Genel Yerel Yönetimler Maliyesi www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 1 YEREL YÖNETDMLER MALDYESD Merkezi Yönetim ve Yerel Yönetimler Arasındaki Gelir Bölüşümü Gelir Bölüşümü: Kamu faaliyetleri merkezi yönetim yanında yerel yönetimlerinde dahil olduğu çeşitli hizmet birimleri tarafından yönetilmektedir. Dolayısıyla yerel yönetimlere ( mahalli idarelere ) bir kısım hizmetlerin bırakılmış olması gelir kaynaklarının tahsisini gerekli kılmaktadır. Gelir bölüşümü idareler arasında hizmetlerin gerektirdiği gelirlerin belli kurallara uygun olarak dağıtılması ve bölüşülmesidir. Gelir ile hizmet arasında organik bağ dolayısıyla mali ilişkiler ( mali tevzin ) iki yönlü bir ilişkiyi ifade etmekte kullanılmaktadır. Bu ilişkilerin birinci boyutunu, “hizmet paylaşımı” oluştururken ikinci boyutunu, “idareler arası gelir bölüşümü” oluşturmaktadır. Doğaldır ki, yerel yönetimler yeterli gelir kaynaklarına sahip olabildikleri ölçüde kendilerine verilen hizmetleri gereği gibi yapabilmektedirler. Burada gelir kaynağı konusu ön plana çıkmış olduğundan bazı maliyet teorisyenleri mali tezin konusunda sadece gelir paylaşımı sorunu olarak incelemektedir. Gelir bölüşümü kuramının dar ve geniş anlamları vardır. Dar anlamda gelir bölüşümü idareler arasındaki eşitsizliği gidermek ( yani mali yönden zayıf ile güçlü olan idareler arasında denge sağlamak ) için yapılan düzenleyici ödemelerdir. Geniş anlamda ise gelir bölüşümü denge sağlayıcı faaliyetler yanında vergi koymak ve gelirlerin de bu amaca uygun olarak bölüşülmesidir. Gelir Bölüşümün deki D lkeler ve Yöntemler Kamu hizmetlerinin merkezi yönetim ile daha alt düzeydeki idareler arasında bölünmüş olması hizmetlerin görülmesi için kaynakların paylaşılmasının gerektirmektedir. Gelir bölüşümün de temel hareket noktası yerel yönetimlerin kendilerine verilen görevler dolayısıyla gelire ihtiyaçları olduğu konusudur. Yerel yönetimlerin de kamu ekonomisi üretici birimleri olması hangi hizmetlerin, hangi yönetim tarafından ne kadar görüneceği gibi sorunları gündeme getirmektedir. Ancak mali ilişkinin boyutu ülkeden ülkeye farklılıklar gösterebilmektedir. Örneğin; federal yapılı ülkelerde yerel yönetimler geniş ölçüde mali özerkliğe sahiplerken, merkeziyetçi yapının hakim olduğu ülkelerde ülkeler böyle bir olanaktan yoksundurlar. Merkeziyetçi yapının hakim olduğu pek çok ülkede yerel yönetimlere yeterli mali kaynak sağlanmadığı gibi bu yönetimlerin özerk yapıları da zedelenmektedir. Merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında hizmetlerin paylaşımında iktisadi ve geleneksel bir takım ölçütler belirleyici olurken gelir paylaşımında da bir takım ilkelerden yola çıkılmaktadır. Yerel yönetimin ihtiyaç duydukları gelirlerini kendi olanaklarıyla elde etmelerini hedefleyen bu ilkeler. Şu şekilde özetlenebilir; 1) Her yönetim kendine verilen görevleri yerine getirerek mali kaynağa sahip olmalıdır. 2) Merkezi ve yerel yönetimlere gelir sağlamak kaygısıyla mükellefler aşırı veya mükerrer olarak vergilendirilmelidir. 3) Tüm kaynaklar vergilendirilmelidir. Farklı idarelerin vergilendirme yetkisi sonucu vergilendirme alanında boşluklar olmamalıdır. 4) Bölgeler arası gelir farklılıkları nedeniyle hizmet kalitesi ve miktarında ortaya çıkabilecek dengesizlikleri giderecek bir mekanizma kurulmalıdır. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 2 Gelir paylaşımı konusundaki bu ilkeler kavramsal anlamda yol gösterici olmakla birlikte bu ilkelerin belli ve kesin kurallara bağlanmış bir çok ülkede uygulamaya konulmuş kararlı ve devamlı bir standart şekli yoktur. Yerel Yönetimlerin Finansman Kaynakları Yerel yönetimlerin finansman kaynakları aynı zamanda yerel yönetimlerin gelirleri anlamına gelmektedir. Yerel yönetimlerin en temel gelir kaynakları şunlardır. 1) Vergi Gelirleri 2) Şerefiye harç ve harcamalara iştirakler ( yararlanma vergisi ) 3) Bağış ve yardımlar 4) Yerel yönetimlere ait işletmelerin gelirleri 5) Borçlanmalar 6) Emlak vergileri 1) Vergi Gelirleri Yerel yönetimlerin en önemli gelir kaynağı vergilerdir yerel yönetimler bazen vergileri doğrudan kendileri toplarken bazen de belirli vergi gelirlerinden pay alırlar. Vergi türlerinin idareler arası tahsisi bakımından tüm ülkelerde geçerli bir model olmamakla birlikte fayda esasına dayalı vergiler, birçok ülkede genel yönetimlerin temel gelir kaynağını oluşturmaktadır. Yararlanma vergileri olarak da nitelendirilen bu tür vergilerin yanı sıra emlak vergileri meslek vergileri, ikametgah vergileri, satış vergileri, yerel yönetimlerin diğer önemli vergi kaynaklarını oluşturmaktadır. Yerel vergiler yerel hizmetlerden yararlananlara bunların mahiyetini yükleyerek bu hizmetlerin finansmanında bir dereceye kadar, coğrafi anlamda adaleti sağlama işlevi görürler. Yararları bireylere bölüştürülemeyen fakat bölgeselleştirilen işlemlerin finansmanına uygun araçlar olan bu vergileri mahalli idareler tarafından konulan oranlara, matrahlara ve vergilendirmeye ilişkin usul ve esasları mahalli idareler tarafından belirlenen ve mahalli idarelerce toplanarak geliri bu idarelere kalan vergiler şeklinde tanımlamak mümkündür. Bir verginin vergi olarak nitelendirilmesi için her ne kadar oran ve matrahın belirlenmesi vergilendirilmeye ilişkin işlemlerin yerine getirilmesi gerekiyorsa da uygulamada bu böyle olmamaktadır. Merkezi yönetim yerel yönetimlere bırakılan vergilerin matrah ve oranlarına ilişkin çeşitli kısıtlamalar getirebilir. Bazı durumlarda yerel vergiler ulusal vergi sisteminin bir parçası olduğundan dolayı merkezi yönetim kendisi toplayarak.daha sonra yerel yönetimlere kendisine düşen oranda pay etmektedirler. Yerel yönetimlerin en temel gelir kaynaklarından olan vergi gelirleri şu tür vergilerden oluşur. A) Gelir Vergileri B) Dolaylı Vergiler C) Bina ve Arazi Vergileri ( emlak vergileri ) D) Meslek Vergisi 2) Şerefiye Harç ve Harcamalara Dş tirakler Şerefiye, kamu tüzel kişilerinin gerçekleştirdikleri bayındırlık ve alt yapı hizmetleri ve imar faaliyetlerinden dolayı mal varlıklarında değer artışı meydan gelmiş olan kişi ve kurumlardan alınan bir tür vergidir. Örneğin, yeni yol ve meydanların açılması gibi. Belediye faaliyetleri sonucu gayrimenkullar deki değer artışlarında sahiplerinin herhangi bir katkısı yoktur. Böyle bir durumda mal varlığında değer artışı meydana gelenler bu artışa neden olan faaliyetlerin finansmanına katılmış olmaktadırlar. ( değer artışına orantılı olarak ) şerefiye bir tür “ değer www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 3 artışı vergisi” olarak da kabul edilebilir. Bununla birlikte şerefiyede bir karşılığın bulunmaması onu vergiden ayıran bir neden olarak sayılabilir. Burada binanın yapılmadan önceki rayiç ( piyasa ) değeri ile yapıldıktan sonraki yeni rayiç değeri arasındaki fark değerleme resminin matrahını oluşturur. Harç, kamu tüzel kişiliğinin sunduğu dışsal faydaya sahip yarı kamusal hizmetlerden yararlananların ödediği bedeldir. Hizmetlerin maliyeti ile herhangi bir bağlantısı bulunmayan bu bedellerin en önemli özelliği hizmetin yapılması sırasında alınmasıdır. Harçlarda kişilere özel faydalar söz konusu olmakla beraber görülen hizmette asıl amaç kamu düzenidir. Toplu faydaları yanında bölünebilir faydaları da olan mezbaha, kanalizasyon hizmetleri, temizleme ve aydınlatma hizmetlerinden alınan harçlar bunun en belirgin örneğini teşkil eder ki, kişiler bu hizmetlerden yararlandıkça öderler. Kanalizasyon temizleme ve aydınlatma faaliyetlerinden belirli bir bölgede oturan kişiler doğrudan yarar sağlamaktadır. Ancak bu hizmetlerin genele sağlık açısından bölünemez yararları da vardır. Harcamalara katılma payları, ise yol ve kanalizasyon altyapı tesislerinin gerçekleştirilmesi sırasında yapılan harcama bedellerinin bir kısmının bu hizmetlerden yararlanacak olanlara ödettirilmesi yerel yönetimlerin sundukları altyapı hizmetlerinin gerçekleştirildiği bölgelerde gayrimenkulu olanların servetlerinin değeri yükseleceğinden söz konusu hizmet maliyetlerinin bir kısmının değer artışlarından yararlananlara ödettirilmesi söz konusudur. 3) Bağış ve Yardımlar Merkezi idarelerin, yerel yönetimleri denetim altında tutabilmelerinin en önemli aracı olan bağış ve yardımlar merkezi idare tarafından yerel yönetim birimlerine yapılan finanssal transferdir. Bu yolla mali yönden güçlü olan kamu idareleri, mali yönden zayıf olan yerel yönetimlere kaynak aktarmaktadır. Bu tür kaynak aktarımlarında her ne kadar çeşitli ekonomik ölçütler göz önünde bulundurulsa da çoğu zaman politik bir karar sürecini gerektirmelerinden dolayı pazarlık nedeni olmaktadırlar. Bağış ve yardımlar koşula bağlı şartlı yardımlar ve koşulsuz genel yardımlar olarak ikiye ayrılır. 4) Yerel Yönetimlere Ait Dş letmelerin Gelirleri Mahalli idareler kendi bölgeleri ile ilgili ihtiyaçların görülmesi amacı ile iktisadi teşebbüsler ticari işletmeler kurar ve işletirler. Bu hizmetlerdeki temel düşünce topluca yaşamanın ortaya çıkardığı ekonomik ve sosyal ihtiyaçları karşılamaktır. Mahalli idareler sahip oldukları bu işletmelerle yerel halkın ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi önemli düzeylerde gelir elde etmektedirler. Yerel kamu işletmelerinden çoğunda fiyat tespitindeki düşüncelere, toplu ve komşuca yaşamaktan doğan yararlar eklendiğinden alınan bedel bir kamu fiyatı olmaktadır. Belediyeler tarafından işletilen şirketler eliyle üretilen, elektrik, su, havagazı, otobüs, ucuz ekmek ve gıda maddeleri üretiminden yararlananlardan sağlanan gelirler bu tür gelirlere örnek gösterilebilir. 5) Borçlanmalar Yerel yönetimler gerektiğinde borçlanma yolu ile de gelir sağlarlar ancak borçlanma gelecek kuşaklarda yükümlülük altına sokan finansman yöntemi olduğundan bu yolla elde edilen gelirlerin cari giderler yerine gelecek kuşaklarında yararlanabileceği tesislerin finansmanı için kullanılması gerekir. Yerel yönetimlerin geçici nitelikteki gelir yetersizliklerini gidermek yerine büyük sermaye yatırımları gerektiren işlerin finansmanı için borçlanmaları arzu edilir. Yerel yönetimler borçlanma konusunda sınırsız bir özgürlüğe sah,ip değildirler. Borçlanma konusunda merkezi yönetimin önceden izni gerektiği gibi borçlanılan miktarın yerel gelirlerin belirli bir yüzdesini aşmaması borçlanmanın yurtiçi piyasalarından yapılması bu paranın ancak belirli hizmetlerin finansmanında kullanılması gibi sınırlamalar getirilmiştir. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 4 6) Emlak Gelirleri Emlak gelirleri yerel yönetimlerin sahip oldukları bina ve arazi türünden emlaklerin artışından veya kiraya verilmesinden elde edilen gelirlerdir. Yerel yönetimler bulundukları bölgelerde sahip oldukları kentsel topraklar sayesinde emlak piyasasını düzenleyerek arazi spekülasyonunu önleyebilirler. Ayrıca yerel yönetimlerin imara elverişli bölgelerde toplu konut inşasına yönelmeleri ilgili yörelerin çevre düzenlemesine de hizmet eder. Bu düzenlemelerle arazi rantları içselleştirilebileceği gibi beldenin imarı yönünden de adımlar atılmış olur. Ancak bakıldığında emlak gelirlerinin düzenli, istikrarlı bir gelir kaynağı olmadığı görülecektir. Türkiye’de Yerel Yönetimler Avrupa’da kentleşmenin ve taşrada yerel yönetim oluşturulmasının uzun bir tarihsel gelişimi olmasına karşın toprak rejimine dayalı merkezi fakat etkin bir yönetim sisteminin varolduğu Osmanlı devletinde batılı anlamda yerel yönetim anlayışı 19.yy sonrasında mümkün olabilmiştir. Bu bölümde Türkiye’de yerel yönetim birimleri olarak kabul edilen belediyeler, il özel yönetimleri ve köy yönetimlerinin gelişim süreçleri irdelenecektir. 1. Belediyelerin Ortaya Çıkışı ve Gelişimi Adli, mülki ve beledi hizmetlerin tek elde toplandığı klasik Osmanlı kent yönetiminden modern anlamda kent yöneticiliği yönünde ilk adımlar 1854 yılında atılmış ve bu amaçla D stanbul’da D stanbul Şehremaneti kurulmuştur. Modern belediyeciliğin en önemli özellikleri olan idari mali özerkliğin bulunmadığı ilk dönemlerde bu örgütün başında merkezi yönetimce atanan şehremini bulunmaktadır ve şehremanetinin yapmış olduğu hizmetlerin masrafları genellikle hazine tarafından karşılanmaktaydı. D stanbul dışındaki kent ve kasabalarda belediye örgütünün yaygın bir şekilde kurulması 1877 yılında yürürlüğe giren vilayetler belediye kanunu ile gerçekleşmiştir ve ilk kez bu yasa ile belediyeler tüzel kişilik kazanmışlardır. Bu yasaya göre her kent ve kasabada bir belediye meclisi kurulacaktır. Vilayetler Belediye Kanunu 1930 tarih ve 1580 sayılı Belediye Kanunu yayınlanıncaya kadar yürürlükte kalmıştır. Cumhuriyet ile birlikte belediyecilik anlayışında bazı değişikliklerin başlamasına karşın Türkiye’de yerel yönetimlere özellikle belediyelere merkezi idareden mali ve idari açıdan beklide “siyasi birliğin” bozulabileceği kuşkusu ile fazla bağımsızlık verilmesinden kaçınılmıştır. 1580 sayılı belediye yasası birçok değişikliğe uğramasına karşın 2004 yılına kadar yürürlükte kalmış 2004 yılında 5272 sayılı Belediye kanunu yürürlüğe girmiştir. Ancak bu yasada 2005 Temmuzunda yürürlükten kaldırılarak yerine 5393 sayılı belediye yasasına bırakmıştır. 2. D l Özel Yönetimlerinin Ortaya Çıkışı ve Gelişimi Osmanlı imparatorluğunda il özel idarelerinde tazimattan sonra ortaya çıkmıştır. D l özel yönetimine ilişkin ilk resmi belge 1864 yılında yürürlüğe giren “Teşkilat-ı Vilayet Nizamnamesi”dir. Bu nizamname ile eyalet sisteminden, vilayet sistemine geçilmiş ve ülke vilayet, sancak, kaza ve köylere ayrılmıştır. Fransız modeli vilayet sisteminin örnek alındığı yeni vilayet sistemi ile halkın yönetime katılması ve merkeziyetçi yapının gevşetilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Yapılmış olan bu yeni düzenleme ile mülki idarenin her kademesinde üyelerin bir kısmının seçimle işbaşına geldiği idare meclisleri oluşturulmuştur. O dönemde adı vilayet umumi meclisleri olan bu yönetim birimlerinin tüzel ve özel mali yapısı bulunmaktadır. Osmanlı devletinde il düzeyinde mahalli idareye geçiş 1913 tarihli “idare-i umumiye vilayet” kanunu ile gerçekleşmiştir. 1913 tarihli bir kanun ile vilayet yönetimi ilin genel yönetimi ve ilin özel yönetimi olmak üzere iki bölümden oluşmuş ve ilin yerel hizmetleri il özel yönetimlerinin ( vilayet umumi meclislerinin ) yetkisine bırakılmıştır. Ayrıca ile tüzel kişilik tanınarak kendisine has gelir kaynakları oluşturulmuştur. 1913’de www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 5 çıkarılmış olan bu kanunun il genel yönetimini kapsayan düzenlemeleri 1929 yılında değiştirilmiş ilin özel idaresini kapsayan bölümü ise 1987 yılına kadar yürürlükte kalmıştır. 1987 yılında 3360 sayılı il özel yönetimi kanunu kabul edilmiştir. 3. Köy Yönetiminin Ortaya Çıkışı ve Gelişimi Köyler Osmanlı devletinin kuruluşundan bu yana bağımsız bir sosyal birim olarak var olagelmişlerdir bu birimler bir yerleşim merkezi olarak belediye ve il özel yönetimlerinden çık daha önce kurulmalarına karşın mahalli idare birimi olarak örgütlenmelerine ilişkin düzenlemeler yine tazimattan sonra olmuştur. Cumhuriyet öncesi dönemde köylerin bir yerel yönetim birimi olarak ilk hükümleri 1864 tarihli Vilayet nizamnamesinde yer almıştır. Bu nizamname ilk kez köy organlarından söz etmiş ve bunların oluşma biçimleri ve görevlerini belirtmiştir. Nizamname daha sonraki düzenlemelerde 200 ve daha fazla haneli köyler bucaklara dönüştürülmüş ( bucak = nahiye ) 1924 yılana kadar ancak hükümetlerin izni ile varlıklarını sürdüren köy yönetimleri 1924 tarihli 442 sayılı Köy kanunu ile tüzel bir kişilik kazanmışlardır. D l Özel Yönetimleri ve Maliyesi 1. D l Özel Yönetimlerinin Mahiyeti Fransa örneğinden esinlenerek kurulmuş olan ilin yönetim teşkilatımızın iki mahiyeti vardır. 1. “Yetki Genişliği” ilkesine göre idare edilen bir mülki idare kademesi olması ( ilin genel idaresi ) 2. “Yerinden Yönetim” ilkesine göre idare edilen ilin özel idaresi D l yönetimlerinin yasal temelleri 1913 yılında çıkartılan kanuna kadar gitmektedir. Bilindiği gibi bu kanunun birinci kısmı ilin genel idaresini, ikinci kısmı ise ilin özel idaresini düzenlemiştir. 2. D l Özel D daresi Yasası ( 5302 ) ve Yeni Düzenlemeler 1987’de çıkan 3360 sayılı yasa il özel idarelerinin taşınır ve taşınmaz mallara sahip ve bu kanunla belirlenmiş sınırlı özel görevleri yapmakla yükümlü bir tüzel kişi olarak tanımlarken 5302 sayılı yasa il özel idarelerini il halkının mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi olarak tanımlamıştır. 5302 sayılı yasanın çıkmasına kadar il özel idareleri merkezi idarenin “aşırı vesayeti” altında varlığını sürdürmüştür. Temel hizmetleri için dahi yeterince kaynak ayıramamıştır. 5302 sayılı yasa ile il özel idareleri için ikili bir görev yapısı öngörülmüştür. Yeni yasa ile özerk bir mahalli idarenin gereği olarak il özel idareleri üzerindeki idari vesayet uygulamalarının çoğuna son verilirken idarenin bütünlüğünü ve hukuka uygunluğunu sağlayacak mekanizmalarda devam etmektedir. 5302 sayılı yasa ile öngörülen düzenlemelerin bir bölümünde il özel idarelerinin daha demokratik daha şeffaf ve katılımcı hale getirilmesine yöneliktir. Katılımcılığı arttırmaya yönelik düzenlemelerin başında il genele meclislerine ve ihtisas komisyonlarına katılma v görüş bildirmesine yönelik düzenlemeler yer almaktadır. Ayrıca yasa ile il genel meclisi kararlarının halka uygun yollarla duyurulması ve kimi özel idare hizmetlerinde gönüllülerin çalışmasına olanak verilmektedir. 3. D l Özel D darelerinin Görevleri D l özel idarelerinin 6. md’de belirtilen görevlerini ayrıntılı bir şekilde ele alırsak bu görevleri 6 başlık altında toplamak mümkündür. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 6 a) Bayındırlık Dş leri D l özel idarelerine tahsis edilen bayındırlık hizmetleri kapsamında il özel yönetimleri il yollarının yapımı, bakımı ve onarımının sağlanması, köy içme sularının sağlanması, il içinde köprü ve iskeleler kurulması sayılabilir. b) Eğitim ve Kültür Hizmetleri Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim faaliyetlerinden büyük ölçüde il özel idareleri sorumluyken günümüzde il özel idarelerinin bu konudaki görevleri sadece okul binalarının yapılması ve bakımından ibaret kalmıştır. c) Tarım ve Veteriner Dş leri d) Sağlık ve Sosyal Yardım Hizmetleri e) Ekonomik Görevleri f) Diğer Görevleri a) Vali taşıt araçlarının satın alınması b) Vali ve kaymakam taşıtlarının işletme giderleri 4. D l Özel D darelerinin Yetki ve D mtiyazları Bakınız: Md. 7 5. D l Özel D darelerinin Organları a) D l Genel Meclisi ( Yasama ) b) D l Encümeni ( Yürütme ) c) Vali ( D l Genel Meclisinin Başı ) a) D l Genel Meclisi D l meclisi il özel idaresinin karar organıdır. D l genel meclisinin üye sayısı ildeki ilçelerin sayısına ve nüfuslarına göre değişmektedir. Her seçim çevresinde seçilecek üye sayısı aşağıdaki usule göre seçilecektir. Nüfusu 25.000’e kadar olan ilçelerde 2 Nüfusu 25.001 – 50.000’e kadar olan ilçelerde 3 Nüfusu 50.001 – 75.000’e kadar olan ilçelerde 4 Nüfusu 75.001 – 100.000’e kadar olan ilçelerde 5 Nüfusu 100.000’den fazla olan ilçelerde her 100.000 kişi için bir asıl, bir yedek üye ilave edilir. Sayı 500.000’den fazla ise yine bir asıl, bir yedek üye ilave edilir. b) D l Encümeni D l özel idaresinin yürütme organıdır. Not: Daha önceki yasada hem yürütme hem de karar organıydı şimdi sadece yürütme organı c) Vali D l özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. D l Özel D daresi Maliyesi D l Özel Yönetimi’nin mali yapıları, gelirleri, giderleri ve bütçeleri şeklinde üç an başlık altında incelenir. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 7 1 ) D l Özel D darelerinin Gelirleri 5302 sayılı yasa il özel idarelerinin görevlerini arttırmış ancak yeni görevlerini finanse etmeye yönelik olarak henüz ilave gelir kaynakları sağlamıştır. D l özel idarelerinin gelirlerinin neler olduğunu 5302 sayılı yasanın 42. maddesinde sayılmıştır. Bunun yanı sıra D l Özel D daresine diğer mevzuatta da bir takım gelirler sağlanmıştır. Bu gelir kaynaklarını; öz gelirler, genel bütçe vergi gelirlerinden alınan paylar, devlet yardımlarından sağlanan gelirler, diğer gelirler olmak üzere 4 grupta toplamak mümkündür. 1.1 ) Öz Gelirler D l Özel D darelerinin öz gelirleri 5302 sayılı yasa ve diğer mevzuat ile sağlanan gelirlerden oluşmaktadır. 1.1.1 ) 5302 sayılı D l Özel D daresi yasası ile sağlanan gelirler ( Bknz Md 42 ) 1.1.2 ) Diğer mevzuatla sağlanan gelirler a) 1901 tarihli taş ocakları nizamnamesi gereğince taş ocakları işletmelerinden izin ve ruhsat harcı ile taş ocaklarından çıkartılıp işletilen ve satılan maddelerin net satış bedelinden %15 lik pay b) Özel idarelerce yönetilen basımevi, fidanlık gibi kurumlar hasılatı ile il özel idarelerinin katıldıkları ortaklıktan aldıkları paylar. c) 3039 sayılı çeltik ekin yasasının 10 ve 31. md gereğince çeltik ekimi yapanlardan 1.2 ) Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Alınan Paylar 1981 yılına kadar D l Özel D dareleri’ne ve Belediyelere bazı devlet gelirlerinden belirli oranlarda pay verilmesi yöntemi benimsemiştir. Buna göre D l Özel D dareleri’ne akaryakıt tüketim vergisi, motorlu kara taşıtları vergisi, trafik cezaları ve emlak vergisinden çeşitli oranlarda paylar verilmesi öngörülmüştür. Daha sonra 1981 yılında çıkarılan yasa ile pay verme yönteminde önemli bir değişiklik yapılmış ve D l Özel D daresi’ne genel bütçe vergi gelirleri hasılatı toplamı üzerinden %1 pay verilmesi öngörülmüştür. D l özel idaresinin genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları bu paylar idareler arasında nüfus esasına göre dağıtılmaktadır. Bu paylar iller bankasındaki hesaplarına yatırılmaktadır. D l Özel D daresi’nin 2004 yılına kadar emlak vergisinden pay alırken 2004 yılında çıkartılan 5272 sayılı belediye yasası bu uygulamaya son vermiştir. 1.3 ) Devlet Yardımlarından Sağlanan Gelirler 1970 yılında genel bütçe içinde %2 lik pay tutan D l Özel D darelerinin bütçe gelirleri 1980 yılına gelindiğinde % 4’e kadar gerilemiştir. 1970 -80 arası dönemde genel bütçe gelirleri %76 artarken D l Özel D darelerinin gelirleri ancak %8 artabilmiştir. D l Özel D darelerinin gelirlerinde ortaya çıkan bu yetersizlik merkezi yönetimin D l özel idaresine yardım yapmasını zorunlu kılmıştır. Sonuçta gelirler içerisinde 1970 yılında devlet yardımlarının payı %33,7 iken 1980’lerde bu oran %72,2’ye çıkmıştır. D l Özel D daresi yasası D l Özel D daresine genel katma ve özel bütçeli idarelerden ödenek aktarılabileceğini hükme bağlamıştır. D l Özel D daresine bakanlık bütçelerinden yapılan yardımların bazıları şunlardır; a) DPT bütçesinde yer alan ödenekten kalkınmada öncelikli yöreler D l Özel D daresine yapılan yardım. b) Turizm bakanlığınca turizm amaçlı alt yapı uygulamaları için bütçeden yapılan yardım. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 8 c) Kültür Bakanlığınca D l Özel D daresi tarafından düzenlenecek kültür etkinliklerine yapılan yardım. 1.4 ) Diğer Gelirler a) D ktisadi girişimler sonucu elde edilen gelirler. b) Para cezaları c) Borçlanma, D l Özel D daresi tüzel kişiliğe sahip bir kurum olarak borçlanma yolu ile de gelir elde edebilir. Bununla birlikte 5302 sayılı yasanın 51. maddesine göre borçlanma konusunda yetkileri sınırlanmıştır. D l Özel D daresinin iller bankası dışındaki kurumlardan borçlanmalarına yasal bir engel yoktur fakat genellikle D l Özel D dareleri iller bankasından borç almaktadırlar. D l Özel D darelerinin gelirleri 1990’dan günümüze sürekli olarak artmıştır. Bu durum ilk bakışta olumlu bir gelişme gibi görünse de D l özel D darelerinin gelirleri içerisinde genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylar ve merkezi idareden yapılan diğer yardımların önemli bir ağırlığının olması D l Özel D darelerinin gelir ve harcamalar konusundaki merkezi idareden bağımsız bir şekilde hareket etmesini önleyerek bu idarelerin merkezi idarenin taşrada ki bir temsilcisi gibi faaliyette bulunmalarına neden olmaktadır. 2 ) D l Özel D darelerinin Giderleri ( Bknz madde 43 ) D l Özel D daresinin harcamaları üç ana bölümde gösterilmektedir. a) Cari Harcamalar: Personel giderleri, ödenek giderleri, yönetim giderleri, kurum giderleri ve diğer giderler olarak sınıflandırılabilir. b) Yatırım Harcamaları: Etüt ve proje giderleri, yapı tesis ve büyük onarım giderleri, kurum giderleri ve çeşitli giderler olarak gruplandırılabilir. c) Sermaye Teşkil ve Transfer Harcamaları: Kurumlara katılma payları ve sermaye teşkilleri, kamulaştırma ve taşınmaz mallar satın alımları, iktisadi transferler, mali ve sosyal transferler ve borç ödemeleri olarak gruplandırılabilir. 3 ) D l Özel D darelerinin Bütçeleri ve Hazırlanma Süreci D l Özel idaresinin bütçesi yıl başından sonuna kadar 1 yıla ait gelir ve gider tahminlerini gösteren gelirlerin toplanmasına hizmetlerin yapılmasına ve harcamalara izin veren bir meclis kararıdır. D l Özel D daresinin bütçesinde önce gelirler tahmin edilmektedir. Daha sonrada gelirleri aşmamak kaydıyla giderler belirlenmekte bütçe denk olarak kapatılmaktadır. D l Özel D daresi bütçesi hazırlanırken Vali her yıl Temmuz ayının ilk haftasında D l Özel D daresi birimleri ile Özel D dare hizmetlerini gören merkezi idarenin taşra kurum ve kuruluşlarına kendi dairelerinin D l Özel D daresi ile ilgili gider bütçelerini hazırlamaları için bütçe çağrısı yapmaktadır. Bu çağrıda bütçenin hazırlanmasında uyulacak ilke ve hedefler gösterilmektedir. D l Özel D dare birimleri kendilerine ait gider teknikleri ve ilgili cetvelleri hazırlayarak gerekçeleri ile birlikte Ağustos ayının ilk haftası içinde mahalli hizmetler birimine vermektedir. Mali hizmetler birimi diğer birimlerden gelen gider bütçe tekliflerini inceleyerek gelir bütçesini hazırlar. Bütçe ilke ve hedefleri doğrultusunda D l Özel D dareleri hazırlık bütçesine Vali’nin görüşünü de alarak denk olarak oluşturulur. Mali Hizmetler Mali hizmetler tarafından Vali’nin görüşü alınarak hazırlanan (hazırlık bütçesi) Vali tarafından Eylül ayı başında D l Encümeni’ne sunulur. D l Encümeni bütçeyi 30 gün içinde inceleyerek kendi görüşü ile birlikte Kasım ayının 1.gününden önce D l Genel Meclisi’ne sunar. D l Genel Meclisi bütçeyi bütçe komisyonuna havale eder. Komisyon hazırlık bütçesi www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 9 üzerindeki çalışmalarını 10 gün içinde tamamlayarak bir raporla D l Genel Meclisi’ne görüşülmek üzere sunar. D l Genel Meclisi, bütçe komisyonu tarafından kendisine iletilen bütçe tasarısını madde madde görüşür ve bütçe tasarısını aynen veya değiştirerek kabul eder. Ancak meclis bütçe denkliğini bozacak biçimde gider arttırıcı ve gelir azaltıcı değişiklikler yapamaz. D l Genel Meclisi’nce kabul edilen bütçe Vali tarafından en geç 15 gün içerisinde D ç Dş leri Bakanlığı’na gönderilir. Yeni yasa D ç Dş leri Bakanlığı’nın bütçeyi onaylaması uygulamasına son vermiştir. Kabul edilen bütçe mali yılın 1.gününde (1 Ocak) itibaren yürürlüğe girer. I. Genel Olarak Belediyeler Belediye Meclisi üye sayısı beldenin nüfusuna göre 9 ile 55 arasında değişmektedir. Buna göre her seçim çevresine son nüfus sayımı sonuçlarına göre seçilecek üye sayısı şöyledir. Nüfusu : 10.000’den az olan belediyelerde 9 10.000 – 20.000 arasında olan belediyelerde 11 100.001 – 250.000 arasında olan belediyelerde 37 500.001 – 1.000.000 arasında olan belediyelerde 45 1.000.000’dan fazla 55 Meclis üyesi ve aynı sayıda yedek üye hesaplanır. II. Belediyelerin Mali Yapısı A. Belediyenin Gelirleri Türkiye 1981 yılına gelinceye kadar belediyenin gelirleri oldukça yetersiz ve dağınık bir durumdaydı. Tıpkı D l Özel D dareleri’nde olduğu gibi. Belediyelerde de bazı devlet gelirlerinde belirli oranlarda pay verilmesi yöntemiyle gelir aktarılmaktaydı. 1981 yılında çıkarılan 2380 sayılı yasayla pay verme yöntemi ile önemli değişiklikler yapılmış, artık belediyelere genel bütçe vergi gelirleri hasılatı toplamı üzerinden belirli oranlarda pay verilmesi öngörülmüştür. 1985 yılında emlak vergisi genel bütçe gelirlerinden çıkarılarak mahalli idarelere bırakılmıştır. Ancak 5272 sayılı belediye yasası bu uygulamaya son vermiş ve emlak vergisi yalnızca belediyeler bırakılmıştır. 1993 yılında çevre temizlik vergisi uygulamaya konulmuş ve belediye gelirleri arasına dahil edilmiştir. Ancak bu düzenlemelere karşı belediyelerin finansman ihtiyacı yeterince karşılanamamıştır. Günümüzde mevcut uygulamada belediyenin gelirlerini 4 başlık altında toplamak mümkündür 1.1 Öz Gelir Kaynakları 1.2 2350 sayılı yasa çerçevesinde genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylar 1.3 Devlet yardımları ve fonlardan yapınla yardımlar 1.4 Diğer Gelirler 1.1 Öz Gelir Kaynakları Belediyelerin öz gelir kaynakları şunlardır; 1.1.1 Vergiler 1.1.2 Harçlar 1.1.3 Harcamalara Katılma Payları www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 10 1.1.1 Vergiler Belediyelerin öz gelir kaynaklarından birini oluşturan vergiler bir çok ülkede yerel yönetimlerin önemli gelir kaynaklarından birini oluşturmasına karşın ülkemizde oldukça düşük miktarlarda kalmaktadır. Ülkemizde belediye vergilerinin neler olduğu 1981 yılında yürürlüğe giren Belediye Gelirleri Kanunu’nun da belirtilmiştir. Bu vergileri yedi başlık altında toplamak mümkündür. 1. Çevre temizlik vergisi 2. D lan ve reklam vergisi 3. Eğlence vergisi 4. Haberleşme vergisi 5. Elektrik ve hava gazı vergisi 6. Yangın sigorta vergisi 7. Emlak vergisi 1. Çevre Temizlik Vergisi 1993 tarihinde uygulamaya giren Çevre temizlik vergisinin konusu ve kapsamına belediye sınırları ve mücavir alan içinde bulunan ve belediyenin katı atık toplama ve kanalizasyon hizmetlerinden yararlanan konut işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar girmektedir. Verginin yükümlüsü ise her ne sıfat ve şekilde olursa olsun bu yerleri kullanan gerçek ve tüzel kişilerdir. Mükellefiyet binanın kullanımı ile başlar. Çevre temizlik vergisinin 2003 yılı sonuna kadar olan uygulamasında sıvı atıklara ait çevre temizlik vergisi su tüketim bedeli ile tahsil edilirken. Katı atıklara ait vergi her yıl iki eşit taksitle alınmaktaydı. Yapılan değişiklilerle çevre temizlik vergisinin ödenmesi ve hesaplanmasında yeni yöntemler uygulanmaya başlanmıştır. Yeni düzenlemeye göre konutlara ait çevre temizlik vergisi su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle m 3 başına Büyükşehirlerde 15 YKr diğer yerlerde ise 12 YKr olarak hesaplanmaktadır. Belediyenin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan ancak su ihtiyacını belediyece kurulmuş su şebekesi dışından karşılayan konutlara ilişkin çevre temizlik vergisi belediye meclisince belirlenen dereceler üzerinden hesaplanmaktadır. Büyükşehir belediye sınırları içinde bulunan belediyelerin kendileri tarafından tahsil edilen çevre temizlik vergisinin %20’si büyük şehir belediyelerine aktarılmaktadır. 2. D lan ve Reklam Vergisi Belediye sınırları ve mücavir anlalar içinde gerçek yada tüzel kişilerce yapılan her türlü ilan ve reklamdan alınan vergidir. Bu vergi Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki bulvar, cadde ve ana yollar ile bu alanlara cephesi bulanan binalar üzerindeki her ilan ve reklamlarda büyük şehir belediyesi tarafından alınmaktadır. D lan ve reklam vergisinin mükellefi yurtdışından gönderilen ilan ve reklamlarda dahil olmak üzere ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek ve tüzel kişilerdir. Verginin tutarı ilan ve reklamların türü ve yayınlandığı yere bağlı olarak 1YKr ile 150YTL arasında değişmektedir. 3. Eğlence Vergisi Bu verginin konusu gerçek yada tüzel kişilerce işletilen eğlence yerlerini kapsamaktadır. Eğlence vergisi biletle girilen eğlence yerlerinde bilet bedeli olarak elde edilen hasılat üzerinden. Biletle girilmesi zorunlu olmayan bar, gazino, disko, taverna vb yerlerde, işin niteliğine göre çalışılan her gün için yasalarda belirtilen ölçüler içerisinde saptanacak bir miktar olarak alınır. www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 11 4. Haberleşme Vergisi Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde posta, telgraf, telefon işletmesi tarafından tahsil edilen data ücretleri tesis, devir ve nakil ücretleri hariç diğer hizmetler üzerinden alınan bir vergidir. Haberleşme verisinin matrahı tesis, devir ve nakil ücretleri hariç olmak üzere tahsil edilen ücretlerden oluşmaktadır. Haberleşme vergisinin mükellefi ise telefon, teleks, faks ve data ücretlerini tahsil eden posta telefon telgraf idaresidir. 5. Elektrik ve Hava gazı Vergisi Bu verginin konusu belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde elektrik ve doğalgaz tüketiminden alınan vergidir. Verginin matrahı tüketilen elektrik ve hava gazının satış bedelidir. 6. Yangın ve Sigorta Vergisi Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki menkul ve gayri menkul mallar için yapılan yangın sigortaları dolayısıyla alınan primler. Yangın sigortası vergisine tabidir. 7. Emlak Vergisi 5393 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Büyükşehir belediyelerine ve il özel idarelerine pay verilmesi usulüne son verilmiştir. Büyükşehir belediyelerinin olduğu yerlerde Büyükşehir sınırları ve mücavir alanlar içinde emlak vergisi bina ve arazi vergisi olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Emlak vergisinin matrahı bina – arsa ve arazilerin beyanname verme tarihindeki normal alım - satım bedelidir. Ancak yeni inşa edilen binaların vergisi arsanın veya arsa payının vergisinden az olamaz Emlak vergisinin mükellefi bina, arsa ve arazinin maliki varsa intifa hakkı sahibi her ikisi de yoksa bina arsa ve araziden malik gibi tasarruf edenlerdir. 1.1.2 Harçlar Belediyelerin toplamış olduğu harçlar 2464 sayılı belediye gelirleri yasasının 2. kısmında düzenlenmiştir. Bu yasaya göre toplam 12 adet harç vardır. a) Dş gal harcı b) Tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı c) Kaynak suları harcı d) Tellallık harcı e) Hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcı f) Ölçü ve tartı aletleri denetleme harcı g) Bina inşaat harcı h) Kayıt ve suret harcı i) D mar ile ilgili harçlar j) Dş yeri açma izni k) Muayene, ruhsat ve rapor harcı l) Sağlık belgesi harcı 1.1.3 Harcamalara Katılma Payları Belediye gelirleri kanununa göre harcamalara katılma payları 3 türlüdür. A) Yol Harcamalarına Katılma Payları B) Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payları C) Su Tesisleri Harcamalarına Katılma Payları www.denizsevim.tr.cx Hazırlayan: DEND Z SEVD M Kamu Yönetimi 3 /030403004 12 A) Yol Harcamalarına Katılma Payları Belediyelerce veya belediyelere bağlı kuruluşlarca inşa tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan yada başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayri menkul sahiplerinden alınmaktadır. B) Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payları Belediyelerin yeni kanalizasyon tesisleri yapmaları var olan kanalizasyon tesislerini sağlık ve fen koşullarına göre iyileştirmeleri durumunda bu hizmetten yararlanılanlardan alınır. C) Su Tesisleri Harcamalarına Katılma Payları Belediye veya belediyelere bağlı kuruluşlarca beldede su tesisleri yapılaması halinde dağıtımın yapıldığı alan içindeki gayri menkul sahiplerinden alınmaktadır. Harcamalara katılma payları bina ve arsalarda vergi değerinin %20’sini geçemez Mükelleflerin ödeyeceği paylar hizmetin tamamlanarak halkın kullanımına sunulmasından sonra belediyelerce veya bağlı kuruluşlarca payların ilan ve tebliğ edildiği yılı takip eden yıldan itibaren 2 yılda ve 4 eşit taksitte peşin ödemelerde tahakkuk tarihinden itibaren 1 ay içinde tahsil olunmaktadır.