Jeoloji Kırmızı Kızıl Çamurlar ( Türkiye'nin Çeşitli Yerlerinde Kızıl Çamurlara Örnekler ) KIRMIZI (KIZIL) ÇAMURLAR TÜRKİYE’NİN ÇEŞİTLİ YERLERİNDE KIZIL ÇAMURLARA ÖRNEKLER Kırmızı Çamur Nedir? Alüminyum üretiminde boksit cevherinden alümina üretmek için kullanılan Bayer prosesi sonucunda, sodyum alüminat çözeltisinden ayrılan ve çözünemeyen sodyum alüminyum silikatlar yanında, demir ve titan oksitleri de içeren bir atık madde oluşmaktadır. alüminyum üreten tesislerin en önemli atık problemi olan kırmızı çamurun ortalama kimyasal analizi şu şekildedir : % 20,20 Al203, % 35,04 Fe203, % 13,50 Si02,% 9,4 Na2O, % 5,30 CaO, % 4 Ti02, % 0,39 K2O, % 0,33 MgO, % 8,44 diğerleri.Mineralojik açıdan bakıldığında, sodyum alüminyum silikat ve hematit bileşiklerinden oluşmaktadır. Ayrıca tüvenan cevherin yapısına bağlı olarak Vanadyum, Zirkonyum, Uranyum, Selenyum gibi elementleri de içermektedir. NEDEN Kırmızı Çamur? Kırmızı çamur olarak adlandırılmayan ancak içerisinde çeşitli kimyasalları ve ağır metalleri barındıran siyanürlü altın ve gümüş işletmelerinin atıkları, kurşun madeni işletmelerinin atıkları, nikel madeni işletmelerinin atıkları da içerdikleri tehlikeli maddeler nedeniyle kırmızı(kızıl) çamur olarak değerlendireceğiz. Amaç Genelde metal madenleri işletmelerinin kırmızı (kızıl) çamur olarak adlandırılan atıklarının boyutlarını ortaya koymak, bu atıkların geçmişte yarattığı sorunları örneklemek ve gelecekte karşılaşılabilecek sorunları değerlendirmek ve sonuçları ortaya koymak. Kapsam ? Kırmızı çamur sorunu ? Kırmızı çamurların yarattığı sorunların boyutlarının tanımlanması ? Türkiye’yi etkileyen Avrupa ve Türkiye örnekleri ? Türkiye sınırları içerisinde bulunan atık sorunlarının tartışılması ? Sonuçlar GİRİŞ Çok yoğun çevre sorunlarının yaşandığı ve buna karşı direnişlerin bölge bölge yaşanmasına rağmen, toplumun bütününe yansımadığına tanık olmaktayız. Türkiye coğrafyası uygulamaya konulan, HES, RES, Baraj, Termik santral, çimento tesisleri gibi projelerden kaynaklı olarak çok çeşitli çevresel sorunlarla karşı karşıyadır. Sorunlar asla kıyaslanmadan tek tek ele alınması gerekir. Her işlem Kendi özelinde değerlendirilmelidir. Ancak geçmişimizde yaşanmış, bugünlerde yaşanmakta olan ve ileride yaratacağı büyük felaketleri düşündüğümüzde kıyamet günüdür dedirtecek kadar, tehlikeleri barındıran atık yığınlarını ele aldığımızda, çeşitli sorunsalları bu durum yanında, insan bedeninde kanserli hücre yanında sivilce gibi görmeye benzetebiliriz. Peki Nedir Bu Yığınlar? Her birine, 2010 yılı ekim ayında Macaristan’da yaşanan atık barajı yıkılmasıyla ortaya çıkan “Kızıl Çamur” felaketinin potansiyelleri diyebiliriz. Yani Türkiye’nin Kızıl Çamurları. Bunlar çeşitli renkte olsalar da bulundurdukları mineraller açısından daha çok kırmızı renkli sıvıları salmakla birlikte, bünyelerinde çok çeşitli ağır metalleri ve kimyasalları barındırmaktalar. Genelde kızıl renk verdiklerinden “Kızıl Çamur” ya da “Kırmızı Çamur” olarak adlandırılmaları uygundur. Neden Gizlendi? ? Türkiye Avrupa çevresinde, daha çok doğu Avrupa da yaşanan büyük çevre felaketlerinin mağduru olmaktadır. Bunlardan en büyüğünü 26 nisan 1986 yılında herkesin bildiği Çernobil Nükleer santralının basit bir hatayla etrafa saldığı nükleer bombardımandan başka bir şey değildi. Etkisi yıllardır tartışılmakta, ama bir yandan da sonuçları yaşanmakta, daha da yaşanacağı bilinmektedir. Neden Gizlendi? Çünkü Türkiye’nin gündeminde Nükleer santraller vardı. Bunlara karşı olacak halk tepkilerini bastırmak ve haksız göstermek için, olayların sonuçları hala daha inkar edilmeye çalışılmaktadır. Meclis kanser araştırma komisyonu bilimden uzak inkarcı bir politikayla, yazı ve söylemleri kamuoyuna sunabilme gafletinde bulunmaktadır. Neden Gizlendi? Sonrasında 30 Ocak'ta 2000 tarihinde Romanya'nın kuzeybatısındaki Baia Mare siyanürle altın işleten altın madenindeki siyanürlü atıkların bulunduğu, barajın duvarların yıkılması sonucu siyanür bileşikleri ve birçok ağır metal Tisza nehrine boşalmıştır. O dönemde yaşanan bu olay Çernobil felaketinden sonra Avrupa’nın en büyük çevre felaketi olarak değerlendirilmiştir. Bu olay sonrası yoğun tartışmalar Türkiye’de de yaşanmış. Ancak hükümet yetkilileri Çernobil olayında olduğu gibi bu olayda da hiç bir şey olmamış gibi davranmakla kalmamış, olayın gerçek yüzünün görülmemesi için çaba harcamıştır. Çünkü o dönemde Türkiye’nin gündeminde siyanürlü altın işletmeleri tartışması sürmekte idi. Bu tartışmalar sürerken hükümet şirketler lehine yasadışı kararlar almakta ve uygulamak bir yana verilen yargı kararlarını hiçe saymaktaydı. Şirketlere her türlü imtiyazlar tanınmakta sözler verilmekteydi. Bugün hükümetlerin isimleri değişse de durumda bir değişiklik yok çünkü her türlü imtiyaz ve hukuk dışı uygulamalar sürmekte. O günlerde yaşanan felaketin boyutlarını gösteren fotoğraflara baktığımızda, toplumdan gizlenen gerçekleri görürüz. Neden Gizlendi? ? Çünkü Aynı yöntemle yapılan altın işletmeciğinin önündeki engellerin kaldırılması için. Çok uzun süre tartışma konusu olmuş siyanürle altın işletmeciliği, şirketlerce temize çıkarılmaya çalışıldığı bu dönemde, bu olayın yaşanması hem üzücü hem sevindiricidir. Çok üzücüdür. Büyük bir felakettir. Yıllarca canlı yaşamı ve tarımsal alanı tehdit etmiştir. Ancak ortaya çıkarak siyanürle altın işletmelerinin faaliyete geçmesi durumunda Türkiye’nin başına gelecek felaketleri göstermiştir. Göstermiştir de Bir Önlem mi Alınmıştır? HAYIR! Aksine üstü örtülmeye çalışılarak, her türlü hukuk dışılık, toplumsal baskı, saldırı ve bilimdışı yöntem uygulanarak işletmeler Türkiye’de faaliyete geçirilmiştir. Romanya Felaketi 2000 yılı ocak ayı sonunda Romanya'nın batısında kurulu Aurul işletmesinin Baia Mare atık barajı aşırı yağış ve kar erimeleri sonunda taşınca siyanürlü va ağır metal yüklü atıklar Tizsa, oradanda Tuna ırmağına boşalmıştır. Bu büyük felaketin sonunda Macaristan Sirbistan, Romanya ve Bulgaristan'daki çok yaygın bir alanda yüzey ve yeraltı suyu kirlenmiş BBC'nin haberine göre bir kaç gün içinde Tizsa ve tuna ırmaklarından 650 ton ölü balık toplanmış ve etkilerinin ne kadar zamanda giderilebileceği öngörülemeyen bir çevre felaketi yaşanmıştır. Macaristan yetkililerinin yalnızca Tizsa ırmağında 1240 ton balık öldüğünü saptadığını bildirdikleri haber veriliyor.*[i] Biyoloklar balık yaşamının ancak beş yılda yeniden eskiye dönebileceğini; koruma altındaki türlerin ise ancak 20 yıllık bir sürede yeniden toparlanabileceğini ileri sürmekte.*[ii] [i] Mars,V.,july 18 2000 Financial Times [ii] www.bbc.com.uk/worldservices 2006 Romanya Felaketi Resim: Tuna nehrinden balık ölümleri [i] [i] Akşam gazetesi 20 şubat 2000 Resim: 2000 yılı Tuna ve Tizsa nehirlerinden Balık ölümleri[i] [i]Hürriyet gazetesi 15 şubat 2000 Türkiye’de geçmişten kalan atık yığınları ve bugün hala süren işletmelerin atık yığınlarının yarattığı ve yaratacağı felaketlerin boyutları ve yerlerini tek tek incelediğimizde karşımıza 2010 ekim ayında yaşanan Macaristan’daki Kızıl Çamur felaketinin benzerleri ve daha katları çıkacağı görülecektir. Macaristandaki Kızıl Çamur Felaketi 4 Ekim 2010 tarihinde Macaristan‘da Budapeşte‘nin 160 kilometre güneyinde bulunan Ajka kentinde alümina üreten tesisin, atık barajı bentlerinin yıkılmasıyla milyonlarca ton toksik özelliğe sahip, kırmızı çamurun doğal çevreye yayıldığı açıklanmış ve görüntüleri dünya basınında yer almıştır. Macaristandaki Kızıl Çamur Felaketi Macaristandaki Kızıl Çamur Felaketi Macaristandaki Kızıl Çamur Felaketi Macaristandaki Kızıl Çamur Felaketi Bu olayla ilgili çevre bakanı açıklamasında inkar edip yok saymaktadır! Nedeni yine aynıdır! Peki, kızıl çamur depoları Türkiye’nin nerelerinde bulunmaktadırlar? Sırasıyla ele alacağımız bu yerlerde yaşanan olaylara ve görüntüler yer vererek açıklayacağız. ? Balıkesir -Balya ? Kütahya- Gümüşköy ? İzmir -Bergama-Ovacık ? Uşak Eşme Kışladağ- Ovacık Köyü ? Gümüşhane-Maastra-Demirkaynak köyü ? Erzincan-İliç-Çöpler ? Manisa-Turgutlu-Çaldağ ? Manisa-Gördes BALIKESİR- BALYA Balıkesir'in 2500 nüfuslu bu küçücük ilçesi antik çağlardan beri gümüş, kurşun, çinko madenleriyle yabancı şirketlerin gözdesi olmuş. Bugünse kadmiyum, arsenik, kurşun, çinko gibi ağır metal atıklarıyla dolu 4 milyon tonluk bir atık denizi! 1930 lu yılların sonuna kadar madencilik yapılan bu bölgede derelerdeki kirlenme ve canlı ölümlerinin sürdüğü bilinmektedir. Ayrıca çeşitli gaz çıkışları çevreye rahatsızlık vermektedir. “Bu nedenle de Balya, insan ve çevrenin birlikte yok edilişinin okulu” BALIKESİR- BALYA RESİM: Atıkların uzaydan görünüşü, 4 milyon ton dolayında BALIKESİR- BALYA ? Fransızların 1878'den 1939 yılına kadar 400 bin ton kurşun çıkarıp Fransa'ya yolladığı bu bölgede 60 yıl boyunca halk başlarına geleni fark edememiştir. ? Özellikle de dökümhane fırınlarının bacasından çıkan zehirli gazları soludukları için Fransızlardan ''duman parası koparanlar ile amelelerin ayaklanmasını önlemek için sus payı alanlar! Olmuştu. ? Balya'daki maden işletmesinden geriye 4 milyon ton atığın yok ettiği bir ilçe kalmış. Hem de sorunu Türkiye geneline yayarak. Fransızların ilçenin kenarından geçen dereye ve kenarlarına depoladıkları atıklar Kocadere yolu ile Manyas Gölü'ne akmıştır. Buna rağmen Manyas Gölü ile Balya arasında Manyas Barajı inşa edilmiştir. ? Manyas Barajı hem elektrik üretimi hem de sulama amaçlı kullanılacağı bilinmektedir. ? Çeşitli tarihlerde derden su için hayvanların öldüğü, bölgede herkesçe bilinmektedir. Bu durum kamuoyuna ilk yansıdığında halk bu durumu açıklamakta idi ancak son dönemde bu konuda kimse konuşmaz duruma gelmektedir. ? 4 milyon ton atık dere kenarında yığılmış olduğu halde yetkililerce özellikle ÇEVRE BAKANLIĞI’ınca görülmemektedir. BALIKESİR- BALYA RESİM: Balya’da araziye yayılmış atıklar. BALIKESİR- BALYA RESİM: Balya’da araziye yayılmış atıklar. BALIKESİR- BALYA RESİM:Balyada yığın halindeki atıklar. BALIKESİR- BALYA RESİM:Balyada dere kenarındaki atıklar. Resimden de görüleceği gibi yağmur yağdıkca, atıklar aşınarak Manyas’a doğru akmaktadır. BALIKESİR- BALYA RESİM: Balya’da atıkların olduğu derenin kimyasalar nedeniyle köpürmesi. BALIKESİR- BALYA RESİM:Atıkların yağmurla çevreye yayılması ekim 2010. Dulkadirli Köyü-Tavşanlı- Kütahya-Türkiye Kütahya’ya 35 km uzaklıktaki ETİBANK 100. yıl gümüş madeni işletmeleri ETİBANK-KRUPP Firması ortaklığı ile 1987 den beri siyanürleme yöntemi ile gümüş madeni işletmeciliği yapılmaktadır. Fakat işletmenin kurulu olduğu 62 hanelik 293 nüfuslu Dulkadirli köyü 1993 yılında 12 haneye düşmüş durumdadır.1987 yılından sonra devreye alınan Dulkadirli ETİBANK Gümüşköy Gümüş Tesislerinin yaratığı (siyanürlü yöntemle gümüş üretimi yapılan tesis) çevresel etkiler nedeniyle bir çok insanımız yaşamını yitirmiş, bir çok insanda işletmeden kaynaklı nedenlere bağlı hastalığa yakalanarak sağlık yitimine uğramıştır. Konuyla ilgili olarak Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesince yapılan çalışmalar neticesinde, İçme suyunda tespit edilen Arseniğin dünya sağlık örgütünün önerdiği standardın üzerinde olduğu, muayenesi yapılan hastalarda akçiğerlerde kristal kuarsın solunması etkisiyle birlikte sigaranında etkileşimiyle ön plana çıktğı konusunda düşünceler ileri sürülmüştür. Bunun yanında yapılan incelemelerde arsenik kökenli olacağı belirtilen toksik hastalıkların ortaya çıktığı tespit edilmiştir. [i] [i] Anadolu Üniversitesi Tıp Fakultesi Gögüs Hastalıkları Anabilimdalı'nın 27.04.1994 tarihli Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Kanser Savaş Daire Başkanlığına Yazdığı Yazı kütahya Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından bir araştırma yaptırılıyor. Mide ve akciğer kanserlerinin büyük ölçüde siyanür yüzünden arttığı saptanıyor. İnsanların derileri dökülmüş. Ancak bu gizli bir araştırma. Ben bunu ETİBANK’ tan aldım.’’ ‘’Bunların paraları çok, karşı çıkanlar aleyhine televizyonda haber yaptıracak kadar çok, raporlar hazırlatacak kadar çok.’’(Çelebi1997)[i] Yine aynı komisyonda görev yapan Trabzon milletvekili H. Sami TÜRK’ ün Bu konu ile ilgili TBMM’ne zamanın (1997 yılında) milletvekilleri tarafından verilen Bergama’da siyanürlü altın madeni işletmesi konusunda halk oylaması yapılmasını öngören yasa teklifi sırasında İzmir milletvekili Metalurji mühendisi Işın ÇELEBİ’nin açıklamalarını yorumsuz olarak sunalım. ‘’Kütahya’da 1987 yılında kurulan bir tesiste, ETİBANK yıllarca siyanürle altın ve gümüş aradı. Ancak burada ciddi rahatsızlıklar görülmeye başlayınca, Anadolu sözlerini hatırlatmada yarar vardır. ‘’Yapılması gerekenin siyanürlü yöntemle altın aramanın yasaklanmasıdır.’’(Türk 1997)[i] [i] H.Sami TÜRK: (Dönemin Milletvekili) 1997 Bergama siyanürlü altın madeni işletmesi hakkında verilen önergenin görüşülmesi sıra sında TBMM Komisyon konuşması Ekim 2010 [i] Işın ÇELEBİ (Eski Bakan Dönemin milletvekili)1997 Bergama siyanürlü altın madeni işletmesi hakkında verilen önergenin görüşülmesi sırasında TBMM Komisyon konuşması RESİM: Gümüşköy uydu görünüşü 2007 de indirilmiş. RESİM: Gümüşköy uydu görünüşü ocak 2011 de indirilmiş. Ovacık-Bergama-İzmir RESİM:Ovacık-Bergama-İzmir Altın Madeni İşletmesinin uydu görüntüsü (2006) RESİM:Ovacık-Bergama-İzmir Altın Madeni İşletmesinin uydu görüntüsü (0cak 2011) Eylül 2006 ovacık atık barajının dolmuş hali Ekim 2010 bergama baraj Eylül 2007 ovada pasalar bergama Eylül 2007 ovada pasalar bergama Eylül 2007 ovada pasalar bergama Ekim 2010 pasalar atık havuzuna döndü Ekim 2010 pasalar atık havuzuna döndü Ekim 2010 eski atık barajı 2010 palardan yapılmış atık havuzu Eşme 2006 ağustos yığın liçi Kasım 2006 eşme kışladağ 2007 eylül ayı eşme kışladağ liç yığını 2007 eylül yığın liçi 2007 eylül 2007 eşme kışladağ söğütlü köyü yönünde membran serilmesi- liç yığını Ekim 2010 Ekim 2010 Ekim 2010 Ekim 2010 Ekim 2010 Ekim 2010 Ekim 2010 Gümüşhane aralık 2010 gümüşhane gümüşhane gümüşhane erzincan Erzican 2010 Erzincan frat’ın başlangıcı Manisa çaldağ nikel