Genel Hukukun Temel Kavramları Sunu HAK KAVRAMI I. HAK KAVRAMINI A Ç IKLAYAN G Ö R ÜŞ LER A. İ rade Teorisi B. Ç kar-Menfaat Teorisi C. Karma Teoriİrade Teorisi Bu teoriye göre hak, hukuk düzeninin bireylere tan dğ irade gücüdür. Birey, bu güç ile kendi iradesini ba şka birine hukukun çizdi ği s n rlar içerisinde kabul ettirebilmekte, kendi iradesi yönünde davranmaya zorlayabilmektedir. Bu teori, hakka dş görünü şüyle yakla şmas ve hakk n içeri ğiyle ilgilenmemesi yönünden ele ştirilmi ştir. Ayr ca da bu görü ş küçüklerin, ak l hastalar n n ve ay rt etme gücü olmayanlar n iradesini aç klayamayaca ğ ndan hak sahibi say lmayaca ğ sonucuna götürmektedir. Oysa bu ki şiler de bir tak m haklara sahiptir. Örne ğin ceninin dahi bir tak m haklar bulunmaktad r. Ç kar-Menfaat Teorisi Bu teoriye göre hak, hukuk düzeninin tan y p korudu ğu ç karlard r. Bu teori böylece, ay rt etme gücüne sahip bulunmayanlar n da hak sahibi olabilece ğini söylemektedir. Bunlar n belki iradeleri yoktur, ancak hukuk düzenince koruma alt na al nmş ç karlar söz konusudur.Karma Teori Bugün hak genellikle yukar daki iki teorinin esaslar n n birle ştirilmesiyle ? olu şan karma görü ş ile aç klanmaktad r. Buna göre hak, hukuk taraf ndan korunan ve sahibine bundan yararlanmas ve korunmas için gerekli yetkilerin tan ndğ ç karlard r. Böylece hakk n tan m n verecek olursak, hukuk düzeninin saptadğ ve ? koruma alt na aldğ ve sahibine bu korunmadan yararlanma yetkileri tan dğ ç karlard r. Bu tan mdan hareketle bir haktan söz edebilmek için her şeyden önce ? hukuk taraf ndan korunan bir ç kar n varlğ gerekir. Ç kar, sahibine olumlu veya olumsuz bir istemde bulunma yetkisini içerir. Böylece hukukun korudu ğu her ç kar hak olarak de ğerlendirilemez. O halde bu korunan ç karlara sayg gösterilmedi ğinde, yani ihlal edildi ğinde, buna kar ş kullan labilecek bir tak m yetkilerimizin de olmas zorunludur. Şu halde her hakk n bir sahibi, hukuk taraf ndan korunmaya de ğer görülmü ş bir ç kar temsil etmesi, bir borçlusunun yani muhatab n n varlğ n ve bu korunan ç karlara kar ş gelindi ğinde i şletilebilecek yapt r mlar n olmas n gerektirir. Hak Sahipli ği Ki şilik Kavram Hukuk dilinde, hak sahibine, hakk n öznesi olan varlğ a ki şi denilir. Ki şilik ise ki şinin hukuk düzeni taraf ndan korunan yetki alan n ifade eder. Bugün hukuk iki tür varlğ ki şi olarak kabul etmi ştir. Bunlar gerçek ki şiler ve tüzel ki şiler olarak adland r lmaktad r.Ki şinin Ehliyetleri : Ki şinin hak ve yükümlülüklere sahip olmas ile onlar kullanabilmesi, yani kendi iradesiyle haklar kurabilmesi ve borçlar üstlenebilmesi birbirinden farkl iki yetene ği deyimler. Hak Ehliyeti Hukukun temel kavramlar ndan olan hak ehliyeti, TMK’nin 8’inci maddesinde ? düzenlenmi ştir. Hak ehliyeti k saca, hak sahibi olma ve borçlar yüklenebilme ehliyetidir. Bu ehliyete haklardan yararlanma ehliyeti de denilmektedir. Hak ehliyeti bir kimsenin ya ş na, cinsine fikrî ve bedenî geli şimine, ak l hastas olup ? olmamas na, hapis cezas al p almadğ na bak lmaks z n herkesin sahip oldu ğu bir ehliyettir. Ba şka bir deyi şle ki şi olmakla e ş anlaml d r. Bu ehliyete sahip olmak için sa ğ ve tam do ğmak yeterlidir. Hatta, ceninin dahi, sa ğ ve ? tam do ğmak kayd yla hak ehliyetine sahip oldu ğu kabul edilmektedir. Dolay s yla bu ehliyet edilgen (pasif) bir nitelik ta ş r. Çünkü, ki şinin iradesiyle veya bu iradenin belirli bir yönde aç klanmas yla bir ba ğ yoktur. Herkes hak ehliyetine sahiptir. Bu durum, “ hak ehliyetinin genelli ği” ilkesini ifade eder. ? Di ğer yandan, yasa çerçevesinde haklara sahip olmada ve borç alt na girmekte herkes e şittir. Bu durum ise “ hak ehliyetinin e şitli ği ” ilkesini deyimler. Ancak, bilindi ği üzere hukuk önünde e şitlik (AY, m. 10), “e şitleraras ”nda bir e şitlik ili şkisi olup, ayn durum ve ko şullar ta ş yanlar n hakl bir neden olmaks z n ayr ve farkl statüye sokulmamas anlam na gelir. Fiil (Eylem) Ehliyeti Eylem ehliyeti (fiil ehliyeti), bir kimsenin kendi eylem ve hareketleriyle, ? kendi iradesiyle hak ve borçlar kurmas , kald rmas , ehliyetidir (TMK, m. 9). Eylem ehliyeti, hak ehliyetinden farkl olarak etken (aktif) bir ehliyettir. Çünkü, ki şi eylem ehliyetine sahip olmasa da, yasal temsilcisi arac lğ yla haklar ve borçlar kazanabilir (hak ehliyeti). Oysa eylem ehliyetine sahip ki şi bizzat kendi eylemleriyle ve i şlemleriyle haklar kazan p borçlar yüklenebilmektedir. Hak ehliyetinde iradenin bir rolü olmamas na kar ş n eylem ehliyetinde ? ki şinin iradesi ön plândad r. Dolay s yla da eylem ehliyeti hak ehliyeti gibi do ğumla kazan lmaz. Eylem ehliyeti bak m ndan ki şinin kendi iradesi önem ta ş dğ ndan, ancak belirli ko şullar ta ş yanlar bu ehliyete sahiptir. Oysa yukar da da görüldü ğü üzere, yasal s n rlar sakl kalmak kayd yla hak ehliyetinde genellik ve e şitlik esas geçerlidir. Eylem ehliyetine sahip şah s, hak ehliyetine de sahiptir. Ancak, hak ? ehliyetine sahip olan herkesin eylem ehliyetine de sahip oldu ğu söylenemez. Örne ğin, üç ya ş ndaki çocuk miras hakk na sahiptir. Ancak miras yoluyla kendisine geçecek mallar kendisi talep edemez. Bu alacaklar n bizzat kendisi de ğil, yasal temsilcisi arac lğ yla takip edebilir. de ği ştirmesi Fiil Ehliyetinin ŞartlarTam ehliyetliler Ergin, ay rt etme gücüne sahip ve hakk nda k s tl l k karar olmayan ki şilere “tam ehliyetliler” denir. Bunlar, kendi iradeleriyle her türlü hak ve borçlar kurabilirler, kald rabilirler ve de ği ştirilebilirler. Haks z eylemleri nedeniyle ba şkalar na verdikleri zararlardan sorumludurlar Tam ehliyetsizler Ay rt etme gücüne sahip olmayan kimseler, tam ehliyetsizler s n f n olu şturmaktad r (TMK, ? m. 14). Ay rt etme gücünün sürekli veya geçici olarak kaybedilmi ş olmas n n bu aç dan önemi yoktur. Tam ehliyetsizlerin yapmş olduklar hukuksal i şlemler kesin hükümsüzlük yapt r m na ? bağlanmş t r (TMK, m. 15). Burada amaç, bu şah slar n korunmas d r. Ay rt etme gücüne sahip olmayan ki şilerle i şlem yapan ki şi iyiniyetli de olsa bu iyiniyeti korunmaz. Tam ehliyetsizler, kendi ba şlar na i şlem yapamayacaklar gibi yasal temsilcilerinin onay yla da ? hiçbir i şlemde bulunamazlar. Bunlar ad na hukuksal i şlemler yasal temsilcilerince yap l r. Fakat yasal temsilcileri taraf ndan da yap lamayacak baz i şlemler vard r. Bunlar ba ğş lama, vakfetme ve kefalet sözle şmesidir. Tam ehliyetsizlerin haks z eylemleriyle ba şkalar na verdikleri zararlardan kural olarak ? sorumluluklar yoktur. Çünkü kusur ehliyetleri bulunmamaktad r. Ancak yasa, bu kurala da bir tak m istisnalar getirmi ştir. Bunlardan ilki hakkaniyet sorumlulu ğu, di ğeriyse ay rt etme gücünün geçici olarak kayb halinde ortaya ç kan sorumluluk durumudur (BK, m. 54). Hakkaniyet sorumlulu ğu, ay rt etme gücü olmayan kimselerin, hakkaniyetin gerekli k ldğ durumlarda verdikleri zararlardan k smen veya tamamen sorumlu tutulabilmeleridir. Kendi kusuru ile geçici olarak ay rt etme gücünden yoksun duruma dü şenlerin bu durumdayken i şledikleri haks z fiillerden sorumlu olacaklar da kabul edilmi ştir. Örne ğin (A) sarho ş iken (B) ’ye zarar vermi şse, ay rt etme gücüne sahip olmadğ n ileri sürerek do ğan zarar gidermek yükümlülü ğünden kurtulamaz S n rl ehliyetsizler Bu gruba giren kimselerde as l olan ehliyetsizliktir. Fakat, yasa koyucu, bu şah slar baz bak mlardan ehliyetli ? saymş t r. Bunlar ay rt etme gücü olup, tam ehliyetlili ğin di ğer iki ko şulundan birine sahip bulunmamaktad r. O nedenle bu s n fta yer alan kimseler, k saca “ay rt etme gücüne sahip küçükler ” ile “ay rt etme gücüne sahip k s tl lar” olarak isimlendirilmektedir (TMK, m. 16/I) . Bu ki şiler, bir tak m i şlemleri kendi ba şlar na yapabilirler. Bu i şlemler için yasal temsilcilerinin iznine gerek ? yoktur (TMK, m. 16/I). Bunlar n ba ş nda kar ş l ks z kazand rmalar gelmektedir. Örne ğin, kendisine yap lan bağş laman n kabulü, borçtan ibra edilme, kar ş l ks z bir alaca ğ devir alma gibi. Di ğer taraftan istisnalar dş nda şahsa s k s k ya ba ğl haklar da tek ba şlar na yapabilirler. Örne ğin yarg sal erginlik istemi, bo şanma, babal k davas açma, ismini de ği ştirme davas açma gibi. Bunlar n dş nda s n rl ehliyetsiz, kendisine verilmi ş olan harçlğ verili ş amac ve s n r içerisinde tasarruf i şlemlerine konu edebilir. Ayn şekilde ana-babas n n r zas yla aile dş nda ya şayan küçük, kazanc üzerinde tasarrufta bulunabilir, kendi gereksinimleri için gerekli i şlemlerde bulunabilir. Yine, s n rl ehliyetsiz, ana-babas n n veya temsilcisinin bir meslek veya sanatla u ğra şmas için verdi ği mallar ve paralar üzerinde, tasarrufta bulunma ve meslek ve sanat n gerekli k ldğ i şlemleri yapma hakk vard r. S n rl ehliyetsizler bir tak m i şlemleriyse hiç yapamazlar. Bunlar ne kendileri ne de yasal temsilcilerinin ? oluruyla yapmalar mümkündür. Yasal temsilcileri dahi bunlar s n rl ehliyetsiz ad na yapamaz. Yap lmş larsa kesin hükümsüzdürler. Bu i şlemler ba ğş lama, vak f kurma, kooperatife üye olma, derne ğe üye olma ve kefalet sözle şmesidir. S n rl ehliyetsizler, haks z eylemleriyle ba şkalar na verdikleri zararlardan dolay sorumludurlar (TMK, m. ? 16/II). Çünkü, bu kimselerin ay rt etme güçleri bulunmaktad r S n rl Ehliyetliler S n rl ehliyetlilik özel bir durumdur. Bunlarda as l olan ehliyetliliktir. Çünkü bunlar ? ergin, ay rt etme gücüne sahip ve haklar nda da k s tl l k karar bulunmayan kimselerdir. Ancak istisnaî bir tak m konularda i şlem ehliyetleri s n rland r lmş t r. Dolay s yla baz i şlemlerinin geçerli olabilmesi mahkemenin veya yasal danş man n onay na ba ğl d r. S n rl ehliyetliler grubunu, kendisine yasal danş man atanmş kimseler olu şturmaktad r. Bunlar k s tlanmalar için yeterli sebep bulunmamakla birlikte, eylem ehliyetinin baz alanlarda s n rlanmas nda ç kar oldu ğu kabul edilen kimselerdir. Hemen belirtelim ki, yasal danş man, yasal temsilci de ğildir. Çünkü, yasal danş man yaln zca TMK, m. 429 ’da say lan i şlemlerin yap lmas nda izin veya onay verir. Bunun dş nda kalan i şlemler için, kendisine danş man atanmş kimse, danş mandan izin almak zorunda de ğildir. TMK, m. 429 ’da yasal danş man n oyu al nmaks z n hukuken geçerli olamayacak i şlemler olarak şunlar say lmş t r. Dava açma ve sulh, ta ş nmaz mal al m-sat m ve bunlar üzerinde rehin vs. aynî bir hak kurma, k ymetli evrak al m sat m ve rehni, ödünç al p-verme, sermaye alma, ba ğş lama, kefil olma ve kambiyo yükümü alt na girme, ola ğan yönetim s n rlar dş nda kalan yap i şleri. S n rl ehliyetliler, yukar da say lan i şlemlerin dş nda kalan bütün i şlemler bak m ndan yasal danş man n iznini alma durumu söz konusu de ğildir. Di ğer yandan s n rl ehliyetlilerin haks z eylem sorumlulu ğu tamd r. Kamu Haklar Kamu haklar yerine, temel hak ve özgürlükler, kamu ? özgürlükleri, insan haklar gibi deyimler de kullan lmaktad r. Ancak insan haklar deyimi, di ğerlerinden daha farkl bir anlam ve içeri ğe sahiptir. İnsan haklar , insan n s rf insan olmas nedeniyle insan ? do ğas ndan kaynaklanan, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez haklard r. Anayasalarda düzenlenmemi ş ama insan haklar kategorisinde yer verilen bir tak m haklar vard r. Oysa kamu özgürlükleri denilince anayasalarda düzenlenmi ş olan haklar akla gelir. Dolay s yla her kamu özgürlü ğü belki ayn zamanda bir insan hakk d r. Ancak her insan hakk bir kamu özgürlü ğü de ğildir Konular na Göre Özel Haklar a. Şah s Varlğ Haklar (Ki şilik Haklar ) Bu haklar para ile ölçülemeyen, ki şili ğe ve ki şilik alan na ili şkin haklard r. Bunlar, ki şiye s k s k ya ba ğl olmalar nedeniyle kural olarak ki şinin ölümüyle birlikte sona ererler; dolay s yla mirasç lara geçmezler. Ancak, bunun baz istisnalar da yok de ğildir. Örne ğin TMK, m. 25’e göre, manevî tazminat, miras b rakan n iradesiyle mirasç ya geçer. Ayn şekilde fikrî haklar bir yönüyle ki şiye s k s k ya ba ğl olmas na ra ğmen mirasç lara geçer. b. Malvarlğ Haklar Bunlar para ile ölçülebilen, ekonomik bir de ğeri olan haklard r. Malvarlğ , parasal de ğeri bulunan hak ve borçlar n olu şturdu ğu bütündür. Borçlar, malvarlğ n n pasifini, haklar ve alacaklar ise aktif k sm n olu şturur.Niteliklerine Göre Özel Haklar İleri sürülebilme çevresi ya da nitelikleri itibar yla haklar, mutlak haklar ve nispî haklar olarak ikiye ayr lmaktad r. a. Mutlak Haklar Bu haklar, hak sahibine en geni ş yetkiler sa ğlayan haklard r. Bu yönü, itibar yla da mutlak haklar herkese kar ş ileri sürülebilir. Hak sahibi, hakk na sayg gösterilmesini, hakka uygun davran lmas n herkesten isteme hakk na sahiptir. Herkes, bu haklara sayg göstermek durumundad r. Bunlar s n rl say da olup, yasa taraf ndan belirlenir. Bireyler kendi aralar nda mutlak hak olu şturamazlar. Mutlak haklar, mallar üzerinde olabilece ği gibi ki şiler üzerinde de olabilmektedir. Niteliklerine Göre Özel haklar b. Nispî Haklar Ancak belirli ki şi ya da ki şilere, belirli bir süre içerisinde ileri sürülebilen haklara nispî haklar denir. Bu haklar, yaln zca ili şkinin taraflar aras nda hüküm ve sonuç do ğururlar. Bunun do ğal sonucu olarak da ancak ili şkinin taraflar nca ihlâl edilebilirler ve dolay s yla da ancak bunlar taraf ndan ileri sürülebilirler. Nispî haklar daha ziyade borç ili şkilerinden do ğarlar. Borç ili şkisinin kaynaklar ysa ya bir hukuksal i şlem, ya bir haks z eylem ya da bir sebepsiz zenginle şmedir. Nispî haklar, ayr ca aile, miras, e şya ili şkilerinden do ğarlar. Örne ğin evlilik birli ği içinde e şlerin birbirlerine olan maddî-manevî yükümlülükleri, ana-baban n çocuklar na ve çocuklar n ana-babalar na kar ş ileri sürebilecekleri haklar nispî haklard r. Bunlar ancak bu kimseler aras nda ileri sürülebilecektir.Devir Kabiliyetine Göre Özel Haklar Hakk n ba şkas na devredilip devredilememesi, mirasa konu olup olamamas bak m ndan haklar devredilebilen haklar ve devredilemeyen haklar olarak ayr lmaktad r. Şah s varlğ haklar kural olarak ba şkalar na devredilemez. ? Mirasç lara geçemez. Bunlara ki şiye ba ğl haklar denir. Ki şilik haklar ile nafaka, oturma ve intifa hakk gibi malvarlğ haklar devre konu olamayan haklard r. Devredilebilen haklar ise kural olarak ba şkalar na devredilebilen ? mirasa, konu olabilen haklard r. Malvarlğ haklar bu gruba girer. Amaçlar Yönünden Haklar a. Yenilik Do ğuran Haklar ( İn şaî Haklar) “Yenilik do ğurucu haklar ” hak sahibine, tek yanl irade aç klamas yla, yeni bir hukuksal durum ortaya ç kartmak veya var olan bir hukuksal durumu sona erdirmek veya de ği ştirmek yetkisini veren haklard r. Böylece do ğurduklar sonuçlar bak m ndan kurucu, bozucu ve de ği ştirici olmak üzere üç tür yenilik do ğurucu haktan söz edilir. b. Yenilik Do ğurmayan Haklar (Alelâde-Yal n Haklar) Kullan lmalar halinde mevcut hukuksal durumda herhangi bir de ği şikli ğe yol açmayan haklara yenilik do ğurmayan ya da yal n haklar denilmektedir. Esas itibar yla özel hukukta haklar n ço ğu bu niteliktedir. Örne ğin bir kimsenin velâyet hakk n kullanmas , sat n aldğ otomobiline binmesi gibi.