1 - Histoloji - Embriyoloji Hücre Zarı ve Farklılaşmaları ve Hücre Organelleri HÜCRE ZARI FARKLILAŞMALARI VE HÜCRE ORGANELLERİ Doç.Dr.Mehmet Fatih SÖNMEZ 2 ÖĞRENİM HEDEFLERİ • Dönem I öğrencileri bu dersin sonunda; – Hücre zarı bağlantı birimleri – Hücrenin membranlı organelleri – Membranlı organellerin yapılarını – Fonksiyonlarını öğrenecektir. 3 BAĞLANTI BİRİMLERİ • Hücre adezyon molekülleri her ne kadar hücre-hücre ve hücre-ekstrasellüler matriks yapışmasından sorumlu olsalar da bağlantı birimleri daha kuvvetli tutunmalar için gereklidir. • Bağlantı birimleri; 1- zonula okludens 2- zonula adherens 3- makula adherens 4- fasya adherens 5- neksus 4 • Tutucu bağlantılar: – Zonula adherens, – dezmozom – hemidezmozomlar. • Geçirgen Olmayan Bağlantılar: – Zonula Okludens. • Iletişim Sağlayan Bağlantılar: – Gap junctionlar. 5 ZONULA OKLUDENS • Zonula… • Okludens… • Hücrede apikal bölgeyi bazolateral bölgeden ayırarak epitel hücresine kutuplaşma özelliği kazandırır. • Bağlantıların en yüzeyel olanıdır. • Elektron mikroskopik incelemelerde membranların kaynaşma yerleri izlenebilir. • Okludin, Klaudin 6 7 • Okludin dört temel protein ile ilişki içindedir; ZO-1, ZO-2, ZO-3 ve AF-6. • Okludin, hücre iskeletinden olan aktin’ler ile ZO-1 aracılığıyla ilişkidedir. • Aynı zamanda, ZO-1 tümör supresördür • ZO-2 epitelyal büyüme faktörünün sinyalizasyon mekanizmasında gereklidir • ZO-3 ise ZO-1 ve okludinin sitoplazmik parçası ile ilişkidedir. 8 ZONULA ADHERENS: KUŞAK DEZMOZOM • Sıkı bağlantıda olduğu gibi hücreyi bir kuşak gibi sarar ve hemen onun altında izlenir. • Hücreler arasında 15-20 nm kadar bir aralık oluşur. • Bu bağlantının olduğu yerlerde aktin filamanları, bağlantı bölgesi membranlarının sitoplazmik yüzeylerinde bulunan aktin bağlayıcı alfa-aktinin ve vinkulin proteinlerinin oluşturduğu, yoğun plaklar olarak izlenen yapılara bağlanırlar 9 10 • Alfa-aktinin ve vinkulin ise hücre bağlantısında aracılık eden bir grup hücre yüzey glikoproteini olan kadherinler olarak isimlendirilen transmembran proteinlere bağlanırlar. • Bu tip bağlantı yerlerinde E-kadherinler bulunur ve Ca ++ varlığında hücreleri birbirine bağlarlar. • Bu plaklar E-kadherin-katenin kompleksi ile aktin filamentlerinden kaynaklanır. • Sıkı bağlantı ve ara bağlantı birlikte ışık mikroskobik düzeyde Terminal Bar olarak adlandırılan yapıyı oluştururlar. 11 FASYA ADHERENS • Kalp kası hücreleri birbirleriyle uç uca, iplik şeklinde düzenlenmişlerdir. • Bu hücreler birbirleriyle tipik desmozom yada macula adherens ve yapısal olarak epitel hücrelerindeki zonula okludense benzeyen geniş bağlantı alanları kombinasyonları ile bağlanmışlardır. • Ancak bu bağlantı halka tarzında değildir ve fasya adherens olarak adlandırılır. • Buda ZO-1 proteini içerir. 12 DESMOZOM: MACULA ADHERENS • Desmos; bağ, Soma; gövde, beden, Macula; benek, Adherens; yapıştırıcı anlamlarına gelen kelimelerdir. • Zonula adherens ve zonula okludens yan yüzde kesintisiz olarak bulunduğu halde, dezmozom değişik seviyelerde kesintili yamalar, diskler biçiminde görülür. • Bu diskler, komşu hücredeki özdeşi ile bağlantı sağlar. • Bu bölgede hücre membranları çok düzdür ve genellikle birbirinden 20-30 nm aralıklıdır. 13 • Herbir dezmozom, desmoplakin ve palakoglobinler esas olmak üzere bazı bağlayıcı proteinlerin meydana getirdiği hücre içi plaklar ya da tutunma plakları ve bunlara tutunan tonofilamanlardan meydana gelirler. • Hücre yapışması, bağlanması desmoglein ve desmokolinler olarak adlandırılan transmembran proteinler ile olur. 14 • Özellikle mekanik baskılara maruz kalan epitel hücrelerinde daha çoktur (deri). • Desmogleinler ve desmokolinlerle • Desmoplakin ve plakoglobin sitoplazma plakları • Desmoglein 1 ve desmoglein 2 epidermisteki çok katlı yassı epitelin bütünlüğünün korunmasını sağlar. • Desmoglein 1’e karşı olan antikorlar hücre yapışmasını bozarak derinin büllöz hastalığı olan pemfigus foliaseusa neden olur. 15 HEMİDESMOZOM • Mekanik stresin olduğu epitel hücrelerinin bazal yüzünde bulunan desmozomdur. • Özellikle epidermisin bazal tabakası • İki kısımdan oluşur; ara filamanlarla (keratin veya tonofilament) ilişkide olan sitoplazmik plaka, hemidesmozomu tutturucu filamanlar ile (laminin 5 içeren) bazal laminaya bağlayan zarda bulunan bir plak. • Diğer bağlantı birimleri hücre içinde aktin ile bağlantı kurarken desmozom ve hemidesmozom hücre içinde ara filamanlar ile bağlantı kurarlar. 16 • Desmozomdan farkları; a. Diğer bir hücrenin komşu dezmozomuyla değil de ekstrasellüler matriks ile etkileşim içindedir. b. Desmozomun aksine tonoflamanlar sitoplazma içine geriye kıvrılma yerine genellikle hücre içi desmoplakin plak içinde sonlanırlar. 17 GAP JUNCTION: NEKSUS • Hücrelerarası boşluk sadece 2-3 nm kadardır. • Dezmozomlara benzer tarzda yamalar şeklindedir. • Zonula ya da kuşak tarzında hücreyi sarmaz. • Yarıklı bağlantı da denmektedir • Yarıklı bağlantı bölgelerinde bu yapıyı oluşturan konneksinler adı verilen proteinler merkezlerinde yaklaşık 1.5 nm çapında delik içeren altıgenler oluştururlar. • Bu yapılar konnekson olarak adlandırılır. • Komşu hücre membranlarındaki konneksonlar iki hücre arasında bir kanal oluşturmak üzere aynı düzeyde yer alırlar. • Herbir bağlantı biriminde birkaç yüz konnekson bulunur. 18 • Yarıklı bağlantılar molekül ağırlığı 1500'ün altındaki moleküllerin ve iyonların geçişine müsaade ederler. • Ayrıca elektriki direncin düşük olduğu yerlerdir. Bu bağlantı birimi vücutta yaygın olarak dağılmasına karşılık kan ve iskelet kası hücrelerinde yoktur. • Düz ve kalp kası gibi dokularda elektriki impulsları iletme fonksiyonu ağırlıktadır. • Embriyonel hücreler arasında da gap junction tipi bağlantılar izlenir. 19 FOKAL ADHEZYONLAR • Uzun aktin filament bantlarının bazal laminaya tutunmasından sorumludur. • Fokal adhezyonlar genellikle aktin filamentlerinin bağlı olduğu sitoplazmik bir yüz, transmembran bağlantı bölgesi ve ekstrasellüler proteinlerin bağlandığı bir ekstrasellüler yüze sahiptir. • Transmembran proteinlerin esas üyesi integrinlerdir. • İntegrinler sitoplazmik yüzde hem aktin bağlayıcı proteinler (?-aktin, vinculin, talin, paksillin) hemde fokal adhezyon kinaz ve tirozin kinaz gibi düzenleyici proteinler ile ilişkidedir. • Ekstrasellüler yüzeyde ise integrinler, laminin ve fibronektin gibi eksrasellüler matriks glikoproteinlerine bağlanırlar. 20 21 SİTOPLAZMA • Hücre Sitoplazmasının Komponentleri • I. Sitoplazmik Organeller A. Membranlı Organeller Mitokondriyon Granüllü ve granülsüz endoplazmik retikulum Golgi kompleksi Salgı vezikülleri ve granülleri Lizozom Kaplı (örtülü) veziküller Endozom Peroksizom 22 B. Membranla Çevrili Olmayan Organeller Ribozom Mikrotubulus Sentriol Silyum ve flagellum Filamanlar 23 • II. Sitoplazmik Inklüzyonlar A. Depo Gıdalar Glikojen Lipid B. Pigmentler 1. Ekzojen olanlar Karoten Karbon Partikülleri 2. Endojen olanlar Hemoglobin Hemosiderin Bilirubin Melanin Lipofuksin (Lipokrom pigmenti) 24 • III. Diğerleri • Sitoplazmik matriks (Sitosol) – Sitoplazmadaki şekilli elemanların içinde yataklandığı şekilsiz madde esas plazma, hyaloplazma (hyalos; camsı, şeffaf) sitosol ve sitoplazmik matriks olarak adlandırılır. – Sol halindedir (bir derece akışkanlık vardır, örnek yumurta akı akışkanlığı), ancak hücrenin fonksiyon durumuna göre gel (katı şekil) haline de geçebilir. 25 MEMBRANLA ÇEVRİLİ ORGANELLER • ENDOPLAZMIK RETIKULUM: Endoplazmik retikulum (ER), (Latincede Rete; Ağ, Yunancada Endon içinde anlamındadır) • Ağ yapısındaki sitoplazmik membran sistemidir. • Endoplazmik retikulum (ER), membranın dış duvarına ribozom tutunup tutunmamasına göre iki tipe ayrılır. – A. Granüler ER: Yüzeyinde ribozom bulunur. – B. Agranüler ER: Yüzeyinde ribozom bulunmaz. 26 GRANÜLER ENDOPLAZMIK RETIKULUM • Granüllü ER dallanarak birbiriyle anastomozlaşan ve hücre içinde düzensiz bir ağ biçiminde yayılan tubuluslardan, vezikül (kesecik) ve sisternalardan (sarnıç) oluşur. • Bu tubulusların çapları 40-70 nm, vezikül ve sisternaların çapları ise 25- 500 nm arasında değişir. • Çekirdek dış zarı ile hücre membranı • 6-7 nm ünit membran • Orta derecede elektron yoğun bir materyal • GER tubulusları yüzeyinde düzenli aralıklarla yaklaşık 15 nm çapında ribozom tanecikleri dizilmiştir 27 1 Çekirdek 2 Çekirdek poru 3 Granüllü endoplazmik retikulum (GER) 4 Düz endoplazmik retikulum (DER) 5 Ribozom 6 Taşınan protein 7 Transport vezikülü 8 Golgi aygıtı 9 Golginin cis yüzü 10 Golginin trans yüzü 11 Gogi sisternası 28 29 30 • Ergasitoplazma • riboforin I ve riboforin II. • ER kanalikülleri sıvı ile doludur. • Taşıyıcı vezikül • GER'de başlıca, lizozom, Golgi, GER, çekirdek zarları ve plazma zarının integral proteinleri ve salgılanmak üzere hazırlanan proteinler sentezlenir. • Protein sentezi tamamlanınca ribozomlar GER membranından ayrılarak serbestleşir. • Yeni oluşan ve GER lümenine dökülen proteinler, buradaki enzimlerle modifiye edilir. 31 • Protein sentezinin çok olduğu hücrelerde GER iyi gelişmiştir. – Pankreasın dış salgı yapan hücrelerinde, – Karaciğer hücrelerinde, – Plazma hücrelerinde, – Fibroblastlarda, – Ameloblast, – Odontoblast – Osteoblastlarda • GER’den cis golgiye taşınmaya anterograd iletim, cis golgiden GER’e taşınmaya ise retrograt iletim denir. • Bunlara coatomers veya COP’lar denen proteinler aracılık eder. – COP I, – COP II. 32 33 MIKROZOM • Doku ve hücrelerden homojenizasyon sonucunda oluşan granüllü endoplazmik retikulumun daha küçük parçalarına (yaklaşık 100 nm çapında kapalı keseciklere) verilen isimdir. • Mikrozomların dış yüzeyinde daima ribozomlar bulunur. • Mikrozomların lümeni retikulumun salgı ürünlerini içerir. • Bu terim sağlam hücreler için asla kullanılmaz. 34 •Başlıca birbirleriyle anastomozlaşan, kıvrımlı, sıkıca bir araya gelmiş tubuluslardan oluşur. •Morfolojik olarak GER’den iki önemli farklılığı vardır. •Birincisi üzerine yapışmış ribozomlar yoktur. •İkincisi sisternaları daha tübülerdir ve düz sisternalar demeti olduğundan daha değişebilir şekle ve ara bağlantı kanallari bolluğuna sahip gözükürler. •Işık mikroskobunda seçilemez •Asidofilik (erguvan kırmızı) boyanma •GER ve AGER birbirleriyle bağlantı halindedir ve bazı etkenlerle birbirlerine dönüştükleri bilinmektedir. •AGER’in morfolojisi yanında fonksiyonları da değişiklik gösterir. •Fosfolipit sentezi AGRANÜLER ENDOPLAZMİK RETİKULUM (AGER, Düz ER) 35 36 37 AGER’in görevleri: 1. Steroid sentezleyen hücrelerde; steroid sentezinde rol oynarlar. 2. Karaciğer hücrelerinde (hepatositlerde); konjugasyon, oksidasyon ve metilizasyon yoluyla zararlı maddelerin ve kimi hormonların nötralize ya da detoksifikasyonunda, enzim parçalanmasında, kolesterol metabolizmasında ve glikojen sentezinde rol oynar. 3. Barsak hücrelerinde; yağların transportunda ve metabolizmasında görev alır. 4. Mide parietel hücrelerinde; H + ve Cl - yapımında rolleri vardır. 5.Çizgili kas fibrillerinde; içerdiği kalsiyumu serbestleştirerek, kasılma olayında rol oynar. (kasdaki AGER’e sarkoplazmik retikulum denir). 6. Gözde; retinadaki koni ve basil hücrelerindeki görme pigmentleri, özel şekilde tertiplenmiş AGER’e tutunmuştur. Bu hücrelerin ışıkla uyarılmasında rolü vardır. AGER'ler fonksiyonları ile ilişkili olarak çok çeşitli enzimler içerirler. Bu enzimler ırka, türe hatta şahsa göre değişir. Dolayısıyla ilaçların toksisitesine dayanıklılık kişiden kişiye değişir. 38 GOLGI KOMPLEKSI: GOLGI APPARATUSU: GOLGI AYGITI: • 1898 de Italyan nörolog Camilo Golgi • Çekirdeğe yakın bir bölgede yer alan, hücrenin sentez olaylarında önemli rol oynayan, zarsı bir organeldir. • Eritrositler ve keratinize epitel hücreleri • Kutuplaşma gösteren epitel hücrelerinde, nöronlarda ve özellikle karaciğer parankim hücrelerinde • Osmiyum ve gümüşleme ile iyi boyanır. • Aktif salgı yapan hücrelerde hemotoksilen eosin boyamasında negatif Golgi alanı olarak adlandırılan soluk boyalı alanlar dikkati çeker. 39 40 • Ayrıntılı yapısı elektron mikroskop ile ortaya konmuştur. • Birbiri üzerine sıralanmış 3-15 adet büyük, yassı keseden ya da sarnıçtan oluştuğu görülür. • Vakuoller ve veziküller bulunur. • Diktiyozom Golgi aygıtını oluşturur. • Sarnıçlar genellikle düz değil hafif eğimlidirler. – Proksimal, cis, konveks yüz, şekillenme – Distal, trans, konkav yüz, olgunlaşma 41 • Birbirine komşu sarnıçlar nisbeten düz olan orta yerlerinden küçük, ince kanallar aracılığı ile birbiriyle ilişki halindedirler. • Proksimal (cis) ve distaldeki (trans) yüzler birbirinden farklı yapı ve fonksiyona sahiptir. – Şekillenme yüzü – Olgunlaşma yüzü 42 • Bu organelin temel görevi; – salgılanacak proteinlerin, – zardaki yapısal proteinlerin – hücre içinde zarla sarılıp biriktirilen proteinlerle – hemoglobin veya keratin gibi hücrede serbest halde bulunan proteinlerin hücre içi paketlenmesi, konsantre edilmesi ve salgılanmasıdır. • Golgi'nin tüm ekzokrin ve endokrin salgılarda rolü vardır. • Golgi kompleksine taşınan veziküllerin içerikleri daha sonra sarnıçların periferik olan genişlemiş bölümlerinde konsantre (en az 200 kez) edilmektedir. • Bu arada proteinler bir yandan da glikozillenme, sülfatlanma ve proteoliz gibi bir dizi değişikliğe uğrar. • Golgi kompleksinde yoğunlaştırılan hidrolitik enzimler bir membran ile kuşatılarak hücre sitoplazmasına verilir, bunlara lizozom denir. 43 44 Endozom • Sitoplazmada yerleşik bulunan vezikül ve tubül sistemidir. • Plazma membranından lizozoma giden endositotik vezikülün geçtiği kompartımandır. • Ayrıca golgiden ayrılan membranla çevrili yapılarda endozom kompartımanına uğrar. • Bundan dolayı endozom 500 nm çapında olan ve hücre içindeki endomembran sistemi olarak da tanımlanabilir. 45 • Endozomlar, maddeler lizozoma ulaşmadan önce onlar için uygun bir ortam oluşturur. • Endozom üç kompartımandan oluşur; – Erken (early) endozom, – Geç (late) endozom – Geri kazanım (recycling) endozomu 46 • Erken ve geç endozomların hücresel lokalizasyonu farklıdır. • Erken endozomlar daha çok periferal sitoplazmada bulunurken geç endozomlar sıklıkla golginin ve nukleusun yakınında lokalizedir. • Erken endozomlar tubuluveziküler yapıya sahiptir, lumen sisternalar ile bölünmüştür. • Bunlar sitoplazmadan önemsiz derecede daha fazla bir asidik ortam (pH 6.2-6.5) sergilerler. 47 • Bunun tersine geç endozomlar daha kompleks bir yapıya sahiptir ve soğan benzeri iç membranlar sergilerler. • Bunların pH’ı daha asidiktir (pH 5.5). erken ve geç endozomlar arasında madde taşıyan spesifik veziküller vardır. • Bunlara multi veziküler cisimcikler (MVB) denir. • Erken endozom içinde geç endozoma taşınacak proteinler, MVB’ler içinde paketlenecek ve yeniden sirkülasyona sokulacak proteinlerden ayrılır. • Genellikle geç endozoma taşınan maddeler sonuçta lizozomlara degrade edilir. 48 • Yüzey reseptörleri endositoz süreci boyunca seçici olarak maddelerin hücre içine girişine izin verirler. • Bu yol birçok hücrede olur ancak yüzey reseptörlerinin resirküle edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. • Reseptör-ligand kompleksi erken endozomun asidik pH’ında ayrıştırılmaktadır. • Çoğunlukla integral membran proteinleri olan bu reseptörler erken endozomun dar çaplı tubullerinin son kısımlarında tomurcuklanan veziküller aracılığıyla yeniden sirkülasyona katılır. 49 LİZOZOM • Yunancada Lizis; eritmek, soma; beden ,gövde anlamındadır. • Lizozomu ışık mikroskopu ile ayırt etmek oldukça güçtür. • Elektron mikroskop, İlk kez 1955 yılında • Lizozomlar eritrositler • Bu hücre organelinin en belirgin özelliği çok sayıda (40-50 kadar) asit hidrolazları içermesidir. – fosfataz, - proteaz, – nükleaz, - lipaz, – fosfolipaz, - lizozim, – glikozidaz, - hiyaluronidaz – sülfatazlar. 50 • Lizozomun yapısal membran proteinlerinin çoğu üç sınıfa ayrılmıştır; – lizozomla ilişkili membran proteinleri (lamps), – lizozomal membran glikoproteinleri (lgps) ve – lizozomal integral membran proteinleri (limps). • %50’sinden fazlasını, • Şeker molekülleri • Proton (H+) pompası • Lizozomlar, hem hücre dışı hem de hücre içi kaynaklı materyallerin sindirildiği bir organeldir. İki alt tipi vardır. – 1. Primer Lizozom: Sindirim olaylarına girmemiş, dinlenme durumunda, homojen, yuvarlak, 25-50 nm çapında bir organeldir. – 2. Sekonder Lizozom: Hücre içi ya da hücre dışı kaynaklı membranla çevrili cisimlerin, primer lizozomlarla birleşmesiyle oluşan 400 nanometreye kadar çaptaki yapılardır. 51 52 53 54 • Fagolizozom ya da Heterolizozom • Otofagozom, otolizozom ya da sitolizozom • Krinofaji Meme bezi ve bazı endokrin bezlerde • Artık Cisim , Residüel Body, Telolizozom, tersiyer lizozom • Artık cisimler – Pigment, – Myelin benzeri cisimler, – Kristaller, – Lipidler ve bunların karışımı olan maddeleri içerebilirler. • Nöronlar, kalp kası, hepatositler (karaciğer parankim hücreleri) • Lizozomlar ile sindirim üç şekilde olmaktadır. – Ekstrasellüler büyük moleküller – Ekstrasellüler küçük partiküller – İntrasellüler partiküller 55 56 57 • Lizozomlar bazen etkilerini hücre dışında da yapabilirler. Osteoklast. • Lizozomlar insan vücudunda bazı maddelerin metabolizmasında önemli rol oynarlar. • Eğer lizozomal enzimlerin biri eksik ya da inaktif durumda olursa bazı maddelerin sindirimi mümkün olamaz ve bu maddeler farklı hücre tiplerinde birikirler. • Bu hastalıklar genel olarak lizozomal depo hastalıkları olarak isimlendirilirler. – Lizozomal glikojen depo hastalığı asit maltaz – Tay-Sachs hastalığı heksozaminidaz-ß – Sanfilippo heparansülfat sülfamidaz – Hurler ?-L-İduridinaz 58 MİTOKONDRİYON • Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından beri bilinen bir organeldir. • Yunanca Mitos; iplik, kondros; tanecik • Yuvarlak, oval ya da uzun silindir gibi görülebilirler. 59 • Genellikle çapları 0.5- 1 mikron, uzunlukları 5-10 mikrondur. • Faz kontrast mikroskobu • Fosfotungustik asit-hematoksilen, demirli hematoksilen ve kristalviyolet • Janus yeşili • 6-7 nm kalınlığında olan dış ve iç mitokondriyal membran ile çevrilidir. • İki ünit membran arasında ise 8-10 nm lik bir membranlar arası boşluk bulunur. • Dış ve iç membranlar arasında; dış membrandan diffüzyonla geçen maddeler, mitokondiyonda üretilen ATP ve iyonlar bulunur. 60 • Dış membranda voltaj bağlı iyon kanalları mevcuttur. • Kardiyolipin. • Krista – Düz, rafa benzer, lamelli kristalar – Tubuler kristalar • Matriks içinde; – Çok miktarda protein, sitrik asit ve yağ asidi oksidasyonu için gerekli enzimler, – Az miktarda lipit, – 30-40 nm çapında matriks granülleri, – 25 nm çapında az sayıda ribozom, DNA ve RNA bulunur. 61 62 • Kristaların boyları ve matriks yoğunlukları farklı hücrelerde değişiklik gösterir. • Mitokondriyonların iç zar ve kristaları üzerine 8-10 nm çapında çok küçük tanecikler, 3-4 nm kalınlıkta saplarla tutunmuşlardır. • İç zar tanecikleri solunum ve fosforilasyon enzimleri içerir. • Yüksek enerji kaynağı olan ATP'nin ADP'den ve fosfattan sentezlenmesi matrikse doğru uzanan bu yapıların baş kısımlarında olmaktadır. 63 • Her hücredeki toplam DNA miktarının yaklaşık %2'si mitokondriyonlar içinde bulunur. • Mitokondriyonlardaki proteinlerin ancak % 5-10'u mitokondriyonlarda sentezlenmektedir. • Hücre içindeki yaşama işlevlerine gereken enerjinin % 95'ini mitokondriyonlar sağlar. • Mitokondriyon hücrenin temel enerji gereksinimi olan ATP'nin deposudur. • Mitokondriyonların hücre içindeki yer ve biçimleri işlevleriyle ilgili olarak değişebilir. – Çizgili kaslardaki – Karaciğer hücrelerinde – Spermatozoonların – İyon transferi yapan hücrelerin – Silyalı hücrelerde – Eritrosit ve keratinosit • Mitokondriyonlar aynı zamanda hücresel strese duyarlıdır Apoptosis 64 PROTEOZOMLAR • Ubikuitin bağlanarak yıkım için hedeflenmiş proteinleri sindiren çoklu proteaz bileşiklerdir. • Proteazom 4 merkezli fıçı biçiminde bir merkeze sahiptir • Bunun her iki ucunda ATPaz içeren ve kendisine bağlı olan ubikuitin molekülüyle proteinleri tanıyan bir düzenleyici parçacık bulunur. • Ubikuitin tüm hücrelerde bulunan küçük bir proteindir • Yıkılacak proteinin lizin kalıntısına bağlanarak proteinin yıkılması işlemine katılır 65 PEROKSIZOMLAR (MIKROCISIMLER) • Peroksizomlar, lizozomlar gibi 0.5-1.0 mikron (500- 1000 nm) • Mitokondriyonlar gibi • Oksidasyon işlemlerinin % 90 ı mitokondriyonlarda, % 10'u ise peroksizomlarda meydana gelir. • Peroksizomlarda oksidasyon ürünü olarak hidrojen peroksit oluşur. • Katalaz, peroksidaz ve oksidaz enzimleri • Karaciğer parankim hücreleri, böbrek tubuler hücreleri ve makrofajlarda çok sayıda bulunur. 66 67 • Peroksizomlarda oksidasyonu gerçekleştirilen belirli maddeler vardır. Örneğin; – Yağ asitleri (beta-oksidasyon) – Ürik asit. Gut artriti – Alkol • Glukoneogenez • Aminoasitlerden glukoz oluşumunda rol oynayan amino transferaz enzim grubunu içerir. • Zelleweger sendromu peroksizomların fonksiyon görmemesi sonucu çıkar. 68 HİSTOLOJİ KAYNAK KİTAPLARI •Temel Histoloji Yener Aytekin •Histoloji ve Hücre Biyolojisi Ramazan Demir •Histoloji I ve II Türkan Erbengi •Genel Tıp Histolojisi Meral Tekelioğlu •Özel Histoloji Meral Tekelioğlu •A Textbook of Histology Bloom, Fawcett •Basic Histology Junqueira, Carneiro, •Human Histology Stevens, Lowe •Histology, A Text and Atlas Ross, Romrell •Genel histoloji, özel histoloji Mukaddes Eşrefoğlu 69