Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Zehirlenmeler ZEHİRLENMELER Doç.Dr.Aytuğ ATICI Zehirlenme toksik bir maddenin vücuda zarar verecek miktarda alınması sonucu organizmada bazı belirti ve bulguların ortaya çıkmasıdır. Zehirlenme vakaları en çok çocukluk yaş grubunda görülür. Onbeş yaşın altındaki zehirlenemelerin beşte dördünü 1-4 yaş arasındaki çocuklar oluşturur. Zehirlenmelerin büyük bir kısmı kaza, daha azı ise istemli veya tedavi hatası sonucu olur. İstemli zehirlenmeler genellikle adolesan yaş grubunda görülür. Zehirlenmeye neden olan toksik madde %90'ın üzerinde tek bir maddedir. Adolesan yaş grubundaki zehirlenmeden genellikle ilaçlar, daha küçük cocuklarda ise bitkiler, ilaçlar, petrol ürünleri, korosiv maddeler ve evlerdeki diğer toksik maddeler sorumludur. Toksik maddeler, organizmaya dört yoldan alınır, 1) Gastrointestinal sistemden: İlaçlar, temizleyici ve parlatıcı maddeler, petrol ürünleri, kozmetikler, bitkiler, ağır metaller. 2) Solunum yollarından: Karbonmonoksit, aseton, metil alkol, naftalin, civa, anilin, toluen gibi buharlaşıcı maddeler. 3) Deri ve mukozalardan: Anilin boyaları, borik asit, lokal antihistaminikler ve anestetikler, organik fosfatlar deriden kolay emilirler. 4) İntramusküler ve intravenöz yol: Özellikle doz fazlalığına bağlı toksik etkiler görülür. Çocuklarda zehirlenme genellikle kaza sonucu gelişen akut bir olaydır. Kronik zehirlenme çocukluk çağında az görülür. Aniden bilinci kapanan konvülziyon geçiren, akut batın tablosu, ensefalit veya menenjit bulguları olan çocuklarda düşünülen tanılar kanıtlanamazsa zehirlenme olasılığı düşünülmeli ve öykü derinleştirilmelidir. Zehirlenmelerde Belirti ve Bulgular A- Genel belirtiler 1) Kilo kaybı: Kurşun, arsenik, tiroid ilaçları, 2) Letarji, halsizlik: Kurşun, civa, organik fosfor botulismus, nitrat, 3) İştah kaybı, 4) Hipotansiyon: Nitrit, nitrat, klorpromazin, demir tuzları, gıda zehirlenmesi 5) Hipertansiyon: Epinefrin, ergotamin, kortizon, 6) Taşikardi: Atropin, potasyum bromür, 7) Bradikardi ve düzensiz nabız: Dijital, nitritler, 8) Hipertermi; Atropin, salisilat, antihistaminik 9) Hipotermi, 10)Nefeste koku: Arsenik, organik fosfor, gazyağı. B- Deri belirtileri 1) Siyanoz: Anilin boyaları, fenasetin, nitratlar (Methemoglobinemi yaparlar), 2) Kuruluk: Atropin, antihistaminik, 3) Erozyon: Asit ve alkaliler, 4) Sarılık: Fenotiazin, sülfonamid, rifampin, 5) Kızarıklık: Karbonmonoksit, atropin, antihistaminik, 6) Döküntü: Sulfonamid, salisilat 7) Saç dökülmesi: Talyum, arsenik, 8) Ödem: Glukokortikoidler, 9) Yanık: Asit, formaldehit, 10) Solukluk: Kurşun, naftalin, 11) Tereleme: Orgnaki fosfor, civa, mantar, C- Santral sinir sistemi bulguları 1) Psikoz: Tiazid grubu diüretikler, kortikosteroid, 2) Delirium ve hallüsinasyon: Alkol, atropin, antihistaminik, salisilat, 3) Depresyon, bilinç bulanıklığı ve koma: Alkol, barbitürat, insektisit, fare zehiri, ağır metal, mantar, salisilat, 4) Kas kasılması ve konvülsiyon: Siyanür, atropin, salisilat, 5) Baş ağrısı: Nitrat, nitrit, CO, kurşun, atropin, 6) Sağırlık ve denge bozukluğu: Streptomycin, 7) Mental değişiklik: Talyum, kurşun, civa, alkol, 8) Parestezi: Kurşun, DDT, 9) Ataksi: Kurşun, organik fosfor, barbitürat D- Göz bulguları 1) Bulanık görme: Atropin, nikotin, botulismus 2) Renkli görme: Dijital, 3) Çift görme: Alkol, barbitürat, 4) Midriazis: Atropin, kokain, nikotin, 5) Myozis: Morfin, organik fosfor 6) Papilödemi: Kurşun, 7) Lakrimasyon: Organik fosfor, mantar 8) Ptozis: Botulismus, 9) Strabismus: Botulismus. E- Kulak-burun-boğaz bulguları 1) Kulak çınlaması: Salisilat, indometasin, 2) Sağırlık ve denge bozukluğu: Streptomycin, salisilat, 3) Koku alamama veya kötü koku: Krom, 4) Dişlerin dökülmesi: Civa, kurşun, organik fosfor, 5) Ağız kurulğu: Atropin, antihistaminikler, 6) Hipersalivasyon: Kurşun, mantar, organik fosfor, 7) Diş etlerinde siyah çizgiler: Kurşun, civa, 8) Stomatit: Koroziv maddeler. F- Solunum dolaşım sistemi bulguları 1) Solunumda hızlanma: Siyanür, atropin, CO, 2) Solunumda yavaşlama: CO, barbitürat, morfin, 3) Wheezing: Organik fosfor, mantar, neostigmin, 4) Aspirasyon pnömonisi. G- Gastrointestinal sistem 1) Kusma, ishal, karın ağrısı, 2) Ülser aktivasyonu, 3) Hematemez, melana: Koroziv madde, antikoagülan. H- Üriner sistem 1) Anüri, proteinüri: Ağır metaller, sulfonamidler, 2) İdrarda renk değişikliği I- Kas sinir sistemi 1) Kas zayıflığı, paralizi: Kurşun, arsenik, botulismus, 2) Kas fasikülasyonları: Organik fosfor, 3) Tremor: Fenotiazinler, kurşun. İ- Endokrin sistem 1) Libido azalması, 2) Meme dokusunda büyüme: Östrojen. Laboratuvar İncelemeleri Kan - Hemoglobin, beyaz küre, periferik yayma, trombosit sayımı - Karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri: BUN, ürik asit, kan proteinleri, kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz, elektrolitler, kan şekeri, SGOT, SGPT, bilirübin - Koagüasyon testleri: PT, PTT - Kan pH'sı, PCO 2 , PO 2 - Toksik maddelerin kan düzeylerinin ölçülmesi, salisilat, digoksin İdrar - Protein, şeker, bilirübin, renk, dansite, aminoasit, - Salisilat zehirlenmesinde idrarda Fe Cl 3 testi Özel testler Spesifik toksikoloji laboratuvarlarında toksik madde veya metabolitlerinin saptanması. Diğer yardımcı testler EEG, EMG, akciğer grafisi. Tedavi Akut zehirlenmelerde tedavi acildir ve dört ana grupta toplanır: I- Toksik madde emiliminin engellenmesi II- Toksik madde atılımının hızlandırılması III- Antidot verilmesi IV- Destekleyici tedavi I- Toksik madde emiliminin engellenmesi 1- Ağız yolu ile alınan toksik madde emiliminin engellenmesi. a) Kusturma: Özellikle ilk altı sekiz saat içinde uygulandığında ağız yolu ile alınan toksik maddelerin uzaklaştırılması için etkin bir yöntemdir. Hastanın bilinci kapalı , öğürme refleksi kaybolmuş, konvülsiyon geçiriyor veya kostik-koroziv maddeler alınmış ise kusturulmamalıdır. Kusturma için uygulanabilecek yöntemler - Mekanik yöntem: Parmak ya da sert bir cisim ile orofarenksi uyararak kusturmaktır. Çoğu kez etkili bir kusma sağlamaz. - Tuzlu su ile kusturma: Çocuklarda hipernatremi oluşturabileceği için kullanılmamalıdır. - İlaçlarla kusturma: Kusturma amacı ile en sık ipeka şurubu ve apomorfin kullanılır. 1-5 yaş arasındaki çocuklara 15 ml ipeka şurubu yarım bardak su ile içirildiğinde %95’inden fazlasında 30 dak. içinde etkin bir kusma sağlanabilir. 1 yaş altındaki çocuklarda doz 10 ml'dir. 30 dakika içinde kusmazsa aynı doz bir kez daha tekrarlanabilir. Apomorfin ise, analjezik etkisi zayıf, kusturucu etkisi fazla olan bir morfin türevidir. Subkutan 0.1 mg/kg veya 3 mg/m 2 tek doz uygulanır. Çocuk ve adolesanlarda kullanım kontrendikedir. İnatçı kusma ve letarjiye neden olabilir. b) Mide yıkama: Özofagustan mideye indirilen bir tüp aracılığı ile mide içeriğinin dışarı alınması işlemidir. Solunum yolları korunarak komadaki hastalara da uygulanabilir. İlk dört saat içinde mide yıkanmalıdır. Bilinci kapalı olan hasta önceden entübe edilmemişse, hasta konvülsiyon geçiriyor, kostik, koroziv bir madde almış veya hidrokarbonlar ile zehirlenemiş ise yıkama yapılmamalıdır. Mide yıkamasında ılık serum fizyolojik kullanılmalıdır. İyi bir yıkama için ortalama 2-4 lt sıvı kullanılmalı ve bir defada 150-200 ml'den (10-15 ml/kg) fazla verilmemelidir. c) Emilimin önlenmesi için aktif kömür verilmesi : Aktif kömür birçok kimyasal madde ve ilaçları adsorbe ederek emilimi önler. Kullanılacak miktar adolesanlarda total 50-100 gr daha küçük çocuklarda ise 30-50 gramdır ve su içinde verilmelidir. Aktif kömür toksik madde emilimini %50 önleyebilir. Zehirlenme etkisi olan madde ile birleşerek emilmeyen bir kompleks oluşturur. Koroziv asitler (nitrik asit gibi evlerde temizlik için kullanılanlar) içildiğinde bunları nötralize etmek üzere magnezi kalsine gibi antiasit ilaçlar ağızdan verilir. Koroziv alkali zehirlenmelerinde ise zayıf asitlerin (%1 lik asetik asit, sirke, askorbik asit gibi) sudaki solüsyonu içirilir. d) Katarsis: Barsağa geçmiş ancak henüz emilmemiş toksik maddenin barsak kanalından geçişinin hızlandırılması amacıyla yapılır. En uygun katartikler, sorbitol (maksimum 1 gr/kg), magnezyum sülfat (250 mg/kg) ve sodyum sitrattır (250 mg/kg). 2- Deriye bulaşan toksik maddenin emiliminin önlenmesi: Toksik madde vücudun dış yüzünde, burun ve ağız boşluklarında ise bol su ile yıkanarak uzaklaştırılmalıdır. 3) Göze bulaşan toksik maddenin giderilmesi: Göz bol su ile yıkanmalıdır. Alkali yanıklarda lokal antibiyotikler kullanılabilir. İrisin lense yapışmasını önlemek için günde birkaç kez %1 lik atropin kullanılabilir. 4) Solunum yolları ile alınan toksik maddelerde ise en uygun tedavi hastayı ortamdan uzaklaştırmak ve oksijen vermektir. 5) Rektum yolu ile toksik madde alınmış ise lavman yapılmalıdır. 6) Hayvan ısırması ve sokması ile oluşan zehirlenmelerde ise o bölge temizlenmeli, ağrı giderilmeli, turnike uygulanmalı, antiserum verilmelidir. II- Toksik madde atılımının hızlandırılması 1- Zorlu diürez: Fazla miktarda i.v sıvı verilerek diürezin arttırılmasıdır. Böbrek yolu ile atılan toksik maddeleri uzaklaştırmak için uygun bir yöntemdir. Bu yöntemin uygulanabilmesi için böbrek fonksiyonları yeterli olmalı, kalp yetmezliği bulunmamalıdır. Amaç çocuklarda normalde 1-2 ml/kg/saat olan idrar miktarını, 3-6 ml/kg/saat’e çıkarmaktır. Hastanın durumu değerlendirilerek 2000-6000 ml/m 2 /gün şeklinde i.v. sıvı verilebilir. Sıvı cinsi kan elektrolitlerine göre ayarlanır. 2- Kan değişimi: Hasta kanının, uygun verici kanı ile belli oranda değiştirilmesidir. Plasma proteinlerine yüksek oranda bağlanan, ancak dokulara bağlanmayan zehirlenmelerde uygun bir yöntemdir. 3- Periton dializi: Dializ sıvısının periton boşluğuna verilmesi ve geri alınması temeline dayanan yavaş bir yöntemdir. 4- Diğer yöntemler: Hemodializ, hemoperfüzyon ve plazmaferezdir. Hemodializ, yarı geçirgen bir zardan difüzyon yoluyla kanda bulunan toksik maddenin uzaklaştırılmasıdır. Salisilat, metanol, etilen glikol ve teofilin gibi zehirlenmelerde kullanılabilir. Hemoperfüzyon; hasta kanının venöz kateter ile vücut dışına alınarak aktif kömür veya reçine yapısındaki adsorban içeren bir maddeye pompalandıktan sonra tekrar hastaya verilmesidir. Özellikle barbitürat, salisilat, trisiklik antidepresanlar, teofilin, dijital zehirlenmelerinde etkilidir. Plazmaferez; plazmanın adsorban maddeler ile doğrudan temas etmesidir. Plazma proteinlerine sıkı bağlanmış toksinlerin uzaklaştırılmasında uygun bir yöntemdir. III-Antidot verilmesi Spesifik antidotlar belirli toksinleri çeşitli biyokimyasal yollarla zararsız hale getiren maddelerdir. Bu maddeler toksinin türü kesin olarak belirlenmedikçe kullanılmamalıdır. Tedaviden iyi sonuç almak için diğer tedavi yöntemleri ile birlikte uygulanmalıdır. Spesifik antidot kullanımı gerekli olan toksik maddeler: Zehirlenme etkileri Antidot Karbon monoksit Oksijen Siyanür Sodyum nitrit Sodyum tiyosülflat Opiatlar Naloksan Methemoglobinemi oluşturanlar Metilen mavisi Kolinerjik etkili maddeler Atropin IV- Destekleyici tedavi 1- Hastanın şiddetli ağrısı varsa morfin veya dolantin gibi analjezikler ile giderilmelidir. 2- Sıvı dengesi sağlanmalı, elektrolit bozuklukları düzeltilmelidir. 3- Hastanın asit-baz dengesi düzenlenmelidir 4- Vücut ısısı normal düzeylerde tutulmalı, yüksek ateş düşürülmelidir. 5- Konvülsiyon, koma, beyin ödemi varsa uygun tedavi yapılmalıdır. 6- Hiperaktivite, delirium varsa sedatize edilmeli 7- Hipoglisemi düzeltilmelidir 8- Hipoksi, solunum depresyonu varsa solunum yolları açık tutulmalı, oksijen verilmeli, gerekirse yapay solunum aygıtları kullanılmalıdır. 9- Dolaşım yetmezliği, akciğer ödemi, şok varsa hızla tedavi edilmelidir. 10- Akut böbrek yetmezliği gelişen hastalara peritoneal dializ veya hemodializ uygulanabilir. 11- Kardiak aritmiler hipotansiyon ve hipertansiyon uygun tedavi ile düzeltilmelidir. 12- Batın distansiyonu ve kusma için dekompresyon uygulanmalıdır. Ayrıca kaza ile zehirlenmeleri önlemek için gerek aileye, gerekse çocuğa eğitim verilmelidir. SALİSİLAT ZEHİRLENMESİ Günümüzde kullanım alanı giderek artan salisilatların fatal sonuçlanabilen zehirlenmeleri çocuklarda sık görülür. Salisilat zehirlenmesi iki şekilde olur. 1- Akut: - Yüksek doz alınması (Doz fazlalığı) - Kaza - Kasıtlı ve istemli olarak alınması 2- Kronik: - 12 saatten daha uzun süreli kullanım. Metabolik yol (karaciğerde metabolize olur ve böbrekten atılır) doyurulduğu için atılımı gecikir ve toksik bulgular ortaya çıkar. Temel patogenez; direkt olarak santral sinir sistemi ve solunum sisteminin uyarılması, "uncoupling" oksidatif fosforilasyon, krebs siklusu enzimlerinin inhibisyonu, glikoz metabolizmasının değişmesi, lipid ve amino asit metabolizmasının düzenlenmesi, homeostatik mekanizmalar ile etkileşim şeklinde özetlenebilir. Klinik Bulgular 1) Açıklanamayan solunum güçlüğü, hiperpne: Hiperpne salisilat zehirlenmesinin tipik bulgusu olup solunumun uyarılması sonucudur. 2) Antipiretiklere cevap vermeyen ateş. 3) Bulantı, kusma 4) Kulak çınlaması 5) Açıklanamayan elektrolit bozuklukları ve metabolik asidoz 6) Dezoryantasyon, koma, konvülziyon 7) Oligüri 8) Hipoprotrombinemi, trombosit fonksiyon bozukluğuna bağlı kanama 9) Akciğer ödemi, kalp yetmezliği 10) Dehidratasyon Laboratuvar Bulguları 1) Metabolik asidoz, respiratuvar alkaloz. Kan pH’sı düşer, bikarbonat azalır, 2) Hipernatremi: Deriden aşırı su kaybedilmesi sonucu oluşur. 3) Hipokalemi: Asidozla hücre dışına çıkan potasyumun renal atılımının artması sonucudur. 4) Hipoglisemi veya hiperglisemi 5) Glukozüri, ketonüri, ketonemi: 6) Protrombin zamanında uzama: Protrombin oluşumunu engeller 7) Renal fonksiyon bozukluğu: Dehidratasyon; prerenal azotemi Tanı Akut zehirlenmelerde tanı öykü, klinik ve laboratuvar bulguları ile kolayca konurken, kronik zehirlenmelerde zordur. 1- İdrarda FeCl3 testi: 2-3 ml idrar alınır, üzerine %10'luk FeCl 3 damla damla damlatılır. Patlıcan moru renk, idrarda diaseto-asetik asit veya salisilat olduğunu gösterir. Bu defa 2-3 ml idrar üzerine eşit miktarda su konur ve 15 sn. kaynatılır. FeCl 3 damlatıldığında renk kaybolursa diasetoasetik asit, değişmezse salisilattır. 2- Kanda salisilat tayini: Kolay ve ucuz bir testtir. Tek doz salisilat alınımından sonra bulunan serum salisilat düzeyine göre entoksikasyonun şiddetine karar verilebilir. 100 mg/kg terapotik dozda salisilat alan hastada kan salisilat düzeyi 20-30 mg/dl dir. Alınan doz (mg/kg) <150 Toksik bulgu beklenmez 150-300 Hafif ve orta derecede toksik bulgu 300-500 Şiddetli bulgular >500 Ölüm olabilir. Tedavi 1- İlaç alma yakınması ile gelmişse midesi yıkanır. 2) 1/3’ lük serum fizyolojik takılır 3) Asidozu fazla ise 1 mEq/kg bikarbonat sulandırılarak İ.V. verilir. 4) Hiperpreksinin önlenmesi: Hastaya önce ılık, gittikçe soğutulan su banyosu yapılır. Serebral zedelenmeyi önlemek için ateşin düşürülmesinde erken davranılmalıdır. Antipiretiklerin yararı yoktur. 5) Dehidratasyonun düzeltilmesi: Ortalama 2500-3000 ml/m 2 1/3 lük, elektrolit sonuçlarına göre gerekirse 1/4 lük mayi verilir. Hastayı hipopotasemiden korumak için mayiye 30-55 mEq/lt kadar K + eklenmesi gereklidir. 6) Asidozun düzeltilmesi: Salisilat entoksikasyonlarının pek çoğu sadece mayi ve az miktarda bikarbonatla düzelir. 7) Kuagülasyon bozukluğunun düzeltilmesi: 3mg İ.V. K vitamini yapılması yeterlidir. 8) Konvülziyonların önlenmesi: 0.25-0.35 mg/kg İ.V. diazepam verilir. Hipokalsemi varsa 0.5-1 mEq/kg %10 luk Ca glukonat İ.V. verilir. 9) Salisilatın böbrek dışı yolla kandan uzaklaştırılması: - Kan değişimi, - Hemodiyaliz, - Peritoneal dializ ile mümkündür. ORGANİK FOSFOR ZEHİRLENMESİ Organik fosfor bileşikleri günümüzde tarım alanında, konutlardaki insektler ve hayvansal parazitler, sıtma ve diğer hastalık vektörleri ile mücadelede "insektisit olarak kullanılan bir grup kimyasal bileşiklerdir. Deri, mukoza, solunum yolu ve gastrointestinal sistemden kolayca emilerek zehirlenmeye neden olurlar. Klinik Bulgular Organik fosfor bileşiklerinin toksik etkileri sinir sisteminde asetilkolinesteraz enziminin inhibisyonu ile sinapslarda ve nöromüsküler kavşakta asetilkolin birikimine bağlıdır. GIS yolu ile fazla alımlarda belirtiler 5 dk. içinde görülebilirse de genellikle ilk 12 saat içinde ortaya çıkar. En önemli bulguları şu şekilde sıralanabilir: 1) Miyozis-(Pinpoint) 2) Bradikardi 3) Aşırı sekresyon 4) Kusma, ishal dehidratasyon 5) Glob vezikale 6) (En ciddi ve en sık ölüme neden olan olaydır). Solunum güçlüğü. 7) Bilinç değişikliği: Anksiyete, huzursuzluk, baş dönmesi, uykusuzluk, arefleksi, kuvvet kaybı, kas fasikülasyonları, konvülziyon. 8) Aşırı terleme, lakrimasyon 9) Siyanoz 10) Akciğer ödemi 11) Gaita inkontinansı 12) Hallüsinasyon 13) Ateş Tanı 1) Organik fosforlu insektisit ile zehirlenme öyküsü., 2) Organik fosfor zehirlenme bulgularının olması, 3) Belirti ve bulguların atropin veya pralidoksim tedavisi ile kaybolması Tedavi A) Organik fosforlu inseksitle temas öyküsü olan asemptomatik hastalarda 1) Deri yoluyla olan zehirlenmelerde tüm vücut bol su ve sabunla yıkanmalı 2) Göze bulaşmış ise gözler en az 15 dakika serum fizyolojik ile yıkanmalı 3) Oral yolla zehirlenmelerde hasta kusturulmalı (ipka şurubu ile) veya midesi yıkanmalıdır. 4) En az 6 saat gözlem altında tutulmalıdır B) Zehirlenme öyküsü olan semptomatik hastalarda 1) Organik fosfor vücuttan uzaklaştırılmalı ve emilimi önlenmeli 2) Sekresyonlar aspire edilmeli ve hava yolu açık tutulmalı 3) Psödokolinesteraz, kan şekeri, elektrolit tetkikleri için kan alınıp İ.V sıvı takılmalı 4) Hemen atropin veya PAM (Pralidoksim) yapılmalı 5) EKG ve akciğer grafisi çekilmelidir. Atropin: Organik fosfor bileşiklerinin fizyolojik antidotudur. 1 ml=0.25 mg'lık ampulleri vardır. 0.02-0.05 mg/kg dozlarında hastanın klinik durumuna göre 5,10, 15,30 veya 60 dakika’lık aralarla İ.V. verilir. 2 yaştan küçük çocuklara 1/2 ampül, 2 yaşın üzerindekilere 1 ampül yapılır. 2 ampül atropine klinik cevap alınamamışsa hasta büyük ihtimalle fosfor entoksikasyonudur. Atropinizasyon Belirtileri: Yüzde kızarma (flashing), ağız kuruluğu taşikardi ve midriazistir. Atropinizasyon belirtilerinden sonra doz azaltılarak ve doz araları açılarak tedaviye 24 saat devam edilmelidir. PAM (Pralidoksim): 20 mg=500 mg’lık ampulleri vardır (Fosforu bağlayarak asetilkolinesterazı serbest bırakır). 25-50 mg/kg 100 ml %5 Dextroz içinde 30-45 dakikada gidecek şekilde infüze edilir. 4 saat sonra tekrarlanabilir. İlk 24 saat içinde kullanılırsa etkisi belirgindir. MANTAR ZEHİRLENMESİ Mantar zehirlenmeleri yenilen mantarın türüne göre çok çeşitli semptomlara neden olur. Türün belirlenmesi oldukça güçtür ve cins içinde toksik olan türlerin yüzdesi de değişir. Klinik Bulgular 1) Amanita phalloides ile olan zehirlenmelerde 12-24 saat sonra şiddetli bulantı, kusma, kanlı ishal olabilir. Ağrılı, hassas bir hepatomegali, oligüri ve anüri, sarılık, pulmoner ödem, konfüzyon, hipoglisemi, konvülziyon görülebilir. Mortalite %50 kadardır. 2) Muskarinik (inocybe ve clitocybe) tipte kusma, ishal, bradikardi, hipotansiyon, sekresyon artımı, miyozis, bronkospazm, aritmiler görülebilir. 3) Antikolinerjik tipte (Amanita muscarine), atropin entoksikasyonuna benzer bulgular vardır. Delirium, kusma, ishal, taşikardi midriatik pupiller, tremorlar olabilir. Mortalitesi düşüktür. Tedavi 1) N/G sonda ile irrigasyon yapılır. 2) 3000-3500 cc/m 2 1/3 lük mayi takılır, vital bulgular gözlenir. 3) K vit, 2 mg İ.V. yapılır. 4) Aldığı ve çıkardığı sıvı izlenerek gerekirse dializ yapılır 5) Muskarinik tipte 0.5-2 mg İ.V atropin, antikolinerjik tipte 0.5-2 mg fizostigmin İ.V verilebilir. KARBONMONOKSİT ZEHİRLENMESİ Organik maddelerin kısmen yanmasıyla açığa çıkan renksiz, kokusuz bir gaz olan CO, Hemoglobine olan özel ilgisi nedeniyle toksiktir. Hemoglobine oksijenden 250 kez daha fazla bağlanır; karboksi hemoglobin oluşur ve hücresel anoksiye yol açar. Klinik Bulgular Toksik etkileri sinsidir. Karboksihemoglobinin kırmızı rengi nedeniyle deride kiraz kırmızısı renkte siyanoz gözlenir. En fazla oksijen kulanan dokular SSS ve myokard olduğundan bu sistemlere ait bulgular (dispne, göğüs ağrısı, hiperpne, baş ağrısı, kusma, taşikardi, irritabilite, konfüzyon, solunum yetmezliği, bilinç kaybı) görülebilir. Tanı Öykü, fizik muayene, plazmakarboksihemoglobin düzeyi ile konur. O 2 satürasyonu azalır, PO 2 normale yakındır. Tedavi 1) Hasta derhal ortamdan uzaklaştırılmalı, 2) Maske ile %100 O 2 verilmeli. 3) Solunum deprese ise solunum cihazına bağlanarak O 2 verilmelidir.