ödemli ve şi şkin oldu ğu zamanlarda bu şi şliklerin sinirlere yaptı ğı Veteriner Helmintoloji 151 basınç sonucu topallık görülür. Fakat bu şi şlikler iyile şti ğinde hayvan tekrar iyile şir. Onchocerca reticulata'nın mikrofilerleri, özellikle çok sayıda oldukları yerlerde dermatitise neden olurlar. Bunun nedeni ölü veya ölmekte olan mikrofilerlere kar şı geli şen allerjik reaksiyondur. Bu dermatitis hafif enfeksiyonlarda lokal, a ğır enfeksiyonlarda ise yaygın olabilir. Lezyonların geli şmesi a şa ğıdaki sırayı takip eder. 1-Kıllarda dikle şme, 2-Kıllarda dökülme, 3-Deride kalınla şma, pigment kaybı ve küçük papüllerin şekillenmesi şeklindedir. Bu lezyonlu alanlar birkaç hafta içinde iyile şebilir, fakat sonra tekrar ortaya çıkabilir. Ka şıntı genellikle azdır. Epizootiyoloji: Onchocercosis reticulata vektörlerin faaliyetine ilgili olarak mevsimsel olarak ortaya çıkar. Larvaların vektörlerdeki geli şmesi 16°C'ın üzerindeki sıcaklıklarda olur. Tanı: Deriden alınan biyopsi parçalarında mikrofilerler aranır. Ço ğu olaylarda mikrofilerler daha çok vektörlerin konaklara en çok kondukları ve beslendikleri yerlerde yo ğunla şır. Bu yerler genellikle gövdenin alt kısımlarıdır. Bu nedenle biyopsi örneklerinin linea alba bölgesinden alınması gerekir. Alınan deri parçası s ıcak serum fizyoloji ğe konur. Altı saat beklenir. Parçalanmı ş deri dokusu içinde bulunan mikrofilerler bu sürede sıvıya geçerler. Daha sonra serum fizyolojik santrifüje edilir ve dipteki tortuda mikrofilerler aranır. Deri onchosercosis'inin derideki di ğer bozukluklardan özellikle sineklerin neden oldu ğu myiasisden, uyuz etkenlerinin ve mantarların neden oldu ğu dermatitisten ayırt edilmesi gerekir. Sa ğaltım ve Kontrol: Eri şkin parazitler için özel bir ilaç yoktur. Mikrofilerler için 02 mg/kg dozda verilen ivermectin etkilidir. Yalnız ivermectin atlara oral yolla kullanılan özel formülasyon halinde verilir. Bu amaçla yurtdı şında Equvalan isimli preparat bulunmaktadır. Yalnız bu ilaç 4 aylıklardan a şa ğı ya şlardaki taylarda kullanılmaz. Kontrolda vektörle sava ş zordur. Bu yüzden kona ğın ilaçlanması tercih edilen yoldur. Di ğer önemli Onchocerca Türleri Onchocerca cervicalis'in konakları tektırnaklılardır. Eri şkinleri ligamentum nuchae'da ya şar. Burada irinli nodüller meydana getirir. Bunlar bazen dı şarı açılarak fistüller olu şur. Mikrofilerleri ise gözde korneada ve iriste bulundu ğunda keratitis ve iriditise neden olur. Bazen hayvan kör olabilir. Mikrofilerler ayrıca Onchocerca reticulata'da oldu ğu gibi deri lezyonlarına yol açar. Vektörleri Culicoides'lerdir. Prepatent süre 16 aya kadar olabilir. Onchocerca gutturosa'nın (Syn. O.linealis) kona ğı sı ğırlardır. Eri şkinleri ligamentum nuchae ve vücudun di ğer kısımlarında bazı ligamentlerde ya şar. Buralarda fibroz nodüller olu şturur. Klinik belirtilere yol açmaz. Ancak mikrofilerleri deride dermatitis olu şturur. Bu dermatitiste kılların dökülmesi ve ka şıntı vardır. Özellikle ba ş, boyun ve omuzda göze çarpar. Vektörleri Similium cinsindeki sineklerdir. Prepatent süre 7 aydır. Onchocerca gibsoni'nin kona ğı s ı ğırlardır. Eri şkinleri hayvanların gö ğüs bölgesinde deri altında bulunur. Kaslarda içi kazeyifiye veya kalsifiye fibröz nodüllere ve mezbahalarda karkas kaybına neden olur. Vektörleri Culicoides'lerdir. Setaria Cinsi Türler ve konakları: Setaria equina Tektırnaklılar Setaria digitata Ruminantlar (Syn. S.labiatopapillosa) Setaria equina, karın ve gö ğüs bo şlu ğunda, akci ğerlerde, scrotumda, ba ğırsak ve gözde, Setaria digitata sadece karın bo şlu ğunda görülür. Arakonak (Vektör): Setaria equina'da Aedes ve Culex cinslerindeki, Setaria digitata'da ise Aedes cinsindeki sivrisinekler Yayılı şı: Yurdumuz dahil dünyanın çe şitli ülkeleri Morfoloji: Eri şkinleri 4-13 cm uzunluktadır. İnce parazitlerdir. Yerle ştikleri yer ve makroskobik görünü şleri cins düzeyinde tanı için yeterlidir. Ya şam Çemberi: Bu parazitlerin kanda bulunan mikrofilerleri vektörler tarafından alınır. Bunlarda 12 gün içinde enfektif larvalar (L 3 ) geli şir. Enfeksiyon vektörün kan emmesi sırasında mikrofilerlerin deri içine girmesiyle olur. Mikrofilerler yerle şecekleri yerlere göç ederler Toparlak ve Tüzer 152 ve orada eri şkin hale gelirler. Prepatent süre 8- 10 aydır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Setaria digitata'nın eri şkinlerinin sı ğırlarda herhangi bir patojen etkisi yoktur. Ancak bu parazitle enfekte vektör e ğer koyun, keçi ve at gibi yabancı konaklara L 3 'leri naklederse bunlar bu konaklarda eri şkin hale geçemez. Bu larvalar merkezi sinir sistemine (Beyin ve omurilik) gider ve epizootik serebrospinal nematodosis'e neden olur. Buna ba ğlı olarak hayvanlarda arka ayakların motor sinirlerinde meydana gelen bozukluk sonucu lumbar paralisis şekillenir ve hayvanın ölümüne neden olur. Bu larvalar ayrıca atlarda göze de gidebilir. Larvalara gözün humor aquosus'unda rastlanır. Buna intraocular nematodosis denir. Bu durumda hayvanlarda körlü ğe neden olur. Kanatlılarda görülen Capillaria türleri Tür Konak Yerle şti ği yer Arakonak C.obsignata Tavuk, hindi, İnceba ğırsak Yok güvercin C.caudinflata Evcil kanatlı, İnceba ğırsak Yersolucanı güvercin C.contorta Evcil ve yabani Kursak-özofagus “ (Syn.C.annulata) kanatlı C.anatis Evcil ve yabani Sekum Yok kanatlı Setaria equina'nın eri şkinleri e ğer periton bo şlu ğunda ise zararsızdır. Hafif bir peritonitis yapabilir. Fakat bunlar bazen göze göç edebilirler. Bu durumda genellikle körlü ğe neden olurlar. Epizootiyoloji: Enfeksiyon vektörlerin mevsimsel aktivitelerinin uzun oldu ğu tropik ve subtropik iklime sahip ülkelerde görülür. Tanı: Kanda mikrofilerler aranır. Serebrospinal nematodosis'in tanısı zordur. Tanı genellikle klinik belirtilere ve mevsimle ili şkisine ba ğlı olarak konulmaya çalı şılır. Nekropside medülla spinalisin mikroskobik incelenmesinde larvalar görülebilir. Sa ğaltım ve Kontrol: Eri şkin parazitlere Ivermectin, Abamectin, Levamizole, Fenbendazole etkilidir. Seteriosis'ten ileri gelen felcin sa ğaltımı mümkün de ğildir. Vektör sivrisineklerle mücadele zor oldu ğundan seteriosis'in kontrolü zordur. Trichuroidea üstailesi Bu üstailede bulunan parazitler çe şitli hayvanlarda görülür. Bu parazitler stikosom tip özofagusa sahiptir. Bu özofagus tipinde ortası delik olan hücreler tesbih tanesi gibi arka arkaya dizilmi şlerdir. Bu üstailede 3 cins önemlidir. Bunlar Trichuris , Capillaria ve Trichinella'dır. Trichuris Cinsi Türler ve Konak: Trichuris vulpis Köpek T.serrata Kedi T.campanula Kedi T.globulosa S ı ğır T.discolor S ı ğır T.ovis Koyun, keçi T.skrjabini Koyun, keçi T.suis Domuz Sekum ve kolona yerle şir. Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Morfoloji Makroskobik: Eri şkinleri 4-6 cm uzunluktadır. Ön kısımları ince arka kısımları kalındır. Mikroskobik: Erkeklerin kuyruk kısmı k ıvrıktır. Spikulumları tektir ve kılıflıdır. Veteriner Helmintoloji 153 Yumurtaları Limona benzer. Her iki kutbunda tıkaç bulunur. Ya şam Çemberi: Yumurtalar dı şkıyla atılır. Dı ş ortamda 1-2 ay içinde yumurtaların içinde L 1 'ler geli şir. Dı ş ortamdaki geli şme, sıcak ve nemli ortamlarda 2-3 haftada tamamlanabilir. İçinde L 1 ta şıyan yumurtalar enfektiftir. Konak bu yumurtaları oral yolla alarak enfekte olur. Enfeksiyondan sonra yumurtanın her iki kutbundaki kapak kona ğın sindirim enzimleri yardımıyla erir ve L 1 yumurtayı terkeder. L 1 'ler sekum mukozası bezlerine girerler. Bütün gömlek de ği ştirmeler ve geli şme bu bezlerde tamamlanır. Eri şkinler bezleri terkeder. Ba şları mukozaya sokulu olarak ba ğırsak lümeninde bulunurlar. Prepatent süre Trichuris vulpis'te 11-12 haftadır. Di ğer türlerde 6-9 hafta arasında de ği şir. Trichuris vulpis'in konaktaki ya şam süresi yakla şık 16 aydır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Trichuris türleri özellikle de T.vulpis eri şkin dönemde mukoza hücreleri ve kanla beslenir. Bu amaçla ba ş k ısımlarını ba ğırsak mukozasına gömer. Ço ğu olaylar semptomsuz seyreder. A ğır enfeksiyonlarda ise kanlı ishal ve anemi ve dü ğelerde bazen de ölüm görülür. Trichuris vulpis köpeklerde hiponatremi (kanda azotun dü şmesi) ve hiperkalemi (kanda potasyumun artması) ile karakterize bir sendroma yol açar. Buna Yalancı Addison Hastalı ğı denir. Epizootiyoloji: Epizootiyolojide en önemli nokta yumurtaların dı ş şartlara kar şı çok dayanıklı olmasıdır. Bu yumurtalar köpek ve domuz barınaklarında 3-4 yıl canlı kalır ve böylece barınaklar enfeksiyonun önemli bir kayna ğını olu ştururlar. Tanı: Dı şkıda tipik yumurtaları görmekle olur. Sa ğaltım: Bütün hayvanlarda Ivermectin 0.2 mg/kg dozda, köpeklerde Milbemycin oxime 1 mg/kg, Mebendazole 22 mg/kg, Fenbendazole 50 mg/kg dozda 3 gün arka arkaya, domuzlarda Fenbendazole 3 mg/kg dozda 3-12 gün arka arkaya, sı ğırlarda ilave olarak doramectin, moxidectin ve abamectin de kullanılır. Kontrol: Özellikle köpek ve domuz barınaklarında dı şkılar düzenli olarak temizlenmelidir. Capillaria Cinsi Bu cins altında bulunan türler oldukça küçük ve ince parazitlerdir. Bu nedenle çıplak gözle görülmeleri oldukça zordur. Memeli ve kanatlılarda ya şayan birçok tür bulunmaktadır. Morfoloji: Uzunlukları 1-5 cm'dir. Stikosom tip ozefagus vücudun yarısı uzunlu ğundadır. Erkeklerde uzun ve ince tek bir spikulum bulunur. Yumurtaları Trichuris yumurtalarına benzer. Ancak yanlardan daha basık olmasıyla onlardan ayrılır. Toparlak ve Tüzer 154 Kanatlılarda capillariosis Tür, konak, yerle şti ği yer ve arakonak: Tabloda verilmi ştir. Yayılı şı: Yurdumuz dahil çe şitli ülkeler Ya şam Çemberi: Direkt bula şanlarda dı şarı ç ıkan yumurtaların içinde sıcak havalarda 9-14 gün içinde enfektif larva (L 1 ) geli şir. Konak bu gibi yumurtaları alarak enfekte olur. Ba ğırsaklara gelen yumurtalardan larvalar çıkar. Larvalar yerle ştikleri kısımlara giderek eri şkin hale gelirler. İndirekt bula şanlarda ise L 1 yumurta içinde geli şir. Yumurtalar arakonak tarafından alındı ğında larvalar serbest hale gelir ve bu arakonakların vücudunda enfektif hale gelir. Sonkonak enfekte arakonakları yiyerek paraziti alır. Larvalar sonkonakta yerle ştikleri yerlere göç eder ve eri şkin hale gelirler. Prepatent süre 3-4 hafta kadardır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Bu parazitler ön kısımlarını bulundukları mukozaya gömerler. A ğır enfeksiyonlarda buralarda difterik yangıya neden olurlar. Sonuçta hayvanlarda i ştahsızlık, zayıflama ve ölüm şekillenir. C.anatis'te hemorajik enterit ve kanlı bir ishal de görülebilir. Bu parazitler yemden yararlanamama gibi gizli ekonomik kayıplara da neden olurlar. Epizootiyoloji: Capillariosis'e özellikle genç hayvanlar duyarlıdır. Eri şkinler ise parazitin rezervuarlarıdır. Tanı: Nekropside parazitleri veya dı şkı yoklamasında tipik yumurtaları görmekle olur. Nekropside parazitleri çıplak gözle görmek zordur. Bunun için parazitlerin bulunabilecekleri organların mukozasından alınan kazıntı iki lam arasında sıkı ştırılarak mikroskopta incelenir. Sa ğaltım ve Kontrol: Levamisole 30 mg/kg dozda içme suyu içinde verilir. Güvercinlerde moxidectin 0.2 mg/kg dozda kas içi, fenbendazole 20 mg/kg dozda yem içinde kullanılır. Arakonak kullanan türlerin kontrolünde sa ğaltımı yapılan kanatlılar temiz kümeslere alınmalıdır. Arakonaksız geli şenlerde ise kümes tabanının temizlenmesi ve alev makinasından geçirilmesi gerekir. Kontrolde ayrıca kanatlıların periyodik ilaçlanması da faydalıdır. Memelilerde capillariosis Tür, konak, yerle şti ği yer ve arakonak: Tabloda verilmi ştir. Yayılı şı: Bazı türler yurdumuzda görülmü ştür. Ya şam Çemberi: Capillaria feliscati'nin ya şam çemberi bilinmemektedir. Capillaria hepatica'nın ya şam çemberi di ğerlerinden oldukça farklıdır. Bunların eri şkinleri karaci ğerde bulunur. Yumurtalarını bu organa bırakırlar. Bu organda konak reaksiyonu sonucu yumurtaların etrafı bir kist duvarı ile çevrilir ve dı şarı çıkamazlar. Yumurtalar burada herhangi bir geli şme göstermezler. Çünkü yumurta içinde larvanın geli şmesi için oksijene gereksinim vardır. Bu şekilde enfekte fare ve ratlar karnivorlar tarafından veya birbirlerini yerlerse bu durumda karaci ğerin sindirilmesi sonucu yumurtalar ba ğırsakta serbest hale gelir ve hayvanın dı şkısıyla dı şarı atılır. Yumurtalar dı ş ortamda geli şerek içinde enfektif larvalar olu şur. Gıdayla bu yumurtaların alınması sonucu konak enfekte olur. Memelilerdeki Capillaria türleri Tür _ Konak Yerle şti ği yer Arakonak C.bovis Ruminant İnceba ğırsak Yok C.bilobata Ruminant İnceba ğırsak ? C.longipes Koyun, keçi İnceba ğırsak Yok C.brevipes Ruminant İnceba ğırsak Yok C.aerophila Karnivor Trakea, bron ş Yok C.plica Köpek Sidik kesesi Yersolucanı C.feliscati Kedi Sidik kesesi Yersolucanı C.putorii Kedi, domuz İnceba ğırsak ? C.hepatica Fare, rat ve Karaci ğer Yok İnsan dahil çe şitli memeliler Capillaria hepatica dı şında arakonaksız (direkt) bula şanlarda dı şarı ç ıkan yumurtaların içinde sıcak havalarda 9-14 gün içinde enfektif larva (L 1 ) geli şir. Konak bu gibi yumurtaları alarak enfekte olur. İnceba ğırsaklara gelen yumurtalardan larvalar çıkar. Larvalar burada eri şkin hale gelirler. Bu grupta bulunan C.aerophila'nın larvaları kan yoluyla akci ğerlere gelir. Burada trakea ve bron şlara yerle şir. Arakonakla (indirekt) bula şanlarda ise L 1 yumurta içinde geli şir. Yumurtalar arakonak tarafından alındı ğında larvalar serbest hale gelir ve bu arakonakların vücudunda enfektif hale gelir. Veteriner Helmintoloji 155 Sonkonak enfekte arakonakları yiyerek paraziti alır. Larvalar sonkonakta inceba ğırsaklarda eri şkin hale gelirler. Bu grupta bulunan C.plica'nın larvaları kan yoluyla akci ğerlere, oradan da büyük dola şımla böbreklere gelir. Üreterler yoluyla da sidik kesesine yerle şir. Prepatent süre C.plica'da 12, di ğerlerinde 6 hafta kadardır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Sı ğırlarda bulunan türler patojen de ğildir. Fakat karnivorlardaki türlerin patojen etkileri vardır. Bron şiyal capillariosis etkeni Capillaria aerophila'dan ileri gelen a ğır enfeksiyonlarda bronkopnöymoni ve ölüm meydana gelir. İntestina ş capillariosis etkeni Capillaria putorii'nin patojenik etkisi çok az olup önemsizdir. Üriner capillariosis etkeni Capillaria pilica'dan ileri gelen a ğır enfeksiyonlarda idrar kesesinde yangıya ve idrar yapmada güçlük olu şur. Hepatik capillariosis etkeni Capillaria hepatica'da karaci ğerde bulunan yumurtalar önce granülamatöz reaksiyonlara yol açar. Bunu karaci ğer fibrozisi ve sirozu takip eder. Enfeksiyon seyrek olarak öldürücü olabilir. Capillaria hepatica yumurtaları insanlar tarafından alındı ğında iç organlar larva göçüne neden olur. Tanı: Capillaria hepatica'da tanı karaci ğer biyopsisinde yumurtaların görülmesiyle olur. Fakat pratik de ğildir. Di ğer türlerin tanısında idrar veya dı şkıda yumurtalarının gmörülmesiyle olur. Sa ğaltım ve Kontrol: Köpek ve kedilerde levamisole 2.5 mg/kg dozda 5 gün süre ile, fenbendazole 50 mg/kg dozda a ğız yoluyla tek dozda, ivermectin 0.2 mg/kg dozda deri altı olarak kullanılır. Kontrolde kedi ve köpek barınaklarının temiz tutulması gerekir. Fare ve ratlarda Capillaria hepatica'ya kar şı mebendazole 4 mg/kg dozda 5 gün süre ile ve ivermectin 0.2 mg/kg tek doz verilir. Her iki ilaç da oral yolla kullanılır. Sı ğırlarda bulunan türler patojen de ğildir. Bu yüzden tedavi gerekmez. Bununla birlikte Capillaria bovis'e kar şı closantel 2.5 mg/kg, doramectin 0.2 mg/kg, eprinomectine 0.5 mg/kg dozda etkili bulunmu ştur. Trichinella cinsi Bu cinste Trichinella spiralis, T.nelsoni, T.nativa T.pseudospiralis T.britovi,T.murrelli ve T.papuae türleri vardır. Bu türlerden sadece T.pseudospiralis morfolojik olarak di ğerlerinden ayırt edilebilir. Bunların eri şkinleri di ğerlerinden biraz daha küçüktür ve larvaları da konak kasında kist olu şturmaz. T.papuae de konak kasında kist olu şturmaz.T.britovi de ise kistlenme çok yava ş oldu ğundan bezen kist olu şturmayan yukarıda adı geçen iki tür ile karı ştırılabilmektedir. Di ğer türlerin ayrımı ancak DNA analizleriyle ortaya çıkmaktadır. Bu türlerden T.spiralis evcil (domestik, insanların bulundu ğu yerlerde), di ğerleri ise orman (silvatik) siklusa sahiptir. Silvatik siklusa sahip olanlardan T.pseudospiralis Kuzey Kafkasyada (Dagıstanda) özellikle kanatlılarda ve Japon rakununda, T.nativa Kutup Bölgesinde daha ziyade karnivorlarda, T.nelsoni Tanzanya'da ve di ğer bazı tropik yerlerde daha ziyade karnivorlarda ve Afrika yabani domuzunda görülür. Trichinella britovi Avrupanın güneyinde ve Japonya'da kırmızı tilki, kahverengi ayı, yabani domuz, kurt, köpek ve Japon rakununda görülür. Trichinella spiralis ise kozmopolittir (her yerde). Bu türlerin gerçekli ği hala tartı şmalı olması ve insanlarla olan ili şkisindan ve en yaygın tür olmasından dolayı T.spiralis burada konu olarak i şlenecektir. Trichinella spiralis Yayılı şı: Avustralya ve Danimarka hariç di ğer birçok ülkede bulunmaktadır. Morfoloji: Erkekleri 1,4-1,6 mm uzunluktadır. Spikulumları yoktur. Kloaka üzerinde çiftle şmede yardımcı olan iki adet küçük çıkıntı vardır . Di şileri 3-4 mm uzunluktadır. Anüs arka uçta yani terminaldedir. Vulva özofagusun ortasına yakın kısımda yer alır. Bu parazitler vivipardırlar. Toparlak ve Tüzer 156 Larvaları çizgili kaslarda kist veya kapsül içinde kıvrılmı ş olarak bulunur. Konak: İnsan, evcil domuz, yabani domuz, rat, fare, ayı, at, nadiren di ğer memeliler ve kanatlılar Larvaları çizgili kaslarda kapsüller (kistler) içinde bulunur. Eri şkinleri inceba ğırsakların mukozasında gömülü olarak bulunur. Ya şam Çemberi: Trichinella spiralis'in bir kona ğa bula şması, enfekte ba şka bir kona ğın kaslarını yiyerek olur. Parazitler önce inceba ğırsakta eri şkin döneme ula şır. Burada di şilerden çıkan larvalar vücuda özellikle kaslara giderek orada kistlenir. Parazit ya şamının uzun bir kısmını konakta larva olarak geçirir ve ba şka bir kona ğa bula şmayı bekler. Enfektif larvalar (L 1 ) kona ğın kaslarında bulunur. Bunlar karnivorizim, kanibalizim veya le ş yemeyle ba şka bir konak tarafından alındı ğında L 1 'ler, yeni kona ğın midesinde sindirim enzimlerinin Veteriner Helmintoloji 157 yardımıyla serbest kalır ve inceba ğırsaklara geçer. Burada 4 kez gömlek de ği ştirir ve 2-4 günde eri şkin hale gelirler. Ancak konakta parazite kar şı a şırı bir duyarlılık şekillenmi şse veya konak ishalli ise inceba ğırsa ğa gelen enfektif larvalar, hatta bunlarda geli şen eri şkinler dı şkı ile dı şarı atılır. E ğer bu gibi dı şkılar veya bu gibi dı şkılarla bula şık gıdalar di ğer bir hayvan tarafından yenilirse gene enfeksiyon gerçekle şir. Kona ğın inceba ğırsa ğındaki eri şkinler villuslar arasında bulunur. Çiftle şme meydana geldikten sonra erkekler ölür. Di şiler Lieberkuhn bezlerine ve Payer plaklarına girer. Hatta bazıları lenf nodüllerine kadar gider. Çiftle şmeden 3 gün sonra di şiler L 1 çıkarmaya ba şlarlar. Bir di şi her yarım saatte bir larva çıkarır. Böylece ya şamı boyunca 1000-10000 larva çıkarabilir. Di şilerin ya şam süresi konaklara göre 1-4 ay arasında de ği şir. Larvalar lenf yoluyla dola şıma girer ve büyük dola şımla tüm organ ve dokulara yayılırlar. Sadece çizgili kaslara giden larvalar canlı kalır, di ğer organ ve dokulara gidenler ölür. Çizgili kaslarına gelen L 1 'ler kas hücrelerini deler ve burada konak reaksiyonu sonucu etrafları kapsülle çevrilir. Bunlar kapsül içinde büyür ve karakteristik büyüklük ve görüntüsüne ula şır. Bütün bu olaylar enfeksiyonun 7. haftasında tamamlanır ve larva enfektif halini kazanır. Bu enfektif larvalar hala L 1 dönemindedirler. Bu dönemde larvalarda henüz seksüel farklılık karakterleri şekillenmemi ştir. Larva bulunan odaklar 5-6 aydan itibaren kireçlenebilirler Ancak buna ra ğmen larvalar bu şekilde kona ğın immun yanıtından korunarak çizgili kaslarda yıllarca canlı kalabilir. Hatta konak öldükten sonra dahi larvalar canlılıklarını 2-3 ay kadar sürdürebilir. Enfekte konaklarda reenfeksiyonlara kar şı kuvvetli bir immun yanıt şekillenir. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Trichinellosis evcil hayvanlarda genellikle hafif seyreder ve klinik belirtiye yol açmaz. A ğır enfeksiyonlarda eri şkin parazitler enteritis meydana getirirler. Kaslara giden larvalar ise akut myositis, ate ş ve eozinofiliye yol açarlar. İnsanlarda bunlara ilaven göz çevresinde ödem ve asites görülür. A ğır enfeksiyonlar solunum kaslarının felci sonucu öldürücü olabilir. Epizootiyoloji: Epizootiyolojide üç farklı çember vardır. 1-Evcil hayvan çemberi: Bu çemberde at, evcil domuz, köpek, kedi, rat, fare ve çiftlikte yeti ştirilen kürk hayvanlarıdır. 2-Kırsal çember: Bu çemberde ise kırsal alanda ya şayan yabani hayvanlar yer alır. Bunlar tilki, kurt, çakal ve yabani domuzdur. Kırsal alanla ili şkisi içinde köpek ve kedi de arasıra bu siklusa girer. 3-Kutup çemberi: Bu çemberde kutup hayvanları yer alır. Bunlar kuzey kutbunda ya şayan tilki, kurt, ayı, fok ve deniz aslanı arasında seyreder. Toparlak ve Tüzer 158 İnsanlar bu çemberlere rastlansal olarak girer. Bu çembere giri ş, ba şta domuz olmak üzere yukarıda adı geçen di ğer hayvanların etinin iyi pi şmemi ş olarak yenmesiyle olur. Larvalarla enfekte etler topra ğa100cm derinli ğe gömüldü ğünde larvalar enfektivitelerini 91 günden fazla bir süre koruyabilmektedir. T.britovi ise insanlara intrauterin olarakj bula şabilmektedir. Tanı: Canlı hayvanda tanı mümkün de ğildir. Ancak mezbahalarda et kontrolü sırasında ortaya çıkarılabilir. Bu amaçla direkt tri şineskopiyle yoklama veya sindirim teknikleri uygulanır. İnsan ve hayvanlarda tanıda ELISA ve PCR (polymerase chain reaction) yöntemleri de kullanılmaktadır. Sa ğaltım ve Kontrol: Canlı hayvanlarda pratikte tanı yapılamadı ğından sa ğaltım söz konusu de ğildir. Ancak bu parazitin gerek eri şkinlerine ve gerekse larvalarına kar şı cambendazole,mebendazole,thiabendazole,flubendaz ole ve ivermectin deneysel olarak etkili bulunmu ştur. Sadece larvalarına kar şı ise febantel (Rintal) 20 mg/kg dozda, albendazole 10 mg/kg dozda etkimektedir. Domuzlarda ba şarılı sonuç veren a şılar kullanılmaktadır. İnsan sa ğlı ğı açısından kontrolde göz önüne alınması gereken maddeler şunlardır. 1-Mezbahada domuz karkasları çok iyi muayene edilmelidir. 2-Domuz ahırlarında fare mücadelesi yapılmalıdır. 3-Domuz etleri ve ürünleri iyi pi şirildikten sonra yenmelidir. 4-Tüketici bilinçlendirilmelidir. Dioctophymatoidea Üstailesi Dioctophyma renale Yayılı şı: Kuzey Amerika, Kanada, Kazakistan, Özbekistan, Türkiye Morfoloji: Evcil hayvanların en büyük nematodudur. Di şilerin uzunlu ğu 60 cm eni 1 cm kadardır. Di şilerin boyu 100 cm'ye kadar çıkabilir. Parazitler kan kırmızısı renktedir. Büyüklü ğü ve yerle şti ği yer parazitin ayrımı için yeterlidir. Yumurtaları f ıçı şeklinde, sarımsı kahverengindedir. Yumurtaların üzeri tırtıklı ve iki kutbu tıkaçlıdır. İdrarla dı şarı atıldı ğında içinde embriyo geli şmemi ştir. Konak: Vizon (Mink), karnivorlar, domuz, bazen insan, sı ğır ve at Böbrek parankimine yerle şir. Arakonak: Tatlı suda ya şayan halkalı solucanlar Veteriner Helmintoloji 159 Paratenik konak: Tatlı suda ya şayan bazı balık ve kurba ğa türleri Ya şam Çemberi: Yumurtalar idrarla dı şarı ç ıkar. Yumurta suda geli şir ve içinde L 1 olu şur. Bu yumurtalar arakonak için enfektifdir. Arakona ğın vücudunda L 3 meydana gelir. Enfekte arakonaklar balık ve kurba ğa gibi paratenik konaklar tarafından alınırsa larvalar bu paratenik konakların vücudunda geli şemez kistlenir. Son konak, ya enfekte arakonakları veya enfekte paratenik konakları yiyerek enfekte olur. L 3 'ler önce mide mukozasına oradan karın bo şlu ğuna, daha sonra karaci ğere, oradan da böbreklere gider. Böbreklerin pelvis kısmına yerle şir ve eri şkin hale gelirler. Prepatent süre tam olarak bilinmemektedir. Ancak yumurtadan yumurtaya geli şme 2 yıl süre almaktadır. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Parazit böbre ğin parankimasını tamamen tahrip eder. Buna ba ğlı olarak idrar yapmada güçlük ve idrarda kan görülür. Epizootiyoloji: Kuzey Amerikada mink yeti ştiricili ği yapılan yerlerde enfeksiyon balıklardan bula şır. Köpeklerin enfeksiyonunda ise hem arakonaklar hem de paratenik konaklar rol oynar. Tanı: İdrarda tipik yumurtaları görmekle yapılır. Sa ğaltım ve Kontrol: Cerrahi sa ğaltım yapılır. ACANTHOCEPHALA ŞUBES İ Önemli türler ve konakları Bu şubede veteriner hekimli ği ile ilgili önemli türler konakları, arakonakları tabloda verilmi ştir. Bunlardan ba şka balıklarda görülen türler de bulunmaktadır. Yerle ştikleri yerler: Memelilerdekiler ince ba ğırsaklara, su ku şlarındakiler ince ve kalın ba ğırsaklara, balıklardakiler ba ğırsaklara yerle şir. Morfoloji: Eri şkinleri: Bu şubedeki parazitlerin en büyük özelli ği, ön taraflarında cestodlardaki rostelluma benzeyen ve ileri geri hareket edebilen üzeri dikenli bir organın bulunmasıdır. Şube adı da buradan gelmektedir. Ancak bu şubedekilerin vücutları cestodlardaki gibi halkalara ayrılmamı ştır. Bu organ kona ğın ba ğırsa ğına gömülür ve parazitin tutunmasını sağlar. Bu şubedekiler ayrı cinsiyetlidir. Sindirim sistemleri yoktur. Gıdalar vücut yüzeyinden absorbsiyonla alınır. Yumurtaları: Bu şubede bulunan parazitlerin yumurtaları oval ve kalın kabukludur. İçinde acanthor adı verilen bir larva bulunur. Bu larvanın ön tarafında kancalar daire şeklinde sıralanmı ştır. Ya şam Çemberleri: Bu şubedekiler omurgalıların (Balık, kanatlı, memeli) sindirim kanalında ya şarlar. Heteroksen olarak geli şirler. Arakonakları suda veya karada ya şayan artropodlardır. Dı şkıyla atılan yumurtalar içinde acanthor adı verilen bir larva bulunur. Bu yumurtalar arakonaklar tarafından alınır. Arakona ğın Önemli Acanthocephala türleri ve konakları Tür _ Uzunlu ğu Konak _ Arakonak Paratenik konak Macracanthorhynchus hirudinaceus 10-35 cm Domuz Bazı Coleoptera - Oncicola canis 6-14 mm Köpek, kedi Bazı artropodlar ? Armadillo, hindi Moniliformis moniliformis 40-270 mm İnsan,Köpek, Fare Hamamböcekleri Polymorphus boschadis 3-10 mm Kaz, ördek Gammarus (Crustacea) - Filicollis anatis 6-25 mm Kaz, ördek Crustacea - Toparlak ve Tüzer 160 vücut bo şlu ğunda 1-3 ay içinde sonkonak için enfektif larva (cystacanth, kistakant) geli şir . Sonkonak enfekte arakona ğı yiyerek paraziti alır. Larvalar ba ğırsa ğa tutunur, geli şir ve eri şkin döneme ula şır. Macrocanthorhynchus hirudinaceus'da prepatent süre 2-3 ay, eri şkinlerin ya şam süresi ise 8-24 aydır. Patojenez ve Klinik belirtiler: Bu parazitlerin patojen etkisini ön taraflarındaki dikenli organel meydana getirir. Bu organel ba ğırsak mukozasına derince gömülür. Burada yangıya, kanamaya, hatta ba ğırsa ğın delinmesine, peritonite ve ölüme yol açar. Klinik belirtiler ishal, karın a ğrısı ve zayıflamadır. Tanı: Dı şkıda yumurtaları görmekle olur. Sa ğaltım: Su ku şlarının sa ğaltımda dichlorophen 0,5 g/kg, carbon tetrachloride 0,5 mg/kg dozda, domuzlarda ivermectin (0.2 mg/kg günlük dozda 7 gün süreyle) ve levamisole kullanılır. İnsanda M.moniliformis enfeksiyonu için İvermectin kullanılmaktadır. Oncicola canis'in konakta ya şam süresi 1-2 gün oldu ğundan tedavi gereksizdir. ANNELIDA ŞUBES İ Bu şubede veteriner hekimli ği yönünden en önemlileri yersolucanları ve sülüklerdir (Hirudinea). Yer solucanları birçok parazite, özellikle helmintlere arakonaklık yapmaktadır. Bu parazitlerden ileri gelen hastalıkların epizootiyolojilerinde rol oynarlar. Bu şubede sadece Hirudinea sınıfında bulunanlar parazittir. Hirudinea Sınıfı (Sülükler) Morfoloji: Dorso-ventral yassıdırlar. Renkleri genellikle siyah veya neftidir. Ön kısımda a ğızı çevreleyen a ğız çekmeni (ön çekmen) arkada ise anüsü çevreleyen arka çekmeni vardır. Arka çekmen harekette ve kona ğa tutunmada görev alır. Vücut dı ştan halkalanma gösterir. İçten ise tam segmentasyon gösterir. Dı ş halkalanmanın iç segmentasyonla bir ili şkisi yoktur. Sindirim kanalları vardır. Cinsiyet yönünden hermafrodizim gösterirler. Ya şam Çemberi: Homoksen (Monoksen) geli şirler. Sülükler özellikle dibi çamurlu olan tatlı sularda ya şarlar. Bazı türler denizlerde hatta bazıları ise karada ya şamaktadır. Yumurtalarını kokonlar içinde dı şarı bırakırlar. Yumurtalardan genç sülükler çıkar. Bunların geli şmesi, ço ğalması ve ölümlerine kadar geçen süre, yani ya şam süreleri bir yıl kadardır. Bazı türlerde 4 yıla kadar çıkabilir. Sülüklerin bir kısmı predator, bir kısmı le ş yiyicidir. Geri kalanları ise ektoparazittir. Parazit olanlar so ğuk veya sıcak kanlı hayvanların kanını emerek beslenirler ve doyduktan sonra kona ğı terkeder, yani geçici parazittirler. Patojenez ve Klinik Belirtiler: Parazit olanlar güçlü olan çekmenleri yardımıyla kona ğın derisine ve orofarengeal mukozasına tutunur. Epidermisi veya mukozayı parçalar ve kan emmeye ba şlar. Veteriner Helmintoloji 161 Bu sırada parazitin farenks bezlerinden antikoagulant bir madde olan hirudin enzimi salgılanır. Bu enzim yüzünden, sülük kona ğı terkettikten sonra dahi uzun süre kanama devam eder. Parazit sayısına ba ğlı olarak anemi meydana getirebilir. E ğer parazitin yapı ştı ğı yer burun bo şlu ğu veya farenks ise bu durumda hayvanlarda öksürük nöbetleri, a ğızdan ve burundan açık renkli köpüklü kan gelir. Solunum hırıltılı ve güçtür. Parazitler burada haftalarca kalabilir. E ğer parazitler larinkste ise, bunların burada yaptıkları ödeme ba ğlı olarak olu şan asfeksi sonucu hayvanlar aniden ölür. Epizootiyoloji: Sülük enfestasyonları bataklık arazilerde, göletlerde ve a ğır akan derelerde ortaya çıkar. Özellikle yazın suların sı ğla ştı ğı durumlarda hayvanlar su içerken dipteki çamurlu tabakaya çok yakla ştıklarında sülük enfestasyonlarına çok kolayca yakalanırlar. Tanı: Klinik belirtilere ve parazitleri yerle ştikleri yerlerde görmekle olur. Sa ğaltım ve Kontrol: Parazitlerin bulundukları yerlerden mekanik olarak uzakla ştırılmalarıyla olur. Burunda yerle şen sülükleri uzakla ştırmak için % 50 kloroform içeren su ile burun içi yıkaması yapılır. Bunun için 45-50 ml kloroformlu su gerekir. Bu durumda sülükler yakla şık 10 dakika içinde bulundukları yerden ayrılırlar. Sülükler üzerinde ivermectin ve niclosamid invitro olarak öldürücü etki gösterir. Kontrol olarak hayvanların su içtikleri yerlere dikkat etmek gerekir. Sı ğ, dibi çamurlu yerlerden su içirilmemelidir. Türkiye’de bulunan önemli türler: Veteriner hekimli ği yönünden önemli ve yurdumuzda bulunan türler Gnathobdellidae ailesinde bulunur. Bunlar Limnatis nilotica ve Hirudo medicinalis'dir. Hayvanlarda özellikle Limnatis nilotica bulunur. Hirudo medicinalis ise hayvanlarda seyrek olarak görülür. Bu türler 8-12 cm kadar uzunluktadır. Hirudo medicinalis'in dorsal yüzünün rengi neftidir. Bu yüzde uzunlamasına 6 adet kırmızı band vardır. Limnatis nilotica'da ise dorsal yüz koyu kahverenglidir. Burada uzunlamasına birkaç sıra siyah renkli noktalar bulunur. KAYNAKLAR Abbas,A.K., Lichtman,A.H., Pober,J.S. (1994): Celluler and Molecular Immunology. W.B. Saunders Company, Philadelphia Barnes,R.D. (1987): Invertebrate Zoology. Saunders College Publishing, Philadelphia. Barriga, O.O.(1991): Rational control of canine toxocariasis by the veterinary practitioner. JAVMA 198(2): 216-221. Berghen,P., Hilderson,H., Vercruysse,J. and Dorny,P. (1993): Evaluation of pepsinogen, gastrin and antibody response in diagnosing ostertagiasis. Vet.Parasitol., 46: 175-195. Black,J.G. (1993): Microbiology:Principals and Applications. Prentice Hall, New Jersey. Blood,D.C., Radostits,O.M. (1989): Veterinary Medicine (7th Ed.). Bailliere Tindall, London. Boch,J. und Supperer,R. (1983): Veterinarmedizinische Parasitologie. Paul Parey, Berlin. Cheng,T.C. (l986): General Parasitology. Academic Press College Division, Orlando. Collins,G.H. (l989): Veterinary Parasitology. Univ.of Sydney, Dept.of veterinary Pathology. Craig,T.M. (1993): Anthelmintic resistance. Vet.Parasitol., 46: 121-131. Dunn,A.M. (l978): Veterinary Helminthology. William Heinemann Medical Books, London. Euzeby,J. (1984): Les Parasitoses Humaines D’Origine Animale. Flammarion Medicine Sci., Flammarion, France. Fox,M.T. (1993): Pathophysiology of infection with Ostertagia ostertagi in cattle. Vet.Parasitol., 46: 143-158. Georgi,J.R. and Georgi,M.E. (1990): Parasitology for Veterinarians. W.B.Saunders, London. Gorman,N.T. (1998): Canine Medicene and Therapeutics (4th ed.). Blacwell Sci.Ltd.USA Güralp,N. (1981): Helmintoloji. Ankara Üniv.Vet.Fak.Yayın no:368, Ankara. Henry,C.J. and Dillon,R. (1994): Heartworm disease in dogs. JAVMA, 204(8): 1148-1151. Hickman,C.P.Jr., Roberts,L.S., Larson,A. (1995): Integrated principles of zoology. Wm.C.Brown Publishers, Iowa. Hofstad,M.S., Barnes,H.J., Calnek,B.W., Reid,W.M. and Yoder,H.W.,Jr. (1984): Diseases of Poultry (8th ed.). Iowa State Univ.Press, Iowa, USA. Kaufmann,J.(1996): Parasitic Infections of Domestic Animals. Birkhäuser Verlag, Berlin. McKane,L., Kandel,J. (1996): Microbiology: Essentials and Applications. McGraw-Hill Inc., New York. Toparlak ve Tüzer 162 Mims,C.A., Playfair,J.H.L., Roitt,I.M., Wakelin,D., Williams,R., Anderson,R.M. (1993): Medical Microbiology. Mosby, St.Louis. Muller,G.H., Kirk,R.W. and Scott,D.W. (1983): Small animal dermatology (3Rd Ed.). Saunders, London. Noble, E.R., Noble, G.A., Schad, G.A., MacInnes, A.J. (1989): Parasitology: The biology of animal parasites. Lea and Febiger, London. Playfair,J. (1995): Infection and Immunity. Oxford University Press, Oxford. Raven,P.H., Johnson,G.B. (1995): Understanding biology. Wm.C.Brown Publishers, Iowa. Reinecke,R.K. (1989): Veterinary Helminthology. Butterworths, Durban. Shah-Fischer,M. and Say,R.R. (1989): Manual of Tropical Veterinary Parasitology. CAB International, UK. . Sharma,A. and Singh,T. (1994): Hydatid cyst in myocardium of buffalo and liver of its foetus. Livestock-Adviser, 19(4), 22-23. Smyth,J.D. (1994): Introduction to Animal Parasitology. (3rd ed.). Cambridge Univ.Press., UK. Soulsby,E.J.L. (l983): Helminths, Arthropods and Protozoa of Domesticated Animals. Bailliere Tindall, London. Thienport,D., Rochette,F., Vanparijs,O.F.J. (1979): Diagnosing helminthiasis through coprological examination. Janssen Research Found, Beerse. Tizard,I. (1982): An Introduction to Veterinary Immunology (2nd Ed.). Saunders, London. Urquhart,G.M., Armour,J. (1973): Helminth Diseases of Cattle, Sheep and Horses in Europe. Proc. Workshop Held at Vet.School, Univ.of Glasgow. Urquhart,G.M., Armour,J., Duncan,J.L., Dunn,A.M. and Jennings,F.W. (1987): Veterinary Parasitology. Longman Sci.Tech., Essex, England. Warren,S.K. (editör) (1993): Immunology and molecular biology of parasitic infections. Blackwell Scientific Publications, Boston. Watson,J.M. (1960): Medical Helminthology (1st Ed.). Bailliere Tindall, London. Yakoob,A.Y. (1982): Studies on the Epidemiology and Pathophysiology of Ovine Gastrointestinal Helminthiasis. Thesis of Doctora, Fac.of Vet.Med., Univ.of Galasgow. Toparlak ve Tüzer 2 Türkiyede Çıkarılan Antelmentikler * Etken madde Ticari adı (Firma) Hayvanlar Miktarı Albendazole (155 mg/Tabl) Vetalben Tabl. Koyun-Keçi (Veta ş) Koyun, Keçi 10 tabl./ambl. Albendazole (600 mg/Oblet) Vetalben Oblet Sı ğır (Veta ş) Sı ğır 10 oblet/amb Albendazole (113 mg/ Tabl) Albezol-K Tabl. (Abfar) Koyun, Keçi 10 tabl./ambl. Albendazole (1125 mg/Tabl) Albezol-S Tabl. (Abfar) Sı ğır 10tabl./ambl. Albendazole (300 mg/Tabl) Anaverm-Fort Tabl. ( İ.E.Ulagay) Ruminant, At, Köpek, Kedi 10 tabl./ambl. Albendazole (76 mg/Tabl) Valbazen-K Tabl. (Pfizer) Koyun, Keçi 10 ve 50 tabl./ambl. Albendazole (600 mg/Bol) Valbazen-S Bolus. (Pfizer) Sı ğır 10 ve50 bol/ambl. Albendazole (250 mg/Bol) Atazol-K Bolus (Atabay) Koyun, Keçi 10, 15, 30, 100 ve 500 bol/ambl. 30 ve 100 bol/ambl. Diamphenetid (2,2 g/Bol) Atascol Bolus (Atabay) Koyun, Keçi Doramectin (%1) Dectomax Enj. (Pfizer) Ruminant 20, 50 ve 200 ml/ şi şe Febantel (100 mg/Tabl) Rintal (Bayer) Ruminant, At, Kanatlı 10 ve 100 tabl/kutu Ivermectin (%1 w/v) Ivomec Enj. (Topkim) Ruminant 20 ve 50 cc/ şi şe Ivermectin (%1 w/v) + Clorsulon (%10 w/v) Ivomec-F Enj. (Topkim) Sı ğır, Koyun 20 ve 50 cc/ şi şe Ivermectin (10 mg/kg) İemectin Enj. ( İ.E.Ulagay) Ruminant, Tektırnaklı, Domuz 20, 50 ve 100 ml/flakon Ivermectin (%1 w/v) Baymec Enj. (Bayer) Ruminant 20 ve 50 ml/ şi şe Levamisole HCl (%15) Levapar Oral Toz ( İ.E.Ulagay) Ruminant, At, Kedi, Köpek, Kanatlı 15 g/po şet, 150 ve 500 g/ şi şe Levamisole (%3,75 w/v) + Triclabendazole (%5 w/v) Endex-K Suspans. (CIBA) Koyun 40, 80 ve 500 ml/ambl Levamisole (%7,5 w/v) + Triclabendazole (%12 w/v) Endex-S Suspans. (CIBA) Sı ğır 60, 80 ve 500 ml/ambl Levamisole (150 mg/Bol) + Diamphenetide (2.2 g/Bol) Levacol Bolus (Atabay) Ruminant 15 bol./ şi şe Levamisole HCl (%15 w/w) Levadif Granül (D İF) Kanatlı 150, 300 ve 500 g/ambl. Levamisole HCl (%15 w/w) Nilverm Fort 4500 (D İF) Ruminant, At, Köpek, Kanatlı 15 g po şet Levamisole HCl (%10 w/w) Citarin L (Bayer) Ruminant, Kanatlı 15 g po şet, 150 ve 500 g/ şi şe Levamisole HCl (8 mg/ml) Sitrax Şurup (D İF) İnsan 30ml/ şi şe Levamisole HCl (40 mg/Draje) Sitrax Draje (D İF) İnsan 6draje/ambl. Levamisole HCl (150 mg/Tabl) + Oxyclosanide (300 mg/Tabl) Nilzan-Fort (D İF) Ruminant 15tabl/ambl. Levamisole HCl (300 mg/Bol) + Oxyclosanide (600 mg/Bol) Vilpar Bolus (Vilsan) Ruminant, At, Kedi, Köpek, Kanatlı 10 bol/kutu Mebendazole (500 mg/Tabl) Mebenzol Tabl. ( İ.E.Ulagay) Ruminant, tektırnaklı, Etçil 10 tabl/ambl Mebendazole (100 mg/Tabl) Vermazol Tabl. ( İ.E.Ulagay) İnsan 6tabl/ambl * Bu tablodaki bilgiler ilgili firmalardan elde edilen prospektüslerden çıkarılmı ştır. Veteriner Helmintoloji 3 Moxidectin (%1) Cydectin Enj. (Abfar) Ruminant 20, 50, 200 ve 500 ml/ambl Netobimin (150 mg/ml) Hepadex (Eczacıba şı) Sı ğır 35, 250 ve 1000 ml/ şi şe Netobimin (50 mg/ml) Hepadex (Eczacıba şı) Koyun 250, 500 ve 1000 ml/ şi şe Niclosamide (1250 mg/Tabl) Şeridif Tabl. (D İF) Ruminant, Kedi, Köpek, Kanatlı 50 tabl/ambl Niclosamide (1250 mg/Tabl) Şerivet Tabl. ( İ.E.Ulagay) Ruminant, Kedi, Köpek, Kanatlı 50 tabl/ambl Niclosamide (1250 mg/Tabl) Mansonil Tabl. (Bayer) Ruminant, Kedi, Köpek, 10 ve 50 tabl/kutu Niclosamide (500 mg/Tabl) Tenyalizin Tabl. (Atabay) İnsan 4tabl/ambl Nitroscanate (500 mg/Tabl) Lopatol Tabl. (CIBA) Köpek 10 ve 60 tabl/ambl. Oxfendazole (300 mg/Bol) + Oxyclosanide (600 mg/Bol) Okzavet Bolus (V İLSAN)) Ruminant 10 bol/ambl. Oxfendazole (112 mg/Bol) + Oxyclosanide (600 mg/Bol) Okzan Bolus (D İF) Ruminant 10 ve 30 bol/amb. Piperazine base (%24 w/w) + Vit A (11000 İÜ/g) Ascapil Toz (Roch) Ruminant, At, Kanatlı 250 ve 1000 g/amb. Piperazine hexahydrate (%10 Piperazin base) Piperoxine Oral solusyon (Topkim) Ruminant, At, Kedi, Köpek, Kanatlı 500 cc/ şi şe Piperazine hydrate (%16 g/ml) Helmicid Şurup (Atabay) Be şeri 100ml şi şe Praziquantel (56,8 mg/ml) Cestosid Enj. ( İ.E.Ulagay) Kedi, Köpek 5, 10 ve 25 ml/flakon Praziquantel (56,8 mg/ml) Droncit Enj. (Bayer) Kedi, Köpek 10 cc/flakon Praziquantel (50 mg/Tabl) Droncit Tabl. (Bayer) Kedi, Köpek 2 ve 20 tabl/kutu Praziquantel (50 mg/Tabl) + Pyrantel emboate (144 mg/Tabl) + Febantel (150 mg/Tabl) Drontal Plus (Bayer) Köpek 2 ve 10 tabl/kutu Praziquantel (50 mg/Tabl) + Pyrantel pamoate (140 mg/Tabl) + Oxantel pamoate (545 mg/Tabl) Paratak-Plus Tabl. (Topkim) Köpek 5 tabl/kutu Rafoxanide (150 mg7Tabl) Ranide Tabl. (Topkim) Ruminant 10 ve 50 tabl/kutu Rafoxanide (150 mg/Tabl) + Thiabendazole (2 g/Tabl) Rabenzole Tabl. (Topkim) Ruminant 10 ve 50 tabl/kutu Tetramisole (%10 w/w) Remasol Toz (Roch) Ruminant, At, Kedi, Köpek, Kanatlı 250 ve 1000 g/ambl. Tetramisole HCl (300 mg/Tabl) Tetrazol Tabl. (Atabay) Ruminant, Kedi, Köpek 10 ve 30 tabl/kutu Tetramisole HCl (300 mg/Tabl) Tetratab (Eczacıba şı) Ruminant, Deve, Köpek 10, 25, 50 ve 100 tabl/kutu Tetramisole HCl (500 mgTabl) + Hexachlorophene (500 mg/Tabl) Heksamizol (Eczacıba şı) Ruminant 25, 50, 100 ve 200 tabl/kutu Thiabendazole (2 g/Tabl) Thibenzole Tabl. (Topkim) Ruminant, At, Köpek 10 ve 50 tabl/kutu