Genel Yönetim Sosyolojisi Bu doküman www.mecburkalanlar.com dan indirilmiştir YÖNETİM SOSYOLOJİSİ KAMU DENETÇİSİ(OMBUDSMAN)KURUMU Yönetsel yargı yetkisi yönetsel işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlanabilir yetkidir. Bir başka deyişle yönetsel yargı organlarının yönetsel etkinliğin yerinde ligini araştırmaları olanaksızdır. Dolayısıyla yurttaşların yönetimin kötü işleyişi karşısında korumalarını da sağlayacak bir denetim mekanizmasına gereksinim vardır. Ülkemizde de ombudsman türü bir denetim kurumunun oluşturulması 1982 anayasasının hazırlandığı dönemde önerildiği gibi bir siyasi parti tarafından da “vatandaş dilekçeleri baştakipçiliği”adı altında benzer bir kurum önerilmiştir. öte yandan yedinci yıllık kalkınma planında”amaçlar, ilkeler ve politikalar”başlığı altında böyle bir kuruma olan gereksinim dile getirilmiş;1998 programında da,”kamu denetçisi(ombudsman)sisteminin yapısı, statüsü ve çalışma esaslarının belirlenmesine ilişkin çalışmalara başlanarak, mevzuatının oluşturulacağı öngörülmüştür. *Ombudsman türü denetim organları, bireylerin yönetim ile ilgili yakınmalarını kabul edip, yaptıkları inceleme sonunda ilgili kuruluşa tavsiye ve önerilerde bulunarak bu yakınmalara çözüm bulmaktadır. *ombudsman türü kurumları oluşturan ülkelerde değişik yöntemler denenmiştir. Kimi Ülkerlerde parlamento, kimi ülkeler de de bakanlar kurulu tarafından seçilip atanmaktadır. *ombudsmanın yetki alanı da ülkeden ülkeye değişiklik göstermekte; bazı ülkelerde yönetimin tümü denetim alanına girerken bazılarında örneğin yerel yönetimler denetim dışında bırakılmakta veya onlar için ayrı ombudsman oluşturulabilmektedir. *kamu denetçisi kurumunun beklentilere cevap verebilmesi, statüsünün doğru oluşturulabilmesinin yanı sıra, yönetsel yargı sisteminin gelişmişliği ve etkililiği, ülkenin coğrafi büyüklüğü, halkın kültür düzeyi gibi etmenler lede yakından ilgilidir. Kamu denetçisi kurumunun oluşturulmasına ilişkin başlıca öneriler şunlardır: *kamu denetçisi olarak görevlendirilecek kişi veya kişilerde aranacak nitelikler ve koşullara ilişkin olarak yürürlükteki mevzuatta cumhurbaşkanlığı devlet denetleme kurulu üyeliği için aramalara benzer koşullar getirilebilir. Ancak bazı sakıncalar yaratacağından kamu denetçisinin değişik kurumlarca gösterilecek adaylar arasından cumhurbaşkanınca seçilmesi daha uygun olacaktır. *kamu denetçisinin görev alanına askeri ve adli kuruluşlar dışında tüm yönetsel kuruluşlar girebilir. *Türkiye’nin nüfus ve alan olarak büyüklüğü karşısında, merkezde kurulacak tek bir kamu denetçisi kurumunun beklentilere gereğince yanıt verememesi olasılığı vardır. Bu nedenle kamu denetçisi kurumunun yerel temsilcilikleri kurulabilir. Ayrıca kamu dentçisi yardımcılarının kendi aralarında etkinlik alanlarına göre görev bölüşümü yapmaları yararlı olabilir. *kamu denetçisi kurumunun denetiminin etkinliğinin sağlanmasında masrafsız, basit ve kolay ulaşabilir olmasının önemi gözden uzak tutulmamalıdır. YÖNETİM VE YÖNETİMDE İNSAN İLİŞKİLERİ 1) Yönetim, Yönetici ve Örgüt Yönetim; işlenen bir işlenen bir amacı gerçekleştirmek için insancıl ve maddi kaynakların örgütlendirilerek yönlendirilmesi biçiminde tanımlayabiliriz. 1.1)yönetim süreci: yönetim iç içe geçmiş çeşitli süreçlerden oluşur. Örneğin politika belirleme süreci, personel alma süreci… gibi Yönetimi bir süreç olarak ele alıp incelediğimizde, türü, uğraşalanı büyüklüğü ne olursa olsun bütün örgütler de yönetim sürecinin bütün öğeleriyle karşılaşabiliriz. bir kamu Bu doküman www.mecburkalanlar.com dan indirilmiştir kuruluşundaki genel müdür de, şube müdürü de kendi sorumluluk alanında politika belirleme, planlama, örgütlendirme, denetim gibi bir takım işlevleri yerine getirirler. 1.2)yönetici kimdir, ne iş yapar? ya da yönetim sürecinin ögeleri nelerdir? Yönetici: belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için insancıl ve maddi öğeleri bir araya getirip işin yapılmasını, amacın gerçekleştirilmesini sağlayan kişidir. Gulick ve urwick’e göre yönetim sürecinin öğeleri şunlardır: Planlama, Örgütlendirme, Personel Alma, Yönetme, Eşgüdümleme ve Denetim’dir. Çağdaş yönetim yazarları yönetim sürecinin ögelerini”yapılacak işin belirlenmesi ile ilgili öğeler”ve”işin yaptırılmasıyla ilgili öğeler”olarak ayırarak ele almaktadırlar. Yapılacak işin belirlenmesi ile ilgili öğeler İşin yaptırılmasıyla ilgili öğeler .amaç belirleme(politika belirleme) .planlama .örgütlendirme .yürütme(önderlik) .iletişim .denetim .personel yönetimi 1)PLANLAMA: amacın gerçekleştirilmesi ve başarılması gereken işlerle kullanılması gereken yöntemlerin saptanması 2)ÖRGÜTLENDİRME: amacın gerçekleştirilmesi için gerekli maddi yapıyla insancıl yapının kurulması, yetkilerke karşılıklı ilişkilerin dengeli açık bir biçimde belirtilmesi 3)YÜRÜTME YA DA ÖNDERLİK: karar alma, örgütü oluşturan kişileri çalışmaya isteklendirme, onları amaca doğru götürme eylemi 4)EŞGÜDÜMLEME: örgütü oluşturan kişilerin, birimlerin çalışmaları arasında eşgüdüm sağlama 5)DENETİM: kişilerle örgüt birimlerine verilen görevlerin süresi içinde,istenen biçimde yerine getirilip getirilmediğinin gözetlenmesi 6)GÖREVLİ YÖNETİMİ: amacın gerçekleştirilmesi için gerekli görevlilerin bulunup işe alınması 1.2.1)yönetimde amaç saptama ya da politika belirleme Ortada gerçekleştirilmesi gereken bir amaç yoksa yönetimden ya da örgütten söz edilemez. Kamu yönetiminde amaç ya da politika belirleme kamu tarafından çözülmesi gereken toplumsal sorunların genel yönünün başka bir deyişle nasıl çözülebileceğinin belirlenmesidir. Geniş anlamda ele alındığında kamusal politikaların belirlenmesi süreci, bürokrasiden siyasal partilere, yasama organından baskı kümelerine, medyadan bakanlar kuruluna değin pek çok aktörün rol aldığı, yönetsel süreçle siyasal sürecin iç içe geçtiği bir olgudur. Örgütün her düzeyinde yöneticilerin bir anlamda politikalar belirledikleri, kendilerine gerçekleştirilecek hedefler koyduklarını söyleyebiliriz. Örgütsel amaçlar genellikle genel(ya da resmi)amaçlar ve uygulamaya dönük amaçlar olarak ikiye ayrılır. Genel amaçlar kamusal örgütlerin kuruluş yasalarında yer alırsoyut ulaşılmak istenen ideallerdir. Uygulamada gözetilen öncelikler ise daha somut amaçlardır. Bunlardan birincisine stratejik amaçlar ikincisinde taktik amaçlar diyenlerde vardır. Amaçlarla ilgili olarak belirtilmesi gereken son bir nokta, çevresel koşullardaki değişime koşut olarak örgütsel amaçların ve politikaların da zaman içinde değişikliğe uğramasıdır. 1.2.2)yönetsel planlama ve planlamanın insancıl sorunları Planlama_amaç ilişkisi: planlar, belirlenen amaçların nasıl gerçekleştirileceğini gösterir. Ayrıca amaçlar üzerinde etkili olup onların değiştirilmesine bile yol açabilir. Yönetsel planlama: yönetsel örgütler içinde yapılan planlamaya genellikle yönetsel planlama adı verilir. Planlama yönetimin evrensel öğeleri arasında her zaman ilk sırada bulunmaktadır. bir örgütte bir amacı gerçekleştirmek için bir plan yapılmaya başlandığında ilk olarak örgütsel yapının, görevlilerim, olanakların bu amacı Bu doküman www.mecburkalanlar.com dan indirilmiştir gerçekleştirmek için elverişli olup olmadığıdır. Planlama amaca varmak için yapılması gereken işlerin daha eyleme geçilmeden önce bir bütün olarak göz önünde diriltilmesidir. Amaçların açıkça belirtilmesi planlamanın başarısı bakımından önemlidir. Planlamanın güçlük ya da kolaylığı da işin niteliğine, yalın ya da karmaşık olmasına bağlıdır. Planlama sürecinin evreleri: 1.evre:p.sürecinin 1.aşaması geniş kapsamlı bir araştırmadır.araştırılacak konular ise şunlardır:örgüt yapısı,görevliler,araç_gereç durumu,mali olanaklar,yasal çerçeve,insan davranışları,potansiyel kaynaklar ve örgütün çevresine ilişkin araştırma..gibi 2.evre: birinci evrede elde edilen verilere dayalı olarak geleceğe ilişkin kestirimlerde bulunulmasıdır. 3.evre: kullanılacak yöntemlerin seçilmesi, yapılacak işlerin belirlenmesi 4.evre: planın hazırlanmasıdır. Burada yöneticinin zamanını iyi ayarlayıp kullanması gerekir. Planlamanın insancıl sorunları: her plan bir davranış değişikliğini öngörür. insanlar davranışlarında onların doyumlarını azaltacak bir değişikliği öngören planlara karşı belirli bir direniş gösterirler. çünkü değişikliğin insanlara yüklediği bir maliyet vardır.bu maliyetlerden kaynaklanan ceşitli direnme nedenleri ise;adalet,kişiler eski davranışlara alıştıkları için yeni davranışlara karşı gelirler alışılması güç gelir.Töreler,İnançlar.kişiler toplumsal değerlere kişisel inançlara çok bağlıdırlar.bunlara ters düşen planlara karşı direnirler.Bireyin kişisel çıkarları,ussal olmayan önerikere karşı direnme ve buyruk almayı sevmeme. 1.3)örgüt ve örgütlendirme örgüt,amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olan insancıl öğelerle maddi öğelerin tümüdür.örğüt sözcügü bir yapıyı ifade eder.kısaca ödevlerin,yetkilerin karşılıklı ilişkilerin belirlenmesi daha basit bir anlatımla iş bölümünün yapılması olarak tanımlayabileceğimiz örgütlendirme ise bir eylemdir.yani amaç kapsamı çerçevesinde düşünülmesi gereken bir eylemdir,bir süreçtir. 1.3.1)klasik örgüt kuramı ve örgütlendirme ilkeleri: klasik örgüt kuramı,20.yüzyılın başlarında verimliliği en üst düzeye çıkarmanın yollarını buradan hareketle de yönetime ve örgütlenmeye ilişkin evrensel yasaları bulmayı amaçlayan yönetim yazarlarınca geliştirilmiştir. Örgütlendirme ilkeleri: 1.nesnellik ilkesi: görev dağılımı, örgüt birimleri, görevler arasındaki ilişkiler belirlenirken işin niteliğinin kişilerden bağımsız olarak göz önünde bulundurulmasını, iş nesnel olarak bölündükten sonra, o işi yapabilecek nitelikteki kişilerin o işle görevlendirilmesini öngörür. 2.nesnellik ilkesinin doğal uzantısı olan 2.örgütlendirme ilkesi, görevlerin olabildiğince açık bir şekilde belirlenmesidir. Bu ilke gereğince görevler açık bir biçimde tanımlanmalıdır. 3.komuta birliği ilkesi: örgütlerde her görevlinin yalnızca bir üstten buyruk almasını öngörür. bu ilkeye uyulmaması durumda çıkacak olumsuzluklar yapılacak işin zamanında yapılmaması, buna bağlı olan başka işlerinde aksaması başta gelen olumsuzluklardır. 4.denetim çevresinin sınırlılığı: insanın yeteneklerinin sınırlılığından kaynaklanan bir örgütlendirme ilkesidir. Örgütlendirme yapılırken, bir kişinin denetleyebileceği kişi sayısının sınırlılığının mutlaka göz önünde tutulması gerekir. 5.uzmanlaşma_işbölümü ilkesi: iş bölümünün verimliliği arttırdığı gerçeğine dayanmaktadır. Bu doküman www.mecburkalanlar.com dan indirilmiştir 6.basitlik ilkesi: örgütlenmede düzey ve birim sayısının olabildiğince az olmasını, örgüt yapısının bu anlamda basit olmasını öngörür. 7.ayrallar ilkesi: örgüt yöneticilerinin örgüt bütününün yönetimine örgütle ilgili planlama politika belirleme gibi temel işlevlerini etkili bir biçimde yerine getirilmesine olanak vermek için öngörülmüştür. 8.ayrallar ilkesinin gerçekleştirilmesi büyük ölçüde yetkilerin aktarılması, ilkesinin aktarılmasına bağlıdır. 9.yukarıdaki ilkenin doğal bir uzantısı da sorumluluğun yetkiyle orantılı olması ilkesidir.bu ilke gereğince bir örgüt üyesi ancak kendine verilen yetkiler ölçüsünde sorumlu tutulmalıdır. 10.klasik kuramcılar,örgütlerin verimli çalışan ve amaçları gerçekleştirilmesi koşullarından biri olarak eylemciler ve destekçilerin birbirinden ayrılması ve eylemcilerin destekçilerden yararlanması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. 11.son bir örgütlenme ilkesi de örgüt yapısının gözden geçirilmesidir. 1.3.2)insan ilişkileri yaklaşımı ve örgütün doğal yönü:1930 lı yıllarda Elton Mayo ile arkadaşlarının yaptığı araştırmalar sonucunda örgütlerde insan ilişkilerinin,örgütün toplumsal ortamından kaynaklanan duygu ve düşüncelerin, tepkilerin,örgüt üyelerinin kişisel geçmişlerinin örgütsel davranış üzerinde fiziksel koşullardan daha etkili oldugu anlaşılmıştır.buna göre giderek artan davranışçı yaklaşım,yönetimde insanlara iş yaptırmak söz konusu olduğuna göre,öncelikle insan davranışlarını anlamak gerektiğini,örgüt incelemelerinde ağırlığın toplumsal psikolojik bir varlık olarak bireye ve onun örgüt amaçları doğrultusunda güdülendirilmesine verilmesi gerektiğini savunmuştur.davranışçı yaklaşımın örgüt kuramına en önemli katkısı,doğal örgüt ve demokratik önderlik gibi olguların araştırılmasını,anlaşılmasını sağlamış olmasıdır. Nedir doğal örgüt? Örgütü kuranların öngördükleri ilişkiler düzeninden sapan eylemli davranışlar bütünü olarak tanımlanabilir.her örgütün bir biçimsel yapısı vardır.bu yapı içinde kimin hangi konularda kararlar vereceği,kimin ne tür işlerle uğraşacağı,kimin kimden buyruk alacağı yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir.ancak örgütlerde örgütün amacına ulaşmak için yaptığı işler bu doğrultuda gerçekleşmez.bu biçimsel yapının yanında örgüt içinde insan ilişkilerini kararlarını etkileyen başka oluşumlarda vardır.örgüt üyeleri arasındaki yakınlıklar,iç ilişkiler güçlü içtenlikli kümeler bu kümelerin örgütün öbür üyeleriyle ilişkilerini belirleyen değerleri,davranış kuralları ve töreleri vardır. Örgütler içindeki doğal kümelerin her zaman belirgin bir amacı olmayabilir çoğunlukla bu kümelerin yasadışı amaçları vardır. Örneğin hemşerilik, din, dil, ırk, mezhep birliği gibi etmenler insanlar arasında belirli bir yakınlığın doğmasını sağlar bu yakınlaşma örgütün iç işleyişi ile ilgili olarak eylem birliğini getirir. Dolayısıyla kendi değerlerini, davranış kurallarını geliştirirler ve onları korumaya çalıştırırlar. Doğal önderle etkisi; doğal örgütle ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir konuda doğal önderler ve onların küme üyeleri ve örgüt üzerindeki etkileridir. Önderler örgütle kümenin ilişki noktasıdır. Özellikle küme_örgüt ilişkisinin gerginleştiği anlarda doğal önderler arabulucu işlevi de görebilirler. Önder küme araçlarıyla örgüt amaçları arasında bağlar kurarak, örgütte gerginliğin azalması verimin arttırılmasına katkıda bulunurlar. Bu çabaları örgütün bütünlüğü bakımından büyük önem taşır. Önderler kümenin birleşme yeridir. Eğer önder küme değerlerinin çoğunu benimsemiyorsa başarılı olamaz. Önderlerle ilgili olarak bilinmesi gereken son bir nokta da önderlerin etkisinin duruma bağlı olmasıdır. Genellikle bunalım dönemlerinde güçlü bir biçimde duyumsanır. Yöneticilerin doğal kümelere bakışı: genellikle doğal kümelere karşı olumsuz bir tutum takınırlar. Buda yönetim ile doğal kümeler arasındaki ilişkilerin daha da Bu doküman www.mecburkalanlar.com dan indirilmiştir gerginleşmesine yol açar. Örgüt yöneticilerinin yapması gereken, bu tür kümelerin önderleriyle ilişki kurarak, kümeleri örgüt amaçları doğrultusunda çaba harcamaya yöneltmektir. 1.3.3)çağdaş örgüt kuramları ve örgütlerin çevreye uyumu_esnek örgütlenme: çağdaş örgüt kuramları önceliği örgütlerin çevreyle olan ilişkilerine vermişler, örgütlerin çevreleriyle etkileşim içinde olan açık sistemler olduklarını ileri sürmüşlerdir. Gerçekten de örgütler bu çevre ile sürekli etkileşim içerisindedirler. Çevrenin etkisine açık sistemler olarak ele alan örgüt kuramcıları bu bakış açısıyla yaptıkları araştırmalar sonucunda örgütlerin içinde bulundukları çevrenin ve uğraş alanlarının türüne göre bir ucunda “mechanistic” bir ucunda “organic”örgütlerin bulunduğu bir ölçek üzerinde yer aldıklarını ileri sürmüşlerdir. buna göre 1.örgütler istikraralı, çevre koşullarına uyan, sorunların uzmanlaşma ile aşıldığı, örgüt amaçlarına bağlılık ve üstlere boyun eğmenin önemli olduğu örgütlerdir. organic örgütler ise; sürekli olarak yeni,bilinmeyen,beklenmedik sorunların çıktığı,istikrarsız çevre koşullarına uyum sağlayan,etkileşim ve iletişimin gerekli olan her düzeyde gerçekleştiği örgütlerdir. 2)yönetimde insan davranışları 2.1)davranışlarda nedensellik: günümüzde insan davranışlarının tesadüfü olduğu dolayısıyla kestirilemeyeceği görüşü kabul görmemektedir. İnsanların gösterdikleri çeşitli tepkilerin, davranışların belirli nedenleri vardır. Bu tepkilere davranışlara yol açan etmenler incelendiğinde nedensellik ilişkisi açık bir biçimde görülebilir. Davranışlarda nedensellik ilişkisi çizimsel oalarak şöyle gösterilebilir: Uyarı_durum==birey==davranış Yukarıdaki davranış modelini özelikle birey açısından biraz daha ayrıntılandırdığımızda karşımıza şöyle bir görüntü çıkmaktadır: Birey_durum____birey==davranış tutum toplumsal değerler kişilik algılama güdüler 2.1.1)Tutumlar: tutum; bir bireye atfedilen ve onun bir psikolojik obje ile ilgili bir düşünce, duygu ve davranışlarını düzenli bir biçimde oluşturan bir eğilimdir. Ancak belirli bir düşüncenin dile getirilmesi ya da belirli bir davranışa dönüşmesi durumunda bu düşünce ve davranıştan yola çıkarak belirli bir tutumun varlığından söz edebiliriz. örneğin bir yöneticinin aslarını karar verme sürecine ortak etmesinden, onların görüşlerine değer vermesinden yola çıkarak o yöneticinin astlarına karşı demokratik bir tutum takındığını söyleyebiliriz. Tutumun öğeleri ve özellikleri: tutumlar 3 öğeden oluşur: 1.Bilişsel(düşünce):”şeriatçıları özgür, demokratik bir Türkiye için tehdit olarak görüyorum” 2.duygu:”şeriatçı tehdidi güçlü bir biçimde hissediyorum, bundan korkuyorum” 3.davranış:”şeriatçı bir düzenin gelmemesi için elimden geleni yapıyorum…”gibi. Bu sıra ya da biliş, duygu, davranış treni belli koşullarda birbirini izleyebilir ancak her zman değil çünkü bu 3 öğe birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu öğeler nesnel bir biçimde karşımızda durmazlar tutumlar gibi onları da ancak sözle ifade edildiklerinde ya da davranışa dönüştüklerinde gözlemleyebiliriz doğal olarak tutumun bu öğelerinin güç düzeyleri de birbirinden farklı olabilir. Bir tutumun bilişsel öğesi güçlüyken duygusal öğesi güçsüz olabilir. Bu da aynı tutama sahip olan bireylerin farklı davranışlar sergilemesine yol açabilir. Bu doküman www.mecburkalanlar.com dan indirilmiştir Yalnızca tutumların öğeleri arasında değil bireylerin değişik tutumları arasında da genellikle tutarlılık bulunduğu görülmektedir. Bir kişinin tutumlarında, tutarlılığın sağlanmasında kültürün kültürel değerlerinde önemli bir etkisi vardır. Değerler insanların, toplumların dünyaya bakışlarını; kişiliklerini önemli ölçüde belirleyen tutumlara kaynaklık eden önemli bir etmendir. 2.1.2) Kişilik: bir insanı başkalarından ayıran bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerin bütünü biçiminde verilmektedir. Kişiliğin nasıl oluştuğunu araştıran yazarlar konuya 3 açıdan yaklaşmaktadırlar: belirleyiciler, aşamalar ile özellikler 1.kişilerin belirleyicileri; kişinin kişiliğinin belirlenmesinde rolü olan ana değişkenlerdir. Biyolojik etmenler, toplumsal etmenler ile kültürel etmenler yaygın bir biçimden incelenen belirleyicilerdir. Toplumsal etmenler yaşamımızın başında ailemizle olan yaşantımızın daha sonraki yaşantımızda önemli etkileri vardır. Örn: dindar olmayan bir ana_babanın çocuğunun dindar bir ailenin çocuğuyla kuracağı arkadaşlık onda güçlü dinsel duyguların oluşmasına yol açabilir. Kültürel etmenler, kişiliği etkileyen toplumsal_kültürel çevrenin en belirgin özelliğidir. Kültürel etmenler toplumsal dinamikleri de etkiler kimi kültürlerin insanları işbirliği anlayışına daha yatkındırlar, kimi başka kültürlerin insanlarının en güçlü özellikleri güçlü bir yarışım duygusuna sahip olmalarıdır. 2.kişiliğin oluşumunun incelenmesindeki 2.ana yaklaşım kişiliğin oluşumunun aşamalar halinde ele alınmasıdır. 3.kişiliğin oluşumunu incelemede özellikler yaklaşımının başlıca temsilcileri ise; g.albort ve r.catteldir.bu görüşe göre bireylerin kişisel yaratılış olarak adlandırılan onları başkalarından ayıran kendine özgü özellikleri vardır.yaratılış kişiden kişiye değişeceğine göre kişilikte buna bağlı olarak değişecektir.bu değişik kişililik insanbilimcilerini kültür ile kişilik arasındaki ilişkiyi araştırmaya yönelmişlerdir.kültür ile kişilik arasındaki ilişki o denli güçlüdür ki cinsel rollerin bile kültürle bağlantısı vardır.froomda kültür kişililik ilişkisini toplumsal öz yapı kavramı ile açıklamıştır. Gerek kişiliğin gerek davranışların tek açıklayıcısı kültür değildir bunun yanı sıra bireylerin psikolojik özyapılarının da kişilik ve davranış üzerinde önemli etkileri söz konusudur. Öz yapıların ortak yönü, bireyleri tahmin edilebilir biçimlerde davranmaya eğilimli hale getirmeleridir. Denetim yeri: içsel dışsal yönelim, örgütsel davranıl bakımından önemli olan özyapısal özelliklerden birisi de içsel ya da dışsal yönelimdir. Bu yönelim kişinin kendi yaşantısını etkileyebilme düzeyini ölçmektedir. Stereotipler ve önyargılar: önyargı, bazı özgül grupların üyelerine yönelik bir tutumdur. bu, kişinin başkalarını da yalnızca o gruba üye olmalarına bakarak değerlendirmesine neden olur. Önyargının bilişsel öğesi belli bir grubun üyeleriyle ilgili sahip olunan inanç ve beklentilere dayanır. Bu inançlar sıklıkla stereotipler olarak bilinen peşin hüküm verilen düşünceler kümesini oluşturur. stereotiplerin önemi gerçekte çok büyüktür ilk olarak bireyleri gerçekte olmayan tutarlılıkların olduğunu varsaymaya sürükler.2.olarak yeni toplumsal bilgilerin işlenmesi üzerinde güçlü etkiler yaratır. Aynı zamanda hem çok yaygın hem de kalıcıdırlar çok yavaş değişirler Önyargıların kökenleri değişik olabilmektedir ve esas olarak gruplar arası ilişkiler, belli kişilik özelliklerinin varlığı, yaşamın erken dönemlerinde öğrenilen deneyimlerden kaynaklanabilmektedir. 2.1.3) Algılama: bireyin çevresinde kendisiyle ilgili gördüğü bir nesnenin varlığını fark etmesidir. İnsanlar çevrelerini kendi deneyimleriyle değerlerinin oluşturduğu bir çerçeveden algılarlar. Kişisel gerçekleri nasıl görüyorlarsa ona göre davranırlar. Kendi gereksinmeleri ve istekleri en önemlidir. Davranışları kendilerini algılamalarına ve içinde bulundukları dünyaya dayanır.