Genel Türk Anayasa Düzeni www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 1 TÜRK ANAYASA DÜZEND DERS NOTLARI BÖLÜM 13 OSMANLI ANAYASAL GELDŞ MELERD Osmanlı imparatorluğunda anayasacılık hareketleri, 1808 tarihli Sened-i D ttifakla başlamakta, 1839 tarihli Tanzimat ve 1856 tarihli Islahat Fermanıyla gelişmektedir. D lk Anayasa da 1876 tarihli Kanun-u Esasidir. Şimdi bunları kısaca inceleyelim. 1. SENED-D D TTD FAK ( 1808 ) Hazırlanışı: Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa Başkanlığında bir tarafta ayanlar, diğer tarafta devletin ileri gelenleri arasında 29 Eylül 1808’de Kâğıthane’de bir toplantı yapıldı. Toplantıda varılan kararlar “Sened-i D ttifak” adı verilen bir belgede tespit edildi ve bu belge Sadrazam, Şeyhülislam, vezirler ve ayanlar tarafından imzalanıp mühürlendi ve Padişaha sunuldu. Daha sonra Padişah D kinci Mahmut Sened-i D ttifakı onayladı. Getirdikleri: Sened-i D ttifak’ın getirdiklerini üç ayrı grupta toplayabiliriz. 1. Merkezi Kazanımlar • Padişahın ve devletin otoritesini herkesin kabul etmesi. • Sadrazama itaat. • Vergi toplanmasına ilişkin emirlere uyma. • Asker ocaklarının Padişaha itaati. • Ayanların kendi toprakları dışına müdahale etmemesi. 2. Âyanların Kazanımları • Sadrazamın keyfi eylemlerinin önlenmesi. • Suçsuz ayanlara haksızlık edilmemesi. • Hanedan haklarının babadan oğla geçmesinin kabul edilmesi. • Büyük ayanların idare alanlarını tanınması. • Büyük ayanların kendilerine bağlı küçük ayanlar üzerindeki haklarının tanınması. 3. Genel Kazanımlar • Fukara ve reayanın korunması. • Fukara ve reayanın vergilendirilmesinde ölçülü davranılması. • Fukara ve reayaya zulüm edilmemesi. • Sadrazamın kanuna aykırı işlere girişmemesi. • Suç işlenmesi durumunda soruşturma yapılmadan ceza verilmemesi. Özetle, kazanımlar sadece merkez ve ayanları değil, geneli ve kamuyu, kısacası halkı ilgilendirmekteydi. Uygulanması: Alemdar Mustafa Paşa 15 Kasım 1808’ de yeniçeriler tarafından çıkarılan olaylar neticesinde öldürülmüş. Böylece Sened-i D ttifak etkisini büyük ölçüde yitirmiştir. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 2 Niteliği ve Biçimi: Sened-i D ttifak bir anayasa değil; bir “anayasal belge” dir. D çeriği itibariyle devlet iktidarının sınırlandırılmasına ilişkindir. Sened-i D ttifak hukuki biçim olarak “misak” niteliğindedir. Misak, devlet iktidarını iki taraflı olarak sınırlayan bir belgedir. 2. TANZD MAT FERMANI ( 1839 ) Hazırlanışı: Abdülmecit devletin kuruluşunu yeniden tanzim eden bir ferman ısdar etmiştir. Bu ferman 3 Kasım 1839’da Padişahın, yabancı elçilerin ve halkın huzurunda Gülhane’de fermanı yazan zamanın Dışişleri Bakanı Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur. Bu nedenle Tanzimat Fermanına “Gülhane Hatt-ı Hümayunu” da denir. Getirdikleri: Tanzimat Fermanında bir yandan birçok temel hak ve hürriyet tanınmış, diğer yandan da devlet iktidarının kullanılması ve sınırlandırılmasına ilişkin birçok ilke kabul edilmiştir. Benimsediği ilkeler şu şekilde özetlenebilir: • Mali güce göre vergi ilkesi. • Devlet harcamalarını kanuniliği ilkesi. • Irz ve namus (şeref ve haysiyet) dokunulmazlığı. • Ceza yargılamasına ilişkin güvenceler. • Asker almada adalet ilkesi. • Can güvenliği. • Mülkiyet hakkı. • Müsadere yasağı. • Eşitlik ilkesi • Kanunun üstünlüğü ilkesi. Niteliği ve Biçimi: Tanzimat Fermanı da bir “anayasa” değil, “anayasal belge”dir. Hukuki biçim itibariyle “ferman” niteliğindedir. Ferman, usulünde hükümdar, tek taraflı olarak, kendi isteğiyle, kendi kendini sınırlandırmakta ve tebaasına birtakım haklar bahşetmektedir. 3. ISLAHAT FERMANI ( 1856 ) Hazırlanışı: Islahat Fermanı Kırım Harbinin son yıllarında hazırlanarak Paris Adlaşmasının imzalanmasından altı hafta önce 28 Şubat 1856’da Bab-ı Âli’de bütün bakanlar, yüksek memurlar, şeyhülislam, patrikler, hahambaşı ve cemaatin ileri gelenlerin önünde okunarak ilan edilmiştir. Getirdikleri: Islahat Fermanı Tanzimat Fermanından daha kapsamlıdır. Islahat Fermanının ana hedefi, Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında her yönden tam bir eşitlik sağlamaktı. Din, vergi, askerlik, yargılama, eğitim, memurluk ve temsil alanında o zamana kadar olan farklar kaldırılıyordu. Niteliği ve Biçimi: Islahat Fermanının hukuki biçimi fermandır. Osmanlı imparatorluğunda Islahat Fermanıyla tebaaya o dönem Avrupa ülkelerinde tanınan temel hak ve hürriyetlerinin önemli bir kısmının tanındığını görmekteyiz. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 3 4. KANUN-U ESASD : BD RD NCD MEŞRUTD YET ( 1876 ) Hazırlanışı: Veliaht Abdülhamit, Mithat Paşaya haber göndererek Kanun-u Esasiyi ilan edeceği konusunda söz vererek tahta geçirilmesini istedi. 31 Ağustos 1876 da Beşinci Murat hal edildi ve yerine D kinci Abdülhamit geçirildi. Abdülhamit söz verdiği üzere Kanun-u Esasiyi 23 Aralık 1876 günü bir ferman ile ısdar etmiştir. • Kanun-u Esasi, hukuki olarak padişahın tek yanlı bir işleminden doğmuştur. • Kanun-u Esasi demokratik anayasa yapma usullerinden biri olan ferman usulüyle yapılmıştır. • Kanun-u Esasi gerek maddi anlamda, gerek şekli anlamda tam bir anayasadır. • Kanun-u Esasi yazılı ve katı bir anayasadır. Getirdikleri: A. TEMEL D LKELER • Osmanlı Devleti bir monarşidir.(saltanat) • Osmanlı Devleti bir üniter devlettir. • Osmanlı Devleti laik değildir. Devletin resmi bir dini vardır. • Kanun-u Esasiye göre devletin resmi bir dili vardı; o da Türkçe’ydi. • Devlet hizmetine girmek için bu dili bilmek gerekmekteydi. B. TEMEL HAK VE HÜRRD YETLER • Vatandaşlık, dilekçe, devlet memurluğuna girme hakkı. • Kişi, ibadet, basın, şirket kurma, öğretim hürriyeti. • Eşitlik, mali güce göre vergi, vergilerin kanuniliği ilkesi. • Müsadere, angarya, işkence yasağı. • Konut dokunulmazlığı. • Kişi güvenliği. • Kanuni hâkim güvencesi. C. DEVLETD N TEMEL ORGANLARI 1. Yasama Organı: Meclis-i Umumiye Kanun-u Esasinin kurduğu yasama organının adı “Meclis-i Umumi”dir. Meclis-i Umumi, Heyet-i Ayan ve Heyet-i Mebusan isimli iki heyetten oluşmaktadır. Yani Osmanlı Parlamentosu iki meclisli bir parlamentoydu. a) Heyet-i Ayan: Günümüzün senatolarına tekabül eden bir ikinci meclistir b) Heyet-i Mebusan: Heyet-i Mebusan üyeleri ise Osmanlı tebaasından her ellibin erkek nüfusa bir temsilci seçilmesiyle kurulur. Seçimler iki derecelidir ve dört yılda bir yapılır. 2. Yürütme Organı: Padişah ve Heyet-i Vükela a) Padişah: Kanun-u Esasiye göre saltanat Osmanlı sülalesine aittir. Bu sülalenin içinde ise saltanat “ekber evlat (seniorat)” sistemine göre geçer. Padişahın Heyet-i Mebusanı fesih hakkı, kanunları veto etme yetkisi ve istediği kişileri sürgüne yetkisi de vardır. b) Heyet-i Vükela: Bakanlar kuruludur. Başkanı Sadrazamdır. Heyeti Vükelada sadrazamdan başka Şeyhülislam ve diğer vekiller bulunur. 3. Yargı Organı: Kanun-u Esasinin yargıya ilişkin hükümleri dönemin Batı Avrupa ülkelerinin Anayasalarıyla boy ölçüşecek niteliktedir. Kanun-u Esaside yargılama faaliyeti önemli güvencelere bağlanmıştır: www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 4 a) Hâkimlerin azlolunamayacağı ilkesi. b) Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi. c) Yargılamanın aleniliği ilkesi. d) Hak arama özgürlüğü. e) Mahkemelerin ihhak-ı haktan imtina edemeyecekleri ilkesi. f) Kanuni hâkim güvencesi. 5. 1909 KANUN-U ESASD DEĞDŞD KLD KLERD (D KD NCD MEŞRUTD YET) Hazırlanışı: D ttihat ve terakki örgütü Abdülhamit’in istibdat rejimine karşı mücadele ediyordu. 1908 Temmuzunda Abdülhamit’e karşı yapılan toplantı ve mitingler bütün Rumeli’yi sardı. 400 kişilik çetesiyle birlikte kolağası Niyazi Bey, Resne’de dağa çıktı. 23 Temmuz 1908 günü D ttihat ve terakki Manastır’da hürriyet ilan etti. Aynı günün gecesi Kanun-u Esasiyi yeniden yürürlüğe koydu ve böylece D kinci Meşrutiyet ilan edilmiş oldu. 1. Temel Hak Ve Hürriyetlerle D le D lgili Değişiklikler • • • • Kanun dışı tutuklama yasağı. • • • • Sansür yasağı. • • • • Haberleşme gizliliği esası benimsenmiş. • • • • Toplanma ve dernek kurma hakları tanınmış. • • • • Padişahın sürgün yetkisi kaldırılmıştır. 2. Yasamayla D lgili Değişiklikler • Kanun teklif etmek için padişahtan izin alma şartı kaldırılmıştır. • Kanun tekliflerinin ilk önce Şura-ı Devlette görüşülmeleri usulü ilga edilmiştir. • Padişahın mutlak veto yetkisi, 1909 değişiklikleriyle “geciktirici ve zorlaştırıcı veto yetkisi”ne dönüştürülmüştür. 3. Yürütmeyle D lgili Değişiklikler • Padişahın sürgüne gönderme yetkisi kaldırılmıştır. • Fesih hakkı kullanılamaz hale getirilmiştir. • Heyet-i Vükelanın Padişaha karşı değil Meclis-i Mebusana karşı sorumlu olduğu esası kabul edilmiştir. • Yürütme organın asli unsuru olan Padişahın yerini Heyet-i Vükela (Bakanlar Kurulu) almıştır. Not: 1909 değişikliklerinde yargıya ilişkin herhangi bir değişiklik yapıma ihtiyacı hissedilmemiştir. 1909 Anayasa Değişikliklerinin Değerlendirilmesi 1909 değişikleriyle artık Osmanlı rejimi bir “meşruti (sınırlı, anayasa) monarşi” haline gelmiştir. Böyle bir sistem esas itibariyle demokratiktir. Böyle bir sistemde yasama yetkisi halkın temsilcilerinden oluşan yasama organı; yürütme yetkisi ise esas itibariyle yasmanın güvenine dayanan hükümet tarafından kullanılır. Padişah gerek yasma gerek yürütme alanındaki yetkileri semboliktir. 1909 değişiklikleriyle Osmanlı D mparatorluğunun mutlak monarşiden kesin olarak çıktığını ve “sınırlı monarşi” dönemine girdiğini söyleyebiliriz. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 5 BÖLÜM 14 CUMHURD YET DÖNEMD ANAYASAL GELDŞ MELERD Cumhuriyet dönemi anayasal gelişmeleri başlığı altında sırasıyla 1921,1924 ve 1961 Anayasalarını kısaca göreceğiz 1) 1921 ANAYASASI Anayasanın Üstünlüğü Ve Katılığı Sorunu: 1921 Anayasasında kendisinin adi kanunlardan üstün olduğunu ilan eden bir hüküm yoktur. Keza 1921 Anayasası kendi değiştirilişi için bir hüküm de getirmemektedir. O halde Gördüğümüz bilgiler ışığında Anayasamızın “yumuşak anayasa” olduğu sonucuna varabiliriz. Hükümet Sistemi: Meclis Hükümeti: Meclis hükümeti sistemi, yasama ve yürütme kuvvetlerinin mecliste toplandığı bir kuvvetler birliği hükümet sistemidir. • Saltanatın Kaldırılması • Birinci Meclisin Sonu • Cumhuriyetin D lanı • Hilafetin Kaldırılması gibi olaylar bu dönem içerisinde meydana gelmiştir. 2) 1924 ANAYASASI Anayasanın Üstünlüğü Ve Katılığı Sorunu: Öncelikle belirtelim ki, 1924 Anayasası 1876 Kanun-u Esasisini ve 1921 Anayasasını açıkça yürürlükten kaldırıyordu. “Anayasanın Üstünlüğü D lkesi” 1924 anayasasının 103’üncü maddesinde açıkça belirtilmektedir. Ancak bu dönemde kanunların Anayasaya uygunluğunu denetleyecek bir “Anayasa Mahkemesi” yoktur. Bu nedenle 1924 Anayasası döneminde anayasanın üstünlüğü ilkesi pratikte büyük ölçüde etkisiz kaldığı söylenebilir. 1924 Anayasası katı bir anayasadır. Hükümet Sistemi: Kuvvetler Birliği Ve Görevler Ayrılığı Sistemi: 1924 Anayasasının kurduğu hükümet sistemi, bazı yönleriyle meclis hükümeti sistemine, diğer bazı yönleriyle de parlamenter sisteme benzemektedir. Bu nedenle, 1924 Anayasasının bir “karma sistem” kurduğu söylenmektedir. Bu sisteme de “kuvvetler birliği ve görevler ayrılığı sistemi” ismi verilmektedir. Gerçektende yukarıda görüldüğü gibi, yasama ve yürütme kuvvetleri teorik olarak birleşmiştir ve bunlar mecliste toplanmıştır. Ancak Meclis sahip olduğu yürütme kuvvetini bizzat değil; Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu marifetiyle kullanabilmektedir. Özetle, kuvvetler bir, ama görevler veya fonksiyonlar ayrıdır. Hükümleri: Genel Hükümler • Devlet Şekli: 1924 Anayasasına göre “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” • Yasama: Yasama yetkisini TBMM kullanmaktadır. • Yürütme: Yürütme organı ikili yapıdadır. Bir tarafta Cumhurbaşkanı, diğer tarafta ise “D cra Vekilleri Heyeti” vardır. • Yargı: Millet namına, usulü ve kanunu dairesinde bağımsız mahkemelerce kullanılır. • Temel hak ve hürriyetleri. 1924 Anayasasının Demokrasi Anlayışı: 1924 Anayasası “çoğulcu” değil “çoğunlukçu demokrasi” anlayışına sahipti. Çoğunlukçu demokrasi anlayışına göre çoğunluğun yönetme hakkı mutlaktır; bu hak azınlık hakları vb. nedenlerle sınırlandırılamaz. Bunu, Anayasanın hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir ve TBMM milletin tek ve gerçek temsilcisi olup millet namına hâkimiyet hakkını kullanır diyen hükümlerinden anlıyoruz. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 6 3) 1961 ANAYASASI Anayasanın Üstünlüğü Ve Katılığı Sorunu: 1961 Anayasasının getirdiği “anayasanın üstülüğü” ilkesini açıkça kabul eden, katı bir anayasadır. Hükümleri: Genel Hükümler • Devlet Şekli: Herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” • Yasama: 1961 Anayasası 1924 Anayasasından farklı olarak “çift meclis sistemini” kabul etmiştir. 1961 Anayasasına göre “yasama yetkisi TBMM’nindir” . TBMM, “Millet Meclisi” ve “Cumhuriyet Senatosu” isimli iki ayrı meclisten oluşmuştur. a) Millet Meclisi: Genel oyla seçilen 450 milletvekilinden oluşmuştur. b) Cumhuriyet Senatosu: Üç çeşit üyeden oluşmuştur. 150 adet olan birinci grup üyeler halk tarafında; 15 adet olan ikinci grup üyeler ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Üçüncü grup üyeler ise ömür boyu görev yaparlar. Anayasa bunlar “tabi üyeler” demektedir. Bunlarda kendi içinde iki gruba ayrılırlar: 1) 13 Aralık 1960 tarih ve 157 sayılı Kanunun altında adları bulunan Milli Birlik Komitesi başkan ve üyeleridir. 2) Eski Cumhurbaşkanlarıdır. • Yürütme: 1961 Anayasası, yasama ve yargıdan bir “yetki” olarak bahsederken, 6’ıncı maddesinde, yürütmeden bir “görev” olarak bahsetmiştir. Anayasaya göre, “yürütme görevi, kanunlar çerçevesinde, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirilir”. • Yargı: Millet namına, usulü ve kanunu dairesinde bağımsız mahkemelerce kullanılır. Hâkimlerin bağımsızlığını sağlamak üzere “Yüksek Hâkimler Kurulu” kurulmuştur. Yargı alanında yapılan en önemli yenilik kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli bir Anayasa Mahkemesinin kurulmasıdır • Temel hak ve özgürlükler: 1961 Anayasası temel hak ve özgürlükleri ikinci kısımda düzenlemiştir. Bu kısmın aşağıdaki bölümlerinde 1. Genel hükümler. 2. Kişinin hakları ve ödevleri. 3. Sosyal ve iktisadi haklar ve ödevler.( ilk defa sistematik olarak düzenlenmiştir.) 4. Siyasi haklar ve ödevler, düzenlenmiştir. 1961 Anayasası 1924 Anayasasına göre temel hak ve özgürlüklere daha geniş bir yer verdiği hemen gözlemlenmektedir. Keza bu Anayasa temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını oldukça güvenceli bir sisteme bağlamıştır. 1971 – 1973 Anayasa Değişiklikleri: Bu dönemde yapılan Anayasa değişikliklerinin ana yönleri şöyledir; www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 7 a) Yürütmenin Güçlendirilmesi Yönünde Değişiklikler: 1) Kanun hükmünde kararname yetkisinin verilmesi 2) Vergi, resim ve harçların muafiyet ve istisnaları ile nispet ve hadlerine ilişkin hükümlerde değişiklik yapmaya Bakanlar kurulunun yetkili kılınması. 3) Üniversite özerkliğinin zayıflatılması. 4) TRT’nin özerkliğinin kaldırılması. b) Temel Hak ve Özgürlüklere Getirilen Sınırlamalar: 1) Bütün temel hak ve özgürlükleri için geçerli genel bir sınırlama hükmünün getirilmesi. 2) Temel hak ve özgürlükler için yasal sınırlama sebeplerinin artması. 3) Devlet memurlarının sendika kurma hakkının ortadan kaldırılması. c) Yargı Denetimine Getirilen Sınırlamalar: 1) Üyelerinin atanmasında Bakanlar Kurulunun aday gösterdiği Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kurulması. 2) Tabii yargı yolu yerine kanuni yargı yolunun getirilmesi. 3) Küçük siyasal partilerin Anayasa Mahkemesine başvurma olanağının kaldırılması. d) Ordu D le D lgili Değişiklikler: 1) Askeri yargı sivil yargının aleyhine genişlemiştir. 2) Asker kişilerle ilgili idari eylem ve işlemlerin yargısal denetimi, Danıştay’dan alınarak yeni kurulan Askeri Yüksek D dare Mahkemesine verilmiştir. 3) Sıkıyönetime geçiş kolaylaştırılmıştır. 4) Sivillerin askeri nitelikte olmayan suçlarından dolayı yargılanmaları mümkün kılınmıştır. 4) 1982 ANAYASASININ HAZIRLANMASI Kurucu Meclis Hakkında Kanun: 29 Haziran 1981 tarih ve 2485 sayılı “Kurucu Meclis Hakkında Kanun” ile yeni bir anayasa hazırlamakla görevli bir “Kurucu Meclis” kurulmuştur. Kurucu Meclis, “Milli Güvenlik Konseyi” ve “Danışma Meclisi”nden oluşmaktadır. a) Milli Güvenlik Konseyi: Kuvvet komutanlarından oluşur. b) Danışma Meclisi: 160 üyeden oluşmaktadır. Bu üyelerden 40’ı doğrudan doğruya Milli Güvenlik Konseyi tarafından 120’si ise, her ilin valisi tarafından tespit ve teklif ettiği adaylar arasından Milli Güvenlik Konseyi tarafından seçilmektedir. 1961 ve 1982 Anayasalarının Hazırlanışları Bakımından Karşılaştırılması 1961 ve 1982 Anayasaları arasında yapılışları bakımından bazı benzerlikler ve farklılıklar vardır. Bunları kısaca görmek uygun olacaktır. 1. Benzerlikleri: a) Her iki anayasada askeri müdahaleler sonucu hazırlanmıştır. b) Her iki anayasada, bir kısmı askeri müdahaleyi yapan bir kuruldan diğer kısmı ise sivillerden oluşan Kurucu Meclisler tarafından yapılmıştır. c) Her iki anayasanın da hazırlanmasında da Kurucu Meclisin sivil kanadı seçimle oluşmamıştır. d) Her iki durumda da, Kurucu Meclis tarafından hazırlanan Anayasa, halkoyuna sunulmak suretiyle kesinleşmiştir. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 8 e) Her iki durumda da sivil kanadın Bakanlar Kurulu’nun kurulması ve düşürülmesine ilişkin yetkileri yoktur. 2. Farklılıkları: a) 1961 Temsilciler Meclisi, 1982 Danışma Meclisi’ne oranla daha temsili niteliktedir. b) Temsilciler Meclisi’nde kapatılan Demokrat Parti dışındaki iki parti (CHP ve CKMP) anayasanın hazırlanmasına katılmışlardır. Oysa 1982 Anayasasının hazırlanmasına hiçbir siyasal parti katılmamıştır. c) 1961 anayasasında halk oylamasına sunulan metnin kabul edilmemesi durumunda ne yapılacağı belirtilmiştir.1982 Anayasasının hazırlanması sisteminde ise, halk oylamasına sunulan anayasanın reddi halinde ne olacağı belirtilmemiştir. d) 1961 halk oylamasında Demokratik Parti dışında siyasal partiler kamuoyu oluşturulmasında aktif rol oynamışlardır. Oysa 1982 Anayasasının oylanmasında siyasal partilerin bir rolü olmamıştır. e) 1961 halk oylamasının aksine, 1982 halk oylamasında anayasanın kabulü Cumhurbaşkanının seçimi ile birleştirilmiştir. 1982 ANAYASASININ BAŞLICA ÖZELLD KLERD Burada son olarak 1982 Anayasasının başlıca özelliklerine kısaca değinmek uygun olacaktır: 1. Kazuistik Yöntem 1982 Anayasası, devletin temel kuruluşunu ve temel hakları ana hatlarıyla belirleyen bir “çerçeve anayasa” değil, her şeyi her ayrıntısına kadar düzenlemek isteyen bir “düzenleyici anayasa” dır. Diğer bir ifadeyle kazuistik yöntem ile hazırlanmış bir anayasadır. 2. Katılık 1982 Anayasası, değiştirilmesi adî kanunlardan daha zor usullere bağlı olan “katı” veya “sert” bir anayasadır. 3. Geçiş Dönemi 1982 Anayasası bir geçiş dönemi öngörmüştür. Bu “geçiş dönemi” Anayasanın altıncı kısmında yer alan geçici hükümlerinde düzenlenmiştir. 4. Güçlü Yürütme Dünyadaki genel eğilime uygun olarak 1982 Anayasası devlet yapısı içinde yürütme organını güçlendirmiştir. Bu güçlendirmeyi, bir yandan Cumhurbaşkanın yetkilerini arttırarak, diğer yandan da bakanlar kurulu içinde de Başbakana üstün konum vererek sağlamaya çalışmıştır. 5. Daha Az Katılımcı Demokrasi Modeli 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına oranla daha az “katılımcı” bir demokrasi modelini benimsediği genel olarak kabul edilmektedir. 1982 Anayasası, belli ölçüde bir depolitizasyonu, yani siyasetten uzaklaşmayı amaçlamıştır. 6. Tıkanıklıklar Giderici Çözüm Yolları 1982 Anayasası siyasal sistemde ortaya çıkan tıkanıklıkları giderici çözüm yolları öngörmüştür. Bu yollar şunlardır: www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 9 a) Cumhurbaşkanına belli şartlarda Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimlerini yenileme yetkisi verilmiştir. Bu yolla belli bir süre içinde hükümetin kurulmamış olmasıyla ortaya çıkan kriz çözülecektir. b) 1982 Anayasası Cumhurbaşkanının seçim usulünü tıkanıklığı önleyici bir tarzda belirlemiştir. Cumhurbaşkanın dördüncü turda seçilememesi durumunda TBMM seçimlerin yenilenmesi usulünü öngörmüştür. c) Meclis Başkanlığı seçimlerinde de üye tam sayısının salt çoğunluğu şartından vazgeçilmiştir. d) 1982 Anayasası Cumhuriyet Senatosunu kaldırarak tek meclis sistemini benimsemiştir. Bu da kanun çıkarma süresini kısaltmıştır. e) 1982 Anayasası toplantı yeter sayısını üye tamsayısının üçte birine düşürerek, Meclisin çalışması kolaylaştırmıştır. f) 1982 Anayasası, siyasi partilerin Mecliste grup kurmaları için gerekli milletvekili sayısını 10’dan 20’ye çıkararak, grupların meclis çalışmalarını engelleyici şekilde kullanma ihtimallerini azaltmıştır. Parlamenter sistemdeki tıkanmaları önleme amacı güden bu tür kurum ve kurallar Anayasa literatüründe “rasyonelleştirilmiş parlamentarizm” olarak adlandırılmaktadır. BÖLÜM 15 TEMEL D LKELER 1982 Anayasası tarafından benimsenmiş ilkeleri şu şekilde sıralayabiliriz: 1. Cumhuriyetçilik ilkesi. 6. Laik devlet ilkesi 2. Üniter devlet ilkesi. 7. Sosyal devlet ilkesi. 3. D nsan haklarına saygılı devlet ilkesi. 8. Hukuk devleti ilkesi. 4. Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet ilkesi. 9. Eşitlik ilkesi. 5. Demokratik devlet ilkesi 10. Başlangıçta belirtilen ilkeler Şimdi bu ilkeleri sırayla görelim: I. CUMHURD YETÇD LD K D LKESD Dar anlamda cumhuriyet, monarşinin tersi olarak, yani devlet başkanlığının babada oğla veraset yoluyla intikal etmediği devlet şekli olarak tanımlanmaktadır. Geniş anlamda cumhuriyet ise, demokrasi eş anlamlısı olarak, yöneticilerin seçimle iş başına geldiği bir devlet şekli olarak tanımlanmaktadır. O halde, “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” diyen Anayasamızın 1. maddesi de dar anlamda yorumlanmalıdır. Anayasamızın 1. maddesi Türkiye’de monarşinin kurulmasını yasaklamaktadır başka bir şeyi değil. II. ÜND TER DEVLET D LKESD Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olması onun “üniter devlet” olması demektir. 1. Ülkenin Bölünmez Bütünlüğü Ülke devletin üç unsurundan biridir. Anayasamızın 3. maddesinde, “Türkiye Devleti, ülkesi… ile bölünmez bir bütündür” denilerek ülkenin bölünmez bütünlüğü ilan edilmektedir. Bu hükümle kanımızca şu dört şey yasaklanmaktadır: www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 10 a) Ülkenin bir parçası yabacı bir devlete verilemez. b) Devletin ülkesini oluşturan toprakların da devletten ayrılma hakları yoktur. c) Ülke parçalanıp üzerinde birden fazla devlet kurulamaz. Bu ilke, ülkenin parçalanıp üzerinde hem bağımsız, hem de federe devletler kurulmasını yasaklar. d) Bu ilke, ülkenin kendi içinde parçalanmamakla birlikte, bütünüyle bir başka devletin ülkesi haline gelmesini de yasaklamaktadır. 2. Milletin Bölünmez Bütünlüğü “Millet” devletin üç unsurundan biridir. Millet, kısaca devletin üzerinde yaşayan ve devletin egemenliğine tabi olan insan topluluğu şeklinde tanımlayabiliriz. Buna göre, milleti teşkil eden insanlar, aralarında din, dil, etnik grup vb bakımlardan ayrım yapılmaksızın aynı egemenliğe sahiptir. III. D NSAN HAKLARINA SAYGILI DEVLET D LKESD “D nsan haklarına saygılı devlet” ifadesinin anlamını belirleyebilmek için öncelikle “insan hakları” ve “saygı” terimlerini anlamını açılamamız gerekir. “insan hakları”: Irk, din, dil ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. “saygı” : değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye karşı veya bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu olarak tanımlanmaktadır. O halde “D nsan haklarına saygılı devlet” ilkesi değeri, üstünlüğü, kutsallığı dolayısıyla insan haklarına karşı dikkatli, özenli ölçülü davranan devlet demektir. IV. ATATÜRK MD LLD YETÇD LDĞD NE BAĞLI DEVLET Burada “Atatürk milliyetçiliği”nin ne olduğunu açıklamamız gerekir. Bunun içinde öncelikle “milliyetçilik” kavramını görmemiz uygun olur. Milliyetçilik: Devlet çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımda da bizim için bilinmeyen kavram “millet” kavramıdır. O halde şimdi “millet” kavramın görmemiz lazım. Hatırlanacağı üzere biri “objektif” diğeri “sübjektif” iki değişik millet anlayışı vardır. Atatürk sübjektif millet anlayışını benimsemiştir Atatürk millet kavramını şöyle tanımlamıştır: “Bir harstan (kültürden) olan insanlardan mürekkep cemiyete millet denir. V. DEMOKRATD K DEVLET D LKESD Ampirik demokrasi teorisi ise, ideal anlamda demokrasiyi değil, “bu ideale kabataslak yaklaşan… Gerçek demokrasileri” esas almakta, demokrasin tanımı konusunda birtakım şartları ileri sürmekteydi. Bu şartlar şunlardı. 1. Etkin siyasal makamlar seçimle belirlenmelidir. 2. Seçimler düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır. 3. Seçimler serbesttir. 4. Birden çok siyasal parti vardır. 5. Muhalefetin iktidar olma şansı vardır. 6. Temel kamu hakları tanınmış ve güvence altına alınmıştır. Demokratik devletin altı şartını yukarıda görmüş bulunuyoruz. O halde, Türkiye’nin Anayasal düzeni bu şarta uygun olmalıdır. Gerçektende 1982 Anayasasının kurduğu sistem ampirik demokrasi teorisinin bu altı şartına uygundur. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 11 1. Etkin Siyasal Makamlar Seçimle Dş Başına Gelmektedir: Türkiye de yasama organının üyeleri seçimle birlenmektedir 2. Seçimler Düzenli Olarak Tekrarlanmaktadır: Gerçektende Türkiye de seçimler en geç beş yılda bir tekrarlanmaktadır. 3. Seçimler Serbesttir: Anayasamızın 67. maddesine göre, “seçimler, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yapılır. 4. Birden Çok Siyasal Parti Vardır: Anayasamız çok partili siyasal hayatı benimsemiştir. 5. Muhalefetin D ktidar Olama Şansı Mevcuttur:1982 Anayasamızın kurduğu sistemde muhalefetin iktidar olma şansını engelleyen hiçbir husus yoktur. 6. Temel Kamu Hakları Ve Güvence Altına Alınmıştır: VI. LÂD K DEVLET D LKESD Laik Devlet D lkesinin Gerekleri Din Hürriyeti Din ve Devlet Dş erinin Ayrılığı D nanç Hürriyeti D badet hürriyeti 1. Devletin Resmi Bir Dini Olamamalıdır. 2. Devlet Bütün Dinler Karşısında Tarafsız Olmalıdır. 3. Devlet Bütün Din Mensuplarına Eşit Davranmalıdır. 4. Din Kurumları D le Devlet Kurumları Birbirinden Ayrı Olmalıdır 5. Hukuk Kuralları Din Kurallarına Uymak Zorunda Olamamalıdır. A. DD N ÜRRD YETD Laikliğin birinci cephesi din hürriyetidir. Din hürriyeti kendi içerisinde ikiye ayrılır: 1. D nanç Hürriyet: Kişinin istediği bir dini seçebileceği; hatta istiyorsa herhangi bir dini seçmeyebileceği anlamına gelir. Bir devletin laik olabilmesi için, o devlete inanç hürriyeti tanınmış olmalıdır. 2. D badet Hürriyeti: D badet en geniş anlamda bir dinin gereklerini yerine getirebilmek demektir. O halde ibadet hürriyeti, kişini inandığı dini gereklerini, özellikle ayin ve törenlerini serbestçe yerine getirebilmesi demektir. Bir devletin laik olabilmesi için, o devlete ibadet hürriyetinin de tanınmış olması lazımdır. B. DD N VE DEVLET DŞ LERD ND N AYRILIĞI Laikliğin ikinci cephesi din ve devlet işlerinin ayrılığıdır. Bir devlette din ve devlet işlerinin ayrıldığını söyleyebilmek için aşağıdaki şartların yerine getirilmesi gerekir. 1. Devlettin Resmi Bir Dini Olmamalıdır: Din kurallarının muhatabı gerçek kişilerdir. Sevap ve günah ancak gerçek kişiler tarafından işlenebilir. Cennet ve cehennem de ancak gerçek kişiler için söz konusudur. O halde bir tüzel kişi olan devletin zaten bu anlamda bir dinin olması düşünülemez. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 12 2. Devlet Bütün Dinler Karşısında Tarafsız Olmalıdır: Bir devletin laik olabilmesi için, o devletin bütün dinle karşısında tarafsız olması. Bu dinlerden birini himaye etmemesi veya bu dinlerden bazıları üzerinde baskı yapmaması gerekir. 3. Devlet Bütün Din Mensuplarına Eşit Davranmalıdır: Laikliğin gereklerinden biride, devletin ütün din mensuplarına eşit davranması gereğidir. Devlet organları ve idare makamları bütün işlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. 4. Din Kurumları D le Devlet Kurumları Birbirinden Ayrı Olmalıdır: Laik Bir kurumda din kurumları ile devlet kurumları birbirinden ayrı olmalıdır. Ne var ki Türkiye’de laikliğin bu gereğini, Diyanet Dş leri Başkanlığı sebebiyle uyulduğu söylenemez. 5. Hukuk kuralları Din Kurallarına Uymak Zorunda Olmamalıdır: Laik bir devlette hukuk kurallarının kaynağı insan iradesidir. Laik bir sistemde, hukuk kurallarını koyan beşeri iradenin din kurallarına uyma zorunluluğu olamamalıdır. Eğer bir devlette hukuk kurallarının din kurallarına uyma zorunluluğu varsa, o devlet laik bir devlet değildir. VII. SOSYAL DEVLET D LKESD Sosyal Devlet: Herkese insan onuruna yaraşır asgari bir hayat seviyesi sağlamayı amaçlayan bir devlet anlayışı olarak tanımlanabilir. Sosyal Devletin Tersi > Jandarma Devlet: Bu anlayışa göre devlet bireylerin güvenliğini sağlamalı, ama onların faaliyetlerine müdahale etmemelidir. Jandarma devlet anlayışına göre, devletin ekonomik ve sosyal hayata müdahalesi sadece gereksiz değil aynı zamanda ekonominin doğal kanunlarını bozacağından zararlıdır da. Sosyal Devlet > Sosyalist Devlet: “Sosyal Devlet” “sosyalist devlet” demek değildir. Sosyalist devlet üretim araçları üzerinde özel mülkiyeti tamamıyla ortadan kaldırır ve ekonomik hayatın düzenini serbest rekabete değil, merkezi planlamaya dayandırır. Oysa sosyal devlet üretim araçları üzerinde özel mülkiyet hakkını ve özel teşebbüs hürriyetini tanır. Sosyal Devletin Hürriyet Anlayışı > “Özgürleştirme” : “Özgürleştirme” kavramı, “özgürlük” kavramından farklıdır. Özgürleştirme anlayışına göre, kişi ancak önündeki ekonomik ve sosyal engellerin kaldırılmasıyla özgür olabilir. Özgürleştirme sosyal ve ekonomik koşulların geliştirilmesiyle gerçekleştirilebilecek bir süreçtir. Sosyal Devleti Gerçekleştirmeye Yönelik Tedbirler: Sosyal devleti gerçekleştirmeye yönelik tedbirleri iki grupta toplayabiliriz: 1. Herkese D nsan Onuruna Yaraşan Asgari Bir Yaşam Düzeyi Sağlamaya Yönelik Tedbirler > Sosyal Haklar Sosyal devletin temel amacının herkese insan onuruna yaraşır asgari bir yaşam düzeyi sağlamak olduğuna göre böyle bir düzeyi sağlamak için en azından; 1. Çalışma hakkı 4. Konut hakkı 2. Adil ücret hakkı 5. Sağlık hakkı 3. Sosyal Güvenlik Hakkı 6. Eğitim hakkı Gibi hakların tanınması gerekir. Bu haklara sosyal haklar denir. Devlet sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. “Mali kaynaklarını yeterliği” tamamıyla siyasal iktidarın takdirinde olan bir husustur. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 13 2. Gelir Ve Servet Farklarının Azaltılmasına Yönelik Tedbirler Sosyal devletin temel amaçlarından biri de gelir ve servet eşitsizliklerinin azaltılmasıdır. Bu amacı gerçekleştirilmek için şu araçlardan yararlanılır: a. Vergi Politikaları. b. Sosyal Amaçlı Kamulaştırma. c. Toprak Reformu. d. Devletleştirme VIII. HUKUK DEVLETD Hukuk Devleti: En kısa tanımıyla, faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlayan devlet demektir. “Hukuk devleti”, “polis devleti” deyiminin karşıtı anlamında kullanılmaktadır. Hukuk Devletinin Gerekleri Genel Gerekler (Devletin Hukuka Bağlılığı) Özel Gerekler (D darenin Hukuka Bağlılığı) 1. Yasama organı hukuka bağlı olmalıdır. 1. D dare yargısal denetime tabi olmalıdır 2. Yargı organı hukuka bağlı olmalıdır. 2. Hâkimle bağımsız ve teminatlı olmalıdır. 3. Yürütme organı hukuka bağlı olmalıdır. 3. D dari faaliyetler önceden bilinebilir olmalıdır 4. Hukuki güvenlik ilkesi mevcut olmalıdır. 5. D darenin mali sorumluluğu mevcut olmalıdır. A. HUKUK DEVLETD ND GENEL GEREKLERD 1. Yasama Organı Hukuka Bağlı Olmalıdır Kanun yapma yetkisine sahip olan yasama organının kanunla bağlı olması mümkün olmadığına göre, yasama organının hukuka bağlı olmasından onun anayasaya bağlı olması anlaşılır. Sonuç olarak Türkiye’de yasama organının Anayasaya bağlılığı konusunda bir problem olmadığını söyleyebiliriz. Yasama organı ya seve eve Anayasaya uyar ya da Anayasa Mahkemesi tarafından uydururlar. 2. Yürütme Organı Hukuka Bağlı Olmalıdır Bir devletin hukuk devleti olması için onun yürütme organının da hukuka bağlı olması gerekir. Buna göre, yürütme organı sahip olduğu yetkileri kullanırken veya üstlendiği görevleri yerine getirirken kanunlara uygun davranmak zorundadır. Yürütme organı hukuka uymaz ise, işlemleri idari yargı organları tarafından iptal edilir. 3. Yargı Organı Hukuka Bağlı Olmalıdır Eğer hukuk devleti, devletin hukuka bağlılığı anlamına geliyorsa, yargıda devletin üç temel organından biriyse, hukuk devletini bir şartı da yargının hukuka bağlılığıdır. Bir kere, yargı organlarının Anayasayla bağlı oldukları açıktır. Hâkimler baktıkları davaları “yerindelik” açısından değil “hukukilik” açısından değerlendirirler. Hukuk devleti hukuk kurallarının belirliliği ilkesini gerektirir. O halde, bir hukuk devletinde, Montequiue’nün ifadesiyle, “hâkimler kanunun sözlerini ifade eden bir ağızdan başka bir şey olamazlar. B. HUKUK DEVLETD ND N ÖZEL GEREKLERD 1. D darenin Bütün Eylem Ve Dş lemleri Yargı Denetimine Tabi Olmalıdır Türkiye’de idarenin hukuka bağlılığı ilkesi bakımından beş adet pürüz vardır. Şu beş adet işleme karşı dava açılamaz; bunlara karşı yargı yolu kapalıdır: www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 14 a. Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler. b. Yüksek Askeri Şura karaları. c. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu karaları. d. Uyarma ve kınama disiplin cezaları yargı denetimi dışında bırakılabilir. e. Sıkıyönetim komutanının işlemleri. 2. Hâkimler Bağımsız ve Teminatlı Olmalıdır Türkiye’de, askeri yargı bir yana bırakılırsa, adli ve idari yargı alnında hâkimlerin bağımsızlığı ve teminatı bakımından büyük bir problem yoktur. 3. D darenin Faaliyetleri Önceden Belirlenebilir Olmalıdır Düzenli D dare D lkesi: D dare takdir yetkisine sahip olduğu alanlarda dahi tam bir takdir yetkisine sahip değildir. D dare bu yetkisini tüzük ve yönetmelik gibi genle kurallarla düzenlemek ve bu kurallara uymak zorundadır. 4. Hukuki Güvenlik D lkesi Ve Geçmişe Etki Yasağı Bir hukuk devletinde, bireyler kendilerine uygulanacak hukuk kurallarının neler olduğunu önceden bilme ve kendi davranışlarını onlara göre ayarlayabilme imkânına sahip olmalıdır. Bugün hukuka uygun olarak yaptıkları bir faaliyet, yarın kabul edilen bir kanun veya düzenleyici işlem nedeniyle hukuka aykırı hale gelebiliyorsa, bireylerin hukuka güveni sarsılır. 5. D darenin Mali Sorumluluğu Mevcut Olmalıdır. D dare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. O halde devlet idaresi, hukuka aykırı eylem ve işlemleriyle kişilere zarar vermişse. Bunları ödemekle yükümlüdür. D dare bu yükümlülüğü kendiliğinde yerine getirmiyorsa, mahkemeler idareyi verdiği zararı tazmin etmeye mahkûm edebilirler. Türkiye’de bu ilke gerçekleşmiştir. IX. EŞD TLD K D LKESD Niteliği: Anayasamızda bu ilke, düzenlendiği yer itibariyle, devlet yönetimine egemen olan bağımsız bir “temel ilke” niteliğindedir. Muhatabı: Eşitlik ilkesi, devlet organlarına, idare makamlarına, kanun koyucuya ve kanunun uygulayıcılarına hitap etmektedir. Çeşitleri: Eşitli ilkesinin iki çeşidi vardır: 1. Mutlak Eşitlik Mutlak eşitlikten kastedilen şey, kişilerin kişisel ve öze durumlarına bakılmaksızın, kanunların herkse eşit olarak uygulanmasıdır. Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir hükmü bu konularda mutlak eşitliği emretmektedir. 2. Nispi Eşitlik Nispi eşitlikten kastedilen şey ise, aynı durumda bulunan kişilerin aynı işleme tutulması demektir. X. BAŞLANGIÇTA BELD RTD LEN TEMEL D LKELER Başlangıç Ve Başlangıcın Hukuki Değeri: Anayasamızı başlangıç kısmı “Anayasa metnine dâhildir”. Dolayısıyla, başlangıç da. Anayasanın diğer maddeleriyle aynı pozitif hukuki değere sahiptir. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 15 BÖLÜM 16 TEMEL HAK VE HÜRRD YETLER A. 1982 Anayasasının Temel Hak Ve Hürriyetleri Sınırlandırması Anayasa, temel hak ve hürriyetleri üçe ayırarak düzenlemektedir; 1. Kişinin Hakları Ve Ödevleri Bu hak ve hürriyetlerin hepsi Jellinek’in haklar ayrımlanmasında “negatif statü hakları” niteliğindedir. Bu haklar devlete bir şey yapmama, kişinin alanına müdahalede bulunmama ödevini yükler. 2. Sosyal Ve Ekonomik Haklar Ve Ödevler Bu hak ve hürriyetler genel olarak Jellinek’in haklar ayrımlamasında “pozitif statü hakları” na tekabül etmektedir. Bu haklar sosyal devlet anlayışının sonucu ortaya çıkmıştır. Bunların gerçekleşmesi için devletin olumlu bir elimde olması gerekir. 3. Siyasi Haklar Ve Ödevler Bu hak ve hürriyetler Jellinek’in haklar ayrımlamasında “aktif statü hakları” na tekabül etmektedir. Bu haklar ve Hürriyetler, kişililerin devlet yönetimine katılma ve siyasal faaliyette bulunma haklarıdır. Bu haklar ve hürriyetler ancak Türk vatandaşları tarafından kullanılabilir. O nedenle bunlara “vatandaşlık hakları” da denir. B. 1982 Anayasasının Temel Haklar Ve Hürriyetler Konusundaki Temel Yaklaşımı “D nsan Haklarına Dayalı Devlet” -- “D nsan Haklarına Saygılı Devlet”. D nsan Haklarına Saygı “Toplumun Huzuru, Milli dayanışma ve Adalet” Anlayışıyla Çerçevelendirilmiş midir? Hak -- Ödev D lişkisi. Hürriyet -- Otorite Dengesi. C. Olağan Dönemlerde Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlandırması Sistemi Anayasamız olan dönemlerde temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması sistemini 13’üncü maddesinde düzenlemiştir. 13’üncü maddenin yeni şekli, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasını şu şartlara bağlamıştır: 1. Sınırlama Kanunla Olmalıdır. 2. Sınırlama Anayasanı D lgili Maddesinde Belirtilen Sebeplere Uygun Olmalıdır. 3. Sınırlama Anayasanın Sözüne Ve Ruhuna Uygun Olmalıdır. 4. Sınırlama Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Aykırı Olmamalıdır. 5. Sınırlama Temel Hak Ve Hürriyetlerin Özlerine Dokunmamalıdır. 6. Sınırlama Laik Cumhuriyetin Gereklerine Aykırı Olmamalıdır. 7. Sınırlama Ölçülülük D lkesine Aykırı Olmamalıdır. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 16 1) Sınırlama Kanunla Olmalıdır Temel hak ve hürriyetler kanunla sınırlanabilir. Yani temel hak ve hürriyetler, kanun hükmünde kararnameyle, tüzükle, yönetmelikle veya diğer idari işlemlerle sınırlandırılamaz. D leride göreceğimiz gibi olağan üstü hallerde, temel hak ve hürriyetler olağanüstü hal ve sıkıyönetim kararnamesiyle sınırlanabilir. 2) Sınırlama Anayasanı D lgili Maddesinde Belirtilen Sebeplere Uygun Olmalıdır. 13’üncü maddenin eski şekli, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması sebebi olarak “genle sınırlama sebepleri” ve özel “sınırlama sebepleri” olarak iki tür sebep görmüştür. 3 Ekim 2001 tarihli anayasa değişikliğiyle bu maddeden genel sınırlama sebeplere çıkartılmıştır. Bir temel hak ve hürriyet, ancak, o temel hak ve hürriyetin Anayasada düzenlendiği maddede bir sınırlama sebebi öngörülmüş ise sınırlayabilecektir. Bu tür sınırlama sebeplerine anayasa hukuku literatüründe “özel sınırlama sebepleri” denmektedir. 3) Sınırlama Anayasanın Sözüne Ve Ruhuna Uygun Olmalıdır. a. Anayasanın Sözüne Uygunluk: Anayasanın “sözü” dendiğinde Anayasanın “metni” anlaşılır. Anayasanın sözüne uygunluk şartı, özellikle, Anayasanın temel hak ve hürriyetler için “ek güvenceler” veya “özgül güvenceler” getirmesi durumunda önem kazanmaktadır. b. Anayasanın Ruhuna Uygunluk : “Anayasanın ruhu” kavramı objektif olarak tanımlanabilecek bir kavram değildir. Anayasanın ruhu kavramı hukuk-dışı bir kavramdır. Anayasa, ayrıca bir başka maddesinde kendi “ruhu”nun ne olduğunu tanımlamadıkça, Anayasanın 13’üncü maddesinde geçen “Anayasanın ruhuna” uygunluk şartına herhangi bir anlam verilemez. 4) Sınırlama Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olmalıdır. 5) Sınırlama Temel Hak Ve Hürriyetlerin Özlerine Dokunmamalıdır. Hakkın Özü Kavramı: Bir hak ve hürriyetin özü, onun vazgeçilmez unsuru, dokunulduğu takdirde söz konusu hürriyeti anlamsız kılacak olan asli çekirdeğidir. Bir hak ve hürriyetin gayesine uygun şekilde kullanılmasını son derece zorlaştıran veya onu kullanılmaz duruma düşüren kayıtların o hak ve hürriyetin özüne dokunduğu kararını vermiştir. 6) Sınırlama Laik Cumhuriyetin Gereklerine Aykırı Olmamalıdır. 7) Sınırlama Ölçülülük D lkesine Aykırı Olmamalıdır. Fazıl Sağlam’a göre, bir sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygun olabilmesi için; a. Başvurulan araç, sınırlama amacını gerçekleştirmeye uygun olmalıdır. b. Yine aynı araç, sınırlama amacı açısından gerekli (zorunlu) olmalıdır. c. Araç ve amaç ölçüsüz bir oran içinde bulunmamalıdır. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 17 Görüldüğü gibi ölçülülük ilkesi, üç alt ilkeye ayrılabilir. Bunlar elverişlilik, gereklilik ve oranlılık ilkeleridir: (a) Elverişlilik D lkesi: Sınırlamada başvurulan aracın, sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını ifade eder. (b) Gereklilik D lkesi: Sınırlama amacını gerçekleştirmek için en yumuşak arcın yani temel hak ve hürriyeti en az sınırlayan arın seçilmesini gerektirir. (c) Oranlılık ilkesi: Sınırlandırmayla ulaşılmak istene amaç ile sınırlandırmada başvurulan araç ölçüsüz bir oran içinde bulunmamalıdır. D. Olağanüstü Hal Rejimlerinde Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlandırması Anayasamıza göre “olağanüstü hal” ve “sıkıyönetim” olmak üzere iki çeşit olağanüstü hal rejimi vardır. Anayasanın 15’inci maddesine göre, bazı şartlar altında savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Bunun için Anayasanın 15’inci maddesinde öngörülmüş şu şartlara uyulması gerekir: 1. Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerden biri mevcut olmalıdır. 2. Milletlerarası hukuktan doğan hükümlülükler ihlal edilmemelidir. 3. Ölçülülük ilkesine uyulmalıdır. 4. 15’inci maddenin ikinci fıkrasında sayılan hak ve ilkelerden oluşan çekirdek alana dokunulmamalıdır. Şimdi bu dört şartı tek tek inceleyelim; 1. Savaş, Seferberlik, Sıkıyönetim Veya Olağanüstü Hallerden Biri Mevcut Olmalıdır. 2. Milletlerarası Hukuktan Doğan Hükümlülükler D hlal Edilmemelidir. Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin içine öncelikle milletlerarası hukukun genel prensipleri, sonrada Türkiye Cumhuriyetinin imzaladığı sözleşmelerden doğan yükümlülükler girer. Bu sözleşmelerin başında Avrupa D nsan Hakları Sözleşmesi gelir. 3. Ölçülülük D lkesine Uyulmalıdır Ölçülülük ilkesi sayfa 16’da açıklanmıştır. 4. Çekirdek Alana Dokunulmamalıdır Anayasaya göre bu çekirdek alana, olağanüstü hallerde, hatta savaş halinde bile dokunulamaz. Mutlak olarak korunması gereken, bu dokunulmaz hak ve ilkeler şunlardır: a) Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler ile ölüm cezaların infazı dışında, kişinin yaşam hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz b) Kimse din, vicdan düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. c) Suç ve cezalar geçmişe yürütülemez. d) Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kimse suçlu sayılamaz. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 18 CUMHURD YETD N TEMEL ORGANLARI 1.Yasama Organı 2.Yürütme Organı 3.Yargı Organı BÖLÜM 17 T.B.M.M ÜYELERD ND N SEÇD MD A. Milletvekili Seçilme Yeterliliği Milletvekili seçilme yeterliliği anayasanın 76.maddesinde düzenlenmiştir. Milletvekili seçilebilme bazı şartlara bağlanmıştır. 1.Türk vatandaşı olmak 2.30 yaşını doldurmuş olmak 3.En az ilkokul mezunu olmak 4.Askerlik hizmetini yapmış olmak 5.Kısıtlı olmak 6.Kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak 7.Toplam bir yıldan fazla hapis cezasına hüküm giymiş olmamak 8.Ağır hapis cezasına hüküm giymiş olmamak 9.Yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymiş olmamak 10.Belirli suçlardan hüküm giymiş olmamak B. Seçimlerin Başlangıcı T.B.M.M seçimleri şu 4 halde yapılır; 1. Meclisin seçim döneminin sona ermesiyle. 2. Meclisin erken seçim kararı almasıyla. 3. T.B.M.M seçimlerinin Cumhurbaşkanınca yenilenmesi (Fesih) T.B.M.M seçimlerinin Cumhurbaşkanı tarafından yenilenmesine karar verilebilmesi için şu 5 halden birini ortaya çıkmış olması gerekir; a) Yeni seçilen T.B.M.M’ de Başkanlık Divanı seçiminden sonra 45 gün içinde Bakanlar Kurulu’nun kurulamaması. b) Başbakanın istifa etmesi üzerine 45 gün içinde Bakanlar Kurulu’nun kurulamaması. c) Yeni kurulan Bakanlar Kurulu’nun 110. maddede belirtilen “göreve başlama” sırasındaki güvenoyunu alamamasından itibaren 45 gün içinde Bakanlar Kurulu’nun kurulamamış veya kurulduğu halde güvenoyu alamamış olması. d) Başbakanın 11. maddeye uyarınca “güven istemi”nin reddedilmesinden itibaren 45 gün içinde Bakanlar Kurulu’nun kurulamamış veya kurulduğu halde güvenoyu alamamış olması. e) Bakanlar Kurulu’nun gen soru neticesinde “güvensizlik oyu” ile düşürülmesinden itibaren 45 gün içinde Bakanlar Kurulu’nun kurulamamış veya kurulduğu halde güvenoyu alamamış olması. Bu beş halden biri söz konusu ise Cumhurbaşkanının fesih yetkisi doğar. Ancak bu yetki takdiri bir yetkidir. 4. Cumhurbaşkanın 4.tur oylamada seçilememesi. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 19 C. Seçimlerin Geriye Bırakılması Anayasanın 78. maddesine göre, T.B.M.M “seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına” ancak “savaş sebebiyle seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse” karar verebilir ve seçimleri ancak bir yıl geriye bırakabilir. D. Ara Seçimler E. Seçimlerin Genel Yönetimi Ve Denetimi F. Seçmen Olabilmenin Yeterliliği (Seçme Yeterliliği) 1. Türk vatandaşı olmak. 2. 18 yaşını doldurmuş olmak. 3. Seçmen kütüğüne yazılı olmak. 4. Kısıtlı olmamak. 5. Kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak. G. Seçim D lkeleri 1. Seçimlerin serbestliği ilkesi. 2. Genel oy ilkesi. 3. Eşit oy ilkesi. 4. Tek dereceli seçim ilkesi. 5. Gizli oy ilkesi. 6. Açık sayım ve döküm ilkesi. 7. Seçimlerin yargı organlarının yönetimi ve denetimi altında yapılması ilkesi. H. Seçim Çevreleri D . Adaylık J. Seçim Sistemi BÖLÜM 18 T.B.M.M ÜYELERD ND N HUKUKD STATÜSÜ I. Milletvekili Sıfatını Kazanılması Anayasamız, milletvekilliği sıfatının seçimle kazanılacağını öngörmektedir. O halde “and içmenin” veya “an içmemenin” milletvekili sıfatının kazanılması üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Milletvekili seçilenlere, il seçim kurulu tarafından, milletvekili seçildiklerine dair derhal bir tutanak verilir. Dş te milletvekilliği sıfatı, bu tutanağın düzenlemesi anında kazanılmış olur. II. Milletvekilliğinin Sona Ermesi Milletvekilliğini sona erdiren normal neden seçimlerdir. III. Milletvekilliğini Düşmesi Milletvekilliğinin düşmesi, milletvekilliğinin yasama dönemi sürerken herhangi bir nedenden ötürü ister kendiliğinden, ister meclis kararıyla sona ermesidir. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 20 A. DÜŞME HALLERD 1. D stifa 1982 Anayasasının 84 üncü maddesi, milletvekilinin istifasının T.B.M.M tarafından kabul edilmesi şartını aramaktadır. D stifa eden milletvekilinin milletvekilliği, istifanın kabulüne ilişkin Genel kurul kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı gün sona erer 2. Kesin Hüküm Giyme 3. Kısıtlama Kararı 4. Milletvekilliğiyle Bağdaşmayan Bir Görev veya Hizmeti Sürdürmekte Israr Etme 5. Devamsızlık Anayasanın 84’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasına göre “Meclis çalışmalarına özürsüz ve izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam beş birleşim günü katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, durumun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi üzerine, Genel Kurulca üye tamsayısın salt çoğunluğunun oyuyla karar verilebilir. 6. Partisinin Temelli Kapatılmasına Beyan ve Eylemleriyle Sebep Olma IV. Milletin Temsili D lkesi Anayasanın 80’inci maddesine göre, T.B.M.M üyeleri seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün milleti temsil ederler. V. Andiçme VI. Milletvekilliğiyle Bağdaşmayan Dş ler VII. Yasama Bağışıklığı Yasama Bağışıklığı “yasama sorumsuzluğu” ve “yasama dokunulmazlığı” olmak üzere 2’ye ayrılır. A. Yasama Sorumsuzluğu Yasama sorumsuzluğu milletvekillerinin görevlerini yerine getirmeleri sırasında açıkladıkları düşüncelerden ve verdikleri oylardan dolayı herhangi bir soruşturmaya uğramamalarını ifade eder. Bu sorumsuzluk sayesinde, milletvekilleri hiçbir şeyden çekinmeyerek, düşüncelerini serbestçe açıklayacaklar, serbestçe oy kullanacaklardır. Böyle bir serbest tartışma ortamında, bir yandan daha iyi kanunların yapılacağı ve diğer yandan hükümetin daha iyi denetleneceği varsayılır. Bu amaçla, yasama sorumsuzluğu kurumu ilk defa, D ngiltere’de 1689 tarihli Bill of Rights ile kabul edilmiştir. Şartları; Anayasamıza göre, yasama sorumsuzluğunun işlemesi için şu şartların gerçekleşmiş olması gerekir. a) Meclis Çalışmaları Sorumsuzluk kapsamındaki eylem, meclis çalışmaları (genel kurul, siyasi parti grup toplantıları, vs.) sırasında işlenmiş olmalıdır. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 21 b)Oy, Söz veya Düşünce Sorumsuzluk kapsamındaki eylem, oy, söz veya düşünce açıklaması şeklinde yapılmış olmalıdır. Buna göre; meclis çalışmaları sırasında, bir milletvekili, diğer bir milletvekilini veya bir görevliyi döver, yaralar veya öldürürse burada yasama sorumsuzluğu yoktur. Niteliği; Yukarıdaki şartların gerçekleşmesi halinde yasama sorumsuzluğu, milletvekillerine tam, mutlak bir koruma sağlar. Yasama sorumsuzluğunun mutlak nitelikte olması kendine şu 3 noktada gösterir. a) Hukuki + Cezai Sorumsuzluk Yasama sorumsuzluğu milletvekilini hem cezai hem de hukuki takibata karşı korur. b) Kaldırılamaz c) Süreklidir Meclis Dışında Tekrar: Milletvekillerinin meclis çalışmaları sırasında söyledikleri sözlerin, açıkladıkları düşüncelerin, Meclis dışındada tekrarlanması da sorumsuzluk kapsamındadır. B. Yasama Dokunulmazlığı Yasama Dokunulmazlığı milletvekilleri hakkında, suç işlediklerinden bahisle, Meclisin kararı olmadan cezai takibata maruz kalmamaları anlamına gelir. Yasama dokunulmazlığının amacı, milletvekillerini keyfi ve asılsız ceza kovuşturmalarından ve tutuklamalardan korumaktadır. Diğer bir ifadeyle, yasama dokunulmazlığının amacı, milletvekillerinin iktidar tarafından tahrik edilebilecek keyfi, zamansız ve esassız ceza kovuşturmalarıyla, geçici bir süre için de olsa, yasama çalışmalarından alıkonulmasını önlemektir. a) Bir kere, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili, meclisin kararı olmadıkça; (1) tutulamaz, (2) sorguya çekilemez, (3) tutuklanamaz, (4) yargılanamaz. b) D kinci olarak, eğer milletvekili hakkında seçimden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmü varsa, bu hükmün infazı üyelik sıfatını sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zaman aşımı işlemez. D stisnaları: Yasama dokunulmazlığı mutlak değildir. Yasama dokunulmazlığının bizzat Anayasa tarafından öngörülmüş iki tane istisnası vardır: a) Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali. b) Anayasanın 14’üncü maddesindeki durumlar. Yasama Dokunulmazlığını Kaldırılması: Yasama dokunulmazlığı mutlak değildir. T.B.M.M tarafından kaldırılabilir. Anayasa seçimden önce veya sonra bir “suç” işlediği ileri sürülen milletvekilini dokunulmazlığını kaldırabileceğini öngörmektedir. Niteliği; Yasma dokunulmazlığı “nispi” niteliktedir. Tablo: Yasama Sorumsuzluğu ve Dokunulmazlığı Karşılaştırılması Yasama Sorumsuzluğu Yasama Dokunulmazlığı Sağladığı Koruma Hukuk+Ceza davalarına karşı korur Sadece ceza davalarına karşı korur Devamlılık Devamlıdır Geçicidir Kaldırılabilme Kaldırılamaz Kaldırılabilir D stisnaları Yoktur Vardır: 1. Ağı cezalık suçüstü hali. 2.Anayasa m.14’teki durumlar VIII. Milletvekillerinin Mali Statüsü www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 22 BÖLÜM 19 T.B.M.M’ND N D ÇYAPISI VE ÇALIŞMA DÜZEND I. D ÇTÜZÜK Yasama meclislerinin kendi içyapılarını düzenlemek amacıyla koydukları kurallara içtüzük denir. Yöntemsel Bağımsızlık: Yasama meclislerinin kendi iç tüzüklerini bizzat yapmalarını, onların diğer devlet organları özellikle yürütme organı karşısındaki bağımsızlıklarının bir göstergesidir. Buna yasama meclislerinin “yöntemsel bağımsızlığı” denir. D çtüzüğün Düzenlenme Konusu: Anayasamızın 95’inci maddesine göre, içtüzüğün düzenleme konusu T.B.M.M “çalışmaları”dır. O halde, meclis çalışmalarıyla ilgili her konu içtüzükle düzenlenebilir. D çtüzüğün Hukuki Niteliği: D çtüzük, biçimsel bakımdan, bir “kanun” değil, “parlamento kararı” biçimindedir. T.B.M.M Genel Kurulu tarafından kabul edilirler. D çtüzüğün Denetimi: Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. II. T.B.M.M D ÇYAPISI 1. Başkanlık Divanı 2. Siyasi Parti Grupları 3. Danışma Kurulları 4. Komisyonlar BÖLÜM 20 T.B.M.M’ND N GÖREV VE YETKD LERD Yasama Yetkisinin Özellikleri Yasama yetkisinin “genellik”, “asillik”, ve “devredilmezlik” olmak üzere başlıca 3 özelliği vardır. 1. Yasama Yetkisinin Genelliği Yasama yetkisini genelliğinin 3 anlamı vardır: (a) Kanunla düzenleme alanının konu itibariyle sınırlandırılmamış olduğu anlamına gelir. Yasama organı anayasaya aykırı olmamak şartıyla, istediği her konuyu düzenleyebilir. (b) Yürütme organına bırakılmış bir “mahfuz alan”ın olmadığı anlamına gelir. (c) Yasama organının bir konuyu dilediği ölçüde ayrıntılı olarak düzenleyebileceği anlamına gelir. 2. Yasama Yetkisinin Asilliği Yasama yetkisinin asilliği (ilkelliği), yasama organının bir konuyu doğrudan doğruya, yani araya başka bir işlem girmeksizin düzenleyebilmesi anlamına gelir. 3. Yasama Yetkisinin Devredilmezliği 1982 Anayasasının 7’nci maddesine göre, “yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez”. Bununla birlikte, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesi mutlak bir ilke değildir. Nitekim Anayasamız, T.B.M.M’nin çıkaracağı yetki kanunuyla, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi öngörerek, yasama yetkisini devredilemeyeceği ilkesine bizzat kendisi istisna getirmiştir. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 23 T.B.M.M GÖREV ve YETKD LERD I. Kanun Koymak Kanun, T.B.M.M tarafından, Anayasada öngörülen kanun yapma usullerine uyularak yapılan ve Cumhurbaşkanınca yayımlanan işlemlerdir. Kanunların yapılması sürecini “öneri”, “görüşme”, “kabul” ve “yayım” şeklinde dört aşamada inceleyebiliriz. A. Öneri Anayasamızın 88’inci maddesine göre, kanun “önermeye” Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir. Bakanlar Kurulunca yapılan kanun önerisine “kanun tasarısı”, milletvekilleri tarafından yapılan kanun önerisine ise “kanun teklifi” denmektedir. Kadük Olma: Bir yasama döneminde sonuçlandırılmamış olan kanun tasarısı ve teklifleri hükümsüz sayılır. Buna anayasa hukuku literatüründe “kadük olma” denir. B. Görüşme C. Kabul D. Yayım E. Kanunların Yürürlüğe Girmesi II. Hükümeti Denetlemek Anayasanın 87’inci maddesine göre, T.B.M.M ikinci görev ve yetkisi “Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek” tir. T.B.M.M’nin hükümeti denetlemesini sağlayan araçlara “denetim yolları” denir. Bunlar beş tanedir: Soru, genel görüşme, meclis araştırması, meclis soruşturması, gensoru. A. Soru Bakanlar Kurulu adına, sözlü veya yazılı olarak cevaplandırmak üzere Başbakan veya Bakanlardan bilgi istemektir. Soru, “sözlü soru” ve “yazılı soru” olmak üzere ikiye ayrılır. Ancak bu sorunun soruluş şekline göre değil, soruyla istenilen cevabın veriliş tarzına göredir. B. Genel Görüşme Toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir. C. Meclis Araştırması Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir. D. Meclis Soruşturması Başbakan ve bakanların görevleriyle ilgili cezai sorumluluklarıyla E. Gensoru III. Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname Çıkarma Yetkisi Vermek IV. Bütçe ve Kesin Hesap Kanunu Tasarılarını Görüşmek ve Kabul Etmek V. Para Basılmasına Karar Vermek VI. Savaş D lanına Karar Vermek VII. Milletlerarası Antlaşmaların Onaylanmasını Uygun Bulmak VIII. Genel ve Özel Af D lanına Karar Vermek “Genel af” hem cezayı, hemde suçu ortadan kaldırır. “Özel af” ise sadece cezayı ortadan kaldırır; suçluluk durumunu etkilemez. IX. Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Karar Vermek X. T.B.M.M’nin Diğer Görev Ve Yetkileri www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 24 BÖLÜM 21 CUMHURBAŞKANI I. Cumhurbaşkanının Seçimi Anayasamıza göre, Cumhurbaşkanı T.B.M.M tarafından, gizli oyla seçilir. Bir kişinin Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için şu şartları taşıması gerekir: 1. Türk vatandaşı olmak. 2. Kırk yaşını doldurmuş olmak. 3. Yüksek öğrenim yapmış olmak. 4. Milletvekili olmak veya milletvekili seçilebilme yeterliliğine sahip olmak. 5. Daha önce Cumhurbaşkanlığı yapmamış olmak. II. Cumhurbaşkanlığı Görevini Sona Erdiren Haller Şu hallerde cumhurbaşkanlığı görevi sona erer: 1. Yedi yıllık görev süresinin dolamsı. 2. Cumhurbaşkanının istifası. 3. Cumhurbaşkanının ölümü. 4. Cumhurbaşkanlığının “başka bir sebep” ile sona ermesi ( Örneğin Cumhurbaşkanının iyileşmesi mümkün olmayan akıl hastalığına düşmesi yâda iyileşmesi mümkün olamayan ve Cumhurbaşkanlığı vazifesini yapmaya engel teşkil eden bir hastalığa yakalanması). III. Cumhurbaşkanına Vekâlet Cumhurbaşkanına vekâlet görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı’na verilmiştir. Cumhurbaşkanına vekâlet iki ayrı halde söz konusudur: 1. Cumhurbaşkanının Geçici Olarak Görevinden Ayrılması Cumhurbaşkanın geçici olarak görevinden ayrılma hali olarak açıkça “hastalık” ve “yurtdışına” çıkma hallerini saymıştır. 2. Cumhurbaşkanlığı Makamının Boşalması Hali Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması sebepleri “çekilme”, “ölüm” ve başka bir sebeptir. IV. Cumhurbaşkanının Görev ve Yetkileri Cumhurbaşkanının “iki temel görevi” vardır. Bir kere Cumhurbaşkanının “devletin başı” olma sıfatıyla, “temsilcilik görevi” vardır. Cumhurbaşkanı bu sıfatla “Türkiye Cumhuriyeti”ni ve “Türk Milletinin birliği”ni içeride ve dışarıda temsil eder. D kinci olarak, Cumhurbaşkanının “gözetme görevi” de vardır. Anayasaya göre Cumhurbaşkanı “Anayasanın uygulanmasını” ve “devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışması”nı gözetir. 1. Cumhurbaşkanının Yasama D le D lgili Görev ve Yetkileri Bu görev ve yetkiler 104’üncü maddede sayılış sırasına göre şöyledir: 1. Yasama yılının ilk günü T.B.M.M’ de konuşma yapmak. 2. Türkiye Büyük Millet Meclisini toplantıya çağırmak. 3. Kanunları yayımlamak. 4. Kanunları tekrar görüşülmek üzere T.B.M.M’ ne meclisine geri göndermek. 5. Anayasa değişiklikleriyle ilgili kanunları halkoyuna sunmak. 6. Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak. 7. Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 25 2. Cumhurbaşkanının Yürütme D le D lgili Görev ve Yetkileri Cumhurbaşkanının yürütme alanındaki görev ve yetkileri Anayasanın 104'üncü maddesinde şöyle sayılmıştır: 1. Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek. 2. Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek. 3. Gerekli gördüğü hallerde bakanlar kuruluna başkanlık etmek veya bakanlar kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak. 4. Yabancı devletlere Türk devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek. 5. Milletlerarası antlaşmaları onaylamak ve yayımlamak. 6. Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını- temsil etmek. 7. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek. 8. Genelkurmay Başkanını atamak. 9. Millî -Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak ve Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek. 10. Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu Kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak. 11. Kararnameleri imzalamak. 12. Sürekli hastalık, sakatlık veya kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarım hafifletmek veya kaldırmak. 13. Devlet Denetleme Kurulunun üyeleri ile Başkanını atamak. 14. Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırmak 15. Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek. 16. Üniversite Rektörlerini seçmek. 3. Cumhurbaşkanının Yargı D le D lgili Görev ve Yetkileri Anayasanın 104'üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının yargı ile ilgili görev ve yetkileri şunlardır: 1. Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek. 2. Danıştay üyelerinin dörtte birini seçmek. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekilini seçmek. 4. Askerî Yargıtay Üyelerini seçmek. 5. Askerî Yüksek D dare Mahkemesi üyelerini seçmek. 6. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek. Karşı D mzanın Kuralı: Parlamenter hükümet sistemlerinde sorumsuz olan devlet başkanlarının yetkisizliğini sağlamak için, onların bütün işlerinin sorumlu olan başbakan veya ilgili bakanlar tarafından imzalanmaları usulü getirilmiştir. Buna “karşı imza kuralı” denmektedir. V. Cumhurbaşkanının Sorumluluğu Ve Sorumsuzluğu Cumhurbaşkanının sorumluluğunu üç ayrı açıdan incelemek gerekir: Siyasi sorumluluğu, cezai sorumluluğu, hukuki sorumluluğu. A. Cumhurbaşkanının Siyasi Sorumsuzluğu Siyasi sorumluluk “egemen”e karşı yönetenlerin sorumluğudur. Bir demokrasi de egemenlik halka ait olduğuna göre, siyasi sorumluluk doğrudan halka veya halkın temsilcilerine karşıdır. Siyasi sorumluluğun müeyyidesi, görevden alınmadır. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 26 Türkiye’de Cumhurbaşkanının Siyasi Sorumsuzluğu: 1982 Anayasasında Cumhurbaşkanının sadece vatana ihanetten ötürü sorumlu olduğu belirtilmiştir. Buradan Cumhurbaşkanının vatana ihanet dışında başka bir sebepten ötürü sorumlu tutulamayacağı sonucu çıkmaktadır. B. Cumhurbaşkanının Cezaî Sorumluluğu Cezaî sorumluluk, ceza hukukuna ilişkin sorumluluktur. Cezaî sorumluluğa kişinin suç işlemesi yol açar. Cezaî sorumluluğun müeyyidesi, “idam”, “hapis cezası” veya “para cezası” gibi cezalardır. Cumhurbaşkanının cezaî sorumsuzluğunun ancak göreviyle ilgili suçlarından mümkün olabileceği, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili olmayan, adi suçlardan her vatandaş gibi sorumlu olduğu kabul edilmektedir. 1. Cumhurbaşkanının Kişisel Suçlarından Dolayı Cezaî Sorumluluğu Anayasanın 105’inci maddesinde Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından sorumluluğu veya sorumsuzluğuna ilişkin bir hüküm yoktur. Ancak Cumhurbaşkanında bir gerçek kişi olarak Türk Ceza Kanununa tâbi olduğu kabul edilmektedir 2. Cumhurbaşkanının Göreviyle D lgili Suçlardan Dolayı Cezaî Sorumluluğu a) Kural: Sorumsuzluk.- Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili eylem ve işlemlerden dolayı cezaî sorumluluğu yoktur. b) D stisna: Cumhurbaşkanının Vatana D hanetten Dolayı Sorumluluğu.- Cumhurbaşkanı vatana ihanetten dolayı sorumludur. 1982 Anayasasının 105’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, c) Yüce Divanda Yargılama.- Cumhurbaşkanının vatana ihanetten bu şekilde suçlandırılması durumunda, Cumhurbaşkanını yargılayacak makam, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesidir “Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır” C. Cumhurbaşkanının Hukuki Sorumluluğu 1. Cumhurbaşkanının Göreviyle D lgili Eylem ve Dş lemlerinden Dolayı Hukukî Sorumluluğu Cumhurbaşkanın göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı hukukî sorumluluğunun olmadığı kabul edilmektedir. 2. Cumhurbaşkanının Kişisel Eylem ve Dş lemlerinden Dolayı Hukukî Sorumluluğu Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili olmayan, kişisel eylem ve işlemlerinden dolayı sorumluluğu, tüm diğer gerçek kişiler gibi, tamdır. Cumhurbaşkanın bir gerçek kişi olarak “hukukî sorumluluğu”, Cumhurbaşkanının özel hukuka ilişkin sorumluluğu demektir. Örneğin Cumhurbaşkanı kendisine bir yazlık ev kiralamış, ama kirayı ödememiş ise kendisine karşı dava açılabilir. Keza, Cumhurbaşkanı da tüm gerçek kişiler gibi, “haksız fiil” niteliğinde olan davranışlarından dolayı başkalarının uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlüdür. VI. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 2 /030403004 27 VII. Devlet Denetleme Kurulu Devlet Denetleme Kurulunun kuruluş amacı Anayasanın 108’inci maddesinde “idarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin sağlanması” olarak açıklamıştır. Cumhurbaşkanının istemi üzerine, aşağıda belirtilen kurum ve kuruluşlarda türlü inceleme, araştırma ve denetlemeler yapar. 1. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında 2. Sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü kuruluşta. 3. Kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında. 4. Her düzeydeki işçi ve işveren kuruluşlarında. 5. Kamuya yararlı dernekler ve vakıflarda. Devlet Denetleme Kurulu raporu doğrultusunda işlem yapma zorunluluğu yoktur. Tablo: 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarında Cumhurbaşkanı Karşılaştırılması 1924 Anayasası 1961 Anayasası 1982 Anayasası 1. Seçen Makam T.B.M.M T.B.M.M T.B.M.M 2. Seçilme Yeterliliği a) T.B.M.M Üyeliği Şartı. VAR VAR T.B.M.M üyesi olmak veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak. b) 40 Yaş Şartı. YOK VAR VAR c) Yüksek Öğrenim Şartı. YOK VAR VAR 3. Seçme Yetersayısı Adi çoğunluk D lk iki tur: 2/3 çoğunluk Sonraki turlar: Salt çoğunluk D lk iki tur: 2/3 çoğunluk 3. tur: Salt çoğunluk 4. tur: Salt çoğunluk 4. Seçememenin Müeyyidesi YOK YOK VAR ( T.B.M.M seçimleri yenilenir) 5. Görev Süresi Yasama Dönemi Kadar (Normalde 4Yıl) 7 YIL 7 YIL 6. Tekrar Seçilme MÜMKÜN Arka Arkaya D ki Defa seçilmek Yasak D ki Defa Seçilmek Yasak