Genel Türkiye'nin Toplumsal Yapısı www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 1 Türkiye’nin Toplumsal Yapısı Dersi Türkiye’nin Toplumsal Yapısı Dersi Türkiye’nin Toplumsal Yapısı Dersi Türkiye’nin Toplumsal Yapısı Dersi Ders Notları Ders Notları Ders Notları Ders Notları Sosyal değişme; derece derece değişerek tahakkuk eder. Belirli bir dereceden sonrada bunun bütünü ile bir bünye değişikliği haline geldiği görülür. Onun için belirli anlarda toplumda bazı özellikler derece, bazıları da bünye farklılığı halinde göze çarpar. Hem yerleşmiş özelliklerin hem de derece derece değişmekte olanların ile geçiş halindeki toplum genelde bir fonksiyonel bütün halini gösterir. Araştırmacı için önemli olan bu düzeni hem bir yapı farklılığı hem de bir derecelendirme halinde ifade edebilme ve sosyal oluşumları izlemektir. İlkel, feodal ve modern temel yapılar ayrımı ve bunların değişim içindeki çeşitlenmelerini göz önünde bulundurduğumuzda her sosyal yapı, bu yapıyı meydana getiren sosyal müesseselerin, insan ilintilerini ve bunların karşılıklı münasebetlerinden doğan sosyal değerlerin birbirlerini etkiledikleri bir bütündür. Aynı zamanda sosyal yapının bir tarafının değişim diğer tarafının değişmeden kalmasına izin vermez. Değişik derecelerde de olsa sosyal yapı dediğimiz fonksiyonel bütünün her cephesi belirli yönlerde değişikliğe uğrar. Değişme sosyal yapının her tarafında zincirleme fonksiyonlar şeklinde kendini gösterir. Bir sosyal yapıya şeklini veren değişkenler ve özellikler 4 büyük grupta toplanabilir. Birbiri ile tam bir karşıt etkileşim içinde ve birbirine bağlı olan bu 4 öğe şöyle sıralanabilir. 1. Doğal kaynaklar ( ekolojik bir kominite, mekanda belirli bir yeri ve biçimi olan bir yerleşme şekli. 2. Bunları işlemek için kullanılan teknoloji 3. Nüfus ve özellikleri ( kendine has özellikleri olan nüfus kompozisyonu 4. Sosyal organizasyon Bunların hepsinin etkileşiminde doğmuş değerler sistemi; her toplum daima bir değişme halinde olmak la beraber birbirine bağlı ve tabii müesseselerin, ilintilerin ve değerlerin her zaman denge halinde kaldığı bir sistemdir. Yapının daha çabuk değişen yönleri ile daha yavaş değişebilen yönleri arasında verilen açıklığın ( GAP) durdurulmasını temin eder ve dolaysıyla çözülmeyi ve buhranı önleyen iki oluşum vardır. 1) Değişme çok yavaş olduğu zamanlar sık sık eski düzene has müesseseler ve değerlerin yeni yapı içerisinde yada yeni düzenli müessese ve değerlerin eski yapı içerisinde anlamlar, fonksiyon kazandığı tefsire uğradığı görülür. Göreli olarak daha hızlı ve daha geniş kapsamlı değişme hallerinde her iki temel yapıda da görülmeyen fakat oluşum içerisinde de beliren ve bütünleşmeyi mümkün kılan kurumlar ve ilintiler ortaya çıkar yada eski müesseseler yeni fonksiyonlar kazanır. 2) Değişim ve dönüşümün daha hızlı olduğu dönemlerde toplumsal tepkiler kendini toplumsal hareketler, çatışmalar şeklinde gösterir. Değişmenin buhransız olmasını sağlayan çözülmenin önüne geçen ve her iki yapıya da dahil olmayan bu yeni beliren müesseseler, ilintiler, değerler ve fonksiyonlar “tampon mekanizmalar” olarak ifade edilmektedir. Bu tampon mekanizmalar sayesinde sosyal yapının çeşitli yönleri birbiri ile bağlanır. Fonksiyonel bütünün parçası olmayan taraflar kaybolur. Bu şekilde toplumun orta hızda birleşme oluşumunda da göreli bir denge halinde kalması mümkün olur. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 2 Toplumsal yapı çözümlemesinde önemli olan unsurlar: 1) Doğal çevre a) Fiziki çevre b) Biyolojik çevre c) Coğrafi çevre 2) Sosyal Çevre a) Nüfus b) Sosyal hayat alanı 3) Birey / Fert 4) Kültür çevresi a) Statü b) Rol c) Kimlik d) Grup dinamikleri 5) Sosyo kültür çevresi a) Aksiyona ait aletler b) Temsili aletler c) Zihni aletler 6) Tabiat üstü çevre a) Dünya görüşü b) Duygu ve düşünceler Hakim Değerler Tabiat üstü çevre anlamlar dizisi Sosyo- kültür çevre Normlar Kültür Çevresi Asli elemanlar Doğal çevre Modernleşme Sürecinin Özellikleri Devrimci Aşmalı Karmaşık Küresel Sistematik Bütünleştirici Uzun Geri Dönüşü olmayan İlerici Değişim konusunda Mübeccel Kıray’ın görüşleri; Birbirine bağlı olan ve tabii olan bu 5 büyük değişkenler grubunda izlenecek farklı derecelenme ve çeşitlenmeler şöyle özetlenebilir: www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 3 1- Ekolojik ilintilen şekli ve hacmi 2- Kurumların farklılaşma, ihtisaslaşma ve örgütlenme dereceleri 3- Toplumda dışarıya açılma, dışarısı ile bağlantı kurma, bütünleşme şekli ve miktarı 4- İnsan ilintilerinde herkesin birbirini tanıdığı şahsi, yüz yüze temaslarda anonim ve gayri şahsi rollere dayanan ilişkilere geçiş derecesi 5- Mahalli ve dini olma özelliklerinin kaybolma derecesi Sosyoloji Kuramlarında Kuramsal İkilemler 1) İnsan hareketi – Toplumsal yapı 2) Uyuşma – Çatışma 3) Toplumsal cinsiyet – Cinsiyetsizlik 4) Belirlenim sorunu Toplumsal yaşam; ortak gereksinimleri karşılamak üzere belli temel işlevleri yerine getiren belirli yapılarla olanaklıdır. Bu temel işlevlerin neler olduğunu ve bunları yerine getirmekle görevli ne gibi yapı öğelerinin bulunduğunu görmek, bu öğeler arasındaki karşılıklı, düzenli bağları göstermek ve böylece toplumun yaşamında asıl olan durumun görelide olsa uyumlu bir dizge ( sistem ) durumu olduğunu belirtmek, toplumsal yapı olgusunu incelemeyi gerektirmektedir. Toplumsal yapının başlıca kurucu öğeleri; Nüfus, çevre, yerleşim, ekonomi, toplumsal sınıflar, siyaset, hukuk, eğitim, aile, din, ideoloji, ahlak, spor, sanat, vs. Temel Toplumsal İşlevler 1) Neslin sürdürülmesi 2) Yeni nüfusun toplumsallaşması 3) Yaşamın anlamı ve amacı 4) Mal ve hizmetlerin üretimi ve dağılımı 5) Dizenin korunması Bir Toplumun Başarması Gereken Sorunlar 1- Biyolojik üreme 2- Üretim ( iktisat sistemi ) 3- Rol dağıtımı 4- Statü Farklılaşması 5- Meşruiyet 6- İletişim 7- Hedef ve amaç sistemi 8- Duygu ve heyecanların düzenlenmesi 9- Sosyalleştirme 10- Sapkın davranışların kontrolü 11- Siyasi bütünleşme Yapısalcılar; bir şeyin hem birimlerine hem de bütünlüğüne ilişkin özellikleri ile birlikte ele alınması durumunda yeterince anlaşılabileceğini düşünürler. Yapı kavramı bir düzenin yada bütünün parçaları ve öğeleri arasındaki yasallık gösteren durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler olarak tanımlanabilir. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 4 Yapı kavramıyla ilgilenenler yasallık, biçim, zorunlulukla ilgilenirler. Bu bakış açısından bütünün parçalardan önce geldiği, parçalardan ayrı olarak kendi başına incelenmesi gerektiğini bununda olanaklı olduğunu iddia ederler. Bütün, sistem, denge, tutarlılık, devamlılık, istikrar, düzenlilik, uyumluluk, tekrarlanma, süreklilik, kendi kendi düzenleme, mekaniklik, organizma, yasallık, biçimsellik, zorunluluk, öğe, parça, kurum, birim, ilinti, ilişki bağı, bağıntı, bağlılık, etkileşim, birlikte değişim, küme, gereksinim, ortak gereksinim, işlev, temel işlev, model kavramıyla anlamaya çalışıyorlar. Yapısalcıların temel kaygıları anlaşılabilirlik. Bunun için soyut kavramlar üretirler. Bu soyut kavramlardan genellemeler üretirler. Görüntü ile yada ampirik veriler ile kısıtlı kalmazlar. Atomistik yaklaşımlara karşı çıkarlar. Bütüncül olarak değerlendirilebilirler. Yapısalcılar bir olgunun açıklanmasında maziye başvurmak yerine yapıları ve yapılar arasındaki ilişkileri ön plana çıkarırlar. ( Türkiye’nin yapısını anlamak için Osmanlı İmparatorluğunun yapısını anlamak gerekir ). Ancak yapısalcılar buna başvurmaz şu anki yapıyla ilgilenirler. Genel anlamıyla görelide olsa kalıcılık arz eden bütünlükleri ifade eder. Bütün önceliği ve önemi, bütünün parçalara indirgenemeyeceği, bütünün bir denge halini yansıttığı, bütünün kendini has özelliklerinin olduğu, bütünün özeliklerini parçalara yansıttığı, ilişkinin taraflardan önemli olduğu, parçaların bütün içinde taşıdığı yer doğa açısından ele alınması, parçaların diğer parçalar ve bütünle ilişkileri açısından ele alınması, parçaların tek başına izole bir biçimde ele alınamayacağı, parçaların tek başına değişemeyeceği, toplumun hareket halinde olduğu, ancak bunun bir yapısal hareket olduğu iddiasındadır. Yapısalcılığa Karşı Çıkanların En Temel Eleştirileri Bireylerin ve toplumsal sınıfların bilinçli ve amaçlı davranışlarının yapısal belirleyicilik savıyla çözümleme dışında bırakılmasıdır. İnsansız ve aktörsüz bir çözümleme vardır. Hümanizm karşıtı olarak değerlendirilirler Yapısal çözümlemeler genel olarak zamansız bir nitelik taşırlar ( tarihselcilik karşıtı ) Yapısal çözümlemelerde bulguların ( görüntülerin ) temel bir araç olmadığı görülmektedir. ( ampirizm karşıtı ) Toplum bilimcileri arasında toplum yapısı farklılaşmaktadır. Toplumsal yapıyı her şey olarak gören yapısalcılar, toplumsal yapıyı hiçbir şey olarak gören sosyologlar Toplumsal yapıya örgütlenmiş insan ilişkileri olarak bakarlar. Toplumdaki başlıca kurumsal yapıların ve kümelerin, karşılıklı ilişkilerinden oluştuğunu söyleyen sosyologlar. Toplumsal yapıyı rol ve sosyal statü kavramları çerçevesinde değerlendiren sosyologlar. İbrahim YASA’YA göre toplumsal yapı; Bir topluluğu toplumsal düzeni, kuruluşu, kuruluşun işleyişi ve bir takım görevleri yerine getiriş yoludur. Bir başka anlatımla toplumsal yapı, yapıyı oluşturan toplumsal kurumların, bunların karşılıklı ilişkilerinden doğan toplumsal değerlerin, karşılıklı olarak etkiledikleri bir bütündür. Toplumda her hangi bir eylem sürekli tekrarlanıyorsa, kalıcı bir şekilde toplumun geneline yayılıyorsa bu yapısalcı işlevdir. Örneğin; aile kurumunda tek eşliliğin ortaya çıkması ve topluma yayılması En genel anlamıyla sosyal yapı: Bir grup oluşturan insanların rol, statü, yetki ve sorumluluklarını yan yana ve / veya üst üsteliğinden meydana gelen bir bütündür. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 5 Yapı kavramına örnek a) Organizma b) Mekanik aletler ve bunların işleyişi c) Din bilimi d) Antropoloji e) Astronomi f) Tıp g) Tarih h) Jeoloji i) Klimatoloji Sosyal Yapının Unsurları 1) Fiziki unsur 2) Demografik unsur 3) Ekonomik unsur ve sosyal organizasyonlar 4) İktisadi hayatın işleyişi 5) Kültür unsuru 6) Sosyal ilişkiler Guruitch’e göre, her toplumsal yapı makro sosyolojik karakterde bir topyekün toplumsal olay içindeki çok sayıda hiyerarşiler arasında durmaksızın yenilenen çabalarla yeniden gerçekleştirilen ve bu topyekün toplumsal olayın sadece bir görünümünü yada kesimini ifade eden bir çürük dengedir. Fransız Yapısalcılığı Aguste Comte Emile Durkheim Lucien Febvr Annales Okulu March Bloch Annales Okulu Fernand Braudel Tarihin salt olaylar dizisi olarak görülmesine ( önce bu oldu, sonra bu oldu, daha sonrada bu oldu ) gibi salt siyasal, askeri, diplomatik olaylar aracılığıyla bakılmasına karşı çıkılmıştır. Claude Levi- Staruss Sosyal yapı insan aklının evrensel yapısına inilerek anlaşılabilir. Bu yapının ben ( ego ) ve diğerleri ( autres ) arasındaki diyalektik çatışmadan doğar. Sosyal yapı be ve diğerleri arasındaki karşılıklık ilkesi çerçevesinde şekillenen ilişkiler tarafından oluşturulur. Karşılıklık ilkesi diyalektik ilişkin yumuşatılmasını ve uzmanlaşmanın sağlanmasını ifade eden bir kavramdır. Örnek: Aile ve armağan. Toplumsal yapının ampirik gerçekle hiçbir ilişkisi yoktur. Gerçek üzerine inşa edilmiş modellerler ilgilidir. Her tür toplumsal araştıramaya uygulana bilecek bir yöntemdir. Yapı bir çok şartı karşılayan bir modelden oluşur. Bu şartlar: www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 6 1- Yapı bir sistemin özelliğini yansıtır. 2- Ele alacağımız herhangi bir modelde bir dizi dönüşüm düzenleme olanağı bulunmalıdır ki, aynı tür modeller grubu oluşturabilsin 3- Yapının özelliklerinden bir veya birkaçı üzerinde bazı düzenlemeler yapıldığında yapının nasıl bir tepki verebileceğini tahmin edebiliriz. 4- Model öyle kurulmalıdır ki gözlemlenmiş bütün olguları hemen anlaşılabilir kalsın. Alman Yapısalcılığı Hegel Karl Marx Ferdinand George simmel İngiliz Yapısalcılığı A. R. Radcliffe – Brown Belirli bir yerleşme bölgesinde akrabalık sistemi ve siyasal birlik halinde örgütlenmiş grupların karşılıklı ilişkileri sosyal yapıya ( sosyo kültürel sistemi ) oluşturur. Bu sistem üç alt başlıkta ele alnır; 1- Teknik – Ekonomik 2- Sosyal – Yapısal 3- İdeolojik – Kültürel Toplumsal Yapı Kuramları ( Yaklaşımlar ) a) Yapısalcılık b) İşlevselcilik c) Marksizm d) Simgesel Etkileyicilik Temel Problemler 1. İktidarın anlamlandırılması 2. Bir aradalığın anlamlandırılması Amerikan Yapısalcılığı Göreli modern bir yapı mevcut. Amerika’da geleneksel ve feodal bir yapı yoktur. Burada sorun : İktidarın anlamlandırılmasına katkı sağlar. Bir aradalığın anlamlandırılmasına katkı sağlar. İşlevselci yaklaşımda sorunlara pozitif yönde katkı sunar. Marksizm ise diğerlerinin aksine iktidarın anlamsızlaştırılması yönünde faaliyet de bulunur. Toplum içinde, eşitlikçi, özgürlükçü, dayanışmaya dayalı bir yapı olsu ister. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 7 Fonksiyonalist yada İşlevselci Teori Toplumu yaşayan bir organizmaya benzetir. Bu organizmayı oluşturan tüm parçaların organizmanın hayatiyetine katkıda bulunan bir işlev üstlendiğini ileri sürer. Organizmayı oluşturan parçalar bir sistem oluştururlar. Aralarında anlamlı bir ilişkiler bağı vardır. Birinde olan değişikli diğerlerini de etkiler. İşlevini yitiren parça bir kuşaktan diğerine geçemez. Bir sosyal kurum varlığını sürdürebiliyorsa onun mutlaka üstlenmiş olduğu bir işlev vardır. Fonksiyonel Yaklaşımlar 1) Bireyci işlevselcilik 2) Toplumsal işlevselcilik 3) Kişiler arası işlevselcilik TALCOTT PARSONS Amerika’nın ürettiği bir sosyolojik karakter. Sistem kavramını temel alan bir yaklaşımı vardır. Sistem, parçalardan oluşur. Bu parçaların hem birbirleriyle hem de bütünle ilişkisi vardır. Sistem aynı eylemi gerçekleştirmek için birleşen birimlerin karşılıklı ilişkilerin ortaya çıkardığı kümedir. Sosyal sistem tanımı yapmıştır. Karşılıklı beklentiler aracılığıyla bir arada tutulan birbirleriyle bağlantılı pozisyon ve statüleri içeren bir yapıdır. Kurumlar kasaba, kent gibi daha büyük toplumsal sistemleri oluştururlar. Sosyal yapı aktörlerin sosyal etkileşimlerinin örgütlenmiş ( kalıplaşmış ) sistemidir. Davranışı yönlendiren karşılıklı ilişkili roller, birliktelikler, normlar ve değerler dizisidir. Sosyal yapı normatif kültürün örgütlenmiş ve istikrar gösteren bir örüntüsüdür. ADAPTATION GOAL ATTAINMENT Ekonomi Organizma Roller Siyaset Kişilik sistemi Birliktelik INTEGRATION LATENT PATTERN MAINTENANCE- TENSION MANAGEMENT Yasal sistem ve kamu kurumları Sosyal sistem Normlar Gizli örüntü sürekliliği ve gerilim yönetimi Kültürel Sistem Değerler 1) Toplumun temel işlevi “uyum”: Uyum organizmanın ihtiyaçlarından kaynaklanır. Roller yerine getirildiğinde toplumsal uyum gerçekleşir. 2) Siyasetin temel amacı: Toplumun temel hedeflerini gerçekleştirmektir. Kişilik sistemi; insanların hedeflerini oluşturan bir alt sistem olarak tanımlanıyor.Toplumsal hedefler sağlandığında toplumsal birliktelikte sağlanır. Siyaset kişisel bir bazda temellendirilir. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 8 3) Yasal sistem ve kamu kurumları: Toplumun entegrasyonuna hizmet eder. Bu bir alt sistem olarak görülmek de ve norm adını almaktadır. Normlar: yasalar, din kuralları, ahlak kuralları, gelenek ve görenekler. 4) Gizli örüntü ve gerilim yönetimi: Kalıplaşmış sürekli yapılardır. Kilise, okul, aile vb. Gerilim yönetimi: İstemeye istemeye bir yönetimi kabul ediyorlar. Çatışmaları asgariye indirgeyerek toplumsal birlikteliği sağlarlar. Örnek: Din kabaca değerler olarak kabul edilir. Toplum sadece sosyal sistemden ibaret değildir a) Sosyal Sistem Rol beklentileri, etkileşim, ödüllendirmenin optimizasyonu, çevre ve kültür gibi topluluğun kültürel değerleri ve normları aracılığıyla bütünleştirici işlevler üstlenir. b) Kişilik Sistemi Hedefe ulaşma, gereksinim, dürtü ve motivasyon süreçleri ile birlikteliğin hedefe ulaşma işlerini politika aracılığıyla yerine getiremeyeceğini ifade eder. c) Kültür Sistemi İnanç sistemleri, ahlak sistemleri, veya açıklayıcı semboller gibi değerler aracılığıyla örüntünün sürdürülmesi ve gerilimi yönetme işlemlerini, okul, aile, kilise gibi kurumlar aracılığıyla yerine getirir. Parsons, belirli değer örüntülerine bağlılıkları temelinde toplumlar arasında ayrım yapabileceğimizi savunur. Bir başka anlatımla toplumların mantıksal olarak zıt kategoriler temelinde kendi kendilerini nasıl düzenlemeleri gerektiğine ilişkin “seçim” yapabileceklerini öngörmektedir. Karşıtlıklar 1) Tikellik – Evrensellik İnsanlar ile, soyut genel ilkeleri ( adalet, doğruluk ) gibi göre mi; yoksa onların bizimle kurdukları ilişkiye göre mi, ilişki kurarız. 2) Duygusallık – Duygusal Tarafsızlık Eyleme yönelirken hisler ve duygulardan mı etkilenmeliyiz yada birbirimizi soğukkanlı, daha rasyonel ve hesaplanmış bir biçimde mi etkilemeliyiz. 3) Kolektivizm – Bireyselcilik Toplum ve bireysel eylem, grup gereksinimleri ve grup aidiyetliği etrafında mı düzenlenmiştir. Yada bireyin haklarının ve fırsatlarının öncelikli kılınması etrafında mı düzenlenmiştir. 4) Yaygınlık – Özgünlük Sorunların ve insanların tamamen kapsayıcı bir mantığa göre mi değerlendirildiği yoksa bir örnek temelinde detaylı bir biçimde değerlendirildiği mi. 5) Atfetme – Başarı İnsanların kendi konumlarını nasıl elde ettikleri ile ilgili olarak; atfetme doğumla ilişkili olarak düşünülür. Başarıya değer veren bir toplumsal düzende ise erdeme göre düşünülür. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 9 A Para G Güç, iktidar I Etki L Değer inancı Her hangi bir grupta herhangi bir kişinin kullanabileceği takas araçları olarak görülür ROBERT MERTON Orta boy bir teori geliştirmeye çalışmıştır. İşlevlerin sınıflandırılması konusunda; 1) Türlerine göre sınıflandırma a) İşlevsel fonksiyonlar b) İşlevsel olmayan fonksiyonlar 2) Niteliklerine göre sınıflandırma a) Gizli fonksiyon b) Açık fonksiyon 3) Durumlarına göre sınıflandırma a) Bilinme b) Arzulanma Merton’un işlev tanımı: Belirli bir sistemin adaptasyon yada uyum sorununa çözüm getiren, gözlenen sonuçlardır. Bireylerin Uyum Yolları Topolojisi Kültürel Hedefler Kurumsallaşmış Araçlar Uyum + + Yenilik + Şekilcilik + Geriye Çekilme - - İsyan +/- +/- Merton’a göre anomi; norma ve sapmaya ilişkindir. Merton’a Göre Anominin Göstergeleri 1) Toplum liderlerinin bireylerin gereksinimlerine karşı kayıtsızlıkları hakkında bir anlayış. 2) Genellikle kuralların eksik olarak görüldüğü bir toplumda çok az şeyin gerçekleşeceği duygusu ( Hırsıza ceza verilmese böyle olur. ) 3) Yaşamın hedeflerinin gerçekleşmesi yerine azalan bir şekilde geriliyor olduğuna dair bir duygu. 4) Çaresizlik yada hiçlik duygusu ( insanların kendini değersiz görmesi ). www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 10 5) Bireyler psikolojik ve toplumsal destekler için arkadaşlarına bireysel ilişkilerine kanaat edemez. Biz grubu ( birincil grup, ikincil grup ) İç grup ( iç grup, dış grup ) Dış grup ( çatışma grubu, uyum grubu ) Diğer grup ( küçük grup, geniş grup ) Son Dönem Yapısalcıların Yaklaşımları Bir sistemin; a) Birliğini koruma b) Hedeflerine ulaşma c) Üyeleri tatmin d) Değişime uyum e) Çevreye uyum gibi temel sorunları ve işlevleri vardır. Söylem: Özneyi inşa eden süreçlerin dil bilimsel ve anlam bilimsel mekanizmalar aracılığıyla kurulma süreçlerdir. Söylem insan etkinliklerini çerçeveleme ve kamusallaştırma yöntemidir. Söylem önceden kurumsallaştırılmış anlamı, ebedileştirmesi, yeniden üretilmesi, meşrulaştırılması ( sorgulanmaması ve eleştirilmemesi ) zaman ve mekan üstü mutlak yanlışlanamaz, yadsınama ve tek ilan edilme sürecidir. Söylem dinsel etkinliklerin yanı sıra din dışı etkinlikleri de içerir. Norm ve ölçütlerin oluşturulması ve yeniden üretilmesi sürecinde kişileri doğru – yanlış oyununa dahil eder. İdeoloji: Anlamlı insan etkinliklerini söylem içine kapatılması ve söylemsel pratiklerde üretilmesinin doğallaştırılması ve ebedileştirilmesi sürecidir. Luis Althusser Ekonomik, politik, ideolojik alanlardan oluşmuş bir toplumsal yapı çözümlemesi yapmıştır. Nicos Paulantzas İdeolojini kendi başına bir varlık olduğunu ve bunların kendi arasında alanlara ayrıldığını savunmuştur.Bu alanlar; ahlaki, dini,estetik, ekonomik, siyasi, hukuki vb alanlardır. Paulantzas’a göre veride her ideolojik formasyon içinde bu kriterlerden biri tipik bir biçimde egemen hale gelip, söz konusu formasyonun birliğini güvence altına alınabilir.Hangi “düzey” ideolojini egemen olacağına öncelikle ekonomik sömürgeye ilişkin gerçekleri, hangisinin en etkili biçimde maskeleyebileceği belirler. Max Weber Alman sosyologun, bir takım yaklaşımları; 1) Otorite Tipolojisi a) Geleneksel b) Karizmatik c) Yasal-Ussal www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 11 2) Bürokrasi Otorite ve sorumluluğun organizasyonda açıkça belirlenmesi. Her şeyi bilimsel yapmak. 3) Yöntem Tarihsel ve kültürel araştırmalarda iki temel yaklaşım vardır. I. Hümanist yaklaşım; öznelcilik ve yorumlamaya dayalıdır. II. Nedensel açıklama; doğalcılıkta denebilir. Bu iki yaklaşımın bir sentezini yapmaya çalışmıştır. Sosyal eylemin yorumlanması süreci ( anlamcı sosyoloji ) yöntemini geliştirmiştir. Sosyal eylem sıralaması; 1) Geleneksel 2) Duygusal 3) Bir değere yönelmiş akılcı 4) Bir amaca yönelmiş akılcı 4) İdeal Tipler 5) Karşılaştırmalı Yöntem 6) Protestan ahlakçı ve kapitalizmin ruhu Kültürel olguların ekonomik dinamikleri etkilediğini ileri sürmektedir. Protestan Etik ve Avrupa Kapitalizmin Ön Koşulları ( Ruh ) Çalışma Kar elde etme Çilecilik Sakınma – tasarruf eğilimi Biriktirim Sermaye birikimi Serbestlik Özgür pazar Aydınlanmacı Akılcılık Roma hukuku Rasyonel hukuk Özerk yönetim Bürokrasi Komün Özerk şehir Burjuva Bağımsız orta sınıf Otorite Politik istikrar İcatlar Teknoloji Çatışmacı Kuramlar Çatışma Çelişki Değişme Baskı Güç Otorite Çıkar Çatışmacılar toplumu; gücü elde edebilmek için savaşım veren gruplardan oluşan bir arena olarak görürler. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 12 Genel Özellikleri 1) Toplum birbirleriyle savaşım veren grupların yada çıkarların bir sistemini temsi eder. 2) Toplumda ter alan insanların istedediklerini ve elde edebilmek için çaba sarf ettikleri bir çok temel çıkar vardır. 3) Toplumsal yada sınıf çatışmaları belli organizasyona ve toplumsal koşullar gereğince meydana gelir. 4) Toplumsal çatışma, monopolleşme ve kaynakların kıtlığından doğar. 5) Toplumsal yapıların dinamizminin kaynağı, toplumsal yapının kendi içinde doğal olarak yarattığı çatışmadır. 6) Çatışma ve çelişki, toplumsal birim ve unsurlar arasında devamlı vardır. 7) Çatışma toplumun amaçlarını yerine getirmesine ilerlemesine katkıda bulunan kaçınılmaz bir olgudur. 8) Bir toplumdaki her öğe toplumun değişmesine katkıda bulunur. 9) Çatışma yok edilemez. Toplumdaki zorlamalar çatışmayı çatışma ise toplumsal değişmeyi meydana getirir. 10) Çatışma toplumun bütünü için fonksiyoneldir. 11) Toplumsal çatışma, toplumsal adaptasyon ve toplumsal evrimin daha fazla ilerlemesine katkıda bulunur. 12) Toplumda zorlamaya dayana bir denge vardır. Simgesel Etkileşimcilik GH. Mead C.H. Cooley J. Boldwin W.T. Thomas F. Znanieki Herbent B. Erving Coffman Kullandıkları temel kavramlar; Benlik Bireysel benlik Sosyal benlik Ayna benlik Başkasının rolünü alma Durum tanımı Genelleştirilmiş başkası Genel Özellikleri 1) Hayvanların aks,ne insanlar düşünme kapasitesine sahiptir. 2) Düşünme kapasitesi toplumsal etkileşime göre biçimlenir. 3) Toplumsal etkileşimde insanlar kendi büyüme kapasitesini, alıştırma yaparak gelişmesini sağlayan sembollerin ve anlamların içeriğini öğrenirler. 4) Semboller ve anlamlar açıkçası insan, aksiyon, ve etkileşimlerinden, devam etmesine izin verilir. 5) İnsanlar kendi yorumlamaları temeli üzerindeki etkileşim ve aksiyonda kullandıkları sembolleri ve anlamları değiştirme yeteneğini sahiptirler. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 13 Temel İlgi Konuları 1- Düşünme kapasitesi 2- Düşünme ve etkileşim 3- Anlamları ve sembolleri öğrenme 4- Aksiyon ve etkileşim 5- Tercih yapma Modernleşme Kuramları Bütün gelişmekte olan toplumlar batı toplumlarına benzer aşmalardan geçerek ulaşacakları anlayışına sahiptir Esintal Modernleşme tarihsel olarak Batı Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da geliştirilmiş olan siyasal sistemlere doğru bir değişim sürecidir. D. Lerner Modernleşme sürecini batılılaşmak olarak değerlendirmektedir. R. Bellon Modernleşmeyi ilerleme olarak görür. M. J. Lewin Modern olmayan toplumlarda modernleşme için gerekli ön koşullar olmayabilir düşüncesini dile getirmektedir. Batılı olan yada olmayan toplumlar şeklindeki genellemelerin yanıltıcı olacağını ifade eder. Ancak göreli olarak modernleşmiş toplumlar ile modernleşmemiş toplumlar arasında bir ayrım yaparsak her toplumun kendi modernleşme sürecini yaşayacağını ifade eder. Modernleşen bir toplumda siyasal alandan bürokrasiye ve demokrasiye geçiş vardır. Eğitim alanında, okuma, yazma bilmeyenlerin sayısı azalmaktadır. Ekonomik alanda sanayi ve makineler ön plandadır. Teknolojik alanda, bilimsel bilginin uygulanmasına geçiş söz konusudur. Dinsel alanda, ise laisizm ön plana çıkmaya başlar. Modernleşmeyi; farklılaşma, uzmanlaşama, demokratikleşme, sanayileşmek, teknoloji düzeyi yükseltmek kavramları çerçevesinde tanımlamaktadır. Bağımlılık Kuramları Samir Amin Paul Baran Andre Gunder Frank İmanuel Wallerstein Bağımlılık teorisini savunanlar dünyadaki ileri kapitalist ülkeleri sosyo ekonomik ve siyasal üstünlükleri diğer gelişmekte olan toplumları sömürerek elde ettikleri ve üçüncü dünya ülkelerinin kendilerine bağılı kaldıkları görüşünden hareket ederler. Yani bir taraftan merkez ülkeler diğer taraftan çevre ülkeler mevcuttur ve çevre ülkeler merkez ülkelere bağımlıdırlar. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 14 Üçüncü dünya ülkeleri kendi geleneksel toplumsal örüntülerini sürdürdüklerinden dolayı az gelişmişlik çemberinde kalmadılar aksine batı kapitalizminin kendilerini sömürmelerini engelleyemediklerinden dolayı az gelişmiş ülke pozisyonuna düşmüşlerdir. Temel amaçları eşitlik ve demokrasi temelinde bir ilişki sistemi kurmaktır. William Ogburn “Sosyal Değişme” adlı bir kitabı var. Toplumun amaçlarının temel nitelikleri olarak uyum denge düzen ve bütünlük kavramlarını dile getirmiştir. Maddi kültür ( endüstri, teknik araçlar vb. ) maddi olmayan kültür ( eğitim sistemi, yasalar vb. ) ayırımını temel almıştır. Kültürün maddi kısmı maddi olmayan kısmına göre daha hızlı değişir. Maddi olmayan kültür maddi kültüre uymaya çalışır. Bu uyum sürecinde maddi olmayan kültürün bir gecikmesi söz konusudur. Durağan toplumlar ve değişen toplumlar ayrımı yapmaktadır. Durağan toplumların temel özellikleri olarak şunları vurgulamaktadır Eylemin davranış fikri kaderciliktir. Otoriter bir yapı hakimdir. Kesin değişmez kurallar hakimdir. Kanunların ( kuralların ) hakimiyeti söz konusudur. Şart yada katı ahlak anlayışı vardır. Toplum bireye hakimdir. Bireysel farklılaşmaya izin verilmez Gruplar arasında ayrım belirgindir. Duygular belirgindir. Seremoniler belirgindir ve önemsenir. Din ( iman ) kuvvetlidir. Sanata prim tanınmaz Kültür tam bir bütünlük sergiler. Göreceli bir homojenlik sergiler. Son Dönem Yaklaşımlara Genel Bir Bakış Sanayi Sonrası Toplum Yaklaşımları Toffler Tarım dalgası, sanayi dalgası ve üçüncü dalga. Brucker Ulus devletten küreselleşmeye, bölgeselleşmeye ve yerelleşmeye yönelik bir değişme Hungtington Eğitim ve hizmet sektörünün gelişmesi ve medeniyetler çatışması Hall İkinci dönem küreselleşme süreci Hannin Bilgi toplumu Daniel Bell Ekonomik kaynağın, toprak ve makineden bilgiye doğru bir dönüşü Tourain Aksiyonalist teori Post Modernizm Lyotard Sanayi sonrası kültür. Bilginin durumu S. Lash Temsil sorunu www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DENİZ SEVİM Kamu Yönetimi 4 /030403004 15 Habermas Tahakküm Kültürü Jameson Geç kapitalizmin kültürel mantığı Baudrillard Toplumsalın sonu Post Yapısalcılar Foncault Derrida Baudrillard Modernizmi Etnik Bulanlar Gellner Modernliği tamamlanmamış bir proje olarak ele alır Giddens Siyasal ve kültürel alanların, gerçekleşecek modernlikle oluşacağını iddia ettiği düşünsel modernlik Alışveriş Kuramı George Hamans Peter M. Blau Kullandıkları temel kavramlar; Aktivite, etkileşim, duygu, ödül, ceza, statü, iktidar, güç Genel Özellikler 1) Toplumsal yaşamın çok yönlü toplumsal etkileşimden yararlanmayı yansıttığı ve bunların insanları toplumsal ilişkilerinden ödül elde etme anlayışı içerisine soktuğu ifade edilmektedir. İnsan hazlarının çoğu kaynağını diğer insanların davranışlarından alır. 2) İnsanların aradığı birçok ödülün yalnızca toplumsal etkileşimle elde edilebileceği 3) İnsanlar diğer insanlarla olan ilişkilerini sürekli yeniler. İnsanlar başkalarıyla yeni toplumsal ilişkilere girer. Çünkü insanlar yeni toplumsal ilişkilerin ödüllendirileceğini düşünürler. 4) İnsanların davranışlarıyla, başkalarıyla ilişkileriyle bir karşılık vardır. 5) Toplumsal alışveriş insanlar arası statü farklılıkları yaratır. Tüm Arkadaşlarıma Sınavlarda Başarılar Dilerim www.denizsevim.tr.cx Kamu Yönetimi Kaynak Sitesi