Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Makroiktisat MAKRO İKTİSAT I. HAFTA KONU ÖZETİ YEREL YÖNETİMLERMakro iktisat bilimi ile mikro iktisat arasındaki ayrımın ortaya konulmasından sonra tarihsel süreç içerisinde makro iktisadın doğuşlu ve gelişimine değinilmektedir.Kıt kaynakların etkin dağılımını ana konu olarak ele alan iktisat biliminin mikro iktisat kısmı bireysel talep, piyasa talebi, firma arzı, piaysa arzı, tüketici davranışları ve üretici davranışları analizi gibi mikro ölçekli konuları ele alırken makro iktisat kısmı daha çok toplulaştırılmış kavramlara odaklanmaktadır.Bu çerçevede bir ülkedeki milli gelir, tüketim tasarruf, yatırım, kamu harcamaları, vergiler, enflasyon ve işsizlik gibi temel kavramlar makro iktisadın temel konusunu oluşturmaktadır. Bu kavramların tanımlanması ve ekonomik hayatın işleyişindeki rolleri ve etkilerine odaklanılmaktadır. İktisat biliminin bağımsız bir bilim dalı olarak ortaya çıkıp gelişmesi tarihsel süreç açısından ele alındığında kökleri 1770’li yıllara kadar uzanmaktadır. Klasik iktisadi akım ile başlayan bu süreçte iktisat biliminin öncüleri arasında sayılan Adam Smith Milletlerin Zenginliği adlı eseriyle üretim ve bölüşüm ilişkilerine yönelik iktisadi teorimler ortaya koymuştur.Klasik iktisadi akım devletin ekonomik hayata müdahale etmemesini devletin eğitim, sağlık, adalet, güvenlik gibi temel kamusal mal ve hizmetleri üretmesi bunun dışında tüm mal ve hizmetleri piyasa mekanizmasının yerine getirmesini savunmaktadır. Modern anlamda makro iktisadın tartışılmaya başlaması ise 1930’lu yıllarda ortaya çıkan Keynesyen Makro iktisadi akıma dayanmaktadır. Keynesyen akım ise klasik iktisadi akımın 1929 yılında dünya ekonomisini etkisi altına alan Büyük Buhrandan çıkış için ortaya koyduğu reçetelerle ortaya çıkmıştır. Devletin ekonomik hayata gerekli durumlarda müdahale edebileceğini ve ekonomideki istikrarsızlıkları önleyebileceğini ileri sürmektedir. Temelleri Klasik ve Keynesyen akım olarak ortaya çıkan makro iktisadi tartışmalar temel olarak ekonomik istikrarsızlıklara çözüm için ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede dünya ekonomisinde yaşanan finansal ve reel krizlerle birlikte yeni teorilerin ortaya çıkması ve geçmiş teorilerin tartışılmasına devam edilmektedir.