İnkılap - 1 İnkılap 1 Ders Notu (Tülin Ural) GÜZ 2006 ATATÜRK ILKELERI VE INKlLAP TARIHI DERSI (2 kredilik) Ok. Tülin Kabacaoglu Ural 1. Derste iki adet vize ve bir adet final sinavi yapilacaktir. Vizelerin agirligi % 60, finalin agirligi % 40'tir. Notlar çan egrisi sistemine göre hesaplanacaktir.' 2. Vizeler klasik sinav; final sinavi test seklinde olacaktir. 3. i. Vize sinavinda 70 puan altinda not alan tüm ögrenciler ikinci vize sinavina girmekle yükümlüdür (69 da buna dahildir). 70 puan üzeri not alan ögrenciler not yükseltmek isterlerse ll. vizeye girebilirler. Ilk ve ikinci vize sinavina giren tüm ögrencilerin daha yüksek olan notlari degerlendirilecektir. Örnegin ilk vize notunuz 50 ise ikinci vizeye girmeniz sarttir. Ikinci vizeden 30 aldiysaniz, ilk vize notunuz olan 50; 60 aldiysaniz, daha yüksek olan bu not, vize notu olarak degerlendirilecektir. Örnegin ilk vize notunuz 80 ise ikinci vizeye girmek zorunda degilsiniz, not yükseltmek istiyorsaniz girebilirsiniz. Bu vizeden 50 aldiysaniz ilk notunuz olan 80; 90 aldiysaniz, daha yüksek olan bu not, vize notu olarak degerlendirilecektir. 4. Mazeretli olarak vize sinavlarina girmeyen ögrencilerin sinavi takip eden iki hafta içinde, mazeretIerini gösteren bir belge ile bana basvurmalari gerekmektedir -Resmi bir belge olmadan, mazeretinizi kabul etmeyebilirim. Bu ögrenciler için, ayri bir sinav tarihi belirlenecektir (durumunuzu, dönem sonuna dogru bana hatirlatmaniz gerekmektedir); bu sinav klasik yazili seklinde olacak ve tüm konulari kapsayacaktir. Finale mazaretli olarak gelmemeniz halinde, sinavi takip eden hafta içinde kendi fakültenize yazili dilekçe ile basvurmaniz gereklidir; final için mazeret sinavi, dilekçenizi degerlendiren fakülte kurulunun karariyla yapilir. 5. Yabanci uyruklu ögrenciler ilk ve ikinci vize yerine, vize tarihlerinde birer ödev verecekler; ancak vine de tüm ögrencilerle birlikte final sinavina gireceklerdir. Ödevde internet kavnaklari kesinlikle kabul edilmevecektir. Ilk vizede verdiginiz ödev notu yüksekse, isteginize bagli olarak, ikinci vize yerine bir baska ödev vermeyebilirsiniz. Olasi ödev konulari ve ödevle ilgili tüm diger bilgiler ektedir. Ödevle ilgili ayrica bir sorunuz olursa ya da ekteki konulardan baska bir konuda ödev yapmak isterseniz asagida verilen mail adresinden ya da derste benimle irtibat kurabilirsiriiz. 6. Sinav notlari, sinav tarihirii takip eden ders günü sonundan itibaren sinifta açiklanacaktir. Ayrica Inkilap Tarihi Bölümü'nün panosuna asilacaktir. 7. Vize sinavlari 8. ve 13. haftalarda yapilir; tam tarihler derste duyurulacaktir. i. ve II. vizelerin hangi konulari kapsadigi da derste duyurulacaktir. Final sinavinin tarihi henüz belli degildir, derste ayrica duyurulacaktir ve bu sinav, dönem boyunca islenen tüm konulari kapsayacaktir. 8. Dersin temeli, sinifta arilatilanlar üzerine kuruludur. Ayrica bu duyuruyu okuyorsaniz, ders notlarini da aldiniz demektir. Ancak sinav sorulari sadece bu notlarla sinirlidir diye bir kural yoktur. Notlarda olmadigi halde derste anlattigim bir konudan da pekala sinavda soru gelebilir. Bunun yani sira konuyla ayrica ilgilenenler için genisletilmis bir kaynakça hazirlaninistir. Bu kaynakça sinavda sorumlu oldugunuz kitaplarin tamami demek degildir. Sadece konuyla özelolarak ilgilenen arkadaslar için hazirlanmistir. Dolayisiyla konuyla özelolarak ilgileniyorsaniz, bu kaynakçayi, asagidaki mail adresinden benimle baglanti kurarak talep edebilirsiniz. Bana yönelik her türlü sorunuz içiri tulinural@yahoo.com adresirie mail atabilirsiniz. Mail kutumu, her hafta, sali günü 13.00'a kadar kontrol ediyorum. 9. Ofis saatim Sali 12.00-13.00 arasinda; Inkilap Tarihi Bölümü'ndedir. 10. Ayrica olaganüstü dUl1li'11larda, sinavlarla ilgili özel duyurular için, sinav sonuçlarini duyurmak üzere Inkilap Tarihi Bölüm Panosu kullanilacaktrr. Bu nedenle Inkilfip Tarihi Bölümü panosunu düzenli olarak takip etmenizi öneririm. 11. Inkilap Tarihi Bölümü Mimarlik Fakültesi karsisindaki Çukursaray'in II. Katindadir . . Hepinize iyi dönemler dilerim ...ÖDEV KONULARI-2 Kredilik Dersin 1. dönemi için CAnote for foreign origin students: You can write also an essay in English -or French, if you want- on one of the following topies. But you can use Turkish as welL. Please see me for detailed explanations ofthein.) Asagidaki konulardan birini seçerek inceleyiniz. Kaynak arastirmasi yapmaniz ve vararlandiQ:iniz kavnaklari belirtmeniz ödeyinizin dei:terlendirilmesinde ciddi bir kriter olarak alinacaktir. Ödevde Internet kaynaklari kesinlikle kabul edilmevecektir. Mail adresimden benimle irtibat kurarak kaynak konusunda danisabilirsiniz. Ayrica ödevinizin, imla kurallarina dikkat ederek yazilmis, belli bir mantik dizgesi içinde düzenlenmis ve belli ana basliklara bölÜnmüs olinasi çok önemlidir. Ödevlerinizin sonunda konuyla ilgili yorumlariniZl gönnek isterim. Ancak yorumlariniz, kaynak arastirinaniz sonunda çikan bilgilere dayanarak konu üzerinde hakikaten düsünmeniz sonucu ortaya çikan basi sonu belli, bir mantik dizgesi takip eden ve emek harcanmis özgün fikirlerinizden olusmalidir. Bu fikirlere de kaynak arastirmaniz sonunda çikan bilgilere dayanarak ulasabilirsiniz. Yani bazi ezbere bilgilerinizi asmaniZl ve gerçekten emek harcayarak kendi yaraticiliginiz] ortaya koymanizi bekliyorum. Ödevin asil kritik noktasi bu olacaktir ve bu çabaniz size bol not olarak geri dönecektir. Sizin fikirleriniz ya da yorumlariniz benimkiyle öiiüsmeyebilir. Bunun hiçbir önemi yoktur. Fikirlerinizi gerçek bir arastirma ve düsünme faaliyetine dayanarak ortaya çikardiginiza dair beni ikna edebilirseniz ve iyi, açik, derli toplu bir sekilde ifade edebilirseniz yine iyi bir not alirsiniz. Bu nedenle lütfen bu konuda kendinizi özgür hissedin. Ödeviniz en çok 5, en az 3 sayfa olabilir. Bilgisayar kullanarak yazmaniz tercih nedenidir, ancak zorunlu degildir. Bilgisayarla yazilan ödevlerde, Times New Roman ve ya Ariel karakterlerini, i1 veya 12 punto büyüklükte ve 1,5 veya 2 satir aralikli olarak kullanabilirsiniz. Ödev için teslim tarihi vize sinavi günüdür. Bu ödevden düsük bir not alimssaniz final sinavina kadar baska bir ödev getirebilirsiniz. Ayrica yabanci uyruklu ögrencilerin tamaminin final sinavina ginnek zorunda oldugunu hatirlatmak isterim. • 19. Yüzyilda Osmanli'da görülen reform hareketlerini, önceki dönem islahat hareketleriyle karsilastirarak yorumlayiniz. • 1. Dünya Savasi yillarinda uygulanan temel ekonomi politikalarini, Osnianli Devleti'nin geçmis ekonomi politikalariyla karsilastirarak yorumlayiniz. • Avrupa'daki sanayi devriminin Osmanli Devleti üzerindeki etkilerini ve Osmanli Devleti'nin sanayilesme yönündeki girisimlerini yorumlayarak açiklayiniz. • 19. Yüzyilda dis politika alanina egemen olan Dogu Sorununu açiklayiniz ve çesitli açilardan yorumlaymiz. • Lozan Antlasmasi görüsmeleri ve nihaf antlasmayla (antlasma maddeleri, sonuçlari vs.) ilgili bir ödev hazirlayiniz. • Türk Bagimsizlik Savasi 'nin mali kaynaklari nelerdi? Bu konuyu ayrintili olarak arastiriniz ve yorumlayiniz. Bunlarin disinda kendi seçtiginiz bir konu hakkinda da -bu dönemki müfredat programi içinde bir konu seçmek ve önceden benden onayalmak sartiyla- ödev hazirlayabilirsiniz.1. DÖNEM KONULARI i. konu: Tarihin tanimi, sinirlari ve devrim kavrami 2. konu: Osmanli devletinin yapisi 3. konu: Osmanli devletinin gerileme ve çöküs nedenleri 4. konu: Osmanli Devleti'nde 19. yüzyil siyasalolaylari ve 19. ve 20. yüzyil reform hareketleri 5. konu: Osmanli Devletinde 19. ve 20. yüzyil fikir akimlari 6. konu: Osmanli Devleti'nde 20. yüzyil bCJ9i siyasalolaylari (Trablusgarp Savasi.Balkan Savaslari ve 1. Dünya Savasi) 7. konu: Mondros Mütarekesi ve 1. Dünya Savasi sonrasi genel durum ·Wilson ilkeleri 8. konu: Mustafa Kemal'in iç ve dis siyasal yapiya iliskin öngörü ve tahlilleri 9. konu: Bagimsizlik Savasi'nin dönemlendirilmesi 10. konu: Siyasal Hazirlik döneminin ilk evresi: Yerel direnis dönemi ve Siyasal nitelikli Kuruluslar 11. konu: Siyasal hazirlik döneminin II. evresi: Amasya Bildirisi, Erzurum ve Sivas Kongreleri·Misak·j Milli· TBMM açilisi ve 1. TBMM'nin niteligi i ~r-"~.••. i~;;i 12. konu: Bagimsizlik Savasi askeri eylem dönemi, hazirlik evresi: Iç ayaklanmalar, bastirilmalari 13. konu: Bagimsizlik Savasi askeri eylem dönemi, ulusalordu ile savas: Savas Stratejisi, Savasin finansman kaynaklari, 1. Inönü Savasi, II. Inönü Savasi, Sakarya Meydan Muharebesi, Baskumandanlik Meydan Muharebesi, Sevr Antlasmasi, Londra Konferansi 14. konu: Mudanya Ateskesi ve Lozan Baris AntlasmasiTARIH-DEVRIM VE DEVLET KAVRAMLARI TARIH i. Geçmiste yasanmis 2. Olgulari = Romandaki gibi hayal ürünü olan degil, gerçekten yasanmis olaylari 3. Yer ve Zaman göstererek 4. Belgelere dayanarak 5. Sistematik bir biçimde anlatan, "bilim" dalidir. Tarihin iki boyutu vardir: l-Betimleyici,tasvir edici boyut: Ne olmus, nerede olmus, kim yapmis, ne zaman olmus vs gibi sorular sorar, Baska bir deyisle zaman ve olaylari ard arda dizer, yani Kronoloji olusturur. Ancak bu çaba, iktidar sahiplerini övmeye yönelik bir yaklasimla birlikte yazili kültürün olustugu çok eski zamanlardan beri insanlari ilgilendirmistir. 2-Açiklayici boyutu: Bu boyut günümüz tarihinin ayirt edici özelligidir.Olaylar ara$nda nedensellik arar,neden-sonuç iliskisini bulmaya çalisir. Neden ve nasil diye sorar. Tarih nesnel,obj ektif bir bilim degildir. Tarih bilimi içinde tam anlamiyla nesnelligin­ tarafsizligin yakalanmasi mümkün degildir. Dolayisiyla mutlak dogru ya da yanlis tarih anlatilarindan söz edemeyiz. Ancak iyi ya da kötü anlatilmis, ikna edici olan ya da olmayan tarihsel açiklamalardan söz edilebilir. INKILAP = DEVRIM Tanimi i. anlami :Bir toplumun yönetim biçimini, sosyal ve siyasal kurumlarini veya üst yönetici kadrosunu degistirerek yerine yenisini getirmek, toplumsal kurumlara yeni bir biçim vermek amaciyla yapilan köklü degisim - Bunlari zorla degistirmeyi hedefleyen hareket (Siyasal degisiklik-örnegin Fransiz Devrimi, Türk Devrimi vs.) 2. anlami: Toplumlarin sosyal ve ekonomik yapilarinda, uzun vadede önemli degisimler getiren teknolojik icatlar.(Teknolojik degisiklik-Örnegin sanayi devrimi, internet devrimi,genetik devrim) (Siyasal anlamdaki) devrimin özellikleri 1-Toplumsal bir degisikliktir. 2-Köldü, bir daha eskiye dönüsü olmayan bir degisikliktir. 3-Hizli ve kisa sürede gerçeklesen bir degisim sürecidir. Devrimi, evrimden ayiran bir baska özellik de budur. Ancak yine de devrim ihtilalden daha uzun sürer. 4- Topyekün ve bütünsel degisikliktir, geçmis kurumlar yikilarak yapilir. Bu devrimi, darmdan (islahartan) ayiran özelliktir, çünkü reformda eski kurumlar yikilmaz, onlarin yaninda bir de yenileri açilir. Örnegin Osmanliinin 19. yüzyilda yaptigi reformlarda eski kurumlarkapatilmamistir, diyelim ki medreseler kapatilmadan, bunlarin yaninda modern okullar açilmistir. S-Belli kisilerin, yani devrimcilerin karariyla, siyasal müdehale ilegerçeklestirilmis bir degisikliktir.Bu devrimi, evrimden ayiran özelliktir. 6-Zorlamaya dayanir. (Tüm devrimlerde bir zorlama boyutu vardir ve kaçinilmazdir. Bu zorlama özellikle eski düzen içinde çikari olan, devrimcilere ve degisime karsi gruplara yöneliktir. Ancak zorlamanin yöntemi, süresi ve siddeti devrim yasayan her ülkede farkli farkli olabilir.) 7- Bütün devrimler ayni asamalardan geçer. Devrim sürecinin Asamalari 1~ Yeni bir Toplumun Olusmasi: Önce yeni bir toplum yapisi olusur 2- Toplumsal Gerilim Asamasi: Bu yapi içinde, eskiden kalma gruplarla yeni ortaya çikan gruplar arasinda toplumsal bir gerilim ortaya çikar. 3-Düsünsel hazirlik asamasi: Bazi aydin kisiler yeni bir yapinin ortaya çiktigini tespit ederler, bu yapinin hangi toplumsal gruplardan olustugunu çözümlerler, bunlar arasindaki gerilimi görür ve bu gerilimin çözülmesi yönünde çesitli öneriler getirirler. Ancak bu kisilerin hepsinin tamamen ayni görüsleri paylasmasi sart degildir, farkli farkli görüsleri savunabilirler ve basin organlari araciligiyla aralarinda tartisirlar. Fransiz Devrimi sirasinda bu dönem Aydinlanma çagi adiyla anilir ve i8. yüzyilda gerçeklesir. 4- Siyasal etkinlik asamasi: Bazi insanlar yukarida sözünü ettigimiz aydinlarin görüslerinden etkilenirler; çesitli siyasal örgütler kurarlar ve bunlarin görüslerini hayata geçirmek için siyasal faaliyetlere baslarlar. Bunlara devrimciler denir. S-Ihtilal asamasi: Devrimin gerçeklestirilmesi için atilan somut adimdir; anlik, belli bir olaydir. Örnegin i789'da gerçeklesen Fransiz ihtilalinde devrimci bir grup, Paris'te bulunan Bastille hapishanesini bastilar ve suçlulari serbest biraktilar.Dolayisiyla o sirada yönetimde olanlarin suçlu buldugu insanlari salarak onlarin yönetimlerini kabul etmediklerini ilan ettiler. Türk Devriminin ihtilal asamasi ise Kurtulus Savasi'dir. Ihtilal basarisiz olursa devrimle sonuçlanmayabilir. Ama her devrim öncesinde mutlaka bir ihtilal vardir 6-Devrim: Toplumu degistirmek için adimlar atildigi süreçtir. Bazi devrimlerde degisimi halk ister. Buna asagidan devrim denir. Bazi devrimlerde de degisimi ülkenin varolan yönetim kadrosu içindeki bir grup ister.Buna da yukaridan devrim denir. Yine tüm devrimlerde, ihtilali birlikte gerçeklestirmis kimi kadrolar çatisirlar ve bu çatismadan galip çikan taraf devrimin seyrini çizer. Fakat bu çatismanin süresi, amaci, yöntemi devrim yasayan her ülkede farkli flrkli olabilir. Tüm devrimlerde toplumun tamamini, tÜm kurumlarini degistirmek hedefleniL Ancak toplumdaki kurumlar esit hizda degismedigi için her toplumda devrimlerden sonra belli gecikme ve uyum saglama zorluklari yasanir. Örnegin kültÜrel kurumlar yasal kurumlardan çok daha zor degisir; devrimi gerçeklestiren kadrolar devlet gÜcünü ellerine geçirdikten sonra istedikleri ve görüslerine uygun yeni yasalari kolayca çikarirlar, ama eski düzenden kalma kültürün bunlara uymasi zaman alir.Devrim kavramiyla karistirilmamasi gereken kavramlar i. Evrim Devrim Daha yavas, Daha hizli, Kendiliginden degisim Siyasal karar, irade, müdahale sonucu degisim 2. Reform (Islahat) Devrim Toplumun bir kismi, Toplumun tamami Eski kurumlar yikilmadan degistirilmek Eski kurumlar yikilarak degistirilmek istenir. istenir. 3. Ihtilal Devrim Devrime yol açan somut olay Om. Kurtulus Degisim süreci (ihtilalden soma gelir ve daha Savasi uzun süreye yayilir) Örn: 1923-1939 arasi yapilan Atatürk Devrimleri DEVLET Devrim ayni zamanda devlet düzeninin ve kadrolarinin degismesidir. Öyleyse devlet kavramini da tanimlayalim. Devlet, toplumlari yöneten, yani yönetim islevini yerine getiren kurumdur. Devleti tanimlayan üç unsm vardir; i. Ülkeetoprak) 2. Halk(nüfus) 3. EgemenlikeDevletin gücü, iktidari}. Bu üç unsm içinde tanimlanmasi en zor olani egemenliktir. Egemenlik unsurunu tanimlayan iki sey vardir: A. Devletin Hukuk ve siddet tekeline, yani hakimiyeti altindaki ülke ve halkla ilgili yasalari çikarma hakkina ve bunlari uygulama yetkisine tek basina sahip olmasi ve bu hakki ve yetkiyi baska hiçbir güç, kmum veya grupla palasmamasi. Ancak yönetme ve yasa çikarma yetkisinin kaynagi ülkeden ülkeye, dönemden döneme degisir. Bazi dönemlerde yönetim hakkinin babadan ogula geçtigi bir ülkede, zamanla bu hak halkin seçtigi yöneticilere geçebilir (ve bu geçis, devrim sayesinde gerçeklesir). Ya da bazi ülkelerde yasalari tek basina hükmeden bir padisah ya da kral ve onun yetki verdigi kisiler çikarirken, bazi ülkelerde yasalar halkin seçtigi temsilcilerden, yani milletvekillerinden olusan meclis tarafindan çikarilir. B. Devletin baska devletler tarafindan kabul edilmesi vetaninmasi.ATA TÜRK iLKELERI VE iNKILAP TARIHI II. KONU OSMANLi iMP ARA TORLUGU'NUNY APisi GiRIs • Osmanli Devleti 14. Yüzyilin basindan 1922 yilina kadar, Anadolu, Balkanlar, Ortadogu ve Kuzey Afrika'yi kapsayan genis bir cografyada hüküm sürmüs bir devletti (Elbette bu sinirlar hep ayni kalmadi, zamanla degisti. Bahsi geçen bölgelerin tamami üzerinde yükselme döneminde hakimiyet kuruldu; oysa örnegin 1. Dünya Savasi'ndan sonra Ortadogu'daki Osmanli varligi sona ermisti.) • Osmanli devleti bir imparatorluktu. Imparatorluk genis bir toprak parçasina yayilan ve ayri ayri birçok siyasal birimden olusan; halki çesitli dinlere mensup, farkli milletlerden olusan büyük siyasal yapilardir. Tarihte imparatorluklar tek bir sehirde hüküm süren kent devletlerinden (örnegin Atina Devleti) sonra, milli devletlerden önce geçerli olan siyasal yapidir. Milli devletlerle imparatorluklarin farki sudur: milli devletler de birçok sehri kapsasa da imparatorluk kadar genis topraklara yayilmaz ve halki tek bir millet olarak tanimlanir. ~J e.1'v'a'I\or Osmanli devletinde sadece ..~ yasamazdi. Ayni zamanda gayr-i müslüm (Müslüman olmayan) milletler de yasardi: en önemlileri Rum Ortodoks, Ermeni ve Musevilerdi. Bu çesitlilik nedeniyle Osmanli'da kültür çok canli ve renkliydi . • Dolayisiyla toprak düzeni, vergilendirme sistemi, askeri yapisi, siyasi yapisi vs. dönemden döneme ve bölgeden bölgeye degisiklik göstermistir. Örnegin yükselme dönemindeki toprak düzeni ve vergi sistemi gerileme dönemindekinden farklidir; ayni sekilde Balkanlar'da ve Anadolu'da geçerli vergilendirme sistemi ya da siyasi yapi ile uzak Arap eyaletlerinden vergi toplamak için kullanilan sistem ve burada uygulanan siyasi yapi farkliydi (Örnegi açacak olursak, Balkanlar'da devletin vergi almasi yaygindi ve bu bölge tamamen Istanbul'daki merkeze bagliydi; ancak Arap topraklarinin büyük kismi bagli beylik statüsündeydi ve merkeze haraç adi altinda her yil topluca belli bir miktar nakit ya da altin seklinde vergi ödeniyordu). Fakat imparatorlugun genis topraklarinda ve merkezinde, yükselme döneminde geçerli olan yapiyi anlamak, sonraki çözülüs veçagdaslasma sürecini anlamak açisindan bizim için daha yararli olacaktir. Dolayisiyla bu bölümde anlatilan yapi (15. Yüzyil ortalarindan-16. Yüzyil ortalarina dek uzanan) yükselis döneminde ve imparatorlugun merkeze bagli topraklarinda geçerli olan vapidir. Merkezin dogrudan etkisi altindaki bu topraklar Güneydogu bölgesi disinda tüm Anadolu'yu ve Balkanlar'i kapsar. Yükselis dönemine bakmamizin nedeni ise, yukarida da degindigimiz gibi, bu dönemin, sultanin etrafinda sekillenen merkezin hem içeride kendisine rakip olabilecek tüm yerel güçler hem de disarida diger devletler karsisinda gücünün dorugunda oldugu süreci kapsamasidir. Dolayisiyla Osmanli siyasal ve ekonomik kurumlarinin ve toprak düzeninin en açik sekliy le incelenebilecegi dönem bu dönemdir. GENEL ÖZELLIKLER • Osmanli Imparatorlugu'nun en önemli özelligi merkezi devletin her zaman güçlü olmayi hedeflemesiydi. Bunun için devlet, kendisine rakip olabilecek tüm siyasi ve ekonomik gruplari (örnegin baska Türk beyliklerini, zenginlesen gruplari, vs. ya da kisaca yerel güçleri) bastirmaya çalismistir. Bunu saglamak için devletin benimsedigi üç temel yöntem vardir: 1. Müsadere: Müsadere, fazla zenginlesen bir kisi öldügünde devletin onun mallarina el koyma hakkini sakli tutmasidir. Böylece devlet, bazi kisilerin zenginleserek, buna güvenip taht üzerinde hak iddia etmelerini önlemeye çalismistir. 2. Devsirme: Baska imparatorluklarda da görülen bu sisteme göre devlet, imparatorluk tebaasina mensup her otuz-kirk Hiristiyan ailesi basina bir erkek çocugu genç yaslarinda aliniyor (devsiriyor), bunlari müslümanlastirdiktan soma yetenekleri dogrultusunda egitiyor ve devlet hizmetinde kullaniyordu. 17. yüzyildan soma Türk ailelerinin çocuklari da devsirildi. Bu çocuklar devletin içinde en üst mevkilere, diyelim ki sadrazamliga kadar yükseliyordu (örnegin Sokullu ya da Mimar Sinan devsirrneydi). Bu sistern sayesinde devlet görevlilerinin, taht üzerinde hak iddia edebilecek soy lu kisiler olmalari engelleniyor ve kökeninden koparilmis, kaderi tamamen padisahinkine bagli bir yönetici sinifyaratilmis oluyordu. Baska bir deyisle, yönetici sinifin soya bagli herhangi bir imtiyaz sahibi olmasi engelleniyor ve bunlar (halk gibi) padisahin "kulu" sayilarak "kapikulu" adiyla aniliyordu. Kurulus döneminde Osmanli yönetici sinifi hem devsirmelerden hem de beylikler kökenli TÜrk soylularindan olusuyordu (örnegin Fatih Sultan Mehmet' in ünlü sadrazami Çandarli Halil Pasa soylu Çandarli sülalesinden geliyordu). Çünkü giderek büyüyen devletin 2yönetici ihtiyacini karsilamak için sadece devsirmelerin sayisi henüz yeterli degildi ve devlet Türk beyliklerinin tecrübeli yönetici kadrolarindan yararlanmak zorundaydi. Elbette bu durum merkezi devletin istemedigi bir seydi; dolayisiyla, yükselme döneminde yönetici sinif içinde egemenlik tamamen devsirmelerin eline geçti. Fakat 16, Yüzyilin ikinci yarisindan itibaren yönetim örgütü içinde devsirme olmayanlarin etkisi artti ve imparatorlugun son yillarina dek, devsirme yöneticilerin etkisi giderek azaldi. ( . .tor\n'lck\ ~\.. ':J 3. Küçük üreticiligin desteklenmesi: Devlet hem köylerde hem de sehirlerde yapilan tanmdisi üretimde küçük isletmelerde üretim yapilmasini desteklemis; böylece büyük isletmelerden elde edilebilecek zenginligi önleyerek, bazi kisilerin bu zenginlige dayanarak taht üzerinde hak iddia etmelerini engellemeye çalismistir. OSMANLiDA EKONOMIK VE TOPLUMSAL YAPI Ekonomik Yapinin özellikleri 1 • i •• ~\~ i. Osmanli ekonomisindeki temel faaliyet tanmdi. ~ .• ~i.:."~ I"~ \t.~~ i ~ • , O 1 .. ,· .. k 'kk I-kI k'l O; ,0t\ar~ L~ Ô~d-i 2. sman i yoneticisinin e onomi onu ara ya asimini et i eyen ei;i;...oncm ioncc -1 [ "€' C.\J~'G\\L) ~ devletin vergi gelirlerini artirmakti'(nolayisiyla Osmanli ekonomisi vergiye dayali bir ekonomiydi ve devletin temel sorunu, bu dönemdeki tüm devletler gibi, "Ekonomiyi nasil gelistiririz? Üretimi nasil artiririz?" degil, "Nasil daha çok vergi toplayabiliriz?"di. 3. Vergi alma önceligi nedeniyledir ki Osmanli ekonomisi fetihe dayahydi çünkü fethedilen her toprak parçasi, temel ekonomik etkinligin tarim ve topraga dayali oldugu bu yüzyillarda, vergilendirilecek yeni üretim birimlerini ele geçirmek anlamina geliyordu. (Ancak sunu da belirtmeliyiz ki "fetihe dayali" ekonomi, her zaman "yagma ekonomisi" anlamina gelmez; zaten Osmanli da bir "yagma ekonomisi" degildi: devlet güçlü oldugundan fethedilen topraklar asker tarafindan sinirsizca yagmalanamiyor; yagma için belli bir süre izin verildikten soma yeni topraklar titizlikle kayda geçiriliyor ve kanuna dayali bir vergi düzeninin parçasi haline geliyordu,) 4. Merkezi devletin gücünü korumak istegi, özel mülkiyetin (belli oranlarda varolsa da) gelismemesine yol açmistir. Osmanli devletinin merkezi egilim tasidigini ve kendisine rakip olabilecek tüm gruplari (her zaman basaramasa da) bertaraf etmeyi hedefledigini belirtmistik, Bu nedenle Osmanli devleti, yönettigi toplumun dinamik degil. duragan olmasini istiyordu. Osmanlilar için "degisim" daha iyiye dogru bir adim olarak degil, bir 3bUj}' .b(\d2ik-'~c'f;'l toplumsal düzensizlik, toplum ahen~i bozan ve istenmeyen bir etki olarak görülüyordu (Osmanli'nin gerileme döneminde kendi düzenindeki bozulmayi önlemek için eski düzene dönmesi degil degismesi gerektigini kavramasi onun için bu kadar uzun bir süre almistir). Dolayisiyla Osmanli yöneticisine göre en iyi düzen herkesin toplumda kendi geleneksel yerini korudugu düzendi ve hiçbir grubun fazla sivrilmesine izin vermiyordu. Aksi takdirde zenginleserek sivrilen grup yönetim islerine karismaya kalkabilir, sultanin mutlakiyetine (ülke yönetiminin tamaminin tek kisinin elinde toplandigi siyasal düzene) rakip olabilirdi. Denebilir ki Osmanli devleti herkesin "bir lolana, bir hirka"yla yetindigi bir düzen kunnak istiyordu. 5. Osmanli devleti için halkin tamaminin, özellikle de merkeze yakin bölgelerde ve Istanbul'da yasayan halkin, az da olsa her zaman karnini dOYUlmasive temel gereksinimlerini karsilamasi önemli bir öncelikti çünkü halkin isyan etmesini önlemek konusunda çok titiz davraniyor ve bunun en etkili yönteminin halkin doymasini garantilemek oldugunu biliyordu. Dolayisiy la gelenekçilik konusunda degindigimiz gibi devlet, herkesin "bir lokma, bir hirka" ile yasamasini istiyor; ancak halkin verdigi bu taviz karsisinda, herkese bu "bir lokma ve bir hirkayi" temin etmeyi garantiliyordu. Bu nedenledir ki Osmanli, kitliklari, ülkede mal azligini önlemeye çalismistir. Bunu da piyasa üzerinde siki denetim kuran kurallar koyarak yapmistir. ':J 8u. TIL .6(icsJ;:~:f Q~'(~f'; i;L Kisaca Osmanli devletinde ekonomi bugüne nazaran daha kapali ve güvenlikliydi. Toplumsal Yapinin Özellikleri Imparatorlukta devletin ekonomi politikalarini ve (devlet güçlü olduguna göre) ekonomik yapinin tamamini belirleyen en önemli öncelik vergicilik oldugu için toplum da vergi verenler ve alanlar olarak ikiye ayriliyordu: i. Vergi veren halk: "reaya" Devlet hem kentlerde hem köylerde küçük üreticiligi _ tesvik ediyordu. Yani kentlerdeki üretim küçük imalathanelerde, ticaret küçük dükkanlarda; kirlardaki üretim ise büyük çiftliklerde degil, bir çift öküzün sürebilecegi bir büyüklügü asmayan küçük toprak parçalarinda yapiliyordu. Elbette Güneydogu Anadolu Bölgesi bu duruma bir istisna teskil 4ediyordu; burada büyük toprak parçalari bir kisinin, yani aganin kullanim halcki altindaydi ve üretimi gerçeklestiren köylü bir tür yari-köle statüsündeydi. A. Sehirlerde yasayan nüfus: kentlerde yasayan nüfus esas olarak tarim disi ekonomik etkinliklerle ugrasiyordu. Bunlar ticaret ve tarim-disi mamul mallarin (örnegin kumas) üretimiydi. Mamul mal üreticileri lonca adi verilen ve çok siki kurallara bagli meslek örgütlerine bagliydilar. Devlet bu örgütler tarafindan yapilan üretim üzerinde siki bir fiyat ve kalite denetimi uyguluyordu. Dolayisiyla Osmanli'da fiyatlar piyasanin kosullarina göre degil, devletin kararlarina göre belirleniyordu. Bunun nedeni, iasecilik ilkesi dogrultusunda, özellikle (gida gibi) temel gereksinimlerin herkesin alabilecegi kadar ucuz fiyatlarla satilmasini saglamakti. B. Kirsal alanlarda-köylerde yasayan nüfus: tarimsal etkinliklerle ugrasan köylülerden olusuyor ve nüfusun ezici çogunlugunu olusturuyordu. Köylü grubu yerlesik hayata geçen göçebelerden, çesitli nedenlerle timarini kay bederek köy lü konumuna düsmüs sipahilerden ve babasi da zaten köylü olanlardan olusuyordu. C. Göçebeler: bunlarin disinda, Osmanli'da, esas olarak hayvancilikla geçinen oldukça kalabalik bir göçebe nüfus da yasiyordu. Devlet bunlari yerlesiklige zorlamistir; çünkÜ sürekli hareket halindeki bu nüfustan vergi toplamak oldukça zordu. 2. Halkin verdigi vergilerle geçinen yöneticiler ve askerler: "askeri" sinif Bu grubun tüm üyeleri vergiden muafti; yani vergi vermiyordu. Halk üretim yapiyor; bu üretimin bir kismi halkin kendi geçimine ayriliyor; bundan arta kalan fazla kisim, savunma­ askerlik ve yönetim hizmetlerini yerine getirmeleri karsiliginda "askeri" sinifin geçimine ayriliyordu. A. Askerlik hizmetini yerine getirenler Bu baslik altinda sayacagimiz iki grup, ayni zamanda Osmanli ordusunu olusturan temel güçleri teskil eder. :5Yeniçeri ordusu: Yeniçeriler merkezi orduyu olusturan ve devletin verdigi Ücretle geçinen, yaya askerlerdi. Bu askerler için askerlik bir meslekti, dolayisiyla sÜrekli savasa hazir bir orduyu olusturuyorlardi. Bunlar ordunun en kalabalik kesimini olusturmasalar da en etkili gÜcÜnÜolusturuyorlardi. Yeniçerilerin tamami devsirme kökenliydi. Sipahi ordusu: Savastan savasa askere çagirilan, atli, tasra ordusuydu. Sipahiler, asagida açiklayacagimiz timar sistemi sayesinde hem kendileri geçiniyor hem de birkaç tane cebelu askerini besliyorlardi. Sipahilerden ve besledikleri askerlerden olusan bu grup ordunun en kalabalik kesimiydi ve sayilarinin yÜksekligi sayesinde, o dönem için ciddi bir askeri gÜç teskil ediyorlardi. Sipahilerin kimileri devsirme kökenli eski yeniçeriler kimileri ise savasa gönüllü katilmis halk kökenli askerlerdi. B. Askerlik disi sivil hizmetleri yerine getirenler: {2:.ü..ra~s.; lj'" c:k. 'jb{l~h'mcktiSorWl\\ti - ;M6rkez ve tasra memurlari: sadrazamlar, valiler vs. Merkez teskilatinin tamami devsirme kökenliydi. Islam bilginleri ya da DIerna: Din islerinden sorumlu olanlar (müftüler, seyh-ül islam vs.), Yargi islerinden sorumlu olanlar (kadilar), egitim islerinden sorumlu olanlar (müderrisler, yani medrese mezunlari ve hocalari). Bu grup devsirme kökenli degildi. Ancak ulema kökenli olup bÜrokrasiye geçenler vardi. Hukuk sistemi Devlet kendi gücünün gerekçesini ve güçlü gruplari engelleme hedefini, tüm toplumsal gruplara esit mesafede duran, hiçbir grubu digeri karsisinda kayirmayan, imtiyazlara yer vermeyen güçlü ve merkezi bir adalet sistemi kurarak saglamaya çalismistir. rkC\=\.... 10"'-, s;s.~ i('\Nu"" ci C,,('(\CI'\ is-tiir,f\.\l ~; sqzW \dii.., iS.\ e..dJj1 \JCl... b>.+i o\IYIO eLf i ~ ictn\I"Q ~ t\(V"Q. c . Millet sistemiyle iç içeydi. Her millet belli konularda kendi dini hukukunu kullanmakta serbestti. Seriat da MÜslüman milletinin dini hukukundan ibaretti ve sadece belli konularin çözümünde kullaniliyordu. Ayrica tüm bu hukukIarin disinda, bazi konularda devletin koydugu hukuk kurallari geçerliydi ve bunlara örfi hukuk deniyordu. Dolayisiyla 6) i. Osmanli'nin seriatla yönetilen bir imparatorluk oldugunu söyleyemeyiz; 2. Osmanli'da güçlü bir adalet sistemi vardi; 3. A:icak tüm nüfus için geçerli ve tüm hukuksal konulari kapsayan bir hukuk birligi yoktu. Vergi Sistemi Osmanli'da ekonomi esas olarak tarimsal faaliyetlere dayaliydi. Dolayisiyla temel vergi kaynagi da tarimsal üretimdi. Yükselis dönemi boyunca, Osmanli ordu ve vergi sistemi timar dedigimiz sisteme dayaniyordu. Dolayisiy la Osmanli' da askeri ve mall yapi arasinda çok siki bir iliski oldugunu söyleyebiliriz (Aslinda devletlerin temel islevleri savunma ve en önemli gider kalemlerinden biri ordu olduguna göre, ordu ve maliye arasindaki siki iliskinin tüm devletler için ve bugilii bile geçerli bir olgu oldugunu söyleyebiliriz. Ancak Osmanli'nin farki bunun çok daha dolaysiz olusudur.) Timar aslinda bir zorunluluktan kaynaklaniyordu. Fetihe dayali bir ekonomi oldugu için Osmanli varligini sürdürebilmek için savaslarda basarili olmali, bunun için de büyük ve etkili bir orduyu besleyebilmeliydi. Zaten Osmanli için vergi toplamanin temel amaci da böyle bir orduyu besleme hedefini gerçeklestirebilmekti. Ancak dönemin kosullari buna uygun degildi. Bu kosullari söyle siralayabiliriz: i. Para kitti. Dolayisiyla Osmanli'nin köylüden, böyle bir orduyu besleyebilecek kadar nakit vergi toplamasi imkansizdi. Öyleyse bir baska seçenek vergiyi ayni olarak (yani üretimin aynisiy la, yani ürün olarak) toplamak ve pazarda satmakti. 2. Ancak ayni olarak toplandiginda çok büyük miktarlara ulasacak olan bu ürünü büyük yerel ya da uluslar arasi pazarlara tasimak da olanaksizdi, zira bunu saglayabilecek ulasim olanaklari o dönemde son derece sinirliydi. 3. Zaten yerel pazarlar da bu derece yüksek miktarlarda ürünü satarak nakde dönüstürebilecek kadar gelismis degildi. Ayrica nüfusunun yüzde 80'i köylü olan bir imparatorlukta tarimsal ürünü satabilecek bir alici kitlesi bulunamazdi çünkü köy lünün zaten kendi ürettigi ürünü pazardan almasi için herhangi bir neden yoktu. Dolayisiyla büyük bir ordu besleme hedefini bu kosullar altinda gerçeklestirmenin tek yolu verginin asil büyük kismini ürün seklinde toplamak; ancak bunu herhangi bir yere tasimaclan, orduyu bu ürünle, verginin toplandigi yerde, yani köyde beslemekti. Iste timar sistemi bu mantiga dayaniyordu. Ancak bunu ilk bulan devlet Osmanli degildi. Bu sistem Osmanli 'nin 7dayandigi büyük Dogu imparatorluklarinin bazilarinda da kullaniliyordu; örnegin ayni sistem Selçuklularda ikta, Bizans'ta pronoia adi altinda uygulaniyordu. Timar sisteminde devlet, belli bir vergi kaynagindan, örnegin bir köyden vergi toplama yetkisini bir sipahiye veriyordu. Sipahilerin kimileri eski yeniçeriler kimileri ise savasa gönüllü katilmis halk kökenli askerlerdi. Sipahi köyde kendisi için ayrilmis küçük bir hassa çiftligine yerleserek her yil köy lüden çesitli vergiler topluyordu. Bu vergiler iki türdü: timar vergi gelirinin asil büyük kalemini olusturan ve ürün olarak toplanan ösür adli vergi ve çift resmi, bennak, agnam vs. gibi farkli türleri olan, nakit para olarak toplanan, ancak asil vergi gelirini olusturmayan ve çogu çok az miktarda para ödemesi gerektiren~ vergiler. Ürün üzerinden alinan ösürün orani, Osmanli'dan önce geçerli olan vergi miktarlarina ya da ürünün-topragin kalitesine göre bölgeden bölgeye degisiyordu. Ancak Anadolu' da geçerli oran genellikle onda birdi. Sipahi aldigi verginin belli bir kismini kendi geçimine ayiriyar; bir kismini ise yerel pazarda satarak ya da oldugu gibi ürün halde birakarak besledigi iki-üç cebelu askerinin geçimine, bakimina ve egitimine ayiriyordu. Sonuçta devlete hiçbir ek külfet getirmeden kalabalik bir yerelordu gücü beslenebiliyordu. Bu sipahi ordusu, askeri güçlere, savastan savasa, sefere gitmekteyken yolda katiliyordu. Timarin bir yarari, bunu imkansiz kilan kosullar altinda büyük bir ordu besleme hedefini gerçeklestirmeyi saglamasiysa, bir diger yarari da o dönem kosullarinda oldukça güç olan denetim sorununu halletmesiydi. Sipahi, köylü üzerinde yerinde bir denetim kurarak hem üretimin sürekliligini sagliyor hem de vergi kaçaklarini önlüyordu. Üretimin sürekliliginin jiL.V. f-.i.ti c\;.:i.of uit.... o \d.....fi.. i'~ ~ri saglanmasi emege bagli vcfemegin kit oldugu bir tarimsal üretim için çok önemliydi. Ayrica Köy lü, daha az vergi ödemek için, disaridan gelen vergi memurlarina ürettigi ürünün miktarini daha düsük gösterebilirdi; ancak bu konuda, ayni köyde yasayan sipahiyi kandirmasi zordu. Dolayisiy la sipahinin yükümlülüklerini söyle siralayabiliriz: i. Üretimin sürekliligini, kalitesini ve vergiye konu olacak üretim miktarini denetlernek. 2. Basta ösür olmak üzere tüm ürün üzerinden alinan ya da para olarak tahsil edilen tüm vergileri toplamak. 3. Cebellu ordusunu olusturmak ve topladigi ösürün bir kismiy la bunlari beslemek.Kirsal reayanin ya da köylünün yükümlülükleri de tam olarak bunlara karsilik gelen yükümlülüklerdi: 1. Topragi sürekli ve kesintisiz olarak islernek. 2. Ayni ve nakdi vergileri vermek. 3. Gerektiginde cebelu ordusuna katilmak. Dolayisiy la timardan toplanan vergi gelirleri üç kaynaga gidiyordu: 1. (Kendi hassa çiftliginden gelen gelirle birlikte) sipahinin geçimine. 2. Cebelu ordusunun geçimine ve gereksinimlerine (ösürün bir kismi oldugu gibi ürün olarak birakiliyor ve atli cebelu askerlerinin ve atlarinin gida gereksinimi için ayriliyordu; bir kismi ise pazarda satiliyor ve ordunun gida disi gereksinimlerinin karsilaninasi için kullaniliyordu.) 3. Toplanan nakit . ri".' ~\jAldM • vergilerse, yeniçerilerin ve bürokratlarin maasini ödemek için Istanbul'a; Dolayisiyla timarin merkeze ulasan kismi, toplanan verginin çok küçük bir miktariydi. (Bu noktada su olgunun altini çizmeliyiz: verginin toplanmasini düzenleyen maliye ve ekonomi ayni sey degildir: çünkü devlet ve toplum ayni degildir. Maliye devletin kontrolünde bir alandir; ekonomi ise toplumun etki alani içindedir. Denebilir ki ekonomi mali süreçleri de kapsayan, ancak bundan çok daha genis bir alani içerir: üretim, tüketim, ticaret, finans, tasarruf, yatirim, üretilen degerin toplumun farkli kesimlerince paylasilmasi vs., tüm bu konular ekonomik alanin farkli unsurlaridir. Devletlerin tamami, o ya da bu biçimde ekonomik alani kontrol altina almak isterler; ancak en siki devlet kontrolü bile bu amaci tam anlamiyla basaramaz. Elbette ekonomi ve maliye arasinda siki bir iliski vardir. Mutlak bir kuralolmamakla birlikte, ekonomide üretim artisi ayni zamanda maliyeyi gelistirir, çünkü yeni ürün ve degerler vergilendirilecek yeni kaynaklar anlamina gelir.) qAT ATÜRK ILKELERI VE INKILAP TARIHI DERSI NOTLARI i.KONU OSMANLI IMPARATORLUGUNDA GERILEMENIN NEDENLERI Osmanli Imparatorlugu 16. Yüzyilin ikinci yarisindan itibaren duraklama, 18. Yüzyilda gerileme ve 19. Yüzyilla 20. Yüzyilin basini kapsayan dönemde çöküs ve parçalailli1a sürecine girmistir. Bu durumun nedenleri sunlardir: iç NEDENLER 1. Mali Nedenler Maliye devletin gelir gider dengesi, devlet bütçesi demektir. 16. yüzyilin II. Yarisindan itibaren Osmanli' da merkezi otorite azaldi ve devlet kronik bir mali kriz içine girdi. Bu krizin nedenleri söyle siralanabilir: A. Devlet gelirlerinde azalma: Bu azalma üç temel nedene dayaniyordu. l. Fetihlerin giderek azalmasi sonucu yeni topraklarin, yani yeni vergi kaynaklarinin kullanima açilamamasi ve giderek toprak kaybi sonucu varolan kaynaklarin da yitirilmesi. Osmanli' da [etihlerin azalmasimn ve toprak kay binin ardindaki nedenler söyle siralanabilir: savas teknolojilerindeki degisim karsisinda Osmanli ordusunun yetersiz kalisi; yeniçeri ocagindaki bozulmalar; padisahlarin artik ordunun yaninda savaslara katilmamasi sonucu Osmanli geleneksel savas düzeninin bozulmasi; devsirme sisteminin terk edilmesi ve imparatorlugun dogal sinirlarina ulasmasi. Imparatorlugun dogal sinirlarina ulasmasi derken kast edilen üç temel gelismedir: • "imparatorluk paradoksu" : Tüm imparatorluklarin temel güdüsü genislemektir; ancak imparatorluk bir süre soma öyle genisler ki genislemesi kendiliginden durmak zorunda kalir. Zira sinirlari, ordusunun bir savas sezonu içinde, yani ilkbahar aylarindan kisa kadar gidebilecegi son noktaya varmistir (hele o dönemin geri kalmis ulasim kosullari ri2 düsünüldügünde büyük bir ordunun naklinin ne kadar zor oldugu ve ne kadar uzun bir zaman alacagi daha iyi anlasilabilir) . • (Özellikle Kuzey Afrika sinirlarinda) mevcut ordunun asamayacagi cografi engellerle, yani büyük çöllerle karsilasmasi • (Örnegin Bati sinirinda) Kanuni zamanindan bu yana Viyana kapilarina dayanip kalmasina yol açan güçlü bir baska imparatorlukla, yani Habsburg imparatorluguy la, baska bir deyisle kendine denk bir güçle karsilasmasi. 2. Merkezi devletin siyasal gücünü kaybetmesi nedeniyle vergi toplayamamasi sonucu yerel güçlerden yardim isternek zorunda kalmasi ve böylece gelirlerini, bunlarla paylasmak zorunda kalmasi. Bu yerel güçlerin en önemlisi "ayan"di. Ayan "bir yerlesim biriminin ileri gelenleri, etkili, nüfuzlu kisileri" demektir. Bir bölgedeki tüccarlar, ulema mensuplari, yörenin köklü aileleri, kadilar, valiler ya da askeri birlik komutanlari zamanla ayan niteligi kazanabiliyordu. 3. Dünya ticaret yollarinin degismesi sonucu ticaret üzerinden alinan vergilerin azalmasi: 15. yüzyildaki Cografi kesifler ve sömürgecilik, dünya uzun mesafeli ticaret yollarinin, Akdeniz üzerinden Uzakdogu'ya dek uzanan karayollarindan, Atlantik Okyanusu merkezli denizyollarina kaymasina yol açmistir. Bu süreç içinde Osmanli topraklari önemli bir ticaret ve uygarlik merkezi olmaktan çikmis; Osmanli'nin uzun yillar süren bir çabayla kontrol altina aldigi ticaret yollari önemsiz bir hal almistir. Osmanli topraklarindaki ticaret hacminin düsüsü ticari faaliyetlerden kaynaklanan vergi gelirlerinde azalmaya neden olmustur. B. Devlet harcamalarinda ya da giderlerinde ve nakit para ihtiyacinda artis: Bu artis iki temel nedene dayaniyordu. 1. Savas teknolojilerindeki degisiklikler, devleti, merkezi ordusunu büyütmek zorunda birakti. Merkezi orduyu genisletmek ise nakit para gerektiren bir isti; çünkü hem askerlerin maasini ödemek hem de yeni ve pahali silahlar almak gerekiyordu. Bu ise timar sistemi içinde mümkün degildi çünkü timarin getirdigi nakit vergi geliri çok kisitliydi. Timarli sipahi ordusu devlete parasal bir külfet getirmiyordu ancak artik savaslarda etkili olamayan bir güçtü. Bunun sonucunda Devlet de giderek isineyaramaz bir hale gelen mevcut timarlari kendi kaderine terketti ve bir süre sonra tim ar sayisi azaldi. Böylece tim ar sistemi de ayni süreç içinde yavas yavas çöktü. 2. 16. yüzyilda tüm Dünya'yi etkisi altina alan fiyat devrimi, devletin nakit ihtiyacini daha da derinlestirdi çünkü devletin merkezi ordu için almasi gereken mallar pahalanmisti. 16. yüzyil boyunca tüm Dünya' da fiyatlarda ciddi bir artis kaydedildi; baska bir deyisle Dünya ekonomilerinde enflasyon olustu. Bu artisin nedeni Amerika'dan gelen yüksek miktardaki degerli madenIerin (altin ve gümüsün) burada sömürge imparatorluklari kuran Ispanya ve Portekiz kanaliyla, bir anda Avrupa piyasalarina girmesiydi. O dönem bigit para kullanilmadigini ve içinde altin ve gümüs bulunan madeni paralar kullanildigini düsünecek olursak, altin ve gümüs arzindaki bu ani aiiis piyasalardaki para miktarini, dolayisiyla da fiyatlari artirmisti. Tüm Dünya'da ve Osmanli'da fiyatlar yüz yillik bir süre içinde dört kat artti. Bugün bizim için komik görünen bu artis, o dönemin kapali ekonomileri üzerinde ciddi bir sok etkisi yaratti. 3. Osmanli'nin artan nakit ihtiyacini karsilamak için attigi adimlarin maliye üzerindeki yükü daha da artirmasi. Dis borç alma, para basma, yeni vergiler çikarma gibi önlemler kisa vadede devletin kasasina giren parayi artirsa da uzun vadede mali krize katki yapmaktan ve bunu daha da derinlestirmekten baska bir ise yaramadi. Örnegin dis borç faizleri maliyenin giderlerindeki gedigi daha da büyüttü ya da para basma Osmanli akçesine duyulan güveni sarsti. 2. Ekonomik Nedenler A. Ingiltere' de ortaya çikan sanayi devrimi sonucu sanayilesmis ülkeler Osmaiili 'ya pahali mamul mallarini satarken, Osmanli' dan sadece bu mallari üretmek için gerekli ucuz hammaddeyi almislardir. Osmanli'daki üretim bu ülkelerle rekabet edememistir; çünkÜ Osmanli' da el tezgahlarinda üretilen mallar sanayi mallarindan daha pahalidir ve tüketiciyi çekememistir; üstelik Osmanli' da varolan hammadeyi de sanayilesmis ülkeler aldigi için Osmanli zanaatçileri üretim yapmalari için gerekli hammaddeyi bulamamislardir. Bunun sonucunda Osmanli'nin varolan endüstrisi (yani loncalar) da çökinüs ve ciddi bir ticaret açigi ortaya çikmistir. Yani Osmanli, ekonomik olarak bir tür yari-sömürge halini almistir. B. Siyasal açidan güçsüz devletin bu ülkelere kapitülasyonlar ya da mallarini Osmanli ülkesine sokarken yapacaklari gümrük ödemelerinde düsük oranlar (baska bir deyisle gümrük ayricaliklari) vermek zorunda kalisi bu duruma yol açan baska bir etkendi, zira4 Osmanli bu ayricaliklari vermek zorunda kalmasaydi kendi sanayisini koruyabilirdi (örnegin yüksek gümrükler uygulayarak disaridan gelen malla içeride üretilen malin fiyatlarini yakinlastirabilir ve böylece Osmanli zanaatçisi Arupali sanayiciyle rekabet edebilirdi.) 3. Yönetimle ilgili Nedenler A. Saray içindeki bozulma: 1. Ahmet devrinde, i 7.yüzyilda yayginlasan kafes sistemi sonucu padisahin ogullarinin eskisi gibi farkli Osmanli sehirlerine yönetici olarak gönderilmesi durmus; kafes sistemi dedigimiz bir usül baslamistir: buna göre padisahl11 ogullari harem içinde kafes denilen bir bölümde yillarca kapali tutulmuslardir. Böy lece padisahin ogullarinin geçmisteki gibi tecrübe kazanma olanaklari olmamistir ve basa ülke yönetiminde tecrübesiz ya da uzun süre kapali kaldigi için akli dengesi yerinde olmayan padisahlar geçmistir. Yine bu dönemde saray entrikalari artmis ve özellikle saray kadinlari ülke yönetimine etki etmeye baslamistir. Ayrica padisahlarin ai1ik ordunun yaninda savaslara katilmamasi sonucu Osmanli geleneksel savas d~zeni~bozulmustur. B. Saray disindaki devlet görevlilerinin yozlasmasi: yeniçeri ocagindaki bozulmalar ve artan yeniçeri isyanlari; devsirme sisteminin terk edilmesi; rüsvet ve iltimasl11yayginlasmasi vs. de gerilerneye katkida bulunmustur. YönetimI e ilgili tüm bu bozulmalar birleserek zaten mali olarak çökmüs bir devlette istilaarsiz bir iç politika yarattiklari için gerilerneyi hizlandirmislardir. DIS NEDENLER Aslinda su ana kadar belli basli dis nedenleri siraladik. Ancak bir kez daha gözden geçirecek olursak: l. Ekonomik neden: Ingiliz sanayi devriminin etkisi (yukarida anlatilmistir.) 2. Teknik neden: Savas teknolojilerindeki degisimin etkisi ya da tüfegin icat edilmesi (yukarida anlatilmistir.) 3. Siyasal neden: i 789 Fransiz Devriminin etkileri. Bu devrim modern dünyanin siyasal temellerini ve kurumlarini olusturmustur. Devrim sonucu milliyetçilik fikri ortaya çikmis,daha önceki feodal düzen yikilmis, soylu sinif (aristokrasi) ortadan kalkmis ve siyasal partiler, seçim, katilimci demokrasi vs. gibi birçok modern siyasal kurum ve yaklasim gelismistir. Ancak bu devrimden etkilenen ve Osmanli'yi olusturan farkli etnik gruplar ayaklanmaya baslamis ve Osmanli toprak bütünlügü parçalanmistir. 5ATATÜRK ILKELERI VE INKILAP TARIHI DERS INOTLARI 4. KONU 19. YÜZyiL ve 20. YÜZYIL BASLARINDA OSMANLI DEVLETI Bu dönemde imparatorlugun toprak bütünlügünü tehdit eden, yani imparatorluk topraklarindan bazilarini ele geçirmeyi hedefleyen önemli gelismeler söy le siralanabilir: Dis kaynakli gelismeler 1. Rusya'nin Güneye yayilma politikasi ve bu devlet ile yapilan savaslar; 2. 1798 Napoleon'un Misir' i isgali Iç kaynakli gelismeler 1. Balkan ulusçulugu; 2. Ayanlarin güçlenmesi 3. Kavalali Mehmet Ali isyani Imparatorlugu tehdit eden ayaklaninalar ise söyle gruplanabilir:yeniçeri ayaklanmalari, ulusal bagimsizligi hedefleyen iç isyanlar ve Kavalali Mehmet/Ali önderligindeki Misir / ayaklanmasi. ! • Öte yandan bu dönemde devletin de merkezilesme dönem olmus; bu yönde bir dizi reform hareketi baslatilmistir. Siyasal iktidarin geçirdigi dönüsümler ve reformlar açisindan "Uzun" 19. Yüzyilin dönemlenmesi i. 1789-1839: Reformcu Sultanlar Dönemi - III. Selim: 1789- 1808 - II. Malunut: ilk evre 1808- 1826 arasi hazirlik - ikinci evre 1826- 1839 arasi reform II. 1839 - 1876: Tanzimat dönemi (1856: Islahat Fermani) III. 1876- 1908: II. Abdülhamit iktidari - 1876-1877: 1. Mesrutiyet ve Kanun-u EsasI - 1877-1908: II. Abdülhamit'in baski rejimi iV. 1908-1913: II. Mesi:utiyet ve Ittihat Terakki dönemi - 1908 - 1913: ktt-ilt~e~l'RiH içi çekismeler 1913 - 1918 (1914-1918 1. Dünya Savasi'ni da kapsayan yillar): Ittihat Teraldci'nin sertlik yanlisi kanadinin mutlak iktidari2 Osmanli Devleti'nde 19. Yüzyil Reformlari Osmanli aslinda 17. Yüzyildan bu yana sistemindeki bozulmayi fark etmis ve bunun için çesitli islahat denemelerine girismistir. Ancak sistemdeki bu bozulmaya verilen ilk tepki geleneksel kurumlara dönmek seklinde kendini göstermis ve islahatlarin asil hedefi bu kurumlari yeniden kurmaya çalismak olmustur . • 19. Yüzyil reformlarinin ortak özellikleri sunlardir: i. Geleneksel kurumlari canlandirmayi hedefleyen 17. Yüzyil-19. Yüzyil arasindaki islahat hareketlerinden farkli olarak bu dönemde yapilan reformlarin ortak hedefi modernlesme ve Batililasmadir. 2. Bu dönem yapilan reformlarinin tamami halktan kopuktur. Bu nedenle Osmanli'da modernlesme hareketleri, Avrupa' daki gibi uzun ve kendiliginden bir sürecin sonucu degil Batici aydin ve yöneticilerin kararlariyla ve müdahaleleriyle gerçeklesmistir. Bu nedenle halkin destegi alinmamistir. 3. Geleneksel kurumlar tam anlamiyla kaldirilmamis, bu ise egitim ya da kültür alaninda ikiliklere yol açmistir. Yani ayni devlet içinde hem geleneksel hem modem egitim kurumlari varolmus ve bu farkli kurumlarda yetisen gruplar farkli kültürleri benimsemistir. (Bu durum, 1924 'te gerçeklestirilen tevhit-tedrisat devrimine, yani tüm egitim kurumlarinin ayni çati altinda toplanmasina dek sürer.) 4. Reformlar önündeki engeller de ortaktir: a) Egitimli kadro eksikligi Yeni ordu ve bürokrasi kurumlarinda geçmistekinden daha çok memurun istihdam edilmesi gerekmekteydi. Ancak reformlar gerçeklestirilirken bu kadar çok egitimli insan bulunamamistir. Bunun için askerlik ya da yönetim alanindaki reformlarin hemen ardindan egitim reformlari gelmistir. Aôu:i.k- b..i: WL.lffl\~ ~a..h'~(L() Ol'to.SI(lI~ kolu..Ji 06\tJ1.('(JI(.. i"VJ.>.AAN"" \ 0.[/ yönetim karsisindaki hosnutsuzlugU8il mutlakiyet karsiti hareketlerine tasimistir. b) Mali bunalim Öte yandan reformlarin tam anlamiy la gerçeklestirilememesinin asil nedeni mali olarak desteklenememesidir. Bu reformlar yeni askerlere, yönetim örgütüne (bürokrasiye) ve egitimcilere düzenli maas ödenmesini; orduya pahali silahlarin alinmasini vs. gerektiriyordu. Dolayisiyla bunlar pahali atilimlardi ve devletin kasasina giren nakit para miktarinin artirilmasi zorunluydu. Oysa ki varolan vergi3 sistemleri devletin bu derece büyük olan nakit ihtiyacini karsilamakta yetersizdi. Her ~~ alanda ~~iil( konusunda basarisiz olmustur. c) Reformlara karsi olan kesimler·s~!:.k ~~~~llt-l~ * Yukarida da degindigimiz gibi pahali reform sürecinin kÜlfetini yÜkselen vergiler nedeniyle tek basina çekmek zorunda kalan halk * Kendi çikarlari için geleneksel kurumlarin devamini isteyen güçler, yani yeniçeriler ve onlarin en yakin müttefiki ulema. III. Selim reformlari i. Ilk modern ordunun, ("Yeni DÜzen" anlamina gelen) Nizam-i Cedid'in kurulmasi 2. çogu askeri,ilk modern egitim kurumlarinin açilmasi 3. Avrupa' da ilk düzenli Osmanli elçiliklerinin açilmasi Ancak III. Selim geleneksel kurumlarin gÜcünü hesaba katamamis ve 1808' de çikan Kabakçi Mustafa önderligindeki reform karsiti yeniçeri isyani ile devrilmistir. II. Mahmut reformlari II. Mahmut reformlarinin temel hedefi merkezi devleti yeniden güçlendirmekti. Ayrica Mahmut, III. Selim'in basina gelenlerden bir ders almisti ve iktidarinin ilk evresini (1808­ 1826) düsündügü reform programi için uygun oiiami hazirlamaya ayirdi. Bunun için <;.llo.\.i\i \}t. 6 (a"\\ö, reform karsiti temellgücü, yani yeniçerileri etkisiz hale getirdi. Bu sÜreç 1826'da Yeniçeri Ocagi'nin kaldirilmasiyla (Vaka-i Hayriye, yani hayirli vaka) noktalandi. Bundan sonra Mahmut reformlarina basladd'Askerlik alaninda, Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Muhammet'in Yenilmez Askerleri) adli modern ordunun kurulmasi i. Yönetim alaninda reformlar modern bir bürokrasi örgÜtü ve devlet yapisi kurmayi hedefler: a) Devletin memurlarinin mallarina el koyma hakkinin, yani mÜsadere uygulamasinin kaldirilmasi b)DÜzenli aylik uygulamasinin getirilmesi; tayin ve terfllerin düzenli bir sisteme baglanmasi; c) Nazirliklarin (bakanliklarin) kurulmasi 3. Egitim alaninda yapilan reformlar da sürdürüldÜ ve sivil ve askeri modern egitim kurumlari açildi; ayrica ilk kez yurtdisina ögrenci gönderildi. Bu ögrencilerin çogu daha sonraki Batililasma yanlisi kadrolara katildilar. 4. Ilk nüfus sayimi yapildi (ancak askerlik amaciyla yapilan bu sayimda sadece erkekler sayildi).4 ,( Ilk Osmanli gazetesi yayinlandi. Bu devlet tarafindan yayinlanan, yani yeni J kanunlarin vs. duyuruldugu bir resmi gazete niteligindeki Takvim-i Vakai (Vakalarin, Olaylarin Takvimi) idi. ~. Ilk posta örgütü kuruldu. (Posta örgütü haberlesme olanaklarini aiiirdigi için devletin merkezilesmesi açisindan önemli bir adimdir. Bu örgüt sayesinde devletin çesitli kurumlari birbirinden haberdar olup koordineli bir sekilde çalisabilir ve merkezi yönetim etrafinda birlesebilirler). -i Osmanli' daki ilk fabrika, ordunun fes ihtiyacini karsilamak için açilan feshane kuruldu. Tanzimat Dönemi Reformlari 1839'da, Sultan Abdülmecid'in tahtta oldugu sirada, Gülhane Parki'nda, dönemin sadrazami Mustafa Resit Pasa tarafindan ilan edilen fermanin asil önemi hukuksal alanda getirdigi reformlardir. Bu fermanin belli basli maddeleri söyledir: i. Askerlik alaninda-Mr reform yapildi; zorunlu askerlik getirildi. Bu reform yukarida söz ettigimiz reform engellerinden ilkini, yani kadro eksikligini ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Ancak basarili bir sekilde uygulanamadi. 2. Mali alanda reform yapildi; dogrudan vergilendirme sistemi kuruldu (Dogrudan vergilendirme, bugün içinde oldugumuz vergi sistemidir. Vergi mükelleflerinin dogrudan dogruya devletin vergi memuruna nakit olarak vergi ödemesi esasi üzerine oturur. Dolayisiy la iltizam ya da timar sisteminde oldugu gibi devlet ve vergi mükellefi arasinda hiçbir araci yoktur. Bu sistem merkezi devletin kasasina akan nakit miktarini artirir çünkü vergiye ortak olabilecek aracilar yoktur). Fakat üç yil denenen bu sistem de ~~;o .~ ulasim olanaklarinin kisitli oldugu genis Osmanli topraklarinda basarili olamamistir. 3. Hukuksal alanda iki önemli reform yapilmis ve su kurallar getirilmistir: a) Müslüman ve gayr-i müslüm tüm Osmanli tebaasinin can, mal ve namusu devletin güvencesi altina alinmistir. Bu ise Osmanli tarihinde ilk kez kisi hak ve özgürlüklerinin taninmasi anlamina gelir. Tüm Osmanli vatandaslarinin yasa önünde esit oldugu ilkesi benimsenmistir. Bu ilke sultan da dahilolmak üzere herkesin hukuka tabii olmasi, yani hukukun üstünlügü ilkesinin benimsenmesi anlamina gelir. Ayrica esit vatandas kavrami ortaya atilmistir.5 II. Abdülhamit Dönemi II. Abdülhamit Genç Osmanlilar'in destegi ile tahta çikmis ve kendisini tahta çikartmalari karsiliginda vadettigi mesrutiyet yönetimini kurarak ise baslamistir. Ancak l876'da açilan parlamentoyu, bastan aldigi bir yetkiyi kullanarak 1877 yilinda lagvetmistir. II. Abdülhamit müslüman halkin Tanzimat döneminde kimi zaman asiriya varan ve sekilci kalan Batili hayat tarzina, reformlarin kendi üzerlerindeki vergi yükünü artirmasina ve gayr-i müslümlere taninan ticari ayricaliklarin müslümanlarin aleyhine olmasina karsi olan tepkilerinden yararlanarak bu kesimin destegini almis ve devleti islamci bir ideoloji ile yönetmistir (Halifelik ünvanini vurgulu bir sekilde kullanan tek Osmanli padisahi Abdülhamit'tir) . Ancak aslinda bu dönemde Osmanli sömürge arayan ve ulusal birligini yeni olusturmus Almanva ile yakinlasmistir. Hiçbir müslüman sömürgesi olmayan Almanya Abdülhamit'in islamci politikasi için uygun bir müttefik olmustur. Almanya yakinlasmasinin en önemli ürünü Haydarpasa' dan baslayip Dogu'ya dogru uzanan Bagdat demiryolunun Alman sermayesi ile kurulmasi olmustur. bu demiryolu Avrupa sermayesinin Osmanli devletinde ~~ . yaptigi iiiJ altyapi yatirimini olusturur (elbette Tanzimat döneminde Ingilizler de bazi yatirimlar yapmis; ancak bunlar üretime katkisi olmayan ticari yatirimlarla sinirli kalmistir.) Ayrica Abdülhamit ülkeyi istibdat (baski) ile yönetmistir. Abdülhamit'in kullandigi baslica iki baski yöntemi basin üzerinde yaygin sansür uygulamasi ve genis bir istihbarat agi kurmasidir. Abdülhamit özellikle kendini tahta çikarttiklari gibi indirebileceklerinden korktugu Genç Osmanlilar'a baski uygulamis; bunun üzerine genç Osmanlilar Avrupa'ya geçmis, burada Jön Türkler adi altinda yeniden bir araya gelerek ve Abdülhamit'li tam bir despot olarak gÖren Avrupa kamuoyunun da destegini alarak Abdülhamit saltanatini yikmak üzere çalismaya baslamislardir. Ve bu amaçlarini 1908 yilinda basarmislardir. II. Mesrutiyet Dönemi Makedonya'dan baslayan Ittihat Terakki ayaklanmasi padisah II. Abdülhamit'in II. kez mesrutiyeti ilan etmeye zorlanmasi ile sonuçlanmistir. Ancak: kisa bir süre sonra mesrutiyet yönetimine karsi dinsel taleplerle 31 Mart ayaklanmasi çikmistir. Hareket Ordusu adli ordu da devrimi savunmak üzere Balkanlar'dan gelmis, ayaklanmayi bastirmis ve II. Abdülhamit'i tahttan indirmistir. Bundan sonra baslayan dönemi ikiye ayirabiliriz: 1908-1913: yumusaklik ve sertlik yanlilarinin çatismasi. Bu dönemde çesitli siyasal partiler kurulmustur. 1913 Bab-i Ali Baskini sirasinda yapilan bir hükümet6 darbesi ile, sertlik yanlilari bu çatismada galip çikmis ve kendisi disindaki tüm siyasal partileri kapatmistir. 1914-1918: Kesin Ittihat Terakki yönetimi: bu dönemde Osmanli Devleti Enver Pasa, Talat Pasa ve Cemal Pasa adindaki Ittihat Terakki Partisi önderleri tarafindan yönetilmistir. Yine bu dönemde Türk milliyetçiliginin daha yayilmaci ve irkçi bir türü giderek yönetime hakim olan fikir halini almistir. Bu dönemde Osmanli, Almanya ve Avusturya'dan olusan ittifak (bagdasma) devletlerinin yaninda, esas olarak Ingiltere, Fransa,Rusya (ancak Rusya, 1917' deki komünist devrimden sonra savastan çekilmistir) ve (sonradan savasa katilan) Amerika Birlesik Devletleri'nden olusan itilaf (uzlasma) devletlerine karsi 1. Dünya Savasi'na girmis ve böylece sonunu getiren adimi atmistir. 1. Dünya Savasi 1914-1918 yillari arasinda sürmüstür ve asil nedeni büyük güçlerin Dünya pazarini kendi aralarinda pay lasamamalari; sonradan sanayilesen ve ulusal birligini sonradan saglayan Almanya'nin sömürgelerden pay istemesidir. Ayrica bu yillarda Osmanli Devleti'nde savas kosullarinin da yardimiyla Ittihat Terakki Partisi tarafindan ilk ekonomik kalkinma programinin uygulicmdigini görürüz. Bu politikalar söyle siralanabilir: kapitülasyonlarin kaldirilmasi; büyük borç ödemelerinin durdurulmasi; gümrük vergilerinin yükseltilmesi ve Osmanli sanayi mallarini koruyacak sekilde düzenlenmesi; 1914 yilinda çikarilan Tesvik-i Sanayi Kanunu. Bu reformlarin amaci Osmanli'da Türk ve Müslüman bir sermaye sinifi yaratmak ve yerli sanayi üretimini olusturmaktir. Ancak I. Dünya Savasi Almanya'nin, dolayisiyla müttefiki Osmanli'nin yenilgisi ile sonuçlanir ve Mondros Mütarekesi 'nin imzalanmasiy la Osmanli 'nin sonu baslar.Osmanli'da modernlesme sürecinde etkili olan belli basli olaylarin kronolojisi 1774- Küçük Kaynarca Antlasmasi (Ilk müslüman topragi Kirim'in kaybedilmesi) III. Selim Dönemi (1789-1807) 1789- Fransiz Devrimi 1792- Yas Antlasmasi (Kirim'in kaybinin kesinlik kazanmasi) 1798- Napoleon Bonapai"te'in Misir'i isgali 1802- Amiens Barisi (Fransa ile baris) II. Mahmut Dönemi (1808-1839) 1808- Sened-i Ittifak 1804- Sirp Ayaklanmasi (1829 Edirne Antlasmasi ile özerklik, 1878 Ayestefenos ya da Yesilköy Antlasmasi ve Berlin Konferansi ile tam bagimsizlik kazanirlar.) 1821- Yunan Ayaklanmasi (1829 Edirne Antlasmasi ile tam bagimsizlik kazanirlar.) 1826- Yeniçeri Ocaginin kaldirilmasi (Vaka-i Hayriye) 1827-1840: Kavalali Mehmet Ali olayi 1833: Hünldr Iskelesi Antlasmasi (Kavalali olayindaki destekleri için Rusya'ya verilen tavizleri içeren ve Bogazlar sorununu baslatan antlasma) 1838: Baltalimani Ticaret Antlasmasi (Tanzimat döneminde bir dizi yeni antlasma ile sürecek zincirin ilk halkasi; kapitülasyonlar bu antlasma ile ciddi bir boyuta ulasir.) Tanzimat DönemI (1839-1876) 1839- Tanzimat Fermani (tahtta Abdülmecit var) 1853- 1856- Kirim Savasi (Ilk dis borç alimi) 1856- Islahat Fermani 1856- Osmanli' da kurulan ilk banlca, Osmanli Bankasi 1873- Büyük kitlik ve 1873-1876: Dünya'da ekonomik kriz ve Osmanli ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri II. Abdülhamit (1876-1908) 1876- 1. Mesrutiyet, ilk Osmanli parlamentosu ve Osmanli' daki ilk anayasa Kanun-u Esasi 1876-77- Osmanli-Rus Savasi ('93 Harbi adiyla da anilir ve 1. Mesrutiyet bu savas bahaneedilerek kaldirilir.) 1878- Ayestefenos ya da Yesilköy Antlasmasi ve Berlin Konferansi (Savas sonucu imzalanan bu antlasma ve konferans la Sirbistan ve Karadag bagimsizlik kazanir). 1876- Osmanli hazinesinin iflasi 1881- Muharrem Kararnamesi ile Düyun-u Umumiye'nin kurulmasi 1882- Ingiltere'nin Misir'i isgal etmesi (yeni açilan Süveys Kanali sonucu Misir'in önem kazaninasi nedeniyle) 1894-1896- Cemaatler, özellikle de Ermeniler ve Kürtler arasinda çatismalar 1880'lerin sonu- Almanya tarafindan finanse edilen Bagdat Demiryoluprojesi II. Mesrutiyet Yillari (1908-1918) 1908- Makedonya olaylari sonrasi II. Mesrutiyet'in ilani (tahttaki padisah II. Abdülhamit) 1908- 31 Mart isyani ve isyanin Hareket ordusu tarafindan bastirilmasi ve Abdülhamit'in tahttan indirilisi 1912- Italya ile Trablusgarp(Libya) savasi ve Usi Antlasmasi (l922'ye dek sürecek sÜrekli savas döneminin baslangici) 1912-1913- Balkan Savaslari (Türk milliyetçiligi açisindan bir dönüm noktasi) 1913- Bab-i Ali Baskini (sertlik yanlilarinin iktidari ele geçirdigi hükÜmet baskini) 1914- Tesvik-i Sanayi Kanun 1914-1918- I. Dünya Savasi 1918- Mondros MütarekesiFIKIR AKIMLARI • i876 yilinda ilan edilen 1. Mesrutiyet'ten itibaren Osmanli' da bir dizi fikir akimi dogdu. Özellikle 1908 yilindaki II. Mesrutiyet' in ardindan Osmanli Devleti 'nin entelektüel ortaminda büyük bir patlama yasandi. Bunda II. Abdülhamit devrinde uygulanan sansürün kalkmasi da etkili oldu. Denilebilir ki ülke entelektüelleri 30 yili bulan bir istibdat (baski) döneminin ardindan tüm bu yillar boyunca içlerinde tuttuklari tüm birikimi bir anda ifade etmeye baslamislardi. Bu durumun en açik kanitlarindan birisi II. Abdülhamit saltanati boyunca bir düzineyi geçmeyen dergi sayisinin II. Mesrutiyet somasi otuz kat artmasidir . • Osmanli Devleti'nde modernlesme ve batililasma egiliminin güç kazandigi dönem, yani i9. yüzyil, daha canli bir entelektüel tartisma ortamini ve Bati' dakine benzer aydin tipini de beraberinde getirmistir. Imparatorluktaki ve yasam biçimindeki köklü degisimlerden etkilenen ve bu degisimleri kendi düsünceleri dogrultusunda etkilemek isteyen aydinlar kendi aralarinda fikir ayriliklarina düsmüsler ve canli tartismalara girmislerdir. Ancak devlete ve topluma canlilik katmayi hedefleyen bu aydinlari, aralarindaki fikir ayriliklarina ragmen birlestiren temel kaygilar ve sorunlar aynidir: i. Bu dönem aydinlarinin tamaminin temel sorunu Osmanli Devleti 'ni bulundugu kötü durumdan kurtarmakti. Dolayisiyla bu aydinlarin tamami devlet merkezli düsünen ve devleti degisimin tek mesru araci olarale gören kisilerdi (oysa örnegin Avrupa entelektüel tarihinde dal1a toplum merkezli bir aydin tipolojisi hakimdir). Yine çogunlugu toplumun üst düzeylerinden geliyordu. 2. Öte yandan tamaminin çözümlerinde Batici bir yaklasima sahip olduklarini söyleyebiliriz. Dolayisiyla Bati'nin çesitli alanlardaki üstünlügünün onaylanmasi ve bir modelolarak alinmasi gerektigi fikri bu akimlarin savunucularini birlestiren bir diger ortakliktir. Dolayisiyla tüm bu aydinlar aslinda ayni sorunu çözmek için farkli öneriler getiren kisiler olarak görülebilir. Bu anlamda ayrildiklari noktalar getirdikleri bu farkli çözümlerde gözlemlenebilir ve söyle özetlenebilir:1. Bu akimlar arasindaki asil ayinm noktasi su soruya verdikleri farkli yanitlarda gizlidir: Osmanli devleti hangi baglilik esasina dayanmalidir? Vatandaslik ilkesine mi, dinsel kimlige mi, ulusal birlige mi? 2. Bu akimlarin ayrildigi bir diger nokta Bati'dan neyin, ne kadar ve nasil alinacagi; yani Baticiligin ekseni, dozaji ve yöntemidir. Dolayisiyla Baticilik tamamina yayilmissa da bu üç akim savunduklari Baticiligin türüyle ayrisirlar. • Osmanli Devleti'nde modernlesme ve batililasma egiliminin güç kazandigi dönemde üç temel ideolojik akim etkili olmustur. Birçok yazar bu akimlara baticiligi da ekler. Ancak baticilik ayri bir akim olmaktan çok, yukarida da degindigimiz gibi tüm bu akimlari birlestiren ortak bir tema ve taiiisma konusu olarak degerlendirilmelidir. Baticiligin etkisi, çesitli düzeylerde bu üç akimin tamaininda gözlemlenebilir, bu nedenle ayri bir akim olarak ele alinmayacaktir. Ancak elbette Abdullah Cevdet gibi asiri baticilari ya da Batili degerlere toptan karsi çikan bazi islamci çevreleri bu durumun disinda tutmaliyiz; fakat bunlarin çok istisnai örnekler oldugu da not edilmelidir. Ayrica sunu da belirtmeliyiz ki dönemin birçok entelektüeli için net olarak su ya da bu akimi savunmustur demek kolay degildir. Somut eserlere ve yazarlarina baktigimizda akimlar arasindaki ayirimin o kadar da keskin olmadigi görülür. O dönemde yasamis çogu entelektüelin düsünceleri, içlerinden biri agir bassa da her üç akimin sentezidir. Örnegin çogu jön türk Türk milli kimligini savunan, bir devlet olarak Osmanli 'ya bagli, batili degerlere yakin, ancak özel yasaminda dindar birer müslüman olan kisilerdi. Bu akimlarin tamami 19. yüzyil boyunca gündemde kalmistir. Ancak kimi dönemlerde kimi akimlar daha fazla güç kazanmistir. Bu akimlari, en güçlü olduklari tarihsel döneme göre kronolojik olarak söyle siralayabiliriz : 1. Islamcilik: Bu akimin en parlak oldugu dönem, ayni zamanda resmi devlet ideolojisi kimligi kazandigi II. Abdülhamit dönemidir. II. AbdülhamIt, gayr-i müslüm tüccarlarinin zenginlesmesi karsisinda tepki duyan genis müslüman halk kesimlerinin destegini alan ve bu destegi güçlendirmek için islamci fikirleri benimseyen bir padisahtir. Islami fikirler daha sonra, i 9 14- 19 16 yillarinda, 1. Dünya Savasi sirasinda Arap unsurlarin bagliligini kazanmal<: için Ittihat Terakki tarafindan da savunulmustur. Ancak 2bu gerçek bir benimserne degildir; daha çok siyasi çikarlar gerektirdiginde gündeme getirilmistir. Zaten bu tutumun pek yarari da olmamis; Arap milletler Ingilizlerin destegiy le Osmanli 'ya karsi ayaklanmislardir (Arabistanh Lawrence adiy la bilinen ünlü Ingiliz subay ve casusunun Arabistan' daki faaliyetleri bu döneme rastlar). Islamcilik çerçevesinde savunulan temel fikir imparatorlugun kurtulusu için islami degerlere dömnek gerektigi ve imparatorlugu olusturan müslüman halklarin birligidir. Ancak islamcilarin tamami Bati 'ya tamamen karsit bir tutum izlememistir; bazilari daha radikalolsa da çogu ilimli bir çizgi benimsemistir. Radikal islamcilar Volkan; ihrnh bir çizgi benimseyenlerse Sirat-i Müstakim dergisi etrafinda toplanmistir. Istiklal Marsi 'nin yazari Mehmet Akif Ersoy da bu ikinci grup içinde yer almis; sonradan milliyetçilere yaklasmissa da islami fikirlerinin etkisini daima tasimistir. 2. Osmanlieilik: Tanzimat Fermam'nin sekillemnesi üzerinde ve Tanzimat Dönemi'nde (1839-1876) etkili olmustur. Ayric~ Türkler tarafindan. 1908-1913 yillari arasinda savunulmustur. Ittihat ve Terakki, Osmanli tarihinin ilk sivil politik örgütü olan Genç Osmanlilar ve Jön Türk gelenegine dayamr. Bu gelenegin temel siyasi hedefi bir despot olarak nite1edikleri II. Abdülhamit'i devirerek ülkede mesruti bir rejimi kurmakti. II. Mesrutiyet' le bu hedefi basaran Jön Türkler, 1908-1913 arasi kendi içinde bölümnelere ugramis ve bunlar arasindaki çekismelerin ardindan 1913 yilinda sertlik yanlisi Ittihat Terakki Firkasi (Birlesme ve !lerleme Paiiisi) tek basina iktidara gelerek 1. Dünya Savasi'nin sonuna dek, yani 1913-1918 yillai'i arasinda ülkeyi yönetmistir. Bu akim da mesruti devrimin ilk yillarindaki iktidar çekismesi döneminde, 1908-i 9i 3 yillari arasinda devletin resmi ideolojisi olmustur. (1913 sonrasi Ittihat Terakki döneminde ~ devlet yönetiminde etkili olan akim ise birazdan deginecegimiz pan türkizmdir.) Akimin savundugu temel düsünce tüm Osmanli tebaasini inanç ve din farki gözetmeyen, anayasaya baglilik esasina dayanan evrensel bir vatandaslik ilkesi etrafinda birlestirmektir. Yani akim, tebaa arasindaki tüm dinsel ve etnik farklari asan bir "Osmanli Ulusu" yaratmayi hedeflemektedir. Ancak Osmanli vatandasligi fikrini uygulamak olanaksizdi; çünkü tanzimati ya da mesrutiyetin ilk yillarinda bir degisim/devrim sarhosluguyla fark edilmemisse de Rum, Bulgar ve Ermeni tebaanin aslinda, onlar için çizilmis vatandaslik kimligini kabuletmedikleri ve halen kendi ulusal özerkliklerini hedefledikleri ortaya çikti. Dolayisiyla Osmanli vatandasligi fikrinin temel zayifligi milliyetçiligin tüm imparatorlugu etkisi altina aldigini kavrayamamasi, yani fikir ve mevcut siyasi gerçekligin uyumsuzlugudur. Ayrica hatirlatmak gerekir ki Jön Türkler aslinda, ideolojik birlik içinde olmayan, sadece ortak bir siyasi hedef (II. Abdülhamit'i devirerek mesrutiyeti kurmak) etrafinda bir araya gelen bireylerden olusan ve düsüncelerinden çok eylemciligi agir basan bir örgüttü. Dolayisiyla Jön Türk'leri olusturan tüm gruplar ayni hedefleri paylassalar da ayni inançlari paylasmiyarlardi. Belki paylastiklan yegane sey belli tutumlardi: genel bir milliyetçilik; pozitivizme, nesnel bilimlere, ilerleme fikrine ve egitimin dönüstürücü gücüne safliga varan bir inanç ve elbette yine, merkezi devleti degisimin tek ve en önemli araci olarak görme. Bu anlainda Osmanlicilik da örgüt tarafindan resmi olarak desteklenmisse de gerçekte tüm üyeleri tarafindan, özellikle kati kanada mensup Ittihatçilar tarafindan samirniyetle benimsenmiyardu. Akimin örgüt içindeki tek inançli savunucusu merkezi devlete karsi bireyin özgürlüklerini; bireyin devlet ve topluma degil, devlet ve toplumun bireye hizmet etmesi gerektigini savunan, daha liberal egilimli Prens Sabahattin ve arkadaslariydi (tuhaftir ki Prens Sabahattin, Jön Türkler içinde haklarinin kisitlanmasi için savastigi Osmaiili ailesinin soyundan gelmektedir ve adinin basindaki "Prens" unvani bundan kaynaklaiunaktadir). Ancak örgüt içinde iktidan kaptiran bu grup, dinsel ya da etnik toplumsal kimlikleri asaii bireysel bir vatandaslik fikrini, yani Osmanli vatandasligini inanmaya deger bir ülkü olarak benimsiyardu. Oysa Jön Türklerin geri kalani, özellikle Ittihat Terakki mensuplari için Osmanlicilik bu dönemde salt bir zorunluluktan dolayi benimsenmisti. Osmanlicilik disinda bir akimi benimsemek tek basina iktidari hedefleyen bu grup için Osmanli topraklarinin üçte ikisinden vazgeçmek demekti. Zira Türkçü ya da Islamci akim resmi ideoloji olarak savunuldugunda bu, imparatorlugun Türk ya da Müslüman olmayan tebaasindan ve onlarin yasadigi topraklardaii vazgeçmek anlamina gelecekti. Zaten bir süre sonra Osmanlicilik, imparatorlugun Türk olmayan unsurlarini, vatandaslik görüntüsü altinda türklestinneyi hedefleyen politikalarin zemini olarak kullanildi ve Türk olmayaii Osmanli vatandaslarinin gözünde inandiriciligini tamamen yitirdi. Sonuçta Balkan Savaslari 'nin {' '" ' ~V~\"'k' .. rt T" k "l"kEkr' "k d DIl 191'" i u et iS111i a iran ur çu u i i tamamen guç azan i. o ayisiy a .:i ten itibaren, i 9. Yüzyil sonrasinda da etkili olmaya devam eden diger iki akimin tersine, bu akim tamamen terk edildi ve tarihten silindi. 4Akimin önemli öncülerinden birisi Tanzimat Dönemi yazari Namik Kemal'dir. Birçoklari Namik Kemal'i Türk miIIiyetçisi zannederler. Oysa Namik Kemal yazilarinda milletin degil, vatanin kutsalligindan söz eden bir sairdir. Osmanli devletinin savunulmasi anlan1inda vatanseverdir; ancak milliyetçi degildir. Fakat elbette siirlerinde ve oyunlarinda kullandigi terimlerin ve savundugu fikirlerin sonraki Türk miIIiyetçiIeri üzerinde önemli bir etkisi olmustur. 3. Pantürkizm: Türk miIIiyetçiIigi Osmanliciliktan daha geç, basta kültürel bir hareket olarak ortaya çikmistir. Ancak Jön Türklerin içindeki kati kanadi olusturan Ittihat Terakki Partisi 'nin iktidarini kapsayan 1. Dünya Savasi yillarinda, i913-1918 arasi devlet ideolojisi niteligi kazanmistir. Pantürkist egilimler de Osmanlicilik gibi ilk önce Tanzimat Dönemi'nde, tarih çalismalari seklinde açiga çikmistir; ancak Osmanliciligin aksine bu dönemde devlet politikasini yönlendirmemistir. Etkisi sadece kültürelolmus, Türk tarihine yönelik ilgi artmis ve o zamana dek modern yöntemlerle kaleme alinmayan bu tarihi, milliyetçi ve modern bir metotla ele almak yönünde ilk adimlar atilmistir. Balkan Savaslari 'ndan sonra ise siyasi bir nitelik kazanmistir. i 913' de nihayet bulan Balkan Savaslari sonunda birçok jöntürkün dogdugu ve yüzyillardir imparatorlugun merkezinde yer alan, onun ayrilmaz bir parçasi sayilan topraklar yitirilmis ve bu sarsici durum o dönem aydinlari üzerinde büyük bir etki yaratmis, Türk milliyetçiliginin artik tek kurtulus yolu olarak görülmesine yol açmistir. Yalniz bu dönemdeki pantürkist hareketi, Türkiye Cumhuriyeti tarafindan benimsenen milliyetçilik anlayisiyla karistirmamak gerekir. Pantürkizm, bir bütün olarak Türk milliyetçiligi fikrinin temellerini atmak anlaminda önemli olmussa da, yine de henüz dagilmamis bir imparatorluk ortaminda gelistirilmisti ve asil amaci imparatorlugu, onu olusturan tüm Türki halklari (yani Anadolu'daki ve Rusya sinirlari içinde, Kafkaslar'da vs. yasayan Türkleri) birlestirerek büyük bir Türk devleti kurmakti. Dolayisiyla pantürkizm Türk milliyetçiliginin farkli bir türüdür ve ilk örnegidir. Oysa Türkiye Cumhuriyeti, sadece Anadolu'yu kapsayan ve en az etnik köken kadar ülkü birligine dayali bir milliyetçilik anlayisini benimsedi. Bu alGm önceleri, Kafkas kökenli olup sonradan Osmanli'ya yerlesmis bir grup aydin tarafindan savunuldu. Bu insanlar, Rusya egemenligi altinda yasayan ve bu imparatorluktan, Osmanli'nin gayr-i müslüm tebalarinin taleplerine benzer bir sekilde 5bagimsizlik isteyen müslüman halklardan geliyordu. Rusya'nin oldukça modernlesmis egitim sisteminin sundugu imkanlar sayesinde güçlü bir bilgi birikimine sahip olan bu aydinlari döneminin ve mensup olduklari grubun sorunlari üzerine kafa yoran ciddi düsünürler olarak ele almak mümkündür. Bunlar arasinda en önemlileri Azeri kökenli Ahmet Agaoglu ve Tatar Yusuf Akçura'ydi. Özellikle Akçura, Türkçülügün manifestosu sayilabilecek ve o dönem fikir akimlarini, yani islamcilik, türkçülük ve osmanlicilik akimlarini karsilastirarak, türkçülügün neden digerlerine üstün oldugunu kanitlayan "Üç Tarz-i Siyaset" adli makalesi ile ün kazandi. Bu hareket 1911 'de, bir kültürel kürsü niteligi kazanan Türk Ocaklari'nda, bu kurumun yayini olan Türk Yurdu adli dergide, yine ayni yil yayina baslayarak Türk dilinin sadelestirilmesine yönelik ilk adimlarin atildigi Genç Kalemler dergisinde ve daha sonralari Halka Dogru adli örgüt etrafinda toparlandi. Ancak bu hareketin en önemli temsilcisi Ziya Gökalp'tir. Denebilir ki Gökalp, bu dönemin tüm entelektüellerini en fazla mesgul etmis soruna, Batililasma ve iki kültür arasinda kalmanin zorluklari meselesine, Türk milliyetçiligi içinden en ikna edici çözümü gelistirmis düsünürdür. Gökalp'in "Türklesrnek, Islamiasmak, Muasirlasmak" adli ünlü makalesinde ve Türkçülügün Esaslari adli basyapitinda dile getirdigi çözüm hars (kültür) ve medeniyet (uygarlik) arasinda yaptigi ayinma dayanir. Böylece Gökalp Bati'dan teknigi alirken kültürümüzü korumamiz gerektigini savunur. Ayrica baska bir medeniyete dahilolmanin getirdigi kimlik bunalimina, millet olarak bizim, Bati medeniyetinin sallip oldugu temel degerlere, zaten ezelden beridir sal1ip oldugumuzu iddia ederek çözüm getirir. Bir bakima "Biz nasil hem milli kimligimizi koruyup hem de milli kimligimizin disindaki Bati medeniyetine dallil olacagiz?"sorusunda dile gelen çeliskiyi, "Biz zaten batiliydik ve kendi öz degerlerimiz Batininkilerden farkli degil, hatta onlara üstündür." diyerek çözer (Gökalp'in bu formülü daha sonraki dönemde hakim olan, fakat pantürkist özellikler göstermeyen Türk milliyetçiligi üzerinde de etkili olmustur). Gökalp ayni zamanda, Fransiz sosyolog Durkheim'in etkisiyle bireyin toplumdan degil, toplumun ve devletin bireyden dal1a üstün oldugunu; devletin ve toplumun bireye degil, bireyin devlete ve topluma hizmet etmesi gerektigini savunur ve bu görüsleriy le dönemin liberal düsünürlerinden ayrilir. 6Yukarida da degindigimiz gibi pantürkizm, bir siyasi öneri olarak, 1. Dünya Savasi yillarindaki Ittihat Terakki Partisi politikalarina da yön vermistir. Bu akimin siyasi alandaki en inançli savunucularindan Enver Pasa bu düsü gerçekten hayata geçirmeyi denemis, ancak deneyi (I. Dünya Savasi yillarinda Dogu cephesinde gerçeklesen Sarikamis harekati) bir felaketle sonuçlanmistir. • Imparatorluk üzerinde 1. Mesrutiyet yillarindan itibaren etkili olan bu fikir akimlarina ek olarak, II. Mesrutiyet yillarindan itibaren feminizmin erken evrelerini temsil eden bir hareketin de sahneye çiktigini ve erkekler savasta oldugu için kadinlarin çogunun, imparatorluk tarihinde ilk kez ev disinda çalismaya basladigi I. Dünya Savasi yillarinda ivme kazandigini belirtmeliyiz. Bu dönemde birçok kadin örgütü kurulmus ve kadinlara yönelik birçok dergi ve yayin basilmistir. Kaynak: Eric Jan Zürcher, "Modernlesen Türkiye'nin Tarihi", Iletisim Yay. 7çarptirildilar. Meclisler yeniden toplandi ve o gunufi KU:;;UIICl.II lylllUÇ; "''"'y'U ! gibi S' ö ... rünen II.Abdülhamit'i tahtta~ indirdi. Yerine V.Mehmet Resat geçi- ..... / rildi.· \ /' \ Unutma alim: Devlet sona erinceye .dar anayasayi degi irme yetkisi / padisahi~dir. 31 Mart olayini bastira~eni padisahi ta la çikaran itti- .. hatçilar, o~ anayasada degisiklikle yap~as' için ön ilerde buiundU-I lar. Zaten h~r\ise kayitsiz kalan y Ii yeni S'wltan bu i tenilenleri yerine getirdi. Anayas~da gerçekten ~1lf1lu degisiklikrer ya ildl. Herseyden ön- ce siyasal örgLitlenme ve top~~tl haklari yurtt ra tanindI. Böylece Türk demokrasi tarihinde ger. ek anlamiyla siy i partilerin kurulma§i dönemi de açilmi~ oldu. A ica, Meclis-i Me sa~n yetkileri artir. di; hükümetin Meclis'e arsi orumlulugu kab edildi. ~disahin ya ama \; yetkisi daraltildl. Yar venizligi yaratan üküm (11~~dde)aldiril- \ di. Daha baska degis' ikler yaninda en 6nemlileri bunl~dir. rtik Os- \ manli toplumu dem ra~' yolunda ileri, yebilirdi. / \ Ama bu sadece ku,{msai b dilekti. yil yeraltinda, gii;i ve a~ disi ya- \ pilan özgürlük mjcadelesi, a Iind 'özgürlük" ve "demokr si" k ramla- \ rinin düsünse.. ife ,hUkUksal~ ai Igelistirilmesi YOiun.da içbir katk etir- \ memisti. Tersine, bu yolda yapi' n mücadele zorbalik v gizlilik yolun bir \ siyasal yönte'm haline getir . ti.. vet, ittihatçilar ülk ye özgürlük ge . - \ mlslerdi a~ bu özgürlügü lara ~rçiuYdu halk, Ö (e ise artik parti hali ne gelen )ftihat ve Terakk' iyasal ikt1'darasahip ol aliydi. Bu parti içinde \ askerle0n veibaska me, urlarin da b lunmasi, m bir karmasa yarati­ yordu /ittihatçilara k rsi kurulan pa 'Ier d güçleniyordu. Halbuki 1's7Skie parlament9 dagtilmayip, kisitli olsa bir düsünce özgürlügü içlri.6 girilseydi, TüpK demokrasi kültürü ag da olsa gelisecek, asagida a9l~acagimiz o)4msuz hareketler görülyn8 ecekti. Yasal bir özgürlük ptiücauelesi, yeyaltinda bir yasa disi örgOOenm ve bunun dogurdugu kö- /tü aiis'knllklo/a yol açmayacakti. istejlbütün üs ..n yöneticilik nitelikleri­ / ne ragr?re~1 '.Abdülhamit bu sonuçlati kestireme istir. i . SUbiJ'Y"gmmilk dÖ mlerinde ittihat ve Te'kkl Dernegine mpatl besleyen Mustafa JIne, ,"- " demokrasiye tepeden inmeci ,~ " YÖJl[emlerle geçmis olan iltalva, '~';..' i Almanya) veya mutlakivet rejiminden devrimci bir ! MiLLETLER CEMiYETi Kurulusun hazirlayicisi olan ABD Baskani Wilson, tanimini su sekilde dile getirmisti: "Karsilikli olarak siyasi bagimsizlik ve ulusa! bütünlük garantilerine saygili anlasmalarin araciligiyla genel bir milletler toplulugunun kurulusu". Milletler Cemiyeti,1920'deki kurulusundan sonra Versailles Antlasmasi'na onay vermeyen ABD Senatosu'nun reddiyle sarsildi. Cenevre'de kurulu bulunan Milletler Cemiyeti, dört sabit üyeden olusan (Fransa, iktidara geçi.? yapmis (Rusya) olan Ülkelerde, ku­ rumlar halihazirdaki deg'isimlerin sakuna daya­ namivarlardi. Dogu ve Orta Avrupa'da yeni ülkeler i 91 si ve 1920 yillarinda gerçekle,?en baris anlas­ malari, Orta ve Dogu Avrupa topraklarinda yeni sinirlarin çizilmesini zorunlu kiliyordu. Üç bÜyÜk imparawrlugun (Avusturya-Macaristan, Alman­ ya, Rusya) bir parçasi abn ve tarihleriyle, kÜltÜr­ leriyle, dJJleri ve dinleriyle birbirlerinden ayrilan Slav halklari, cumhurivetçi kurumlarla donanmis bkat parlamenterdemokrasinin zayif kaldigi farkli Ülkelerde bir araya geldiler. 17Sl5 yilindaki ÜçÜncÜ Paylasim'dan sonra ortadan kalkan Po- Büyük Britanya, italya, Japonya) Konsey'in karar yetkisini sinirlamak gibi bir hataya düstü. Yine cemiyet, maglup devletlerin (Almanya 1926 yilinda üye oldu) kurulusa alinmasini erteledi ve Rusya'nin çevresinde bir güvenlik hatti olusturdu. Sonuçta, amaçlarina uygun özel askeri kuvvetten yoksun olan kurulu~, etkili ve verimli kararlar almaktan uzak bir gözlemci topluluk haline dönüstü. 1946' da, Milletler Cemiyeti, yerini Birlesmis Milletler'e birakacakt!.Gerrit Thomas Rietveld. kirmizi- mavi koltuk, /9/7. Islevsel bölUmleri çok basit geometrik elemanlardan olusan Rierveid'in ünlü koltugu, ono renklenn ve siyohin birlesmesiyle özellik kazanmis, i 919'do Rierveld, resimde ve mimaride "neoplostisizm"i göklere çikaran Hollondoh De Stijl grubuno kotildl. A/bert Einstein. /9 i 6 'do~,ber[ ::':ns[efn, "uzay zomonw süreki:!!,," kavramini kul/anarak sene! zat/yer teonslnl ge','s tiTd!: Jundon böyle uZO\' 'ie ZC,"1on kesin ve bogimsiz ,kavrcinar degillerdi, Sovas sonmsindc Du teOri, içinde geleneksel .,..J ~ '., . k".' " \ ise hepten bas~entteki siyasE1.~yur]ynun esas_~i~ncu~ar.i olinalarinal<.arsin, asil siyasal mücadele An~lolu'çL'Lc_r;Eeyal1 etti. Bunun zemini ülkeyi terketmelerinden önce savas za­ maniillt~."!C lider takiininc~ hazirlanm~~ bulunuyordu. Li---.:=:J Tc::r+_ eler takim planlarini Anaelo]i{~ ulusal bir direnisJiareketi- nin olusturulmasma dayandmnis; bu planlar ITe liderleri dahil herkesin Ingiliz ve Fransiz donaninalannin Mart 191S'te_~~l(ale Bogazi'i:~yarma~~~~~~~.li::..d~g~~i~~~~_~:~ nrlanmisti. Eger buolsaydi, Osmanli hükümeti Istan- ~--.- bul'elan ayrilip Konya'ya gidecekti. , 1918'de çesitli liderler_ ro.L.anli Dasoakaniarinoan olup da simdi yeni kabinede bakanlik yapan .i.nme! lzzet ve Salih Pasaiar TBMM Hükümeti ile görüsmek istediklenni Dilrliroiler. Mustafa Kemai Pasa böyie bir kurulun kendisiyie görüsmesine razi oiüu. Dal1a isgai edilmemis olari Bilecik'te, istasyon binasinda. 5 ara­ lik 1;;ZQ'(je ünlü "Bilecik Gön::ismesr yapildi. Görüsmeler sonunda iki ya­ iin ~';aaniasmaiari için en kuçük bir umut pinltisinin bulunmadigi anla­ $1101. loPlantl sonuçsuz kaldi. Mustafa Kemal Pasa. Kurul uyetenni. ken­ di h'adeleri disinda Ankara'ya geordi. Belli ki, saygi duydugu bu degerli Devlet adamlarina Ankara davasini yennde anlatmak ve onlardan yarar­ lanmak istiyordu. Ama pasalar bu "olup bittiye" razi gelmediler ve kendi hük,jmetlerine Dagli Olduklarini söylediler. Bunun üzerine onlarin istan­ bul'a donrnelerine izin veriidi. 3J/e::ik 90rusmeslni a) Aniö,c:.ma Dev/er/en aÇiSiridan: :J) Osmanii Hukumeri DakimmeJan ve c: TBMM Hükumeri 'mn görjs açisinaan degerlendinriiz. ingilizler. TBMM Hükümeoni ionayabilmek için bazi yeni hazir1lidar içine de girjiler. i920 Yilinin sonlarinda, Bati Cephesi'nde Çerkes Etriem ayaklanma hazirliklari içindeydi. Bu durumdan yararlanmalari için ingi­ I.iler Yunanlilari k!skimitar. Yeni bir Yunan saldirisi, Çerkes Ethem'in aY3klanmasiyla Dirlesirse, TBMM'nin isini Çök zortastirabiiirdi. B6ylece, O"mat Feri','in çekiimesi lstanoul'Oakl güçlenn henüz bir gerçek degisik­ liK içine girdiklerini gôstermiyorClu. Diger yandan askeri etkinlik artik Bati Ceonesi ne kaymaya oaslamisti. Zira Gümrü Barisi ile Dogu Cephesi kaoar:mis!!. Simdl.Batl Cepnesinde gelisecek büyük olaylari görmeden Once. diger cepneierde, 1921 yili ol1aJarina kadar göze çarpan gelisme­ ieri gozaen geçirecegii. Sonra da Bati Cephesi'ne egilecegiz . .i91 - <~~ ·.;·1· "",,' .~ .. ' . ...•.-----~----------------------------------- S.t..KARYA SAVASiNA KADAR BATI CEPHESI DiSiNDAKI CEPHELERDE DURUM Güney Cepheleri Fransizlarla çarpismalar Guneyoe. Firat Irmagi'nin oogusunoa kalan lXligeye Ingilizler yerles­ mis:i Oralarca Monaros Ateskes Aniasmasindan sonra aSKeri etlQi· "7 evi,. cas.a Dt.! o.iiumu Ile. karsi t3!afin oyununu Ca bozmus otöu. L.:: :..::-;ia:ltiaa Dir Oa11a niç KonUsmaCi. _.0''''10raK:inleransinoa inglltiler OOStlarini son kez bir araca ti.:tabijdiler. ".:iiera;isa sunOuio(larl emen, Sevr Barisi'nin ufak bazi OeglSlkJiklennl i,;~rel" Di' metinoi Bunun TBMM temsilcilerince kabul ediimesi imi"3!"1$:Z::1i Buncan ODiayi konierans birji\'aç giin sonra cagildi. Konte­ :an';. DiUriCe Disisieri BaKani Bekir Sami Bey, IngiJiz. Frai-.siz ye italyan telT'.sncllerl ile karsiliKlilil( esasina oayanmayan baii arna$fTlalar ~. löQi ise ce TBMM esitiige oayanmaaigi iç:n bu arita.smaiari redOe~. LZlS<3r1S1211glna ragmen. lonora Konferansi onemli bir siyasal asama."i O',.IS:Jr" .. N:i: Zira Aniasma DevielJen Sevr Barisi'nin baZi hükümlennin <,:i •• l2"':'S:-:id IUYrUK davranmis, güçlü Olougundan simamiisti. Emem, kendi düsüncelenni uygulayabilmek için bir aralik Mustata KemaL Pasayi biie tutuklamaya kalkti. Ama bu isi basaramadi. Çareyi tekrar ceoneye oonmekte buldu. ilkÖnce kendISi gibi inatçi bir eski Kuvayi Milli· YE'(;: olan Demirei Mehmet Ete'yi kiskirtarak onu ayak13.nmaya sürükledi. Bi..: =te üzenne birlikler gönderilince. Bati Cephesi'nin esas meri;:Jnur: kurulmasmaan sonra cepneierdeki gelismelen ~ en son Ba:: :e:;riesmoeKI ourumu anlarrp ;;oeleyrnlZ. tnonü'ae kazaniian Dinr.::, za rerrr: onemi U,zerinoe ·Çerkes Ernem 'I ae goz onüne alarak ·194 - c-' , , .~. 7 ,? _. '.' ~:,-'~., ~ .. "'~~ .. -.d ..~ t -, ,- r iYunanlilarm Yeni Saldirisi ve Kütahya-Eskisehir Savaslan Ikinci inönü Savasi sonunda istedikleri sonucu elde edemeyen Yunanli­ la:, Turklenn A.sJihar.lar ve Dumpinar'da ginstiklen izleme hareketiennoe saldiri gücüne henüz sahip olmadiklarini anlamislardi. Bir an önce ve Gstün Kuwetlene genis çapli bir saldiri düzenlentrse. çok önemli basari­ lar saglayatiihnerdi. Türklen saldiri gücünden kesinlikle yoKsun kilmak, arjincan savunma islevini de yenne getiremez bir dUl1.l1'T\a sokmak Çin, E9~ BOIgesi'nden çikip Iç AnadOlU'ya yayiimak gerekliydi, Böylece Türic Or':Jusu çökerti!ir. TBMM dagilir, Anadolu'nun Batisininda Yunan ege­ menligi tanismasiz biçimde Kurulabilirdi. Bu plani uygulamak için ingilizler de Yunanlilari kiskirtiyordu. Yunan Or­ ousu yenioen askere alinan/arta iyice genisletildi: ingilIZlenn verdigi bol l1'iik1aroa silali, ceonane, araç ve gereçte çok güçlü bir duruma getirildi. S,)nunaa 10 Temmuz i921 'de büyük Yunan saldirisi basladi. Saldiri ceOliesi çok genisti:lnonü'den Atyon'a degin uzaniyordu. Bu çoi<:genis kaosamJi saldiri, son derece üstün ve güçlü birliklerie yapil­ oigi için yeni Kurulan Türk Ordusu gen çekilmek zon.inda kaldl. inönü'de L.:snisteiki savas veren ve asker. l'i\alzeme ve egitim açisindan bÜYÜkek­ si..:len olan Türk Ordusu tiu kadar genis bir alanda savunma savasi yürü- . temeZdl Bu nedenle zorianip büyük yitikler vermektense oyalayici ufak c.aroismalarta guvenli bir strateiik noktaya gen çekilmek en iyi çözÜtndü. TBMM Baskani Mustafa Kemal Pasa'nin -askerlik sanatinin geregi" Q!a. rak verdigi bu geri çekilis kararinin uyguianisi dÜzgün bir biçimde 24 - e:nr:'1L:za kaja~ tamamlandi. Ordumuz bu tarihte. büyük yitikler verme­ aer. SaKarya irmagi'nin dogusuna alind;. Bu sure içince ESkisehir,Kütaf1ya ve Afyon dOlaylarinda önemli çarprs­ r.;aia: aa geçegi içir. Yunan saldirisi "KütahYd-Eskisehir" savaslari adiy­ ie.:::a anilir Bu ça~l$malar Türk Ordusu'nun güvenlik içinde genye çekil- - r;,€S, için yaDilmistir. Sonuçta, Yunanlilar Türkleri kesin sonuçlu büyCik .:1· meycan savasina zOrlayamaOtlar ve dilediklenni gerçeklestinp ordu­ i'ClL:::'; vOKeClemedller. Ama ÇOKbuyük bir hiZla ilerleyen Yunanlilarin 24 ~ emmUZ3 kaaar çok önemli bazi lieOettere enstiklen de bir gerçelctir. Kü-­ t;J'Iya ESkiseriir ve Afyon Yunanlilar tarafindan isgal edilmistir. Yunan Orousu SaKarya irmaginin baiisina kadar ilerlemistir. iç Anadolu'nun KaDisina oayanmistir Yunanlilar. Simdi biraz daha takviye alip son dar­ oeyi vurmak için hazirlanacaklardir. Yunan Saldirisinin Iç Siyasete Yansimasi 192: Yiiinin soniarina oogru aroarCa alinan basarilar Yurtta morali çok vuK seiimisti 5~ :::a5driia", Kisa::a savaoil;( mismiz ? . ' Dcç~ aa ::rmenilere karsi saglanilan raler ve Gümrü Barisi. Güneydo­ ç...: ca ;:;ans:;:iara Karsi Dasarill direnme, ardindan Binnci ve Ikinci InanCi zaferier Du araoa Anlasma aevieOeny1e ilk 'jiplomatik temas/arin basla­ mis, Sovye: Rusya ile Moskova Antiasmasl..Hepsi alti ay çinde sag/an­ riis c)12ganuSt'-Joasarilardi bunlar. Ama bu son Yunan saldirisi Yurtta iv:ce ::;.anianar' umut isigini SQndürecege benziyordu. Yunanlilarin \,;5:"-'; guçlerle SaKarya onlerine gelmefen umut/ari Kinyordu. Simdi yeni D' Y";',3:1 safeirisina kesin olarak Oakiliyordu. Bu da dogru bir bekleyisti. ':..;'Ia":a· ç::i.: Kisa sure içirioe ooytesine büyük alanlari isgal edirce iyice .i97 ...-y)- ;.:.!!!~ siinarmislardi. ingilizler de ayni dUygLI içindeydiler. ingiliz Basbakani 11 ',,~~ gurur1a ·Sevr Barisi'nin artik Yunanlilar çikarina deg:strnlmesi ge~ektigi '-~. biçiminde sazler söylüyordu. Bunun anlami, büti:m Ba~i Anaoolu'nun Yu­ nanldara venlmesiydi: Yunanlilar ise, büyük bir rirrsia haiiiiandiklari son S:'31dirilarl ilc AnKara'ya kadar gelmeyi, TBMM'ni dagitip Tür\< siyasal "arj:~ina son vermeyi düsünüyoriardi, Yunanlilarin bu plani elbene bütün çevrelerce btlrniyordu. TBMM üyejeri, yakiasan DU felaket aOlayisiyla son aerece huzursuz ve hirçin duruma ge:misierdi. TBMM'nin Kayseri'ye nakleditmesi, orounun oagitilip tekrar r'.u"'ayi r..:iltiye esasina dönülmesi gibi akii disi öneriler yapiliyordu Ko­ mu:aniar insatsrzca e!estiriliyordu, Sonunca bas sorumlu bulunau O. Mus:ata Kemal Pasa idi. Yunan saldirisi sirasinca Ordunun basinoa bu­ lu1"H":'iai.\ls Ankara 'cia kalmis. as\ane varsa Lç gun içinoe Orou'ya "enleceKil Yuma­ 1(1 Dutu~ teKrii,",ara:;: ve gereçJerin oe yi.izoe k.1/1(lna eL konUlmustu T elenik eieman:a~lr.iiZin ne~51 Qrounun Duyruguna alinmisti Her aile Dir taKim ç3mas:~ ile Direr çi:-, çorap ve çarik naziriayip Orauya verecekli' BasKo;,iuian in DL: Duyruklar1ni yerine getirmeK üzere ner ilçeoe tiirer "i eKalll-1 Milliye" Komisyonu kurulmustu. Komisyonlarin çaOuk çalisma­ larini s3glamakiçir. oe çesiOi yerlere ·lstikJa! ManKemelerl" g6noenldi ·15[1I.::al ManKemesi" Qeyrmmi pe.k ÇOk kez isitrmis veya Okumussu- n:...'ZQur Bu onemli yargi organinrri nIteligini O/ilyor musunuz? TBMM. 1920 yili sonDanarincla.gerek ayck1anmalarl onterneK. gerek du­ zenli oraunun gelismt?sini saglamak. gereli; ulusaioavaya tunu OlÇlmler­ oe karsi geliO DOzgunculuk yapanlari cezaianeirmak için hemen !<.arar veri;J. Duriiari yerine getireceli; mankemeler kurmustu. Güçler 8ir1lgl i1k.e­ '>lrle ~ore yargi ca Meçjisin yeo.;iien içinde iCi Buna oayan.araK Meclis. OU manKcmeierir, yargiçiarini ve savcilarini milletvekilleri arasinaan S~· misli Isle TBMM Kenoi uye1eri eliyle yargi yetkisini dogrudan oogru"a Kullaniyor:~ Me:iis ir, uslunoe oaska Dir maKam olmaoigincan. onun uyeie1inoen oluser, Du manl'..emelerin verOikien karariar kes/noi ve he­ men yerine getiriiiroi Baskomuian in Du yolla Tekalil-i Millrye Emirierine uymayaniari hemen cezaiareirma yoiuna gitmesini ÇOk009al karsi:amak gerektir Ama oir· Ka~ ye' ;J'sinoa Du m.anio~emelerinerxinhgine gereK kaimamisti Cunku TurK UluSu a:iIK 1919-1920 yillarinda araca bir ya$aoigi duraKiama ve 1r....;')K~ C8nemir.: :;OKgenoe olraKmisll TBMM"nin Itenei temSllcisi Oldu· - 199 .gunu kavramisti: yurdun elden girmekte bulundugunun da farkina var­ misti. Ulus.tam aruamiyla bilinçlenmisti. TBMM'ne artik inaniliyor ve gü­ veniliyordu. Bu nedenle Baskomutan'in istediklennden çok daha fazlasi da seve seve veriimistir, Tarihimizin bu sayfasi tam anlamiyla bir destan­ dir. Ulusun bu özvensi ile Sakarya gensinde bekleyen Ordunun ihtiyaçla­ rini elden geldigi ölçüde gidermek mümkün olmustur. Ulusun bu özverisi Sakarya Savasi 'ndan sonra sürmüstür, Sakarya Savasi Yunanliiar esasli nazirliklaraan sonra 14 Agustos sacani ÇOKguçlendir­ diKleri biriikleriyle ilerlemeye basladilar. Onlari oyalamaya çalisan Türk kuwetlenni önlerine katarak 23 Agustosta Sakarya irmaginin kiyisinda mevzilenenTürk güçleri ile karsi karsiya geldiler. Asil savas o gün basla­ di, Zira Yunanlilar kurduklari mevzilerden hemen Sakarya irmagini as­ maya baslamislardi. çarpismalar Sakarya irmagi ve çevresinden olusan 100 kilometrelik uzun bir cephe üzennde bütün siddeti ile alevlenmisn, Yunanlilar pek çok yerden irmagin dogusuna geçip hizia ilerliyoriardi. Asil çarpismalar ise Sakarya'nin dogusunaa basladi. Esas agirlik merkez! Haymana-Polatli­ Çaicagi ve yöreten idi. Zira Yunanlilar Ankara'ya varmak için en kestirme yoiun Haymana·Poiatll uzennden geçtigini anlamislardi. Var güçlenyle Du merkeze yükleniyortardi. Günlerce süren çarpismalar sirasinda çok agir ve bunalimli anlar yasan­ Oi Yunan Ordusu pek çok kez savunma çizgilerimizi asti. Öyle an1aroldu ki düsman Ankara 'ya elli kilometre yaklasabildL. Ama her asamada Yu­ :-ianlilarin ka~isina yeni Diriikler yetistinidi. Cephenin biçimi ço9u kez de­ gis:: Dani Baskomutan agiriii< merkezini zaman zaman güneye dogru Kavair::i Savunma çizgisi kirildikça. biraz uzak!a yeni bir savunma birimi Kur:::u Bu aa Baskomutan'in Tür1ir çaqsmadan çikan Or­ Cu. saldiri isine derhal girisemezdi. iyi hesaplanil~dan ve haiirlanil­ maaan Du ise ginsilirse. basariii olamamak büyük ~ ihtimaldi..Böy1e bir =-on\Jç ise,binoir zanmet ve aci ile ensiien iyi durumu~, elde edilen olanak­ larin YOk otmasi oemekt!. Bu nedenle 8askomutan,:ve çevresindeki çok oeneyimli askeri kadro bütün açik kapilari kaparnaR, her bakimdan son oere:: ustun bir naziriik yapmak zorunda idiler.·Ama bu çok önemij olanr""""'" B~vJ ,-, .a:i...o;.: i-~'~~ c;; noktayi bazi çevr~re lcabul ettirrnek kolay degildi.Gazi Mustafa Kemal -::::::1 . Pasa 'yi icislsei nede;iJerte çekemeyenler ...eya O'nun siyaseDnl hiÇbir za- " man dOgru bulmamis olanlar TBMM'nde ve disarida olumsuz bir tutum sürdüyorlardi. Gazi Mustata Kemal Pasa TBMM'ni oyalamak1a SUÇLa nd 1­ riliyordu. Askerlik sanatinin gereklenni anlamayan bazi iyi niyetli kisiler de bu çevrelere katiiiyorlardi, Gazi Mustafa Kemal Pasa'nin baskomutanlik süresi 31 Ekim 1921 ve 4 Subat i922 !anNennde iki kez UZatilmisti, Bu süre içinde Baskomutan ve TBMM Hükümeti yogun çatismaiar içindeydiler TBMM, Disisleri Bakani Yusuf Kemal Beyi(Tengirsenk) AVTUpa'ya göndermist! Avruoa'ya gider­ ken istanbul'dan geçen Yusuf Kemal Bey Osmanli Hükümeti'nin bazi üyelen ile gorüsmeler yapmis, sonunda padisa11Vahdettin tarafindan da kaoul edilmisti, TBMM'nin Disisten Bakani Padisaha. temsilcisi otdugu riukümeti tanimasini tavsiye etmisti. Varsayalim ki Padisari O:.; tasVlyey' kabul em, O zaman durum ne OI1.Jr::1u? - Yusuf Kemal Bey, böyie bir tavsiyeyi padisanin kabul et-neyecegini bile­ reK yaDmis ve onu koseye sikisnmiistir, Padisah bu söze uysa idi. her­ sevden önce kendi kiSISel durumu düzeliroi. TBMM'ni taniyinca O güne kacar yaDiikiarl unutulur, sayginligi artirdi. Böyle bir karar belki Osmanli Saltanatini bile kunarabilirdl. Ama Vahdettin bu kadar uzak gön:isiü bir ki­ si cegildi Bir Osmanli Sultanina egemenlik haklarinin kisitlanmasini önermeK bile düsüneiiemezdi, Hiçbir padisari. ulus iradesinin kendi irade­ Si yenne geçebilecegini ~aDul edemezdi. Bu nedenle Vahdettm tavsiyeyi recoedereK kamuoyu onunce sayginligini iyice yinmiistir. BasK:i~utan büyük bir Türk saldirisi karsisinda Anlasma Devletleri'nin ne 9101 Dir tavir takinacaklarini antamak istiyordu, Disisleri Bakanini bu­ nun içm Avn.;odya goncemiisti Yusuf Kemal Bey ôzellikle Londra ve Pa­ riste gorüs:-neierde Dulundu, TBMM'nin tutumu batili devletlere anlati!· Ci Bu olay1ar sirasir>üa, 22 Mal. 1922'de Anlasma Dev1etleri Tür\< ve Yu­ nar Hu"ümetienne atesKes önerdiler, Bu önenye göre, baris saglaninca­ ya kaaar iki taraf aa orousunu gLiçlendirmeyecek. bunun deneomi de An­ lasma Devieoennin iki orauaa Dulunduracagi temsilciler araciligi ile sag­ lanacakti Bu onenyi Yunan Hükümeti'nin de~1 kabul etmesi, TBMM Ordulanni bir saldiri riaiirligindan alikoymak amacinin benimsendigini göstermekte­ dir Gazi Mustata Kemal Pasa dünya kamuoyunda sayginlik yinrmemek için ilke olarak AtesKes onensini kabul ettigini bildirdi, Ama bunun için Yu­ nanlilarin Anaoolu'yu ':lOsaltmalarl gerekti. Ayrica Ordumuida yabanci aenetçiierin bulunmasi da mümkün degildi, Bu cevap karsi tarafa bildiri!­ r:iei( uzere iken 26 Mar: 1922'de Aniasma Dev1etierinin bu kez "Baris ::sasiarini' içeren Dir oneri geldi. AnadoludaKi kUl1uluShareketinin daya­ r,ag [ oian dusunce ve ülküyG kavrayamamis olan Anlasma Devletleri bir ::;2':$ :çin Su kosullari oneriyonardi DogUda, Uluslar Kurumu gozetimin­ oe Dir =r~eni YurOu kuruiacak;Dogu TraKya aa Tekirdag Turklere, Edir­ ne Yunaniiiara birakilacak: izmir Türklere gen verilecek ama oradaki Ru~lar yarenin yöneaminde soz sahibi otacaklar: Türk Ordusunun asker mev::~dw 85 bin kisiye çlkanilabiiecek: kaDltülasyonlar üzennde pazarlik ya::i11aoI1ecel\. B=:/ie :;,' orie':yi nasil degerlendirebllirsmiz? BL:one': Sevr Barisi nin Dtrai degistinlmis ti~çiminden baska birsey degil. c' ~;;la5:'71a Devierle'i iurk naiKi uzerincie -Oar1s basKisi- yapmak ve - 204 -TBMM'ni ·savasçi· tutumundan uzak1astimiak istiyortardi. TBMM Hükü­ meti, gene de "'baris istemeyen tarar dtJf1JtT1Ut'\adüsmemek için her .mn- . eta g6ri!sme!ere haiir Oldugunu. bu konucia örnegin iimifte tKr konterans i~ptanirsa baris iÇIn gereken tartisma!ara girebilecegini bildirdi. Ama bu cevari kabul edilmedi. _t böylece Anlasma. Devletlenmn ayi mu da b0­ zulmus oluyordu ·,922 yilinin ilkbaharina gelinmisti. TBMM saldirinin bir an önce yapil­ masi için Baskomutan üzennde iyice oaski kurmaya baslamisti. Halbuki ki:; mevsimi süresince Ordumuz tam anlami~ iiazirtanabilmis degildi. AnaOolu 'nun bugünkü ulasim otanak1arinin belki yüzde om bile o zaman­ lar yoKru, Bu kosullar altinda Ordu'nun topartanmasi uzun zaman aliyor­ Ou. Ama ounu Gazi Mustafa Kemal Pasa'ya karsi olanlara anlatmak ri-.umi\.l1noegildl. Bu araOa Baskomuian'in üç aylik süresi yine sona er­ miStl 5 Mayista yapilan görüsmeler sonuda TBMM süreyi uzatmaci. Ra­ hatsiziigi neoeniyle o gUn Meclis'e gelemeyen Gazi'nin toplanticia bulun­ mcimasinoan yaraiianan muhalifler, bu isteklenni Mecils'e kabULemrebil­ mislerdl. Meclis 'in L'c: katan ne gibi sonuçlara yol açabihrdi? Simdi bu Kararin olumsuz yanlarini iroeleyehm: Ordunuri var gücii ile ve büyi.ik Dir giililik içinde saldiri haZir1lgl yaptigi sirada baSSIZ Icalmasi sa­ \/<.l:;; içinoecuiunan bir ülke için denser venci bir olaydir. Karsidaki düsma­ n'n ':,;ini kOlaytastirmak. Ordumuzun durumunu sarsmak için bundan cia­ na etkili Dir yol bulunamazei, Neoen? Su sebepler dolayisi ile: TBMM eger yeni bir baskOmutan seçmez ise yetkileri çol< az olan GeneI­ kurm"y BaSkani isie ri yürütmeye çalisacak. böylece saldiri hazirliklan­ nin niii Cusecek ve düzeni aksayacakt!. Yeni bir baskomutan seçilirse DurUm cana aa Karisirai. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Pasa'nin yerini k:ir;ise colouramazoi Askerlenn de O'nun yenne basKomutan seçilecek kis/yi c oc1ye almaiari beklenemezoi. Ayrica Ogüne kadar bütün isler Ga­ :' tarafinaan YÜn.itüldügü için, yeni Daskoml.Jtan uzun bir süre bocalaya­ caKli Bu aa sadece düsmanin isine ya:-ayacak bir durum olustururdu. TBf...1Mnrn ner bakimcan tutarsii olan bu kararini Gazi Mustafa Kemal PG1~ kaoul eaememistir. Ertesi gün Mectis'e gelerek uzun bir konusma yaomis ve su sözleri soylemisti: ·Düsmanin karsisinda bulunan Ordu­ muz Oa$SI1 Dirakiiamazdl. Bu neoenle (baskomutanligi) birakmadim. birakmam ve birakmayacagim". Ca:' nf~ Du scz!errni i: TBMMnin yerkileri açismaan. 2 O 91.;r:w'l a;ir savas kCsL1f1arr bakimmaan degerlendirinizi Ke!"".a i esen olan TBMMnin her kararina içten saygili olan bu büytjk dahi, BasKomutanligin cosatmasi ile dogacak korkunç tehlikeyi görciügü için i:~-ve sor,. kez Meclts iraoesine karsi çikmistir. AkSi durumda. yukarida savC'lglr1":: 5aKir,=alar nemen basgösterecek. akii almaz özverilene uLa­ silan OtU:'1'11L; ourum Oir an içince yOKOluPgidecekti. Gazi Mustafa Kemal Pasa :"lin Du,inun Konusmasi sonunda ikna olan milletvekilleri Baskomu- 1 •• 1 t3nlik suresi,:qene üç ay uzattilar. Yapilan tiata çok büyUk oldugundan. veniaer. sur,~zaiiimasi günü geldigi vakit TBMM, 20 TemmUzda., Bas­ Komutan in rç1:Jrev süresini - kendisi Istemedigi ha!de- zama.nla sinirlama­ can ~ar: Bu karar ile Gazi Musrata Kemal Pasa. cumhurtiaSkani seçile­ .:::;:, 29 :: ,esi verdi . . Sakarya zaferi üzenne bir süre önce birer sovyet cumhuriyeti durumuna geten Azeroaycan, Gürcistan ve Ermenistan ile 13 Ekimde "Kars Ant/as­ masi- rmzalanarak. Moskova Antlasmasi bu devletler açisindan pekisti­ nldi Fransizlar da kendileri için iyice anlamsizlasan bu savasi 20 Ekim i.9Zi tarihinae Ankara'aa imzaladiklari antlasma ile bitirdi/er. Hatay di­ sinda bugünkü Suriye sinirimiz belirlendi ve Fransizlarla savas bini. Anaaolunun paylasilmasi sirasinda kendilerine verilen sözler yerine ge­ tlritmedigi için Ingilizlere zaten kizgin olan italyanlar da isgal ettikleri yer­ leri bosaltip giniler SI,"T1dl sira Ingiliiienn de oestegini bir ölçüde yitiren Yunanlilari Ariade­ lwcan kesin oiarak çikarmaya geimisti. Baskomutan çok gizli \Li: esasi, aSKeri naiiniklari, yaniridaki usta kadro ile yürütü~en, Meclis'te muhalif­ iennce kes!ekienmeye çaiisiliyor, ama O, tüm siyasal mucadeleden de Dasar i ile ÇikiyorOu Bu arada' 922 yili ilkbahannda Anlasma Devletien­ nm Atestes, a~oincan baris enerilen geldi. Zaman kazanmak için oyala­ ma taKtlgi güdüldü.Zaten önenler kabul edilebilir türden degildi. Sonunda 25 Agustos, 922 saoahi Büyük Taarruz basladi. Yunanlilar akillara dur­ çunluk vere:::ekkadar kisa bir zaman içinde Kütahya-Atyon-Eskisehir çizgisinden atildilar Ile 30 Agustos'ta Dumlupinar ovasinda kusatilditar. Baskomutannin dogrudan dogruya yönettigi bu mutiarebe sonunda Yu­ nan Ordusu tam anlamiyia çoktu, Hizla ilerleyen birliklenmiz Yunanlila­ rin kaçan?ç :1:L.> - J... 'Lg- LOZ2n Baris Konferansi 81r natialik gecikmeoen sonra 20 Kasim i922 tarihinde çalismalarina Düsiayan konferansta Ingiltere, Fransa. italya. Japonya. Yunanistan, Romanya. yeni kurulan Yugoslavya devleUeri karsisinda Türkiye tek ba­ sina idi Bu devletlerin içinde özeiiikle Yunanistan. ingiltere. Fransa ve itaiya de ç::)K önemli soruniarimiz vardi. Y,)/(3r:C3 savilan C1evlenerden F,'ansa tle dana 6nce bir baris yapilma­ .'"::I? .7:I.\'::.? Sir.:ci neoen gene cu aevler karsfm:za çikiyor? Sakarya zafennOen sonra Fansrzlar, yeni Tür!< Devleti ile bir aiitlasma im­ zaiayarak savas-.an çekilmislereii. Bildiginiz gibi 20 Ekim i921 'de imzala­ nan "Ankara Antlasmasi" Fransa'nin Tür!< Kurtulus Savasindan çekilme­ sini sagladigi için çok önemlidir. Ancak.. Fransa. Birinci Dünya Savasi ye­ nenlenndendi. Ankara Antlasmasi ise sadece bir ·önbal"is· idi. Yani, üze­ nnoe ilence tekrar durutabilecek bir baris. Fransa bu durumcla, dostlarini yainiz birakamazd!. Kaldi ki, Fransizlarta da aramizda. özeiiikle kapitü­ lasyonlar nedeniyle bazi önemli sorunlar vardi. EDgaziarta ilgili görüsmelere ayrica Sovyetler Birligi iie ButgaMstan da ka­ tilmistir. Bütün bu sayiian devletler ilk planda kendi çikarlarini savuna­ caklar, yeri gelince ce birlikte davranacaklardl. Konferansta Türkiye'yi oesieKieyen hiçoir oeviet yoktu. Yapayalnizdik. Türk Temsilciler Kurulu· nu 1':Ok agir Dir görev bekliyordu. /4yrinriiarinl Dir yana Dikakisak. Lozan'da gorüsülen konulari baslica iki ana gruDta tODiayaollitinz: Yunanis-.an ile T ürk;ye arasindaki sorunlar Ile T ürkiye ile ciger cevletler arasindaki sorunlar. Turif1ye ile Yunanistan arasindaki sorunlar söylece özetlenebilir:8üyük zafe~~er: sonra Anadoiu'yu Yunanlitar tamamen basaltmislardl. Bu ko­ nuaa anik Drr sinir sorunu yolmi. Sadece Dogu Trakya sinirinin ÇIZilmesi nususu \farOi Buncan baska Ege Adaiarrnin durum~. Türkiye'deki ve.- Yunan.sian'daki Türklerle Rumiann degis-tok~ ,. Yunarus,,"'," Ana- ~ dOlu ve Trakya 'ca yaptigi yakip yikmalarrn. katliamlarin dogurdugu za· rarlarin gioerilmesi de önemli sorunlar arasindaydi. i\.onteransa katilan diger devletlerle olan sorunlar da söyiece ozenenebi­ lir: Avrupalilarin Osmanli Imparatorlugu ile yüzyillarca süren üisliranlasmaya varmayi dusunmuyortarCl, Eger bazi eCunl!:!r vermeK zorunda kalirtarsa. ileride. Türk Devleti'nin gUÇ5uzleStigi siraoa Du ocünleri gen almayi da tasarliyortarci Bu genel sorunlardan baska su önemlj ncl