Paleontoloji Protista Alt-Alem: PROTİSTA Eukaryot (ökariyot) tek hücreli canlıların oluşturduğu üst guruptur. Prokaryotik tek hücrelerin ortaklıklarından, yaklaşık 2 milyar yıl önceleri oluşmuşlardır. Amip, terliksi hayvanı, vs. gibi yumuşak gövdeli temsilcileri yanı sıra, radiolaria, foraminifera gibi, iskelet oluşturan filumları da vardır. Bu iskelet oluşturan filumların jeolojik katmalar içinde çok sayıda fosil temsilcileri bulunur. Filum: Foraminifera Tek hücreli canlılardan olan bu filum mensupları, Kambriyen'den itibaren çeşitli türlerde kavkılar oluşturarak, ortamsal değişim- dönüşümlere iyi uyum sağlayan organizmalar arasında yerlerini almışlar, dolayısıyla biyostratigrafik önem kazanmışlardır. Yaşam ortamı açısından da, hem pelajik, hem bentik olarak yaşayan gurupları vardır. Yandaki şekilde bentik yaşayan foraminiferlere ait kavkı yapıları sunulmuştur. Bentik yaşamış foraminiferler arsında stratigrafik önemli olan meşhur cinslerden bir kaçı şunlardır: Fusulina: Zeytin-çekirdeği, yani ığ şeklinde bir dış görüntüsü vardır. Yapının uzun-ekseni, sarılma- eksenidir; yani kavkı duvarı sigara-böreği gibi, uzun eksen boyunca üst-üste sarılmış turlardan oluşur. Üst- üste gelen bu kavkı-turlarının birbirlerine yapışmayıp, arada canlının yumuşak dokusunun korunmasına olanak sağlayacak localar bırakılması için, yine sarılma-ekseni boyunca uzanan ve septa denilen bölmeler oluşturulmuştur. Bölmeler orta kısımlarda düz bir düzlem şeklindeyken, uç kısımlara doğru dalgalı bir şekil alır. Bu özellik fusulinlerin diğer ığ-şekilli foraminiferlerden ayrılmasında ana-kriterdir. Yaş: Geç Karbonifer- Permiyen. Alveolina: Iğ-şekilli foraminiferlerdendir. Fusulinler gibi sarılmıştır; farkı ise, localar arası bağlantı sağlanmasında, fusulinlerde tek bir "tünel" kullanılmışken, alveolinlerde çok sayıda boru şeklinde kanalcık kullanılmış olmasıdır. Bu nedenle alveolin kesitleri inci-dizinleri gibi delikler gösterir. Yaş: Albiyen- Paleosen-Eosen-Güncel. Nummulites: Disk şeklinde sarılmış foraminiferlerdendir; yani sarılma kısa-eksen etrafında olmuştur. (Yani V-şeklinde bir yapının, V-nin bacakları gittikçe büyüyecek şekilde, V-nin ağzı eksen alınarak çevrilmesi suretiyle oluşan bir kavkıları vardır. Tabii yine bunlar septalarla bölünmüşlerdir.) (Assilina cinsi de yine böyle sarılım gösterir; farkı, son sarılımların, bir önceki sarılımları tam olarak örtmemesi, dolayısyla, yandan bakıldığında, önceki turların görülmesidir. Bu nedenle çok daha yassı bir yapıları vardır; Nummulites ise çok şişkincedir.) Yaş: Paleojen (Paleosen-Eosen- Oligosen) Bentik foraminiferler tüm jeolojik devirler boyunca yaşamışlarken, pelajik foraminiferler Kretase'den sonra önem kazanırlar. Önemli pelajik foraminifer cinsleri arasında şunlar yer alırlar: Globotruncana: "Gül" şeklinde bir üstten görüntüsü olan bu cins, gittikçe- büyüyen-locaların birbirlerine hafif-uzay-spiral bir sarılımla eklenmeleriyle oluşmuştur. Kavkı, locaların kenarlarında, karen denilen bir kalınlaşma gösterirler. Yaş: Geç Kretase. Globigerina: Sarılım şekli Globotruncana'ya benzer; farkı, locaların daha küresel olması ve loca kenarlarında bir kavkı kalınlaşması olmamasıdır. Yaş: Tersiyer-Güncel. Foraminiferlerin Gelişim Grafiği Yandaki krokide, foraminiferlerin dağılım durumu verilmiştir. Görüldüğü üzere, Kambriyen'den itibaren var olan bu gurup, Karbonifer-Permiyen'de Fusulin'lerle bir ilk- genişleme göstermiş; Perm-Trias sınırında Fusulin'lerin yok olmasıyla biraz gerilemiş; Kretase'den sonra ise, pelajik foraminiferlerin de eklenmesiyle, çok hızlı bir gelişim içine girmiştir. Filum: Radiolaria Genellikle silisli bir kavkıları vardır ve çoğunlukla pelajik olarak yaşamışlardır. Kireçli kavkılı fosillerin, okyanusların 3-4 bin metrelerden daha derinlerde, dip sularının soğuk olmasına bağlı CO 2 oranındaki göreli artış nedeniyle tekrar çözünerek Ca(HCO 3 ) 2 (yani eriyik) şekline dönüşmeleri, bu nedenle de yok olmaları yüzünden, derin deniz çökellerinde sadece silisli, fosfatlı- tip kavkıları olan fosiller korunmuş olarak kalabilmektedirler. Radiolaria bu açıdan önemlidirler. Son yıllarda artan taksonomik çalışmalarla, stratigrafik önemleri artmaktadır. Aşağıda bazı radiolaria şekilleri gösterilmiştir. Kambriyen'den günümüze kadar bulunmaktadırlar. Filum?: Tintinnoidea Taksonomik konumları henüz belirsiz fosil guruplarındandır. Geç Jura - Erken Kretase zaman aralığında pelajik yaşamış olan bu taksonun bu zaman aralığına ait stratigrafik açıdan önemli bir çok cinsi bulunmaktadır. Vazo şeklinde, yaklaşık 50- 100 mikron boyutlu kireçli bir kavkıları vardır. En önemli cinsi Calpionella'dır. Calpionella: Yanal kesitleri, vazo şeklinde; enine kesitleri ise yuvarlaktır. İnce kesitlerde içleri yan-kayaç matriksi ile doludur. (Radiolaria kesitleri de yuvarlaktırlar; ama içleri yan-kayaç-matriksi ile değil, sparitik çimento ile doludur.) Yaş: Geç Jura - Erken Kretase Kireçli-Algler Tek-hücreli canlılardan olan deniz-yosunlarının bir kısmı, kireçli bir doku oluştururlar ve bu nedenle de "Kireçli-Algler" olarak adlandırılırlar. Denizlerdeki kireç oluşumunun çok büyük bir kısmı, bu tür algler tarafından oluşturulurlar! Coccolit olarak adlandırılan bir gurubu pelajik olarak yaşarken, Mavi-yeşil, yeşil ve kırmızı algler olarak adlandırılan gurupları bentik olarak yaşarlar. Renklerine göre adlandırılan bu alg gurupları, kendi renklerindeki güneş ışığına karşı geçirgendirler; yani o renk, algin dokusu tarafından emilmez; yani alg diğer renklerdeki güneş ışınlarını kullanarak yaşar. Güneş ışığının dalga boyu maviden kırmızıya doğru artar; yani mavi ışık daha kısa, kırmızı ışık daha uzun bir dalga boyuna sahiptir. Güneş ışınlarının deniz derinliklerine girebilme dereceleri dalga-boylarına bağlı olarak değişir: Dalga boyu kısa olan (mavi) ışık daha derinlere (100-200m) inebilirken; dalga boyu uzun olan (kırmızı) ışık sadece (5-10m) sığ derinliklerde kalır. İşte bu nedenle algler çok iyi derinlik göstergeleri oluştururlar. Gel-git-içi ortam, 5-10 m.lik deniz-düzeyi arasında yer alır; bu ortamlarda en çok mavi-yeşil-algler yaygındırlar, çünkü onlar kırmızı ışıktan yararlanırlar. Yaklaşık 10-40 m.ler arası yeşil-alglerin en bol bulunduğu kesimdir. Kırmızı algler ise mavi ışığa bağımlı olduklarından, 100 m derinlere kadar yaşayabilirler! Yan-Kesit Filum: Cyanophyta (Mavi-Yeşil-Algler) Girvanella: 50-100 mikron boyutlarında, ince borucuklar şeklinde (soldaki şekil), bir yapıları vardır. Bazı durumlarda, bir başka canlı kavkısı veya bir çekirdek etrafında, onu çepe-çevre kuşatacak şekilde kaplamalar yapabilirler (sağdaki şekil). Bu şekilde oluşmuş mavi-yeşil-alg-kaplamalarına oncoid denir. Yaş: Kambriyen-Kretase. Filum: Chlorophyta (Yeşil-Algler) Genellikle kapalı havzalarda veya tatlı su ortamlarında yaşarlar. Çatallanan saplar, inci-taneleri şeklinde sıralanmış ve kalsitleşmiş sert kısımlar oluştururlar. Ve bunlar fosilleşirler. Mizzia: Küresel veya silindirik-küresel taneler şeklinde olup, bu küresel yapıların merkezleri boştur. Kürecik-duvarı ise, daha küçük boyutlu minik kürecik şekilli kireçlenmelerden oluşurlar. Yaş: Permiyen! Filum: Rhodophyta (Kırmızı-Algler) Her türde ışıktan yararlanabilen bir alg olması nedeniyle, en yaygın dağılımı gösterirler. Kırmızı alg gövdelerini oluşturan kireçlenme ise, milimetrik-kağıt dokusuna benzer bir yapı gösterir. Kireçli-Algler ve Yaşam Ortamları Aşağıdaki şekilde, kireçli alglerin yaşadıkları ortamlar gösterilmiştir. (Kesikli çizgiler söz konusu taksonun o ortamda az olarak; sürekli-koyu çizgiler ise, bol olarak bulunduğunu gösterirler.) Filum: CHORDATA Korda dorsalis veya notokord denilen bir sırt-çubuğu oluşturmalarıyla diğer canlılardan ayrılırlar. Omurgalılar (vertebrata) denilen alt-filum en önemli gurubu oluşturur ve bunlarda bu notokord omurga kemiklerine dönüşmüştür. Alt-Filum: VERTEBRATA (Omurgalılar) İskelet yapısına göre şu sınıflara ayrılırlar: Omurgalıların günümüzdeki baskın temsilcileri olan memeli hayvanlardaki kafatası, göğüs kafesi, vs. gibi kemikler, ilk omurgalıları temsil eden ilkel balıklarda bir gövde zırhı şeklinde, kafa ve gövdenin bir kısmını kaplayan bir dış iskelet olarak ortaya çıkmıştır. Onun için bu sınıf temsilcilerine zırhlı-balıklar adı da takılmıştır. Çene gibi makaslamalı kemik yapısının oluşmuş olması veya olmaması durumuna göre iki sınıfa ayrılırlar: Agnatha (çenesiz, zırhlı) ve Placodermi (çeneli, zırhlı) Sınıf: Agnatha (Çenesizler) Sınıf isimleri "agnatha", çene denilen makaslamalı kemik yapısının oluşmamış olmasından türetilmiştir. Cephalsapis: Yaklaşık 20cm boyutunda bir zırhlı balık. Yaş: Geç Silüriyen-Geç Devoniyen Sınıf: Placodermi (Levhalı-Derililer) Çeneli bir kafatası yapısının gelişmiş olmasıyla, diğer zırhlı balıklardan ayrılırlar. Ayrıca bedenin alt tarafında çift-yüzgeç oluşumu da gerçekleşmiştir. Lunaspis: 27cm boyunda bir plakoderm. Yaş: Erken Devoniyen (Avrupa). Pterichtyodes: 15 cm boyunda bir çeneli-zırhlı-balık. Yaş Orta-Devoniyen (Avrupa). Sınıf: Chondrichtyes (Kıkırdaklı Balıklar) Günümüzdeki kalkan ve köpek balıkları gibi temsilcileri olan bir sınıftır. Devoniyen'den beri bulunmaktadırlar. Sınıf: Osteichtyes (Kemikli Balıklar) Günümüz balıklarının çoğunluğunu oluşturan bu sınıf da Devoniyen'den beri bulunmaktadır. Sınıf: Amphibia (Çift-Hayatlılar) Hem karada, hem denizde yaşayabildikleri için çift-hayatlılar anlamına gelen Amphibia, "yürüyen balıklar" olarak da görülebilirler. Devoniyen başlarında, denizlerdeki hayatın karalara sıçramasıyla, omurgalılar da ilk temsilci olarak amphibia ile kara hayatına geçmişlerdir. Amphibia, Geç Paleozoik'te en yaygın dönemlerini yaşamışlardır. Eryops: 1.5m boyunda bir amfibi, Yaş: Alt Permiyen (Kuzey Amerika). Sınıf: Reptilia (Sürüngenler) Balıklar ve amphibia, tamamen sulu ortamlara (en azından yumurtalarının mutlaka sulu ortamlara) ihtiyaç duydukları için, kara hayatına tam uyum sağlayan ilk omurgalı gurubu olmaları açısından önemlidirler. Sarısı bol yumurtalarını karasal ortamlarda bırakabilirler ve embriyon dönemi yumurta içinde geçer! Sürüngenler saltanat dönemlerini dinozorlarla Mezozoik'te yaşamışlardır. Stegosaurus: 5.5 m. boyunda bir dinozor. Yaş: Geç Jura (K.Amerika) Tyrannosaurus: 13 m boyunda bir yırtıcı dinozor. (İnsan iskeleti kıyaslama amacıyla yerleştirilmiş) Yaş: Geç Kretase (K. Amerika ve Asya) Sınıf: Aves (Kuşlar) Kuşların, Mezozoik sürüngenlerinden türedikleri yönünde fosil bulgular gittikçe artmaktadır. Bu bulgular arasında ilk kuşların gagalarının, aynen sürüngenlerdekine benzer dişler bulundurmaları gelmektedir. Pterodactulus: Solenhofener Schiefer (Almanya) katmanlarında bulunan ilk kuş fosillerindendir. Üstteki şekil soldaki şeklin büyütülmüş bir kesimidir. Yaş: Geç Jura. Sınıf: Mammalia (Memeliler) Geç Trias'tan beri varlıkları bilinen memeliler, Kretase- Tersiyer sınırındaki fauna yok oluşundan aşırı şekilde etkilenen ve büyük oranda yok olan sürüngenlerin (dinozorların) bıraktıkları ekolojik boşluğu dolduran omurgalı sınıfıdır. Beyin kapasiteleri sürüngenlere oranla daha büyüktür. Tersiyerden itibaren muazzam bir gelişme gösterirler ve özellikle karalarda egemen canlı gurubunu oluştururlar: Geviş-getirenler, kemirgenler, böcek-yiyiciler, yırtıcılar, uçan-memeliler, vs.. Denizlerdeki en büyük ve en zeki canlıları da yine memeliler oluştururlar: Balinalar ve yunuslar! Yandaki şekilde omurgalı sınıflarının genel dağılımları verilmiştir. Görüldüğü gibi, hiç bir devir, bir diğerine benzememekte, dünyamızdaki canlılar bileşimi sürekli değişmektedir. Memeliler Senozoik'ten beri egemen canlı durumundadırlar. Memelilerin bir ordosu olan Primatların (Efendi Hayvanlar!) bir cinsi olan Homo, beyin kapasitesi gittikçe büyüyen bir cinsi temsil etmektedir. Beyin, bir hücreler-şirketi olan bedenlerin kumanda ve organlar-arası-eş-güdüm merkezidir.