Genel Türk Siyasal Yaşamı - IIa Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 1 Türk Siyasal Y Türk Siyasal Y Türk Siyasal Y Türk Siyasal Ya a a aşamı 2 amı 2 amı 2 amı 2 Dersi Ders Notları Dersi Ders Notları Dersi Ders Notları Dersi Ders Notları II. Dünya Savaşı sırasında izlenen politikalarda ittihat ve terakki kendi burjuvazisini kurmak istemektedir.1946 Türkiye için bir dönüm noktasıdır, çok partili yaşama geçiş başlamıştır. Dttihat ve terakki kendi ideolojileri için burjuva sınıfı yaratmak istemiştir. Osmanlı burjuva sınıfının ulusal niteliği yoktur bunun nedeni sadece gayrimüslimlerden oluşması değildir, gayrimüslimler ticarette uzmanlaşmıştırlar ve batıdaki tüccarların ajanlarıdır. Dttihat ve terakkinin dördüncü amacı; Dstanbul’da v e Dzmir’de ticaret gayrimüslimlerin elinde ve cumhuriyet daha avantajlıydı bu gayrimüslimleri yollamak istiyorlardı. Böylece güçlü bir burjuva sınıfı çıkar buda 1945 ve 1946’daki dönüşümü güçlendirir. Artık sivil asker bürokratlara gerek kalmaz. Dktisat; iktisadi bakımdan 1946 bir dönüm noktasıdı r. • 1922 ve 1929 arası açık ekonomi koşulları, • 1930 ve 1939 arası devletçi-korumacı sanayileşme vardı. • 1946 da 16 yıldır kapalı olan korumacı politikalar genişletilmeye başlanmıştır. Türkiye’nin korumacı dış dengeye dayalı (ihracat-ithalat) içe dönük iktisat politikalarından uzaklaşmaya başladığı yıldır. Sanayiyi korumaktan vazgeçilmiştir. Mustafa Kemal politikalarından vazgeçiliyor yabancı rekabete açılıyor ve 60 yılda açık Pazar haline geliniyor. Dış rekabete açılmasının nedenlerinden başta ABD ye yakın olmak geliyor. Dkinci nedende ülke içinde güçlenen burjuva sınıfının çıkarları, sivil asker bürokratlara ihtiyacı kalmayan burjuva sınıfının çıkarlarına yabancı ülkelere entegre olmak uygun geliyor.1946 ithalatın serbestleştiği arttığı dış açıkların kronik hale geldiği yıldır. Dhracat ithalatı karşılayamaz hale gelmeye başladı dış açıklar başladı bu dış açıkları gidermek için borç alınmaya başlanır. 1946 da serbestleşen dış ticaret rejimi var ve artık daha fazla ihracat yapmak lazım. Teknik olarak gelişmemiş bir ülke hammadde ve tarım ürünleri ihraç edebilir. Bunun üzerinde uzmanlaşan bir ülke oluyor. Kalkınma aracı hammadde ve tarım ürünleri oluyor. Kronik dış açıklarla ülke ekonomisi dışa bağlı hale gelmeye başladı. Dhracatı az ülkelerden borç olarak kaynak transferi yapılır. Bu iktisadi yapıya geçilmesinin içsel nedeni; sınıfsal çıkarlar, savaş zamanında aşırı güçlenen bir ticaret burjuvazi var. Büyük toprak sahipleri de güçlenmişler tarım ürünlerine ihtiyaç artmış. CHP iktisat korumasında 2.dünya savaşı sonrası vurgun düzeni gerçekleşti ancak bazı uygulamalar ülkede etkili olan kesimlerin tepkisine yol açtı. Mesela toprak mahsulleri vergisi büyük toprak sahiplerini ürküttü. Dktidar istediği zaman gücünü elinden alabilir. Köy enstitüleri büyük toprak ağalarını ürkütür, köylünün bilinçlenmesi işlerine gelmez. Bu arada Anadolu sermayesi CHP den rahatsız değil ancak içindeki reformcu kanadın tasfiyesini istiyorlar. D stanbul da dışa açık ticaret burjuvazisi varlık vergisi nedeniyle rahatsız büyük toprak sahipleri de çiftçiyi topraklandırma kanunundan vs rahatsız. Anadolu ticaret burjuvazisi ise bunlardan rahatsız değildir ama reformcu kanattan rahatsızdır bu kanat toplumsal yapıyı değiştirmek halkı ileri götürmek ister. Ve egemen sınıftan iki kanadın biri CHP yi desteklerken diğeri demokrat partiye akmaya başlayacaktır. CHP de homojen reformcu kanada yönelik tepkilerde var ve bu kanat tavsiye edilecek, köy enstitüleri çökertilecek ve üniversitede tavsiyelere gidilecek. CHP tek parti olmaktan vazgeçiyor demokrasiye gidilir ama her siyasi görüşe açık değildir. 1946 demokrasi sağ kanada açık sol kanada kapalı olarak doğmuştur. Her iki partide siyasetin sağındadır. 1947 de reformcu CHP kurultayında yenilgiye uğratılır. CHP için dönüm noktasıdır, muhafazakâr bir yönetim anlayışı başlar. Serbestleşen dış ticaret rejimi de içsel nedenlerden biridir. Birde dışsal nedenleri var; 2.dünya savaşını ABD, Dngiltere ve Sovyetler kazan dılar. Sosyalist önder Sovyetlerdir. Kapitalist sistemin yeni ve en tartışılan önderi ABD’dir ve Türkiye bu sistemde ABD nüfus alanı içerisinde. Dolayısıyla Türkiye’nin bu eklemlenme sürecinde ABD etkisi var. ABD pazarın açılmasını mallarını satabilmek için istiyor. Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 2 1939 dünya bunalımının etkisiyle korumacılık egemenken serbest ticaret egemen oluyor. ABD dış yardım sermayesiyle en önemli güç olacak. 1947 de CHP de solcu kanat tasfiyesi ile CHP de iktisadi yönelim değişir. 1946 da tamamlanan 5 yıllık bir sanayi planı var ama uygulanamayacak çünkü Türkiye’de ekonomi anlayışı değişecek. Türkiye’de 7 eylül 1946 da devalüasyon gerçekleşti. Paranın değeri düştü 1 dolar 1.28 TL iken 2.80 TL ye çıktı. Bir ülkenin parasının değerini düşürmesinin sebebi ihracatı arttırmak istemesidir. Türkiye ekonomisi dünya ekonomisine entegre etmeye yönelik ve dış ticaret rejimini libere etti. Ve Türkiye dış yardım arayışına giriyor, bunun hiçbir rasyonel açıklaması yoktur, dış borç kamu açıkları olduğunda alınır Türkiye’nin kamu açığı yok ve fazlası var. Dış borç almasına gerek yok ama çizdiği yol ABD’ye siyasi olarak yakın olmak yani ekonomisini dünya ekonomisine entegre etmek. 1947 de bir kalkınma planı hazırlanır. 1946 da ki 5 yıllık planın yerine liberal iktisatçılar tarafından hazırlanır. Özel teşkilatın rolü artacak. Tarım, enerji, ulaşımın önemi artacaktır. Bu da hammaddeci ihtisaslaşmaya yönelik dış dünyaya entegre oluşu gösterir. Gümrük duvarları nice mal akışı artıyor ve bu malları taşımak içinde ulaşımın önemi artıyor. Türkiye’nin ulaşım politikaları değişiyor Mustafa Kemal demiryoluna önem vermişti. 1946 dan itibaren karayoluna önem verilecek.ABD araba satmak için karayolu konusunda bastırır. Bu plan devletçi-korumacı sanayiden vazgeçildiğinin göstergesidir. 1948 de Dstanbul Tüccar Derneği kongre düzenler. De vletin ekonomik faaliyetleri sınırlaması gündeme gelmiştir. CHP ve DP bunu ister ancak bir farkları ardır. Daha önce kurulmuş olan devlet işletmelerinin özel sektöre devredilmesi konusunda uzlaşma içinde değillerdir. CHP devredilmesinden yana değildir DP ise devredilmesinden yanadır. Savaş sonunda 1945 de Türkiye de döviz rezervi 250 milyon dolardı. Bu rakam 1946 yılındaki ithalatın 2 katıdır 1946 da Türkiye’nin 100 milyon dolar dış ticaret fazlası var. Türkiye ekonomisinin dış ticarette fazla verdiği son yıl 1946’dır. Geçen 60 yılda ekonomi hep açık vermiştir. 250 milyon dolar rezervi var 100 milyon dolar fazla veriyor ama yinede dış kaynak arıyor. Liberalleşip düzene ayak uydurmak istiyor. ABD de zaten yardım verme konusunda isteklidir ekonomiyi bağlamak amacındadır. Truman doktriniyle birlikte Marshall yardımları alınmaya başlıyor. Yabancı sermayeye konulan sınırlamalar genişlemeye CHP zamanında başlamıştı DP ile devam ediyor. 1951 de yabancı sermayeyi teşvik kanunu çıkarır.1946 da Dthalatta miktar kotalarının uygulanmasını sınırlayan kotalar gevşetilmeye başlanmıştır. Dış ticaret rejimi liberalleştirilir. CHP başlamıştı ve DP bunu devam ettiriyor. Her ikisi de uluslar arası süreçte entegre çabası içerisindedirler. Türkiye bu süreci tamamlamak için IMF, Avrupa Dktis adi Dşbirliği Örgütüne, Dünya Bankasına üye olur. Dünya kapitalizmine entegre olunuyor. Bundan bir sonraki adımda siyasi adımlarla entegre olmaktır. 1949 da Avrupa Konseyine 1952 de NATO ya üye oluyor. Türkiye tamamen ABD tarafına yönelmiş durumdadır. Mizuri adlı ABD zırhlısının Dstanbul’a ziyarete gelmesi Türk ABD yakınlaşmasını gösterir. Yabancı danışmanlar Türkiye’ye akmaya başlıyorlar. Talim-Terbiye Kurulu ders kitaplarının içeriğini belirliyor, bütün eğitim döneminde ne okutulacağını belirliyor. Bunu belirleyenler de ABD li uzmanlardır. Ekonomi danışmanları korumacılığa son verilmesini isterler. Bütün olumsuzluklara rağmen 1946–1953 yılları arasında ana ekonomi göstergelerine bakılınca Türkiye’de gelişme olduğu gözlemlenir. Milli gelir % 11 büyüyor. Nedeni savaştan sonra dünya ekonomisi küçülmüş telafisi gereklidir. Tarımda da büyüme, gelişme var; yıllık büyüme % 13,2. sanayide büyüme %9,2. tarımda daha hızlı büyüme var dünyaya hammadde yoluyla entegre olacak. 1946–1947 de tarımın milli hasıla içindeki payı % 43,6 iken 1953 de % 44,7 ye çıkmış, bu olumsuzdur. Tarımın milli hâsıla içindeki payının artması tarımın gelişmesi emek değildir. Sanayinin payı ise % 15 ten % 3,4 e geriliyor. Türkiye’nin artık Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 3 30lar da benimsediği politikalardan vazgeçtiğini gösterir. 1947de ithalat % 100 den fazla artış gösterir. Dolayısıyla dış ticaret açık vermeye başlar. 1946–1953 arasında toplam dış ticaret açığı 500 milyon dolardır. Dış borç almaya başlar. 1946–1953 arası dönem uzun vadeli sonuçları bakımından olumsuz iktisadi yapının temelleri atılır. Ama bütün sosyal sınıf tabakalarının reel gelir ve alım gücü artmıştır. Reel artışla yaşam standardı yükselmiştir. Refah artışı ve bolluk dönemi başlamıştır. 1950’de savaş öncesi gelir düzeyini aşmıştır. Bununla birlikte Milli Hâsıladan ücretli, maaşlıların aldığı pay düşmüştür. Herkesin milli geliri artıyor ama milli gelir içinde ücretlilerin oranı düşüyor. Ticaretle uğraşanların, kira, faiz gibi emek dışı gelirler artış gösteriyor. Ve 1946–1953 yılları ticaret burjuvazisinin altın yıllarıdır. Türkiye için 1953–1954 ekonominin altın yıllarıdır. Savaştan sonra küçülmenin telafisi, havaların iyi gitmesi tarımsal patlamaya yol açıyor. Ama ortaya çıkan sorunlar var. Birincisi dış borçlar ikincisi 1946’dan itibaren bazı toplumsal meseleler var iç göçler köyden kente göçle başlıyor. Tarıma traktör girdikçe topraklar büyük ellerde toplanıyor, topraksız köylü yığını şehirlere akıyor ve büyük kentlerde gecekondu problemi çıkmaya başlar. Siyasi tarih; 1946 çok partili yaşama geçişin başladığı yıldır. 1950 seçimlerinde CHP içinden kopan DP 27 yıllık CHP iktidarına son verir. Türkiye tarihi açsından önemlidir, tek parti iktidarının sonu gelir. • Celal Bayar Cumhurbaşkanı, • Adnan Menderes Başbakan • Refik Koraltan Meclis Başkanı DP muhalefet yıllarında cumhurbaşkanı tarafsız olmalı diyordu, Celal Bayar’da buna sadık kalır ve partiden istifa eder. Bu iktidar değişimi farklı yorumlara yol açar. Dkti sadi, siyasi olarak çok fark yok iktidarın değişmesinin nedeni hakkında yorumlar var. Sivil asker bürokrasiden iktidarı burjuva devralmış. Burjuvanın el değişimi olarak ta yorumlanabilir. Dönemlerin sıralaması; • 1950–1960 Demokrat Parti iktidarı, • 1960–1965 Koalisyon hükümetleri dönemi ( 1. , 2. , 3. Dnönü hükümeti) • 1965–1971 Adalet partisinin tek başına iktidarı, • 1971–1973 Askeri müdahale ve olağanüstü hal dönemi. • 1973–1980 CHP, Milli Selamet Patisi koalisyonu dönemi, • 1980–1983 Askeri darbe dönemi, • 1983–1991 Anavatan Partisinin tek başına iktidarı, • 1991–1995 Doğru Yol, SHP koalisyon dönemi. • 1995–1999–2002 karışık hükümetler dönemi. • 1950–1960 dönemi; Bu döneme iki farlı bakış açısı vardır. Birincisi; tek parti iktidarına karşı yükselen halk hareketidir. Dkincisi; memleketi kapitalist-emperyalist sisteme teslim eden bir hükümet dönemidir. Her ikisinin de haklı tarafları vardır. Dki yaklaşı mı birleştirebiliriz; DP halka yakındır ama uygulamaları Türkiye’yi batı bloğuna entegre etmeye yönelik. DP döneminde Türkiye Cezayir-Tunus bağımsızlığı için bizi ilgilendirmez diyerek Fransa’nın yanında yer almış ve Arap dünyasının tepkisini almıştır. ABD çıkarlarını savunuyor son dönemlerinde DP zıvanadan çıkıyor. Irak ta krala karşı darbe yapılıyor ve DP karışıp darbenin çökertmeyi savunuyor ama bunu ABD engelliyor. Bütün bu politikaları Türkiye’yi batı bloğuna entegre etmek için izliyor. Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 4 DP iktidarını değerlendirirken ortaya bazı paradokslar çıkıyor; Dslami hareketler canlanınca ABD ile yakınlaşıyor ya da ABD ile yakınlaşınca Dsl amiyet etkisi artıyor. DP yaptığı ilk iş 6 Haziran 1950 de ordu üst kademesini değiştirmektir tasfiye hareketlerine girişirler nedeni; orduyu kendi kontrolleri altına almak istemeleridir. CHP ye yakın olan üst komutanları değiştirir kendilerine karşı yapılacak bir darbeden korkarlar. DP hükümet programları soğuk savaş döneminin izlerini taşır. Sovyetler ve ABD arası çekişme var ve hükümet programlarında anti-kominizim teması sıklıkla vurgulanır. Devrim atılımlarından ödün vermeyi oy alabilmek amacıyla CHP başlatmıştır. DP de oy almak için bunu devam ettirir. 16 Haziran 1950 de TBMM oy birliği ile Arapça ezan yasağı kalkar. Mustafa Kemal 1933’de ezanı Türkçeleştirmişti, din aracılığıyla bir başka kültürün egemen olmasını istemiyordu. 14 Temmuz 1950 de genel af çıkarılır bu normal bir uygulamadır, olağanüstü dönem geride kalmıştır ve siyasi suçlar vardır bu yüzden genel af ilan edilebilir. Temmuz başında liberasyon hareketleri vardı, temmuz sonunda dış politikada önemli bir gelişme yaşanır. 2.dünya savaşında Japonya yenilince Kore etki alanlarına ayrılır. Güney Kore Sovyet, kuzey Kore de ABD etki alanındadır. 1950 de iki taraf savaşmaya başlar. Türkiye NATO ya üye olmak için 4500 kişilik bir tugay gönderir. ABD Kore savaşına müdahale kararı çıkarır. BM güvenlik konseyi üyeleri Çin, Fransa, Rusya, Sovyet, ABD ve Kore’dir. Çin’de komünist devrim var, Tayvan’da kurulan bir ada devleti temsil ediyor. Sovyetler de BM kararlarına katılamıyor. Türkiye BM kararlarına uyar ve asker gönderir. 17 Ekim 1952’de Yunanistan la birlikte NATO ya kabul edilir. CHP’nin bu olaya tepkisi (NATO ve KORE) olumludur, büyük başarı olarak değerlendirir. Asker gönderilmesine karşı değildir, sadece askerler gönderilirken TBMM onayı alınmamıştır buna karşı çıkmıştır. CHP iktidarını kaybetmiş, 29 Haziran 1950 de CHP genel kurultayında genel sekreter olarak Dsm et Dnönü’nün istediği Nihat Erim yerine Kasım Gülek seçilmiştir. Bu Dnönü’ye karşı CHP için de hafiften bir muhalefet olarak değerlendirilebilir. 1954 seçimleri bu dönemdedir. CHP ve DP arası roller ters döner, 1946– 1950 arası DP CHP den daha fazla özgürlük ister fakat bu kez CHP DP’nin siyasal özgürlükleri kısıtlamasını istemez. DP CHP’nin gücünü kırmaya yönelik faaliyetler içindedir. DP 1953’te meclis çoğunluğuna dayanarak köy enstitülerini ve halk evlerini kapatır. DP CHP’nin haksız iktisatlarının hazineye devrini ister, bu CHP’nin malvarlığına el konulması demektir. Dolayısıyla demokrasi nutuklarıyla işbaşına gelenlerin bir süre sonra demokrasiden uzaklaştığının göstergesidir. DP muhalefetken radyo devletindir CHP’nin organı gibi kullanmamalıdır diyerek eleştiride bulunmuştu, kendisi başa gelince radyoyu kullanır. DP iktisadi, siyasi liberallik içeren bir politikayla gündeme gelmişti, yasalardaki antidemokratik unsurları ayıklamadan basın özgürlüklerinden bahsederdi, fakat bunların hiçbirisi gerçekleşmedi. Sözünde durmuyor. 1953 Temmuz unda ceza kanunu değişti. Basına baskı başladı, hükümeti eleştiren gazeteciler yargılanmaya başlandı. Dspat hakkı tanınmaksızın ce za verme yoluna gidiliyor. Mesela gazete bir bakana yolsuzluk yaptı derse hemen yargıya gönderiliyor. DP’nin vekillerinden bir kısmı basına ispat hakkı tanınması için ayrılırlar. Taşradan kabineye kadar genel merkeze muhalif olan ve alacak isimleri temizliyorlar. Dış politika açısından CHP ve DP’nin arasında ideolojik bir farklılık yok. CHP batıya yakınlaşma politikalarını başlatır DP de bunu alabildiğine genişletmiştir. NATO’ya üye olarak zirve noktasına götürür. Türkiye bu dönemde tamamen ABD kontrolüne girmiştir. ABD istediği için Yakındoğu (Ortadoğu) ve balkanlarla pakt arayışına girer. Buralarda Sovyet tehdidi var ABD Türkiye’den ABD fikirlerini yaymasını istiyor. Arap dünyasının (Dngiltere ve Fransız sömürgesi olan) egemenlik savaşını desteklemez. Irak ve Dran’da petrolün millileştirilmesi gelişmelerine tepki gösterir. ABD isteği ile Bağdat paktını oluşturur. Bağdat paktına Irak, Pakistan ve Dran da katılmıştır. Bura larda zaten batı uydusu rejimler vardır. Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 5 Bununla birlikte Arap dünyasının Türkiye’ye tepkileri büyümüştür. Araplar Türkiye’yi ABD güdümünde onlara karşı paktlar kurmasıyla suçlar. DP iktidardır ve herkesi yozlaştırmıştır. Meclisin %93 ünü DP % 7sini de CHP oluşturur. 1954 seçimlerinde, CHP üç ilde (Malatya, Konya ve Sinop), CMP ise bir ilde (Kırşehir) çoğunluk sağlayabilmiş, geri kalan illerde DP kazanmıştı. Yenilenen DP iktidarının ilk işlerinden biri, muhalefete oy veren illeri cezalandırmak olmuş; Malatya ikiye bölünerek Adıyaman oluşturulmuş, Kırşehir ise ilçeliğe indirilmiş ve Nevşehir il olmuştur. Çoğunluk sistemi uygulanıyor, bir ilde çoğunluğu çıkaran bütün milletvekillerini alıyor. Dolayısıyla antidemokratik uygulamalarında daha da ileri gitmiştir. 1954’te aldığı seçim yenilgisi 1950’den daha ağır olan CHP de Kasım Gülek tekrar genel sekreter seçilir; iktidara karşı sert muhalefetten yanadır. 1950–1954 arası Türkiye’de ekonominin altın yıllarıdır. Reel gelir düzeyi yükseldiği için 1954’te bu kadar büyük bir seçim başarısı elde etmiştir. 1954’ten sonra ekonomik kriz yeniden başlamıştır, döviz rezervi bitmiştir, dış borç alınmış ekonomi yeniden kötüleşmiştir. Buda 1957 seçimlerine yansır. Yeni DP iktidarı, bu dönem başında memurlara karşı bir dizi önlem almıştır. Bunların başında, emeklilik için gerekli en az hizmet süresini 30 dan 25 yıla indirmesi ve emekliye sevk kararına itiraz yolunun kapatılması gelmektedir. Getirilen bu hükümler, o vakte kadar özel güvencelerden yararlanan Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay üyeleriyle üniversite profesörlerini kapsamakta, bu kurumların bağımsızlık ve özerkliğini zedelemekteydi. Kısa bir süre sonra çıkarılan başka bir yasayla da, bütün kamu görevlilerinin bağlı oldukları teşkilat emrine alınarak görevden uzaklaştırma olanağı yaratılmıştır. Yargıç ve profesörlere de uygulanabilen bu yasayla, herhangi bir memur işinden alınıp altı ay süreyle kendine açık maaş ödendikten sonra, yeni bir göreve atanmazsa kendiliğinden emekliye ayrılabiliyordu. Bu uygulamalara karşı yargının denetim yollarını kapatıyordu. Hâkim teminatının olmayışı, yargı bağımsızlığını fiilen ortadan kaldırmıştı. Basın karşısında tutumu sertleşiyor gazetecilerden Hüseyin Tarancı hapse girer. 1954 seçimlerinden ekonomik sorunlar başladı.1946–1953 ekonominin en parlak olduğu yıllar. Bir yandan 2.dünya savaşına girilmemiş ve döviz rezervi var bir yandan da ABD yardımları var. Döviz rezervi bitince ekonomik sıkıntıya girilir dış borç arayışları başlar. 1954’ten itibaren liberalleşme yolundan geri dönülmeye başlanacak. Dthalat artıyor ihracat sabit kalıyor bu şekilde devam etmesi imkânsız. Ekonomik sıkıntılar artınca DP’ye tepkilerde artmaya başlar. Halktaki hoşnutsuzluk DP kendi örgütünün içine de yansır, içerde anlaşmazlıklar çıkar. Bunlar bakanlar kuruluna yansır.1955’te Mehmet Fuat Köprülü dışişleri bakanlığından ayrılır. DP’nin kurucu üyelerinden birisidir. Sonra tekrar gelir ama kurucu üyelerin bile rahatsızlıklar içine girdiğini göstermiştir. Yeni dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu’dur 27 Mayıstan sonra asılarak idam edilmiştir.1955 yılının güzünde, ispat hakkının tanınmasını savunan 19 DP milletvekilinin yarısı partiden atılmış, geri kalanları da kendiliğinden istifa etmişlerdir. Bunlar ilerde hürriyet partisini kuracaklar. Ekim ayında yapılan 4. büyük kongreden sonra, kasımdaki bir DP meclis grubu toplantısında, kabaran eleştiri dalgası karşısında, Adnan Menderes ancak bütün bakanlarını feda ederek kendi başbakanlığını kurtarabilmiştir. Türkiye 1955’ten itibaren ciddi bir bunalıma girmeye başlamış ve bu 1960 darbesiyle son bulmuştur. Bu bunalımın başlıca nedenleri DP’nin iç politikada uyguladığı baskıcı yol, ekonomik nedenler ve dış politikadaki başarısızlıklar. NATO’ya girmiştir ama başarısızdır. Dktisadi ve siyasi bakımdan ABD ile özdeşleşir bera berinde onun çıkarlarını düşünür ve başta komşularıyla ABD ile yakın ilişkisi olmayan özellikle Arap dünyasıyla sorunlar yaşar. 1954–1957 döneminin başında Menderes ABD’ye resmi bir ziyaret yapmış, fakat oradan sağladığı ekonomik yardım yetmediği için, ardından Federal Almanya’ya gitmiştir. Bundan böyle ABD’nin yanı sıra Federal Almanya’nın Türkiye’nin kalkınmasına destek olacağı umulmaktaydı. Almanya Türkiye ilişkileri gelişmeye başlar, Almanya dış ticarette önemli bir partner olmuştur. 1954’te cumhurbaşkanı Bayar, 1955’te de başbakan menderes Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 6 Yugoslavya’yı ziyarete giderler. Rejimleri Türkiye’den farklıdır. Yugoslavya başında o dönemde tito var ve tito Sırp değil Hırvat’tır. Sosyalist bir devlettir ama tito benim sosyalizm anlayışım farklı diyerek Sovyetleri dışlar. Sovyetlerle arası iyi değildir.2. dünya savaşından sonra orta doğu Avrupa’da sosyalist rejimler kuruldu bunlar; Polonya, Romanya, Bulgaristan, doğu Almanya, Çekoslovakya, Macaristan, Yugoslavya ve Arnavutluk. Yugoslavya ve Arnavutluk’ta sosyalizm diğerlerinden farklıdır, bunlar sosyalizmi kendi iç dinamikleriyle kurdular. Diğerlerinde ise Sovyet kızıl ordusu kurdu. ABD’nin isteği üzerine Sovyet birliğine karşı Türkiye Yugoslavya ile ilişki kurar.1955 Şubatta ABD isteği ile Irak, Pakistan, Dran, Dngiltere ve Türkiye CENTO’yu kurarlar. Irak Arap d evletidir. Pakistan ABD güdümündedir. Araplar ABD arası çatışma noktası var, aralarında D srail meselesi var, Dsrail’in arkasında ABD var. Türkiye’nin ABD’nin güdümünde bu paktı kurması Arap dünyasının tepkisini çeker. Başka bir dış mesele de Kıbrıs’tır. Kıbrıs misakı milliye dâhil değildir. 50li yıllara kadar Kıbrıs sorunu yoktur. 2.dünya savaşından sonra adadaki Rumlar Dngiliz egemenliğine karşı ayaklanırlar. Hürriyet gazetesi bu dönemde çıkar ve Kıbrıs meselesini gündeme taşır. Dngiltere adadan ayrılırken Rumlar Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını gündeme getiriyor. Türkiye ilhakı engeller, Rumlar gündeme bunu taşır. Bundan sonra Yunanistan Türkiye arası çekişme başlar. DP ise içte halkın desteğini arıyor. 6 Eylül 1955 günü, bir Dstanbul gazetesinde, yunanlıların Atatürk’ün Selanik’te doğduğu eve bomba attıkları haberi yayımlanınca, Dstanbul Rumlarına ve Yunanistan temsilcilerine karşı geniş ve taşkın bir halk hareketi oldu. Dzmir’de de benzeri olaylar oldu. Daha sonra (Yassıada Muhakemeleri sırasında),organizasyonun DP tarafından bir ajana yaptırıldığı, halk gösterilerinin de önceden planlandığı, ama yaygınlaşmasına engel olunamadığı anlaşılacaktı. Bu kadar geniş çaplı bir yağma hareketine dönüşeceği düşünülmemiştir. O dönemde Türk ulusal futbol takımının kaptanı bir Rum’dur ve onun evi bile taşlanır. Dstanbul’da Rum azınlığın büyük bir kısmı Türkiye’yi terk eder. DP artık kendi düzenlediği provokasyonu bile kontrol edemez hale gelmiştir. 1955 sonlarında DP den ayrılan 19 milletvekili hürriyet partisini kurarlar. 1957 genel seçimleri yapılır DP’nin oyları azalır. Sebebi ekonomik sıkıntıların halka yansıması, baskının artmasıdır. Seçim sonuçları; DP CHP 1950; oy: %53 m.v: 408 (%83) oy: %40 m.v: 69 (%14.40) 1954; oy: %56.61 m.v: 503 (%92) oy: %34 m.v: 31 (%5.52) 1957; oy: %47.70 m.v: 424 (%70) oy: %40.82 m.v: 178 (%29.17) Seçimlerin sonuçlarının nedeni çoğunluk sistemidir. 1957 seçimlerinden sonra diğer seçimde DP muhtemelen iktidarı kaybedecek görünüyor. Bu durumda da baskıyı arttırmaya başlıyor, kaybetmek istemiyor. Bundan sonra muhalefetin gelişmesini engellemeye çalışacak. Yeni dönem başında meclis iç tüzüğünü değiştirecek. Milletvekillerinin denetim olanakları kısılmış, dokunulmazlıklarının kaldırılması kolaylaşmış, onlara verilebilecek cezalar arttırılmıştır. Bunu muhalefet milletvekilleri üzerinde baskı için yapıyor.1958’de Samet Kuşçu bir ihbarda bulunur; orduda hareketlenme var bir darbe geliyor der. Bunun üzerine 9 subay tutuklanır geri bırakılır fakat Samet Kuşçu tutuklu kalır. DP bu ihbarı pek ciddiye almaz, ordunun üst kademesi kendi atadığı isimlerdir. 1958 yılı içinde ekonomik bunalım yoğunlaştı. Birçok mallar bulunmaz oldu, kuyruklar ve karaborsa doğdu. Fiyat artışları birbirini kovaladı. Başbakan o ilkbaharda ticari ilişkileri geliştirmek umuduyla bir Uzak Doğu gezisi yaptı; fakat elde edilen sonuçlar çekilen sıkıntıların üstesinden gelmekte etkisiz kaldı. DP, dış politikada bloklar arası soğuk savaşı körükleyerek, Türkiye’ye yapılan Batı yardımını çoğaltmayı amaçlıyordu. Bu uğurda az kalsın ülkeyi sıcak savaşa da sürükleyecekti. 1958 Temmuz ayında Irak’ta devrim olunca, Türkiye’nin fiili müdahalesini ABD önledi. Bu olayda, belki psikolojik bir faktörde vardı. DP iktidarı, kendisinin de bir askeri darbeyle devrilmesinden korkuyordu. Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 7 1958 sonbaharında muhalefet birlikleri arasında güçler birliği oluşturuldu. Ekim ayında Türkiye Köylü Partisi Cumhuriyetçi Millet Partisine, Kasımda da Hürriyet Partisi CHP ye katıldı( CMP, CKMP oldu; CHP’nin adı değişmedi.) 1959 Ocak ortalarında toplanan CHP 14.Kurultayı bir ‘Dlk Hedefler Beyannamesi’ kabul etti. Sağlanmak istenen güç birliği platformu, şu on amaçla tanınmıştır: 1) Partizanlığın kaldırılması, 2) Dkinci Meclisin kurulması, 3) Seçim güvenliği, 4) Anayasa Mahkemesi, 5) Yüksek Hâkimler Kurulu, 6) Memurların mahkemeye başvurma haklarının tanınması, 7) Basın özgürlüğünün Anayasa güvencesine alınması, 8) Üniversite özerkliği, 9) Yüksek Dktisat Şurası kurulması, 10) Sosyal Adalet kavramının Anayasaya girmesi Bu dönemde 1924 anayasası vardır 1961 anayasasıyla bunlar sağlanır. DP’nin güç birliğine yanıtı, Vatan Cephesini kurmak oldu. Yine 1959 Ocak ayı içinde, ülke çapında örgütlenmeye başlayan Vatan Cephesi Ocakları sistemiyle, iktidara partinin verebileceğinden daha geniş bir taban bulmaya çalıştı. Vatan Cephesine katılanların adları teker teker radyoda okunarak teşvik ediliyor, belli konumdaki kişiler ve kesimle bu ocaklara yazılmaya zorlanıyordu. DP hükümeti, başlangıçta, hala bir Dngiliz sömürges i olmaya devam eden Kıbrıs’ın Rumlarla Türklerin nüfus oranına veya arazi mülkiyeti sahipliğine göre Yunanistan’la paylaşılmasından yanaydı. Giderek, bu tez yerine, Türk halkına özel haklar tayin etmek ya da ayrı ayrı güvencelenmesini öngören bir bağımsızlık statüsünü benimsedi. Türkiye ve Yunanistan hükümetleri 1959 Şubatında Zürich’te bu ilkeler üzerinde anlaştıktan sonra, Londra’da kesin bir anlaşma imzalamayı kararlaştırdılar. Başkan Menderes’in başkanlığındaki Türk delegasyonunu taşıyan uçak, Londra’nın güneyinde sis yüzünden kazaya uğradı. Birçoklarının öldüğü ya da ağır yaralandığı bu kazayı, Menderes çok hafif atlattı. Yattığı klinikte, kazadan iki gün sonra 19 Şubatta anlaşmayı imzaladı. Bu olay, iktidar muhalefet ilişkisine geçici bir yumuşama getirdi ve halk arasında, Menderes’i Allah’ın esirgediği düşüncesi yayıldı ve popülaritesi arttı. Bu yumuşama kısa sürer, Dsmet Dnönü ege gezisine çı kar ve DP’liler ve polisler halk partisi taraftarlarına saldırırlar. Dsmet Dnönü Uşak’ta taş lanır, Dzmir’de katılacağı kongre yasaklanır. Demeçleri gazete de yasaklanacak ve Dstanbul Topkap ı’da Dnönü’nün aracına öldürme kastıyla saldırılır, tesadüfen geçen askeri birlik kurtarır. TBMM’de CHP ve DP milletvekilleri dövüşmeye başlar. Ekonomik sıkıntılar ağırlaştıkça CHP güçlenir ve erken seçim istemeye başlar. 1960’a gelindiğinde ipler kopar. DP ana muhalefeti ihtilal kışkırtıcılığı yapmakla suçlar, CHP de baskı rejimini suçlar. Kore’de diktatöre karşı halk ayaklanması başlamıştır ve DP karşısındaki basın da bunu örnek gösterir. Dktidara muhalefet sertleşir. DP Nisan or tasında 15 kişilik bir tahkikat komisyonu kurar, amaç CHP’yi kapatmaktır. Tahkikat komisyonu DP’li milletvekillerinden oluşur ve bir tür yargı organı gibi işler, oysa demokrasilerde yargı organı bağımsızdır. 1924 anayasasında güçler birliği ilkesi var buna dayanarak yargı yetkisini alabiliyorlar. CHP’nin kapatılmasına yönelik baskılar var. Dsmet Dnönü yasa tasarısında bir konuşma yapar ve derki, eğer bir idare insan haklarını tanımaz, baskı rejimi kurarsa darbe olur der, bu konuşmayı mecliste yapar. Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 8 Konuşmasında DP’ye bu yolda giderseniz ben bile sizi kurtaramam der. “şartlar tamam olunca milletler için ihtilal meşru bir haktır” der ve Dnönü’nün orduda hala prestiji vardır. DP Dsmet Dnönü’nün eleştirilerini dikkate almaz. 27 Nisan 1960’ta soruşturma kurullarını geniş yetkilerle donatan bir yasa çıkartır. Tahkikat komisyonunun yetkileri genişleyince üniversite gençliği ayaklanır. 28 ve 29 Nisan’da geniş çaplı gösteriler yapılır. Üniversite içinde başlayan çatışma Beyazıt Meydanı'na taştı. Buradaki çatışmada Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz aldığı bir kursun yarasıyla hayatini kaybetti. Olaylar nedeniyle Ankara ve Dstanbul'da sıkıyönetim ilan edildi ve ge ce sokağa çıkma yasağı kondu, ancak öğrencilerin gösterileri durmadı. Generaller teğmenlere ateş emri verir fakat teğmenler öğrencilere ateş etmezler ve orduda hiyerarşi bozulmaya başlar. 21 Mayıs ta bu kez Ankara'daki Harp Okulu öğrencileri iktidarı protesto için bir gösteri yürüyüşü düzenlediler. Bu sessiz yürüyüş açıkça bir darbe uyarısıydı. Eğer iktidar yumuşasa gerginlikler artmasaydı Türkiye de bu ilk demokrasi deneyiminden darbeyle çıkmazdı. Menderes hiçbir eleştiriyi dikkate almaz; DP genel idare kurulu toplanır ve tutumlarını ve kadrolarını değiştirip gerginliği azaltma kararı alır fakat menderes kabul etmez. Mayıs sonuna yaklaşırken menderes Eskişehir’e gider burada hava kuvvetleri ve subaylar karşılarlar, geriye dön komutuyla askerler geriye dönerler bunun üzerine 2 gün sonra Türk silahlı kuvvetleri iktidara el koyar. 27 Mayıs 1960 • Bu darbe emir-komuta zinciriyle gerçekleşmez. • Albay ve daha düşük rütbeli askerlerin yaptığı bir darbedir. Darbenin nedenlerine üç farklı bakış açısı vardır, 1. DP ülkeyi çığırından çıkartmıştır ve ordu bunu düzeltmiştir, 2. 1950’de iktidarını kaybeden bürokrat aydınlar rövanş aldılar, 3. Menderes ekonomik sıkıntılara çözüm bulamadı ve ABD’den gerekli desteği alamadı 1959’da yüzünü Sovyetler Birliği’ne çevirdi ve bunu üzerine darbe oldu. 27 Mayıs 1960’da Alparslan Türkeş (oda darbenin subaylarından birisidir) radyodan bildiriyi okur ve ABD’nin tepkisini çekmemek için NATO ve CENTO’ YA bağlıyız ifadesini kullanır. 1960 darbesi DP ve ordu hiyerarşisine karşı bir darbedir. Modern cumhuriyet döneminin ilk müdahalesidir. Bütün darbeleri aynı düşünmek yanlış bir tutumdur Türkiye’de neoliberal kesimler bütün darbeler kötüdür derler oysa bu yanlıştır. 60 darbesi 1946’da başlayan demokrasi hareketini genişletir kurulan anayasanın sol ayağının olmasını sağlar. Darbeden sonra yassıada mahkemelerinde yargılamalar başlar genelkurmay başkanına idam cezası verilir. 1961 Anayasası en liberal, özgürlükçü ve demokratik anayasamızdır. Mesela 61 de Dnsan haklarına dayanan devlet ifadesi geçerken 82 de insan haklarına saygılı ifadesi geçer. 1961 anayasasında radyo ve TV özerkliği getirilir. Özgürlüklerin önü açılır halka daha fazla söz hakkı tanır. Her anayasa kendinden önceki döneme tepki olarak doğmuştur. 1982 anayasası da 70–80 dönemine tepkidir. Özgürlükleri kısıtlayıcı bir anayasadır. 1960 darbesiyle siyaset yapabilmek için farklı toplumsal sınıfların önü açılmıştır. Aydınlar, öğrenciler ve işçi sınıflarının önü açılmıştır. Öğrenciler, aydınlar ve işçiler rejimi, sol düşünceye açık demokrasiyi tamamlamıştır. Baskıyla özgürlükleri kısarak ülke yönetilemez, demokrasi geleneği halkta da tam yerleşik değil.60 darbesi ve 61 anayasasının olumsuz bir yanı vardır; milli güvenlik kurulu sürekli hale gelmiş ve 1908’den itibaren ordunun olağandışı olan rolünü anayasal güvenceye bağlamıştır. Yani ordunun siyasete karışması anayasal ilk olmuştur. Milli Birlik Komitesinin başında Cemal Gürsel vardır, subaylar tarafından orgeneral olduğu için seçilmiştir. MBK içinde 38 subay, 1 orgeneral, 2 tuğgeneral, 8 albay, 7 yarbay, 10 binbaşı, 8 yüzbaşı, 1 tümgeneralden oluşuyor. MBK bu özelliği darbenin niteliğini göstermektedir. Rütbelilerin yerine subayların bir hareketidir. MBK üyeleri içindede fikir düşünce birliği yoktur tek ortak noktaları DP iktidarını bastırma düşüncesidir. Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 9 MBK içinde iki ana eğilim var. 1 Eğilim: Ilımlı kanat 2.Eğilim: aşırılar. Ilımlılar darbe yapıldı ve artık sivil yönetime geçilsin derken aşırılar ise askeri iktidarın sürekli olmasından yanalardır. Dkisi arasında çatış ma vardır ve aşırılar tavsiye edilirler. Aşırılar 21 kişiler ve yıllardır darbe hazırlığı içindeler, kendi güçleri yetmediği için birleşmişlerdir. Aşırıların yaş ortalaması daha gençtir. Aşırılardan 14 kişi tavsiye edilir. Dçlerinde a. Türkeş, Muzaffer Özdağ gibi isimler va rdır, bunlar yurtdışına göreve gönderilirler. Ilımlıların yaş ortalaması 45’tir; hukuki ve siyasal düzenlemelerden sonra hemen seçimlere gidilsin derler. Cemal Gürsel DP döneminin kara kuvvetleri komutanıdır, darbeden sonra Başbakan unvanına sahip olacaktır. Askeri darbe süreci 27 Mayıs 1960’dan 25 Ekim 1961’e kadar sürer, 25 Ekim genel seçim tarihidir. Darbenin alt dönemleri; 27 Mayıs 1960 – 12 Haziran 1960; Anaysa yoktur ve fiili iktidar Milli Birlik Komitesine aittir. Çoğunluğu sivillerden oluşan bir bakanlar kurulu vardır bu yönetimin sivillere bırakılacağının göstergesidir. Bir profesörler kurulu oluşturulmuştur, anayasa hazırlıklarına başlanmıştır. Darbede parlamento feshedilir, anaysa ortadan kalkar dolayısıyla darbe dönemlerinde ilk iş yeni anaysa hazırlamak ve yönetimi sivillere devretmektir. 12 Haziran 1960 – 6 Ocak 1961 dönemi; Geçici anayasanın kabul olduğu bir dönemdir. Anayasal düzen ortadan kalkmıştır fakat ülkenin yönetilmesi gerekir. 27 Mayıstan beri geçen sürede ortaya çıkan fiili rejim hukuki temellere oturtuluyor. 6 Ocak 1961 – 25 Ekim 1961; 6 Ocakta kurucu meclis açılıyor ( TBMM değil), yeni bir devlet yapısı kuracak, anaysa oluşturacak. Milli Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisi (kurucu meclis) yasama görevini birlikte yürütecek. Birinci dönemde çoğunluğu sivillerden oluşan bir bakanlar kurulu var. Dkisi askeri komite üyesi, 3 general, 15 sivilden oluşuyor. Bu dönemde milli birlik komitesinin eylemleri 6 Ocağa kadar kalacak. DP iktidarından hesap sorulan yassıada mahkemeleri var; DP önderleri, milletvekilleri, yüksek rütbeli subaylar, yolsuzluğa karışmış siviller yüksek adalet divanı tarafından yargılanıyor. Bu mahkeme olağanüstü hal mahkemesidir, başkanı Salim Başol’dur. Başsavcı da Ömer Altay Egesel’dir. Mahkemede 8 asıl, 6 yedek üye yargıç, başsavcı ve 5 yardımcısı vardır. Bu mahkemelerde abartılı yargılamalar yapılır, CHP’liler bile yargılanır. 14 Ekim 1960’tan itibaren yargılamalar başlar; 11 ay boyunca devam eder, 15 eylül 1961’de son bulur. 592 sanık yargılandı, 228 kişinin idamı istendi 15 kişiye idam cezası verildi, idamların sadece üçü onaylandı. Bu 15 kişinin içinde, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan onaylanır. Dsmet Dnönü ve MBK başkan ı Cemal Gürsel idamların gerçekleşmemesi için çabalarlar fakat güçleri ordu içindeki sertlik yanlılarına yetmez. 31 DP yöneticisi de ömür boyu hapse mahkûm edilir. 418 kişi 6–20 ay arası hapis cezasına çarptırılır. 1961’de Cemal Gürsel bazı cezalara ara verdirir ve kısmi af çıkar. 1964’te Celal Bayar serbest bırakılır, yaşından dolayı idam edilmemiştir. 1966’da tekrar af yasasıyla DP’lilere kamu hakları verilir, 1964 anayasa değişiklikleriyle siyasi haklara da kavuşmuşturlar. 3 Ağustos 1960’ta orduda EMDNSU (emekli inkılâp subayları) olayı olarak bilinen tasfiyeler gerçekleşir. 25 fiili hizmet yılını dolduranlar hükümet tarafından emekliliğe sevk edilir. 235’i general ve amiral olmak üzere 5000 subay tavsiye edilir. Bunun yapılmasının nedeni, MBK’nin ordu üstündeki hâkimiyetinin güçlendirilmeye çalışılmasıdır. Genelkurmay başkanı Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 10 Ragıp Gümüşpala’da kendi getirmiş oldukları bir isim olmasına rağmen tasfiye edilir yerine Cevdet Sunay getirilir, daha sonra 5.cumhurbaşkanı olacaktır. Ragıp Gümüş Pala ise ilerde Türk siyasal yaşamı için önemli partilerden biri olan AP’nin (adalet partisi) kurucusu olacaktır. Yeni hava kuvvetleri başkanı da Drfan Ta nsel olacaktır. Bu dönemin diğer bir önemli olayı da üniversite tasfiyesidir. Daha önce de 1933’te geniş çaplı bir tavsiye gerçekleşmişti; darülfünun tasfiye edilip yerine Dstanbul üniversitesi kurulmuştu. Yine 1945’ten sonra Ankara üniversitesinin solcu öğretim üyeleri tavsiye edildi. DP döneminde 19552te A.Ü rektörü hükümeti eleştirip merkeze alınınca bütün rektörler istifa etmişlerdi. Bu dönemdeki tasfiyeler 147’ler olayı olarak anılır. Ekim 1960’da gerçekleşir, bu olay önemlidir; aydınların askeri darbe ile aralarını açar. Tembel, yeteneksiz, reform düşmanı iddiasıyla 147 kişi atılır. A.Ü rektörü Turhan Feyzioğlu ile D.Ü rektörü istifa ederler. Ordinaryüs prof Ekrem Suat Egeli, Ali Fuat Başgil, ord. Prof Recai Okan, Sabah Eyüboğlu, Tarık Zafer Tunay, Mina Urgan, doç. Dsmet Giritli, Haldun Taner gibi isimler uzaklaştırılırlar. Solcu ve sağcı ayrımı olmadan uzaklaştırılırlar, bunlar 28 Mart 1961’de geri döneceklerdir. 147’ler olayı ile sivil kesimler ve MBK arasında kırgınlıklara yol açacak. Bu arada ordu içinde yükselen güçler vardır bunlar MBK’ sini yalnızlığa sürükler. 1960 darbesinde düşük rütbeli subaylar generallerini çiğnemişlerdir. Bu sebeple yüksek rütbeliler bir daha böyle bir olayın gerçekleşmemesi için örgütlenmeye giderler. Tekrar hiyerarşinin bozulmaması için gizli bir örgüt olarak silahlı kuvvetleri kurarlar. Bu örgüt yavaş yavaş gücünü hissettirmeye başlar. 1961’de Drfan Ta nsel’de bu örgütün yanında yer alınca MBK görevinden uzaklaştırır, yurt dışına sürgüne gönderilmesini silahlı kuvvetler engeller. Darbeler birbirinden farklıdır. 60 darbesi demokrasinin önünü açar, yoksul halkın siyasete katılmasını sağlar. Bu özelliğiyle 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinden ayrılır. Türk ordusu 60 yılının başında evrim geçirdi, 1971’de 9 Martçı ve 12 Martçı subayları kendi içinde hesaplaşmaya götürende bu evrim sürecidir. 1960 darbesi demokratik, sol bir darbe gibiyken 12 mart ve 12 eylül darbeleri açık biçimde sağ darbelerdir. 1950’den sonra ordu siyasete etkili bir güce kavuştu, ordu yardımlaşma (oyak) kurulu ile de ekonomide iyi bir yer edindi. Dolayısıyla da yüksek komutanlar kademesinde görüşler değişti, reformcu değil muhafazakâr bir görüntüye kavuştu. Darbenin ılımlı kanadı sivil yaşamı istiyordu. MBK halkın sıkıntılarını biliyordu ama çözümlerini bilmiyordu. Yeni anayasa için kurucu meclis fikirleri gündeme geldi. Kurucu mecliste DP hariç tüm partiler var. Dsmet Dnönü sivil yönetim için baskı yapıyor, seçimlere gidilmesini söylüyor. MBK subaylarının ekonomik ve siyasal bir programları yok, darbeyi yapmışlar ama programları olmadığı için sorunları çözemiyorlar.7 Aralık 1960’da MBK tarafından kabul edilen yasa ile kurucu meclis kurulur. Kurucu meclis iki bölümden oluşur; 1. Temsilciler Meclisi 2. MBK’ dır. MBK anayasa yapma sürecinde kendisinin de etkili olmasını ister. Temsilciler meclisi meslek örgütlerinin temsilcileri ve parti üyelerinden oluşur. 12 mayıs danışma meclisi ile 27 mayıs temsilciler meclisi farklıdır. 27 mayısçılar halkın temsiliyet oranını yaygın tutmaya çalışmışlar oysa 12 eylülcüler ise daraltılmaya çalışılmış. Asker oranları da farklıdır. 1960’da askerlerin oranı %8.83, danışma meclisinde ise %15.56 ya kadar çıkar. Bir başka fark askerlerin rütbeleri üzerinedir. T.M’de %8.8 oranda generallerin payı %5.15’ken diğerinde ise %15.56 içinde generallerin oranı %12.57’dir. T.M’de askerlerin ve rütbelilerin oranı düşüktür. T.M’de temsil oranı arttırılmaya çalışılırken, D.M’de böyle bir çaba yoktur. T.M’de DP yer almadığı için diğer büyük partiler büyük ölçüde yer tutarlar. Temsilciler meclisinde mülkiyet sınıfını temsil eden muhafazakârlar, ülkeyi toplumsal ve siyasal bakımdan değiştirmek için tek parti rejimini savunanlar vardır. Dolayısıyla 61 anayasası bir uzlaşmayı gösterir. Artık insan ve mülkiyet hakları ekonomik ve Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 11 sosyal programlarda yer alacaktır. 61 anayasasında reformcu kanatlar ve muhafazakâr kesim özdeşleştiriliyor. 4.5 ayda hazırlanıyor ve 9 Temmuz 61 de halkoyuna sunuluyor. %61 kabul oyu alıyor, 82 anayasası ise 692 kabul oyu alacaktır. 61 anayasasında DP çizgisindekiler anayasa aleyhine propaganda yapıyorlardı. 61 anayasası 50–60 arsı döneme bir tepkidir, dolayısıyla getireceği kurumlar bu dönemin olumsuzluklarını törpülemeye yönelik kurumlar olacaktır. Oluşturulan çok sesli ve çoğulcu yapı bu anayasayla güvence altına alınırsa kalıcı olabilir diye iyimser bir görüş söz konusudur. 61 anayasası çoğulcu yapıyı öngören temel güvenceleriyle (sosyalizme ve Dslami düşünüşe kapalı bir çoğulcu yaklaşım) egemenlik anlayışında önemli bir değişiklik yaratıyor. 24 anayasasında milletin yegâne ve hakiki temsilcisi TBMM’dir, ulus adına egemenlik hakkını kullanır. 61 de bu değişir, TBMM egemenliğin tek kullanıcısı olmaktan çıkar. Anayasa mahkemesi gibi kurumlar var. 61’de millet egemenliğini anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organlar aracılığıyla kullanır. . Anayasa mahkemesi yasaların anayasaya uygunluğunu biçim ve içerik yönünden denetleyebilir. Bu uygulamanın nedeni ise, meclise herhangi bir partinin çoğunluğu olduğunda oyların büyük bir kısmıyla TBMM temsilinin ve her istediğini yapmanın önüne geçilmesidir. Hâkimlerin ve savcıların özlük işlerinin düzenlenmesi içi hâkimler ve savcılar yüksek kurulu kurulacaktır. Yargının bağımsızlığı önemlidir, eğer hâkimler siyasi iktidara bağlı olurlarsa kararları da taraflı olacaktır. 61 deki çoğulcu model çok tepki çeker. Süleyman Demirel bu anayasayla ülke yönetilmez der. 61 anayasası liberal ve demokratiktir. Asıl şanssızlığı kendisini benimseyen parlamento çoğunluklarının eliyle yürütülmek zorunda kalır. Anayasayı yıpratan başka sorun ise seçim sistemidir. Daha önceki çoğunluk sistemiyle temsiliyet tam anlamıyla yaşanmıyordu. 61’de temsil sistemi getirildi buna göre her parti aldığı oy oranında milletvekili çıkaracaktır. Yani hiçbir oy boşa gitmez. Halkın tüm kesimleri temsil ediliyor, olumsuz yanı ise küçük partilerinde önemi artar ve siyasal istikrarsızlığa neden olur. Asıl sorun toplumun ideolojik bölüşümüdür. 65–73 adalet partisi tek başına iktidar olacak. 6 Ocak 1961’de kurucu meclis başkanı Rauf Orbay çalışmalara başlıyor. T.M göreve başladıktan 1 ay sonra siyasi partilere faaliyetleri için izin veriliyor. Öncesinde CHP, CKMP (cumhuriyetçi köylü millet partisi) yanı sıra birçok yeni parti kuruluyor. 11 Şubat 1961’de Adalet Partisi, 13 Şubat 1961’de Türkiye Dşçi Parti si kuruluyor. AP’nin başkanı Ragıp Gümüşpala ve TDP’in başkanı da M. Ali Aydar’dır. 1961’de MBK Drfan Tansel’i görevden almak istemişti fakat silahlı kuvvetler bunu engellemişti. Bu olay gerçek gücün silahlı kuvvetlere ait olduğunu gösterir. Orduda ipler generallerin eline geçmiştir. Ddamlara da Dsmet Dnö nü ve Cemal Gürsel karşıdır ama silahlı kuvvetler birliği etkili oluyor. Ddamlar Türk siyas etin de kamplaşmaya yol açıyor; dışişleri bakanı, maliye bakanı ve başbakanın idam edilmesi siyasi bakımdan hiç hoş değildir. MBK güç kaybediyor. MBK üyeleri 25 Ekim 1961’de doğal senatör olacaklardır. Ömür boyu senatör kalabilme hakkına sahiplerdir. Anayasa kabulü ile 15 Ekim 1961’de genel seçimlere gidiliyor. DP çizgisi ikiye bölünmüş durumda YTP ve AP olarak bölünmüştür. Seçim sonuçları; AP %5 oy ile 158 milletvekili çıkarır, YTP %13,9 oy ile 65 milletvekili, CKMP %13.7 oy ile 54 milletvekili çıkarır. CHP oy oranı ise 57 seçimlerinden daha azdır %36,7 ile 173 milletvekili çıkarır. Cumhuriyet senatosu için yapılan seçimler çoğunluk esasına göre yapılır. AP %35,4 senatör sayısı 71, CHP %37,2 senatör sayısı 36, CKMP 16, YTP 27 senatöre sahiplerdir. Bu geçiş dönemi sancılıdır. DP geleneğinden gelen partiler üzerinde bir baskı vardır. DP geleneği üzerinden AP devam edecektir. Üzerinde baskı vardır. Cemal Gürsel devlet başkanı sıfatını kullanır. Cumhurbaşkanı seçimlerinde AP’liler Cemal Gürsel’i desteklemek zorunda kalırlar. Seçim sonuçlarına göre tek parti hükümeti mümkün değildir bu nedenle koalisyonlara gidilecektir. CHP başında Dsmet Dnönü vardır. CHP v e AP koalisyonu kurulur faka AP zorla kurar. Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 12 61’de DP oyları AP ve YTP arasında paylaştırılmıştır. Ege ve Akdeniz’de AP DP oyunu bile geçer. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da YTP güçlüdür. YTP geri kalmış bölgelerde AP ise metropol şehirlerde başarılıdır. CHP-AP 1.Dnönü koalisyon hükümeti kurulur. 1954–1961 Dktisadi Gelişmeler; Savaşın sonundan itibaren dış ticaret rejiminde liberalleşme sürecine girilmiştir. 54’te tıkanıklıklar başladı, ihraç mallarına talep düştü, dış kaynakların belli bir düzeyi aşması Türkiye’nin dış ticaretinde dengesizlik meydana getirdi. Bu dönemde dışa bağımlı gelişme çizgisi sürüyor fakat 1953’e kadar uygulanan yöntemlerden vazgeçilmiş. 1946–1953 arası liberal, dışa açık bir ekonomi dünya pazarlarıyla eklemlenme süreci vardı. 54’ten itibaren tekrar geriye dönülecek, gümrük vergileri yükseltilecek, ithalat kotaları koyulacak, kambiyo denetimleri ile ithalat kısılmak zorunda kalınıyor. Dthalat ve ihracat farkı açılıyor, iktisadi kriz oluşuyor. Dthalata yeni sınırlamalar getiriliyor bu nların sonucunda 1953–1958 arasında ithalat %40’dan daha fazla düşmüştür. 4 ağustos 1958’de devalüasyon oluyor ve dolar 2.2 kat değer kazanıyor, bunu yapmanın amacı ihracatı arttırmaktır, paranın değeri düşünülüyor. 4 ağustos kararları ile dış ticaret konulan sınırlamalar azda olsa kalkıyor. Bütçe açıklarının daraltılması için kamu işletmelerinin ürettikleri mallara zam yapılıyor ve bunun karşılığında 600 milyon dolar borç erteleniyor. Dolayısıyla bu batının isteği gibi görülüyor. Dthalat sınırlamaları biraz genişletiliyor ve 359 milyon dolarlık yeni borçta sağlanıyor. 1954–1961; milli gelir büyüme hızı diğer döneme göre düşmüştür %3,7’dir. Bunun içinde sanayinin payı %4,3, tarımın payı %1,8. sanayi daha hızlı, tarımda ithalata kota konuşunca yerli sanayi sıçrama yapıyor. Milli hâsıla içinde payı 1953’te %14’ken bu dönemde %18’e yükselmiştir. DP iktidara gelirken siyasal ve ekonomik bakımdan liberal bir politikaya sahipti. Fakat 1954’te geri dönmek zorunda kaldı. Ekonomik koşullardan dolayı geri dönüyor. Kontrollü bir dış ticaret dengesi kurmaya çalışıyor, ithal ikamesi politikalar uyguluyor. Dış ticaret bu dönemde geriliyor. 1954 öncesi ithalatın %20-25’i tüketim malıyken bu dönemde %10’dur. DP kamu yatırımlarını daha da arttırmak durumunda kalıyor; enerji, kömür, demir ve şekere ağırlık veriyor. Özelleştirme politikalarıyla geliyor ama kamu yatırımları artıyor. Özel sektör güçlü değil. Kamu yatırımlarının milli hâsılada payı artarken özel sektörde gelişiyor. birbirlerini tamamlıyorlar. Ücretli ve maaşlıların gelirleri %7,8’e kadar yükseliyor. 1946–1953 yıllarında ithalat serbesttir ve malları dağıtan ticaret burjuvazisinin altın yıllarıdır. 54–61 arasıda sanayi burjuvazisinin altın yılları olacaktır. Siyasi tarih: 61 seçim sonuçlarının gösterdikleri, milletvekilleri v senatoda CHP birinci AP ise ikinci parti. AP’den sonra P diye devam ediyor. Hiçbirisi çoğunluğa sahip değil. Anayasa kabul edilmiş, genel seçimler yapılmış, parlamento açılmış ve sivil yönetime geçilmiş bu çok kolay olmuyor. Ordu içindeki bir takım subaylar iktidarın sivillere devrine karşı çıkıyor. TBMM açılmadan üç gün önce, 10 general ve 28 albay toplantı yapmışlar ve 21 Ekim protokolü olarak anılan bir belge imzalamışlar. Bu protokolde savunulan iktidarın sivillere bırakılmamasıdır. Türk silahlı kuvvetleri mensupları TBMM toplanmadan önce duruma müdahale edecek ve iktidarı milletin hakiki temsilcilerine verecektir. Bu protokolde milletin gerçek temsilcisinin TBMM olmadığı vurgulanıyor, siyasi partilerin faaliyetlerinin yasaklanacağı MBK’nin kapatılacağı kararları yer alıyor fakat başarılı olunamıyor. Parlamento açılmadan bir gün önce parti liderleri 27 Mayısa karşı çıkmayacaklarını, yassıada mahkemelerinin kararlarının affına izin verilmeyeceğini, cumhurbaşkanı seçimleri için Cemal Gürsel’den başka aday çıkmayacağına dair bir protokol imzalarlar. TBMM’nin ilk gündem maddesi cumhurbaşkanı seçimidir ve bunalımda başlar. Bir gün önce başka aday Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 13 olmayacağına dair protokol imzalayan Ap anayasa profesörünü önerecek CHP ile koalisyon kurmak istemeyecek ve ordunun baskısıyla karşılaşacak. AP ilk başkanı eski genelkurmay başkanı Gümüşpala’dır, Gümüşpala’yı seçmesinin sebebi orduyla iletişim kurmaktır. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel seçilir, meclis başkanı Suat Hayri Ürgüplü’dür. Senato başkanı da Suat Sürmen olacaktır. Gürsel’in CHP-AP koalisyonunu kurma görevini Dnönü’ye vermesi darbe sebebini kaldırmıştır. 20 Kasım 61’de 1. Dnönü koalisyon hükümeti kurulur ve 1 Haziran 1962’ye kadar sürecektir. Bu iki parti Türk siyasal yaşamının iki ana hareketidir. Dki farklı akımdır birisi devletin bürokrasisidir diğeri de halka yayılan bir harekettir. Bu ilk koalisyon hükümeti 6–7 ay sürecek, iki akım arası çatışma büyüyünce son bulur. Bu sefer beklenen CHP dışında bir koalisyon hükümetidir fakat gerçekleşmez. 2 Haziran 1962–2 Aralık 1963 2.Dnönü koalisyon hükü meti kurulmuş, AP çekilmiş. YTP ve CKMP CHP’ye destek verecekler. 17 Kasım 1962’de yerel seçimler var. Bu seçimin sonuçları yükselen gücün AP olduğunu gösterir. AP yerel seçimlerde %45.87 oy almayı başarmıştır CHP ise &37’sini alıyor. YTP %6,5 CKMP ise %2,6 oy alıyor. CHP genel seçimlerdeki oyunu koruyor, AP yükseliyor. AP bu oy oranı ile 42 ilde belediye seçimlerini kazanır. CHP 23 ilde YTP ise sadece 1 ilde kazanır. YTP ve CKMP zayıflarlar. s. Dnönü koalisyonu da çöker. Nedeni, YTP, CKMP, AP aynı seçmene hitap ediyorlar. YTP ve CKMP oylarının gerilemesini koalisyona bağlarlar ve çekilirler 25 Haziran 1963–13 Şubat 1965 arasında 3. Dnönü hük ümeti vardır. CHP’nin yanında parti kalmamasına rağmen hala CHP koalisyon kurmaya devam ediyor. Geçiş dönemindeki ordudaki CHP eğilimli bağımsızların katılımıyla koalisyon hükümeti kuruluyor. YTP de dışardan destek veriyor fakat girmiyor. Koalisyona girmeme nedeni olarak Kıbrıs meselesini gösteriyor. 1959 Zürich-Londra anlaşmalarıyla Kıbrıs’ı üç devlet garantöre almıştı. Fakat bu sistem işlemiyor, Rumların bir takım silahlı eğilimleri oluyor. 1964 Haziranda senatoyu kısmi yenileme seçimleri var. AP bu kez oyların yarısından fazlasını alır. 51 senatörlükten 31’ini kazanır. Senatörlerin üçte biri değişir. 1965 Şubatında bütçe görüşmeleri sırasında 3. Dnönü hükümeti düşürülür. Yani bütçesi kabul edilmez ve otomatik olarak düşer. CHP’nin koalisyon hükümetleri kurduğu sırada içte de gelişmeler vardır. 14’ler geri dönmeye başlamıştır. MBK’nin aşırı kanatları dönmeye başlayınca orduda hareketlenmeler başlar. 22 Şubat 62’de 500 subay ve 8000 askerin katıldığı bir ayaklanma olur, başında Talat Aydemir vardır. Bu ayaklanma bastırılır ve 69 subay görevden alınır. 20–21 Mayıs 1963’de geniş bir çevreyle bağlantı kurularak, yargılamalar sonucunda Talat Aydemir ve 6 arkadaşı ölüm cezasına çarptırılır ve bütün harp okulu öğrencileri atılır. Talat Aydemir’de eski harp okulu başkanıdır. Onbaşı fethi Gürcan ve Alpay T:Aydemir idam cezasına çarptırılır. Diğerlerinin cezaları 66’daki af yasasıyla kalkar. 27 Mayısla başlayan süreçte 2 ana eğilim konusu tartışılmaktadır. Birincisi Türkiye’nin toplumsal yapısı batılı anlamda bir demokrasinin işlemsine elverişli değildir diyor. Dkinci eğilim ise öncelikle ekonomik ve sosyal sorunların çözüme kavuşturulmasının gerekli olduğunu savunuyor ve bunun için de çok partili, batıcı siyasi modellere bağlı olmamak lazım diyorlar. Bu bir anlamda tepeden aşağı bir devrim modelidir. Batıda birey vardır, oysa bizde birey olamamışlar var toprak ağasına bağlı kişiler var. Bu görüş haksız değil ama yönetimi tepeden inmedir. 1-jön Türkler, Dttihat ve terakki, müdafii hukuk ve CHP’nin olduğu çizgide halka rağmen halk için gibi bir anlayış söz konusudur. Reform için demokrasicilik oynamaya gerek yoktur Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 14 2-Prens Sabahattin, Hürriyet ve Dtilaf, Terakki Per ver Cumhuriyet fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası DP ve AP olarak devam eder. Bunlarda Türkiye’de demokrasi için köklü reformlara gerek yoktur diyor. Türkiye’de siyasetin sağında ve solunda partiler vardır. Kemal Tahir’e göre ikinci görüş sağdır çünkü halka yakındır.61-67 yön dergisi birinci eğilimin en önemli temsilcisidir. Devrim dergisidir, kapitalist olmadan kalkınma yolunu savunuyorlar. Derginin başında Doğan Avcıoğlu vardır. Bu yön grubu üyeleri sol darbe peşindeler. Hedefleri toplumsal yapıyı değiştirmektir. Askeri darbeyle toplumsal yapının değiştirileceği düşüncesi o dönemde aydın kesimlerinde bile hâkimdir. Bütçe görüşmeleriyle 3. Dnönü hükümeti düştükten so nra 61 seçimlerinden sonra beklenen AP-CKMP-YTP ve Millet Partisi koalisyon hükümeti kurulur. Dnönü geçiş dönemi başbakanlık görevini başarıyla tamamlamıştır. Başbakan Suat Hayri Ürgüplüdür. Başbakan yardımcısı da AP yeni başkanı Süleyman Demirel’dir. Henüz milletvekili seçilememiştir, umulmadık bir biçimde gelir. Saadettin bilgiç’in genel başkan olması beklenirken Süleyman Demirel sürpriz oluyor. AP yükselmesi, Türkiye’nin dış ilişkilerinde ABD’nin işine gelir. Böylece Türk siyasetinde daha aktif bir rol oynayabilir. 60’lı yıllar Türkiye’de anti, amerikan’cı dalganın yükseldiği yılardır. Kıbrıs sorunu temel meselelerden birisidir. ABD ve Türkiye arası uyuşmayan politikalar var. ABD başkanı Türkiye’ye mektup yazıyor ve Kıbrıs’a müdahale edilirse Sovyet saldırısında yardım etmeyeceğini söylüyor. Bu mektubu Cüneyt Arcayürek yayınlıyor. 60’lı yılların ikinci yarısında 1968’de tüm dünyada üniversiteli gençler ayaklanıyor. Türkiyede’de antikapitalizm anlayışı doğuyor. Yön dergisinin tirajı 30.000’dir. Amerikan karşıtlığından çıkıp sosyalizme eğilim vardır. TDP etkilidir. Türkiye’nin ABD ve NATO ilişkisi sorgulanmaya başlar 20 Şubat–10 Ekim 1965 arasında AP koalisyon hükümetinin kurulması ordu yüksek komite kademelerinde AP’ ye karşı bakışı değiştirir. 1966 seçimlerinde ordu ve AP arası ittifak bile vardır. Cevdet Sunay ordunun adayıdır ve seçilir. AP ve CHP gerilimi de ittifaka dönüşmüştür. 10 ekim 1965 seçimleri AP’nin büyük zaferi ile biter. Milli bakiye sisteminin uygulandığı seçimlerde oylar bölüşülüyor sonra tekrar bölüşülüyor ve hiçbir oy boşa gitmiyor. AP %53ile 240, CHP 28.7 ile 134, millet partisi % 6 ile 31, YTP 3.7 ile 19, TDP %2.9 14,(14+1 milletvekili, 1 kişi Çetin Altan’dır bağımsız milletvekili olur), CKMP %2.2 oyla 11 milletvekili çıkarır. Çok sesli bir parlamento var fakat tek parti hükümeti kurulmuştur. Bu seçimde Türkiye’de bir ilk olarak sosyalistler milletvekili çıkarmıştır. 1968’De senato seçimlerinden önce milli bakiye sisteminden vazgeçilir. AP ege ve Marmara’da asıl başarısını gösterir. CKMP ve YTP, AP’nin başarısıyla hemen hemen siliniyor. CKMP’den Osman Bölükbaşı ayrılıyor ve Millet Partisini kuruyor. Dünya konjonktürü içinde Sovyet-ABD arsındaki soğuk çatışma yumuşamaya başlıyor. DP zamanında çok keskindi. Aralarının yumuşamasıyla AP Sovyetler ile ilişki kurabilecektir. Sovyetlerden yardım alır ve Türkiye’nin demiryollarını yapar. Dünya ekonomisi bu dönemde çevre ülkelerin büyümesine izin veriyor. Süleyman Demirel Ortadoğu ve Sovyet ilişkilerinde Adnan menderes göre daha şanslıdır. 61 anayasasıyla ülkeyi en uzun süre yürüten başbakan Süleyman Demirel olmuştur. 61 anayasası “siyaseti geliştiren kurumları güvence altına alan, ekonomik ve sosyal gelişmelere meydan verece bir yapıdadır” bu iki özellik birleşince siyaset farklı toplumsal güçlerinde katılımı sağlanmış olur. Bu dönem üretici güçlerin gelişme dönemidir, siyasete aktif katılım sağlıyorlar ve öğrencilerde siyaset katılıyor. Düşünsel olarak çok canlı bir ortam var. Emek ve sermaye çatışmalarına farklı yönlerden bakan partiler doğuyor. Mesela Tip kuruluyor. Milli selamet partisinin öncüsü olan milli nizam partisi kuruluyor. Toplumun beklentileri değişiyor. CHP oy kaybetmiş ve yeni bir açılım yapması Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 15 lazım, ülkede sol düşünce canlanıyor. CHP’DE oylarını yükseltmeye bakıyor. Dsmet Dnönü açıklama yapıyor “ortanın solundayız” diyor. CHP’de Bülent Ecevit güçleniyor. Bülent Ecevit koalisyon hükümetlerinin çalışma bakanıdır. Bülent Ecevit zamanında işçiye grev-sendika hakkı veriliyor, bu yüzden işçiler severler ve bunun etkisiyle Dsmet Dnönü bu açıklamada bulunur. Sosyalizm fikri genişliyor. CHP’de o tarafa açılım yapmak istiyor, dünya konjonktürüne uygun bir yol izliyor. Soğuk savaş yumuşamıştır, sert döneminde bu itiraz partiler kurulamazdı. Dsmet Dnönü’nün ortanın solun dan kastettiği devletçilikle özdeşleştiriliyor. 6 ilkemizden birisidir diyerek açıklıyor. AP bu açıklamaya karşılık, ortanın solu Moskova yolu diyor ve her solcu komünist zannediliyor. Ortanın solu hareketinin önderi Bülent Ecevit 1966’da CHP genel sekreteri olacak. CHP içinde de bu hareket güç kazanacak. Türkiye’de ilk ve son defa 1972’de Dsmet Dnönü devrilecek ve Ecevit genel başkan olacaktır. AP partisi (1965–1971) iktidarı dış ilişkiler bakımından DP’ye göre daha uygun bir konjonktür sağlıyordu. CHP’nin ortanın solu açıklaması oy kaybının nedenlerindendir.13 Şubat 1961’de Türk-iş’e bağlı sendikacılar tarafından kurulan ve başkanı M. Ali Aybaş olan TDP programını Mustafa Kemal’in konuşmasına dayanar ak hazırlamıştır. 1 Aralık 1921’de milletçe bizi yıkmak isteyen emperyalizme karşı ulusal bir doktrin sergiliyor. Dlk kez sosyalistler parti kurmuşlar ve emperyalizm ve kapitalizme karşı program oluşturacaklar. Milli bağımsızlık ve egemenliğe vurgu yaparak, ABD ve NATO ilişkilerini sorgulayan bir programla başkanı 35milyon metre kare Türk toprağı işgal altında der. Bunlardan kastettiği ABD üsleridir. Üslerin kaldırılması, ilgili anlaşmaların iptali, bankaların devletleştirilmesi, gösteri ve örgüt hakkı, halktan yana toprak reformu, bankaların özelleştirilmesi gibi planları var. TDP 1965 seçimlerine AP itirazına rağmen girer ve milli bakiye sistemi sayesinde %3 oyla 15 milletvekili çıkarır. Muhalefetleri çok etkili olur. Tip’li milletvekillerine parlamentoda saldırılar devam edecek buna rağmen yasa tasarılarını kesmeyecekler. Toprak dağıtımı, işsizlik sorunu, petrolün millileştirilmesi, yabancı sermayeyi teşvik kanunun iptali, lokavtın kaldırılması, vergi yükünün emekçi sınıflardan sermaye ve toprak sahiplerine kaydırılması, köy ve bölge okulları açılması, ilkokul öğrencilerine parasız ders kitabı verilmesi ile ilgili yasa tasarıları verirler. Zamanla TDP’in kendi içinde de görüş ayrılıkları yaşanır. 1968’de Prag’da Sovyet egemenliğine karşı Çek ayaklanması yaşanır ve başkan buna büyük tepki gösterir. Ve giderek güç ve oy kaybına uğrar. 25 Temmuz 1971’de askeri müdahalenin arkasına da anayasa mahkemesi tarafından kapatılacaktır. 6–15 yıl arası değişen hapis cezasına çarptırılan yöneticiler 1974 affıyla çıkarlar. Sağda da yeni fikirler örgütlenme aşamasındalar. Dlk olarak 1969’da CKMP isim değiştirerek MHP olur. CMKP küçük toprak sahibi ve esnafların çıkarlarını savunur. 1965’te darbede yer alam Alparslan Türkeş ve arkadaşları da CKMP’ NE katılır ve müfettiş olur. CKMP adana kongresinden sonra MHP olarak değişir.1965 seçimlerinde %2,2 oy ile 11 milletvekili çıkarır. MHP’ye dönüştükten sonra 197’te milliyetçi cephe hükümetleri içinde yer almaya başlayarak oylarını yükseltecek. 1973’de 3 milletvekili çıkartırken 1977’de 16 milletvekiline ulaşacak. MHP’nin programında kapitalizm ve sosyalizm arası üçüncü bir yol denilen yeni bir devlet düzeninden bahsediliyor. Programlarını 9 ışık tablosunda ortaya koyuyorlar; 1. Milliyetçilik, 2. Ülkücülük, 3. Ahlakçılık, 4. Dlimcilik, 5. Toplumculuk, 6. Köycülük, 7. Hürriyetçilik, 8. Şahsiyetçilik, gelişmecilik ve halkçılık, 9. Endüstricilik ve teknikçilik Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 16 MHP kooperatif toplum yapısını savunur, Dtalyan faş ist partilerden etkilenmiştir. Türk toplumunu altı sosyal tabakaya ayırarak bunların içinde uyum olması gerektiğini söylerler. Türk-Dslam sentezi yapmaya başlarlar. 1930’larda Tü rkçü Turancı hareketlerde yer alanlar Dslamcılığa soğuk bakarlar; din aracılığıyla Arap k ültürünün Türk kültürünü değiştirdiğini, Türklerin gerçek dinini olan Şamanizm’e geri dönülmesini savunurlar.1944’de yargılanan Nihal Adsız bu düşünüşün öncülerindendir ve MHP içinde yer almayacaktır. MHP’nin Türk- Dslam sentezine kayması 1930 ve 1940’lı yıllardaki Türkçülük anlayışından kopuş oluyor, bu senteze kayarken içlerindeki Şamanları da tavsiye ediyorlar.1969 seçimlerinde AP birincidir. Dktidarının avantajları vardır, batı Avrupa’ya gide n işçiler var bunlar ülkeye döviz getiriyorlar, iyi giden havalar da bol ürünü getirecektir. Ve Türkiye’de montaj sanayi gelişir. Bütün bunlar ekonominin canlanmasına neden olur menderes’in ilk dönemlerindeki bolluk geri gelir. Eskiden lüks olan tüketim malları artık ihtiyaç haline gelir. Bir ekonomide arz var fakat talep yoksa kriz yaşanır, alım gücünün artmasıyla talep artar. Sendikal örgütlenmelerin önünün açılmasıyla alım gücü artmıştır. AP iktidarı bolluk ve zenginliğin arttığı dönemdedir ve düşünsel olarak çok canlı bir ortam vardır. Almanya ve Fransa’dan başlayıp tüm dünyaya yayılan gençlerin içinde bulundukları yönetim sistemine isyanlar başlar. Bu Türkiye’ye de yansır. Fakat Türkiye ve Yunanistan açısından sonuçları çok farklı olacaktır. Yunanistan da bir üniversite basılır ve öğrencileri öldürülür. Türkiye’de ise idamlara sebep olacaktır. Üniversitelerde hızlı kalkınma anlayışında olan, ileri gitmek isteyen, kalkınma olmazsa bağımsızlığın olmayacağını savunan radikal öğrenci kesimleri var. Dsmet Dnönü bunları haklı bu lurken, Süleyman Demirel “yolar yürümekle aşılmaz” diyor. AP uygulamaları Süleyman Demirel’in bu sözündeki demokrasiyi kapsamaz. Ekonomik gelişme ve genişlemeler, bağımsızlık kavramları halkta yankı bulamayınca parlamento dışı muhalefete gidilir. Dri öğrenciler diğeri işçiler olmak üzere iki önemli muhalefet varır. Dşçiler toplumsal sınıf ve öğrenci ler de toplumsal tabakadır. Bunlar siyasetin yeni ve dinamik unsurlarıdır. Öğrenciler DP zamanında etkili olmaya başlamıştı, işçiler 61 anayasasının sağladıkları ile etkili olacaklar.12 Şubat 1967’de Türk-Dş’ten kopan işçilerin örgütlendiği yeni bir konfederasyon olan DDSK kurul ur. 15–16 Haziran 1970’de Türkiye en etkili gösterilere sahne olacak. AP milletvekili DD SK’i kapatmaya yönelik yasa önerisi getirir. DDSK’te tüm üyelere kitlesel gösteri çağrısı yapar. Dstanbul, Kocaeli gibi kentlerde işçiler gösteriye başlarlar ve yüz binlerce işçi yollara dökülür AP yasa önerisini geri çekmek zorunda kalır. Siyasetin diğer önemli unsuru öğrenciler, 60 öncesi sağ-sol bölünmeden toplu hareket ediyorlardı. 60 sonrası düzen yanlısı sağ, düzen karşıtı sol öğrenciler olarak ayrılırlar. TDP’li öğrencilerin F.K.F (fikir kulüpleri federasyonu) kurması öğrenci gruplarının siyasallaşmasını getirir. 1969’da bir başka grup DEV-GENÇ (devrimci gençlik) dernekleri federasyonları çabalarıyla bütün öğrenciler içinde yayılır. Dlgile ndikleri temel meseleler; eğitim sistemine yönelik tepkiler, bağımsızlık ve kalkınma gibi unsurlardır. NATO-ABD ilişkileri gözden geçirilip kalkınma modelinin değişmesini isterler. AP her görüşün parlamento da olmaması için seçim sistemini değiştirir. Bu görüşler parlamentoya yansımayınca muhalefetler parlamento ve yasa dışı yolara kayarlar. 1968’de üniversite liderleri giderek geniş öğrenci yığınlarından koparlar ve farklı yollara giderler. Bu liderlere suikastlar başlar, şiddet içeren yollara gidilmeye başlanır. Solcu radikali kesimlerin büyük kısmı Filistin’e giderler. 12 Mart 1971’de askeri müdahale gerçekleşir. Diğer darbelerden farklıdır; parlamento feshedilmez yeni bir hükümet kurulması için hükümete muhtıra verilir. 12 Marttan önce sol darbe hazırlığı var; generallerinde içinde olduğu Yön dergisiyle işbirliği içinde olanlar 9 Martta planlarlar fakat darbe girişiminde bulunmazlar. Hava ve kara kuvvetleri başkanları da saf değiştirir ve 12 Martçıların içinde yer alırlar. Bu 12 mart darbesi Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 17 Süleyman Demirel ve AP’ ye karşı yapılır fakat bundan en karlı onlar çıkarlar. Süleyman Demirel’in eleştirdiği anayasal özgürlükler ortadan kalkar. Sağcı öğrenciler de hür düşünce kulüpleriyle örgütleniyorlar. 12 Mart döneminde hayatını kaybeden çok sayıda öğrenci vardır. 12 Mart 1971 genelkurmay başkanı ve kara kuvvetleri komutanının muhtırası ile ortaya çıkan hareket, 61 anayasasının özgürlükleri genişleten maddelerini daraltıyor. Bu olaydan en zararlı çıkanlar CHP’den ayrı örgütlenen sosyalist gruplar olacaklar. AP siyasi ve ekonomik görüşüne karşı çıkan aydın, genç, subay kesimi ve işçilerin içinde dinamik muhalefet olan sosyalistler durdurulur. 9 Martta planlanan darbede Milli Devrimci Gelişme adını verdikleri planın gerçekleşmesini istiyorlardı, ABD ile yakın ilişki olmadan bunu gelişmeyi istiyorlar. Bu girişim olarak kalacaktır, Mahir Kaynak ihbar eder ve 12 Mart darbesini tam tersi sürecinde başlatır. Muhafazakâr Türk parlamentosu rejiminin pekiştirilmesini sağlar.12 Mart egemen güçlerin yönetici seçkinler arasında bir nöbet değişimidir. Bu darbeyle ilk iş ordudaki solcu subayların tavsiyesidir. Hükümetin uyguladığı kapitalist gelişme programına karşı olanlar 9 Martçılarında içinde olan Uğur Mumcu, Doğan Avcıoğlu asıl kaybedenler oluyorlar. 12 Mart darbesi ilk önce yumuşak bir harekettir. Fakat 17 Mayıs 1971’de Mahir Çayan ve arkadaşları Dsrail’in Dstanbul başkonsolosunu kaçır ıp öldürmesiyle aydınlar, öğrenciler ve sendikacılar üzerinde yoğun bir baskı başlar. O dönemin siyasal bilgiler dekanı mümtaz soysal 6 yıl hapse mahkûm olur.12 Mart generalleri; genelkurmay başkanı Faruk Gürler, Muhsin Batur ve Cemal Eğicioğlu’dur. Hükümet düşüyor fakat parlamento kapanmıyor. Teknokratlar kabinesi oluşturup sorunlara çözüm aranıyor. Başbakan olarak CHP’DEN istifa ettirilen Nihat Erim seçilir. Ve 1. Erim hükümeti kurulur; 5 AP’li 3 CHP’li başkan, 1 MBK üyesi ve 14 teknokrattan oluşan bir hükümettir ve 8 ay görevde kalır. Bu teknokratlar parlamentodan reformları geçirmeyecekler. Adalet partisi meclis çoğunluğu 61 anayasasının geriye götüren hükümlerini kabul eder ve 3 idamı da onaylar. Deniz gezmiş, Yusuf aslan, Hüseyin inal anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüsten idam edilir. Bu Türkiye açısından olumsuz sonuçlar doğurur, kamplaşmayı keskinleştirir. AP meclis çoğunluğu ekonomiyi rahatlamayı hedefleyen toprak, eğitim, maden, enerji, maliye ve yönetim alanlarındaki reformlara direniş gösterir. Ve 11’ler olayı olarak anılan olay gerçekleşir, 11 teknokrat istifa ederler, bunlar biraz sola yakındır. 1970’lere doğru dünyada ekonomik bunalım başlar Türkiye’nin ekonomik yapısal sorunları var ve dünya bunalımıyla da ortaya ekonomik bunalım çıkıyor, bunalımı emekçi halk kesimlerine yükleyerek düzeltmeyi isteyen bir model öne sürülür. A;P kararlarını harekete geçirebilmek için işçilerin elinden bir takım hakların alınmasını öngörüyor. Bunalımın ikinci bir nedeni ABD kuzeydoğu Akdeniz de istikrarlı bir rejim arıyor oysa Türkiye’de 60’ların ikinci yarısından sonra ABD karşıtlığı yükselmiş durumdadır. 12 Marttan sonra ABD aleyhine yapılan gösteriler suç sayılır. TDP, Milli Nizam Partisi kapatılır, meslek odaları, işçi sendikaları, öğrenci dernekleri kapatılır. Grev ve toplu sözleşme hakkı askıya alınır ve gerçek ücretler 1971-1974döneminde düşer. 12 Martın hedefi, yoksul halk kesimlerinin sesini kesmeye yönelik ABD’nin arkasında olduğu bir darbedir. Darbenin arkasında dış güçler, ABD ve NATO vardır. Sanayi ve ticaret burjuvazisi, büyük toprak sahipleri, ordu yüksek komuta kademesi ve parlamento çoğunluğu bu formül üzerinde ittifak etmiş görünüyorlar. 12 Mart Bülent Ecevit’in yükselmesini sağlar. Dsmet Dnönü ile anlaşmazlığa düşerler. Bülent Ecevi t genel sekreterdir ve 12 Marta destek verdiği için CHP’den istifa eder. 70’li yıllarda büyük yükselişinde önemli etkisi olmuştur. Süleyman Demirel Türkiye tarihinin en başarılı politikacısıdır 12 artı kendi çizgisine sokmayı başarır. 11’lerin istifası sonrası 2. Erim hükümeti oluşturulur fakat tamamen AP’ ye teslim elmiş durumdadır. 4 güvenoyu alır ve düşünce yerine Ferit Meren hükümeti kurulur. Hazırlayan: EMEL KUM Kamu Yönetimi 4 030423034 18 Anayasa’nın dörtte üçüne dokunulur ve 11 yeni hüküm getirilir. Temel hakların kullanılmasına yeni sınırlamalar getirilir. 1971–1973 anayasa değişiklikleri, gözaltı süresi 7 günden 14 güne çıkar, memurlara sendika üyeliği yaslanır, hükümete kanun gücünde kararname yapma etkisi verilmiş, yürütme güçlendirilmiştir. TRT özerkliği kalkar, üye seçiminde devletin etkili olduğu DGM (devlet güvenli mahkemesi) kurulur, üniversite özerkliğine dokunulur. Bunlar Süleyman Demirel ve Ap’nin savunduğu değişikliklerdir. Askeri darbe döneminden sonra 1972 ağustosta Faruk Gürler’in cumhurbaşkanı olma bekleniyor, orduda bu ismi istiyor. Cevdet Sunay’ın süresi bitmiştir. 1972’de Bülent Ecevit genel başkan olur; Dsmet Dnönü seçimi kaybedince is tifa eder ve senatör olur. AP ve CHP cumhurbaşkanı seçimi için anlaşırlar ve fahri Korutürk seçilir ve darbe süreci son bulur. Faruk Gürler’e AP karşıdır genelkurmay başkanlığından istifa eder ve senatör olur bu antidemokratiktir fakat AP Gürlerin asker oluşuna ya da bu hareketine karşı değildir. Asıl nedeni 9 Martçı subaylarla işbirliği içinde olması olabilir. 2 ana gelenek anlaşır ve ordunun isteklerinin önüne geçilir Korutürk seçilir fakat çok etkili değildir, nedeni Deniz subayı olmasıdır. Başbakan Naim Talu olur. AP, Cumhuriyetçi Güven Partisi ve bağımsızlardan oluşan hükümet kurulur. CGP ortanın solu açıklamasından sonra CHP’DEN kopanların partisidir. 1973 seçimleriyle Türkiye sivil yönetime geçer. Bu seçimlerde Türk halkı büyük bir sürpriz yapar ve CHP birinci parti çıkar. 450 sandalyeden 155 CHP, 149 AP kazanır. CHP çoğunluğa sahip değildir ve koalisyonlar başlar.