Genel Uluslar Arası Kuruluşlar ( final ders notu ) www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 4 / 030403004 1 Uluslararası Kuruluşlar Ders Notları (Final) AVRUPA EKONOMDK TOPLULUĞU ( AVRUPA BDRLDĞD ) 1. Giriş 2. Örgütün Amacı 3. Örgüt Yapısı 4. Yakın Dönem Gelişmeleri 5. Türkiye Dle Dlişkileri 1. GDRDŞ Başlangıçta insanlar bilmedikleri kuzey coğrafyasına hem yer hem de kültürel birlik olarak Avrupa kıtası demişlerdir. Hıristiyanlık dini birleştirici bir öğe olarak ortaya çıkmış. Arap fetihleriyle birlikte Roma Dmparatorluğu Hıris tiyanlık dinini bir din olarak görmeye başlamış ve bunun yanı sıra bazı gözlemcilerde Hıristiyanlık dininin Avrupa’nın özgün bir parçası olduğunu kabul etmişlerdir. Ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte Hıristiyanlık dinide Avrupa’nın çimentosu olma özelliğini kaybetmese de etkisi büyük ölçüde azalmıştır. Avrupa da sanayinin gelişmesi ile birlikte 1929 Dünya ekonomik bunalımı yaşanmıştır. Bu bunalımın kapitalizmin buhranıdır. Emekçi ve orta sınıfın ezilmemesi gerektiği görüşü savunulmuştur. Bu doğrultuda 1930 yıllarında Sosyal Devlet – Refah Devleti uygulamaları ortaya çıkmıştır. Keynesyen ekonomik politikalar uygulanmış, ekonominin özelleştirilmesi çerçevesinde Avrupa’dan bir baskı gelince bugünkü AB’nin temelleri atılmaya başlanmıştır. Sosyalizmin Sovyetler Birliği’nde güçlenmeye başlaması ile birlikte serbest ticaretin yavaşlamasına neden olan bir süreci başlatmaya çalışmışlardır. Avrupa Ekonomik Topluluğunu ( ortak Pazar ) kuran antlaşma Roma’da 25 Mart 1957 tarihinde imzalandı ve 10 Ocak 1958’de yürürlüğe girdi. Bu antlaşmayı imzalayan ülkeler; Belerus Ülkeleri, Belçika, Hollanda, Lüksemburg; Almanya, Fransa, Dtalya. 1961 yılında Dngiltere’yle AET’ye üyeliği konusunda görüşmeler başladı, 1973’de Dngiltere birliğe üye olmuştur. 2. ÖRGÜTÜN AMACI AET’nin görev ve amaçlarını şu şekilde özetlemek mümkündür; Bir ortak Pazar kurmak ve üyeleri giderek birbirine yaklaştırarak topluluğun bütünü içinde iktisadi etkinliklerin uyumlu bir biçimde geliştirmek, sürekli ve dengeli bir büyüme sağlamak, istikrarı arttırmak, yaşam düzeyini hızla yükseltmek ve birleştirdiği devletlerarasında daha sıkı ilişkiler kurmaktır. Roma anlaşmasında şu noktalar çok önemlidir; 1) Topluluğun Temelleri Üye devletlerarasında gümrük tarifelerinin ve kontenjanların kaldırılması ve üye olmayan ülkelere karşı ortak tarife uygulanması yoluyla malların serbest dolaşımının ortak bir tarım politikasının izlenmesi kişilerin serbest dolaşımı işçilere uygulanan ve ulus esasına dayanan ayrımcı işlemlerin kaldırılması ve yerleşme özgürlüğü, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı ortak bir ulaşım politikasının sağlanması www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 4 / 030403004 2 2) Topluluğun Dktisat Politikaları Dşletmeler arasında malların üretiminin ve dağ ıtımının iyileştirilmesine hizmet eden, teknik ve ekonomik ilerlemeyi yönlendiren anlaşmaların tanınması, üretimi, teknik gelişimi ve yatırımı sınırlandırmayı ya da ticari ortaklar arasında eşit olmayan koşullara yaratmayı öngören anlaşmaların yasaklanması iktisadi ve toplumsal yasalar arasında yakınlaşma sağlanması. Anlaşma sınırlı bir süre için yapılmış ve yeniden bir gözden geçirme yöntemi benimsenmiştir. Her Avrupa devleti eski üyelerinin oy birliği ile onaylaması koşulu ile topluluğu üye olabilir. Topluluk herhangi bir üçüncü devletle, devletler birliğiyle ya da uluslar arası örgütle anlaşmalar yapabilir. Ortak pazarın 10 yıllık geçiş dönemi içinde gerçekleşmesi için belirli temeller konulmuştur. Bu süre gerektiği taktirde 15 yıla uzatılabilir. 3. ÖRGÜT YAPISI a) Avrupa Parlamentosu Avrupa da kurulmuş olan çeşitli topluluklar ( Avrupa kömür- çelik topluluğu, Avrupa atom enerjisi topluluğu vb ) için ortak bir kurum olarak çalışan Avrupa Parlamentosu ( Avrupa Toplulukları Parlamentosu ) her üye devletin vatandaşlarınca doğrudan doğruya genel oyla ve devletin nüfusuna iktisadi ve siyasi önemine göre eşit olmayan sayılarda seçilen temsilcilerden oluşur. Kurul koyucu bir yetkiye sahiptir ayrıca siyasi denetleme görevi yapar. AET’de Avrupa parlamentosuna karşı sorumlu bir komisyona sınırlı olarak düzenleme ve yasama yetkisi tanımıştır. Fakat gerçekte yürütme ve yasama yetkileri mutla gücü Roma anlaşmasında çerçevesinde üstlenilen yükümlülüklerle sınırlandırılmış, bir çeşit senatonun elindedir. Bu senato her üye devletin bir bakanıyla temsil edildiği kararlarını oy birliği ile ya da büyük bir çoğunlukla alan bir konseydir. b) Avrupa Birliği Konseyi ( Avrupa Zirvesi ) Avrupa birliğinin en üst seviyede yetkili siyasi organıdır. Avrupa Birliği Konseyi topluluk üyelerinin devlet veya hükümet başkanlarının yaptıkları zirve konferansları sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu konferansların ilki Şubat 1961’de Paris’te gerçekleşmiştir. Bu tarihten sonra belli aralıklarla konferanslar tekrarlanmıştır. 1974 yılında Paris’te yapılan zirvede Fransa bu konferansların kurumsallaştırılmasını adının da Avrupa Konseyi olmasını önermiştir. Her üye ülke hükümetinin bir üyesinin ( dış işleri bakanı ya da bir teknisyen bakan ) katılımıyla olur. Genel yasama gücüne sahiptir ve merkezi Brüksel’dedir. c) Avrupa Birliği Komisyonu Üye devletlerin hükümetlerince 4 yıllık bir süre için atanan komisyon üyelerinden oluşur ve konseyden bağımsızdır. Bu organ aynı zamanda Avrupa kömür- çelik topluluğunun organı olarak karar yetkisine sahiptir. Bunun dışında genel olarak yönetim denetleme ve konseyin görevlendirmesi halinde karar verme yetkisiyle donatılmıştır. Merkezi Brüksel’dedir. Gerek komisyon gerekse konsey mesleki ve teknik nitelikte çeşitli danışma kurumlarının yardımından yararlanır. Roma anlaşması aynı zamanda bir Avrupa yatırım bankasının kurulmasını öngörmüştür. Amacı kredi ve garanti vermek suretiyle ortak pazarın düzenli kalkınmasına katkıda bulunmaktır. www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 4 / 030403004 3 d) Adalet Divanı Üye ülkelerin sayısı kadar yargıç ve 4 savcıdan oluşur, görevi toplulukları kuran toplulukları kuran anlaşmaların uygulanmasında hukuka saygıyı sağlamaktır. Avrupa anlaşmalarının yasaya uygun bir biçimde yorumlanmasını ve uygulanmasını sağlamaktır. Üye ülkelerin anlaşmalarla öngörülen yükümlülükleri yerine getirip getirmediklerine karar vermektir. Üye ülkelerin herhangi birisi tarafından toplantıya çağırılabilir. Kararlarına itiraz edilemez, ancak uygulamada divan kararlarından herhangi birinin, uygulamayı reddeden herhangi bir ülke kararı uygulanmaya zorlanamaz. Divana üye ülkeler, topluluk organları ulusal mahkemeler ya da bireyler başvurabilir. 4. YAKIN DÖNEM GELDŞMELERD Dngiltere ile AET arasındaki gelişmeler 1961’de baş lamasına karşın Dngiltere ancak 1 Ocak 1973 tarihinde Drlanda ve Danimarka’yla birlik te topluluğa üye olabilmiştir. Aynı tarihte Norveç üyeliği hak ettiği halde kendi ülkelerinde yapılan halk oylamasıyla Avrupa topluluğu üyeliğini reddetmiştir. 1981 yılında Avrupa topluluğu Avrupa’nın güneyindeki istikrarı sağlayabilmek için Yunanistan, Dspanya ve Portekiz’i üyeliğe kabul etm işlerdir. 1982’de Danimarka’ya bağlı Grönland adası 1973 yılında topluluğa üye olmasına karşın topluluktan çekilme kararı almış 1985’de topluluktan ayrılmıştır. 31 Aralık 1992’ye kadar Avrupa pazarında tam birlik ve serbestliği öngören Avrupa tek senedi 1987’de yürürlüğe girmiştir. Mastrich’de yapılan doruk toplantısında “tam bir ekonomik ve para birliği” konusunda yeni bir ortaklık anlaşması imzalandı ve bilindiği gibi bu doğrultuda ortak para birimi EURO’YA geçildi bu anlaşma Avrupa ülkelerinde halk uygulamasına sunuldu. Örneğin Fransa’da kıl payı kabul edilirken; Hollanda’da ret kararı çıkmıştır. 1 Mayıs 2004 tarihinde AB’ye 10 üye daha katıldı ve birliğin üye sayısı 25’e yükseldi. 2007 Ocağında Bulgaristan ve Romanya’da birliğe üye olmuşlardır. 5. TÜRKDYE AVRUPA BDRLDĞD DLDŞKDLERD Türkiye Avrupa Ekonomik topluluğunun üye olabilmek için 1959 yılında ilk başvuruyu yaptı ancak başvuru öncesinde NATO üyesi olması ve ABD ile ilişkilerinden dolayı ABD’den olumlu bir görüş almak istiyordu. ABD’nin olumlu bakmasından sonra Yunanistan’ın başvurusundan iki hafta sonra 31 Temmuz 1959’da Türkiye AET’den başvuru talebinde bulundu. Yunanistan’a karşı ticaret üstünlüğünü kaptırmamak için elini çabuk tutmaya çalışmıştır. 4 Yıl süren görüşmelerden sonra toplulukla Türkiye arasında 12 Eylül 1963’te Ankara Anlaşması imzalandı. Türkiye bu anlaşmayla AET’ye tam üye olarak değil ortak üye olarak katıldı tam üyeliğe geçiş için Türkiye’nin Roma anlaşmasından doğan tüm yükümlülüklerini üstlenebileceğini göstermesi gerekiyordu. Ortak üyeliğinde 3 aşaması vardı. a) Hazırlık dönemi b) Geçiş dönemi c) Son dönem 1 Aralık 1964’de başlayan hazırlık dönemi en az 5 en fazla 10 yıl sürecekti birinci dönemden ikinci döneme geçiş otomatik değildir. Dkinci aşama ya geçiş ancak tarafların bir takım protokol üzerinde anlaşmalarıyla gerçekleşebilecektir. Geçiş döneminin amacı Türkiye’nin ekonomik politikalarını topluluğun politikalarına yaklaştırmaktır. AB ile 5 Mart 1995 tarihinde ( Tansu Çiller Hükümeti ) Bu anlaşmanın çok ağır koşulları olmasına karşın ülkemizde bu durum bir başarı olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Bu konudaki en büyük www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 4 / 030403004 4 yorum Türkiye’nin AB tarafından alınan kararları uygulamakla yükümlü olması ve bu kararlara itiraz edememesidir. Üstelik AB bu anlaşma kapsamında kendi yükümlülüklerini yerine getirmemiş. 2,5 milyon Euro’luk yardımı yapmamıştır. Türkiye AB’ye üye olmadan bu anlaşmayı imzalayan tek ülkedir. Türkiye ile AB arasında Aralık 2004’de yapılan görüşmeler sonucunda bir bildiri yayınlanmış ve Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine 3 Ekim 2005’te başlanması kararlaştırılmıştır. Türkiye’nin AB arasında müzakerelerin başlamasıyla 35 müzakere başlığı gündeme gelmiş. Daha sonra Kıbrıs sorunu çerçevesinde ortaya çıkan anlaşmazlık sonucunda 8 başlık askıya alınmış. Açılmış olan başlıklarında kapatılmayacağı ve Türkiye’nin ek protokol gereklerini yerine getirmesini bekleyeceğini açıklanmıştır. KUZEY ATLANTDK ANTLAŞMASI ÖRGÜTÜ ( NATO ) 1. Örgütün Kuruluşu Kuzey Atlantik bölgesinde barış ve güvenliği korumak istikrarı ve huzuru geliştirmek amacıyla 9 Nisan 1949’da Washington’da kurulmuştur. Avrupa’da II: Dünya savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nin izlediği politikanın yaratmış olduğu tedirginlik ile Batı ülkelerinin içerisinde bulunduğu askeri güçsüzlük bu ülkelerin bazılarını bir savunma sistemi oluşturmak için birleşmeye zorlamıştır. Bu kapsamda ilk olarak Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Dngiltere, Fransa arasında 1948’de “Batı Avrupa Birliği” kuruldu böylece Sovyet tehdidi ve yayılmasına karşı ilk ortak savunma, ekonomik ve sosyal işbirliği örgütü kurulmuş oldu. ABD’de Sovyetlerin batıdaki yayılmasını durdurma umuduyla barıştan sonra Batı Avrupa’nın birlik sistemine katılmaya karar vermesiyle birlikte bir antlaşma örgütü kurma düşüncesi doğdu. Devletlerin egemenlikleri sınırlandırılmadan 4 Nisan 1949’da ortak bir güvenlik sistemi kuruldu. “savaşı kazanmak için sonradan birleşmektense barışı korumak için önceden birlik olmak.” fikri benimsenmiştir. ABD, Belçika, Büyük Britanya, Danimarka, Fransa, Hollanda, Dtalya, Dzlanda, Kanada, Lüksemburg, Norveç ve Portekiz’in imzalamış olduğu bu anlaşmaya Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında Batı Almanya 1955 yılında Dspanya ise 1982 yılında imza koymuşlardır. 2. Örgüt Yapısı Örgüt saldırıyı önlemeyi veya saldırı olursa onu püskürtmeyi amaç edinen askeri bir ittifak, ayını zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda ortak ve sürekli bir işbirliğini esas alıyordu. NATO anlaşmasının en önemli maddelerinden olan 5. maddeye göre “taraflar içlerinden birine ya da birkaçına karşı Avrupa’da ya da Amerika’da ortaya çıkabilecek bir saldırıyı bütün taraflara yöneltilmiş bir saldırı sayacaklardır” buna karşı tek başına veya diğer taraflarla birlikte silahlı kuvvet kullanmakta dâhil olmak üzere gerekli savunma hareketlerini yapacaklardır. NATO’nun yürütme organı Kuzey Atlantik Konseyi’dir. Üye ülkelerin temsilcilerinden oluşan konsey Brüksel’de bakanlar düzeyinde yılda bir kez, sürekli temsilciler düzeyinde de haftada bir kez toplanır. Sürekli bir genel sekreter konseye başkanlık eder. Ayrıca sivil askeri organlar arasında eşgüdümü sağlar. Dttifakın en yük sek komutanlığı olan askeri komite müttefik devletlerin genelkurmay başkanlarının temsilcilerinden oluşur. NATO’nun savunma bölgesi 3 komutanlığa ayrılır. 1) Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı 2) Atlantik Müttefik Yüksek Komutanlığı 3) Manş Müttefik Yüksek Komutanlığı www.kamuyonetimi.biz Hazırlayan: DENDZ SEVDM Kamu Yönetimi 4 / 030403004 5 3. Son Gelişmeler ve Bugünkü Durum Fransa 1960’lı yıllarda kendi nükleer programını geliştirmiş ve ABD’nin Fransa’da nükleer silah bulundurmasını yasaklamıştır. Fransa ve ABD arasındaki bir çekişme sonrasında Fransa askeri kuvvetlerini NATO’dan çekmiş ve 1966 yılında NATO üyeliğinden ayrılmadan örgütün askeri kanadından çekildiğini açıklamıştır. 1974’de Kıbrıs Savaşı sonrasında Yunanistan NATO’nun askeri kanadından çekilmiştir. 1975’de ABD Türkiye’nin Kıbrıs’ta Amerikan silahlarını kullandığı gerekçesiyle yaptırım olarak silah ambargosu koymuştur. Türkiye’de misilleme olarak tüm ABD üslerini ( NATO’YA bağlı görünen incirlik üssü hariç ) kapadı. 1978 yılında çetin görüşmelerden sonra silah ambargosu kaldırıldı ve üstlerinde yeniden açılmasına izin verildi. Sovyetler Birliği’nin çökmesi sonrasında soğuk savaş dönemi de sona ermiş oldu. Soğuk savaş döneminin bitimi sonrasında NATO’nun işlevi de değiştirilmeye başladı. Değişim rüzgârlarının ilki 1990’daki Londra Zirvesinde verilmiştir. 1991 Roma zirvesi ile somutlaşmış yeni strateji kavramı kabul edilmiştir. NATO için bir dönüm noktası olan yeni strateji kavramı NATO’nun yapısında, görev alanlarında ve sorumluluklarında da devrim niteliğinde değişiklikler yaratmıştır. Yeni strateji ile Avrupa kıtasının artık yeni bir askeri çatışmanın tehdidi altında olmadığı vurgulanmıştır. Yeni strateji kavramının kurumsallaştırılması ve soyutlaştırılması çerçevesinde Doğuya doğru genişleme yaklaşımı geliştirilmiştir. NATO artık bölgesel bir güvenlik örgütü olmaktan çok evrensel bir güvenlik örgütüne dönüşme yolundadır. Bu süreçte NATO Avrupa’da kriz yönetimi üzerinde odaklanmış ve dünyanın kriz yaşanan bölgelerine müdahale etme eğilimi içerisinde olmuştur.