Jeoformoloji Jeomorfoloji Bölüm 3 1 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları IV . FLUVİYAL JEOMORFOLOJİ VE FLUVİYAL YERŞEKİLLERİ Akarsu süreçleriyle meydana gelmiş yerşekilleri fluviyal jeomorfolojik oluşumlar olarak tanımlanır. Akarsuların yerşekillendirmesindeki etkisi esas olarak ılıman kuşaklarda gerçekleşir. Fakat diğer morfoklimatik kuşaklardaki yerşekillerinin oluşumunda da belirli oranda akarsu etkisi izlenir. Bu nedenle jeomorfolojide akarsulara bağlı yerşekillerinin gelişimi esas alınır.2 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları IV.1. Akarsular ve akarsuların yerşekillendirme sürecindeki etkisi Bir yatağa bağlı olarak yeryüzeyinde akan sulara akarsu adı verilir. Yeryüzüne düşen yağış suları topoğrafik eğim ve çekime bağlı olarak çizgisel veya yüzeysel olarak akışa geçer. Çizgisel akış vadi olarak tanımlanan belirli bir yatak içinde gerçekleşir ve bunlar büyüklüklerine göre sel, dere, çay ırmak veya nehir olarak adlandırılır. Belirli bir yatağa bağlı olmayan ve yamaç yüzeyleri üzerinde gerçekleşen su akışı ise yüzey sellenmesi (sheet flood/flow) olarak adlandırılır. Akarsuların yerşekillenme sürecindeki etkisi akarsu ağının sıklığı, yatakta taşınan su kütlesinin debisi ve enerjisi ile yakından ilgilidir. Akarsuyun herhangi bir noktasındaki kesitinden bir saniyede geçen suyun ortalama hacmine akım (debi) denir. Akımın zamana ve yere göre gösterdiği değişimler ise akarsuyun rejimini tanımlar. Akım rejimleri açısından akarsular düzenli ve düzensiz olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Yatağa gelen su ile çeşitli yollardan uğranılan kayıplar arasındaki eşitlik veya oynamaların düşük olduğu akarsular düzenli rejimli, su bilançosunda farklılıkların yüksek olduğu akarsular ise düzensiz rejimli olarak tanımlanır.3 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Akarsuyun fazla su taşıdığı dönemlerdeki yatağına taşkın yatağı (flood plain), az su kütlesi taşıdığı zamanlarda kullandığı yatağa ise küçük yatak (channel) adı verilir. Boyuna profilde yatağın en düşük kotta yer alan noktalarının birleşmesinden elde edilen enine profile talveg (taban düzeyi) denir. Jeomorfolojide akarsuların drenaj havzaları boy profilleri esas alınarak yukarı, orta ve aşağı çığır olarak üçe ayrılır. Yukarı çığır yada yatakta talveg eğimi genelde yüksek olup akarsu enerjisinin büyük bölümü aşındırma sürecine harcanır. Orta çığırda taşıma, aşağı çığırda ise biriktirme egemen süreçtir. IV.1.1. Aşındırma (erosion) Çizgisel akışın bir sonucu olan akarsu aşındırması derine (vertical), yana (lateral) ve geriye (backward) olmak üzere üç şekilde gelişir. Derine aşındırma yatağın düşey yönde kazılması, yana aşındırma ise yanal yönde genişleme ile sonuçlanır. Geriye aşındırma ise kaide seviyesinden kaynak alana doğru gerçekleşmenin bir sonucudur ve kazınmanın kaynak yönünde ilerlemesini temsil eder. Y a ta k k a z ı n m a s ı, suyun hidrolik etkisi (akarsuyun gücü), çarpma ve eriterek aşındırma yoluyla gerçekleşir. Y a t a ğ ı n h ı z ı ise, akarsuyun kinetik enerjisi, taşıdığı y ü k ü n k i n e t i k e n e rj i s i ve z e m i n d e k i k a y a t ü rü n ü n niteliği ile yakından ilişkisidir. Su y u n k i n e t i k e n e rj i s i (a ş ı n d ı rm a p o t a n s i y e l i ), su kütlesi ve akış hızına bağlıdır.4 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Akarsu yükünün aşındırma- daki etkisi de yine katı yükün kinetik enerjisiyle ilişkilidir ve yük ile taşıma hızı arttıkça akarsuyun aşındırma gücü de artar. Yükün yol açtığı aşındırma çarpma yoluyla gerçekleşir. Kaya türü ise akarsu gücü ve yükün yol açtığı aşındırma sürecinin etkidiği mekan olması nedeniyle aşınmayı etkileyen unsur olup akarsu aşındır- masını kolaylaştırıcı veya sınırlandırıcı etki yapar.5 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları IV.1.2. Taşıma (transportation) Drenaj havzasından çeşitli süreçlerle yatağa aktarılmış olan veya yatak aşındırması esnasında kazanılmış olan yükün (load) naklidir. Akarsu yükü e ri y i k (solution), y ü z e r/ a s k ı d a (suspension) halde taşınma, s ı ç r a t m a (saltation), k a y m a (sliding) ve y u v a rl a n m a (rolling) şeklinde taşınır. Taşınan yükün unsur boyutları akarsuyun gücüne bağlıdır. Kaynaktan ağza doğru gidildikçe taşınan yükün unsur boyutları küçülür. Bu küçülme de akarsuyun gücü yanında taşınan malzemenin birbirine çarparak ufalanmasının da rolü vardır.6 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları IV.1.3. Biriktirme/Çökelme (deposition) Çökelme süreci, akarsuyun gücünün taşınan yükü nakletmeye yetmediği durumlarda gerçekleşir ve suyun gücü ile yükün miktarı arasındaki dengeye göre değişir. Çökelen tortulların miktarı ve tane boyutları akış hızı ile ters orantılıdır. Hız azaldıkça çökelme miktarı artar ve tane boyu küçülür. Akarsu gücünün azalması ve yükün artması başlıca çökelme nedenleridir. Akarsu gücünün azalması genelde aşağıda sıralanan nedenlere bağlı gelişir: 1 . Eğ i m a z a l m a s ı . Dik topoğrafyadan düzlüklere geçiş, tektonik ve yatak uzunluklarının artması. 2 . T ı k a n m a v e s e l l e n m e . Birikinti koni ve yelpaze setlemesi, ana nehrin yan dereyi setlemesi, kütle hareketi, volkanizma, buzul, kumul setlemesi. 3 . Y a y ı l m a d a n k a y n a k l a n a n g ü ç a z a l m a s ı. Yüksek alandan düzlüğe geçişin yol açtığı yayılma, taşkın yayılması, kollara ayrılma. 4 . Su k ü tl e s i n i n a z a l m a s ı n d a n k a y n a k l a n a n g ü ç a z a l m a s ı. Buharlaşma, iklim kuraklaşması, sızma. 5 . Yü k ü n a r tm a s ı n a b a ğ l ı ç ö k e l m e. Kaynak alanda çözülme ve kütle hareketlerinde artış, tektonik yükselme, buzullaşma, bitki örtüsünün seyrekleşmesi. 6 . K a p m a.7 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Kapma8 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları IV.2. Akarsu vadisi ve vadi oluşumu (fluvial valley and valley development) Bir akarsu vadisi kısaca s ü r e k l i e ğ i m i o l a n d a r v e u z u n b i r ç u k u r l u k tu r. Vadiyi oluşturan akarsuların akabilmesi için bir eğime gerek olduğundan sürekli eğime sahip olmak bir akarsu vadisinin en belirgin özelliğidir, ve onu benzer başka dar ve uzun çukur yerşekillerinden ayırt eder. Yeryüzünde buzul vadileri (glacial valleys), çöküntü vadileri (rift valleys) de vardır. Dış görüntüleri akarsu vadilerine benzese de buzul veya çöküntü vadilerinin sürekli bir eğimi mevcut değildir. Çöküntü vadilerinin tabanında oluştuğu sıralarda çeşitli çanak ve eşikler mevcuttur ve bu çanakları genelde göller doldurur. Buzullar eridikten sonra bir buzul vadisinin tabanında buzulun oyduğu çanaklar yada buzultaş (moren) eşiklerinin bulunduğu gözlenir. Böyle vadilerde de dizi dizi göller bulunur. Sürekli eğimi olmayan bu vadilere zamanla akarsular yerleşirse, o akarsular gölleri alüvyonlarla doldurup, eşikleri yararak o vadilere sürekli bir eğim kazandırır ve bir akarsu vadisine dönüştürür. Ancak oluşumu akarsulara bağlı olmayan böyle dar uzun çukurluklara akarsu vadisi denilmez. Bu nedenle, içinde sonradan yerleşmiş akarsular bulunsa dahi buzul vadileri yada çöküntü çukurluklarını normal akarsu vadilerinden ayırt etmek gerekir. Genelde, sonradan akarsularla işlenmiş buzul yada çöküntü vadilerinin boyutlarına oranla, onların içine yerleşmiş akarsular küçük (cılız kalır). Bunlar hacim yönünden uyumsuz (misfit) akarsulardır. Halbuki gerçek bir akarsu vadisinde akarsuyun hacmi ile oluşturduğu vadinin boyutları, yani derinliği ve genişliği arasında her zaman bir uyum vardır.9 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Akarsu vadilerinin en belirgin bir özelliği, kendisini oluşturan akarsuların akışına uygun bir şekilde gelişmiş e n i n e ve b o y u n a y a n a y l a r a (p r o fi l l e r e ) sahip olmasıdır. Vadinin b o y u n a y a n a y ı, akarsuyun doğduğu kaynak ile döküldüğü ağız arasında sürekli eğimi olan, parabol biçimli bir eğridir. Bu eğrinin kaynak yakınındaki eğimleri daha diktir ve dökülme yerine doğru giderek yatıklaşır. Vadinin e n i n e y a n a y ı, iki kenardaki kaş düzeyi ile akarsu yatağı arasında yine parabol biçimli iki bölümden oluşur. Bu nedenle vadinin enine yanayı bu parabol biçimli iki parçanın birbirini tamamlamasıyla oluşmuş bir oluk şekli gösterir. Vadilerin bu şekli, akarsu yatağında akan akarsuyun doğrudan yada dolaylı etkisi altında geliştiği için, vadilerin enine ve boyuna yanayları birbirine ve akarsuyun hacmine uyumlu bir bütün oluşturur. Bir akarsu vadisinde enine ve boyuna yanay ilişkileri (Erol 1985)10 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları IV.2.1. Akarsu vadisinin enine yanayının öğeleri Akarsu yatağı, vadi tabanı, vadi yamacı ve vadi kaşı, gelişmiş bir vadinin enine yanayının önemli öğeleridir. Bir akarsu vadisi enine yanayının öğeleri (Erol 1985)11 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Alüvyal çökeller Arka bataklık Doğal set Aşınma yüzeyi12 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları13 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Akarsu yatağı (River bed or channel). Vadiyi oluşturan akarsuyun içinde aktığı dar ve uzun bir su oluğudur. Akarsu yatağı genellikle bütün yıl suyla doludur. Yatağı içinde akan akarsular, yatağın dibi ve kenarlarının doğrudan doğruya aşındırır, yatağın iki yanındaki vadi yamaçlarını da dipten oyarak yamaçları oluşturan malzemenin aşağı yuvarlanmasına neden olur. Böylece akarsular yataklarını aşındırarak, aşınma ürünlerini taşıyıp götürerek, yataklarını derinleştirip yamaçları geriletir ve sonuçta dar uzun bir çukurluğu, yani vadiyi meydana getirirler. Akarsu vadisinin belirli bir kesimindeki yatak, vadinin oradan yukarıdaki bölümlerinde aşınım olayları için bir baz (taban) oluşturduğu için oradaki akarsu yatağına taban düzeyi (base level) denir. Deniz seviyesi bütün bir vadi seviyesi için ana taban düzeyi (fundamental base level), akarsu yatağının vadi boyundaki herhangi bir noktası da, kendinden yukarıdaki vadi bölümleri için bir yerel taban düzeyi (local base level) oluşturur. Taban düzeyi vadi oluşumunu denetleyen en önemli etmendir.14 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Vadi tabanı (valley bottom/valley floor). Gelişkin vadilerde bulunan, akarsu yatağının iki tarafındaki düzlüklere denir. Vadi tabanı, taşkınlar sırasında getirilen malzeme, yan derelerden taşınıp getirilen birikintilerle yanal yönde kayan akarsu mendereslerinin iç kenarında, yani yığınak alanlarında oluşan birikintilerden (point bar deposits) oluşur. Bu nedenle vadi tabanında ince yada kalın bir alüvyon örtüsü vardır. Akarsu mendereslerinin salınımı sırasında oluşan vadi tabanı kesimine menderes kuşağı (meander belt); menderes kuşağı kenarlarında, yandere dolguları ile oluşmuş taban kesimine yüksek vadi tabanı; zaman zaman taşkın suları altında kalan kesime taşma tabanı (flood plain); genel olarak ta hepsine birlikte vadi taban düzlüğü (valley floor) adı verilir.15 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Menderes kuşağının vadi tabanı içindeki konumu (Erol 1985). Vadilerden yararlanmada bu kesimlerin iyi değerlendirilmesi gerekir. Yollar, köyler, vb. kalıcı yapıların taşma tabanı dışında yani yüksek tabanda inşa edilmesi, nispeten yavaş değişen menderes kuşağının tarım alanları, taşma tabanlarının ise daha kısa süreli kullanım, örneğin hayvancılık yapıları, kum- çakıl çıkarılan yerler olarak değerlendirilmesi uygundur.16 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Vadi yamacı (valley slope). Vadi tabanlarının, taban yoksa vadi yatağının iki kenarında az yada çok eğimli kesimlere vadi yamacı denir. Yönümüzü akarsuyun akış yönüne çevirdiğimizde sağımızda kalan yamaca sağ yamaç, solumuzdakine de sol yamaç adı verilir. Vadi yamaçları yatağında akan akarsuların dipten oyması ile oluşmaya başlar. Dipten oyulma yamacın üst bölümdeki malzemenin dengesinin bozulmasına ve gravitenin de etkisiyle aşağı yuvarlanmasına neden olur. Malzemenin aşağı doğru yuvarlanarak yamacın zaman içinde gerilemesine yamaç gerilemesi (slope recession) adı verilir. Akarsu mendereslerinin dış kenarında, suların çarpmasıyla akarsu tarafından dipten oyulan vadi yamaçlarının dibinde yarımay biçimli oyuntular, yarlar oluşur. Bunlara akarsu çarpakı (river cliff) adı verilir. Ortalama 1-5 metre yükseklikteki böyle çarpak dikliklerinin üstünde, yamaçlarda yine yarımay biçimli oyuk yamaç bölümleri (cusp) gelişir. Yamaçların yarımay biçimli oyuk bölümleri arasında ise burunlar (spur) bulunur. Vadi yamacı gerilemesinde ana neden dipten oyulma olmakla birlikte, yamaç üzerine yağan yağmur sularının yıkaması (rainwash), selinti ve selcik sularının aşındırması (rillwash) ile birlikte, ana kayanın özelliğine göre çeşitli kaya yuvarlanmaları (rock fall), kaymalar (slump), akmalar (earth flow) ve heyelan (landslide) gibi kütle hareketlerinin de yamaç gerilemesinde yardımcı etkisi vardır.17 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Vadi kaşı (valley bluff). Akarsu vadisi yamaçlarının üst kenarında, akarsuyun doğrudan yada dolaylı etkilerinin erişebildiği kesim akarsu etkisi dışında kalan yerler arasında bir sınır vardır. Bu sınır çizgisi, hemen bütün vadilerin kenarında bir çıkıntı, eğim dikleşmesi halinde kendini belli eder. İnsanların kaşına benzetilerek bu sınır çizgisine de vadi kaşı (bluff) adı verilmektedir.Vadi erozyonu, vadinin iki yanındaki bu kaş çizgileri ile akarsu yatağı arasında olup, kaş düzeyi (çizgisi) ötesinde vadi oluşumundan başka süreçler etkinlik göstermektedir. Taban düzeyi vadi oluşumunun alt sınırını, kaş düzeyi üst sınırını belirler.18 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları IV.2.2. Vadi oluşumu Vadi oluşumu çizgisel akışla başlar ve akarsuyun aşındırma ve biriktirme etkilerine göre gelişir. Vadilerde izlenen jeomorfolojik oluşumlar aşınım ve birikim olmak üzere iki kategoride gelişir. Bir akarsu havzasındaki aşınım sadece yatak içerisinde gelişen kazıma olmayıp tüm drenaj havzasında, çözülme ve kütle hareketleri yoluyla oluşan malzemenin yerinden sökülüp yatağa aktarılmasını da kapsar. Aşınma esnasında akarsu yatağı boyuna ve yanal yönde biçim değiştirir. Bu biçim değiştirme esnasında oluşan yerşekilleri jeomorfolojik evrimin belirli aşamalarında farklılıklar gösterir. IV.2.2.1. Vadilerin boyuna profillerinin gelişimi Vadilerin boyuna profillerindeki değişimler yatak derinleşmesi (kazınma) ile gerçekleşir. Akarsu yatağındaki kazılma belirli bir taban seviyesine göre gerçekleşir. Denizler akarsu aşındırmasında nihai taban seviyesidir (fundamental base level). Çeşitli nedenlerle bir akarsuyun değişik çığırlarında yerel veya geçici taban seviyesi / eğim kırıklığı (local base level) gelişebilir. Bu yerel taban seviyesi ortadan kalkana kadar kaynak alan yönünde aşınma-taşınma-çökelme süreçlerini denetler.19 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları20 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Jeomorfolojik evrimde denge profili olgunluk ve ihtiyarlık dönemlerinde gelişir. Vadilerin derinleşmesi esnasında yatakta beliren eğim kırıklıkları kaynak yönünde çok dönemli yerşekillerinin ortaya çıkmasına yol açabilir. Kaya türü farklılığı, tektonik, geriye aşındırma, statik gençleşme, setlenme gibi etkenler başlıca eğim kırıklığı nedenleridir. Zaman içerisinde yerel taban seviyesini oluşturan etkenler ortadan kalktıkça akarsu yatağının boy profilinde izlenen eğim kırıkları tesviye edilir ve yatak eğimi nihai olarak su kütlesinin akışı ve yükün sürüklenmesine olanak sağlayan en az eğime ulaşır. Asgari eğime ulaşılan bu aşama denge profili olarak tanımlanır (profile of equilibrium).21 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları IV.2.2.1.Vadi enine yanayının gelişimi Bütün yerşekilleri gibi vadilerin enine yanayının oluşumu da dört grup etmen tarafından denetlenmekte olup bunlar yükseklik farkı, yamaç gerilemesi, dış güçler ve kayaçların litolojik ve yapısal özellikleridir. Bir akarsu vadisi enine yanayının oluşumunu denetleyen etmenler (Erol, 1985)22 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Yükseklik farkı (height difference). Akarsular bir vadiyi oluşturan güç olduğuna göre, vadi kazılması her şeyden önce akarsuyun potansiyel enerjisine, bu enerjinin değeri de kaş düzeyi ile taban düzeyi arasındaki yükseklik farkına (h) bağlıdır. Taban düzeyi derinde olan vadilerde, akarsuyun doğrudan etkisi ve derine aşındırma gücü fazla, bu nedenle vadi dar ve derin olur. Taban düzeyindeki alçalmalar, kaş düzeyindeki yükselmeler bu değerleri yeniden etkiler. Yamaç gerilemesi (slope recession). Vadi şeklinin belirmesinde ikinci önemli etmen, akarsuyun doğrudan etkisini ortaya koyan yatak erozyonu ve dipten oyulma yanında, yatağın dolaylı etkilerini yönlendiren yamaç gerilemesi olaylarıdır. Bunların etkisiyle yamaçlar dik, yatık, içbükey yada dışbükey şekilli olabilir. Dış güçler (external forces). İklim en önemli dış güç olup akarsuyun rejimini, yamaç gerileme, günlenme süreçlerini, bitki örtüsü vb. etmenleri denetler. İklim değişmeleri süreçlerin zamanla farklılaşmasına neden olmak suretiyle etkilidirler. Örneğin diğer bütün koşullar aynı da olsa, tropikal, kurak ya da ılıman bölge vadilerinin biçimi farklıdır. Kurak ve yarı kurak bölgelerde paralel yamaç gerilemesi egemen süreçtir. Kurak bölge yamaç eğimleri genelde dik olup vadi yoğunluğu seyrektir. Nemli bölgelerde vadiler yoğun sıklıktadır ve yamaçları basık, yamaç işlenmesi süreklidir.23 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Kayaç-yapı (rocks-structure). Vadi tabanını ve yamaçları oluşturan kayaçların türü ve yapıları da vadinin şeklinin belirmesinde önemli etkiye sahiptir. Öte yandan yapıyı etkileyen genç tektonik olayların vadi oluşum sürecinde de değişmelere neden olan dinamik bir rolü vardır. Geçirimli kayaçların yüzeylediği alanlarda yamaç gelişim hızı düşük olup, yamaç profili dışbükeydir. Halbuki geçirimsiz kayaçlarda yamaç gelişim hızı yüksektir ve yamaçlar içbükey görünümdedir. Kolay aşınabilir vadilerde enine genişleme ve derine kazıma hızlı, dirençli kayalarda ise yavaş gerçekleşir. Bu nedenle akarsu boyunca sadece kaya türü farklılığına dayalı yerşekli grupları izlenebilir. Kayaçların yapısal konumları vadinin enine kesitlerinde de farklılıklara yol açar. Vadiler bu nedenle simetrik, asimetrik; basamaklı veya düz yamaçlı olabilir.24 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları25 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları IV.2.2.2. Vadi enine yanayının gelişim evreleri Vadi oluşumu çok etkenli bir süreç olduğu için, oluşum bu sürece bağlı birtakım evreler gösterir. Bu karmaşık süreci daha iyi anlatabilmek için önce diğer değişkenleri, yani yapı, iklim ve tektoniği değişmez (sabit) kabul ederek sadece akarsu erozyonu sürecini ele almakta yarar vardır. Bu varsayım fluviyal jeomorfolojide Davis’in aşınım dönemleri kavramı olarak bilinir. William Moris Davis tarafından ileri sürülen bu kavram gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık evreleri olarak bölümlenmiştir. Ancak modern jeomorfolojik analizlerde diğer etkenlerde göz önüne alınmaktadır. Davis’e göre vadi, enine yanayı’nın gelişim evreleri (Erol 1985)26 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Gençlik evresi. Önceki dönemlerde aşınarak az çok düzleşmiş bir bölgede yeni bir tektonik yükselme olursa, akarsuların taban düzeyi ile yükselen kaş düzeyleri arasında bir yükseklik farkı belirir. Potansiyel bir güç kazanan akarsular, bu güçlerini kinetik enerjiye çevirerek yataklarını kazmaya başlarlar. Bu başlangıç evresinde akarsular önce yataklarının dibini aşındırarak yataklarını olduğu yere gömerler. Akarsuyun kinetik enerjisinin büyüklüğüne ve kayaçların dayanıklılığına bağlı olarak yüzlerce, binlerce yıl süren bu gömülme, yarılma sonucu orada çok dar ve bazen yüzlerce metreyi bulan derin yarıntılar meydana gelir. Bu gibi dar vadilere kısık, kapız, boğaz (gorge) gibi adlar verilmiştir. Kısıklar daha çok kolay eriyen ancak yıkılmayan kalkerler içinde, çatlaklı dayanıklı magmatik ve metamorfik kayaçlarda daha çok oluşur. Kayaçlar nekadar dayanıklı, akarsu yatak erozyonu nekadar güçlü olursa olsun, kısık biçimli vadi belirli bir derinliğe ulaşınca yamaçlar kendini tutamaz hale gelir, yamaç gerilemesi devreye girerek yamaçların üst bölümünde bir açılma, genişleme meydana gelir. Gençlik evresinin ileri bir aşamasında yamaç gerilemesi sonucu taban yüzeyi ve kaş yüzeyi arasındaki yükseklik farkının azalması, ve zamanın etkisi ile vadi genişliği ile yükseklik farkı arasındaki farkın azalması, vadi yamaçlarının giderek açılması ve V-biçimli bir vadinin oluşumu ile sonuçlanır.27 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları28 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Olgunluk evresi. Akarsuyun derine kazılmasının azalması, akan suyun yamaç diplerini oyarak yanlamasına aşındırmayı başlatması yamaç gerilemesini arttırır ve vadi tabanının belirmesine neden olur. Olgunluk evresinin başlarında derinlemesine aşındırma henüz yanlamasına aşındırmadan güçlüdür ve vadi tabanı genişlemekle birlikte derinleşmesini de sürdürür. Derinlemesine aşındırmanın henüz etkili olduğu bu erken aşamada vadi tabanı üzerindeki alüvyon örtüsü incedir ve taban bir aşınım tabanı özelliğindedir. Olgunluk evresinin ileri aşamalarında, derine ve yanlamasına aşındırmalar arasındaki denge giderek değişir ve tabandaki alüvyon kalınlaşır, derinleşme yavaşlar, genişleme güçlenir. Ancak vadi tabanı genişlemesi sınırsız değildir. Taban genişliği yatak genişliğinin yaklaşık 18 katına erişinceye kadar devam eder sonra durur. Böyle bir aşamada vadi tabanı iyice alçalmış ve erişebileceği en fazla genişliği kazanmıştır. İhtiyarlık evresi. Vadi tabanının mevcut koşullar altında erişebileceği derinlik ve genişliği bulmasından sonra, vadide derinleşme ve genişleme sona erer. Ancak vadi yamaçlarında henüz belirli bir yükseklik mevcuttur ve yavaşlamış da olsa dış süreçlerin denetimindeki yamaç gerilemesi sürmektedir. Bu durum doğal olarak vadiler arasındaki tepelerin alçalması, kaş düzeyi ile taban düzeyi arasındaki farkın giderek daha da azalması sonucunu doğurur, ve bölgede çok yassı bir aşınım düzlüğü oluşur. Bu düzlüğe peneplen adı verilir. Peneplen üzerinde seyrek aralıklarla, yüksekliği 200-300 metreyi aşmayan bazı kalık tepeler (residual hill) ve sertgen (monadnock) tepelere rastlanır.29 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları30 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları31 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları32 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Vadi unsurlarının jeomorfolojik döngü ile ilişkisini gösteren tablo. VADİ UNSURLARI GENÇLİK OLGUNLUK YAŞLILIK33 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Bölgesel unsurlarının jeomorfolojik döngü ile ilişkisini gösteren tablo. BÖLGESEL GENÇLİK OLGUNLUK YAŞLILIK UNSURLAR