Fiziksel jeoloji Yeraltı Suyu 1 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları YEALTI SUYU2 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Yeryüzündeki suların göreceli miktarları. 1.36 milyar km3 olarak tahmin edilen suyun % 97.2’si okyanuslarda bulunur; geriye kalanın çoğu olan % 2.15’i ise karadaki buzullarda yer alır.3 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Hidrolojik Döngü Yağmur ve bulutlar arasındaki bağlantı bilinen bir gerçektir. Ancak ilk planda yağmur ve karın yağması için gereken nem nereden kaynaklanır? Yeryüzündeki bütün suların % 97.2’si okyanuslarda olduğuna göre okyanusların yağmurun kesin kaynağı olduğunu düşünürüz. Gerçekte sular, okyanuslardan başlayıp atmosfere, atmosferden kıtalara ve sonra yeniden okyanusa dönen sürekli bir döngü içinde yer alır. Bu hidrolojik döngü, güneş ışığından güç alır ve su, yüzey koşullarında kolayca sıvı halden gaza (su buharı) dönüşür. Atmosfere giren bütün suların yaklaşık % 85’ini oluşturan okyanuslardan yıllık olarak buharlaşan su miktarı tüm okyanusların üzerinde 1 m kalınlıkta bir su tabakası oluşturacak hacimdedir. Geriye kalan % 15 ise karadaki suların buharlaşmasından gelmekle birlikte ana kaynağı okyanuslardır. Kaynağından bağımsız olarak su buharı, karmaşık bulut oluşumu ve yoğunlaşma işlemlerinin meydana geldiği atmosfere doğru yükselir. Hidroloji döngüsünün buharlaşma, yoğunlaşma ve yağış şeklinde üç aşamalı bir süreçle sınırlı olduğu durumda dünyadaki yağışların % 80 kadarı doğrudan okyanuslara düşer. Tüm yağışların yaklaşık % 20’si ise yağmur ve kar olarak karaya düşer. Bu durumda hidroloji döngüsü buharlaşma, yoğunlaşma, su buharının okyanuslardan karaya taşınması, yağış ve yüzeysel akış olmak üzere daha karmaşıktır. Yağışın bir kısmı daha düşerken buharlaşıp döngüye yeniden girerken, karalara düşen yağışın yaklaşık 36,000 km3’lük kısmı ise ırmaklar ve4 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları nehirlerin yüzeysel akışı olan akış ile okyanuslara geri döner. Bütün yağışların gene de tümü okyanuslara geri dönemez. Bazısı geçici olarak göller, bataklıklar, kar alanları ve buzullarda depolanır ya da yeraltı suyu sistemine girdiği yüzey altına sızar. Bu sular binlerce yıl boyunca buralarda kalabilir ama sonunda buzullar erimekte, göller ve yeraltı suları akarsuları beslemekte ve böylece bu sular da okyanuslara geri dönmektedir. Bitkilerin kullandığı sular da terleme olarak bilinen bir süreç ile buharlaşarak atmosfere döner. Kısacası, okyanuslardan gelen tüm sular sonunda okyanuslara geri dönmekte ve böylece hidroloji döngüsü yeniden başlamaktadır.5 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları6 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Yeraltısuyu hareketi ve kuyularda eldesi, içinden geçtiği malzemelerin iki kritik özelliğine bağlı olarak değişir: gözeneklilik (porozite) ve geçirgenlik (permeabilite). Gözeneklilik ve geçirimlilik Yeryuvarını oluşturan malzemelerin önemli fiziksel özellikleri arasındadır ve yeraltısuyunun hareketi, elde edilmesi ve miktarında büyük oranda rol oynar. Suyun yeraltına süzülmesinin nedeni toprağın, çökellerin ya da kayaçların boşluklara ya da gözeneklere sahip olmasındandır. Gözeneklilik (porozite) kayacn boşluklarının toplam hacmine oranıdır. Çoğunlukla toprak, çökel ya da çökel kayaçlardaki partiküller arası boşlukları içerirken diğer gözeneklilik türleri çatlaklar, kırıklar, faylar ve volkanik kayaçlardaki boşluklardan oluşur . Farklı kayaç türlerinin gözeneklilikleri değişkendir ve kayacın büyüklüğüne, şekline ve kayacı oluşturan malzemelerin dağılımına bağlı olarak değişir. Birçok magmatik ve metamorfik kayaç tıpkı kireçtaşları ve dolomitler gibi düşük gözeneklidir. Çünkü içerindeki kristaller birbirlerine sıkı bir şekilde bağlanmıştır. Ancak bu kayaçlar kırıklı haldeyse ya da yeraltısuyunun etkisi ile ayrışırlarsa gözeneklilik değerleri artış gösterir.7 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Bunun tersi olarak, iyi boylanmış ve yuvarlaşmış tanelerden oluşan kırıntılı çökel kayaçlar yüksek gözenekliliğe sahiptir. Çünkü herhangi iki tane birbirlerine sadece bir noktada temas etmekte ve bu taneler arasında büyük boşluklar yer almaktadır. Öte yandan, kötü boylanmalı çökel kayaçlar ise daha küçük taneler daha büyük taneler arasındaki boşlukları doldurduğundan gözeneklilik düşer ve böylece tipik olarak düşük gözenekli hale gelir. Ek olarak, taneler arasındaki çimentolanma da gözenekliliği azaltır.. Gözeneklilik Yer gereçlerinin bulundurduğu yeraltı suyunu belirlediği halde bütün suyun kolayca alınabileceği garanti değildir. Yer malzemeleri gözenekli olmalarının yanı sıra geçirimlilik (permeabilite) olarak bilinen sıvıları iletme yeteneğine sahip olmalıdır. Gözeneklilik ve geçirimliliğin ikisi birlikte yeraltısuyu hareketinde ve elde edilmesinde önemli rol oynarlar.8 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Kayacın gözenekliliği kayacın büyüklüğüne, şekline ve kayacı oluşturan bileşenlerin dağılımına bağlıdır. a) İyi boylanmış bir çökel kayaç yüksek gözenekliliğe sahipken, b) kötü boylanmış olanı düşük gözeneklidir. c) Kireçtaşı gibi çözülebilen kayaçlarda gözeneklilik erimeye bağlı olarak artarken, d) kristalin metamorfik ve magmatik kayaç- larda gözeneklilik kırık yapıları ile kendini belli eder. Kaynak: Modified from U.S. News and World Report (8 March 1991): 72–73.9 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları10 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Kil ya da silt çökelleri çakıl ya da kumdan daha gözeneklidir. Ancak taneler arasındaki boşluklar çok küçük olduğundan ve taneler ile su molekülü arasındaki çekim kuvveti de suyun hareketini önleyecek ölçüde büyük olduğundan düşük geçirimliliğe sahiptirler. Tersine konglomera ve kumtaşlarında taneler arasındaki boşluk miktarı oldukça büyük ve moleküler çekim gücü de bu nedenle küçüktür. Bol çatlaklı kireçtaşı ve dolomit gibi kimyasal ve biyokimyasal çökel kayaçlar ile birçok magmatik ve metamorfik kayaçta çatlaklar birbirleri ile bağlantılı oldukları için geçirgenlikleri de yükselir ve suyun hareketini kolaylaştırırlar. Bilinen maddelerin gözeneklilik ve geçirimliliği arasındaki ayrıma en iyi örnek kil ve kumdur. Kuma biraz su döktüğünüzde hızla içine çökerken kile döktüğünüzde su yüzeyde kalır. Yeraltısuyu taşıyan geçirgen katmana (Latince aqua “su” anlamına gelir) akifer denir. Taneleri iyi boylanmış ve yuvarlaşmış olan kum ve çakıl çökelleri en iyi akiferlerdir. Çatlakları ve tabaka arası yüzeyleri çözünme ile genişleyen kireçtaşları da iyi akifer özelliği gösterirler. Şeller ile birçok magmatik ve metamorfik kayaç ise çatlaklı olmadığında geçirimsiz olduğundan ötürü kötü akiferlerdir. Bu tür kayaçlar ve yeraltısuyunun hareketini engelleyen diğer malzemelere akiklüd denir.11 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları SU TABLASI Karaya düşen yağmurun bir kısmı buharlaşır, bir kısmı da ırmaklar aracılğı ile okyanuslara yüzeysel akışla taşınır; geriye kalanı ise toprağın içine süzülür. Yerin altında hareket eden bu suyun küçük bir miktarı, içinde hareket ettiği malzeme tarafından tutulur ve aşağı doğru ilerlemesi durur. Bu sulara asılı su denilir. Geriye kalanı ise daha aşağıya doğru süzülür ve erişebildiği tüm gözenek boşlukları doluncaya değin birikir. Bu şekilde boşlukları büyük ölçüde havadan oluşan havalanma kuşağı ile altındaki su ile dolu doygunluk kuşağı tanımlanır. Bu iki kuşağı ayıran yüzeye su tablası denir. Doygunluk kuşağının taban derinliği bölgeden bölgeye değişimler gösterse de genelde, altında geçirimsiz tabakaya rastladığı derinliğe ya da piezometrik basıncın tüm boşlukları kapattığı derinliğe kadar uzanırlar. Doygunluk kuşağından düzensiz olarak yukarı doğru kalınlığı birkaç cm ile birkaç m arasında değişen bölgeye kılcal saçak denir. Yüzey gerilmesi yüzünden bu bölgede su, kağıt havluda oldu¤u gibi yukarı doğru hareket eder.12 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Havalanma zonu açık boşluklarda hem havayı hem de suyu içerirken doygunluk kuşağında yer alan bütün boşluklar yer altı suyu ile doludur. Su tablası havalanma kuşağı ile doygunluk kuşağını ayıran yüzeydir. Kılcal saçağın içinde, su yüzey gerilmesi ile doygunluk kuşağından havalanma kuşağına yükselir.13 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları YERALTISUYU NASIL HAREKET EDER? Yeraltı suyunun aşağı yönlü hareketi için gereken enerjiyi yerçekimi sağlar. Yeraltına giren su havalanma kuşağından doygunluk kuşağına doğru hareket eder. Süzülen sular yeraltısu tablasına ulaştığında, su tablasının yüksekte olduğu alanlardan daha alçakta olduğu ırmaklar, göller ya da bataklıklar gibi yerlere doğru hareketini sürdürür. Sadece süzülen suyun bir kısmı doğrudan su tablasının eğimini izler. Çoğu ise düşey yönde büyük kavisli yollar alarak ırmağa, göle ya da bataklığa katılırlar. Bunun nedeni ise doygunluk kuşağı içindeki yeraltısuyunun yüksek basınçlı alanlardan düşük basınçlılara doğru hareket etmesidir. Yeraltısuyunun hızı birçok faktöre bağlı olarak büyük oranda değişir. Yeralt suyunun hızları oldukça geçirimli bazı malzemelerde 250 m/gün ile hemen hemen geçirimsiz malzemelerde birkaç cm/yıl arasında çeşitlilik gösterir. Birçok sıradan akifer için ortalama yeraltısuyu hızı birkaç cm/gün olarak ölçülmüştür.14 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Yeraltısuyu havalanma kuşağından doygunluk kuşağına doğru hareket eder. Bir kısmı yeraltı su tablasının eğimi boyunca hareket ederken, diğerleri doygunluk kuşağının içinde yüksek basınçlı alanlardan düşük basınçlı alanlara doğru ilerler. Bazı sular ise şeyl tabakası gibi yerel bir akiklüd üzerinde toplanır, böylece tünek bir su tablası oluşur.15 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Kaynaklar, yatay olarak hareket eden yeraltısuyunun Yer yüzeyini kestiği yerlerde oluşur. a) Kaynaklar en yaygın biçimde süzülen suların geçirimsiz tabakaya ulaştığı ve hareketine yatay olarak devam ederken yüzeyden boşalıma geçtiği noktalarda meydana gelir. b) Bu kaynak geri plandaki dağın eteğinde yer alan kayaçlardan çıkmaktadır. Kaynaklar Yeraltısuyunun topografya üzerinde akışa geçtiği ya da süzüldüğü yerlere kaynak denir.16 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları17 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Bir kuyudan su çekilmeye başlandığı zaman bir düşüm konisi oluşur. Eğer su, beslenebildiğinden daha hızlı çekilirse, düşüm konisinin derinliği ve çevre uzunluğu büyüyecektir. Dolayısıyla bölgedeki su tablası alçalacak ve hemen yanında açılan sığ kuyuların kurumasına neden olacaktır. Su Kuyuları Su kuyuları doygunluk kuşağının içine doğru sondaj ya da kazma ile yapılan açıklıklardır. Öncelikle doygunluk kuşağına geçilir, su kuyu içine doğru süzülerek kuyuyu su tablası düzeyine kadar doldurur.18 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Artezyen bir sistemin basınçlı bir akiferi ve bu akiferi alttan ve üstten sınırlayan akiklüdleri olmalıdır. Bundan başka, akifer yüzeye çıkmış olmalı ve beslenme alanında akiferi dolduracak ölçüde yağış bulunması gerekir. Kesikli çizgi ile gösterilen beslenme alanındaki su tablasının yükselimi (artezyen basınç yüzeyi), kuyu suyunun yükselebileceği en yüksek düzeyi belirler. Kuyu başının yükseltisi (kotu), hidrostatik basınç yüzeyinden aşağıda ise, kuyudan su serbest olarak boşalır. Çünkü su, kuyu başı yükseltisinden daha yüksekte olan artezyen basınç yüzeyine doğru çıkacaktır. Eğer kuyu başı yükseltisi hidrostatik basınç yüzeyinin altında ya da ona eşit ise, kuyudaki su boşalmayacaktır. Artezyen sistemi terimi yeraltısuyunun kapalı ve yüksek hidrostatik basınç yarattığı bir sistemi tanımlar.19 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları YERALTISUYU MALZEMELERİ NASIL AŞINDIRIR VE ÇÖKELTİR? Yağmur suları yeraltına süzülmeye başladığı anda, temasta olduğu minerallerle kimyasal tepkimelere girerek onları ayrıştırır. Bir bölgede çözülebilir kayaçlar yer alıyorsa, yeraltısuyu başlıca aşındırma etkenidir ve pek çok önemli özelliğin oluşmasının nedenidir. Yeryüzünde geniş alanlarda yayılan kireçtaşları, temelde kalsit (CaCO3) mineralinden oluşmuş çökel bir kayaçtır. Kireçtaşı saf suda çözünmediği halde, ortamda çok az bir miktar asit bulunduğunda hemen çözünür. Karbon dioksit, su ile birleştiğinde (H2O + CO2 › H2CO3) zayıf bir asit olan karbonik asit (H2CO3) oluşur. Atmosferde çok az miktarda (% 0.03) ve organik maddelerin çürümesiyle de ortaya çıkan karbon dioksit yüzünden yeraltısuyu az da olsa asidik özelliğe sahiptir. Yeraltısuyu kireçtaşındaki değişik boşluklara doğru süzüldüğü zaman, bir miktar asidik karakterde olan su kalsitle kolayca tepkimeye girer. Böylece, kayacı çözelti halinde çok uzaklara taşınan çözünebilir kalsiyum bikarbonatı oluşturarak çökelir.20 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Dolinler(Obruklar) ve Karst Topografyası Çözünebilir kayaçların bulunduğu bölgelerde yeryüzü, boyut ve şekilleri çeşitlilik gösteren çok sayıda çöküntüyle doludur. Bu tür kayaçların bulunduğu bölgeleri belirleyen bu çöküntülere dolin ya da yalnızca çöküntü denir. Dolinlerin çoğu iki şekilde oluşur. Birincisi alttaki eriyebilen kayaçlar topraktan sızan sularla çözünürler ve kayaç içinde bulunan doğal boşluklar genişler ve üzerlerinde bulunan toprakla doldurulurlar. Yeraltısuyu kayacı çözmeye devam ettikçe toprak sonunda ortadan kalkar ve geride yamaç eğimi düşük, derinliği fazla olmayan çöküntüler bırakır. Komşu dolinler birleştiğinde ise çözünme vadileri (uvalalar) denilen daha büyük, düzensiz, kapalı bir çöküntüler ağını oluşturur. Bir diğer oluşum şekli ise mevcut mağara tavanlarının çökmesidir. Yeraltısuyu karbonatlı kayaçların içinden süzüldüğü zaman, kayacı çözerek ilksel boşluklar ile kırıkları genişletir ve ortaya birbirine bağlantılı yarıklar, mağaralar, derin mağaralar ve yer altı ırmaklarından oluşan bir sistem çıkartır. Genellikle bir insanın gireceği kadar büyük ve yüzeyle bağlantılı olan doğal yeraltı boşluklarına mağara denir. Derin mağara ise çok büyük bir mağara ya da birbiriyle bağlantılı mağaralardan oluşan bir sistemdir.21 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Karst topografyasının bazı özellikleri22 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları23 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Dolin Dolin Mağaraların oluşumu. (a) Yeraltısuyu havalandırma kuşağına süzülüp doygunluk kuşağına doğru hareket edince kayacı çözer ve dereceli olarak bir galeriler sistemi meydana getirir. (b) Su tablası yüzeyi boyunca hareket eden yeraltısuyu, çözünmüş kayacın çözelti olarak yüzeydeki ırmaklara taşındığı bir yatay galeri sistemi oluşturur ve böylece galeriler genişlemeye başlar.24 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Yüzeydeki ırmaklar derin vadileri aşındırdıkça su tablası düşer ve terk edilen galeriler birbiri ile bağlantılı mağaralar sistemini oluşturmaktadır.25 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Tuzlu su girişimi. (a) Tuzlu su kadar yoğun olmadığı için tatlı su altındaki tuzlu suyun üzerinde mercek şeklinde bir kütle oluşturur. (b) Aşırı pompalama yapıldığında ise tatlı yer altı suyu içinde bir düşüm konisi gelişir ve alttaki tuzlu yeraltısuyunda, kuyunun tuzlu su ile kirlenmesi nedeniyle bir yükselim konisi meydana gelir. İNSANLAR YERALTISUYU SİSTEMİNİ NASIL ETKiLERLER? (1) Su tablasının düşmesi sonucunda kuyuların kuruması; (2) hidrostatik basıncın azalması ile bir zamanlar serbest boşalan basınçlı akiferlerde açılmış kuyuların artık pompajla alınma gerekliliği; (3) tuzlu su girişimi; (4) çökme (sübsidans) ve (5) kirlilik.26 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Suyun beslenme kuyularından pompalanma ile tekrar yeraltısuyu sistemine verilmesi, tatlı yeraltısuyu ile tuzlu yeraltısuyu arasındaki ara yüzeyin daha aşağı indirir ve böylece tuzlu suyun girişi azalır.27 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Çökme (Sübsidans) Zayıf pekişmiş çökellerden ve çökel kayaçlardan oluşan akiferlerden aşırı miktarlarda yeraltısuyu çekildikçe, taneler arasındaki suyun basıncı azalır ve üzerinde bulunan malzemelerin ağırlığı taneleri birbirine yaklaştırarak yüzeyde çökmeye yol açar. Giderek artan oranda tarım, sanayi ve nüfus artışının gerektirdiği yeraltısuyunu karşılamak için günden güne daha çok yeraltısuyu pompalama ile çekilmektedir. Bu nedenle yüzeyde çökmeler daha baskın bir hale gelmektedir. Bu elektrik direği üzerindeki tarihler dramatik biçimde Kaliforniya, San Joaquin Vadisi’nde meydana gelen çökmeleri gösteriyor. Yeraltısuyu çekimleri ve sonrasındaki çökellerin sıkışması nedeniyle 1925 ile 1977 arasında yer zemininde yaklaşık 9 m çökme meydana gelmiştir.28 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları İtalya’da eğik Pisa kulesi. Eğilme kısmen yeraltısuyunun aşırı çekilmesi ile olan çökmenin bir sonucudur.29 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Kaliforniya, Long Beach’de bulunan petrol sahasından petrol çıkarılması, çökellerin sıkışması yüzünden zemini 9 m kadar çöktürmüştür. Hazneye petrolün yerini alacak suyun pompalanmasıyla zeminin çökmesi durmuştur.30 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları31 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları32 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları33 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Yeraltısuyu Kalitesi İnsanların toprak dolgu alanlarından, septik sistemlerden, toksik atık alanlarından ve sanayi artıklarından gelen kirliliği azaltması ile yeraltısuyu kalitesi büyük oranda (1) akiferi oluşturan malzemelerin türleri; (2) suyun akiferde yerleşme süresi ve (3) kayaçlar ve minerallerin çözünürlüğüne bağlıdır. Bu etmenler kalsiyum, demir, flüorit ve başka birkaç madde gibi yeraltısuyunda çözünmüş malzeme miktarını belirler. Bunların birçoğu sağlık için bir tehlike yaratmaz. Bazıları ise su boruları ve ısıtıcılarda minerallerin birikmesi ve kötü tat ya da koku gibi istenmeyen etkiler bırakır ya da giysileri ve demirbaş malzemeleri boyayıp deterjanların etkinliğini kısıtlar. Suyun sert ya da yumuşaklığını çözünmüş kalsiyum (Ca+2) ve magnezyum (Mg+2) miktarı belirler. 60 mg/L’den az sular yumuşak su, 61-120 mg/L arası orta sertlikte sular, 121-180 mg/L arası sert sular ve 180 mg/L den daha fazlası çok sert sulardır. Su boruları ve ısıtıcılar ile bulaşık makineleri ve hatta bardaklar ve yemek takımlarında bile kireç (Ca ve Mg tuzları) bağlaması sert suyun olumsuz bir yanıdır.34 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Septik sistem lağımı yavaş yavaş havalandırma kuşağına bırakır. Yükseltgenme, bakteri indirgenmesi ve çökellerin süzgecinden geçen sular genellikle su tablasına erişmeden önce kirleticilerden arındırılır. Bununla birlikte, kayaçlar çok geçirimli ya da su tablası lağım sistemine çok yakın konumdaysa, yeraltısuyu kirliliği meydana gelir.35 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları Dolgu alanı ile su tablası arasında geçirimsiz bir set bulunmazsa, kirleticiler doygunluk kuşağına taşınıp yeraltısuyunun kirlenmesine neden olur.36 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları HİDROTERMAL ETKİNLİK NEDİR VE NERELERDE BULUNUR? Hidrotermal terimi sıcak sularla ilgili bir terimdir. Yalnızca magmanın ısıttığı sularla sınırlamakla birlikte, suyun boşalımından gelen herhangi bir yeraltı suyu ya da yüzey etkinliği olarak kullanacağız. Etkin ya da tarihsel dönemlerde etkin volkanik alanlarda fümerol olarak bilinen bacalarda gazların, çoğunun da buhar olarak çıkması hidrotermal etkinliğin bir göstergesidir. Sıcak su kaynaklar ya da kaynarcalar (gayzerler) olarak yer altı suyunun yüzeye çıkışı bizim için daha önemlidir. Yer’in derinlerinde dolaştığından yeraltısuyu magmaya olan yakınlığı ya da Yer’in jeotermal gradyanı ile ısıtılır. Sıcak Su Kaynakları İnsanın vücut sıcaklığı olan 37ºC den daha yüksek su sıcaklığına sahip bir kaynağa sıcak su kaynağı (termal kaynak ya da sıcak kaynak da denilir) denir. Kaynarcalar (Gayzerler) Belirli aralıklarla muazzam bir güçle sıcak su ve buhar püskürten sıcak su kaynaklarına kaynarcalar (gayzerler) denir. Jeotermal Enerji Kaynağını Yer’in içinden alan her türlü enerjiye jeotermal enerji denir.37 Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları