Genel Biyoloji Kan Dokusu 1 Tekhücreliler ve mikroskobik omurgasızlarda kan dolaşımı yoktur. Bu canlılarda oksijen ve besin maddeleri do ğrudan bulundukları ortamdan alırlar. Atıklar da aynı yolla uzaklaştırılır. Sünger ve sölenterlerde de kan dolaşımı yoktur. Bunların vücut boşluklarına dolan tatlı su veya deniz suyu gerekli besin ve oksijeni sağlar. Organizmanın yapısı büyüyüp karmaşıklaştıkça, metabolizma gereksinimleri yalnız çevreyle temas ile karşılanamaz. Vücudun iç kısımlarındaki hücre ve dokuların besin, su ve oksijen ihtiyacının karşılanması zorunlu hale gelir. Özelleşmiş bir sıvının vücuda pompalanması ve solungaçlar, akciğer, hatta deriyle solunumun yapılması gerekir. .:: Kan Dokusu 1. Sindirim kanalı ya da başka depolayıcı organlardan besin maddelerinin alınarak dokulara taşınması, 2. Metabolizma için gerekli oksijen ve metabolizma sonucunda oluşan karbondioksitin taşınması, 3. Suda çözünen toksinlerin vücuttan atılmak üzere boşaltım organlarına taşınması, 4. Hormonların ve düzenleyici maddelerin hedef doku ve organlara taşınması 5. Homeostasisin sürdürülmesi 6. Vücut ısısının ayarlanmasını ve bütün vücut yüzeyine yayılmasını gerçekleştirir. 7. Bağışıklık sisteminin işlevlerinin yürütülmesi Taşıma (1-3), Regülasyon (4-6) Koruma (7) .:: Görevleri Kanın görevleri Taşıma Düzenleme Koruma Kanın görevleri Taşıma Düzenleme Koruma Oksijen Besin Atıklar Hormon Enzim Kanın görevleri Taşıma Düzenleme Koruma Oksijen Besin Atıklar Hormon Enzim pH Vücut sıcaklığı Vücut sıvı hacimleri2 Kanın görevleri Taşıma Düzenleme Koruma Oksijen Besin Atıklar Hormon Enzim Vücut sıcaklığı pH Vücut sıvı hacimleri Kan ve sıvı hacmi Mikroorganizmalara karşı direnç İnsanda plazma %90-92 oranında su. % 6-8 oranında protein, eriyik halde tuzlar, glukoz yağ, amino asitler, karbondioksit, azotlu artıklar ve hormonlar içeren sarımsı beyaz bir sıvıdır. Kan sürekli hareket halinde olduğundan, kan hücreleri plazma içinde dağılmış halde bulunur. Kan vücut dışına çıktıktan kısa bir süre sonra pıhtılaşır. Bu olay bir tüpte gerçekleşmişse bir müddet sonra üstte sarımtırak bir sıvı birikir. Buna serum denir. Alttaki pıhtının mikroskobik yapısı bağ dokusuyla karşılaştırıl- dığında, Kan hücreleri bağ doku hücrelerine, Fibrin iplikçikleri bağ doku fibrillerine; Üstte kalan serum ise bağ doku zemin maddesine karşılık gelir. .:: Genel Özellikleri % 55 % 45 .:: Kan Dokusu Bileşenleri Plazma Su % 90-92 Eriyikler % 10 Plazma proteinleri % 6-8 Albümin Globülinler (alfa, beta, gama) Fibrinojen Diğer organik bileşikler % 2,1 İnorganik tuzlar % 0,9 Hücreler Alyuvarlar Akyuvarlar Granülositler Lenfosit Monosit Agranülositler Nötrofil Eozinofil Bazofil Trombositler Kan Dokusu .:: Kan Dokusu Bileşenleri >1 Elektrolitler (Na+, K+, Ca+2, Mg+2, Cl-, HCO3, PO4, SO4) Protein dışı azotlu bileşikler (üre, ürik asit, kreatin, kreatinin, amonyum tuzları) Besinler (glukoz, lipidler, aminoasitler) Kan gazları(oksijen, karbondioksit, azot) Düzenleyici maddeler (hormonlar, enzimler) 1-2 Diğer eriyikler 6-8 Protein 90-92 Su % Bileşimi .:: Kan Dokusu Bileşenleri Omurgalıların tümünde ve bazı omurgasızlarda demir içeren hemoglobin, Yengeç gibi bazı kabuklular ve yumuşakçalarda bakır içeren hemosiyanin. Halkalı solucanların bazılarında demirli yeşil klorokrüorin, Bazılarında da kırmızı hemeritrin .:: Solunum Pigmentleri3 Esas plazma proteinlerinden albümin, karaciğerde yapılır. Osmatik basıncın ayarlanmasında rol oynar. Globulinler de karaciğerde oluşturulur, metal iyonlarının, lipit- protein bileşiklerini ve yağda çözünmeyen vitaminleri taşırlar. Ayrıca immün sistemi için gereklidirler. Pıhtılaşma için gerekli olan fibrinojen ve protrombin de karaciğerde yapılır. Kan hücreleri kısa ömürlüdür. Oluştukları dokulardan sürekli olarak yenilenirler. Kan hücrelerinin meydana gelişine hemopoiez, bu olayın gerçekleştiği yerlere de hemopoielik organlar denir. Erişkin memelilerde temel hemopoietik organlar kemik iliği, dalak, lenf düğümleri ve timustur. .:: Kan Proteinleri ve Kan Yap ımı Dolaşım kanında alyuvarlar(eritrositler), akyuvarlar(lökositler) ve kan pulcukları(trombositler) bulunur. Alyuvarların oluşumuna eritropoiez denir. Fötal dönemde oluşan alyuvarlar ile memeli hayvanlar d ışında diğer omurgalıların alyuvarları çekirdeklidir. Akyuvarlar ya da lökositler sitoplazmalarında granül taşıyıp taşımama özelliklerine göre granüllü lökositler(granülositler) ve granülsüz lökositler(agranülosiiler) olmak üzere iki kısma ayrılır. Granüllü hücreler nötrofil, eozinofil ve bazofil lökositlerdir. Vücut savunmasında ve korunmasında işlev görürler. Granülositlerin oluşumuna granülopoiez denir .:: Kan Dokusu Hücreleri Hücreler Alyuvarlar Akyuvarlar Granülositler Lenfosit Monosit Agranülositler Nötrofil Eozinofil Bazofil Trombositler .:: Kan Dokusu Hücreleri Myeloid Myeloid elemanlar elemanlar Eritrosit Granülositler Monosit Trombosit Lenfoid Lenfoid elemanlar elemanlar Lenfositler .:: Kan Dokusu Hücreleri .:: Akyuvarlar (Lökositler)4 Sitoplazmalarında granül taşımayan ise lenfosit ve monositlerdir. Bu hücreler de vücut savunmasında ve korunmasında işlev görür. Monositlerin oluşumuna monopoiez, lenfositlerin oluşumuna ise lenfopoiez adı verilir. Kan pulcuklan(trombositler) kanın pıhtılaşmasında önemli rol oynar. Bunların oluşumuna ise trombopoiez denir. Memelilerde kan hücreleri doğumöncesi ve doğumsonrası farklı dokularda oluşur. Doğum öncesi kan yapımına fötal(prenatal) hemopoiez, doğumsonrası kan yapımına ise postnatal hemopoiez denir. Doğumöncesi kan yapımında sırayla mezenşim, karaciğer, dalak ve kemik iliği işlev görürken, doğum sonrası kan yapımı sadece kemik iliğinde gerçekledir. Doğum Öncesi (Prenatal) Kan Yapımı Mezoblastik evre Vitellus Kesesi Mezodermi(2. Hafta) Hepatik evre Karaciğer(6. Hafta) Dalak(8. Hafta) Timus(8. Hafta) Miyeloit evre(3.-5. Ay) Doğum Sonrası(Postnatal) Kan Yapımı Kemik İliği Lenfoid Organlar Hastalık Durumunda Kan Yapımı Ekstramedüllar hemopoiez(Karaciğer + Dalak + Lenf nodları) .:: Kan Yapımı(Hematopoiez) Bulundu Bulunduğ ğu Yerler u Yerler Uzun kemiklerin ortasındaki silindirik boşluklar ile Omurların, Kaburgaların, Göğüs kemiğinin (sternum), Kafatasının yassı kemiklerin, Ve leğen kemiğinin (pelvis) süngerimsi kemiklerinin trabekula denen ağsı boşluklarında .:: Kemik İliği Total v Total vü ücut a cut ağı ğırl rlığı ığın nı ın %4 n %4- -6 6’ ’s sı ın nı ı olu oluş şturur. turur. Yumu Yumuş şak ve ak ve ç çok say ok sayı ıda h da hü ücre i cre iç çerir. Bunlar; erir. Bunlar; Kan h Kan hü ücrelerinin crelerinin ö önc ncü üleri, leri, Ya Yağ ğ h hü ücreleri, creleri, Makrofajlar Makrofajlar, , Retik Retikü üler ler H Hü ücreler creler Bu h Bu hü ücre tiplerinin oranlar cre tiplerinin oranları ı ya yaş ş, hastal , hastalı ık ve iskelet sisteminin k ve iskelet sisteminin ç çe eş şitli b itli bö ölgelerinde farkl lgelerinde farklı ıl lı ık g k gö österir. sterir. Kan h Kan hü ücrelerinin yap crelerinin yapı ım mı ı ve dola ve dolaşı şıma verilmesinden sorumludur. ma verilmesinden sorumludur. Bu i Bu iş şlevini do levini doğ ğum um ö öncesi 5. aydan ba ncesi 5. aydan baş şlayarak layarak ö öl lü üme dek me dek s sü ürd rdü ür rü ür. r. .:: Kemik İliği K Kı ırm rmı ız zı ı kemik ili kemik iliğ ği i (Aktif /(Aktif / Hematojen Hematojen)) Sar Sarı ı kemik ili kemik iliğ ği i ((İ İnaktif naktif)) 4–5 yaşında dönüşüm başlar. Erginde uzun kemiklerin diafizleri sarı ilik içerir. Fötal, yeni doğan, genç kemiklerde bulunur. .:: Kemik İliği Tipleri Bulundu Bulunduğ ğu Yerler (Eri u Yerler (Eriş şkinlerde) kinlerde) Ü Üst kol kemi st kol kemiğ ği ( i (Humerus Humerus)) Uyluk kemi Uyluk kemiğ ği ( i (Femur Femur)) Vertebra Vertebra korpuslar korpusları ı Kaburgalarda ( Kaburgalarda (Kostalar Kostalar)) G Gö öğ ğü üs Kemi s Kemiğ ği ( i (Sternum Sternum)) Pelvis Pelvis kemikleri kemikleri Fonksiyonlar Fonksiyonları ı Kan h Kan hü ücrelerinin yap crelerinin yapı ım mı ı Eritrositlerin y Eritrositlerin yı ık kı ım mı ı Y Yı ık kı ım sonucu a m sonucu aç çığ ığa a ç çı ıkan demirin kan demirin depolanmas depolanması ı İ İndifferensiye ndifferensiye T ve B lenfosit yap T ve B lenfosit yapı ım mı ı .:: Kırmızı Kemik İliğinin Bulunduğu Yerler ve Fonksiyonları5 Kemik iliğindeki hemopoietik hücreler, retiküler hücreler ve yağ hücreleri ince duvarlı toplardamar sinuslarının yoğun ağı etrafındaki damardışı boşluklarda yer alır. Kan Hücreleri damar dışında oluşup, gelişir ve sinüs duvarlarından geçerek kan dolaşımına katılır. Kemik iliğinde oluşan kan hücrelerinin dolaşım kanına geçmeleri endotel hücrelerinin bağlantı bölgelerinin açılmasıyla değil, doğrudan hücre içinden olur. Dolaşım kanına geçecek genç hücre, endotel hücrenin zarına değip baskı yapar. Bu iki hücre birleşerek aralarında geçici bir göç poru oluşturur. Bu açıklık hücre geçerken biraz genişleyebilir; ama hiçbir zaman 4µ m'dan fazla çaplı olmaz. Kan hücresi sinüs lümenine geçtikten kısa bir zaman sonra, endotel hızlı bir şekilde onarılır. 4 4- -5 ya 5 yaş şlar ları ına gelindi na gelindiğ ğinde k inde kı ırm rmı ız zı ı kemik ili kemik iliğ ğinde ya inde yağ ğ h hü ücreleri creleri artmaya ba artmaya baş şlar. Bunun sonucu olarak ili lar. Bunun sonucu olarak ili ğ ğin rengi k in rengi kı ırm rmı ız zı ıdan dan sar sarı ıya d ya dö ön nü üş şü ür. r. Ç Çok say ok sayı ıda ya da yağ ğ h hü ücresi, cresi, makrofaj makrofaj, , indifferensiye indifferensiye mezenkimal mezenkimal h hü ücreler ve creler ve retik retikü üler ler h hü ücreleri i creleri iç çerir. erir. Retik Retikü üler ler lifler lifler ç çat atı ıy yı ı olu oluş şturur. turur. Depo organ Depo organı ıd dı ır, ya r, yağ ğdan zengindir. dan zengindir. Yedek Yedek hemopoetik hemopoetik dokudur. dokudur. .:: Sarı Kemik İliği Pluripotent hemopoetik kök hücre (PHSC) Multipotent hemopoetik kök hücre (MHSC) Projenitör hücre (Uni/Bipotent) Prekürsör(Öncül) hücre (Unipotent) Olgunlaşmakta olan hücreler Olgun hücre .:: Kan Yapıcı Kök Hücreler 6 Morfolojik olarak tanımlanamazlar. Düşük mitotik aktiviteye sahiptir. Kendini yenileme kapasitesine sahiptir. Kemik iliğinde az sayıda bulunurlar. Multipotent Hemopoetik Kök Hücre Myeloid multipotent kök hücre Lenfoid multipotent kök hücre .:: Pluripotent Pluripotent ve ve Multipotent Hemopoetik Hemopoetik K Kö ök H k Hü ücre cre Pluripotent hemopoetik kök hücre (PHSC) Multipotent hemopoetik kök hücre (MHSC) Projenitör hücre (Uni/Bipotent) Prekürsör(Öncül) hücre (Unipotent) Olgunlaşmakta olan hücreler Olgun hücre Lenfositlere benzerler (morfolojik Lenfositlere benzerler (morfolojik ay ayı ır rı ımlar mları ı yoktur). yoktur). Y Yü üksek ksek mitotik mitotik aktivite g aktivite gö österirler. sterirler. Kendini yenileme kapasitesi vard Kendini yenileme kapasitesi vard ı ır. r. Mono ya da Mono ya da bipotansiyele bipotansiyele sahiptirler. sahiptirler. CFU olu CFU oluş ştururlar. tururlar. .:: Projenitör Hücreler Pluripotent hemopoetik kök hücre (PHSC) Multipotent hemopoetik kök hücre (MHSC) Projenitör hücre (Uni/Bipotent) Prekürsör(Öncül) hücre (Unipotent) Olgunlaşmakta olan hücreler Olgun hücre Morfolojik fakl Morfolojik faklı ıla laş şma ba ma baş şlam lamış ışt tı ır. r. Y Yü üksek ksek mitotik mitotik aktivite g aktivite gö österirler. sterirler. Kendini yenileme kapasitesi yoktur. Kendini yenileme kapasitesi yoktur. Monopotansiyele Monopotansiyele sahip h sahip hü ücrelerdir. crelerdir. .:: Prekürsör Hücreler Pluripotent hemopoetik kök hücre (PHSC) Multipotent hemopoetik kök hücre (MHSC) Projenitör hücre (Uni/Bipotent) Prekürsör(Öncül) hücre (Unipotent) Olgunlaşmakta olan hücreler Olgun hücre Belirgin morfolojik Belirgin morfolojik ö özelliklere zelliklere sahiptir. sahiptir. Mitotik Mitotik aktivitesi yoktur. aktivitesi yoktur. İş İşlevsel aktivite kazanm levsel aktivite kazanmış ışlard lardı ır. r. Hemopoetik Hemopoetik dokularda, kanda ve dokularda, kanda ve di diğ ğer ba er bağ ğ dokular dokuları ında bulunurlar. nda bulunurlar. .:: Olgun Hücreler Pluripotent hemopoetik kök hücre (PHSC) Multipotent hemopoetik kök hücre (MHSC) Projenitör hücre (Uni/Bipotent) Prekürsör(Öncül) hücre (Unipotent) Olgunlaşmakta olan hücreler Olgun hücre K Kö ök h k hü ücre cre Projenit Projenitö ör r h hü ücre cre Ö Önc ncü ül h l hü ücre cre Olgun h Olgun hü ücre cre POTANS KENDİNİ YENİLEME BÜYÜME FAKTÖRLERİNİN ETKİSİ MİTOTİK AKTİVİTE MORFOLOJİK ÖZELLİKLER İŞLEVSEL AKTİVİTE .:: Farklılaşma Sırasında Kök Hücrelerde Görülen Değişiklikler Çokpotansiyelli hemopoietik kök hücre(PHSC) Çokpotansiyelli ikincil hemopoietik kök hücre(CFU-S) Alyuvar kolonisi oluşturacak üçüncül kök hücre(CFU-E) Pro-eritroblastları yapar. Bazofil eritroblastlar Polikormatofil eritroblastlar Normoblast Retikülosit Son iki evrede mitoz görülmez, sadece farklılaşma vardır. Retikülosit miktarı dolaşımdaki alyuvar miktarının %1’i kadardır. Alyuvarın oluşumu ve dolaşım kanına verilişi böbrekten salgılanan eritropoietin(Glikoprotein) hormonu ile düzenlenir. .:: Alyuvar Oluşumu (Eritropoiez)7 Alyuvarların ömrü 120 gün kadardır. Yaşlanan alyuvarlar dalakta makrofajlar tarafından ortadan kaldırılır. Yaşlı alyuvar zarında sialik asit molekülünün azalması, bu hücrelerin dalak, karaciğer ve kemik iliği makrofajları tarafından kolayca tanınarak fagositoz edilmesine neden olur. Makrofajların parçaladığı alyuvarlardan açığa çıkan hemoglobin, hem ve globine ayrılır. Globin protein metabolizmasında kullanılmak üzere amino asitlere dönüşürken; hem, demir ve biliverdine parcalanır. Demir plazma transferrini ile tekrar kemik iliğine taşınır. Biliverdinin bir kısmı karaciğer tarafından bilirubine dönüştürülür. Biliverdin ve bilirubin safra pigmentleri olarak bağırsağa verilir. .:: Yaşlı Alyuvarların Yıkımı Yeni doğan bebeklerin yaklaşık üçte birinde, doğumu takip eden birkaç gün içinde fizyolojik sarılık görülür. Diğer sarılık çeşitlerinde olduğu gibi bu durumda da, dokularda biriken bilirubin yüzünden, deri ye gözler sararır. Fizyolojik sarılık, bilirubini kandan ayırıp safraya atamayan, işlevsel olarak tam yetkin olmayan olgunla şmamış karaciğer hücrelerinden kaynaklanmaktadır. Bu durum, bağırsak hareketlerini uyarmak için bebeklerin beslenmesi veya gözleri kapatılarak floresan ışığına tutulmasıyla kısa zamanda geçer. Böylece dokulardaki bilirubin derişimi azaltılmış olur. .:: Fizyolojik Sarılık Küçük, hemoglobin içeren ve en bol bulunan kan hücreleridir. Dolaşan kandaki ömürleri 120 gün Memelilerde çekirdeksiz, diğer omurgalılarda çekirdekli. Mitokondri gibi zarlı organelleri yoktur Kandaki Miktarı(sayısı) Büyüklüğü ve Şekli (Bikonkav – Oval) türlere göre değişiklik gösterir. .:: Alyuvarlar (Eritrositler)(1 mm 3 ) (bin)(1mm 3 ) (bin) 140-440 (Ort: 350) 5-9 (Ort.: 8) >:5,2 +: 4,7 (Ort.: 5) 7-8 İnsan 9 7,2 5,3 At 12 14 3,1 Keçi 12 10,3 4,1 Koyun 8 6,8 5,1 Sığır 15 6,6 5,3 Domuz 10 9,1 6,2 Kedi 9 6,2 7,3 Köpek 28 3,5 12 Tavuk Sayı(1 mm 3 ) (milyon) Çap ( m) Trombosit Lökosit Eritrosit .:: Hemoglobin HbA %96 HbA 2 %2 HbF %2 HbA 2?, 2ß HbA 2 2?, 2? HbF 2?, 2? Hemoglobinin Oksijene ilgisi Oksijenin kısmı basıncı pH Sıcaklık Alyuvarlarda üretilen 2,3-difosfoglisarat .:: Hemoglobin HbA %96 HbA 2 %2 HbF %2 HbA 2?, 2ß HbA 2 2?, 2? HbF 2?, 2?8 Hemoglobinin beta zincirindeki valin aminoasiti yerine glutaminin yer alması, alyuvarın yapısını bozarak orak şeklini almasına neden olur (Orak hücre anemisi) İnsanda hemoglobin alyuvarlarda sentezlenir. Hemin sentezi mitokondride, globinin sentezi ise ribozomlarda gerçekleşir. Alyuvar zarı çeşitli lipit türleri, proteinler ve glikoproteinlerden oluşmuştur. Glikoproteinlerin antijenjk özellik göstermesi kan gruplarının oluşmasına neden olur. Alyuvar zarındaki sialik asitin karboksil grupları alyuvar yüzeyinin eksi yükle kaplanmasına neden olur. Endotel yüzeyinin de eksi yüklü olması alyuvarların damar içinde yapışmadan kayıp gitmelerini olanaklı kılar. Antikor yok A ve B antijenleri AB Anti A ve Anti B (evrensel verici) Antijen yok O Anti-B B antijeni B Anti-A A antijeni A Serum antikoru Yüzey antijeni Kan grubu Polistemi: Eritrosit sayısının normalin üzerinde artmasına denir. Oksijen azlığına bağlı olarak eritrositlerin sayısı artar. Kalp yetmezliği ve yüksek yerlerde yaşayan insanlarda görülür. Peru, Bolivya ve Şili’deki And dağları ile Tibet ve Nepal’deki Himalaya’larda yaşayan insanların kanındaki eritrosit sayısı 6,7 ve hatta 8 milyona kadar yükselebilir. Anemi: Eritrosit sayısının azlığı demektir. Bunun yanında hemoglobin miktarı da azalmıştır. Anemi eritrosit yapımının azalması veya kaybının artmasından kaynaklanabilir. Farklı tipleri vardır. Çokpotansiyelli hemopoietik kök hücre(PHSC) Çokpotansiyelli ikincil hemopoietik kök hücre(CFU-S) Alyuvar kolonisi oluşturacak üçüncül kök hücre(CFU-GM) Miyeloblastlar(Nötrofil lökosit serisi için). Promiyelosit Miyelosit Metamiyelosit Bant-form nötrofil lökosit .:: Granülopoiez(Granüllü Lokosit Oluşumu) Akyuvarlar (lökosit) hemoglobin taşımadıklarından renksiz olan hücrelerdir. Kendilerine has çekirdek ve sitoplazmaya sahip olan bu h ücreler kan içerisinde yuvarlak veya küremsi şekilde bulunurken doku içinde veya kültür ortamında amip gibi hareket ederler. Bu aktif hareketleri sayesinde damar endotelinden bağ dokusu içerisine girerler. Bu yüzden tüm lökosit tiplerine bağ dokusu içerisinde rastlanır. Lökositlerin damardan dokuya ge çmelerine diyapedez denilir. Bir mm 3 kandaki normal lökosit sayısı 5000-9000 kadardır. Bu sayı yaşlı ve genç kişilerde değişiklik gösterdiği gibi (gençlerde yaşlılardan daha fazla), aynı kişide günün değişik zamanlarında da farklı olabilir. Patolojik durumlarda lökositlerin artmasına lökositoz, azalmasına da lökopeni adı verilir. Apandisit zatürree ve benzeri akut enfeksiyonlarda l ökosit savısı 1mm3 kanda 20.000 – 40.000 kadar olur. Lökosit miktarı sindirim sırasında ve aktif hareketlerden sonra artar. Say ılarının 1 mm 3 kanda 500’ün altına düşmesi ölüme yol açar. .:: Akyuvarlar (Lökositler)9 Akyuvarların sayısı infeksiyon esnasında da artar. Bir bakteri v ücuda girince o bölgedeki hücreleri tahrip eder. O bölgedeki kan damarları daha fazla kan taşır, dolayısıyla o bölge kızarır ve sıcaklığı artar (ateş yapar). Akyuvarlar özellikle nötrofiller damardan çıkarak o bölgedeki bakterileri fagosite ederler. Böylece o kısımda, canlı ve ölü doku hücreleri, canlı ve ölü akyuvarlar ve bakteriler toplan ır. Bunlar o bölgedeki kalın sarımsı, bir sıvı oluştururlar. Buna irin denir. Bakterilerin hepsi tahrip edildikten sonra doku tamir edilir. Bunlardan başka bu hücreler, vücuda giren zararlı maddelerin etrafını sararak onları fagosite ederler. Sitoplazmalarında tanecik (granül) taşıyıp taşımama durumlarına göre granüllü ve granülsüz lökositler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Lenfosit ve monositler granülsüz; eozinofil, bazofil ve nötrofil lökositler ise granüllüdür. Lösemi (Kan kanseri): Lökosit sayısının kötü huylu artışına denir. .:: Akyuvarlar (Lökositler) .:: Akyuvarlar (Lökositler) Nötrofıller % 55-65 Eozinofıller % 1-3 Bazofiller % 1 den az Lenfositler % 20-35 Monositler %3-8 Tüm lokositlerin % 55-65’ini oluşturur. Çapları dolaşan kanda: 7 µ m , preparatta 10-12 µ m Ömürleri 8 gün İki veya daha fazla loblu (2-5) çekirdek Barr cisimciği (Davul tokmağı) (+) Sitoplazmalarında 3 tip granül vardır Azurofil(Birincil) granüller: Koyu renkli boyanan ve büyük Miyeloperoksidaz, Asit fosfataz, defensinler(katyonik proteinler) Özel (İkincil) granüller: Açık renkli boyanan ve en küçük Tip IV kolajenaz, fosfolidiaz, kompleman aktivatörü, lizozim Tersiyer (Üçüncül) granüller Fosfotaz Metalloproteinaz .:: Nötrofil Granülositler Nötrofiller, patojenik bakteri enfeksiyonlarında vücut savunmasında ilk işlev gören hücrelerdir. Doku içinde amip gibi hareket ederek bakterilere h ücum ederler. Nötro- fillerin esas görevi fagositoz ve mikroorganizmalar ın yok edilmesidir Azurofil granüllerin lizozomal hidrolazları mikropları parçalar. Sindirimden sonra, parçalanan yabancı madde ya ekzositozla atılır ya da artık cisimcik denilen zarla kaplı yapılar şeklinde hücrede birikir. Çoğu nötrofil bu olayda ölür. Ölmüş nötrofil ve bakteriler birikerek, doku sıvısıyla birlikte sarımtırak renkli irini oluşturur. Bakteri enfeksiyonu olduğunda bakteri toksinleri kemik iliğine ulaşarak buradan nötrofil yapımını ve salınmasını uyarır. Nötrofıller. vücutta ateşin yükselmesini uyaran ve projen olarak bilinen interlökin-1(IL-1) de salgılar. Bir bakteriyle karşılaşıldığında buna karşı bir antikor oluşturulur Aynı bakteriyle bir kez daha karşılaşılınca, plazmada hazır bulunan antikor(IgG) bakterinin yüzey antijenine bağlanır. .:: Nötrofil Granülositler Nötrofıl lökositlerin azurofil ve özel granüllerinin esas işlevi yabancı organizma ve parçacıkların hüçre içi sindirimidir. Ancak, bazı durumlarda fagositik vakuol kapanmadan önce hidrolitik enzimler salınabilir ve bunlar civar dokuya kaçabilir. Bu durum genellikle fagosite edilecek par çacığın çok büyük olduğu ve tam olarak sindirilemeyeceği durumda görülür. Dokuya kaçan enzimler arasında bulunan kollajenaz ve elastaz kollajen ve elastik fıbrilleri parçalarken, proteaz da dokuda önemli derecede hasar yapar. Böylece nötrofiller, korudukları dokulara zaman zaman hasar verebilir. Bu etkiler sonucunda yangı bölgesinde ağrı ve şişme meydana gelir. .:: Nötrofil Granülositler10 Tüm lokositlerin % 1-3’ü Çapları dolaşan kanda: 9 µ m , preparatta 12-15 µ m 12 günlük ömürlerinin son sekiz gününü bağ dokusunda geçirirler Tipik olarak çekirdeği çift lobludur. 2 tip granül içerir Özgül granüller (kristaloid cisim) Esas Temel Protein (MBP) Eozinofil Katyonik Protein (ECP) Eozinofil Peroksidaz(EPO) Eozinofil kökenli Nörotoksin(EDN) Yukarıdaki 4 temel proteine ilaveten; histaminaz, arilsülfataz, koljenaz, katepsinler Azurofilik granüller Lizozomlar .:: Eozinofil Granülositler .:: Eozinofil Granülositler MBP, ECP ve EPO protozoa ve parazit helmintler üzerinde güçlü sitotoksik etkiye sahipken. EDN parazitlerin sinir sisteminin bozulmas ına neden olur. Bunlar antijen-antikor komplekslerinin ortadan kald ırılmasını ve parazitlerin yok edilmesinde işlev görür. Bu yüzden, parazitik hastalıklarda ve çeşitli allerji tepkimelerinde bu hücrelerin sayılarında artış görülür. Vücuda yabancı proteinlerin girdiği sindirin kanalı epitelyum altındaki bag dokusunda ye potansiyel kronik yang ı bölgelerinde çok sayıda eozinofıl bulunur. .:: Eozinofil Granülositler Toplam lökositlerin %1’inden de azdır. Nötrofillerle aynı büyüklükte, çapları 10 µ m Çekirdek uzunca veya çoğunlukla U veya J harfi şeklinde olmasına karşın diğer granülositlere göre daha az segmentasyon gösterir 2 loblu da olabilir Bazik boyanan granüller loblu çekirdeği örtecek kadar fazladır. Bağ dokusunun mast hücrelerine pek çok bakımdan benzer. Aynı kök hücreden gelişirler. Ancak mast hücresini oluşturacak kök hücre bağ dokusuna göç ederken, bazofil lökositleri oluşturacak kök hücre doğrudan dolaşım kanına geçer. İşlevleri aynıdır. Yüzey zarlarında IgE için F c reseptörünün yer alması 2 tip granül mevcuttur. Özel granüller (heparan sülfat, histamin, SRS-A) Azurofilik(lizozomlar) .:: Bazofil Granülositler .:: Bazofil Granülositler .:: Bazofil Granülositler11 Azurofil granüller, bazofıllerin lizozomları olup, diğer lökosit tiplerinde bulunan lizozomal asit hidrolazlarla aynıdır. Bazofiller de mast hücreleri gibi anafilakside önemli rol oynar. Alerjik tepkimelerde-bazofîl granüllerin içeriğinin salınması damar genişlemesine, mukus salgılanmasına sinir uyarılarına ve düz kas kasılmasına yol açarak; astım, egzema ya da anafilaksi gibi doku tepkilerini olu şturur. .:: Bazofil Granülositler Oluşum yerlerine göre T ve B lenfosit olmak üzere iki tip lenfosit vardır. B lenfositler kuşlarda Fabricius kesesi(Bursa fabricii), memelilerde kemik iliği(Bone marrovv) kökenli, T lenfositler ise timus(Thymus) kökenlidir. Çokpotansiyelli hemopoietik kök hücre(PHSC) Çokpotansiyelli ikincil hemopoietik kök hücre(CFU-S) T Lenfosit kolonisi oluşturacak üçüncül kök hücre(CFU-L) kemik iliğini terk ederek timusun korteksine gelir. Burada çoğalır, karakteristik yüzey belirleyicileri oluştuktan sonra farklılaşarak organın medullasına geçer. Burada dalağa, ve sonra kana geçer. B Lenfosit kolonisi oluşturacak üçüncül kök hücre(CFU-L) kemik iliğinde sürekli bölünerek olgunlaşmamış B lenfositleri ve doğal öldürücü hücreleri (NK) meydana getirir. B lenfositlerin gelişimi kemik iliğindeki retiküler hücrelerle ilşkilidir. B lenfositlerin çoğu; lenf düğümlerine, dalağa ve diğer lenfoid organlara göç ederken, NK hücreleri tüm vücut boyunca dağılıp çevre dokularda yabancı hücreleri arar. Lenfositler merkezi sinir sistemi ve kornea hari ç her dokuda bulunur. .:: Lenfopoiez(Lenfosit Oluşumu) Lökositlerin % 20-35’u lenfosittir. 6-30 µ m (çoğu 6-15 µ m) 3 tipi vardır T-lenfositler (CD2, CD3 ve CD7) Sitotoksik CD8+ Yardımcı CD4+ Baskılayıcı ve/ya da sitotoksik CD8+, CD45RA+ B-lenfositler (CD9, CD19, CD20, CD24) NK hücreleri (CD16, CD56, CD94) .:: Lenfositler .:: Lenfositler Bağışıklık ve lenf sisteminin temel işlevsel hücresi olan lenfositler, nötrofillerden sonra kanda sayıca çok bulunan lökositlerdir. İnsanda dolaşımdaki akyuvarların % 20-35'ini oluşturur. Dolaşım kanında, bağ dokusunda ve lenf sisteminde bulunur. Bir lenf dokusundan diğerine giderken karşılaştığı antijenleri tanıyıp, yanıt oluşturma yeteneğindeki bağışıklık sistemi hücreleridir. Lenfositler, kan yaymalarında bir tarafı hafif çöküntülü, büyük çekirdekleri etrafında ince ve açık mavi sitoplazmalarıyla kolayca tanınır. Protein veya polisakkarit yapısındaki yabancı madde veya mikroorganizmalar vücuda girdiğinde kan plazmasında immüno globulinlerin oluşmasını uyarır. İmmünglobulinler bu maddelerle birleşip etkilerini yok eder. İşte bu yolla kendini koruyabilen canlının geliştirdiği mekanizmaya bağışıklık(immünite) denir. Bu olayda bağışıklık yanıtını oluştaran maddeye antijen, bununla tepkimeye giren ve etkisini yok eden kandaki özel globulin mo­leküllerine de antikor adı verilir. .:: Lenfositler Vücutta iki tip bağışıklık sistemi vardır: 1) Hücresel bağışıklık, 2) humoral(sıvısal) bağışıklık. Hücresel bağışıklık, sitotoksik ve fagosjtik mekanizmalarla antijenik yabancı hücrelerin yok edilmesidir. Humoral(sıvısal) bağışıklık ise, kan plazmasında antikor adı verilen immunoglobulinlerle yapılan, organizmayı antijenlere karşı koruma işlemidir. T lenfositler hücresel bağışıklıktan, B lenfositler ise humoral bağışıklıktan sorumludur. .:: Lenfositler12 T lenfositler, önce timusun medüllasına geçer, oradan da dolaşıma katılır. Dolaşım yoluyla ikincil lenfoit organlara(dalak, lenf düğümleri ve foliküllleri, bademcikler) giden T lenfositler, bu organlarda belirgin bölgelerde(dalakta beyaz pulpa, lenf düğümlerinde parakortikal bölge) yerleşerek aylarca hatta yıllarca yaşamlarını sürdürür. Bu bölgelerde antijenle karşılaştıklarında aktive olup gelişir ve büyüyerek lenfoblastlara dönüşür. Lenfoblastlar sürekli bölünüp çoğalarak, hücresel bağışıklıkta etkin rol oynayan Yardımcı T hücreleri(CD4 hücreler), Sitotoksik T hücreleri(katil T lenfositler, CD8 hücreler), Baskılayıcı T hücreleri ve Hafıza hücrelerini oluşturur. T lenfositler, dolaşım kanındaki lenfositlerin % 60-80'ini oluşturur. .:: T Lenfositler Yabancı bir antijene karşı bağışıklık yanıtının oluşmasında işlev gören en önemli hücredir. B lenfositler plazma hücrelerine farklılaşarak antikor sentezler Yardımcı T hücrelerinin iki çeşiti vardır: TH1 hücreleri, makrofajları içlerine aldıkları mikroorganizmaları parçalamaları için aktive ederken; TH2 hücreleri, çoğalmaları ve antikor sentezlemeleri için B lenfositlerini uyarır. AİDS'e neden olan HIV virüsü yardımcı T hücrelerinin(CD4 hücreleri) içine girip çoğalarak bağışıklık yanıtının başlamasını engeller. CD4 hücreleri azalmaya başlar. Normal olarak 1 mikrolitrede 1000 adet olan CD4 hücre sayısının 400'e düşmesi, bağışıklık yanıtında tehlikeli sınırın aşılmasına neden olur. Vücut pek çok patojene karşı kendini koruyamaz. Kişi, böyle bir durumda virüs, bakteri ve mantar gibi fırsatçı enfeksiyonlara neden olan etkenler yüzünden ölür. .:: Yardımcı T Hücreleri (CD4) Hücresel bağışıklıkta etkin rol oynayan hücrelerdir. CD8 T lenfositler ya da CD8 hücreler olarak da tanımlanmaktadır. CD8 T lenfositler enfekte hücreleri öldüren perforin ve fragmentinleri salgılar. Bu maddeler, enfeksiyonlu hasta hücre zarında delik ve yırtıklar oluşturarak içlerine doku sıvısı dolmasına ve hücrelerin ölmesine neden olur. Enfekte hücrelerin bu şekilde öldürülmesiyle virüsün yayılması sınırlanmış olur. Bu öldürücü özellikleri nedeniyle CD8 T lenfositler, katil hücreler ya da sitotoksik(hücre zehirleyen) hücreler olarak da adlandırılır. CD8 T hücreleri, organ nakillerinde ortaya çıkan doku reddinde önemli rol oynayan hücrelerdir. .:: Sitotoksik T Hücreleri (CD8) Bağışıklık sisteminin aşırı reaksiyon vermesini engeller. .:: Baskılayıcı T Hücreleri T lenfositlerin antijenle karşılaştıkları zaman bölünerek oluşturdukları hücre çeşitlerinden birisidir. Dolaşımda aynı antijenle tekrar karşılaşıldığında onu hemen tanır ve kısa zamanda diğer hücrelerin yardımıyla antijen yok edilir. Ömürleri birkaç yıl kadardır. .:: Hafıza T Hücreleri (CD4 ve CD8 Hafıza Hücreleri) Dolaşımdaki lenfositlerin % 20-30 kadarını oluşturur. Çokpotansiyelli hemopoietik kök hücre(PHSC) Çokpotansiyelli ikincil hemopoietik kök hücre(CFU-S) Kuşlarda ise kök hücre kemik iliğinden çıkıp kan yoluyla kloak çıkıntısı olan ve memelilerde karşılığı tam olarak bulunamayan Fabricius kesesine göç eder. Aynen T lenfosit öncüllerinin timusta çoğaldığı gibi, B lenfositler de bu kese içinde çoğalır, farklılaşıp olgunlaşarak dolaşıma katılır. .:: B Lenfositler13 Dolaşıma katılan B lenfositler daha sonra periferal lenf organları olan dalak, lenf düğümleri, bademciklere giderek lenf foliküllerine yerleşir. Bu foliküller doğum öncesinde koyu görünür. Bunlara primer lenf folikülleri denir. Doğumdan sonra, organizmaya antijen girdi ğinde, primer lenf foliküllerini dolduran B lenfositler, bu antijene karşı antikor sentezleyebilmek için uyarılır. Bu hücrelerin bir kısmı birkaç gün içinde plazma hücrelerine, bir kısmı da aynı antijenle tekrar karşılaşıldığında daha hızlı bir yanıtın oluşmasını sağlayan hafıza B hücrelerine dönüşür. Plazma hücreleri antikor(IgG) ürettikten birkaç hafta sonra ölür; ancak hafiza B hücreleri çok uzun ömürlüdür. B hücresi bir antijenle uyarılınca plazma hücresi haline dönüşerek antijene özgü antikor yaparken, T hücresi antijenk uyarılınca değişikliğe uğrar, büyür ve lenfokinleri salgılar. B lenfositlerin ömürleri kısadır. .:: B Lenfositler Hafıza B hücreleri, sıvısal bağışıklıktan sorumlu B lenfositlerden ya da daha önceden var olan hafıza B hücrelerinden oluşur. Bu hücreler, bir patojenle karşılaştığı zaman bağışıklık sisteminin diğer hücrelerinde olduğu gibi doğrudan değil, dolaylı tepki verir. Patojeni tanıyan hafıza B lenfositler hemen bölünerek çoğalır. Yeni B lenfosit kolonisi ve hafıza B hücreleri oluşur. Genç B lenfositler patojeni hızlıca ortadan kaldırarak bireyi hastalıktan korur. Hafıza B hücreleri dolaşımda çok uzun zaman hatta tüm yaşam boyu kalır. .:: Hafıza B Hücreleri Kanda dolaşan lenfositlerin % 5-10unu oluşturur. Bu lenfositler, yabancı hücrelere, virüsle enfekte hücrelere ve kanserli hücrelere saldırır. İmmünolojik dengenin oluşturulmasmda önemli rol oynar. Kanserli hücre zarında tümör-spesifîk antijenler, virüslere enfekte hücre zarında ise yabancı peptitler bulunur. Bu moleküller normal hücrelerde görülmediğinden, NK hücreleri bu proteini yabancı olarak algılar ve bunu taşıyan kanserli ya da virüsle enfekte hücrelere saldırır. Bazı kanserli hücrelerin tümör-spesifik antijenleri ya yoktur ya da bîr şekilde bu antijenlerin tanınmasını olanaksızlaştırır. NK hücreleri, immonolojik kaçış denilen bu yolla kanserli hücreleri tanıyamaz. Bu hücreler de çoğalarak tümör oluşturur. Lenfositler bilinen yol olan kan ı kullanarak lenf düğümü, dalak ve bağ dokusu arasında sürekli göç eder .:: Doğal Öldürücü Lenfositler (NK Hücreleri) Monositler, lenfositlerden farklı olarak sadece kemik iliğinde yapılır. Çokpotansiyelli hemopoietik kök hücre(PHSC) Çokpotansiyelli ikincil hemopoietik kök hücre(CFU-S) Alyuvar kolonisi oluşturacak üçüncül kök hücre(CFU-GM) Monoblast Promonosit Monosit Kök hücreden monosite dönüşme zamanı yaklaşık 55 saat kadardır. Monositler, farklılaşıp makrofaj olacakları dokulara göç etmeden önce 16 saat kadar dolaşımda kalır. Dokulardaki makrofaj ihtiyacı kandan sürekli monosit akımıyla gerçekleştirilir. .:: Monopoiez(Monosit Oluşumu) Dolaşan kanındaki akyuvarların % 3-8'ini oluştururular. En büyük (18 µ m) akyuvar grubudur. Çekirdekleri bir kenarlarında hafifçe çukurlaşmıştır. Hücre yaşlandıkça bu çukurluk iyice artar ve çekirdek böbrek veya at nalı şeklini alır. Küçük yoğun azurofilik granüller içerir. .:: Monopoiez(Monosit Oluşumu) .:: Monositler14 Kemik iliğinde meydana gelen promonositler 2-3 günlük bir gelişim periyodundan sonra dolaşıma katılır. Dolaşım kanında görülen monositler kemik iliğinden dokulara geçecek olan hücrelerdir. Monositler kanda 16 saat kadar kalıp çeşitli organların bağ dokusuna ve lenf organlarına göç ederek, farklılaşıp tekçekirdekli fagositîk sistemin doku makrofajlarına dönüşür Kanda bulundukları sırada herhangi bir işlevi yok gibidir. Ancak, kandan (doku içine geçtikleri zaman hareket kazanıp, mikro organizmaları ve zararlı maddeleri fagosite edip hücre içi sindirimle parçalayarak yok eder. .:: Monositler Balık, kurbağa, sürüngen ve kuşlarda çekirdekli olan bu hücreler, tromboblast denilen öncü hücrelerin bölünmesi ve farklılaşmasıyla oluşur. Çokpotansiyelli hemopoietik kök hücre(PHSC) Çokpotansiyelli ikincil hemopoietik kök hücre(CFU-S) Alyuvar kolonisi oluşturacak üçüncül kök hücre(CFU-MEG) Megakaryoblast Megakaryosit Trombosit(Kan Pulcukları) .:: Trombopoiez(Trombosit Oluşumu) Memeli trombositleri çekirdek taşımadıkları için tromboplastit veya kan pulcukları olarak adlandırılır. Küçük ve renksiz sitoplazmik parçacıklardır. Hasarlı bölgelerdeki kan damarlarında kanın pıhtılaşmasını sağlayarak organizmayı aşırı kan kaybına karşı korur. Yuvarlak, oval, bikonveks disk veya yassı şekillerde olabilen trombositlerin büyüklükleri 2-3 mikrometre kadardır. İnsan kanında 1 mm3 de 150 000 – 350 000 kadar bulunurlar. Yaşam süreleri 9-10 gündür. TEM çalışmaları ile trombositin yapısal organizasyonu: Periferal Bölge Yapısal Bölge Organel Bölgesi Zar Bölgesi .:: Trombositler(Kan Pulcukları) Trombositlerin esas işlevleri kan damarlarını döşeyen endoteledeki küçük yaraları yamayarak kapatmak ve kanın bölgesel pıhtılaşmasını sağlayarak, kanamanın azaltılması ve daha sonra da durdurulmasını gerçekleştirmektir. Dolaşım kanında trombositler ne birbirlerine, ne diğer hücrelere ne de kan damarlarını döşeyen endotele yapışırlar. Ancak normalde hiç karşı karşıya gelmedikleri dış yüzeylerle karşılaştıklarında, hızlıca yapışırlar. Bu yapışma özelliği in vitro koşullarda da gerçekleştirilmiştir. Trombositlerin hasarlı damar yüzeylerine yapışmasına kan pulcuğu yapışması(trombosit adhezyonu), birbirine yapışarak birikmesine ise trombosit agregasyonu denir. Kan damarı yaralanınca, trombositler hasara uğramış endotele ve bu bölgedeki kollagen fibrillerine yapışarak burada trombositlerden oluşmuş bir kütle meydana getirirler. .:: Trombositlerin İşlevi ve Kanamanın Durdurulması Birbirine yapışan trombositler, bu yakın ilişki neticesinde harekete geçip, ATP’leri parçalarlar. Meydana gelen ADP yüzeye salınır. ADP trombositlerin üst üste birikmesi ve diğerlerinin de buraya yapışması için gerekli bir uyarıcıdır. Damar duvarındaki trombosit kütlesi trombosit pıhtısı oluşturarak büyümeye devam eder ve sonunda buradan kan ak ışını engelleyecek bir tapa meydana getirirler. Damar zedelenmelerinde trombosit pıhtısı oluşumuyla birlikte, kanın pıhtılaşmasında yer alan diğer karışık tepkimeler de işe karışmaya başlar. Kanın pıhtılaşmasına hemostaz denir. Bir de çok yaygın bilinen, kanın pıhtılaşmaması hastalığı vardır ki buna da hemofili denilir. Trombosit üretimindeki sayıca eksiklik ve hızlı parçalanmaya Trombositopeni, yapı ve işlevlerdeki kalite eksikliğe ise Trombositopati denir. .:: Trombositlerin İşlevi ve Kanamanın Durdurulması .:: Hemostaz Damar bütünlüğünün bozulmasına bağlı olarak meydana gelen kanaman ın durması Kan damarları Doku faktörleri Plazma faktörleri Trombositler birlikte görev görür15 I › Fibrinojen II › Protrombin III › Doku tromoplastini IV › Kalsiyum V › Proakselerin VII › Prokonvertin VIII › Antihemofilik Globulin (AHG) IX › Christmas Faktörü, PTC X › Stuart-Prower faktörü XI › Plazma tromboplastin antesadanı XII › Hageman Faktörü XIII › Fibrin stabilize edici faktör Faz I: damarların kontraksiyonu Kan akımını azaltmak için, yaralanan damarın kontraksiyonla daralmasıdır Faz II: trombosit tıkacı oluşması Yaralanma yerinde gevşek bir trombosit tıkacı veya beyaz trombüs oluşur Faz III: fibrin ağı(pıhtı) oluşması Kan pıhtılaşması, eritrositler ve fibrinden zengin üçüncü tip bir trombüs olan kırmızı trombüsün oluşmasıdır Faz IV: fibrinoliz(fibrin ağının çözülmesi) .:: Hemostazın Basamakları(fazları) Kanamayı durdurma süreci Zedelenen damarda kontraksiyon Vasküler yanıt Trombosit birikimi Trombosit aktivasyonu Pıhtılaşmanın aktivasyonu Pıhtı oluşumu Fibrinolizisin aktivasyonu Pıhtı çözülmesi Hemostaz bozuklukları: Yetmezliği Kanama bozuklukları Dolaşım sistemindehemostaz TROMBÜS DAMAR HASARI Subendoteliumda kollajen açığa çıkışı von Willebrand F ile adezyon = Trombosit yapışması Şekil değişikliği Salgı reaksiyonu Agregasyon Pıhtılaşma Vazokonstriksiyon Hemostatik tıkaç Trombin Von Willebrand F Trombosit Ca 2+ Serotonin TxA 2 ADP Ca 2+ Fibrin (Prokoagülan aktivite) PF3=Fosfolipid İntrensek yol Ekstrensek yol Yüzey teması v xıı›››xııa doku faktörü ‹‹ ‹‹ doku hasarı v v*Ca v v xı ››xıa vııa ‹‹ ‹‹ vıı v v *Ca v v v v ıx››››ıxa v v v x ››››xa(ortak yol) v v protrombin(ıı)›››trombin(ııa)››plt aktivasyonu v v *Ca fibrinojen ››› fibrin v *Ca v xıııa ‹‹xııı v dayanıklı fibrin 16 .:: Lenf İkinci Savunma Üçüncü Savunma İlk Savunma T lenfositler B lenfositler Plazma hücreleri Antikorlar Fagositik beyaz kan hücreleri Antimikrobial proteinler İltihabı cevap Deri Mukoza Deri ve mukoza sekresyonu spesifik savunma mekanizmalar ı (Immün sistem) Non spesifik savunma mekanizmaları