Jeoloji Jeoloji Tezin Ana Metni 1 G İ R İ Ş M ü hendisi yaln zca ü retim a ş amas nda teknoloji uygulay c s olarak g ö rmek yeterli, de ğildir. Bu konuda “ T ü rkiye gibi ü lkelerde bir zanaatkar, y ö netici, ekonomist, toplum bilimci, bilim insan olan m ü hendis ayn zamanda siyasetcidir de. ( İ NAM 2005) 1 Tan m n yapmaktad r. Bu tan mlamalar i ç erisinde olan m ü hendis, ya ş am ve olaylar b ü t ü nl ü k i ç erisinde de ğerlendirmeli, irdelemelidir. Elde edilen verileri ve sonu ç lar uygulama alan nda y ö netebilmelidir. Bu ç al ş ma anlay ş onun toplumsal ve siyasal ki mli ğini ortaya koyar. D ü nyada ya ş anan kampla ş malar, siyasal yap lanmalar, s n rlar n de ği ş imi ü zerindeki etkile ş im, ü lkelerin ald klar konumlar ve i ç i ş leyi ş ler, b ü t ü nl ü kl ü olarak de ğerlendirildi ğinde yukar da tan mlanan m ü hendis kimli ğinin birebir ilgi alan i ç erisinde yer al r. M ü hendis ya ş amdan kopuk teknolojik uygulama insan de ğildir. Toplumsal sorumlulu ğu, bilimsel ç al ş malar n teknolojik uygulamada nas l yer almas n sorgulat r. Bu alandan bak ld ğ nda do ğal kaynaklar n ne ş ekilde ve hangi ellerle i ş letilmesi gerekti ği ö nemle sorgulanmas gereken bir aland r. Y ü z y ldan fazlad r do ğal kaynaklar n ö zellikle metalik madenlerin tespiti, ç kar lmas , i ş lenmesi pazarlanmas s ü rekli de ği ş iklik arz eder gibi g ö r ü nse de, genel olarak d ü nya siyasal sistem ine y ö n veren ekonomik yap lanmalar n elinde bulunmaktad r. T ü rkiye do ğal kaynaklar ba ş ta madenler olmak ü zere Osmal D ö nemi'nde de oldu ğu gibi bu ekonomik yap lar taraf ndan i ş letilmesi, ö nemli sorunlar yaratm ş olmakla birlikte bu s ü reci hala tart ş l r tutmaktad r. T ü rkiye'de madenlerin de ğerlendirilmesi ba ş ta alt n olmak ü zere b ü t ü n d ü nyada oldu ğ u gibi, tespitinden ba ş layarak i ş letme a ş amas sonuna kadar oldukca tart ş mal d r. T ü rkiye Cumhuriyeti kurulu ş a ş amas ndan hemen sonra do ğal kaynaklar n tes pitinden ba ş layarak son kullan m a ş amas na kadar olan i ş lemleri yap labilmesi i ç in ç e ş itli kurumsal yap lar olu ş turulmu ş tur. Kurumsal yap lar m z MTA ve ET İ BANK' n kurulu ş uyla ba ş layan, bilimsel, teknik, teknolojik, planl madencilik ve metalurji end ü striy el s ü reci, g ü n ü m ü zde d ü nyada ya ş anan ve T ü rkiye'ye dayat lan de ği ş imlerle belirli ekonomik kesimlerin denetiminde, bilimselli ği tan mayan, yok sayan bir anlay ş la i ş lemle yok edilmektedir. Bu uygulama s ü rd ü r ü l ü rken, kamusal alanda herhangi bir ekonomik kat k olmad ğ gibi, bir ç ok kamusal alan kullan lmakta ve tahrip edilmektedir. Ö zellikle de ğerli metallerin kaya ç lardan kazan lmas nda uygulanan kimyasal y ö ntemler bu durumun ç ok daha a ğ r ya ş and ğ alan olup, sorunlar georitmik olarak art rmaktad r. T ü rk iye'de ilk defa 1985 y l nda K üçü kdere-Havran-Bal kesir b ö lgesinde g ü ndeme gelip, 2001 y l nda Ovac k-Bergama- İ zmir b ö lgesinde, 2006 y l nda da K ş lada ğ-E ş me-U ş ak b ö lgesinde uygulamaya ge ç ilen siyan ü rleme i ş lemiyle alt n elde edilmesi ç e ş itli sorunlar da g ü ndeme getirmi ş tir. Bilimsel teknik, ekonomik, siyasal sonu ç lar yla birlikte ö nemli tart ş malara neden olan bu alan , m ü hendis kimli ğinin sorululu ğu i ç erisinde g ö r ü lmesi “siyan ü rle li ç y ö ntemi uygulamas yla alt n ü retimini” tez ç al ş mas n n konusu ol arak se ç memize neden olmu ş tur.2 Ç al ş ma alan n n se ç iminde belirtildi ği gibi siyan ü rl ü li ç y ö ntemiyle alt n i ş letmecili ğinin sebepleri, teknolojik boyutu, bilimsel verilerle ele al narak yaratt ğ ekonomik, ç evresel ve bunlara ba ğl olarak siyasal, to plumsal sonu ç lar belirlemek ve irdelemektir. Ç al ş ma kapsam nda; Do ğal kaynaklar n tan m ,kullan m haklar , ü retim s ü re ç leriyle birlikte ö zelde alt n metalinin,tan m ,teknolojik alan , ü retim y ö ntemleri ve ekonomik s ü re ç leriyle yarat ğ sonu ç lar, litera t ü r bilgileri, deneysel ve g ö zlem ç al ş malar yla sonu ç lar n verilerin de ğerlendirilmesini kapsamaktad r. 1.DO Ğ AL KAYNAKLAR3 Do ğal kaynaklar, ö zellikle madenler milyonlarca y ll k jeolojik s ü re ç lerde olu ş maktad r. Bu ö zelli ği g ö z ö n ü ne al nd ğ nda; “ Do ğal kayanaklar n en ö nemli ö zelli ği, hi ç bir topluluk, s n f ve katman n eme ği kar ş l ğ ü retilmemi ş olmas nedeniyle hi ç kimsenin herhangi bir gerek ç e ile sahiplenme hakk iddia edemeyece ği ve dolay s yla, tan m ger e ği bu kaynaklar n tasarruf hakk n n kamuda olmas d r” (TMMOB 1998) 2 Do ğal kaynaklar n bu tan mlamas yla nas l de ğerlendirilmesi ve ne i ç in kullan lmas kolayca ortaya ç kmaktad r. “ Yoksulluk, gelir ve mal varl ğ yla ilgilidir ama, yaln z bunlar demek de ğildir. Sa ğl k ortalama ö m ü r s ü resi, beslenme, bar nma, e ğitim, g ü venlik, hayati kayanaklara eri ş ebilme ve ya ş am standartlar n n di ğer y ö nleri de konunun i ç indedir.” (Clark 1995) 3 Do ğal kayanaklar n tespiti, ç kar lmas , i ş lenmesi ve sonras nda da kullan l mas , yoksullu ğa neden olacak ko ş ullar , etkenleri en aza indirerek, temel gereksinimlerin kar ş lanmas na y ö nelik i ş levi olmal d r. Do ğal kaynaklar tespit edilme a ş amas nda, ç kar lma ve i ş lenmesi s ras nda ya ş am alanlar na direkt etkilidir. Bir madenin a ç ğa ç kar lmas , i ş lenmesi s ras nda al nan bir ç ok tedbire ra ğmen ö nemli ç evresel de ği ş imler neden olabilmektedir. Bu de ği ş imlerin kontrol edilir olmas ve izlenmesi, sonu ç lar n n iyi de ğerlendirilmesi gerekmektedir. Yo ğun tedbirlerin al nd ğ ko ş ullard a bile ö nemli de ği ş imlerin ya ş and ğ , bug ü nk ü ko ş ullarda madencilik faaliyetlerinde ç ok y ü ksek oranlarda do ğal kitle yer de ği ş tirilmekte, ç e ş itli kimyasallar da kullan larak i ş lenmektedir. Ö nlemlerin ihmal edildi ği yada al nmad ğ i ş letmelerde sonu ç lar ç o k a ğ r olabilmektedir. D ü nyan n ç e ş itli yerlerinde ya ş anan bu olumsuzluklar as ra yakla ş an s ü redir s ü rmektedir. T ü rkiye'de Bal kesir Balya'da 1930 lu y llarda i ş letilen ku ş un madeninden hala daha ç evrenin kirlenmesi, K br s Lefke Bak r madeninin hala ö nlen emeyen ç evresel sonu ç lar gibi, ö rneklerine tan k oldu ğumuz i ş letmelerin insan ö mr ü nden fazla s ü rede a ğ r sonu ç lar n ya ş amaktay z. Bir ç ok i ş letme y ü z ü nden,insanlar n ve do ğal dengenin bir par ç as olan canl lar n (flora ve faunan n) ya ş amlar sona ermek te, ö m ü rleri k salmakta, sa ğl kl beslenme kaynaklar na ula ş amamakta, bar nma alanlar n yitirmekte, k saca ya ş am g ü venlikleri ortadan kalkmaktad r. Do ğal kaynaklar n de ğerlendirilmesinde, tespit, ç kar lma, i ş lenme ve kullan m alanlar na kadar her a ş am ada, ç evresel ko ş ullara uyum i ç erisinde, en az etkiyi g ö sterecek, uygulama ve y ö ntemle yap larak, toplumun temel gereksinimlerini. (beslenme,bar nma,sa ğl k,e ğitim,g ü venlik,ya ş am n di ğer standartlar ) kar ş lamak amac yla kullan lmas temel hedef olmal d r. Ancak binlerce y ld r do ğal kaynaklara y ö nelik ele ge ç irme planlar , sald r ve sava ş lara neden olmu ş tur. Do ğ al kayanaklar ü zerindeki hakimiyet kavgalar ç a ğlar n de ği ş mesine neden olacak sava ş lar yaratm ş t r. Ö zellikle alt n metali ilk metallerden olmas ve ö zellikleri nedeniyle daha ö nemli olmu ş tur. D ü nyada son d ö nemde geli ş en teknolojinin getirdi ği uygulama, end ü striyel s ü re ç lerle birlikte ö nemli a ş amalar kaydetmi ş tir. Ekonomik de ğerlendirmede farkl l klar n da giderek olu ş mas , bir 4 ç ok alan m aden sahas olarak tan mlamay getirmektedir. Ö zellikle alt n i ç in ne kadar oldu ğu yerine nerede bulundu ğu, hangi b ö lgede i ş lenmesine izin verildi ği gibi konular ö nem kazanm ş t r. Uygulanmakta olan siyan ü rleme li ç i i ş leminin y ğ n li ç i olarak yap lmas yla, art k tonda 1 gram n alt nda (1ppm den k üçü k) de ğerlerde bile alt n ü retimi yap lmakta ve bu alalar alt n sahas olarak de ğerlendirilmektedir. Ö zellikle 2002 y l ndan sonra emtia fiyatlar n n katlanarak artmas bu alanlara olan ilgiyi dahada h zland rm ş t r. Yaln zca hedeflenenin maden sahas olarak belirlenen alandan metallerin elde edilmesi olarak g ü ndeme gelen bu yakla ş m, ç ok ö nemli sorunlara neden olmaktad r. Bu sorunlar n ba ş nda bir ka ç insan ö mr ü s ü recinde daha geri d ö n ü lmeyecek do ğal tahribat olu ş maktad r. Ayr ca do ğal kayanklar n bulundu ğu bu alanlar n ele ge ç irilmesi yasad ş yollar , kanun de ği ş ikliklerini, sald r ve sava ş lar , ç e ş itli y ö ntemlerle ü lkelerin i ş gallerini ya ş atmakta, k saca el koyma bi ç iminde y ü r ü t ü lmekte olan bu uygulama insanl k tarihinin en ac mas z d ö nemi olarak hav zalar m za kaz nmaktad r. Oysa 1907 Lahey s ö zle ş mesi “bir ü lke i ş gal alt nda olsa bile o ü lkenin do ğal kaynaklar , o ü lke halk i ç in kullan lmal d r.” der. Ancak ya ş am ş oldu ğumuz g ü nler, ya ğman n en b ü y ü ğü n ü n ya ş a nd ğ ve ya ğman n ger ç ekle ş mesi i ç in ç o ğunlu ğu ç ocuklar n oldu ğu y ü zlerce ki ş i her g ü n katledildi ğine bir ka ç kez tan kl ğ m z n yenilendi ği g ü nler olmaktad r. Sava ş ta art k ö lenlerin %90 dan fazlas n siviller olu ş turmaktad r. Bu sonucu yaratan nedenler i irdeledi ğimizde, d ü nyada madencilik alan ndaki hakimiyetin finans ve sava ş alan n y ö nlendiren merkezlerin ayn olu ş una ula ş r z. 2.D Ü NYA MADEN KAYNAKLARI HAK İ M İ YET İ VE F İ NANSMANI5 D ü nyan n ç e ş itli b ö lgelerine do ğal olarak, jeolojik ko ş ullarda da ğ lan maden yataklar ne yaz kt r ki, ü zerinde ya ş ayan insanlar n gereksinimlerini kar ş lamak yerine, bir ka ç firmayla faaliyet y ü r ü ten monopol bir yap n n elinde, y ü ksek miktarlarda kar amac i ç in ticari meta olarak kullan lmaktad r. Bu yap lanma 1800 l ü y llar n ilk ve ikinci ç eyre ğinde olu ş umunu sa ğlay p, bug ü n ç ok g üç l ü bir yap ya gelmi ş tir. G üç l ü yap s her alanda faaliyet y ü r ü terek, ü lkelerin yasalar ndan, askeri ve siyasal yap lar na kadar m ü dahele ederek “d ü nyada metal maden ala n n n %50 den fazlas n kontrol etmektedir. Bu rakam de ğerli metallerde (alt n, g ü m üş ,platin,palladyum,iridyum) %90 dan fazla ve elmas madeninde %100 d ü zeyindedir.” 4 Madenlerin ç kar lmas , gerekirse nakliyesi , i ş lenmesi ve pazarlanmas na kadar olan her a ş ama ayn yap taraf ndan kontrol edilmektedir. Bu kontrol her t ü rl ü i ş lemden elde edilen kayna ğ n ayn yap ya aktar lmas n sa ğlamaktad r. Elde edilen kaynaklardan yararlan larak yeni kontrol sistemlerinin (yasal d ü zenleme, siyasal yap lar n de ği ş imi, c o ğrafi s n rlar n yeniden tan mlanmas , askeri i ş gal, ekonomik ambargo vs) kurulmas na ve g üç lendirilmesine ö nem verilmekte daha g üç l ü yap lar n olu ş mas sa ğlanmaktad r. Osmanl d ö neminde yap lan Ba ğdat Demiryolu, (Osmanl topraklar nda faaliyet y ü r ü ten ancak yabanc sermayeli bir banka olan Osmanl Bankas taraf ndan finanse edilmi ş tir) finansman kar ş l ğ nda Osmanl bankas na ö nemli imtiyazlar sa ğlam ş t r. Demir yolunun sa ğ ve solu 20 km mesafeyle demiryolunu yapacak firmalara imtiyaz b ö lgesi olarak verilirken, b ö lge o d ö nemde kar ş kar ş taranarak yolun g ü zergah , b ö lgede bulunan madenler, petrol, orman, tar m alanlar , tarihi eserler, pazar yerleri ( ö ren yeri) gibi zenginliklerin varl ğ ve ö zelli ğine g ö re projelendirilmi ş tir. Bu b ö lgede 2. payla ş m sava ş sonras Irak petrollerinin imtiyazi, ortakl ğ İ ngiliz, Amerikan, ve Frans z ş irketlerinden olu ş an ad “T ü rkiye Petrolleri” olan ş irkete ge ç ince, b ö lge Birle ş mi ş Milletler taraf ndan İ ngiltere'nin n ü fuz alan ilan edilmi ş tir. Askeri,ekonomik, s iyasal g üç leri elinde bulunduran yap , ç karlar na y ö nelik tehlike g ö rd ü ğü nde, elindeki g üç lerin gerekli olanlar n devreye sokar. Ekonomik olarak elde etti ği imtiyaz g üç lendirmek i ç in herkesce g ü ven ve ü mitle bak lan BM gibi kurumu da (oy oranlar e ş it olmayan bu yap da hakim ü lkelerin veto haklar herhesce bilinmektedir.) İ ngiltere'nin Irak petrolleri ü zerindeki hakimiyetini art rmak i ç in b ö lgede İ ngiliz N ü fusunu ilan ederken, daha yak n tarihimizde “ T ü rkiye'nin Ç anakkale Bo ğaz ç k ş nda bor cevheri y ü kl ü gemilerine, SSCB'ne g ö nderiliyor gerek ç esiyle NATO arac l ğ yla el konulmu ş tur. Olay n ger ç ekle ş mesinde yetki kullanan ki ş ilerin D ü nya bor pazar n elinde bulunduran yap n n temsilcileri oldu ğu bilinmektedir. Olay 4000 ton cevher y ü kl ü gemiler Ç anakkal e Bo ğaz ç k ş nda Amerikan 6. Filosunca cevrilerek el konulmas ş eklinde ger ç ekle ş mi ş tir. Ancak bu yap n n temsilcileri T ü rkiye'de borlar kire ç ta ş olarak y llarca yurt d ş na ç kard lar.” (Uygur 1975) 5 Do ğal kaynakalar ü zerindeki hakimiyetin sa ğlanma s nda ö nceleri askeri darbe arac l ğ yla iktidar elinde bulundurma ö nemli yer tutmaktayd . 1970 y l n n ba ş nda Ş ili'de Bak r Madeni i ş letmecisi ş irketlerin hisseleri % 50 den fazlas ABD firmalar n n elinde bulunmaktayd . Ancak se ç imle iktidara gelen Sal vador Allande ABD firmalar n elinde bulunan madenleri kamula ş t rd . Bunun ü zerine 1973 y l nda ü lkede kanl d ö nemin ba ş lamas na ve y llar s ü ren ABD destekli askeri darbe ger ç ekle ş tirilerek, madenlerin ABD'li ş irketlerin denetiminde kalmas n n ö n ü a ç lm ş o ldu. Bu gibi darbeler ç e ş itli ü lkelerde ç ok kez ger ç ekle ş tirlmi ş tir. T ü rkiye'de 24 ocak 1980 ekonomik kararlar n n uygulanmas na kar ş toplumsal muhalefetin direnmesine 12 eyl ü l 1980 askeri darbesiyle kar ş l k verildi. 1978 y l nda kamula ş t r lan maden sah alar bu g ü n ö zelle ş tirme ad alt nda yabanc ş irketlerin elinde olmas n n temeli at lm ş oldu. Do ğal kayanaklar ele ge ç irme y ö ntemi d ü nyan n ç e ş itli ü lkelerinde de ği ş ik ş ekillerde uygulama bulmu ş tur. Ancak en ö nemli ekonomik imtiyazlar n ba ş nda finans a lan nda sa ğlanan kolayl klard r. Bulunduklar ü lkelerde sahip olduklar bankalar arac l ğ yla kriz yaratarak, do ğal kayanaklar ü zerindeki imtiyazlar n art rma y ö ntemi en ç ok geli ş mekte olan ü lkelerde uygulad klar y ö ntemdir. 6 T ü rkiye'de 1994 ve 2001 krizle ri uygulanan bu y ö ntemin bir par ç as yd . D ü nyada madencilik alan n elinde bulunduran bu yap lanmalar T ü rkiye'de bir ka ç banka arac l ğ yla finans alan nda faaliyete bulunmaktad r. 1994 ekonomik krizi sonras nda bir ç ok metalurji tesisi hakk nda kapatma karar al n rken ET İ BANK'a ba ğl metalurji tesisleri maden sahlar yla birlikte kapatma ve ö zelle ş tirilme program na al nd . T ü rkiye'de fabrikalar kuran fabrika olarak an lan Karab ü k Demir Ç elik İ ş letmeleri kapat lma ve ö zelle ş tirilme program na sokulmu ş tu r. Y llarca yan ü r ü n ü alt n n d ş ar ya ta ş nd ğ Elaz ğ- Maden Bak r İ ş letmesi ö zelle ş tirilerek haz r cevheri talan edilmi ş tir. 35 000 n ü fuslu Elaz ğ maden kasabas ya ş ayanlar 2006 y l nda 3500 nufusa d üş m üş t ü r. 1994 y l ndaki krizin kayna ğ olarak K İ T'ler g ö sterilmi ş ve zarar ediyor gerek ç esiyle m ü lk ü yet devrinin altyap s haz rlanm ş oldu.1994 krizinde al ü minyum alan nda faaliyet y ü r ü ten Rus ş irketleri krizle birlikte al ü minyum pazar n ve madenlerini ele ge ç irmi ş olduklar n y llar sonra a ç klad lar. 2001 y l ba ş lar nda bu bankalar arac l ğ yla ba ş layan finas krizi T ü rkiye'de ö nemli kaynaklar n d ş ar ya transfer olmas na neden olmu ş tur. Yarat lan ekonomik krizin a ğ r bedeli yetmemi ş gibi birde yan lt c bilgi vererek, krizden ç k ş i ç in yeni kaynak ol arak T ü rkiye'nin alt n madenleri g ö sterilmeye ç al ş lm ş . Bu arac l klada siyan ü rleme li ç i y ö ntemiyle alt n ü retiminin ö n ü ndeki yasal engelleri, yasad ş yollarla a ş lmaya ç al ş lm lt r. Bu konuda al nan yarg kararlar yerine getirilmedi ği gibi, demokrat ik yollarla hak arama m ü cadelesinde bulunan y ö re insanlar , bilim insanlar , meslek ö rg ü t ü y ö neticileri, bask alt na al nmaya ç al ş lm ş . Haklar nda defalarca dava a ç lmas na ra ğmen bu istinatlardan beraat etmi ş bulundular. Ancak bu i ş lemle ilgili yarg k ararlar n yerine getirmeyen kamu y ö neticileri yarg dan hala ka ç maktad rlar. Yarg lanan d ö nemin Ba ş bakan tazminat ö demeye mahkum edilmi ş tir. 2001 T ü rkiye'de ya ş anan kriz sonras alt n i ş letmecili ği ç ok geni ş olarak yaz l ve g ö rsel yay n organlar d ş nd a ç ok say da kitap konusu oldu. O d ö nemde krizden ç k ş n kayna ğ olarak T ü rkiye'de var oldu ğu ö ne s ü r ü len 6500 ton alt n n 6 ç kar l p i ş letilmesi g ö sterilmi ş tir. Oysa ö ne s ü r ü len rakam n bilimsel bir ç al ş man n tahmini olarak verilen rakamlar ç arp t l arak, potansiyel de ğerlerin en ü st rakamlar , g ö r ü n ü r rezerv gibi kamuyona bas n kullan larak sunulmu ş tur. 7 Bu t ü rden uygulamalar d ü nyan n ç e ş itli b ö lgelerinde s ü rekli olarak uygulanm ş , uygulamaya maruz kalan ü lkelerin, de ğerli madenleri ç e ş itli spek ü las yon ve ekonomik ablukayla talan edilmi ş tir. Bu uygalaman n en ö nemli de ği ş im s ü reci 1980'li y llarda ba ş lam ş t r. Ö zellikle 1990 l y llarda SSCB da ğ lmas sonras nda Ba ğ ms z devlet olu ş umuna giden uluslar n do ğal kaynaklar na y ö nelik ele ge ç irme projesin in bir uygulamas olarak tasarlanm ş t r. Bu uygulamalar n planlay c s ç okuluslu ş irketlerin ad na d ü nya bankas (DB) olmu ş tur. DB k ü resele ş me kurumlar n n ba ş n ç ekerken, ç ok uluslu ş irketler ad na d ü nyann ç e ş itli ü lkelerinde politikalar uygulamaya sok ar. Bu uygulamalara kar ş direnen olursa, daha ö nceden uygulad ğ bor ç land rma politikalar n n bask s n kurmakta finans krizi yaratarak ü lke ekonomilerini zor durumda b rakmaktad r. Bu ko ş ullar alt nda ezilen ü lkelere istedi ği yasal d ü zenlemeyi dayatmakta ve bu konuda yan lt c bilgilendirmeyle, kamuoyu olu ş turulmaktad r. Bunun i ç in ç e ş itli ulusal ve yerel bas n ve yay n organlar kurulmakta ve kullan lmaktad r. Uygulanan politikalar n en ba ş nda finans ve madencilik alan ndaki yap lan yasa de ği ş iklikleri gelmektedir. “ 1985-95 y llar aras nda d ü nyan n 90 ü lkesinde madencilik ile ilgili yeni yasal d ü zenlemeler yap lm ş oldu ğ u biliniyor. Sonraki d ö nemde yap lanlarla birlikte madencilik yasalar n yenileyen ü lkelerin say s n n 130 ’ u ge ç ti ği s ö ylenebilir.” ( Ö ng ü r 2003) 87 T ü rkiye'de de 1980 sonras madencilik yasalar n n da bir ç ok de ği ş iklik yap l rken, madencili ğin ö n ü ndeki t ü m engellerin kald r lmas i ç in 2005 y l nda maden kanunu ayr ca bir ç ok (9) yasada daha de ği ş iklik yap ld . K saca y ü zy ldan fazlad r do ğal kaynaklar ü zerindeki ha kimiyetini, s ö m ü rgeci, askeri m ü daheleci, i ş galci, siyasal yap lanmalar n olu ş turdu ğu ekonomik ablukayla birlikte geli ş tiren yap lanmalar, k ü reselle ş me ad alt nda uygulamaya koydu ğu dayatmalarla en ü st d ü zeye getirmi ş tir. Empe ryalizm kendi d ü zenleyici mekanizmalar , yeni y ö ntemleri her g ü n yeni g ö r ü nt ü yle ya ş am bulmaktad r. Uygulaman n kolayla ş t r lmas i ç in kendi kurumlar n olu ş turmu ş ve geli ş tirmektedir. Ba ş n D ü nya Bankas n n ç ekti ği kurumlar arac l ğ yla her t ü rl ü uygula ma alan n k talararas , b ö lgesel olarak denetime alm ş , politik s ü re ç lerle kontrol mekanizmalar n ç al ş t rmaktad r. “ D ü nyada ya ş anan olaylar, teknolojinin yaratt ğ h zla kolayca yayg nla ş maktad r. Bu olaylar ve yayg nla ş mas temel olarak, d ü nya hakimi yetini elinde bulunduran g üç lere ba ğl olarak yans maktad r. D ü nyada son ç eyrek y ü zy lda denetimini h zla art rarak geni ş leten, emperyalist s ö m ü rge g üç leri her t ü rl ü y ö ntemi kullanarak, sald r lar n da pervas zca art rmaktad rlar. D ü nyay sava ş alan na d ö n üş t ü ren bu g üç ler, i ş gallerini, s ö m ü r ü lerini, katliamlar n , dahada art rarak s ü rd ü rmekteler. Ancak bunu yaparken, her d ö nemde oldu ğu gibi yeni s ö m ü rgecilik y ö ntemleri geli ş tirmekte ve bunu yeni manevralarla, uygulamaktad rlar.” (TMMOB 2006) 9 Kayanaklar s ö z konusu oldu ğunda bir ç ok projenin alt ndan d ü nya bankas ve kurumlar g ö r ü l ü l ü r. D ü nya bankas n olu ş turan yap lanmalar d ü nya bankas projelerinin a ç k uygulanmas d ş nda, g ö r ü nmez k s mda da , uygulama i ç inde olduklar ü lkelerde ayr ca dernek ve vak flar arac l ğ yla siyasal ve sosyal g ö r ü nt ü l ü ç al ş malar ö ne s ü rerken, kendi elemanlar n yeti ş tiren projelere ö nem verirler. Uygulamalar n oldu ğu ü lkelerin ü niversitelerinde ö zellikle maden fak ü ltelerinde ç e ş itli ili ş kiler geli ş tirerek, bilim adam s fat yla g ö revli ö ğretim ü yelerine, ara ş t rmac lara projeler sunarak onlar kendine ba ğlar ve s ö zc ü s ü konumuna getirir. Emperyalizm projelerine direnen ü lkelere ç e ş itli y ö ntemler devreye sokularak diren ç leri k r l r. Emperyalist g üç ler s ö m ü r ü politikalar n g eli ş tirmek i ç in, askeri, politik, ekonomik,mali, ticari ve ideolojik y ö ntemleri ve manevralar n , gizlenmi ş titizlikle uygulamaya ç al ş rlarken, g üç birli ğini de yapmaktad rlar. Ana emperyalist g üç ler, kendilerine direnen ü lkelere, toplumsal ve siyasal ha reketlere kar ş g üç ve eylem birlikteli ği yap yorlar. Bu do ğrultuda emperyalist s ö m ü rge politikas uygulan rken, s ü rekli yenilenen s ö m ü rgecilik y ö ntemleri, emperyalist g üç lerin devlet politikas ve devletler aras politikan n ana unsuru olmu ş tur. (Vahru ş ev 1978) 10 Bu unsur do ğal kaynaklar ü zerinde titizlikle uygulamas n bulmaktad r. 3.T Ü RK İ YE'DE MADENC İ L İ K POL İ T İ KALARI Ü lkemiz ekonomik anlamda geli ş mekte olan ü lkeler aras nda tan mlanmaktad r. Do ğal kaynaklar n n varl ğ ve ç e ş itlili ği a ç s ndan ö nemli say labilecek durumda olup, baz kaynakalar 8 a ç s ndan kendi gereksinimlerini kar ş layabilecek konumdad r. Ancak madenlerin ç kar l p i ş lenmesi, uc ü r ü nlere kadar kullan lmas , pazarlanmas bir b ü t ü nl ü k i ç erisinde de ğerlendirilmesi gerekmektedi r. Bunun i ç in madencilik, kimya metalurji ve makina imalat sanayi yan nda in ş aat, enerji, elektronik, gibi alanlarla birlikte ele al nmas gerekir. Planl ekonomik programlar n uygulanmas a ş amas nda bu anlay ş uygulanmaya ç al ş lm ş t r. Ancak d ö nem d ö nem yabanc ş irketlerin madencilik alan nda faaliyet g ö stermeleri, do ğal kaynaklar n yo ğun olarak yok edilircesine i ş lenmesine neden olmu ş tur. 1980 sonras uygulamaya konulan politikalar d ü nya madencilik alan nda ya ş anan sorunlar n T ü rkiye'de de ya ş anmas na ve bundan sonrada bu uygulamalardan kaynaklanan sorunlar n olmas ka ç n lmaz g ö z ü kmektedir. T ü rkiye Cumhuriyeti ’ nin kurulu ş s ü recinde; İ zmir İ ktisat Kongresi ’ nde al nan kararlarla madencilik alan ö zel ş irketlere b rak lm ş t r. 1920 ’ li y llarda yabanc ser mayenin kontrolunde olan madencilik sekt ö r ü nde herhangi bir ilerleme kaydedilememi ş tir. 1930 ’ lu y llarla birlikte, madencilik alan nda da ulusal politikalar n uygulanmas g ü ndeme gelmi ş tir. 1933 ’ te Petrol Arama ve İ ş letme İ daresi, ard ndan Alt n Arama İ d aresi kurulmu ş tur. Bunlar takiben, 14 Haziran 1935 ’ te Maden Tetkik Arama (MTA) ve ET İ BANK ve 24 Haziran 1935 ’ te de Elektrik İ ş leri Et ü t İ daresi (E İ E) kurulmu ş tur. Bu kurumsalla ş ma s ü reci, enerji ve madencilik alanlar nda b ü t ü nc ü l bir ulusal politikan n da g ö stergesi olarak de ğerlendirilebilir. MTA devletin madencilik sekt ö r ü nde ö nc ü l ü k yapmas ve madencilikte bilimsel ç al ş malar n uygulanmas , bu yolla da maden rezerv ve ö zelliklerin belirlenmesi amac yla kurulmu ş tur. ET İ BANK da ayn ş ekilde, MTA verileri ile bu rezervlerin i ş letilmesi ve kamu yarar na sunulmas amac yla ö rg ü tlenmi ş tir. Ü lkemizde madencilik politika ve uygulamalar noktas nda, kurumsal anlamda MTA ve ET İ BANK ayr bir ö neme sahiptir. Cumhuriyetin ilk y llar nda ü lkemiz maden rezervlerini b elirlenmesi ve i ş letilmesi amac yla, iki ö nemli kurulu ş g ü ndeme gelmi ş tir. Arama ve fizibilite ç al ş malar n yapacak olan MTA ve bu raporlar do ğrultusunda madenlerimizi i ş letip kamu yarar na sunacak olan ET İ BANK . MTA kuruldu ğ u g ü nden bu yana ü lkemizin made ncilik alan nda yapt ğ ç al ş malarla, ş u ana kadar Ü lkemizde i ş letilmi ş ya da i ş letilmekte olan madenlerin jeolojisi ile ilgili ç al ş malar tamamlam ş t r. Gerekli haritalar haz rlanm ş ve madencilik sekt ö r ü n ü n hizmetine sunulmu ş tur. Genel olarak MTA T ü rkiy e ’ nin maden rezervleri a ç s ndan mevcut durumunu saptam ş t r. Bu veriler ş ğ nda, ET İ BANK i ş letme faaliyetlerine ba ş lam ş , metalurji alan nda ö nemli i ş letmelerle ekonomik katk lar sa ğlam ş t r. Metalurji ve madencilik alan nda b ü y ü k hizmetlere imza atan E T İ BANK kur ş un, bak r, al ü minyum, krom, bor, g ü m üş ve elektrometalurji konular nda yo ğun ç al ş malar i ç erisinde bulunmu ş tur. MTA ve ET İ BANK ’ n kurulmas ndan sonra, 1930 ’ lu y llar n sonunda madencilik ü retim alan ndaki art ş h z %30 ’ lar ge ç mi ş tir. Oysa, bug ü n, 2000 ’ li y llarda yeni liberal ekonomi politikalar n sonucunda, madencilik alan nda ö zelle ş tirme ve ya ğmalama s ü recinde b ü y ü k kay plar ya ş an rken, o d ö nem "madencili ğin GSMH i ç indeki pay %26,4 de g ü n ü m ü zde %2 lere gerilemi ş tir." (Erten 2003) 11 Made ncilik ve metalurji alan nda kurumsal tahribat planl bir a ş amayla yap lm ş t r. Kurumsal tahribat ö yle bir noktaya ula ş m ş t r ki; ET İ BANK bir holding durumuna d ö n üş t ü r ü lerek yedi ayr Anonim Ş irket haline getirilmi ş tir. Daha sonra var olan b ü t ü n metalurj ik i ş letmeler, Al ü minyum, Bak r, Krom, G ü m üş , Ç inko, Kur ş un tesisleri Ö zelle ş tirlmi ş ve bir k sm kapat lm ş t r. Ö zelle ş trime i ş lemleri yap l rken yasalara ayk r i ş lemler yap lm ş , al nan yarg kararlar yerine getirilmemi ş tir. Bu politikalar sonucunda; ü lkemiz madenlerine ve ö zelde de alt n madenine y ö nelik yabanc sermayeli ş irketlerin ilgisi artm ş t r. Yasal d ü zenlemelerle de ö nleri a ç lm ş t r. 9 1985 y l nda ç kar lan 3213 Say l Maden Yasas , D ü nyadaki k ü reselle ş me politikalar n n bir yans mas olar ak, ö rne ğin MTA ’ n n arama faaliyetlerinin sadece ruhsatland rma ile s n rland r lmas sonucunu “do ğurmu ş tur”. B ö ylece MTA ’ n n en ö nemli i ş levi ortadan kalkm ş ve yaln zca ruhsat veren bir kurum haline getirilmi ş tir. Ö zetle,3213 Say l Maden Yasas ile yer li ve yabanc sermayeye madencilik sekt ö r ü nde ö nemli imtiyazlar tan nm ş t r 24 Ocak 1980 ekonomik kararlar ile T ü rkiye yeni bir s ü rece girmi ş tir. Madencilik alan nda da, sekt ö r ö zel ve yabanc sermayeye ba ğ ml hale getirilmeye ç al ş lm ş t r. Benzerlik k urmak gerekirse; g ü n ü m ü zde Osmanl n n son d ö nemlerini ç a ğr ş t ran bir “d ö n üş ten” s ö z etmek hi ç de yanl ş olmasa gerektir. 1983 se ç imleri sonras olu ş an h ü k ü met, g ü ndeme getirdi ği yasa de ği ş iklikleri ile yabanc sermaye i ç in dikensiz g ü l bah ç esi yaratm ş v e bu ba ğlamda sermayenin kolayca dola ş m sa ğlanm ş t r. Yine bu kapsamda, ö zelle ş tirme uygulamalar ile birlikte, 1986 y l ndan sonra K İ T ’ ler zarar eder duruma getirilmi ş tir. 1994 y l nda ç kar lan yap i ş let devret modelini ö ng ö ren 3996 Say l Kanunla da devletin h ü k ü m ve tasarrufu alt ndaki madenlerin i ş letilmesi yabanc lar n imtiyaz na b rak lm ş t r. Son olarak da 2005 y l nda 3213 say l yasan n yan n da 9 ayr yasada de ği ş iklik yap larak; Ç evre, orman kanununu , K ü lt ü r ve Tabiat varl klar n koruma kanununu, toprak kullan m na y ö nelik,arazi kullan m ve toprak korumaya , milli parklar,mera,k y , Erozyon kontrol, turizm te ş vik gibi bir ç ok alanda var olan kanunlar n de ği ş tirilmesi ü lkemiz Ormanlar yla, tar msal alanlar yla, tarihsel ve k ü lt ü rel alanla r yla, k y lar yla dolay s yla turizm alanlar yla, yani top yekun madencili ği te ş vik ediyoruz denilerek bir hafriyat ü lkesine d ö n üş t ü r ü lm üş t ü r. Yaln z hammadde satan bir ü lke konumuna gelip, hammaddeye ba ğl Kimya ve Metalurji sanayimiz çö kertilecektir. İ malat sekt ö r ü ve ç o ğu yan ham maddeleri ile d ş a ba ğ ml ç al ş an metalurji ve kimya sanayi daha a ğ r olarak d ş a ba ğ ml duruma gelmi ş tir. Bu yasalar n g ü ndeme getirilmesi ve haz rlanmas T ü rkiye'de alt n madencili ği alan nda faaliyet y ü r ü ten yabanc ş ir ketlerin bask s yla ger ç ekle ş mi ş olmas , Alt n i ş letmecili ğinin neden ç ok kapsaml olarak ele al nmas n gerekti ğini ortaya koymaktad r. Ü lkemiz yer alt ve yer ü st ü do ğal kaynaklar a ç s ndan olduk ç a iyi say labilecek bir co ğrafyad r. Yap lan yasal de ği ş iklikler ve yeni yasalar uluslararas madendilik ş irketlerinin ö n ü n ü a ç m ş t r. I ş leme y ö ntemlerine ba ğl olarak alt n bu konuda b ü y ü k sirketlerin g ü ndeminde olmu ş tur. "Uluslararas ş irketlerin alt n aramalar sonucu tespit ettikleri alt n sahalar , berabe rinde, bu sahalar n bug ü ne kadar MTA taraf ndan belirlenemedi ği ele ş tirisine neden olmu ş tur ve alt n yataklar n n bu ş irketlerce k sa s ü rede tespit edili ş i alk ş lanm ş t r. Oysa ki, MTA Genel M ü d ü rl ü ğü , kurulu ş undan g ü n ü m ü ze kadar yapt ğ ç al ş malarla T ü r kiye ’ nin madencilik alan nda yapt ğ her ç al ş maya imza atm ş olup, ü lkemizde i ş letilmi ş yada i ş letilmekte olan t ü m madenlerin jeolojisi ile ilgili ç al ş malar n tamamlam ş t r. Bu ç al ş malar kapsam nda 1/ 25.000 ö l ç ekli jeoloji haritalar n n yakla ş k %9 0 ’ bitirilmi ş haz rlanan 10.000 ’ e yak n raporlarla t ü m T ü rkiye ’ nin d ö k ü m ü madencilik sekt ö r ü ne sunulmu ş tur. Tektonik, metamorfizma ve metolojeni haritalar hizmete haz r vaziyettedir. K sacas , madencilik sekt ö r ü n ü n istedi ğinden fazlas MTA taraf nd an, y llar s ü ren emekler sonucu ortaya konmu ş tur. Sonu ç ta T ü rkiye ’ deki mevcut maden potansiyeli MTA taraf ndan saptanm ş durumdad r. 1938 y l nda 661 rapor numaras ile yay nlanan ve 10.4 gr/ton ten ö r ü ndeki alt n n Ni ğde- Uluk ş la- 10 Bolkarda ğ b ö lgesinde sap tanmas ndan, 1986 y l nda 8027 rapor numaras ile yay nlanan Artvin- Bor ç ka-Akar ş en y ö resindeki alt n n saptanmas na kadar, uzun y llar b ü y ü k bir emek ve bilgi birikiminin ü r ü n ü olarak ortaya ç kan ç al ş malarda hep MTA n n imzas bulunmaktad r. Yabanc ş ir ketlerce saptand ğ idda edilen sahalar, ger ç ekte MTA taraf ndan saptanm ş sahalard r. MTA ç al ş anlar y llarca t ü m T ü rkiye ’ yi kar ş kar ş dola ş arak maden potansiyellerini ortaya koymu ş tur. Ş imdi bu sahalarda yabanc ş irketler “cirit atmaktad r.” A ç k ola n ş udur ki, ü lkemizdeki alt n madenleri potansiyelleri tespiti bu ş irketlerin ü lkeyi taramas sonucu ortaya konmam ş t r. MTA n n ç e ş itli b ö lgelerde yapt ğ ç al ş malarla ortaya koydu ğu ten ö r yada rezerve ait rakamlar n yabanc ş irketlerce ortaya konmu ş rak amlarla ç ak ş mamas ise ç ok do ğald r. Çü nk ü i ş letmeye y ö nelik detay ç al ş malar sonucu bu rakamlar farkl de ğerler kazanabilir. Ö nemli olan sahan n tespitidir. Dikkat edilmesi gereken di ğer bir konu da, eskiden ekonomik olmad ğ i ç in i ş letme kapsam na al nmayan d üş ü k ten ö rl ü madenlerin teknolojik geli ş melerle ya da y ü ksek ten ö rl ü cevherinin kalmamas ile g ü n ü m ü zde i ş letilebilir ekonomik de ğer ta ş m ş olmas d r. Ancak geli ş en teknolojilerin sundu ğu ü retim tarz n n sonu ç lar n n tart ş l r olmas da unutulma mal d r." (Can 1998) 12 Yaln zca ü retim yapmak i ç in hi ç bir ç evresel sorunu g ö rmezden gelerek, toplumu yan tarak genel olarak ekonomik olmayan, ancak ş irketler i ç in karl say lan i ş letmecilik toplumsal ç karlar a ç s ndan de ğer ta ş mamaktad r. Bu a ç dan bak ld ğ nda alt n ü retimini t ü m ü yle ele almak ve gerekirse sorgulayan d ü zeyde incelemek gerekmektedir. 4.ALTIN 4.1.Alt n n Tan m ve Ö zellikleri11 Alt n, ortalama 35 km. kal nl ğa sahip yer kabu ğunda en az bulunan elementlerden biridir. Yer ka bu ğunda ortalama 0.0035gr/ton (3,5 ppb) d ü zeyinde bulunmaktad r. (TMMOB1989) 13 Bu nedenle insanlar n alt na sahip olma iste ği artm ş t r. Alt n okyanus sular nda litrede 0,002mg d ü zeyindedir. (focus 2005) 14 Alt n metalik bir element olup, ad Latince parlayan ş afak anlam ndaki "Aurum" kelimesinden gelmektedir. Kimyasal sembol ü "Au"dur. Ö zg ü l a ğ rl ğ 19.3 gr/cm ³ , ergime noktas 1063 °C, s v haldeki yo ğunlu ğu 17.31 gr/ cm ³ kaynama noktas 2660 °C dir. Rengi sar d r. G ö r ü n ü m ü parlakt r. K ü bik atomik yap da, Per iyodik tabloda 1B altgrubu elemeti olan alt n n Atom a ğ rl ğ 196.966569 g/mol Enerji seviyesinde Elektron say lar 2,8,18,32,18 Ergime s s=12.55Kj/mol Buharla ş ma s s=324kj/mol Is Kapasitesi=24.418 (25C º )J/(mol.K) İ yonla ş am enerjisi=890.1 KJ/mol Elektr ik direnci=22.14 n .m (20 C º ) Is l iletkenlik=318 W/(m.K) Is l genle ş me 14.2 µm/(m.K)(25 C º ) Ses h z =2030m/s Sertli ği: Vickers=216 Mpa, Brinell=2456MPa, Mohs=2.5 Alt n bile ş iklerinde +1 ve +3 de ğerllilidir. +3 de ğerlikli bile ş ikleri kararl d r. Tenik o larak ; soy metal olan alt n oksidasyona kar ş ç ok dayan kl , elektrik iletkenli ği ç ok iyi, iyi yans t c l k, iyonla ş ama serbesitesi, s ü lf ü rle ş meye kar ş direni ş li olu ş u, iyi s iletkenli ğine sahip olup v ü cudda allerji yapmamaktad r. Di ğer metallerle iyi ala ş m yapabilme ö zelli ği olup bu metallere kendi iyi ö zelliklerini kazand rabilir. Bu ö zelliklerden dolay elektronik, uzay sanayinde ve sa ğl k alan nda kullan lmaktad r. Alt n n kolay i ş lenebilir ö zelli ğe sahip olmas ona ş ekil vermede ola ğan ü st ü bir ü st ü nl ü k sa ğlamaktad r. Bu nedenle alt n kuyumculuk ve m ü cevherat sanayinin vazge ç ilmez metalidir. Tarih boyunca g ü c ü n, g ü zelli ğin ve ihti ş am n simgesi olmu ş tur. Alt n n ç a ğlar boyunca en g ü venilir yat r m arac olma ö zelli ğini korumu ş tur. Ancak Kapitaliz min geli ş me a ş amas ndan sonra spek ü lasyon arac olmas alt n n ü retim ve de ğerinin de ği ş iklikler g ö stermesine neden olmu ş tur. 4.2 Alt n n Do ğada Bulunu ş u12 Alt n do ğada olduk ç a az, ama hemen hemen kat ş ks z halde bulunan, rengi ve par lt I s g ö z al c , i ş l enmesi kolay olan, havadan ve sudan etkilenmedi ği ve parlakl ğ n yitirmedi ği i ç in bu ö zellikleriyle insan n ilgisini ç eken ilk metallerden olmu ş tur. Yer kabu ğunda ortalama 0.0035 gr/ton (3,5 ppb) d ü zeyinde bulu nan alt n. (Levis 1982) 15 Deniz suyunda 0.0000 12 gr/ton Tatl sularda 0.00003 gr/ton bulunmaktad r. 4.2.1.Do ğal Alt n Do ğada oldukca az olmas na ra ğmen genelde kat ş ks z olarak bulunmakatd r. "Do ğada do ğal olarak bulunan alt n insan o ğlunun dikkatini parlakl ğ yla ve rengiyle ç ekmi ş . Cilal ta ş devr inde kayalardaki ç atlaklarda bulunan bak r gibi, g ö ky ü z ü nden d üş en demirle birlikte al ü vyonlar i ç indeki alt n en tan nan madenler olmu ş tur." ( Ö zenba ş 1993) 16 Bu ö zellikleri alt n muhtemelen insano ğlunun ilk fark etti ği metaller aras nda yer almas na neden o lmu ş tur. Toprak alt ndan ç kar lmas n gerektirmeden kolayca elde edilebilmesi ve i ş lenebilirli ğinin kolay olmas alt n n, akarsu tayaklar ndan aranmas na ve basit tekniklerle kullan l r duruma getirilmesini art rm ş t r. Alt n do ğada her nekadar saf olara k bulundu ğu ileri s ü r ü lse de, bile ş imi genellikle g ü m üş ve bak rla ala ş m konumundad r. İ lk ç a ğlar da i ş lenen bak r ve g ü m üş ala ş m %90-99 aras nda alt n i ç ermesinden dolay yinede alt n n bir ç ok ö zelli ğini yerine getirmekteydi. Olu ş um kaya ç lardan serbest le ş erek al ü vyonal yataklara gelmeden ö nce bulundu ğu kaya ç larda jeolojik ko ş ullarda g ü m üş ve bak rla ayn ortamda olmas ndan ala ş m olu ş turmaktad r. "G ü m üş miktar fazla olan beyaz renkli bu do ğal ala ş m elektrum olarak adland r lmakta ve madeni e ş ya yap m nda kullan lmaktayd . Bu ala ş mlar n i ç erisindeki g ü m üş ve bak r n ayr ş t r lmas ayr ş t rma tekni ğiyle yap lmaktayd ." ( Ö zenba ş 1993) 17 "Uygulanan ayr ş t rma tekni ği üç a ş amal olarak yap lmaktayd . 1.Alt n-g ü m üş ala ş m n n eritilerek suya d ö k ü lmesi, b ö ylec e belirli b ü y ü kl ü kteki tanelrin elde edilmesi 2.Tanelerin tuzla i ş leme tabi tutulmas 3.Olu ş an g ü m üş klor ü r ü n asit yada amonyak vas tas yla s ü z ü lmesi Do ğal olarak bulunmaya alt n elde etmek i ç in g ö zle g ö r ü lebilecek kadar "alt n i ç eren kaya y ü zeylerinin s t lmas ve ü zerine su at larak ani so ğutulmas yla, kayalar n ç atlamas ndan elde edilmekteydi. Ufalanan kaya par ç alar y klanarak y ü zd ü rme y ö ntemiyle kaya kumlar uzakla ş t r l p alt n çö keltiliyordu. Toz zerrecikleri ş eklinde olan bu alt n eritilerek ş eki llendirilmekteydi". ( Ö zenba ş 1993) 18 4.2.2.Alt n Cevheri Yataklar n n Olu ş umu Alt n do ğada cevher olu ş umlar i ç erisinde bulunmaktad r. Ç e ş itli hidrotermal ve jeotermal olaylar alt n n yer kabu ğunda cevherle ş mesini sa ğlarlam ş t r. Elementlerin ç o ğu gibi alt n da, az miktarda da olsa b ü t ü n kaya ç lar n yap s nda, genellikle ba ş ka elementlerle kimyasal bile ş ikler olu ş turmaks z n, yal n halde bulunur. Yaln z tell ü rlerle, bazen de selenyum ve bizmutla birle ş mi ş olabilir. Cevher say labilecek ö l çü de alt n i ç eren b ü y ü k kaya ç k ü tlelerine ç ok ender rastlan r.13 Bu kaya ç lar n d ş nda, anlaml miktarda alt n i ç eren ba ş l ca iki t ü r olu ş um vard r: Alt n n kuvars ve pirit ile bir arada bulundu ğu hidrotermal damarlar ve alt nl kaya ç lar n ufalanmas yla olu ş an, kat la ş m ş ya d a kat la ş mam ş haldeki al ü vyonlu çö keller. Zengin alt n damarlar n n nas l olu ş tu ğu tam olarak bilinmemekle birlikte, alt n n ö teki minerallerle birlikte Yer ’ in derinliklerinden ü st katmanlara do ğru, hi ç de ğilse yar kat çö zeltiler halinde ta ş nd ğ ve s onradan bu katmanlarda çö keldi ği san lmaktad r. Kaya ç lar n yap s ndaki alt n genellikle g ö zle se ç ilemeyen da ğ n k tanecikler, bazen g ö zle g ö r ü lebilecek b ü y ü kl ü kte pullar, ç ok ender olarak da damar ya da k ü tleler halinde bulunur. En ö nemli alt n cevherleri , bile ş iminde y ü zde 40 oran nda alt n bulunan ve k rm z ms sar renkte bir alt n-tell ü r bile ş i ği olan kalaverit ile y ü zde 28 ’ den fazla alt n i ç eren ve ç elik grisi renginde bir alt n- g ü m üş bile ş i ği olan silvanittir. 1B grubu elementi olan alt n jeokimyas al ö zellikleri a ç s ndan g ü m üş (Ag) ve bak r ’ a (Cu) benzer ö zellikler g ö sterir. Alt n çö zme ö zelli ğine sahip olan çö zeltiler 19 uygun bas n ç ve s cakl ğa eri ş ince yer kabu ğundaki alt n çö zerek b ü nyelerine al r ta ş rlar. Hidrotermal çö zeltiler derinden yuka r lara do ğru ç kt k ç a s cakl k, bas n ç ve pH de ği ş imleri nedeni ile oksidasyon g üç leri de azalmakta ve red ü ktif ortamlara g öç etmelerinde, ta ş d klar alt n kaya ç lar n i ç inde yada y ü zeyinde çö kelmektedir. (Dayton 1993) 20 Alt n hidrotermal yataklarda Hg,Bi,Sb ,As,Se,Te,Cu ve Ag ile manyetik yataklarda ise sadece platin grubu elementleri (Ru,Rh,Pd,Os, İ r,Pt) ile bulunur. Alt n n yery ü z ü ne yak n 0-500 metre derinliklerde, dolay s yla hidrotermal su s cakl ğ n n 250 C ’ nin alt da oldu ğu evrede b ü y ü k ve zengin yatak lar olu ş abilece ğini g ö stermi ş tir. (TMMOB 1989) 21 D ü nyadaki jeotermal aktiviteler sonucu hidrotermal su yataklar (birka ç milyon y l ö nce aktivitesi biten ve g ü n ü m ü zde aktivitesini s ü rd ü renler dahil) ü lkemizle ili ş kilendirildi ğinde benzerlik g ö stermektedir. 1. Ü lkemizde tersiyer ya ş l volkanik fonksiyonlar n yayg n olmas 2.Aktif jeotermal sistemlerin bir ç ok y ö rede bulunmas 3.Hidrotermal Sb,Hg,Pb,Zn,ve Cu yataklar n n varl ğ alt n i ç in uygun jeolojik verilerdir. Ü lkemizde tespit edilen alt n yataklar bunu do ğrulamaktad r 4.2.2.1.D ü nyada Alt n Cevheri Yataklar Yukar da olu ş umu a ç kland ğ gibi, Alt n yataklar jeolojik olarak olu ş ma bi ç imine g ö re detayl isimlendirilmektedir. Ancak temel olarak alt n yataklar n 4 temel ba ş l k alt nda de ğerlendirilmekted ir. "1.Makaslama zoonlar nda yer alan y ü ksek s cakl kta olu ş mu ş (mezotermal) alt nl kuvars damarlar . 2.jeotermal sistemlerle ilgili d üşü k s cakl kta olu ş mu ş (epitermal) alt n yataklar 3.B ü nyesinde alt n da bulunduran, ma ğmatik etkinlikle do ğrudan ili ş ki li masif s ü lfid profiri bak r ve skarn yataklar . 4.Bu birincil cevherle ş melerden t ü remi ş plaseler. D ü nyada kayda ge ç mi ş y ü zbin civar nda alt n zuhuru vard r." (Oyg ü r 1996) 2214 Ç izelge 4.1 : Ç e ş itli B ö lgelerde alt n yataklar na ö rnekler (Bache1987) 23 Yatak cin si / bulundu ğu b ö lge Mozetermal ABD L.Amerika Avusturalya Kanada Asya Afrika Avrupa Epitermal Okyanusya ABD L.Amerika Asya Magmatik Okyanusya ABD L.Amerka Asya Plaser Avusturalya G.Afrika Kompleks ABD Kanada Asya Ç izelge 4.1 . de D ü nyan n ç e ş itli b ö lgelerinde s ö z konusu olan alt n cevherle ş mesinin ö rnekleri yer almaktad r. Son y llarda daha ç ok i ş letme teknolojisinin se ç imi, alt n i ş letimecilerini epitermal yataklara y ö neltmi ş tir. D ü nya i ş lenebilir alt n rezervi i ç in kullan lan rakam 40-50 000 ton olarak yayg n kaynaklarda yer almaktad r.2005 y l belirlenmi ş b ü y ü k rezervlere g ö re alt n miktarlar tablo II. de yer almaktad r. Ç izelge 4.2 :2004-2005 Y l D ü nya alt n rezervi (metal ton) (U.S.Geologial Survey, Mineral commodi ty Summaries, januar 2006) 24 Ü lke G ö r ü n ü r rezerv G ö r ü n ü r + muhtemel rezerv G.Afrika 6 000 36 000 ABD 2 700 3 700 Avustralya 5 000 6 000 Rusya 3 000 3 500 Endonezya 1 800 2 800 Kanada 1 300 3 500 Ç in 1 200 4 100 Peru 3 500 3 500 Di ğerleri 17 000 26 000 Toplam 41 500 90 00015 Ş ekil 4. 1: 2004-2005 D ü nya Alt n Rezervinin Ü lkelere G ö re Da ğ l m (s ü tun C g ö r ü n ü r-s ü tun D g ö r ü n ü r + muhtemel) ç izelge 4.2 4.2.2.2.T ü rkiye Alt n Cevheri Yataklar T ü rkiye'nin kuruldu ğu Anadolu co ğrafyas as rlard r alt n ü retimine ev sahipli ği yapmaktad r. Ç e ş itli b ö lgelerdeki alt n ve alt n ala ş mlar ndan yap lm ş tarihi e ş yalar, anadoluda m ü zelerde sergilenmektedir. Ü retim y ö ntemleri ve ş ekillendirmelerle iligili bilgilerin yer ald ğ ç e ş itli yay nlar bulunmakta. Bu ç e ş itlilik anadolu co ğrafyas nda alt n n ç ok ç e ş itli b ö lgelerde yay lm ş olarak, ç e ş itli ö zellikler ta ş yan cevherlerle birlikte bulundu ğunun kan t olmaktad r. Tespit edilen b ü t ü n alt n cevheri sahalar eski isimlendirmeleri alt n... eklemlenmesiyle adland r lmaktad r.(alt ndere vs.) Anadolu ç e ş itli medeniyetlere ev sahipli ği yapm ş t r. Ç e ş itli d ö nemlerde Anadolu ’ da yerle ş en medeniyetler madenlerle ç al ş malar n s ü rd ü rm üş lerdir. Anadolu Medeniyetleri M ü zesi Anadolu uygarl klar n n madenlerle olan ç al ş malar n sergilemektedir. Alt n madencili ğinin ya ş and ğ d ö nemlere ö rnek olarak M. Ö . 2500 y llar nda Ç orum- Alacah ö y ü k ’ te yap lan kaz larda ele ge ç en alt n e ş yalard r.Alacah ö y ü k ’ te ele ge ç en ve ş u anda Ankara Anadolu medeniyetleri m ü zesinde sergilenen alt ndan y ap lm ş ç e ş itli e ş yalar sergilenmektedir. Bu d ö nemde toz halinde ve y kama usul ü ile birincil kaynaklardan elde edilen alt n k ü l ç e olarak d ö k ü lerek, ş ekillendirilmi ş tir. M. Ö . 2500-2000 d ö nemlerine ait bir ç ok s ü s e ş yas da Ç anakkale- Troya ’ da ele ge ç mi ş ti r. Bu eserlerin bir ç o ğu yurtd ş na ka ç r lm ş t r. M. Ö . 1200 y llar nda Trova Kral d ö neminde i ş letilen ve hazinelerini yapt ğ yataklar Madenda ğ / Kartalda ğ-Kirazl - Ç anakkale ’ dir. G . A f r i k a A B D A v u s t r a l y a R u s y a E n d o n e z y a K a n a d a Ç i n P e r u D i ğ e r l e r i 0 2 5 0 0 5 0 0 0 7 5 0 0 1 0 0 0 0 1 2 5 0 0 1 5 0 0 0 1 7 5 0 0 2 0 0 0 0 2 2 5 0 0 2 5 0 0 0 2 7 5 0 0 3 0 0 0 0 3 2 5 0 0 3 5 0 0 0 3 7 5 0 0 4 0 0 0 0 2 7 0 0 5 0 0 0 3 0 0 0 1 8 0 0 1 3 0 0 1 2 0 0 3 5 0 0 1 7 0 0 0 3 6 0 0 0 3 7 0 0 6 0 0 0 3 5 0 0 2 8 0 0 3 5 0 0 4 1 0 0 3 5 0 0 2 6 0 0 0 2 0 0 4 - 2 0 0 5 Y l D ü n y a A l t n R e z e r v i ( m e t a l t o n ) S ü t u n C S ü t u n D M e t a l T o n16 Karun Hazineleri ’ nin M. Ö . 6.yy Lidya ’ l lar zaman nda U ş ak dolaylar nda yap ld ğ bilinmektedir. Bu eserler U ş ak yak nlar nda mezar odalar ndan ç al narak ABD ’ ye ka ç r lm ş t r. Uzun y llar s ü ren mahkeme sonunda T ü rkiye ’ ye iade edilmi ş ve Ş u anda Anadolu Medeniyetleri M ü zesi ’ nde sergilenmektedir. Ancak k sa s ü re ö nce eserlerin saht eleiryle de ği ş tirildi ği yeniden yarg s ü recine ta ş nm ş bir olay olarak kamuoyunun g ü ndemindedir. Arapda ğ-Kar ş yaka- İ zmir ve Tire- İ zmir yataklar nda alt n madeni i ş letmecili ği 19 yy da yabanc ş irketler taraf ndan yap lm ş t r. Karadeniz Bak r İ ş letmeleri ( KB İ ) taraf ndan i ş letilen Murgul-Bor ç ka-Artvin ,A ş k ö y- Bakibaba- K ü re-Kastamonu ve ET İ BANK taraf ndan i ş letilen Anayatak/Mihrapda ğ-Maden-Elaz ğ i ş letmelerinde bilister bak r rafinasyonunda anot ç amurundan alt n elde edilmesi i ç in ç amur yurtd ş na g ö nderil mekteydi. Bu yataklar ö zelle ş tirmeyle ç e ş itli firmalar n eline ge ç ti ğinden bu konuda son bilgilerin al nmas s ö z konusu olamam ş t r. Emirli- Ö demi ş - İ zmir ’ de Etibank taraf ndan ü retilen antimon yan nda ve G ü m üş ler-Ni ğde de ö zel sekt ö r taraf ndan i ş letilen c iva-antimon ve tungsten yataklar nda İ vindi-Bal kesir y ö resinde antimon yataklar nda s ö z konusu olan alt n ten ö r ü n ü n nas l de ğerlendirildi ği konusunda bir bilgi elde edilememi ş tir. Bu ö rnekleri art rabiliriz. Ancak bir ş eyi belirtmekte yarar var.Bug ü n ü lk emizde alt n madeni i ş letmecili ğine soyunan ş irketler T ü rkiye ’ de alt n ilk defa kendilerinin ü rettiklerini ö ne s ü rmektedirler. Bu do ğrultuda yukar da verdi ğimiz bilgiler Anadolu ’ da alt n ü retiminin uzun y llar yap ld ğ n g ö stermektedir. Bir k sm ndan ü r etim yap lan T ü rkiye cevher yataklar n n ö zelliklerini ş ö yle s ralayabiliriz. Yap lan ç al ş malar sonucunda, ü lkemizde 600 den fazla yerde alt n madeni rezervi belirlenmi ş durumdad r. Bu yataklar bulunu ş bi ç imine ve yata ğ n k ö kenine ba ğl olarak alt grupt a toplamak m ü mk ü nd ü r. 4.2.2.2.1.Alt n İ ç eren Masif S ü lfit Yataklar Bu t ü r yataklar bak r (Cu), kur ş un (Pb), ç inko (Zn) ü retimi yap lan rezervlerdir. Burada alt n bak r n elektroliz y ö ntemi ile elde edilmesi s ras nda anot ç amurundan yan ü r ü n olarak elde edilmektedir. Karadeniz bak r i ş letmeleri buna en iyi ö rnektir. 4.2.2.2.2.Epitermal Yataklar Bu t ü r yataklar d üşü k bas n ç ve s cakl kta olu ş an yataklard r. Bu yataklar fay zonlar nda volkanik çö k ü nt ü alanlar nda jeotermal etkinlikler sonucunda d ö n ü ş ü m ge ç irmi ş ve/veya kaya ç lar i ç inde kuvarsl damarlar, a ğs damarc klar ya da sa ç n ml yataklar olarak bulunurlar. A ğs damarc kl ve sa ç lm ş yataklarda alt n genellikle ince tanelidir. Tane boyutu 5 mikron ve alt ndad r. Bunlara g ö r ü nmeyen yataklar d a denir.Bu yataklarda alt n (Au); arsenik (As), g ü m üş (Ag), civa (Hg),tantal (Ta) ve bizmut ’ la (Bi) birlikte volkanik kaya ç larda bulunur. i ş letilmek ü zere en ç ok g ü ndemde olan yataklard r. 4.2.2.2.3.Alt n İ ç eren Profiri Bak r Yataklar Bu t ü r yataklar d üşü k bak r ten ö rl ü olup bak r fiyatlar na ba ğl olarak i ş letilirler. Bu yataklarda elde edilen bak r n elektrolizle elde edilmesi s ras nda olu ş an anot ç amurundan alt n elde edilmektedir. Trabzon ve Erzurum y ö resinde bu t ü r yataklar mevcuttur.17 4.2.2.2.4. Alt n İ ç eren Skarnalar Skarnalar pl ü tonik kaya ç larla kire ç ta ş yada dolomit gibi karbonatl kaya ç lar n dokanaklar ndaki ba ş kala ş m ku ş aklar nda bulunurlar. Bak rca zengin olan baz yataklarda alt n ü retilebilir d ü zeyde bulunmaktad r. Bal kesir ’ in Alt nol uk yata ğ buna ö rnek te ş kil etmektedir. 4.2.2.2.5.Ulframafik Kaya ç larla İ li ş kili Yataklar Bu yataklar alt n i ç eren listvenitler olarak da adland r lmaktad r.Alt n yataklar n n olu ş umunda s ö z konusu olan hidrotermal çö zeltilerin etkisiyle olu ş mu ş yataklard r. Ü lkemizde tespit edilen bu yataklar n son y llarda ö nemle ü zerinde durulmaktad r. Ten ö r ortalama 1-10 gr/ton olarak de ği ş iklik g ö stermektedir. Bursa- İ neg ö l Yata ğ ö rnek olarak verilebilir. 4.2.2.2.6.G ü ncel Plaserler Akarsu yataklar nda kum ve ç ak l i ç eri sinde bulunan alt n yataklar d r. Bu yataklar i ş letme ekonomikli ğinden dolay ç o ğu yerde i ş letilip/kullan lm ş t r. İ lk alt n ü retiminde do ğal alt n olarak adland rm ş t k. Yukar da say lan yatak ç e ş itleri i ç erisinde bug ü n en ö nemli yeri tutan epitermal alt n yataklar d r. Bu yataklar D ü nyada kullan lan siyan ü rle li ç i ş lemi uygulamas n n yap ld ğ yataklard r. Epitermal yataklar uygulanan i ş letme y ö ntemiyle 1ppm (1gr/ton) ten ö r ü ne kadar ekonomik olarak de ğerlendirilmektedir. Ş ekil 4.2 T ü rkiye'nin Ö nemli Alt n Cevheri Yataklar (MTA 2006) 2518 Ç izelge 4.3 : T ü rkiye alt n yataklar n n bulundu ğu yerler * 26 3 Beyman-karaali sahas Ankara 4 Aker ş en Bor ç ka Artvin 5 Ko ç arl -Sat rlar sahas Ayd n 6 Alt noluk sahas Edremit Bal kesir 7 K üçü kdere y ata ğ Havran Bal kesir 8 Korudanl k Zuhuru S ö ğü t Bilecek 9 S ü l ü kl ü k ö y İ neg ö l Bursa 10 Madenda ğ-Kartalda ğ-Kirazl yata ğ Ç anakkale* 11 Kirazl k yata ğ Yenik ö y Ç anakkale * 12 Varsal k ö y ü yata ğ Lalapa ş a Edirne* 13 Maden-anayatak yata ğ Maden Elaz ğ* 14 Nazaru ş a ğ yata ğ Baskil Elaz ğ* 15 Kaymaz yata ğ Kaymaz Eski ş ehir* 16 Ç anak ç sahas G ö rele Gresun* 17 K rkpavl yata ğ G ü m üş hane* 18 Mescitli yata ğ G ü m üş hane* 19 Olucak yata ğ G ü m üş hane* 20 G ü m üş kaya yata ğ G ü m üş hane* 21 Hazine ma ğara y ata ğ G ü m üş hane* 22 Maastra Yata ğ G ü m üş hane* 23 Ak ll ç ay Hatay* 24 Kisecikk ö y Hatay* 25 Ovac k Yata ğ Begama İ zmir* 26 Beylerderesi Yata ğ Tire İ zmir* 27 Arapda ğ- Ç i ç ekda ğ yata ğ izmir* 28 Ö demi ş -K ü re yata ğ Ö demi ş İ zmir* 29 Efem ç ukuru İ zmi r* 30 Darphane yata ğ Ka ğ zman Kars* 31 K ü re-A ş ik ö y yata ğ K ü re Kastamonu* 32 İğ neada yata ğ Demirk ö y K rklareli* 33 Kap ö ren-Aktepe yata ğ K ü tahya* 34 Sart sahas Salihli Manisa* 35 Bozda ğ sahas Salihli Manisa* 36 Bokarda ğ sahas Uluk ş la Ni ğde* 37 Bolkarda ğ-Horoz sahas Ni ğde* 38 G ü m üş ler sahas Ni ğde* 39 Kumarl sahas Ü nye Ordu* 40 Akoluk sahas Ordu* 41 Sayaca sahas Ordu* 44 Bakibaba K ü re Kastamonu** 45 Kayaba ş Yomra Trabzon** 46 G ü zelyayla Ma ç ka Trabzon** 47 Bulancak Gresun** 48 Emirli Ö demi ş İ zmir** 49 G ü m üş ler Ni ğde** 50 K ü re-Caml ca izmir** 51 Kur ş unlu Salihli Manisa** 52 Alt ntepe Kar ş yaka İ zmir** 53 Ç eliktepe Kar ş yaka İ zmir** 54 Gedikda ğ Ö demi ş İ zmir** 55 Madsan Ç amard Ni ğde** 56 Fatsa Ordu** 57 İ vrind i Bal kesir** 58 Uluta ş İ spir Erzurum** 59 Ö rencik Da ğard K ü tahya** 60 Muratda ğ K ü tahya** 61 Karakaya Sivrihisar Eski ş ehir** 62 Narman Erzurum** 63 Nif ç ay Fethiye Mu ğla** 64 Hamdibey Yenice Ç anakkale** 65 Helimli E ş me U ş ak** 66 K ş lada ğ E ş me U ş ak**19 67 l ç Erzincan Ç izelge 4.3. de T ü rkiye'de ş u anda tepit edilmi ş , daha ö nce i ş letilmi ş , yataklar ç e ş itli kaynaklardan edilen bilgilerle bir araya getirilmi ş . Haritalarla birlikte incelendi ğinde, ç ok ç e ş itli b ö lgelerin alt n sahas oldu ğu g ö r ü lebilmektedir. Bu yataklar yukar da anlatt ğ m z ö zellikleri g ö steren b ö lgelerdeki ç e ş itlili ği g ö stermektedir. Bu tabloda b ü t ü n yataklar yer almamas na ra ğmen; ü lkemizde 600 den fazla yerde alt n madeni arama ve i ş letmecili ği i ç in yabanc sermayeli ş irk etler taraf ndan ruhsat i ç in ba ş vuru yap ld ğ belirtilmektedir. Bu yataklar n bir k sm i ç in iki yada daha fazla izin gerekli olabilir. Baz yataklar bir ka ç k üçü k yata ğ g ö steriyor olabilir. Belirlenen yataklar n bir ç o ğu ge ç mi ş y llarda i ş letilmi ş tir. Tire- İ zmir, Bursa- İ neg ö l ve G ü m üş hane'de baz yerler bu yataklar aras nda say labilir.Ancak i ş letilen yataklar bug ü nk ü de ğerlendirmede yeniden ekonomik yatak olarak g ö r ü lmektedir. Bu yataklar ü zerinde yap lan ç al ş malarla Yataklar n g ö r ü n ü r rezerv olarak tespiti yap lm ş t r.Baz yataklar n belirlenmi ş rezervler iyle ilgili bilgiler Ç izelge 4.4 ’ yer almaktad r. Bu de ğerlerin ç o ğu MTA tarf ndan belirlenmi ş alanlarda yap lan ç al ş malarla ortaya konmu ş tur. 1985 y l nda de ği ş en madencilik yasas ndan sonra belir lenen yerler ü zerinde ç al ş malar derinle ş tiren yabanc ş irketler daha b ü y ü k rakamlar ula ş m ş olmalar ka ç n lmazd . 4.2.2.3.T ü rkiye'nin i ş lenebilir alt n cevheri ve elde edilebilecek alt n miktarlar Son y llarda alt n i ş letmecili ğinin g ü ndeme gelme siyle T ü rkiye'nin alt n yataklar ndan elde edilebilecek alt n miktar tart ş l r olmu ş . Ç ok say da de ğerlendirme yanl ş anlamalar g ü ndem e getirmi ş , yap lan baz bilimsel ç al ş malardaki teknik terimler kamuoyunu yan ltacak bi ç imde sunulmu ş tur. Bunlar n ba ş nda g ö r ü n ü r alt n rezervi yerine, potansiyel rakamlar kullan lm ş . Bu konudaki a ç klamlara T ü rkiye'de s ö z konusu olan yataklar g ö zden ge ç irdikten sonra de ğerlendirelim. Ç izelge 4.4 ’ de de g ö r ü ld ü ğü gibi; T ü rkiye ’ nin tespit edilmi ş ö nemli alt n madeni y ataklar n n alt n rezervi 140 ton olarak g ö z ü kmektedir. Bu miktar siyan ü rle i ş lem g ö rd ü ğü nde, verim alma oran en ü st d ü zeyde %55-70 kabul edilirse 100 ton alt n elde edilebilir gibi g ö z ü kmektedir. Ancak bu de ğerler MTA'n n daha ö nce yapm ş oldu ğu ç al ş ma larla ortaya konmu ş de ğerdir. Yabanc sermayeli ş irketlerin madencilik alan na girmesi ve MTA'n n arama i ş levinin ortadan kald r lmas ndan sonra, Yaln zca yabanc sermayeli ş irketlerin ve yerli kurulu ş lar n n rakamlar yans t lmaya ba ş lam ş t r. Bu konuda d a ö nemli yan lg lar yarat lmaktad r. Baz raka mlar yanl ş yerde kullan larak T ü rkiye ’ nin alt n rezervi konusunda yan lt c bilgiler ortaya at lmaktad r. MTA'n n son verileri bu miktar g ö r ü n ü r rezerv olarak 300 ton civar nda kabul edilmektedir. Ü retim y ö nt emi olarak siyan ü rle li ç 27 i ş lemi g ü ndemde oldu ğundan bur a daki alt n kazan m 200 ton civar nda g ö z ü kmektedir. Ancak MTA ken d i rakamlar d ş nda yabanc ş irketlerin rakamlar n baz alarak verdi ği rakamlar daha y ü ksek de ğerlerdedir. T ü rkiye son 15 y ll k s ü re ç i ç erisinde, yo ğun bir ş ekilde alt n madeni i ş letmecili ği tart ş malar i ç erisindedir. T ü rkiye ’ de 600 den fazla yerde alt n aramalar ile ilgili yabanc sermayeli ş irketlere izin verildi ği s ö ylenmektedir. Bu ç al ş malar arama de ğil daha ö nce belirlenmi ş y ataklarda ö n i ş leme ve i ş letme ç al ş malar d r. T ü rkiye ’ nin alt n yataklar na y ö nelik 600 yerde ç al ş ma s ü rmesine ra ğmen, bu faaliyetler gizlilik i ç erisinde y ü r ü t ü lmektedir. 20 Ç izelge 4.4 : T ü rkiye ’ nin Rezervleri Tespit Edilmi ş Baz Alt n Madeni Yataklar 28 T ü rkiye ’ nin Rezervleri ve Ten ö rleri Tespit Edilmi ş Ö nemli Alt n Yataklar Yatak ad İ l ç esi İ li Rezervi Ten ö r ü Miktar ton gr/ton gr K ü re K ü re Kastamonu 17043782 2,5 42609455 Kayaba ş Yomra Trabzon 124 0000 0,4 1240000 Akarsen Bor ç ka Artvin 663043 1,5 994564,5 Murgul Bor ç ka Artvin 53025939 0,2 10605187,8 Cerattape Merkez Artvin 6000000 3 18000000 Maden Maden Elaz ğ 14939569 1,2 17927482,8 Nazaru ş a ğ Baskil Elaz ğ 49000 2,4 117600 K üçü kdere Havran Bal kesir 1500000 4,7 7050000 Alt noluk Edremit Bal kesir 242000 5 1210000 Alt ntepe Kar ş yaka İ zmir 357244 3,4 1214629,6 Ç eliktepe Kar ş yaka İ zmir 1401205 1,3 1821566,5 K ü re Ö demi ş İ zmir 96000 1,1-8 768000 Ovac k Bergama İ zmir 1743000 9,6 16732800 Geyikda ğ Ö demi ş İ zmir 150000 1,5 225000 Arapda ğ Kar ş yaka İ zmir 125250 3 375750 Akoluk Ulubey Ordu 1047994 1,1 1152793,4 Kartalda ğ Kirazl Ç anakkale 50000 5,2 260000 Hamdibey Yenice Ç anakkale 225000 1,3 292500 Mastra Merkez G ü m üş han e 1144000 8 9152000 Bolkarda ğ Uluk ş la Ni ğde 284000 10,4 2953600 Bolkarda ğ Uluk ş la Ni ğde 152000 3,1 471200 Kesecikk ö y Merkez Hatay 450000 4 180000021 m3 g/m3 Mertg ö l ü İ ğ neada K rklareli 113000 0,5 56500 Darphane Ka ğ zman Kars 9000000 0,1 9 00000 Sart Salihli Manisa 20000000 0,096 1920000 131042026 Toplam Alt n 139850629,6 Yakla ş k olarak 140 ton Bunlardan ş u anda ü lkemiz g ü ndeminde olan ve y llardan beri tart ş lan ve belirsizli ğini koruyan (Yarg i ş letilmemesi konusunda son karar vermi ş olmas na ra ğmen) Bergama Ovac k Ç amk ö y ile Havran- Edremit- Bal kesir, Cerattepe- Bor ç ka-Artvin, Mastr a-G ü m üş hane,K ş lada ğ-E ş me-U ş ak gibi yataklar n i ş letilmesinde hala srar edilmektedir. Bug ü ne kadar ya ş anan tart ş malara ve ö ne s ü r ü len iddialara a ç kl k kazand rmak i ç in Anadolu co ğrafyas nda tarih boyunca yap lan alt n i ş letmeciliklerini ve ayn zamanda d ü nyada alt n madeni i ş letmecili ği ile ya ş anan sorunlar a ç kl k getirmek gerekmektedir. B ö ylece ü lkemizde alt n madeni i ş letmecili ğine giri ş en ş irketlerin baz iddialar da yan tlanm ş olacakt r. Ç izelge 4.3 ve Ç izelge 4.4 incelendi ğinde, MTA'n n son r akamlar da de ğerledirildi ğinde, acaba T ü rkiye'de i ş lenebilir alt n cevheri miktar , sunuldu ğu gibi 6 500 ton mudur? 2001 y l nda yarg kararlar yla durdurulan siyan ü rl ü alt n i ş letmeleri'nin yarg y kararlar n a ş mak i ç in ba ş latt klar bu yan lt c bilgile ndirme hala kullan lmaktad r. O d ö nem gazetelerde yer alan haberlere bir g ö z atarsak "Alt n M ü jdesi Uydulara g ö re d ü nyada ikinci b ü y ü k alt n rezervine sahip ü lkeyiz....... Ba ş bakan Ecevit'in masas ndaki alt n dosyas ç arp c bilgiler i ç eriyor.D ü nya'da 43 0 0 ton alt n rezervi var. Bunun 20 000 tonu G ü ney Afrika'da.Onu 6 500 tonla T ü rkiye İ zliyor. Ancak T ü rkiye 400 milyar dolar de ğer bi ç ilen bu rezervden hi ç ü retim yapm yor." 29 Bu rakamlar ayn tarihte ve izleyen g ü nlerde bir ç ok gazetenin man ş etinde yer ald . Burada kullan lan alt n rezervi tan mlamalar n a ç mak gerekir. Çü nk ü verilen rakamlar ile tan mlamas uymamaktad r. D ü nya alt n rezervi 43 000 non olarak verilirken g ö r ü n ü r rezevden s ö z edilmektedir. Ancak T ü rkiye'de ortaya at lan rakam n bir potansiyel oldu ğu d üşü n ü ld ü ğü nde ikisinin kar ş la ş t r lmas yanl ş olur. Rezervlerin tan m n yaparsak konuya a ç kl k getirmi ş oluruz. “ Rezerv: Cevher k ü tlesinin ton veya metrek ü p olarak miktar d r. Baz hallerde toplam k ü tle i ç indeki faydal mineral, bile ş im veya metal miktar i ç inde rezerv deyimi kullan l r. G ö r ü n ü r rezerv: Üç boyutu ile belirlenmi ş cevher k ü tlesi i ç in kullan l r. Muht emel rezerv: İ ki boyutu ile belirlenmi ş , üçü n çü boyutu tahmin edilen cevher k ü tleleri i ç in kullan l r.22 M ü mk ü n rezerv: Boyutlar belirlenmemi ş ve varl ğ ancak ü mit edilelen cevher k ü tlesi veya k ü tleleri i ç in kullan l r. Potansiyel: Varl ğ belirlenmi ş olm akla beraber i ş letmesi teknik ve ekonomik nedenlerle g ü n ü n ko ş ullar alt nda olanaks z olan, ancak ileride i ş letilebilecek cevher k ü tlesinin miktar n belirtir.” 30 Ten ö r: rezerv i ç indeli faydal mineral, bile ş im, veya metal miktar n n oran . Kitlesel metal bile ş im yada mineraller i ç in y ü zde olarak verilir. K üçü k miktarlar i ç in ppm(gr/ton) olarak verilir. Alt n i ç inde ppm kullan lmaktad r. Ç izelge 4.5 : Ç e ş itli Ü lkelerin 1990-2005 aras nda alt n Rezervleri (U.S.Geologial Survey, Mineral Commodity Summaries 2006) 31 1990 g ö r ü n ü r rezerv 1990 g ö r ü n ü r + Muhtemel rezerv 1995 g ö r ü n ü r rezerv 1995 g ö r ü n ü r + Muhtemel rezerv 2002 g ö r ü n ü r rezerv 2002 g ö r ü n ü r + Muhtemel rezerv 2005 g ö r ü n ü r rezerv 2005 g ö r ü n ü r + Muhtemel rezerv G.Afrika 20 000 20 000 18 000 29 000 8 000 36 000 6 000 36 000 Avusturalya 1 400 2 700 3 400 3 700 5 000 6 000 5 000 6 000 Peru 200 650 3 500 4 100 Rusya 6 220 7 780 3 100 3 400 3 000 3 500 3 000 3 500 ABD 4 770 5 250 5 400 5 900 5 600 6 000 2 700 3 700 Endenozya 1 800 2 800 1 800 2 800 Kanada 1 780 1 960 1 300 3 300 1 300 3 500 1 300 3 500 Ç in 1 200 4 100 1 200 4 100 Brezilya 940 1 080 700 1 200 Ö zbekistan 3 000 3 300 Di ğerleri 7 920 8 710 9 300 11 000 17 00 26 000 17 000 26 000 Toplam 43 300 49 400 44 200 60 500 43 100 88 550 41 500 89 700 Ç izelge 4.5: de 1990 y l ndan 2005 y l na kadar d ü nya alt n rezervi verilmektedir. Burada dikkat edilirse g ö r ü n ü r rezerv ile g ö r ü n ü r+muhtemel rezervler aras ndaki fark 1990 y l ndan ba ş lamak ü zere 2005 y l na kadar giderek artmaktad r. Ancak g ö r ü n ü r rezerv ç ok yak n rakamlarla de ği ş imini s ü rd ü rmektedir. Burada 2002 y l n n g ö r ü n ü r rezervine bakt ğ m zda 43 000 ton dolay nda, g ö r ü n ü r + muhtemel rezerv ise 88 000 ton dolay nda g ö r ü lmektedir. G.Afrika'n n 2002 y l g ö r ü n ü r rezervi 8 000 ton, g ö r ü n ü r + muhtemel rezervi 36 000 ton olarak, 1990 y l g ö r ü n ü r ve g ö r ü n ü r+Muhtemel rezervi her ikiside 20 000 ton olarak g ö z ü kmektedir. 2001 y l nda T ü rkiye'nin gazetelerde yer alan yukar da belirti ğimiz "D ü nya'da 43 00 ton alt n rezervi var. Bunun 20 000 tonu G ü ney Afrika'da. Onu 6 500 tonla T ü rkiye İ zliyor." bilgisinin tabloyla hi ç uyu ş mad ğ g ö r ü lmektedir. Buradaki rakam G.Afrika i ç in g ö r ü n ü r rezervdir. 1990 y l i ç in ge ç erlidir. Oysa G.Afrika'n n g ö r ü n ü r rezerzleri 2002 y l nda 8 000 tona d üş m üş t ü r. De ğerlendirme yap l rken i ş lenebilecek olan rezerv g ö r ü n ü r rezervler olarak ele al n r. Muhtemel rezerv üçü nc ü boyutu belli olmayan bir kaynak oldu ğundan ancak de ğerlendirme yap l rken tahmini bir rakam s ö z konusudur. Yukar da tan m n verdi ğimiz m ü mk ü n rezervde ü mit edilen rezervdir. Tahmin ekonomik de ğerlendirmede geride kal rken ü mit ü zerine bir k sa s ü reli ki; ö zellikle madencilik alan nda ö ne s ü rmek do ğru bir yakla ş m olamaz. Daha ilerisine gidersek potansiyel rakam ndan s ö z ederken, sadece varl ğ n bildi ğimiz, i ş letmesi g ü n ü n ko ş ullar nda m ü mk ü n 23 olmayan bir rakam s ö z konusudur. Hele bunu madencilik alan nda an nda ekonomiye kazand r lacak bir kaynak olarak g ö sterilmesi tam bir yan ltmad r. Peki 6 500 ton alt n ger ç ekte n g ö r ü n ü r rezerv olsayd ve k sa s ü rede i ş letilebilecek durum s ö z konusu varsay lsa, 2002 y l nda 6 500 ton alt n n de ğeri neydi. Ticari uygulamalarda alt n al m ve sat m troy ons ö l çü s ü yle yap l r. 1 ons 31.1 gr d r 1kg alt n=(1000/31.1)=32.15 troy o nstur. 6 500 000 kg alt n =208 975 000 troy ons eder. 2002 haziran ve temmuz aylar nda İ AB ( İ stanbul Alt n Borsas ) fiyatlar 320-306 $ civar nda d r. Yakla ş k olarak hesaplarsak 2 089 750 X 320 = 66 872 000 000 $ (Yakla ş k 67 Milyar dolar) Alt n n e n ö nemli ö zelli ği, elde edildikten sonra hurdas yla aras ndaki fiyat fark ç ok azd r. De ğer olarakda k ü l ç e alt n fiyat verilir. Bu nedenle alt n n k ü l ç esiyle uc ü r ü n aras ndaki fiyat fark , kuyumculuk alan nda yap lan ö zel tasar mlar d ş nda yok denecek kadar azd r. Bu nedenle alt n n k ü l ç e fiyat yla ü r ü n aras nda 6-7 kat kadar de ğer elde etmek s ö z konusu olamaz. 2002 y l nda gazete haberlerinde 6 500 ton alt n i ç in 400 milyar dolar de ğer sunulmas ç ok yan lt c bir bilgidir. 2002 y l nda gazetelere bu ba ş l klar at l rken T ü rkiye 2001 krizini ya ş am ş ve T ü rkiye'de siyan ü rle li ç y ö ntemiyle yarg kararlar na ra ğmen alt n i ş letmelerinin ö n ü n ü n a ç lmas ama ç lanm ş t . Bu arada ya ş anan 2001 ekonomik kirizi bahane edilerek, Bergama'da yap lmaya ç al ş lan yasad ş siyan ü r li ç i y ö ntemiyle alt n i ş letmesinin, yasad ş l ğ na me ş ruluk kazand rmak i ç in T ü rkiye'nin alt n mevcut i ş letilebilir alt n miktar yan lt c rakamlarla bas na yans t ld . Yap lan bir ç al ş mada, olabilir olarak yap lan tahmini ç al ş man n en ü st r akam ndan b ü y ü k bir rakam varm ş gibi g ö stererek bir yan ltma kullan ld .T ü rkiye'nin 6500 ton i ş lenebilir alt n oldu ğ u ve bunun 70 milyar dolar olup, katma de ğ eriyle 450 milyar dolar bir gelir getirece ğ i kamuoyuna a ç kland . Yani kamuoyuna sunulan rakaml ar ger ç ekle bir ili ş kisi yoktur. Peki T ü rkiye'de i ş lenebilir (g ö r ü n ü r rezerv) alt n miktar neydi? 1999 y l nda T ü rkiye Jeoloji kurultay na sunulan bir bildiride Jeoloji M ü hebdisi Vedat OYG Ü R ve ş imdi hayatta olmayan Prof. Dr. Ayhan ERLER bir ç al ş ma sun uyorlar. Bu ç al ş mada ''T ü rkiye'nin Alt n rezervinin 225 ton oldu ğ unu belirtiyorlar. Ancak bu ç al ş man n i ç erisinde bitak m modelle ile T ü rkiye'nin alt n potansiyeli konusunda 1730 ton ile 6490 ton ars nda oldu ğ u tahmininde bulunuyorlar. Erler, Oyg ü r 1999) 32 Burada dikkat edilmesi gereken konu rezervin de ğ il potansiyelin tahminidir. Yani potansiyel tahmin edilmektedir. Hem potansiyel hem tahmin s ö z konusudur. Bir kez madenler ö ncelikli olarak g ö r ü n ü r rezerv olarak ele al nd ğ nda ekonomik i ş letmeden s ö z edil ebilir.Yine bu miktar potansiyel ger ç ek olsa bile, g ö r ü n ü r rezerv haline getirilmesi i ç in 8 milyar dolar gerekti ğ i MTA taraf ndan a ç klanm ş t r. Bu i ş lem i ç in 10 y ll k bir s ü reden s ö z edilmekte. 2000 y l nda "MTA T ü rkiye'nin 250-300 ton alt n revervi old u ğ unu bildirdi." (H ü rriyet 2000) 33 Oysa 2002 y l nda ve hala bir tak m ç evrelerce kullan lan rakamlar 1999 ait ve tan m ba ş ka olan rakamlar. Bilimsel ç al ş mada bir modelleme yap lm ş ve tahminde bulunulmu ş . Rakamlar n ve birimlerin ba ş kalar taraf ndan bu denli karma ş a i ç inde kullan lmas ve bununbilimsel ç al ş ma olarak siyasal iktidara dolayl bsak arac olarak kullan lmas yaln zca T ü rkiye'de ya ş anan bir olay olmad ğ n d ü nyada madencilik alan nda ya ş anan politikalarda ele al nm ş t . T ü rkiye'nin mevcut g ö r ü n ü r alt n rezervinin kesin olarak ortaya koyulmas MTA'n n 1985 y l nda i ş levinin de ğ i ş tirilerek, enstit ü i ş levinden yaln zca ruhsat veren bir kurum durumununa getirilmesiyle art k m ü mk ü n 24 olmamaktad r. Yaln z ve yaln z alt n i ş letmecili ğ ine soyunan ş irk etlerin rakamlar ortada dola ş maktad r. Bu rakamlar i ş letmenin devreye al nabilmesi i ç in, kamuoyuna yan lt c bilgi olarak ç ok y ü ksek sunulmaktad r. Ancak i ş letme ba ş lay nca elde edilen alt ndan vergi ka ç r lmas ve yurt d ş na ç kar lacak olan alt n n bel li olmamas i ç in en d üş ü k d ü zeyde resmile ş tirilmektedir. Ö ne s ü r ü len ü retim rakamlar yla, teknik olarak elde edilmesi gereken rakamlar ö rt üş memektedir. 34 T ü rkiye'nin g ö r ü n ü r di ğ er ancak teknolojik olarakta i ş lenebilir alt n yataklar rezervleri MTA ve 8.B e ş y ll k Kalk nma planlar nda ayn metinler olarak yer alm ş t r. Ancak kalk nma planlar komisyonu Ba ş kan ve raport ö rleri T ü rkiye'de alt n i ş letmecili ğ ine soyunan firmalar n ç al ş anlar ndan olu ş maktad r. Ancak bu verileri yinde de ğ erlendirme a ç s nda ve relim. Ç izelge 4.6 : T ü rkiye'deki i ş letilebilir alt n yataklar n n rezervleri (MTA2001-2006) 35 yatak Ten ö r Au (gr/ton) Ten ö r Ag (gr/ton) Rezerv (ton) Metal i ç eri ği Au (ton) Metal i ç eri ği Ag (ton) 0vac k-Bergama- İ zmir 9 11 2 980 000 26.82 32.78 Efem ç ukuru-Seferihisar- İ zmir 12.65 - 2 500 000 31.62 K ş lada ğ-E ş me-U ş ak 1.43 74 000 000 105.8 K üçü kdere-Havran-Bal kesir 6.43 11.8 1.410 000 9.07 16.64 Kaymaz-Sivrihisar-Eski ş ehir 6.04 Mastra-Mescitli-G ü m üş hane 12 Akbaba-Kirazl - Ç anakkale 12.5 Cerattepe-Artvin (demir ş apka) (masif s ü lfit) Toplam 4 1.2 140 25 8 200 000 3 900 00 32.8 4.68 37.48 1148 97.5 1245.5 TOPLAM 240 1300 2006 y l sonunda MTA i ş elenebilir alt n rezervini 240 ton olarak vermektedir. Rakam lar alt n i ş letmecisi firmalar n yay nlanm ş ve yay nlanmam ş belgeleri ve faaliyet raporlar na dayand rmaktad r. Bu durum MTA (Maden Teknik Arama Enstit ü s ü ) n ü n maden ve rezerv belirleme d ş na itilerek enstit ü konumunun yok edilmesinin bir kan t d r. İ l erleyen b ö l ü mlerde MTA Maden Faaliyetleri ve Teknoloji Daire ç al ş anlar n n yapt ğ Alt n ü retimi konusunda ç al ş malardan ö rnekleri kullanaca ğ z. 3625 5.ALTIN Ü RET İ M İ 5.1. Tarihsel S ü re ç te Alt n Ü retimi Do ğ ada ya ş am m ü cadelesi s ü rd ü ren insano ğ lu,ate ş le tan ş t ktan sonra s enerjisini madenleri eritmede kullanmaya ba ş lam ş t r. Kayalarar n ç atlaklar nda ve dere yataklar nda al ü vyonlar i ç erisinde bulu nan g ö zle g ö r ü lebilen madenleri ate ş in s enerjisiyle ergiterek, ş ekillendirmi ş ve yeni bir tarihi yani yerle ş ik ya ş am s ü recini ba ş latm ş t r. Bu madenlerin ilki kaya ç atlaklar nda bulunan bak rla, al ü vyonlarda parlakl ğ yla g ö ze ç arpan alt n olmu ş tur. Do ğ al olarak bulunan bu madenin yumu ş ak ve kolay i ş lenilebilir olmas fazla s l i ş lem ger e ktirmemesi cilal ta ş devrinde (M. Ö .6000 y llar nda) kullan m n art rm ş t r. Dere yataklar ndan toplanan alt n do ğ al alt n olarak adland r lmaktayd . Bu alt n n zaman la azalmas alt n n cevherlerden elde edilmesini g ü ndeme getirmi ş tir. Bir ç ok medeniyetin be ş i ğ i olan Anadolu, maden ç a ğ nda ç e ş itli yerle ş im b ö lgelerinde yap lan maden i ş letmecili ğ ininde be ş i ğ i olmu ş tur. Ç e ş itli yerle ş im yerlerine ait tarihi buluntular i ç erisinde alt n ve g ü m üş kaplar, alt n ta ç ve t ka ç lar, de ğ erli madenlerden yap lm ş yontular anadolu'da yap lan maden i ş letme sanat n n ö rnekleridir. Do ğ al alt n kullan m yla Anadolu antik d ö nemlerinde ç e ş itli alt n ü retimlerine Lidya'da rastlanmaktad r . Lidya Krall ğ 'n n kalk nmas na yard mc olan alt n i ş letilmesi Sart ç ay yataklar ndan elde edilen do ğ al alt nlara uygulanm ş t r. O d ö nemde alt n d ü ğ me ve rozet yap m yan nda alt n oymac l ğ da geli ş mi ş tir. Ş ekil 5. 1. Kanatl denizat bro ş un (2005 y l nda U ş ak m ü zesinde sahtesiyle de ği ş tirildi ği ö ne s ü r ü lmektedir.) 37 Karun Hazineleri ’ nin M. Ö . 6.yy Lidya ’ l lar zaman nda U ş ak dolaylar nda yap ld ğ bilinmektedir. Bu eserler U ş ak yak nlar nda mezar odalar ndan ç al narak ABD ’ ye ka ç r lm ş t r. Uzun y llar s ü ren mahkeme sonunda T ü rkiye ’ ye iade edilmi ş ve Ş u anda Anadolu Medeniyetleri M ü zesi ’ nde sergilenmektedir. Ancak k sa s ü re ö nce eserlerin sahteleiryle de ği ş tirildi ği yeniden yarg s ü recine 26 ta ş nm ş bir olay olarak kamuoyunun g ü ndem indedir. Bunlarda n kanatl denizat brosu ş ekil 5. 1 de g ö r ü lmektedir. Ş ekil 5. 2:Alacah ö y ü k'te ele ge ç en alt n al nl k (Ankara anadolu medeniyetleri m ü zesi) 38 Ş ekil 5. 3:Lidya "Karun" Hazinesi G ü ne ş Kursu Bi ç imli Gerdanl k Akik-Alt n, M. Ö . 6.y.y. (U ş ak M ü zesi) 39 Anadolu d ş nda M s r ve Yunanistan gibi eski medeniyetlerin bulundu ğu b ö lgelerde ayn y ö ntemlerin kullan larak do ğal alt ndan ç e ş itli e ş yalar n, s ü slemelerin, yap l ğ bu ü lkelerde sergilenen m ü zelerde g ö r ü lebilmektedir. Bir ç ok efsanede alt n ü zerine yaz lm ş ve efsanelerin anayurdu Anadolu ve M s r kentleri oldu ğu bilinmektedir. Tarihsel s ü re ç te alt n ü retimi ö nemli olmu ş tur. 27 Ç izelge 5.1 :Tarihsel s ü re ç te alt n ü retim miktarlar (ton) Tarih ö nce si ve akaik d ö nem* Orta ç a ğ* 1492-1986* 1986-2005** Afrika 4 185 ( ç o ğunlu ğuM s r) 838 ( ç o ğunlu ğuM s r) 40 000 7 7000 ç o ğu G.Afrika Avrupa 3 970 Ç o ğunlu ğu ispanya 571 Ç o ğunlu ğu İ spanya 1 220 Ç o ğunlu ğu İ spanya Asya 2 102 903 6 400 3 500 Amerika 160 ke ş if ö ncesi Amerika 24 000 6 000 3 000 Latin A Okyanusya 8720 5 500 SSCB 12700 Rusya 3 000 D İĞ ER 20 300 Toplam 10 257 2 472 93 040 50 000 TOPLAM 155 769 * 40 ** 41 Ş e k i l 5 . 4 : T a r i h s e l s ü r e ç te alt n ü retimi miktarlar ( Ç izelge 5.1 ) Tarih boyun ca genel alt n ü retimi ç izelge 5.1. de b ö lgesel olarak verilmi ş tir. 1986 y l ndan sonra y lda 2200 ton ile 2500 ton aras nda de ği ş en rakamlarla 50 000 ton civar nda alt n ü retimi yap lm ş t r. 1986 y l na kadar yap lan toplan alt n ü retimini de bu rakam n ü zerinr koydu ğumuzda T a r i h ö n c e s i v e a k a i k d ö n e m * O r t a ç a ğ * 1 4 9 2 - 1 9 8 6 * 1 9 8 6 - 2 0 0 5 * * 0 5 0 0 0 1 0 0 0 0 1 5 0 0 0 2 0 0 0 0 2 5 0 0 0 3 0 0 0 0 3 5 0 0 0 4 0 0 0 0 4 5 0 0 0 5 0 0 0 0 5 5 0 0 0 6 0 0 0 0 6 5 0 0 0 7 0 0 0 0 7 5 0 0 0 8 0 0 0 0 8 5 0 0 0 9 0 0 0 0 9 5 0 0 0 2 4 7 2 9 3 0 4 0 5 0 0 0 0 T o n28 156 000 ton a yak n alt n ü retimi s ö z konusudur. Bu rakam ç e ş itli kayanakl arda da ayn d ü zeyde yer almaktad r. 2006 y l ü retimini de 2500 ton olarak ald ğ m zda toplam alt n ü retimi 158 000 tonu a ş m ş bulunmaktad r. Tarih boyunca alt n ü retiminin % 64 ü 1950 sonras ü retilmi ş tir. 42 Bu veri bize 100 000 ton alt n ü retiminin 1950 sonras ol du ğunu g ö stermektedir. Ç izelge 5.1 e bakt ğ m zda bununda 50 000 tonunun yani %50 nin, Tarih boyunca ü retilen alt n nda % 30 dan fazlas son 20 y lda ü retilmi ş tir oldu ğunu g ö r ü r ü z. Orta ç a ğ sonlar na y llar na kadar alt n daha ç ok do ğal yollarl a ü retilmi ş tir. Dikkat edilirse alt n en az orta ç a ğda ü retilmi ş tir. Bunun nedeni do ğal alt n n elde edilebilece ği alanlar n azalmas olarak g ö r ü lebilir. Amerikan n ke ş fine kadar ü retilen alt n ç ok d üş ü k olmas na ra ğmen ke ş fedilmesi sonras , Afrika'n n pe ş i nden en ç ok alt n ü retimi yap lan yer Amerika olmu ş tur. Bu ö zelli ğini hala daha s ü rd ü rmektedir. Ş ekil 5.5 :1840 sonras y ll k ortalama alt n ü retimlerinin de ği ş imi (Chaize 2004) 43 Do ğal alt n n elde edilme alanlar n n azalmas , alt n n elde edi lmesi i ç in ç e ş itli kimyasal y ö ntemlerin devreye al nmas ç al ş malar n art rm ş t r. Ö nceleri civayla amalgam yapt r larak elde 29 edilen alt n, 1890 li y llarda siyan ü rle li ç i ş lemininin devreye girmesiyle kitlesel olarak alt n ü retim y ö ntemini bu alanda odak lam ş t r. G ü n ü m ü zde ö nemli tart ş malar n oda ğ olan siyan ü rle li ç i ş lemi yap larak alt n ü retiminde %85 d ü zeyinde kullan m s ü rmektedir. Bu tarihten sonra alt n ü retiminde katlanarak bir art ş olmu ş tur. 1850 den 1855 y l na kadar alt n ü retiminde h zl bir art ş olmu ş , bu tarihten sonra da ü retim miktar 1870 y l na kadar ayn miktar n korumu ş tur. Bir miktar d üş üş le 1885 lere gelinmi ş sonras alt n ü retimini inceledi ğimizde. Zaman zaman d üşüş ya ş asada s ü rekli b ir art ş g ö stermi ş tir. Ş ekil5.5. de 1840 y l nd an sonra ortalama alt n ü retimi g ö r ü lmektedir. 5.2.Alt n Ü retiminin Yap ld ğ Ü lkeler30 2001 y l verilerinde d ü nyada 875 alt n ü retimi i ş letmesi faaliyettedir. D ü nya toplam i ş lenebilir alt n rezervi 2006 da 40 000 ton olarak verilmektedir. Bu rezervin %65 i ABD, Kanada, Avusturalya, ve G.Afrika'da bulunmakta oldu ğu ileri s ü r ü lm üş t ü r. Bu rezerve sahip olan d ö rt devlet ve ba ğl ş irketleri d ü nya alt n ü retiminin % 54 ü n ü de yapmaktad rlar. 1990 l y llardan g ü n ü m ü ze alt n ü retim i yap lan ü lkeler k üçü k de ği ş iklikler g ö sterse de genelde alt n ü retimi ayn ü lkelerdir . Bunlar n ü retimleri Ç izelge 5.2 de g ö r ü lmektedir. Ç izelge 5.2. Alt n Ü retiminin Ü st Rakamlarda Yap ld ğ Ü lkeler (ton) 44 1994 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2 005 G.Afrika 580 464 449 431 400 399 373 300 300 Avusturalya 256 321 303 296 290 273 282 259 254 Peru 128 133 140 138 172 173 175 Rusya 147 104 128 126 155 170 170 169 165 ABD 327 366 341 353 335 298 277 258 250 Endenozya 130 125 120 135 140 93 1 40 Kanada 146 166 158 154 166 149 141 129 115 Ç in 160 178 170 180 185 190 202 215 225 Brezilya 76 55 Ö zbekistan 75 80 Di ğerleri 500 735 735 735 725 798 830 794 830 TOPLAM 2267 2469 2542 2533 2408 2550 2587 2390 2454 Ç izelge 5.3. de ki rakamlarda de ği ş ik kaynaklara g ö re biraz farkl l klar olsa da ortalama olarak rakamlar yak n ortalamalar vermektedir. Son on y l n ortalamas 2500 ton civar nda hesaplanmaktad r. Ancak 2000 y l ba ş lar nda d ü nya alt n konseyi yapt ğ a ç klamada y ll k alt n ü retiminin 3000 ton dolay na ç kt ğ n vurgulam ş t r. (Akta ş 2000) 45 Rakamlar bu d ü zeyde al nd ğ nda tarihsel s ü re ç te alt n ü re timinin 160 000 tona ula ş t ğ s ö ylenebilir. Tarihsel s ü re ç te alt n ü retimi miktarlar n b ö lgelere g ö re vermi ş tik. Ancak alt n ü retimi ç e ş itli ü lkelerin elinde yada ba ğl ş irketleri arac l ğ yla yap lmaktad r. Ö zelliklede 1990 sonras SSCB da ğ lmas ndan so nra d ü nyada ya ş anan k ü reslle ş me ad alt ndaki ekonomik ve siyasal de ği ş imle, sermaye yap lanmas do ğal kaynaklar ü zerindeki kontrol ü n ü art rma ş t r. Buna ba ğl olarakta alt n ü retimi de ği ş imler, birle ş meler, sat n alamalar olsada ayn yap lan man n elinde bu lunmaktad r. Ç izelge 5.3 ve 5.4de alt n ü retimi yapan firmalar y llara g ö re da ğ l m verilmektedir. Ç izelge 5.3. D ü nya Alt n Ü retimini 1991-1992 Y llar nda Elinde Bulunduran Kurulu ş lar 46 Firma Ba ğl oldu ğu ü lke Ü retimi (ton) Ü retimi (ton) 199 1 y l 1992 y l ANGLO AMER İ KAN G Ü NEY AFR İ KA 273 277 GFSA G Ü NEY AFR İ KA 118 12331 JCI G Ü NEY AFR İ KA 47 51 GENCOR G Ü NEY AFR İ KA 75 74 RANT M İ NES G Ü NEY AFR İ KA 43 44 ANGLOVAAL G Ü NEY AFR İ KA 40 40 AMER İ KAN-BARR İ CK KANADA 25 41 LAC M İ NERALS KANADA 28 34 ECHO BAY KANADA 27 24 PLACER DOME KANADA 52 61 HOMESTAL İ E AMER İ KA 33 57 RTZ İ NG İ TERE 28 39 WESTERN M İ N İ NG AVUSTRALYA 31 26 NEWCREST AVUSTRALYA 22 24 TOPLAM 842 915 Ç izelge 5.3 de 1991-1992 y llar toplam alt n ü retimi %40 dan fazlas 14 firman n elin de bulundu ğu g ö r ü lmektedir. Ç izelge 5.4. 2001 y l alt n ü retimini elinde bulunduran kurulu ş lar 47 Firma Ba ğl oldu ğu ü lke Ü retim miktr (ton) Anglo Gold Ltd. G.Afrika 217 BarricGold Corp Kanada 190 Newmont Gold Co. ABD 168 Gold Fielts ld t. G.Afrika 117 Rio Tinto Ltd. İ ngiliz 111 Placer Dome Inc Kanada 86 Freport McMoRan Copper and Gold Cop. ABD 82 Normandy Mining Ltd. Avustralya 76 Harmony Gold Mining co. G.Afrika 71 Ashanti Goldfields Ltd. Gana 49 Cia.De Minas Buenaventura Peru 3 232 Durban Roodeport deep ltd. G.Afrika 32 Kinross Gold corp. Kanada 29 WMC Ltd. Avusturalya 26 Newerest Mining Ltd. do 22 TOPLAM 1308 2001 y l d ü nya t oplam alt n ü retiminin Ç izelge 5.2 de 2408 ton oldu ğu verilmi ş ti. Ç izelge 5.4 de 15 firman n 20 01 y l n n tolam alt n ü retiminin % 50den fazlas n elinde bulundurdu ğu g ö z ü kmektedir. 1991 y l ndan 2001 y l na kadar firmalar aras nda ç e ş itli birle ş meler isim de ği ş iklikleri olsa da, d ü nya alt n ü retiminin yar dan fazlas ayn ü lke kaynakl firmalar n elinde bulunmakatad r. Alt n madeni ü retimini elinde bulunduran firmalar G. Afrika, Amerika, Kanada, İ ngiltere ve Avustralya k ö kenli olmas ü lkemizde alt n madencili ği yapmak i ç in kurulan ş irketlerle, ayn k ö kene sahip olmas rastlant olmasa gerektir. As l nda bu firmalar, d ü nyan n geli ş mi ş ü lkelerinin Ç ok Uluslu Ş irketlerinden ( Ç U Ş ) olu ş maktad rlar. Alt n madencili ğinin yap ld ğ ü lkeler ile Alt n madeni ü retimini elinde bulunduran firmalar n ba ğl oldu ğu, ü lkelere g ö z att ğ m zda, alt n madeni ü retiminin maden ç kar lan ü lkelerin kurtar c s oldmad ğ n g ö r ü r ü z. B ü t ü n ç evresel sorunlar ya ş amalar na ra ğmen alt n ü retiminden herhangi bir ekonomik gelir elde edememektedirler. D ü nyan n geri kalm ş ü lkeleri aras nda yer alan bu ü lkeler geli ş mi ş ü lkelerin kr edilerine ve yard mlar na muhta ç durumdalar. Ç U Ş d ü nyan n bir ç ok yerinde alt n arama ve i ş letme faaliyetlerine giri ş mi ş durumdalar. Bu giri ş imler T ü rkiye ü zerinde de yo ğun olarak s ü rmektedir. Ç e ş itli y ö ntem ve sistemleri ile maden yataklar n n tespitini g er ç ekle ş tiren geli ş mi ş ü lkeler, b ü t ü n faaliyetlerini d ü nyan n geri kalm ş ü lkelerine y ö nlendirmi ş durumdalar. Bu y ö nlendirmeleri de Ç U Ş arac l ğ ile yaparak ü lkeleri kalk nd rma ve vaadi sunmaktad rlar. Uluslar Aras Para Fonu ( İ MF) d ü nyan n geri kalm ş ve geli ş mekte olan ü lkelerine ekonomik kalk nmalar n ve geli ş melerini h zland rmak amac yla programlar sunar. Bu ü lkelere D ü nya bankas kredileri kulland r l r. Ancak ş u ana kadar İ MF nin hi ç bir program ile hi ç bir ü lkenin kalk nd ğ , gelir da ğ l m n n e ş itlendi ği g ö r ü lmemi ş tir. Y llard r bu programlar n geli ş memi ş ü lkelere i ç i ş birlik ç ileri ile uygulatan geli ş mi ş ü lkeler do ğal kaynaklar konusunda da bu s ö m ü r ü lerini s ü rd ü rmektedirler. Do ğal kaynaklar di ğer Ç U Ş taraf ndan i ş letilen hi ç bir ü lke geli ş em emi ş tir, yoksulluktan ba ş n kald ramam ş t r. Bu ü lkeler ç evre sorunlar n n ve k ö le ticaretinin hala ya ş and ğ ü lkelerdir. Bu ü lkeler; Ş ili,Endenozya, Papua Yeni Gine, Etiyopya, Ekvator, Zaire, Zambiya, Hindistan, Dominik Cumhuriyeti, Malezya, Zimbabve, M ali , Fildi ş i, Mozambik, Filipinler, Brezilya,Arjantin, Venez ü ella, Kolombiya, El Salvador,Sudan, Namibya, Gana, Honduras, Guayana, Kosta Rika vs ü lkelerdir. Bu ü lkelere bakt ğ n zda s ü rekli askeri darbelerin oldu ğu ve demokrasi ad alt nda Ç U Ş programlar n n uyguland ğ , diktat ö rl ü klerin zaman zaman en ş iddetli uygulamalar n n oldu ğu ü lkelerdir. D ü nyan n geri kalm ş ü lkeleri olarak ve üçü nc ü d ü nya ü lkesi olarak adland r lan bu ü lkelerin, IMF ve geli ş mi ş ü lkelere olan bor ç lar n ö demeleri m ü mk ü n olamayan konuma gelmi ş tir. IMF 1999 y l nda fakir ü lkelere yard m i ç in 1300 ton alt n satmak istemi ş tir. Ancak bu projeden hemen 33 vazge ç mi ş tir. Y ü ksek bor ç lara sahip bu ü lkeler ayn zamanda alt n ü retiminin yap ld ğ ü lkelerdir. E ğer b ö yle bir sat ş ger ç ekle ş se idi alt n fiyatlar d üş ecekti ve gelirleri yeniden azalacakt . Ü lke ekonomileri bir kez daha sars lacakt . U ğrad klar zarar alacaklar yard mdan daha fazla olacakt . Bu durum g ö stermektedir ki alt n madeni ü retilen ü lkelerin herhangi bir kalk nm ş l ğ olmad ğ gibi yard ma muhta ç durumdalar. Bunlar yan nda Ortado ğu ü lkelerinde petrol ü zerinde ayn oyunlar oynand ğ ve da ğ lan Sovyetler Birli ği ’ nden ayr lan ü lkeler ü zerinde benzeri politikalar n uygulanmaya ç al ş ld ğ g ö r ü lmektedir. Ancak alt n fiyatlar n n di ğer metallere g ö re farkl bir y ö nelimi s ö z konusudur. Metal fiyatlar n n art ş nda genellikle fiyat art ş g ö steren alt n, baz zamanlar ç ok de ği ş ik oranlarda fiyat d üş üşü ve y ü kseli ş inde bulunmaktad r. Y ü kselen alt n fiyatlar b ü y ü k rezervli d üş ü k te n ö rl ü alt n yataklar n g ü ndeme getirmi ş tir. D üş ü k maliyetle i ş letilmeleri, a ç k ocak i ş letmecili ği ve ç evresl sorunlar n g ö z ard edilmesinden kaynaklanmaktad r. Bu nedenle yukar da sayd ğ m z devletlerin b ü y ü k ş irketleri T ü rkiye'nin de i ç inde bulundu ğu b ir ç ok ü lkede alt n arama faaliyetlerini art rarak devreye sokmu ş lard r. Ç izelge 5.5 : Avrupa Ü lkelerinde 1975-2005 y l Alt n Ü retimi (ton) Ü lkeler 1975* 1980* 1985* 1990* 1995* 2000** 2005** Finlandiya 0.7 1.3 0.6 2.8 2.1 5.5 1.2 T ü rkiye - - - - - 1.1 5.1 Bulgaristan - - - - - 2.6 ispanya 3.4 3 4.7 6.3 6 3.3 2.4 Fransa 1.5 1.1 2.1 5.4 4.8 4.8 1.5 İ sve ç 1.9 2.2 4.3 4.2 6.5 5 6.1 Romanya 0.6 1.1 Portekiz 0.3 0.3 0.2 0.4 Yugoslavya 3.8 4.0 4.5 8.2 4 Di ğerleri 3 3.6 TOP LAM 11.6 11.9 16.4 27.3 23.4 23.3 23.6 * 48 ** 49 Ç izelge 5.5 de g ö r ü ld ü ğü gibi Avrupa alt n ü retimi d ü nya ü retimi i ç erisinde ilk 15 s ralamaya giren firmalaqr kadar ancak olmaktad r. Burada 2005 y l rakam n art ran T ü rkiye olmu ş tur. Ancak ilgin ç tir bu y llarda T ü rkiye'de alt n ü retimi i ç in İ zni olan herhangi bir i ş letme yoktu. Avrupa ’ n n 34 t amam nda 30 y llda ü retilen alt n miktar 580 ton dolay nda oldu ğu Ç izelge 5.5. incelendi ğinde g ö r ü lebilir/kabul edilebilir. Bu rakam bir y ll k D ü nya alt n ü rtetim inin %20-25 kadar olabilmektedir. Ç izelge 5.6 :Avrupan n alt n rezervinin ü lkelere g ö re da ğ l m % 50 Ü lke 2001 2004 T ü rkiye 1 1 İ sve ç 1 1 İ spanya 4 4 Portekiz 5 3 İ talya 20 18 Yunanistan 1 1 Almanya 28 26 Fransa 24 21 Finlandiya 1 Romanya 1 Di ğer 16 24 Toplam 100 100 Avrupa alt n cevheri da ğ l m a ç s ndan de ğer lendirildi ğinde, Ç izelge 5.5 ve 5.6. aras nda uyumsuzluk g ö z ü kmektedir. Alt n rezervine sahip ü lkelerin ü retimlerine g ö re rezervi d üşü k olan ü lkelerin ü retimlerinin fazla olmas d ikkat ç ekicidir. Bunun nedeni ileride de ğinece ğ imiz b ö l ü mlerde, alt n ü retim y ö ntemlerine, cevher cinsine, ç evresel sorunlara ve bunlar belirleyen yasal mevzuata ba ğl olgulard r. Ö rne ğin en b ü y ü k rezerve sahip olan Almanya alt n ü retiminde listede yer a lmamaktad r. 5.3.Alt n Ü retiminin Gereklili ği Alt n n yerle ş ik ya ş ama ge ç i ş s ü recinden beri ekonomik hakimiyeti kendisini s ü rd ü rmektedir. Bu hakimiyeti ona kazand ran nedenleri inceledi ğimizde, alt n n teknolojik alandan para politikas ndaki de ği ş im ar ac g ö revini ü stlenmesine kadar olan boyutu g ö r ü r ü z. Bu a ç dan alt n n teknolojik ö zelliklerini kullan m alanlar n detayl olarak ele almal y z. Teknolojik ö zellikleri ve kullan m alanlar , dolay s yla lat na olan istek alt n ü retimini gerekli k lmakta m d r? Sorusunun yan t n bulmaya ç al ş anlar ndan biri de biz olal m. Alt n ü retimi neden ba ş lad , nas l konum ald ş imdi ne durumdad r. 5.3.1. Alt n n Kullan m Alanlar ve Alt na Olan Talep Alt n n ilk ç a ğlarda ü retim bi ç imi ve kullan m alan na bakt ğ m zda, insanlar n do ğal gereksinimleri olan e ş yalar n yap m nda kullan lm ş . Bu konuda yap lan bir ç ok tarihi kaz bunu ortaya koymaktad r. Alt n n parlak renkli olu ş u, do ğal olarak g ü m üş ve bak rla bir arada olan ala ş mlar n n ç e ş itli renklili ğ i ve teknik ö zellikleri alt na ilgiyi art rm ş . Korozyona kar ş direncinden, a ç k do ğa ko ş ullar nda kararmam ş olmas ndan zamanla s ü s e ş yalar n n ve tak lar n n yap m nda kullan lmaya ba ş lam ş t r. Bu ö zellikleri alt n n de ğerini s ü rekli korumas na neden oldu ğundan dah a sonralar para ve madalya yap m nda kulln lmaya ba ş lam ş t r. 35 Ş ekil 5.6: Karun hazinesinden bir gerda nl k U ş ak M ü zesi Ş ekil 5.7 :Karun hazinesinden iki tak U ş ak m ü zesi 36 Ş ekil 5.8 : Alt n, kade h Eski Tun ç Ç a ğ , M. Ö . 3. Biny l n ikinci yar s , Y ü ksekli ği 13.9 cm, Anadolu Medeniyetleri M ü zesi Ş ekil 5.9 :Gaga A ğ zl Kap Alt n, Eski Tun ç Ç a ğ , M. Ö . 3. Biny l n ikinci yar s , Y ü ksekli ği 14.3 cm, Anadolu Medeniyetleri M ü zesi Bug ü n ç e ş it li spor faaliyetlerinde alt n madalyalar ve kupalar birinci gelen tak m ve sporculara verilmektedir. Ş ekil 5.10 :Futbolda d ü nya ş ampiyonlar na verilen d ü nya kupas Daha ö ncede belirtti ğimiz gibi alt n fiziksel ve kimyasal ö zellikleri nedeniyle yat r m arac olarak se ç ilmi ş tir. Tarihsel s ü recinde de bu ö zelli ğini korumu ş tur. Ç e ş itli alanlarda kullan lan alt n art k yo ğun olarak merkez bankalar n n kasalar nda kar ş l ğ nda banklot para basmak ü zere stoklanmakta ve kuyumculukta tak olarak kullan m a ğ rl kl yer tutmaktad r. ” 2005 y l rakamlar na g ö re D ü nyada devletlerin merkez bankalar nda bulunan alt n stoku toplam 27 670 ton dolay ndad r.Bu rakam n 8 133 tonu ABD, 3 427 tonu Almanya, 3217 tonu IMF, 2892 tonu Fransa, 2451 tonu italya, 1290 to nu isvi ç re bankalar nda bulunmaktad r.” 51 “ Amerikan Federal Bankas 'n n mahzenlerinde yakla ş k 8 bin ton alt n oldu ğu tahmin ediliyor. Peki bu de ğerli madenin t ü m d ü nya bankalar ndaki rezervleri ne kadar? 140 ü lkenin rezervlerini koordine eden Uluslararas Para Fonu'nun rakamlar na g ö re bu miktar, yakla ş k 30 bin tonu a ş yor. Ancak, bu yan lt c bir istatistik. Çü nk ü , 30 bin tonluk d ü nya rezervi, dola ş m halindeki toplam alt n miktar n n sadece üç te birini olu ş turuyor.” 52 Bu de ğerlendirme “1989 rakamlar na g ö re d ü nya alt n stoklar 80 000 ton oldu ğu varasy lmaktad r” 53 sonras nda ü retilen alt n ile oransal olarak ele al n p birle ş tirildi ğinde d ü nyada yakla ş k olarak alt n stoklar n n 100 000 ton dolay nda olmas beklenir. Bunun resmi rakamlara 37 g ö re %30 merk ez bankalar nda stoklan rken, bir k sm dola ş m halindededir. Dola ş m halinde olan alt n n bir k sm da kuyumculuk alan nda k ü l ç e yada i ş lenmi ş kuyum alt n (bilezik, k ü pe, vs) olarak al n p sat lmaktad r. Di ğer yandan ö zel ş ah slar nda alt n stoklad ğ bi linmektedir. Tarihsel s ü re ç te alt n ü retiminin 160 000 ton dolay nda oldu ğundan s ö z etmi ş tik. Bunun tarihi 100 000 tonunun stoklarda oldu ğunu d üş ü n ü rsek, alt n stoklar n n % 40 kuyumculukta kull a n ld ğ bilinmektedir. Bu rakam oldu k ç a y ü ksek bir rakamd r. Ç e ş itli ki ş ilerde bulunan alt n toplam n n 40 000 ton dolay nda oldu ğunu ortaya koymaktad r. Son 20 y ll k alt n ü retimine kar ş l k gelmektedir. Her ne kadar s ü s e ş yas olarak kullan m ö ne s ü r ü lse de alt n kuyumculardan bilezik kolye yada ç e ş itli i ş le nmi ş kuyum alt n olarak yat r m ama ç l elde tutulmaya ç al ş lmaktad r. Ö zellikle sava ş ortamlar nda alt n fiyatlar n n y ü kselmesi alt n n yat r m arac ama ç l se ç ilmesini sa ğlamaktad r. Tarihsel s ü re ç te ö nceleri s ü s e ş yas ama ç l alt n kullan m %60 54 d olay nda iken bu rakam n d üş t ü ğü ve s ü s e ş yas olarak al nan alt n nda ki ş isel tasarruf arac olarak tercih edildi ği bilinmektedir. 2002 de Afganistan' n 2003 de Irak' n ABD taraf ndan i ş gal edilmesinin ard ndan, alt n n y ü kseli ş e ğ ilimi g ö stermesi k üçü k b irikimlerin halk taraf ndan alt na yat r lmas g ö zlemlenmi ş tir. Alt n n kullan m fiziksel ve kimyasal ö zellikleri nedeniyle end ü striyel alan ve sa ğl k alan nda da yerini alm ş t r. Ancak di ğer taleplerin yan nda bu alan ç ok k üçü k rakamlarda kalmaktad r. Alt n n arz ve talep de ğerlerine bakt ğ m zda alt n n b ü y ü k bir b ö l ü m ü n ü n kuyumculuk alan nda kullan ld ğ n g ö r ü r ü z. 1987 y l rakamlar nda 2078 ton alt n n 1138 tonu kuyumculuk alan ndan talep g ö rm üş t ü r. Ç izelge 5.7: 1982 -1987 Y llar Aras nda D ü ny a Alt n Arz ve Talebi 55 ARZ 1982 1983 1984 1985 1986 1987 Kapitalist ü lkelerdeki ü retim (Madenden ü retim) 1028 1115 1160 1233 1281 1373 Sosyalist bloktan sat n al nan 203 93 205 210 402 303 Hurdadan ü retim 237 289 284 299 465 402 Resmi kurulu ş lardan piyasaya s ü r ü len 142 85 Toplam 1468 1639 1734 1742 2148 2078 TALEP Resmi kurulu ş larca sat n al nan 85 135 185 70 M ü cevher yap m 892 811 1052 1126 1097 1138 Elektronik 89 107 130 115 123 124 Di ş cilik 60 51 52 53 51 48 Di ğer end ü stri dallar 5 8 53 56 54 56 57 Madalya ve alt n para (Resmi- ö zel) 153 197 175 119 339 222 K ü l ç e stoklama 294 73 332 310 220 275 Yat r m ve spek ü lasyon 162 348 62 170 81 144 Toplam 1793 1640 1859 1947 1967 200838 Ç izelge 5.7: 1989 -1998 Y llar Aras nda D ü nya Alt n Arz ve Talebi 56 Y l 1990 1994 1996 1998 2005 Arz Toplam 3096 3305 3518 4123 Cevher ü retimi 2133 2279 2357 2555 2450 Di ğer 963 1026 1161 1568 Talep Toplam 3096 3305 3336 3709 M ü cevher 2188 2618 2850 3145 Di ğer imalat 49 5 457 486 564 Toplam imalat 2684 3074 3336 3709 K ü l ç e 224 231 182 155 Yat r m 189 - - 260 Alt n talebinde dikkat edilirse y llardan beri m ü cevher ü retimi i ç in talep %60 dolay nda ba ş lay p %70 leri a ş m ş durumdad r. Bunun yan nda elektronik ve di ş cilik alan nda kulln m %8 lerden %11 lere ancak gelebilmi ş durumdad r. Di ş cilik alan nda kullan m art k yok denebilecek kadar azalmaktad r. Çü nk ü a ğ z i ç inde alt n di ş in renkli g ö r ü n ü m ü estetik olarak istenmedi ğinden, g ü n ü m ü zde do ğal di ş rengi olan s eramik ve alternatif metaller kullan lmaya ba ş lam ş t r. Tablolar inceledi ğimizde alt n n kullan m %90 ü zerinde m ü cevher yap m , stok, yat r m vs gibi zorunlu olmayan alanlar olarak g ö r ü lmektedir. D ü nya alt n ü retiminin en fazla %10 zorunlu kullan m alan olarak elektronik ve ç e ş itli teknolojilerde kullan lmak ü zere talep edilmektedir. Buradan alt n stoklar n n hi ç ü retim yap lmadan en az 400 y l gibi zaman dilimi i ç erisinde bug ü nk ü taleple yetebilece ğini rahatl kla s ö yleyebiliriz. Geri kazan m hesaba ka tt ğ m zda bu s ü renin defalarca uzayaca ğ n s ö ylemek yanl ş olamaz. Alt n n bu denli stoklanmas ve alt n n m ü cevheratta kullan m bir ç ok etmene ba ğl d r. D ü nyan n siyasal yap lanmas ve buna ba ğl olarak ekonomik d ö ng ü lerde kontrolun sa ğlanmas na y ö nel ik olarak alt n temel de ğer olarak g ü ndeme oturmu ş tur. Bu a ç dan alt n n siyasal ve buna ba ğl olarakta ekonomik planlamadaki yerini incelemekte yarar var. Alt n para ili ş kisi ba ş l ğ nda konu de ğerlendirilmeye ç al ş lm ş t r. Alt na yat r m arac olarak ta lep gelmesinin ö nemli nedeni de fiziksel ve kimyasal ö zelliklerinden dolay alt n n geri d ö n üş ü mde de de ğerini koruyabilmesinden kaynaklanmaktad r. Alt n n korozyona kar ş direnci kullan m s ras nda alt n olduk ç a az kayba u ğramaktad r. Alt n n her ü lkede ayn ö l çü lerde i ş lem g ö rmesi ve an nda istenilen d ö vize ve tahvile cevrilebilmesi, insanlar alt na yat r m arac olarak y ö neltmi ş tir. Alt n kendi de ğerini koruyabilmesi nedeniyle kriz 39 zamanlar n n en iyi yat r m arac olmu ş tur. İ ran- rak sava ş ö ncesinde 215 dolar/ons olan alt n fiyatlar sava ş s ras nda 875 dolar/ons mertebesine kadar ç km ş t r. Alt n n yat r m arac olarak alternatifi ise hisse senetleri ve d ö viz olmu ş tur. Ancak ekonomik krizlerde hisse senetleri ani kay plar vererek yat r mc lar b ü y ü k zararlara u ğratm ş t r. 1998 y l nda 300 dolar civar nda i ş lem g ö ren alt n 2001 y l n n ba ş nda 265 dolardan i ş lem g ö rmekteydi. 2001 y l nda sonra s ü rekli bir art ş e ğilimiyle alt n fiyatlar 2006 y l n n ilk ç eyre ğinden sonra 600 dolar n ü zerinde i ş le m g ö rmektedir. 5.3.2.Alt n Alt n Para İ li ş kisi Alt n n g ü n ü m ü z d ü nyas ndaki, rol ü n ü anlamak i ç in, para nesnesini bilmek gerekir. Meta olarak kar ş t takasta ya ş anan g üç l ü kler paray do ğurmu ş tur. Paran n m ü badele arac olarak kullan labilmesi i ç in kol ayl kla ta ş nabilir dayan kl k üçü k par ç alara b ö l ü nebilir, de ğer ö l çü s ü fonksiyonunu sa ğlamas i ç in kendi de ğerinin nispeten istikrarl olmas gereklidir. De ğerli madenler ö nemli ö l çü de bu nitelikleri ta ş rlar. Alt n-G ü m üş bu vas flar itibar yla para tari hinde; mal-paradan, metal paraya ge ç i ş ini sa ğlam ş t r. "Lidyal lar zaman nda icat edilen para, insan hayat nda ö nemli senbol olmu ş tur. Ka ğ t para icat edilmeden ö nce, deniz kabu ğundan k ymetlii metallere kadar ç e ş itli mallar de ği ş im arac olarak kullan ld . Tarihteki ilk madeni para bas m I. Ö . VII. yy' da Anadolu' da Lidyal lar taraf ndan ger ç ekle ş tirildi. (Ancak tarihte bilinen kay tlara g ö re M s r h ü k ü mdarlar zaman nda M. Ö .3200 y llar nda, alt n darphanelerde e ş it boyda ç ubuklar halinde ç ekirdek par a olarak kulln ld .) 57 D ü nyan n ilk b ü y ü k darphanesi Fatih Sultan Mehmet taraf ndan İ stanbul Simke ş hane' de kuruldu. M. Ö . 118 y l nda deri para kullanan Ç inliler, 806 y l nda da ilk ka ğ t paray yapt lar. Bat da ka ğ t paralar n bas lmas ve kullan lmas 17 . yy sonlar na rastl yor. İ lk ka ğ t icat para'n n 1690' l y llarda ABD ve İ ngiltere h ü k ü metleri taraf ndan bas ld ğ ve dola ş ma ç kar ld ğ , 1694 y l nda İ ngiliz Merkez Bankas ve di ğer ü lke merkez bankalar n n kurulmas ile de yayg nla ş t ğ biliniyor. O smanl İ mparatorlu ğunda ilk ka ğ t paralar idari, sosyal ve yasal reformlar n g ü ndeme geldi ği Tanzimat D ö neminde tedav ü le ç kar ld . İ lk Osmanl Banknotlar Abd ü lmecit taraf ndan 1840 y l nda "Kaime-i Nakd ye-i Mutebere" ad yla, bug ü nk ü dille "Para Yerine G e ç en Ka ğ t", bir anlamda para olmaktan ç ok faiz getirili bor ç senedi veya hazine bonosu niteli ğinde d ü zenlendi. Matbaada bas lmayan ve elle yap lan bu paralar n her birine resmi m ü h ü r vurulurdu Osmanl Y ö netimi, 1842 y l ndan itibaren de matbaada para basm aya ba ş lad . Birinci D ü nya Sava ş s ras nda da 1915 y l ndan itibaren alt n ve Alman hazine bonolar n kar ş l k g ö stererek d ö rt y l boyunca , yedi tertipte toplam 160 milyon liran n ü zerinde banknot ç kartt Bu banknotlar "evrak- nakdiye" ad alt nda T ü rk iye Cumhuriyeti' ne intikal etti ve Cumhuriyetin ilk y llar nda ka ğ t para bast r lma- d ğ ndan 1927 y l n n sonuna kadar tedav ü lde kald .” 58 Kapitalizmde ü retim ili ş kileri, insan eme ğinin ü r ü nlerinin meta bi ç iminde,metada v ü cut bulan ili ş kilerde g ö r ü r. Bir emek ü r ü n ü n meta olabilmesi i ç in onun bir kullan m de ğeri ve de vir de ği ş im de ğerinin olmas gereklidir. Kullan m de ğeri, yarat lan ü r ü n ü n bir ba ş kas taraf ndan kullan lmas ndan do ğar. Emek ü r ü n ü n ü n meta olmas i ç in kar ş l ks z verilmemesi bir ba ş ka ş e yel de ği ş tirlmesi gerekir. I ş te paran n ö z ü burada do ğar Ö z kendini metan n geli ş im ili ş kileri aras nda fonksiyonunda g ö sterir. 40 Alt n elde etmek i ç in gerkli emek, emek ü retkenli ğinin artmas yla azal r yada y ü kselir. Alt n n de ğeri sabit kalamaz. Alt n n de ğerinin ö l çü s ü olabilmesi; metalar n kendi de ği ş im de ğerini onunla de ğerlendirdi ği i ç indir. Metalar n de ğerinin artmas durumunda fiyat d üş er. Metalar n de ğerinin sabit kalmas durumunda alt n de ğeri al ç al r yada y ü kselirse metalar n de ğeri alt n de ğeriyle ters orant l olarak i ş lev g ö r ü r. ABD'de zengin alt n yataklar n n bulunmas Avrupa'da alt n de ğeriniin d üş mesine meta fiyatlar n n y ü kselmesine neden olmu ş tur. Ü lkeler aras ndaki alt n-g ü m üş oran n sabit tutmak m ü mk ü n olmam ş t r. Farkl oranla r uyguland ğ ndan zay f kalan paran ni kuvvetli paray daima tedav ü lden kald rd ğ g ö r ü lm üş t ü r. Birbirine ç evrilebilme s ras ndaki aradaki fark spek ü lat ö rlerin aradaki kar marj n art rm ş t r. 19.y ü zy lda Fransa'da alt n-g ü m üş oran 1/15,5 iken ABD'de 1/ 15 idi. Tedav ü ldeki alt n sikkeler ergitilip ABD'ye getirilmi ş ve 1/15 oran ndan tekrar sikkeye ç evrilmi ş tir. Aradaki fark yine spek ü lat ö rlerin cebine girmi ş tir. Ş u anda ABD d ü nyan n en b ü y ü kj alt n ithalatc s konumunda, alt n para ili ş kisinde do ğacak b ir farkta spek ü latif bir kazanc n yan nda, alt n para sabitlemesinin devreye girmesi b ü y ü k kazan ç g ü ndeme getirbilir. Lidyal lardan beri para olarak kulln lan alt n sikkeler, de ğerlendirmesi ü zerine yaz l de ğerden i ş lev g ö rmektedir. Ancak dola ş mda olan sikkeler a ş nabilir v ea ğ rl klar azal r. Pazarda dola ş mdaki de ğeri yine ü zerine yaz l olan ilk de ğer yaz yada semb ö l ü ne g ö re s ü rer. Asl nda a ş nan alt n sikkeler a ğ rl klar azald ğ ndan, ba ş lang ç taki tam de ğere sahip de ğillerdir. Ancak sat n alma g üç leri de ği ş mez. Paran n pazar i ç indeki serbest dola ş m sikkenin i ç erdi ği alt nla itibar ö zelli ğini birbirinden ay r r. Alt n dola ş m nda d üşü k de ğerli sikkelerin tam de ğerli paray temsil edebilmesi, ger ç ek para yerine ka ğ t para (banklot) fikrini geti rmi ş tir. Ka ğ t paran n asl nda hi ç bir de ğeri yoktur. Fakat 1 dolar ka ğ t para 10 dolar de ğerindeki alt nla ayn sat n alamg ü c ü ne sahip olabilir ve onun yan nda dola ş mda yer alabilir. Ka ğ t paran n bas lmas , temsil etti ği alt n n dola ş mda ihtiya ç duyu lan miktar yla s n rl d r. Dola ş m i ç in gerekli alt n para kadar, ka ğ t para devreye sokulursa, o zaman ka ğ t para alt n para gibi g ö rev yapar ve ayn sat n alma g ü c ü ne eri ş ir. Dola ş mda gerekti ğinden fazla ka ğ t para devreye sokuldu ğunda, ka ğ t para de ğer ini kaybeder ve meta fiyatlar y ü kselir. Bu de ğerin kaybedimesi meta ü reticilerinin maddi durumlar n etkiler. Paraya olan g ü ven sars l r. Ekonomide darbo ğazlar olu ş ur. Dola ş m i ç in gerekli olan para miktar her ş eyden ö nce pazarda dola ş an metalar n fiya t na e ş ittir. Toplam fiyatlar ne kadar y ü kselirse o kadar fazla para gerekli olur. Birinci d ü nya sava ş nda, bu nedenle bir ç ok ü lke alt n stoklar n kaybetti. Y ü ksek enflasyon y ü z ü nden halk alt na h ü c ü m etti. Ka ğ t paraya g ü ven kalmad . Yeniden alt n para sistemine d ö n ü lmesi talep edildi. Avrupa'n n sava ş nedeniyle alt n stoklar n n azalmas , tekrar bu sistemi aya ğa kald rmas ABD kredisiyle m ü mk ü n olmu ş tur. Belli program dahilinde New York Federal Bankas arac l ğ yla a ç lan kredi sonucunda Avrupa ü lkele ri alt n K ü l ç e sistemine d ö nd ü ler. Bu yolla ABD alt n para stokunu ö nemli ö l çü de art rm ş t r. ABD 1914 y l nda I.Payla ş m sava ş ö ncesi 1.5 milyar olan alt n stokunu sava ş sonras 1919 y l nda 2.9 milyara ç karm ş t r. Bu rakam o zamanki alt n para stokunun % 40 na denk gelmekteydi.41 Alt n K ü l ç e sisteminde art k tedav ü lde alt n sikke yoktur. Yasal tedav ü l zorunlulu ğu olan para alt na cevrilebilen ka ğ t paradan ibarettir. Bu d ü zenlemeyle alt n n i ç ö demelerde kullan lmas n s n rland rm ş t r. Alt n yaln zca d ş ö demelerde kullan labilir k l nm ş t r. Ü lkeler ellerindeki alt n k ü l ç e rezervlerini kendi merkez bankalar ndaki depolar yerine, Londra, Newyork gibi mali merkezlerdeki bankalar n kasalar nda kira kar ş l ğ nda bulundurmaktad rlar. Mali merkezlerde b u alt n k ü l ç eler hangi ü lkeye ait olduklar na g ö re i ş aretlenirler. D ş ö demeler bu alt n k ü l ç elerin i ş aretinin de ği ş tirilmesi ve di ğer ü lkenin mali otoritesi nam na kay t edilmesiyle yap lmaktad r. II.Payla ş m sava ş nda ü lkeler sava ş s ü recinde artan it halat n b ü y ü k ç o ğunlu ğunu ellerindeki alt n stoklar yla kar ş lam ş lar. Sava ş n merkezi Avrupa'n n alt n stoklar erimi ş tir. Avrupan n ABD'den ithalat artm ş , ihracat azalm ş ve s ü rekli a ç k vermeye ba ş lam ş t r. ABD'nin alt n stoklar yine artar ve d ü nya alt n rezervinin %75'ine ula ş r. ( Lexington-Massachutsetts,1987) 59 “ Sava ş sonras kapitalist sistemin yayg nla ş mas i ç in D ü nya ikdisadi program n n kontrol alt na al nmas gereklili ğinden, 1944 y l nda ABD'nin ö nderli ğinde sanayile ş mi ş ü lke temsilcilerinin delegelerinden olu ş an bir konferans ABD'nin New Hampsire Eyaleti'nin Bretton Woods kasabas nda toplan r. Burada ekonomik i ş birli ği anla ş mas n n yap lmas yan nda, para sistemininde ü lkeler paralar n n de ğerini alt n de ğeriyle ifade edecekleri karar da al n r. Do ğal olarak sav a ş tan g üç l ü ç kan ABD konferansta Alt n n de ğeriyle ilgili a ğ rl ğ n koyar ve kur sisteminin anaparas olarak ABD dolar n kabul ettirir. 1 ons alt n 35 dolar olarak i ş elem ba ş lar. Ü lkelerin para de ğeri alt nla ifade edilirken, d ş ö demeler bilan ç olar nda b ü nyesel de ği ş imler olu ş tu ğunda deval ü asyona ba ş vurmalar g ü ndeme al nm ş t r. Uluslararas ö demelerde rezerv olarak alt n,kredilerde dolar ve sterlin kullan laca ğ kabul edilmi ş tir. Sava ş sonras nda: Avrupan'n n imar ç ercevesind e IMF (Bretton Woods anla ş mas ç er ç evesinde) krediler yeterli olmad ğ ndan ABD Marshall Plan 'yla do ğrudan yard ma ba ş lam ş t r. ABD i ç in b ü y ü k tehlike olan sosyalist sistemin varl ğ ABD'yi bu plana zorlam ş t r. Avrupa k sa s ü rede onar m n tamamlad ktan sonra, paralar n serbest d ö viz haline getirmi ş lerdir.” (Kaynak2002) 60 “ Bretton Woods Konferans’ yla belirlenen sabit kur sistemiyle birlikte dolar alt n kadar de ğerli olur. Ü lkeler iktisadi i ş lemlerinde ve rezerv para olarak dolar kullanmaya ba ş larlar. Sav a ş sonras y llar ABD ç okuluslu ş irketlerinin h zla b ü y ü y ü p yay ld klar ve Avrupa ’ n n yeniden in ş as nedeniyle bu y ö reye b ü y ü k ö l çü de ihracat yapt klar bir d ö nemdir. Ö te yandan ABD h ü k ü meti bu al mlar kar ş layabilmeleri i ç in Avrupa h ü k ü metlerine Marshal l yard m t ü r ü nden fonlar sa ğlar. Sistem 1960 ’ lar n sonuna kadar sorunsuz ç al ş r. Ancak 60 ’ l y llarda Avrupa ’ da biriken dolar miktar y ü kselmeye ba ş lar. Dolarlar elinde tutan ki ş i ve kurumlar bunlar alt na ç evirmek isteyince ABD alt n rezervleri h zla erir. (Balkan 2004) Di ğer yandan ABD'nin d ş yard mlar geri d ö n üşü m ü nde aksamalar olmas , ba ş ta Vietnam olmak ü zere sava ş masraflar y ü z ü nden d ş ö demeler bilancosunda a ç klar vermeye ba ş lam ş t r. Alt n stoklar n n erimesiyle birlikte, sermayenin elinde bulundurdu ğu dolar, alt n kambiyo sistemini ve dolar de ğerini, resmi dolar de ğerleri art ş n a k yasla tehdit etmeye ba ş lam lt r. “ Bu durum kar ş s nda ABD ba ş kan Richard Nixon Smithsonian Anla ş mas (1971) ile dolar n de ğerini alt na ba ğl olmaktan ç kar r. Dolar n de ğeri art k piyasadaki arz ve talebe ba ğl olacak, alt n ise sadece de ğerli maden niteli ğiyle al n p sat lacakt r.42 Uluslararas para sisteminin tamamen ABD dolar na ba ğlanmas n n tescili olan bu karar Bretton Woods Konferans’ nda belirlenen baz ilkeler in terkedili ş i anlam na da gelir. Dolar n alt na ba ğl olmas yla sa ğlanan istikrar ortadan kalkar, anahtar para (ve dolay s yla di ğer para birimleri) piyasan n ini ş ç k ş lar na b rak l r. Bu durum daha sonraki y llarda spek ü latif sermaye hareketlerinden, t icarette kur farkl l klar ndan kaynaklanan belirsizliklere kadar bir dizi soruna yol a ç ar. Yeni sistem ayr ca ABD ’ ye para arz n alt na ba ğl olmaks z n diledi ği gibi ayarlama olana ğ n yarat r.” (Balkan 2004) 62 1971 y l nda ABD d ş borlar alarm veriyordu ve d ü nyan n di ğer y ö relerinde ç ok miktarlarda alt n hareket halindeydi. 63 Herhangi bir kiriz an nda sermaye elinde olan dolar n alt na d ö n üş t ü rme talebi k ü tlesel olarak ortaya ç kmaktad r. Bu d ö nemlerde yat r mc g ü venli tek servetin alt ndan ba ş ak bir ş ey olmad ğ n d üşü nmektedir. G ü n ü m ü zde uygulanan uluslararas para sistemi, sabit kambiyo kuru sistemi yerine esnek kambiyo kuru sistemine g ö re ayarlanm ş t r. Avrupa paralar n n de ğeri sabit tutulmakatan ç k p de ğerleri d ü nya piyasas borsalar nda serb estce de ği ş imine izin verilmi ş tir. Yeni sistemin i ş leyi ş i ş u ş ekildedir. ABD dahil b ü t ü n ü lkeler ka ğ t para rejimi uygulamaya ba ş lam lard r. Merkez bankas d ş ö demeler rezervi olarak alt n stoku bulundurabilirler. Bu stoklar n artmas na ba ğl olarak p ara emisyonu yap labilir. Fakat alt n stoklar yla emisyon hacmi aras nda belirli bir oran g ö zetmek, belirli oranda alt na kar ş l k, ş art yerine yine paran n belirli bir parite ü zerinden alt na ç evrilmesi y ü k ü ml ü l ü ğü s ö z konusu de ğildir. Alt n stoklar u luslararas rezervlerden biridir. Dolar ve sterlin ve ayn zamanda (Alman mark , Frans z Frank ) EURO t ü m konvertibly yahut serbest d ö viz niteli ğindeki paralarda uluslararas ö demelerde kulln labilir. Merkez bankalar n elindeki t ü m bu d ö vizler rezerv sa y l r. Ancak ABD'nin son y llarda alt na y ö nelmesi, alt n stoklar n n %30 dolay nda elinde bulundurmas ve bunu giderek art racak bir e ğilim g ö stermesi, yeniden 1971 ö ncesine d ö n ü yor i ş areti olarak de ğerlendirme yanl ş olmaz. 43 5.4.Alt n Ü retim Y ö ntemleri 5.4.1.Alt n cevherinin ö zellikleri Alt n n ü retimi cevherin boyutlar na ve kimyas na ba ğl olarak de ği ş ik y ö ntemlerle yap lmaktad r. Alt n ü retiminde en ö nemlisi alt n cevherinin mineralojisidir. Alt n cevherinin mineralojisi metalurjik i ş lemleri etkilemektedir. Cevher zenginle ş tirme i ş leminde prosesin verimli olmas i ç in cevher mineralojisinin de iyi bilinmesi gerekmektedir. Proses se ç imini cevher mineralojisi belirlemektedir. Tane boyutunun ve ten ö r miktar n n yan nda cevhe rde bulunan alt n n faz da ö nemlidir. Alt n cevherinin cinsine ba ğl olarak cevher haz rlama y ö ntemlerine ç izelge 5.8 de bir ka ç ö rnek verilmi ş tir. Ç izelge 5.8 : Cevherin karakterine ba ğl olarak proses uygulamas (Bayraktar 1985) 64 Cevher ö zelli ği Proses i ş lemi İ ri taneli Ö ğü tme + Gravimetri İ nce taneli-y ü ksek ten ö rl ü İ nce ö ğü tme + Tank li ç i İ nce taneli-d üşü k ten ö rl ü Y ğ n li ç i İ nce taneli-killi Aglemerasyon + Y ğ n li ç i Refrakter ö zellikli İ nce ö ğü tme + Flotasyon + Kavurma oksitleme li ç Cu cevherinde iri ta nali Au Ö ğü tme + Gravimetri + Flotasyon Alt n cevherinin zenginle ş tirilmesinde gravimetrik y ö ntem flotasyon ve otomatik ay klama y ö ntemleri uygulanmaktad r. Alt n n serbest ve iri taneli olan (plaser tipi) yataklarda gravimetrik y ö nte m tanelerin ince olmas durumunda ve alt n i ç eren s ü lf ü rl ü tell ü rl ü minerallerin konsantrelerini elde etmekte flotasyon kullan lmaktad r. Alt n n ekstraksiyonu ö ncesi malzemelerin karakterine ba ğl olarak yap lacak i ş lemler yukar daki ç izelge 5.8 de g ö ster ilmi ş ti Baz y ö ntemler d üşü k ten ö rde bile karl i ş letmeyi sa ğlayabilir. Fakat y ü ksek ten ö r olan cevhere uygulad ğ n z y ö ntem pahal ise i ş letme karl l ğ nda s k nt yarat r. Ö rne ğin ABD de Pegasus alt n madenindeki bir uygulamada 0.9 gr/ton ten ö rl ü cevhe r y ğ n li ç i ile karl bir i ş letime sahip olmas na ra ğmen . (Lewis 1982) 65 , Yeni Gine ’ deki Porgerada cevherin ten ö r ü n ü n 4-40 gr/ton olmas i ş letmenin karl l ğ n sa ğ layamam ş t r. Bu cevherin refrakter ö zelli ğinden kaynaklanmaktad r. (Robinson 1983) 66 Refrakter ö zelli ğe sahip alt n cevheri ü lkemizde U ş ak-E ş me-Dervi ş li-Helimli y ö resinde mevcuttur. Bu cevher ü zerindeki ç al ş malar MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesince 1985 y l nda yap lm ş t r. Bu cevherin i ş lenmesi i ç in kavurma i ş lemi yap l mas gerekir. Cevhere do ğrudan siyan ü rleme i ş leminin uygulanmas alt n çö zme verimi %78 olurken 5.3 Kg / ton 44 cevher sodyum siyan ü r kullan lmas gerektirmi ş tir. 600 C ’ de kavurma i ş lemi sonucu çö zme verimi %92 olurken Sodyum siyan ü r kullan m 1.6 Kg/ ton ce vhere kadar d üş m üş t ü r. (Uzun 1985) 67 Ç izelge 5.9 : Avrupa'da Baz Madenlerde Cevher Mineralojisine G ö re Ge ç mi ş te U ygulanm ş - Uygulanmakta-D üş ü n ü len Alt n Zenginle ş tirme Proseleri 68 ü lke maden Cevher mineralojisi proses Rezerv(milyon ton) durumu Finl andiya Orivesi Pahtavaara Suurikuusiko Kuvars serizit ş i ş t andalusit kuvars Makaslama zonunda Epitermal Flotasyon CIL 0.3 1.8* bilgi yok Faal Terkedilmi ş Fransa Salsigne Le Bourneix Kuvars damar - arsenopritli CIP CIP 5.1 bilgi yok Faal Kapand Yun anistan Olympias Sappes Perama Hill Milos Masif s ü lfit (arsenopiritli) Epitermal-D üşü k s ü lfid Epitermal Masif s ü lfit (arsenopiritli) Epitermal-D üşü k s ü lfid Biox/POX/CIL Flotasyon CIL Fizibilite 14.5 2.6 11 8.6 İ zin s ü reci İ zin s ü reci İ zin s ü reci Arama a ş amas nda İ talya Furtei Osilo Epitermal Epitermal-D üşü k s ü lfid CIL CIL d üş ü n ü lmekte 0.45 7.6 Ü retim Fizibilite Portekiz Castromil Kuvars damar -pirit Y ğ n li ç i 5 Izin a ş amas İ spanya Elvalle Carles Corcoesto Kalkopirit/bornit Kuvars damar Kuvar s damar CIL CIL Fizibilite 2 1 8 Faal Faal Fizibilite İ sve ç Boliden Bjorkdal Viscaria Aitik Kompleks s ü lfid Kuvars damar Kuvars damar Gnays/ ş ist i ç inde kalkopirit CIP Flotasyon Flotasyon 5.2 33* bilgi yok 220 Faal Faal Kapand Faal İ ngiltere Cononish Cavanacaw Kuvars damar Kuvars damar -prit Flotasyon Siyan ü rleme 0.5 2 İ zin a ş amas Faal T ü rkiye Ovac k Epitermal Kuvars damar CIP 2.5 Faal/izinsiz yasad ş *2001 verileri Maden cevherinin karekteristi ği genelde b ü t ü n maden cevherleri i ç in ö nemlidir . Fakat alt n madeni cevheri alt n ü retiminde yo ğun olarak kullan lan li ç y ö ntemleri a ç s ndan yukar daki ö rnekte oldu ğu gibi ü retim proseslerini teknik a ç dan dolay s yla ekonomik a ç dan da zora sokmaktad r.45 5.4.2. Alt n Kaynaklar nda Alt n Elde Ed ilmesi Alt n genel olarak üç kaynaktan elde edilir. 1-Alt n cevherinden birincil kaynaklar kullan larak 2-Bak r ve termal metallerin ü retimlerinden yan ü r ü n olarak 3-Hurdalardan: Alt n ü retim sonras k ü tlesel olarak herhangi bir kayba u ğramad ğ sav ndan Hurdadan alt n ü retimi ü retilen alt n miktar na dahil edilmemektedir. Çü nk ü bu geri kazan md r. Daha ö nce d ü nya alt n ü retimi toplam 2006 y l sonu itibar yla tahmini 160 000 ton olarak verilmektedir. Alt n ü retiminin yap lmas b ü t ü n metalsel malzemele rde oldu ğu gibi cevher haz rlama-zenginle ş tirme i ş lemi ile ba ş lamaktad r. Cevher haz rlamada k rma ö ğü tme eleme gibi her maden cevherine uygulanan y ö ntemleri uygulanmaktad r. Alt n plaser tipi yataklardan flotasyonla (y ü zd ü rme) baz yataklarda gravite ve a malgamasyonla ü retilirken baz yataklarda tane boyutlar n n k üçü kl ü ğü nden li ç y ö ntemi ile ü retilmektedir. Alt n n ü retiminde ç evresel etki a ç s ndan en ö nemlisi siyan ü rle li ç y ö ntemi ve buna alternatif olarak ortaya ç kan biyoteknolojik y ö ntemlerdir. G ü n ü m ü zde ge ç erlili ğini s ü rd ü ren siyan ü rle li ç y ö ntemi 1992 y l nda ABD'nin baz eyaletlerinde ve AB ü lkelerinde kolayl kla uygulama alan bulamamaktad r. 5.4.2.1. Alt n Cevherinden Birincil Kaynak olarak Alt n Ü retimi 5.4.2.1.1.Amalgamasyon Bu y ö ntemde Au nun Hg ile yapt ğ bile ş ikler (AuHg2, Au8Hg) ile elde edilir. Bu y ö ntemde civa ile bile ş ik yapan Sb,As,Bi,ve s ü lf ü r minerallerinin cevherde bulunmamas gerekir. Ayr ca Au n n Hg ile bile ş ik yapabilmesi i ç in Au tane y ü zeylerinin temiz olmas gerekir. Bu y ö ntem Hg nin ç ok toksik olmas nedeni uygun cevher sahalar n n azalmas yla terkedilmi ş tir. 5.4.2.1.2.Klorlama Bu y ö ntemde cevherin y kama yoluyla ortamdan ayr lan alt n n bile ş ikleri ç e ş itli çö keltme y ö ntemleriyle kazan lmas ndan sonra i ç erisinde Pb,Fe ,Zn,Cu,Bi,As,Ag mevcut olabilen %90-95 Au i ç eren bu kar ş m n bir potada eritilerek ü zerinden klor gaz ge ç irilmesi ile uygulan r. Ag(Au-s) + ½ Cl2 = Agcl(s) tepkimesinden s v Agcl olu ş ur. Di ğerleride CuCl2 , CuCl , PbCl, ZnCl ş eklinde ol u ş urlar. Bunlar n bir b ö l ü m ü buharla ş r bir b ö l ü m ü s v AgCl i ç inde çö z ü n ü r. AuCl2 ş eklinde buharla ş ma ba ş lay nca Cl2 kesilir. Bu i ş lem bir ö n kavurma ile s ü lf ü rl ü , tell ü rl ü cevher ve konsantrelere uygulan r. 5.4.2.1.3.Siyan ü rleme Alt n soy metal oldu ğun dan bir ç ok sulu çö zeltiden etkilenmeyen alt n n havaland r lm ş siyan ü rl ü çö zeltide çö z ü nebilece ği ilk kez 1846 y l nda L. Elsner taraf ndan belirlenmi ş tir. Siyan ü rleme y ö nteminin d üş ü k ten ö rl ü alt n cevherlerine, alt n n kazan lmas amac ile metalurjik ve ekonomik 46 a ç dan uygulanmas ilk kez 1887 y l nda Mac Arthur ve Forrest karde ş ler taraf ndan yap lm ş t r. İ lk siyan ü rleme tesisi 1889 y l nda Yeni Zellanda ’ da kurulmu ş , daha sonra s ras yla G ü ney Afrika, Avustralya, Meksika, ABD ve Kanada ’ da tesisler kur ularak i ş letmeye al nm ş t r. 69 Bu y ö ntem alt n i ç eren taneciklerin ç ok ince olmas durumunda ve flotasyonla zenginle ş tirme i ş lemi uygulanamamas durumunda cevhere ö ğü tme i ş leminden hemen sonra uygulan r. Bu y ö ntem alt n n KCN yada NaCN çö zeltisinde çö z ü nm esine dayanmaktad r. "Siyan ü rlemeyle alt n n çö z ü nmesinin kineti ği ü zerinde yap lan ç al ş malar literat ü rde ayr nt l olarak yer almaktad r. Elektrokimyasal nitelikli oldu ğu kan tlanan tepkime, alt n n aurosiyan ü r kompleksi ş eklinde anodik çö z ü nmesi: Au + 2CN ¯ › Au (CN ¯ ) 2 + e (Tepkime 1) ve oksijenin kadodik tepkimesini i ç erir O2 + 2H2O + 4 e › 4 OH ¯ (Tepkime 2) T ü m tepkimeyse a ş a ğ daki gibidir. 4 Au + 8 CN ¯ + O2 + 2H2O › 4 Au (CN ¯ ) 2 + 4 OH ¯ (Tepkime 3) Kimyasal çö z ü nd ü rme i ş leminde NaCN kullanm as nda olu ş acak tepkime a ş a ğ daki gibi olacakt r. 4 Au + 8 NaCN + O2 + 2H2O---------------------- 4 Na Au (CN) 2+4 NaOH (Tepkime 4) Yap lan kinetik ç al ş malar, serbest siyan ü r ve oksijen deri ş imlerinin, CN ¯ /O2 =6 oldu ğu ko ş ullarda çö z ü nme h z n n en y ü ksek oldu ğunu g ö stermi ş tir. Bu durumda, ne a ş r siyan ü r ne de a ş r oksijen deri ş iminin çö z ü nme h z n tek ba ş na art ramayaca ğ ortadad r. A ç k h ava metalik alt n oksitlemek i ç in ba ş ar yla kullan labilir. Hidrosiyanik asit, HCN ç ok zay f bir a sit oldu ğundan serbest siyan ü r, CN ¯ , iyonunun deri ş imi, artan pH' n 9 dan b ü y ü k oldu ğu de ğerlerde hemen hemen t ü m siyan ü r serbest iyonlar ş eklinde bulunur ve indirgeme potansiyeli pH'a duyars z duruma gelir. Sonu ç olarak, pH n yakla ş k 9 dan b ü y ü k oldu ğu de ğerlerde ve siyan ü r iyonu i ç eren havaland r lm ş çö zeltilerde alt n n çö z ü nmesi i ç in indirgeme potansiyeli (standart hidrojen elektroda kar ş ) -400 mV dan daha y ü ksek olmal d r. Uygulamalarda, alt n n çö z ü nmesi i ç in gerekli siyan ü r iyonu i ç in sodyum s iyan ü r yada potasyum siyan ü r kullan l r.Alkali siyan ü rler sulu çö zeltide a ş a ğ daki tepkimeye g ö re hidrolize olur. NaCN + H2O - HCN +NaOH (Tepkime 5) Olu ş an hidrosiyanik asit ç ok zay f bir asittir ve k smen iyonize olur. Bunun sonucu olarak siyan ü r iyon unun deri ş imi hidroliz s ras nda d üş er ve hidrosiyanik asit yava ş yava ş buharla ş r. Ç ok tehlikeli gaz olan hidrosiyanik asidin ç k ş yani s ra bu tepkime çö zeltideki serbest siyan ü r iyonu deri ş iminide d üş ü rece ğinden çö zelti pH ’ genellikle 10-12 aras nda , ortalama serbest alkali, genellikle kire ç veya sodyum hidroksit eklenerek tutulmaya ç al ş l r47 Koruyucu alkali denilen bu maddelerin eklenmesiyle Hidrolizde siyan ü r iyonu kayb n ö nler, Atmosfereden gelen karbondioksitle tepkimeye girerek siyan ü r iyonu kayb n ö nler Siyan ü rleme ö ncesinde, tesis suyundaki bikarbonatlar çö z ü nd ü r ü r. Siyan ü rleme ö ncesinde, tesis suyundaki ferrus ve ferrik demir tuzlar n ve ma ğnezyum S ü lfat gibi asidik bile ş ikleri n ö trle ş tirir. Ç evredeki asidik bile ş enleri n ö trle ş tirir Ç evr edeki ç e ş itli minerallerin siyan ü rle olu ş turdu ğu asidik maddeleri n ö trle ş tirir. Kire ç ç ok ince cevher taneciklerinin çö kmesini kolayla ş t rarak siyan ü rleme sonras kat -s v ayr m i ş lemine yard mc olur." 70 Au n n CN tuzunda çö z ü mesi i ç in oksitleyici bir o rtama gereksinim vard r. Ayr ca pH de ğerini 10- 11 aras nda olmas i ç in i ş leme kire ç yada NaOH kat larak ö ld ü r ü c ü gaz olan HCN ü n olu ş umu da engellenmektedir. Alt n cevherinin b ü t ü n y ö ntemlerde oldu ğu gibi bu y ö ntemde de ö zelli ği ç ok ö nemlidir. Cevherde bu lunan K smen oksitlenmi ş As, Sb, Zn, Fe, ve Cu s ü f ü rler siyan ü r ü n t ü kenmesine, Karbonlu bile ş iklerinde metal siyan ü rleri so ğurma ö zelli ğine sahiptir. Ayr ca organik maddelerin oksijen t ü ketme ö zelli ğ i, tepkimenin oksijen gereksinimi a ç s ndan çö zeltide sor un yaratmaktad r. Siyan ü r li ç i ile i ş lem iki ş ekilde yap lmaktad r. y ğ n li ç i 1. kar ş t rmal tank li ç i 2. 5.4.2.1.3.1.Y ğ n Li ç i Alt n veriminin % 60-70 olmas na ra ğmen yat r m maliyetinin d üşü kl ü ğü ve d üş ü k ten ö rl ü cevherlere uygulan r olmas kullan m tercihini art rmaktad r. Cevher ten ö r ü 1gr/ton olan alt n tanelerinin ince ve da ğ n k oldu ğu cevherlere uygulanabilmektedir. Y ğ n li ç i uygulamas nda kil miktar y ü ksek oldu ğunda, portlant ç imentosu, kire ç ve su kullan larak aglomerasyon i ş lemi uygulan r. B ö ylece y ğ n n beslenmesinde ak ş kolayla ş t r lmaktad r. Y ğ na g ö nderilen kar ş m de ğerli metaller kazan ld ktan sonra siyan ü r yeniden kullan lmak ü zere iyon de ği ş imi ayarlanarak de ğerlendirilir.48 Ş ekil 5.11 : K ş lada ğ-E ş me-U ş ak-T ü rkiye'de uygulanan y ğ n li ç i i ş leminde li ç alan uzaktan g ö r ü lmektedir. Haziran 2006 Y ğ n li ç i i ş lemi yat r m ve i ş letim maliyeti a ç s ndan tercih ediliyor olmas n n yan nda cevher ö zelli ğinede ba ğl olarak uygulanmaktad r. Ancak y ğ n li ç i i ş leminin uyguland ğ bir ç ok tesis ö nemli cevresel sorunlar yarat ld ğ kazlara neden olmu ş tur. Hem a ç k atmosfer ko ş ullar na b ü y ü k alanlar n a ç k olmas , hemde ç ok kitlesel cevher i ş leminin yap lmas sorunlar n ö n ü ne ge ç ilmekte engel olmaktad r. Ç ok tart ş l r konumda olan i ş letme ö rne ği yukar da foto ğraflar ( Ş ekil5.11 ve 5.12 ) g ö r ü len K ş lada ğ-E ş me-U ş ak i ş letmesi T ü rkiye'de de uygulamaya may s 2006 da ba ş lanm ş olup, Haziran 2006 da b ö lgede sa ğl k yitimi sorunlar n n ortaya ç kt ğ g ö r ü lm ü t ü r. 49 Ş ekil5.12 :K ş lada ğ-E ş me-U ş ak-T ü rkiye'de uygulanan y ğ n li ç i i ş leminde li ç alan uzaktan g ö r ü lmektedir. Y ğ n li ç i i ş leminde cevher ö zelli ğne ba ğl olarak olarak ö ğü t ü l ü r,( K ş lada ğ-E ş me-U ş ak-T ü rkiye'de uygulanan y ğ n li ç i i ş leminde 6.7mm) zemini s k ş t r lm ş kil, ü zerine s zd rm az malzeme olarak jeomembran malzeme serilerek a ç k alanda taban olu ş turulmaktad r. Ö ğü t ü lm üş cevher bu alana serilerk ü zerine siyan ü r çö zeltisi verilerek, yukar da tepkimelerini verdi ğimiz kimyasal i ş lemler olu ş turulur. Ü sten tabana kadar kimyasal çö z ü nd ü rmenin oldu ğu i ş lemde, s v faza al nan (Au (CN ¯ )) alt n e ğimli tabandan boru ve kanallar yard m yla bir havuda toplanmakta. Alt n siyan ü r çö zeltisinden aktif karbon y ü zeyine so ğurma y ö ntemiyle al narak, s v fazdaki siyan ü r tekrar devreye verilerk bir kap al sistem olu ş turulur. Buradaki kapal sistem yaln zca sistemin d ö n üşü m ü nde ge ç erlidir. A ç k ko ş ularda d ş ar dan etkiler kar ş kapal bir sistem de ğildir. Bu nedenle ya ğmur gibi atmosferik olayalara a ç k olmakla birlikte, tesisin i ş letimesi ve i ş letmeye k apat lamas ko ş ullar nda do ğal ortama a ç k at klar s ö z konudur. Bu konun ç evresel ko ş ullarda ele al nacakt r. 50 5.4.2.1.3.2.Kar ş t mal Tank Li ç i Bu y ö ntem y ü ksek ten ö rl ü cevherlere uygulanmaktad r. 0.25 mm nin alt na ö ğü t ü len cevher siyan ü r çö z eltisi ile kar ş t r lmakta ve ortama hava verilmektedir. Bu ama ç la ç e ş itli tanklar kullan lmaktad r. Y ğ n li ç ine g ö re avantaj so ğuk ortamlarda kullan lmaktad r. S cakl ğ n d üş mesi ile oksijenin aktivitesi azalmaktad r. Hava s cakl ğ n n d üş t ü ğü mevsimle rde y ğ n li ç i yerine tercih edilmektedir. Ş ekil 5.13 : Ovac k-Bergama- İ zmir-T ü rkiye i ş letmesinde tesis ak m ş emas 71 Kar ş t rmal tank li ç i y ö nteminde siyan ü rleme i ş lemi kapal tanklarda yap lmaktad r. Burada da i ş letmede sistem kapal olarak belirti lmesine ra ğmen, at klar n havuzlarda biriktirilmesi, at k sular n n ortama a ç k olmas sistemin b ü t ü nl ü kl ü olarak kapal olmad ğ n g ö sterir. T ü rkiye'de Ovac k-Bergama- İ zmir yata ğ nda yap lan alt n i ş letmesinde tank li ç i uyg ulamas yap lmaktad r. Ş ekil 5. 13 de projede uygulanan ak m ş emas verilmektedir. Alt n ister y ğ n li ç i isterse kar ş t rmal tank li ç i ilemiyle siyan ü rl ü çö zeltiye al ns n, çö zeltiden kazan lmas gerekir. 51 5.4.2.1.3.3. Alt n n Siyan ü rl ü Çö zeltilerden Kazan lmas Li ç y ö ntemleri il e elde edilen çö zeltiden alt n n kazan lmas , aktif karbonla so ğurma y ö ntemi ç inko ile çö kt ü rme uygulanarak sa ğlan r. AKT İ F KARBON Y Ü ZEY İ NE SO Ğ URMA Y Ö NTEM İ : (Aktif karbona Adsorplama):Aktif karbonun siyan ü r çö zeltisindeki alt n iyonlar n y ü zeyine so ğurm a ö zelli ğine dayan r. Aktif karbon y ü zey alan 1000 m2/g olacak ş ekilde haz rlan r. Geni ş y ü zey alan na sahip aktif karbon, daha ö nce li ç y ö ntemleri ile haz rlanan siyan ü r çö zeltisindeki alt n iyonlar n y ü zeyine so ğurarak tutmaktad r. Doygun hale gelen k arbon kolonlar (i ş lemin uygulanmas nda karbon kolonlar kullan lmaktad r ) alt n n kazan lmas i ç in i ş leme tabi tutulmaktad r. Karbon kolonlar ü zerindeki pulp ve aktif karbon hava ile kald r larak eleme i ş lemine tabi tutulmaktad r. Taneleri pulptan kal n olan y ü zeyinde alt n ta ş yan aktif karbon taneleri elek ü st ü nde kalmaktad r. Elek ü st ü aktif karbon y kama i ş lemine tabi tutulup adsorbsiyon i ş leminin tersi olan desorpsiyon i ş lemi yap lmaktad r. ALTININ DESORPS İ YONU: Y ü zey so ğurmas ile tutulan alt n n çö zeltiye al nmas i ş lemidir. Bu i ş lem üç y ö ntemle uygulanmaktad r. 1. Alt n adsorbe etmi ş aktif karbon, atmosferik ko ş ullarda 72 saat s ü re ile % 1 NaOH ve % 0.1 NaCN çö zeltisi ile 90 C ’ dolay nda çö zeltiye al nabilmekte 2. Y kama s ü resinin 4-10 saat ara s na indirilmesi i ç in 120 C ’ s cakl k ve 230 Kpa bas nc uygulan r. 3. Yada NaOH-NaCN çö zeltisine %20 alkol eklenerek 80 C ’ dolay nda y kanarak en iyi sonu ç elde edilir. Y kama s ü resinin 1 saat dolay na indiren bu y ö ntem alkol ü n toksit etkisi ve patlama tehl ikesini de beraberinde ta ş maktad r. Desorpsiyon i ş leminden sonra aktif karbon yeniden kazan lmak i ç in, seyreltik HNO3 ve %1 NaOH sulu çö zeltisi ile y kan p 650 C ’ de 30-40 dakika kadar s t larak tekrar aktif hale getirilir. Aktif karbondan çö zeltiye al nan alt n elektroliz y ö ntemi yada ç inko ile çö keltme i ş lemi ile elde edilmekte ve ergitme yoluyla safla ş t r lmas sa ğlanmaktad r. Ç İ NKO TOZUYLA ÇÖ KT Ü RME Y Ö NTEM İ : Çö zeltiden alt n elde edilmesinde en yo ğun olarak kullan lan y ö ntemdir. Alt n i ç eren çö z eltilere berrakla ş p oksijeni uzakla ş t r ld ktan sonra ç inko tozu eklenir. Çö kelen alt n n serbest siyan ü rle tepkimeye girerek çö z ü nmesinde ç inkonun etkisi a ş a ğ daki tepkimede g ö r ü lmektedir. Alt n ç inkoya g ö re daha elektronegatif oldu ğundan ç inko indirgeni r Zn + 2 NaAu (CN)2 ----------------------------------- 2 Au +Na2Zn(CN)4 Tepkime sonras alt n metalik olarak çö ker, ç inko çö z ü nerek ç inko siyan ü r kompleksi yapar. Tepkime sonras filitrasyon i ş lemi uygulanarak kat s v ayr lmaktad r. Bu tepki me Ag i ç inde ge ç erli oldu ğundan Ag i ç eren cevherlere de uygulanmaktad r. Çö kertilen alt n, ç inko, bak r, kur ş un gibi metalik safs zl klar gidermek i ç in ate ş rafinasyonuyla safla ş t r l r. (Uzun 1985) 72 5.4.2.1.4.Yeni Li ç Ç al ş malar52 T İ YO Ü RE L İ Ç İ :Siyan ü re alternatif olarak yap lan ç al ş malarla yo ğunluk kazanmaktad r. Tiyo ü r ü nlerinin alt nla katyonik bir kar ş m olu ş turmas ve. Li ç olay n n ger ç ekle ş mesi i ç in Fe +3, ve H2SO4 kullan lmaktad r. Oksitleyici ve asidik ortamda çö z ü nme tepkimesi 73 Au + 2 CS (NH2 ) 2 -------------------------- Au (CS (NH2 ) 2)2 + e Ş eklinde olmaktad r. Li ç h z n n y ü ksek olmas ., ayn zamanda kullan lan çö z ü c ü lerin toksik ve korozif olmamas siyan ü rlemeye oranla avantaj yaratmaktad r. Ancak kullan lan Fe +3 iyo nlar n n tiy ö ü re ile kar ş m olu ş turmas tiyo ü re t ü ketimini art rmaktad r. BAKTER İ YEL L İ Ç İ LE ALTIN CEVHER İ N İ N ZENG İ NLE Ş T İ R İ LMES İ : Alt n kazan m i ç in uygulanan genel siyan ü rleme i ş lemlerinde cevher ö zelliklerine ba ğl olarak ç e ş itli sorunlar olabilmek tedir. Kullan lan kimyasallar n art r lmas na ra ğmen istenilen verim elde edilememektedir. "Arsenik ve k ü k ü rt oran d üşü k olan cevherlerden alt n eldesinde siyan ü rleme i ş leminde %90 lara varan alt n kazan m sa ğlanabilmektedir. As, Fe ve S i ç eri ği y ü ksek o lan pirit,piroti,arsenoprpit gibi refrakter alt n cevherlerinde ise y ü ksek siyan ü r tuzlar ve CaO t ü ketimine kar ş l k d üşü k alt n kazan m elde edilmektedir. Alt n cevherde ç ok ince kapan mlar halinde bulundu ğundan CN ¯ ve metal temas sa ğlanamamaktad r. Ç ok ince ö ğü tmelerde de sorun çö z ü lememektedir. (Hi ç d ö nmez 1994) 74 Arsonepritli cevherden alt n kazan m oran n y ü kseltmek i ç in kavurma i ş lemi uygulanmaktad r. Bu yolla li ç i ş lemi s ras nda siyan ü r,oksijen, kire ç gibi li ç mallzemelerini t ü ketimini art ran maddeler u ç maktad r. (Uzun 1985) 75 Burada dikkat edilmesi gereken konun kavurma i ş lemi s ras nda ç kan gazlar n yaratt ğ sorunlard r. Bu a ç dan uygulamada sorunlar olaca ğ ndan sorunun çö z ü m ü i ç in biyolojik canl lardan yararlan lmakatad r. Biyolojik canl h ü crelerinin kullan larak metal elde edilmesi ç al ş malar yap lmaktad r. Biyolojik canl lar yani mikroorganizmalar metal s ü lf ü rleri ve metalleri oksitlemektedir. B ö ylece olu ş an metal s ü lfat bile ş imleri s v faza ge ç mektedir. ( Ö gel 1993) 76 Thiobacillus fe rrooksidans t ü r ü bakteriler ya ş amlar n s ü rd ü rmek i ç in Fe ve S ü enerji kayna ğ olarak kullanmaktad rlar. Arsenopritli cevhere al ş t r lm ş olan bakteri, Fe ve S ü oksitleyerek cevheri do ğrudan ve olu ş turdu ğu s ü lfirik asitle par ç alamaktad r. Pek ç ok canl t ü r ü i ç in zehirleyici olan arsenik Thiobacillus ferrooksidans bakterilerini etkilememektedir. Arsenik bakterilerle ö z ü tlenmesine kar ş l k, arsenik s ü lfitlerle bakteriyel ö z ü tleme m ü mk ü n olabilmektedir. (Hi ç d ö nmez) 77 Yinede alt n cevherinde fazla miktarda b ulunan arsenik baz bakterileri zehirlemesinden dolay sorunlar ya ş anmaktad r. Bu ama ç la kullan lan bakteri ü zerindeki ç al ş malar genetik yap s na y ö nelik s ü rmektedir. Ayn zamanda siyan ü rlemeyi ortadan kald ran bakteri i ş lemleri ile at klardan siyan ü r ü n t emizlenmesi i ş leminde de yararlan lmaktad r. 78 D üşü k ten ö rl ü cevherden alt n ü retiminin yan nda zengin alt n ve g ü m üş kar ş mlar n n yan nda hurdadan da alt n ü retimi de yap lmaktad r. 53 6.ALTIN MADENC İ L İĞİ NDE ALTININ Ç IKARIM VE İ Ş LET İ M İ NDE Ç EVRESEL SORU NLAR 6.1.Alt n Madencili ğinde Alt n Cevherinin Ç kar m ve İ ş letim A ş amas nda Ç kan At klar 79 Alt n madencili ğinde ç kan at klar pasa, art k cevher ve kimyasallard r. Bu at klar genellikle i ş letmenin yap ld ğ alanda depolan rlar ve bir k sm madenin i ş let imi s ras nda yeniden kullan labilir ya da d ö n üş t ü r ü lebilir. Alt n n kazan lmas s ras nda olu ş an at klar/kimyasallar genellikle soydum siyan ü r, baz metaller, s ü lfat ve ü r ü nleridir. Mineralin ç kar lmas s ras nda ç kan kaya par ç alar pasa sahada depolana ca ğ gibi b ö lgede kurulacak olan yap lar n yap m nda kullan labilir. Ancak bu konuda dikkat edilmesi gereken ö nemli ö zellikler s ö z konusudur. Kayalar n kimyasal yap s a ç k atmosfer ko ş ullar nda ç e ş itli asitik ortamlar n olu ş mas na neden olabilir. 6.1.1. Ç kar m İ ş lemi S ras ndaki At klar (pasa) Madenin i ş letilmesinde cevher olarak de ğerlendirilen k s mlar d ş nda ö nemli ö l çü de kaya s ö k ü l ü p at lmaktad r. Bu hem cevhere ulu ş ma s ras nda hemde damar tipi b ö lgelerde yan kaya olarak i ç erisinde alt n bulundurma yan k s mlar olacakt r. Madenin ç kar lma i ş lemi s ras na ç kacak kaya par ç alar n n miktar ve komposizyonlar b ö lgeden b ö lgeye de ği ş ir. Bu materyaller hem oksitleri hem de s ü lfat ve bile ş iklerini i ç erir. Alt n cevherinde bulunan elementler, civa, arsenik , bizmut, antimon ve tallium ’ dur. Bu elementler oksit, karbonat ve s ü lfat bile ş ikleriyle bulunurlar ve çö z ü nme dereceleri de ği ş kendir. E ğer bu kayalar geli ş i g ü zel ç evreye harmanlan r yada ç e ş itli yap larda kullan l rsa uzun s ü relerde atmasferik etkilerle daha ç ok asit olmak ü zere kimyasal olu ş turarak kirletici i ş lem g ö r ü rler. 6.1.2.Madende Kullan lan Su Madende kullan lacak su y ü zey ve yeralt su kaynaklar ndan temin edilir. Y ü zey suyunun kullan m suyun maden b ö lgesine do ğrudan girmesini ö nlemek amac y la kontrol alt nda tutulmal d r. Kullan lan su madenin i ş lenme s ras nda d ö n üş ü ml ü olarak kullan l r, at k depolama havuzlar na pompalan r, oradan da y ü zey suyuna de ş arj edilir. Kullan lan suyun miktar ve bile ş imi madende kullan lan tekni ğe g ö re de ği ş mek tedir. Suyun kimyas ise cevherin jeokimyas na ve ç kar ld ğ b ö lgeye ba ğl d r. Maden kapat ld ktan sonra, potansiyel su madende depolan r. S ü lf ü r bile ş iklerine maruz kalan su, yeralt ve a ç k alan ç al ş malar nda asitlenebilir. Bu durumda bir tak m ö nlemle rin al nmas gerekir. Kullan lan yer alt suyunun boyutu yerle ş im birimlerinin kulland klar yer alt su seviyelerinin d üş mesine sebebiyet verir ve su s k nt s n n ortaya ç kar. Di ğer yandan sal nan suyun hem yer alt suyuna hemde dere, baraj, g ö l, deniz g ibi su stoklar n kirletmesi ka ç n lmaz olmaktad r. Alt n i ş letmelerinde kullan lan ve sal nan yada kontrol d ş ka ç an sular hep sorun olmu ş tur. Ç ok devasa sorunlar yaratm ş t r.54 6.1.3.Li ç Sonras Ç kan Art k Li ç sonras kalan art k y ü ksek yo ğun lukla siyan ü r art klar i ç ermektedir. Siyan ü r ö ncelikle detoksifikasyon i ş lemine tabi tutulurken, kalan baz siyan ü r art klar di ğer bile ş enlerle kompleksler olu ş turur. Ö zellikle y ğ n li ç i olarak do ğa ko ş ullar na a ç k yap lan i ş lemlerde ç ok yo ğun sorunla r ya ş anm ş t r. Li ç s ras nda kullan lan havuzlar i ş letim ve madenin kapanmas sonras nda da ö nemini koruyan yerlerdir. Kullan lan tekni ğe g ö re toplama havuzlar nda siyan ü r, siyan ü r-metal bile ş ikleri ve alt n-siyan ü r sol ü syonlar bulunur. Ö ne s ü r ü len yeni s iyan ü r giderme sistemlerinde, k ü k ü rtdioksit yard m yla siyan ü r giderilmesi i ş lemiyle ilgili olarak "k ü k ü rtdioksit tepkimesinden olu ş an silfosiyan ü rlerin ve tiyosiyanatlar n siyan ü r ü n ç ok daha kararl bile ş i ği oldu ğu ve bunlar n da en az siyan ü r ü n % 10 kada r zehirli olu ğu" 80 na dikkat ç ekilmektedir. 6.1.4.Kullan lamaz/D ö n üş t ü r ü lemez Siyan ü r Sol ü syonlar İ ş letme s ras nda bir k s m siyan ü r li ç y ö nteminde d ö n üşü ml ü olarak kullan lsa da, siyan ü r ü n metalle olan etkile ş imi sonunda alt n n çö z ü nmesi ve çö kelmesi zor olabilir. Bu y ü zden fazla siyan ü r ü n at lmas gerekir. İ ş leme s ras nda olu ş an ve kapama sonras kalan sol ü syonlar serbest siyan ü r, metal komplekslerinin (bak r, demir, nikel, ç inko) yan s ra arsenik , antimon, civa , kur ş un bile ş ikleri i ç erir. Li ç s ras nda bunlar karars z bir yap dad r. Kimyasallar n kullan ld ğ madencilik i ş letmelerinde sonra bu t ü r sorunlar y llarca s ü rebilmektedir. Ü lkemizde Balya-Bal kesir de 1930 lu y llarda yap lan kur ş un i ş letmesinden yay lan ve akan zehirli kimyasallar ç evre de ya ş am olumsuz olarak etkiledi ği g ü n ü m ü zde ya ş anmakta olan ö nemli ve çö z ü lmesi gereken bir sorundur. 6.1.5. A ç k Atmosferde yap lan Ç al ş malardan Kaynakl Olu ş an Sorunlar A ç k li ç i ş leminin yap ld ğ ve at klar n ortama yada g ü venli ği sa ğlanmam ş bar ajlarda biriktirilmesi sonucu ö nemli sorunlar ya ş anmakta ve ya ş anmas beklenmektedir. A ç k havad yap lan li ç i ş lemlerinde yo ğun olarak ortama HCN gaz n n yay lmas ka ç n lmaz olup, i ş letmeden kilometrelerce uzaklara kadar ula ş p hem canl lar n zehirlenmesi ne hemde kayalarda bulunan di ğer arsanik gibi elementlerin çö z ü nmesine neden olabilmektedir. G ü venli ği sa ğlanmam ş barajlar y k labilmekte i ç erisinde y llarca birikmi ş kimyasal zehirli at klar k ü tlesel olarak ortama yay labilmaktadir. Di ğer yandan yo ğun y a ğmur ya ğ ş nedeniyle at k barajlar n n ta ş mas yada at k birkintilerinin ta ş nmas yla ç evreye bulundurdu ğu her t ü rl ü kimyasal yamas na neden olur. K rma ve ö ğü tme i ş lemlerinde e ğer toz tutulmaz ise ö zellikle ta ş nabilecek tozlar n kimyasal bile ş iminden kaynakl yarataca ğ sorunlar n ç ok a ğ r olaca ğ bilinmektedir. 6.2.S İ YAN Ü R B İ LE Ş İ KLER İ VE ETK İ LER İ55 Alt n i ş letmeleri temel olarak cevherden alt n kazan m n siyan ü rleme (siyan ü rle li ç ) y ö ntemiyle yapmaktad rlar. Yo ğun olarak kullan lan siya n ü r hakk nda temel bilgilerin bilinmesi ö nemlidir. S iyan ü r Metal kaplama tesislerinde metal kaplama banyolar nda, s l i ş lem tesislerinde s tma tuz banyolar nda, tekstil boya sanayiinde, plastik sanayiinde,foto ğraf a ğartmada, kullan lmaktayd . Ancak en d ü striyel alanda yeni y ö ntemler ve ç evresel tedbirlerin al nmas siyan ü r ü n kullan m n oldukca azaltm ş t r. Siyan ü r bile ş ikleri hurdadan alt n geri kazan mda, kullan lmakta olup madencilik sekt ö r ü nde g ü m üş ve alt n madencili ğinde ç ok yo ğun miktarlarda kull an lmaktad r. Bunlar n yan nda g da sekt ö r ü nde g dalar n kullan m s ü relerinin uzat lmas nda, ila ç ve yaban hayvanlar ile m ü cadelede, zirai m ü cadelede kullan lmas na ra ğmen, end ü striyel alanda kullan lan siyan ü r ü n yan nda bu miktarlar n k yaslanamas s ö z k onusu olamaz. Siyan ü r ve bile ş iklerinin kullan ld ğ alanlarda, ö nlem al nmamas , ç ok tehlikeli sonu ç lar do ğurur. Bug ü ne kadar kullan ld ğ alanlarda k sa ve uzun s ü reli ç e ş itli etkileri olmu ş tur. Ö zellikle madencilik alan nda d ü nyadan ö rneklerini verece ğimiz ç ok yo ğun sorunlar ya ş anm ş t r. 81 Ç ok zehirleyici olan siyan ü r ve bile ş ikleri i ç in ö nemli tedbirler al nmas gerekir. Baz alanlarda tehlikeleri ö nlenemeyecek zararlar olu ş turdu ğu, baz alanlarda, uzun s ü reli etkileri yaratt ğ , maden i ş letmelerinde, ç al ş ma ortamlar nda, at klar n ç evreye verilmesinde ve kazalarda g ö r ü lm üş t ü r. Ö zellikle alt n ve g ü m üş madencili ğinde ya ş anan kazalar, i ş letme s ras nda ortama verilen at klar at k biriktirme alanlar /havuzlar /depolar , i ş letme sonras nda terk edilen at k biriktirme alanlar /havuzlar /depolama yerleri d ü nyada yo ğun sorunlar yaratm ş t r. Binlerce insan n ve canl n n an nda, milyonlarca insan n zamanla hastalanmas na, ya ş ad klar b ö lgeleri terk etmesine ve milyarlarca canl n n y llarca etkilenmesine neden ol mu ş tur. Yaban l hayat ve do ğal ç evreyi uzun s ü relerde etkisi ortadan kalkmayacak ş ekilde zarara u ğratarak etkilemi ş tir. Sayd ğ m z bu etkilenmeler d ü nyada ya ş anan kazalarda, i ş letmelerde, i ş leme sonras i ş lemlerde g ö r ü lm üş t ü r. Siyan ü r ç ok zehirli bir mad de olup, literat ü rlerde 50 mg al nmas durumunda ö l ü mlere neden oldu ğu yer almaktad r. Siyan ü r tuzlar ve hidrojen siyan ü r m üş terek toksit tepkime verir. Siyan ü r iyon tutuculu ğundan dolay ( bu i ş lem metal eldesin de yararlan lan bir ö zelliktir.) metalik m olek ü lleri harekete ge ç irip oksijen t ü ketimine neden olur. B ö ylece oksijen kullanan canl larda zehirlenmeye neden olur. Deriye yak n damarlarda kirli kan dola ş t ğ ndan canl v ü cudu oksijeni kullanamaz ve zehirlenme olur. Bu zehirlenme kimyasal bo ğulma ola rak ö l ü me neden olur. Siyan ü r insan v ü cudunda kandaki oksijeni t ü ketip zehirlenmeye yol a ç arken organik bile ş iklere d ö nd ü ğü nden siyan ü r zehirlenmesi anla ş lamamakta idi. Bu nedenle intihar ve suikastlerde kullan lmakta idi. Siyan ü r genelde siyan ü r tuzlar halinde kullan l r. NaCN, KCN ş eklinde kullan lan siyan ü r tuzlar asit ve zay f alkalilere birle ş ti ğinde yada suda çö z ü nd ü ğü nde HCN gaz ç kar. Bu gaz ç ok zehirli olup 2.5 ppm dolay nda ç e ş itli etkiler g ö stermeye ba ş lar. 300 ppm dolay nda al nd ğ nda ani , 100- 200 ppm al nd ğ nda 1 saat i ç inde ö l ü mlere sebebiyet verir. HCN (Hidrojen siyan ü r ) gaz havadan hafif olup kolayca yay lma ö zelli ğine sahiptir. "HCN y ü n,ipek akrilik ve poli ü retan gibi do ğal ve yapay maddelerin b ü nyesinde bulundu ğundan bu maddeler yand ğ nda a ç ğa ç kar. Yang n kazazedelerinde, ö l ü mlerin en ö nemli sebeplerinden birinin siyan ü r zehirlenmesi oldu ğuna inan l r. Siyan ü rle ilgili, olarak d ü nyada yer alt sular nda, b ü nyesinde siyan ü r bulunduran baz bitkilerde,do ğal g dalarda, ç al ş ma ortam havas nda at klarda ç e ş itli standartlar getirilmi ş tir. Do ğal olarak bulunan baz bitkilerin hayvanlar i ç in belirli miktardan fazla yenmesi zehirlenmelere yol a ç t ğ konusunda literat ü r bilgilerine rastlanmaktad r. Bu bitkilerden 0.5 kg yiyen 250 kg a ğ rl ğ ndaki bir hayvan n ö lebilece ği konusunda dikkatler ç ekilmektedir. " (U ğurlu 1997) 8256 Siyan ü rle ilgili ta ş nmas ve depolanmas konusunda da ö nemli yasaklamalar getirilmi ş tir. Siyan ü rle ilgili standartlar ortaya ç kan ç e ş itli zararlar ve sak ncalar ne ticesinde s ü rekli de ği ş ikli ğe u ğ ram ş t r. ABD ’ de Baz b ö lgelerde at k su de ş arj nda siyan ü r konsantrasyonu son zamanlarda daha a ş a ğ lara ç ekilmi ş tir. End ü striyel ç k ş suyunda siyan ü r konsantrasyonu ü st limiti San Francisco ’ da 0.025 mg/lt olarak belirlenmi ş tir. Alman parlamentosunda kendi ü lkesinin ş irketlerine, ü lke d ş nda bile Alman standartlar na uyma zorunlulu ğu getirilmi ş tir. Alman Tehlikeli maddeler kanuna g ö re; siyan ü r hidrosiyanik asitler ve tuzlar , zehirli maddeler kapsam ndad r. Bu y ü zden al m , sat m ve depolanmas yasaklanm ş t r. Alt n ü retiminde kullan lan siyan ü r li ç i y ö ntemi, ç evreye verdi ği yo ğun zararlardan dolay ABD ’ de ç e ş itli eyaletlerde yasaklanm ş t r. “Montana ’ daki kirletilmi ş alanlar n temizlenmesi i ç in 1 milyar dolarl k kayn ak ayr ld " 83 Ü lkemizde yeralt kaynak sular nda siyan ü r limiti s f rd r. 84 Avrupa Kimya End ü strisi Konseyince Siyan ü r i ç in; toprak, su, hava i ç in hi ç bir g ü venlik seviyesi tavsiye edilmemi ş tir. (Korte 1998) 85 Siyan ü rle alt n i ş letilmesinde siyan ü r ü n e n tehlikeli olmas durumu proses ç amurunda ve suyunda serbest siyan ü r ü n hidrojen ile birle ş ip HCN gaz olu ş turmas d r. Olu ş an HCN yukar da belirtti ğ imiz gibi havada h zla yay larak ortama d a ğ lmaktad r. Bu bu yay lma s ü erkli olarak a ç k ortamlarda ger ç ekl e ş ir. Bunun i ç in ortam n s ü rekli bazik tutulmas sa ğlanmaya ç al ş l r. Yaln z bu aral k PH 11- 12 olarak dar bir aral k oldu ğundan s ü rekli sorunlar yaratm ş t r. Uygulamalarda kire ç eklenmesi ile sa ğlanmaya ç al ş lan asitik ortamda HCN gaz olu ş umunun tamame n engellenmesi s ö z konusu de ğildir. Ayr ca a ç k havuzlarda ya ğmur yada ortam suyunun eklenmesi s ü rekli PH de ği ş imine neden olur. Siyan ü rle alt n kazan lmas nda kapal oldu ğu iddia edilen sistemde, a ğ r metallerle birlikte ve serbest olarak siyan ü r ve bile ş ikleri at k ç amuruna ge ç ece ği bilinmektedir. Bu olay alt n i ş letmesinde ö nerilen sistemin kapal olmad ğ n ortaya koymaktad r. Tank li ç i i ş leminde siyan ü rl ü suyun kullan m ile siyan ü r ü n bir miktar n n geri d ö n üşü m ü s ö z konusudur. Yaln z at k havuzuna g iden siyan ü rl ü at klar n geri d ö n üşü m ü s ö z konusu olmad ğ gibi, ç ok b ü y ü k k ü tleye ve alana sahip olan at k havuzunda PH dengelenmesi m ü mk ü n g ö r ü lmemektedir. Bu durum havuzdan HCN yay lmas na neden olacakt r. Alt n ü retiminde siyan ü r kullan m , cevher i ç in ton ba ş na 0.5 ile 2 kg aras nda de ği ş mektedir. Bunun bir miktar yeniden geri kazan larak proseste yeniden kullan lmaktad r. Siyan ü r ü n yaratt ğ bir tehlikede ç amur havuzlar nda olmaktad r. Depolanan ç amurlardan s zan siyan ü r yer alt sular na kar ş m aktad r. Bunun yan nda 2 kg siyan ü r yada 1 ton cevher i ç in 1 ton su kullan m gerekmektedir. Siyan ü r ü n yan nda i ş lenecek topra ğ n ve kayaclar n miktar da ç ok ö nemlidir. Daha ö nce belirtildi ği gibi T ü rkiye ’ de rezervlerin ve ten ö rlerin g ö z ö n ü nde bulunduru lmas , g ö stermektedir ki 1 ton alt n eld e etmek i ç in ortalama ( ç izelge 4.4 de incelendi ğinde g ö r ü lecektir) 1 milyon ton toprak siyan ü rlenerek 1 milyon ton su ile bulama ç haline getirilmektedir. Yakla ş k olarak 1 ton alt n i ç in etkileri uzun s ü re ortadan kalkmayacak ve s ü rekli tehdit unsuru olan 1.5-2 milyon ton at k ortaya ç kmaktad r. D ü nyada 1980-1992 y llar aras nda alt n ü retiminde %78 1992-2000 y llar nda alt n ü retiminde %50 art ş oldu ğu g ö r ü lmekte . “ Ancak 1980 de 1 ton alt n elde etmek i ç in 1 milyon ton at k ortaya ç karken 1990 da 3 milyon ton at k ortaya ç km ş t r. 2000 ’ lerde bu rakam daha da yukar lara gitmesi ka ç n lmaz olmu ş tur ” . (Duman 2002) 86 Siyan ü r tuzlar ü lkemizde metal kaplama sanayinde ve metallerin s l i ş leminde tavlamada kullan l makta idi. Yo ğun olarak kullan lan bu alanlarda da ö nemli ö l çü de ç evre ve sa ğl k sorunlar ortaya ç kmaktad r. Galvaniz kaplama tesislerinde kullan lan siyan ü rl ü ç inko banyolar 57 ekonomikli ğini yitirdi ğinden g ü n ü m ü zde siyan ü rs ü z ç inko banyolar tercih edil mekte. Siyan ü rden kaynakl ya ş anan i şç i sa ğl ğ ve ç evre sorunlar h zla ortadan kalkmaktad r. Ayn zamanda s l i ş lem tesislerinde de siyan ü rl ü tuz banyolar yerini atmosfer kontroll ü f r nlara terk etmektedir. Geli ş en teknolojiler ile siyan ü r kullan m e nd ü striyel alanda uygulama alan n yitirmektedir. 6.2.1.Siyan ü r ve Bile ş ikleri ; Siyanhidrik asit(HCN) insan i ç in en h zl ö ld ü r ü c ü zehirlerden biridir ve siyan ü r bile ş ikleri i ç inde en yayg n bulunan d r.Organizmada kolay da ğ ld ğ ndan ve ferrik demire (Fe +3 ) a ş r afinite ile ba ğland ğ ndan h zl ve ş iddetli zehirlenme belirtilerine neden olur.Siyanhidrik asit ac badem kokusunda (0,2 ppm ’ de duyumsan r) normal ortam s s nda ç ok u ç ucu bir s v oldu ğundan zehirlenmeler genellikle inhalasyon ( solunum) yoluyla olur. Siyanhidrik asit y ü ksek dozlarda solundu ğunda birka ç dakika i ç inde solunum depresyonu ve kalp durmas sonucu ö l ü m meydana gelmektedir. D üşü k dozlar ba ş a ğr s , ç arp nt , apne ve midriyazis olu ş turur. (D ö kmeci 2001) 87 6.2.1.1.Siyan ü r ve Toksi kokinetik : Siyan ü r (CN) iyonun absorbsiyonu olduk ç a h zl d r.Solunum yoluyla birka ç saniyede, sindirim yoluyla birka ç dakikada absorbe olur. Nitriller (ya ğda çö z ü n ü r) ve siyanhidrik asit ve alkali siyan ü r bile ş iklerin olu ş turduklar lokal iritan etkileri ni de art racak ş ekilde ciltten ge ç ebilmektedirler. G ö zden ge ç i ş leride ayn ş ekilde olmaktad r.Toksik madde kana ula ş t ğ nda alyuvarlara ve ç ok az miktarlarda da plazma proteinlerine ba ğlanmaktad r. Dokulara da ğ l m olduk ç a h zl d r. CN iyonunun yar ö m r ü bir saat kadard r. 6.2.1.2.Etki mekanizmas ve toksik belirtileri ; siyan ü rler solundu ğunda belirtiler birka ç saniyede ortaya ç kar ve hasta k sa s ü rede ö l ü r. Ciltten ve konjonktivadan da h zla absorbe olur, siyan ü rler hangi yolla v ü cuda girerse girsin etki mekanizmas ayn d r. Mitokondriyal sitokom A 3 ’ ü bloke ederler.Siyan ü r sel ü ler hipoksiye yol a ç an protoplazmik zehirdirler. Stokrom oksidaz-siyan ü r komplekslerinin geli ş mesiyle h zl ş ekilde sitokrom oksidaz inhibisyonu olu ş ur. Bunun sonucu olarak da elektron transport sistemi bloke olur ve h ü crenin oksijen kullan m durur. Ven ö z kanda oksijen konsantrasyonu de ği ş mez. Arteriyel ve ven ö z sitokrom oksidaz sisteminin bu blokaj krebs siklusunda piruvatlar n transformasyonlar n n inhibisyonuna neden olur. B ö ylece laktat birikimi ve metabolik asidoz meydana gelir. Organizmada akci ğerden at l m sistein ba ğlanma, oksidasyon ve tiyos ü lfat yolaklar gibi detoksikasyon reaksiyonlar siyan ü r metabolizasyonunda rol oynarlar ancak yeterli olamamaktad rlar . Siyan ü r ü n minimal letal dozu (MDL) olduk ç a de ği ş iktir. Organizmaya giren siyan ü r ü n b ü y ü k k sm ö l ü mden ö nce absorbe edilmeden at lmaktad r. Siyanhidrik asit ’ in 200- 300 ppm ’ lik dozu birka ç dakika solundu ğ unda birka ç dakika i ç inde ö l ü m meydana gelir. Organizmaya giren siyan ü r ü n b ü y ü k bir k sm ö l ü mden ö nce absorbe edilmeden at ld ğ ndan minimal letal doz (MLD) bireyler aras nda olduk ç a de ği ş kenlik g ö sterir. Eri ş kinlerde (70 kg) MLD de ğerleri NaCN i ç in 150mg. KCN i ç in 200 mg ve HCN i ç in 100mg ’ d r.Siyanhidrik asit akut zehirlenmelerinde ilk etkilenen santral sinir sistemidir. Yo ğun zehirlenmelerde akut bulber paralizi tam anlam yla ş ekillenir. Solunan yada a ğ zdan al nan siyan ü r miktar na g ö re a ş a ğ da belirtilen klinik tablolar ş ekillenebilir. 6.2.1.3.Subakut zehirlenme : Birka ç saniye ya da dakikal k k sa bir latent d ö nemden sonra akut asfiksi , dispne, bilin ç kayb ve konv ü lsiyonlar g ö r ü l ü r. Ö nce solunum sonra kan gazlar e ş it PO 2 de ğerleri g ö sterir ( AO 2 – VO) = 0). Kalp durmas yla k sa s ü rede ö l ü m meydana g elebilir. 6.2.1.4.Akut zehirlenme : Siyan ü rl ü bile ş iklerin letal dozlar n n alt ndaki miktarlarda de ği ş ik yollardan organizmaya girmesiyle ortaya ç kan akut zehirlenmelerin tedavi tedavi edilme olas l ğ vard r. Ba ş l ca 3 faz ay rdedilir;58 A ğ z ya da inha lasyon yolundan zehirlenmenin erken d ö neminde ba ş d ö nmesi, g ö rme keskinli ğinde azalma, solunum ve kalp h zlanmas , kan bas nc nda d üş me ve bir ç ğl k atmadan sonra bilin ç kayb meydana gelir. Bu fazda solunum belirtileri tabloya egemendir. Superfisiyel so lunum ve apne vard r. Son fazda konv ü lsif krizleri sakin ve derin bir koma durumu izler. Daha sonra kardiyovask ü ler kollaps ve ö nce solunum arkas ndan da kalp durmas yla ö l ü m meydana gelir. 6.2.1.5.Hafif zehirlenmeler : Ç ok k üçü k dozlarda siyan ü r bile ş ik lerinin yutulmas ve inhalasyonuyla olu ş an zehirlenmelerde semptomatoloji tart ş mal d r. Santral sinir sistemi bozukluklar , ba ş a ğr s , anksiyete, apne v.b belirtiler g ö r ü lebilir. (D ö kmeci 2001) 88 İ nsanda normal kabul edilen siyan ü r iyonu kan konsantras yonu (sigara kullan m na ba ğl olarak ) 0,01 – 0,07 * g.ml -1 de ğerleri aras nda de ği ş ir. Zehirlenme belirtileri 2 * g.ml -1 ve daha yukar konsantrasyonlarda ortaya ç kar. Ancak maruz kalmadan sonra ö rnek al nmas nda gecikilirse, CN kanda CN d ü zeyi a ğ r zeh irlenmelerde bile d üş ü k ç kar. 6.2.2.Arsenik ve Bile ş ikleri ; Arsenik bile ş ikleri ü zerinde ö zel olarak durmak gerekir. Çü nk ü Alt n cevheri ö zellikle epiterma l yataklara arsenik bile ş ikleriyle birlikte bulunmaktad r. T ü rkiye bu a ç dan ö nemli potansiyele sa hiptir. Kuzeybat anadolunun bir ç ok b ö lgesinde arsenik bile ş ikleri do ğada yo ğun oldu ğu bilinmektedir. Arsan bile ş iklerinin ç ok kararl olmas n ra ğmen d ş etkenlerele harekete ge ç mesi ve yani karars z yap lar olu ş turmas tehlikeli sonu ç lar do ğuracak, ani v e s ü reklili ği olan toksikolojik etkile ş imi ba ş lat r. Arsenik do ğada üç ya da be ş de ğerli bile ş ikler bi ç iminde yayg n olarak bulunur. Saf maden Arsenik do ğada az bulunur ve fazla toksik de ğildir, ancak nemli havada kolayca oksitlenerek arsenik anhidrite d ö n üş ü r . Arsenik trioksit ( As 2 O 3 ) bile ş ikleri i ç inde en zehirleyici oland r. Beyaz bir tozdur. Alkalilerde, asitlerde ve s cak suda ç abuk erir ve Arseniy ö z asit ( H 3 AsO 3 ) olu ş turur, arseniy ö z u ç ucu oldu ğundan akci ğerlerden giri ş i kolay olur ve arseni ğin toksikolojik aranmas s ras nda kaybolma riski vard r. Arsin ( AsH3 ) asitlerle baz metal par ç alar n y kanmas s ras nda, inorganik arsenik bile ş iklerinin hidrojenle temas ndan yada metalik arseniy ü rlerin su ya da hidrolizi sonucu a ç ğa ç kar. Arsin di ğer inorganik arseniklerden farkl bir toksisiteye sahiptir, hemolitik bir zehirdir, tiol guruplar ü zerinde reaksiyon olu ş turur. Arsenik akut toksisitesi kimyasal formuna ba ğl d r. Elemental, gaz (arsin), organik ve inorganik formlarda bulunur. Gaz form u en toksik formudur. Do ğada en ç ok bulunan formu inorganik arseniklerden arsenik trioksit tir. Havada Arsentrioksit ( As 2 O 3 ) ve çö z ü n ü r arsenik bile ş iklerinin kabul edilebilir ortalama dozu 0,2 mg/m 3 d ü r, arsenikli hidrojen in ki 0,2 mg/m 3 ( 0,05 ppm ) s n r de ğeri ise 0,8 mg/m 3 ( 0, 2 ppm ) dir. Arsenik bile ş ikleri kimyasal silahlarda sava ş gaz olarak kullan lm ş t r. Suda çö z ü n ü r inorganik bile ş ikler ; arseniy ö z anhidrid, arsenitler, alkali arseniyatlar ç ok toksiktir. (D ö kmeci 2001) 89 6.2.2.1.Ak ut Arsenik Zehirlenmesi; Belirtiler arseni ğin miktar , al m zaman ve hastan n ya ş gibi bir ç ok etmene ba ğl etkilenir. En ö nemli etkiler gastrointestinal ve kardiyak bozukluklard r. Ş iddetli kar n a ğr s , a ğ zda metalik tat, bo ğazda s k ş ma, kusma, kole radaki gibi diyare, bacaklarda kas lma, zay f ve d ü zensiz nab z, solgun 59 y ü z, g ö zlerde çö kme, so ğuk ve slak bir cilt, konv ü lziyonlar, fel ç , kollaps, koma ve ö l ü mle sonu ç lanabilirler. Akut maruziyette ç ok az cilt reaksiyonu g ö zlenmi ş tir. (D ö kmeci 2001) 90 6. 2.2.2.V ü cutta saptanmas ; Absorbe olan organik ve inorganik arseni ğin kandaki yar lanma ö mr ü ç ok k sad r. Kan, a ğ zdan arsenik al m nda kimyasal analizler i ç in uygun bir biyolojik materyal de ğildir. Sa ç ve t rnak v ü cudun di ğer dokular yla k yasland ğ nda arsenik konsantrasyonunun en y ü ksek oldu ğu b ö lgelerdir. Bunun nedeni bu b ö lgelerin trivalan arsenikle kolayca ba ğlanabilen s ü lfidril (SH) gruplar i ç eren keratince zengin olmas d r. Sa ç daha ç ok inorganik arsenik al m nda ö l çü lmesinde kullan l r. Sa ç n bi yolojik materyal olarak kullan lmas n n dezavantaj oldu ğu durumlar sa ç n hava, su, sabun ve ş ampuanlardan etkilenerek arsenik konsantrasyonlar n n de ği ş mesidir. T rnaklar g ü nde yakla ş k 0,12 mm b ü y ü d ü ğü nden tek doz arsenik al m ndan 100 g ü n sonra bile t r nakta arsenik bulunabilir. Arseni ğin anne s ü t ü ne ge ç erek bebek ü zerinde ciddi toksik etki yapabilece ği belirtilmektedir. 91 "FeAsS2 do ğadaki en kararl bile ş iklerden birisidir. Oksidasyon sonucu b ü nyesinden As çö z ü nebilmesi i ç in pH >13.5 gerekir. (Na2 AsO4 sodyum arsenat çö zeltisi) Asitlerle temas sonucu ise genelde kat arsenik asit olu ş turur. Ancak 0,0001 molar siyan ü r çö zeltisi i ç inde arsenopirit %100 çö z ü nmeye u ğrar. Çö z ü nme pH de ğeriyse 6-11 gibi geni ş bir aral ktad r. Y ğ n li ç i gibi a ç kta siyan ü r k ullan lan durumlarda, r ü zgar s ü p ü rmesiyle atmosfere d ü nya ç ap nda her y l 20 000 ton siyan ü r radikali kar ş r. ( kaynak istenirse verebilirmi ş ) CN ¯ radikalinin sudaki iyon kararl l ğ pH=9,6 ya kadard r. Bu de ğerin alt na d üş ü r ü ld ü ğü nde, HCN gaz olu ş ur. Y ğ n li ç i s ras nda siyan ü r stabilizasyonu i ç in kullan lan kire ç s ü t ü , yo ğun ya ğ ş alt nda s yr l r Ya da n ö tralize olur. Ya ğ ş pH de ğeri 6-6,5 oldu ğuna g ö re HCN olu ş mas s ö z konusu olup, y ğ ndan u ç mamas olanaks zd r. "Bu durumda siyan ü r ü n yay l m ala n maden oca ğ ya da li ç i ş letmesiyle s n rl de ğildir. İ ş letmeden kilometrelerce uza ğa ta ş m ger ç ekle ş ir. Toprakta yayg n olarak bulunan arsen bile ş ikleri, ya ğ ş la atmosferden a ş a ğ s ü pr ü len siyan ü rle temasa ge ç er. Mobilize olan arsen atomu (suda arsen iy onu) toprakta ve toprak neminde, bitkilerin yaprak g ö zeneklerinde, insan ve hayvanlar n, akci ğer s v s nda ve t ü m su kaynaklar nda bulunur ve s ü rekli maruziyet kar ş s nda, konsantrasyonu giderek artar. Ani ya ğmur inmesi sonucu li ç y ğ n ndan siyan ü r ü n hava ya yay lmas , ya ğ ş la birlikte, geni ş bir alanda topra ğa geri d ö nmesi, b ö lge topra ğ nda ve su kaynaklar nda, siyan ü rle çö z ü nm üş arsenin zenginle ş mesi ve bu su kaynaklar n birer toksin havuzuna d ö n üş t ü rmesi ka ç n lmazd r." (Duman 2006) 92 7.S İ YAN Ü RL Ü ALTI N İ Ş LETMEC İ L İĞİ NDE YA Ş ANMI Ş Ç EVRESEL SORUNLAR Ç e ş itli d ö nemlerde siyan ü rle maden i ş letmelerinden kaynakl olarak ya ş anan kazalar ve al nmayan ö nlemler a ğ r ç evre ko ş ullar yaratm ş t r. Bu kaza ö rneklerinden kay tlar ge ç en baz lar a ş a ğ da verilmi ş tir. 1 965 G ü ney ABD, Ş ili: 14 at k baraj n n 10 ’ unda deprem sonucu ç atlak tespit edildi. Yanl zca insani bilan ç o 200 ö l ü m (Greenpeace).60 1972 Bat Virginia ABD, Bufalo Creek : Yo ğun ya ğmurlar sonucu at k baraj çö kt ü , 155 ki ş i ö ld ü (Greenpeace). 1984 Papua Yeni Gine: Ok Tedi alt n madeni i ç in 2100 m ’ lik da ğ t ra ş land , yo ğun ya ğ ş lar nedeniyle siyan ü rl ü toprak akt ve y ö re halk ba ş ka bir yere ta ş nd . Siyan ü r ta ş yan bir gemi batt . Deniz ya ş am sona erdi. Firman n b ü t ü n bunlardan kazanc 12 milyon Dolar (Minera l Policy Center). 1985 Guyana: Omai alt n madeni zehirli at k havuzu patlad . 2 g ü n i ç inde ü lkenin iki b ü y ü k nehrine (Omai ve Sequipbbyora) 4 milyar ton at k ç amur kar ş t . 18000 yerli ç ift ç i bal k ve su ü r ü nleri yememeleri, hayvanlar na su i ç irmemeleri k onusunda uyar ld (Mineral Policy Centes). 1986-1989 y llar aras nda 7915; 1990 y l nda 1645; 1991 y l nda 794 vah ş i hayvan n siyan ü rl ü madenlerden zehirlenerek ö ld ü ğü , Nevada Vah ş i Ya ş am Koruma Kurumu ’ nun i ç d ö nem i ç inde yapt ğ ara ş t rmalarda bildiril mi ş tir. 1990 G ü ney Colorina: Ya ğmurlar sonucu Brever alt n madeninde s ü zme alt n rezervi çö kt ü , onbinlerce bal k ve canl ö ld ü (EPA). 1992 New Mexico, ABD: Tehlikeli at k alan nda yap lan tetkikler sonucunda 800 ’ den fazlas nda s z nt sapand (EPA). 19 93 Ekvator: Azvay b ö lgesindeki madende meydana gelen heyelan sonucu 300 ki ş i, Nobnibya ’ da 100 ki ş i ö ld ü (Frankfurten Run ş er Almanya) 1993 Brezilya: Ya ş ad klar topraklarda alt n ç kar lmas n reddeden ilkel Yanonami Kabilesinden 16 yerli gen ç erkek, maden ciler taraf ndan ö ld ü r ü ld ü (Greenpeace). 1993 Bolivya: Bir kasabada maden art ğ n n a ş a ğ kaymas sonucu y ü zlerce insan ö ld ü . 1993 ABD ( İ doha ’ daki Silver adl maden): Tonlarca at ğ n madendeki havuzdan ç evre sular na kar ş t ğ tespit edildi. 1200 yerli ( K z lderili) ba ş ka yerlere ta ş nd (Washington Post). 1994 Afrika: Victoria g ö l ü n ü n 1994 y l nda yap lan tespitinde alt n madeninden s zan siyan ü r nedeniyle eko sistem yok olmu ş tur. 1994 G ü ney Afrika: Siyan ü rl ü havuz, ya ğmurlar nedeniyle ta ş t ve 150 ki ş i ö ld ü . 1995 Guyana: Omai Alt n madeninde yine siyan ü r baraj ta ş t s k y ö netim ilan edildi. 1993 Dulkadirli K ö y ü -Tav ş anl - K ü tahya-T ü rkiye: K ü tahya ’ ya 35 km uzakl ktaki ET İ BANK 100. y l g ü m üş madeni i ş letmeleri ET İ BANK-KRUPP Firmas ortakl ğ ile 1987 den beri siyan ü rleme y ö ntemi ile g ü m üş madeni i ş letmecili ği yap lmaktad r. Fakat i ş letmenin kurulu oldu ğu 62 hanelik 293 n ü fuslu Dulkadirli k ö y ü 1993 y l nda 12 haneye d üş m üş durumdad r.1987 y l ndan sonra devreye al nan Dulkadirli ET İ BANK G ü m üş k ö y G ü m üş Tesislerinin yarat ğ (siyan ü rl ü y ö ntemle g ü m üş ü retimi yap lan tesis) ç evresel etkiler nedeniyle bir ç ok insan m z ya ş am n yitirmi ş , bir ç ok insanda i ş letmeden kaynakl nedenlere ba ğl hastal ğa yakalanarak sa ğl k yitimine u ğ ram ş t r. Konuyla ilgili olar ak Anadolu Ü niversitesi T p Fak ü ltesince yap lan ç al ş malar 61 neticesinde, İ ç me suyunda tespit edilen Arseni ğin d ü nya sa ğl k ö rg ü t ü n ü n ö nerdi ği standard n ü zerinde oldu ğ u, muayenesi yap lan hastalarda ak ç i ğerlerde kristal kuars n solunmas etkisiyle birlikte sigaran nda etkile ş imiyle ö n plana ç kt ğ konusunda d üşü nceler ileri s ü r ü lm üş t ü r. Bunun yan nda yap lan incelemelerde arsenik k ö kenli olaca ğ belirtilen toksik hastal klar n ortaya ç kt ğ tespit edilmi ş tir. 93 Bu konu ile ilgili TBMM ’ ne zaman n milletvek illeri taraf ndan verilen Bergama ’ da siyan ü rl ü alt n madeni i ş letmesi konusunda halk oylamas yap lmas n ö ng ö ren yasa teklifi s ras nda İ zmir milletvekili Metalurji m ü hendisi I ş n Ç ELEB İ ’ nin a ç klamalar n yorumsuz olarak sunal m. ‘ ’ K ü tahya ’ da 1987 y l nda kurulan bir tesiste, ET İ BANK y llarca siyan ü rle alt n ve g ü m üş arad . Ancak burada ciddi rahats zl klar g ö r ü lmeye ba ş lay nca, Anadolu Ü niversitesi T p Fak ü ltesi taraf ndan bir ara ş t rma yapt r l yor. Mide ve akci ğer kanserlerinin b ü y ü k ö l çü de siyan ü r y ü z ü nden artt ğ saptan yor. İ nsanlar n derileri d ö k ü lm üş . Ancak bu gizli bir ara ş t rma. Ben bunu ET İ BANK ’ tan ald m. ’’ ‘ ’ Bunlar n paralar ç ok, kar ş ç kanlar aleyhine televizyonda haber yapt racak kadar ç ok, raporlar haz rlatacak kadar ç ok. ’’ ( Ç elebi1997) 94 Yine ayn komisyonda g ö rev yapan Trabzon milletvekili H. Sami T Ü RK ’ ü n s ö zlerini hat rlatmada yarar vard r. ‘ ’ Yap lmas gerekenin siyan ü rl ü y ö ntemle alt n araman n yasaklanmas d r. ’ ’ (T ü rk 1997) 95 Siyan ü r ü n 1980 lerden ö nce yayg n olmayan maden i ş lemede kullan m ne yaz kk ki k sa zamanda olumsuz etkilerini d ş a vurmaya ba ş lam ş ve ABD de ba ş lay p d ü nyaya yay lan ö rnekleriylr yaratabilece ği riskleriyle kar ş la ş lm ş t r. Bu olumsuz ö rneklerin bir b ö l ü m ü , bu a ş r zehirli kimyasal n ta ş nmas s ras nda ya ş anan kazalarda g ö r ü lm üş t ü r. ABD de G ü ney Dakotada 85. karayolunda Lead Alt n İ ş letmesine siyan ü r ta ş yan i ç kili bir kamyon s ü r ü c ü s ü n ü n devlet yolunda devirdi ği siyan ü r y ü kl ü tankerden s z nt olmam ş ; Ancak, b ü y ü k panik yaratm ş ve tart ş malara neden olmu ş tur. May s 1998 de, K rg zistan'da Kumtor madenine NaCN ta ş yan bir kamyon k ö pr ü den u ç up, Barskun ç ay na d üşü nce 1762 kg NaCN ç ayda çö z ü nerek ö nemli bir kirlenme ve 4 ki ş inin ö l ü m ü ve 600 ü n ü zerinde insan n yatarak tedavi g ö rmelerine gerektirecek denli y ayg n sa ğl k sorunlar ya ş anm ş t r. 21 Mart 2000 de Avusturalyal Dome Reseources' n Papua Yeni Ginede'ki Tulukuma madeninin i ş letmesine NaCN pelletleri ta ş yan bir helikopter 1 ton kadar kimyasal ya ğmur orman na d üşü r ü nce de ö nemli bir akarsu sistemind e de benzer sorunlar ve tart ş malar ya ş anm ş t r. Son olarak, 1 kas m 2001 g ü n ü Ç in'de Henan Eyaleti Luoning ilinde Luoh Irma ğ k y s nda yine siyan ü r y ü kl ü bir kamyon ç aya u ç mu ş ve suya sa ç lan 11 ton s v NaCN geni ş bir alanda kirlenmeye neden olmu ş , be si hayvanlar ö lm üş t ü r. Taze patatesi bu suyla y kay p yiyen bir ki ş inin zehirlendi ği ancak kurtar ld ğ bildirilmektedir. 2002 may s ay n n ortalar nda Meksika'da bir alt n i ş letmesine 10 ton kadar NaCN getiren bir kamyon haydutlar taraf ndan ka ç r ld .B u olay ö zellikle kuzeydeki ABD'de tela ş a neden oldu. S n rlardaki denetim art r ld . Kamyon bir ka ç g ü n sonra terkedilmi ş ve i ç indeki siyan ü r varillerinden bir k sm eksik olarak bulundu. Bu olay ö zellikle ABD'nin Wisconsin Eyaletinde siyan ü rle madencili ği ysakalatma sva ş m i ç inde olanlarcfa ö nemsendi ve yak ndan izlendi. Bu t ü r risklerden ö t ü r ü , siyan ü r tuzlar n n ambalajlanmas , ta ş nmas ve depolanmas nda uyulacak kay t ve kurallara bir d ü zen getirilmesi i ç in d ü nyan n her yerinde ulusal ve uluslararas komisyonlar kurulmu ş , ç al ş malar yap lm ş ve standartlar olu ş turulmu ş ; yada olu ş turulmaktad r. Ancak gerek geli ş mi ş gerekse az geli ş mi ş ü lkelerde yayg n olan g ö r üş , ç ok uluslu madencilik ve alt n 62 i ş letmecili ği ş irketlerinin az geli ş mi ş ü lkelerde ç evre stan dartlar ve g ü venlik ö nlemlerine gereken ö zeni g ö stermedikleri yolundad r. ABD, Kanada ve Avusturalya'da meslek ö rg ü tleri, sivil toplum ö rg ü tleri ve ç evre hareketinde uluslararas alanda ç al ş an kendi ş irketlerine kar ş yayg n ve ş iddetli bir ele ş tiri kamp anyas s ü rd ü r ü lmektedir. Siyan ü r kullan m s ras nda ç ok daha s k kullan lan riskler, İ ş letme i ç i kazalardan kaynaklanmaktad r. Bunlar n ba ş nda siyan ü r yada ba ğlant l ak ş kanlar n i ş lenmesi, yada i ş letme i ç inde borularal iletilmesinde s k s k ya ş anan k azalar gelmektedir. Borular ve ba ğlant lar nda ortaya ç kan ka ç aklar, siyan ü rl ü ak ş kanlar n k sa yada uzun s ü relerle ka ç mas ve ç o ğu zaman i ş letmeye kom ş u ve yak n alanlarda canl ya ş am yada i ç me ve sulama suyu kaynaklar n etkilemektedir. Bunu ö rnekler i say lamayacak denli ç oktur. ABD'de EPA n n ihbar ü zerine yada rastgele se ç erek yapt ğ incelemelerde bu t ü rden ç ok say da s zma ve ka ç ak saptanmakta ve uyar yada ç e ş itli cezalar kesilmektedir. Ba ş ka ü lkelerde de ç evre sakinlerinin s k s k akarsular n n bile ş iminin yada renginin de ği ş imini g ö rmeleri, bal k yada ku ş ö lmeleri vb saptamalar sonras nda ele ş tiri, ihbar ve protestolar ya ş anmaktad r. Bunlar n tipik bir ö rne ği 16 ekim 2001 de Gana'n n bat s nda Wassa b ö lgesinde kurulu Goldfields Inc madeninde siy an ü rl ü at klar n iletildi ği borular n kopmas nedeniyle ç evreye siyan ü rl ü at klar n sa ç lmas d r. Bu olaydan ö t ü r ü ç evrede ç ok miktarda bal k ö l ü m ü g ö r ü lm üş t ü r. İ ş letme yetkililerinin bal klar n s ş yan ü rden de ğil, buna kar ş ç aya bo ş alt lan Hipokloritten et kilendiklerini s ö ylemektedir. Daha ö ncede, ö rne ğin 1986 da a ç l p 1992 de kapanan ABD Colorado'da ki Sunmitville madenini i ş leten Glactic Reseources ş irketinin neden oldu ğu siyan ü rl ü ak ş kan s z nt lar Alamosa Irma ğ 'n n 17 millik bir b ö l ü m ü nde ya ş am yok etmi ş tir. Buras , ş imdi temizlenmesi planlanan bir “Federal Superfunt” sahas d r ve tam temizlenmesinin 170-200 milyon dolara mal olaca ğ ö ng ö r ü lmektedir.* 96 1979 da ABD, Montana'da a ç lan d ü nyan n ilk b ü y ü k y ğ n li ç iyle alt n i ş lenen i ş letmesi olan Zor tman-Landusky alt n i ş letmesi pegasus corp taraf ndan i ş letildi ği s ü re i ç inde defalarca siyan ü rl ü kaca ğa neden olmu ş ve canl ya ş am na ve ç evredeki akarsulara ö nemli zarar lar vermi ş tir. Topu topu 50 ton alt n ü retilebilen bu i ş letmede ş irket ç evreyi kirletti ği i ç in 22 kere uyar ve ceza alm ş Ş imdi temizlik i ç in pegasus'un harcad ğ 60 milyon dolar n ü zerine devletinde 100 milyon dolar harcayaca ğ ö ng ö r ü l ü yor.* 97 Montana D epartment of Environmental Qualty, 1982 1998 aras nda baz lar bal k ö l ü mlerine neden olan 62 siyan ü r ka ç ak yada s z nt s oldu ğu bildiirlmektedir. ABD'de Nevada'da 1997 y l nda Gold Quarry madeninde y ğ n li ç i yag s ndan ka ç ak ba ş lay nca ç evredeki iki ç ay a 1 milyon litre siyan ü rl ü ak ş kan s zm ş t r. Yine Nevada'da Echo Bay ş irketinin McCoy/Cove i ş letmesinde 1988 ve 1990 da ortaya ç kan bir dizi s z nt yla ç evreye 900 pound kadar siyan ü r ka ç m ş t r.* 98 * 99 Ovac k-Bergama- İ zmir-T ü rkiye Alt n i ş letmesi giri ş iminin eski sahibi Newmont'un ABD, Nevada, Winnemucca'daki bir alt n i ş letmesinde 2001 may s ay n n ortalar nda vana ar zas ndan kayanakland ğ a ç klanan bir ka ç ak oldu ğunda da 24 bin galon siyan ü rl ü su ç evreye yay ld . Ş irkete g ö re Humbolt rma ğ na bir k irlilik ula ş mad . S z nt BLM (arazi y ö netim b ü rosu) yetkililerince hemen incelenmi ş olmakla birlikte, as l sorumlu olan NDEP (Nevada ç evre koruma idaresi) in yerel ö rg ü t ü sahaya bir hafta sonra gitti ği ,i ç in ele ş tirildi. Daha sonra yeni bir siyan ü rl ü ak ş kan haberi duyuldu. Filpinler ç evre ve do ğal kaynaklar bakanl ğ 30 a ğustos 2002 g ü n ü Dizon Bak r g ü m üş Maden i ş letmelerinin (DCSM ) Zambales, San Marcelino'daki iki at k baraj n n ve at k hatt n n hasarland ğ ve buradaki at klar n Mapanupe G ö l ü ve daha s onra Sto. Tomas Irma ğ 'na kar ş t ğ 63 a ç klanm ş t r. 27 agustos 2002 g ü n ü yap lan bir incelemede, siddetli ya ğ ş lar n Bayalong ve Canalca baraj ve at k hatlar n doldurdu ğunu, bunlar a ş nd rarak kemirdi ğini ve at klar n a ş a ğ daki g ö le s zd ğ n saptam ş t r . Barajlar n herbirinin 50 hektara varan su toplama havzas bulunuyor. Zambales afet mudahale a ğ na g ö re San Marcelinos kasabas n n 30 km kadar do ğusundaki maden sahas ç evresinde 2000 kadar aile ya ş yor. G ö l ve rmak lahar (volkan k ç amur ak nt s ) ile s iltlenmi ş olsada be ş Zambales kasabas i ç in bal k avc l ğ ve sulama kayna ğ durumundayd .* 100 Bu terkedilmi ş madenin at k yoluda 11 eyl ü l 2002 g ü n ü g öç erek a ş a ğ daki k ö yleri maden at klar ve ö teki kimyasallarla ö rtt ü . Barangays Buhawen, Sta.F ve Poplacio n'daki en az 250 aile sabah kar ş 11 eyl ü ldeki y l lma ve ta ş k nla k sa bir s ü re sonra daha g ü venli yerlere tahliye edildi. Vali Vicente Magsaysay2 n ö nc ü l ü k etti ği yerel y ö neticiler yay lan at klar n k ö yl ü lerin ya ş am n tehdit etti ğinden kayg lar n dile getirdi. 12 Eyl ü l 2002 de maden at k yolunun g öç mesi ve b ö lgede ş iddetli ya ğ ş lar n s ü rmesinden ö t ü r ü ç evre g ö revlileri 3 k ö ydeki 100 kadar ailenin bo ş alt lmas n istedi. Orta Luzon'daki ç evre ve do ğal kayanklar bakanl ğ y ö neticisi Leonardo Sibbaluca, Buh awen, Aglao ve Macarang k ö yl ü lerinin ta ş an at k ve yay lan sudan ö t ü r ü tehlike alt nda oldu ğunu a ç klad . Bu k ö yler DCSMI kaline oca ğ n n alt yan nda bulunuyor. K ö yler ayrca kendilerini felaketten koruyabilecek tek yer olan Mapanupe g ö l ü ne kom ş u. Ancak bu nlar n en y k c katastrofik olanlar at k barajlar n n s zma, ta ş ma yada y k lmas sonucunda ç evreye ç ok b ü y ü k miktarlarda siyan ü rl ü ve a ğ r metal y ü kl ü ak ş kan ve ç amurun yay lmas yla olu ş maktad r. Alt n i ş letmecili ğinin en ç ok 20 y ll k ge ç mi ş inde bu t ü r b ü y ü k ve ç ok say da kaza kayd vard r. Ö rne ğin 1994 Ş ubat nda G.Afrika'da Rangold2un i ş letti ği Harmony madeninin terk edilmi ş at k baraj patlad ğ nda da, siyan ü rl ü at klar bir mahalleyi kaplam ş t r.* 101 1995 a ğustozunda Guyana'da Kanada'l Cambior ş irket inin i ş letti ği Omai madeni at k baraj topluca g öçü p, 1.3 milyon met e rk ü p siyan ü rl ü at k ya ğmur ormanlar i ç inde pasifiye akan Essequibo rma ğ na bo ş ald ğ nda ç ok say da bal k timsah ve domuzun ö ld ü ğü ; ç evre halk n n i ç me ve kullanma suyu kaynaklar n n kir lendi ğ i; i ş letmenin bir s ü re kapat lmak durumunda kald ğ bilinmektedir. Ş irket yetkililer bal klar n ö l ü m ü n ü n ç amurdan kaynakl oldu ğunu ö ne s ü rseler de Pan American Health Organization'un ç al ş malar rma ğ n 4 km lik b ö l ü m ü mdeki t ü m ya ş am n sona erdi ğini ortaya koymu ş tur. Bir ba ş ka ö rnekte de Papua Yeni Gine'deki Ok Tedi madeninin at k baraj heyelan sonunda kulln lamaz olunca siyan ü rl ü at klar uzun s ü re do ğrudan do ğruya Ok Tedi rma ğ na bo ş alt lm ş t r. Y llar s ü ren bu uygulamada sal nan g ü nl ü k 80 bin ton at k geni ş bir alanda orman ve ç anl ya ş am n yok etmi ş ve d ü nyada yayg n bir tepki do ğrumu ş tur. 64 Ş ekil7.1 : Tuna nehrinden bal k ö l ü mleri 102 Ş ekil 7.2 :2000 y l Tuna ve Tizsa nehirlerinden Bal k ö l ü mleri 10365 2000 y l ocak ay sonunda Romanya'n n bat s nda kurulu Aurul i ş letmesinin Baia Mare at k baraj a ş r ya ğ ş ve kar erimeleri sonunda ta ş nca siyan ü rl ü va a ğ r metal y ü kl ü at klar Tizsa, oradanda Tuna rma ğ na bo ş alm ş t r. Bu b ü y ü k felaketin sonunda Macaristan Sir bistan, Romanya ve Bulgaristan'daki ç ok yayg n bir alanda y ü zey ve yeralt suyu kirlenmi ş BBC'nin haberine g ö re bir ka ç g ü n i ç inde Tizsa ve tuna rmaklar ndan 650 ton ö l ü bal k toplanm ş ve etkilerinin ne kadar zamanda giderilebilece ği ö ng ö r ü lemeyen bir ç e vre felaketi ya ş anm ş t r. Macaristan yetkililerinin yaln zca Tizsa rma ğ nda 1240 ton bal k ö ld ü ğü n ü saptad ğ n bildirdikleri haber veriliyor.* 104 Biyoloklar bal k ya ş am n n ancak be ş y lda yeniden eskiye d ö nebilece ğini; koruma alt ndaki t ü rlerin ise ancak 20 y ll k bir s ü rede yeniden toparlanabilece ğini ileri s ü rmekte.* 105 Yine 28 ekim 2001 de yine Gana'n n bat s nda Whassa'da Kubekro k ö y ü yak n nda Satellite Goldfields INC.'in at k baraj g öç m üş ve ç evredeki sulak alanlar binlerce ton siyan ü rl ü ak ş kanla kap lanm ş t r.* 106 26 haziran 2006 da K ş lada ğ-E ş me-U ş ak-T ü rkiye alt n madeninde yo ğun ya ğmur y ü z ü nden kaynakl olarak y ğ n li ç inden ç kan HCN hava ak m n n etkisiyle yerle ş im yerlerinden ge ç erek 1500 civar nda insan n zehirlenerek sa ğl k kayb na u ğramas na ned en olu ğu yap lan ç al ş malarla ortaya kondu. Bu konu ç al ş ma i ç erisinde geni ş olarfak de ğerlendirlecek. Alt n i ş letmelerindeki kullan l ş n, kazalar yada vurdumduymazl k sunucunda b ö yle ka ç ak s z nt yada bo ş anma ö rnekleri e ş lik eden siyan ü r ü n zehirlili ği ü zerinde pek fazla tart ş ma yok. Herhesce kabul edilen bir ba ş ka y ö n ü de siyan ü r bile ş iklinin kar ş kar ş ya kal nd ğ nda hemen etkide bulunmas , akut bir zehirleyici olu ş udur. Bilindi ği kadar yla v ü cutta birikmiyor ve kanser yap c de ğil. Bu yan yla kronik e tkisi yok. Yukar da ö rneklenen cevre felaketlerinde de ç evredeki canl larda bir ka ç g ü n i ç inde toplu ö l ü mlerin ya ş and ğ , daha sonra sudaki toplam siyan ü r ü n h zla azald ğ g ö r ü lm üş t ü r. Siyan ü r kimyasal n n etkileriyle ilgili madencilerin ö ne s ü rd ü kleri ba z yorumlar ç eli ş ki yaratmaktad r. Siyan ü r ü n canl vucudunda birikmedi ği ve bu nedenle ö l ü bal klar n bile yenebilece ği ö ne s ü r ü lebilmektedir. Ayr ca siyan ü r ü n g ü n ş nda hava varken n ö tr pH ko ş ullar nda siyan ü r çö zeltisinin par ç aland ğ do ğru olsa da, bu çö zelti yeralt na s ü z ü ld ü ğü nde, tropik ü lkelerdeki gibi ya ğmurlu ve bulutlu ortamlarda ya da s cakl klar n d üş t ü ğü ve akarsular kar yada buzla kapl oldu ğunda so ğuk ü lkelerde b ö yle bir ş eyin olmad ğ g ö z ard ediliyor. Çö zelti asidikse bu hemen a ş r zehi rli olan siyan ü r gaz na d ö n üş ü yor. Dahas çö zelti alkalinle siyan ü r par ç alanam yor ve çö zeltide uzun s ü re kal yor. 107 Madencilik alan nda kullan lan yo ğun siyan ü r ve bile ş ikleri ç evreye ka ç r ld ğ da, sal nd ğ nda, maden art ğ olarak terk edildi ğinde "serbe t siyn ü r,metal siyan ü r kompleksleri, organik siyan ü r bile ş ikleri,siyanojen klor ü r, siyanatlar,tiyosiyanatlar,kloraminler ve amonyak ş eklinde ortamda da ğ laca ğ bilinmektedir. Bunlardan siyanat, maden i ş letme tesislerinde kullan lan siyan ü r ü n as l par ç alanm a ü r ü n ü d ü r. Siyanat sularda belirlenemiyor; ancak kal c l ğ n n uzun s ü re oldu ğu biliniyor. Ba ş ka bir par ç alanma ü r ü n ü olan amonyak bal klar i ç in siyan ü r kadar zehirli oldu ğu biliniyor. Baz veriler siyan ü r ü n amonyakla birlikte etkilerinin tek tek olan etk ilerinden daha fazla oldu ğunu g ö stermi ş tir. Tiyosiyanatlar tatl su bal klar nda ani ö l ü m sendromu yaratabiliyor. Ü stelik serbest siyan ü r ü n tersine tiyosiyanat canl ö rgenlerde de birikebiliyor. Siyanojen klor ü r gibi ö teki par ç alanma ü r ü nlerinin de bal kla r i ç in daha zehirli olabilece ği biliniyor. 108 Bu ö zelli ğe en yak n ö rne ği Balya-Bal kesirden verilebilir. 1930 lu y llarda madencilik yap lan bu b ö lgede derelerdeki kirlenme ve canl ö l ü mlerinin s ü rd ü ğü bilinmektedir. Ayr ca ç e ş itli gaz ç k ş lar ç evreye rah ats zl k vermektedir. Yakla ş k, Bal kesir'e 50 Km uzakl kta olan Balya madeni İ l ç enin Belediye s n rlan i ç inde ve yak n nda bulunmaktad r Eski ç a ğlardan bu yana varl ğ bilinen maden Orta ç a ğda Periklea zaman ndan beri i ş letilmektedir. Bu madende modern i ş letmecili ğe 1880 y l nda «Soci é t é desmines de Balya-'Karaayd n» ad nda bir Frans z ş irketi ba ş lam ş t r. Bu i ş letme 1939 y l nadek s ü rm üş t ü r. 66 1913 y l nda en y ü ksek ü retim d ü zeyine eri ş mi ş olup 140.300 ton ham cevher ve 13,980 ton kur ş un ü retilmi ş tir. Ş irke tin modern İ ş letmecili ğe ge ç mesinden sonra 4 milyon ton civar nda cevher İ ş ledi ği ve bundan da 400,000 ton metal kur ş un ü retti ği tahmin edililiyor. Bal kesir'in 2500 n ü fuslu bu k üçü c ü k il ç esi antik ç a ğlardan beri g ü m üş , kur ş un, ç inko madenleriyle yabanc ş irketlerin g ö zdesi olmu ş . Bug ü nse kadmiyum, arsenik, kur ş un, ç inko gibi a ğ r metal at klar yla dolu 4 milyon tonluk bir at k denizi! “ Bu nedenle de Balya, insan ve ç evrenin birlikte yok edili ş inin okulu. Frans zlar n 1878'den 1940'a 400 bin ton kur ş un ç kar p Fransa'ya yollad ğ 60 y l boyunca onlar da Bergamal lar gibi pek fark edememi ş ba ş lar na geleni. Ö zellikle de d ö k ü mhane f r nlar n n bacas ndan ç kan zehirli gazlar soluduklar i ç in Frans zlardan ''duman paras koparanlar ile amelelerin ayaklanmas n ö nlemek i ç in sus pay alanlar! Olmu ş tu. Gelin g ö r ü n ki Balya'daki Karaayd n Madenleri A Ş 'den geriye 4 milyon ton at ğ n yok etti ği bir il ç e kalm ş . Hem de sorunu T ü rkiye geneline yayarak. Zira, Frans zlar n il ç enin kenar ndan ge ç en dereye ve kenarlar n a depolad klar at klar Kocadere yolu ile Manyas G ö l ü 'ne akm ş t r. Buna ra ğmen Manyas G ö l ü ile Balya aras nda Manyas Baraj in ş a edilmi ş tir ve ö n ü m ü zdeki y l su tutmaya b rak lacakt r. Manyas Baraj hem elektrik ü retimi hem de sulama ama ç l kullan laca ğ n a g ö re Necati Karaman ö rneklerine en k sa zamanda yenileri kat lacakt r.” (Miniba ş 2003) 109 Ş ekil 7.3 :Balya-Bal kesir Kur ş un madeni at klar 110 "1996 y l nda madenin yak n ndaki suyu i ç en bir s ü r ü deki 40 kadar koyunun telef oldu ğu y ö re insan tara f ndan dile getiriliyor. Ayr ca madenin yukar tepelerinde bulunan ve "A ğuluburun" ad verilen mevkiden otlanan hayvanlarda da ö l ü mlerin g ö zlenmesi sonucu Belediye Ç evre Bakanl ğ 'na ba ş vurmu ş . Bunun sonucunda kadmiyum, arsenik, kur ş un, ç inko gibi a ğ r met al at klar n n oldu ğu ve toplam miktar n da 4 milyon tona ula ş t ğ tahmin edilmi ş . Ancak madenin zehirli at klar sahipsiz oldu ğu ve ç evre mevzuat nda sahipsiz at klar n ne yap laca ğ na ili ş kin bir d ü zenleme olmad ğ i ç in zarars zla ş t r lamam ş . Madenin bu lundu ğu vadideki akarsu Manyas G ö l ü 'ne d ö k ü l ü yor. Debisi yaz aylar nda y ü ksek olmamakla birlikte ya ğ ş lar n art ş ile debi art yor ve ayr ca yer alt sular n kar ş ma olas l ğ var. 67 Ş ekil 7.4 : Bal k esir ili maden haritas 11168 Ş ekil 7.5 : Balya-Bal kesir co ğrafi konumu Muhtemelen yaz aylar olmas nedeniyle debisi ç ok d üş ü k olan akarsuyun etraf nda a ğ r metallerden kaynaklanma olas l ğ y ü ksek tuz kal nt lar n n g ö r ü lebildi ğini s ö yleyen Dr. Etiler; gezi ekibindeki jeologlardan birisinin suyun asitlik derecesini anlamak amac yla yapt ğ pH ö l çü mlerinde, suyun ö nceki k sm nda 5.6 de ğerinin bulundu ğu, oysa daha a ş a ğ daki bir b ö lgede, ba ş ka bir su ile birle ş ti ği noktan n alt ndan ise 2.5 olarak saptand ğ n s ö yl ü yor. Di ğer yandan vadiden yakla ş k 15.2 km ö tede, daha geni ş alana yay lan maden at klar ve aras nda ge ç en ba ş ka bir akarsuyunun incelendi ğinde de pH'n n 2.6 olarak bulundu ğu ortaya konulmu ş . Bu ise ileri derecede asidik bir ö zellik oldu ğu anlam na g eliyor. Bu suyun da koyu sar renkte oldu ğu ve hi ç bir canl l k belirtisi ta ş mad ğ daha vahimi Manyas G ö l ü ne d ö k ü ld ü ğü n ü belirten Dr. Nilay Etiler; " Ö ğrendi ğimize g ö re DS İ , Manyas G ö l ü nden etraftaki tar m alanlar n sulama projesi yapm ş ve 2004 y l nda y a ş ama ge ç irecekmi ş . Bu nedenle bu b ö lgenin kirlili ğini ayr bir ö nem ta ş yor" diyor. Balya'daki baz eski evlerin y k lmas s ras nda evlerin yap malzemelerinin madenden ç kan at klar oldu ğu da g ö r ü lm üş . Belediye Ba ş kan Zekai Bayram 2002 y l n n mezarl k kay tlar na g ö re 32 ö l ü m ü n 28'inin akci ğer kanseri nedeniyle oldu ğunu belirtiyor. Bu b ö lgede k s rl ğ n fazla oldu ğ u ve ani ö l ü mlerin de y ö re halk taraf ndan ifade ediliyor. “ 112 Resim 16 da Balya'da derelerin resmin sa ğ ü st k sm nda g ö r ü len manyas g ö l ü ne akt klar g ö r ü lmektedir. 69 8.T Ü RK İ YE'DE S İ YAN Ü RLE ALTIN MADEN İ İ Ş LETMELER İ 8.1. Y ü z ü nc ü y l-G ü m üş k ö y-Tav ş anl -K ü tahya G ü m üş Tesisleri Projesi ve Tan m K ü tahya ’ ya 35 km uzakl ktaki ET İ BANK 100. y l g ü m üş madeni i ş letmeleri ET İ BANK-KRUPP Firmas ortakl ğ ile 1987 den beri siyan ü rleme y ö ntemi ile g ü m üş madeni i ş letmecili ği yap lmaktad r. 1977 y l nda projelendirilmi ş olan i ş letme 1 milyon ton t ü venan cevherin i ş lenerek g ü m üş elde edilmesi amac yla 1987 y l nda devreye al nm ş t r. T ü rkiye'de G ü m üş ü retimi yapan tek tesisken ö zelle ş tirme program ç ercevesinde kamu i ş letmesinden 2004 y l nda ö zel sekt ö r eline devredilmi ş tir. Kamu elinde ç al ş rken oldukca tart ş l r ç evresel sorunlar n oldu ğu bu tesisin ö zel sekt ö r eline verilmesiyle, ç al ş ma ko ş ullar s ü rd ü ğü nde ö nemli ç evresel sorunlar n ç kmas ka ç n lmaz olacakt r. Ş ekik 8.1 : G ü m üş k ö y-Tav ş anl -K ü tahya G ü m üş Tesislerinin haritadaki yeri 11370 Ş ekil 8.2 : G ü m üş k ö y-Tav ş anl -K ü tahya G ü m üş Tesislerinin g ö r ü n üşü 2003 Ş e k i l 8 . 3 : G ü m ü ş k ö y- T a v ş a n l - K ü t a hya g ü m üş tesisleri arazi g ö r ü n ü m ü 8.2.Ovac k-Bergama- İ zmir Proje alan ve Projenin K sa Tan t m 71 Ovac k alt n madeni, T ü rkiye ’ nin bat s nda, Ovac k k ö y ü n ü n yak n nda, Dikili kasabas n n 15 km do ğusunda, Bergama ’ n n 10 km bat s nda yer al r ve İ zmir ’ e 130 km uzakl ktad r. Eurogold Madencilik A. Ş . 6224 say l “Yabanc Sermayeyi Te ş vik Kanunu” ile 1567 say l “T ü rk Paras n n K ymetini Koruma Hakk nda Kanun” ve bu Kanunlara ili ş kin kararname ve tebli ğler ç er ç evesinde Hazine ve D ş Ti caret M ü ste ş arl ğ’ n n ve Yabanc Sermaye Genel M ü d ü rl ü ğü ’ n ü n izinleri ile 29 A ğustos 1989 tarihinde kurulmu ş tur. Ş irketin ilk ortaklar %66,67 hisseye sahip olan Avustralya ş irketi POSEIDON GOLD LTD. Ve %33,33 hisseye sahip olan Alman ş irketi METAL MINING CORP. ’ dur. Ancak ş irket ortakl klar s ü reki de ği ş iklik g ö stermi ş ve en son Ka ğ t ve matbaa alan nda faaliyet g ö steren Koza Firmas taraf ndan sat n al nm ş t r. Ş irketin de ğim s ü reci ve ba ğlant l oldu ğu kurumlar EUROGOLD MADENC İ L İ K SANAY İ A. Ş . EUROGO LD, Avustralya k ö kenli Normandy Poseidon ve Kanada K ö kenli Metal Mining Corporation ’ a ba ğl olarak 29 a ğustos 1989 da kurulmu ş ve ortakl klar y llara g ö re de ği ş iklik g ö stermi ş tir. EUROGOLD ’ UN H İ SSE SAH İ PLER İ 1989 dan 1994 ’ e kadar AAC (Anglo Amerikan Corp ) Avustralya k ö kenli Normandy-Poseidon Grup ş irketlerinden 1. Poseidon Gold Limited % 66.67 hisseye sahip Alman ve Kanada k ö kenli Metallgeselschaft Grup Ş irketlerinden Metal Mining Corporation 2. (Mineral Geselschaf- Degussa -Dresdner Bank) %33.33 hisseye sahi p 1994 den 1999 ’ a kadar 1.Normandy -Poseidon + BRGM ( Avusturya-Fransa) %67 hisseye sahip 2.INMET INCO (Kanada) %33 hisseye sahip 1999 dan sonra %100 Normandy EUROGOLD ’ UN BA Ğ LANTILARI Eurogold; Australien Consolidated Minerals (ACM) ile Kanada Metall Min ing aras nda kurulmu ş bir ortakl kt . ACM Normandy Posedion ve Western Mining of Avustralya ş irketlerinden olu ş mu ş tur. Ba ş lar nda İ ngiliz k ö kenli olan Yeni Zellanda ’ l Sir Ron Brierley taraf ndan y ö netilen GPG firmas ACM nin % 16 s na sahiptir Ortaklar dan Metall Mining B ü y ü k Alman Ş irketi Metallgesellschaft ile İ talyan Agip Min iere Ş irketinin alt kurulu ş udur Metall Mining 114 ayn zamanda Kanada ş irketi Teck ve Avustralya ’ l MIM ş irketinin orta ğ olup Papua Yeni Gine ’ de bak r madeni ile ç evrede yaratt ğ k irlili ği ile tan nmaktad r. Ayr ca T ü rkiye ’ de Ç ayeli bak r madeni i ç in yat r mlar D ü nya Bankas ve Alman bankas DEUTSHCE BANK taraf ndan finanse edilmektedir. Alman bankas DRESDNER BANK, Eurogold ş irketinin Bergama ’ daki alt n madeni i ç in finanse etme g iri ş imini Alman ç evrecilerin bask s ile ask ya alm ş t . DRESDNER BANK Ş ubat 2000 de Romanya ’ da meydana gelen Alt n madeni kazas na neden olan ESMERALDA ’ y finanse etmektedir. ESMERALDA Avustralya k ö kenli bir ş irkettir. EUROGOLD ‘un eski ortaklar ndan ME TAL MININGINC ç evreye verdi ği zararlar nedeni ile Amsterdam ’ da ki su ö rg ü t ü (IWF) taraf ndan kara listeye al nm ş t r.72 EUROGOLD Ba ğlant l Di ğer Kurulu ş lar CMC (Cyprus Mines Corp) Bir ABD firmas d r. 1974 ’ e kadar Lefke ’ de Bak r ve alt n madeni i ş letti. 19 85 y l nda AACO adl ba ş ka bir AABD firmas ile birle ş ti. 1993 ’ te ‘ ’ Cyprus AMAX Mineral Corp ’’ ad n ald . ABD nin bir ba ş ka madencilik monopol ü AMAX ’ a kat ld . CMC ABD ’ nin ikinci b ü y ü k bak r madencisidir. Lefke ’ deki ç evre felaketinin sorumlusudur. (Bu b ö l ge ot bitmez durumdad r. Ç evre felaketi ö rne ği olarak g ö sterilmektedir.) AMACO Standart Oil Of İ ndiana isimli ABD petrol ş irketine aittir. Papua Yeni Gine ’ da Ok Tedi Madeni ’ nde ç evre facias na yol a ç t . Burada AMACO(%30)+BHP (Avustralyal alt n ş irketi) ( %20) + (Mineral Geselchaft+Degussa+Drestner Bank) (%20) + Papua Yeni Gine H ü k ü meti(%20) ile ortakt . BHP 1990 da EUROGOLD ’ un babas Poseidon ’ a kat ld . Uranyum aray c s olan AMACO Yeni Zellanda Coromendel Waitekauti alt n madenini ç al ş t rd . 1988 de Kanadal DOME PETROLEUM ’ la birle ş ti, Kanada ’ n n en b ü y ü k petrol ü reticisi oldu. 1978 de petrol at klar ile Fransan n kuzey k y lar n kirletti AMAX ABD ’ nin en b ü y ü k madencilik kurulu ş udur. Molibden ç kar r. AMAX ve BHP (Avustralyal alt n ş irketi) ile demir madeni i ş letti. AMAX 1986 ’ da hisselerini Poseidon ’ un orta ğ HOMESTROKE ’ e satt . 1990 ’ da BHP alt n hisselerini Poseidon ’ a devretti. AMAX –BRGM ortakl ğ Yeni Koledonya ’ da Nikel+Molibden ç kard . BRGM bir Frans z ş irketi olup 1994 de EUROGOL ’ un orta ğ idi. AMAX ve AAC ortakl ğ Botsvana ’ da Bak r ve Nikel ç kard . AAC (Anglo Amerikan Corp) G ü ney Afrika k ö kenlidir. Poseidon ’ un babas d r. EUROGOLD ’ un dedesidir. AMAX , British Colombia ’ da Nighy Molibden madeninde k ö yl ü lerce h ü k ü mete ş ikayet adildi. AAC (Anglo Amerikan Corparation): Patronu New York Chaise Manhattan Bank ’ n sahibi Ernest Openheimer; 1948 y l nda Filistin topraklar nda İ srail Devleti ’ nin kurulmas na, 1954 y l nda Rodezya ’ daki (Zimbabve) ba ğ ms zl k m ü cadelesine kar ş , rk ç y ö netime el alt ndan yard mda bulunmu ş tur. INCO (Kanada): EUROGOLD ’ un Ovac k alt n madeni projesinde ar tma tesisini n in ş a planlay c s d r. 1900 ’ l ü y llar n ba ş nda, Kanada Bak r Ş irketi ad yla ABD ’ nin Ohio Eyaletinde kurulmu ş tur. 1920 ’ lerin ba ş nda Uluslararas Nikel Ş irketi ad ile d ü nya nikel ticaretinin %90 ’ l k b ö l ü m ü n ü kontrol ü nde bulunduruyordu. I. D ü nya Sava ş’ nda hem İ tilaf, hem de İ ttifak devletlerine kaynak sa ğlad . II. D ü nya Sava ş’ nda ise Almanya ve Japonya ’ n n silahlanmas nda kilit rol oynad . 1970 ’ lerde fa ş ist diktat ö rl ü kle y ö netilen Guatemala ’ n n en b ü y ü k ve en karl yabanc yat r mc s oldu. 1984 y l nda, Kanada H ü k ü meti ’ nin haz rlad ğ bir raporda; INCO ’ nun bak r ve nikel ü retimi s ras nda ç evre standartlar na uymad ğ belirlenmi ş ve Kanada ’ daki asit ya ğmurlar ndan birinci derecede sorumlu oldu ğudur. (T ü rkmen 2001) 115 Ovac k-Bergama- İ zmir Alt n Madeni İ ş letmesinin T ü rkiye ’ nin kitlesel anlamda alt n ü retiminin yap laca ğ (G ü m üş k ö y-Tav ş anl -K ü tahya'dan sonra) ilk proje olmas ve d ü nyada benzeri g ö r ü lmemi ş , b ö lge halk eylemselli ğiyle kar ş la ş mas , hukuk m ü cadelesi a ç s ndan iyice de ğerlendirilmesi gerekme ktedir. Burada uygulana Hukuk tan mazl k, siyasal ve ekonomik bask a ç s ndan alt n madencili ğinin d ü nyada yeniden de ğerlendirilmesi ve T ü rkiye ’ nin ç e ş itli b ö lgelerine yayg nla ş mas n n nelere mal olaca ğ n n g ö r ü nmesi a ç s ndan tarihi s ü re ç leriyle geli ş mele rin sunulmas gerekir. Al nan yarg kararlar n n uygulanmamas n n nedenlerini anlayabilmek i ç in Ovac k-Bergama- İ zmir alt n i ş letmesi i ç in ilk kurulan ş irketin ortaklar na bakt ğ m zda ö nemli ba ğlant larla ka ş la ş r z. Ancak ilk kuruldu ğunda ortak olan A lman ş irketinin Alman bankas Dresdnerbank' n bir ortakl ğ 73 olmas ve T ü rkiyenin 2002 y l nda IMFden sonra en ç ok d ş (12 milyar dolar) borcunun oldu ğu (G ü ng ö r 2002) 116 kurulu ş olmas ilgi ç ekicidir. 8.2.1.Ovac k-Bergama- İ zmir Alt n İ ş letmesi Tarih ç esi Eurogo ld firmas , 1989 y l nda b ö lgesel bir ke ş if program ba ş latm ş , Bergama Ovac k, Ç amk ö y ve Narl ca y ö resinde alt n buldu ğunu belirterek, i ş letmek ü zere gerekli giri ş imlerde bulunmu ş tur. Esan Eczac ba ş End ü striyel Hammaddeler Sanayi ve Ticaret A. Ş ., 26 Nisa n 1989 tarihinde yakla ş k 300 hektarl k bir saha i ç in maden arama ruhsat alm ş , daha sonra bunu Eurogold firmas na devretmi ş tir. 21 Kas m 1989 tarihli Arama Faaliyet Raporunda alt n n bulundu ğu ve karotlu sondaj ç al ş malar n n planlanmakta oldu ğu a ç klanm ş t r. E D R E M İ T K Ö R F E Z İ Y Z M Y R K Ö R F E Z Y E G E D E N Y Z Y Y ZM Y R MAN Y SA BALIKES Y R Ayval y k Alia ? a K y n y k Dikili O v a c y k Proje Alan y Ş ekil 8.4 :Ovac k K ö y ü ve Alt n Madeninin Yerle ş imi 74 Ş ekil 8.5: Ovac k-Bergama- İ zmir Alt n Madeni İ ş letmesinin uydu g ö r ü nt ü s ü Eurogold Madencilik A. Ş . taraf ndan haz rlanan proje, a ç k ocak i ş letmesini takiben yeralt madencili ğini i ç ermektedir. 9 A ğustos 1990 tarihli Faaliyet Raporunda “rezerv tahmininde bulunman n yan lt c olabilece ği” belirtilmi ş tir. Eurogold, 18 Ekim 1990 tarihinden ge ç erli olmak ü zere 30 ay s ü re ve yakla ş k 3400 hektarl k bir saha i ç in maden ara ma ruhsat alm ş t r. Proje hakk ndaki Firma taraf ndan sunulan rakamsal bilgiler a ş a ğ daki tablo ’ da derlenmi ş tir. Ç izelge 8.1 :Ovac k-Bergama- İ zmir Alt n Madeni İ ş letmesinin proje a ş amas nda verilen Baz Say sal Bilgiler 117 Toplam Yat r m Maliyeti Kredi Ö zkaynak İ ş letme Gideri Proje Gelirleri Proje Net Kar 35.614.000 ABD $ 31.000.000 ABD $ 4.614.000 ABD $ 21.000.000 ABD $/y l 40.000.000 ABD $/y l 7.300.000 ABD $/y l İ ş lenecek Cevher Miktar A ç k İ ş letmede Kapal İ ş letmede İ ş lenecek Toplam Cev her Miktar Ü retim Kapasitesi İ ş letme S ü resi 200.000 ton/y l (4 y l s ü reyle) 100.000 ton/y l (ilk y lda) 150.000 ton/y l (daha sonraki y llarda) 1.743.000 ton 3 ton alt n/y l 3 ton g ü m üş /y l 8 y l75 Uygulanacak ü retim y ö ntemi olarakta tank li ç i y ö ntemi ö nerilmektedir. Ş e k il 8 . 6 : O v a c k- B e r g a m a- İ zmir Alt n Madeni İ ş letmesinden bir g ö r ü n ü m 118 Y ö re halk alt n madencili ği ile ilk olarak 1989 y l nda b ö lgelerinde alt n bulundu ğunun duyurulmas ile tan ş m ş oldu. Alt n madeninin bulunmas n sevin ç le kar ş layan k ö yl ü ler; EUROGOLD( Ovac k-Bergama- İ zmir Alt n Madeni İ ş letmecisi) ’ un s ü rd ü rd ü ğü ç al ş malara ö nceleri sessiz kald lar. EUROGOLD 1989 y l nda Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanl ğ’ ndan Bergama ’ da alt n arama izni, 1992 y l nda yine Enerji ve Tabi Kaynak lar Bakanl ğ’ ndan 10 y l s ü reli i ş letme ruhsat , 1993 y l nda Ç evre Bakanl ğ ndan ç evresel etki de ğerlendirmesi ( Ç ED) olumlu raporunu ve buna ba ğl olarak i ş letme izni ald . EUROGOLD k ö yl ü lerin topraklar ndan bir miktar sat n ald . Sat n ald klar hisse lerin di ğer hissedar olan k ö yl ü lere kar ş izale-I ş uyu davas a ç ma tehdidinde bulundu. Bu yolla da bir k s m daha toprak sat n ald . Daha sonra maden kanununu bahane ederek, (Bu kanunla k ö yl ü lerin topraklar n kamula ş t rma yoluyla alacaklar n bu nedenle topraklar n kendilerine sat lmas tehdidi ile) bir miktar topra ğ daha k ö yl ü lerin elinden sat n ald lar. 76 K ö yl ü ler EUROGOLD ’ un ilk darbelerini almaya ba ş lad lar. G ü n ü m ü ze kadar k ö yl ü ler ü zerindeki bask ve yanl ş bilgilendirmeleri artarak gelmi ş tir ve hala daha s ü rmektedir. Bu arada bilim ç evreleri,meslek odalar ve ç evreci ö rg ü tlenmeler taraf ndan, siyan ü rle alt n i ş letmesi konusunda K ö yl ü lere ve kamuoyuna y ö nelik bilgilendirme ç al ş malar ba ş lat ld . D ü nyadaki uygulama ö rnekleri incelenerek konu hakk ndaki bilgilendirmeler k ö yl ü lere aktar ld . EUROGOLD ve ba ğlant lar hakk ndaki bilgiler ara ş t rmalarla ortaya ç kmaya ba ş lad . EUROGOLD ’ un 1992 y l nda Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanl ğ’ ndan al nan iznine kadar tepkisiz kalan k ö yl ü ler, bu a ş amadan sonra harekete ge ç tiler. "Bergama ’ l K ö yl ü ler İ zmir barosu avukatlar na ba ş vurarak EUROGOLD ’ un ba ş latt ğ haks zl klar n ve giderek artan ve ileride do ğacak zararlar n durdurulmas i ç in yard m istediler. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanl ğ’ ndan verilen 1989 arama ve 1992 i ş letme izninin iptali i ç in dava a ç ma s ü releri doldu ğundan Ç evre Bakanl ğ’ n n 1993 Ç ED olumlu raporunun iptali i ç in 08-11- 1994 g ü n ü üç adet dava, İ zmir 1. idare mahkemesinde 652 yurtta ş taraf ndan a ç ld . Davalar uzun ve ç ok ayr nt l tart ş malardan sonra Dan ş tay Alt nc Dairesinin 13.05.1997 g ü n ve E 96/5477 K 97/2312 nolu karar ve gerek ç esi ile, yurtta ş lardan yana sonu ç lanm ş t r. Davada Ç evre Bakanl ğ’ n n yan nda EUROGOLD mudahil olarak kat lm ş t r." ( Ö zay 2000) 119 Dan ş tay ’ n gerek ç e li karar na g ö re 120 T.C. Anayasas n n 17. maddesinde: ‘ ’ Herkes ya ş ama, maddi ve manevi varl ğ n koruma ve geli ş tirme hakk na sahiptir. Ç evreyi geli ş tirmek, ç evre sa ğl ğ n korumak ve ç evre kirlenmesini ö nlemek devletin ve vatanda ş lar n ö devidir. Devlet he rkesin hayat n , beden ve ruh sa ğl ğ i ç inde s ü rd ü rmesini sa ğlamak, insan ve madde g ü c ü nde tasarruf ve verimi artt rarak i ş birli ğini ger ç ekle ş tirmek amac yla sa ğl k kurulu ş lar n tek elden planlay p hizmet vermesini d ü zenler…. ’’ Kurallar yer alm ş t r. Ca nl ya ş am n n en ö nemlisi olan insan ya ş am n n sa ğl kl , dengeli, bozulmam ş bir ç evrede s ü rd ü rmesi esast r. İ nsan ya ş am n n korunmas bir ö ncelik oldu ğuna g ö re, insan n do ğal ya ş am temellerinin korunmas ve geli ş tirilmesi gerekmekte ve ç evrenin korunmas insan ya ş am n n vazge ç ilmez bir unsuru olmaktad r. İ ş letmecinin iyi niyeti, ö nlemlerin titizce denetlenmesi gibi kavramlara ba ğl kal narak,yap lacak faaliyet sonucunda elde edilecek ekonomik de ğerin,do ğada ve do ğrudan veya dolayl olarak insan ya ş am ü ze rindeki risk fakt ö r ü n ü n ger ç ekle ş mesi halinde kamu yarar n n ö ncelikle insan ya ş am lehine de ğerlendirilmesi do ğald r. Siyan ü r li ç i y ö ntemi ile alt n madeni i ş letilmesinde i ş letmeciye ve yap lacak olan denetime duyulan g ü vene ba ğl olarak risk olas l ğ n n azalaca ğ ndan s ö z etmek m ü mk ü n de ğildir. Yukar daki teknik ve hukuki belirlemeler kar ş s nda, insan n ya ş ama hakk n ve devletin de ç evre sa ğl ğ n koruma, ç evre kirlenmesini ö nleme, herkesin hayat n beden ve ruh sa ğl ğ i ç erisinde s ü rd ü rmesini sa ğlama ö devlerini dikkate ald ğ m zda, Ç evresel Etki De ğerlendirme ( Ç ED) ve bilirki ş i raporunda da ö ng ö r ü len olas risk fakt ö rleriyle ç al ş an ve bu riskin ger ç ekle ş mesi halinde do ğrudan veya ç evrenin bozulmas ile dolayl olarak insan ya ş am n etkileyece ği kesin olan siyan ü r li ç y ö ntemi ile alt n madeni i ş letmesine izin verilmesi yolundaki dava konusu i ş lemde kamu yarar na uygunluk bulunmamaktad r. ’’ 1997 y l nda al nan y ü r ü tmeyi durdurma ve iptal karar na ra ğmen, y ü r ü tmeden sorumlu olan kamu kurumu y ö neticile ri bug ü ne kadar ka ç ak i ş letme ile ilgili herhangi bir i ş lem yap lmamakla birlikte, 77 i ş letmeci ş irketlerin lehine kamu kurumlar kullan larak ç al ş malar ba ş latm ş lard r. Bunun i ç in 1999 y l nda Ba ş bakanl k m ü ste ş arl ğ ndaki ili ş kiler kullan larak T Ü B İ TAK ba ş kanl ğ ndan bir heyetin g ö revlendirilmesi yap larak, Dan ş tay'ca verilen Yarg karar n sorgulatmay ama ç lad lar. Ad na T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG raporu denilen ve firman n savlar n yenileyen bir rapor haz rlat ld .Rapora a ç kl k te ş kil edecek ekler ç arp t larak kamuoyuna sunuldu ve yeniden bir kamuoyu olu ş turulmaya ç al ş ld . Dan ş tay karar ndan sonra i ş letmeciler ç al ş malar daha da h zland rarak, geceleri ayd nlatma yaparak ka ç ak ç al ş may s ü rd ü rd ü . B ö ylece i ş letme faaliyetlerini oldu bitti ile d ö n ü lmez bir a ş amaya getirmeyi ama ç lam ş t r. Zaten bask s alt nda olan siyasi mekanizmaya hukuk mekanizmas n da eklemeye ç al ş m ş t r. Siyasi mekanizman n T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG raporu ile bu bask alt nda oldu ğu bir kez daha ortaya ç km ş t r. Ancak ayn d ö nemde Ba ş bakan l k durumun incelenmesi i ç in 9 Eyl ü l Ü niversitesi Ç evre M ü hendisli ği B ö l ü m ü ne' de bir rapor haz rlanmas i ç in talimat vermi ş tir. Haz rlanan bu rapor siyan ü rle Alt n madeni i ş letmesi i ç in olumsuz olunca; bu raporun a ç klanmamas i ç in b ö l ü me bask yap lm ş t r. Raporda Dan ş tay' n gerek ç eli karar nda belirtilen b ü t ü n risklerin tamam n n mevcut oldu ğu belirtilmesine ra ğmen bu rapordan s ö z edilmemi ş tir. Raporun kamuoyuna duyurulmas n n ö n ü ne ge ç ilmeye ç al ş lm ş , bu konuda da ba ş ar sa ğlanm ş t r. Ard ndan yasa l olmayan yollarla i ş letmeye ç al ş ma izni verilmi ş tir. Ancak raporun yarg ya ula ş t r lmas sonucu yasal olmayan izinler yeniden iptal edilmi ş oldu. Bu raporda ö nemli uyar lar s ö z konusuydu. Ö zellikle ş irketlerin ba ğlant ve k ö kenleriyle ilgili bilgi sonra s bu veriler ç ok ö nem kazanm ş t r. Bunlardan baz lar s ö yle; "Kanada ’ da ise konuyla ilgili web sitelerinde ş ö yle bir saptama var; Kanada sermayesi ve bilgi birikimi sayesinde d ü nyan n bir yerlerinde alt n madencili ği yapanlar n uyar lmas gerekir. Çü nk ü daha Kanada gibi geli ş mi ş bir ü lkede bile (Federal bir rapora g ö re) alt n madencili ği ş irketlerinin % 46 s mevcut ç evre koruma y ö netmeliklerine uygun de ğilken, fakir ve bilimsel bak mdan yetersiz üçü nc ü d ü nya ü lkelerinde etik devran ş i ç inde olmalar sa ğl anamaz" 121 ki ö zellikle ü lkemizde al nan yarg kararlar n n uygulanmad ğ g ö z ö n ü ne al n rsa tehlikenin boyutunun b ü y ü k oldu ğu g ö r ü n ü r. "1.Ovac k Alt n madeninin ciddi bir toz ö nleme teknoloji plan yoktur. Toz hem meden ç karma s ras nda, hemde daha sonra ki y ğ n halindeki ta ş lar n y ü zeyinden,hem de azda olsa at k baraj ndan su seviyesi d üş t ü ğü nde ortada kalacak ç amurlardan dolay olu ş acakt r. Bu tozlar n tane irili ği de ği ş ken olacakt r. Ama esas korkulan r ü zgarla uzaklara savunulacak olan 10 ve hatta 1 mi kron alt tozlard r. 2.S ö z konusu ince tozlar n hangi miktarda silika tozu i ç erece ği hen ü z belli de ğildir. Madenin jeolojik yap s gere ği havaya kar ş acak silkan n y ü ksek olmas beklenmektedir. Silikan n i şç i ve insan sa ğl ğ ü zerinde ö zg ü n bir kanser t ü r ü yaratma etkisi vard r. 3. İ ş letme s ras nda galerilerden bo ş alacak olan veya ileride terkedilmi ş galerilere dolalarak kendine yeralt veya yer ü st ü nde yol bulacak olan sular n asit nitelik ta ş mas beklnmemekte isede, bunlar mobilize olmu ş toksik a ğ r met alleri i ç erebilecektir. Bu sular n giderimiyle ilgili bir y ö netim plan yap lmam ş t r. 4.Gerek galerilerden bo ş alacak, gerekse herhangi bir nedenle baraj n bo ş almas veya kaza sonunda ç atlak olu ş turmas halinde birden ak ş a ge ç ebilecek baraj s v s n n , devlet ç e (toplumca) kabul edilmi ş bir drenaj ve ar tma projesi olmas gerekti ği halde,acil ö nlem plan yla ortaya konmu ş b ö yle 78 bir plan yoktur. Acil ö nlem planlar ö nceden planlan r, haz rlan r, haz r tutulur, çü nk ü kaza oldu ğunda plan haz r olmal d r. EPA ruhsat verirken olabilecek en k ö t ü duruma kar ş yap lm ş planlar esas al r. Ovac k Alt n Madeninde en k ö t ü hal, at k baraj n n aniden ç evreye bo ş almas d r. Ancak dikkat edilirse bu k s mda tart ş ma baraj n hangi ko ş ullarda su sal verece ğinin tart ş mas d e ğildir. Bu durumun risk katsay s ne olursa olsun (en d üşü k olas l klar i ç in bile) en k ö t ü ko ş ulun kar ş l ğ nda planlama yap lmas n n istenmesidir. 5.Tesis ekonomik ö mr ü n ü doldurarak veya herhangi bir nedenle yar yerde kapan rsa ge ç erli olacak hi ç bir " kapanma plan ortada yoktur. T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG raporunu haz rlayanlar n Amerikada yapt klar g ö r üş melerde ilgili kurum yetkilileriyle aras nda ge ç en ilgin ç bir diyalog olmu ş tur.( Raporu haz rlayanlar-"biz ö nce tesisleri a ç mak istiyoruz,kapanma planlar n s onra tart ş r z." Deyince Amerikal lar- "kapanma planlar kesinlikle tesis a ç lmadan ö nce a ş l r ve onaylan r" yan t n vermi ş ler. 6.Tesisin ç evredekileri de i ç ine alan ve onlar e ğiten bir acil durum plan yoktur. 7.Denetimlerle ilgili olarak s z nt ve ya ani bo ş almalar n nas l yap laca ğ sadece yeralt g ö zlem kuyular yla de ğ il, yer ü st ğnde de kalitenin izlenmesi gerekiti ği" 122 Bu konularla ilgili herhangi bir i ş lem olmad ğ gibi i ş letmenin izinleri yarg karar yla iptal edilmi ş durumdad r. Yasad ş i ş letm e s ü rmekte olup rikin boyutu b ü y ü kt ü r. Yine ileriye y ö nelik yap lan bir de ğerlendirme ve ö rnek ç evresel a ç dan ö nemlidir. " İ spanyada Rodquillar tesisi ile ilgili yap lan bilimsel ç al ş mada, maden kapand ktan epeyce sonra k ş ya ğ ş lar yla harekete ge ç en b raj arkas ndaki toksik ç amurun ö n ü n ü kesmeye firman n i ş letme s ras nda yapt ktan sonra b rak p gitti ği baraj n yetmedi ği g ö r ü ld ü ğü i ç in ikinci bir baraj seddesi kuruldu ğu anla ş l r. Bunun y llarca belkide firma ortadan kaybolduktan sonra yap lm ş olmas y ü z ü nden masraflar n n kimlerce kar ş lanaca ğ incelenmesi gereken konudur. Kald ki bununda yetmemesi üçü nc ü bir seddenin yap lmas n gerektirmektedir. Bunun finansman n toplum ü stlenecek g ö z ü kmektedir. Ovac kta bundan 20-30 y l sonra benzeri bir i ş lem orta ya ç karsa ne olacak? 123 Bunun planlanmas gerkirken firma neredeyse her y l isim de ği ş tirmi ş ve İ ş letmeci ş irket EUROGOLD daha sonra ana ş irket ismini alarak Normandy Madencilik A. Ş olmu ş . Ard ndan Newmont Normandy Madencilik A. Ş . olmu ş tur. Ş imdide Ovac k-Bergama- İ zmir sahas nda " Ovac k Alt n" olarak "Koza Alt n i ş letmeleri Anonim Ş irketi" taraf ndan faaliyet y ü r ü tmektedir. 8.2.2.Ovac k-Bergama- İ zmir Alt n İ ş letmesiyle İ lgili Sorunlar79 Ovac k-Bergama- İ zmir yasad ş i ş letmeyle ilgili olarak, ç al ş mas yla ilgili sorunlar tespiti yap lmak ü zere b ö lgede ç e ş itli incelme faaliyetleri y ü r ü t ü lm üş . Yap lan ç al ş malarda ö nemli tespitler yap lm ş t r. Siyan ü rle alt n i ş letmecili ğinde ya ş anacak sorunlar n yava ş yava ş belirdi ği tespit edilmi ş tir. Bu konuda 20 03 y l a ğustos ay nda yap lan bir ç al ş mada TMMOB'ne ba ğl odalarca yap lan tespitler haz rlanan bir raporla kamuoyuna sunulmu ş tur. Raporda de ğinilen ö nemli konular. 124 Yap lan g ö zleme dayal ç al ş mada a ş a ğ daki konular tespit edilmi ş olup, konularla ilgil i yetkil makamlar yaz l sorular y ö neltilmi ş ancak sorulara bir yan t al namam ş t r. Bu sorular n y llarca sonra sorunlarla kar ş m za ç kma olana ğ n g ö z ö n ü ne alarak izlenmesi gerekmektedir. I.SAHADAN SIYRILAN B İ TK İ SEL TOPRAK NEREDED İ R? Firma, 18 Ekim 1994 ’ te Ç evre Bakanl ğ na verdi ği Taahh ü tname ’ nin “I.1” maddesinde “ İ n ş aat ve a ç k ocak sahas nda bulunan toprak s yr l p daha sonra slah ç al ş malar nda kullan lmak ü zere uygun bir yerde depolanacakt r” taahh ü t ü verilmi ş tir. Ocak a ç laca ğ zaman sahadan 1 60.000 m3 oldu ğu bildirilen bir bitkisel toprak tabakas s yr l p, daha sonra i ş bitiminde sahan n yeniden d ü zenlenmesi s ras nda kullan lmak ü zere depolanm ş oldu ğu belirtilmektedir. Ş imdi, bu deponun ortada olmad ğ ve bu gerecin at k baraj taban ndaki ge ç irimsizle ş tirme uygulamas s ras nda, kil tabakas yerine kullan ld ğ ileri s ü r ü l ü yor. Bu do ğru mudur? S ö z konusu bitkisel toprak depolama sahas nerededir? Bu gere ç , bu depoda duruyor mu? Bunun hacmi yeniden ve yerinde ö l çü lebilir mi? Bu ger e ç yok ise, nereye gitti ği a ç klanabilir mi? Ger ç ekten yok ise, i ş bitiminde eski durumuna getirilmesi taahh ü t edilmi ş olan alan kaplamak ü zere bitkisel toprak nereden sa ğlanacakt r? Ba ş ka bir yerden toprak getirilir ise, bunun yerel ko ş ullara uyumu n as l sa ğlanacakt r? Bu sorunun yan t al nam ş ve bitkisel topra ğ n depolanmas gerekti ği alanda olmad ğ g ö zlemlenmi ş tir. II.ATIK BARAJINDAK İ GE Ç İ R İ MS İ Z K İ L TABAKASININ KAYNA Ğ I VE Ö ZELL İ KLER İ NED İ R? E ğer, sahadan s yr lan bitkisel toprak tabakas at k baraj taban nda kil katman yerine kullan ld ise, bu gerecin ge ç irimsizli ği, s k ş abilirli ği ve di ğer fiziksel ö zellikleri konusunda bir test yapt r lm ş m d r? Bu test sonu ç lar nerededir ve varsa a ç klanabilir mi? Bitkisel toprak tabakas n n i ç inde y ü ksek oranda olmas beklenen organik bile ş enler b ö yle bir kil katman ndan beklenen i ş levlerin sa ğlanabilmesi i ç in kabul edilebilir mi? B ö yle bir uygulaman n yap lmad ğ ileri s ü r ü lecek olursa, bunun s nanmas i ç in baraj n herhangi bir yerinde bir sondaj yap l p membran ve kil tabakalar ndan ö rselenmemi ş ö rnek al nmas gereklidir.80 Bu konuda da herhangi bir ç al ş ma yap lmam ş t r. III.ATIK BARAJININ DS İ TARAFINDAN KONTROL Ü NASIL YAPILMI Ş TIR? At k baraj n n yap m s ras nda DS İ taraf n n kontrol eleman o larak ş antiyede g ö revlendirilen ki ş i kimdir? IV.A Ç IK OCAK NEDEN VE NASIL B Ü Y Ü T Ü LMEKTE VE DER İ NLE Ş T İ R İ LMEKTED İ R? İ ş letmedeki a ç k ocak neden projesindekinden farkl olarak derinle ş tirilmekte ve plandaki boyutlar b ü y ü t ü lmektedir? Bu oca ğ n ş ev e ğimleri hangi basamak ve toplu e ğimleri ile projelendirilmi ş ti ve ş imdiki ger ç ek e ğimler ne mertebededir? Bunlar n sahada do ğrudan ö l çü lmesi ve saptanmas gerekmektedir. A ç k Ocak daha ç ok bat ya do ğru geni ş letilmektedir. Oca ğ n halihaz r, son durumuna ili ş k in haritas a ç klanmal d r. Bu y ö ndeki geni ş leme sonucunda, bu derin kaz n n at k baraj g ö vdesi ö n ü nde yap lmakta olan y ü ksek dolgunun hemen eteklerine yakla ş m ş t r. Ş ev durayl l ğ de ğerlendirmeleri hemen biti ş ikteki bu ek y ü k (s ü r ş arj) g ö z ö n ü ne al na rak yeniden yap lm ş m d r? Bu sak ncay do ğuran tehlike ya ş anacak olursa ortaya ç kacak olan yaln zca bir ş ev kaymas niteli ği ta ş mayacak; bu, at k baraj n n da g öç mesi ve belki de a ç k oca ğ n, a ğ r metal ve siyan ü r kompleksleri ile y ü kl ü ç amur ile dolm as na neden olabilecektir. B ö yle bir s ü re ç insan ya ş am , ekonomik kay plar ve kal c bir ç evre felaketine d ö n üş ebilir. Bu a ç dan, b ü t ü n jeomekanik ve jeoteknik de ğerlendirmeler yap lm ş m d r? Bu de ğerlendirmeleri yapan, ya da belki yaln zca imzalar al nan m ü hendisler, do ğabilecek sorunlar n sorumlulu ğunun yaln zca kendi omuzlar na y ü klenebilece ği konusundan yeterince uyar lm ş lar m d r? Bu sorumlulu ğ u yabanc uyruklu m ü hendisler y ü klendi ise, bu alanda ü lkemizde ç al ş ma izinleri (kay tlar m za g ö re bu nun gerektirdi ği TMMOB ge ç ici ü yeli ği ko ş ullar sa ğlanmam ş t r) al nm ş m d r? Durum b ö yle ise ve bu gerekler yerine getirilmedi ise, i ş letme projesinin de ği ş tirilmesi, a ç k oca ğ n b ü y ü t ü l ü p yayg nla ş t r l p at k baraj n n mansab na do ğru ilerletilmesi, vb i ş letme projesi de ği ş iklikleri Maden İ ş leri Genel M ü d ü rl ü ğü ne (M İ GM) bildirilmi ş midir? Onay al nm ş m d r? Buna onay verilmi ş ise yukar da s ö z ü edilen gerekliliklerin yerine getirildi ği saptanm ş m d r? İ ş letmedeki geli ş meler, d ü zenli ve belki de s kla ş t r lmay gerektiren bi ç imde denetlenmekte midir? Denetim raporlar a ç klanmal d r.81 Bu konuda yasad ş i ş lemler hala s ü rmektedir. V.A Ç IK OCA Ğ IN OVACIK K Ö Y Ü YANINDAK İ G Ü VENL İ K BANDI KORUNACAK MIDIR? A ç k ocak i ş letmesi geni ş letilip derinle ş tirildi ğinden oca ğ n g ü ney kenar nda Ovac k K ö y ü ’ ne kom ş u g ü venlik band n n da kaz ld ğ ve ç itlerin, k ö y ü n baz evleri sat n al narak, g ü neye ö telenmesinin gerekti ği bildirilmektedir. Bu yap lacak m d r? Bunun i ç in M İ GM ’ ne gerekli ba ş vuru yap lm ş m d r? Bu yap lacak ise, ger ç ekle ş tirilene kadar, dikle ş tirilmi ş bulunan ocak ş evlerinde ortaya ç kabilecek bir yenilme, kayma durumunda Ovac k K ö y ü ’ ndeki yerle ş im tehlike alt na girmeyecek midir? VI.ATIK BARAJI, PASALARLA A Ş IRI Y Ü KSELT İ LMEKTE M İ D İ R? At k Baraj n n seddesi, projelendirildi ği kotlar n ü zerine y ü kseltilmi ş g ö r ü nmektedir. At k Baraj seddesi ayr ca mansap taraf na do ğru da ö ng ö r ü ld ü ğü nden daha fazla geni ş letilmi ş g ö r ü n ü yor. Bunlar do ğru mudur? Baraj seddesinin halihaz r durumuna ili ş kin bir harita a ç klanmal d r. Bunun tahkiki i ç in saha ö l çü lerine izin verilmelidir. Bu g ö zlem yan lt c de ğil ve bir ger ç e ği yans t yor ise, bunun iki nedene ba ğl olabilece ği anla ş lmaktad r. İ lki, baraj hacminin yetersiz kalmas nedeni ile b ü y ü t ü lmek istenmesi. Bu a ş a ğ da ayr ca sorgulanacakt r. İ kinci neden, a ç k oca ğ n b ü y ü t ü lmesi sonucunda pasa olarak depolanmas gereken kaya hacminin ç ok b ü y ü mesi ve buna bir yer bulunmas n n istenmesidir. Bilindi ği gibi daha ö nce i ş letme i ç in bir pasa d ö k ü m alan d üşü n ü lmemi ş tir. Çü nk ü , ç kart laca ğ ö ng ö r ü len pasa, at k baraj n n g ü venli ği artt r lacak gerek ç esi ile seddenin ö n ü ne y ğ lacak ve seddenin y ü kseltilmesinde t ü ketilecek idi. Oysa ş imdi geni ş letilen ve derinle ş tirilen a ç k ocaktan, ö nceden ö ng ö r ü lenin ç ok ü zerinde hacim de yan kayan n s ö k ü l ü p bir yerlerde ve denetim alt nda depolanmas gerekmektedir. Buna bulunan g ü ndelik bir çö z ü m ü n, yine at k baraj seddesinin y ü klenmesinin oldu ğu g ö r ü l ü yor. Seddenin akstan mansap taraf na her bir metre ilerlemesi durumunda ü zerine yerl e ş tirildi ği zemin kesitindeki al ü vyonun zemin kesitinin kal nl ğ da h zla art yor. Bu nedenle, bu y ü k ü n g ü venle ta ş t labilip ta ş t lamayaca ğ irdelenmi ş midir? Bunun sonu ç lar ve bu y ü klemenin nereye kadar s ü rd ü r ü lece ği a ç klanmal d r. At k baraj n n g ü venli ği bu uygulama ile tehdit alt na girmekte de ğil midir? VII.ATIK BARAJI NEDEN HIZLA DOLMAKTADIR? At k baraj n n 1.600.000 m3 ’ l ü k hacminin ö ng ö r ü ld ü ğü gibi 8 y lda de ğil; geride kalan en ç ok 2-2,5 y l i ç inde doldu ğu ileri s ü r ü lmektedir. D ş ar dan g ö r ü n üşü de bunun hakl olabilece ği y ö n ü ndedir. 1.500.000 ton kadar at ğ n barajda depoland ğ s ö ylenmektedir. Bunun nedeni, ü retimin s ö ylenenin 82 epeyce ü zerinde olu ş u olabilir. Bu sav do ğru ise i ş letmenin ö n ü m ü zdeki d ö nemlerinde at ğ n nas l ve nerede depolanaca ğ sorunu ortaya gelmektedir. Bir ba ş ka soru da, bu kadar at ğ n, ne kadar cevher i ş lenerek ve elbette ne kadar alt n ü retilerek elde edildi ğidir. İ ş letme Ç evre Bakanl ğ’ na verdi ği Taahh ü tnamelerde at klar n at k havuzu i ç indeki da ğ l m ve d ü ze yinin ö l çü lece ği ve bunun y ll k olarak; at k baraj na at lan at k miktar n n da 6 ayda bir, İ zleme- Denetleme Kurulu ’ na bildirilece ğini y ü k ü mlenmi ş tir. Barajda bug ü ne de ğin ne kadar at k depolanm ş t r? Baraj ö ng ö r ü lenden ö nce dolacaksa gelecek i ç in nas l bir çö z ü m d üş ü n ü lmektedir? Baraj y ü kseltilmekte ya da y ü kseltilecek midir? Bunun projesi haz rlanm ş , izni al nm ş ve Ç ED ’ i yap lm ş m d r? Durayl l k, g ü venlik de ğerlendirmeleri yap lm ş m d r? Baraj n son durumu a ç klanmal ve do ğrulu ğu tarafs z b ir kurul taraf ndan yap lacak ö l çü lerle saptanmal d r. VII.ATIK BARAJI, TEHL İ KEL İ ATIKLAR Y Ö NETMEL İĞ İ ’ NE UYGUN MUDUR? Firma Tehlikeli At klar n Kontrolu Y ö netmeli ği ’ ne g ö re 16 Ş ubat 1996 tarihinde Ç evre Bakanl ğ na ba ş vurmu ş tur. Bu ba ş vuru ile at klar n s v b ö l ü m ü nde At k Ar tma Tesisi ç k ş nda bulunabilece ği de ği ş ik de ğerlerin ve deri ş imlerin s n rlar taahh ü t edilmi ş tir. 27.08.1995 tarih ve 22387 say l Resmi Gazete ’ de yay nlanm ş olan bu Y ö netmeli ğe g ö re Ovac k ’ taki at k baraj “A-BERTARAF(GER İ KAZA NIM YOK”, “D1. Topra ğ n alt nda veya ü st ü nde depolama (arazide depolama, vb)” kategorisine girmektedir. Y ö netmeli ğin 27. Madde ’ sinde “ Depo tesislerinin en yak n meskun b ö lgeye mesafesi 3000 metreden az olamaz.” denmekte iken Ovac k ’ taki at k baraj Ovac k K ö y ü ne en ç ok 150 metre uzakl kta; Ç amk ö y ve Narl ca k ö ylerine de 3000 metreden yak ndad r. Y ö netmeli ğin eklerinden EK-14A ’ ya g ö re Depo taban s zd rmazl k sistemi alttan ü ste, zemin; ü zerinde 30 ’ ar cm ’ lik toplam 90 cm kal nl kl 3 kil tabakas (0,90 m mi neral s zd rmazl k tabakas , k<1x10-9 m/s) ; ü zerinde 0,25 cm HDPE tabaka; ü zerinde 0,10 m koruma tabakas ; ü zerinde 0,30 m drenaj tabakas (k>1x10-4 m/s); ü zerinde 0,25 cm HDPE tabakas ; ü zerinde 0,10 m koruma tabakas ; ü zerinde 0,30 m drenaj tabakas (k>1 x10-4 m/s); ü zerinde 0,15 m kum tabakas ; ü zerinde at k ’ tan olu ş an bir sistemin olu ş turulmas istenmektedir. Oysa uygulamada Baraj n g ö l taraf ndaki i ç y ü zeyi, 50 cm kal nl ğ nda kil tabakas , ü zerinde 1,5 mm kal nl ğ nda y ü ksek yo ğunluklu polietilen (HDP E) geomembran yayg , ü zerinde yine 20 cm kal nl kl kil tabakas ve en ü stte 20 cm kal nl ğ nda ç ak ll filtre tabakas ile kaplanm ş t r. Bunlar k yasland ğ nda, yap lan baraj n d ü nyadaki en iyi ö rnek oldu ğu s ö ylenmesi bir yana, Y ö netmeli ğin gereklerinin de yerine getirilmedi ği g ö r ü lmektedir. Bu nedenle olsa gerek, Firman n at k baraj n , bir Maden At klar Y ö netmeli ği tasla ğ haz rlay p yay nlanmas i ç in Bakanl k nezdinde giri ş imlerde bulunduklar ve Tehlikeli At klar Y ö netmeli ği yerine bunun uygulanmas n bekledikleri duyulmaktad r. Tehlikeli At klar Y ö netmeli ği ’ ne uygun olmayan; ancak, bu Y ö netmeli ğe g ö re Taahh ü tname 83 d ü zenlenip ba ş vuruda bulunulan Ovac k At k Baraj’ na bir izin verilmi ş midir? Verilmi ş ise Y ö netmeli ğe uygun olmay ş nas l kabul edilmi ş tir? Y ö netmeli ğe uygun hale getirilmesi i ç in ne gibi bir yapt r m uygulanacakt r? Depo tesisinin Y ö netmeli ğe uydurulmamas durumunda tesis kapat lacak m d r? Ç izelge 8.2:O vac k at k baraj y ö netmelik ve uygulama kar ş la ş t rmas Y ö netmeli ğe g ö re Ovac k'ta uygulanan At k At k 0,15 m kum tabakas Yok 0,30 m drenaj tabakas (k>1x10 -4 m/s) 0,20 m kal nl ğ nda ç ak ll filtre tabakas 0,10 m koruma tabakas 0,20 m kal nl kl kil tabakas 0,25 cm HDPE tabakas Yok 0,30 m drenaj tabakas (k>1x10 -4 m/s) Yok 0,10 m koruma tabakas Yok 0,25 cm HDPE tabaka 0,15 cm HDPE tabaka 30 ’ ar cm ’ lik toplam 90 cm kal nl kl 3 kil tabakas (0,90 m mineral s zd rmazl k tabakas , k<1x10 -9 m/s) 50 cm kal nl ğ nda kil tabakas Zemin Zemin IX.ATIK Ç AMURUNUN ZA MAN ZAMAN BARAJ G Ö VDES İ NE D Ö K Ü LD Ü Ğ Ü DO Ğ RU MUDUR? Verilen bir bilgiye g ö re ge ç mi ş te zaman zaman at k baraj ndaki ç amurun bir b ö l ü m ü n ü n, gizlice mansap taraf nda pasa depolanarak y ü kseltilen sedde g ö vdesine yedirildi ği y ö n ü ndedir. B ö yle bir uygulama yap l m ş m d r? Bunun ortaya ç kar lmas gerekir. Tarafs z kurulu ş lar n bu soruyu ara ş t ran bir inceleme yapmas gerekir. Bu ç abada baraj g ö vdesinde 84 yap lacak sondajlarla ö rnek al nmas , ç al ş anlar aras nda bir soru ş turma vb yollar kullan labilir. X.F İ RMANIN ANAL İ Z SONU Ç LARINI G İ ZLED İĞİ , Ç ARPITTI Ğ I DO Ğ RU MUDUR? Ge ç ti ğimiz y l sonunda Firman n taahh ü t etti ği ü zere d ö nemsel olarak yapt rd ğ kimyasal analiz sonu ç lar n İ dareye tahrif ederek bildirdi ği ileri s ü r ü lm üş t ü . Analiz raporlar n n ö rnekleri bas na g ö nde rilmi ş ve bunlar n ger ç ek olduklar bas n n analizi yapan laboratuarda do ğrulatmas ile ortaya ç km ş t . Yine bu ara ş t rma s ras nda, Firman n ayn d ö nem i ç in İ dare ’ ye bildirmi ş oldu ğu de ğerlerin bunlardan olduk ç a farkl oldu ğu da ortaya ç km ş t . Buna g ö r e, Ç izelge 8.3 :Ovac k At k Baraj Suyunda Toplam Siyan ü r De ğerleri Ovac k At k Baraj Suyunda Toplam Siyan ü r De ğerleri G ü n Ö l çü len Bildirilen 15-07-2002 12,6 0,31 02-08-2002 1,94 0,68 04-08-2002 1,2 0,44 05-08-2002 1 0,36 06-08-2002 2 0,12 07-0 8-2002 1,88 0,55 Firma, 16.02.1996 tarihli Taahh ü tnamesi ile at k baraj ndaki kolay ayr lan ve u ç ucu siyan ü r miktar n n <0,01 ppm olaca ğ n taahh ü t etmi ş ; Ç evre Bakanl ğ’ na verdi ği 18 Ekim 1994 tarihli Taahh ü tname ile “Bu de ğerler a ş ld ğ nda bir defa ya mahsus olmak ü zere İ zleme-Denetleme Komisyonu ’ nun belirleyece ği bir s ü re tan nacakt r. Bu s ü re i ç inde istenilen limitler sa ğlanamazsa tesis durdurulacakt r. Siyan ü r i ç in bu s ü re 24 saattir.” ko ş ullar kabul edilmi ş ; Aral k 2000 tarihli Ek Taahh ü tname ’ de de bu taahh ü t yinelenmi ş ti. Yukar daki veriler bu s ü renin haftalarca s ü rd ü ğü n ü ; ancak, de ğerler tahrif edilerek bildirildi ği ve İ zleme-Denetleme Kurulu ’ nun, ö rneklemeleri kendisi yapmay ş nedeniyle bilgilenemedi ği i ç in bir ö nlem al namad ğ n g ö stermi ş ti r. Firman n Aral k 2000 ’ de verdi ği Ek Taahh ü tname ’ nin ekindeki G ö zlem Kuyular su analiz sonu ç lar nda bile, b rak n at k baraj suyunu, yeralt suyunda bile at k baraj suyu i ç in taahh ü t edilen limitlerinin Arsenik ’ te uzun d ö nemler i ç in, Kur ş un ’ da s k s k, Bak r ’ da zaman zaman, Nikel ’ de birka ç kez ve Ç inko ’ da s k s k limitlerin a ş ld ğ g ö r ü lmektedir. At k su analiz rapor sonu ç lar n n İ dare ’ ye tahrif edilerek bildirilmesi ü zerine bir soru ş turma a ç lm ş m d r? A ç lm ş ise, sonu ç lar ne olmu ş tur? Taahh ü tleri ni yerine getirmeyen i ş l etmeye neden g ö z yumulmaktad r? Ç evre Bakanl ğ kendisine sunulan bilgilere, ortaya ç kan ger ç eklere neden duyars z kalmaktad r? Firman n Ç evre Bakanl ğ’ na vermi ş oldu ğu taahh ü tnameye g ö re neden i ş letme kapat lmam ş t r? İ zleme-D enetleme Kurulu neyi denetlemektedir?85 B ü t ü n bu veriler kar ş s nda denetleme ve kapatma g ö revini yerine getirmeyen kamu g ö revlileri y ü klendikleri sorumlulu ğun fark nda de ğilmidir? İ zleme Kurulu bir yandan analiz raporlar n n as llar ile ayl k bildirimler aras ndaki ç arp tmaya ili ş kin belgeleri ve bir yandan da hipoklorit ile ilgili her t ü rl ü kayd , Maliye ’ nin de yard m al narak sa ğlay c n n kay tlar ile de ç apraz bir denetim uygulayarak, zaman ge ç irmeksizin elde edip bu savlar n ge ç erlili ğini ara ş t rmal d r. XI.ATIK BARAJINA, DENET İ MLER Ö NCES İ NDE TANKERLE H İ POKLOR İ T D Ö K Ü LMEKTE M İ D İ R? At k baraj y ö netimine ili ş kin bir ba ş ka sav da, İ zleme-Denetleme Kurulu ’ nun ziyaretlerini ö nceleyen gecelerde at k baraj na tanker ile hipoklorit bo ş alt lmas d r. Bunun n edeni ancak, at k baraj n n s v faz nda artm ş olmas olas toplam ve WAD siyan ü r deri ş imini h zla çö zmek ve d üşü rmek olabilir. Bu sava ku ş ku ile bak lamamaktad r. Çü nk ü , ö nceki maddede verilen bilgiler, 2002 yaz ve g ü z aylar na ili ş kin baz at k su ana liz sonu ç lar n İ dareye tahrif ederek bildirdi ği ortaya ç km ş t . Oysa, “Klor ü r ü n bulundu ğu ortamda çö km üş arsen bile ş iklerinin çö z ü n ü rl ü kleri y ü zlerce kere artar. Arsen bile ş ikleri suda çö z ü n ü r. Daha da k ö t ü s ü arsen klor ü r bile ş ikleri 0°C s cakl kta bile buharla ş p barajdan kilometrelerce uzaklara ta ş nabilir. Arsenin kronik etkileri aras nda cilt kanseri, duyu bozuklu ğu, refleks kayb ve depresyon, kans zl k, kalp yetmezli ği, kan kanseri, lenf sistemi kanseri, karaci ğer t ü m ö r ü , sakat do ğumlar, erken do ğu mlar, akci ğer kanseri, b ö brek yetmezli ği, ü remi,vb sa ğl k sorunlar say lmaktad r. Hipoklorit uyguland k ç a arseni ğin ö nemli bir b ö l ü m ü n ü n atmosfere ge ç mi ş olmas y ü ksek olas l d r.” B ö yle bir uygulama yap lm ş m d r? Denetimler s ras nda İ zleme-Denetleme Kurulu, hipoklorit kimyasal n n depo, stok ve sarf kay tlar n , irsaliyelerini ve faturalar n g ö zden ge ç irmekte midir? Ç evre bakanl ğ ve M İ GM denetimlerinde bu hususlara dikkat edilmekte midir? Bu konuda, Firma ’ n n elindeki belgeler a ç klanmal , bu y ö nde bir denetim ba ş lat lmal d r. XII.OCAKTAN Ç IKAN PASA NASIL OLUP TA, KARAYOLLARINDA ALT TEMEL GEREC İ OLARAK KULLANILMAKTADIR? Sahada bug ü n, hi ç bir soru ş turmay gerektirmeyecek ve herkesin g ö z ü n ü n ö n ü nde s ü rd ü r ü len bir uygulama g ö zlemlenebilmektedir . A ç k ocaktan ç kar lan pasa, at k baraj seddesinin ö n ü ne y ğ ld ktan sonra Karayollar Genel M ü d ü rl ü ğü ’ n ü n kendisi ya da y ü klenicileri taraf ndan ve ç o ğu yat r mc ba ş ka kamu kurumlar ndan kiralanm ş i ş makineleri ile y ü klenmekte ve ta ş narak ç evrede ya p lmakta olan yol geni ş letme ç al ş malar nda alt temel gereci olarak kullan lmaktad r. Bu ş ekilde Alt nova-Bergama Kav ş a ğ aras , Bergama Kav ş a ğ -K n k aras ve Bergama Kav ş a ğ -Alia ğa aras nda hep bu gerecin kullan ld ğ belirtilmektedir. Hen ü z kaplanmam ş olan bir kesimde incelenen gere ç a ç k ç a Ovac k ’ ta kaz lan lavlardan s ö k ü lm üş par ç alard r.86 Bunlar n olduk ç a taze, ayr ş mam ş ö rnekleri ile kar ş la ş labildi ği gibi; ileri derecede altere olmu ş , hamuru ve feldspatlar kille ş mi ş , eklemleri oksitlerle s vanm ş ö rnekleri de g ö r ü lebilmi ş tir. Bu kayalar n ç o ğunun oksitlenme zonundan ç kar lm ş olduklar a ç k olmakla birlikte kaz derinliklerindeki art ş g ö z ö n ü ne al narak ekonomik olmayan s ü lf ü rl ü cevher minerallerince zengin zonlardan ç kar lm ş olabilecek olanlar n da ayn bi ç imde geni ş bir ç evreye yay ld klar g ö r ü lmektedir. Kapsam ve ü slubu ç ok tart ş l p ele ş tirilmi ş olan T Ü B İ TAK Raporu ’ nda bile, Prof Yaz c gil ’ in ba ğ ms z ek raporunda dile getirdi ği asit maden drenaj olas l ğ konusundaki ku ş kular ger ç eklik ta ş r ise ya da i ş letme i ç in MAPTEK Firmas n n 1999 y l nda yapt ğ bir ç al ş mada i ş letmede n ç kacak 832.000 m3 kayan n asit maden drenaj ü retme gizili ta ş d ğ do ğru ise, onlarca kilometrelik bir alanda oksijen ve su ile etkile ş me olana ğ kazanan bu yayg geni ş bir alanda asit maden drenaj spotlar olu ş turma sak ncas ta ş maktad r. Bu durum ç evredeki tar msal ü retime geri d ö n ü lemez zararlar verebilir. KGM bir projesinde, ç evreye verebilece ğ i zararlar nedeni ile Y ü ksek Yarg taraf ndan izinleri iptal edilmi ş ; buna yap lan her t ü rl ü itiraz n yine yarg taraf ndan red edildi ği; bu iptali uygulam ayan y ö neticilerin tazminata mahkum edilmi ş oldu ğu ve bunun temyizde de onand ğ bir projenin, ü stelik i ş letmeden yana ç kard ğ sonu ç lar a ğ r ele ş tiriler g ö ren T Ü B İ TAK Raporunda bile, i ş letmede denetimsiz depolanmas riskli g ö r ü len at klar n nas l olup ta yol alt temel gereci olarak 100 km kadar uzunluklu bir ku ş akta hem de sulamada kullan lan akiferleri bar nd ran al ü vyon ortam n n ü zerine yaymaktad r? Bu uygulama hemen durdurulmal d r. XII.G Ö ZLEM KUYULARI ASKIDA KALMI Ş MIDIR? At k baraj ndan yeralt suyuna olas s zmalar saptamak ü zere a ç lm ş bulunan 6 adet g ö zlem kuyusundan d ü zenli olarak su ö rne ği al narak k imyasal analizleri yap lmakta m d r.? Bu uygulama halen s ü rd ü r ü lmekte midir? En son ne zaman ö rnek al nm ş ve analiz ettirilmi ş tir? Ö rnek lerde hangi iyonlar analiz edilmektedir? Maj ö r elementler de analiz edilerek ö rneklerin hep ayn kaynaklar temsil etti ği s nan p, ba ş ka yerlerde su ö rne ği al nd ğ yolundaki s ö ylentilerin ö n ü ne ge ç ilemez mi? Bu sorulardan daha ö nemlisi, ş imdilerde bu k uyulardan su ç ekilebilmekte midir? Çü nk ü bu kuyular 80-100 m aras nda de ğ i ş en derinlikli iken, bunlar n hemen yak n na eri ş mi ş olan a ç k oca ğ n taban n n da bunun alt na indi ği belirtilmektedir. Ovadaki kuyularda bile su d ü zeylerinin kayda de ğer miktarl arda d üş t ü ğü g ö zlenmi ş iken bu g ö zlem kuyular n n ask da kalm ş olmalar ; art k i ç lerinden su ç ekilememekte olmas ç ok olas d r. Bu y ö nde srarl savlarla kar ş la ş lmaktad r. Bu kuyularda su var m d r? Su ö rne ği al nabilmekte midir? DS İ ’ nin bu kuyularda d üşü m ve giri ş im testlerinin yap lmas n istedi ği do ğru mudur? Bu yap lm ş m d r?87 XIV. İ Ş LETME DI Ş INA SU SALINIYOR MU? Ge ç ti ğimiz k ş ba ş ndan bu yana, baz geceler ocaktan ya da barajdan d ş ar ya su sal nd ğ y ö n ü nde haberler gelmektedir. Ş imdi, y ö rede bu y ö nde daha yayg n bir inan ç olu ş mu ş oldu ğu dikkati ç ekmektedir. Tesisten d ş ar ya su at lmakta m d r? Bunu gerektirecek bir durumun oldu ğu a ç kt r. Kapal ocak olduk ç a derine ula ş m ş t r. T Ü B İ TAK Raporunun ekindeki ba ğ ms z raporunda Prof Yaz c gil de , derleyip de ğerlendirdi ği verilere g ö re a ç k ya da kapal , ocak derinle ş tik ç e ç ekilmesi gereken su miktar n n ç ok b ü y ü k de ğerlere ula ş mas n ö ng ö rmekte idi. Ş imdi a ç k i ş letmeden iki b ü y ü k pompa ile su bas ld ğ bildirilmektedir. At k baraj n n ise buna h az rl kl boyutland r lmad ğ bilinmektedir. Bu durumda, ocaktan ç ekilmekte olan (ki bunun s ü rekli olmas gerekir) suyun ne yap ld ğ ö nem ta ş maktad r. Firman n Ç evre Bakanl ğ’ na vermi ş oldu ğu Aral k 2000 tarihli Ek Taahh ü tname ’ de “i ş letme safhas nda ye ralt na su gelirinin artmas halinde : a) Su miktar tesiste kullan lacak kadar ise, bu su at k havuzuna bas lacak ve tesiste kullan lacakt r. b) Su miktar tesiste kullan lacak miktar n ü zerinde ise, b-1) Su, ilgili mevzuat h ü k ü mlerine g ö re temiz ise, ga leri yan ndaki toplama havuzuna bas lacak ve dinlendirildikten sonra kuru Mardal deresine b rak lacak, b-2) İ lgili mevzuat h ü k ü mlerine g ö re, su, bu h ü k ü mleri a ş an miktarda a ğ r metal i ç eriyorsa, toplama havuzunda toplanacak ve haz rlanan ğroje gere ğince ar t ld ktan sonra Ma rdal deresine b rak lacakt r.” denmektedir. 1994 Taahh ü tnamesinde yer almayan bu h ü k ü m ç ekilecek suyun at lmas n n sorun yaratabilece ğinin zaman i ç inde alg land ğ ve buna çö z ü mler arand ğ n g ö stermektedir. G ö r ü len o ki, i ş letme bu konu da s f r de ş arj kampanyas n bir yana b rakm ş t r. A ç k ve kapal ocaktan ç ekilen suyun debi kay tlar tutulmakta m d r? Yoksa, hi ç de ğ ilse pompa ö zellikleri ve kullan lan enerji miktar n n zamana da ğ l m a ç klanmal d r. Ocaklardan bug ü ne de ğin ne ka dar yeralt suyu ç ekilmi ş tir? İ ç inde bulunulan g ü nlerde g ü nl ü k ne kadar su ç ekilmektedir? Bu su nereye bo ş alt lmaktad r? İ ş letmeden d ş ar ya hi ç su bo ş alt lm ş m d r? Bu suyun a ğ r metal i ç eri ği izlenmekte ve rapor edilmekte midir? XV.Y Ö REDE YERALTI SU D Ü ZEYLER İ D ÜŞÜ YOR MU? Prof Yaz c gil, haz rlad ğ T Ü B İ TAK Raporunun ekindeki ba ğ ms z raporunda ö nce a ç k ve sonra kapal i ş letmede, i ş letme kotu al ç ald k ç a zorunlu olarak ç ekilecek yeralt suyundan ö t ü r ü y ö redeki yeralt suyu akiferinde, su d ü zeyinin d üş ece ğini ö ng ö rmekte idi. Ş imdi, ö nce kapal i ş letmenin s ü rd ü r ü ld ü ğü d ö nemde; sonra da, a ç k oca ğ n b ü y ü t ü lmesi ve derinle ş tirilmesi ilerledik ç e yeralt ndan ç ekilen sudan ö t ü r ü y ö redeki su d ü zeylerinin d üş meye ba ş lad ğ anla ş lmaktad r. Bu kapsamda, Ovac k K ö y ü ’ n ü n ö n ü ndeki ovada sulama amac ile kullan lmakta olan kuyularda su 88 d ü zeylerinin d üş mekte ve bu da ç ekilebilen su miktar n azaltt ğ i ç in, pompalar n s ö k ü l ü p daha derine yerle ş tirilmekte ve gereken suyun (ge ç ici olarak) ancak bu ş ekilde sa ğlanabilm ekte oldu ğu g ö r ü lmektedir. Sahada bir pompa montaj-demontaj ekibinin bu istekleri kar ş lamak ü zere s ü rekli ç al ş t ğ g ö r ü lmektedir. Ovac k K ö y ü ’ ne su sa ğlamak ü zere ç al ş t r lmakta olan, Karayolu ’ nun g ü ney yan ndaki Prina Fabrikas n n arkas nda bulunan 1 n o.lu kuyudaki statik su d ü zeyinin 13,80 m oldu ğu ö l çü lm üş t ü r. Bu kuyunun bulundu ğu kesimdeki y ü kselti yakla ş k 27 m ’ dir. Ge ç mi ş te statik su d ü zeyinin 6-8 m ’ de oldu ğu anla ş lmaktad r. Yaz c gil ’ in verdi ği su tablas haritas nda bu alanda su tablas kotu 19 m ’ dir. Ş imdiki SSD de ğeri olan 14 m g ö z ö n ü ne al nd ğ nda su d ü zeyinin bu alanda 19 m ’ den 13 m kotuna d üş t ü ğü anla ş lmaktad r. Mevsimsel d üş ü m d ö neminin ba ş nda olunmas na kar ş n k üçü msenemeyecek bir alansal d üşü m oldu ğu anla ş lmaktad r. Bu nokta oca ğa yak la ş k 750 m kadar uzakl ktad r. Yeralt suyu ç ekilmesi s ü recinde, d üşü m konisinin yay lmas i ç in uzun bir s ü re ge ç mi ş olmal d r. Ş imdi bunun 750 m uzakl ğa bile eri ş ti ği ve d üş ü mlerin ba ş lad ğ anla ş lmaktad r. Bundan sonra bu y ö redeki kuyularda su d ü zeyle rinin d üşüş ü n ü n h zlanmas beklenmelidir. Kuyu verileri derlenmi ş ve izlenmi ş olsa bundan sonra yeralt suyu d ü zeyinin nas l de ği ş ece ği kolayca ö ng ö r ü lebilirdi. Bu g ü ne kadar i ş letme taraf ndan y ö redeki ç ift ç i ve k ö y kuyular nda hidrolik g ö zlemler yap lm ş m d r? Yap lm ş ise bunlar n sonu ç lar a ç klanmal d r. DS İ ’ nin ç evredeki kuyularda kot ve koordinat ö l çü m ü yap larak akifer e ş su d ü zeyi haritas n haz rlanmas n istedi ği do ğru mudur? Bu yap lm ş m d r? Firma bunu yapmad ise, DS İ taraf ndan b ö yle bir uygulama yap lm ş m d r? Ocak i ş letmesinde su ç ekimleri ile su d ü zeyleri 100 m ’ den ç ok daha fazla d üşü r ü lece ğine g ö re, DS İ ’ den bu yeralt suyu ç ekimi i ç in izin al nm ş m d r? Al nmam ş ise DS İ bu ç ekime nas l izin vermektedir? B ö yle bir izin verilmi ş se, DS İ ç evredeki yeralt suyu akiferinin korunmas i ç in ne gibi ö nlemler al nmas n zorunlu tutmu ş tur? B ö yle bir zorunluluk getirilmedi ise bunun sorumlusu kimdir? Bunun i ç in bir kovu ş turma yap lm ş m d r? Zorunluluklar getirildi ise bunlar n uygula n p uygulanmad ğ izlenmekte midir? K ö y kuyular nda su d ü zeyleri d üş t ü ğü ne g ö re akiferdeki t ü kenmeye kar ş gereken ö nlemlerin al nmam ş olmas ndan ö t ü r ü Firmaya bir yapt r m uygulanm ş m d r? XVI.YERALTI SUYUNUN A Ğ IR METALLERLE K İ RLENMES İ OLASILI Ğ I İ ZLE NMEKTE M İ D İ R? İ ş letmede b ü y ü k hacimlerde kaya kaz s yap lmakta; bunun cevherli b ö l ü m ü ö ğü t ü l ü p kimyasal i ş lemlerle alt n ve g ü m üş ayr ld ktan sonra kalan at k barajda depolanmakta; b ü y ü k b ö l ü m ü de pasa olarak arazide depolanmaktad r. Bunlar do ğadaki dura yl durumlar ndan ayr lmakta ve atmosferik 89 etkenler alt nda de ği ş ik minerallerin çö z ü lmesi ve yeralt suyuna ge ç mesi olana ğ artmaktad r. Bu durum s ü rekli yeralt suyu ç ekilmekte olan ocaklardaki yan kayalar i ç in de ge ç erlidir. Bu ko ş ullarda Firma m ü hendisle rinin yay nlar nda oranlar verilmekte olan a ğ r metallerin yeralt suyundaki deri ş imlerinin y ü kselmesi olas d r. T Ü B İ TAK Raporunda Prof Yaz c gil derledi ği verilere dayanarak y ö redeki yeralt suyunun y l n belli d ö nemlerinde baz a ğ r metaller a ç s ndan i ç m e suyunda izin verilen s n rlar n ü zerine ç kt ğ n g ö stermi ş tir. DS İ ’ nin 5 g ö zlem kuyusunu yetersiz ve yerlerini temsil edici bulmayarak 12 g ö zlem kuyusunun daha a ç lmas n istedi ği ve bunun yerine getirilmedi ği, do ğru mudur? B ö yle bir ortamda, bir de s ö z ü edilen i ş letmenin getirdi ği ek ko ş ullar alt nda ç evre k ö ylerinde i ç me ve evsel kullan m gereksinimlerini kar ş lamak ü zere kullan lmakta olan sondaj kuyular ndan ç ekilen suyun kapsad ğ , ö zellikle kanser yap c oldu ğu bilinen ve i ç me suyunda belli s n rlar n ü zerinde bulunmas na izin verilmeyen a ğ r metallerin izlenmesi gerekmez mi? DS İ ’ nin bunu istemi ş olmas na kar ş bu iste ğin yerine getirilmedi ği do ğru mudur? DS İ bu konuda kendisi ayr ca bir izleme yapmakta m d r? DS İ su analizlerinde nitrat n da izlenmesini istemi ş midir? İ stenmi ş ise, bu iste ğe neden uyulmamaktad r? DS İ ’ nin kendi laboratuarlar nda neden analiz yap lmamaktad r? Firma Ç evre Bakanl ğ’ na verdi ği Taahh ü tname ’ de, 5 kilometrelik uzakl k s n rlar i ç inde aktif ç al ş an kuyu, kaynak v e y ü zey sular ndan ayda bir, 5 noktadan ö rnek al p analiz ettirmeyi ve bunu 3 ayda bir İ zleme-Denetleme Kurulu ’ na bildirmeyi y ü k ü mlenmi ş tir. B ö yle bir izleme ç al ş mas yap lmakta m d r? Bu izlemenin sonu ç lar herkesten ö nce y ö rede ya ş ayanlar ilgilendirdi ğine g ö re sonu ç lar neden a ç klanmamaktad r? XVII.NE KADAR ALTIN Ü RET İ LD İ ? ATIK BARAJININ DOLMA ORANINA VE KULLANILAN SODYUM S İ YAN Ü R M İ KTARINA G Ö RE İ Ş LENM İ Ş CEVHER VE Ü RET İ LEN ALTIN M İ KTARI NE KADARDIR? Yukar da ayr bir ba ş l k alt nda verildi ği gibi at k baraj n n kapasitesine eri ş mi ş ya da ç ok yakla ş m ş bir ş ekilde at kla dolmu ş oldu ğu belirtilmektedir. B ö yle ise, baraj n 1.600.000 m3 ’ l ü k hacminin ö ng ö r ü ld ü ğü gibi 8 y lda de ğil; geride kalan en ç ok 2 y l i ç inde doldu ğu ileri s ü r ü lmektedir. D ş ar dan g ö r ü n üşü de bunun hakl olabilece ği y ö n ü ndedir. S ö ylenen 1.500.000 ton kadar at ğ n barajda depoland ğ d r. Bunun nedeni, ü retimin s ö ylenenin epeyce ü zerinde olu ş u olabilir. Maden yata ğ n n ortalama ten ö r ü konusunda ç e ş itli s ö ylemler olmu ş tur. İ ş letmeye g ö re bu, ortalama 10 g/t dolay ndad r. Bunun 40 g/t ’ a kadar ç kt ğ yerlerin oldu ğu kesindir. Baz ki ş iler ortalaman n da hayli y ü ksek oldu ğunu s ö yleseler de, i ş letmenin bildiriminin do ğru oldu ğu kabul edildi ğinde bile 90 bu g ü ne de ğin 15 ton alt n elde edilmi ş olmas gerekir. Ku ş kular hakl ise, bu de ğer 20 ton ya da ü zerinde de olabilir. İ ş letme bug ü ne de ğin ger ç ekte ne kadar alt n ü retip dore olarak yurt d ş na ç karm ş t r? İ ş letmenin bir bro şü r ü nde May s 2001-Aral k 2002 d ö nemi i ç in bildirilen 5,7 ton alt n 7,2 ton g ü m üş ü retilmi ş olmas durumunda bu kadar at k nas l a ç klanabilir? De ğerli metallerin yurt d ş na ç kar lmas nda yaln zca beyan esas al nmakta oldu ğuna g ö re bu miktar, ne kadar beyan edilmi ş tir? İ ş letme neden yurt i ç inde daha ucuza i ş lem yapaca ğ n belirten rafineriler var iken dorelerini Avrupa ’ da rafine ettirmektedir? Dorelerde ne oranda ba ş ka de ğerli metaller bulunmaktad r? Bildirilenler ile ger ç ek de ğerler aras nda bir fark n bulunup bulunmad ğ , bir izleme ve denetim konusu olmamal m d r? Bunu hangi makam yapacakt r? Bunun ara ş t r lmas s ras nda at k baraj ndaki at klar kadar, kullan lm ş olan siyan ü r miktar ndan da yola ç k labilir. Cevherin tonu ba ş na kullan lan sodyum siyan ü r miktar bellidir. İ ş letmeye bu g ü ne de ğin ne kadar siyan ü r getirilmi ş , stokta ne kadar bulunuyor ve ne kadar kullan lm ş oldu ğunun belgeleri bulunuyor olmal d r. İ ş letme Ç evre Bakanl ğ’ na vermi ş oldu ğu Taahh ü tnameler ile “Li ç Ü nitesinde sisteme eklenen siyan ü r miktar n n ton cinsinden tutulan kay tlar ”n n da 6 ayda bir İ zleme-Denetleme Kurulu ’ na verilmesini taahh ü t etmi ş tir. Bunlar k yaslanarak bir de ğerlendirme yap lmas ve bu g ü ne de ğin yakla ş k olarak ne kadar alt n ve ne kadar g ü m üş ç kar lm ş olabilece ği kabaca da olsa ö ng ö r ü lebilir. Bunu kim yapacakt r? XVIII. İ Ş LETMEN İ N BUG Ü NK Ü GER Ç EK REZERV İ NE KADARDIR? İ ş letme alan nda arama ç al ş malar s ü rd ü r ü lmektedir. Halen en az iki sondaj makinesi a ç k oca ğ n bat kenar nda ç al ş maktad r. Newmont ’ un internetteki sayfas nda bu ara ş t rma bulgular na ili ş kin a ş a ğ d aki kesit sergilenmekte ve yata ğ n bat ya ve derine do ğru daha da zenginle ş erek s ü rd ü ğü g ö sterilmektedir. Buna g ö re olduk ç a geni ş bir rezerv b ö l ü m ü 40 g/t dolay nda i ş letme ten ö r ü ne sahip g ö r ü nmektedir. Damar bi ç imindeki cevher yata ğ n n bu ten ö r ü ile kal nl ğ n n da 5-12 m kadar da olu ş u g ö z ö n ü ne al n nca daha ö nce a ç klanm ş ve hep yinelenen 24 alt n rezervinin b ü y ü m üş olmas gerekti ği a ç k ç a ortaya ç kmaktad r. Newmont ’ un web sayfas nda da, Ovac k web sayfas nda da hen ü z bu konuda bir bilgi verilmiyor. Ancak, firman n rezervin geli ş ti ği bu y ö nde arazi sat n alma u ğra ş i ç inde oldu ğu da y ö rede ç ok ç a konu ş ulmaktad r. Bunlar n a ç klanmas i ç in, firmay pek ç ok y ü k ü ml ü l ü kten kurtarmas n umduklar yeni Maden Yasas de ği ş ikliklerinin ger ç ekle ş mesi mi beklenm ektedir? Bu konularda M İ GM ’ ne d ü zenli bilgi verilmekte midir? " 125 Ç izelge 8.1 de Ovac k-Bergama- İ zmir alt n i ş letmesinin ekonomik boyutuyla ilgili firma taraf ndan de ğerler verilmi ş ti. Ş imdi sorularla a ç lan TMMOB Raporunda XVII ve XVIII sorular n verilen tabloyu do ğrulamad ğ g ö z ü kmektedir. Ayr ca yukar daki ç al ş may ö rnek g ö sterip ç al ş may geni ş leten bir belgede ekonomik olarak verilerin do ğru a ç klanmad ğ n ortaya koymaktad r. Yazara g ö re " İ zmir Bergama Ovac k Alt n İ ş letmesi bug ü ne kadar ne mikta rda dore alt n ü retip yurt d ş na i ş lenmek ü zere g ö ndermi ş tir sorusuna verilen yan t ”… bug ü ne kadar yap lm ş olan alt n ü retimi (deneme ü retimi dahil) ve ihracat , ilgili ş irketin İ stanbul Alt n Borsas na yapm ş oldu ğu beyan ç er ç evesinde, yakla ş k 18 ton olmu ş tur.” Ş eklindedir. Dore k ü l ç elerin alt n, g ü m üş ve di ğer k ymetli 91 metalleri i ç erdi ği g ö z ö n ü ne al nd ğ nda ve gram n n de ğer anlam nda k ymetli olmas nedeniyle, bu metalleri i ç eren dorenin ü reti ve sat ş miktar ni ç in 2 inci soruda verildi ği gibi ne t de ğerlerle verilmeyip yakla ş k de ğer verilmektedir? Oysa 2003 y l nda b ö lgede yap lan incelemede 1 600 000 ton kapasiteli at k baraj n n doldu ğu ? g ö zlemlenmi ş . Bu rakam ten ö r ile ç arp ld ğ nda (10-40 gr/ton) i ş letilen alt n miktar n n en az 16 ton ortalam a 30 ton oldu ğu dolay nda oldu ğu belirlenebilir. Nitekim o d ö nemde yapt ğ m z ç al ş ma ö ncesi firma 6 ton alt n ü retti ğini gazetelerede duyururken, a ç klamam z sonras rakam 12 ton olarak yans t lm ş t r. Buda rakamlar n sakland ğ n n bir ö rne ğidir. De ğerli metallerin yurtd ş na ç kar lmas nda yaln zca beyan esas ş art oldu ğuna g ö re, alt n, ? g ü m üş , platin ve di ğer k ymetli metaller hangi miktarlarda beyan edilmi ş tir sorusuna verilen yan t kesinlikle ş irketin ü retmi ş oldu ğu dore i ç indeki alt n, g ü m üş ve platin gibi k ymetli metallerin miktar baz ndaki rakamlar de ğildir.Yan tta: “ Alt n i ç in; 8.950 kg 41.322 ABD Dolar de ğerinde ihracat yap ld ğ tespit edilmi ş tir.” “… g ü m üş i ç in; 1.120 kg net a ğ rl kta ve 87.579,45 ABD Dolar de ğerinde ihracat yap ld ğ anla ş lm ş t r.” denilmektedir. Oysa s ö z konusu ş irketin yay nlar ndan birinde ( Ö n Yarg lar ve Ovac k Alt n Madeni Ger ç e ği) “ Ovac k Alt n Madeni ’ nde ü retime ge ç ildi ği 19.05.2001 tarihinden 31.07.2003 tarihine kadar 8.934,52 kg. alt n ve 10.519,39 kg . g ü m üş i ç eren toplam 19.655 kg. k ü l ç e dore ü retilmi ş tir.” denilmektedir. Yine ayn ş irket gazetelere verdi ği reklamlarda “ Ovac kta ü retti ğimiz 10 ton alt n ihra ç ederek 100 milyon dolar T ü rkiye ’ ye getirdik. ” diyerek farkl bir rakam kamuoyuna deklere etmektedir. K s aca s ö ylemek gerekirse, en yetkili kurumlar da dahil olmak ü zere Newmont Normandy Madencilik A. Ş . ’ nin ne kadar alt n ü retip, yurtd ş na ne kadar alt n ç kard ğ net olarak bilinmemektedir." ( Ö ng ü r) 126 Madencilik Newmont Normandy Madencilik A. Ş . ’ nin zaman nda ü retilen dore metaller T ü rkiye ’ de ü retilen doreyi rafine edebilecek tesisler mevcuttur ve bu tesisler rafine i ş lemi i ç in ş irkete teklif vermi ş 127 olmalar na ra ğmen tamam yurtd ş na ç kar lm ş t r. Bu de ğerlendirmeler yap l rken y llard r bu sorular n yan t gelmezken, Ovac k-Bergama- İ zmir alt n sahas nda yasad ş i ş letme varl ğ n geni ş leterek s ü rd ü rmektedir. Yak n b ö lgelerde tespit etti ği alt n yataklar n n ovac k i ş letmesinde siyan ü rleme yoluyla i ş letilmesi ç al ş malar n ba ş latm ş bulunmaktad r. Bu k s ml arla ilgili yeni sahalar ve ilgili rakamlar. 8.2.3.Ovac k-Bergama- İ zmir Alt n İ ş letmesiyle İ lgili Yeni Ç al ş ma Alanlar Koza Alt n İ ş letmeleri olarak faaliyet y ü r ü ten ş irket b ö lgede 10X12 km'lik lir alanda ç al ş malar n s ü rd ü rmektedir. Üç ocaktan alt n cevherini ç kararak Ovac k i ş letmesinde i ş letmeyi planlamaktad r. Bu üç ocakta orman alan i ç inde bulunmaktad r. Ayr ca f st k ç am bulunan bu alanlar yeni f st k ç am projeleri geli ş tirilmesi ve yeni projelerle bu varl ğ n geli s tirilmesine ç al s lan al anlard r. 92 Ş ekil 8.7 :Ovac k-Bergama- İ zmir Alt n İ ş letmesi yeni ç al ş ma projesi alanlar Buralarda yaln zca a ç k ocak maden i s letmesi yap lacak. Pasa ve ocak ç ukuru orada b rak l p, cevher Ovac k i s letmesine ta ş nacak. Bu alanlarla ilgili say sal veril er tart ş ma konusu olup ş u anda se ç ici madencilik yap laca ğ (yani yaln zca damarlar n yada zengin k s mlar n i ş lenece ği) ş eklinde ele ş tiriler ba ş lam ş durumda. 93 Ş ekil 8.8 :Kozak Yaylas 'nda Ovac k-Bergama- İ zmir Alt n İ ş letmesi yeni ç al ş ma projes i alanlar n n bitki ö rt ü s ü Di ğer yandan b ö lgede tar msal ü r ü nlere verece ği geri d ö n ü lmez rakamlarla kar ş la ş t rma yap ld ğ nda ç ok b ü y ü k kay plar n olaca ğ hesaplanmakta.Bu konularda halk bilgilendirme toplant lar yap lmaya ba ş lam ş . Ç evresel sorunlar, y er alt su seviyesi, kullan lacak suyun kimyasall ğ , nereye at laca ğ , toz sorunu, nakliye sorunu, vs.derinlemesine incelenmesi gereken konular. Bu konularda ç e ş itli ç al ş malar yap lmaktad r. Meslek odalar ç al ş malar n k ö yl ü leri ve kamuoynu bilgilendirm e ü zerine yo ğunla ş t rmakta. Yasal s ü re ç ler ve tart ş malar s ü rd ü rmektedir.94 8.3.K ş lada ğ-E ş me-U ş ak Alt n İ ş letmeleri Projesi 8.3.1.Proje Bilgileri Siyan ü rl ü alt n i ş letmesine ili ş kin bu olay a ç s ndan ö nemli bulunan baz bilgiler ş ö yledir; T oplam i ş lenecek cevher (toprak) miktar 166.000.000 ton ( y ü z altm ş alt milyon ton ) , ilk be ş y lda 5 milyon ton cevher (toprak)/ y l i ş lenecek (kirletilecek) , ikinci be ş y lda 10 milyon ton cevher (toprak)/y l i ş lenecek (kirletilecek), bu i ş lem de 1 t on cevher 0,5 kg siyan ü r ile li ç edilmektedir. Ş e k i l 8 . 9 : K ş l a d a ğ- E ş m e- U ş a k A l t n İ ş letme alan uydu g ö r ü nt ü s ü Maden alan nda al nan kaya ç lar cevher haz rlama alan nda 6.7 mm ye kadar inceltilip li ç alan na g ö nderilmektedir. Uygulanacak y ğ n li ç i y ö nteminde,1 800 000 m 2 y ğ n alan yap larak bu alan ü zerine 10 m y ü ksekli ğinde cevher (toprak) serilerek, 90 g ü n boyunca cevher tonu ba ş na 0.5 kg siyan ü r ile ya ğ murlanmak suretiyle kirletilecektir. Bu ş ekilde ü st ü ste 6 katman olu ş turularak 60 m y ü kse kli ğinde 1 800 000 m 2 taban alanl , i ç inde 83,2 bin ton siyan ü r bulunan toprak y ğ n elde edilmi ş olacakt r.95 Ş ekil 8.10 : K ş lada ğ-E ş me-U ş ak Alt n İ ş letme alan uydu g ö r ü nt ü s ü İ ş letmenin Ç ED raporu da dahil hi ç bir yerde cevher kompozisyonuna rastlanm am ş t r. Bu durum İ ş letmenin ö n g ö rd ü ğü prosesin ve proses s ü reci ve sonucu a ç ğa ç kacak olan at klar n belirlenmesi s ö z konusu de ğildir. Bu belirleme ancak i ş letme alan i ç inden al nacak cevher ö rneklerinin analizi ile olas olabilir. Ç al ş mada verilen ekonomik kazan ç lar n do ğrulu ğu tamam yla cevher bile ş imine ba ğl d r. Ş u ana kadar cevher bile ş imiyle ilgili olarak i ş letmeyi ü stlenen firman n verileri d ş nda bir kayna ğa ula ş mak s ö z konusu de ğildir. Bu firmalar n D ü nya uygulamalar na bak ld ğ nda veriler in tart ş l r olmas ka ç n lmazd r.96 Ş ekil8.11 : K ş lada ğ-E ş me-U ş ak Alt n İ ş letmeleri arazi yerle ş imi 128 K ş lada ğ-E ş me-U ş ak Alt n İ ş letmeleri verileri i ş letici firman n bilgilerine g ö re şö yledir. 129 "K ş lada ğ Alt n Madeni'nde y ll k 6.5 milyon ton ile b a ş layan cevher ü retimi bir ka ç sene i ç inde y lda 10 milyon tona ula ş acakt r. İ ş lenecek cevherin her bir tonunda ortalama 1.2 gr alt n (Au) ve 0.9 gr g ü m üş (Ag) bulunmaktad r. Li ç i ş lemi ( çö zeltiye alma ) ile alt n n zenginle ş tirilmesini sa ğlamak i ç in cevhe r uygun tane boyutuna k r lmaktad r. Daha sonra cevhere kire ç eklenerek cevherin pH kontrol ü sa ğlanmaktad r. K r lm ş cevher konveyor bant ta ş y c sistem arac l ğ ile y ğ n li ç i alan na ta ş nmaktad r.Y ğ n li ç alan bir kat kil,bir kat jeomembran olmak ü zere ç ift astarla kesin s zd rmazl k sa ğlanan bir m ü hendislik yap s d r. El de ğmeden haz rlanan seyreltik siyan ü r çö zeltisi, y ğ nlar n i ç ine d öş enen borular yard m yla y ğ na damlat l r. Çö zelti, cevher y ğ n n n i ç inden s ü z ü l ü rken i ç indeki siyan ü r, cev herdeki alt n ve g ü m üşü çö zerek alt n ve g ü m üşü n s v ya ge ç mesini sa ğlar. Bu i ş lemi takiben, alt n y ü kl ü çö zelti, karbon adsorbsiyon kolonlar ndan ge ç irilerek alt n karbon tanecikleri ü zerinde so ğurulmaktad r. Daha sonra , y ü ksek bas n ç alt nda karbondan s y r l p elektroliz h ü crelerinden ge ç irilir ve elde edilen alt n kurutulduktan sonra f r nda ergitilerek kal plara d ö k ü l ü r ve dore k ü l ç e elde edilir. Ç izelge 8.4: K ş lada ğ Alt n Madeni Rezervi S n fland rma Ton Ten ö r (gr/ton Au) İ ş letilebilir rezerv 132,0 00,000 1.2 Not: 0.4 gr/ton i ş letilebilir alt s n r ten ö re g ö re”97 Ş ekil 8.12 : K ş lada ğ-E ş me-U ş ak Alt n İ ş letme leri Ü retim Ak m Ş emas 13098 Ş ekil 8.13 : K ş lad a ğ-E ş me-U ş ak Alt n İ ş letmeleri Maden Alan A ç k O ç ak Ç al ş mas Ş e k i l 8 . 1 4 : K ş l a d a ğ- E ş m e-U ş ak Alt n İ ş letmeleri Maden Alan Cevher Haz rlama T esisi99 Ş e k i k 8 . 1 5 : K ş l a d a ğ- E ş m e- U ş ak Alt n İ ş letmeleri siyan ü rle li ç i ş lemi alan kas m 2006 K ş lada ğ-E ş me-U ş ak Alt n İ ş letmeleri siyan ü rle li ç i ş lemi yapacak olan ş irketin kimli ğ i ve uluslararas ba ğlant lar : “ T ü prag 1986 da Alman Preussag taraf ndan Ankara'da kuruldu; daha sonra İ ngiliz Preussag'a devredi. Yeni ç kan maden yasas ndan faydalanarak, Ege B ö lgesi'nin 4 ayr yerinde alt n madeni ruhsat alan ş irket daha sonra hisselerini Kanadal Eld orado ş irketine devretti. Eldorado'nun sat n ald ğ T ü prag ile Ko ç Grubu'nun madencilik ş irketi Demir Export aras nda, yeni alt n sahalar arama anla ş mas imzalad . Ü lkemizdeki yabanc alt nc lar aras nda ö ne ç k p, en ö nemli yeri tutan bu k üçü k ve zay f Kanada ş irketi 1992'de Bermuda'da Eldorado Corporation Ltd. ad ile kuruldu. Daha sonra Nisan 1996 da British Columbia'da Eldorado Gold Corporation ad n ald ; sonunda Haziran 1996'da Kanada yasalar na uyup yeniden ş ekillendi ve Kas m 1996 da da HRC Devel opment Corp. ile birle ş ip ayn adla ç al ş may s ü rd ü rd ü . 19 alt ş irketi var. Avustralya, Virjin Adalar , Brezilya (burada karma ş k ili ş kilerle 12 ş irket kurulmu ş ), Hollanda Antilleri, Hollanda, T ü rkiye ve Kanada da ç al ş an bu ş irketlerden T ü prag Metal Maden cilik Sanayi ve Ticaret Ltd nin hisseleri Eldorado'nun. Ş irketin %29.8i G ü ney Afrika Johannesburg'da kurulu Gold Fields Ltd'nin. Bu g üç l ü alt nc ş irketin b ü t ü n umudu ü lkemizde.” 131100 Eldorado T ü prag' n eli ile T ü rkiye'de 4 yerde alt n i ş letmeye haz rlan yor , Havran-K üçü kdere, İ zmir- Efem ç ukuru, Eski ş ehir-Kaymaz ve U ş ak-E ş me-K ş lada ğ. Bunlardan en olumlu geli ş eni K ş lada ğ. “ Burada dikkat edilmesi gereken T ü prag' n Ovac k-Bergama- İ zmir i ş letmesiyle ba ğlant s d r. Preussag ’ n di ğer ba ğlant lar n inceledi ğimi zde; Alman Dresner Bank, Alman Metalgesellschaft ş irketlerini de g ö rmekteyiz. T ü m bu ş irketleri ayn zamanda T ü rkiye Normandy(Eurogold) ş irketinde de g ö r ü yoruz. T ü prag' n T ü rkiye'deki ç e ş itli sahalarla ilgisi ö nemlidir. “ Rezerv a ş amas na gelmi ş ç al ş ma yal n zca Efem ç ukuru sahas nda, 13.14 gram/ton ten ö rl ü 1,856,000 ton cevherden, 24.3 ton alt ndan olu ş an kan tlanm ş rezerv bulunuyor.Ayr ca, 14.26 gram/ton ten ö rl ü 26.6 ton alt n e ş de ğerli g ö r ü n ü r ve olas ; 12.15 gram/ten ö rl ü 7.9 ton alt n e ş de ğerli olabilir kaynak var. 325 USD/ons alt n fiyat i ç in 6 gram/ton ten ö r ç al ş t r labilecek. U ş ak-E ş me-K ş lada ğ'da g ö r ü n ü r kaynak olarak 1.3 gram/ton ten ö rl ü 12.4 ton alt n; olas kaynak olarak 1.19 gram/ton ten ö rl ü 137.8 ton alt n; ve olabilir kaynak olarak 1.03 gram/ ton ten ö rl ü 56.6 ton alt n e ş de ğerli cevher bulundu ğu belirtiliyor. Burada 0.4 gram/ton'dan daha zengin cevher 275 USD/ons alt n fiyat ko ş ullar nda i ş letilebilecek. Eski ş ehir Kaymaz'da 6.8 ton alt n e ş de ğerli 6.25 gram/ton ten ö rl ü g ö r ü n ü r+olas cevher kay na ğ belirlenmi ş . 350 USD/ons alt n fiyat i ç in 2 gram/ton ten ö re kadar ç al ş t r labilecek. K üçü kdere'deki sahada ise belirlenen g ö r ü n ü r+olas kaynak 6.43 gram/ton ten ö rl ü 8.2 ton alt n ve olabilir kaynak 0.9 ton alt n.” (Mahmuto ğlu2005) 132 Gelinen ko ş ullard a alt n fiyat n n 600 Dolar/ons oldu ğuna bak l rsa ş irketler i ç in i ş letilmeyecek saha kalmad denebilir. “ T ü prag 1999 sonunda, Micon International Ltd'nin haz rlad ğ bir raporla 1.49 gr/t luk 42.8 milyon ton g ö r ü n ü r ve olas kaynak ve 1.35 gr/t luk 31.1 m ilyon ton olabilir kaynak belirlenmi ş . Bu a ş amada, 750x500 m lik bir alanda 250 m derine kadar cevherle ş me saptanm ş . 420 m derinlikli bir sondaj n halen cevher i ç inde kalmas bunun daha yayg n olabilece ğini g ö stermi ş . Do ğu kesimde, s ğda 3.0 gr/t ten ö rl ü daha zengin ve eyer bi ç imli bir zonun varl ğ belirlenmi ş . 2000 y l nda yap lan 7600 m sondajdan sonra Micon yeni bir de ğerlendirme yapm ş ve ortalama 1.2 gr/t ten ö rl ü 125.97 ton g ö r ü n ü r ve olas cevher kayna ğ belirlenmi ş ve 0.4 gram/t luk alt s n r se ç il ince 20.56 tonu oksitli ve 105.41 tonu s ü lf ü rl ü alt n elde edilebilece ği, ortaya ç km ş . Her t ü rl ü ekonomik etkeni de g ö z ö n ü ne alacak olan ö n fizibilite de ğerlendirmesinden sonra kararla ş t r lacak olmakla birlikte, bu sahada 10 milyon ton dolay nda cevhe rin ç kar laca ğ b ü y ü k bir a ç k ocak a ç lmas ç ok olas . yap lan a ç klamaya g ö re, 3.3 milyon tonluk bir i ş letme i ç in ö n fizibilite ç al ş mas n n ilk sonu ç lar olumlu. 11.5 y l s ü reli bir i ş letme ile y lda 3.21 ton alt n ç kar lmas planlan yor. g ü nde 10,000 ton, y lda 2,400,000 ton cevher ç kar lacak. Dore, tesiste ü retilecek. Ç al ş malar n sonunda hedeflenen 10-12 milyon onsluk, 300-370 ton'luk alt n kayna ğ ile d ü nyan n i ş letmeye al nmam ş en b ü y ü k yataklar ndan olabilece ğini umuyor,” 133 T ü prag kendi tan t m n yaparken rezerden hi ç s ö z etmemektedir. “ T ü prag, T ü rkiye ’ de metalik maden aramalar ve i ş letmecili ği yapmak i ç in 1986 y l nda kurulmu ş ve bu g ü ne kadar ald ğ y ü zlerce maden arama ruhsat nda arama yapm ş t r. S ö z konusu arama ç al ş malar sonucunda,U ş a k-K ş lada ğ ve Menderes-Efem ç ukuru gibi ö nemli alt n yataklar n bulmu ş tur. Bulunan alt n yataklar n n baz lar ş irketin yat r m ö l ç e ğinin alt nda kalm ş , baz lar i ç in ise yeni ilave arama ç al ş malar n yap lmas na ihtiya ç bulunmaktad r. K ş lada ğ alt n ma deninde arama safhas tamamlanarak ü retim safhas na ge ç ilmi ş tir. K ş lada ğ alt n madeni y ll k ü retimi ile Avrupa ’ n n en b ü y ü k alt n madeni olacakt r.” 134 8.3.2.K ş lada ğ -E ş me-U ş ak İ ş letmesinden Kaynaklanan Sorunlar101 K ş lada ğ projesi daha deneme ü retiminde so runlarla ba ş lam ş t r. 26 haziran 2006 tarihinde U ş ak ili E ş me il ç esi ve k ö ylerinde halk n zehirlenmeye ba ğl olarak sa ğl k kayb na u ğrad ğ haberi bas nda yer ald "U ş ak' n E ş me il ç esinden ve baz k ö ylerden yakla ş k bin ki ş i, ge ç en haftadan bu yana " ş id detli ba ş a ğr s , mide bulant s , nefes almakta zorlanma, bacaklarda ve kollarda uyu ş ma, ishal" ş ikayetiyle sa ğl k merkezlerine ba ş vuruyor." 135 "U ş ak' n E ş me il ç esinde ve baz k ö ylerinde yakla ş k bin ki ş inin zehirlenmesi ü zerine Elele Hareketi'nden uzman k i ş ilerin baz hastalardan ald ğ kan ö rnekleri raporunu a ç kland : Zehirlenme sudan de ğil siyan ü rden kaynakl . Ayr ca E ş me'de zehirlenmelerin ard ndan numune al nan ve i ç me suyu ihtiyac n kar ş lamak i ç in kullan lan bir su kuyusunda arsenik oldu ğu tespit edilince kuyu E ş me Kaymakaml ğ nca kapat ld ." 136 27 Haziran 2006 Sal g ü n ü ak ş am y ü zlerce E ş me ’ li hastaneye ve doktorlara ko ş tu. Mide bulant s , ba ş ve kar n a ğ r s , nefes almakta zorlanma, konu ş ma g üç l ü ğü , bacak ve kollarda uyu ş ma, kas lma, titreme ve h alsizlikten yak n yorlard . Kimileri bunlar ş iddetli, kimileri de hafif hissediyorlard . Yak nmalar hafif olanlar teskin edilip evlerine yolland . Durumlar ciddi g ö r ü lenlere serum verildi. Birka ç U ş ak ’ a g ö nderildi. Sa ğl k kurumlar ndaki kalabal ktan ö t ü r ü kendileri U ş ak ’ a, hatta İ zmir ’ e gidenler oldu. ( Ö ng ü r2006) 137 Bu t ü r haberler K ş lada ğ -E ş me-U ş ak İ ş letmesinin haziran 2006 da deneme ü retimine ba ş lamas ndan k sa bir s ü re sonra 27 haziran 2006 tarihinde televizyonlardan arkas ndan bir ka ç g ü n s ü reyle te levizyonlardan kamuoyuna yans d . Baz olylar labaratar ç al ş mas olarak de ğ erlendirilmesi gereken durumlard r. Ortaya ç km ş b ü y ü k boyutlu teknik bir olay n incelenmesi a ç s ndan bu olay ç al ş mam zda ö nemli bir inceleme alan olarak ele al nm ş t r. Yapm akta oldu ğumuz ç al ş mada alt yap olarak de ğerlendirilmesine y ö nlenilmi ş ve uzunca yap lan a ç al ş malar sonucunda ö nemli veriler elde edilmi ş tir. Buradan elde edilen veriler gelecekte ya ş anabilecek daha a ğ r sonu ç lara kar ş al nmas gereken tedbirleri ve ö n erileri yapmam za ş k tutacakt r. 9.S İ YAN Ü RLE L İ Ç Y Ö NTEM İ KULLANILARAK ALTIN İ Ş LET İ MES İ NDE ORTAYA Ç IKAN SORUNLARA Y Ö NEL İ K ALAN Ç ALI Ş MASI102 Ç al ş mam z n bu k sm K ş lada ğ-E ş me-U ş ak İ ş letmesinden kaynakl oldu ğunu d üş ü nd ü ğü m ü z 26 haziran 200 6 sonras E ş me il ç esi ve k ö ylerinde ya ş anan toplu sa ğl k yitimi ü zerine yap lan alan ve ç al ş mas n kapsamaktad r. B ö lgede Sa ğl k yitimlerinin artmas ve siyan ü r ve arsenik zehirlenmesine benzer toplu sa ğl k yitiminin yayg nla ş t ğ haberleri, b ö lgede inceleme yapmak ü zere ç e ş itli meslek ö rg ü tlerinden temsilciler E ş me ve ç evresinde olaya y ö nelik ç al ş malar i ç in b ö lgeye heyetler halinde gitmeye ba ş lad lar. Heyetlerle koordinasyon i ç erisinde b ö lgede ç al ş malara ba ş lad k. Ç al ş ma i ç erisinde T ü rk Tabipler Birli ğ Ü yeleri, T ü rk M ü hendis Ve Mimar Odalar Birli ği Ü yeleri kordinasyonuyla g ö zlem, sa ğl k taramas , teknik inceleme v eri toplanmas ç al ş malar yap ld . 9.1. İ NCELEMELER : Izlemesi s ü rd ü r ü len b ö lgede 29 haziran 2006 da ç al ş malara ba ş lam ş t r. B ö lgede il ç e merkezinde, ş ehir ş ebeke suyu kaynaklar nda, maden ç evresindeki k ö ylerde ve maden s n rlar nda incelemelerde bul unmu ş tur. Siyan ü rl ü alt n i ş letmesi ve burada yap lan ç al ş malardan kaynaklanabilecek olas bir akut zehirlenme ko ş ullar n g ö z ö n ü nde bulundurarak, bu incelemede ö ng ö r ü len ç e ş itli yerlerden toprak, su, bitki, hayvan d ş k s ö rnekleri ile baz hastalardan sa ç ö rnekleri alm ş t r. Ş ehir ş ebeke suyu kayna ğ ( yeni kuyular ) c var ndan toprak, bitki, hayvan d ş k s , su ö rnekleri al nm ş t r. Bu b ö lgede toprak, bitki ö rt ü s ü , canl ya ş ama ili ş kin ola ğand ş bir ş ey g ö zlemlenmemi ş tir. Ayd nl K ö y ü c var ; Ayd n l deresinden su ö rne ği, bitki , toprak, hayvan d ş k s ö rne ği al nm ş t r. Bu b ö lgede de toprak, bitki ö rt ü s ü , canl ya ş ama ili ş kin ola ğand ş bir ş ey g ö zlemlenmemi ş tir. Beki ş li K ö y ü c var ; K ö y i ç inde ç ocuklar n oynamakta oldu ğu 5x3 m boyutlu ya ğmur su yu birikintisinden su ö rne ği, toprak, bitki , hayvan d ş k s ö rnekleri al nd . K ö y ç evresinde ve k ö yde toprak, bitki ö rt ü s ü , canl ya ş ama ili ş kin ola ğand ş bir ş ey g ö zlemlenmemi ş tir. Maden ve c var ; Su ö rne ği al nd . Maden de da ğ yamac nda yakla ş k 1 000 x 500 m boyutunda e ğimli olarak y ğ n sergi alan n n yap lm ş oldu ğu, sergi alan nda bir k s m serilmi ş malzemenin sa ğnak ya ğ ş s ras nda olas toprak kaymas ile hareket etti ği ve plastik membran ö rt ü s ü ve toplama borular n n a ç ğa ç kt ğ g ö zlendi Ma dende yo ğun bir ç al ş ma temposu , izlendi. Maden ç evresinde toprak, bitki ö rt ü s ü , canl ya ş ama ili ş kin ola ğand ş bir ş ey g ö zlemlenmedi. Ş ehir merkezinde, s cak ve bunalt c bir hava olmas na kar ş n, toz ve sokaklarda toz kald ran hava hareketleri g ö zlem lendi. İ l ç e merkezinde; sokak ve parklarda, ç at larda, kuytu yerlerde yap lan g ö zlem ve ara ş t rmalarda hayvan ve bitki canl l ğ nda anormal bir belirtiye rastlanmad . Hasta say s art ş n n hafta boyunca de ği ş imi; Ç izelge 9.1 : E ş me'de Hasta say s ar t ş n n hafta boyunca de ği ş imi103 Hastalarla ve il ç ede ki ç e ş itli kesimlerle ( eczac lar, doktorlar, vb. ) yap lan g ö r üş melere g ö re ortaya ç kan hastal ğ n say sal seyri ekte yer alan grafi ğe i ş lenmi ş tir. Bu grafi ğin incelenmesinden a ş a ğ daki belirlemelere ula ş lm ş t r. S a a t / G ü n 2 0 : 0 0 2 6 / 0 6 0 0 0 0 0 2 2 : 0 0 2 6 / 0 6 2 0 2 0 2 0 0 1 0 0 : 0 0 2 7 / 0 6 1 4 0 1 6 0 1 6 0 0 2 0 2 : 0 0 2 7 / 0 6 2 0 1 8 0 1 8 0 0 3 0 4 : 0 0 2 7 / 0 6 1 5 1 9 5 1 9 5 0 4 0 6 : 0 0 2 7 / 0 6 0 1 9 5 1 9 5 0 5 0 8 : 0 0 2 7 / 0 6 2 1 9 7 1 0 1 8 7 1 0 6 1 0 : 0 0 2 7 / 0 6 3 2 0 0 6 1 8 4 1 6 7 1 2 : 0 0 2 7 / 0 6 5 2 0 5 4 1 8 5 2 0 8 1 4 : 0 0 2 7 / 0 6 0 2 0 5 2 1 8 3 2 2 9 1 6 : 0 0 2 7 / 0 6 0 2 0 5 5 1 7 8 2 7 1 0 1 8 : 0 0 2 7 / 0 6 0 2 0 5 1 0 1 6 8 3 7 1 1 2 0 : 0 0 2 7 / 0 6 0 2 0 5 1 5 1 5 3 5 2 1 2 0 2 2 : 0 0 2 7 / 0 6 2 8 0 4 8 5 2 0 4 1 3 7 2 1 3 1 0 0 : 0 0 2 8 / 0 6 4 6 0 9 4 5 1 8 7 2 7 3 1 4 2 0 2 : 0 0 2 8 / 0 6 1 2 0 1 0 6 5 2 9 9 0 7 5 1 5 3 0 4 : 0 0 2 8 / 0 6 6 0 1 1 2 5 2 1 0 4 8 7 7 1 6 4 0 6 : 0 0 2 8 / 0 6 4 0 1 1 6 5 3 1 0 8 5 8 0 1 7 5 0 8 : 0 0 2 8 / 0 6 2 0 1 1 8 5 2 1 1 0 3 8 2 1 8 6 1 0 : 0 0 2 8 / 0 6 1 5 1 2 0 0 2 1 1 1 6 8 4 1 9 7 1 2 : 0 0 2 8 / 0 6 2 1 2 0 2 1 1 1 1 7 8 5 2 0 8 1 4 : 0 0 2 8 / 0 6 3 1 2 0 5 3 1 1 1 7 8 8 2 1 9 1 6 : 0 0 2 8 / 0 6 5 1 2 1 0 5 1 1 1 7 9 3 2 2 1 0 1 8 : 0 0 2 8 / 0 6 1 2 1 0 6 1 1 1 1 9 9 2 3 1 1 2 0 : 0 0 2 8 / 0 6 1 2 1 0 1 5 1 0 9 6 1 1 4 2 4 1 2 2 2 : 0 0 2 8 / 0 6 1 2 1 0 2 5 1 0 7 1 1 3 9 2 5 1 3 0 0 : 0 0 2 9 / 0 6 1 2 1 0 3 5 1 0 3 6 1 7 4 2 6 1 4 0 2 : 0 0 2 9 / 0 6 1 2 1 0 4 5 9 9 1 2 1 9 2 7 1 5 0 4 : 0 0 2 9 / 0 6 1 2 1 0 6 0 9 3 1 2 7 9 2 8 1 6 0 6 : 0 0 2 9 / 0 6 1 2 1 0 7 5 8 5 6 3 5 4 2 9 1 7 0 8 : 0 0 2 9 / 0 6 1 2 1 0 1 4 0 7 1 6 4 9 4 3 0 1 8 1 0 : 0 0 2 9 / 0 6 1 2 1 0 1 2 0 5 9 6 6 1 4 3 1 1 9 H a s t a S a y s D a ğ l m T o p l a m H a s t a l a n m a S a y s S a ğ a l m a S a y s D a ğ l m K ü m ü l a t i f H a s t a S a y s T o p l a m S a ğ a l m a S a y s 2 6 H a z . T o p . S a a t 2 7 H a z . T o p . S a a t104 Pazarte26/0706si g ü n ü saat 22oo – 24oo aras hasta say s nda yakla ş k 150 ki ş i ye ula ş an dik t rman ş . 27/07/06 Sal g ü n ü saat 00oo – 02oo hasta say s ndaki t rman ş dik bir e ğimle d üş ü y or, 27/07/06 Sal g ü n ü saat 08oo – 12oo hasta say s nda 10-20 ki ş ilik d üşü k e ğimli bir art ş , bu art ş n bir k sm olas l kla gece hastalan p ta sabah hastahaneye ve doktorlara ba ş vuran hastalard r. 27/07/06 Sal g ü n ü saat 12oo – 22oo hasta say s nd a 5-10 ki ş ilik yataya yak n bir art ş e ğrisi, bu art ş ta ö nceden hastalananlar n sirk ü lasyonu etkili olabilir. 27/07/06 Sal g ü n ü saat 22oo – 24oo hasta say s nda 300-600 ki ş iye ula ş an ç ok dik bir e ğri, e ğrinin bu b ö l ü m ü ikinci ve b ü y ü k hastalanma dal gas na aittir. 28/07/06 Ç ar ş amba g ü n ü saat 00oo – 02oo hasta say s nda 800 ki ş i ye ula ş an sert t rmanma devam ediyor, 28/07/06 Ç ar ş amba g ü n ü saat 02oo – 08oo hasta art ş e ğrisinin ö nce dik bir e ğimle d üş üş e ge ç mi ş , daha sonra d üş ü k seviyede yatayla ş m ş , il ç ede hasta say s 837 ye ( hastahane kay tlar nda ) ula ş m ş t r, 28/07/06 Ç ar ş amba g ü n ü saat 08oo – 12oo hasta art ş e ğrisinin yatayla ş mas devam ediyor, 837 ki ş ilik hastahane kay tlar nda daha ö nce hastahaneye ba ş vurmu ş 200 kadar m ü kerrer kay t da var. Buna kar ş n kay ts ayakta tedavi edilen, yada evinde dinlen uyar s yla evine g ö nderilen 250 c var nda hasta da s ö z konusu. 28/07/06 Ç ar ş amba g ü n ü saat 12oo – 22oo hasta art ş e ğrisinin d üş ü k e ğimli negatif y ö n kazand ğ g ö r ü l ü yor, Pazartesi g ü n ü nden beri hastalar il ç ede ki sa ğl k birimlerinin yetersizli ği nedeniyle ç evre il ve il ç e sa ğl k birimlerine de y ö nelmi ş oldu ğu i ç in yakla ş k 1200 ki ş iye ula ş t ğ tahmin edilen hasta say s kay tlarda yer alm yor. 28/07/06 Ç ar ş amba g ü n ü saat 12oo – 24o o hasta art ş e ğrisinin negatif y ö nl ü ve gittik ç e dikle ş mi ş tir. Buna kar ş n sa ğal m e ğrisi dikle ş mektedir. 29/07/06 Per ş embe g ü n ü saat 08oo – 24oo hasta art ş e ğrisi dik bir negatif e ğime sahip, devlet hastahanesinde 20 civar nda hasta yat yor ve kon trollere gelen hastalar var, bir k s m a ğ r hastalar n ç evre illere gitti ği s ö yleniyor. Hastalar n b ü y ü k ç o ğunlu ğunun aya ğa kalkt ğ ,sa ğald ğ , sadece hastal k sonras k rg nl ğ yani nekahet d ö nemi belirtileri ta ş d ğ belirleniyor. 1- U ş ak E ş me il ç esinde 26-27 Haziran 2006 g ü nleri toplam say s tam olara k belirlenemeyen ( Devlet Hastahanesi kay tlar na g ö re 837 kay tl hasta, bu say ya hastahanede tedavisine gerek g ö r ü lmedi ği i ç in kay t edilmeyenler dahil de ğildir. ) , ç e ş itli kaynaklara g ö re hasta say s 1000 – 2000 aras ndad r. Ortakla ş lan toplam hasta say s ise yakla ş k 1200 – 1300 ki ş i dolay ndad r. 2- 26 haziran 2006 Pazartesi g ü n ü saat 15oo – 17oo saatleri aras nda ş ehir ş ebeke suyu ar zas onar m s ras nda eski ana hattan da ğ t m deposuna yakla ş k 2 saat boyunca su verildi ği ileri s ü r ü lmektedir. Kaymakaml k bu olaya dayanarak ş ehir ş ebeke suyunun kolibasili ile bula ş m sonucu salg n hastal k olu ş tu ğunu ileri s ü rm üş t ü r. 3- 26-27 Haziran 2006 g ü nleri saat 18oo – 20oo aras nda kuzey-do ğu y ö n ü nden esen r ü zgarla gelen ya ğmur her iki g ü n ü n ve hastalar n hastalanma saati a ç s ndan ortak bir parametresidir. Pazartesi g ü n ü Sal g ü n ü ne oranla ya ğ ş daha hafiftir. Bu oranda iki g ü n ü n hasta say s ndaki fark ve art ş a izd üşü m vermektedir. 4- Pazartesi ve ö ze llikle Sal g ü n ü ak ş am sa ğanak ya ğmur s ras nda, a ş r ş im ş ek ve g ö k g ü r ü lt ü s ü olmu ş , bu s ü re i ç inde siyan ü rl ü alt n i ş letmesinde s ü rekli ve g ö k g ü r ü lt ü s ü nden ç ok daha ş iddetli patlamalar olmu ş tur.105 5- Siyan ü rl ü alt n i ş letmesinde yap lan patlamalarda her z aman farkl renklerde, devasa toz bulutlar olu ş tu ğu ç evre k ö y sakinleri taraf ndan g ö zlemlenmi ş tir. 6- Sal ve takip eden g ü nlerde kaymakaml ğ n salg n hastal k tespit ve a ç klamas na kar ş n İ l ç ede bir karantina uygulamas yap lmam ş t r. 7- Yine resmi mak amlar n ( valilik, il sa ğl k m ü d ü rl ü ğü , kaymakaml k, belediye ) ş ehir ş ebeke suyu kaynakl salg n hastal k tespit ve a ç klamas na kar ş n İ l ç ede ne sular n kaynat larak kullan lmas , ne dezenfeksiyon uygulamalar nede salg n hastal klarda al nmas gereken ö nlemler ile ilgili bir duyuru, belediye hoparl ö rlerinden anons yap lmam ş t r. 8- Ş ehir ş ebeke suyu kullanmayanlar hastalanm ş , hatta ş ehir ş ebeke suyunun gitmedi ği k ö ylerde de hastalanmalar olmu ş tur. 9- Be ş ikli k ö y ü nde 8-10 ki ş i hastalanm ş ve bunlar n te davileri siyan ü rl ü alt n i ş letmesinde bulunan sa ğl k biriminde kar ş l ks z yap lm ş t r. 10- Hastal k tablosunda, ate ş lenme g ö r ü lmemi ş tir. İ shal bildirimi ise enderdir. 11- Hastalar n anlat m na g ö re hastalara , kan testleri, idrar testleri yap lmam ş , d ş k veya di ğer v ü cut salg lar ö rnekleri al nmam ş t r. 11- 30 haziran 2006 cuma g ü n ü ne kadar ulusal bas nda E ş me olay yer almad ğ gibi izleyen g ü nlerde de ö nem verilmedi. 12- Ş ehir ş ebeke suyu klorlama istasyonu, ş ehir ş ebeke suyu da ğ t m deposu ç k ş nda yer almaktad r. 13- Hasta say s art ş n n hafta boyunca de ği ş imi; ( ç izelge 9.1 de ve ş ekil 9.1 de g ö r ü nmektedir) a- Hastalanma nicel verileri, Ekte yer alan olas hastalanma grafi ğine g ö re,26 haziran Pazartesi ak ş am saat 22o den ba ş layarak ç ok dik bir e ğimle y ü kselmi ş , yine ayn e ğimle de saat 00oo dan sonra 2 saatlik zaman diliminde d üş m üş t ü r. b-27 haziran Sal gecesi ise bu kez ayn e ğriyle fakat maksimum noktas 800 ki ş i ye ula ş an bir y ü kseli ş ve d üşüş olmu ş tur. c- 28 haziran Ç ar ş amba ak ş am ü st ü nden ba ş layarak sa ğalma e ğrisi ö nce h zl y ü kselmi ş daha sonra yataya gittik ç e yakla ş an bir e ğimle ,29 haziran Per ş embe g ü n ü ö ğle saatlerinde maksimum de ğerine yakla ş m ş t r. d- B ö ylesi bir hastalanma say sal e ğrisinin bir salg n hastal ktan kaynaklanmas son dere ce d üş ü k bir olas l k olarak g ö z ü kmekte buna kar ş n ise bu grafik kuvvetli bir olas l kla bir toplu zehirlenme tablosuna i ş aret etmektedir. 14- İ zmir Barosu Avukatlar 'ndan Noyan Ö zkan' n 30.6.2006 tarihli olay n a ç klanmas na y ö nelik dilek ç esine; U ş ak Val ili ği taraf ndan verilen yan tta hastalanmalar n ş ebeke suyunun kirlenmesine ba ğl enfeksiyon nedeniyle ortaya ç kt ğ belirtilerek bunun kan t olarak su ve hasta d ş k lar ndan al nan ö rneklerin analiz raporlar g ö nderilmi ş tir. Bu raporlar de ğerlendirildi ğinde a ş a ğ daki ç eli ş kiler saptanm ş t r: - Su ş ebekesine kanalizasyon kar ş mas halinde kimyasal analizde saptanmas gereken amonyak, nitrit ve nitrat 28 Haziran 2006 tarihli su ö rneklerde saptanmam ş t r. -28 Haziran 2006 tarihinde su ş ebekesinden al nan ve saat 05.00'de ekildi ği belirtilen 11 ö rnekten 6's nda koliform bakteri saptanm ş , 5 ö rnek temiz bulunmu ş tur. Yine ayn tarihte al n p ka ç ta ekildi ği belirtilmeyen 5 ö rnek de temiz bulunmu ş tur. Ancak bu sonu ç lar sa ğl k kurulu ş lar na ba ş vuran 1000'in ü zer indeki insan n sudan kaynaklanan bir hastal ğa yakalanm ş olabilece ğini 106 a ç klayamamaktad r. Çü nk ü sudan al nan hastal k etkenlerinin kulu ç ka s ü releri g ö z ö n ü nde bulunduruldu ğunda bu kadar k sa zamanda hastal k olu ş turmas beklenmez. 138 15- Hastalanma E ş me v e K ö ylerinde s ö z konusu olmu ş tur. Ş ehir ş ebeke suyu olmayan k ö ylerde hastalanmalar n oldu ğu, ç e ş itli k ö yler gezilerek tespit edilmi ş olup yerinde saptanm ş t r. 16- “Ancak 26-27 Haziran da r ü zgar kuzey-do ğu (23, 45), do ğu (90) ve Kuzeyden (0) esmi ş tir. 27 Haziranda 09oo am. de ö l çü len r ü zgar h z 2.6 m/sn ve y ö n ü kuzey-do ğudand r (45). Bu r ü zgar maden alan ndaki gaz veya tozlar n, Maden E ş me aras nda bulunan hatta E ş me ü zerinde yakla ş k 6.0 km. lik geni ş li ğe ula ş arak kuzey-do ğu, g ü ney- bat do ğrultusunda bir alana de ği ş ik oranlarda yaym ş durumdad r. R ü zgar h z n n y ü ksek olmas maden alan nda ç kan gazlar n yakla ş k olarak 2 saat gibi k sa zamanda etkisini yitirmeden (seyrelmeden daha yo ğun olarak) yerle ş im yerlerine E ş me ’ ye ula ş m ş t r. Bu r ü zgar n Hac h asanlar ve Ahmetlerde (Hac hasanlar n g ü ney-bat s ndaki Ahmetler) etkili olduktan sonra yakla ş k iki saat gibi bir s ü rede E ş me ’ ye ula ş m ş t r. E ş meden sonra g ü ney-bat y ö n ü nde geni ş leyerek Armutlu, Yaylak ö y, Balabanc , Davutlar, G ü neyk ö y gibi yerle ş imlere gaz/toz yo ğunlu ğu azalarak etkili olmu ş tur. Bu olayda da ü retim sadece gaz ise gaz n serbest atmosferdeki etkisini yitirmesi yerle ş im yerlerine ula ş ma zaman ve yo ğunlu ğu bak m ndan farkl etkiler olu ş turmaktad r. 139 9.2.Verilerin İ rdelenmesi : E ş me ve k ö y lerinde toplu hastalanma olay Pazartesi, ak ş am saat 22oo civar nda ba ş lam ş t r. ?? Sal g ü n ü g ü n boyunca d üşü k bir art ş d ü zeyi g ö sterirken, ak ş am saat 22oo den sonra ciddi d ü zeyde yeni bir hastalanma dalgas olu ş mu ş tur. B ö ylesi bir hasta say s art ş grafi ği, ileri s ü r ü len ş ehir ş ebeke suyu kaynakl bir bula ş c hastal kta olas de ğildir. Ş ehir ş ebeke suyu kullanmayan ö nemli bir hasta say s g ö z ard edilse bile, belediye yetkililerinin pazartesi hastalanmas ile ş ehir ş ebeke suyu klor dozunu kontrol etmeme si ve art rmamas d üşü n ü lemez. Hem Pazartesi , hem de Sal g ü n ü saat 22oo da ba ş layan ve dik bir e ğimle saat 02oo kadar ?? y ü kselen hasta say s art ş n n zamansal olarak e ş le ş ti ği tek parametre, her iki g ü nde saat 18oo civar nda olu ş an r ü zgar ve ya ğ ş l hav a ko ş ullar d r. Bu durumda Pazartesi saat 18oo de olas bir zehirli gaz k ü tlesinin E ş me ü zerine ya ğ ş la ?? çö kmesi halinde 140 , 2 saat sonra zehirlenme belirtilerinin ba ş lamas ve artarak s ü rmesi beklenebilir, zehirli hava k ü tlesine maruz kalan insanlar n hep si 4-5 saat i ç inde zehirlenme belirtisi g ö sterecektir. Hasta say s ndaki h zl art ş n saat 04oo den sora d üş mesi bu durumda normal olur. Sal g ü n ü saat 18oo de ki r ü zgarla gelen sa ğanak ya ğ ş ard ndan saat 22oo de ba ş layan h zl hasta say ş art ş , da ha konsantre bir gaz k ü tlesinin E ş me ü st ü ne çö k üş ü n ü ger ç eklemektedir. 141 Bu h zl art ş a bir g ü n ö nce ç ok d üş ü k dozda zehir alan insanlar n sal g ü n ü ikinci bir zehir dozuna maruz kalmalar haline de denk d üş mektedir. Yine ya ğ ş tan 2 saat sonra hasta say s n n dik bir e ğri ile artmas ve saat 04oo e kadar artarak s ü rmesi de bu olas l ğa i ş aret etmektedir. Devlet hastahanesinde hastalara , kan testleri ve v ü cut s v lar testleri uygulanmamas , İ l ç e ?? sa ğl k m ü d ü rl ü ğü nce karantina uygulanmamas , il ç ede sa ğl k yetkililerinin ger ç ekte bu olay bir salg n hastal k olarak nitelemediklerine i ş aret etmektedir. Sudan ge ç en bula ş c hastal klardan bir k sm n n ö l ü mc ü l oldu ğu d üşü n ü ld ü ğü nde bu saptama netle ş mektedir. Yine resmi makamlar n ( valilik, il sa ğl k m ü d ü rl ü ğü , kaymakaml k, belediye ) ş ehir ş ebeke ?? suyu kaynakl salg n hastal k tespit ve a ç klamas na kar ş n İ l ç ede sular n kaynat larak 107 kullan lmas gibi ö nlemleri halka duyurmamas , bu makamlar nda asl nda kendi tespitlerine itibar etmediklerinin g ö stergesidir. E ş meli hastalar n istemleri ü zerine Elele Hareketi'nden uzman ki ş iler taraf ndan 29 Haziran ?? Per ş embe ve 30 Haziran Cuma g ü nleri baz yurtta ş lardan kan ö rnekleri al nm ş t . E ş me Kaymakaml ğ taraf ndan el konulan sekiz t ü p kan n d ş ndaki toplam dokuz ki ş iy e ait kan ö rneklerinde siyan ü r tahlili yapt r lm ş t r.Tahlil sonu ç lar , "zehirlenmelerin bir k sm n n siyan ü rden kaynaklanm ş olabilece ği" ku ş kular n daha da g üç lendirmi ş tir.” 142 Bu veri Hastalanma E ğrisi ile birlikte de ğerlendirildi ğinde ortada siyan ü rl ü alt n i ş letmesinden kaynaklanan bir zehirlenme olas l k olmaktan ç kar ve bir ger ç ekli ğe d ö n üşü r. 9.3.Yap lan Analizler Ald ğ m z ö rneklerin bir b ö l ü m ü ne analiz uygulad . Bir k sm na analiz uygulama olana ğ m z olmad . Ald ğ m z su numunelerine İ T Ü Kimy a-Metalurji Fak ü ltesi Laboratuarlar nda Atomik Arbsorpsiyon (ASS) y ö ntemiyle analiz uyguland . Elde edilen sonu ç lara bakt ğ m zda Ayd nl k ö y ü (akarsuyu) deresinden ald ğ m z su numunesinde 0.28 ppm arsenik, Beki ş li k ö y ü su birikintisinden ald ğ m z su numunesinden 0.8 ppm arsenik ç km ş t r. “ Ç ok kararl yap da olan FeAsS2 do ğadaki en kararl bile ş iklerden birisidir. Oksidasyon sonucu b ü nyesinden As çö z ü nebilmesi i ç in pH >13.5 gerekir. (Na2 AsO4 sodyum arsenat çö zeltisi) Asitlerle temas sonucu ise gene lde kat arsenik asit olu ş turur. Ancak 0,0001 molar siyan ü r çö zeltisi i ç inde arsenopirit %100 çö z ü nmeye u ğrar. Çö z ü nme pH de ğeriyse 6-11 gibi geni ş bir aral ktad r. Y ğ n li ç i gibi a ç kta siyan ü r kullan lan durumlarda, r ü zgar s ü p ü rmesiyle atmosfere d ü nya ç ap nda her y l 20 000 ton siyan ü r radikali kar ş r." (Duman2006) 143 CN ¯ radikalinin sudaki iyon kararl l ğ pH=9,6 ya kadard r. Bu de ğerin alt na d üş ü r ü ld ü ğü nde, HCN gaz olu ş ur. Y ğ n li ç i s ras nda siyan ü r stabilizasyonu i ç in kullan lan kire ç s ü t ü , yo ğun ya ğ ş alt nda s yr l r Ya da n ö tralize olur. Ya ğ ş pH de ğeri 6-6,5 oldu ğuna g ö re HCN olu ş mas s ö z konusu olup, y ğ ndan u ç mamas olanaks zd r. Bu durumda siyan ü r ü n yay l m alan maden oca ğ ya da li ç i ş letmesiyle s n rl de ğildir. İ ş letmeden kilometrele rce uza ğa ta ş n m ger ç ekle ş ir. Toprakta yayg n olarak bulunan arsen bile ş ikleri, ya ğ ş la atmosferden a ş a ğ s ü pr ü len siyan ü rle temasa ge ç er. Mobilize olan arsen atomu (suda arsen iyonu) toprakta ve toprak neminde, bitkilerin yaprak g ö zeneklerinde, insan ve hayvanlar n, akci ğer s v s nda ve t ü m su kaynaklar nda bulunur ve s ü rekli maruziyet kar ş s nda, konsantrasyonu giderek artar. Nitekim ayd nl deresinsen al nan su ö rne ğinde 0,28 ppm ve Beki ş ili k ö y ü i ç inde yol kenar nda olu ş mu ş ya ğmur suyu birikintisinden al nan su ö rne ğinde 0,8 ppm olarak bulunmu ş tur. Bu verilen meteorolojik de ğerlendirmeyle ele al nd ğ nda siyan ü rl ü li ç y ğ n ndan HCN gaz ç k ş s ö z konusudur. Çü nk ü E ş me ve baz k ö ylerde ya ş anan zehirlenmeler ö ncesi li ç y ğ n yo ğun ya ğmur alm ş t r. 144108 Ani ya ğmur inmesi sonucu li ç y ğ n ndan siyan ü r ü n havaya yay lmas , ya ğ ş la birlikte, geni ş bir alanda topra ğa geri d ö nmesi, b ö lge topra ğ nda ve su kaynaklar nda, siyan ü rle çö z ü nm üş arsenin zenginle ş mesi ve bu su kaynaklar n birer toksin havuzuna d ö n üş t ü rmesi ka ç n lmazd r. Nitekim Ya ş anan ola ğan ü st ü olaydan birka ç ay sonra E ş me il ç esi i ç me suyunu sa ğlayan Kolankaya B ö lgesindeki Kuyulardan bir tanesinde standartlar n ü zerinde arsenik tespit edilmesi nedeniyle belediyenin bu kuyuyu devre d ş b rakmas na neden olmu ş tur. Daha sonra iki kuyudan il ç eye verilen sular n arsenik azalt lmas yap lan tesisi ç al ş malar devreye sokulmu ş tur. Ayr ca b ö lgede incelemede bulunan “ 145 TTB, İ zmir Tabip Odas ve U ş ak Tabip Odas taraf ndan, hastalanan ki ş ilerden al nan ka n ö rneklerinde siyan ü r tespit edildi! Ankara D ü zen laboratuar nda yap lan kan analizleri sonucunda al nan 10 kan ö rne ğinden 7 ’ sinde siyan ü r oran n “referans aral ğ ” olan 0.00 – 0.20 mg/L ’ nin ç ok ü zerinde oldu ğu g ö r ü ld ü . Zehirlenmelerin ba ş lang c olan 27 Haziran 2006 gecesinden 2 ve 3 g ü n sonra 29 ve 30 Haziran tarihlerinde hastalardan al nan kan ö rnekleri 1 Temmuz 2006 tarihinde D ü zen laboratuarlar na ula ş t r ld .. Yap lan 9 tahlilde kan veren ki ş iler ve kanlar nda tespit edilen siyan ü r oranlar şö yle: Ç izelge 9.2: 26 haziran 2006 tarihinde U ş ak –E ş me il ç esi ve baz k ö ylerinden al nan akn ö rnekleri siyan ü r analizleri Kan anazleri 146 Mahmut Kulal 0.30 mg/L Halil Kaya 0.18 mg/L Hulusi Ada 0.64 mg/L Tayyip Ada 0.24 mg/L Ali Ender Sercan 0.54 mg/L Gizem Ö zkan 0.25 mg/L Sinem Ö zkan 0.18 mg/L Ya ğmur Elifcan Y ld r m 0.25 mg/L Halime Erhat: 0.22 mg/L “ Kan siyan ü r d ü zeyleri temel kaynak kitaplar na g ö re sigara i ç enlerde 0.041 miligram/litre, i ç meyenlerde ise 0.016 miligram/litredir. Analiz sonu ç lar incelend i ğinde en d üş ü k 0.18 miligram/litre, en y ü ksek 0.64 miligram/litre ö l çü ld ü ğü ve dokuz ki ş inin de kan siyan ü r d ü zeylerinin belirtilen s n rlar n ç ok ü zerinde oldu g ö r ü lmektedir. Bu sonu ç lar olay n ortaya ç kt ğ tarihten en az iki g ü n sonra al nan ö rneklerd e elde edilmi ş tir. Siyan ü r ü n v ü cuda al nd ktan 2.7 g ü n sonra al nd ğ miktar n yar s na kadar azald ğ g ö z ö n ü nde bulunduruldu ğunda kan ö rnekleri etkilenme sonras al nm ş olsayd yukarda belirtilen siyan ü r d ü zeylerinin ç ok daha y ü ksek bulunacakt .” (Karaba ba 2006) 147 Bu de ğerler hastalanman n siyan ü r bile ş iklerinden (Siyanhidrik asit HCN, vb.) olu ş an bir zehirlenme tablosu oldu ğunun kesin kan t d r. Yap lan ç al ş malarla K ş lada ğ-E ş me-U ş ak alt n madeni i ş letmesinden ç evreye HCN yay las Toz ak m n n ol mas belirlenmi ş olmaktad r. Bu belirlemenin ü zerine b ö lgede A ğustos ay nda ç o ğrafi bir incelemede bulunarak bitki ö rt ü s ü nde ortaya ç kabilecek de ği ş imler incelenmi ş tir. Bu inceleme sonucu daha ö nce tespit edilen sonu ç lar do ğrulam ş olmaktad r. B ö lgede ya p lan incelemede 109 a ğa ç lar n yapraklar n n yand ğ , a ğa ç lar n madene bakan k s mlar nda yanmayla, sararma g ö zlemlenmi ş , incelenen yapraklarda asit yanmas oldu ğu tespit edilmi ş tir. Bunun nedeni olarak K ü k ü rt bilesimli cevherden ç kan tozun r ü zgar arac l ğ yl a b ö lgeye yay lmas ve a ğa ç yapraklar ü zerinde nemle birlikye asit olu ş turmas kanaati ortaya ç km ş t r. 20 km lik bir alanda s ö z konusu bu durum ç e ş itli k ö ylerdeki bah ç elerde sebzelerin yanmas na ve ü r ü n yok olu ş una neden olmu ş tur. Ş ekil 9.2 :K ş lada ğ B ö lgesinde a ğustos 2006 K ş lada ğ alt n i ş letmesine bakan y ö n ü yapraklarda yanarak sararma olan pelit a ğac .110 Ş ekil 9.3 :K ş lada ğ B ö lgesinde a ğustos 2006 K ş lada ğ alt n i ş letmesine bakan y ö n ü yapraklarda yanarak sararma olan pelit a ğac n yapra ğ Ş ekil 9.4 :K ş lada ğ B ö lgesinde a ğustos 2006 K ş lada ğ alt n i ş letmesine bakan y ö n ü yapraklarda yanarak sararma olan pelit a ğac n yapra ğ111 Ş ekil 9.5 :K ş lada ğ B ö lgesinde a ğustos 2006 K ş lada ğ alt n i ş letmesine bakan y ö n ü yaprak larda yanarak sararma olan pelit a ğa ç lar ndan ç e ş itli yaprak ö rnekleri Ş ekil 9.6 :K ş lada ğ B ö lgesinde a ğustos 2006 K ş lada ğ alt n i ş letmesine bakan y ö n ü yapraklarda yanarak sararma olan a ğa ç lar ndan ç e ş itli ö rnekler Ya ş anabilecek bu t ü r olaylar n meteoroloji y ö nden de ğerlendirmede 148 EK 1 ö nceden tespit edildi ği ve bu konuya dikkat ç ekildi ğine ba ğl olarak daha sonra K ş lada ğ-E ş me -U ş ak alt n i ş letmesinden kaynakl olabilecek sorunlara ş imdiden ö nlem al nmas ka ç n lmazd r.112 10.GENEL DE Ğ ERLEND İ RME V E Ö NER İ LER Do ğal kaynaklar bir b ü t ü n olarak ele al nd ğ nda, Alt n ’ n di ğer maden kaynaklar ndan her hangi bir fark olmad ğ anla ş l r. Di ğer metaller gibi s radan bir metal olan alt na, ç e ş itli d ö nemlerde de ği ş ik i ş levler y ü klenmi ş ve bu i ş levler nedeni yle tarihsel s ü re ç te alt na olan, ilgide de ği ş imlere neden olmu ş tur. Ü retim miktarlar ve fiyat , kullan m zorunlulu ğu d ş nda al nan siyasal ve bunlara ba ğl olarak ekonomik kararlarla de ği ş iklik g ö stermi ş tir. Ancak alt na olan ilgi metal ö zellikleri ya n nda, ekonomik tan mlamada de ği ş im arac ve kaynak olarak g ö sterilmesi nedeniyle ilginin g ü n ü m ü ze kadar s ü rmesine neden olmu ş tur. Bu ilgi ge ç erlili ğini hala s ü rd ü rmektedir. Alt n ü retiminin yap ld ğ ilk ç a ğlardan g ü n ü m ü ze kadar ç ok ç e ş itli alanlarda ku llan m s ö z konusu olmakla birlikte, ü retilen alt n n b ü y ü k bir ç o ğunlu ğu merkez bankalar stoklar nda olmas ve aksesuar olarak kuyumculuk sekt ö r ü nde kullan lmas alt n ü retimini sorgulat r olmu ş tur. D ü nya alt n ü retiminin tarihi d ö nemlerdeki miktarlar i ncelendi ğinde; ilk ç a ğlardan g ü n ü m ü ze kadar siyasal de ği ş imlerin bunlara ba ğl olarak ekonomik de ği ş imler ve sava ş lar n varl ğ alt n ü retiminde de ği ş imleri a ç k olarak fark ettirmi ş tir. Alt n ü retimi ü retim y ö ntemlerine ba ğl olarak de ği ş im g ö stermi ş , anc ak alt n ü retimi ve ekonomik boyutu de ği ş im d ö nemlerinde ö nemli farkl l klar g ö stermi ş tir. Alt n ü retiminin en ç ok art ş g ö sterdi ği ve bu art ş g ü n ü m ü ze kadar ta ş nd ğ temel de ği ş im, alt n ü retim y ö ntemine siyan ü rleme (siyan ü rle li ç i ş lemi) i ş leminin gir mi ş olmas d r. Bu y ö ntemin uygulamaya girmesiyle cevherle ş menin oldu ğu d üşü k ten ö r ü bir ç ok yatak, alt n madeni say lm ş t r. Do ğal alt n ü retiminin yap labilece ği madenlerin azalmas , ten ö r ü d üşü k olan (g ü n ü m ü zde 1gr/ton) cevher yataklar n n i ş letilmesi ç e ş itli teknolojilerle, devreye al nm ş t r. Di ğer madenlerden farkl olarak d üş ü nmedi ğimiz alt n cevherinden alt n elde edilmesinin di ğer maden cevherlerine g ö re en ö nemli farkl l ğ ; d üşü k ten ö rl ü cevherler ü zerinde ç al ş ma zorunlulu ğunun yaratt ğ b ü y ü k cevher kitlelerinin i ş lenmesi, kimyasal y ö ntemlerin uygulama bi ç imi, ortaya ç kan at klar n b ü y ü kl ü ğü ve ö zellikleri do ğa a ç s ndan ç ok b ü y ü k maliyetler yaratm ş olmas d r. Belirli b ü y ü kl ü kteki bir alt n cevherinin k ü tlesinin i ş letilmesiyle, yine ayn b ü y ü kl ü kteki k ü tlelere sahip bak r, krom ve bor cevherlerinin i ş lenmesinden sa ğlanacak faydan n ç ok alt nda oldu ğu yap lan ç al ş malarla ortaya konmu ş tur. 149 (Kaynakta 1989 y l nda yap lan ç al ş mada alt n ten ö r ü 10gr/ton olarak de ğerlendirilmi ş olup Cu i ç in % 2.5 ortlama ten ö r, Cr i ç in %25 Cr2O3 olarak verilmi ş tir. Ancak bug ü n alt n i ç in i ş lenen ten ö r 1gr/ton alt na inmi ş tir. Bu ten ö re g ö re de ğerlendirme fark n ç ok daha artaca ğ n ka ç n lmazd r.) Do ğal kaynaklar n, tespiti, ç kar lmas , i ş lenmesi, pazarlanmas ve kullan lmas na kadar olan ç al ş malar birbirini tamamlayan zincirdir. Bu zincir halkas ndan herhangi birisinin t ü m ü yle egemen g üç lerin eline ge ç mesi, ç al ş malar ve dolay s yla zincirin t ü m ü nde kontrol alt nda bulundurmas n sa ğlar. Ç al ş mam z n ba ş nda belirtti ğimiz, d ü nya maden kaynaklar hakimiyetinin ç e ş itli yap lar elinde oldu ğudur. S ö z ü n ü etti ğimiz zincirin neredeyse t ü m ü n ü n baz yap lar n elindedir. Metal maden ü retiminin % 50 den fazlas , de ğerli metallerin (Au,Ag,Pt,Ir,Pa) %90 n ü zerinde olan bu kontrol elmasta %100 d ü zeyindedir.113 Bu yap lar arama, ç karma, i ş letme, pazarlama ve kullan ma kadar olan zincirin her b ö l ü m ü i ç in ç e ş itli kurallar getirmekteler ve bu kurallar , ü lke lerin kanunlar i ç erisine yerle ş tirmekteler. Bu uygulamayla birlikte ç al ş mada s ö z ü n ü etti ğimiz T ü rkiye ’ nin de i ç inde bulundu ğu ç ok say da ü lkede; madenleri kapsayan i ş lemlerle ilgili yasalar n, s ö z konusu yap lar lehine de ği ş tirilmi ş olmas d r. K sacas m adencilikle ilgili yaslar bu yap lar taraf ndan ç e ş itli zorlamalarla (ekonomik kriz, gizli yada a ç k ambargo, askeri bask vs) h ü k ü metlere kendi istemlerince yapt r lmakta ve yapt r lm ş . Bu nedenle madencilik uygulamalar yine bu yap lar n elinde olmakla birlikte daha ç ok ele ge ç irme mekanizmalar devreye sokulmaktad r. Buna ba ğl olarak “ 1985-95 y llar aras nda d ü nyan n 90 ü lkesinde madencilik ile ilgili yeni yasal d ü zenlemeler yap lm ş oldu ğu biliniyor. Sonraki d ö nemde yap lanlarla birlikte madencilik yasalar n yenileyen ü lkelerin say s n n 130 ’ u ge ç ti ğ i s ö ylenebilir.” ( Ö ng ü r 2003) 150 T ü rkiye ’ de yap lan yasa de ği ş iklikleriyle, do ğal kaynaklar n ö zelli ğinden kaynakl olarak verdi ğimiz “toplumun ortak mal olmas ” tan m ortadan kald r lm ş t r. Do ğal kayn aklarla ilgili zincir egemen yap lar n kontrol ü ne verilmi ş tir. Genel olarak madencilik alan nda ve buna ba ğl olarak Kimya-Metalurji End ü striyel s ü reci yap lan yasal de ği ş iklikler ve bunlar n getirdi ği ekonomik uygulamalarla toplumsal de ğer yerine, yasa ç kar lmas yla kontrol ü ele ge ç irenlerin kazan ç kayna ğ olmu ş tur. Do ğal kaynaklar m z i ş letme amac yla kurulan tesisler, ya end ü striyel s ü re ç d ş na itilmi ş yada bu yap lar n kontrol ü ne terk edilmi ş tir. Do ğal kayna ğ m z olan alt n i ç in de ayn ko ş ullar s ö z konusu oldu ğundan, zincir i ç erisinde alt nda daha kapsaml olmak ü zere, hakimiyeti d ü nya emperyalizminin elindedir. Ayr ca ekonomik zincirde alt n n yeri bu denetimi daha da art rmaktad r. D ü nyada ya ş anm ş ö nemli olaylar alt n fiyatlar n n s ü rekli de ği ş mesine ve daha ç ok y ü kselmesine neden olmu ş tur. Bunun yans mas olarak ekonomik yap lanmalar n ö nemli kazan ç kayna ğ g ö revi g ö rm üş t ü r. I. Ve II. Payla ş m sava ş lar , ekonomik anla ş malar n y ü r ü rl ü ğe girdi ği d ö nemler ve petrol krizi d ö nemleri bunun en a ç k ö rnekleridir. Alt na y ü klenen g ö rev, alt na olan ilgiyi yo ğunla ş t rm ş t r. Bu ilgi alt n n elde edilmesinde toplumsal ç karlar yerine, daha ç ok kazanan hakim yap lar a ç s ndan ö nem kazanm ş t r. Alt n ü zerine y ü klenen g ö rev, alt n n her ko ş ulda elde edilm esini ö ne ç karm ş t r. Alt n eldesin de uygulanan y ö ntemler ele al nd ğ nda; g ö r ü lmektedir ki do ğaya olan maliyeti ç ok y ü ksektir. Genel olarak metaller i ç in ekonomik olmayan, cevher ten ö rleri alt n i ç in (do ğaya maliyet hari ç ) ekonomik de ğer olarak verilm ekte ve i ş letilmektedir. Bu de ğer bug ü n ü lkemizde bile 1gr/ton alt ndad r. Bu d ü zeyde d üşü k ten ö r ü i ş lemenin temel nedeni alt n n y ü klenmi ş oldu ğu g ö rev ü zerine birde uygulanan kimyasal y ö ntemlerin devreye girmesidir. D ü nyada ü retilen alt n n % 80 den fa zlas siyan ü rleme (siyan ü rle li ç i ş lemi) y ö ntemiyle elde edilmektedir. Y ü zy ldan fazlad r uygulanan bu y ö ntem, uyguland ğ d ö nemlerde ve b ö lgelerde ç e ş itli ve sonu ç lar a ğ r sorunlar yaratm ş t r. Ancak sorunlar n varl ğ n n g ö r ü lmesi ve bilgisinin yayg nla ş mas 1960 l y llardan sonra olmaya ba ş lam ş t r. Kamuoyunda tart ş lmaya ba ş lamas sonras nda ç e ş itli ö nlemler bask lar olu ş turulmas i ç in ç al ş malar, ancak 1990 l y llarda ya ş amda yer bulan ç evre bilincinin olu ş mas yla ba ş layabilmi ş tir. Ya ş am alan bu lmaya ba ş layan ç evre bilinci bu sorunlar n ortaya ç k ş n , ge ç mi ş ini ve gelecek d ö nemleri tart ş mas , irdeler olmas , bir ç ok sorgulamay da g ü ndeme ta ş m ş t r. Bu konular n ba ş nda siyan ü rleme y ö ntemiyle alt n ü retimi ö nemli yer tutmaktad r.114 Siyan ü rlem e y ö ntemiyle alt n ü retimi, uyguland ğ b ö lgelerde ç ok a ğ r sonu ç lar do ğuracak ç e ş itli etkileri olmu ş tur. Kazalarla olu ş an k sa ve uzun s ü reli etkiler, at klar n at lmas , depolanmas , kimyasallar n ta ş nmas , i ş letme ka ç aklar n n olmas ö nemli kay tlar n yer ald ğ a ğ r sonu ç lar do ğurmu ş tur. Ancak alt na y ü klenen ekonomik g ö rev, alt n n ü retimi i ç in her t ü rl ü giri ş imin yap lmas konusunda, d ü nya alt n ü retimini elinde bulunduran firmalar n ç al ş malar n her zaman bu konuda art rmalar n sa ğlam ş t r. Alt na ekonomik g ö rev de bu firmalarca verildi ği d üşü n ü ld ü ğü nde alt n ü retimi ger ç ekten sorgulanmas gereken konu olmaktad r. Yap lan ç al ş malarda bu konuda bilgi ve belgeleri ortaya koymaktad r. D ü nya alt n ü retimin, alt n dore olarak elde edildi ği madenle rden sonra rafinasyonunun ayn firmalar n ç e ş itli merkezlerde yapm ş olmas denetimin bir par ç as d r. Di ğer yandan alt n ü retiminin yap ld ğ , ekonomisi k üçü k ü lkeler, bu ç al ş malardan elde edebilecekleri kazan ç lar n ç ok daha fazlas n yitirmektedirler. Bu ü lkelerin ekonomileri d ü nya ticaretini elinde bulunduran ş irketlerin denetiminde a ğ r bor ç y ü k ü alt ndad r. Birde bunlara madencilik dolay s yla ç evresel sorunlar n eklenmesi, bu ü lkeleri ya ş anmaz konuma getirmektedir. Alt n ü retiminde bununan kurulu ş l ar bakt ğ m zda, birbirleriyle ç ok ba ğlant l yap lar oldu ğu g ö r ü lmektedir. Madencilik alan ndan, g da, enerji ve en ö nemlisi finans alan na kadar d ü nya ekonomisine y ö n vermeleri dikkat ç ekicidir. Ayn yap lar ç e ş itli ş irket isimleriyle T ü rkiye ’ de faaliy et y ü r ü tmektedirler. T ü rkiye'de ilk defa 1985 y l nda K üçü kdere-Havran-Bal kesir b ö lgesinde g ü ndeme gelip, 2001 y l nda Ovac k-Bergama- İ zmir b ö lgesinde, 2006 y l nda da K ş lada ğ-E ş me-U ş ak b ö lgesinde uygulamaya ge ç ilen siyan ü rleme y ö ntemiyle alt n elde e dilmesi ç e ş itli sorunlar da g ü ndeme getirmi ş tir. Ovac k-Bergama- İ zmir b ö lgesiyle ilgili olarak al nan hi ç bir yarg karar yerine getirilmemi ş ken, i ş letme yasad ş faaliyetlerini, de ği ş ik firma isimleriyle s ü rd ü rmektedir. Avrupa ’ n n alt n ü retimi listel erinde ba ş ta yer alacak d ü zeye gelmi ş tir. Yine ayn ş ekilde Ten ö r olarak ç ok d üş ü k d ü zeye sahip olan K ş lada ğ-E ş me-U ş ak i ş letmesi yaratm ş oldu ğu ç evresel sorunlarla, hi ç bir engel tan madan Avrupa ’ n n say l i ş letmeleri aras na aday olarak ü retimini s ü rd ü r mektedir. Her iki i ş letmede ç al ş malar s ras nda ö nemli ç evresel sorunlara neden olmu ş tur. Bu konuda yap lan ç al ş malarda elde edilen bilgilerin yaratm ş oldu ğu hi ç bir soruya yan t verilmemektedir. T ü rkiye ’ de alt n ü retimine ge ç ilmeden ö nce ö zellikle bi r ç ok yasada de ği ş ikli ğin g ü ndeme gelmesi rastlant de ğildir. Ö zellikle i ş lenmemi ş de ğerli metal olarak tan mlanan ve Kar ş l ğ Dore metal olan, i ç erisinde %60-70 dan fazla alt n, 30-40 dolay nda g ü m üş , % 1-10 platin, iridyum gibi de ği ş ik bile ş imi bulundur an k ü l ç elerin yurt d ş na ç kar lmas nda, uygulanan beyan usul ü n ü n getirilmesi bunu en iyi ö rne ğidir. Nitekim ş u ana kadar T ü rkiye ’ de bunca ç evresel soruna ra ğmen ü retilen alt n miktar n n tam olarak tespiti ortaya konamam ş /konmam ş . Bu konuda m ü hendis ya kla ş m yla yap lan sorgulamalar “ticari s r” gerek ç esiyle yan ts z b rak lm ş t r. D ü nya alt n ü retimi 2500 ton dolay nda seyrederken, alt na olan talebin ba ş n , kuyumculuk sekt ö r ü ve alt n stoklar her zaman elinde tutmu ş tur. Zorunlu kullan m alan olar ak g ö r ü len alt n talebinin % 10 lar n her zaman alt nda oldu ğu rakamlarda g ö r ü lmesine ra ğmen alt n ü retiminin, alt na y ü klenen g ö rev nedeniyle art r lmas ç al ş malar , alt n n yeniden g ü ndemde olmas n g ö ster mektedir. Yak n zamanda alt n yeniden bir ü lke p aras yla e ş de ğer olarak standardize edilirse, ekonomik dengelerin bozulmas ve egemen yap lar n lehine olmas ka ç n lmaz olur. 115 B ü t ü n bu de ğerlendirmelerle T ü rkiye a ç s ndan alt n ü retiminin hem, uygulanan y ö ntem hem de ekonomik boyutuyla ele al nmas ka ç n lmazd r. Bu yakla ş mla a ş a ğ daki ö nerileri g ö z ö n ü ne alabilecek ç al ş malar n ba ş lat lmas gerekmektedir. Madenlerle ilgili yaslar n yeniden d ü zenlenerak, kamusal alanda de ğerlendirilecek yap lar n, olu ş turulmas gerekmektedir. T ü rkiye ’ de uygulamay a sokulan siyan ü rl ü y ö ntemle alt n ü retimi yap lan tesislerle ilgili al nan yarg kararlar uygulanarak, hukusal olarak yasad ş olan Ovac k-Bergama- İ zmir i ş letmesi kapat lmal d r. Bu i ş letmeyle ilgili olarak ya ş anm ş ve ya ş anabilecek ç evresel sorunlara y ö nelik tedbirler al nmal ve ş imdiye kadar sorulan ve yan t al namayan sorularla ilgili ç al ş malar yap lmal . Tespit edilen sorunlar n giderilmesi i ç in a ç il ö nlem al nmal . B ö lgede Siyan ü rden kaynaklanabilecek, yeralt sular kirlenmesi, insanlar n sa ğl k yitimlerine y ö nelik ç al ş malar ba ş lat lmal d r. İ ş letme de ya ş anan kazalar neticesinde olu ş an sa ğl k yitimleri tespit edilmeli, ç al ş anlar n ileride kar ş la ş abilecekleri sa ğl k yitimlerine kar ş ş imdiden ö nlem al nmal d r. Bergama ’ n n Ovac k k ö y ü ne yak n k ö ylerinde yap lan ç e ş itli ç al ş malarda s ö z ü edilen, hayvan ö l ü mleri, kad nlardaki g ö g ü s hastal klar sorunlar n n beyan ö tesinde ara ş t r larak gerekli tedbirlerin al nmas , gelece ğe y ö nelik olu ş abilecek sa ğl k yitimlerinin ö ng ö r ü l ü r ç al ş malar n n y ü r ü t ü lmesi gerkemektedir. K ş lada ğ-E ş me-U ş ak i ş letmesiyle ilgili a ç il ö nlemler g ü ndem al narak, birinci olarak 2006 y l haziran ay nda ya ş anan sa ğl k yitimlerinin ileride ç ok daha boyutlu olabilirli ği ü zerine ç al ş malar yap lmal d r. Bu ç al ş malar b ö lgede g ö z lem ve inceleme istasyonlar n n kurulmas yla ö ncelikli ba ş lat lmal d r. Yap lan y ğ n li ç i alan n b ü y ü k olmas , giderek tam kapasiteye ula ş mas neticesinde HCN gaz yo ğunlu ğunun artmas ka ç n lmaz olacakt r.Birde buna ya ğmur etki etti ğinde, ya ğmur mevsim lerinde, ö zellikle g ü ne ş ş nlar n n olmad ğ a ş amada, kitlesel ani ö l ü mlere varabilecek sa ğl k yitimlerinin olaca ğ g ö stergeleri vard r. Bu konuda i ş letmenin ç al ş t r lmas konusunda yeniden de ğerlendirme yap lmal d r. Bunun d ş nda yava ş yava ş havaya kar ş an HCN ç e ş itli y ö nler e do ğru, hava ak m n n etkisiy le da ğ laca ğ ndan, b ö lgede, arse nik y ap s n n varl ğ nedeniyle, arse nik etkisinin do ğmas na neden olacakt r. Ç ok zehirli olan arsenik bile ş ikleri zamanla, tar msal alanlara, su kaynaklar na ula ş aca ğ ndan, ani yada ileriye y ö nelik ç ok ç e ş itli hastal klar n ç kmas ka ç n lmaz olur. Bu belirtilerin tespit edilmesi i ç in hem m ü hendislik teknik ç al ş malar hem biyolojik olarak y ü r ü t ü lmesi hemde sa ğl k ekiplerince b ö lgede sa ğl k taramalar s ü rekli yap l p, k ay t alt na al nmal . Ya ş anan de ği ş iklikler de ğerlendirilerek ani m ü daheleler yap lmal d r. Sa ğl k kay tlar tutulmal ve kontrol alt nda bulundurulmal d r. D ü nyada ya ş anan ö rnekler g ö z ö n ü ne al narak, hem ç evresel hem ekonomik a ç dan siyan ü rl ü alt n i ş l etmelerinin T ü rkiye ’ de i ş letilmesine yasak getirecek yasalar ç kar lmal d r. 1 gram alt n n do ğaya maliyeti her bilim insan n n kafas n bir s ü rede olsa me ş gul etmelidir. SONU Ç116 Alt n n cevherden ü retiminin y ö ntemleri incelemesinde, Son d ö nemlerde alt n ü retiminde d üşü k ten ö rl ü b ü y ü k rezervler se ç ilmektedir. Bunun en ö nemli nedeni cevher ö zellikleri, buna ba ğl olarak da maliyetlerin d üşü k olmas d r. Bug ü n d ü nyada uygulamada olan ç evresel ko ş ullar n g ö z ard edildi ğinde ş irketler a ç s nda en ucuz ü retim y ö ntemi olarak Siyan ü rle li ç y ö ntemiyle kazan m gelmektedir. Siyan ü rle li ç y ö ntemiyle yap lan alt n ü retiminde li ç y ğ nlar n n b ü y ü kl ü ğü , at klar n b ü y ü kl ü ğü , a ç k alanlarda i ş lem yap lmas nedeniyle, kimyasal kontrolerinin s ü rekli yap lamamas ndan ç ok b ü y ü k sorunlar olmu ş ve olmaktad r. En ö nemli sorun at klar n kontrolsuz olarak yay lmas , b ü y ü k alanlarda depolanmas , kontrolsuz b rak lmas d r. Yap s nda siyan ü r bulunduran li ç y ğ nlar ve at klar n pH kontrolunun yap lmas ç ok ö nemlidir. Siyan ü rleme y ö ntemiyle yap lan li ç i ş leminde y ğ ndan HCN gaz n n yo ğun olarak ç kmamas i ç in en az pH=9.6 olmal d r. Atmosferik ko ş ullara a ç k y ğ nlar n ani ya ğmur inmeleri sonucu her noktas nda pH kontrolunun bu de ğer ü zerinde tutulmas s ö z konusu olamayaca ğ ndan ani ve y ü ksek oranda HCN ç k ş ka ç n lmazd r. Bu ko ş ullar kontrolsuz b rak lan at klar ve b ü y ü k at k havuzlar i ç inde ge ç erlidir. Atmosferik ko ş ullara ba ğl olarak, HCN yay ld ğ b ö lgelerde canl lar i ç in ç ok zehirli olmas n n yan nda, do ğada kararl hald e bulunan yap lar karars z duruma getirir. Bunun sonucu olarak hem HCN zehirlenmeleri, hemde arsenik bile ş ikleri zehirlenmesi s ö z konusu olur. T ü rkiye'de uygulamada olan K ş lada ğ-E ş me-U ş ak b ö lgesinde ç al ş ma yap lan i ş letmede 2006 y l haziran ay nda ya ş anan yay lma bu sonucu ortaya koymu ş tur. Yap lan ç al ş mada T ü rkiye madencilik politikalar , bu konuyla ilgili yasalar n olu ş umu, de ği ş iklikler g ö z ö n ü ne al nd ğ nda; siyan ü rleme y ö ntemiyle alt n i ş letmecili ğinin ü lkemiz a ç s nden herhangi bir ekonomik ka tk s olmad ğ gibi, d ü nyada ö rneklerini inceledi ğimiz veriler de g ö z ö n ü ne al nd ğ nda bedeli ç ok a ğ r olacak, ç evresel sorunlar n do ğaca ğ ortaya ç kmaktad r. G ö r ü lm üş t ü r ki alt n cevherinin ten ö r ü ö nemli olmay p nerede oldu ğu ö nem kazanm ş t r. Çü nk ü siy an ü rle li ç y ö ntemiyle alt n kazan lmas na hangi ü lkede izin veriliyorsa o b ö lge yada ü lke alt n cevheri a ç s ndan zengin say l yor. Ancak b ö lge ve ü lke halk na herhangi bir katk s olmad ğ bilinmektedir. Siyan ü rleme li ç i ş lemi, siyan ü r çö zeltilerinin ç ok zehirli olmas na kar ş n, ş irketlerin karl l ğ nedeni ile en fazla tercih edilen y ö ntem olarak kullan lmas nda srar edilmektedir. Fakat son olarak bir ç ok ü lkede ç evre duyarl lar taraf ndan yasal yollarla siyan ü r i ş lemi durdurulmu ş tur. 1999 y l nda ABD Montana eyaletinde alt n madenleri kapat ld . Ç evreye verdi ği kirlili ğin temizlenmesi i ç ende 1milyar dolarl k kaynak ayr ld ğ belirtilmektedir. Son s ö z ü bir bilim insan na ve felsefi yakla ş m olan bir yazara b rakal m. ''Alt n n, topra ğ n i ç erisinden bu kadar zahmet ve masraf kar ş l ğ nda kazan lmas ndan sonra Fort Knox'ta yeniden topra ğ n derinliklerine g ö m ü lmesini belirtmek belkide ilgin ç olur.'' (Dennis 1974) 152 ''H erkes taraf ndan yararl diye kabul edilen u ğra ş lar i ç erisinde hemen hemen en sa ç mas alt n ç kar lmas i ş idir. Alt n G. Afrikada yerin alt ndan ç kar l r, h rs zl ğa ve kazaya kar ş s n rs z ö nlemler al narak Londra'ya, Paris'e yada Newyork'a ta ş n r ve bu ş ehirlerde yine yerin alt ndaki ç elik banka kasalar nda saklan r. B ö yle yap laca ğ na G.Afrikada yerin alt nda b rak lsa hi ç bir ş ey de ği ş meyecektir. ''Bernard Russel aylakl ğa ö vg ü kitab ” KAYNAKLAR İ NAM Ahmet Prof Dr. ODT Ü Felsefe B ö l ü m ü Ba ş kan (TMMOB MMO M ü hendis s ö yle ş isi istanbul 2005)117 2 TMMOB Demokrasi Kurultay Sonu ç Bildirges i Nisan 1998 3 John CLARK Kalk nman n demokratikle ş mesi T ü rkiye Ç evre Vakf Yay n Ç eriri:Serpil URAL 1995 4 YAZILITA Ş Mesut alt n i ş letmecisi firmalar Metalurji Dergisi 129, Ö NG Ü R Tahir Jeoloji Y ü k M ü h. K ü reselle ş me Kurumlar ve Madencilik Metalurji Dergis i 131, T Ü RKMEN Galip ET İ BANK Ba ş M ü fetti ş i, K ü reselle ş menin Madencilikteki Amiral Gemisi Metalurji Dergisi 127 5 UYGUR Ç etin Harcanan bir kayna ğ m z Bor Tuzlar TMMOB Birlik Haberleri 17 0cak 1975 6 B ö l ü m 4.2.2.3 T ü rkiye ’ nin i ş lenebilir alt n cevheri yat aklar ve elde edilebilecek alt n miktarlar 7 (DEM İ RTA Ş Ramazan Dr. Maden Jeolojisi Biliminin Tan m )2002 8 Ö NG Ü R Tahir Jeoloji Y ü k.M ü h. K ü reselle ş me ve Maden Masalar 10 0cak 2003 TMMOB paneli 9 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas 2006-2008 D ö nemi Ç al ş m a Program 10VAHRU Ş EV.V Yeni Y ö ntemleriyle ve Manevralar yla Yeni S ö m ü rgecilik Konuk Yay nlar 1978 1 ERTEN Ay ş e 2003 TMMOB Sanayi Kongresi Sekt ö r Ar ş t rmalar Sanayile ş mede Madencili ğin Yeri ve Ö nemi 2 CAN B ü lent Jeoloji M ü hendisi TMMOB Jeoloji M ü hendis leri Odas B ü lteni Haziran 1998 3 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi.(Kaynak A.lewis:Gold Geolog Basics, E/MJ, Feb.1982) 4 FOCUS Dergisi Alt n B ö l ü m I (www.focusde rgisi) 5 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi.(Kaynak A.lewis:Gold Geolog Basics, E/MJ, Feb.1982) 6 Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergisi A ral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 7 Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergisi Aral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 8 Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergi si Aral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 9 I ç inde k ü k ü rtl ü bile ş ikler ile anyonlar (H2S,HS-,S2O3-2)bulunan ve klor i ç eren çö zeltiler 20 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramal ar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi.(Kaynak S.H.Dayton:Pegasus Gold E/mJ Dec.1993) 2 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi 22 OYG Ü R Vedat (MTA Genel M ü d ü rl ü ğü )D ü nya Alt n M adencili ği ve T ü rkiye'nin Alt n potansiyeli.Jeoloji M ü hendili ği say 49 kas m 1996 TMMOB Jeoloji M ü hendisleri Odas Yay n 23 Bache.J.J.World.gold Deposits 1987 24 U.S.Geologial Survey, Mineral commodity Summaries, januar 2006 25 MTA Elektronik Haber Sayfa s Aral k 2006 T ü rkiye Alt n Cevheri Yataklar Haritas 26 T ü rkiye'nin Do ğal Kaynaklar Rehberi İ stanbul Ticaret Odas Yay n 1997-56 27 Bak n z Siyan ü rle li ç i ş lemi B ö l ü m 5.4.2.1.3 28 T.C. Ba ş bakanl k D.P.T. Yedinci Be ş Y ll k Kalk nma Plan Ö zel İ htisa s Komisyonu Raporu Di ğer Metaller Ankara 1995, Metalurji say 87 1993, Madencilik B ü lteni say 53 1997, Ç evre ve M ü hendis say 13 1996, Alt n Bergama ve Demokrasi TMMOB Ç M0 Ankara 1998, Alt n Aramalar ve Ü lkemiz A ç s ndan Ö nemi TMMOB Maden M ü hendisleri Od as Raporu de ğerlendirilmesiyla elde edilmi ş tir. 29 Milliyet Gazetesi 30 Haziran 2001 118 30 DEM İ RTA Ş Ramazan Dr. Maden Jeolojisi Biliminin Tan m )2002 31 U.S.Geologial Survey, Mineral Commodity Summaries, Her y l n de ğeri ocak ay i ç in ve rilmi ş tir. İ nceleme aral k 2006 da yeniden yap larak rakamlar al nm ş t r. 32 33 52.jeoloji kurultay TMMOB jeoloji M ü hendisleri odas 1999 34 H ü rriyet gazatesi 17 ekim 2000 35 Bak n z ovac k- bergama-izmir alt n i ş letmesi 36 Sekizinci Be ş y ll k Kalk nm a Plan Madencilik Komisyonu Metal madenler Alt Komisyonu De ğerli Metaller Ç al ş ma Grubu 2001, MTA elektronik Sayfas nda Alt n Raporu Olarak Verilen Kaynak Ayn s Aral k 2006 37 Bak n z B ö l ü m 5.4.2.1.3.Alt n ü retimi- siyan ü rle li ç y ö ntemi 38 Anadolu medeniyetleri m ü zesi tan t m bros ü r ü 1998 39 Anadolu medeniyetleri m ü zesi tan t m bros ü r ü 1998 40 Anadolu medeniyetleri m ü zesi tan t m bros ü r ü 1998 41 Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergi si Aral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 42 U.S.Geologial Survey, Mineral Commodity Summaries, Her y l n de ğeri ocak ay i ç in verilmi ş tir. İ nceleme aral k 2006 da yeniden yap larak rakamlar al nm ş t r. 43 World Gold Council 13 ni san 2006( www.gold.org .) 44 CHA İ ZE Thomas Dr. 26 haziran 2004 (Dani 2989 MATERIALS Gold Silver elektronik sitesi) 45 Mineral Commodity Summaries, Ocak 2006 46 AKTA Ş G ü l ç em: 11 Ocak 2000 Finansal Forum (Alt n Bu biny ld a Alternatifsiz) 47 Gold Fields Mineral Services ltd. 1993 48 By WC.Butterman and Earle B. Amey III (Mineral Commodity Profiles Gold U.S.Geological Survey 2005 49 OYG Ü R Vedat (MTA Genel M ü d ü rl ü ğü )D ü nya Alt n Madencili ği ve T ü rkiye'nin Alt n potansiyeli. Jeoloji M ü hendili ği say 49 kas m 1996 TMMOB Jeoloji M ü hendisleri Odas Yay n 50 U.S.Geologial Survey, Mineral Commodity Summaries Ocak 2006 de ğerleri 51 Euromines Europen Association of Mining Industries (Avrupa maden end ü strisi birli ği) aral k 2006 52 Word Gold Holdings (www.usgold.com) 53 FOCUS dergisi Alt n D ü nyay parma ğ nda oynatan maden (www.focusdergisi .com.tr) 54 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi 1989 55 Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergisi Aral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 56 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi 1989 Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö n emi (mining Jounal haziran haziran 1988 den al nma) 57 Sekizinci Be ş Y ll k Kalk nma Plan Madencilik Ö zel İ htisas Komisyonu Raporu Metal Madenler Alt Komisyonu De ğerli Metaller Ç al ş ma Grubu Raporu 2001 ANKARA (Kaynak olarak Gold Fields Mineral Services l td. 1999 58 Vikipedi Ö zg ü r Ansiklopedi Periyodik Tablo-Alt n -Tarih ç esi 59 Paran n tarih ç esi Www.tcmb.gov.tr 60 BALKAN Ne ş ecan IMF ve D ü nya Bankas 'n n 60.y l :bir bilan ç o (John C.Pool ve Steve Stomas, The ABD of İ nternational Finanse,Lexington Books:Lexi ngton-Massachutsetts,1987,s 44 61 KAYNAK Ö .Serdar Maden m ü hendisi 2002 (yay nlanmam ş el notlar )119 62 BALKAN Ne ş ecan İ MF ve D ü nya Bankas n'n n 60.y l ( İ şç i M ü cadelesi www.iscim ü cadelesi.net.)kaynak olarak (ABD ’ nin alt n rezervleri, 1950 ’ de 25 milyar dolar dan 1970 ’ te 10 milyar dolara iner. a.g.e. s. 50. ) 63 BALKAN Ne ş ecan İ MF ve D ü nya Bankas n'n n 60.y l ( İ şç i M ü cadelesi www.iscim ü cadelesi.net.) 64 Focus Dergisi Alt n B ö l ü m IV(www.focusdergisi) 65 İ . Bayraktar, B.Ya ş ar Alt n cevherinin Zenginle ş tirilmes i ve alt n n ekstraksiyonu, T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 9. Kongresi 1985 ANKARA 66 T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 9. Kongresi 1985 ANKARA (Kaynal Olarak A. Lewis: Gold Geochemistry, Elmj. Dec. 1982) 67 T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 9. Kongresi 1985 ANKARA (Kaynak Olarak P.C.Robinson: Mineralog and Treatment of Refractory Gold From The Porgera Deposit, Papau New Guinea, Trans İ nst. Min. Met, Seck C.June 1983) 68 UZUN Mukadder, MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri ve Teknoloji si Dairesi 1985 Arsonepritli Cevherden Alt n Kazan lmas 69 Avrupa Alt n Madeni İ ş letmeleri Raporu 2002 T ü rkiye Madenciler Derne ği 70 Mukadder UZUN MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri Ve Teknolojileri Dairesi Arsenopritli Cevherden Alt n Kazan lmas Rap oru Temmuz 1985 71 UZUN Mukadder Arsenopiritli Cevherlerden Alt n Kazan lmas MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesi Temmuz 1985 Ankara *Finkelstein,N.P., The chemistry of the extraction of gold form its ores, in Gold Metall. In sout h Africa,ed. Adamson, R.J.Cape Town,Chamber of Mines of South Africa, 1972 pp.284-351 **Jha,M.C.and Kramer, M.J., Recovery of gold from arcenical ores, in Precisous Metals; Mining, Extraction and processing, ed.kudryk,V.corrigan,D.A. And liang, w.w.,the M etallurgical Society of AIME, NewYork, 1984,pp.337-363 72 www.kozaaltin.com 73 UZUN Mukadder Arsenopiritli Cevherlerden Alt n Kazan lmas MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesi Temmuz 1985 Ank ara 74 T.C. Ba ş bakanl k D.P.T. Yedinci Be ş Y ll k Kalk nma Plan Ö zel İ htisas Komisyonu Raporu Di ğer Metaller Ankara 1995 75 H İ Ç D Ö NMEZ Şü kriye Kimya M ü hendisi Alt n Cevheriyle Bakteriyel Ö z ü tleme Deneyi Ş ubat 1994 MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizciler ve Teknolojisi Daire Ba ş kanl ğ 76 UZUN Mukadder Arsenopiritli Cevherlerden Alt n Kazan lmas MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesi Temmuz 1985 Ankara 77 Ö GEL Z ü mr ü t Beg ü m Dr. OTD Ü G da M ü hendisli ği B ö l ü m ü Metal ve Alt n Zenginle ş tiril mesinde Kullan lan Biyoteknolojik Y ö ntemler Metalurji Dergisi Say 87 Aral k 1993 78 H İ Ç D Ö NMEZ Şü kriye Kimya M ü hendisi Alt n Cevheriyle Bakteriyel Ö z ü tleme Deneyi Ş ubat 1994 MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizciler ve Teknolojisi Daire Ba ş kanl ğ 79 Ö GEL Z ü mr ü t Beg ü m Dr. OTD Ü G da M ü hendisli ği B ö l ü m ü Metal ve Alt n Zenginle ş tirilmesinde Kullan lan Biyoteknolojik Y ö ntemler Metalurji Dergisi Say 87 Aral k 1993 80 Alt n Bergama Demokrasi TMMOB Ç evre M ü hendisleri Odaso Yay n Ş ubat 1998 Ankara 81 DUMAN İ . Prof.D r. İ T Ü Kimya Metalurji Fakultesi Metalurji M ü hendisli ği B ö l ü m ü Yay nlanmam ş El Notlar 82 Bak n z B ö l ü m 7 siyan ü rle alt n i ş letmicili ğinde ya ş anm ş sorunlar 83 Ö rgen U Ğ URLU ; Tez Ç al ş mas İ stanbul Ü niversitesi Ç evre M ü hendisli ği B ö l ü m ü 1997 8 4 Cumhuriyet Gazetesi 18 kas m 1998 120 85 Yedinci Be ş Y ll k Kalk nma Plan Ö zel İ htisas Komisyonu Raporu Di ğer Metaller Ankara 1995 86 Prof Dr Korte Ç evre ve M ü hendis say 13 ( İ zmir Ç evre Hareketi Avukatlar Senih Ö ZAY)1998 87 DUMAN İ . İ T Ü Kimya Me talurji Fakultesi Metalurji M ü hendisli ği B ö l ü m ü Yay nlanmam ş Notlar 2002 88 Toksikoloji , 3.Bask , Prof. Dr. İ smet D ö kmeci Nobel t p Kitapevleri – İ st. 2001 89 Toksikoloji , 3.Bask , Prof. Dr. İ smet D ö kmeci Nobel t p Kitapevleri – İ st. 2001 90 Toksikolo ji , 3.Bask , Prof. Dr. İ smet D ö kmeci Nobel t p Kitapevleri – İ st. 2001 91 Toksikoloji , 3.Bask , Prof. Dr. İ smet D ö kmeci Nobel t p Kitapevleri – İ st. 2001 92 Adlit p Siyan ü r Zehirlenmeleri 2006 93 DUMAN İ smail Prof Dr. İ T Ü Kimya Metalurji Fakultesi Yay n lanmam ş Notlar 2006 94 Anadolu Ü niversitesi T p Fakultesi G ö g ü s Hastal klar Anabilimdal 'n n 27.04.1994 tarihli Sa ğl k ve Sosyal Yard m Bakanl ğ Kanser Sava ş Daire Ba ş kanl ğ na Yazd ğ Yaz 95 I ş n Ç ELEB İ (Eski Bakan D ö nemin milletvekili)1997 Bergama siyan ü rl ü alt n madeni i ş letmesi hakk nda verilen ö nergenin g ö r üşü lmesi s ras nda TBMM Komisyon konu ş mas 96 H.Sami T Ü RK: (D ö nemin Milletvekili) 1997 Bergama siyan ü rl ü alt n madeni i ş letmesi hakk nda verilen ö nergenin g ö r üşü lmesi s ras nda TBMM Komisyon k onu ş mas 97 www.bbc.com.uk/world services 98 Grunwald, M.,15 januar 2001, washington post 99 Moran,R.,1998, Cyanide Uncertainties,MPC ssue paper no1 00 Bergama Ovac k Alt n İ ş letmesi Giri ş imi Kon usunda T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG uzmanlar komisyonu Raporu'nun Ele ş tirisi TMMOB( Ç evre, Jeoloji,Kimya,Metalurji M ü hendisleri Odalar Ortak Yay n 2003 01 Philippine Daily Inquirer,31 a ğustos 2002 02 Rainforest Information Center, www.forest.org/ric/ 03 Bergama Ova c k Alt n İ ş letmesi Giri ş imi Konusunda T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG uzmanlar komisyonu Raporu'nun Ele ş tirisi TMMOB( Ç evre, Jeoloji,Kimya,Metalurji M ü hendisleri Odalar Ortak Yay n 2002 04 Ak ş am gazetesi 20 ş ubat 2000 05 H ü rriyet gazetesi 15 ş ubat 2000 06 Mars,V.,j uly 18 2000 Financial Times 07 www.bbc.com.uk/worldservices 08 http://ens-news.com/ens/ock2001/2001L-10-23-07.html 09 Associated Press,February 9 2000 Bergama Ovac k Alt n İ ş letmesi Giri ş imi Konusunda T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG uzmanlar komisyonu Raporu'nun Ele ş t irisi TMMOB( Ç evre, Jeoloji,Kimya,Metalurji M ü hendisleri Odalar Ortak Yay n 2002 10 Bergama Ovac k Alt n İ ş letmesi Giri ş imi Konusunda T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG uzmanlar komisyonu Raporu'nun Ele ş tirisi TMMOB( Ç evre, Jeoloji,Kimya,Metalurji M ü hendisleri Odalar Ortak Yay n 2002 11 M İ N İ BA Ş T ü rker Prof Dr. Cumhuriyet Gazetesi 1 Eyl ü l 2003 12 Bizim Gazete TTB İ stanbul Tabip Odas yay n organ 18 eyl ü l 2003 13 MTA gov tr 14 Bizim Gazete TTB İ stanbul Tabip Odas yay n organ 18 eyl ü l 2003 15 www.etigumus.com Ana sayfa 16 *Bu ş irket Papua Yeni Gine ’ de Bak r madeninde yaratt ğ ç evre kirlili ğ i ile tan nmaktad r. Ayr ca T ü rkiye ‘de Ç ayeli bak r madeni i ç in yat r mlar D ü nya bankas ve Alman bankas taraf ndan finanse edilmekte idi. 17 T Ü RKMEN Galip ET İ BANK Ba ş M ü ffetti ş i Metalurji Dergisi TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n Aral k 2001 say 127-121 118 TA Ş KIN Sefa Siyan ü rc ü Ahtapot Mart 1998 Sel yay nlar 119 G Ü NG Ö R Tevfik D ü nya gazatesi yazar Ş ubat 2002D ü nya gazetesi 20 Alt n Bergama Demokrasi TMMOB Ç evre M ü hendisleri Odas Yay n Ş ubat 1998 Ankara 21 www.ovacik-altin.com 22 Ö ZAY Senih Av. İ zmir Barosu Yay nlanmam ş Notlar 23 Dan ş tay 6. Dairesi'nin 13.05.1997 tarih ve 1996/5477 E.-1997/2312 K. say l bozma karar Do ğrultusunda İ zmir 1.idare Mahkemesinin 15.10.1997 tarih ve 1997/636-877 say l karar kabul edilmi ş tir. 24 EUROGOLD OVACIK ALTIN MADEN İ T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG DE Ğ ERLEND İ RME RAPORU ve eklerinin Dokuz Eyl ü l Ü niversitesi Ç evre M ü hendisli ği B ö l ü m ü nce Haz rlanan ve De ğerlendirme ve G ö r üş Bildirme raporu sayfa 9/ 9 Ekim 2000 İ zmir 25 EUROGOLD OVACIK ALTIN MADEN İ T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG DE Ğ ERLEND İ RME RAPORU ve eklerinin Dokuz Eyl ü l Ü niversitesi Ç evre M ü hendisli ği B ö l ü m ü nce Haz rlanan ve De ğerlendirme ve G ö r üş Bildirme rapo ru sayfa 42/ 9 Ekim 2000 İ zmir 26 EUROGOLD OVACIK ALTIN MADEN İ T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG DE Ğ ERLEND İ RME RAPORU ve eklerinin Dokuz Eyl ü l Ü niversitesi Ç evre M ü hendisli ği B ö l ü m ü nce Haz rlanan ve De ğerlendirme ve G ö r üş Bildirme raporu sayfa 43/ 9 Ekim 2000 İ zmir 27 TMMOB Ç evre, Jeoloji, Kimya, Metalurji M ü hendisleri odalar nca haz rlanan Rapor 12.08.2003 28 TMMOB Ç evre, Jeoloji, Kimya, Metalurji M ü hendisleri odalar nca haz rlanan Rapor 12.08.2003 29 Ö NG Ü R Tahir Jeoloji Y ü k M ü hendisi Bilgi notlar 30 Metalurji Derg isi Say 130 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n 31 Eldaradogold Teknik Rapor K ş ladap Projesi Fizibilite Ç al ş mas ,www.hatch.ca 32 www.tuprag.com 30.12.2006 33 www.tupr ag.com 30.12.2006 34 www.ozturkler.com 35 MAHMUTO Ğ LU Mesut www.antimai.org 36 www.ozturkler.com 37 www.tuprag.com 15.12.2006 38 Www.bianet.com 30.7.2006 39 www.bianet.com 10.8.2006 40 Ö NG Ü R Tahir. Joloji Y ü k M ü hendisi Bilgi notu temmuz 2006 41 19.07 06 Elele Gurubu bas n a ç klamas 42 TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas E ş me Raporu 43 TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas U ş ak - E ş me Hava Dinami ği Raporu 10.07.2006 44 TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas U ş ak - E ş me Hava Dinami ği Raporu 10.07.2006 45 19.07 06 Elele Gurubu bas n a ç klamas 46 DUMAN İ . İ T Ü Kimya Metalurji Fak ü ltesi Metalurji M ü hendisli ği B ö l ü m ü Yay nlanmam ş el notlar 47 TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas E ş me Raporu 48 Evrensel Gazetesi 19.7.2006 Elele hareketi bas n a ç klamas 49 Elele hareketi bas n a ç klamas 19.07.2006 50 KARABABA A.Osman Prof.Dr. Ege Ü niversitesi Halk Sa ğl ğ Anabilim Dal Ö ğ Ü .19. 7.2006 Elele bas n a ç klamas 51 TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas E ş me Raporu 10.7.2006 1 52 Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi 1989 11. T ü rkiye madencilik bilimsel ve teknik kongresi ANKARA TMMOB Maden M ü hendisleri Odas122 53 Ö NG Ü R Tahir Jeoloji Y ü k.M ü h. K ü reselle ş me ve Maden Masalar 10 0cak 2003 TMMOB paneli 54 New York Times Kas m 1998 152 55 W.H. Dennis, Demirden Gayri Metaller Metalurjisi, K s m II, ç eviren: Do ç . Dr. H. Erman Tulgar, İ T Ü Matbas 1974 1 İ NAM Ahmet Prof Dr. ODT Ü Felsefe B ö l ü m ü Ba ş kan (TMMOB MMO M ü hendis s ö yle ş isi istanbul 2005) TMMOB Demokrasi Kurultay Sonu ç Bildirgesi Nisan 1998 John CLARK Kalk nman n demokratikle ş mesi T ü rkiye Ç evre Vakf Yay n Ç eriri:Serpil URAL 1995 YAZILITA Ş Mesut alt n i ş letmecisi firmalar Metalurji Dergisi 129, Ö NG Ü R Tahir Jeoloji Y ü k M ü h. K ü reselle ş me Kurumlar ve Madencilik Metalurji Dergisi 131, T Ü RKMEN Galip ET İ BANK Ba ş M ü fetti ş i, K ü reselle ş menin Madencilikteki Amiral Gemis Metalurji Dergisi 1 27123 UYGUR Ç etin Harcanan bir kayna ğ m z Bor Tuzlar TMMOB Birlik Haberleri 17 0cak 1975 B ak n z B ö l ü m 4.2.2.3 T ü rkiye ’ nin i ş lenebilir alt n cevheri yataklar ve elde edilebilecek alt n miktarlar Rezerv: Cevher k ü tlesinin ton veya metrek ü p olarak miktar d r. Baz hallerde toplamk ü tle i ç indeki faydal mineral, bile şim veya metal miktar i ç inde rezerv deyimi kullan l r. G ö r ü n ü r rezerv: Üç boyutu ile belirlenmi ş cevher k ü tlesi i ç in kullan l r. Muhtem el rezerv: İ ki boyutu ile belirlenmi ş, üçü n çü boyutu tahmin edilen cevher k ü tleleri i ç in kullan l r. M ü mk ü n rezerv: Boyutlar belirlenmemi ş ve varl ğ ancak ü mit edilelen cevher k ü tlesi veya k ü tleleri i ç in kullan l r. Potansiyel: Varl ğ belirlenmi ş olmakla beraber i şletmesi teknik ve ekonomik nedenlerle g ü n ü n ko şullar alt nda olanaks z olan, ancak ileride i şletilebilecek cevher k ü tlesinin miktar n belirtir. (DEM İ RTA Ş Ramazan Dr. Maden Jeolojisi Biliminin Tan m )2002 Ö NG Ü R Tahir Jeoloji Y ü k.M ü h. K ü reselle ş me ve Maden Masalar 10 0cak 2003 TMMOB paneli TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas 2006-2008 D ö nemi Ç al ş ma Program 10 VAHRU Ş EV.V Yeni Y ö ntemleriyle ve Manevralar yla Yeni S ö m ü rgecilik Konuk Yay nlar 1978 ERTEN Ay ş e 2003 TMMOB Sanayi Kongresi Sekt ö r Ar ş t rmalar Sanayile ş mede Madencili ğin Yeri ve Ö nemi CAN B ü lent Jeoloji M ü hendisi TMMOB Jeoloji M ü hendisleri Odas B ü lteni Haziran 1998 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi .(Kaynak A.lewis:Gold Geolog Basics, E/MJ, Feb.1982) FOCUS Dergisi Alt n B ö l ü m I ( www.focusdergisi ) 2005 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi.(Kaynak A.lewis:Gold Geolog Basics, E/MJ, Feb.1982) Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergisi Aral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergisi Aral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergisi Aral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 I ç inde k ü k ü rtl ü bile ş ikler ile anyonlar (H2S,HS-,S2O3-2)bulunan ve klor i ç eren çö zeltiler TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi.(Kaynak S.H.Dayton:Pegasus Gold E/mJ Dec.1993) TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi 1989 OYG Ü R Vedat (MTA Genel M ü d ü rl ü ğü )D ü nya Alt n Madencili ği ve T ü rkiye'nin Alt n potansiyeli.Jeoloji M ü hendili ği say 49 kas m 1996 TMMOB Jeoloji M ü hendisleri Odas Yay n Bache.J.J.World.gold Deposits 1987 U.S.Geologial Survey, Mineral commodity Summaries, januar 2006 MTA Elektronik Haber Sayfas Aral k 2006 T ü rkiye Alt n Cevheri Yataklar Haritas T ü rkiye'nin Do ğ al Kaynaklar Rehberi İ stanbul Ticaret Odas Yay n 1997-56 Bak n z Siyan ü rle li ç i ş lemi B ö l ü m 5.4.2.1.3 T.C. Ba şbakanl k D.P.T. Yedinci Be ş Y ll k Kalk nma Plan Ö zel İ htisas Komisyonu Raporu Di ğ er Metaller Ankara 1995, Metalurji say 87 1993, Madencilik B ü lteni say 53 1997, Ç evre ve M ü hendis say 13 1996, Alt n Bergama ve Demokrasi TMMOB Ç M0 Ankara 1998 , Alt n Aramalar ve Ü lkemiz A ç s ndan Ö nemi TMMOB Maden M ü hendisleri Odas Raporu de ğ erlendirilmesiyla elde edilmi ştir. Milliyet Gazetesi 30 Haziran 2001 DEM İ RTA Ş Ramazan Dr. Maden Jeolojisi Biliminin Tan m )2002 U.S.Geologial Survey, Mineral Commodity Summaries, Her y l n de ğeri ocak ay i ç in verilmi ş tir. İ nceleme aral k 2006 da yeniden yap larak rakamlar al nm ş t r. 52.jeoloji kurultay TMMOB jeoloji M ü hendisleri odas 1999 H ü rriyet gazatesi 17 ekim 2000 Bak n z b ö l ü m 8.2. ovac k- bergama-izmir projesi Sekizinci Be şy ll k Kalk nma Plan Madencilik Komisyonu Metal madenler Alt Komisyonu De ğ erli Metaller Ç al şma Grubu 2001, MTA elektronik Sayfas nda Alt n Raporu Olarak Verilen Kaynak Ayn s Aral k 2006 Bak n z B ö l ü m 5.4.2.1.3.Alt n ü retimi- siyan ü rle li ç y ö ntemi 37 Anadolu medeniyetleri m ü zesi tan t m bros ü r ü 1998 38 Anadolu medeniyetleri m ü zesi tan t m bros ü r ü 1998 39 Anadolu medeniyetleri m ü zesi tan t m bros ü r ü 1998 Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergisi Aral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 124 U.S.Geologial Survey, Mineral Commodity Summaries, Her y l n de ğeri ocak ay i ç in verilmi ş tir. İ nceleme aral k 2006 da yeniden yap larak rakamlar al nm ş t r. World Gold Council 13 nisan 2006( www.gold.org .) CHA İ ZE Thomas Dr. 26 haziran 2004 (Dani 2989 MATERIALS Gold Silver elektronik sitesi) Mineral Commodity Summaries, Ocak 2006 AKTA Ş G ü l ç em: 11 Ocak 2000 Finansal Forum (Alt n Bu Biny lda Alternatifsiz) Gold Fields Mineral Services ltd. 1993 By WC.Butterman and Earle B. Amey III (Mineral Commodity Profiles Gold U.S.Geological Survey 2005 OYG Ü R Vedat (MTA Genel M ü d ü rl ü ğü )D ü nya Alt n Madencili ği ve T ü rkiye'nin Alt n potansiyeli.Jeoloji M ü hendili ği say 49 kas m 1996 TMMOB Jeoloji M ü hendisleri Odas Yay n U.S.Geologial Survey, Mineral Commodity Summaries Ocak 2006 de ğerleri Euromines Europen Association of Mining Industries (Avrupa maden end ü strisi birli ği) aral k 2006 Word Gold Holdings ( www.usgold.com ) 2006 FOCUS dergisi Alt n D ü nyay parma ğ nda oynatan maden (www.focusdergisi .com.tr) 2006 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi 1989 Ö ZENBA Ş Macit Prof. Dr. Ç a ğlar Boyunca Alt n Metalurji Dergisi Aral k 1993 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n say 87 TMMOB Maden M ü hendisleri Odas T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 11. Kongresi 1989 Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi (mining Jounal haziran haziran 1988 den al nma) Sekizinci Be ş Y ll k Kalk nma Plan Madencilik Ö zel İ htisas Komisyonu Raporu Metal Madenler Alt Komisyonu De ğerli Metaller Ç al ş ma Grubu Raporu 2001 ANKARA (Kaynak olarak Gold Fields Mineral Services ltd. 1999 Vikipedi Ö zg ü r Ansiklopedi Periyodik Tablo-Alt n -Tarih ç esi ( www.vikipedi.org ) 2006 Paran n tarih ç esi Www.tcmb.gov.tr 2006 BALKAN Ne ş ecan IMF ve D ü nya Bankas 'n n 60.y l :bir bilan ç o (John C.Pool ve Steve Stomas, The ABD of İ nternational Finanse,Lexington Books:Lexington-Massachutsetts,1987,s 44 KAYNAK Ö .Serdar Maden m ü hendisi 2002 (yay nlanmam ş el notlar ) BALKAN Ne ş ecan İ MF ve D ü nya Bankas n'n n 60.y l ( İ ş ç i M ü cadelesi www.iscim ü cadelesi.net.)2006kaynak olarak (ABD ’ nin alt n rezervleri, 1950 ’ de 25 milyar dolardan 1970 ’ te 10 milyar dolara iner. a.g.e. s. 50. ) BALKAN Ne ş ecan İ MF ve D ü nya Bankas n'n n 60.y l ( İ ş ç i M ü cadelesi www.iscim ü cadelesi.net.) Focus Dergisi Alt n B ö l ü m IV( www.focusdergisi ) 2006 İ . Bayraktar, B.Ya şar Alt n cevherinin Zenginle ştirilmesi ve alt n n ekstraksiyonu, T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 9. Kongresi 1985 ANKARA T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 9. Kongresi 1985 ANKARA (Kaynal Olarak A. Lewis: Gold Geochemistry, Elmj. Dec. 1982) T ü rkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 9. Kongresi 1985 ANKARA (Kaynak Olarak P.C.Robinson: Mineralog and Treatment of Refractory Gold From The Porgera Deposit, Papau New Guinea, Trans İ nst. Min. Met, Seck C.June 1983) UZUN Mukadder, MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesi 1985 Arsonepritli Cevherden Alt n Kazan lmas Avrupa Alt n Madeni İ ş letmeleri Raporu 2002 T ü rkiye Madenciler Derne ği Mukadder UZUN MTA Genel M ü d ü rl ü ğ ü Maden Analizleri Ve Teknolojileri Dairesi Arsenopritli Cevherden Alt n Kazan lmas Raporu Temmuz 1985 UZUN Mukadder Arsenopiritli Cevherlerden Alt n Kazan lmas MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesi Temmuz 1985 Ankara *Finkelstein,N.P., The chemistry of the extraction of gold form its ores, in Gold Metall. In south Africa,ed. Adam son, R.J.Cape Town,Chamber of Mines of South Africa, 1972 pp.284-351 **Jha,M.C.and Kramer, M.J., Recovery of gold from arcenical ores, in Precisous Metals; Mining, Extraction and processing, ed.kudryk,V.corrigan,D.A. And liang, w.w.,the Metallurgical Soci ety of AIME, NewYork, 1984,pp.337-363 www.kozaaltin.com 2006 UZUN Mukadder Arsenopiritli Cevherlerden Alt n Kazan lmas MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesi Temmuz 1985 Ankara 125 T.C. Ba şbakanl k D.P.T. Yedinci Be ş Y ll k Kalk nma Plan Ö zel İ htisas Komisyonu Raporu Di ğ er Metaller Ankara 1995 H İ Ç D Ö NMEZ Şü kriye Kimya M ü hendisi Alt n Cevheriyle Bakteriyel Ö z ü tleme Deneyi Ş ubat 1994 MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizciler ve Teknolojisi Daire Ba ş kanl ğ UZUN Mukadder Arsenopiritli Cevherlerden Alt n Kazan lmas MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesi Temmuz 1985 Ankara Ö GEL Z ü mr ü t Beg ü m Dr. OTD Ü G da M ü hendisli ği B ö l ü m ü Metal ve Alt n Zenginle ş tirilmesinde Kullan lan Biyoteknolojik Y ö ntemler Metalurji Dergisi Say 87 Aral k 1993 H İ Ç D Ö NMEZ Şü kriye Kimya M ü hendisi Alt n Cevheriyle Bakteriyel Ö z ü tleme Deneyi Ş ubat 1994 MTA Genel M ü d ü rl ü ğü Maden Analizciler ve Teknolojisi Daire Ba ş kanl ğ Ö GEL Z ü mr ü t Beg ü m Dr. OTD Ü G da M ü hendisli ği B ö l ü m ü Metal ve Alt n Zenginle ş tirilmesinde Kullan lan Biyoteknolojik Y ö ntemler Metalurji Dergisi Say 87 Aral k 1993 Alt n Bergama Demokrasi TMMOB Ç evre M ü hendisleri Odaso Yay n Ş ubat 1998 Ankara DUMAN İ . Prof.Dr. İ T Ü Kimya Metalurji Fakultesi Metalurji M ü hendisli ği B ö l ü m ü Yay nlanmam ş El Notlar Bak n z B ö l ü m 7 siyan ü rle alt n i ş letmicili ğinde ya ş anm ş sorunlar Ö rgen U Ğ URLU ; Tez Ç al şmas İ stanbul Ü niversitesi Ç evre M ü hendisli ğ i B ö l ü m ü 1997 83 Cumhuriyet Gazetesi 18 kas m 1998 Yedinci Be ş Y ll k Kalk nma Plan Ö zel İ htisas Komisyonu Raporu Di ğ er Metaller Ankara 1995 Prof Dr Korte Ç evre ve M ü hendis say 13 ( İ zmir Ç evre Hareketi Avukatlar Senih Ö ZAY) 1998 DUMAN İ . İ T Ü Kimya Metalurji Fakultesi Metalurji M ü hendisli ği B ö l ü m ü Yay nlanmam ş Notlar 2002 Toksikoloji , 3.Bask , Prof. Dr. İ smet D ö kmeci Nobel T p Kitapevleri – İ st. 2001 Toksikoloji , 3.Bask , Prof. Dr. İ smet D ö kmeci Nobel t p Kitapevleri – İ st. 2001 Toksikoloji , 3.Bask , Prof. Dr. İ smet D ö kmeci Nobel t p Kitapevleri – İ st. 2001 Toksikoloji , 3.Bask , Prof. Dr. İ smet D ö kmeci Nobel t p Kitapevleri – İ st. 2001 Adlit p Siyan ü r Zehirlenmeleri 2006 DUMAN İ smail Prof Dr. İ T Ü Kimya Metalurji Fakultesi Yay nlanmam ş Notlar 2006 Anadolu Ü niversitesi T p Fakultesi G ö g ü s Hastal klar Anabilimdal 'n n 27.04.1994 tarihli Sa ğ l k ve Sosyal Yard m Bakanl ğ Kanser Sava ş Daire Ba şkanl ğ na Yazd ğ Yaz I ş n Ç ELEB İ (Eski Bakan D ö nemin milletvekili)1997 Bergama siyan ü rl ü alt n madeni i şletmesi hakk nda verilen ö nergenin g ö r üşü lmesi s ras nda TBMM Komisyon konu şmas H.Sami T Ü RK: (D ö nemin Milletvekili) 1997 Bergama siyan ü rl ü alt n madeni i şletmesi hakk nda verilen ö nergenin g ö r üşü lmesi s ras nda TBMM Komisyon konu şmas www.bbc.com.uk/world services 2006 Grunwald, M.,15 januar 2001, washington post Moran,R.,1998, Cyanide Uncertainties,MPC ssue paper no1 Bergama Ovac k Alt n İ şletmesi Giri şimi Konusunda T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG uzmanlar komisyonu Raporu'nun Ele ştirisi TMMOB( Ç evre, Jeoloji,Kimya,Metalurji M ü hendisleri Odalar Ortak Yay n 2003 Philippine Daily Inquirer,31 a ğ ustos 2002 Rainforest Information Center, www.forest.org/ric/ 2006 Ak ş am gazetesi 20 ş ubat 2000 H ü rriyet gazetesi 15 ş ubat 2000 Mars,V.,july 18 2000 Financial Times w ww.bbc.com.uk/worldservices 2006 http://ens-news.com/ens/ock2001/2001L-10-23-07.html Associated Press,February 9 2000 Bergama Ovac k Alt n İ şletmesi Giri şimi Konusunda T Ü B İ TAK- YDAB Ç AG uzmanlar komisyonu Raporu'nun Ele ştirisi TMMOB( Ç evre, Jeoloji,Kimya,Metalurji M ü hendisleri Odalar Ortak Yay n 2002 Bergama Ovac k Alt n İ şletmesi Giri şimi Konusunda T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG uzmanlar komisyonu Raporu'nun Ele ştirisi TMMOB( Ç evre, Jeoloji,Kimya,Metalurji M ü hendisleri Odalar Ortak Yay n 2002 M İ N İ BA Ş T ü rker Prof Dr. Cumhuriyet Gazetesi 1 Eyl ü l 2003 Bizim Gazete TTB İ stanbul Tabip Odas yay n organ 18 eyl ü l 2003 MTA gov tr Bizim Gazete TTB İ stanbul Tabip Odas yay n organ 18 eyl ü l 2003 www.etigumus.com Ana sayfa *Bu şirket Papua Yeni Gine’de Bak r madeninde yaratt ğ ç evre kirlili ğ i ile tan nmaktad r. Ayr ca T ü rkiye ‘de Ç ayeli bak r madeni i ç in yat r mlar D ü nya bankas ve Alman bankas taraf ndan finanse edilmekte idi.126 T Ü RKMEN Galip ET İ BANK Ba ş M ü ffetti ş i Metalurji Dergisi TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n Aral k 2001 say 127- TA Ş KIN Sefa Siyan ü rc ü Ahtapot Mart 1998 Sel yay nlar G Ü NG Ö R Tevfik D ü nya gazatesi yazar Ş ubat 2002D ü nya gazetesi Alt n Bergama Demokrasi TMMOB Ç evre M ü hendisleri Odas Yay n Ş ubat 1998 Ankara www.ovacik-altin.com 2006 Ö ZAY Senih Av. İ zmir Barosu Yay nlanmam ş Notlar 2000 Dan ş tay 6. Dairesi'nin 13.05.1997 tarih ve 1996/5477 E.-1997/2312 K. say l bozma karar Do ğrultusunda İ zmir 1.idare Mahkemesinin 15.10.1997 tarih ve 1997/636-877 say l karar kabul edilmi ş tir. EUROGOLD OVACIK ALTIN MADEN İ T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG DE Ğ ERLEND İ RME RAPORU ve eklerinin Dokuz Eyl ü l Ü niversitesi Ç evre M ü hendisli ğ i B ö l ü m ü nce Haz rlanan ve De ğ erlendirme ve G ö r üş Bildirme raporu sayfa 9/ 9 Ekim 2000 İ zmir EUROGOLD OVACIK ALTIN MADEN İ T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG DE Ğ ERLEND İ RME RAPORU ve eklerinin Dokuz Eyl ü l Ü niversitesi Ç evre M ü hendisli ğ i B ö l ü m ü nce Haz rlanan ve De ğ erlendirme ve G ö r üş Bildirme raporu sayfa 42/ 9 Ekim 2000 İ zmir EUROGOLD OVACIK ALTIN MADEN İ T Ü B İ TAK-YDAB Ç AG DE Ğ ERLEND İ RME RAPORU ve eklerinin Dokuz Eyl ü l Ü niversitesi Ç evre M ü hendisli ğ i B ö l ü m ü nce Haz rlanan ve De ğ erlendirme ve G ö r üş Bildirme raporu sayfa 43/ 9 Ekim 2000 İ zmir TMMOB Ç evre, Jeoloji, Kimya, Metalurji M ü hendisleri odalar nca haz rlanan Rapor 12.08.2003 TMMOB Ç evre, Jeoloji, Kimya, Metalurji M ü hendisleri odalar nca haz rlanan Rapor 12.08.2003 Ö NG Ü R Tahir Jeoloji Y ü k M ü hendisi Bilgi notlar 2004 Metalurji Dergisi Say 130 TMMOB Metalurji M ü hendisleri Odas Yay n Eldaradogold Teknik Rapor K ş lada ğ Projesi Fizibilite Ç al ş mas ,www.hatch.ca 2003 www.tuprag.com 30.12.2006 www.tuprag.com 30.12.2006 www.ozturkler.com 2006 MAHMUTO Ğ LU Mesut www.antimai.org 2005 www.ozturkler.com 2006 www.tuprag.com 15.12.2006 Www.bianet.com 30.7.2006 www.bianet.com 10.8.2006 Ö NG Ü R Tahir. Joloji Y ü k M ü hendisi Bilgi notu temmuz 2006 19.07 2006 Elele Gurubu Bas n A ç klamas İ zmir TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas E ş me Raporu 2006 TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas U ş ak - E ş me Hava Dinami ği Raporu 10.07.2006 TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas U ş ak - E ş me Hava Dinami ği Raporu 10.07.2006 19.07 06 Elele Gurubu bas n a ç klamas DUMAN İ . İ T Ü Kimya Metalurji Fak ü ltesi Metalurji M ü hendisli ği B ö l ü m ü Yay nlanmam ş el notlar 2006 TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas E ş me Raporu 2006 Evrensel Gazetesi 19.7.2006 Elele hareketi bas n a ç klamas Elele hareketi bas n a ç klamas 19.07.2006 KARABABA A.Osman Prof.Dr. Ege Ü niversitesi Halk Sa ğl ğ Anabilim Dal Ö ğ Ü .19.7.2006 Elele bas n a ç klamas TMMOB Meteoroloji M ü hendisleri Odas E ş me Raporu 10.7.2006 149 Alt n aramalar ve ü lkemiz a ç s ndan ö nemi 1989 11. T ü rkiye madencilik bilimsel ve teknik kongresi ANKARA TMMOB Maden M ü hendisleri Odas Ö NG Ü R Tahir Jeoloji Y ü k.M ü h. K ü reselle ş me ve Maden Masalar 10 0cak 2003 TMMOB paneli New York Times Kas m 1998 152 W.H. Dennis, Demirden Gayri Metaller Metalurjisi, K s m II, ç eviren: Do ç . Dr. H. Erman Tulgar, İ T Ü Matbas 1974