Jeoformoloji Jeomorfoloji Bölüm 2 II.4. Zaman, Jeomorfolojik evrim ve kesinti karışıklıkları Yerşekillerinin oluşumunu belirleyen dördüncü etken zamandır. Yerşekillenmesi üzerinde zamanın etkisi süre ile doğru orantılıdır. İç ve dış etkenlerin yerşekillenmesine etkisi yavaştır. Bunların yerşekillenmesine yaptığı etkiler zamanla kendisini belli eder. Örneğin levha hareketleri gibi yerkabuğu boyutunda gerçekleşen şekillendirici süreçlerin etkileri milyonlarca yılda yeryüzü şekillenmesi üzerine yansır ve büyük coğrafik değişimler gerçekleşir. Yine depremler şeklinde kendini gösteren faylanmalar sonucu meydana gelen yerşekili değişimleri zaman içerisinde kendini belli eder. Dış etken ve süreçler için de aynı durum geçerlidir. Örneğin yılda 1 mm aşınan bir bölgedeki 4000 metre yüksekliğindeki bir dağ kütlesi dış etken ve süreçler tarafından 4 milyon yılda deniz seviyesine kadar aşınabilir. Zaman, şekillendirici iç ve dış süreçlerin seyrine bağlı olarak doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki yolla yerşekillenmesini etkiler. Bunlardan birincisinde jeolojik yapı, iç ve dış dinamik süreç ve etkenler değişmediği halde yerşekillenmesi zamanın akışına bağlı olarak biçim değiştirerek belirli aşamalardan geçer. Z a m a n a b a ğ l ı o l a r a k y e r ş e k i l l e n m e s i n d e g e r ç e k l e ş e n b u t o p o ğ r a f i k d e ğ i ş i m l e r e jeomorfolojik evrim (döngü) denir. Zamanın ikinci etkisi ise akışı esnasında şekillendirici süreçlerde meydana gelen topoğrafik değişimler şeklinde gerçekleşir. Bu değişimler jeomorfolojik döngüde kesinti ve karışıklıklara yol açar ve çok kökenli yerşekillerinin meydana gelmesine yol açar. 1 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıII.4.1. Jeomorfolojik evrim/döngü (geomorphologic cycle) İlksel olarak iç dinamik süreçlerle kurulmuş topoğrafya iç ve dış dinamik süreçlerin etkisiyle sürekli değişim ve yeni yapılanma içindedir. İç dinamik süreçler durağan kabul edildiğinde yeryüzü şekillerinin değişimi sürekli olarak yüksek topoğrafyanın aşındırılması ve tesviye edilmesi şeklinde gelişir. Dış dinamik süreçlerin son hedefi karaların yükseltisini deniz seviyesi düzeyine indirgemektir. Bu gelişim belirli bir zaman periyodunda gerçekleşir ve zamana bağlı olarak yerşekilleri belirli biçimsel değişimlerden geçer. Bu değişimler morfolojide belirli dönemlere karşılık gelir. Y e r ş e k i l l e r i n i n i l k s e l o l u ş u m d a n e n s o n a ş ı n a b i l e c e k l e r i s e v i y e y e k a d a r g e ç i r d i k l e r i ş e k i l l e n m e e v r e s i n e jeomorfolojik evrim/döngü (geomorphologic cycle) denir. Klasik jeomorfolojide bu şekillenme dönemleri gençlik (youth/young stage), olgunluk (mature stage) ve ihtiyarlık (old stage) evreleri olarak tanımlanmıştır. Kaya türü ve yapısal özellikler ile iç dinamik süreçler aynı olsa bile morfoklimatik kuşaklarda jeomorfolojik evrimin çeşitli aşamalarında farklı yerşekilleri gelişir. Jeomorfolojik evrimin en ileri aşamasında karalarda peneplen olarak tanımlanan ve deniz düzeyine yakın seviyelere kadar tesviye edilmiş düzlükler oluşur. 2 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıBaşlangıç evresi Gençlik evresi Erken olgunluk Geç olgunluk İhtiyarlık evresi II.4.1.1. Gençlik evresi (youth stage) Jeomorfolojik evrimin başlangıç evresi olan bu evrede topoğrafik yükselimler ilksel jeolojik koşullar tarafından belirlenir. Akarsular ilksel eğim denetiminde gelişir. Göl ve benzeri çökel havzaları yapısal denetimlidir ve aşınma-taşınma-çökelme ilişkilerinde yapısal unsurlar egemendir. Gençlik evresinde topoğrafyada yapısal unsurlar ve dış dinamik süreçlerin ortak etkisi görülür. Akarsuda vadi gelişimi belirgindir ve genelde kertik vadi (V-vadi) oluşumu egemendir. Yamaç eğimleri diktir ve kütle hareketleri yamaç şekillenmesinde egemendir. 3 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları4 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıVadiler arasındaki sırtlar düzdür. Akarsuların boyuna profillerinde kaya türü ve yapı denetimli eğim kırıkları izlenir. Rölyef yarılması maksimum seviyededir. Morfolojide ilksel topoğrafyaya ilişkin yerşekili grupları seçilebilir. Akarsularda düşey doğrultuda derine kazıma ve aşındırma maksimum seviyede olup vadi tabanı gelişmemiştir. Akarsular boyunca sedimantasyon çok az olup yersel eğim kırıklıkları veya havza tabanlarında gerçekleşir. 5 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıII.4.1.2. Olgunluk evresi (mature stage) Bu evrede akarsu ağı maksimum yoğunluktadır. Erken (early mature) ve geç (late mature) olgunluk evresi olarak ikiye ayrılır. Aşınma-taşınma-birikim olayları deniz seviyesi (nihai taban düzeyi / ultimate base level) tarafından denetlenir. Akarsu ağı ise kaya türü tarafından denetlenir. Akarsu vadileri ve tabanı erken olgunluk evresinden başlayarak genişlemiş ve yamaçlar basıklaşmıştır. İlksel topoğrafya denetimi ortadan kalkmış ve vadiler arasındaki sırtlar keskinleşmiştir. Akarsularda derine aşındırma az olup yanal aşındırma ön plandadır. Gençlik evresinde yamaçları şekillendiren hızlı kütle hareketleri etkinken olgunluk evresinde kütle hareketlerinin etkisi azalır. Vadi tabanında çökelme başlar ve geç olgunluk evresinde menderesli akarsu çökelleri yaygın olarak gelişir. Geç olgunluk evresinde akarsular denge profiline (graded profile) ulaşmıştır. Olgunluk evresinde yerkabuğu yüzeyi karasal çökellerin ağırlıklı olduğu çökelme alanlarına dönüşür. 6 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları7 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıII.4.1.3. İhtiyarlık evresi (old stage) Fluviyal jeomorfolojik evrimin son aşaması olan ihtiyarlık evresinde tüm topoğrafik unsurlar basık ve yatıklaşmış biçimdedir. Akarsular boyunca geniş taşkın ovaları gelişmiştir. Menderesli akış rejimi egemen hale gelmiştir. Vadiler yanal yönde maksimum genişliktedir. Kaya türü ve yapısal denetimden kaynaklanan topoğrafik farklılıklar minimum düzeydedir. Arazinin genel eğimi deniz yönündedir ve yüzeyi deniz seviyesine yakın dalgalı düzlükler halindedir. Jeomorfolojik evrimin son döneminde ortaya çıkan bu topoğrafyaya peneplen adı verilir. II.4.2. Jeomorfolojik döngü kesintileri ve karışıklıklar Yerşekillerinin yukarıda tanımlanan evrim aşamalarından geçebilmesi için uzun zamana ihtiyaç vardır. Bu zaman sürecinde yerşekillerinin oluşumunu etkileyen iç ve dış dinamik süreçlerde meydana gelen değişimler jeomorfolojik döngüde kesinti ve karışıklıklara yol açar ve yerşekillenmesi yeni süreçlere göre gelişmeye başlar. Şekillendiği süreçlerde meydana gelen bu değişim veya yenilenme yeni bir yerşekli oluşum sürecini başlatır. Jeomorfolojik evrimde bu şekilde meydana gelen değişimlere döngü kesintisi adı verilir. Döngü kesintisi olmadan gerçekleşen yerşekli gruplarına tek döngülü (monojenik), birden fazla kesinti sonucu ortaya çıkmış yerşekli gruplarına ise çok döngülü (polijenik) yerşekilleri denir. Jeomorfolojik döngüde kesintiler iç dinamik süreçlerdeki farklılaşma veya iklimsel değişimlerden kaynaklanır. 8 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları9 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıII.4.2.1. İç dinamik süreçlerden kaynaklanan döngü kesintileri Bu kesintilere yerkabuğu hareketlerindeki değişimler neden olur ve bunlar topoğrafyada yükselme ve alçalmalara neden olurlar. İç dinamik olaylar sonucu yükselme şeklinde gerçekleşen döngü kesintilerinde dış dinamik süreçlerde değişim gerçekleşmez. Bunun sonucu ortaya çıkacak yeni yerşekli oluşum süreci ve ortaya çıkan yerşekillerinin niteliği ve biçimsel özellikleri iç dinamik süreçlerle dış dinamik süreçler arasında denge ve ilişkiler sonucu belirlenir. Bu ilişkiler i) yükselimin aşınıma eşit; ii) yükselme-aşınma hızlarının farklı ve süreçlerin hızının değişken olduğu hallerde farklı yerşekillerinin oluşumu ile sonuçlanır. i) T e k t o n i k y ü k s e l m e n i n a ş ı n m a y a e ş i t o l d u ğ u h a l l e r d e arazinin topoğrafik yükselimi genel olarak aynı seviyede kalır. Kesinti jeomorfolojik evrimin hangi aşamasında gerçekleşmişse zamansal olarak iç-dış dinamik süreçler arasındaki denge bozulana kadar evrim sürekli aynı evrede kalır. ii) Y ü k s e l m e v e a ş ı n m a h ı z l a r ı n ı n f a r k l ı o l d u ğ u d u r u m l a r d a ise yerşekillenmesi baskın sürecin denetimine girer. Yükselme hızının aşınma hızından düşük olduğu hallerde yerkabuğu aşındırıcı süreçlerin etkisinde normal jeomorfolojik evrimdeki gibi fakat gecikmeli olarak şekillenir. Buna karşılık iç dinamik süreçlerin yol açtığı yükselmenin hızı aşınımın tesviye hızından fazla ise morfolojiye yapısal kökenli yerşekilleri egemen olur. Bu değişim süreci jeomorfolojik evrimin hangi aşamasında gerçekleşmiş ise evrimde geriye doğru gidiş trendi yani gençleşme başlar. 10 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları11 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları Jeomorfolojik döngüde iç dinamik süreçlerle meydana gelen değişimler bazen alçalmalar şeklinde gelişir. Bu tür değişimler de döngü kesintileri ve karışıklıklara yol açar. Alçalmalar kara kütlesi üzerinde gerçekleşirse akarsuların taşıma hızı azalır ve yer şekillenmesinde birikim süreçleri ağırlık kazanır. Alçalma ve terslenmeler deniz ve kıyı bölgelerinde oluşursa yersel deniz basması (transgresyon) gerçekleşir ve kıyılar düzensizleşir.II.4.3. Jeomorfolojik döngüde gençleşme (rejuvenation) Jeomorfolojik döngüde gençleşme e s k i s i n e o r a n l a a ş ı n ı m ı n c a n l a n m a s ı v e y a h ı z l a n m a s ı s o n u c u o r t a y a ç ı k a n y e r ş e k i l l e n m e s i d e ğ i ş i k l i ğ i d i r. Gençleşme çok dönemli jeomorfolojik birimlerin gelişmesine yol açar ve jeolojide de sedimantasyon süreçlerinde farklılaşmaya yol açar. Belirli aşınım dönemleri sonucunda gelişmiş yerşekli grupları arasında yer alan topoğrafik diskordans gençleşmenin tanıtıcı özelliğidir. Farklı yükselti basamaklarında aşınım yüzeyleri ve bunlara eşlik eden akarsu taraçaları, gömük menderesler, basamaklı yamaçlar ve iç içe gelişmiş diğer morfolojik unsurlar gençleşmenin verileri arasındadır. Jeomorfolojik gençleşme t e k t o n i k, ö s t a t i k ve s t a t i k kökenli olmak üzere üç yolla gelişebilir. Y e r k a b u ğ u n u e t k i l e y e n t e k t o n i z m a s o n u c u m e y d a n a g e l e n y ü k s e l m e l e r i n n e d e n o l d u ğ u g e n ç l e ş m e tektonik gençleşme, i k l i m d e ğ i ş m e l e r i s o n u c u y e r k ü r e ü z e r i n d e d e n i z s e v i y e s i n i n ( a ş ı n ı m i ç i n t a b a n s e v i y e s i / u l t i m a t e b a s e l e v e l ) a l ç a l m a s ı s o n u c u n d a a k a r s u y a t a k l a r ı n ı n d e r i n l e ş m e s i v e g ö m ü l m e s i y o l u y l a m e y d a n a g e l e n g e n ç l e ş m e östatik gençleşmedir. T a b a n s e v i y e s i d e ğ i ş i k l i ğ i n e y o l a ç a n t e k t o n i k v e ö s t a t i k d e ğ i ş i m l e r e b a ğ l ı o l m a y a n , s a d e c e i k l i m v e d r e n a j a ğ ı d e ğ i ş i m l e r i n i n a k a r s u y u n a ş ı n d ı r m a - t a ş ı m a v e b i r i k t i r m e s ü r e ç l e r i n d e m e y d a n a g e t i r d i ğ i d e ğ i ş i m l e r y o l u y l a g e r ç e k l e ş e n g e n ç l e ş m e i s e statik gençleşme olarak tanımlanır. Tektonik kökenli gençleşmeler kıtasal boyutta levha hareketleri, kubbeleşme, çanaklaşma, kıvrımlanma, kırılma yoluyla gerçekleşir. Östatik kökenli gençleşmeler akarsuların aşındırmasında taban seviyesini oluşturan deniz seviyesindeki alçalmalar sonucunda oluşur. Statik gençleşmeler ise bunların dışındaki nedenlerle akarsu aşındırması ve taşımasında meydana gelen artışlarla gelişebilir. 12 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notlarıa) gençlik evresi, b) olgunluk evresi, c) yaşlılık evresi d) gençleşme (rejuvenation) Jeolojide, jeomorfolojik gençleşme özellikle karasal çökellerin anlaşılması ve ortam değişimleri açısından önemli yer tutar. Örneğin, ince kırıntılıların egemen olduğu bir çökel ortamına aniden kaba kırıntı çökellerinin egemen olması jeolojik açıdan kaynak alanda yükselmeye yol açan tektonizmaya bağlı olarak açıklanabilir. Halbuki, jeomorfolojik açıdan bu ortam değişikliği tektonizma dışında, kaynak alanda yersel bir kaide seviyesinin ortadan kalkması, akarsu ağında meydana gelen bir kapma ile akarsuyun taşıma gücünün artması, kaya türü farklılığı nedeniyle ayrışma süreç ve malzemesinin değişmesi gibi birçok nedenle daha açıklanabilir. 13 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları14 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıAyrışma, y e r k a b u ğ u n u o l u ş t u r a n k a y a ç l a r d a y ü z e y v e y ü z e y e y a k ı n k e s i m l e r d e y e r d e ğ i ş t i r m e y e u ğ r a m a d a n , m e k a n i k v e k i m y a s a l s ü r e ç l e r l e m e y d a n a g e l e n n i t e l i k d e ğ i ş i m l e r i olarak tanımlanır. 15 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları III. AYRIŞMA / GÜNLENME / ÇÖZÜNME (WEATHERING) Kayaçlardaki ayrışma, çeşitli fiziksel etkiler altında gelişebileceği gibi mineraller arasındaki bağlayıcının kimyasal süreçlerle bozularak ortadan kalkması sonucu da oluşabilir. Bu nedenle ayrışma kimyasal ve fiziksel süreçler olmak üzere iki kategoride gerçekleşir. Bu iki ayrışma süreci çoğunlukla birlikte etkir veya birbirine ortam hazırlar. Hava bileşiminde yer alan gazlar, su, sıcaklık, canlı ve organik maddeler ayrışma sürecinin başlıca etkenleridir.16 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları III.1. Fiziksel ayrışma Kayaçlardaki fiziksel ayrışma (ufalanma) suyun mekanik etkisi (don), ani sıcaklık değişimleri, basınç azalması/rahatlaması, kristal büyümeleri, canlıların etkileri gibi olaylarla oluşur. Suyun mekanik etkisi donma-çözünme yoluyla gerçekleşir. Kayaç yüzeyinde ilksel olarak bulunan çatlak sistemlerine giren suların donarak hacim genişlemesi yoluyla yarattığı basınçlar kayacın parçalanmasına ve ufalanmasına neden olur. Bu süreç gerilim direnci düşük ve gözenenekliliği fazla olan kayaçlar ile donma-çözünmenin yaygın olduğu iklim kuşaklarında etkilidir. Isı farklılaşmasından kaynaklanan fiziksel ufalanma daha çok günlük ısı farklarının çok yüksek olduğu yörelerde gerçekleşir. Ani sıcaklık artış ve düşüşleri kayaç yüze- yindeki bölümlerde mineraller arasındaki bağlayıcılığı azaltarak ufalanmaya yol açar.17 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları18 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları III.2. Kimyasal çözünme Kayaçların kimyasal yollarla ayrışması oksidasyon, karbonasyon, hidroliz, hidratasyon vb. yoluyla gerçekleşir. Oksidasyon; kayaç bileşiminde yer alan minerallerin oksijenle birleşmesi sonucu meydana gelen kimyasal değişimdir. Çoğunlukla demir mineralleri içeren kayaç yüzeylerinde gerçekleşir ve oluşumunda suyun etkisi büyüktür. Örnek; limonit. Karbonasyon; karbondioksitin kayaç mineralleri üzerinde yol açtığı kimyasal değişimdir. Genellikle su içerisinde erimiş hali (karbonik asit) ile kayaç yapısını etkiler. Sudaki oranı sıcaklık ile ters orantılıdır. Karbonatlı çözeltilerin kimyasal yollarla çözünmesinde (karstlaşma) başlıca rolü oynar. Hidroliz; kayaç yapısında suyun etkisiyle meydana gelen reaksiyon ve kimyasal değişmelerdir. Bu değişime suyun H + ve OH - iyonları ile kayaç bileşimindeki element ve iyonlar arasındaki reaksiyon neden olur. Yeryüzünde en yaygın kimyasal ayrışma sürecidir. Silikatlı kayaçların ayrışmasında başlıca etkendir. Örneğin ortoklazın hidrolizi sonucunda kil minerali olan kaolinit oluşur. Hidratasyon ise minerallerin yapısına su moleküllerinin katılması ile meydana gelen kimyasal değişimdir ve genellikle mineral hacminde büyümeye yol açar. Örneğin hematit limonite, anhidrit jips’e dönüşür. Kimyasal süreçlerin ayrışmadaki rolü ve etkinliği, kayaç yapısı ve su durumuna göre değişir. Örneğin karbonatlı kayaçlarda karbonasyon, bazı kil türlerinde hidratasyon, granitlerde ise hemen hemen tüm süreçler etkindir.III.3. Ayrışmayı etkileyen faktörler Ayrışmanın/çözünmenin hızı ve niteliği iklim, rölyef ve kaya türüne bağlıdır. İklim süreçleri ayrışmanın niteliğini doğrudan etkileyen en önemli unsurdur. Kimyasal çözünme öncelikle suyun varlığı ile ilişkilidir ve herhangi bir bölgedeki suyun varlığı ve kayaç üzerindeki etkileri iklim koşulları altında tayin edilir. İklim ayrıca çözünme üzerinde etkili olan bitki örtüsü yoğunluğu ve türünü de belirleyen etmendir. İklim bu özelliği nedeniyle yerküre üzerinde ayrışma süreçlerinin dağılımını kontrol eden bir faktördür. Rölyefin çözünme üzerindeki etkisi dolaylı yoldan gerçekleşir. Rölyefin çözünmedeki etkisi öncelikle yükselti yoluyla olur. Yükselti ise klimatik koşulları denetleyen bir öğedir. Rölyefin çözülmeye diğer bir etkisi yamaç türü ve eğim yoluyladır. Eğimi fazla yamaçlarda çözünme süreçleri daha hızlı gerçekleşir. Rölyef unsurlarından olan bakı (herhangi bir alanın güneşlenme konumu) ise klimatik yolla ayrışmayı etkiler. Kayaç türü ise nitelik, mineral kapsamı, porozite, genleşebilirlik, çatlak sistemi ve yoğunluğu, homojenlik vb. gibi özellikleri ile ayrışma/çözünme hızı ve niteliğini belirler. 19 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları20 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları III.3. Ayrışma ürünleri Döküntü/moloz örtüsü, döküntü konisi, döküntü blokları önemli fiziksel ayrışma ürünleridir. Hem fiziksel hem de kimyasal ayrışmanın etkisiyle oluşan ayrışma ürünü ise topraktır.21 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları Genelleştirilmiş toprak profilinde (soil profile) üstten alta doğru A, B, C olarak adlandırılan üç zon görülür. A zonu organik malzeme (humus) içeren yıkanma zonuna (zone of leaching) karşılık gelir. Bu yıkanma zonunda eriyebilir maddeler eriyik halde, eriyemeyen maddeler ise mekanik yolla tabana doğru aktarılır. B zonu birikim zonudur (zone of accumulation). Üst kısımda erimiş ve katı halde gelen malzeme bu kesimde çökelir. Toprak profilindeki C zonu ayrışmış ana kayayı temsil eder.22 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları Jenetik açıdan topraklar zonal, intrazonal ve azonal olmak üzere üç gruba ayrılır. İklime bağlı olarak oluşmuş ve yerküre üzerinde belirli kuşaklar boyunca dağılmış olan topraklara zonal topraklar denir (pedalfer, pedokal). Zonal kuşak içersinde yersel etkenler nedeniyle oluşmuş ve dağılımları sınırlı olan topraklara intrazonal topraklar olarak tanımlanır. Genç karasal yığışımların (alüvyon) oluşturduğu, zonlanma gelişmemiş olan topraklar ise azonal toprakları oluşturur (alüvyon birikintileri, kumlar, morenler). Zemin profili (soil profile)23 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders NotlarıNemli iklim bölgelerinde toprağın A zonunda kuvvetli yıkanma egemendir. Bitki örtüsünün yoğunluğu nedeniyle bu üst zon zengin organik kırıntı ve humus içerir. B zonu (birikim zonu) ise alüminyum ve demir bileşikleri bakımından zengindir. Bu nedenle nemli iklim bölgesindeki topraklar pedalfer olarak adlandırılır. Üst zondaki yıkanmanın niteliği nedeniyle soğuk-nemli ve sıcak-nemli iklim bölgesi pedalferleri farklılık sunar. 24 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları Kurak iklim koşulları altında gelişmiş toprakların üst zonunda yıkanma az veya minimumdur. Bu nedenle kurak iklim topraklarının tanıtıcı özelliği kalsifikasyon sunmalarıdır. BU nedenle kurak iklim toprakları pedokal olarak adlandırılır. Bu topraklarda A zonu incedir. Kurak iklim şartlarından nemliye doğru olan iklim koşullarında A zonunun kalınlığı artar ve kalsiyum karbonatın biriktiği seviye derinleşir. Kuraklık derecesi arttıkça da B zonu yüzeye yaklaşır veya tamamen yüzeylenir. Kurak bölgelerde görülen kalker kabuk veya kaliş aslında toprağın B zonunun (kalsifikasyon zonu) yüzeylemiş şeklidir. Toprak oluşum mekanizması ve tipleri bazı jeolojik yorumlar için önemli ipuçları sağlar. Fosil veya paleosol topraklar, jeolojik evrimin açıklanması ve paleoklimatoloji koşullarının yorumlanmasında kullanılabilen veriler niteliğindedir.25 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları26 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları Ayrışmanın sonucu meydana gelen toprak oluşumu başlıca iklim, kaya türü, organizma, topoğrafya ve zaman faktörlerine bağlıdır. Oluşumda tüm bu etkenler az veya çok oranda katkı sağlar. Fakat iklim belirleyici rol oynar. Bu nedenle jeomorfoloji ve jeoloji araştırmalarında toprak oluşumu ve jenetik kökeninin anlaşılmasına yönelik incelemeler paleocoğrafik koşulların ortaya konmasında kullanılan verilerden biridir.27 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları28 Prof.Dr. Kadir Dirik Ders Notları