Genel Madedeki Değişmeler Bir arkada şımızla kar şıla ştı ğımız zaman e ğer görmeyeli uzun yıllar olmamı şsa ve adını unutmamı şsak kendisine hemen adıyla hitap ederiz. Biz arkada şlarımızı neden birbirine karı ştırmayız? Tabii ki her arkada şımızın boyu, kilosu, saç ve göz rengi, yüz ve alın yapısı gibi özellikleri birbirinden farklıdır. Bu özelliklerini kullanarak arkada şlarımızı ayırt ederiz. Maddeler için de aynı şey söz konusudur. Maddelerin rengi, kokusu, hacmi, hali (gaz, sıvı, katı), yo ğunlu ğu, erime noktası ve kaynama noktası gibi bazen be ş duyumuzla do ğrudan bazen de ölçümler yaparak tespit edilen özelliklerini onları fiziksel olarak bir birlerinden ayırmak için kullanırız. Maddelerin di ğer kimyasal maddelerle etkile şerek yeni maddeler olu şturabilme özellikleri de bir birlerinden farklıdır ve onların bu özelliklerini de yeni maddeleri sentezlemede kullanırız. Enerjinin veya di ğer kimyasal maddelerin etkisiyle maddelerin bu özelliklerinde de ği şmeler meydana gelebilir ve de ği şmeler iki ba şlık altında ele alınabilir. 1. Fiziksel de ği şmeler 2. Kimyasal de ği şmeler 2.1. F İZ İKSEL DE ĞİŞMELER Maddenin taneciklerinin yapısında hiç bir de ği şmenin olmadı ğı de ği şmeler fiziksel de ği şmelerdir. Maddelerin hal de ği ştirmesi fiziksel de ği şmedir. Çünkü katının erimesi ve sıvının buharla şması s ırasında veya tersinden bakılırsa buharın yo ğu şması ve sıvı hale geçmesi ile sıvının donarak katı hale geçmesi sırasında taneciklerin yapıları hiç bir şekilde de ği şmez, sadece enerjileri ve bir araya geli ş biçimleri de ği şir. Maddelerdeki hal de ği şimi, enerji alınıp verilmesi ile gerçekle şir. A şa ğıdaki diyagramlar hal de ği şimine ba ğlı olarak azot moleküllerinin düzenleni şlerindeki de ği şmeyi temsil etmektedir ( Şekil 2.1). MADDEDEK İ DE ĞİŞMELER Maddedeki De ği şmeler 1 a ) b ) Şekil 2.1: Azotun iki farklı halinin diyagramı a: gaz, b:sıvı 2.1.1. Katı Hal ve Erime Katı maddelerin bazılarında tanecikler belirli bir kurala göre düzenlenirler ve belirli bir kristal şekilleri vardır. Böyle katılara kristal yapılı katılar denir. Tuz, şeker ve elmas belirli bir kristal yapısı olan katılardır. Bir buz parçası kırıldı ğı zaman olu şan her küçük buz parçası bir buz kristalidir. Tanecikleri belirli bir kurala göre düzenlenmeyen ve bu nedenle belirli bir kristal şekli olmayan katılara da amorf katılar denir. Bu katıların belirli bir yapısı yoktur. Pas, un ve ni şasta amorf maddelerdir. Kristal yapılı katılarda kristallerden meydana gelen örgüye kristal örgüsü denir. Kristal örgüsünü tanımlayan en küçük kristal parçasına ise birim hücre denir. Kuramsal olarak birim hücreler, üç boyutta dizilerek bir kristali olu ştururlar. Bir kristali olu şturan parçacıklar, çok düzenli bir şekilde bir araya gelmi şlerdir. A şa ğıda görülen ve belirli sayıda parçacık içeren örgünün ( Şekil 2.2), milyonlarca kez tekrarlanmasından bir kristal olu şur (Üç boyutlu yapıyı daha güzel gösterebilmek için burada farklı bir modelleme kullanılmı ştır). Şekil 2.2: Bir kristal örgüde taneciklerin istiflenme diyagramı Elmas gibi kristal yapıya sahip olanlar hariç, kristal yapılı maddeler, çözücülerde çözünür. Kristal yapılı bir madde çözücü içine atıldı ğı zaman çözücü tanecikleri örgüyü sarar ve kristalin parçacıklarını örgüden çeker ( Şekil 2.3). Bunun sonucu olarak parçacıklar çözücü içinde da ğılır ve çözücü tanecikleri tarafından sarılır. Bu çözeltiden çözücü buharla ştırılırsa kristalin parçacıkları birbirlerini çeker ve kristal örgüsü tekrar olu şmaya ba şlar. 2 Katı bir madde ısıtılırsa erir ve sıvı hale gelir. Buzun, naftalinin ve mumun erimesi gibi. Yeterli sıcaklı ğa ula şılırsa bütün katı maddeler erir ve sıvı hale geçer. Saf katıların katı halden sıvı hale geçti ği sıcaklı ğa o katının erime noktası (e.n) denir. Katı, ısıtılmaya ba şladı ğı zaman taneciklerin kinetik enerjisi ve dolayısı ile sıcaklık yükselir. Sıcaklık yükseldikçe tanecikler bulundukları yeri terk edecek kadar titre şmeye ba şlar, bu titre şimler sonucu kristal örgüde parçalanmalar olur ve örgü, taneciklerin olu şturdu ğu kümelere bölünmeye ba şlar ( Şekil 2.4). Isıtmaya devam edildikçe bu parçalanmalar devam eder. Onun içindir ki bir katının erime noktasını tayin ederken katıda ilk de ği şimlerin oldu ğu andan itibaren, katı tamamen eriyinceye kadar termometrede okunan de ğer de ği şmez. Bu süre içinde verilen enerji, kristal örgüdeki kırılmalar için harcandı ğından taneciklerin kinetik enerjisi sabit kalır ve dolayısı ile ortalama kinetik enerjinin bir ölçüsü olan sıcaklık da sabit kalır ( Şekil 2.5). Sıcaklık Erime noktası Erimenin ba şlangıcı Erimenin bitimi Zaman Şekil 2.5: Bir katının erime grafi ği Şekil 2.4: Kristal örgüdeki parçalanma Şekil 2.3: Bir kristal örgüye çözücünün etki diyagramı Maddedeki De ği şmeler 3 Erimenin tersi olan i şleme de donma denir. Saf sıvıların katı hale geçti ği sıcaklı ğa donma noktası (d.n) denir. Herhangi bir madde için erime noktası ile donma noktası birbirine e şittir. Örne ğin su için bu de ğer, 0 °C'dir. Kuru buz denilen katı karbondioksit (-78 °C da karbondioksit katıdır) gibi bazı katılar sıvı hale geçmeden do ğrudan gaz hale geçerler. Buna süblimle şme (süblimasyon) denir. CO 2 (k) ? ? ? ?› ? E SÜBL İMLE ŞM CO 2 (g) Yukarıda saf katıların erime noktalarından bahsedildi. Acaba saf olmayan katılar erimez mi? Erir ancak, safsızlık içeren katıların erime noktası sabit de ğildir. Neden sabit olmadı ğı yine maddenin tanecikli yapısı dü şünülerek açıklanabilir. Saf olmayan madde demek aynı tür taneciklerden meydana gelmemi ş madde demektir. Erime olayı, taneciklerin kinetik enerjisinin artması ve tanecikler arasındaki çekim kuvvetinin azalmasıdır. Buna göre bir bölgesindeki taneciklerin özelli ği öbür bölgesindeki taneciklerin özelli ğinden farklı olan katılarda tanecikler arasındaki çekim kuvvetini azaltmak için farklı miktarlarda enerji gerekmektedir. Sonuç olarak, saf olmayan katının bir kısmı erirken bir kısmı erimemi ş olacaktır. Erimeyen kısmı eritmek için enerji vermeye devam edilece ği için, bu sırada eriyen kısmın kinetik enerjisi artacak ve bu enerji termometrede okunan sıcaklı ğın sürekli artmasına sebep olacaktır. Dolayısı ile sabit bir erime noktası okuma şansı olmayacaktır. Ayrıca, safsızlıklar maddenin taneciklerinin düzenli bir şekilde istiflenerek düzenli kristal örgüler meydana getirmesini engelleyece ği için safsızlık içeren bir katının erime noktası, saf haline göre daha dü şük olacaktır. 2.1.2. Sıvı Hal, Buharla şma ve Kaynama Katı halden sıvı hale geçi şte oldu ğu gibi sıvı haldeki maddelere de enerji verildi ği zaman gaz hale geçerler. Sıvıların, sıvı halden gaz hale geçmesi olayına buharla şma denir. Her sıvı her sıcaklıkta az veya çok buharla şır. E ğer öyle olmasaydı çama şırların nasıl kurudu ğu, neden çiçeklere sık sık su vermek zorunda oldu ğumuz ve elimize döktü ğümüz kolonyaya ne oldu ğu nasıl açıklanabilirdi? Bu 0 10 20 30 o C -10 -20 -30 4 her üç olayda da maddeyi meydana getiren tanecikler, enerji alarak bulundukları ortamdan uzakla şmı şlardır. Yani, madde sıvı halden gaz hale geçmi ştir. Sıvı haldeki bir maddenin tanecikleri enerji alarak birbirinden uzakla ştı ğı zaman, madde gaz haline geçer ve bu durumda tanecikler maddenin gaz halinin tanecikleridir. Bu olaya da buharla şma denir. A ğzı açık bir kapta bulunan bir sıvıda birbiriyle çarpı şan taneciklerden kinetik enerjisi çevresindeki di ğer tanecikler tarafından çekilerek tutulamayacak kadar artmı ş olan tanecikler, sıvıdan ayrılarak havaya karı şırlar. Bazı taneciklerin buharla şması için di ğer taneciklerden onlara kinetik enerji aktarıldı ğı için buharla şma sonucu bir sıvıda taneciklerin kinetik enerjisi dü şer. Dolayısı ile sıvının sıcaklı ğı dü şer yani sıvı so ğur. Bir toprak testide suyun so ğumasının sebebi budur. Gözenekli yapıda olan toprak testiden buharla şma olurken içindeki sıvının sıcaklı ğı dü şer. Ancak bakır testide bakır atomları arasındaki bo şluk su moleküllerinin geçebilece ği kadar büyük olmadı ğı için, bakır testinin yüzeyinden buharla şma olmaz ve testideki su so ğumaz, aksine ısınır (Neden ısındı ğını bakırın iletkenliğini dü şünerek açıklayınız). Bir sıvının sıcaklı ğı yükseldikçe buharla şma hızı artar ve sıvı ısıtılmaya devam edilirse, sıvının cinsine göre, belirli bir sıcaklı ğa ula şıldı ğı zaman sıvıda kabarcıklar olu şur. Bu olaya kaynama denir. Kabarcıklar çıkmaya ba şladı ğı anda sıvının sıcaklı ğı ölçülürse termometreden okunan de ğer sıvının kaynama sıcaklı ğıdır ve bu sıcaklı ğa sıvının kaynama noktası (k.n) denir. Di ğer bir bakı ş açısıyla, bir sıvının kaynama noktası; maddenin gaz halinin, sıvı hali içinde kabarcıklar seklinde görüldü ğü sıcaklıktır. Saf bir sıvı kaynamaya ba şladı ğı andan itibaren ne kadar çok ısıtılırsa ısıtılsın sıvının sıcaklı ğı yükselmez ( Şekil 2.6). Bunun nedeni daha önce erime boyunca sıcaklı ğın sabit kalmasında oldu ğu gibi sıvıya verilen enerjinin belirli bir kinetik enerjiye ula şan taneciklerin buharla şması ve böylece verilen enerjinin buharla şma için kullanılmı ş olmasındandır ( Şekil 2.7). Kaynama boyunca ne kadar çok enerji verilirse buharla şma o kadar hızlı olur. Sıcaklık Kaynama noktası Kaynamanın ba şlangıcı Kaynamanın bitimi Zaman Şekil 2.6: Bir sıvının kaynama grafi ği Maddedeki De ği şmeler 5 Şekil 2.7: Isıtılan bir sıvıda taneciklerin sıvı yüzeyinden ayrılma diyagramı A ğzı açık bir kapta ısıtılan bir sıvının kaynama noktası ısıtma i şleminin yapıldı ğı yerdeki hava basıncına ba ğlıdır. 1 atmosfer basınçta suyun kaynama noktası 100 °C olarak belirtildi ği zaman, deniz seviyesinde suyun 100 °C da kaynadı ğı anla şılır. Yükseklere çıkıldıkça basınç dü ştü ğü için sıvı haldeki bir maddenin kaynama noktası da dü şer. Buhar Basıncı ve Kaynama Basınçla kaynama noktasının ili şkisini daha kolay kurabilmek için bir sıvının buhar basıncı kavramını inceleyelim. Bunun için a ğzı kapalı bir kapta bulunan bir sıvıyı ele alalım. Sıvıyı olu şturan taneciklerin bir kinetik enerjisi oldu ğu ve birbirleriyle çarpı ştıkları belirtilmi şti. Bu çarpı şmalar sonucu bazı taneciklerin kinetik enerjisi öyle artar ki, sıvı fazda kendilerini çeken moleküllerin çekim kuvvetini yenerek sıvının yüzeyine çıkarlar ve sıvının yüzeyi ile kabın kapa ğı arasında, buhar fazında bulunurlar. Buhar fazındaki taneciklerin sayısı arttıkça da buhar fazındaki tanecikler arasındaki çarpı şmalar sonucu bazı tanecikler enerjilerini di ğerlerine aktarır ve sıvı faza geri döner. Ancak öyle biran gelir ki, birim zaman içinde sıvı fazdan buhar fazına geçen tanecik sayısı ile buhar fazından sıvı faza geçen tanecik sayısı birbirine e şit olur yani dinamik bir dengeye ve sıvı yüzeyinde sabit bir buhar deri şimine ula şılır. Buhar fazındaki bu taneciklerin kabın kapa ğına, çeperlerine ve sıvı yüzeyine yaptı ğı bir basınç vardır ( Şekil 2.8). Belirli bir sıcaklıkta, belirli bir sıvı için bu basınç sabittir ve buna sıvının buhar basıncı denir. Herhangi bir sıvının buhar basıncı s ıcaklıkla artar. Çünkü sıcaklık arttıkça buhar fazındaki tanecik sayısı artacak ve dolayısı ile buhar basıncı artacaktır. Nehirlerden, göllerden, denizlerden sıcak havalarda daha çok buharla şmanın olmasının nedeni budur. Buhar basıncı, sadece kapalı bir kap için tarif edildi. Ancak bir sıvının buhar basıncından sadece a ğzı kapalı iken bahsedilebildi ği anlamı çıkmamalıdır. Sıvının a ğzı açık oldu ğu zaman sıvı fazdan buhar fazına ve buhar fazından sıvı faza geçen tanecik sayısı e şit de ğildir. Çünkü buhar fazına geçen tanecikler hava molekülleri Hızlı bir şekilde titre şen tanecik kümeleri Sıvı yüzeyini terk eden tanecikler 6 tarafından sürüklenir ve bir denge buhar basıncından bahsedilemez. Buhar fazındaki moleküller sürekli havaya karı ştı ğı için sıvı fazdaki moleküller sürekli buhar fazına geçer ve bunun sonucu olarak da a ğzı açık bir kaptaki sıvı buharla şarak tükenir. Ayrıca, çevreden aldı ğı enerji, buharla şan taneciklerin götürdü ğü enerjiden az ise sıvı so ğur. Bir bardak zeytin ya ğı ile bir bardak su a ğzı açık olarak mutfa ğa konulursa bir kaç gün sonra bardakta hiç su kalmadı ğı halde zeytin ya ğının çok az azaldı ğı görülür. Buradan, suyun buhar basıncının zeytin ya ğınınkinden daha fazla oldu ğu sonucu çıkarılır. Ayrıca, su molekülleri arasındaki çekim kuvvetinin zeytin ya ğı moleküllerinin arasındaki çekim kuvvetinden daha az oldu ğu sonucuna varılır. Şimdi kaynama noktasına geri dönelim. Bir sıvının kaynama noktası sıvının buhar basıncının açık hava basıncına e şit oldu ğu sıcaklık olarak tarif edilir. Yukarıda belirtildi ği gibi bir sıvının buhar basıncı sıcaklıkla artar ve bir sıvı ısıtılırsa sıvının buhar basıncı d ı ş basınca e şit oldu ğu an sıvıda kabarcıklar olu şur ve sıvı kaynamaya ba şlar. Şekil 2.8: Bir sıvının buhar basıncının şematik gösterimi 1. Su 50 °C da kaynatılmak istenirse ne yapılmalıdır? 2. Bir kaptaki su 200 °C'a kadar ısıtılabilir mi? Bunun için ne yapılmalıdır? 3. Düdüklü tencerede yemek neden erken pi şer? Çevremizde sıvı halde gördü ğümüz maddelerin tanecikleri farklı özelliklerde oldu ğundan, onların aralarındaki çekim kuvvetlerinin farklı ve dolayısı ile buhar basınçlarının farklı olmasından dolayı kaynama noktaları da farklı olacaktır. Bu nedenle e.n ve k.n saf maddeler için onları birbirinden ayırt etmede yani onların kimli ğini tespit etmede birer ayırt edici özelliktir. Dı ş basınç (açık hava basıncı) Buhar fazı Sıvı faz Maddedeki De ği şmeler 7 Çizelge 2.1: Bazı saf maddelerin erime ve kaynama noktaları (1atm basınçta) Madde e. n k. n O C O C Oksijen 219 189 Azot 210 -196 Etilalkol 114.5 78 Su 0 100 Kükürt 119 444 Yemek tuzu 801 1465 Bakır 1083 2600 Karbondioksit -78 °C da süblime olur. Karbon 4200 °C da süblime olur. 2.2. K İMYASAL DE Ğİ ŞMELER Her madde ısıtıldı ğı zaman buzun ve ya ğın eridi ği gibi kolaylıkla hal de ği ştirmez. E ğer şeker ve dinamit ısıtılırsa çok farklı sonuçlarla kar şıla şılır. Şeker ısıtılırsa hemen erimez, önce rengi sarıya sonra da kahverengiye döner ve sonunda kömürle şerek siyahla şır. Dinamit ısıtılırsa patlar. Bazı katı maddeleri ısıtmanın onlarda nasıl bir de ği şiklik meydana getirdi ği a şa ğıda verilmi ştir. Çizelge 2.2: Bazı katılara ısı enerjisinin etkisi Madde Isıtma sonucu gözlenen durum Yapısında kristal suyu bulunan mavi renkli bakır sülfat [CuSO 4 5H 2 O] Su buharı açı ğa çıkar ve beyaz renkli bir katı olu şur. Ye şil renkli bakır karbonat CuCO 3 Gaz çıkı şı olur ve siyah renkli bir madde meydana gelir. Çıkan gaz kireç suyunu bulandırır. Kristal suyu içeren mavi renkli bakır nitrat [Cu(NO 3 ) 2 6H 2 O] Kahverengi renkli bo ğucu bir gaz, su buharı ve oksijen gazı açı ğa çıkar. Siyah renkli bir katı olu şur. 8 Bu üç olayın ortak özellikleri şunlardır: 1. Her üç olay da ısıtma sonucu gerçekle şmi ştir. 2. Isıtma sonucunda ba şlangıç maddesi artık mevcut de ğildir. 3. İki veya daha çok madde meydana gelmi ştir. Sonuç olarak, bu üç de ği şme de kimyasal de ği şmedir. Ba şka kimyasal de ği şmeler de vardır. Burada örneklenen ise bozunma (parçalanma) yoluyla olan bir kimyasal de ği şmedir. Bir kimyasal maddenin iki veya daha çok basit maddeye parçalandı ğı kimyasal de ği şmelere bozunma denir. Herhangi bir kimyasal de ği şmede ba şlangıçta alınan maddelere reaktantlar veya reaksiyona girenler denir. Kimyasal de ği şme sonucu meydana gelenlere de ürünler denir. Kimyasal de ği şmenin kendisine ise reaksiyon denir. Reaksiyonlar a şa ğıdaki gibi gösterilir. Reaksiyona girenler Ürünler. Burada ok'un anlamı "reaksiyona girer verecek şekilde" dir. Kimyasal de ği şme denince sadece bozunma reaksiyonları akla gelmez. Ancak, bütün kimyasal deri şmelerde a şa ğıdaki üç özellik geçerlidir. 1. Kimyasal de ği şme sonunda yeni maddeler meydana gelir. 2. Reaksiyon sırasında, reaksiyon sistemi ile çevresi arasında bir ısı alı şveri şi olur. Yukarıda örneklenen her üç bozunma reaksiyonunda da bozunmanın ba şlaması için kimyasal maddelerin Bunzen beki ile ısıtılması gerekir. Ancak, bu durum her zaman aynı de ğildir. Bazı kimyasal reaksiyonlar ısı alarak, bazıları da ısı vererek yürür. Çevreye ısı vererek yürüyen reaksiyonlara ekzotermik reaksiyon denir. çevreden ısı alarak yürüyen reaksiyonlara da endotermik reaksiyon denir. Çevre Sistem Isı alır Isı verir Çevre Isı alır Isı alır Isı alır Isı verir Isı verir Isı verir Sistem Maddedeki De ği şmeler 9 3. Her kimyasal reaksiyonda, her hangi bir ürünün kütlesi reaksiyona giren maddenin kütlesinin sabit bir oranı kadardır ( Şekil 2.9). Kimyasal de ği şme için verilen bu üçüncü özellik çizelge 2.2 deki birinci reaksiyon üzerinde kolaylıkla denenebilir ve laboratuvarda uygulanabilir. Üç farklı miktarda bakır sülfat, porselen krozelere tartılarak konulur ve ısıtılır. Su buharı ç ıkısı tamamlandıktan sonra krozelerde kalan miktarlar tartılır. Şekil 2.9: Bir kimyasal de ği şmede de ği şmeye u ğrayan miktar de ği şti ği zaman ürünlerdeki de ği şme Her üç durumda da olu şan su buharının oranı aynıdır. Aynı şekilde beyaz katının oranı da %64 dür. Bu durum, bütün kimyasal de ği şmeler için geçerlidir. Olaya tanecik boyutunda bakıldı ğında kimyasal de ği şmede taneciklerin yapısının de ği şti ği ve yeni türde tanecikler meydana geldi ği görülebilir. 2.2.1. Madde Karı şımlarının Isıtılması ve Kimyasal De ği şmeler Tuzla kum veya tuzla su karı ştırılırsa ve ısıtılırsa yeni maddeler meydana gelir mi? Hayır, hiç bir yeni madde meydana gelmez. Ancak, her madde karı şımlarından da aynı durum beklenemez. Şimdi, deneyi yapılabilecek iki reaksiyon plânlayalım ve bu reaksiyonlarda taneciklerin yapısındaki de ği şmeyi diyagramlarla göstermeye çalı şalım. A) Alüminyumla iyodun karı şımı bir krozeye konulup ısıtılırsa, ısıtma i şlemine son verildi ği halde karı şımın şiddetli bir alevle yandı ğı görülür. Sonuçta beyaz bir toz meydana gelir. 5g 10g 15g 3,2g 1,8g 6,4g 3,6g 9,6g 5,4g Beyaz katı Su buharı 10 Şekil 2.10: Alüminyum ile iyot’dan alüminyum iyodür olu şum diyagramı B) Di ğer bir örnek olarak; bir plâstik torbaya bir miktar hidrojen ve bir miktar klor gazı konulursa, güne ş ı şı ğında bile çok şiddetli bir reaksiyon olur. Torba patlar ve ortama bo ğucu bir gaz olan hidrojen klorür yayılır. Dolayısı ile tedbir almadan bu denemeyi yapmamak gerekir. Şekil 2.11: Hidrojen ve klor’dan hidrojen klorür olu şum diyagramı Bu iki reaksiyonda da (A, B) bir kimyasal de ği şmenin a şa ğıda verilen; 1. yeni maddelerin oluştu ğu, 2. de ği şim sırasında çevre ile ısı alı ş veri şi oldu ğu, 3. reaktantlar ve ürünlerin kütle oranının sabit kaldı ğı gibi üç özelli ği görülebilir. Ayrıca, fiziksel de ği şmelerde maddenin taneciklerinin enerjisi ve aralarındaki bo şluklar de ği şirken kimyasal de ği şmede taneciklerin yapısının de ği şti ği ve yeni türde tanecikler meydana geldi ği sonucuna varılabilir. Maddedeki De ği şmeler 11 2.2.2. Bile şiklerin Elektrik Enerjisiyle Elementlerine Dönü şmesi ve Kimyasal De ği şme Bazı maddeler vardır ki onlardan elektrik enerjisi geçirildi ği zaman bu maddeler bozunur. Bu çe şit maddeler katı halde iken elektrik enerjisini iletmez fakat sıvı halde iken iletir. Bu çe şit maddelere bir örnek, kur şun bromürdür. Oda sıcaklı ğında bu madde beyaz bir katıdır ve elektrik akımını iletmez. Katı kur şun bromürün a şa ğıdaki düzenekte ( Şekil 2.12) birinci tüpe konuldu ğunu ve bu tüpteki çelik ve karbon çubukların elektrik akımını kur şun bromüre ta şıdı ğını dü şünelim. E ğer kur şun bromüre karbon ve çelik çubuklar daldırılmadan önce bu tüp ısıtılırsa, kur şun bromür erir ve hiç bir şey gözlenemez. Fakat önce çubuklar daldırılır ve sonra tüp ısıtılırsa karbon çubu ğun çevresinde kabarcıklar gözlenir. Bu gözlemle bir gaz olu ştu ğu anla şılır ve olu şan kahverengi gaz di ğer tüple olan ba ğlantı yoluyla di ğer tüpe geçer. Bu kahverengi gaz bromdur. On dakika sonra birinci tüpün tabanında gümü şümsü bir kısım görülür. Bu görülen erimi ş haldeki kur şundur .Reaksiyona girenler Ürünler Sıvı kur şun bromür PbBr 2 (s) Pb (k) Kur şun Br 2 (Brom) Sistem çevreden elektrik enerjisi almı ştır ve bir endotermik reaksiyon sonucu yeni maddeler meydana gelmi ştir. Kur şun bromür bozunmu ştur. Bozunma ürünleri olan kur şun ve brom daha alt bile şenlere parçalanamazlar. Hiç bir durumda onlar daha basit maddelere dönü şemezler. Çünkü onların her ikisi de elementtir. Bir element, ısı ve elektrik enerjisiyle daha basit maddelere parçalanamayan maddedir. - + Çelik çubuk Kur şun bromür Kahverengi gaz Su Pompaya Karbon çubuk Kahverengi gaz Isı Şekil 2.12: Erimi ş gümü ş bromürün elektroliz düzene ği