1 - Histoloji - Embriyoloji Hücre Zarı HÜCRE ZARI Doç.Dr.Mehmet Fatih SÖNMEZ 2 ÖĞRENİM HEDEFLERİ • Dönem I öğrencileri bu dersin sonunda; – Hücre membranının yapısını – Hücre zarındaki transport mekanizmalarını – Hücre zarının morfolojik özelleşmelerini 3 • Her hücre kendini dış ortamdan ayıran bir hücre zarı (plazmalemma, plazma zarı) ile kaplıdır. • Işık mikroskobu ile görülmezler • Elektron mikroskop ile görülürler • Hücrenin içerisinde sitoplazma, ortasında çekirdek, etrafında dağılmış halde organeller ve inklüzyonlar bulunur. 4 • 1935 yılında Danielli ve Dawson • 1959-1960 yıllarında J.D. Robertson • Bu anlatılan üç tabakalı Ünit Membran olarak isimlendirilen model Klasik Model olarak bilinir. • Singer ve Nicholson sıvı-mozaik model 5 6 HÜCRE ZARI • Membranlar birbirlerinden farklılık gösterebildikleri gibi benzer özelliklerde içerirler; – Birkaç molekül kalınlığında ince tabakalıdır (60-100 o A) – Esas yapılarını protein ve lipit oluşturur – Lipitlerin hem hidrofobik hem de hidrofilik kısımları bulunmaktadır – Özgül proteinler membranların belirli fonksiyonlarına aracılık ederler – Membranlar nonkovalent yapılardır – Membranlar asimetriktir – Membranlar sıvı yapıdadır 7 HÜCRE ZARI GENEL ÖZELLİKLERİ • İyonların ve makromoleküllerin hücreye giriş çıkışını düzenlerler. • Hücre tutunmaları için gerekli bir çok yapıya sahiptirler. • Hücre tanınması ve doku özgünlüğünde etkindirler. • Hücre içi ortamın düzenlenmesi için iyon pompalarlar. • Üzerlerinde hormonlar için çeşitli reseptörler taşırlar. • Uyaranlara karşı hücrelerin fizyolojik cevaplarını aktive edecek haberci moleküllerin oluşturulması işini üstlenirler. 8 HÜCRE ZARI • Hücre zarı lipitleri • Hücre zarı proteinleri • Hücre zarı karbonhidratları 9 HÜCRE ZARI LİPİTLERİ • Hayvan hücresinde zar kütlesinin % 50 sini oluşturur. • Üç tip lipit bulunur 1) Fosfolipitler 2) Glikolipitler 3) Kolesterol 10 • Fosfolipitler; hidrofilik bir polar baş kısmı ve hidrofobik çift apolar kuyruk yapıları vardır. • Kuyrukların uzunlukları farklı olabilir ve genelde 14-24 karbon atomundan oluşur. • Kuyrukların doymuş ve doymamış yağ asidi içermelerine göre ve kuyruk uzunluklarının farklılığına göre zar akıcılığı etkilenir. 11 12 HÜCRE ZARI LİPİTLERİ • Fosfolipit molekülleri – Fosfotidilkolin (lesitin), – sfingomiyelin, – fosfotidilserin, – fosfotidiletanolamin (sefalin) • Hareketleri; – lateral difüzyon – rotasyon – flip-flop • Bakterilerde tek tip fosfolipit vardır. • Ökaryotik hücrelerin zarında bulunan kompleks lipit yapıları (steroller) prokaryotik zarlarda bulunmaz. 13 Kolesterol; • Zar akışkanlığını düzenleyici rolü vardır. • Ökaryotik plazma zarında bir fosfolipite bir kolesterol düşer. • Kolesterol moleküllerinin baş kısımları fosfolipit moleküllerinin baş kısımları ile aynı hizada seyreder. • Kolesterol komşu fosfolipitlerin hareketini sınırlar ve membranı mekanik olarak daha sağlam hale getirir. 14 Glikolipitler; • Biyolojik zarların yalnızca dış kısmında yer alırlar. • Glikolipit moleküllerinin baş kısımları oligosakkaritlerden oluşur. • Hücre tanınmasında işlev görür. • Glikoproteinlerle birlikte HÜCRE ÖRTÜSÜNÜ veya GLİKOKALİKSİ oluştururlar. • Glikolipitler bakteri ve bitkilerde gliserolden, hayvan hücresinde sifingosinden oluşur. • En karmaşık glikolipit Gangliyositlerdir. Nöron zarında bol miktarda bulunur. 15 16 HÜCRE ZARI PROTEİNLERİ • Hücre zarında özel işlevlerin yerine geldiği kısımdır. • Lateral difüzyon hareketi yapabilirler ancak flip- flop hareketi yapamazlar. • Zarda bulunan protein miktarı ve şekli ne tür işlevlerin yapılabileceğini belirler. • İki çeşit protein yapı vardır. 1) Periferal protein 2) İntegral protein 17 HÜCRE ZARI PROTEİNLERİ 1) İntegral proteinler; bir kısmı tamamen lipit tabakası içerisinde gömülü iken bir kısmı yüzeye doğru çıkıntı yapmış protein yapıdır. Membran kalınlığı boyunca uzananlara transmembran proteinleri denir. 2) Periferal proteinler; transmembran proteinlere yada integral proteinlere kovalent olmayan bağlarla bağlanan protein çeşididir. Membran yüzeyine gevşek bir şekilde bağlanmıştır. 18 19 20 HÜCRE ZARI KARBONHİTRATLARI • Tüm ökaryotik hücrelerin yüzeyinde bulunur. • Karbonhidratlar membranda ya proteinlere bağlı olarak (glikoprotein), ya da lipitlere bağlı olarak (glikolipit) bulunurlar. • Glikoproteinler, glikolipitlere oranla çok daha fazla sayıdadırlar. • Plazma zarında toplam karbonhidrat oranı ağırlıkça %2 ile%10 arasında değişiklik gösterir. 21 22 HÜCRE ZARI KARBONHİDRATLARI • Doğadaki 100’ den fazla monosakkaritten sadece 9 tanesi membran glikoprotein ve glikolipitlerin yapısında yer alır. • Bulların en önemlileri glukoz, galaktoz, mannoz, sukroz, galaktozamin glukozamin, ve sialik asittir. • Karbohidrat yan zincirlerinin ucunda yer alan sialik asit tüm ökaryotik hücrelerin net negatif yükünü meydana getirir. 23 HÜCRE ZARI KARBONHİDRATLARI • Ökaryotik hücrelerin yüzeyinde bulunan karbonhidratça zengin bölge GLİKOKALİKS dir. • Glikokaliks örtüde glikolipit ve glikoproteinlere bağlı oligosakkarit yan zincirlerinden başka hücre tarafından salgılanan ve hücre yüzüne yapışan glikoprotein ve proteoglikanlar bulunur. • Glikokaliksler; hücrenin tanınmasında, ayırt edilmesinde görev alır. • Virüs ve çeşitli hastalık mikroplarının antijenleri için tanınma bölgelerini (reseptörler) oluşturur. 24 • Membranın sıvılık derecesini etkileyen başlıca iki faktör bulunmaktadır; – Yağ asitlerinin doymuşluk derecesi ve uzunluğu – Kolesterol 25 MEMBRANDA TRANSPORT • Lipit çift tabakası—iyon ve yüklü molekül • transport mekanizmaları • (1) Hücre hacminin düzenlenmesini ve hücre içi iyon bileşiminin ve pH'nın korunmasını. • (2) Hücreye gerekli besin maddelerinin ve yapı taşlarının ayıklanarak hücre içine alınmalarını, artıkların ve zararlı maddelerin hücre dışına atılmalarını. • (3) Uyarılabilen hücrelerin (sinir ve kas hücreleri) uyarılması için gerekli iyon gradiyentini sağlarlar. 26 MEMBRAN VE VESİKÜLER TRANSPORT • Küçük Moleküllerin Membranda Transportu – Difüzyon – Aktif transport • Büyük Moleküllerin Membranda Transportu – Ekzositoz – Endositoz 27 • Difüzyon; molekülün büyüklüğü, yağda eriyebilirliği • Transport proteinleri iki tiptir; – Taşıyıcı proteinler – Kanal proteinler • Ligand-kapılı kanallar • Voltaj-kapılı kanallar • Stress-kapılı kanallar • Gerek lipit tabakası içinde eriyerek, gerekse kanal proteinleri aracılığı ile gerçekleştirilen difüzyona basit difüzyon • Taşıyıcı proteinlerin yardımı ile yapılan difüzyona da kolaylaştırılmış difüzyon adı verilir. 28 29 30 • Simport • Antiport • Uniport 31 İyonofor • İyonoforlar küçük hidrofobik moleküller olup lipid tabakaları içinde çözülerek membranların iyonlara karşı geçirgenliklerini arttırırlar. • Bu maddeler mikroorganizmalar tarafından ve muhtemelen diğer mikroorganizmalara karşı bir silah olarak sentezlenirler. • Valinomisin (K+ geçirgenliğini artırır) • A 23187 (iki değerlikli katyonları taşır; Mg, Ca) • Gramisidin A (tek değerlikli katyonları taşır) 32 • Büyük (makro) Moleküllerin ve Partiküllerin Membranda Transportu – Endositoz (pinositoz, fagositoz) – Ekzositoz 33 34 35 36 37 38 39 HÜCRE MEMBRANINDA GÖRÜLEN ÖZEL FARKLILAŞMALAR • Mikrovillüsler • Silia ve Flagellum • Stereosilyum • Bazal katlantılar • Yan yüz bağlantı kompleksleri 40 MİKROVİLLUSLAR • Mikrovilluslar; ünit zarın hücrenin dışına doğru yaptığı eldiven parmağı biçimindeki çıkıntılardır. • MİKROVİLLUS; MİKROVİLLİ • Epitel hücrelerin üst yüzeyinde bulunurlar • Hücre yüzeyini genişletirler • Küçüklü büyüklü, seyrek yada sık olarak izlenirler. • Transepitelyal transport yapan hücrelerde • Çizgili kenar ve fırçamsı kenar olarak adlandırılırlar. • 1 mikron boyunda, 0,5 mikron genişliğinde 41 42 • Her bir mikrovillus içerisinde 35-40 adet aktin filamenti vardır. • VİLLİN. • Terminal ağ • Fascin ve fimbrin. • Miyozin I • Spektrin • Terminal ağda miyozin II ve tropomiyozin molekülü bulunmaktadır. • Mikrovillusu örten hücre membranında emilim olayına katılan hücre yüzey glikoproteinleri ve enzimleri bulunmaktadır. • Enzim histokimyası ile laktaz, alkalin fosfataz, maltaz gibi enzimler ortaya konabilir. 43 SİLYUMLAR • Silyumların iki tipi vardır; • Hareketli olan kinosilyum (titrek tüy) • Hareketsiz olan stereosilyum KİNOSİLYUM • Solunum yollarında ve tuba uterinada bulunmaktadır. • Rete testis ve kulaktaki vestibüler tüy hücrelerinde tek bir kinosilyum bulunmaktadır. • Mikrovillustan daha uzun ve hareketli uzantılardır. • Boyları 5-10 mikron ve enleri 0.2-0.3 mikron arasında değişir. 44 • Hücre zarıyla kaplıdırlar • Sillerin içinde belirli bir düzende mikrotübüller bulunur. • Bunlar uzun silindirik bir gövde, incelen bir tepe kısmı ve apikal sitoplazmada yerleşmiş bazal cisimcikten oluşur. • Sil merkezde bir çift çevrede ise 9 çift mikrotübülden oluşur. Bu özel yapılanma (9+2) AKSONEM’ dir. • Merkezde bulunan mikrotübül yapısı tüm hücrelerin mikrotübül yapısı ile aynı iken çevre mikrotübül yapısı farklıdır. 45 • Merkezi mikrotübüller yuvarlak ve birbirine yapışıktır. • A alt birimi yuvarlak, dışta B alt birimi. • A alt birimi 13 heterodimerden, B alt birimi ise 10 • Neksin • Işınsal uzantılar • Dynein (5-7 nm uzunluğunda) ATPaze enzim aktivitesi. • Silyumların hareketi öne hızlı bir vuruş ve arkaya yavaş bir vuruş şeklindedir. • Bazal cisim yada kinetozom • Monosilya • Kartegener’in immotil silya sendromu 46 47 KAMÇI (FİLEGELLA) • Kamçı serbest yüzen hücre veya mikroskobik organizmada tek yada çift sayıda bulunur. • Kamçının hareketi dipten başlar uca doğru devam eder böylece organizma ileri hareket etmiş olur. • Çok hücrelilerde sperm kuyrukları • Aşağı omurgalılarda nefronun bazı özel bölgelerindeki epitel hücrelerinde çok sayıda bulunur. 48 STEREOSİLYUM • Silindir biçimli, hareketsiz, dallanma gösterir. • 8 mikron, 0.1 mikron • Duktus epididimis epitelinde, duktus deferensin proksimal kısmında ve kulakta duyu hücrelerinde bulunur. • Emilim yüzeyi • Erzin, • Kinosilyumlardan ziyade mikrovilluslara benzerlik gösterir. • Villin bulunmaz. • Kulakta bulunan stereosilyada erzin ve ?-aktin bulunmaz. 49 BAZAL KATLANTILAR • Hücrenin bazal yüzünün derin girintileridir. • Sıvı ve iyon transportunun olduğu hücrelerde görülür. • Bu katlantılar arasında bol miktarda mitokondri bulunmaktadır. • Bazal katlantı ve mitokondriler sitoplazmada çizgili bir görünüm oluşturduğu için bu hücreler çizgili epitel hücreleri olarak adlandırılır. • Salgı bezlerinin çizgili kanalları ve böbrekte distal tübüllerde bulunmaktadır. 50 51 HÜCRELERARASI BAĞLANTILAR • Hücreler arasında genellikle 20-25 nm genişliğinde bir aralık vardır. • Bu aralıkta bulunan proteoglikanların ve hücre membranındaki glikoproteinlerin bağlayıcı özelliği vardır. • Adezyon molekülleri, hücrelerin birbirlerine tutunmaları ve özel etkileşimlerde bulunabilmeleri için, çok hücreli organizmalarda hayati öneme sahiptir. • Özelleşmiş hücre-hücre ve hücre-matriks etkileşimleri sayesinde, hücrelerin birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri sağlanır. • Bu durum hücrelerin gelişmesi ve fonksiyonlarını yapabilmesi için gereklidir. 52 HÜCRE ADEZYON MOLEKÜLLERİ • Bu etkileşimleri düzenleyen farklı reseptör ailelerine ait moleküller vardır. Bunlar hücre adezyon molekülleri olarak tanımlanır ve temel olarak dört gruba ayrılır: 1. Selektinler 2. İntegrinler 3. İmmunoglobulin süper ailesi 4. Kaderinler 53 • Adezyon moleküllerinin fonksiyonlarını şu şekilde özetleyebiliriz: 1. Embriyonik gelişme 2. Farklılaşma 3. Hücre göçü 4. İnflamasyon 5. Kanser metastazisi 6. Yara iyileşmesi • Hücre adezyon molekülleri iki temel sınıfa ayrılır; • 1. kalsiyum bağımlı moleküller, kaderin ve selektinler • 2. kalsiyum bağımsız moleküller, integrinler ve immünglobulin süper ailesi 54 KADHERİNLER • Kadherinler, birçok dokuda şekillenen hücre adezyon reseptörleri olarak tanımlanır. • Bunlar, zonula aderens, sıkı bağlantı bölgeleri ve desmozomlarda meydana gelen homotipik etkileşimleri düzenler. • Bir hücre tipi, birden fazla kaderini sentezleyebilir ve bu ekspresyon, hücre tipine özgüldür. • Kalsiyum bağımlı moleküllerdir • Kadherinler, temel olarak 5 gruba ayrılır. Bunlar; – 1. Tip I kadherin – 2. Tip 2 kadherin – 3. Desmozomal kadherinler – 4. Protokadherinler – 5. Diğer proteinlerle ilişkili kadherinler 55 • Klasik bir kadherin, N- terminalinde tekrarlayan ß zincirinden oluşan ekstrasellüler bir domain içerir. • Bu domain Ca bağlayıcı bölgedir. • C ucu ise, bir transmembran bölge ve bir sitoplazmik domain içerir. • Böylece kaderinler hücre iskeleti ile de bağlantı kurmuş olurlar. • Klasik kadherinler, sitoplazmik domainlerinde ?, ß ya da ? kateninlerle bağlantı kurarlar. • ? kateninler, aktin bağlı proteinlerdir ve kadherin-katenin kompleksinin hücre iskeleti ile bağlantı kurmasını sağlarlar. 56 57 • Tip-I klasik kaderinler; E, N ve P kaderinleri içerir. • E-kaderinler, birçok epitelyal dokuda ve epiteliyal morfogenezisde rol oynar. • Düşürülmüş E-kaderin ekspresyonu invazif etki ve insan tümörlerinin metastatik potansiyeli ile ilişkilidir. • Buna ek olarak homofilik bağlanmanın düzenlenmesinde E kaderinler ?ß integrine bağlanarak rol oynarlar. • Epitelyal hücrelerin bir arada tabaka şeklinde tutan en önemli yapışma molekülleridir. • N-kaderinler, endoteliyal hücrelerde, nöral hücrelerde ve bazı kas dokusu hücrelerinde görülür ve sinir hücresi büyümesinde etkilidir. • P-kaderinler, embriyonik dokuda ve plasentada eksprese edilirler. 58 • Tip II klasik kaderinler, Kaderin-5 ve Kaderin-12 olarak tanımlanmışlardır ve ekspresyonları endotel hücreleri ile sınırlıdır. • Bu kaderinler angiogeneziste damar geçirgenliğinin kontrolünde rol oynarlar. • Desmoglein ve desmocollinler de desmozom ile hücre bağlantısının sağlanmasından sorumlu kaderinlerdir. • Bu kaderinler, desmoplakin ve plakoglobin (? katenin) içeren sitoplazmik plak ile etkileşime girerler ve bu yapılar da keratin intermediyet filamentlerine tutunmuşlarıdır. 59 • Protokaderinler, kaderinlerin en geniş grubudur. • Bunlar sıklıkla 5’ten fazla tekrarlayan ekstrasellüler bölge ve diğer kaderinlerle karşılaştırıldığında farklı homolojideki sitoplazmik bir domain içerir. • İntrasellüler domainlerin sitoplazmik etkileşimleri ya da hücre içi filament sistemleri ile ilişkileri henüz gösterilmemiş olmasına rağmen, protokaderinlerin Ca +2 bağlı kısımları zayıf hücre içi etkileşimleri düzenlemektedir 60 61 SELEKTİNLER • Kalsiyum bağımlı moleküllerdir. • Karbonhidrat bağlı hücre adezyon molekül ailesidir ve hücre yüzey molekülleri ile ilişkili üç tipi vardır 1. L-Selektin (CD62L) 2. P-Selektin (CD62P) 3. E-Selektin (CD62E) • Karbonhidrat tanıyıcı bölge (CRD) • Epidermal büyeme faktörü tip domaini • Komplement düzenleyi proteinlere benzer tekrarlayan dizilerden oluşan domain olmak üzere üç farklı kısımdan oluşur. • CRD’nin moleküler konfigürasyonu kalsiyum tarafından kontrol edilir. 62 63 • L-selektinlerin ekspresyonları hematopoietik hücrelerce sınırlıdır. Temel olarak B hücreleri, timositler ve T hücreleri bu ekspresyonu sağlar. • P-selektinler de endoteliyal hücrelerin Weibel-Plade cisimciklerinde ve plateletlerin granüllerinde depo edilirler ve inflamatuar ajanlar tarafından aktivasyon sonucunda hızla hücre yüzeyinde mobilize olurlar. • P selektinlerin hücre yüzeyine ekspresyonu geçici ve birkaç dakika süren kısa süreli bir olaydır. 64 • E-selektinler de büyük oranda endotelyal hücrelerin yüzeyinde eksprese olurlar. • E-selektinlerin vasküler hücre yüzeyinde ekspresyonu, LPS ve IL-1 ya da TNF-? gibi sitokinler tarafından aktive edilir. • Selektin ligandlarının yapısı tam olarak tanımlanmamış olmasına rağmen, üç tip selektinin de siyalil Lewis X-tip (sLeX) ve siyalil Lewis A-tip (sLeA) yapısına bağlanabildiğini göstermiştir. • İnflamasyon sırasında, lökosit yüzeyindeki siyalil Lewis X antijeni endoteldeki P selektine bağlanır. • Selektinlerin en temel fonksiyonu, lökositlerin özellikle de nötrofillerin inflamasyon bölgesine hareketini sağlamaktır. 65 • Lökositlerin bu hareketi, selektin ve integrinlerin katıldığı bir seri olayla başarılır. • Lökosit migrasyonu; Rolling (yuvarlanma): Selektinler, lökositlerin damar duvarı endotel hücrelerine zayıf bir şekilde tutunmalarını düzenler. • Selektinlerce düzenlenen adezyonun fizyolojik önemi, klinik olarak tanımlanan “lökosit adezyon eksikliği tip-II (LAD-II)” ile belirlenmiştir. • LAD-II, E ve P selektinlerin de içinde bulunduğu glikosilatlı karbonhidratların sentezinde meydana gelen bir defekt sonucu oluşur. • Bu nadir görülen hastalıkta nötrofillerin Rolling hareketi yapmasında ve ekstravazosyonunda bozukluk vardır ve bu hastalarda tekrar eden şiddetli bakteriyel enfeksiyonlar görülür. 66 67 İMMUNOGLOBULİN SÜPER AİLESİ • İmmunoglobulin (Ig) süper ailesi, Ig benzeri domainler içeren hücre yüzey moleküllerinin olduğu bir gruptur. • Bu süper ailenin 100’ün üzerinde üyesi vardır ve bu ailenin üyeleri hücre tutunmasında önemli rol oynarlar. • Immunoglobulinler, antibadiler olarak bilinir ve B lenfositler tarafından üretilen serum proteinleridir. • Vücuttaki fonksiyonları, özgül hedeflere ya da antijenlere bağlanarak bunlara karşı immun sistemi aktive etmektir. 68 • Immunoglobulin süper ailesinin değişik tipleri farklı hücrelerde eksprese edilirler. Bu moleküller bulundukları hücrelere göre görevler üstlenmişlerdir. • ICAM-1 (CD54); İntrasellüler hücre adezyon molekülü- 1 (ICAM-1), ICAM-1’in en temel fonksiyonu, inflamasyonda hücre hücre adezyonunu sağlamasıdır. • ICAM-2 (CD102); Dinlenme halindeki lenfositlerde ve monositlerde hücre yüzeyinde ICAM-2, düşük miktarlarda tespit edilir, ancak nötrofillerde yer almaz. • ICAM-3 (CD50) Lökositlerde yüksek düzeylerde eksprese edilir ve ICAM-1 ve ICAM-2’nin aksine, birçok endoteliyal hücrede bulunmaz 69 • NCAM (CD56) :Neural cell adhesion molecules (NCAM), • NCAM, nöral dokularda ve kas hücrelerinde bulunur. • Ayrıca embriyogenezis sırasında pek çok hücrede de eksprese edilir. • İnsanlarda NK hücrelerinde ve T hücrelerinde de bulunur. • VCAM-1 (CD106): Vascular cell adhesion molecule (VCAM-1) • VCAM-1, ayrıca bazı makrofajlarda, dendritik hücrelerde, kemik iliği stromal hücrelerinde, enfekte eklemlerdeki sinoviyal hücrelerde ve kas hücrelerinde eksprese edilir. • VCAM-1, lökositlerin inflamasyon bölgesine ekstravazotasyonunu destekler. 70 İNTEGRİNLER • İntegrinler, ekstrasellüler matriks bileşenlerinin diğer hücrelerle etkileşimini düzenleyen bir hücre yüzey reseptör ailesidir. • Bütün integrinler 1100 ve 750 aminoasitten oluşan, ? ve ß alt ünitelerine kovalent olmayan bağlarla bağlı olan heterodimerik yapılardır. 71 • İntegrinler, ß alt ünitelerinin birleşme durumuna göre üç alt üniteye ayrılır: – 1. ß 1 integrinler (Çok geç aktivasyon antijenleri (VLA) – 2. ß 2 integrinler (lökosit CAM) – 3. ß 3 integrinler (sitoadezinler) • Yaklaşık olarak 22 integrin türü vardır. • Hem hücrelerarası matrikse hem de hücre iskeletine bağlanırlar. • ß-integrinin sitoplazmada bulunan parçası ile talin, vinkülün ve ?- aktin aracılığıyla aktine bağlanırlar. • İntegrinin hücre dışında kalan parçası bazal membranın iki önemli bileşeni olan laminin ve fibronektinde bulunan RGD dizisine bağlanırlar. 72 İntegrinler 73 • İntegrin-hücredışı matriks ilişkisi embriyogenez sırasında hücre göçünde önemlidir. • Hücre hareketinin gerekli olduğu durumlarda bu ilişki kesilebilir. • Bu ilişkiyi kesen maddeler disintegrinler (yılan zehiri) denir. • Disintegrinler çeşitli parçalar içerir, – RGD; integrinin laminin ve fibronektine bağlanmasını engeller – Metalloproteaz parçası; matriks bileşenlerini parçalar ve hücre göçünü sağlar – Füzyon peptid bölgesi 74 • ß-2 integrinlerce düzenlenen adezyonun önemi, in vivo olarak “lökosit adezyon eksikliği tip I sendromu (LAD-I)” in tanımlanmasıyla daha da iyi anlaşılmıştır. • Bu sendromda lökositlerde ß-2 miktarında belirgin bir azalma vardır. • Böylece hastaların bakteriyel ve fungal enfeksiyonlara olan dirençleri ciddi bir şekilde düşer. • Bu kişilerde nötrofiller rolling hareketini gösterirler ancak endoteliyal hücrelere tutunamazlar. Bunun sonucunda da enfeksiyon bölgesine göç edemezler. 75 76 77 HİSTOLOJİ KAYNAK KİTAPLARI •Temel Histoloji Yener Aytekin •Histoloji ve Hücre Biyolojisi Ramazan Demir •Histoloji I ve II Türkan Erbengi •Genel Tıp Histolojisi Meral Tekelioğlu •Özel Histoloji Meral Tekelioğlu •A Textbook of Histology Bloom, Fawcett •Basic Histology Junqueira, Carneiro, •Human Histology Stevens, Lowe •Histology, A Text and Atlas Ross, Romrell •Genel histoloji, özel histoloji Mukaddes Eşrefoğlu 78