Petrografi Petrografi Giriş P E T R O G R A F İ KAYAÇLARIN MİNERALOJİK BİLEŞİMLERİNİ, YAPI VE DOKULARINI İNCELEYEN, KAYAÇLARI YAPI-DOKU İLİŞKİLERİNE VE MİNERAL İÇERİĞİNE GÖRE, MAKROSKOBİK, MEZOSKOBİK VE/VEYA MİKROSKOBİK İNCELEMELER İLE TANIMLAMAYA VE ADLANDIRMAYA YARAYAN BİR YÖNTEMDİR . PETROLOJİ KAYAÇLARIN OLUŞUMLARI, SÜREÇLERİ, ORTAMLARI HAKKINDA MEVCUT SORUNLARI İNCELEYEN, BU İNCELEME ESNASINDA KAYAÇ İÇİNDEKİ MİNERALLERİN VE TÜM KAYACIN KİMYASAL ÖZELLİKLERİNİ KULLANAN, KAYAÇLARIN KÖKENİNİ İNCELEYEN BİR BİLİM DALIDIR. PETROLOJİ ÇALIŞMALARINDA PETROGRAFİK İNCELEMELER, MİNERALOJİK VE KİMYASAL İNCELEMELER İLE BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLİR. PETROGRAFİ ETİMOLOJİK ANLAMI İLE TAŞ YAZIT DEMEKTİR. YANİ TAŞLARIN BÜNYESİNDE YERALAN, BU DOĞAL MALZEMENİN OLUŞUMU VE İÇERİĞİ İLE İLGİLİ BİLGİLER SUNAN İPUÇLARIDIR. KONUŞMA DİLİNDE TAŞ, KAYA GİBİ TERİMLER, BİLİM DİLİNDE KAYAÇ ADINI ALMAKTADIR. KAYAÇ: DOĞAL YOLLAR İLE MEYDANA GELEN, BİR VEYA BİRDEN ÇOK MİNERALDEN VEYA MİNERAL MALZEMESİNDEN (Volkan Camı gibi) OLUŞAN, KATI ATIL, İNORGANİK (BAZEN ORGANİK), TANIMLANABİLİR VE SINIFLANDIRILABİLİR JEOLOJİK MALZEMELERDİR. EVREN, GÜNEŞ SİSTEMİ, DÜNYA, METEOR Kozmolojide yıldızları, yıldız gruplarını ve boşlukları içeren,Dünya’yı da içinde bulunduran evrenin, homojen ve izotrop olarak olduğu kabul edilir ve yaklaşık 15 Milyar yıl önce meydana gelen Büyük Patlama (Big Bang) sonucu oluştuğu söylenmektedir. Evren, bünyesinde Samanyolu, Magellan ve Andromeda gibi galaktik sistemleri içermektedir. Güneş sisteminin de içinde bulunduğu Samanyolu ilk olarak 1610 yılında Galile tarafından, kendi bulduğu teleskop ile, merkezinden uzaklaştıkça yıldız sayısının azaldığı, kısmen yassı bir disk olarak tanımlanmıştır. 1920’lerde galaksilerin büyük hızlarla hareket ettikleri “Doppler-Fizeau Etkisi” teorisi ile kanıtlanmıştır. Bu teoriye göre, ışıklı olan galaksiler, geniş bir spektrumda ışık yaymaktadırlar. Hareketli olan ışık kaynağının yaydığı ışınların renk spektrumu da kaynağın yaklaşıp, uzaklaşmasına göre değişmektedir. Hubble (1923) bir galaksinin Dünya’dan ne kadar uzaksa, o kadar çabuk uzaklaştığını ileri sürmüş ve V=H.d formülünü geliştirmiştir. Bu formüle göre d: Galaksinin Dünya’ya uzaklığı olup Mpc birimindedir(megapersecond), H: Hubble sabiti dir ve 50-100km/sn/Mpc’dir. Bu formüle göre mesafeler doğru olarak hesaplanabilmektedir. Diğer taraftan T/H=d/V, galaksilerin uzaklaşma zamanını verecektir. Bu durumda T=15 milyar yıl olarak ortaya çıkmaktadır. Yıldızlar da, ışık yayılma ve ışık spektrumları yardımı ile incelenmektedir. Bu metoda Spektrometrik metod denmektedir. Başlıca, mavi, beyaz, sarı ve kırmızı olmak üzere dört renk spektrumu vardır. Sıcaklıklar mavi’de en çok (30000-10000 Kelvin), kırmızı’da ise en düşük (5500-2500 Kelvin). Meteorlar: Günde yaklaşık 1000 ton kadar meteor toz halinde dünyaya düşmektedir. Başlıca 3 tip meteoritten söz etmek mümkündür. AEROLİT: Silikatlardan oluşur (taşsı) %93 SİDERİT: Fe-Ni’den oluşur (%6) SİDEROLİT: diğer iki tipin karışımından oluşur. Kısmen silikat, kısmen Fe-Ni içerir. % 1. Taşsı olan silikatlı meteoritler de kendi içinde iki alt gruba ayrılır. Kondritler: % 84 oranında bulunurlar, bazaltik bileşimde ultramikroskobik tanelerden oluşan hamur içinde, kondr adı verilen yaklaşık yuvarlak şekilli iyi kristalleşmiş piroksen ve magnezyumca zengin olivinlerden oluşmaktadır. Akondritler: % 9’luk bulunma oranına sahiptirler ve kondr’lar şeklinde bir iç yapı sunmazlar. İstatistiksel olarak meteoritlerden silikatlı olanlarının yani aerolitlerin kimyasal bileşiminde % 36 O, %25 Fe, %19 Si, %14 Mg varken, sideritlerde %90 Fe, %9 Ni, %0,5 Co ve bazı eser elementler bulunur. Dünyanın iç yapısını göz önüne aldığımızda yerkürenin çekirdeği Sideritler, Manto katmanı kondritlere, kabuk katmanı ise akondritlere benzerlik gösterir. Yerkürenin İç Yapısı - 3 Okyanusal Kabuk Oluşumu Tektonik Ortamlar ve Magmatizma